Of Nerde Bu Ruhİkizim Esma Abla

16521_425784994259987_8831445696319437384_n[1]

BEYİN DALGALARINIZI DEĞİŞTİREREK DUYGULARINIZI KONTROL EDEBİLİRSİNİZ!

10533276_693465180762989_2196818340424896433_o[1]

Güne frenkansımızı yükselterek başlamak bugünümüz, yarınımız, geleceğimiz ve hatta “geçmişimiz” için son derece önemli.

Peki nedir bu frekans ? Neden yükseltmemiz gerekir ? Yükseltirsek ne olur? Yükseltmezsek ne olur?

Öncelikle frekans fiziksel bir terim bunu belirteyim.

“Denge noktası etrafındaki salınıma” frekans diyor fizik.

Evrende her ne varsa bir FREKANS halinde ve titreşiyor.

Titreşimler ise bizim yaradılışımızla görebildiğimiz bir düzeyde değil. Ama hissedebileceğimiz bir düzeyde.

Şimdi beynimizin titreşimlerine bir göz atalım :

DELTA :
Uyku anında ortaya çıkıyor saniyede 4 dalgalanma meydana getiriyor. En yavaş titreşen dalgalar olarak biliniyor. 4 herz (uyuyan beyin)

TETA:
Bunlarda uyku evresine girerken 4-7 dalgalanma şeklinde delta dalgasından biraz daha hızlı salınım yapıyor. 5-6 herz (uyurgezer beyin)

ALFA:
Bu dalga saniyede ortalama 10 kez salınım yapan bir dalgadır, insanın rahat olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. 10 herz ( Düzgün beyin dalgası)

BETA:
Bu dalgalar ise STRES (gerilim) durumunda kafamızın dağınık olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. Saniyede 13-40 dalga arası (13-40 herz diyelim) (düzensiz)

GAMA:
Bu dalgalar saniyede 40 kez titreşen dalgalardır. Üzerinde çalışmalar süren bu dalgaların; bilinç,özü düşünme gibi durumlarda oluştuğu düşünülüyor.(40 herz)

Görüldüğü gibi titreşimimizin bizi en rahatlattığı, huzur verdiği frekans aralığı, saniyede 10 Herz salınım yapan Alfa dalgası.

Alfa beyin dalgasına ulaşabilmemiz için bir çok teknik var.

Benim önemsediğim, kullandığım ve danışanlarıma önerdiğim, tekniklerden bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere.

1. Uykudan uyandığınızda ve uykuya dalmadan hemen önce :
Bu alfa frekansının doğal sürecidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uyandığımız andaki frekansımız alfa frekansıdır. Özellikle gerçekleşmesini istediğimiz herhangi bir hayalimiz var bu anlarda hayalimizi üç boyutlu düşünerek, yoğun duygu (neşe, sevinç, heyecan, mutluluk) hissederek evrene gönderirseniz, hayallerinizi gerçeğe getirmek kolaylaşacaktır.

2. Diyafram Nefesi :
Burundan alınıp, yine burundan verilen nefes şeklidir. Uzanarak yapabiliriz bu nefes alıştırmasını. Sağ elimizi karnımızın üzerine koyalım. Burnumuzdan kocaman derin bir nefes alıp karnımızı kocaman şişirelim. Karnımızı şişirirken 8 veya 10’a kadar sayalım. Karnımızın üzerindeki sağ elimizin, şişen karnımızla birlikte yukarıya doğru kalktığını hissedelim. Sonra tekrar yine burnumuzdan vermek suretiyle 8-10’a kadar sayarak karnımızı yavaş yavaş indirelim. Tabi ki bu alıştırmayı yaparken sadece nefesimize odaklanıp, başka hiçbir şey düşünmeyelim. Yaklaşık 15 dakika bu nefes çalışmasını yaparsanız, rahatlıkla alfa seviyesine inmiş olursunuz.

3. Renk ayrıştırma metodu :
Bir yere uzanın, derin derin nefesler alarak kendinizi rahatladın. Hayalinizde gökkuşağının renklerini düşünün. Şimdi kırmızıyla başlayın. Bu uygulamada hayal gücünüzü ve beş duyunuzu mümkün mertebe fazlaca kullanmanız gerekecek. Kırmızı bir meyve düşünün. Mesela bir sepet dolusu kıpkırmızı kirazlar görün. Hayalinizde bu kirazları elinize alın, dokunun, dokusunu hissedin. Kokularını duymaya çalışın bu kıpkırmızı kirazların. Sonra ağzınızda bir tane olgun kıpkırmızı kiraz atın ve ağzınızda dağılan o muhteşem lezzeti hissedin. Sonra tekrar kırmızı bir obje düşünün mesela bir elma bahçesinde olduğunuzu hayal edin. Dalda kıpkırmızı elmalar var ve siz elmaları topluyorsunuz. Sepette bir sürü kırmızı elma birikti. Sonra elmalardan birini alarak kocaman ısırıyorsunuz elmadan. Elmanın tüm lezzetini ağzınızda hissediyorsunuz.

Şimdi turuncuya geçelim. Kendinizi bir deniz kenarında hissedin… Güneş batmak üzere ve güneşin turuncu aydınlığı tüm denizi sarmış. Her taraf turuncu bir renge boyanmış ve siz o turuncu rengin hakim olduğu anlarda denize girdiğinizi hayal edin. Turuncu renklere tekrar tekrar bakın, denizin sularının tamamen turuncuya boyandığını görün….

Şimdi bir portakal hayal edin elinize portakalı alın, dokusunu hissedin, sonra koklayın, mis gibi kokusunu içinize çekin portakalın. Sonra soymaya başlayın portakalın kabuklarını, soyarken sularının aktığını düşünün ve parçalara ayırın portakalı. Şimdi bir dilim sulu ve kokulu portakalı ağzınıza attığınızı hayal edin,
lezzetle yiyin.

Bu alıştırma gökkuşağının tüm renkleri ile devam edecek. Sıradaki renkler sarı, yeşil, turkuaz, mavi ve mor.

Bu alıştırmalar, titreşiminizi saniyede 10 hz salınıma çekecek ve rahatlayıp, huzur bulacaksınız.

Kolay gelsin smile ifade simgesi Sevgilerimle,

A.Nilgün Aktaş

Sakın Kaçırmayın… Saç Şekline Ve Rengine Göre Karakteriniz…

SAÇLAR

SARI SAÇ:
Sarışınlar ekseriyetle kuvvetli, orijinal fikirli, her vaziyete uyar, hevesli, yaratıcı ve çeşit kabiliyetli kimselerdir. Değişikliğe bayılırlar. İyi bir şey. Ama sarışınların çoğu da lüzumundan fazla kıymet bilmezlerdir. Herhangi bir şeyin başında bitirinceye kadar durmak kabiliyetleri azdır. Canları sıkıldı mı – ki çok çabuk sıkılır- ellerindeki işi bırakıp bir yeni işe başlamayı tercih ederler. Bir kere harekete geçtiler mi yeri göğü birbirine katarlar. Kendilerini ve enerjilerini idare etmek kabiliyetinden mahrum oldukları için enerjilerini lüzumundan fazla sarf eder ve hemen yorulurlar. Sabırlı olmazlar, çabuk ve hevesle çalışırlar. Huzursuz tabiatları daima yeni heyecanların peşinde koştuğu için hercai ve belki de sadakatsiz olurlar.
Sarışınlar etraflarına hakim olmayı ve söz geçirmeyi severler. İşlerinde ve özel hayatlarında liderlik etmek sevdasındadırlar. Bu hususta sarışın kadınlar daima sarışın erkeklerden baskın çıkar. Sarışın bir erkekle evli olan sarışın bir kadın kocasını ve evini istediği gibi idare etmesini bilir. Ama ev işlerinden çabuk yorulur ve bıkar. Onun için sık sık alışverişe, sinemaya, terziye veya dişçiye gider.
Sarışınların bir de kuvvetli karakterde olanları vardır. Böyle sarışınlar cesur ve sabırlıdırlar. Kavgacı olmamakla beraber, karşılarındakini yatıştırmayı da bilmezler. Hisleri daima kontrol altındadır. Başkalarının işlerini merak etmez. Kendini alakadar etmeyen işlere burnunu sokmadığı gibi, başkalarının kendi işlerine karışmasından da nefret eder.

KIZIL SAÇ:
Kızıl saçlı olanlar veya saçları herhangi bir şekilde kızılı andıran sarışınlar çok benzerler. Ama arlarında belirgin farklar vardır. Mesela, kızıl saçlılar sabırlarını sarı saçlılardan daha çabuk kaybederler. Daha çabuk neşelenirler ve daha çabuk üzülürler. Neşeleri sarışınların neşesinden daha coşkundur. Ama bir kere canları sıkıldı mı sarışınlardan daha fazla sıkılırlar. Ufak tefek şeylere sıkılırlar. Ufak tefek şeylere üzülürler, ama üzüntüleri uzun sürmez. Neşeleri, uçarılıkları çabucak kendini gösterir. Kızıl saçlı meraklıdır. Başka insanlar onları alakadar eder. Başkalarının özel hayat ve işleriyle çok meşgul olur. Herhangi bir konu üzerinde kesinlikle karar veremez. Şüphecidir. Bununla beraber gayet dost tabiatları, sıcak bir kanı vardır ve pek girgindir.

