Çakraların Esmaları…

10931685_358422421020720_2029090743114557536_o[1]

Kaynak: Luna akademi

Hangi Reçel Neye iyi Gelir

1011473_376596102442152_337941033_n[1]
Aslında reçelin değil içindeki bitki ve meyvelerin faydaları vardır reçel şekerli oluşu ile kana kolay karışarak enerji verir.

Kekik balı ve reçelinin faydaları

*Mide ağrısını giderir.
* Grip ve öksürüğü keser.
*Cilt hastalıklarını iyileştirir.
*Egzama ve çeşitli kaşıntıları giderir.
*Mide şişmelerini önler.
*İştah açar. Bağırsak kurtlarını döker.
*Mide, akciğer ve göğüs üşümelerine iyi gelir. Her türlü kalp ağrısını giderir.
*İç hastalıklardan meydana gelen vücut terlemesini önler. Baş ağrısını keser.
*Romatizmaya iyi gelir.

Ceviz reçelinin yaraları

Cevizin, özellikle yeşil cevizle yapılan reçelin faydaları saymakla bitmiyor. B1 ,B2 C,E vitamin zenginliği ile bilinen ve düzenli tüketildiğinde çocukların ve yetişkinlerin sağlıklı beslenmesine yardımcı olabilmesi için sabah, öğlen ve akşam tüketilmesi yeterli.

*Ayrıca menopoz döneminde bayanlarda oluşan kemik erimesini önlemek açısından oldukça yararlı olduğu görülmüş.

*Yüksek oranda demir içerdiği için guatr problemine ve kansızlığın giderilmesine yardımcı oluyor.

*Bronşit, astım ve sindirim sistimeni iyi geliyor. Kendisini sürekli yorgun hissedenlere de birebir.

Kapari reçelinin faydaları :

*Kan tablosunu düzenler.
*Tüm kan hastalıklarını hızlı bir şekilde iyileştirir.Kandaki tronbositeneli, lokositleri ve diğer hücreleri çok hızlı bir şekilde arttırır

Bluebery reçelinin faydaları

* Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller.
* Gut ve Romatizma hastalıkları için önerilir.
* İshal durdurucu özelliğe sahiptir.
* Kan şekeri ve kolestrolü düşürür

* Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri çalıştırır
* Kalp krizi riskini azaltır. Damar sertliği oluşumunu engeller
* Sağlıklı bağ dokusu ve yeni kılcal damar oluşumuna yardımcı olur.
* Taze olarak yenildiğinde kanı temizler.

* Varis ve basuru iyileştirir
* Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici olarak kullanılır
* Zayıf kan dolaşımını arttırır.
Adet kanamalarını düzenleyen bir meyve olarak tavsiye edilmiştir.
* Ağız, deri ve üriner sistem enfeksiyonlarına karşı direnci arttırır.

* Anti kanserojen ve antioksidant (damarlarda yağ birikimini engelleme) özelliğine sahiptir.
* Aşırı kanamayı durdurma özellğine sahiptir.
* Bağırsak metabolizmasını düzenler.
* Damar hastalıklarına iyi gelir.
* Gece körlüğünü ortadan kaldırır.

Yaban mersini reçeli

gece görüşü arttırı ve yorgun gözlerini dinlendirir. Pilotlar, yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına çıktıklarında gece görüşlerinde bir düzelme ve iyileşme hissettiklerini sık sık rapor ediyorlar. 1960’ ların ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir laboratuvarda daha sonraları da klinik çalışmalarda yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler ve damar sistemi üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi.

Ağaç kavunu reçelinin faydaları

Bronşit hastalığında nesef darlığına iyi gelir.
Kabuğunun suyu ile yaralar pansuman yapıulırsa şifalı gelir
Yılan sokmada suyu içilirse iyi gelir.
Kabuğu hazmı kolaylaştırır.

Ayva reçelinin faydaları

Gögüs hastalıklarında çok faydalıdır. Tüberküloz olanlara ayva tavsiye edilir.

Ananas reçeli

*Vücuttaki yağı azaltarak kanser riskini azaltır.
*Lifli bir besin olduğu için kroner kalp hastalıkları riskini azaltır. *Doymuş yağ oranını ve kolestrolü düşürdüğü için yine kroner kalp hastalığı riskini azaltır;
*Vücutaki sodyum oranını azalttığı için de yüksek tansiyon riskini azaltır.
*Sindirim sistemine Yardımcı ve Doğal İltihap Önleyici;

*Taze ananas içinde bulundurduğu protein sindiren enzim olan bromelain sayesinde sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, vücutta meydana gelebilecek iltihapları ve şişkinlikleri de mucizevi bir biçimde azaltır,
*Özellikle sinüzit, bademcik iltihabı, gut hastalığı, mafsal iltihabı yada yaralanma veya ameliyatlardan sonraki iyileşme dönemlerinde ananasın faydalı olduğu görülmektedir. *Bromelainin iltihap önleyici etkisini artırmak için ananas öğünler arasında tek başına yenilmelidir. Bu sayede ananasın içinde bulunan enzimlerin tamamının sadece sindirime yardımcı olacak biçimde kullanılmasının önüne geçilmiş olunur.
*C vitamini vücudun suda çözünebilen başlıca antioksidanıdır ve vücudun suyla dolu olan bütün bölümlerini, hücrelere saldıran ve zarar veren serbest radikallerin saldırılarından korur.

*Serbest radikallerin, damarların tıkanmasını ve kalp hastalıklarını artırdığı, solunum yollarının spazm geçirmesi

olasılığını artırarak astım nöbetlerine yol açtığı, kolon hücrelerine zarar vererek kolon kanserine ortam hazırladığı,

eklem ağrılarını artırdığı, osteoartrit ve romatizmal artrit rahatsızlıklarında sakatlanma riskini artırdığı ortaya çıkarılmıştır.

*C vitamini yönünden zengin bir dietin, bu rahatsızlıkları önleme veya zararlarını azaltmada ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.
*C vitamini bağışıklık sisteminin düzgün bir şekilde çalışmasında, kulak enfeksiyonlarında, soğuk algınlığı ve griplerde de çok etkilidir.
*Ananas C vitamini yönünden zengin bir besin olduğu için bolca tüketilmesi gerekmektedir.
*Enerji Üretimi ve Antioksidan Müdafası için Manganez, Thiamin(B1 Vitamini) ve Riboflavin
Ananas az bulunan bir mineral olan manganezin mükemmel bir kaynağıdır;
* Manganez enerji üretimi ve antioksidan müdafası için gerekli olan birkaç enzim yönünden çok değerli kofaktördür.
*Manganeze ilave olarak ananas, yine enerji üretimi için gerekli olan ve enzimatik reaksiyonlarda kullanılan B vitaminleri olan thiamin ve riboflavin açısından da zengindir.

Elma reçeli

*Böbreklerin temizlenmesine yarar,
*Baş ağrısına iyi gelir,
*Kolesterolü düşürür,
*Yüksek tansiyonu düşürür,
*Kan şekerini kontrol altında tutar,
*Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,
*Uykusuzluğa iyi gelir,
*Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar.

İncir reçelinin faydaları

* İçerdiği yüksek lif oranı sayesinde sindirimi hızlandırır ve kolaylaştırır. Bağırsakları yumuşatır.
*Kabızlığı giderir.
*Vücuda kuvvet ve enerji verir.
* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.
*Halsizliğe ve unutkanlığa iyi gelir. Öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir. Nezle ve bronşite faydalıdır. Özellikle Kuru incir balgam söktürür.
*İncir, kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı vücudu korur.
*Kansere karşı da koruyucudur.
*Basura iyi gelir. Bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyerek hastalıklara karşı direnci arttırır..

Karpuz reçeli

*Böbreklerin daha iyi çalışmasını ve böylece böbrekler tarafından vücuttan sodyumun atılmasını hızlandırır.
*Fazla sodyumun vücuttan atılması sonucunda da kan basıncı dengelenir, kalp işlevleri düzenlenir ve kalp krizi riski azaltılır.

Kestane reçelinin faydaları

* Vücuda kuvvet ve enerji verir.
*Cinsel gücü arttırır.
* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. *Hastaların iyileşmelerini hızlandırır.
*Kandaki kolesterol oranını düşürür. Kan dolaşımını düzenler ve hızlandırır.
*Varis ve basur şikâyetlerini azaltır. Karaciğere ve mideye de faydalıdır. İshali keser..

Patlıcan reçelinin faydaları

*Sinirleri yatıştırır ve tansiyonu düşürür. Kalp çarpıntısını giderir. Bağırsakları yumuşatır ve idrar söktürür.
*Kandaki kolesterol seviyesini düşürür ve damar tıkanıklığına iyi gelir.
*Kansızlığı giderir. Karaciğerin ve pankreasın çalışmasını düzenler.
*Böbrek ağrılarını ve yanmasını azaltır. Basura iyi gelir. Kilo vermeye yardımcı olur..

Portakal reçeli

*C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor.
*Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın
damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor.
*Vücuttaki direnci arttırıyor.
* Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor.
* Hazmı kolaylaştırıyor.
* Enerji veriyor.
*Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor.
* Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının

(Peripheral artery disease-PAD),
*Damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı.

Vişne reçelinin faydaları

*Mide ve karaciğerin düzenli şekilde çalışmasına yardım eder.
*Vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasını sağlaması vişne yararları arasındadır.
*Sindirim sistemi sağlığı için yararlıdır.
*Kalp ve damar sorunlarına karşı koruyucudur.
*Damar sertleşmesini önler. Kan basıncını düzenler.
*Kanser riskini azaltır. Vişnede bulunan antosiyanin kolon kanseri olasılığını azaltır.
*Kas ağrılarının hafifletilmesinde olumlu etkileri bulunur.

Armut reçeli

Sindirim sistemini güçlendirir, hazmı kolaylaştırır.
*Böbreklerin düzenli çalışmasına, böbrek taşlarının ve kumunun dökülmesine yardım eder.
*İdrar söktürücüdür.
*Kanı temizler.
* Kansızlığa iyi gelir.

Çilek reçelinin faydaları

Vücuda kuvvet verir.
* Kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler.?
* Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini güçlendirir.
*Kansere karşı kuruyucudur.
*Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. *Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve vücuttaki zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır.

Kayısı reçelinin faydaları

*Besleyici ve iştah açıcıdır.
*Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. *Başta akciğer ve cilt kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur.
*Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara faydalıdır. *Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önler. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir. *Migrene karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır..

Gül reçelinin faydaları

*İshali keser.
*Bademcik ve boğaz iltihaplarını giderir.
*Mikrop öldürücüdür.

Kullandığınız Masaüstü Resmi ile Kişilik Analizi Yapın

images[2]

Yapılan bir araştırmaya göre masaüstü resminiz veya simgelerinizin dizilişi ile kişilik analizi yapılabiliyormuş. İnsanların ilk etapta kişiliğini yansıtacak şekilde masaüstü duvar kağıdı seçerken ilerleyen zamanlarda bunu bilinçli olarak yaptıklarıda bilimsel olarak kanıtlanmış. Bakalım hangi tarzlar hangi kişiliği yansıtıyormu.

Ekranın her tarafına dağılmış simgeler: Düzensiz ve dikkati dağınık bir insanla karşı karşıyasınız.

Her iki yanda simgeler:
Denge ve oran meraklısı karmaşık durumlarda dengeli kalma çabası. Dağınıklığı sevmeyen düzenli kişi.

Masaüstünde yukarıdan aşağıya simge satırları: Her şeyi yönetme iddiasında biraz düzensizliğe eğilimli olmakla birlikte kontrol meraklısı.

Duvarkağıdı olarak fotoğraflar: Bu yaklaşım birey için temel önceliklerin neler olduğunu gösterir. Bazen bir ebeveyn fotoğraf olarak çocuklarının resmini kullanırken görürüz. Bazen de bir gezgin kendi egzotik gezi fotoğraflarını masaüstü arka planına yerleştirir. Arkadaş fotoğrafları kişinin ne kadar popüler olduğunu yansıtmak için kullanılan bir araçtır.

Düz mavi duvarkağıdı: Genelde kendi yaşamının özel kalmasını isteyen bireylerin seçimidir.

Duvar kağıdında muzaffer tema: Geçmiş başarıları yansıtan resimlerle süslü masaüstleri doğal olarak ego’lara vurgu yapar. Arkadaşlarınızın �şişkin egonuz� nedeniyle sizi suçlamasını istemiyorsanız bu tür duvar kağıtlarından uzak durmanız tavsiye olunur.

alıntı

4 EVLİ ERKEK BALIĞA ÇIKAR

11054363_796154920420242_2152021504297924015_n[1]
1. erkek:
-balığa çıkabilmek için karıma geçen hafta bütün evi badana yapma sözü verdim der
2. erkek:
-o da bi şey mi ya ben karıma evdeki bütün elektronik eşyaları yenileme sözü verdim der
3. erkek:
-siz gene iyisiniz ben karıma yeni araba sözü verdim der
hepsi şaşırır döner 4. erkeğe sorarlar
-ne o sen karına söz vermedinmi yoksa sesin çıkmıyo
4. erkek:
– yooo ben hiçbirşeye söz vermedim saati sabah 5.30 a kurdum, çalınca karımın kulağına şunları fısıldadım ‘karıcım benimle annemlere mi gelirsin yoksa balığa mı çıkayım’ dedim karımın cevabı kesin ve netti…
– Sıkı giyin üşütürsün

Kulağının Bir Köşesinde Bulunsun…

 

1- Aklını kullan.
2- İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.
3- Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma. Acı çeken sen olursun.
4- İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.
5- Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.
6- Güvenmediğin biriyle asla çıkma.
7- Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme.
8- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
9- Kimseye yalvarma.
10- Asla dönüp de arkana bakma.
11- Sır tutmasını bil.
12- Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla
sevgilin için satma.
13- Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı kendini üzme, sorun sen değilsin.
14- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
15- Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla göz yaşı için
asla yumuşama.
16- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
17- Seni dinleyip anlama niyeti olmayanlarla tartışma.
18- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
19- Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır verme.
20- Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.
21- Kendini öven insanlardan kaç.
22- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
23- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
24- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların
öğütlerini göz ardı etme.
25- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.
26- Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.
27- Sen istemediğin sürece tanrı dışında kimsenin seni üzemeyeceğini
aklından çıkarma.
28- Göz yaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
29- Sana bahsedilen zekâyı kullanmayarak tanrıya hakaret etme.
30- Senin zekâna inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
31- Kendini sev.
32- Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.
33- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek
olduğunu unutma.
34- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma .
35- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın
insanların değerini bil.
36- Aşkta bile mantığına küsme. Kalbin doğru yolu bulacak içgüdüye sahip
değil.
37- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat
verme.
38- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.
39- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
40- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme

Hay Boynun Altında Kalsın…

997061_855936564469704_2439403559895099796_n[1]

”Tekrar dost olalım!

2395028-ormanci[1]

 

Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış.
Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı (yılan bile olsa) yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış.
Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş; ”Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim” demiş.
Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.
Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve ”Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim!” demiş.
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.
Ailesi dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş.
Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.
Birgün oduncu agır hastalanmış.
Kuyunun başına gidemez olmuş.
Birkaç gün geçince bolluga alışmış evinde darlık başlamış.
Oduncu oglunu yanına çagırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ”Kör kuyunun başına git ve oglum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek!” demiş. Oglu inanmamış ama gitmiş.
Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.
Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oglan önce inanmadıgı hikayenin gerçek oldugunu görünce hırsa kapılmış, ”Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!” diye düşünmüş.
Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış.
Yılan da can havliyle dönüp oglanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış.
Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor.
Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş.
Canının parçası oglu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı…
”Hatalı olan oglum olmalı!” demiş ve yılandan özür dilemiş. ” demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş: ”Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!” demiş.

Sen Kimsin? Kimsin Sen? Ağacını Seç Kim Olduğunu Bul…

agacblog[1]

 

1.Cömert ve prensip sahibisin. Daima kendini geliştirmeye çabalarsın. Hırslısın ve standartların oldukça yüksek. İnsanlar seninle iletişim kurmanın zor olduğunu düşünebilirler ama sana göre kendin olmak kolay bir iş değil. Çalışırken çok çaba sarf edersin ama bencil değilsin. Dünyayı geliştirmek için çabalarsın. İnsanlar seni incitinceye dek onları sevme kapasitesine sahipsin. Seni incitseler bil sen onları sevmeye devam edersin. Çok az sayıda insan seni hak ettiğin ölçüde takdir eder.

2.Oldukça eğlenceli ve dürüst birisin. Sorumluluk sahibisin ve diğerlerinin sorumluluklarını da üstlenirsin. Çaba sarf etmeyi seversin ve işle alakalı sorumlulukları üstlenirsin. Oldukça güzel bir kişiliğin var ve insanlar sana kolayca güvenir. Parlak fikirlere sahipsin, zekisin ve hızlı düşünürsün. Her daim anlatabileceğin ilginç bir hikayen vardır.

3.Zeki ve düşünceli bir insansın. Büyük bir düşünürsün. Fikirlerin ve düşüncelerin en önemli şeylerdir. Teorilerin ve görüşlerin hakkında yalnız başına kafa yormayı seversin. İçine kapanıksın. Dinleyip öğrenmeyi sevenlerle iyi geçinirsin. Ahlak ile alakalı uzunca düşünerek çok vakit geçirirsin. Toplumun büyük bir kısmı seninle aynı fikirde değilse bile doğru olanı yaparsın.

4.Zeki ve düşünceli bir insansın. Büyük bir düşünürsün. Fikirlerin ve düşüncelerin en önemli şeylerdir. Teorilerin ve görüşlerin hakkında yalnız başına kafa yormayı seversin. İçine kapanıksın. Dinleyip öğrenmeyi sevenlerle iyi geçinirsin. Ahlak ile alakalı uzunca düşünerek çok vakit geçirirsin. Toplumun büyük bir kısmı seninle aynı fikirde değilse bile doğru olanı yaparsın.

5.Kendine güvenin tam ve sorumlulukların var. Oldukça bağımsız birisin. Hayatta seni yönlendiren şey “”Bunu kendi bildiğim gibi yapacağım.””dır. Kendine oldukça güvenirsin ve kendin ve etrafındaki insanlar için nasıl güçlü olabileceğini bilirsin. Ne istediğinin farkındasın ve hayallerinin peşinden koşmaktan çekinmezsin. İnsanlardan beklediğin tek şey sana karşı dürüst olmalarıdır. Doğruları kabul edecek kadar güçlüsündür.

6.Kibar ve hassassın. İnsanlar sana çabuk alışır. Birçok arkadaşa sahipsin ve onlara yardım etmeye seversin. İnsanlar çevrendeyken onları mutlu eden, etrafına ısı ve ışık saçan bir enerjin var. Her gün, kendini nasıl geliştirebileceğinle alakalı kafa yorarsın. İlgi çekici, bilgili ve eşsiz olmak istersin. Dünyadaki herkesten çok sevmeye ihtiyacın vardır. Karşılığında seni sevmeyenleri bile sevmeye hazırsındır.

7.Mutlu ve soğukkanlısındır. Oldukça hassas ve anlayışlı bir insansındır. Önyargılara bağlı kalmayan iyi bir dinleyicisindir. Sana göre herkesin bu hayatta bir amacı vardır. Yeni insanlara ve etkinliklere açıksındır. Stres seni etkilemez ve nadiren endişelenirsin. Normalde, oldukça rahatsındır. Daima iyi vakit geçirmeyi becerir ve yolunda ilerlersin.

8.Çekici ve enerjiksindir. İnsanları nasıl güldürebileceğini bilen neşeli birisin. Evrenle uyum içerisinde yaşarsın. Doğal davranırsın ve coşkulusun. Maceralara hayır demezsin. Çoğu zaman insanlara sürpriz yapar ve hatta onları şoka uğratırsın. Ama bu da sensin… Kendine karşı her zaman dürüstsündür. Birçok alana karşı ilgi duyarsın ve eğer bir şey ilgini çekerse, o şey ile ilgili uzmanlaşmadan rahat edemezsin.

9.İyimser ve şanslısın. Hayatın bir lütuf olduğunu ve bu lütfu elinden geldiğince çok şeyi başararak en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğine inanırsın. Başarımlarınla oldukça gurur duyarsın. Değer verdiğin insanlara iyi günde ve kötü günde arka çıkmaya hazırsındır. Hayata karşı yaklaşımın oldukça pozitiftir. Sana göre bardağın yarısı (en kötü) doludur. Affetmek, öğrenmek ve serpilmek için her fırsatı kullanırsın çünkü hayat, aksini yapamayacak kadar kısa.

kaynak: oyum ben

Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği

11043001_648392911955371_7992361695829935746_n[1]

‘’Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.’’
Araf Suresi:199

Affetmenin ne olduğunu öğrenmek için ‘’affetmenin ne olmadığını’’ bilmek gerekir diye düşünüyorum. Affetmek bize zulüm edenin zulmüne göz yummak değildir. Bir kaçış yolu da değildir. Yapılan yanlışa tekrardan davetiye çıkarmak da değildir. Kendinizi korumayacağınız anlamına da gelmez…

Aile içinde yaşanan çatışmalar ve haksızlıklar sizi üzmüş olabilir, çalıştınız iş yerinizdeki arkadaşınızın yaptığı yanlış olabilir, en yakın arkadaşınız size ihanet etmiş olabilir. Sevdiğiniz adam ya da kadın sizi saçma sapan bir nedenle terk etmiş olabilir. Bu üzüntüleri aylar ve yıllar boyu devam ettirmek hissi çok can sıkıcı değil mi ? Nefret ettiğiniz bu insanlara bu şekilde güç verip,hayatınızı yaşanmaz hale getirdiğinizin farkında mısınız!..

Affedilmeye gönül bağlamış bir insanı, affedicilikten uzak düşünme imkanı yoktur. O bağışlanmayı sevdiği gibi, bağışlamayı da sever. Hatalarının iç aleminde tutuşturduğu ızdırap ateşinden kurtulmayı, cennette ki affın Kevser şarabından kana kana içmede olduğunu bilen birisinin, affetmemesi mümkün müdür?
Hele affedilmenin yolunun, affetmeden geçtiği bilinirse… Affedenler affa mazhar olur. Bağışlamasını bilmeyen bağışlanmaz. İnsanlara karşı hoşgörünün yolunu tıkayanlar insanlığını yitirmiş canavarlardır. Bir kere olsun, kendi günahının muhasebesiyle iki büklüm olmamış bu hoyratlar, hiçbir zaman affedicilikteki yüce zevki idrak edemeyeceklerdir…

Size affetmek ile ilgili güzel bir hikâye anlatayım ki konumuz zihnimizde iyice pekişsin:

– Bilge Dede bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:
– Evlatlarım bir yaşam deneyimine katılmak ister misiniz?
– Talebeler, sevdikleri Bilge Dedelerinin bu teklifini olumlu karşılarlar.
– O zaman der Bilge Dede
– Bundan sonra ne dersem yapacağınıza söz verin.
– Talebeler bunu da yaparlar.
– Şimdi yarınki ödevlerinize hazır olun. Yarın hepiniz birer torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!
– Talebeler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır.
– Kendisine meraklı gözlerle bakan talebelerine şöyle der Bilge Dede:
– Şimdi bugüne dek affetmeyi düşünmediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin ismini patatesin üzerine yazıp torba koyun.
– Bazı öğrenciler üçer beşer tane patates koyarken bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.
– Bilge Dede, kendisine, peki şimdi ne olacak? Der gibi bakan talebelerine ikinci açıklamasını yapar:
– Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiniz araçta, okuldayken sıranızın üstünde hep yanınızda olacaktır.
– Aradan bir hafta geçtikten sonra Bilge Dede sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan talebeler hemen şikayete başlarlar:
– Hocam, bu kadar ağır torbayı her yerde taşımak çok zor.
– Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi insanlar tuhaf bakıyorlar bize artık. Hem sıkıldık hem yorulduk…
– Bilge Dede gülümseyerek talebelerine şu dersi verir:
– Görüyorsunuz ki evlatlarım affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi de ruhumuzu da ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki insana bir iyilik olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız en büyük iyiliktir…

Kim seni üzdüyse bir düşün, seni üzen kişinin kimliği asıl olan değil, gerçek olan senin bir zanna kapılıp olaydan yanlış algılamalar ve çıkarımlarda bulunmandır, neticesindeyse bir evhama kapılıp gelip geçici duyguların histerisiyle cehenneme çevirdiğin hayatındır… Olayların görünen yüzünden ziyade, arkasındaki gerçekliği gör artık. Bir de bakacaksın ki sensin o. O zaman anlarsın neden birbirinizden farkınız olmadığını. Sevin birbirinizi, eksikliklerinizle, kusurlarınızla sevin… Yok birbirinizden farkınız. Özünüz aynı, ne bir eksik ne bir fazla. Görün artık bu gerçeği!

Bir düşün! insanoğlu kendisine ne kadar kızabilir. Başkasının sana yaptığına o kadar kız. Onun için dua et, sevgi gönder. O zaman hem kendini, hem de onu bağışlarsın. Kızgınlığını büyütürsen içinde, öyle büyük bir ateş topu olur ki hem seni yakar hem çevreni, bu durumda kalbinde ne sevgi duyabilirsin, ne de sevgi alabilirsin. Olduğun yerde mıh gibi saplanır kalırsın. Öyle bir kısır döngünün içine girersin ki aynı olayın etrafında döner durursun. Olayın adı değişse de içeriği hep aynı kalır…

Affetmek, intikam almaktan çok daha güçlüdür. Affetmek hem büyüklüktür, hem bir erdemdir. Peygamber efendimiz Hz Muhammed (sav): Kendisine, ailesine ve ashabına, Mekkeli müşriklerin zulüm etmesine rağmen onları affetmiştir… Öyle ki yapılan bu güzel davranış, Mekke’deki bütün müşrik insanların kalbini İslamiyet’e meylettirmiştir. Ayrıca Sahabeler de kendi mallarını zorla el
koyan zalim Kureyş’lilerden onları geri alma talebinde bulunmamışlar ve eşsiz bir hamiyetperverlik örneği göstermişlerdir. Evet, bu ne ulvi bir cenaplık ve ne büyük bir merhamettir değil mi dostlar!

Affetmek Cenabı Hakk’ın bir vasfıdır, ismidir. Kul kulu affettiği zaman, Yüce Allah’da kulunu affeder… Şura Suresi 40’ıncı ayeti kerimesinde Cenabı Mevla şöyle buyurur: ‘’Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükafatı Allah’a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.’’

İnsan suç işlerse cezalandırılır ve cezalandırmada şefkat dahil, hiçbir yüce duygu, fermanı yüksek yerden çıkan bu hükmün infazına engel olamaz. Ne var ki kin ve nefretlerimizin mahkum ettiği kimseleri taşlamağa dair bir hüküm bulunduğunu iddia etmek de imkansızdır. İşin doğrusu şu ki; biz, benliğimiz içindeki putu,bir Hz.İbrahim cesaretiyle kırmadıktan sonra, ne nefsimiz adına, ne de başkaları adına hiçbir zaman isabetli karar vermeye muktedir olamayacağız…

Af, insanoğluyla gün yüzüne çıkmış ve onunla kemale ermiştir. Bu itibarla yeryüzünün en yüce eylemine ve en geniş affediciliğine şahit oluruz…

Kin ve nefret ise, kötü ruhların, insanlar arasına saçtığı cehennem tohumlarıdır. Yeryüzünü cehenneme çeviren bu kin ve nefret körükleyicilerine mukabil, binbir bunalım içinde, itile kakıla hep meçhullere sevk edilen insanımızın imdadına, affedicilikle koşmalıyız. Arkada bıraktığımız şu bir iki asır, af bilmezlerin, hoşgörü bilmezlerin kusmuklarıyla en kirli ve en sevimsiz hale getirildi. Gelecek de bu nasipsizlerin yeryüzüne hükmedeceğini düşündükçe, insanın bu negatif duruma ürpermemesi mümkün değil…

Onun içindir ki, bugünkü nesillerin kendi evlat ve torunlarına en büyük hediyesi “affetmesini” öğretmek olacaktır. En kaba davranışlar, en iç bulandırıcı olaylar karşısında dahi affetmesini öğretmek gerek… Ne var ki, ruhu hırçınlaşmış, vicdanı acı çektirmekten zevk alan insan azmanlarının, affedilmesini düşünmek de, af müessesesine karşı bir hürmetsizlik olacaktır. Evet, onları affetmek, hem elimizden gelmez, hem de insanlığa karşı bir saygısızlık ve zulümdür. Böyle bir saygısızlığı makul görecek ve gösterecek kimse de biz bilmiyoruz…

Belli bir geçmişiyle, düşmanlık telkinleri altında yetişen bir nesil, içine itildiği karanlık dünyalarda hep arenaların dehşet ve vahşetini seyretti. Ufkunun ağardığı anda, öten horozların nağmelerinde dahi, o, hep kan ve irin görüyordu. Böylesine, sesi kan, soluğu kan, düşünüşü kan, gülüşü kan bir topluluktan ne öğrenebilirdi. Ona verilen şeylerle, kalbinin binbir hafakan içinde arzuladığı şeyler, tamamen birbirine zıt şeylerdi. Yılların ihmali ve yanlış telkinleri altında ikinci bir fıtrat kazanmış bu nesli, bir sel ve tufan halini aldığını an ve an anlayabilseydik! Heyhat! Nerede o basiret…

Affın ve hoşgörünün, yaralarımızın büyük bir kısmını saracağına inanıyoruz. Elverir ki bu semavi güç, affın ve adaletin dilinden anlayanların elinde olsun. Yoksa şu zamana kadar, tedavi deyip de sürdürdüğümüz yanlış teşebbüsler, karşımıza pek çok komplikasyonlar çıkaracak ve bizi şaşkına çevirecektir…

Neticede affedebilme süreci, geçmişten gelen olumsuz duygu yükünden kurtulup, özgürleşebilmektir. Yaşanan olayları hatırlamak ama olayın duygu deposunu boşaltmaktır. Affetme sürecinde kişi kendi acılarının farkındadır ancak affedeceği kişinin acılarının ve onun da bir kurban olduğunun farkında değildir. Bu nedenle kişi şunu net bir şekilde anlamalıdır, affedeceği kişiler de o an içindeki anlayışları, farkındalıkları ve bilgi kapasiteleriyle yapabildiklerinin en iyisini yapmaya çalışmışlardır.

Affetmek, kişiyi kırana karşı hangi cezayı verirse versin, bunun ona yetmeyeceğinin farkındalığıdır. Bu farkındalık, geçmişte takılı kalmak yerine, yaşam yolculuğunda yeni deneyimlere açık hale gelebilmek için kişiye yol gösterecektir. Böylece, kişi öfke ve intikam duygularına yatırım yapmaktan vazgeçecek, pozitif duyguları içinde çoğaltma yolunda adımlar atmaya başlayabilecektir. Çünkü kişi neye yatırım yaparsa içinde o çoğalacaktır. Unutmayalım ki Affetmek, hayatı zenginleştirici ve özgürleştirici önemli bir yatırımıdır…

Sevgili dostlar siz bu hassas dengeyi gözeterek af ve merhamet yolunu tercih edebilirsiniz. Sizi ilgilendiren konularda affederseniz, büyük bir erdemlilik yapmış olursunuz. Hatta bu konuda yanılsanız bile…

Selam ve Muhabbet ile kalmanız dileğimle

SufiCan

Adın Ne?

10407379_1058896110793188_305066018560467074_n[1]

Erkan Örümcek…

11071420_781651598583266_9047878126840644607_n[1]

Grip salgını olan bugünlerde çocuklarınıza bile rahatlıkla verebileceğiniz doğal takviye…

10649627_564307930365427_4281523546206434729_n[1]

Malzemeler:
1 adet orta boy kavanoz
kavanozun yarısını dolduracak kadar taze zencefil
1 limon (dilimlenmiş)
yeteri kadar bal
Hazırlanışı:

Zencefilin kabuklarını soyun ve incecik (jülyen doğrama) dilimleyin. Kavanoza yerleştirin ve limonları da ilave edin. Üzerine balı ekleyin. Kapağını sıkıca kapatın ve buzdolabına kaldırın.
Kullanırken; bir çay bardağına 1 dilim limon, zencefil şurubundan bir ya da iki yemek kaşığı koyun ve üzerine sıcak su ekleyerek karıştırıp için.
Sıcak olarak içtiğiniz gibi aynı miktardaki karışıma soğuk su ya da soda ekleyerek de içebilirsiniz.
Karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir. Sonbaharla birlikte gribal hastalıklarda evlerin baş köşesine yerleşmeye başladı bile. Ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı derken ardından gelen öksürüğü kesmek en uzun süreçtir. Hazırlayacağınız şurubu soğuk algınlığına yakalanmadan önce çay gibi ailece günde bir fincan içebilirseniz koruyucu özelliğinden yararlanır, sonrasında ise öksürüğe karşı doğal tedavi olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca araç tutmasından ya da
mide üşütmelerinden kaynaklanan bulantılara karşı da çok etkilİ…

Karbonhidratlar ve Görevleri

19897_372859939482435_1229198013_n[1]

Karbonhidratlar vücuda enerji sağlayan besin öğelerinden biridir. 1 gr karbonhidrat4 kkal enerji verir.Karbonhidratlar besinlerimizde en çok bulunan besin öğesidir.Normal diyet alan ,yetişkinlerde enerjinin %55-60 ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır.

Karbonhidratlar , enerji kaynağı olarak bedenin kullanabileceği en iyi yakıttır. Karbonhidratlar ; kendi aralarında basit karbonhidratlar (basit şekerler= monosakkaritler:meyve şekeri vb), birleşik karbonhidratlar (Birleşik şekerler= disakkaritler çay şekeriç ,süt şekeri vb.) ve kompleks karbonhidratlar( nişasta ,vb) olarak gruplandırılırlar.

Özellikle kompleks karbonhidratların ve kaynaklarının , daha sağlıklı besinler olduğu bilinmektedir.Bu nedenle mümkün olduğunca kompleks karbonhidratlar( kepekli doğal taş değirmen unu ,kepekli esmer pirinç işlenmemiş pancar şekeri ,meyveler ,sebzeler ) kullanmalı ,daha az sağlıklı olan işlenmiş karbonidratlardan (beyaz şeker,beyaz un,reçel,patates püresi ve cipsi) kaçınılmalıdır.

Karbonhidratlarda bulunan lifler,karbonhidratların en sağlıklı parçaları ,vitamin ,mineral ve birçok doğal antioksidanın taşıyıcısı olduğundan rafine edilmemiş kompleks karbonhidratların besin değeri yüksektir.

GLİSEMİK İNDEKS (Gİ):

Yenilen herhangi besinin kan şekerini yükseltme yeteneğine denir. Tükettiğimiz bir besin, kan şekerini uzun zaman ve ve az miktarda yükseltiyorsa besinin Gİ okadar düşük denir.Glisemik indeksin yükselmesini birçok etken tetikler:pişirme şekli, nişasta içeriği,protein yağ içeriği, lifiçeriği, hazırlama şekli.

Glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar ( glukoz,beyaz ekmek, kuru üzüm, yulaf ekmeği,muz, kahvaltılık gevrekleri vb ) kana tamamen ve hemen karıştıklarından kan şekerinde ani yükselmelere ,ani insülin yanıtlarına yol açarlar ve pek tercih edilmezler.

Glisemik indeksi düşük olanlar bol lifli sebzeler ,meyveler ,kepekli ekmekler ,işlenmemiş pirinçde bulunan glukoz ,dolaşım sistemlerine daha ağır ve daha küçük miktarlarda ,pankreas bezinden yoğun insülin salgılanmasına, neden olmadan girer.

SONUÇTA kan şekerinizde ani oynamalar oluşmaz ve pankreasınız yorgun düşmez .Özellikle sık sık ve küçük porsiyonlar halinde tüketilen kompleks karbonhidratlar, zengin bir menü ile beslenme ile kan şekerini pek değiştirmediğinden açlık hissetmez ,sık ve düzensiz yenen yoğun kalorili yiyeceklere yönelmez ve kilo almazsınız.

KARBONHİDRATLARIN GÖREVLERİ

Karbonhidratların vücudumuzdaki görevlerini şöyle sıralamak mümkündür:

• Karbonhidratların en önemli görevi enerjiyi oluşturmaktadır. 1 g karbonhidrat 4 kcal verir. Beyin, sinir sistemi ve alyuvarlar normal şartlarda enerji kaynağı olarak yalnızca bir karbonhidrat türü olan glikozu kullanır.
• Karbonhidratlar vücutta depolanabilmektedir. Fazla alındığında yağa dönüştürülür.
• Karbonhidtarların yeterli miktarda alınması, proteinlerin enerji amacıyla kullanılmasını önler.
• Su ve elektrolitlerin vücutta yeterince bulunmasını sağlar.
• Kanın asit-baz dengesinin korumanda yardımcıdır. Çok düşük miktarda karbonhidrat alındığında bu denge bozulur.
• Karbonhidratların bir türü olan posa-lif, bağırsakların çalışmasını artırarak dışkılamayı kolaylaştırır ve böylece kabızlığı önler.

alıntı

Kuşkonmaz Faydaları Nelerdir?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

kuşkonmaz Birçok ülkede salatalar, sağlıklı çorbalar ve zeytinyağlı yemekler birçok kişi tarafından tercih edilir. Salatası, çorbası ve zeytinyağlı yemeği yapılan sebzeler oldukça değerli sebzelerdir. Kuşkonmaz, enginar, börülce, semizotu gibi sebzeler yemekleri ve salataları sıklıkla yapılan sebzeler arasındadır. Özellikle Akdeniz ülkelerinde bu şekildeki şifalı sebzeler sıkça tercih edilir ve et, tavuk yada balık gibi yemeklerin yanında servis edilir. Peki bu sebzelerin arasında yer alan kuşkonmaz faydaları ve yararları nelerdir, kimler için sakıncalıdır ve kimler kullanmamalıdır?
Kuşkonmaz Faydaları Nelerdir?

Latince adı asparagus officinalis olan bu şifalı bitkinin sağlık açısından da birçok faydası vardır. Bu leziz bitki tüm dünyadaki birçok ülkede salata yapımında, yemek yapımında sıklıkla tercih edilir. Ayrıca vitamin ve mineral içeriği nedeniyle, hastalıklara karşı faydalı olması sebebiyle de çok eski yıllardan beri birçok ülkede kuşkonmaz kullanılır.
Kök, tomurcuk ve gövdesi tüketilen bu şifalı bitki, aynı zamanda evlerde süs bitkisi olarak da kullanılır.

A, B ve C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahiptir.

Hindistan ve Çin gibi ülkelerde çokça kullanılır.

Ülser için şifalı olması da kuşkonmaz faydaları arasındadır.

Kıyı bölgelerinde, yol kenarlarında, bayırlarda, kırlarda kolaylıkla yetişebilir.

Kalsiyum, magnezyum ve demir gibi elementler içerir.
Soğuk algınlığı, öksürük gibi rahatsızlıklara karşı faydalıdır.

Hazımsızlık, şişkinlik ve ödem atılmasına yardım eder.

Sindirim sistemini rahatlatır.

Afrodizyak etkisi de bulunmaktadır.
kuşkonmaz faydalarıİdrar söktürücü etkisi de herkes için önem taşımaktadır. Bu özelliği sayesinde kuşkonmaz sıklıkla kullanılır.

Romatizma ağrısı çekenler, kemikleri ağrıyan kişiler de bu şifalı bitkiyi kullanarak şifa bulabilirler.

Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardım eder.

Artrit hastalığına karşı da fayda ve yarar sağlar.

Özellikle et ve tavuk yemekleri ile oldukça sık tüketilen bir bitkidir. Birçok ülkede lokantalarda et ve tavuk yemeklerinin yanında servis edilir.

Potasyum, fosfor ve kükürt elementleri açısından da zengindir.

İyi bir folik asit kaynağıdır.

Kahvaltılarınız için omletlerin içine de bu leziz bitkiyi ekleyebilir ve şifa bulabilirsiniz.

Karaciğer ve safra kesesi için de olumlu etki sağlar.

Kalp ile dosttur.
Kuşkonmaz lif açısından zengindir.

Kemikleri korur, içerdiği kalsiyum sebebiyle kemikleri güçlendirir.

Kolesterolün düşürülmesine yardım eder.
kuşkonmazın faydalarıKadınlar adet yani regl dönemi öncesinde de bu şifalı bitki tüketilmelidir. Adet öncesi oluşan şişlikler ve ödem için iyi gelmesi de kuşkonmaz faydaları arasındadır.

Diyet yemeklerinde de sıklıkla tercih edilir.

Ayrıca probiyotik bakterilerin gelişimini destekler, bağırsaklar açısından da fayda sağlar.
Kabızlık gibi hazımsızlık ve sindirim sorunları için de fayda sağlar.

Egzama gibi cilt hastalıklarına karşı da kullanılır.

Anemi yani kansızlık rahatsızlığı olan kişiler de bu şifalı bitkiyi kullanabilirler.

Özellikle Hindistan’da doğurganlığı teşvik etmek için kullanılır.

Kanı temizleme özelliği vardır.
Kuşkonmaz Zararları ve Yan Etkileri Nelerdir?
Yüksek oranda pürin içerir, bu nedenle böbrek hastaları kuşkonmaz tüketmemelidir.

Gut hastalığı olanlar da bu şifalı bitkiyi tüketmemeye dikkat etmelidir.

alıntı

Galiba Sana Aşık Oluyorum Füsun!!!

11063855_762155843880128_6722181987912802703_n[1]