Hoş geldin 11 ayın sultanı MART…

11049520_362544910605966_2988091962792115855_n[1]

Şefik Ne Yaptın Ulaşabildin Mi Nirvana’ya…

11041713_805354852888994_274240603110414201_n[1]

Kadınlar neden aldatır?

Sosyal sorumluluklardan kaçan duyarsız kocaların eşleri (%5) bu niteliği başkasında aradı.

Aldatma söz konusu olduğunda insanın aklına gelen ilk şey cinsel tatminsizliktir. Ancak aldatmanın sebebi yapılan araştırmaya göre bununla sınırla değil…

ABD’da internet platformlarından birinde eşlerini aldatan 6000 kadına bunun nedenleri soruldu.  İşte verilen cevaplar…

Araştırmanın verilerine göre 6000 kadının yüzde 19’u eşlerini espiri anlayışından yoksun olduğu için aldattı.

Yüzde 16’sı ise kocaların anlayışsızlığını sebep olarak gösterdi.

Eşlerinin yeterince kibar olmadığını düşünen kadınlar ise yüzde 11 ile belirtildi.

Yetersiz cinsel performans ise beklenilenin dışında%14’le üçüncü sırada yer alıyor.

Hayatla ilgili planı olmayan tembel eşler de aldatılmaya müsait. (%10)

Partnerini hijyen ve bakım konusunda yetersiz bulan kadınların aldatma oranı (%9)

Kadınların yüzde 7’si eşlerinin iş hayatındaki başarısızlığı aldatma sebebi olarak öne sürdü.

Sosyal sorumluluklardan kaçan duyarsız kocaların eşleri (%5) bu niteliği başkasında aradı.

Eşlerine ihanet eden kadınların yüzde 4’ü ise kocalarını cimri bulduğu için aldatıyor.

alıntı

 

 

Hangi burç hangi yemeği sever?

 

Sadece erkeklerin değil, kadınların da kalbine giden yol midesinden geçiyor. Siz, etkilemek istediğiniz insanın burcuna göre en sevdiği yemeği yaparak onu tavlayabilirsiniz. İşte, burçlara göre yemek önerileri!

Koç burcu

Ateş grubuna mensup koç burçları, kendine güvenen, hareketli ve enerjik yapısıyla toplum içinde fark edilir özelliklere sahiptir. Yemek seçiminde özel tatlardan ve et yemeklerinden hoşlanırlar. İyi pişmiş kuzu bonfile yanında ızgara sebzeler onu mutlu edecektir.

Boğa burcu

Toprak grubuna mensup Boğa burcu erkeği, tam bir gurmedir. Yemek için yaşayan insanlardan olduğu söylenebilir ama net bir özelliği vardır: evine bağlıdır ve uyumlu bir eştir. Favori yemeğini evde yemeyi tercih eder. En çok kırmızı et ürünlerinden yapılmış kebapları sever.

İkizler burcu

İkizler burcunun fikirleri sürekli değişse de yemek seçimlerinde sabit kararları vardır. Balığın her türünü seven İkizler Burcu için evde şık bir balık masası veya restoranda özel rezervasyonla kalbini çalabilirsiniz.

Yengeç burcu

Yengeç burcunun keskin ve pratik bir zekâsı vardır. Analiz yeteneği fazlasıyla gelişmiştir. Suyla ilgili her şeyi çok sever. Balıkları ve haşlama yemeklerini çok sever.

 Aslan burcu

Ateş grubu mensubu Aslan burçları, et yemeden doymayan insanlar olarak kabul edilir. Sabah kahvaltısında bile hayvansal protein almaya ihtiyaç duyabilirler! Onu etkilemek mi istiyorsunuz? En iyi yaptığınız kırmızı et yemeğini ona ikram edin.

Başak burcu

Başak burcu çok titiz ve özenlidir. Onun için yemeğin kendisinden çok sunumu ve temizliği önemlidir. Sade makarnayı bile çok güzel süsleyerek servis ettiğinizde mutlu olur. Favori yemekleri ise hamur işleridir; böreklere bayılır!

Terazi burcu

Lüksü ve gösterişi seven Terazi burçları için farklı lezzetler ve büyüleyici sunumlar önemlidir. Onu etkilemek istiyorsanız mantar soslu bonfile, iç pilavlı bıldırcın dolması gibi farklı yemekler hazırlayabilirsiniz.

Akrep burcu

Boğa burcu gibi yemeğe çok düşkün burçlardan biridir Akrep burcu… Hem kurabiye, muhallebi gibi tatlıları çok sever hem de kırmızı ete bayılırlar… İyisi mi siz onun için kuzu tandır gibi özel bir yemek ve hemen peşine sufle yapın.

yemek-yapan-kadin

Yay burcu

Hem hızlı hem pratik yay burçları, hiç umulmayacak kadar sebze seven insanlardır. Yemek seçmezler ama iyi pişmiş bir sebze yemeği örneğin taze fasulye onları çok ama çok mutlu eder!

Oğlak burcu

Süt ürünlerinin her türlüsüne bayılan Oğlak burçlarını peynirli menemenle bile mutlu etmek mümkündür! Ona güzel kahvaltılar hazırlayın, çeşit çeşit peynir ikram edin ve kalbini çalın.

Kova burcu

Börek, kurabiye, tart, poğaça… Kova burçları bunlara bayılır; günün her öğününde yemek ister. Ama lezzetli tavuk yemeklerine de hayır diyemezler.

Balık burcu

Hafif ve sağlıklı yemeklerden hoşlanırlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Balık burcudur ve kendisiyle yapılan bir günlük belgeselde de görülmüştür ki akşam yemeğinde sadece yoğurt ve sade pirinç pilavı yemiştir.

alıntı

Hayatınızdaki Zor İnsanların Yaşamınıza Etkisi

Hayatınızdaki “zor” insanlar ile yaşarken, sürekli her an patlayacak bir mayın tarlasında yürür gibi hissedersiniz. Yaşamak bazen öyle zor bir hale gelirki, onları memnun etmenin, onları anlamanın, onları sevmenin yada tolere etmenin imkansız olduğuna inanırsınız fakat bir türlü onlardan kopamazsınız.

Yaşamınızda ki bu zor insan anneniz yada babanız gibi bakımınızı üstlenmiş biri ise, büyüme sürecinde sizin kendiniz ile ilgili düşüncelerinize ve duygularınıza büyük etkileri olmuş olabilir.

Herkes zaman zaman zor olabilir fakat bahsettiğimiz kişiler, çeşitli duygusal problemleri (kişilik bozuklukları, stres bağlantılı sorunlar, anksiyete sorunları vb) olan insanlardır. Duygusal sorunların, sadece hastalığın sahibine değil aynı zamanda çevresinde bulunan insanlara da büyük etkileri vardır. Bu kişiler zeki, eğlenceli, yaratıcı, empatik, keyifli olabilirler ama genede “yaşanması zor” insanlardır. Oldukça hassas ve alıngan olabilirler, kendi duygularını anlamakta ve duygularını kontrol etmekte zorlanabilirler. Bu durumda olan kişiler kendilerini iyi hissetmek için çeşitli savunma mekanizmaları kullanmaya başlayabilir ve bu nedenle birlikte yaşadığı diğer insanlara sıkıntılı anlar yaşatabilirler.

Küçük bir çocukken yetersiz olduğunuzu, ailenizi hayal kırıklığına uğrattığınızı, hiç bir şeyi doğru yapamadığınızı, hep hatalı olduğunuzu, ne yaparsanız yapın annenizi yada babanızı asla memnun edemediğinizi düşündünüz mü? Ailenizin mutluluğundan kendinizi sorumlu hissettiniz mi? Mutlu olduğunuz zaman suçluluk duygusu yaşadınız mı? Öylede suçlu, böylede suçlu olduğunuzu, ne söyleseniz yada yapsanız hep hatalı oldunuza inandınız mı? Yapmadığınız şeyler için suçlandınız mı? Manipüle edildiğinizi hissettiniz mi? Bir an takdir edilip ardından suçlandınız mı? Annenizin yada babanızın davranışları ve tepkileri mantıklı gelmediği için kendinizi “çıldırıyormuş” gibi hissettiniz mi? Bir şeyleri yanlış anladığınız yada hatırladığınızı düşünüp kendi iç güdülerinizi, yargılarınızı yada hafızanızı sorguladınız mı? Aileniz ile yaşayacaklarınızı önceden kestiremediğiniz için hep kendinizi savunmada hissettiniz mi? Bütün bunlar sizde bir sorun olduğuna işaret gibi görünebilir yada delirdiğinizi hissedebilirsiniz. Aslında deliriyormuş gibi hissetmenize yol açan içinde yetiştiğiniz yaşam koşullarıdır ve Borderline Kişilik Bozukluğuna sahip yada bu hastalığın belirtilerini taşıyan bir ebeveyn tarafından yetiştirilmiş olma ihtimaliniz yüksektir.

Hiç kimse ailesini seçmez. Ve bir kere bu dünyaya geldikten sonra, küçük bir çocuk olarak aileniz ile ilişkilerinizi sonlandırabilecek bir pozisyonunuz olmaz. Hatta aşırı derecede onlara ihtiyaç duyarsınız – barınak ve yiyecek için, eğitiminiz için, toplum içinde yolunuzu bulmak için, bakımınız için, ilgi ve şefkat için, ve koşulsuz sevgi için. Sizde hiçbir sorun yada eksiklik olmamasına rağmen duygusal sorunu olan bir ebeveyn ne yazıkki bütün bu ihtiyaçlarınıza tutarlı olarak cevap veremeyebilir. Aynı şekilde anneniz yada babanız sağlıklı bir yetişme koşullarına sahip olmamış ve kendi ihtiyaçları asla temin edilmemiş olabilir. Bu nedenle küçücük bir çocuk olmanıza rağmen, sizi kendi ihtiyaçlarını sağlamaya, bakımını yapmaya ve duygusal destek vermeye yönlendirmiş olabilir.

Aşağıdakiler size tanıdık geliyor mu?

Aşağıdakilerden hangisi büyürken anneniz/babanız ile yaşadıklarınıza benziyor.

_____ Anneniz/babanız sürekli, fiziksel özellikleriniz, zekanız, aklınız, alışkanlıklarınız yada diğer kişisel özellikleriniz konusunda bazen acımasızlaşan, şakalar yaptı

_____ Geçmişte yaşanan olayları ve konuşmaları ailenizin anlattığından daha farklı şekilde hatırlıyorsunuz.

_____ Anneniz/babanız sizinle özel sırlarını, hatta uygun olmayan detayları sizinle paylaştı ve sırrını saklamanızı yada onun tarafında yer almanızı bekledi.

_____ Size bir çocuk gibi değil, küçük bir yetişkin gibi davranıldı, annenizin/babanızın üstlenmesi gereken görevler sürekli size verildi, örneğin duygusal olarak ailenizi desteklemek, onları rahatlatmak, cesaret vermek, sürekli yemek pişirmek, temizlik yapmak, küçük kardeşlere bakmak gibi.

_____ Duygularınız kritize edildi, göz ardı edildi, önemi-değeri olmadığı hissettirildi.

_____ Öfke gibi güçlü duyguları ifade etmeniz yasaklandı yada engellendi.

_____ Annenizden yada babanızdan fiziksel yada duygusal olarak fazla sevgi almadınız. Büyürken ender olarak kucaklandınız, öpüldünüz, yada sevildiğinizi duydunuz.

_____ Büyürken aileniz tarafından genelde çok yüksek, hatta ulaşılması imkansız standartlarda tuttuldunuz. Çoğu kez bu standartlar o kadar hızlı değişti ki sizden ne beklendiğini anlamakta güçlük çektiniz.

_____ Dış görünümünüz yada davranışlarınız konusunda karışık mesajlar gönderildi

_____ Kendi fikir ve görüşlerinizi geliştirmek için araştırma yapmanız, tecrübe etmeniz yada keşif yapmanız aileniz tarafından desteklenmedi.

_____ Özel hayatınıza ve size ait özel eşyalarınıza saygı gösterilmedi.

Büyürken nasıl hissettiniz?

_____korkmuş
_____kafası karışmış
_____öfkeli
_____suçlu
_____sorumlu
_____yaşıtlarınızdan çok daha yaşlı
_____ilgisiz ve kayıtsız
_____görünmez
_____sevgiyi haketmeyen

Şimdi bir yetişkin olarak nasıl hissediyorsunuz?

_____Mutlu olamadığınız, kötü muamele gördüğünüz yada sağlıksız ilişkiler içindesiniz
_____Başkalarına güvenmiyor ve savunma kalkanlarınızı asla indiremiyorsunuz
_____Ailenizden ve arkadaşlarınız dahil tüm insanlardan hep en kötüyü bekliyorsunuz.
_____Başkalarının ruh hali, duyguları yada davranışları için kendinizi sorumlu hissediyorsunuz.
_____Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyuyorsunuz.
_____Ne istediğinizi bulmakta güçlük çekiyorsunuz
_____Kendi duygularınıza ve tepkilerinize güvenemiyorsunuz
_____Başarılarınız karşında kendinizi rahatsız hissediyorsunuz yada basitçe yaşamdan keyif almayı başaramıyorsunuz.
_____Yeni durumlarda yada sosyal ortamlarda fazlasıyla huzursuz hissediyorsunuz
_____Her alanda ama özellikle ilişkilerde risk almaktan korkuyorsunuz.
_____Kendinizi neredeyse mükemel olmak için zorluyorsunuz
_____Kendinizi değersiz, ümitsiz yada depresyonda hissediyorsunuz.

Eğer bu durumların bir çoğunu yaşamışsanız, duygusal sorunu olan bir ebeveyn tarafından yetiştirilmiş olma ve çocukluğunuzdan itibaren yaşadıklarınızın etkilerinin hala yaşamınızı etki ediyor olma ihtimali yüksektir. Yaşadıklarınız, muhtemelen kim olduğunuzu, başka insanlar ile olan ilişkilerinizi, kimle arkadaş olacağınızı, kimi kendinize eş olarak seçeceğinizi, kimle zamanınızı geçirmeyi tercih edeceğinizi önemli bir oranda etkiledi ve hala etkilemeye devam ediyor.

Tedavi:

Duygusal sorunu olan bir ebeveyne sahip olmak yaşanılan hastalığa ve kişiye özel bir tecrübe olmakla birlikte çocuklar büyümeye ve yaşadıklarını anlamaya başladıkça geçirdikleri aşamalar genel olarak birbirine benzerdir. Fakat bu süreçler aynı sırada ve sürelerle yaşanmaz. Uzun yıllar sonra, kendi iç barışınızı sağlasanız ve ailenizi affetseniz bile duygularınızda iniş çıkış yaşayabilirsiniz; çok yoğun duyguların gidip geldiğini hissedebilirsiniz. Tam her şeyin geçtiğini düşündüğünüzde bir kelime, bir görüntü, bir yorum yada bir etkileşim sizi duygusal karmaşanızın içine geri götürebilir. Sonu asla gelmeyen, çok uzun süren bir yolculuğa çıkmış gibi hissedebilirsiniz. Genelde yaşadığınız bu karmaşa, hayal kırıklığı, mutsuzluk hissinde yalnız olmadığınızı bilmek ve anne/babanızın hastalığını öğrendikçe, yeni beceriler geliştirdikçe , büyüdükçe her şeyin daha iyi olacağını bilmek daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Değişim konusunda pozitif ve umutlu olmak zaman zaman zor olabilir fakat kendinize gerçekçi hedefler belirlemeniz, değişime açık olmanız, ya hep ya hiç türünde düşünce şeklinden kaçınmanız ve kendinize karşı sabırlı olmanız çok önemlidir.

Tedavi, birilerini suçlamak yada kendine acımak için ortam anlamına gelmez – her insan bozuk aile yapısından çok daha fazlası ile şekillenir ve herkes bir noktada istediği yaşamı yaratabilmek için sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Elbette hayatınızdaki duygusal sorunu olan kişinin size nasıl etki ettiğini belirlemeniz ve farkında olmanız önemlidir. Fakat aynı zamanda geçmişte yaşadıklarınızın sizi tanımlamayacağını yada kaderinizi belirlemeyeceğini farketmenizde bir o kadar önemlidir. Çözüm aslında iki kavramı başarmanıza bağlıdır: Anlamak ve Değişmek.

Duygusal sorunu olan bir ebeveynin çocuğu olarak, bebekliğinizden beri belli bazı inançları ve davranışları devam ettiriyorsunuz. Şimdi hatırlamayabilirsiniz fakat bebekken çevrenizdeki insanların öfkesini, karmaşasını ve korkularını onların dokunuşlarında, ses tonlarında, nefes alış verişlerinde ve havanın gerilmesinde hissettiniz. Aşırı yoğun ve değişken duyguların bulunduğu bir ortamda büyümek size bir takım refleksler geliştirmeyi öğretti. Bu refleksler tıpkı isminiz çağrılınca bakmanız gibi ani ve otomatiktir. Uzun zamanda ve defalarca yaşayarak öğrendiğiniz bu tepkiler çocukken kendinizi fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak korumanıza yardım etmiş olabilir fakat muhtemelen şu anda yaşamınıza o kadar iyi hizmet etmiyor – hatta kendinizi tam olarak anlamanızı ve kabul etmenizi, başka insanlar ile sağlıklı ilişkiler kurmanızı engelliyor olabilir. Bilmelisiniz ki, savunma mekanizmalarınız, kendinize ve başkalarına olan bakış açınız, sizin duygusal birikiminizin bir parçasıdır ve çok ender olarak durup bu kavramları sorgularsınız. Bu birikim tıpkı renkli bir gözlük gibi dünya görüşünüzü etkiler, dolayısıyla dünyayı nasıl gördüğünüze ve nasıl ilişki kuracağınızı belirler.

Peki geçmişin gözlükleri olmadan, yaşamınıza dönüp gerçekçi bir şekilde bakmaya nasıl başlayabilirsiniz? Kendinizi nasıl tanıyabilirsiniz? Kendi içgüdülerinize, duygularınıza ve düşüncelerinize nasıl güvenmeyi öğrenebilirsiniz? Sizi çevreleyen savunma duvarlarınızı nasıl indirmeye başlayabilirsiniz? Yeni ve daha iyi bir yaşamı nasıl tasarlayabilirsiniz? İnsanların içindeki iyiliği nasıl görebilirsiniz? Sağlıklı ilişkileri ve sizi mutlu edecek bir yaşamı hakettiğinizi nasıl görmeye başlayabilirsiniz? Ne yazık ki bu soruların kolay ve kısa bir cevabı yok. İyi bir sporcu olmayı yada mesleğinde yükselmeyi hedeflemek gibi, insanın kendi sınırlarının ötesine geçmesi için çok çalışması ve istikrarlı olması gerekir. Bu kendi içinizde çıkacağınız bir yolculuk gibidir, kendinizi keşfetme yolculuğu diyebilirsiniz: başarınız, zamana, pratik yapmanıza, beceriler geliştirmenize, hatalar yapmanıza ve ders almanıza, yeni tecrübeler edinmenize ve her düşüşte yeniden ayağa kalkmanıza bağlıdır. Bir terapist ile birlikte çalışmak size önceden denenmiş bir takım yol haritaları ve rehberlik hizmeti kazandırabilir. Bu yolculuğu size destek olan biri ile geçirmeniz özellikle zor zamanlarda, ayağa kalkacak gücünüz kalmadığında size destek olması açısından faydalı olabilir. Fakat temelde bu sizin yolculuğunuzdur ve içinizdeki güçlükleri sizin aşmanız gerekmektedir.

Psikoterapi Nasıl Yardım Eder

Tedavi sırasında terapistiniz yaşadıklarınızı dinler ve tecrübelerinizin gerçek olduğunu, yaşamınıza nasıl etki ettiğini ve hala bu etkilerin nasıl yaşamınızı yönlendirdiğini anlamanıza yardım eder. Terapi süresince çocukluğunuzdan itibaren öğrendiğiniz negatif düşünceler, inançlar, duygular ve davranışlar yerine daha pozitif alternatifler geliştirmeye başlarsınız. Terapi aynı zamanda yaşamak istediğiniz geleceğinizi hayal etmenize ve kendinizi hayal ettiğiniz yönde geliştirmenize yardım eder.

Profesyonel yardım almaya karar verdiğiniz zaman, terapistiniz yaşamınızda pozitif değişimler yapmaya karar verdiğinizi düşünür. Diğer bir deyimle, yaşamda sizin için, ailenizde öğrendiklerinizden daha fazlasının bulunduğunu görebiliyorsunuz ve bütün korkularınıza rağmen, içinizdeki sesi takip etmek istiyorsunuz demektir. Bunu sağlayabilmek için ailelerde yaşanan duygusal sorunların etkileri konusunda uzman bir terapist, kendi iç dünyanızı keşfetmenize ve yapmanız gereken değişimleri gerçekleştirmenize yardımcı olabilir. Bilgili bir terapist sizi aceleye getirmeden, düşünmeniz ve özümsemeniz için gereken zamana saygı duyarak size yardımcı olur. Ödülünüz, yavaş ve küçük adımlarla gelse bile, sonunda çok büyüktür.

Çiğdem Alper, MA
Psikoterapist

İstanbul:
İlişki Psikoterapileri Enstitüsü

ESKİ ENERJİLERİ ÇÖZMENİN YOLLARI

Eski enerjileri çözmenin bir çok yolu vardır. En güçlü çözüm yollarından biri de sadece var olduklarını kabul etmektir. Örneğin, utandığınızı, kıskandığınızı veya suçlu olduğunuzu reddetme eğilimine girdiğinizde bu duyguları güçlendirirsiniz. Oysa ki, içinize bakıp, “Kendime karşı dürüstüm ve aynen öyle hissettiğimi itiraf ediyorum ” dediğinizde, bu farkediş ve onaylama sizin o duyguyla barışmanızı, yaşadığınız haleti içinizde eritip, enerjiyi serbest bırakmanızı sağlar. Bu elde ettiğiniz “Farkındalık” ise size yol gösterir. Serbest bıraktığınız olumsuz duyguların yerine önce kendinize karşı sevgi ve empati duymanıza neden olur.

Çözülemeyen tüm negatif enerjilerin nedeni inkar etmek ve direnç göstermektir. Önce kendimizi affetmeyi öğrenmeliyiz, biz insanız, beşeriz şaşarız, ne yapalım, bir dahaki sefere daha uyanık olalım demekte büyük yararlar vardır.

Eskin enerjileri çözmeye çalışırken hem kendimiz, hem başkaları için sabırlı olmalıyız.Tanıdığımız insanların hatta yakınlarımızın yanında olabilir, onlara ışık tutup yol gösterebilir fakat zorla hiçbir şeyi kabul ettiremeyiz.Tıpkı eşlerimizde, çocuklarımızda, anne ve babalarımızda olduğu gibi, bunun birinci nedeni özgür irade ve karma yasasını ihlal etmemek, ikincisi ise kendimize bağımlılık yaratmamaktır. Bu uzun gibi görünen bir nefeslik yolda yol arkadaşlarımızın değişim göstermesi ya da gösterememesi bu yüzden normaldir. Her basamakta ya birini bırakır çıkarız ya da biz kalır çıkanları seyrederiz. Ta ki hazır olup o basamağı çıkabilme bilincine gelene kadar sürer bu devinim o yüzden kimse suçlu değildir, sadece bilemiyordur, yapamıyordur.

Doğu Bilgeliği der ki: “Yargılama, yargılanırsın”, yani çok suçlayan biri isen, birgün aynısı seninde başına gelecektir ki, karşıdakinin nasıl azap çektiğini göresin. Onu anlayıp, sevesin, bağrına basasın diye…

Alalım Bu Koltuğu Çetin…

11021043_789370171144564_4888682940188092874_n[1]

ALLAH’IM: ‘Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin, Kendimi senin ellerine teslim ediyorum.’

Kadının biri bir manava girerek kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler.

Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkânını terk etmesini ister. Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:
– ‘Lütfen efendim’ der. ‘paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim.’

Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.

O sırada dükkânın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeriye girerek manava yaklaşır ve: ‘ben o kadının almak istediklerine kefilim’ der. ‘ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.’

Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve ‘bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar. Kadın ‘evet efendim’ der. ‘tamam’ der manav. ‘şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım’

Kadın bir an duraklar, sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kâğıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.

Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle ‘inanamıyorum’ der. İnanılacak gibi değildir.

Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır.

Terazinin kefesini artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmiş kâğıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir DUA yazılıdır.

ALLAH’IM

‘Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin
Kendimi senin ellerine teslim ediyorum.’

Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Kadın kendisine teşekkür ederek dükkândan ayrılır. Müşteri manavın eline bir miktar para tutuştururken ‘her kuruşuna değdi’ der. Daha sonra manav terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.

Bizim için hiçbir bedeli, masrafı ve karşılığı olmayan, güzel bir hediyedir DUA.

Eski zamanlarda, Semerkand’da bir semerci ustası,

 

Eski zamanlarda, Semerkand’da bir semerci ustası, oğluyla beraber hem semer yapar, hem de eskiyen semerleri tamir eder, baba-oğul hayatlarını böylece devam ettirir giderlermiş. Semerci ustası, mesleğinin alametlerinden olacak ki; çalışırken üzerinde oturduğu koltuğunu da semerden yapmış. Bu semerin gizli bir bölmesini de para kasası olarak kullanmaktaymış. Fakat semerde kasa olduğunu oğlu bile bilmezmiş.
Gel zaman git zaman, çalışılır kazanılır, paralar bu kasada biriktirilirmiş. Olacak bu ya, baba tüccarın bir aylığına Semerkand’dan ayrılması icap etmiş. Depodaki semerleri ve dükkânı oğluna emanet etmiş baba tüccar. Seyahate çıkmadan önce de oğluna, kendi kullandığı semerin asla satılmamasını sıkı sıkı tembihlemiş. Babası yokken oğul, babasının tembihlediği semerin haricindeki bütün semerleri satmış.
Fakat bir akşam, yolcunun biri gelmiş ve semer almak istemiş. Adamın ısrarlarına dayanamayan oğul, biraz da kâr ederim düşüncesiyle 10 akçe olan semeri 30 akçeye satıvermiş.
Baba tüccar seyahatten döndüğünde semerden yapma koltuğunun olmadığını görünce koltuğunun nerede olduğunu sormuş. Oğul, satmak zorunda kaldığını ama üç katı kâr ettiğini heyecanla söyleyince babası şaşkına dönmüş.
Kimseye bir şey söylemese de için için yanmaya başlayan baba, işi gücü bırakmış… Semerkand, Buhara, gezmedik yer, uğramadık han bırakmamış; ama ne çare ki semerini bulamamış. Tüccarın kaç ay, kaç yıl gezdiği bilinmez. Ama yorulduğu belli ki şu beyit dökülmüş dilinden:
”Dizimde kalmadı takat nasip arayı arayı
Dolandırdı bizi kısmet, Semerkand’ı Buhara’yı”
Semeri bulamayacağına kanaat getiren baba eve dönerek işe koyulmuş. Semer satmaya ve tamir etmeye devam etmiş. Gel zaman git zaman, bir semer eskitecek kadar vakit geçmiş…
Bir gün, bir adam semer tamir ettirmek için dükkâna gelmiş. Tüccar, yıllar önce kaybettiği semerini tanımış; ama hiç belli etmemiş. Semer sahibine “Bu semer çok eskimiş, ben size yeni bir semer vereyim; bu bende kalsın” deyip semeri geri almak istemiş. Bu duruma çok sevinen semer sahibi, yeni semeri alıp gitmiş. Hemen semerini kontrol eden tüccar, parasını yerinde görünce sevinmiş ve şu beyti mırıldanmış:
”Ne lazımdır sana gezmek Semerkand’ı Buhara’yı
Sana taksim olan kısmet gelir arayı arayı’
alıntı

Yüzünüz Bakan Size Güvenir Mi? Buyrun Bakın…

'BU YÜZE DİKKAT :)'

Sonrasını Bırak Gitsin…

Bir gün adamın biri zamanının Sufi Üstadlarından birini ziyarete gelmiş ve ona şu soruyu sormuş: “Ön ‪#‎yargılarımdan‬ ve ‪#‎bağımlılıklarımdan‬ nasıl kurtulabilirim?”
Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulunan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış “Beni bu sütundan kurtarın!!! Adam şaşkınlıkla bakarak, Üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş:
Neden böyle yapıyorsun?
Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya geldim. Ama görüyorum ki sen salağın tekisin, sütunu sen tutuyorsun, sütun seni tutmuyor! Bırak gitsin!” Üstad sütunu bırakmış ve şöyle demiş: “Bu söylediğini gerçekten derinlemesine anlayabilirsen, kendi cevabını vermiş olacaksın.
Bağımlılıkların seni tutmuyor, sen onları tutuyorsun! Bırak gitsin!” Kendini değiştirmeli ‪#‎insan‬..Yaşananlara bakış açısını değiştirmeli..‪#‎Özeleştiriyapabilmeli‬ kendine..Önce kendini yargılayabilmeli..

Sonrasını BIRAK GİTSİN….

Ev Yapımı Sağlıklı Ketçap

Hazırlanışı

İncecik doğranan soğan, domates ve sarımsak tencerede az suyla 30 dakika kadar pişirilir. Tel süzgeçten geçirilen karışımın içine sirke, karanfil, tarçın, pul biber, şeker, karabiber, tuz, defneyaprağı ko*nulup karıştırılır. 5-10 dakika kadar tekrar pişirilen karışım süzdürülüp, kavanozun içinde buzdolabında muhafaza edilir.

Malzemeler:

1 kilogram domates
2 adet soğan
3-4 diş sarımsak
1 çay bardağı sirke
2 adet karanfil
1 adet defneyaprağı
2 çay kaşığı pul biber
3 çay kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tarçın
Not: Yaz domatesiyle yapılan bu tarif buzluğa atılıp kışın kullanılabilir. Buzdolabında dayanma ömrü 7 gündür.

http://forum.geliyoo.com

Ev yapımı ketçap çok sağlıklı

PROF. DR. MEHMET ÖZPROF. DR. MEHMET ÖZ
Makarnaya ya da sosisli sandviçe koyduğunuz ketçap aslında bir sağlık deposu. İçindeki likopenin daha yararlı hale gelmesini isteyenler ketçabı evlerinde yapmalı
Ketçap şişenizden daha çok yarar sağlayabilirsiniz. Bunun tek yolu, eski şişeyi ters çevirip içinde kalan birkaç damlayı yeni şişeye aktarmak değil! Organik ketçap tüketerek, kalp hastalıkları riskini düşüren likopen alımını artırabilirsiniz. Son araştırmalar, organik ketçabın diğerlerine oranla üç kat fazla likopen içerdiğini gösteriyor. Organik ketçabın her gramında 183 mikrogram likopen var. Diğerlerinde ise 59 mikrogram…

YAĞLA BİRLİKTE YİYİN
Peki bu maddeye niçin ihtiyacınız var. Likopenin işlerinden biri de hücrelerle kromozomlara zarar veren serbest radikalleri kelepçelemesidir. Ayrıca vücudu terk edene kadar onlara eşlik ederek, kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklara yol açmalarını da engeller. Likopen; guava meyvesi, karpuz, pembe greyfurt ve domateste bulunur ama domatesten şırıl şırıl akmaz! Onu elde etmek için uğraşmak gerekir. Bunu yapmanın üç yolu vardır.
1. Domatesi kesin, küp küp doğrayın ve püre yapın: Bu işlemler domatesten likopen elde etmeyi kolaylaştırır.
2. Bir miktar yağla yiyin: Likopen yağda çözülen bir besindir. Bağırsaklarda emilebilmesi için biraz yağa ihtiyaç vardır. Bu yüzden salatalarınızda zeytinyağı, ceviz yağı ya da kanola yağı kullanın. Karışıma biraz da avokado ekleyin.
3. Isıtın: Isı, likopeni vücudun 16 kat daha kolay emebileceği bir forma sokar.

BEL ÇEVRESİNDEKİ YAĞLAR YÜKSEK TANSİYON YAPAR
Aynaya bakın. Görüntünüzün tam ortasına… Bir şeyler görüyor musunuz? Belinizin çevresinde fazlalığa ister aşk simidi deyin, ister bira göbeği; gördüğünüz şeye şükretmelisiniz. Çünkü hemen belinizin çevresindeki bu çıkıntı, yüksek tansiyon ve diğer hastalıkların bir ön belirtisi olabilir; kilonuz son derece normal olsa bile…

HORMON POMPALAR
Belinizdeki yağlanma, aynı zamanda karaciğerinizin yağlandığı anlamına da gelebilir. Bu yağlanma karaciğere baskı yapmaya başlayınca, fasulyeye benzeyen bu organa kan akışı yavaşlar. Sonucunda da kan akışını sağlamak için tansiyonunuzu yükselten hormonları pompalar. Belinizin çevresindeki yağ ayrıca; iştahınızı açan, kötü kolesterolünüzü, trigliseriti, kan şekerini yükselten hormonların salgılanmasına neden olur. Tabii ‘yağlı bel’in sayamadığımız daha pek çok zararı var.

KURTULABİLİRSİNİZ
Şanslısınız ki; belinizin çevresindeki yağlardan kurtulabilirsiniz. Stres, şeker, doymuş ve trans yağlar bu yağların kalıcı olmasına ve artmasına neden olur. Bunları tüketmekten vazgeçin ve sağlıklı besinlere yönelin, özellikle yüzde 100 tam tahıl ürünlerini yiyin. Ayrıca her gün 30 dakika yürüyün, bir ağırlık kaldırma programına ve alışverişe başlayın. Çünkü normalde giydiğiniz bedenden daha küçük bedende bir pantolonları giyebileceğiniz günler çok uzakta değil.

SİNÜZİTİ PÜSKÜRTME ÖNERİLERİ
Sinüzit sıkıntısını azaltmak için doktora gidene kadar yapacağınız birkaç öneri:
Nem makinesi veya buhar makinesi kullandıktan sonra sıcak bir duş alarak sinüslerinizi rahatlatın. Sıcak ve nem, sinüslerinizin açılmasını sağlar.
Yastıktaki tozlardan korunmak için yastığınıza iki kılıf birden geçirin. Ayrıca suyu klorlanmış havuzdan ve ısı değişikliklerinden uzak durun. Başkasının içtiği sigaraya devam etmeyin.
Akan sinüslerinizin yol açtığı boğaz ağrısından kurtulmak için tuzlu suyla gargara yapın.
Tıkanmanın yol açtığı basınçla savaşmak için, buz veya sıcak havlu kullanın. Gerekirse ağrı kesici alın.
TUZLU SU İYİ GELİR
Burnunuzu bir tüp yardımıyla temizleyin. Tüpün içini tuzlu suyla doldurun ve bu suyu tüp yardımıyla burnunuza çekerek, sinüslerinizi temizleyin. Ama unutmayın ki; bunlar sadece sıkıntınızı hafifletmeye yardımcı olur. Sorununuzu kökünden çözmek için mutlaka doktora gitmeniz gerekir. Bu önlemler, doktora gidinceye kadar kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır…

82 SANTİMİ GEÇMEMELİ
Bir mezura alın ve göbek deliğinizin çevresinden göbeğinizi ölçün. Kadınsanız, bel ölçünüz 82 cm ve altında olmalı. Beliniz 92 santimden kalınsa, sağlığınız açısından tehlike çanları çalıyor olabilir. Erkeklerin bel ölçüsü ise 87 cm’in altında olmalı. Eğer 100’ün üzerine çıkarsanız, başınız belada demektir!

VÜCUTTA YAĞ PARÇALAYAN 10 BESİN


Yağları parçalayıp hazmı kolaylaştırıyor. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor.

Esmer pirinç:
B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, Yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt:
Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm:
Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmeye yardımcı oluyor.

Salatalık:
Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu

Nar:
Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi:
(Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli:
Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma:
Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz:
Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf:
Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor

Cinsel gücünüzü arttırın: Kereviz

Kereviz

Latince ismi : Apium graveolens

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

Kereviz Sinirli Olmayı Önlüyor

Akdeniz mutfağının lezzetlerinden kereviz, içerdiği maddeler sayesinde sinirliliği önlüyor.B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geliyor. Uzmanlar düş kırıklığı çekenlerin kereviz ve havuç yemesini tavsiye ediyor. Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kereviz, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetiştiyor ve soğuk havada kolayca don tutuyor.

Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.

Cinsel gücünüzü arttırın: Kereviz

Kerevizin tarihi çok eskilere, antik Yunan’a kadar dayanır. O zamanlar kereviz o kadar kutsal bir bitki olarak biliniyordu ki, spor yarışmalarını kazananların başlarına ödül olarak yabani kerevizden taç yapılıp konulurdu. Ancak kerevizin şöhreti kötü bir talihsizlik sonucu (spor yarışmalarını kazanan kralın oğlunu kereviz yaprakları arasına giren bir yılan soktu) lekelendi ve yalnızca ölüm çelengi olarak kullanılmaya başlandı.

Kereviz, çeşitli iklim koşullarına uyum sağlayabilir, ancak ılıman ve nemli iklimlerde daha verimli olarak yetişir. Geniş yaprakları ve uzun yaprak sapları ve şişkin bir gövdesi vardır. İki çeşit kereviz vardır, bunlarda bir tanesi kökü yumru bağlamayan, yaprak sapları uzun olan yaprak kerevizi, diğeri ise, yaprak sapları kısa kökü yumrulu, kök kerevizidir.
A, B ve C vitamini, kalsiyum, demir, potasyum ve kireç içerir. Kanserden yüksek tansiyona, gripten kolestrole kadar her türlü hastalığa karşı tedavi edici etkisi vardır. Onun mucizevi etkileyici gücü geçmişte Yunanlılar ve Romalılar tarafından keşfedilmiş ve onlar kerevizi tıpta ve yemeklerinde kullanmaya başlamışlardı.

2500 yıl önce hekimlerin babası Hipokrat, “altüst olmuş sinirleriniz için kereviz besininiz ve ilacınız olsun” demiştir. Özellikle erkeklerde cinsel arzuyu kamçılayan ve cinsel gücü arttıran kereviz, zamansız iktidarsızlık için doğal bir çaredir.
Kerevizin anayurdu Akdenizdir. Eski Yunan, Romalılarca koku verici olarak ve ayrıca şifalı ot gibi kullanıldığı bilinmektedir. Yaprakları ise çeşitli dönemlerde hüznün ve zaferin simgesi olmuştur. Homeros, İlyada’sında Archille in bu bitkiyi görkemli saçlarının tedavisinde kullandığından söz eder.

Sağlıktaki rolü

C vitamini yönünden oldukça zengin olan kereviz, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının % 15 ini karşılar. 100 gr. kerevizde 2 mgr. A vitamini, 15 mgr. C vitamini, 4 mgr. kalsiyum, 10 mgr. potasyum ve 2 mgr. demir bulunur. İki orta boy kerevizde sadece 20 kalori vardır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar kerevizin kanserden yüksek tansiyona, gripten kolesterole kadar her türlü hastalığa karşı savaştığını ortaya çıkarmıştır.

Amerika da yapılan deneylerde, kerevizin içindeki kimyasal maddelerin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiği, canlılarda tümör oluşumunu önlediği ve tümör oluşum riskini % 38 ile % 50 oranında azalttığı gözlemlenmiştir.

Her gün kereviz yiyen ya da kereviz suyu içen hastaların tansiyonunun düştüğü ve kan basıncının dengelendiği görülür. Vücudun kaybettiği suyu yenilemenin en iyi yolu kereviz suyu içmektir. Kereviz suyu aynı zamanda stresi azaltır, uykusuzluğa iyi gelir ve baş ağrılarını engeller.

Diyet yapanlar için de faydalı olan kereviz suyu, tatlı ihtiyacını engeller. Sindirim sistemi ve böbrekleri dengeli çalıştırır. İyi çiğnenerek yenen kerevizler mideyi güçlendirir. Yorgunluğa ve iştahsızlığa iyi gelir.

Nelere faydası vardır?

– Cinsel gücü arttırır ve cinsel isteği kamçılar
– İç salgı bezlerini, özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır
– Sinir yorgunluğunu engeller
– Kanı pisliklerden temizler
– Akneleri geçirici ve cildi temizleyici özelliği vardır
– Böbrek taşı ve kumunun kolay düşürülmesini sağlar
– Diyet uygulayanların zayıflamasını kolaylaştırır
– Unutkanlığa iyi gelir
– İdrarı söker
– Kan ve süt yapar
– Karaciğeri temizler
– Yüksek tansiyona iyi gelir
– Romatizmayı tedavi edici etkisi vardır
– Uykusuzluğu giderir
– Baş ağrılarını geçirir
– Mideyi güçlendirir

Nasıl kullanılır?

Sofrada: Tohumu öğütülür. Çorba, köri, güveç ve turşulara kullanılır, tuzsuz rejimlerde tuz yerine bu tohum uygulanabilir. Yaprağı salataya doğranabilir, bunun dışında yemeklere de katılabilir. Sebze çorbası ve güveçlere, ateşten alınmadan 3 dakika önce eklenebilir.

Sağlık için: Tohumu kaynatılarak özü çıkarılır ve içilir. Sinirleri yatıştırıcıdır ve midedeki fazla gazı çıkarmaya yardımcı olur. Yaprağı çay gibi demlenerek içilir. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

Satın alma

Kereviz satın alırken sağlıklı yaprakları olan sağlam, körpe kerevizleri seçin. Sapının ezik, çürümüş olmamasına dikkat edin. Kerevizleri buzdolabında, yıkanmamış olarak ve plastik torbalar içinde 2 haftaya kadar taze olarak koruyabilirsiniz.

Kereviz Salatası Tarifi

Malzemeler: 1 adet orta boy kereviz 1,5 limon suyu 4 yemek kaşığı yoğurt 4 yemek kaşığı maydanoz 2 diş sarımsak 1 çay kaşığı tuz 1 çay kaşığı pul biber 1 çay kaşığı nane

Yapılışı: İlk önce kerevizin dışı soyulup, rendelenir. Rendelenen kerevizin üzerine 1,5 limon suyu konur. Suyu çıkana kadar sıkılır. Sıkıldıktan sonra 4 yemek kaşığı yoğurt, 4 yemek kaşığı maydanoz katılır. 2 dişte sarımsak konur. Bir miktar tuz, 1 çay kaşığı pul biber, 1 çay kaşığı nane üzerine serpilir. Yada fotoğrafta ki gibi cevizle süslenebilir ve servise sunulur. Not:Mayanozde çok güzel bira tat katabilir.

Tam Tahılların Hastalıklar Üzerindeki Etkisi

 

Tam Tahılla Beslenmek

Tam tahıllı besinlerle geçirilen öğünler gün boyunca zinde ve tok hissetmeyi sağlıyor.

Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlayan tam tahıllıların, obezite tedavisinden daha birçok şeye faydası var.
Güne dengeli bir kahvaltı ile başlamak için kompleks karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin ve az yağlı besinleri tercih etmemiz gerekir. Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, zengin ve dengeli içerikleriyle bu ihtiyaçlarımızın tümüne cevap verir.
Ayrıca:
• İçerdikleri kompleks karbonhidratlar ve lif ile kan şekerindeki dalgalanmaları önlemeye yardımcı olur.
• Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlar.
• Zamanı çok kısıtlı olanlarımız için bile son derece pratik, sağlıklı ve içerik bakımından ideal bir kahvaltı sunar.
• Ülkemizde oldukça az olan süt tüketimini destekleyerek sütün tüm faydalarından yararlanmamızı sağlar.
Peki Tam Tahıl Nedir?
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan ürünleri içeren tahıl grubu gıdalar, Türk toplumunun temel besin grubudur. Dünyadaki insanların üçte biri buğdayı, dörtte biri ise pirinci kullanırlar.
Tam taneli tahıl; tahılın özü, kabuk dediğimiz kepeği ve tahılı sarıp onu besleneyen bir doku olan endospermden oluşur. Bir tahıl; %2.5 oranında öz, %14.5 oranında kepek ve %83 oranında da endospermden oluşur. Bu bileşenlerin içinde B vitaminleri, mineraller ve posa bulunur.
Genellikle tahıllar, tüketime hazır hale getirilirken çeşitli işlemlere tabi tutulurlar. Tahılların işlenmesi, onları esmerden beyaza çevirir ancak besin değerlerini de azaltır. Tahıllar işlenmesi vitamin, mineral, lif ve sağlığa faydalı fitokimyasallarda yüksek oranlarda kayıplar oluşmasına neden olur.
Tam Tahıl ve Rafine Tahılların Bileşimindeki Farklılıklar
Tahıllar değirmenlerde öğütülerek kullandığımız un haline gelir. Ancak bu rafinasyon işlemleri sırasında tahıllar içeriğini büyük ölçüde kaybeder. Bu ve buna benzer işlemlere tabi tutulan tahıllara “rafine tahıllar” diyoruz.
Örneğin; buğdayın rafinasyon işlemi sırasında, buğdaydaki kepeğin büyük bir kısmı ve kepeğin özü ayrılır. Bu durumda buğdayın içindeki sağlık için son derece yararlı olan diyet posası, vitaminler, mineraller ve daha birçok şey kayba uğrar. Bu yüzden rafine edilmiş tahıllarda, tam tahıllardan daha fazla nişasta bulunur.
Tam Tahıl Unu ve Ürünlerinin Yararları
Tam tahıllardan yapılan besinler, tahılın özü ve kepeği birbirinden ayrılmadığı için vitaminler, mineraller ve diyet posası yönünden zengindir.
Tam tahıl ürünlerinin kalori değerleri daha düşüktür.
Tam tahıllı ürünler posa içeriği bakımından oldukça zengindir. Posa içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi bağırsak hareketlerinin düzgün olmasını sağlar. Beslenme-hastalık ilişkisi ile yazılmış pek çok rapor ve makalede kronik hastalıklarda besin öğelerinin rolü araştırılmış ve besinlerin, özellikle tam tahılların içerdikleri posanın sağlığa yararlı etkileri olduğu belirlenmiştir.

Tam Tahılların Hastalıklar Üzerindeki Etkisi
Şeker hastalığılı riskini azaltır
Tam tahıllar posa bakımından oldukça zengindir. Tam tahıllarda bulunan çözünebilir posa, karbonhidratların emilimini ve sindirimini yavaşlatarak vücudumuzun insülin ihtiyacını azaltır.
Yine tam tahıllarda bulunan çözünemez posa sayesinde besinlerin bağırsaklardan geçiş süresini kısalır, karbonhidratların emilimi için yeterli zaman yaratır. Yani, posa alımı arttıkça, şeker hastalığı bir diğer adıyla diyabet riski azalır. Yapılan çalışmalarda tam tahıl tüketiminin, kanda sürekli yüksek düzeyde şeker (glikoz) olduğunda meydana gelen bir hastalık olan tip 2 diyabet riskini azalttığı bulunmuştur.
Kalbe ve damarlara dosttur
Yapılan araştırmalarda tam buğday ekmeği, çavdar ürünleri ve tam tahıllı kahvaltılık tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı belirlenmiştir*. İngiliz vejetaryenleri üzerinde yapılan bir çalışmada, tam tahıllı ekmek tüketimi ile kalp damar hastalıklarından ölüm oranının azaldığı belirlenmiştir*
Kanserle savaşır
Yapılan araştırmalar sonucunda tam tahıl tüketiminin kanserden koruyucu etkileri de bulunmuştur. Tam tahıllı ekmek veya makarna, elenmemiş undan yapılmış ekmek veya kahverengi ekmek tüketenlerde kolon-rektum kanserleri, mide kanserleri gibi sindirim sistemi kanserleri ile endometriyum ve pankreas kanserlerinin daha az görüldüğü bildirilmiştir.
Obezitenin tedavisinde etkilidir
Obezite tedavisinde bol miktarda posa alınması gerekir. Posalı besinler, çok çiğnemeyi gerektirir. Bu yüzden yemek yeme zamanını uzatır; midedeki sindirimi ve midenin boşalma hızını yavaşlatarak, tokluk hissini artırırlar. Tam tahıllı ürünler, özellikle insülin direnci olan obezite hastalarında, içerdikleri posa nedeniyle tokluk hissi sağlayarak, insülin duyarlılığını attırır ve kilo kaybında önemli rol oynarlar.
Tam Tahıllarla İlgili Önerliler
• Tam tahıl ürünleri tüketerek, kronik hastalıklara yakalanma riskimizi azaltacağımızı unutmamalıyız.
• Sağlıklı olmak isteyen veya diyabet, kalp ve kanser benzeri hastalıklara yakalanma riski olanlar, günlük enerji ihtiyaçlarını göz önünde tutarak tam tahıllı besinleri rahatlıkla tüketebilir.
• Tam tahıl ürünlerinde tüketilecek miktar, ağırlığınıza ve bedensel çalışma durumunuza göre değişir. Az hareketli, obez kişilere günde 3-4 ince dilim ekmek (75-100 g) yeterli iken, zayıflar, büyümekte olan çocuklarla gençler ve ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
• Tam tahıllı ürünleri günde en az 6 porsiyon tüketilebilirsiniz. 6 porsiyon; 6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe tam unlu çorba, 4 yemek kaşığı kabuklu pirinçten yapılmış pilav veya 4 yemek kaşığı kepekli makarnaya eşittir.
• Tam tahıl ürünlerinin her gün, hatta her öğün tüketilmesi çok önemlidir. Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketebilirsiniz.
• Alışveriş yapılırken, tam tahıl ürünleri tercih edilmeliyiz. Tüketime hazır bazı tam tahıllı ürünlerin (kek, kurabiye, vb.) içindeki yağ ve tuz miktarının az olmasına dikkat etmemiz gerekir. Bunun en iyi yolu etiket okuma konusunda bilgi sahibi olmak ve etiket okumayı alışkanlık haline getirmektir.

kaynak : hürriyet