Bugün Ay Boğa Burcunda

10390403_751084674986592_8272665841128599558_n[2]

Beslenme: Boğa günleri tuz kalitesinde günlerdir. Özellikle tuz tüketmemesi gereken kişiler bu günlerde daha dikkatli olmalıdır. Yüksek tansiyonu olanlar Ay Toprak grubundayken tuzdan uzak durmalıdır. Alacakları az miktarda tuz bile bedende önemli etkilerde bulunacaktır. Bugünlerde yemek keyfi artar bu da porsiyonların büyümesine sebep olur. Ay küçülen faza geçtiği için kilo alma riskinden uzaksınız, ancak açılan iştah kilo vermenize engel olabilir. Ayrıca Ay toprak burcundayken kök bitkileri tüketmek çok yararlıdır ( patates, havuç, kereviz gibi).

Sağlık: Boğazınızı, boynunuzu ve solunum yollarınızı üşütmemek için Boğa ekstra korunmalısınız. Diş çekmek ya da diş ve çene operasyonlarından mecbur olmadıkça uzak durmak gerekir. Aynı kural bademcikler, ses telleri, boğaz bölgesi için de geçerlidir. Boynunuzu muhakkak bir atkı ya da şal ile korumaya alın, yoksa kolaylıkla tutulabilir. Gürültüye karşı daha hassas olduğumuz günlerdir. Kulakları özellikle kış Boğa günlerinde soğuktan korunmalı. Boyun kaslarımızı desteklemek ve rahatlatmak için boyun masajı yaptırmak ve basit boyun egzersizleri yapmak çok yararlı olur.

Bitkilerimiz: Özellikle büyüyen Ay evresinde kök bitkileri toplamak gerekir. Bitkilerin topraklarını havalandırabilir, toprak ilave edebilirsiniz.

Ev işleri: Ay Boğa burcundayken temizlik ve ev işleri için pek uygun değildir. Bu günlerde ancak konserve hazırlayabilir, patates, soğan gibi kök sebzelerinizi depolayabilirsiniz.

Günlük İlişkiler: Boğa günlerinde daha çok huzur ve uyum hâkimdir. İlişkilerde ve birlikteliklerde gelecek planları yapmak için uygun dönemdir. Ay’ın Boğa burcunda olduğu günler evlilik için en idealdir. İlişkilerde şehvet güçlü konumdadır.
Ayrıca Ay Boğa’dayken sevdiğiniz insanlara yakın olmak isteyebilirsiniz. Aile içinde hoş akşam sohbetleri için uygundur.

Doğa ile iç içe olmak için güzel günler. Ancak kendinizi soğuktan korumayı unutmayın. Hobilerinizle daha yakından ilgilenmek iyi gelecektir. Günlük hareketten uzaklaşmak için küçük fırsatlardan bile yararlanmak, sessiz ortamlarda bulunmak dinginliğinizi artırabilir.

Bütçe planlama ve parasal işlerle ilgilenmek için çok uygun olduğundan, gerek iş hayatınızda gerekse özel hayatınızda bu konulara zaman ayırmanız çok mantıklı olacaktır.

Ay Taktikleri
Meral topdemir

Yatakta Çok İyi Olduğunu Duydum…

10995749_992181154140567_2348748432878443825_n[1]

SİĞİLLERİNİZDEN İÇİLEBİLİR ELMA SİRKESİ İLE KURTULUNUZ!..

1509884_10153192478311052_3387007371286156175_n[1]

Küçük siğiller Deride asılı küçük yumuşak balon gibi görünen iyi huylu siğiller Zararsız olsa da, çoğumuzun özellikle boyun ve tatsız yerlerinde görünür, bunları kaldırmak istiyorsanız,

Malzemeler;
1) İçilebilir Elma Sirkesi
2) Yara Bantı
3) Damlalık

Yapılışı:
Yara bantını açınız, içindeki bezin üstüne damlalıkla içilebilir elma sirkesi dökerek ıslatın, SİĞİLLERİNİZİN üstüne yapıştırın. En az 9 gün tazeleyin.

Not: Doktorunuza danışınız, muayene olunuz. Ciddi bir hastalık olmadığından emin olunuz. Ameliyat tavsiye edilmiyor.

İçilebilir Elma Sirkesini: marankialisveris.com veya 0212.533.01.33 ten sipariş verebilirsiniz.

Amerikalı Yerlileri tarafından binlerce yıldır Kanı Durdurmak İçin ilk yardım malzemesi olarak kullanılıyor.

11077853_10153193633231052_3065074471283218720_n[1]

İster inanın ister inanmayın, kırmızı biber mutfağınızda olmasa bile, herkesin ecza dolabında olması gereken bir bitkidir. Kırmızı acı biber ilk yardım kitinizin bir parçası olmalıdır. Araştırmalar ayrıca acı biberin kalp krizi, soğuk algınlığı ve kanamaların önlenmesi gibi tıbbi faydalara sahip olduğunu göstermiştir.