KOYU RENK SAÇ:
Siyah ve kestane saçlılar hem yapı hem de yaradılış bakımından sarışınlardan çok farklıdırlar. Evlerini çok severler. Alıştıkları hayattan ayrılmak onlara ölüm gelir ve galiba biraz da tembeldirler. Sarışınlardan daha az sabırlı, daha tedbirli, daha düşünceli, daha ağır ve titiz olurlar. Enerjilerini özenle kullanmasını bilirler. Sac rengi koyu olan bir insan titiz ve dikkatli olduğu için ayrıntılı işlerde çok başarılı olur. Sanat kabiliyeti ve sanat sevgisi kuvvetlidir. Sadık, doğru ve çok zaman dindardır. Sarışınlardan daha anlayışlı daha müsamahakardır.

SAÇIN İNCELİĞİ VE KALINLIĞI

İNCE, YUMUŞAK ŞAÇ:
İnce ve yumuşak telli saçları olan bir insanın tabiatı da ekseri saçına benzer. Bu insan inceliğe, nezakete, temizliğe düşkündür. Böyleleri evlerinin güzel ve derli toplu olmasını isterler. Pisliğe gelemezler. Bu gibi insanların sabır ve azmi de biraz az olur. Herhangi bir şey de ısrarla sebat etmezler. Kültürlü, kibar mekanlarda hoşlanırlar ve ekseriyetle dikkatine çarpmayan ince güzelliklerden zevk alırlar, bu gibi kimselerin en büyük kusurları fazla hassasiyetleridir. Çabuk ve boş yere alınırlar. Bir işe hevesle başlarlar, ama aynı zamanda bıkarlar ve bitirmek istemezler. Güzel şeylere düşkünlükleri israfa yol açar. Çok zaman bütçelerine açık vardır. Ama onlar buna o kadar aldırış etmezler.

KALIN TELLİ SAÇ:
Saçlarının telleri kalın, sert ve kaba olanların da yaradılışları çok zaman saçlarına benzer. Hatta hal ve tavırları da kaba sabadır. Kuvvetli ve dobra dobradırlar. İncelikli, basiretli hareket etmek onlara göre değildir. Yüksek sesle konuşurlar. Kılık kıyafetlerine çoğu zaman özen göstermezler. Kaba saba sporlara düşkündürler. Daha ince tabiatlı insanların bulunduğu ortamlara tahammül edemeyerek kendileri gibi kimselerle arkadaşlık etmekten hoşlanırlar.

ORTA KARAR SAÇ:
Ne pek ince ne de pek kalın olan saçların rengi de ekseri koyu kestane olur. Böyle saç kuvvetli bir şahsiyet, keskin bir zihin ve sağlıklı bir kişilik göstergesidir. Böyle saçı olan bir insan önceden ve çabuk karar vermekten çekinir. Herhangi bir kararı vermeden önce en ince ve ufak noktalarına kadar hesap eder. Karar verince de derhal harekete geçer. Uyanık olunması gereken yer ve saatlerde onun uyuduğu görülmemiş bir şeydir. Söylediklerinizi dinlemekte değer bulursa dinler, hem de tüm dikkatini vererek. Ama söylediğiniz alakasını çekmedi mi sizi dinlemez ve bunu da söylemekten çekinmez. Her şeyi görür ve her ortama derhal uyum sağlar. Tarih ve günleri çok iyi hatırında tutar. Onu dinlemek son derece zevklidir. Bir noktadan öbürüne atlayarak lafı uzatıp karıştırmak gibi huyları yoktur.

KADINLARDA SAÇ ŞEKİLLERİ

KISA, YUVARLAK, KIVIRCIK SAÇ:
Saçları düz olduğu halde kıvırtarak kısa ve yuvarlak kesen insanların, kendilerini sıkıntıya sokmak istemeyen, biraz da havai kadınlar olduklarından emin olabilirsiniz. Böyle kadınlar canlı ve hareketlidirler. Sudan şeylerden bahsetmesini severler. Bu onların akılsız olduğunu göstermez. Bilakis, zeki ve akıllıdırlar ve icap ettiği zaman akıllarını kullanmasını bilirler. Yalnız kendilerini sıkıntıya sokmak istemezler.

TOPUZ:
Saçlarını gergin olarak toplayıp topuz yapan kadınlar ekseri soğuk, sert ve titiz olurlar. Kendi kendilerine karşı müsamaha göstermedikleri gibi başkalarına karşı da müsamaha göstermezler. Alışılmamış, değişik şeyleri kabul etmek istemezler. Topluluk ve kalabalıktan hoşlanmadıkları gibi arkadaşları da yoktur ve kendi başlarına kalmayı tercih ederler.

KAHKÜL:
Saçlarını alınlarının üzerinde kırkma gibi kesen kadınlar şen ve akıllıdırlar. İltifattan hoşlanırlar. Sadıktırlar ve hislerinde ifrata kaçarlar. Ekseri tatlı dilli olmakla beraber zamanında acı konuşmasını da bilirler.

ERKEKÇE KISA SAÇ:
Saçlarını bir erkek gibi kısacık keserek dümdüz bırakan kadınların tabiatında da biraz erkeklik vardır. Böyle kadınların kıyafetlerinin de erkekliğe kaçtığını görürüz. Daha ziyade erkeklerin yaptığı işlerde çalışır, erkeklerin yaptığı her işi yapabildiklerini ispat etmeye kalkışır ve durmadan “keşke erkek olsaydım!” derler.

ERKEKLERDE SAÇ ŞEKİLLERİ

KISA SAÇ:
Saçlarını iyice kısa kesen bir erkek nefsinden emin ve kudretlidir. Sanattan ancak yüzeysel bir zevk alır. Hafif eserleri dinleyip dansetmesini çok sever. Fakat herhangi bir muzik aletini çalmasını öğrenmek aklından bile geçmez. Zaman zaman aptalcasına inatçı olur. İnsanları sevmez ve insanların iyi olabileceğine pek inanmaz.

UZUN SAÇ:
Saçlarını ensesine kadar uzatan erkeklerin sanat müptelası olduklarından asla şüphe etmemek lazımdır. Bu gibi kimseler herhangi bir sanat dalında ellerini denemeden rahat edemezler. Nazik ve hassas olurlar. Sevdikleri işi ciddiye alır ve çok zaman sadakat gösterir.

YAPIŞIK SAÇ:
Saçları kabarmadığı halde briyantini fazla kullanan kimseler kararsız tabiata sahiptirler. Kesinlikle bunlara güvenmeye gelmez. Saçlarını ayna gibi parlatıp kafasına yapıştıran bir erkek başkalarına pek fazla güvenir ve kendi tatlı canını sıkıntıya sokmaktan çekinir. Samimi arkadaşları azdır. Hayatta sadece zevk ve safa arar. Oldukça yüzsüzdür. Hakaretlere gülerek tahammül ederek karşısındakinin sabrını tüketir.

YANDAN AYRILAN SAÇ:
Saçını yandan ayıran erkek temkinli, kendi halinde, kudretli ve durgun bir adamdır. Macerasız, dalgasız, fırtınasız, sakin bir hayat sürer. Hayatı kendi çizdiği dar çerçeve ve muhitten ibaret görür. İyi huylu ve sevecen olduğu için müsamahakardır ve bütün tanıdıkları tarafından çok sevilir.

ORTADAN AYRILAN SAÇ:
Pervasız bir tabiatın işaretcisidir. Saçını ortadan ayıran insan sırf yenilik olsun diye görülmedik şeyler yapar. Bu sebepten başı çoğu zaman beladadır. Ama o buna aldırmaz. Zaman zaman acı konuşur. Hazır cevaptır.

AYRILMAMIŞ SAÇLAR:
Saçlarını hiç ayırmadan arkaya doğru tarayıveren erkek çok meşgul ve faal olduğu halde görünüşe pek aldırış etmeyen bir erkektir. Kuvvetli bir şahsiyete sahiptir. Başkalarının tesiri altında kalmaz. Pratik işlerden hoşlanmaz. Kitap okumak ve sanatla meşgul olmak onun yaradılışına daha uygundur. Kendi düşünceleriyle o kadar dopdoludur ki başkalarıyla meşgul olacak vakti yoktur onun için pek az dost edinir

Ben içimdeki o kıza aşığım…

fil severlere küçük bir sabah sürprizi
Bir sabah çok kızgın kalktım yataktan. Bir sürü korkum vardı, bir sürü öfkem vardı, bir sürü kinim vardı, bir sürü hüznüm vardı, bir sürü yanlışım vardı. Kaç tane eskimiş aşk vardı geride, çoğu da aşk değildi zaten.
Kendime kızgındım.
O…ysa içimde bir yerlerde dağları aşacak bir kız vardı, çok neşeliydi, şakacıydı, sevimliydi, çalışkandı, umutluydu, kendine inancı tamdı… Ben onu susturmak için elimden geleni yapmıştım. Ve o da susmuştu… Bu suskunluğun nasıl bir mutsuzluk verdiğini size anlatamam… Öyle mutsuz olduk ki beraber en sonunda beni öfke içinde uyandırdı bir sabah. Başkalarının gönlü olsun diye susturmuştum onu… Herkesin gönlü oldu, benimki neredeyse tuzla buz olacaktı.
O sabah uzunca bir süre aynanın karşısında oturup kendime baktım. Yüzümü şekilden şekle soktum. Yapabileceğim şeyleri yapmaktan ve hatta denemekten nasıl da vazgeçtiğimi gördüm aynada… Bir ara çimdeki o kızın baktığını gördüm… Onun saçları kıvırcıktı, gözleri ışıl ışıldı ve aslında çoğunlukla gülümserdi. Çok kısa bir an için gözgöze geldik… Çok kısa… Sonra bana dil çıkardı.
Aynanın karşısından kalktığımda kızgın değildim artık. Ona hissettirdiğim acıyı tekrar hissettim. Hiç hakkım yoktu! O kızı susturmamaya karar vermiştim çünkü… Derin bir huzur geldi içime…Fakat karar vermekle bitmiyor elbet…
Tabiri caizse kendimi hallaç pamuğu gibi fırlattım günlerce, aylarca ve hatta bir kaç yıl… Bitti mi? Hala bitmedi… Ama o sabah yataktan kızgın kalkan kadından eser kalmadı.
Çok acıtıcı olduğunu söyleyebilirim ama ne kadar acırsa acısın en sonunda hep mutluluğu hissettim. Aslında insan mağdur, kurban ya da ezilmiş olmadığını anlayınca içi acıyor biraz. Yıllarca inandırmışsın kendini… Sende bir sorun olmadığına, etrafındakilerin hatalarına tapınmışsın… Yeter ki mağdur olarak kal diye… Mağdurlar hareket edemez çünkü, hareket etmeyen risk almaz, risk almayan istediği hiçbirşeye yaklaşamaz. Ve tüm bu kaybın faturasını da mağduriyetinden ötürü başkasına kesersin, sonra da yatakta fındık ezmesi kaşıklarsın. Hiçbir şeyin garanti olmadığı bir dünyada kendinden tüm riskleri uzak tutmak için bu sefil çabalama neyin nesi gerçekten?
Bir kez… Sadece bir kez bunu farketmek bile yetiyor insana. Ve ilk adımı attığında başlıyor değişim… Bir gecede değil, bir ayda değil, bir yılda da değil… Sürekli… Ve düşünsenize, eğer her gün artarak devam eden mutluluğa ve huzura kavuşuyor olsaydınız bunun için her saniye çabalamaz mıydınız?
Çabaladım ben… Hala da çabalıyorum…
Aşık oldukları kişi olmadan yaşayamayacaklarını söyler kimileri… Ben içimdeki o kıza aşığım… Hayata aşığım… Tüm enerjimi kendimden alıyorum. Karnımda kelebekler uçar hep… Hep heyecanlıyımdır. Tutku ile bağlıyım hayata. Birinin beni beğenmesi, beğenmemesi, sevmesi ya da sevmemesi, takdir etmesi ya da etmemesi hiç önemli değil…
Benim bir yolum var. Kendim seçtim, kendim yarattım… Yürüyorum.
Kendi yolunuzdan yürüyün… Kendi adımlarınızı görün.
Nietzsche Böyle Buyurdu Zerdüşt’te “Yürümesini öğrendim, öğrendim öğreneli koşar dururum. Uçmasını öğrendim, öğrendim öğreneli gerek kalmadı yerimden kımıldamak için itilmeye. Şimdi hafifim, şimdi uçuyorum, şimdi kendimi kendi altımda görüyorum, şimdi bir tanrı dans ediyor içimde.” der…
İyi der, güzel der…
“İnsanın içinde kaos olmalıdır, dans eden bir yıldızın doğumuna neden olabilmek için” der ayrıca…
Kaosu görün ki yıldızı yakalayın…alıntı

Damarları temizleyen 10 yiyecek

damarlari-temizleyen-10-yiyecek-5442563[1]

Kalp rahatsızlıkları her geçen gün sağlığımızı daha fazla tehdit etmektedir. Dengesiz beslenme sonucu tıkanan damarlar ölüm riskini arttırmaktadır. İşte damarları temizleyen yiyecekler…

Yeşil çay

Yeşil çay, damarlara hasar veren oksidatif stresi azaltır ve damarları temizler. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve bu sayede kalbi korur.

Açai üzümü

Özellikle kolesterolü düşüren bu meyve kan akışını dengeler ve bu sayede kalp için çok faydalıdır.

Tarçın

Antioksidan deposu olan tarçın, kandaki şekeri düşürür ve bu sayede damarlar için çok faydalıdır. Günde 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını %26 oranında azalttığı kaydedilmiştir.

Badem

E vitamini, çözünebilen lif ve tekli doymamış yağlar açısından oldukça zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı engeller

Yulaf

Yulaf, kolesterolü düşürür ve damarları temizler. Öğünlerinize yulafı eklemenizi öneririz.

Zeytinyağı

Akdeniz ülkelerinde kalp hastalıkları görülme oranının daha az olması zeytinyağı sayesindedir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri önler ve tansiyonu düşürür.

Brokoli

K vitamini ve lif açısından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum seviyesini dengeler.

Zerdeçal

Zerdeçal, damar temizliğinde en etkili baharatlardan biridir. Ayrıca damar sertliğini önler ve yağ depolanmasını engeller.

Kuşkonmaz

Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltır ve bu sayede kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelir.

Nar

İçerisinde barındırdığı antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını önler.

kaynak: milliyet

Doğal diş macunu nasıl yapılır?

dogal-dis-macunu-nasil-yapilir--5446341[1]

Diş macunlarının içerisinde bulunan paraben, renklendiriciler, gliserin ve florid gibi maddelerin sağlığımıza zararlı olduğu dile getirilmektedir. Bu maddelerin kanser oluşumuna bile neden olabileceği belirtilmektedir.

Siz de daha doğal bir diş macunu arayışı içerisindeyseniz evde kendiniz yapabilirsiniz.

Malzemeler: 1 çay kaşığı karbonat 1 damla nane veya limon yağı 2-3 damla su

Yapılışı: Tüm malzemeleri sırasıyla temiz bir kasenin içerisine koyup karıştırın. Macun kıvamı alana kadar karıştırın ve dişlerinizi fırçalayın.

kaynak: milliyt

MUTLAKA OKUYUN DERİM…

images[7]
Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı. Arabasının patlayan lastiği onun ise bir saat geç gelmesine neden olmuş,
elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti.
Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu. Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.
Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi. Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.
“O, benim dert ağacım,” dedi.
“Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar, evime, esime ve çocuklarıma ait değil. Bunun için bu sorunları her aksam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz?
“Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum….”
Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir

Bardağı yere bırakın bugün…

images[2]

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.

“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.

Öğrenciler, ’50gr!’ …. ‘100gr!’ …. ‘125gr’ cevabını verdiler.

“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:

Ama, benim sorum şu: 

Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

– Hiçbir şey 

– Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?

– Kolunuz ağrımaya başlardı. 

– Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?

– Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de

çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.

Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:

– Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?

Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar: 

“Hayır.” 

– Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?

Profesör ikinci bir soru daha sordu: 

– Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?

– Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.

Profesör beklediği cevabı almıştı.

Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:

“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,

‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”

Alıntı

6 Haziran 2015e kadar gökyüzü..

 10888842_1398781887082832_8613040141351196627_n[2]

Koç-Terazi ekseni nedir en önemli konu insan hayatında frown ifade simgesi hepinizin önceliği farklı anlayabiliyorum fakat öyle bir görünüm var ki sizleri etkileyen maddi anlamda refah diyor Gökyüzü fakat eş sebebiyle kaybı da gösteriyor ve kronik rahatsızlıkları, ekstra çıkacak masrafları, açığa çıkacak mahcubiyet yaşatacak sırlar, eşin arzu ve isteklerine sırt çevirmek, bireylerin cinsel zevklere aşırı meyil göstermesi ve ihanet…

Alaca karanlıkta kalmış her ruh gibi sizinde biraz beyaza ihtiyacınız olacak…

Boğa-Akrep ekseni frown ifade simgesi dünyevi değerler smile ifade simgesi bu kadar hırslarınıza yenilmeyin yaşamak neticede üç-beş kısa mutlu andan ibaret. Aşırı inatçılık ve bencillik üzerinize yapışıyor mihenk gibi lakin sağlık ya gönül mevzuları eş ile aranıza giren bu mesafe ilişkilerinize daha fazla özen göstermeniz gerekliliğini vurguluyor. Davalar, hukuksal konular, düşmanlıklar, üzüntüler ve cinsel soğukluk.

Bir düşün orta yerinde doğar insan ve huzuru hiç kaçmayacak zanneder, bir rüyanın ise en güzel anında gülümser uyandığında anlar ki o sadece rüyadır…

İkizler-Yay ekseni smile ifade simgesi yanınızda çalıştırdığınız personel epeyce bir canınızı sıkacağa benziyor. Beraberinde devlet dairelerinde işleri olanlar içinde zorluklar sabrı sınayacaktır. Gizli düşmanlar kadar en fazla kötülüğün akrabalardan geldiğine şahitlik edeceksiniz. En büyük avantaj ise bu süreçte göreceğiniz rüyaların haber verici yönde olması kadar sezgisel anlamda güçlü olacağınız bir evredir.

Nasılsınız? diye sorduklarında ”HİÇ” bu kadar boş bakıp ”HİÇ” bu kadar duyarsız kaldığınız bir zaman olmayacak.

Yengeç-Oğlak ekseni smile ifade simgesi ahhhh bu gönül şarkıları smile ifade simgesi bebek bekleyenler için çocuk kaybı frown ifade simgesi düşük belirtisi, duyguların hezeyanı, ilişkilerde kadersel kayıplar, hüsranlar, çocuğu olanlar için soruMluluklarda artış ve eğlence ortamlarından soyutlanma. Boş verin işte yazdıklarım Haziran’a kadar avantajlı kısmı ise maddi kazançlarda artış ve arkadaş gruplarında aranan birey olma modeli.

Kim girerse girsin hayatına sen bundan sonra hep eksik kalacaksın. Çünkü ”bende kalan senin ruhunun diğer yarısı”…..Nefes dahi alman mümkün değil…..

Aslan-Kova ekseni frown ifade simgesi bu üst düzey yöneticiler çok can sıkıcı frown ifade simgesi gayret göstermeniz farz normalin üzerinde bir efor bu lider konumuna geçmeniz ve yükselmenizde olasılıklar arasında çok çalışmanız lazım. Kalp kırıklığı, uykusuzluk, anne adına üzüntü, annenin sağlığı, gayrimenkuller adına kayıplar, araçlarla ilgili bağdaşık sorunlar, belkide yaşadığınız çevreden başka bir yere taşınma.

Hüznüm ağlıyor, kalbim yosunlu, kalbim kaygan, kalbimden hiç tükenmeyen sızılar sızıyor, dokunduğum her kalpten bir soğukluk bulaşıyor üzerime….Üşüyorum…

Başak-Balık ekseni frown ifade simgesi ne kadar çok mağduriyet o kadar çok ilahiyat ve manevi yükseliş veriyor ruha. Balık-Başak ekseni ekliptik düzlemin ellerinde frown ifade simgesi üstüne birde tutulma serisi frown ifade simgesi kardeşleriniz yada komşularınız ile aranız limoni. Yüksek Eğitim sürecinde olanlar ise motivasyon düşüklüğü yaşayabilirler. Arkadaşlarınızın farklı farklı yüzlerine tanıklık edeceksiniz ve netice yol ayrımı. Bu sürecin en önemli etkisi uzun yolculuklarda dikkatli olmanız yönündedir. Kehanet gücü verecek rüyalar göreceksiniz.

Uykusuzluk halinden uyku haline geçişiniz ölümü böylesine beklercesine olmamıştı….Ayşen tok

Naftalindeki Ölümcül Tehlike…

images[11]

İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Nurhayat Özdemir, kadınlar tarafından güve oluşmasını engellediği ve kötü kokuları bastırdığı için evlerde kullanılan naftalinin, toksik maddeler sıralamasında ilk başta yer aldığını belirterek, “Naftalin, ölüm saçan bir kimyasaldır. En tehlikeli kimyasal madde, naftalindir ve kesinlikle eve alınmaması gerekir hatta marketlerde bile satışı yasaklanmalı” dedi.

Naftalin, güve ve böcekle değil, sağlığımızla mücadele ediyor. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi Doğan, naftalinin aşırı solunması halinde akciğer ve gırtlak kanserine yol açtığını söyledi. Evlerde en çok rastlanan zehirlenmelerin başında naftalin zehirlenmesi geliyor. Özellikle küçük çocuklar naftalini şeker zannedebiliyor. Naftalin yerine alternatif ürünleri tercih edebilirsiniz

Naftalin, zararlı böcek ve güvelerden kurtulmak için hemen her yerde kullanılır. Özellikle uzun süre kullanılmayacak kıyafetlerin saklanmasında naftalin ilk başvurulan adrestir. Ancak uzun süre naftaline maruz kalmak ve temas etmek sağlığa zarar veriyor. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi Doğan, aşırı solunması sonucu naftalinin akciğer ve gırtlak kanserine yol açtığını söylüyor. Doğan, naftalin yerine organik fosforlu böcek öldürücüler veya içinde böcek öldürücü bileşikler bulunan oltu otu gibi alternatif ürünlerin kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Toz ve tabletler halinde bulunan naftalin maden kömürünün damıtılmasıyla elde ediliyor. Atmosfer ortamında kolaylıkla buharlaşan naftalin özellikle haşere ile mücadele ve kıyafetlerin güvelerden korunması için hemen tüm evlerde kullanılır. Avrupa’nın birçok ülkesinde naftalin satımının yasak veya denetim altında yapıldığını belirten Prof. Doğan, naftalinin kanserojen bir madde olduğunu söylüyor. Doğan, “Naftalin, yapısı gereği vücuda çabuk tesir eder. Uzun süre ya da aşırı solunması sonucu akciğer veya gırtlak kanserine sebep olur. Ayrıca mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, bayılma, ciğerlerde hasar meydana getirebilir. Gözlerde de tahriş oluşturabilir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu madde yasaklanmasına rağmen hâlâ ülkemizde kolaylıkla temin edilebiliyor.” diyor. Naftalinin sadece solunum yoluyla değil, temas edilmesi durumunda cilt ile de vücuda geçtiğini ifade eden Doğan, zehirlenmelere de yol açabileceğini dile getiriyor. Doğan, naftalin yerine daha sağlıklı ve etkili ürünlerin kullanılması gerektiğini söylüyor. Doğan’ın verdiği bilgilere göre naftalin değil, organik fosforlu veya karbonatlı böcek öldürücüler kullanılmalı. Bu tür böcek öldürücüler hem daha sağlıklı hem de daha etkili. Ayrıca ‘sentetik piretroit’ adlı madde de sadece güvede değil, hamam böceklerinde de bire bir çözüm üretiyor. Uzun süre naftaline maruz kalan kıyafetlerin mutlaka yıkanması gerekiyor

kaynak: zaman

Olaylar genelde istediğim gibi gelişmiyor ama inanıyorum ki ben her zaman iyi olacağım.

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Olaylar genelde  istediğim gibi gelişmiyor ama inanıyorum ki ben her zaman iyi olacağım.

Anette İnselberg

Kütletme 50 Kuruş…

11000614_774113106017788_4400636758650433550_n[1]

Neden 5 Parmağa Sahipsin…

1908457_872890132749600_8229225388866619342_n[1]

Anneannem derdi ki

10850163_1019420868088066_4524323275707482643_n[1]
Bak kızım utanmayan yüzden, yağmur almayan güzden, kalp inciten sözden, fırıl fırıl dönen gözden;
Tütmeyen bacadan, para isteyen hocadan, merhametsiz kocadan, laf taşıyan komşudan;
Vermeden alan elden, dua bilmeyen dilden, şükür etmeyen kalpten sakınacaksın.
Ömür dedigin dalda bir kuru yaprak, er geç bir rüzgarla topraga düşecek, onun için süren dolmadan sepetini hayırla dolduracaksın. İnsanoğlunu etten ibaret sanma bu ruhun hesabını da vereceksin.

Baykuşlar, Hz.Süleyman ve Sabah Kahvesi

11059473_665767463528492_2677650299590093099_n[1]

Günaydın smile ifade simgesi En azından İstanbul için aydınlık, güneşli bir pazar sabahı. Kocaman günaydın.

Benim gibi kahve manyağı olan biri için paylaşmazsam olmaz bir görsel. Görünce dayanamadım. Paylaşmak istedim. Ama öyküsü de var smile ifade simgesi

Baykuş, sadece Yunan ve Türk mitolojilerinde değil tüm dünya kültürlerinde yeri olan bir kuş. Aslında “gece”nin kuşu.

Benim ilgim ve sevgim ise çocukluğumda, Ankara’da, Filiz halamın arkadaşının bahçesine düşen yaralı bir puhu kuşundan gelir.

Kocaman ve öylesi soylu bir duruşu vardı ki. Kanatlarını açtığında devasa, biraz korkutucu ama bir o kadar da muhteşem görünürdü gözüme.

Uğursuzluk getirdiği iddia edilse de bu tamamen Roma İmparatorluğu zamanından, yüzyıllar öncesinden gelen bir inanış.

Romalılar baykuşun uğursuzluk getirdiğine inanırlardı. Hatta yakaladıkları baykuşları yakarak küllerini nehirlere savurmak gibi bir ritüel geliştirmişlerdi.

Avrupaya yayıldıkça kendi kültürlerini de taşıdılar ve bu inanış aldı başını gitti. Oysa Yunan mitolojisinde tam tersidir.

Zeus ve Hikmet tanrıçası Metis’in kız çocukları Athena’nın (Minerva) sembolüdür baykuş. Athena ise zeka, sanat, barış, savaş ve strateji tanrıçasıdır.

Türk Şaman kültüründe ise Şaman abasında resmedilir, gelecekten haber veren kutsal kuştur.

Hz.Süleyman ile peçeli baykuşun ünlü bir dialoğu olduğu rivayet edilir:
“Ey baykuş, neden toprakta bitenden yemezsin?”

“Hz. Adem topraktan çıkan şey sebebiyle cennetten çıkarıldı.” dedi.

“Niçin su içmezsin?” diye sordu.

“Çünkü Hz. Nuh kavmi suda boğuldu.” dedi.

“Neden imar edilmiş mamur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın?”

“ Harabeler Hz. Allah ‘in mirasıdır, bende Hz. Allah’ın mirasında otururum.”

“Harabe üstüne konduğunda ne dersin?”

“Burada yiyip içerek geçinenler hani nerededir?” derim.

“Ya imar edilmiş yer üzerinden geçsen ne dersin?”;

“Yazık Ademoğluna ki önünde nice güçlükler varken nasıl rahat uyumaktadır?” derim.

“Gündüzleri niçin çıkmazsın?”

“ Ademoğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan…” dedi.

“Öterken ne dersin?”

“Ey gafil, ahiret yolculuğun için azık hazırla! derim ve ‘Sübhane halıkun Nur’ diye zikrederim .” dedi…

Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s.) :

“Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel nasihat eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Cahillerin ondan nefret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne acayip şeydir!…” buyurmuş.

Baykuşun enerjileri sezdiği ve özellikle kötü enerjileri hissederek kendimizi kollamamız için haber verdiği iddia edilir.

Bilimsel olarak baykuşların görüşü çoğu kuş ve hayvana göre daha açıktır ve Baykuş, kuşlar içinde mavi rengi gören tek kuş türüdür. Gece avlanır, gecenin kuşudur.

Ama görsele bir bakar mısınız. Geceyi bitirmiş baykuş ve kahve smile ifade simgesi Çok çok güzel. Ben “double espresso”ya bayıldım. Sabah kahvemi içtiğimde aynı ben smile ifade simgesi

Kocaman günaydın tekrar, güzel bir pazar günü olsun smile ifade simgesi

Sevgi ve saygı ile
İyi ki varsınız…

prof.dr.süleyman engin akhan