Sevgi Engel Tanımaz…

Bir kere yaşayacağımız ve tekrarı olmayacak olan günlerimizi önyargılarla kirletiyoruz. Önyargılarımızın kusur bulduğu kişileri çemberin dışında bırakarak daraltıyoruz yaşam alanımızı. Nasıl ki kara parçaları, ülkeler arasındaki sınırları belirliyorsa; önyargı da insanlar arasına sınırlar koyuyor. Sınırların silindiği ve küresel düşünmeye başladığımız şu günlerde, ne yazık ki insan ilişkilerinde önyargılarımızı sınır dışı edemiyoruz.

Karşımızdaki insanın ırkına, yaşına, cinsiyetine, engel durumuna veya dini inancına göre şekillendirdiğimiz yargılarımız var. Farkında olarak veya olmayarak bizden farklı olduğunu düşündüğümüz kişilere karşı farklı bir tutum sergiliyoruz. Ve kişilerin toplumdan soyutlanmış hissetmelerine neden olan mimarlar biz oluyoruz. ABD’de başlatılan “The Love Has No Labels” kampanyası önyargılarımız ve hükümlerimiz konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor ve bizi ailemize, arkadaşlarımıza ve hatta kendimize dair yargılarımızı bir kenara bırakmaya davet ediyor.

Videodaki dans eden iskeletlerden bize yansıyanlar yüzümüzde tebessüm oluştururken, bakalım iskeletlerin kimlere ait olduğunu öğrendiğimizde tepkimiz nasıl olacak?

Daha çok hikaye dinlemek istiyorsanız, uğramanız gereken adres lovehasnolabels.com

Sevginin Engel Tanımadığını Gösteren Bu Kamu Spotu Facebook’ta İlk Gününde 14 Milyon Kere İzlendi

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Şamanizm ve Çift Başlı Kartal Motifi

Orta Asya Türklerinde koruyucu ruh olarak kabul edilen kartal motifinin, Şamanlar aracılığı ile Yakut Türklerine geçtiği ve oradan Orta Asya Türklerine kadar geldiği bilinmektedir.

Şamanizmde her insanın kuş şeklinde bir koruyucu ruhu olduğu ve insan öldüğünde bu ruhun da göğe yükseldiği inanışı hakimdir.

Bunun Türk mitolojisindeki örneği, Orta Asya’nın ünlü Şaman destanı Er-Töküş’tür.

Bu efsaneye göre, Gök Tanrı’nın simgesi olan Büyük Kartal, kötü güçlerin elinde tutsak olan destan kahramanı Er-Töküş’ü önce yutup sonra kusarak, daha dayanıklı ve güçlü bir insan olarak dünyaya getirir. Kartal, daha sonra, Er-Töküş’ü sırtına alıp, yeraltında günlerce uçurduktan sonra yeryüzüne çıkarır.

“Nart Erstxo Dolmxhumghorta ile üç Kardeş” isimli Kafkasya Çeçen efsanesinde de buna benzer Kartal imgesi görülmektedir. Efsanede kardeşlerin yeraltından yeryüzüne ulaşmalarında onları, sırtında, günlerce uçuran kartalın yardımları görülmektedir.

Orta Asya inanışlarında ve şamanist eski Türkler de “Kartaldan türeme” inancı oldukça yaygın görülmektedir.

Bu inanış efsanelerde de kendini gösterir ; Yakut Türklerinde rastladığımız bu efsane şamanın kartaldan türediğine dairdir. Yakutların, uzun direklerin tepesine çift başlı kartal yontusu koydukları biliniyor.

Şamanizm’e göre yer ile göğün arasındaki çelik kapıyı kartal tutar.

İnsanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refaket eden varlıklar, kuş şeklindedir.

Kartal: kuşlar arasında, ululuk ve yükseklik timsalidir.

Bu yüzden; Türkler kılıç kabzalarında, bozkurt, at ve çift başlı kartal figürü kullanmışlardır.

Kartal Şamanların babası olarak kabul edilir.

En eski Türk inançları izlerini devam ettiren Doğu Sibir deki Yakut/Sahalar ile Altaylılar’ ın, Kam (Şaman)lara göre:

Güneş, Ay ve bütün Gökyüzü’nün yaratıcısı olan iyilik ilâhı ÜLGEN’ in yedi oğlundan beşincisi, gökyüzünde yaşayan KARTAL’dır.

Kırgızların Er-Töküş Destanı’nda ise, Alp-Karakuş (Kartal), Dünyanın Ortasındaki Kaf Dağı’nda (Kafkasların 5633 m.lik en yükseği, daimî-buzlu “Mengü-Tav”/Alburuz’ da) bulunan ve başı Göklere ulaşan Uluçınar’ın tepesindeki Yuvası’nda, yaşamaktadır

Sibir ve Altaylardaki Kam/Şamanlar, “Kartal Ana dan doğmuş” sayıldığından, O’nun korumasındadırlar. Bu yüzden Kamlar in dış giysilerinde ve törenlerinde (Mevlevîlik ile Bekta­şîlikteki “Semâ/Semah” gibi) çalarak oynadıkları davulları (Tüngür/Bar)’nın üzerini, büyük kartal tasvirleriyle bezerler.

Sibirya Şamanları dansın ardından transa geçip yere yığılmaları sırasında ruhlarının göklere çıkmasını, ruhlarının kartallarca çekilen bir arabayla veya kayıkla taşınması şeklinde sembolize ederler.

Kartal Türk Mitolojisi’nde ve Orta Asya Şamanizmi’nde yerin göbeğinden transla yükselen bazı Şamanların ulaşabileceği “göğün direği” veya “göbeği” sayılan bir yıldıza tünemiş bir Tanrı Elçisi olarak kabul edilir.

Dogonlar, göğün göbeğinin Sirius Yıldızı olduğuna inanır ve kartala “usta kuş” derler.

Moğollarda Pleiades takım yıldızı, bir güçlü ruh gurubu olarak ululanmıştır. İnanışa göre, gök tanrıları bu takım yıldızında toplanıp, yeryüzüne bir kartal şeklindeki ilk şaman’ı göndermeye karar vermişlerdi.

En çok Şamanizm’de olmak üzere, Eski Mısır, Çin, Hun, Sümer, Hitit, Aztek, Japon, Hint Gelenekleri’nde görülen, Neospritüalizmde Yüksek İdare Mekanizması’nın çeşitli niteliklerini temsil eden ezoterik bir semboldür.

——————————————————————-

Resim :

Türk ve Moğollarda, şaman’ların ve ruhların, tono’dan göğe doğru kartal şeklinde uçtukları inancına dayalı mitos kapsamında, Ülker burcunun (Pleiades, M45, Yedi Kız Kardeş, ya da Yedi Kandilli Süreyya) kartal şeklinde görülmesine ait modern betimleme (kroki)

Yüzünüz Güvenilir Mi? Araştırın…

'BU YÜZE DİKKAT :)'

Nasıl sakladığınız ve pişirdiğiniz çok önemli!

Yağ Hakkında

– Yağ ne kadar ısıya maruz kalırsa o kadar kanserojen hale gelir. Dolayısıyla kanserden korunmak amaçlı önerdiğimiz sebzeleri kızartarak tükettiğinizde kanserojen öğelerin açığa çıkmasını tetiklemiş olursunuz.
– Zeytinyağı yanma noktası en düşük yağ olduğu için ısıya çok az maruz bırakılmadır. Yemeğe piştikten sonra eklenmesi gerekir ve kızartmalarda kesinlikle zeytinyağı kullanılmamalıdır. Beslenmede sadece zeytinyağına değil; ayçiçek, mısırözü, soya ve fındık yağına da yer verilmelidir.
– Yemek et ile pişiyorsa ekstradan yağ eklemeye gerek yoktur. Etin kendi yağı yeterlidir.
– Yağın saklanmasına da dikkat edilmelidir. Işık ve havayla temas etmemesi, metal kaplarda saklanmaması gerekir. Porselen yağın saklamasında en sağlıklı seçenektir.

Sebzelerin Pişirilmesi
– Sebzelerin mümkün olduğu kadar kısa sürede ve az suda pişirilmesi gerekir. Özellikle C vitamini ısıya karşı çok hassas olduğundan, kaybı engellemek için uzun süre ısıya maruz bırakılmamalıdır.
– Sebzeleri kesip doğrarken vitamin kaybını en aza indirmek için metalle mümkün olduğunca az temas ettirilmelidir. Sebzeler, havayla teması en aza indirmek, oksidasyonu engellemek için kesilir kesilmez kaynar suya atılmalıdır.
– Pişirmede döküm tencere, paslanmaz çelik ve tahta kaşık kullanılması önerilir. Tahta kaşığın temizliği çok önemlidir, üzeri artıkların kalacağı şekilde yıpranmış olmamalı, yıkandıktan sonra nemli kalmamalıdır. Fazla nemden kurtulmak için tuz kullanılabilir.
– Pişen yemeğin soğuması için uzun süre dışarıda bırakılması bakteri oluşumuna neden olur. Pişirme kabını, soğuk bir suyun içine oturtup benmari usulü hızla soğutup, buzdolabına kaldırmak iyi bir çözüm olabilir. Asıl yapılması gerekense yemeğin pişirilir pişirilmez tüketilmesidir.
– Yemeğin ısıtılırken 100 derecede kaynatılması gerekir, dolayısıyla mikrodalga fırın en sağlıklı ve en güvenilir pişirme ve ısıtma yöntemlerinden biridir.

Etlerin Pişirilmesi
– Et, tavuk, balık grubunun pişirilmesinde sağlıklı bir pişirme yöntemi olarak bilinse de haşlama, eğer haşlama suyu kullanılmazsa yüzde 70 oranında B vitamini kaybına neden olur. Fırın, ızgara ya da mikrodalga kullanıldığında bu oran ortalama yüzde 20’dir.
– Mangalla pişirmenin kanserojen öğelerin oluşumunu tetikleyen bir yöntem olduğu bilinir. Mangal zararlı değildir. Burada asıl nokta etin suyunun ateşe damlamasını ve tekrar buharlaşıp ete yapışmasını engellemektir. Bunu engellemek için ateşle etin arasında 15 santimlik bir boşluk bırakılmalıdır. Aynı mesafe dönerine ete uzaklığı için de geçerlidir.

Kuru Baklagiller
– Kuru baklagillerin içinde ciddi oranda protein vardır. Ancak vücut tarafından kullanımının artması için tek başına değil; bulgur, pirinç, makarna ve ekmek gibi tahıl grubundan gıdalarla birlikte tüketilmelidir. Kuru baklagillere pişmeyi hızlandırmak için soda ya da karbonat eklenmesi ve pişme suyunun dökülmesi B vitaminlerinin kaybına neden olur.
– Kuru baklagiller, mümkün olduğunca kuru ve serin yerlerde, bez torbalarda saklanmalıdır. Pişirmeden önce ıslatılmalı, 12-24 saat suda bekletilmeli, ıslatma suyu dökülmeli; ancak pişme suyu dökülmemelidir.

Bazı Pratik Bilgiler
– Sütlü tatlılar pişirilirken şeker ocağın altını kapattıktan sonra eklenmelidir. Çünkü protein ve şeker arasındaki reaksiyon, protein kaybına neden olur. Tatlılar hazırlanırken unun kavrulması da protein kaybına neden olur.
– Kesme tahtalarının mümkün olduğu kadar et, balık, sebze ya da ekmek için ayrı ayrı kullanılmasında büyük fayda vardır.
– Su damacanaları doğrudan güneş ışığına bırakılmamalı, içme suyu uzun süre bekletilmemelidir.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’ nden Uzman Diyetisyen Binnur Okan,

KORUYUCU BESİNLER


Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007`ye sağlıklı bir
başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi
ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.

BADEM:

Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem
yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir
besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında
düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım
sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

KAHVE:

Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve
Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete
yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de
bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece
kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

TARÇIN:

Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın.
Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan
suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir
sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik
adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

PATATES:

Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi`ne göre en
yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri,
diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız
bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

SEBZE ÇORBASI:

Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek
isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum
bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor.
Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor.
Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500
miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir
ters etki yaratıyor.

ZEYTİNYAĞI:

Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların
idrarlarında, hücrelere zarar veren “;8oxodG”; adlı maddenin
seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra
iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı
zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını
geçmeyin.

ÇAY:

Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında
etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde
50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60`a kadar çıkıyor.
Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Harun Kolçak
19 Ocak 2007

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

MUHTEŞEM İKİLİ (BAL VE TARÇIN)

Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.
Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Bal,asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.
Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde Balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir.
Bal hertürlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir.
Bugünün tıp ilmi,balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.
Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 OCAK 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.

YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr.MİLTON, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.
SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.
YAŞLILIK
Bal ve Tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler.
4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumuşak tutar, yıpranmasını durdurur.
KALP HASTALIKLARI
Bal ve Tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.
Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur.
Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.
KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada ,mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.
Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık Tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Hergün kullanılan Bal ve Tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
araştırmacılara göre Bal,birçok Vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir.
Balın düzenli kullanılması, Akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslerle savaşan,korpuskülleri de kuvvetlendirir.
DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz Tarçın ve 5 tatlı kaşığı Bal karışımı ağrıyan dişe tatbik edilir.
Ağrı kesilene kadar günde üç defa uygulanır.
HAZIMSIZLIK & GRİP
Toz Tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler
İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.
İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz Tarçın,bir tatlı kaşığı Bal, ılık su içerisinde eritilip içilir.
İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.
KOLESTEROL
İki kaşık Bal, Üç tatlı kaşığı Toz Tarçın,450 gr.demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir.
Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.
Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.
MİDE AĞRILARI
Bal ve Tarçın kürlerinin ,mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.
GAZ : Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.
KISIRLIK
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.
Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.
Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadırlar
Gebe kalamıyan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir sakız üzerine koyup çığnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
Amerika Meryland'da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış ve ümitlerini de kaybetmişlerdir.Bu uygulamalar kendilerine anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.
SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar için sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika beklendikten sonra yıkanır.
5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal, 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür.Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama,mantar ve diğer deri enfeksiyonlarında eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır

ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda Bal ve Tarçın konup kaynatılır.Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.
Düzenli uygulanırsa kilo verilir.
Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde ,yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kuru Sogan Hazinesi…

Prof.Dr. Adnan SARACOGLU

Kuru Sogan

kuru sogan uzerine olan ilk calismalarima seksenli yillarin

ortalarinda baslamistim. Ayni zamanda sarimsak ve pirasayi da

inceliyordum. Cunku, ucu de ayni familyadandir. Topraktan henuz cikmaya

baslamis, bu uc bitkinin taze filizlerini kopartip tadina baktiginizda

damak tatlari birbirinin aynidir. Onlari birbirlerinden ayirt etmek

zordur. Ancak, bir-iki haftadan itibaren morfolojileri, kimyalari ve

tatlari giderek belirgin sekilde farklilasir.

Her ucunde de antibakteriyel (antibiyotik) ve agri kesici (analjezik)

ozelligi olan etkin maddeler bulunmaktadir. Yetiskin donemlerine

gelindiginde dogal antibiyotik guc, sarimsakta en fazladir. Soganda bu

guc orta derecede bulunurken, pirasada bu olcu en minimum duzeyde

kalir. Yetiskin soganin agri kesici gucu ise maksimum duzeye cikar.

Ileri tarihlerde sarimsak ve pirasanin iceriginde sakli olan etkin

ozelliklerini ayri basliklar altinda sizlere tanitmaya calisacagim.

Cunku, ayni aileye (familya) ait bu uc sebze yetiskin evrelerinde kur

olarak uygulandiklarinda birbirlerinden tamamen farkli hastaliklara

karsi potansiyel bir guc olusturabilmektedir ler. Pirasa, bobrekte

olusan litogen yapiya karsi etkili olurken, sarimsak ise vucudun bazi

bolgelerinde olusan plaklara karsi etkin rol oynayabilmektedir. Bu

kisa giristen sonra bugunku, sebzemize tekrar geri donelim.

Onu dograrken goz yaslarini tutmak ne mumkun; Gozlerden yas gelmesine

sebep olan yapisinda kukurt bulunan propanthial- S-oksit maddesidir.

Eger, sogani dograrken goz yasi dokmek istemiyorsaniz, agziniza bir

lokma ekmek alip cigneyerek dograyiniz.

Erkekler icin

Yillar once kuru sogani arastirirken prostatite (prostat ici

iltihaplanma) bagli agri ceken erkeklerin imdadina yetisebilecegini

bulmustum. Prostatite bagli agri ceken bazi hastalar icin uygun bir

agri kesici bulmak da cok zordur. Bilinen hicbir agri kesici onlara

derman olmaz. Almanyada ;Medizin Forum-Prostatitis; sitesine yazi yazan bir prostatit hastasi, prostatite bagli surekli agri cektigini

ve bu durumun kendisini intiharin esigine getirdigini yazmisti. Bu

hastaya sogan kurunu uygulamasini onermistim. Aradan birkac gun

gectikten sonra nasil tesekkur ettigini hal â unutamam.

Kadinlar icin

Zaman zaman gecmiste arastirdigim bir bitkiye tekrar tekrar geri

doner, yeni elde ettigim deneyimlerimin isiginda onu tekrar

arastirmaya baslarim. Kuru soganin rahim ve yumurtaliklar uzerinde

nedenli etkili olabildigini buldum. Onu, 2009 un bitkisi olarak

tanitmayi dusunuyordum ki, yasliliga bagli eklem kireclenmesini

ortadan kaldirici bitkiyi buldum. Bu nedenle 2008 in son aylarinda

kuru soganin bu potansiyel gucunu erken aciklamayi daha uygun buldum.

Kuru sogan, polykistik Over Sendromu (PCOS) yasayan bayanlarin

imdadina yetisen mukemmel bir destekleyici ve yardimci tedavi imkâni

sunmaktadir. Erken menopoza giren bayanlarin da imdadina

yetisebilmektedir. Kucuk ve orta capli miyomu olan bayanlar da kuru

sogan kurunden istifade edebilirler.

Polikistik over sIkâyeti olanlar,

buyuk bir olasilikla kuru uygulamaya basladiktan bir-iki gun sonra

beyaz-sari renkte bolca akinti yasamaya baslayabilirler.

Uzun zamandan beri adet (regl) gormuyorlar ise, adet

gormeye baslayabilmektedirl er. Ayni sekilde menepoza yeni girmis

bayanlar da tekrar duzenli adet gormeye baslayabilmektedirl er. Rahim

duvari incelmesi olan bayanlarin rahim duvarlarinin kalinlasmasinda da

etkilidir. O sanki, kadinlarin rahim ve yumurtaliklari icin yaratilmis

bir sebze;

Endometrioma (cikolata kisti),

rahimin icini doseyen zar tabakasinin (endometrium)

yumurtaliklarda bulunmasi ve her adet doneminde

kanayarak kistik yapi olusturmasina denir. Bu kistin ici, kahverengi

kivamli sivi ile doludur bu nedenle cikolata kisti de denir. Hastalar

hekimlerine kisirlik, sancili veya agrili adet gorme, iliski esnasinda

agri gorme veya fazla miktarda adet gorme sIk âyeti ile basvururlar.

Baslangic evresinde olan endometrioma tedavisinde de oldukca guclu bir

yardimci tedavi imk âni sunar.

KÜR:

Polykistik overe, erken menopoza ve miyomlara karsi

Iki bardak klorsuz suyu (yaklasIk 250-300 ml) kaynatiniz. Orta boy

yemeklik kuru soganin en dis acik kahverenkli ince kabugunu soyduktan

sonra dorde veya altiya bolup kaynamakta olan suyun icerisine atiniz.

Agzi kapali olarak bes dakika kaynattiktan sonra ocaktan indirip

ilimaya birakiniz. Iliyinca, suzulur ve ilik olarak bir su bardagi

ogle yemeginden on dakika once icilir. Ayni sekilde aksam yemeginden

once tekrar taze olarak hazirlanip on dakika once icilir. Bu kure

onbes gun devam edilir ve kur sonlandirilir.

Dikkat:

Kirmizi veya mor sogan amaca uygun degildir. Uygulanacak olan

sogan kurunun taze hazirlanmasi ve ilik olarak icilmesi sarttir. Soguk

olarak veya beklemis haslama suyu icilmemelidir.

Prof.Dr.Adnan SARACOGLU

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Keşke Evliliğimizi Bir Kadın Bitirseydi…

11046596_10153075482316380_2181394760429497941_n[1]

Erkekleri daha yakından tanımak, doğru iletişim kurmak ve hassas noktalarını öğrenmek için

Başak burcu erkeği inatçı, titiz, detaycı ve mantıklı yapısıyla dikkat çeker. Hoş ve sevecen bir mizacı vardır. Daima bakımlı ve hoş görünmeye dikkat eder. Hırslı ve çalışkandır. Para konusunda tutumludur. Başak burcu erkeği çevresindeki olumsuzlukları sözünü sakınmadan tenkit edebilir.

Erkekleri daha yakından tanımak, doğru iletişim kurmak ve hassas noktalarını öğrenmek için burçlarına göre erkekler rehberimizden faydalanabilirsiniz!

