Neden mi mutsusuz?

12814087_10154032659118556_7210515943347195904_n[1]

Artık sohbetler derinlemesine değil.

Ne arkadaşlık, ne dostluk, ne evlilik ne de kurumsallık, ne akrabalık ne de komşuluk…

Dışından bakarsan fotoğraf güzel, içine bakarsan yalnızlık çığlıkları…

İnsan sohbetin derinine, duygunun zirvesine, samimiyetin içine ulaşamadıkça

Her yerde poz vermeye devam edecek.

Bu yüzden sevmek yerine eğlenmek, saymak yerine geçiştirmek istiyoruz.

Mutlu olamıyoruz, çünkü sohbetlerimiz içimize işlemiyor.

Dışımızı süslüyor…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Boğaz Ağrısı İçin 12 Doğal Çözüm

boğaz-ağrısı[1]

Boğaz ağrısı çok rahatsız edicidir ve verdiği sıkıntı nedeniyle adeta başka bir şeyi düşünmenizi engeller. Yutkunurken veya hatta nefes alırken şiddetli bir ağrı hissettiğinizde genel sağlığınız kötüleşir. Bu ağrı bir soğuk algınlığının, örneğin boğaz anjininin başlangıcı olabilir. Boğaz ağrınızı hızlı ve etkili bir şekilde iyileştirmek için aşağıdaki doğal çözümleri göz önünde bulundurabilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için En İyi Ev Tedavileri Nelerdir?

Gerekli malzemeleri bulmak kolaydır ve birçoğu zaten evde mevcuttur. Bunlar evinizde olmasa bile marketten kolayca temin edebileceğiniz malzemelerdir.

Kırmızı Biber

1/8 çorba kaşığı kırmızı biberi 1/2 fincan sıcak suyla karıştırıp günde birkaç kez gargara yapın. Kullandığınız kırmızı biber miktarına dikkat edin, çünkü bu oldukça kuvvetli ve acıdır.

Tuz

Bir fincan sıcak suya bir çay kaşığı tuz ekleyin ve bununla saat başı gargara yapın.

Elma Sirkesi

2 çorba kaşığı elma sirkesini bir fincan sıcak suyla karıştırın. Bunun biraz soğumasına izin verin ve saatte bir kere gargara yapın.

Zencefil Çayı

zencefil3

Bunun etkili olabilmesi için taze ve öğütülmüş olması gerekir. Her fincan kaynar su başına 3 çay kaşığı zencefil ekleyin. Bunu 5 dakika bekletin ve bir poşet çay veya bir çorba kaşığı bal ekleyin.

Kekik Çayı

Bu dem sayesinde boğaz ağrısını neredeyse hemen hafifletebilirsiniz. Bunu her bir fincan kaynar su başına 1 yemek kaşığı kuru kekik kullanarak hazırlayabilirsiniz. Bunu süzün, soğumaya bırakın ve gargara yapın.

Bal ve Limon Çayı

bal

Bu çay en popüler seçeneklerden biridir ve hazırlaması oldukça kolaydır. Bu sadece bir fincan kaynar su başına iki çorba kaşığı bal ve bir limonun suyunu gerektirir. Bu karışıma sıradan bir poşet çay ekledikten sonra bir süre soğumasına izin verin ve yavaş yavaş için. Bu boğaz ağrınızı hemen yatıştıracaktır.

Meyan Kökü Çayı

Bu çayı her bir fincan su başına bir veya iki adet meyan kökü parçası kullanarak hazırlayıp yudumlayın. Bir diğer fikir, meyan kökü içeren çay poşetleri hazırlamak, hatta kökün tükürüğünüzle karışmasını sağlamak için bir miktar çiğnemektir. Bu boğazınıza iyi gelecektir. Bunu kullanırken dikkati olmanız önerilir, çünkü çok fazla tüketmeniz durumunda kan basıncını yükseltebilir. Hamile kadınlar veya hipertansiyondan muzdarip olan insanlar için önerilmez.

Karanfil

karanfil

Yutkunurken hissettiğiniz ağrıyı yatıştırmak için birkaç adet karanfil çiğneyebilirsiniz. Karanfil ayrıca hemen hemen her tür enfeksiyonla mücadele etmeye yardımcı olacağı için, bununla gargara da yapabilirsiniz. Karanfili diyet ürünleri satan dükkânlardan ufak torbalar şeklinde kolayca temin edebilirsiniz.

Karbonat ve Tuz

kabartma-tozu-6

Yarım çorba kaşığı karbonatla yarım çorba kaşığı tuzu yarım fincan ılık suda karıştırın. Bu karışımla günde birkaç kez gargara yapın.

Papatya Çayı

Diğer özelliklerinin yanı sıra, bu çay boğaz ağrısına da iyi gelir. Bu sizi rahatlatır, mide ağrılarına iyi gelir ve sizi soğuk günlerde ısıtır.

Oksijenli Su

Boğaz enfeksiyonuyla mücadele edebilmek için, %3 hidrojen peroksit ile gargara yapın. Eğer bunun tadı size çok kötü gelirse, eşit miktarda suyla seyreltebilirsiniz.

Boğaz Ağrısı için Diğer Ev Tedavileri
•Bir fincan su başına üç adet limon yaprağını 10 dakika süresince kaynatın. Ardından ateşi kısın ve bir çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu soğutmadan yavaş yavaş için. Suyla veya balla karışık limon suyuyla günde beş kere gargara yapabilirsiniz. Limonun dişlerinizin üzerinde etkiye sahip olması nedeniyle bu karışımı kullandıktan sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.
•Bir çorba kaşığı papatya yaprağı ve iki fincan kaynar suyla bir bandaj hazırlayın. Bunun için yaprakları suya koyup birkaç dakika pişirin ve bir bezle çıkarın. Bezi iyice sıkın ve soğuyana kadar boynunuza uygulayın. Bunu günde birkaç defa tekrarlayın.
•1 çorba kaşığı saf arı balı, 1 fincan nar, 1 fincan az yağlı yoğurt, yarım fincan yaban mersini ve bir buçuk fincan dilimlenmiş muz kullanarak bir karışım hazırlayın. Homojen bir karışım elde edene kadar bütün malzemeleri blendırda karıştırın ve karışımı günde iki kere için.
•Ilık suya az bir miktar viski katın ve gerektikçe gargara yapın.
•1 adet soğan dilimleyin ve bunu yarım litre suya katın. Üç çorba kaşığı şeker ekleyin ve bunu 12 saat bekletin. Her iki saatte bir, boğazınızın ağrısı geçene kadar bir fincan için.
•2 adet havuç, 4 adet kereviz sapı, 1 diş sarımsak ve 1/4 rezeneyle bir sebze suyu hazırlayın. Bunu blendırda iyice karıştırın ve günde iki kere için.
•25 gram çilek, 700 mililitre su ve 30 gram çilek yaprağını 15 dakika kaynatın. 1 çorba kaşığı bal ekleyin. Bunu süzün ve kapalı bir şişe içerisinde buzdolabına koyun. Her 45 dakikada bir gargara yapın.
•Bir avuç maydanoz, bir adet soğan ve bir diş sarımsağı yıkayın ve dilimleyin. Karışım homojen bir macun kıvamına ulaşana kadar blendırdan geçirin ve günde bir bardak için.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TERS KUTUPLAŞMAYI DENGELEYEN TEKNİKLER

12743664_1147465008621458_2317065273572395509_n[1]

 

Bedenimizde dolaşan iki enerji vardır yin/yang veya dişi/erkek veya pozitif/negatif enerjilerden beslenir ve kendini iyileştirir. Bunlardan bir tanesi dengesiz olduğunda hastalık vücudumuzda kendini göstermeye başlar. Bu iki enerjileri bedenimizde dengeleme egzersizlerinden birkaçını size sunabilirim, uyguladıkça içinizdeki enerjilerin dengelendiğiniz hissedeceksiniz.
1- Yürüyüşler yaparak;
2- Her iki elinizle, önce kullandığınız sonra az kullandığınız elinizle “yatay 8” ve “X” çizebilirsiniz;
3- Meditasyon:
Rahat olabileceğiniz bir yere oturun ve gözlerinizi kapatarak rahatlayın. Derin nefes alıp sadece nefesinize odaklanın. Hayal gücünüzü kullanarak başınızın tepesinden içinize doğru Beyaz Işık aktığını ve bedeninizin tam ortasından bir tüp varmış gibi aşağıya Kök Çarkanıza doğru Işığın aktığını görün, sonra Beyaz Işığı alın ve Kök Çakranızdan alın ve başınızın tepesine Taç Çakraya doğru yöneltin. Beyaz Işığın bedeninizden dengelendiğinizi hissedene kadar birkaç kez dolaştırın;
4- EQ-IQ dengelemesi:
Mantık sizin için ön plandaysa, duygular arka planda kalır ve dengelenmesi için hayal kurabilirisiniz, müzik dinleyin, resim yapın, çocuklarla oynayın. Duygusal davranıyor ve mantık sizin için arka planda kalıyorsa dengelemek için zeka ile ilgili, matematik, sayısal, rakkamlar, yıldızları sayabilirsiniz, koyunları sayabilirisiniz….
5- Masaj yaptırmak, tüm vücudunuza masaj yaptırmak kutuplaşmayı dengeleyenlerden;
6- Meridyen terapisi: vücudumuzda olan yin ve yang meridyenlerin üzerinde çalışıldığında vücut dengelenir.
Siz bunları hayatınızda uyguladıkça içinizdeki dişi/erkek, yin/yang, pozitif/negatif enerjiler dengelenmeye başlayacaktır. Önemli olan bunları birkaç kez uygulamak değil, hayatınızda her gün bunları yaptıkça Siz iyileşeceksiniz.

7-Ilık duş alarak

8-Bol su içerek

9-Düzenli reiki yaparak

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu Nermin Doğruoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR.

473863__little-bird-on-a-spring-branch_p[1]

 

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR. Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın, bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamina gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır.
2. NEDEN YAŞADIĞINI CEVAPLA… İkinci bilgi, gerçeklerin ve kendinin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun?
3. EVRENDE TEK VE SAF BİR ENERJİ VARDIR. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Modern fizik, evreni, tek ve nötr bir enerji olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir. Yani, insanoğlunun yalvarmasına gerek olmaksızın, eğer gerekli istenci gösterirse ona yanıt veren bir enerji…
4. TÜM EVREN ENERJİDEN İBARETTİR VE ENERJİ GÖRÜLEBİLİR. Ne var ki, hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu, senin uyumuna baglidir. Önce enerji alanlarini görmeye başla. Bunun için dikkatini çevreye yönelt. Nesnelerin ve insanların güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince, enerji alıyorsun; hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir.
Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu durumdan sıyrılır ve tekrar eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için, hissettiklerimizi yeniden, yeniden tekrar etmeliyiz. Çünkü rastlantıları sağlayan bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.
5. İNSANLARIN, DİĞERLERİNİN DÜŞÜNCELERİNE HÜKMEDEREK ENERJİLERİNİ ÇALMA EĞİLİMLERİ VARDIR. Enerjimizin kesildigini hissettiğimiz zaman, hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumlari kontrol ederek enerjinin bize doğru akışını sağlamak için dramalar yaratırız. Şayet kendimize dikkatle bakıp, enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
MESAFELİ DRAMA: Esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanır, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söyler ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, kendisine ilgi göstermesini ümit eder. Birisini bu dramanın içine çekince de, açık davranmaz ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorlar. Onlar bu kişinin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasiyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini ona yollarlar. NE DENLİ ESRARENGİZ DAVRANIP, NE DENLİ İLGİLERİNİ ÇEKERSE, O KADAR ENERJİ ÇALAR.
SORGULAYICI DRAMA: Sorularıyla insanları eşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirir. Eger istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirse, diğerleri, sorgucunun karsisinda kendilerini suçlu hisseder ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, onun düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu, bu saygı sayesinde gereksinim duydugu enerjiyi sağlar.
KORKUTUCU DRAMA: Şayet biri sözle, fizik gücüyle ya da statüsüyle başkaları üzerinde tehdit yaratıyorsa, diğerleri başlarına kötü bir iş geleceği korkusuna kapilir, ona ilgi gösterip enerjilerini verirler.
ACINDIRICI DRAMA: Birisi, başına gelenlerden diğerlerinin sorumlu olduğunu açıkça olmasa da vurgular ve ona yardım edilmediği takdirde kötülüklerin başına gelmeye devam edecegini söylerse, sağladığı ilgiyle enerji çeker.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, dramaların, karşı dramaları yarattığıdır. Örneğin mesafeli drama uygulayan bir kişi, karşısında sorgucu drama oynayan kişiyi yaratır.
6. GEÇMİŞİ BERRAKLAŞTIR, ÇOCUKLUĞUNUN DRAMALARINI TEKRAR ETME!
Geçmişi berraklaştırmak, çocukluğumuzda öğrendiğimiz bu dramaları kontrol etmekle başlar. Dramaların farkıda ol. Bunlardan bir kez kurtulduğnda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Doğru enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı eydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir.
7. AKLINA ANİDEN GELEN DÜŞÜNCELERE DİKKAT ET! Ani düşünceler, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelirler. O zaman, NEDEN? diye sormalıyız. Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince, her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelirse, 7. bilgi, “korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz” der. Eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, yine de bunları ciddiye almak gereklidir. Örneğin, aklına aniden araba kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni arabayla bir yere götürmeyi teklif ederse, reddetmelisin.
8. DİĞERLERİYLE KURDUĞUN İLİŞKİLERDE ENERJİNİ DOĞRU KULLAN! Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanin yolunu gösteriyor. Özellikle çocukların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğunu ve bu durumun onlarda kontrol dramaları yarattığını söylüyor.
AŞK İLİŞKİLERİ ENERJİ EMİCİLERE DÖNÜŞMESİN!: Aşık oldugunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanilmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler.
Oysa, iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışır ve çocukluk dramalarının içine düşerler. Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüsür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir. Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. KARŞIT CİNSTEN BİRİNE BAĞIMLI OLMAMIZIN NEDENİ, KARŞIT CİNSİN ENERJİSİNİ ELDE ETMEK İSTEMEMİZDİR.
ÖNCE TEK BAŞINA OLMAYI ÖĞREN! İçimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin, hem erkek hem de dişi yönü vardir. Ama bu bütünleşme zaman alir. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimizin artması için, bir başka insan ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz. Bu zaman alır ve ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişackiler kurabiliriz. Böylece, bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda, bu tür bir ilişki bizim bireysel gelişimimizi engellemez. Bu tür ilişkilerde bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü bu insanlarin ikisi de gelecek mesajlari beklemektedirler. Bir aşk deneyime ilk başlarken, ilişkinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalı, onu içine almalısın. Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana kendiliğinden bir şekilde ulaşır.
9. ENERJİ DÜZEYİNİ ARTTIR! Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısacası, ruhumuzu arındırıp hafifleriz. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiç kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı, aynı oranda enerjiyi senin içine çeker.
Ja
Teşekkürler Bihin Edige

