Çinlilerden Uyarlama Göz Şeklinize Göre Karakter Analizi…

gozler[1]

 

Çin yüz okuma sanatında gözler ruhun penceresi olarak biliniyor ve her gözün kendine has özellikleri var. 35 ve 40’lı yaşlarda gözlerin şekli ve duruşu kişilerin serveti olarak görülüyor. Gözlerinizin şekilleri çocuklarınızla gelecekte nasıl kişilikte olacağını ve onlarla nasıl ilişki kuracağınızı önceden bildiriyor.

Küçük Gözler
Küçük gözler düşünce doludur ve detaycıdır. Olaylara sakin ve analitik bakmaya özen gösterirler. Düşüncelerini çabuk paylaştıkları için ya da aceleci oldukları için iyi arkadaş veya eşler olabilirler.

Hafif Çıkık Gözlüler
Kişinin gözleri hafif dışa doğru ise, istekli kişiliğe sahiptirler. Neyi sevip neyi sevmediklerini bilirler. Bazıları çok sosyal olmadıklarını düşünebilirler, ama doğru insanla karşılaşırlarsa geceden sabaha kadar konuşabilirler. Gözlerdeki çıkıklık fazlaysa kişi sosyal, iletişimi güçlü ve iyi bağlantılara sahiptir. Bu tür kişiler 35 ve 40’lı yaşlarda profesyonel yaşamlarında büyük sıçramalar yapabilirler.

Çökük Gözler
Kişinin gözleri çökük gözüküyorsa, düşüncelerini kendine saklayan, içine kapanık biridir. Bazı şeyler kendisine dezavantaj olarak dönse bile, başkalarına yardım etmekten mutlu olurlar. Detaylara üzülmezler. Ancak bu tür kişilerin düşüncelerini kendilerine saklamaları sebebiyle ne zaman yardıma ihtiyacı oldukları diğerleri tarafından bilinmez. Etrafındakiler bu kişilerin her zaman mutlu olduklarını düşünürler. Bu yüzden bu kişi herşey hakkında hatta üzülmek istemediği konularda bile endişelenir. Bunun yanı sıra bu tür kişiler bir çalışma ekibine alınabilecek kişilerdir. Sıklıkla başkası onun çalışmalarıyla başarı elde eder, bu onların profesyonel yaşamlarında sık sık başa dönmelerine neden olur

Büyük Parlak Gözler
Tüm büyük ve parlak gözler aynı değildir. Eğer kaşlar kalın, yüz hatlarını ortaya çıkaran ve belirginse, bu kişi oldukça agresif, güçlü ve 35 ila 40’lı yaşlarda terfi edebilecek karakterdedir. Buna rağmen büyük ve parlak gözler çok narin bir yüzdeyse, o zaman bu kişi açık fikirli, dürüst ve başlarına yardım etmeyi seven biridir.

Uykulu Gözler
Uykulu gözlere sahip olanlar uyanık olsalar bile uykulu gibi gözükürler. Sadece gözleri küçük değildir ancak göz kağakları uykulu bakış hissi verecek kadar birbirine yakındır. Bu tür kişiler detaylar konusunda uzmandır, hesap yapma ve parasal konularda uzmandır. Her zaman biriktireceklerdir. Bu sebeple kendi çocuklarıyla bile ilişkileri çok fazla olmayacaktır.

Üçgen Gözler
Bu tür üçgene benzer gözlere sahip kişiler hoş bakarlar ve dışa dönük kişilerdir. Ancak başkalarını rahatlıkla kızdırabilirler, diğer insanların sahip olduklarına karşı açgözlü olabilirler. Başkalarından arkadaşlarından hatta ailelerinden yararlanırlar ve fırsatları kaçırmamak için herşeyi belli etmeden takip ederler. Yanlış yollara sapabilirler, insanlara intikam dahil kötü şeyler yapabilirler.

Küçük Göz Bebeği Olan Gözler
Göz bebeği küçük beyazı büyük gözlere sahip kişiler, düşünce ve ilerleme doludur. Fikirlerle dolu olmak onları motive eder, onları ileri taşır. Ancak 35 ve 40’lı yaşlar arasında kalp hastalıkları problemi ortaya çıkabilir.

Anka Kuşu Gözleri
Gözlerin köşeleri dışarı doğru uzanıyorsa, bu kişiler mağrur ve cömert kişilerdir. Buna rağmen inatçıdırlar. Erkeklerde anka gözü gözleri yönetici ve sorumluluk alabileceklerini ve iyi bir iş yaşamına sahip olabileceklerini gösterir. Ek olarak iyi bir görünüme sahip oldukları için iyi bir evlilik yaparlar ve çocukları babalarıyla gurur duyacaktır. 35 ve 40’lı yaşlarda anka kuşu gözlü insanlar yükselecek ya da iyi bir şansa sahip olacaklardır.

Kırmızı Gözler
Bu en açık görülen göz şeklidir. Göz damarları gözün beyaz bölümünü kaplar ve kırmızı görünmesine neden olur. Bu tür kişiler kötü mizaca sahiptir. Çin’deki tıbbi terminolojide, göğsünde çok fazla ateş olduğu ve bu ateşi söndürmek için bol su ile çay içmeleri gerektiği söylenir. 30 ile 40’lı yaşlarda emniyet ya da hukukla ilgili çatışmalardan uzak durmaları gerekir.

Göz Bebeği İri Gözler
Erik gözlü olarak da adlandırılabilen gözlere sahip kişiler çocuklarıyla oldukça iyi anlaşırlar. Kızlardan daha çok erkek çocuklarla daha iyi anlaşmaya eğilimlidirler. Ek olarak 35 ile 40’lı yaşlarda ileriye dönük sıçramalar yapabilirler.

Köstebek Gözler(Çekik Gözlüler)
Bu tür kişiler çocukları için sürekli üzülecek ve kaygılanacaklar. Bu tür gözler ‘ağlayan köstebek’ olarak bilinir, başkalarına göre daha duygusal ve sempatiktirler.

Kaşları Yukarı Kalkık Gözler
Bir kişinin gözleri ile kaşları arasında boşluk çoksa, yaşamda iyi bir yaşam süreceklerine ve bu mirastan yararlanacaklarına işarettir. Ayrıca, iş yaşamlarında ve maddi konularda çok şanslı olacaklarına işarettir.

Eşinizi seçerken gözlerine bakara ruhunun derinlikleri hakkında bilgi sahibi olabilir, gelecekte nasıl bir yaşamınız olacağı hakkındaki kuşkularınızı giderebilirsiniz.

alıntı: mynet

Dr.Mehmet Öz;den Öğütler…

images0YYTPR1P
1. Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki…, şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım.
2. Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen, beddua ve küfür eden insanın kalp krizi riski ve ölüm oranı çok daha yüksek.
3. Dua etmek insanı iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var.
4. Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de “klasik” tip adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tıp yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100 inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu tür tamamlayıcı tedavilerde insanın istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade ön planda.
5. İdeal sağlık göstergesi olarak, kadınlar için ideal bel ölçüsü 82 santimdir. Eğer 93 santimi geçerseniz, sağlık riskiniz artar. Erkekler için ideal ölçü ise 88.5 santimdir. 101 santimden yukarısı sağlık riski demektir.
6. Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor.
7. Her gün aspirin içmeli. Hayatımda ilaç kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin kanı sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin, vücuttaki birçok doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor.
Sağlıklı Beslenme Dikkat Edilecek Önemli Konular
Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için.
Sarımsak müthiş bir bitki… Vücudu koruyan hücreleri destekliyor,tansiyonu düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün birkaç diş sarımsak yenmeli.
Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye. Türkiye`de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir bitki.
Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz.
Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli antioksidan, etteki zararlı Omega 6`ları yararlı hale dönüştürüyor.
Kayısı çok yararlı ancak günde bir avuçtan fazla yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli.
Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için daha az tüketilmeli.
Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum.
Artık sütün de `Sağlıklı olanı” çok zor bulunuyor. Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve saflığını yok ediyor.
Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35 yaşın üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli.
Balık hariç, kırmızı etle beyaz et aynı. Çünkü hem danaya, hem de tavuğa yüksek dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi yenebilir. Fark etmez!
Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan ekmek… Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin.
Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük.
Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok. İdeal kilodan daha düşük kilolu olan insanlar uzun ömürlü oluyor. İdeal rejimler haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur, dikkat!.

Kaçırmayın… Hangi hastalığa hangi yiyecek…

images[3]

Çigong ile bağlantılı olarak geleneksel Çin beslenmesinde yiyecekler enerji ve titreşim olarak görülüyor. Çigong’a göre belli hastalıklarda kullanılması önerilen yiyecekler ise şöyle tanımlanıyor:

Kanamayı durdurma: Kara mantar, kestane, tavuk yumurtası kabuğu, ıspanak, sirke

Mide asidini azaltma: Tavuk yumurtası kabuğu, mürekkep balığı kemiği

Terlemeyi durdurma: İstiridye kabuğu, şeftali

Zehirleri atma: Muz, kiraz tohumu, hıyar, incir, bal, tuz, susam yağı, sirke

Kan durgunluğunu giderme: Kahverengi şeker, yengeç, safran, sirke

Balgam sökme: Tuzlu su istiridyesi, armut, turp, deniz yosunu

Kızamık yayılmasıyla başa çıkma: Kiraz tohumu, kişniş, ayçiçeği tohumu

İştah arttırma: Yeşil ve kırmızı biber, jambon

Bağırsak devinimlerini teşvik etme: Ketenotu tohumu, susam yağı

Terlemeyi teşvik etme: Kişniş, zencefil, yeşil soğan, biberiye

Kuruluğu giderme: Tavuk yumurtası, bal, anne sütü, armut, susam yağı, ıspanak, şeker kamışı, sarı soya fasülyesi

Bağırsakları nemlendirme: Süt, muz, şeftali, soya yağı, ceviz, karpuz

Kan dolaşımını teşvik etme: Kahverengi şeker, kestane, şeftali, safran, fesleğen, şarap

Sindirimi canlandırma: Elma, kişniş, jinseng, yeşil ve kırmızı biber, şerbetçiotu, ananas, erik, turp ve yaprakları, fesleğen, domates

Süt salgılanmasını teşvik etme: Sazan balığı, marul

Ateş düşürme: Kavun, kestane

Astımı hafifletme: Acı kayısı tohumu

Öksürüğü kesme: Tatlı ve acı kayısı tohumu, portakal, mandalina, kekik

İshali giderme: Ayçiçeği tohumu

Kan yetersizliğini giderme: Sığır eti, anne sütü, istiridye, ıspanak

Sarhoşluğu giderme: elma, jinseng, çilek

http://www.derki.com/sifacilik/item/573-hakan-onumla-agac-durusu

Kalk Kendin Al Suyu…

10590562_1623825557849295_5405256568880607740_n[1]

Parçalı Güneş Tutulması İstanbul- 20 Mart 2015

10614293_858500590855451_2845100693439020470_n[2]

Lütfen üşenmeden Bir Kezde Olsa Okuyalım… Eşlerimizi Anlayalım..

11024787_860199207376773_327351413539561202_n[1]
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. “Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir” diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.
Alaycı bir ses tonuyla:

Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
– Hayır çikolata parası lazım!

Bülent’in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.

– Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
– Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

– Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
– Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
– Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
– Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.
– Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
– O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.

Adamın söyledikleri Bülent’in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.
Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. “Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu” diye düşündü.

– Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi? Bülent’in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
– Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
– Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
– Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
– Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
– Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
– Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
– Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
– Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
– Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
– Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
– Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
– Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.
– Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
– Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

– Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?
– Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

– Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
– Küçük kızı severek.
– Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
– Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin
.
– Nasıl yani ?
– Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
– Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır “babacığım beni ne kadar seviyorsun?” diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda “Baba güzel olmuş muyum?” diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. “Harikasın prenses gibi olmuşsun” demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

– İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona “bebeğim” diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. “Bebeğim bana bir çay yapar mısın?” dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz…

– Hiç kavga etmezmisiniz siz?

– Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

– Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

– Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

– Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

– Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.

– Haklısın da ben de bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.

– Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.
– Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur…

– Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
– Sizi tanıdığıma çok memnun oldum. Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

– Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.

– Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi. smile ifade simgesi
İnci hiç konuşmadı.
– Sorsana “niye” diye.
İnci kızgın kızgın:
– Niye? diye sordu.
– Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı….

– Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

– Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. “bak senin sevdiğin meyveleri aldım” Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın….

– Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
– Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.
– Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
– Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.
Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü…

OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIR MISINIZ..

Hayat birlikte güzeldir …

10458368_860229150707112_8602272084826159849_n[1]

 

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti.
Şöför : Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi dedi.

Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir hava subayı idi. Bundan birkaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçegi öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.

Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasina yük oldugunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık,karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.

Bütün gün düşündü koca nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karsına konuyu açtı.

Karısı dehşetle gözlerini açtı. Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.

Kocası ona destek olacağını her sabah işe onu kendisinin bırakacağını ve akşam alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları alıyordu fedakar koca.

Günler böyle ilerledi karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu , kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti. Akşam karısına: Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi,. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası israr edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu .

Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.

Günler günleri kovaladı hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför :
– Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.

Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden , diye sordu .

Soför, – Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir hava subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor , dedi .

” Hayat birlikte güzeldir …

Meleklerle Nasıl İletişim Kurabiliriz ve Nasıl Yardım Talep Edebiliriz ?

713[1]
Meleklerimizin varlıgı Bizi gerçekten her anlamda destekleyen Meleklerimiz var. Her konuda ve her an onları çağırıp dileklerimizi, isteklerimizi, kaygılarımızı onlara… söyleyip yardım isteyebiliriz. Bizler yardım istemeden onlar bizler için hiçbir şey yapamazlar. Yaradanın insanlara bahşettiği bir özgür irade kavramı var, yani biz istemedikçe hiç kimse hiçbirşey bize müdahele edemez. Meleklerimizde bizden çağrı beklerler ve bu çağrı geldiğinde (yardım istiyorum dediğinizde) hemen bizler için çalışmaya başlarlar… Meleklerimizle iletişim kurarken ilk adım ne olmalı? Meleklerimizle iletişim kurarken ilk adımızı Koruyucu Melegimize iletişim kurmaktır. Koruyucu melegimizle iletişim kurmak icin ise Buyuk BasMeleklerden yardım istebiliriz.
Başmeleklerin birçok görevi vardır. Bunlardan biri de bizlere yol gosterme ve isteklerimize ulasmada yardımcı olmaktır. Bu yuzden eger koruyucu Meleğimiz ile iletişim kurmak istiyorsak Başmelekler bu konuda da bize yardımcı olacaklardır.   Günlük hayatımızda karşılaştığımız zorluklarda meleklerden nasıl yardım alabiliriz? Meleklere her konuda danışabiliriz. Yapacağımız iş anlaşmasının tüm detaylarını ya da o gün ne giyeceğimize kadar aklınıza gelebilecek her konuda destek isteyebiliriz. Toplantılarda guzel fikirler, sınavlarda yanımızda olmalarını ve basarı elde etmemiz icin bize yardımcı olmalarını isteyebiliriz. Güç, güven, huzur, sevgi, cesaret vermelerini isteyebiliriz. Konu ne olursa olsun fark etmez yaşamımızın her alanında meleklere danışabiliriz. Burada önemli olan ve mutlaka yapmamiz gereken: soruyu sorduktan ya da ihtiyacımız olan desteği talep ettikten sonra cevabın ve çözümün geleceğiniden emin olmak ve buna rahatlikla inanmaktır. Gelen cevabı zihnimizle sorgulamamak ve en önemlisi cevap bizim duymak istediğimizden farklı bile olsa kabul etmek ve hayata geçirmektir. Meleklerle tam olarak nasıl iletişim kuruyorum?   Meleklerle herkes iletişim kurabilir. Melekler bize yardım için, yaşamımızı daha kolay ve guzel ve keyifli hale getirmek için her an hazırdırlar.
Tek şart var: Özgür irademizle bu desteği onlardan talep etmek. Çünkü asla biz istemeden bize müdahale etmezler. Yani ilk önce onlardan gelen bilgiyi ve desteği alıp kabul etmeyi istemek gerekiyor. Sonrasında meleklerle iletişim kurmanın her kişiye özel çeşitli yolları var. Benim iletişim şeklim ağırlıklı olarak rüyalarla, zihnime akan düşünceler yoluyla ve sezgisel olarak yani bedenimde hissettiğim hisler yoluyla’dir. Seanslar ve kart acma sırasında tüm duyularım tamamen açılıyor ve bilgi akışını ( fiziksel ve ruhsal ) hissederek , insanlara gelen rehberliği mesajları aktarıyorum.
Meleklerle iletisim kurmak istedigimizde neler söylememiz gerekiyor?
Meleklerle iletişim kurmak istediğimizde ve onlardan yardım talep etmek istediğimizde ilk önce onların enerjisi kullanmak icin hem Rabbimizden hemde kendilerinden izin istememiz gerekiyor. Ve isimden once mutlaka Melek kelimesini kullanmamiz gerekiyor, Örnek: – Allahım senden ve sevgili Meleklerimizden onların enerjisini kullanmak icin izin istiyorum, Teşekkür ederim. Daha sonra kullanacağimiz cümlelere herzaman Sevgili Melek ( iletisim kurmak istediginiz Melegin ismi…) veya Sevgili Meleklerim..diye devam ediyoruz. – Sevgili Melek Mikail bugünümün korkusuz endişesiz huzurlu ve mutlu gecmesi icin bana yardimci olurmusun lutfen. Senin sevgine yardimina ve ışıgına ihtiyacim var. Hep yanimda olurmusun lütfen..Teşekkür ederim…. – Sevgili Melek Cebrail, kendime olan özgüvenimin artması icin bana yardımcı olurmusun lütfen. Arzuladıgım su…( dilek soyleniyor ) gercekleşmesi icin bana yardımcı olurmusun ve bana yol gösteririmisin lütfen. Teşekkür ederim…vs vs.   Meleklerin bizi duyduklarindan ve yanimizdan olduklarindan nasıl emin olabiliriz?   Meleklerimizden iletişim kurduğumuzda ve onlardan yardım talep ettigimizde onlardan bizi duyduklarına ve yanımızda olduklarına dahil işaret isteyebiliriz. Işaretlerin şekli şöyledir: – vücüdunuzda enerji akışı hissedeceksinizdir, mesela ellerde karıncalanma.. – burnunuza aniden güzel bir koku gelecektir – gözünüz beklenmedik bir anda veya herhangi yerde iletişim kurdugunuz Meleğin rengine takılacaktır. – Yine beklenmedik bir yerde kar beyaz kücük tüy veya tüyler göreceksin…….
kaaynak: Suna Tamay

Erkekler İçin Açılması Gereken Kurslar…

10003180_860208170709210_5415594754542136457_n[1]

Şişşt Bayanlar siz ne dersiniz? smile ifade simgesi
1. Buz kalıbına nasıl su doldurulur? (Adım adım slaytla açıklama)
2. Tuvalet kağıdı rulosu takıldığı yerde kendini yeniler mi? (Yuvarlak masa tartışması)
3. Klozet kapağını kaldırıp duvara ve su borusuna sıçratmadan işemek mümkün mü? (Grup çalışması)
4. Kirli sepetiyle yerdeki halı/döşeme arasındaki temel farklar (Resim ve grafiklerle açıklama)
5. Tabak-çanak, yemekten sonra kendi kendine lavaboya veya bulaşık makinesine uçarak gidebilir mi? (Video ile açıklama)
6. Kimlik kaybı: Uzaktan kumandayı bir parçanız olmaktan kurtarmak. (Destek hattı ve yardımlaşma grupları)
7. Aranan şeyleri bulmayı öğrenmek, höykürerek evin altını üstüne getirmek yerine doğru yere bakarak başlamayı öğrenmek. (Açık forum)
8. Eşinize çiçek getirmek sağlınıza zararlı değildir. (Grafik ve ses kaydıyla açıklama)
9. Normal insanlar kaybolduklarında yolu sorarlar.. (Gerçek yaşam itirafları)
10. Kadın park etmeye çalışırken sessizce oturmak genetik açıdan imkânsız mı? (Araba kullanma simülasyonu)
11. Hayat dersleri: Anne ve eş arasındaki temel farklar. (Sınıfta canlandırma)
12. Nasıl ideal bir ‘alışveriş arkadaşı’ olunur? (Gevşeme, nefes egzersizleri, meditasyon ve nefes alma teknikleri)
13. Bunamayla nasıl savaşılır? Doğum günleri, yıl dönümleri ve diğer önemli günler unutulduğunda nasıl özür dilenir? (Beyin şoku ve gerekirse operasyon

Toplu Taşıma…

10444008_860210280708999_1644041480752536878_n[1]

İsminizin Japonca Söylenişini Bulun…

10306225_872299996126467_1120587326241629653_n[1]

Buna Karı Bulun…

10422929_991608954197787_7982506015291454063_n[1]

Mükemmel Bir Yazı Zenginlik Nedir?

21997_859942104069150_8100932781013417765_n[3]

Zenginlik;

Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.
Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.
Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.
küçük ve büyük tuvaletini rahat bir şekilde yapabilmektir
Saçının okşanmasıdır.

Ağlayabilmektir.
Gülebilmektir.
Özleyebilmektir.
Özleyecek birisinin olmasıdır.

Güneşin sıcaklığını hissedebilmektir
Yağmurda ıslanabilmektir.

Evde bir ses olmasıdır.
Sevinebilmektir.
Yürüyebilmektir.

Derin bir nefes alabilmektir.

Aranabilmektir.
Telefonunun çalmasıdır.

Kolundaki saatin geleceği göstermesidir.
Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.

Güzel günleri bekleyebilmektir.

Bazen bir tabak makarnadır.
Yerken bunun tadına varabilmektir.
Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.

Kendine inanabilmektir.
Özgüvendir.

Espri yapabilecek ruh haline sahip olabilmektir.

Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin her şeydir.

Fakirlikse ;
Bir kez tanıyıp,
Sonra yokluğunu öğrenmektir.

Mutlaka Okuyun… Eliniz Zaten Paylaşa Gidecek…

10300264_859943307402363_7467560352987861001_n[1]

 

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik.

Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz.
Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.

– Üstü kalsın kardeşim” dedim.

Döndü bana doğru:

– Vaktin var mı ağabey ?” dedi.

– Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)

Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var.
Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

– Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”

– “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”

– Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”

Döndü bana, attı kolunu arkaya:

– “Vaktin var mı ağabey?”

– “Var.”

– Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:

– “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.”

“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.”

“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.

– “Ne anlatırdı baban ?”

– “Hayatta nasıl başarılı olunur ?”

” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”

– Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik.

Annem kızardı,”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık.

O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü.

Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”

– “Ne bıraktı?”

– “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…

“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…”

“Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.”

“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.”

“Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

– “Asıl mirası bizim baba bırakmış.”

“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.”

Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:

– “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”

– Nedir bomban ?”

– Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.

Ahmet Şerif İzgören

Kadınlar Ne İster?

11046355_991609304197752_1850324230389775577_n[1]