Koç Burcu Erkeği

Koç burcu erkeği kendine güvenen, hareketli ve enerjik yapısıyla toplum içinde fark edilir. Otoriterdir ve otorite kurmaktan keyif alır. Dik başlıdır ve hata yaptığında bunu kabul etmek istemez ve bencil davranışlar sergiler.Koç burcu erkeği özgürlüğüne fazlasıyla düşkündür. Dostları ve arkadaşları için yapmayacağı şey yoktur. İnsanlara yardım etmeyi ve onların sorunlarını paylaşmayı sever.
Boğa Burcu Erkeği
Boğa burcu erkeği inatçı, çalışkan, hareketli ve sakin yapısıyla dikkat çeker. Bu sakin görünüşünün altında oldukça hareketli bir insan vardır. Kızdığı zaman oldukça inatçı olur ve hiçbir şekilde düşündüklerinden ödün vermez. Boğa burcu erkeği evine bağlıdır ve uyumlu bir eştir. Aynı zamanda çocuklarıyla arasında sıcak bir bağ vardır ve iyi bir babadır.
İkizler burcu erkeği zeki, nazik, güzel ve etkili konuşan ve cazibeli yapısıyla dikkat çeker. Pratiktir ve sorunlar karşısında kolayca çözüm üretebilen bir yapısı vardır. İkizler burcu erkeği değişkendir ve bazen onu anlamak zor olabilir. Çocuksu tavırlarıyla sürekli ilgi bekleyen bir yapısı vardır. Aklına koyduğunu mutlaka yapmak ister. Diğer taraftan özgürlüğüne düşkün olan ikizler erkeği kısıtlanmaktan ve emir almaktan hoşlanmaz.
Yengeç burcu erkeği nazik, dürüst, ağır başlı ve mağrur yapısıyla dikkat çeker. Duygusal yapısı oldukça hassastır. Sevgi ve saygı onun için vazgeçilmez temel taşlarıdır. Çevresindeki insanlara değer verir ve onlara yardımcı olamaya çalışır. Onların zayıf taraflarından faydalanmaya çalışmak yerine onlara destek olmaya çalışır. Yengeç burcu erkeğinin keskin ve pratik bir zekâsı vardır. Analiz yeteneği fazlasıyla gelişmiştir. Olayları kolaylıkla çözümleyebilir. Suyla ilgili her şeyi çok sever.
Aslan burcu erkeği ılımlı, zeki, sevecen, romantik ve pratik tavrıyla dikkat çeker. İkili ilişkilerde mükemmel bir partnerdir. Gururlu aslan burcu erkeği iltifatlardan ve övgülerden çok keyif alırAteş grubundan olduğu için sinirlendiğinde kızgınlığı patlama şeklinde cereyan eder. Kin tutmaz ve kızgınlığı gelip geçicidir. Hareketli ve neşeli tavırlarıyla dost ortamlarının aranan ve vazgeçilmez kişilerindendir. Rahatına oldukça düşkündür ve lüksü sever. Gezmeyi, eğlenmeyi ve sosyal aktivitelerde bulunmayı çok sever.

Başak Burcu Erkeği

Başak burcu erkeği inatçı, titiz, detaycı ve mantıklı yapısıyla dikkat çeker. Hoş ve sevecen bir mizacı vardır. Daima bakımlı ve hoş görünmeye dikkat eder. Hırslı ve çalışkandır. Para konusunda tutumludur. Başak burcu erkeği çevresindeki olumsuzlukları sözünü sakınmadan tenkit edebilir.Eleştirmeyi sever. Fazlasıyla açık sözlüdür. Düşünceli olmasına rağmen hoşuna gitmeyen şeyleri direkt ve net olarak söyler ve kırıcı olabilir. Temizlik onun için çok önemlidir. Bazen aşırıya kaçacak derecede titiz olabilir.

Terazi Burcu Erkeği

Terazi burcu erkeği kararsız, duygusal, romantik, iyimser ve yumuşak huylu yapısıyla dikkat çeker. Toplum içinde sevilen ve aranan bir dosttur. Karşılıklı güvene önem verir. Dürüsttür ve herkesin öyle olmasını ister. Terazi burcu erkeği meraklı ve öğrenmeye açık bir kişilik sergiler. İyi bir konuşmacıdır ve çevresindeki insanları bu yolla kolaylıkla etkiler.Sakinlik ve huzur onun için çok önemlidir ve ani duygusal çıkışlar onu yorar. Bakımlı olmayı sever ve temizliğe fazlasıyla önem verir. Çevresindeki kişilerin de öyle olmasını ister.

Akrep Burcu Erkeği

Akrep burcu erkeği arzulu, kararlı, duygusal ve duyarlı yapısıyla dikkat çeker. Neşeli ve hareketli gibi görünse de karamsar bir hali vardır. Hayatın zevklerine aşırı düşkündür. Özellikle yemeğe, alkollü içeceklere ve cinselliğe karşı zaafı vardır.Akrep burcu erkeği herkese ve her şeye karşı şüpheci tavırlar içindedir. Kimseye kolay kolay güvenmez. Maddiyata çok fazla önem verir. Çünkü maddi anlamda edinilen gücün güven verdiğini düşünür. Eleştirmeyi seven akrep burcu erkeği tenkit edilmekten hoşlanmaz.

Yay Burcu Erkeği

Yay burcu erkeği entelektüel, duyarlı, meraklı, neşeli ve cana yakın yapısıyla dikkat çeker. İyi niyetli ve konuşkandır. Dostlarına düşkündür ve arkadaş canlısıdır. Hareketsizlik yay burcu erkeğini sıkar. O hep hareketli olmalı ve açık havada bulunmalıdır.Kapalı ortamlarda çok uzun süre kalmaktan hoşlanmaz. Yay burcu erkeği birçok konuda bilgi. Bu da onun meraklı bir yapısı olmasından kaynaklanır. Eleştirmeyi sever ve açık sözlüdür. Bazen bu açık sözlülük pot kırma sınırını da aşabilmektedir.

Oğlak Burcu Erkeği

Oğlak burcu erkeği çalışkan, azimli, hırslı ve sevecen tavırlarıyla dikkati çeker. Maddiyata düşkündür ve çalışmaktan keyif alır. Para kazanmak konusunda üstüne yoktur.Fırsatları değerlendirmeyi iyi bilir. Tutumludur ve tasarrufu sever. Oğlak burcu erkeği güvenilir, kuralcı ve disiplinlidir. Sistemli ve düzenli olan şeyleri sever. Genellikle şüpheci bir tavrı vardır.

Kova Burcu Erkeği

Kova burcu erkeği nazik, iyimser, özgürlüğüne düşkün ve çok yönlü yapısıyla dikkati çeker. Çok yönlü oluşu zor anlaşılan bir kişilik sergilemesine neden olur.Duygularını kolay kolay belli etmez. Hoş ve neşeli kişiliği toplum içinde sevilen bir insan olmasını sağlar. Kova burcu erkeği pratik ve çalışkandır. Kendi işini yapmaktan çok keyif alır.

Balık Burcu Erkeği

alık burcu erkeği nazik, uyumlu, iyimser ve hayalperest yapısıyla dikkati çeker. Umursamaz tavırları olaylardan fazla etkilenmemesine neden olur. Düzenden ve sorumluluk almaktan hoşlanmaz. Başına buyruk yaşamaktan keyif alır.Balık burcu erkeği iş konusunda pratikliği sayesinde başarılı olur. Art niyetli değildir. İnsanlara kolayca güvenir.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ailemin Bütün Kadınları…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Batsın Böyle Hayat…

10995469_673725689419533_765414318663566326_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Allah’ın Hangi İsmi Hangi Derde Deva

 

Bu hususta epey bir yol mesafe kat etmiş olan Dr.İbrahim Kerim bazı hastalıklar için aşağıda tesbit ettiği Esmaları tavsiye ediyor.

Kemik Hastalığı için;El-Kaviyy

Diz hastalığı ve ağrılar için:Er-Rauf

Kalp ve damar tıkanması için:El-Vehhâb

Kalp Hastalıkları için:En-Nur

Sinir Hastalıkları için:El-Muğni

Baş Ağrısı için:El-Ğaniyy

Guatr  Hastalığı için:El-Cebbar

Göz Hastalıkları için:En-Nûr,El-Habir,El-Vehhâb

Göz damar Rahatsızlıkları için:Er-Rauf

Mide Rahatsızlıkları için:Er-Rezzak

Böbrek Hastalığı için:El-Hayy 

Bağırsak Rahatsızlığı için:Es-Sabur

Pankreas için:El-Bâri

Romatizma için:El-Müheymin 

Göz sinirleri için:Ez-Zahir

Tansiyon için:El-Hafız

Kulak hastalığı için:Es-Semi’

Yağ bezeleri,Çıban için:En-Nâfi

Akciğer hastalığı için:El-Cabbar

Omurga Hastalığı:El-Bedi

Saç dökülmesi:El-Kaviyy

Kas hastalığı:Er-Rezzak

Damar Hastalıkları:Celle Celâlühü

Kanser:El-Latif,El-Ğaniyy,Er-Rahim

Sinüzit:Er-Râfi

Rahim Hastalıkları:El-Hâlık

Karaciğer Rahatsızlıkları:Er-Reşid

Bacak Hastalıkları:El-Müteali

Kimsenin ümitlerinizi çalmasına izin vermeyin!…

 

Olumsuz düşünen insanları duymayın, onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar….

Günlerden bir gün;
Kurbağaların yarışı varmış Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış…

Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış…

Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine
çıkabileceğine inanmıyormuş…

Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:

”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar…

İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş…

Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış…

”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar…

Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış…

Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler…

Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;
”Bu işi nasıl başardın?”
O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Olumsuz düşünen insanları duymayın!…

Onlar; Kalbinizdeki ümitleri çalarlar!

Kimsenin ümitlerinizi çalmasına izin vermeyin!…

Kadınlar Günü Başlangıç Olsun…


Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor. Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…

İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…

Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.

Kadınların, bebekliğinden başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.

Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.

Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.

Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki… ‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…

Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz… İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü…

Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın…
Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Kaparinin MS Hastalığında Yüzde 80 Çare Olduğu Saptandı


Türkiye’de yetişmesine rağmen çok fazla bilinmeyen kapari bitkisinin, Multipl Skleroz (MS) hastalarına çare olduğu bildirildi.
Pamukkale Üniversitesi(PAÜ) tarafından yapılan çalışmalarda, konsantre kapari çayı verilen MS hastası farelerin yüzde 80 oranında iyileştirildiği belirlendi. MS hastalığı, beyindeki ve omurilikteki sinirlerin yıpranması ve bozulmasıyla ortaya çıkan, görmede bulanıklık, geçici görme kaybı, kolda veya bacakta güçsüzlük, yürüyüşte dengesizlik, ellerde titreme, konuşmada bozukluk gibi belirtiler gösteren, bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve doğrudan merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık. PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Genel Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şen, MS hastalığının tedavisinde kapari bitkisinden yararlanabilme yönündeki çalışmayı 1,5 yıldır yürüttüklerini söyledi.
Kapari ürünlerini kullanan hastalarla da temasa geçtiklerini anlatan Şen, çalışmanın ilerleyen bölümünde fareler üzerinde deney yaptıklarını söyledi.
‘FARELER MS’DEN KURTULDU’
Geliştiren ve üretilen ürünlerin deney sonuçlarını aylık takip eden Prof. Dr. Şen ve ekibi, MS’li farelerin hastalıktan kurtulduğu sonucuna vardı. Deneylerde elde edilen sonucun MS hastaları için çok olumlu olduğunu vurgulayan Şen, “MS hastalığında kullanılan ilaçlar var ama daha çok hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastaları bir nevi rahatlatmak için. Çünkü MS hastalığının dünyada bilinen bir tedavisi yok. MS tedavisi için çok büyük ümit vadeden bir çalışma yürüttüğümüze inanıyoruz.” dedi.
‘TEDAVİ BEKLEYEN 40 BİN HASTA VAR’
MS hastalığının sebebi ve kesin tedavisi bilinmezken Türkiye’de yaklaşık 40 bin hasta olduğu tahmin ediliyor. Pizzaya tat vermesi amacıyla kullanılan kapari, yapılan araştırmalar sonucu tedavi bekleyen MS hastalarına umut oluyor. Kapari ürünleri üreten Burdurlu Murat Mıhladız, birçok MS hastasının bu bitki sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirtti.
MS hastalığıyla 15 yıl mücadele ettiğini belirten Aysun Tok, kapari kullanarak şifa bulduğunu belirtti.
Hastalığın başlamasıyla ilaç tedavisine başladığını belirten Tok, “İlaç tedavisi fayda vermedi. Sonra kapariyi duyduk. Kapari salamurası, karpuzu ve çayını kullanmaya başladım. Hastalığın yavaş yavaş azaldığını fark ettim. Şuan hiçbir etki kalmadı. MS hastalarına tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı .

kaynak: şifa doğada