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİR AY BOYUNCA GÜNDE İKİ TANE LEKELİ MUZ YERSENİZ NE OLUR

12794452_10153998135579169_6448993803472982453_n[1]

Muzun vücuda faydaları açık. Ancak normal muzdan ziyade tamamen olgunlaşmış ve üzeri lekeli muzları yemek daha da faydalı.
1. Tansiyonun düşmesini sağlar
Muzların tansiyonu düşürmesinin ve seni felç veya kalp krizi geçirmekten korumasının sebebi az sodyum ve çok potasyum içermesidir. Sağlıklı bir kalbin meyvesidir.
2. Mide ekşimesine karşı tedavi
Muzu doğal bir antiasit, asit bağlama maddesi olarak görünebilir. Bir muz bile mide ekşimesine faydalı olabilir ve böylece semptomları azaltabilir.
3. Demir kaynağı
Kansızlık demir içeren bir beslenme ile tedavi edilebilir ve muz demir içerir. Kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin oluşturmakta yardımcı olur ve vücudundan akan kanı güçlendirir.
4. Enerji sağlar
Eğer spor salonuna veya herhangi bir yere gidip spor yapmak istiyorsan öncesi bir veya iki muz yemen faydalı olabilir. Bir veya iki saat süre boyunca daha enerjik olmanı sağlayacak. Yani sporunu bitirmek için yeterli olan bir süre.
5. Mide için iyiler
Mide urları çekenler bazı besinlerden uzak durmaları önerilir. Besleyici meyve olsa bile, ağrılara sebep olması veya çıbanlara zarar vermesine sebep olabilir. Mide urları çeken insanlar muzu yumuşak ve hafif olmalarından dolayı sorunsuz yiyebilir. Hatta muzun lapa gibi olması mide duvarını asitler ve diğer yanılmalardan korur.
6. Depresyona karşı yardımcı olur
Muzun depresyona karşı iyi gelmesinin sebebi yüksek düzeyde triptofan içermesi ve bunun vücutta serotine dönüşmesi ile açıklanır. Serotin ise insanı daha mutlu ve daha dengeli hale getirir ve genelde moralini daha yüksek tutar.
7. Kabızlığı önler
Muz yeterli miktarda safra maddesi içerir ve bu nedenle barsak hareketliliğini sürekli kalmasını destekler. Böylece doğal bir şekilde kabızlığa karşı korur.
8. Sinirleri sakinleştirir
Bazı şeyler senin zaman zaman stresli olmanı veya moralinin bozulmasını sağlar. Muz yemeği hiç düşündün mü? Şeker seviyeni düzenlemene yardımcı olabilir ve içerdiği B vitamini ile sinirlerini sakinleştirebilir. Sonuç daha rahat bir kişiliğe sahip olmandır.
9. Vücut sıcaklığını kontrol eder
Dışarısı çok sıcak ise eğer, muzun vücudunun sıcaklığını düzeltmesini unutmayın. Vücudun ateş nedeniyle sıcaklamış ise muzun bu sıcaklığı düşürebildiği de doğrudur.
Cumhuriyet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şekeri Bırakın Gençleşin…

şeker-kübü[1]

Şeker tüketimi, karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir. Şekerin karaciğer üzerindeki etkisinin alkolün bıraktığı etki ile benzer olduğu düşünülmektedir.
Şekeri Bırakınca Hayatınızda Değişecek 7 Durum

Son birkaç yıldır uzmanlar bizi şekerin sağlığımız üzerindeki tehlikeleri hakkında uyarmaktadırlar. Şeker; tip-2 diyabet, kalp rahatsızlıkları ve obezitenin temel nedenidir.

Şekerin kendisi tam anlamıyla zararlı değilse de, aşırı tüketilmemesi gerekir; özellikle de rafine şeker, ki bu da sıklıkla marketlerde karşılaştığımız ve sürekli tükettiğimiz şeklidir.

Şeker, meyvelerde bulunan doğal hali ile tüketildiğinde sağlığımız için zararlı değildir; ancak aşırı miktarda tüketilmemelidir. Sağlık uzmanlarını endişelendiren konu, çoğu insanın beslenmesinde rafine şekerin bulunmasıdır. Rafine şeker, kimyasal işlemlere tabi tutulur ve kokain kadar bağımlılık yaratıcı olabilir.

Hayatınızdan şekeri tamamen çıkarmak imkansız gibi görünebilir. Çünkü besinlere katmak için rafine şeklinde satılmasının yanı sıra, şekerlemeler, ekmek, işlenmiş gıdalar, soslar ve diğer birçok seri üretilen gıdaların içinde de şeker bulunur.

Buna rağmen, doktorlar ve beslenme uzmanları, şekerin vücudumuza çok ciddi sağlık tehditleri oluşturduğunu, ve daha da önemlisi bu durumdan nasıl sakınabileceğimizi üzerine basa basa anlatmaktadırlar.

Diyetinizden şekeri çıkarmak, sağlığınızı yaşam kalitenizi ciddi anlamda arttıracak şekilde etkileyecektir. Aşağıda, bugün hayatınızdan şekeri çıkarmak için 7 önemli neden bulacaksınız.

Daha tok hissedersiniz

Şeker, yemek yedikten sonra doyma hissini sağlayan leptin adı verilen hormonu bastırır. Bunun sonucunda yemeye devam etmekten kendinizi alıkoyamazsınız.

Şekeri bıraktıktan sonra vücut iştahı düzenlemeye başlar ve artık gıdalar daha çok tokluk hissi yaratmaya başlar. Bu da daha az kalorili yiyecek ve daha az tatlı tüketmek anlamına gelir.

Kalbinizi korursunuz

kalp

Bol şeker içeren yüksek glisemik indeksli bir beslenme ve kalp hastalıklarının oluşma riskinde artış birbiriyle bağlantılıdır.

Şekerden kaçınmak, kalbi korumanın ve trigliseritleri kontrol altına almanın bir yoludur. Trigliseritler şekerden gelen ekstra kalorilerin depolandoğo yağ türüdür ve iyi kolesterolün vücudumuzdaki etkilerini azaltırlar.


Bu yazımızı okumayı unutmayın: Kalp Sağlığınız İçin Sarımsak Çorbası

Karın yağları azalır

Şeker; vitamin, mineral ve lif yönünden yoksun, çok yüksek kalorili bir gıdadır. Bu yüksek kalorili, besin değeri düşük gıda, vücudumuzda kolayca yağ birikimine ve ilerleyen dönemlerde ise obeziteye dahi yol açabilmektedir.

Endokrin Topluluğunda (Endocrine Society) yayınlanan bir çalışmada; şeker tüketiminin, mide etrafında ve vücudun bel kısmında yağ birikimine neden olduğu ortaya konmuştur.

Karaciğerinizi korursunuz

karaciğerNature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; aşırı şeker tüketimi tıpkı alkolde olduğu gibi karaciğeri olumsuz yönde etkiler.

Şekerden kaçınmak, karaciğerin işlevlerinin düzenli bir şekilde devam etmesine katkıda bulunarak bu organın yorulmasının önüne geçer.

Böbrek taşı oluşumu engellenir

Diğer zararların yanında göz ardı edilen bir şey de, şekerli içecekler ve rafine şekerlerin böbrek taşı oluşumu riskini %25 oranında arttırmakta olduğudur. Daha kötüsü ise tükettiğimiz şekerli meşrubatların bu riski %33 gibi ciddi bir oranda arttırabilir düzeyde olmasıdır.

Bu riski önlemek için bu içecekleri tüketmeyi bırakıp doğal meyve suları veya su gibi daha sağlıklı içecekleri tercih etmek gerekmektedir.

Beyninizi korursunuz

beyin

Kanıtları çok kesin olmamakla beraber, bazı çalışmalar kan şekerindeki ani değişimlerin hafızayı etkileyen beyin hasarının nedenlerinden olabileceğini bulmuştur. Bu çalışmalarda sorunun kaynağının kontrolsüz kan şekeri seviyeleri olduğu tespit edildi; ancak şekerin doğrudan bir etkisi bulunamadı.

Ancak, çok fazla şeker tüketiminin, kan şekerinin yükselmesinin temel nedeni olduğu yaygın olarak bilinmektedir.


Beyin sağlığınızla ilgili daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Bu yazımızı okuyun: Beyin Sağlığı için İpuçları ve Tavsiyeler

Cildinizi genç görünümlü tutarsınız

Şeker tüketmek glikasyon adı verilen bir süreci çalıştırır; bu da cildinizdeki elastin ve kolajenin hasarına neden olur.

Şekeri hayatınızdan çıkarmak cildinizin genç görünümünü koruyacak ve yaşlanmanın erken belirtilerini engelleyecektir.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruhumu Nasıl Tanıyacaksın?

IMG_2922

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Terk Etti Beni! Cezasını Vermek İstiyorum…

IMG_2918 (1)

ORGANLARIMIZ KARAKTERİMİZİ NASIL ETKİLİYOR?

26491529-illustration-of-set-of-internal-organ-and-body-parts-of-human--Stock-Photo[1]

1. Boyu uzun olan, saf akıllı olur, kolay kandırılır.
2. Boyu kısa olanın hilesi çoktur, kötü huya meyillidir.
3. Orta boylu olan kişi akıllı ve güzel huylu olur.
4. Saçı sert olan keskin zekâlı olur.
5. Saçı yumuşak olan ebleh ve arsız olur.
6. Saçı sarı olanın işi gücü kibir ve gazaptır.
7. Saçı kara olanda sabır vardır. Böyleleri ile yakınlık kurmaya bak.
8. Saçı kumral olan ise güzel, huyca eşsizdir.
9. Saçı seyrek olan ârif ve zarif bir kişidir.
10. Saçı çok olan kadının anlayışı kıt olur.
11. Başı küçük olan kişinin aklı da az olur. Böylelerine sakın sırrını söyleme.
12. Başı büyük olanın aklı çok olur.
13. Başının üstü yassı olan keder çekmez.
14. Başının cildi sağlam olan hayır işler; şer işlemez.
15. Başı kel olana yakın olma. Böylesinden sakın ki, kötü huylu olur.
16. Alnı dar olanın ahlakı da dar olur.
17. Alnı yumru olan kötü ve aldatıcı olur.
18. Alnı enli olanın kötü huyluluğu hastalık gibidir(ondan gitmez).
19. Alnı düzgün olan kişiyi emniyetli bil.
20. Alnı kırışıksız olan şüphesiz tembel olur.
21. Alnındaki kırışıklar uzun olan anlayışlı olur. Kırışığı az olan cömert olur.
22. Kaşları arası kıvrımlı (kırışık) olan kişi baştan sona gam yüklüdür.
23. Kulağı büyük ve enli olan cahil ve tembel olur.
24. Kulağı küçük olan hırsızdır. Kulağı orta büyüklükte olan ise dürüsttür.
25. Kaş ucu ince olanın işi gücü fitnedir.
26. Kaşı çok kıllı olan gönlü kırık ve kederli olur.
27. Kaşı açık olan dürüsttür. Kaşı çatma ise hırsız olur.
28. İnce kaş güzeldir ama bunun da uzunu kibirlilerde bulunur.
29. Kaşı kavisli olan her zaman dilber olur.
30. Gözün çukur ve eğik olması kibirlilik alâmetidir.
31. Kara gözlü olanlar itaatkâr olur. Gözün kanlı olması ise yiğitlik alametidir.
32. Gözleri gök olan zekîdir. Ela gözlü ise edebli olur.
33. Gözü küçük olan hafif bir kişiliğe, gözü büyük olan ise zarif bir kişiliğe sahiptir.
34. Gözü yumru olan hasetçi olur. Gözü orta büyüklükte olan gerçek dosttur.
35. Kıpık gözlü olan yaramaz ve çirkin olur.Bakışı gevşek olan ise süslü olur.
36. Noktalı göz ok gibidir. Böylesinin gözü başkasına çok değer (nazarı dokunur).
37. Tek gözlüye yakın olma; sık bakan ise emniyetli sayılmaz.
38. Şaşıya hiç bakma ki sana eğri (kötü düşünerek) bakar.
39. Gözü güleç olan güzel olur. Kirpiği sık olan ise eşsizdir.
40. Yüzü büyük olan hastalıklıdır. Küçük yüzlü olmak ise kibir alametidir.
41. Yüzü yumru olan ahmak; yassı olan güzel olur.
42. Yüzü arık olan borcuna sâdık değildir. Yüzü etli olan ise sakil olur.
43. Yüzü hayli uzun olan konuşurken yalan konuşur.
44. Yüzü sert olanın genellikle sözü acı olur.
45. Yüz, değirmi gerekir. Dolunaydan parlak olmalıdır.
46. Tebessüm eden bir yüze bakanlar rahatlık bulup kam alır.
47. Benzi kızıl olan edeblidir.
48. Benzi sarı olan hastalıklı; siyaha çalan ise tevekkel olur.
49. Gözleri gök veya mâvi olursa ondan uzak olmaya bak.
50. Rengi ortada olan yüz hem ak hem kızıl olur (yanak ve alın).
51. Burun biraz uzun ise sâhibinin anlayışında biraz kıtlık vardır.
52. Burnu kısa olanın içinde korkusu çok olur.
53. Burnunun ucu top olan kişi neşeli olur.
54. Burnunun ucu ağzına yakın olan adamdan kendini sakın.
55. Burun delikleri geniş olursa, kibir ve haset alametidir.
56. Burnunun iki kanadı hareketli olan kişide kahır ve inat bir aradadır.
57. Burnu geniş olan kişide şehvet hastalık halini almıştır.
58. Burnu eğri olan kişi himmette bulunmayı düşünür.
59. Ağzın küçük olması güzelliktendir ama böyle kişi korkak olur.
60. Ağzı büyük olan yiğit eğri olan ise kötüdür.
61. Kadının cisel organının şekli ağzının şekli gibidir.
62. Burnundan konuşan kişinin bu özeliği kibrine dalâlet eder.
63. İnce sesli erkek, kadına düşkün olur, kibirden olsa gerek işi gücü şehvettir.
64. Erkek sesli kadın ise çoğunlukla yalan söyler.
65. Sözü hızlı söyleyenin anlayışı yüksektir.
66. Sesi kaba olanın himmeti de vardır, merhabâya değer.
67. Sesi çatal olan kişi halka fazlasıyla kötülükte bulunur.
68. Gülüşü çok olan kişiden hayâ beklenemez.
69. Yüzü güleç ve sözü tatlı olan kişi ne aziz kişidir.
70. Yufka ve kırmızı dudaklı kişi iyi ilim tahsil eder.
71. Dudak etli olursa sahibi kızgın ve sakil olur.
72. Dişleri iri olan kişi çoğunlukla kötülük yapar.
73. Dişi orta irilikte olanın işi doğruluk ve esenliktir.
74. Kokusu güzel olanın huyu da hoş olur.
75. İnce çeneli erkekte akıl az olur.
76. Çenesi enli olan kişi sert ve kaba olur.
77. Çenesi orta halli olan akıllı ve güzel olur.
78. Sakalı uzun olan kişi hünersiz olur.
79. Sakalı sık olan sakil olur. Böyleleri sözü uzatır da uzatır.
80. Kara ve seyrek sakal zekaya delildir.
81. Hiç sakalı olmayan kösenin hilesi pek çok olur.
82. Sakalı değirmi olan kişi olgunluklarla doludur.
83. Kafası geniş olan ahmak olur.
84. Boynu çok uzun olan kişide olgunluk az olur.
85. Gerdanı ince olan ise câhil olur.
86. Boynu kalın olan kimse gece gündüz tıkınır oburlaşır.
87. Boynu kısa olanın hîlesi çoktur.
88. Boynu orta uzunlukta olan kişi hayırlı işler ile uğraşır.
89. Her yeri orta halli olan kişi şüphesiz bir dilber olur.
90. Omuzu sivri olan hırsız ve işleri yaman olur.
91. Eğri omuzlu kişinin, işi eğri olur.
92. Kısa omuz eblehin, düşkün omuz, efilindir.
93. Mutedil olan omuz sahibi, rumuz anlar.
94. Kolu eğri ve kısa olsa, o şerli olur.
95. Bileği uzun olursa, istemeden bahşiş verir.
96. Eğer küçük olduysa el, o misilsiz ve güzeldir.
97. Parmağı uzun olan, bilgi sahibi ve hüner ehlidir.
98. Parmağı yumuşak olan, şüphesiz zeyrek olur.
99. Tırnağı geniş olmasa, akşam sabah sev onu.
100. Tırnağı yumru ve çizik olsa, o bilmez yazık.
101. Tırnağı yassı ve düz olsa, olur eli uz.
102. Göğsü çıkık olanın ahlakı da kötüdür.
103, Göğsü eğer dar olsa, gece gündüz o, gam yer.
104, Göğsü geniş olsa, onun gönlü hiç melûl olmaz.
105. Göğüs ve omuzdaki kıl, cür’ete delil olmuştur.
106. Kadının göğsü büyük olsa, şehveti çok olur.
107. Göğsü uzun olsa onda süt az olur.
104. Kadının göğsü küçük olsa, süt onda çok olur.
105. Sütlü memeli ve doğurgan kadın, eşine dosttur.
106, Orta memeli olanın memesini eşi emer.
107. Eti yumuşak olan tende, can ve lütuf olur.
108. Eti hoş ve latif olan,bilgili ve zarif olur.
109. Eti pek katı olanın kabalığı katı oldu.
110. Arkası yassı kişinin işi, sefahet oldu.
111. Arkası kambur adamın huyu da kötü olur.

112. Sırtı geniş olanın,kuvveti çoktur.
113. Eğer beli ince olursa, şekli yerince olur.
114. Arkada kıl bittiyse, şehvete delil olmuştur.
115. Karnı büyük olan gabidir.
116. Karnı küçük olan çelebidir.
117. Karnı hem büyük hem kısa olursa, kötü huylu ve zorlu olur.
118. Kasıkta kıl bitmezse, tabiati vahşi olur.
119. Oyluğu enli olan, şüphesiz tembel olur.
112. Cinzel organı küçük olan, olgu ve bilgili oldu.
113. Cinsel aleti uzun olan, ahmaklığına delildir.
115. Cinsel organı büyük olan, çok kötülük sahibidir.
116. Husyeler küçük olsa sahibi korkak oldu.
117. Husyeler büyük olsa, o kişi pehlivandı.
118. Ferci (cinsel organı) eğer küçük olsa, o kadın tehlikelidir.
119. cinsel organı etli ve büyük olursa, kadının şehveti çoktur.
120. Oyluğu pek uzun olanın şehveti az olur.
121. İnsanın bir kıçı eğri olanın içi kibir ve hasettir.
122. Dizi büyük olan, hayli yük yüklenir.
123. Baldırı kalın olanın, lütfu olmaz, cimri olur.
124. topuğu etli kadını, şiveli say.
125. Kadının ökçesi yufka olursa, şüphesiz dilber olur.
126. Ökçesi kalın olan mert, şecaatte tek oldu.
127. Ayağı enli kişinin, cevr ve cefadır işi.
128. Eğer ökçe uzun olursa, sahibi çok hâyâlıdır, namusludur, edeplidir.
129. Parmağı uzun olan, anlayışla bilgi doludur.
130. Adımı dar olanın cünbüşü hoştur Çünkü salınarak yürür, akıl ona hayran olur. Adamı öldürür o güzel yürüyüşü, ölüyü diriltir o güzel sözleri.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DİLİ DAMAĞA DOKUNDURARAK ENERJİ SEVİYENİZİ ARTIRABİLİRSİNİZ

DİLİ-DAMAĞA-DOKUNDURMAK[1]

Sadece dilin ucunu damağa getirerek (dili damağa dokundurarak) enerji seviyesi geçici olarak ve kolaylıkla artırılabilir. Bunun arka enerji kanalları ve ön enerji kanalları arasındaki bağlantıyı geliştirme ve böylece enerji dolaşımını geliştirme ve artırma etkisi vardır. Dilin temas etmesi iç auranın genişlemesine neden olur. Örneğin, ışık düğmesi açık iken, ışık yanmaktadır. Bir bağlantı vardır. Eğer düğme kapalı ise, ışık yoktur. Aynı şekilde, dil damağa dokundurulduğunda enerji akışında artış olur. Dil damağa temas etmediğinde, enerji dolaşımı azalır.

Dili damağa dokundurmak şifacının daha fazla enerjiye sahip olmasını ve daha etkili şifa yapmasını sağlar. Bu nedenle, hassaslaştırma yaparken, tarama yaparken, temizlik yaparken ve enerji verirken, dil damağa dokundurulmalıdır. Bu teknik ayrıca önemli miktarda enerji gerektiren okuma, çalışma, meditasyon ve diğer aktiviteler için de kullanılabilir.

Dilin durması gereken yer, dişin damakla birleşme noktası değil, tam üst noktası yani dil içeri doğru biraz kıvrılıyor. Diğer türlü hemen hemen herkesin dili, diş ve damak birleşme noktasındadır.

Ayrıca dili bu şekilde damağa değdirmek çakraları birleştiren meridyeni tamamlıyor. Enerji akışı bu şekilde sağlanıyor.

Dili arkaya doğru kıvrırarak üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirmek ayrıca Hipofiz bezini (Glandula Pituitaria) uyarmanın yollarından biridir.

Dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağlanıyor. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

Sizde Enerji alırken dilinizi damağınıza yapıştırın ve enerjinizin bedeninizde özgürce akmasına izin verin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ALTIN KURALLAR – MUTLAKA OKUYUN..

12790994_1052729931432285_5254136451889431879_n[1]

1-Ucuz araba kullan ama, alabileceğin en güzel evi al.

2-Her zaman ve her ortamda anlatabileceğin üç fıkra öğren.

3-Sevinçlerini sakın erteleme.

4-Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığını %90’ını oluşturur.

5-Hergün 30 dakika yürüyüş yap.

6-Her yemekten sonra şükret.

7-Bir arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.

8-Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme.

9-Kaybedecek şeyi olmayan insanlardan kork.

10-Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.

11-Çocukların, gelenek sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.

12-Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.

13-Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.

14-Hergün 6 bardak su içmeyi unutma..

15-seni seven insanları koru..

16-Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anılar, hayatındaki en değerli anılardan biri olacak.

17-Kendine yapılmasını istemediğin hiçbirşeyi başkalarına yapma.

18-Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.

19-İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:
a) Doğru insanı bulmak
b) Doğru insan olmak.

20-Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.

21-Evliliğini güzelleştirmek için hergün bir şeyler yap.

22-iyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.

SON SÖZ..
Hayatınızdaki kötü olayları düşünerek vakit kaybetmeyin; Yoksa güzellikleri kaçırabilirsiniz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D VİTAMİNİ SIRT AĞRISI, DEPRESYON, DİYABET, PROSTAT KANSERİ VE BAĞIRSAK KANSERİNDEN KORUYOR

D%20vitamini%20eksikliği_1efeb7ce-6af7-483d-9a63-7ff6c4a38b84[1]

 

Yeni Yapılan Çalışmalar D vitamininin sırt ağrısı, depresyon, prostat kanseri, Diyabet (Şeker Hastalığı), kolon (bağırsak) ve rektum kanserinden koruduğunu ortaya koydu. Bu çalışmaların özetleri kısaca şöyledir:

D Vitamini kronik sırt ağrılarında faydalı oluyor. D vitamini alan ve sırt ağrısı olan kişilerde bu ağrı azalmakta,

D Vitamini kan düzeyi 40’ın altında olanlarda Depresyon daha sık görülmektedir,

Kolon ve rektum kanserleri ve Prostat Kanseri D Vitamini alanlarda daha az görülmektedir,

D Vitamini Beyin hasari ve beyin iskemisinde faydalı olmakta,

D vitamini ve kalsiyum alan kilolu kişilerde kilo kaybı daha fazla oluyor,

D vitamini alanlarda Diyabet (Şeker Hastalığı) kontrolu daha iyi olmakta ve şeker hastalığı çıkışı gecikmekte yani önlemektedir.

D VİTAMİNİ KONTROLU İÇİN kanda (25 OH D3 ) VİTAMİNİ DÜZEYİNİ HER YIL ÖLÇTÜRÜN. Bu ÖLÇÜMÜN 50 CİVARINDA OLMASI GEREKİR. DAHA DÜŞÜK İSE BİR ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURARAK TEDAVİ OLUNUZ.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

• Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
• Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
• Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
• Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
• Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
• Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
• Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
• D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
• D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
• D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
• Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.

D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.

En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.

D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.

Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.

Fatoş Pabucçu Tuncay

Sağlıkla kal

2n14.com
Genetiği korunmuş lezzetler

İletişim

Telefon : 0212 951 03 01

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

9 Mart Güneş Tutulmasının Burçlara Göre Etkisi…

Kova-Burcu[1]

Bugün hayat yolculuğumuzda astrolojik olarak oldukça etkili bir Güneş Tutulması ile yepyeni bir dönemeçten geçiyoruz.Güneş tutulmaları yepyeni enerjileri de getirir.Yeni haberler alabiliriz.Yeni bilgiler edinebiliriz.Öngörmediğimiz,hesapsızca,birden bire gelişmeler yaşayabiliriz.Değişken bir burçta oluşan bu tutulma ,hayatımızda değişimlerin de habercisi. Örneğin önümüzdeki günlerde sürpriz bir gelişme olabilir.Bir konuda kararsız ve çekimser kalmışızdır.İşte adım atmamız yönünde bizi karar vermeye zorlayacak koşullar oluşabilir.Bir konu belirsiz ise ,bir haber alıp o belirsizliği çözebiliriz. Güneş tutulması sonrasında gerçekleşecek olaylar hayatımızda taşları yerinden oynatabilir ancak kalıcı değişimler de beraberinde gelir.

Yaşadığımız olayların,aldığımız kararların telafisi mümkün olmayabilir.Onun için iki dinleyip bir konuşalım,olayları çok boyutlu değerlendirip kişisel önyargılarımızdan eleyerek aklıselim ile ele alalım.Tutulma etkisiyle kafamız karışabilir net düşünemeyebiliriz onun için yeni bir olay başlatmak yerine biraz dahabekleyebiliriz.Ve elbette bunları yaptıktan sonra da tevekkül içinde kalıp sonrasını Yaradan’a ,en yüksek akla teslim edelim.

Evren yeni dönem için süprizlerini zaten hazırladı ve vakti gelince bir bir önümüze gelecek.Bu yüzden “her ne olacaksa hayrımıza olacak “diyerek Yaradana güven ve teslimiyet içinde olmamız çok daha önmeli bu dönemde. Her doğum haritası kişiye özeldir.Ve bu tutulmanın etkisi de kişiye özel haritasında Balık burcu hangi yaşam alanında söz sahibi ise işte orada etki edecektir.

Doğum Haritası kişinin bireysel tekamülü için mükemmel şekilde tasarlanmış bir yol haritasıdır.Dolayısı ile de her burç aynı konularda bitiş ve başlangıçlar yaşamayacak bu tutulmada,hatta her aslan ya da her başak veya balık burcu da aynı şeyler yaşamayacak.Doğum Haritası bize özel bir tasarım çünkü,benzersiz,tıpkı parmak izimiz gibi J Ama genel olarak çok kısa olarak burçların aldıkları tutulma etkilerine bakacak olursak:

KOÇ:Kontrol edemedikleri durumlar yaşayabilirler ve bunun etkisi ile yalnız kalmak isteyebilirler.Bir tür inziva dönemi yaşayabilirler.Rüyalarınıza dikkat edin ,belki değişim dönüşüm mesajlarını rüyalarınızda alabilirsiniz.

BOĞA :Sosyal çevre ve arkadaşlıklarınız alanında etkili olacak tutulma.Aldanma veya aldatılma,ortak grup hedeflerinizde değişimler,ortak çalışmalarda iptaller olabilir.Ama aynı zamnada arkadaşlarınızı şifalandırdığınız bir dönem de olabilir.

İKİZLER :Kariyer evinizde gerçekleşecek bu tutulma,sizi iş hayatınızla ilgili bir dönemece yöneltebilir.Bitişler ve yeni başlangıçlar olabilir bu alanda.Ev ve işiniz arasında denge kurmakta zorlanabilirsiniz.Bu yön karmaşası yaratabilir ve stres hissedebilisiniz

YENGEÇ :İdeallerinzi,yabancı ülkelerle olan ilişkileriniz,ticari konular bu tutulma etkisi ile gündeminize gelebilir.Yurtdışına sürpriz bir seyahat gündeme gelebilir.Uzun süren bir hukuksal davanız varsa sonuç aldığınız bir dönem olabilir.

ASLAN: Eşinizin ve ortağınızın kaynakları ve finans durumu ile ilgili sürpriz gelişmeler olabilir.Borç-alacak konularına yoğunlaşabilirsiniz.Finansal konularda gerçekçi düşünmeli,risk ve spekülasyondan uzak kararlar almalısınız.

BAŞAK : “Tamam mı ? Devam mı?” işte ana gündem maddeniz. İlişkilerle ilgili konularda şartlar değişken bir durumda.Tutulma etkisi ile bir karar almaya itilebilirsiniz.Ama unutmayalım ki her ne oluyorsa bizim hayrımıza oluyor.Yaralıysanız eğer yaranız şifasını da içinde barındırıyor,açın kalbinizi ve kabul edin.

TERAZİ : İş ve yaşam koşullarında,günlük rutinlerinizde değişim ve dönüşümler kapınızda.Sağlığınızla ilgili konularda dikkatli olmanız gereken bir dönemdesiniz.Tutulma ile birlikte ,sağlık konularında hayat kalitenizi arttırmaya yönelik değişimler yapabilirsiniz.

AKREP : Aşk yaşantınız,varsa çocuklarınız bu tutulmanın ana gündem maddesi olacak.Çocuğunuz yoksa sürpriz hamilelik haberleri olabilir.Çocuk sahibi olan Akrepler çocukları ile ilgili konularda sorumluluklarının arttığı bir döneme girebilirler. Aşk konusunda sürpriz başlangıçlar yaşanabilir.

YAY : Yuvanıza ve ailenize ait konularda değişimler kapınızda olabilir.Evinizi yenileyebilirsiniz.Taşınmanız da gündeme gelebilir.Yeni bir ev satın alabilir ya da varolan evinizi satabilirsiniz.Bu işlerle ilgilenmek sizi strese sokabilir.Balık burcundaki tutulma evinizin su tesisatında değişim yapmanızı gerektirebilir.

OĞLAK : Kardeşler,iletişim,yakın seyahatler gündeminiz olabilir tutulma sonrası dönemde. Dalgınlığınız yüzünden seyahatlerde eşya kaybedebilir,bilet rezervasyonlarında yanılgı yaşayabilirsiniz.Kardeşinizle olan ilişkilerinizde problemler varsa bunu şifalanacağı bir dönem.Yakın çevrenizle iletişim problemleriniz varsa bu konuda da çözüm girişimleriniz olabilir.

KOVA: Bu tutulma sizi finansal alanda düşünmeye ve kara almaya yöneltecek.Bütçenizi yeniden ele alıp,gelir-gider dengenizi gerçekçi bir şekilde yeniden yapılandıracağınız bir dönemden geçiyorsunuz.Hiç beklemediğiniz harcamalarınız size para kaybettirebilir.Ya da hiç ummadığınız yerden yeni gelir elde edebilirsiniz.Maddi konularda değişken koşullar söz konusu.

BALIK : Tutulma sizin burcunuzda gerçekleşiyor.Öncelikle odak noktanız kendiniz olacaksınız.Sağlığınız ve fiziksel görünümünüz sizin için önemli olacak.Evli ya da bir duygusal ilişki içerisindeyseniz ;partnerinizle ilgili stres yaratan durumlar gündeminize gelebilir.Duygusal olarak üzüntü yaşayabileceğiniz,kendinizi boşlukta ,kararsız ve yönünü kaybetmiş olarak hissetmeniz mümkün.

Ancak her ne olursa olsun ,olaylara bireysel bakış açınız teslimiyet ve tevekkül içinde olursa (elbette yapabileceğiniz her şeyi yaptıktan sonra ) tutulma etkisi geçtikten sonra küllerinizden yeniden doğan ,bambaşka birisi de olabilirsiniz. Hepimize ve tüm insanlığa bir üst boyutta idrak düzeyini açan bir tutulma olamasını diliyorum..

HÜLYA DEĞER

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KAYA TUZUNUN BİLİNMEYEN 20 FAYDASI

8abf96d7a78622f3633a1a07bebefa35[1]

Kaya tuzunun insan ömrünü uzattığını söyleyen Sağlıklı Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kaya tuzunun faydalarını anlattı…

Kaya tuzu sağlıklıdır. Kaya tuzu en önemli bir mineraldir. Saftır, rafine olmamıştır. Rafine edilmemiştir. Hiçbir ek kimyasal ve çevresel kirlenme içermez. İnsan vücudunun ihtiyacı olan 92 elementten 84’ünü doğal olarak dengeli bir şekilde içermektedir. Doğal ve dengeli ömrü uzatır.

Ömrü uzattığını zeytin ağacından biliyoruz. Zeytin ağaçları 13 asır, 20 asır yaşıyorlar ve zeytin ağaçları kayalardan besleniyorlar. Zeytin ağacının kökü kayalardadır. Kayalardan beslendiği için ölmüyorlar. Zeytinde öyle, zeytin yağı da öyle, zeytin ağacının yaprağı da öyle kayalardan aldığı kaya tuzunun onlara sağladığı minerallerden ayakta duruyorlar. En önemli 84 element var ama en önemlileri bizim insan vücudumuzda makro dediğimiz, kalsiyum, demir, çinko, potasyum, magnezyum, bakır bunların hepsi kaya tuzunda var.

KAYA TUZUNUN 20 MUHTEŞEM FAYDASI

Hazmı kolaylaştırır.

Gaz gidericidir.

Mide yanmasını önler.

Gastriti önler.

Vücuda giren minerallerin, hücrelerin içerisine girmesini hızlandırır.

Vücudumuzdaki elektrolitlerin tuz dengesini sağlar.

Kan dolaşımımızı uyarır, düzenler ve vücuttaki bütün hücreler mineralle çalışır.

Böbreklerimiz, kalbimiz, akciğerlerimiz tuzla çalışır.

Vücudumuzda biriken toksit mineralleri redakte edilmiş diğer tuzların atılmasını sağlar.

Kan basıncını düzeltir.

Kan basıncını yükselten rafine tuzdur.

Çünkü o solfür filörürdür.

Rafine tuz mineral değildir ve o tehlikelidir.

Acıkmayı önler ve tok tutar.

Hastalandığımız zaman kaya tuzu ile yapılmış suyla eritilmiş bir gargara boğaz ağrılarını giderir.

Nefes açıcıdır. Kaya tuzu mağaralarında astım tedavisi yapılıyor.

Tuzlu su buharı ile astımlı, alerjik çocuklara, bronşite ve burunu ve nefesi açar.

Kulak tıkanıklığı şikayetlerini azaltır.

Banyonuza tuzlu su koyup içerisine girdiğiniz zaman evde yapılmış kaynak suyu gibidir.

Eklem ve kas ağrılarını hemen giderir.

Vücuttaki birikmiş ödemleri çözer.

Özelikle adet öncesi ödemleri çözer.

Adalelere ve eklemlere güç sağlar.

En önemlisi bağışıklık sistemini güçlendirir.

Solunum, dolaşım sistemlerini güçlendirir.

Kemik ve bağ dokusunu güçlendirir.

Ostiyogorozu önler.

Metabolizmayı hızlandırır.

Tuz lambaları ise oda havasını temizler.

kaynak: Gaye Doğanay

Sağlıkla kal

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MİNERALLER HANGİ GIDALARDAN NASIL ALINIR?

14ce21514251687727fc42b7f19e2108[1]

VÜCUDUN GELİŞMESİ VE SAĞLIĞIN KORUNMASI İÇİN MİNERALLERE İHTİYAÇ VARDIR.

Minerallerin birçok işlevi düzenlediğini belirten Diyetisyen Özge Yüksel, hangi mineralin hangi gıdadan alınabileceğini açıkladı…

Mineraller doğada yaygın olarak görülen inorganik maddelerdir. Vücudun büyümesi ve gelişmesi, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için minerallere gereksinim vardır. Mineraller birçok işlevi düzenleyen elzem besin öğeleri grubudur. Vücut yapısının oluşmasına da yardımcıdırlar. Kemik, diş, kas, kan ve diğer dokuların da yapısında bulunurlar.

MİNERALLER HANGİ GIDALARDAN NASIL ALINIR?

1-KALSİYUM

Süt ve süt ürünleri en iyi kalsiyum kaynağıdır. Süt ve süt ürünlerindeki kalsiyumun emilimi çok yüksektir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyve, kuru baklagillerde kalsiyum kaynakları arasındadır. Yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagillerdeki kalsiyum emilimi ise süt ve süt ürünlerine göre daha düşüktür. Yeşil yapraklı sebzelerde bulunan okzalatlar (okzalik asit) ve tahıllarda bulunan fitatlar (fitik asit) kalsiyumla birleşerek ince barsaklardan emilimi engeller.

2-POTASYUM

Fazla şeker, diüretikler, laksatifler, fazla tuz, alkol ve stres bu mineralle vücuttan atılır. Et, süt, sebze, meyveler ve kurubaklagillerde bulunur.

3-MAGNEZYUM

Magnezyum kaynakları soya fasulyesi, kuru yemişler, kuru baklagiller, süt, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllardır. Besinlerin Haşlanma veya buharla pişirilmesi magnezyum değerlerini düşürmektedir. Olabildiğince taze şekilde tüketmek gerekmektedir.

4-DEMİR

Yumurta sarısı, et, balık, ciğer, dalak hayvansal kaynaklı demir içerir. Yeşil yapraklı sebzelerde ise bitkisel kaynaklı demir bulunur. Bitkisel kaynaklı demirin emilimi hayvansal kaynaklı demire göre zordur. Diyette C vitamininin ve demir yönünden zengin yiyeceklerin birlikte bulunması, bitkisel kaynaklı demirin emilimini arttırır. Bu yüzden demirden zengin gıdaları bol yeşillikle birlikte tüketmeniz önerilir. Yemek esnasında çay içilmesi de demirin emilimini azalttığından, çayın öğün aralarında ve açık olarak içilmesi gerekmektedir.

5-KROM

Yumurta sarısı, istiridye, yer fıstığı, üzüm suyu, peynir, buğday ve mayada bulunur.

6-FOSFOR

Protein yönünden zengin besinler fosfor içeriği açısından da yüksektir. Süt ve ürünleri, et ürünleri, tavuk, balık, yumurta, tahıllar, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar önemli fosfor kaynağından zengin besinlerdendir.

7-SODYUM, KLOR

Sodyum ve klorun temel kaynağı tuzdur. Salamuralar ve taze sebzelerde de bulunmaktadır. Sodyum ve klor eksikliği oldukça nadir gözükmektedir.

Diyetisyen Özge YÜKSEL

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »