BAHAR DEMEK

Baharın gelişi kadar beni heyecanlandıran başka bir şey yok. Mesela baharda ilk erik ağaçları çiçek verir. Köyde babaannemin diktiği sayısız erik ağacı vardı. Çeşit çeşittiler; kırmızı, mor, sarı, yeşil erik. Zaten manav tezgâhlarına da ilk erik düşer ve biz “hah, tamam, ilkbahar geldi”, deriz. Köyde biz çocukların ilkbahar günleri erik ağaçlarının üzerinde geçerdi. Ya kuşlar? Özellikle kuşluk vakti, yani daha hava aydınlanır aydınlanmaz binlerce kuş hep birlikte uyanış şarkılarına başlar, kulaklarımızı sağır edercesine bir koroyla güne başlarsınız. Nereden mi biliyorum.. Çünkü yaylaya gitmek için kuşluk vakti yola çıkmışlığım çoktur. Sonradan öğrendim, meğer ilk yaylaya gidişimde iki aylık bir çocuktum ve pusetim annemin sırtındaki sepetiymiş. İneklerimiz eşliğinde iki günlük yolu o sepetin içinde geçirmişim. Sonra ben de aynı yolu yürüyerek gittim babaannemle. Yayla yolundaki ilk geceyi Dursun Bey’in Hanı’nda geçirdiğimi anımsıyorum. İnekler alttaki ahırda, biz yukarıda bir keçeye sarılarak uyumuştuk.

Demem o ki, bahar umuttur, uyanıştır. Yeni ve heyecanlı bekleyişlerin başlangıcıdır. Ve ben şimdi İstanbul’da sokağımda, parklarda açan çiçekleri, uyanan ağaçları görüyorum. Güneş de fena değil. Karşı balkondaki kumrular da büyüyüp uçtular. E, biz insanlar da bu doğanın bir parçası değil miyiz? Bizim de uçma vaktimiz gelmedi mi? Haydi uç güzel ülkem, uç..

-oMeraKlis-

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »