Hangi sabun neye iyi gelir…!

10929953_431726353660649_5968542267402927381_n[2]

Saç dökülmesi için argan, ayak çatlakları için buğday, kas ağrılarına içinse Hindistan cevizi sabunundan faydalanabilirsiniz. İşte doğal sabunlar ve faydaları…

Hangi sabun neye iyi gelir
Hayatımızdaki birçok bitki, hastalıklara iyi gelecek binlerce vitamin ve minerali içeriğinde barındırır. Bu doğal bitkilerden yapılan vücut sabunları da bazı sorun ve hastalıklara karşı koruyucu özellik taşır.

Çok eski zamanlardan günümüze kadar kullanılan doğal sabunlar yerini katkı maddeli olanlara bıraktığı için pek çoğumuz doğal sabunların faydalarını ne yazık ki bilmiyor. Halbuki cildinizde oluşan yağlanma, sivilcelenme, kırışıklar ve sarkmalara, saç dökülmelerine hatta romatizma ve kas ağrılarına karşı doğal sabunları kullanabilirsiniz.

İşte sabunlar ve iyi geldikleri hastalıklar..

.Argan sabunu: Saç dökülmelerinde etkili çözümdür, Fas sabunu olarak da bilinir.

Avokado sabunu: Cildin nem dengesini düzenler, güçlü bir toniktir. Köpüğü ile masaj yapılarak esnek ve dinç bir görünüm sağlar. Ciltte oluşan lekeleri giderir.

Ballı inci tozu sabunu: Yüz ve vücut sıkılaştırıcı olarak kullanılır, parlatma özelliği de vardır.

Biberiye sabunu: Saçtaki ve vücuttaki yağı alır, ayrıca yağ sökücü özelliği vardır.

Çitlenbik (Bıttım) sabunu: Bakım gerektiren saç ve vücutlar için idealdir. Cilt hastalıklarına da iyi gelir.

Böğürtlen sabunu: Cilt temizliğinde güçlü bir toniktir.

Buğday sabunu: Nasır, topuk, el ve ayak çatlaklarına iyi geldiği görülmüştür.

Çam sabunu: Yağlı ciltler için sedef egzama rahatsızlıklarında dermatolojik bir sabundur.

Civanperçemi sabunu: Yüzdeki çöküntüleri giderir. Güneş yanıklarında da etkilidir. Ayrıca saç bakımı yapar.

Çilek sabunu: Kuru ciltler içindir. Pullanmayı giderir.

Damla sakızı sabunu: Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda yüz sarkmalarına karşı botoks etkisi yapan bir sabundur.

Defne sabunu: Derideki gözenekleri açmak için ve deri hastalıklarında kullanılır. Saç köklerini de canlandırır.Enginar yaprağı sabunu: El ve ayak şişkinliklerine iyi gelir.

Fesleğen sabunu: Kandaki ürik asidi azaltarak gut hastalığına iyi gelir. Sivrisinek ve haşere ısırmalarında iyileşme sağlar.

Fransız lavantası: 17 yaş üzeri akne ve sivilce sabunudur.

Gül yaprağı sabunu: Hassas ciltler için makyaj temizliğinde kullanılır.

Havuç sabunu: Güneş lekeleri ve çiller içindir.

Himalaya tuzu sabunu: Saçı besler. Boyalı saçlarda kullanılır.
Kakao sabunu: Hamilelik sonrası oluşan çatlakların giderilmesinde etkilidir.

Kantaron sabunu: Antiseptik özelliği ile yarada mikrop oluşmasını önler.

Kara üzüm sabunu: Cilt koruyucudur ve varis tedavisinde kullanılır.

Karanfil sabunu: Düzenli kullanıldığında yaşlanmaya bağlı kırışıklıkları en aza indirir.Yalnız 45 yaş üzeri kişiler kullanabilir.

Katran sabunu: Egzama tedavisi ve kaşıntı için kullanılır.

Kayısı sabunu: Kuru ciltler için nemlendirici olarak kullanılır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lahana Turşusu Ye Kolesterolünü Düşür…

945014_360018057433290_1789707819_n[1]

 

Sadece lezzetli değil, ayrıca çok besleyici bir besin olan lahana turşusunu tüketmenizin, damak tadından başka etkileri de var.

Probiyotik bakteri, C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, kalsiyum, potasyum, demir, fosfor, sodyum ve magnezyum gibi minerallerden bol miktarda içermektedir. İşte lahana turşusunun faydaları.