Dış kanamalar için Acı Kırmızı Toz-Kuru Biber veya Arnavut Biberi Nasıl Kullanılır:
Biraz acı biber tozu alın ve kanayan kesilmiş yere doğrudan koyunuz, kanamanın 10-15 saniye içinde durduğunu göreceksiniz. Büyük kesikler için acil doktora gidiniz,

. Kan basıncını ve pıhtılaşmayı çabuklaştıracak için, Ilık bir bardak su içinde 1 çay kaşığı kırmızı biber tozu koyup karıştırıp içiniz. Hem dezenfekte için hemde pıhtılaşmayı hızlandırmak için denenmiştir.

Dr Richard Schulze insan hayati için gerekli olan bitkilerin en başında Acı Biber geldiğini ilan etti. Hiç bir Bitki acı biber kadar güçlü değildir dedi.

Not: bazı hastalıklardan dolayı kan pıhtılaşması olmayabilir siz doktora gitmeyi ihmal etmeyiniz. Tavsiyelerimiz ilaç değildir. Kurumumuzda hastane hizmeti. Verilmez.

Çeviri: Ahmet Maranki ve KOBİK Ekip.

Kaynaklar: Doğal Ve Günlük Beslenme Haberleri

Kendinize en fazla güvendiğiniz an ayvayı yiyeceğiniz andır…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Kendinize en fazla güvendiğiniz an ayvayı yiyeceğiniz andır…

Çıktığınız yerden o kadar hızlı inersiniz ki  aşağılarda  toz toprak içinde bulursunuz kendinizi…

O yüzden siz siz olun gereksiz böbürlenmeyin. Sonra dersi çok ağır gelir…

Anette İnselberg

Feng Fu Noktasına Buz Küpü Koyun Ve Neler Olacak Görün…

11070007_10153189128911052_1236183682663171044_n[1]

 

Evet, bu noktaya bir buz küpünü koy ve birkaç dakika da beklet. Bu basınç noktası boyun üstündeki sadece kafatası kapağının altında sırt tarafındaki kafatasının dibinde bulunuyor. Düzenli üzerine buz koyarsanız, bu vücudunuzun gençleşmesini tetikler. Hastalığınızı unutacak, kendinizi daha enerjik ve mutlu hissedeceksiniz.

Midenizin üstüne yatın ve Feng Fu noktasına buz küpü koyup 20 dakika orada bırakın. Ayrıca yolda iseniz bunu bir bandaj yardımıyla sabitleyiniz.

Yatmadan önce bir kez daha, sonra bir sabah aç karnına bir kez bunu yapınız, Ne işe yaradığını göreceksiniz!

Bu sizin uyku kalitenizi artırır
Bu sizin ruh halinizi iyileştirir.
Bu sizin bağırsaklarınızın düzenlenmesine yardımcı olur.
Bu soğuk algınlığını rahatlatır.
Bu diş ve baş ağrıları giderir.
Bu akciğer ve kalp damar hastalıkları hafifletmeye yardımcı olabilir.
Tiroid sorunları yardımcı olabilir.
Bu PMS rahatlatıcı olabilir.
Bu ruh sağlığınızı geliştirmek için olabilir.

Çeviri: Ahmet MARANKİ ve KOBİK Ekip

Maymun bile ağaçtan düşer…

images[5]

Japon atasözünde de dendiği gibi: Saru mo kikara uchi ru maymunlar bile ağaçtan düşer…

O yüzden bir başarısızlık durumunda hayalkırıklığına kapılıp oturup ağlamaktansa, kendimizle yüzleşmek  ve  sebebleri bulmak  atılması gereken ilk adımdır…

Arkasından daha iyiye ve daha güzele gidecek şekilde çalışmalı çabalamalı, yolumuza devam etmeliyiz…

Güçlü ve kendimize güvenli olmalıyız…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

HİÇBİR ZAMAN GÜLÜMSEMEKTEN VAZGEÇME !

1017744_902564903139087_6234591010290072093_n[1]

Gülümseme Yaşamın En Önemli Temel Sırrıdır…

1. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.

3. Sen istediğinde sana âşık olmaması, sana âşık olmadığı anlamına gelmez.

4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir.

6. Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin…

7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasını.

8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığıda minnettar olman için istedi.

10. “Bitti” diye üzülme, “yaşandı” diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güvenecegine daha fazla dikkat etmektir.

12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.

13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
Alıntı

ÇÖP KAMYONU KANUNU

images[1]

Kadın taksiye binmiş ve havalimanına gitmek istediğini söylemişti.

Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola önlerine çıktı. Şoförü çarpmamak için sert şekilde frene bastı.

Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu.

Siyah arabanın sürücüsü camdan başını çıkarıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ise gayet sakin ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.

Kadın bütün bu olanları şokunu yaşarken taksi şoförünün tavrına daha da şaşırmıştı.

‘Neden böyle davrandınız.’ diye sordu kadın, ‘Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastanelik edecekti.’

Taksi şoförü gülümsemeye devam ederek Çöp Kamyonu Kanunu dedi. Kadın, ‘Çöp Kamyonu Kanunu nedir?’ diye sordu anlamamıştı.

Şoför açıkladı pek çok insan çöp kamyonu gibidir.

Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlığı öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktiriyorlar ancak doldukça çöpleri bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar. Bu bazen ben bazen de siz olabilirsiniz. Kişisel algılamayın sadece gülümseyin onlar için iyi şeyleri temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize evinize taşımayın veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

Başarılı ve mutlu insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla size iyi davranan insanları sevin iyi davranmayanlar için iyi temennilerde bulunun

Hayat %10 onunla ne yaptığınız, %90 onu nasıl alıp karşıladığınızdır.

Soyunma Şekline Göre Karakter Analizi…

10593134_434327546708794_4101460275184666555_n[1]

 

ABD’li psikoterapi uzmanı ve yazar Dr. Jane Greer, “Birisinin giysilerini nasıl çıkardığı ve onlarla ne yaptığı da kişiliğini anlatır” tezini savunuyor.

Amerikalı psikoterapi uzmanı Dr. Jane Greer, soyunma biçimiyle insanın kişiliği arasında çok güçlü bir bağ bulunduğunu belirtti. Dr. Greer, insanların “altı ayrı biçimde” elbise çıkardıklarını belirterek şunları söyledi:

Gelişigüzel soyunanlar: Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rastgele evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı birisiniz. Hayatı bir parti gibi görüyorsunuz. Düşüncelerinizde rahat ve açık fikirlisiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ise hiç umurunuzda değil. (Zaten muhtemelen ardınızdan bunları toplayacak biri vardır. Yoksa sıkar biraz bu kadar dağınıklık. Bu tip insanların beraberlik ya da evlilik hayatlarında mutlaka çorap kavgası olur.)

Titiz soyunanlar: Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere koyuyorsanız ciddi birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz. Rutinliği seviyorsunuz. Hayattaki problemlerin üstesinden gelmenin en iyi yolunun onlardan uzak olmak gerektiğine inanıyorsunuz. (Bunlar kirlileri ayırdıktan sonra ceketleri hemen havalandırmaya götürür, asılacak bir şey varsa da asarlar. Zaten çoğu şeyi de kirliye atarlar. Aman ütülendikten sonra bir şeyi yanlış yere koymayın, kıyamet kopar.)

İlk ayakkabı ve çorapları çıkaranlar: Mükemmeliyetçi, utangaç ve yoğun birisiniz.Birarar vermeden önce iyice düşünürsünüz. Güvenilir birisiniz. Nelere ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini iyi biliyorsunuz. Üzerinize düşenleri methodik bir biçimde büyük konsantrasyonla çözümlüyorsunuz.

Yavaş soyunanlar: Eğer tişörtünüzü çıkardıktan sonra pantolonunuzu on dakika sonra çıkaranlardansanız, Mesit Yılmaz gibisiniz demektir. Kendine güvenen, entelektüel, derin düşünen ve fazla zorluk çıkartılmasını istemeyen birisiniz. Ayrıca kendinize fazla zaman ayırmayı ve dolayısı ile yalnızlığı seviyorsunuz. (Hayatınızdaki kişi böyle biri ise çamaşır makinesini kurmak için asla onu beklememelisiniz. Ayrıca soyunduğu gibi giyiniyorsa yorum yok!)

Hızlı soyunanlar: Eğer kıyafetlerinizi olabildiğince çabuk çıkaranlardansanız başkalarına önem veren birisiniz. Diğer insanların sizden beklentileri çok önemli. Kendi ihtiyaçlarınız açısından da endişelisiniz. Çoğunlukla işi gücü bol olan ve aile düşkünü birisiniz. (En idealler… Şipşak soyunur ve rahatlarlar.)

İlk mücevherler çıkıyorsa: Eğer ilk olarak mücevherlerinizi, aksesuarlarınızı ve hatta saatinizi çıkarıyorsanız sıcak, düşünceli, duygusal, hassas ve romantik birisiniz. (Saatinizi çıkartarak evde zaman mevhumunuzun olmadığını göstererek karşınızdakini çok mutlu ediyorsunuz bir kere. Ama lütfen alyansınızı orada burada bırakmayın. Başkasının evinde soyunmaya da hiç kalkmayın.)

Her seferinde farklı iseniz: Şüpheci ve ilginç biri olduğunuzu söyleyebiliriz. Risk almayı ve macerayı seversiniz. O günkü tutumunuza göre ne yapacağınız değişir. (Ayrıca bunu bir sisteme oturtun artık. Ne o öyle her seferinde sizi takip etmek zorunda mıyız. Sonra “en sevdiğim bilmemnem nerdeeeee?” diye bağırmayı biliyorsunuz. Ne bilelim nerede…)

Bir de eve girip soyunmadan, bütün gün dolaştığı o kıyafetle ortada dolanan tipler vardır ki işte onlardan uzak durun. Okuldan gelmiş çocuğunuza soyunmayı öğretmek gibi ona da bunun önemini ve yararını gerekir. Hatta banyoya sokup yıkamanız da söz konusu olabilir. Neyse ki tuvaletlerini kendileri yapabilir…
Kaynak : Hürriyet

Cin bir an duraksar ve gülümseyerek şöyle der: -“Zaten sizde olan bir gücü size veremem ki!” der…

images[3]
… Adamın biri ormanda yürüyüşe çıkar. Farkında olarak adım adım ilerlerken yerde parlayan sihirli lambayı bulur ve ovalamaya başlar.
Kısa bir süre sonra içinden kocaman bir cin belirir ve adama, üç dilek hakkı olduğunu söyler. Adamda Alaaddin’in sihirli lambası hikayesini çok okumuştur, dinlemiş ve dilek dilemenin püf noktalarını iyi bildiğinden ve cine şöyle der:
– “Hayatta her istediğimi yapabilme, düşündüğüm her şeyi gerçekleştirebilme gücü istiyorum ve bu gücün hiç bitmemesini istiyorum.”
Cin bir an duraksar ve gülümseyerek şöyle der:
  -“Zaten sizde olan bir gücü size veremem ki!” der…
“Başka bir dileğiniz var mı?” diye sorar…

Külkedisi: Çok Doğru Bir Psikoloji Testi

Aşağıda ilginç bir kokoloji testi yer alıyor.

Bilindiği üzere kokoloji, “psikoloji” temel alınarak hazırlanan bir tür kendini keşfetme oyunu…

 


Buradaki soru ise dünyanın en ünlü masallarından biri olan Külkedisi ile ilgili.

Masalı hatırlamaya çalışın. Masaldaki unutulmayacak sahneler arasında sizi en fazla etkileyen hangisidir?

1- Üvey annesi ve kardeşlerinin külkedisine işkence ettiği kısımlar.

2- Perinin külkedisini güzel bir prensese çevirdiği sahne.

3- Külkedisinin saat 12’yi vurduğunda balodan kaçış sahnesi.

4- Prensin camdan ayakkabıyı külkedisinin ayağına giydirdiği sahne.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.


Çözümleme

Tüm olaylara daha yakından bakıldığında seçtiğiniz sahne, sizin kişiliğinizdeki en zayıf noktayı ya da en büyük kusuru gösterir.

1- Üvey annesinin elinden eziyet çeken külkedisi:

Bu sahne acıma duygusu uyandırır, ancak acımanın altında büyüklük ve gurur duyguları vardır. Bu sahneyi, kendinizi birisinden üstün görmenizi sağladığı için hatırlıyorsunuz. Başkalarına şefkatli ve acıyan gözlerle yukarılardan bakmak iyi bir özelliktir ama onlara daima tepeden bakmayı alışkanlık haline getirmeyin.

2- Peri tarafından prensese çevrilen külkedisi:

Sihirli değneğin bir hareketi külkedisini güzel bir prensese çevirir ve dünyasını değiştirir. Ama gerçek dünyada işler hiç de bu kadar kolay değildir. Sizin en büyük hatanız gerçek hayattaki sorunları görmezden gelmeniz ve plansızlığınız. Burada, yarattığınız sorunlardan sizi kurtarmak için sihirli değneğini sallayacak bir iyilik perisi olmadığını unutmuşa benziyorsunuz.

3- Camdan ayakkabısını düşüren külkedisi:

Bu sahne, sizin başkalarına muhtaç yanınıza hitap etti. Kendinizi saat 12’yi vurduğu zaman koşarak kaçarken ve arkanızda sadece sorunlar ve cevaplanmamış sorular bırakırken görebilirsiniz. Kısa vadede arkanızda bıraktıklarınızı daima başkalarının temizlemesini beklemek kolay görünebilir ama günün birinde gerçeklerle yüzleşmeniz gerekecektir.

4- Prensin ayakkabıyı giydirdiği sahne:

Hemen herkes mutlu sonlara bayılır ve siz bu kanuda çoğunluğa dahilsiniz. İşte sizin sorununuz burada. Basit, normal ve sıradan olan şeylerle çok kolay mutlu olabiliyorsunuz. Hayattan tek beklentiniz sıradan bir iş, sıradan bir maaş, sıradan arkadaşlar, sıradan bir aile, sıradan çocuklar… Sizi özgün yapan özelliklerinizi keşfetmek için biraz daha fazla gayret sarfetmelisiniz. Öyle hissetmiyor bile olsanız siz özelsiniz

Gözleri Görmeyen Bir Adam ve Kolları Olmayan Arkadaşının Efsane Yolculuğu

Dünya hala güzel bir yer!

İki adaş ve kaderleri biraz da olsa aynı olan iki arkadaş; Jia Haixia ve Jia Wenqi.

Çin‘de yaşayan biri görme engelli biri de kollarını kaybetmiş bu iki arkadaş 10 yıldan beri Çin’in kuzeyinde yer alan Yeli köyünden başlayıp güçleri yettiğince ağaç dikmeye başlamışlar. Bugün ulaştıkları sayı 10.000 ağaç.

Haxia, 53 yaşında, doğuştan sol gözünde görme kaybıyla doğmuş. 2000 yılında ise diğer gözünü kaybettiğinde ona bir çift göz olan kişi arkadaşı Wenqi’ymiş.

Haxia, 53 yaşında, doğuştan sol gözünde görme kaybıyla doğmuş. 2000 yılında ise diğer gözünü kaybettiğinde ona bir çift göz olan kişi arkadaşı Wenqi'ymiş.

Wenqi de 53 yaşında. O da 2 kolunu 3 yaşındayken geçirdiği bir kazada kaybetmiş.

Wenqi de 53 yaşında. O da 2 kolunu 3 yaşındayken geçirdiği bir kazada kaybetmiş.

İkisi birbirileriyle tamamlamış hayatı. Hatta tamamlamaktan öte, öyle fazla gelmişler ki, gelecek nesillerin hayatını güzelleştirmek için bir şeyler yapmak istemişler.

İkisi birbirileriyle tamamlamış hayatı. Hatta tamamlamaktan öte, öyle fazla gelmişler ki, gelecek nesillerin hayatını güzelleştirmek için bir şeyler yapmak istemişler.

Onların en büyük istekleri bile bununla ilgili; köylerinin ve çevresinin yeşil kalması, burada yaşayan gelecek nesillerin daha sağlıklı olması.

Onların en büyük istekleri bile bununla ilgili; köylerinin ve çevresinin yeşil kalması, burada yaşayan gelecek nesillerin daha sağlıklı olması.
Devlet de onların bu çabasını duyup onlardan bu işi maaşla yapmalarını istemiş.

Her gün sabah 7’de uyanıp yola çıkıyorlar. Yanlarına aldıkları gerekli şeylerle başlıyorlar yürümeye.

Her gün sabah 7'de uyanıp yola çıkıyorlar. Yanlarına aldıkları gerekli şeylerle başlıyorlar yürümeye.

Birbirlerini tamamlamayı çok iyi biliyorlar; Wenqi, Haxia’nın gören gözleri olup onu taşırken, Haxia da ağaçlara tırmanıp yeni tohumlar bulmaya ve toprağı kazmaya yardım ediyor.

Birbirlerini tamamlamayı çok iyi biliyorlar; Wenqi, Haxia'nın gören gözleri olup onu taşırken, Haxia da ağaçlara tırmanıp yeni tohumlar bulmaya ve toprağı kazmaya yardım ediyor.

Bu zamana kadar onlarla ilgili yapılan haberleri duyan bağışçılardan onlara bir çok yardım gelmiş.

Bu zamana kadar onlarla ilgili yapılan haberleri duyan bağışçılardan onlara bir çok yardım gelmiş.

Gelen bütün bu bağış paralarını yine gerekli malzemeleri almaya harcamışlar.

Gelen bütün bu bağış paralarını yine gerekli malzemeleri almaya harcamışlar.

Onlar dünya daha mutlu bir yer olsun isteyen mutlu insanlar

Onlar dünya daha mutlu bir yer olsun isteyen mutlu insanlar

Tüm engellerine rağmen yaptıkları bu güzel şeyler onları hepimizden daha engelsiz hissetiriyor.

Tüm engellerine rağmen yaptıkları bu güzel şeyler onları hepimizden daha engelsiz hissetiriyor.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı’ndan Hayat Üzerine Seçmece 16 Alıntı

1.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
” “Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.” ”

2.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.”

3.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
“Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.”

4.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”

5.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
“Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”

6.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.”

7.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
“Bir şey daha var; küçük şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler, kesildiğinde de sen çok uzaklarda olacaksın, fark etmeyeceksin bile.”
Hıçkırarak bacaklarına sarıldım .
“Bu artık bir şeye yaramaz, baba; hiçbir şeye yaramaz…”
Benimkiler gibi yaşlarla dolan gözlerine bakarak bir ölü gibi mırıldandım: 
“Onu kestiler bile, baba; benim küçük şeker portakalı fidanım kesileli bir haftadan çok oluyor.”

8.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Sessizlik içindeydi her yer, ölümün kadifeden ayakları gezinir gibi. Ve ben, yaşamaya hükümlüydüm; yaşamaya!”

9.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
+ Nen var Zeze?
– Hiç. Şarkı söylüyordum.
+ Şarkı mı söylüyordun?
– Evet.
+ Öyleyse ben sağır olmalıyım.
“İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.”

10.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı

;gt;

“Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.”

11.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
” – Totoca, çocuklar emekli midirler?
  + Ne?
  – Edmundo dayı hiçbir iş yapmıyor ama para alıyor. Yani çalışmıyor ama belediye ona her ay para ödüyor.
 + Bunda şaşılacak ne var?
 – Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar.”

12.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Destedeki bütün kartları öğrenmiştim. Ama valeleri pek sevmiyordum. Nedendir bilmem, kralın uşağı gibi bir görünüşleri vardı!”

13.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Adamcağız kollarını açtı, beni göğsünde sevgiyle sıktı. ‘Ağlama yavrum!’ dedi. ‘Hep böyle duygulu bir çocuk olarak kalacaksın, pek çok ağlama fırsatı bulacaksın hayatta.’ ”

14.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
“İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin.”

15.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
”Hayata uzaktan bakarak ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim.”

16.

Hayranı Olduğumuz Şeker Portakalı'ndan Hayat Üzerine Seçmece  16 Alıntı
 ”- Xururuca!
+ Ne var?
– Ağlamak kötü bir şey mi?
+ Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?
– Bilmiyorum, bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Kültür, bir milleti millet yapan değerler bütünüdür. Kültürün en önemli unsurları ise içinde binlerce yıllık bir geçmişi barındıran gelenek ve göreneklerdir. Yeryüzünde yaşayan en eski kavimlerden olan Türklerin, tarihi derinliklerinden gelen zengin kültürel değerleri, gelenek ve görenekleri vardır. Nevruz şenlikleri, Türklerin tarihin bilinen devirlerinden itibaren kutladıkları milli bayramlarından birisidir.

Bahar bayramlarını, dünyanın muhtelif bölgelerinde, çeşitli toplumlarda ve milletlerde görmek mümkündür. Galerimizde Nevruz’u, Türk kültüründeki yeri ve önemi açısından ele alacağız.

Türk Kültüründe Nevruz’un Kökeni Ergenekon Destanı ile İlişkilendirilir

Türk Kültüründe Nevruz'un Kökeni Ergenekon Destanı ile İlişkilendirilir
Türkler’de Nevruz’la ilgili görülen en önemli rivayet bu günün Ergenekon günü oluşudur. Bununla ilgili olarak Çay’ın, Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk adlı eserinden aktardığı Ergenekon Destanı şöyledir:
Bir gün bütün kavimler Kök-Türkler’e karşı birleşerek onları hile ile yendiler. Kök-Türkler’in çadırlarını, mallarını, yurtlarını yağmaladılar. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kendilerine köle yaptılar. Bu yağmadan kurtulan Kıyan/Kayan ve Negüş/Tukuz bir gece kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular.

Dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. Vardıkları yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. O yeri görünce Tanrı’ya şükürler kıldılar ve buraya Ergenekon adını koydular. Dört yüz yıl sonra Ergenekon’da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten buradan çıkış yolları aramaya koyuldular. O zaman bir demircinin önerisiyle dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler ve ateşlediler. Tanrı’nın gücüyle ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri yeni yılın başladığı gece Kök-Türkler’de adettir. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce Kağan bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra beyler de öyle yapar. Bugünü mukaddes bilirler, böylece Tanrı’ya şükretmiş olurlardı.

Türkler Nevruz’u Ne Zamandan Beri Kutlamaktadır?

Türkler Nevruz’u Ne Zamandan Beri Kutlamaktadır?
Çinli Prof. Dr. Ch’in-Chung-Main’in eski Çin Takvimleri konusunda yaptığı araştırmalarda göre M.Ö. VIII. yüzyıllarda yaşayan eski Türk kavmi “Ti”ler; Nung-li adlı hem ay hem güneşe göre düzenlenen ve mart ayını yılbaşı sayan bir takvimi kullanıyorlardı. Chou Sülalesinin tarihinin “Göktürk Tezkeresi” bölümünde ise “Göktürkler, bitkilerin yeşerdiği zamanı yılbaşı olarak kutlamaktadır.” denilmektedir.

Nevruz Kelimesinin Menşei

Nevruz Kelimesinin Menşei
Türk Dünyası’nın büyük bir coşkuyla kutladığı, Türk soylu halkların ortak bayramı olan Nevruz, tabiatın canlanmasını, yeniden dirilişi ifade eder. Farsça bir terkip olup “Nev” yeni, “rûz” gün “Nevruz” yeni gün gelir.
Nevruz gece ile gündüzün eşit olduğu, gün dönümü olarak da adlandırılan, ilkbaharın geldiği 21 Mart gününe tekabül eder. Güneşin koç burcuna girdiği gündür. Rumi takvimde Mart’ın 9’una rastladığı için halk arasında Mart 9‘u diye anılır. Nevruz ile tabiat yeniden doğar ve yeni bir hayat başlar. Nevruz günü, aynı zamanda iyilik ve bereketi temsil eden baharla, kötülük ve sıkıntıyı temsil eden kışın mücadelesini sembolize eder.

Türk Dünyasındaki Nevruz Kutlamalarının 7 Aşaması:

Hazırlık:

Nevruza hazırlık genel temizlikle başlar. Evlerin etrafı temizlenir, içi ve dışı badanalanır, halılar ve kilimler yıkanır. Aile üyelerine yeni elbise, alınır. Akrabalara hediye alınır. Bayrama birkaç gün kala tatlıların yapımına başlanır. Nevruz ateşi için gerekli ot, çalı ve odun hazırlanır.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Mezarlık Ziyareti:

Nevruz kutlamalarında önemli bir yeri olan bu gelenek, eski Türklerdeki yuğ törenlerinin izlerini taşımaktadır ve bunların devamı niteliğindedir. Azerbaycan, Türkistan ve diğer yörelerde hâlâ nevruzda yapılan bu gelenek, ölmüşlerin mezarını ziyaret etmek, mezar üzerine şeker ve tatlı bırakmak, yasin okumak, ağıt söyleyip ağlamak, mezarların etrafını temizlemek, bazı yörelerde de mezarlıkta kahve içmek ve yemek yemek gibi etkinliklerle devam etmektedir. Orta Anadolu’da Nevruz “Mart Dokuzu” adıyla bilinir. Diğer yörelerde de benzer adetler vardır. Mezarlar ziyaret edilir.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Kır Gezileri:

Toplu şekilde kırlara çıkılarak eğlenceler, şölen ve yarışmalar düzenlenir. Bu gelenek Hun Türklerinde de mevcuttur. Türk dünyasının bazı yörelerinde bu etkinlik Nevruzda gerçekleşmeye devam etse de, diğer yörelerde Hıdrelleze kaymıştır.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Ateşle İlgili Pratikler:

Geniş Türk coğrafyasında kutlanan Nevruz törenlerinin hepsinde ateşle ilgili pratikler bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı büyük ateşler yakarak üzerinden atlama ve bu sırada “Ağırlığım, uğurluğum sende kalsın”, “Kırmızılığın bana, sarılığım sana” gibi büyüsel duaların edilmesidir.

İnanışa göre nevruz ateşinden atlayanlar hastalıklardan arınır ve yıl boyunca hastalanmaz. Bir diğer pratik, hayvanları ateş üzerinden atlatmak veya iki ateş
arasından geçirmektir. Nevruz törenlerinde ateşin kullanılması, onun temizleyici, arındırıcı, hastalıkları, kötülükleri ve büyüyü yok edici özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Su ile İlgili Pratikler:

Sabah erkenden tüm su kaplarındaki suları yenileme, taze su içme ve ev hayvanlarına içirme, eski eşyaları suya atma, birbirinin üzerine su serpme ve su falına bakma şeklinde su ile ilgili pratikler uygulanır. Su kültü, eski Türk inanç sisteminde önemli bir yere sahiptir ve tüm pınarların, dere, ırmak, göl ve denizlerin kendi iyi ruhlarının olduğuna inanılmaktadır. Suyun şifa verici, arındırıcı gücüne inanç, Türk mit, efsane ve destanlarına da yansımıştır.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Eğlenceler:

Nevruz kutlamalarında çeşitli yarışlar, gösteriler, seyirlik oyunlar ve müzik yer almaktadır.

Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı

Yardımlaşma:

Nevruz kutlamalarının en önemli özelliği yardımlaşma, sevgi ve şefkat bayramı olmasıdır. Bayramdan önce fakir, hasta ve zor durumda olan kişilere para, giyecek yardımı yapılır ve bayram günü yapılan bayram aşından pay verilir. Yardımlar sırasında insanları kırmamaya dikkat edilir.

Örneklerle Türk Dünyası’nda Nevruz

Örneklerle Türk Dünyası’nda Nevruz
  • Azerbaycan’da Nevruz: Azerbaycan’da halk, Nevruz’a birkaç hafta kala her Çarşamba akşam şenlikleri düzenler. Ateşler yakılır, evler temizlenir ve insanlar tepeden tırnağa yeni elbiselerini giyerler. Mumlar yakılır, Nevruz şekerleri hazırlanır, gelen misafirlere gül suyu dökülür. Gecelerde ateş oyunları oynanır. İnsanlar ateş üzerinden atlayarak, kışın tüm belalarından korunduklarına inanırlar
  • Kazakistan’da Nevruz: Kazakistan Türkleri, Nevruz Bayramı’nı SSCB tarafından yasaklandığı 1930 yılına kadar Ulusun Ulu Künü, yani Ulusun Ulu Günü, deyimi ile adlandırmışlardır. Kazaklar, 1929 yılına kadar 21 Mart’ı yılbaşı olarak kutlamışlardır. Kazak Türkleri, Kazakistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına kavuşmasından sonra 1991 yılından itibaren tekrar bu güne Ulusun Ulu Günü ifadesiyle milli bayram ilan etmişlerdir.
Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı
  • Özbekistan’da Nevruz: Özbekistan’da Nevruz, özel mesire yerleri ve vadilerde kutlanır. Zurnalar çalan davetçiler insanları bayrama davet eder. Nevruz günü âşıklar Özbek Türklerinin güzel destanlarını söylerler. Bir taraftan halk oyunları oynanırken, bir taraftan da pehlivanlar güreş tutuşur. Büyük kazanlarda özenle hazırlanan yemekler davetlilere sunulur. Tüm halkın katılımıyla 21 Mart’ta başlayan törenler bir hafta kadar devam eder. Özbekistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazanmasından sonra Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un hazırlattığı özel kararname ile 21 Mart, Nevruz Bayramı olarak belirlendi.
  • Kırgızistan’da Nevruz: Kırgız Türkleri yeni yıla Nevruz Şenlikleri ile başlar. 22 Mart günü yeni yılın Başay denilen ilk ayının birinci günüdür. Nevruz’da Kırgızlar yedi gün önceden bayram temizliklerine başlar, insanlar da yıkanıp, Nevruz’da en güzel bayramlık elbiselerini giyerler. Nevruz akşamı avlu yakınında ateş yakılır ve bütün insanlar yaşlı-genç demeden ateşten atlarlar. Ateşten atlama; insanların ruhlarını, niyetlerini temizleyerek yeni yıla arınmış olarak girme düşüncesini ifade eder.
Geçmişten Günümüze Türk Kültüründe 21 Mart Nevruz Bayramı
Türkmenistan’da Nevruz: Türkmenistan’da Nevruz Bayramı, halk arasında Oğuz Bayramı olarak geçmektedir. Nevruz gecesi, Oğuz gecesi olarak adlandırılır, milli oyunlarla meşgul olan Türkmen kızları da bu gecede türküler söyler. Türkmenistan’da Nevruz için oldukça geniĢ bir sofra hazırlanır. Nevruz için, Türkmen çöreği, Türkmen petiri, külce, yağlı börek, şekşeke ve Türkmen pilavı hazırlanır. Nevruz’un en özel yemeği ise Semeni’dir. Birkaç aile birleşip büyük bir kazanda buğday özüne un, su ve şeker ekleyerek Semeni yaparlar

Selçuklu ve Osmanlı’da Nevruz Kutlamaları

Selçuklu ve Osmanlı’da Nevruz Kutlamaları
Selçuklularda Nevruz bayramının eğlencelerle kutlandığı, şenlikler yapıldığı, özel yemekler pişirildiği, özel hediyeler alınıp verildiği bilinmektedir. Selçuklularda yılbaşı, güneşin Koç burcuna girdiği gün olan Nevruz günü olarak kabul edilmiştir.
Osmanlı devrinde de Nevruz, çok canlı biçimde kutlanılmıştır. Çeşitli kaynaklarda Osmanlı padişahlarının Nevruz tebriklerini kabul ettiklerini, halkın arasına katılarak Nevruz coşkusuna ortak olduklarını kaydetmekte ve padişahın katıldığı bu törenlere Nevruz-ı Sultânî isminin verildiği belirtilmektedir.

Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı Boyu’na mensup Karakeçililerin 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi’nin türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıklarını biliyoruz. Bu bayramın bir diğer adı da “Yörük Bayramı”dır. Yine günümüzde de devam eden Manisa Mesir Şenlikleri’nin de yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi “nevruziye” denen çeşitli baharatlardan yapılmış macunların sarayla birlikte, halka ikram etme geleneği şekline dönüştüğü ve Nevruz’la ilgili olduğu bilinmektedir.

Nevruz’la İlişkilendirilen Bazı Renklerin Türk kültüründeki Anlamları

Nevruz'la İlişkilendirilen Bazı Renklerin Türk kültüründeki Anlamları
  • Sarı:  Sarı rengin kutsallığı Şamanizm’den kaynaklanmaktadır. Sarı renk, dünyanın merkezinin sembolüdür. Tanrılar tanrısı Ülgen’in altın kaplı sarayı ve altın renkli tahtı dünyanın merkezini oluşturur.
  • Yeşil: Türk mitolojisine göre, Tanrı Ülgen’nin yedi oğlundan birisinin adı Yeşil Kaan’dır. Görevi bitkilerin büyümesini ve yeşillenmesini sağlamaktır.
  • Kırmızı: Al ve kızıl renkler, tarihimizin başlangıcından beri Türk ruhu ve inancını yansıtmaktadır. Türklerin Al bayrak kullanmaları ateş kültü ile açıklanır. Çin kaynaklarına göre Kırgız hanlarının otağında kırmızı bayraklar bulunmaktadır. XI. Yüzyıldan sonra al, bir renk adı olduğu kadar, bayrak adı da olmuştur.

Son Söz

Son Söz
Türk kültüründe Nevruz; doğuş, diriliş anlamına gelir. Aynı zamanda baharın başlangıcı sayılır ve bir takvim değişikliğini anlatır. Türk kültüründe Nevruz’un bir adı da Ergenekon’dur. En eski Türk kaynaklarından itibaren böyle bir kültüre sahip olduğumuz anlaşılmaktadır. Türk tarihinin her döneminde Nevruz varlığını devam ettirmiştir. Cumhuriyetle birlikte yerleştirilmeye çalışılan ulus bilincine bağlı olarak özellikle Atatürk tarafından Nevruz’un daha geniş katılımlı kutlanması teşvik edilmiştir.
Ancak Nevruz son 50-60 yıl içerisinde çeşitli sebeplerden dolayı, Türk halk kültürü araştırmacıları hariç, Türkiye’de ve Türk Dünyasında pek gündeme taşınmamış; ihmal edilmiştir. Gündeme gelmemesi ve ihmal edilmesi sebebiyle aydınlar ilgisiz kalmış, devlet töreni olarak kutlanmamıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhuriyetleri’nde 21 Mart 1991’den itibaren Nevruz resmi bayram ilan edilmiş ve bayram kutlamaları devlet töreni durumuna getirilmiştir.

kaynak: onedio