– Lahana turşusu sindirimi geliştirir. Sağlıklı bir bağırsak florasının büyümesini teşvik eder. Kabızlık gidericidir. İrritabl bağırsak sendromu azaltır ve birçok potansiyel hastalıklara karşı sindirim sistemi korur.

– Lahana turşusu C vitamini ve diğer yararlı vitamin ile mineraller ve fermantasyon işlemi sırasında oluşturulan önemli fitokimyasallar ile doludur. Bu cilt bozuklukları, bacaları ve soğuk algınlığı, kilo alımı ve kusurlu kan gibi pek çok sağlık sorunları ile baş etmenizde destek olur.

– Ona keskin, güçlü tadını ve kokusunu veren, güçlü antioksidanlar olarak adlandırılan glukosinolat içerir. Lahana turşusu fermantasyon işlemi sırasında, bu antioksidan phytochemicalas büyük antikanser etkileri bileşikleri içerir.

– C vitamini birçok fiziksel fonksiyonlarda önemli rol oynayan bir antioksidandır. Diğer antioksidanları (örneğin, E vitamini gibi) aktive eder ve bu vücut dokusu hücrelerinin büyümesi ve onarımı için önemli olan kolajen oluşumu için gereklidir. C vitamini sağlıklı diş etleri, kas, kan damarları, kemik ve dişlerin korunmasına yardımcı olur ve iyi bir beyin işleyişini teşvik etmektedir.

– Kandaki kolesterol seviyesini düşürme kapasitesine sahip flavonoidler, fitokimyasalları içerir ve böylece çok kalp hastalığı riskini azaltır.

 

Tarifi
Lahana Turşusu Malzemeleri
Lahana
Biber Çeşitleri
Nohut,
Kereviz Yaprağı,
Domates,
Maydanoz,
Defne Yaprağı
Sarımsak,
Tane Karabiber,
Salamura Tuzu,
Limom
Üzüm Sirkesi

alıntı

En önemli antioksidanlar…

464068_355336327901463_768060531_o[1]
Serbest radikallere karşı kullanılan ürünler doğanın bize sunduğu; ancak harika antiaging etkileri son yıllarda anlaşılan maddelerdir. Bunlar arasında en iyi ve etkin olan 10 süper antioksidan mevcuttur .

1- Vitamin E Antioksidan olarak 400 iü E vitamininin (sadece analfatokoferol değil, mikset tukeferol olan kombine şekli) alınmalıdır. Vitamin E kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır. Vitamin E’nin bunun dışında, aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve immün sistemin yaşlanmasını önler. Tahıl, yumurta, fındık, soya fasulyesi, bitkisel yağlar, ıspanak, yeşil yapraklılar, doğal E vitamini kaynaklarıdır.

2- Vitamin C Vitamin C kan basıncını düşürür. İmmün sistemi güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır. Günde alınması gereken optimum miktar 1000 miligramdır. Isıya dayanıksız olduğundan pişirme sırasında kaybolur. Bu nedenle her gün taze muamele görmemiş sebze ve meyve yemelidir. Spor sırasında serbest radikaller oluştuğundan, 1-2 saat önceden taze meyve yemeli ya da küçük dozda C vitamini almalıdır. Turunçgiller, yeşil sebzeler, patates C vitamininden zengindir.

3- Betakaroten (provitamin A) Aldığımız betakarotenin bir kısmı gerektiğinde A vitaminine çevrilir. Yeni araştırmalar yüksek dozdaki vitamin A alımının zararlı olduğunu göstermektedir. Günde 8000 iü’den fazla almamalıdır. Kanın vitamin A düzeyi düşük olduğu zaman antioksidan etkilidir ve vücut fonksiyonları nı koruyucudur. Ancak vitamin A aşırı miktarda vücutta varsa dokuları okside eder ve yaşlandırıcı etki gösterir. Ağızdan A vitamininin öncü formu olan betakaroten alınması halinde ise vücut gereksinimi olduğu kadar A vitaminine çevrilir.
Betakaroten; A vitamini gibi toksit potansiyeli olmadığından tercih edilmektedir. Araştırmalar betakarotenin kan düzeyleri yüksek olduğunda kanser ve kalp hastalığının azaldığını gösteriyor. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve katarakt oluşumuna karşı koruma sağladığı da saptanmıştır. Betakaroten yağda çözünen, güçlü bir antioksidandı r, serbest radikalleri toplar ve nötralize eder. 3 miligram betakaroten 5000 iü A vitaminine eşittir. Günde 3 ila 5 miligram alınır. Betakaroten kaynakları; kayısı, brokoli, havuç, şeftali, ıspanak, balkabağı, kırmızı biberdir.

4- Alfalipoik asit Serbest radikallere karşı güçlü bir savunucudur. Vücudun doğal olarak ürettiği bir maddedir. Hem yağda, hem suda çözünebildiğinden hücre zarını ve içindeki yapıları serbest radikallerden korur. Hücre içindeki mitokondriler enerji santralleridir. Burada oksijenle enerji üretilir. Bu nedenle mitokondrilerde oksijen stresi (serbest radikaller) en yüksek boyutlardadır.
Mitokondriler antioksidatif korumaya özellikle muhtaçtır. Mitokondriler için en önemli koruyucu madde glutatyondur. Alfalipoik asit glutatyon oluşumu için önemli bir maddedir. Alfalipoik asidi mitokondriler içine girer ve burada serbest radikal oluşumunu engeller. Karnitin alfalipoik asidin etkisini artırır. Böylece alfalipoik asidi ve karnitin sinirlerin iletim hızını, kasların performansını iyileştirir. Alfalipoik asit şeker hastalığının komplikasyonları nı önlemeye yardımcı olur. Cilt kırışıklıklarını önler. Bu amaçla cilt kremlerine eklenir. Beyin fonksiyonları nı iyileştirir. Karaciğeri korur, katarakt oluşumunu ve yaşlanmayı geciktirir. Günde bir ya da iki kez 50 miligramlık tabletlerinden alınır.

5- Üzüm çekirdeği ekstresi Üzüm çekirdeği ve çam kabuğundan oligomerik proantosiyanidin denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir (üzüm çekirdeğinden grape seed extract oil, proanthocyanidin; çam kabuğundan pycnogenol). Vitamin E ve C’den 50 kez daha güçlüdür. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Bu etkisiyle kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak aterosikleroza (damar duvarları sertliği) engel olur. Varis, hemroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Günde 100 miligram alınır. (30 miligramlık kapsüllerden günde 3 kez.)

6. Lutein
Lutein bir karaotenoid’ dir ve etkin antioksidanlardandı r. Özellikle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının oluşturduğu serbest radikalleri temizleyerek, ileri yaşlardaki yaygın körlük nedeni olan makula dejenerasyonunu geciktirdiği kanıtlanmıştır. Lutein yeşil sebzelerde ıspanak vb.) boldur. Bunları bol yemiyorsanız günde 1 kez yemekle birlikte 6 ile 20 miligramlık bir tablet önerilir.

7. N-acetylcystein
Kısaltılmış olarak NAC rumuzu kullanılır. Vücudun glutatyon üretmesini artırır. Glutatyon doğal antioksidandı r; karaciğerde sistein, glutamit asik ve glisin aminoasitlerinden üretilir. Glutatyon bağışıklık sistemini korur; radyasyon, kanser tedavisi ilaçları, sigara, alkolün zararlı etkilerini önleyebilir. Eklem iltihabı ve alerjilerde iltihap önleyici olarak da kullanılır. Glutatyon vücudun kendi yaptığı güçlü antioksidanlardan biridir, tüm organ ve dokularımıza serbest radikallerin vereceği zararı önler. Kanserden korur ve yaşlanmayı geciktirir. Glutatyon yapımını artırmak için günde 600 miligram NAC tabletlerinden alınır. (glutatyon üretimi yapan gıdalar;sovan, sarmısak,elma,üzüm,brokoli, ıspanak ,avokado,kuskonma z)

8. Green tea (Yeşil çay)
Yeşil çayın bol tüketildiği Uzakdoğu ülkelerinde kanser daha seyrek görülür. Bir bitki kimyasalı olan kateşin çok güçlü bir antioksidandı r ve yeşil çayda bol miktarda bulunur. Çin’de yutak kanseri yeşil çay içenlerde yüzde 50 daha düşük oranda görülür. Japonya’da mide kanseri oranı da yeşil çayın çok içildiği bölgelerde daha düşüktür. Kateşin kolesterol düzeylerini düşürür. Aterosiklerozu (damar sertliği), diş çürümesi ve dişeti hastalıklarını önlemede yardımcı olur. Mide ve akciğer kanserinden koruyucu etkisi vardır. DNA’nın zarar görmesini önler. Bir fincan çayda 50 ile 100 miligram kafein bulunduğundan, gebeler ve kalp ritm bozukluğu olanlar günde 2 bardaktan çok yeşil çay içmemelidir Kafeinsiz yeşil çay ekstreleri de vardır.) Günde 2 ile 3 bardak yeşil çay yeterlidir. Kapsülleri de vardır (Green tea concentrate) .

9. Selenyum
Çin’in toprağında selenyum olmayan Keshan yöresinde kanser olgularının sıklığı bu maddenin kanser koruyucu etkisini ortaya çıkarmıştır. Gerçekten de kanser hastalarının kan selenyum düzeyleri genelde düşüktür (10 ile 20 mcg/litre). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ortalama kan selenyum değerini 200 mcg/litre olarak bildiriyor. Selenyum enzimlerin bileşeni olarak ****bolizma işlevlerinde etkin rol oynar. Vücudumuzdaki en önemli doğal antioksidan olan “glutatyon peroksidaz” enzimi üretiminde selenyumun kritik bir önemi vardır. Sadece serbest radikalleri değil, aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır ****lleri de etkisizleştirir. Selenyum; E vitamini ile sinerjik çalışır. Yani birbirinin güçlerini artırırlar. Her ikisi de güçlü birer antioksidandı r. Oksidasyon ile dokuların zarar görmesini ve yaşlanmayı önler ya da en azından yavaşlatır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, dokuların elastik kalmasına, kalp-damar hastalığı ve felç riskinin azalmasına destek verir. Kabuklu buğday ve pirinç, soğan, sarımsak, domates, brokoli, fındık, ceviz, deniz ürünleri selenyumun doğal kaynaklarıdır. Tamamlayıcı olarak günde 50 ile 100 mcg’lık tabletlerinden alınır.

10. Koenzim Q 10
Hücrelerimizin normal fonksiyonları nı gerçekleştirmesi için enerjiye gereksinimleri vardır. Mitokondria hücrenin enerji üreticisidir. Hücrenin enerji ihtiyacı ATP (adenosin trifosfat) tarafından sağlanır. Enzim aktivatörü Q 10, ATP’nin üretimi için temel bir kimyasaldır. Q 10 serbest radikallere karşı savaşan orduda antioksidan olarak savaşır. Koenzim Q 10, E vitaminine de destek olur. E vitamini kötü kolesterol (LDL)’nin etrafında bir kalkan oluşturarak serbest radikallerin LDL’yi oksitlendirmesini önler. Ancak bu görevi bir elektronunu serbest radikallere vererek yapar. Elektronu eksilen E vitamini bir prooksidan yani kendisi de bir serbest radikal olma potansiyeli ile dengesiz gelir. İşte enzim aktivatörü Q 10, antioksidan niteliklerine sahip olmakla birlikte, E vitaminine elektronlar bağışlayarak onu tekrar antioksidan durumuna döndürebilir. Bu bakımdan vitamini ve koenzim Q 10 kombinasyonu daha güçlü antioksidan etkisi gösterir. Kolesterol düşürücü ilaçların (statinler) vücuttaki koenzim Q 10’un düzeyini düşürdüğüne dair deliller vardır. Q 10 kalbi korur, tansiyonu düşürür. Balığın damar tıkanmasını önlemesinde içerdiği Q 10’un payı olduğu düşünülmektedir. Kalp hastalığı riski (yüksek kolesterol vb.) varsa, günde 50 miligram koenzim Q 10 ve 400 vitamininin alınması yararlıdır. Koenzim Q 10 insan vücudunda, gıdalarımızda (soya, ıspanak, brokoli, susam yağı) özellikle balıkta bulunan maddedir. Normal olarak vücudumuz eğer vitamin C ve B kompleks oksitliği yoksa Koenzim Q 10’u kendisi üretir. bakımdan besinlere ek olarak vermeye çoğu zaman gerek yoktur. Ancak yaşlandıkça yaşla ilgili rahatsızlıklar, yeme alışkanlığı, stres ve enfeksiyonlar Koenzim Q 10 üretimini düşürür. besinlerimizdeki Koenzim Q 10’da saklama süresi, işleme ve pişirme yöntemlerine bağlı olarak önemli ölçülerde azalır. Bir tamamlayıcı günde 1-2 kez 30 miligramlık kapsül alınması öneriliyor.

antioksidant yiyecekler:

Taze beyaz üzüm (Ancak kişinin karaciğer yağlanması varsa uzak durmalı)
Portakal
Kayısı
Soğan
Domates
Sarımsak
Brokoli
Pırasa
Kivi
Muz
Havuç
Ispanak
Maydonoz
Bakla
Elma
yesil cay
Nar
Bögürtlen
Karadut
Visne
Kavun

Sevgilerimle… Canan

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »