BU TESTİ YARIN SABAH UYANDIĞINIZDA MUTLAKA YAPIN!

10624948_342983449200609_3192211753528119787_n1[1]  10563164_342983582533929_1844733278240096601_n1[1]

 

YAZIYI SONUNA KADAR OKUYUN!
Bağırsaklarınızın florası ne durumda?
Bağırsaklarınızda CANDIDA (kandida) maya mantarının arttığını basit bir testle anlayabiliriz. Bir bardak içme suyuna sabah aç karnına tükürün ve 15 dakika izleyin. Eğer tükürük suyun üstünde kalıyorsa sağlıklı bağırsak florasına sahipsiniz. Eğer tükürük dibe çöküyorsa, saçak gibi aşağıya iniyorsa, kar yağmış gibi oluyorsa veya suya rakı konmuş gibi bulanıyorsa candida bağırsak floranızı bozmuş demektir. Evdeki herkes testi yapsın..
Bir parça yeseniz bile karnınız şişiyor ve ağrıyorsa, yaptığınız bütün diyetlere rağmen karnınızın şişliğini ve sertliğini gideremiyor, lifli besinler tükettiğiniz halde çoğu zaman kabızlık sorunu yaşıyorsanız, yeme krizlerinize care bulamıyorsanız sebebi büyük ihtimalle candida maya mantarıdır.

Candida mantarları gıdalardan aldığınız sofra şekeriyle imal edilmiş ürünleri ve unlu mamülleri önce piruvat’a sonradan asetaldehid ve karbondioksit’e dönüştürür. Asetaldehid, hem karaciğer hem de mantar tarafından etil alkol’e dönüştürülür. Açığa çıkan karbondioksitin etkisiyle karnınızda şişkinlik ve sertlik oluşur.
“CANDIASIS, 21. yüzyılın insanlara hediye ettiği hastalık!”
Son elli yılda sessiz ve yıkıcı hastalıklarda patlama yaşandı ve tetkiklere, testlere bol bol para harcanırken yanlış teşhisler yanlış ilacların kullanılmasına ve çok daha kötü sonuçlara yol açtı. Kimse bağırsaklarından tüm vucuduna geçen ve organlarına büyük zarar veren Candida Albicans maya mantarı ve onun yol açtığı Candiasis (Kandiyasis) hastalığından şüphelenmedi.
Kandiyasis hastalığı ile mücadele Aşmanya’da son on yılda sağlık bakanlığı politikası haline gelmişken maalesef ülkemizde adını duyan çok az insan var.
Kandiyasis’in sebep olabileceği hastalıklardan obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları, hormonal bozukluklar, kanser ve sinir sistemi hastalıkları adeta insanların kaderi haline geldi. Çocuklarda alerjik hastalıklar, akıntılar, tıkanıklıklar, otizm, hiperaktivite ve dikkat bozukluğu giderek artıyor.
Yorgunluk, unutkanlık, asabiyet, cinsel isteksizlik, tahammülsüzlük, durumlarında psikyatrlar ilaçlar yazdı, eklem ağrıları ve ödemler için avuç avuç romatizma ilaçları içildi. Zihinsel ve fiziksel performansı artıracak besin takviyelerini kullanmayan kalmadı, cinsel gücü arttırmak için her yol denendi, saç dökülmesi ve cilt sorunları için derkozmetik ve kozmetiğe harcanan parayı biliyorsunuz…
Kandida mantarından arınarak vücudunuzda varolduğunu düşündüğünüz pek çok hastalıktan ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.

Peki Kandiyasis nedir?

Bağırsaklarda 100 trilyon bakteri bizimle birlikte yaşar. Normal bağırsak florasında bu bakterilerin %90’ının faydalı bakterilerden olması gerekir. Altta saydığımız nedenlerle yararlı bakteriler azalır, zararlılar çoğalır. Bifidobakteriyum ve laktobasillus adlı faydalı bakterilerin azalmasıyla bağırsak florasındaki denge candida (kandida) lehine bozulur.

Antibiyotikler, antiasitler, mide ülseri ve reflü ilaçları, doğum kontrol hapları, şekerli ve beyaz unlu besinler, hormonlu besinler, tedavilerde kortizon kullanımı, klorlu su içilmesi, bağırsak parazit enfeksiyonları, alkol kullanımı, tetkik öncesi kullanılan barsak temizleyici ilaçlar, yağsız beslenme, kanser tedavileri (kemoterapi, radyoterapi) ve şeker hastalığı katkı maddeleri, ayçiçeği, mısır özü, soya ve margarinlerin omega-3,/omega-6 dengesini bozması, östrojen tedavileri, yanlış diyetler, laksatifler, asitli beslenme sonucu oluşan asidoz, yediğimiz hayvanlar ve bitkilerde kullanılan ilaçlar faydalı bakterilerin azalmasına ve bağırsaklarda kandida mantarı nufüsunun patlamasına yol açtı.

Kısaca gıda ya da ilaç zannederek aldıklarımız, önce bağırsaklarımızın doğal florasını bozdu. Bağırsak geçirgenliğini arttırdı, kanımıza karışan sindirilmemiş maddeler, ağır metaller, katkı maddeleri ile birlikte kandida maya mantarı kılcal damarlara kadar ulaştı ve organlarımıza zarar vermeye başladı.
Kısaca nedenleri:
• Beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar.
• Şekerli besinlerin fazla miktarda tüketilmesi.
• Sezaryen ile yapılan doğumlar.
• Günlük beslenme programında karbonhidratlara ağırlık verme.
• Gereksiz yere kullanılan antibiyotikler.
• Yanlış diyetler, faydalı yağların beslenmeden çıkartılması, laksatif ilaç ve çayların çok kullanılması sonucu bağırsak florasının bozulması.
• Antibiyotik kullanımının artması başta olmak üzere yanlış tedavi yöntemleri bu artışa neden oldu.

Neden olduğu enfeksiyonlar ve belirtileri:

Sıklıkla şeker hastalarının şikâyetlerine benzer şikâyetlere yol açar.
Enfeksiyonunun klasik bir belirtisi alkoliklerde ya da sarılıkta olduğu gibi, karaciğerde bozukluktur. Çünkü mantarlar aynı zamanda alkol de üretir. Bağırsaktaki maya mantarları şekeri alkole dönüştürür. Oluşan alkol, özellikle karaciğer için çok toksiktir
Mantar enfeksiyonu olan birçok kişi eklem ve kas ağrılarından yakınır. Bu şikâyetler muhtemelen mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünlerine bağlıdır. Bu durumda uygulanan romatizma tedavisinin yararı olmaz.
Bağırsakta mantar enfeksiyonu olan birçok kişide sürekli olarak burun ve sinüs mukozasında şişme ve tıkanıklık olur. Bağırsak mukozalarında mantarların yaptığı tahriş, diğer mukozalara da (doğrudan mantar enfeksiyonu olmaksızın) yansır.
• GAz/şişkinlik
• Kabızlık ya da ishal
• Kolit
• Makatta kaşıntı ve kızarıklık, hemeroid
• Adrenal/Tiroid yetmezliği
• Mide yaraları
• Ruhsal ve fiziksel yorgunluk görülür.
• Uyuşukluk/tembellik
• Allerjiler
• Uykusuzluk
• Düşük kan şekeri
• Mide yanması
• İntihar eğilimleri
• Bağırsak ağrıları
• Anti-sosyal davranışlar
• Ağız kokusu ve mide ağrısı
• Pamukçuk
• Kuru ağız
• Parmak/ayak tırnağı mantarı
• Akne ya da pul pul dökülen cilt
• Üşüme/ titreme
• Kimyasallara hassasiyet
• Dişlerde pas benzeri tabaka ve dilde beyazımsı bir görüntü
• Açlık hissi ve aşırı derecede tatlı yeme isteği.
• Burun tıkanıklığı ve nefes darlığı
• Kulaklarda iltihaplanma ve kulak çevresinde kaşıntı, çınlama
• Sırt, ense ve omuz ağrısı
• Eklemler ağrıları, eklemde şişmeler
• Ciltte sivilce, akne, kızarıklık, kaşıntı, saç dökülmesi
• Küf benzeri koku
• Şeker ihtiyacını karşılamak için, aşırı derecede yemek yemek ve ayrıca candidanın ürettiği aside bloke etmek için yağ hücrelerinin çoğalması bölgesel yağlanmaya, kilo artışı, obezite
• Gözlerin önünde noktaların uçuşması gibi görme bozuklukları, yaşarma, yanma..
• Şiş gözler
• Hormonal dengesizlik
• Kronik vajina ve mesane iltihabı
• Konsantrasyon bozukluğun ve hafıza zayıflığı
• Alkol içilmese de alkol kokan nefes
• Aşırı yorgunluk , bitkin, tükenmiş hissetmek.
• Depresyon,
• Uyuşukluk, yanma, karıncalanma, hissizlik
• Kas ağrıları, Kas güçsüzlüğü, uyuşma
• Eklemlerde ağrı, şişme, artrit, artroz
• Karın bölgesinde ağrı
• Kabızlık, ishal, rahatsız edici gaz
• Sorunlu vajinal akıntı, vajinal yanma ya da kaşıntı
• Prostatitis
• Iktidarsızlık
• Cinsel arzu kaybı
• Endometriosis
• Kramp ve regl düzensizlikleri, regl öncesi aşırı gerginlik
• Uykulu olma hissi, koordinasyon bozukluğu
• Sık ruh hali değişimleri
• Huysuzluk ya da çok sinirli olmak
• Konsantre olamamak
• Baş ağrısı
• Sersemlik, denge kaybı
• Kulakların üstünde basınç, şişkinlik ya da karıncalanma hissi.
• Kaşıntı ve kızarıklıklar
• Mide ekşimesinden dolayı boğazda yanma
• Sindirimsizlik, geğirme ve bağırsaklarda gaz
• Dışkıda sümüksü madda
• Dışkının çok kuru ve küçük parçalar halinde olması
• Hemoroit
• Ağız kuruluğu, ağızda kızarıklık ya da kabarcık
• İdrar yaparken yanma
• Postnasal akıntı
• Göğüste ağrı ya da gerginlik
• Nefes darlığı hırıltı
• Öksürük
• Sık ya da acil idrara çıkma ihtiyacı, idrar yaparken yanma

Vucudu nasıl ele geçirir?

Candida maya mantarlarının oksijene gereksinimleri yoktur. Bu bakımdan ideal yerleşim yerleri ince bağırsaklardır. Burada mantarlar her zaman bol miktarlarda bulunan besin içerisinde yüzerler. İlk önce kendileri en önemli besin maddelerini alırlar. Artıkları asalak oldukları kişiye bırakırlar. Yani yaşadıkları vucudu asalak (çürükçül) hale getirirler.

Eğer vücut bağışıklık sistemi güçlü değilse ve bağırsakta beslenmeleri yeterli olmazsa, mantarlar bağırsak duvarının derin tabakalarına kadar iner, kan damarları içine kadar girerler. Böylece dolaşımla tüm vucuda ve her organa yayılırlar. Burada kandaki şeker ile beslenirler.

Mantarların kurnazca uyguladıkları bir yöntem, dış görünüşlerini insan bağışıklık sisteminin yabancı kabul etmeyeceği bir biçime sokabilmeleridir. Böylece bağışıklık sistemi mantarları kendi öz hücreleri sanır ve bunlarla mücadele etmez. Ayrıca candidas maya mantarları mide asidine de dayanıklıdır.

Beyaz şeker ve beyaz unla beslenen mantarlar, oldukça hızlı çoğalırlar. Zaten candida mantarının çoğaldığı ve bğırsak flolasının bozulduğuna dair en net belirti tatlı besinlere karşı bağımlılıktır. Bu mantarların yararı olmadığı gibi, insanları ölüme götürecek özellikleri yoktur. Yaşamlarını sürdükleri ortamı korumak istediklerinden, kişilerin zarar görmesini istemezler. Yavaş bir şekilde geliştiklerinden, genelde çoğalma yapmazlar. Çoğalma gösterdiklerinde ise, vücutta bulunan yararlı bakterilerin azalmasına sebep olurlar. Mantarlar alkol ve çeşitli kimyasal toksinler üretirler. Bu maddeler kana karışarak, temizlenmek üzere karaciğere giderler. Karaciğer bunların temizlik aşamasında daha fazla efor sarf eder. Temizlenmemiş kimyasal maddeler baş ağrısı, kronik yorgunluk, eklem ağrıları gibi farklı şikayetlere neden olurlar. Bağışıklık sistemi zayıflar ve beden alerjik tepkiler vermeye başlar. Bunun sonucunda kişilerde akne, egzama, astım gibi rahatsızlıklar gelişir.

Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler nedeniyle vücudun pH değerini bozar, asidoza sebep olur. Kanın hafif bazik pH=7,40 değerinde % 0,2 bir asitlenme dahi hayati tehlikeye sebep olur. Asit minerallerle asidik baz’a (curuf) dönüştürülerek vücudun zayıf noktalarına depolanır. Depolanan bu curufa önce ölü mikroplar ve hücreler yapışarak büyür ve sonra içerisine canlı mikroplar yerleşir ve toksik madde üreten merkezler oluşur. Sadece mantarlar değil, tatlı, hamurlu (beyaz un mamüleri), şarkuteri (sucuk, salam, sosis), çay, kahve, kola ve katkı maddesi içeren hazır yiyecek ve içecekler ve de fastfood asidoza sebep olur. Bozulan pH dengesini sağlamak için alkali beslenme önerilir. Asitli ortam (asidoz) bağışıklık sisteminin zayıflaması ve mikropların çoğalması ve hastalıkların tedavi edilemez bir hal alması demektir.
Yukarıda sıralanan etmenler nedeniyle barsakta sayıları artan kandida türleri öncelikle şekere, alkole ve unlu mamüllere olan iştahı kamçılıyor. Alınan bu besinler kandida sayısının daha da artmasına neden oluyor ve sonuçta kronik alkol zehirlenmesi oluşuyor. Siroz tehlikesi var.

Asetaldehid; kırmızı kan hücre işlevini bozarak dokulara oksijen taşınmasını azaltıyor, beyinde hücrelerarası ilişkileri sağlayan maddelerin (nörotransmiter) ve oksijen ile birleşerek beyin hücrelerinin etkinliğini azaltıyor.

Bağışıklık sistemini baskılayan ve immünosupresif olarak kullanılan bir madde olan gliotoksin, kandida tarafından salgılanarak vücudun savunma sistemleri zayıflatılıyor.

Kandida, barsak geçirgenliğini arttırarak (Leaky Gut Syndrome) allerjen özelliği olan büyük maddelerin vücuda girmesini sağlıyor ve allerjik reaksiyonların gelişmesine neden oluyor.

Faydalı bakteriler, enerji kaynağı olan kısa zincirli yağ asitleriyle B ve K vitaminlerinin oluşumunu sağlarlar. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirir, pH dengesini sağlar, zararlı bakterilerden korur, ilaç, hormon ve kanser nedeni olan maddelerin zararlarını önlerler.

Faydalı bakterilerin azalmasıyla hastalık gelişim süreci daha da hızlanır.

Barsak kandida oranının artması ve faydalı bakterilerin azalması sonucu gelişen yakınmalar, 50’ye yakın madde halinde sıralanabilir. Kısaca; beyin çalışma özelliklerini bozarak baş ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik, başta hissedilen ses, uyku bozuklukları, yorgunluk hali, unutkanlık, depresyon, mizaç değişiklikleri, görme sorunları; mide-barsak sistemini bozarak İBS( spastik kolon, kolit), distansiyon(karında şişlik), kabızlık vb.; kokulara karşı hassasiyet, geçmeyen prostat ve vajinal iltihaplar, tekrarlayan sistit ve böbrek enfeksiyonları, kronik sinüzit, geniz akıntısı, egzema, kas ve eklem ağrıları, astım benzeri yakınmalar ve de özellikle her türlü allerjik yakınmalar.

Bilindiği gibi kaşıntı, kurdeşen, polen, ve besin alerjisi, akne, sedef, ekzema vb. deri hastalıkları, nefes darlığı, astım, faranjit, behçet, romatizma, ankilozan spondilit, saçkıran, kabızlık, ishal, kolit vb. mide bağırsak rahatszılıklarının ana sebebi mantarlardır. Hatta kanserin sebebinin de mantarlar olduğunu onkolog Dr. Simoncini ispatlamış ve yıllardır tedavi edilemeyen kanser hastalarını 3-4 günde tedavi etmiş ve 100 yıldır kanser üzerine yazılıp çizilenlerin mesnetsiz olduğunu belgelemiştir.Peki mantarlar bu kadar çok hastalığa sebep oluyorda neden teşhis ve tedavi edilemiyor, çünkü tahlillerde mantar görünmüyor. Doktorlar da herhangi bir bakteri, virüs veya mantar yok o halde sizin rahatsızlığınız tamamen piskolojik nedenlerden kaynaklanıyor, bunun sebebi ailevi, stres, depresyon vs diyebiliyorlar. Bu sebeple antidepresan kullanan pek çok insan var.

Bağırsak mantarı tedavisi nasıl yapılır?
Unutmayın ki kandidadan kurtulmak zaman alan bir süreçtir. Bu süreçte beslenme kurallarına uymanız ve sabırlı olmanız gerekir. Hücrelerinize kadar yerleşmiş ve yaşam formunu oluşturmuş kandidadan bir ilaçla iki günde kurtulmak mümkün değildir. Önce bozulmuş olan bağırsak florasını, kan Ph değerini düzeltmeniz, faydalı bakterileri çoğaltmanız, toksinlerden kurtulmanız , zarar görmüş bağırsak çeperini onarmanız ve candida oranını kontrol altına almanız gerekir. Kandidanın artıklarıyla beslenen ve verdiği zararlarla yaşayan vucudunuzu sağlıklı hale getirmeniz ve bunu devam ettirebiliyor olmanız gerekir.

Klinik uygulamalarda sıklıkla tedavilerden fayda görmemiş, geçmeyen mide-bağırsak yakınması olan; uzun süreli yorgunluk, halsizlik, isteksizlik yakınmaları olan; diyabet (şeker) hastalığı, hipertansiyonu olan; yaygın vücut ve eklem ağrıları, baş ağrıları ve baş dönmesi olan kişilerde azımsanmayacak oranda kandida enfeksiyonu olduğu görülmektedir.

Uzun süreli ve geçmeyen yakınmalarda mutlaka düşünülmesi gereken bir hastalık olan kandida enfeksiyonuna yakalanan kişiler, gereksiz yere kullandıkları hormon ilaçları, antibiyotikler, mide ve bağırsak ilaçlarıyla enfeksiyonun daha da güçlenmesine neden oluyorlar. Ayrıca şekerli ve unlu besin maddeleriyle oluşturulmuş, yağdan kısıtlı diyetler; kandida türünün üremesine kolaylık sağlayan beslenme biçimlerini oluşturuyor.

Kandida, az sayıda normal bağırsak florasında bulunması nedeniyle tanısını kesin olarak koymak zor oluyor. Bu nedenle klinik uygulamalarda tanısını koyamayan hekimler, kandida enfeksiyonunu gözardı etmek zorunda kalıyorlar. Kandida’nın ürettiği şeker alkolu olan arabinitol(arabinoz) kan ve idrarda saptanabilir. Ancak rutin laboratuvar hizmetlerinde arabinoz çalışılmıyor.

Tanısı kesin konulamasa da tükrük testiyle kandida enfeksiyonu bir ölçüde saptanabilir. Bunun için sabah aç karnına, bir bardak içme suyuna tükürülerek basitçe test uygulanabilir. Normalde su yüzeyinde hava kabarcıkları dışında bir görüntünün oluşmaması gerekir. Suda bulanıklık, bulutsu görünüm, su dibinde çöküntü görülmesi; testin pozitif olduğunun işaretleridir.
Sayılan yakınmaları yıllarca yaşayan, tetkiklerden ve tedavilerden sonuç alamayan hastalar alternatif yollar denemekte, kimi zaman denk gelen mantar tedavisinden ve doğal yöntemlerden kısa ya da uzun süreli fayda görmektedirler.

Kandida tedavisinde ilk hedef, beslenme tarzını değiştirmek olmalıdır. Rafine ya da sofra şekeri içeren besinleri kesmeyen, unlu besinlere hayır diyemeyen, alkolu ve yağsız beslenme biçimini bırakamayan kişilerin tedavisi olası görünmemektedir.
Son yıllarda yaratılan kolesterol düşmanlığı sonucunda uygulanan yağdan kısıtlı diyetlerin barsakta kandida nüfusunu arttırdığı açıktır. Asıl sorun doğal beslenmemektir. Yağlar doğaldır ve kandidanın baş düşmanıdır. Vücudun temel yapı taşları olan yağların alınımının azaltılması, doğal ve gerçekçi olmayan bir yöntemdir. Önceki yazılarımda da sıklıkla kaynak gösterdiğim bir yayında, son 10 yıl içinde şeker ve unlu mamüllerin diyetten çıkartılması ve yağ oranlarının arttırılmasıyla ilgili yapılan yayınların gözden geçirildiği makalede; beyin, kalp ve diğer hastalıklarda belirgin düzelmenin olduğu saptanmıştı. Bu makalenin yorum bölümünde şu sözcüklere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki yüksek yağlı yiyeceklerin insanları şişmanlattığı ve kolesterol düzeylerini arttırdığı doğru değildir.

Kısaca, öncelikle doğal beslenme yöntemi uygulanmalı, bu amaçla meyveler dışında her türlü şekerli gıdalar ve unlu mamüller diyetten çıkartılmalı; et, yağ, sebze ve meyvelerle birlikte doğal olan kuruyemiş, kurumeyveler yenilmelidir. Süt diyetten çıkartılmalı, süt ürünleri kullanımı kısıtlanmalıdır.

Doğum kontrol hapları, mide koruyucu ilaçlar, antibiyotikler, kolesterol düşürücü ilaçlar, tıbbi zorunluluk durumları dışında ve uzun süreli kullanılmamalıdır.

Bağırsak hareketliliğinin arttırılması amacıyla düzenli, günlük yürüyüş yapılmalıdır.

Uygun beslenme ile önce kandidanın çoğalması önlenilmeli ve ardından bir doktora danışılarak mantar tedavisi için önerilen mantar ilacı kullanılmalıdır (kendi başınıza almayın).

Normal bağırsak florasını geri yerine koymak amacıyla probiyotik içeren ilaçlar kullanılmalıdır.

Haftada bir kez tükrük testi tekrarıyla enfeksiyon durumu takip edilebilir.

Beslenme kurallarına dikkat etmek, bol su içmek, ilaç ve besin takviyelerinin draje formatında alınması, bitkisel formüller ve yaşam şeklini tedaviye gore şekillendirmek, detoks ile arınma.. Bunların hepsine dikkat etmek kandida mantarından kurtulmanızı ve süresini etkileyecektir.

Öncelikle kendinize bir kandida diyeti hazırlayın. Bu diyette yiyebileceğiniz besinleri listeleyin. Asla yememeniz gerekenler listesi de yapın. Açlık ve şeker krizlerini bastıracak alternatif çözümler bulun (tarçın serpilmiş yogurt, kefir, şekersiz prebiyotik tozlar, ürünler, bitkisel çaylar vs)

Alkali beslenmeye ve kanın Ph’sını dengede tutmaya özen gösterin. Tedavi süresince şeker ihtiva eden her şey ve beyaz un kesinlikle çıkartılmalıdır.

Kontrolsüz olarak ilaç kullanımından kaçınmak gerekir. Özellikle antibiyotikler, hormon ilaçları ve kortizon ilaçlarının kullanımına dikkat etmek gerekir.

Bağırsaklardaki mantarları besleyecek mayalı ve şekerli ürünleri kullanmamak gerekir. Şekerli ürünler sadece baklava, çikolata, dondurma değildir; kavun, karpuz, üzüm ve tüm kuru meyveler de tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

Alkol ve sigara kullanmaktan sakınmak gerekir.

Üzerinde küf barındırabilecek olan kuru yemişler, eski peynirler tüketilmemelidir.

Bağırsak florasının dengesini sağlamak için, yoğurt, kefir prebiyotikler tüketilmelidir.

Vücuttaki toksinlerden kurtulmak için, bol miktarda su içilmelidir.
Asitli gıdalardan sakınmak, peynir ve et tüketimini azaltmak ve şarküteri tüketmemek gerekir. Bağırsak florasını düzenlemeye faydası olan sakatat tüketimine yer verin. Tabi yediğiniz etlerinde candida mantarı etkisinde olmaması gerekir. Hayvanların doğal ortamda yetişmiş olması, antibiyotikler verilmemiş olması gerekir. Bu açıdan keçi eti ve ürünleri tavsiye edilir. Tavuk yerine balık özellikle somon (ızgara, buharda, çorbası yapılarak) tüketilmelidir.
Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir. Yatmadan 2-3 saat öncesine kadar bir şey yemeyin, bitki çayları içebilirsiniz.

Fermente gıdaları bol miktarda tüket: Kefir (günde 1-2 bardak) ve prebiyotikler faydalı bakterilerin kağnağıdır. Boza, şalgam, meyankökü, şalgam, evde yapılan turşular (özellikle lahana turşusu;lahana turşusu ve suyunda bulunan bir maddenin kanseri önlediği konusunda çalışmalar var.)

Sarmısak, soğan, taze kekik, tarhutotu, fesleğen, çörekotu, çemen, toz zencefil bağırsak florasını düzenleyen bitkilerdir.

Kaşar peyniri, Hollanda peyniri, ev yapımı peynirler ve beklemiş peynirlerden bir sure uzak durun. Süt ve süt ürünlerini minimum indirin, hatta tüketmeyin.

Her öğünde bol miktarda yeşil sebzeler ve otları çiğ veye pişmiş (bakteriyel flora, proteinlerin hazmı ve bağırsak kimyasının düzenlenmesi, ayrıca bitkisel besin yoğunluğunu arttırmak için) yiyin.

Kekik, ekinezya, mate, taheebo çaylarından gün boyu istediğiniz kadar için.

Alkali beslenme ve candida diyetleri hakkında bilgi edinin. Bağırsak florası ne kadar asitli olursa o kadar mantar ve zararlı bakteriler artar.

Beslenmede iyi yağları arttır: zeytinyağı, tereyağı, ve özellikle Hindistan cevizi yağı (günde bir çorba kaşığı) ve avakado tüketin.

Ayrıca kan şekerini dengelemek ve insülin metabolizmasını dengeleyerek hormonal ve bağışıklık sistemlerine desteği arttırmak için öğün aralarında ve geceleri atıştırmayı kesin ve ara öğünleri minimize edin.

Tedavi sırasında kandida yok olurken bazı semptomlarla karşılaşılabilir. Maya organizması candida içlerinde zehir (toksin) taşır. Yok olurlarken zarları yırtılır ve toksinler sisteme yayılır. Bu aşamada kendinizi iyi hissetmezsiniz. Bu toksinler bağışıklık sisteminizi daha da zayıflatabilir; enfeksiyon, allerji, kronik hastalıklar ve aşırı yorgun olma hissi ortaya çıkar. Bunlar aslında iyileşme krizleridir. Sakın vazgeçmeyin!

Bu sırada bağışıklığınızı destekleyecek doğal takviyelere devam edin.

Kandida mantarının ölümünü takiben bu toksinleri atmak için detoks yapılmalıdır. Karaciğer, böbrek ve bağırsakların temizlenmesine yardım edecek vitamin ve mineral kombinasyonlarının bitkilerle birlikte kullanıldığı bir program uygun olur. Temizlik ve detaks işleminin ardından vucuda faydalı bakterileri yenilemek gerekir.
Bağışıklığı arttıran multi-vitaminler ve germanium minerali ile omega3 kullanılmalıdır. Antioksidan, beta karoten, B vitamin olan biotin iyi gelir. Kandidanın bağırsakta yarattığı hasarı gidermek gerekir. Besinler iyi absorbe edilemez. Bu yüzden manganez, çinko, potasyum, selenium, silis, bor, molibden, bakır mineralleri diyete eklenmelidir.

KANDİDE DİYETİ İÇİN ALIŞVERİŞ LİSTESİ

ET
• Sığır
• Keçi eti
• Sakatat

KANATLI
• Tavuk organik
• Kaz
• Hindi
• Devekuşu
• Ördek
• Bıldırcın
• Sülün

BALIK VE DENİZ ÜRÜNLERİ
• Hamsi
• Kabuklu deniz ürünleri
• Sockeye Somon

HUBUBAT
• Amaranth
• Karabuğday
• Darı
• Yulaf Kepeği
• Kinoa
• Kahverengi pirinç

ÇEKİRDEK VE KURUYEMİŞ
• Badem
• Kestane
• Keten Tohumu
• Fındık
• Macadamia fındığı
• Çam Kuruyemiş
• Kabak Çekirdeği
• Ayçekirdeği
• Ceviz

SEBZELER
• Enginar
• Kuşkonmaz
• Avokado
• Brokoli
• Brüksel Lahanası
• Lahana
• Havuç
• Karnabahar
• Kereviz
• Pazı
• Hindiba
• Taze soğan
• Karalahana
• Salatalık
• Patlıcan
• Hindiba
• Sarımsak
• Yeşil Soğan
• Kale
• Kim Chi (mayalanmış kırmızıbiber ve sebzelerden özellikle çin lahanasından yapılan, geleneksel bir Kore yemeği )
• Pırasa
• Marul
• Bamya
• Zeytin
• Soğan
• Turp
• Rutabaga (bir tür şalgam)
• Lahana turşusu
• Yosun
• Kar Bezelyesi
• Ispanak
• Pazı
• Tomatillos (yeşil meksika domatesi)
• Domates
• Şalgam Yeşiller
• Şalgam
• Taze zencefil
• Kabak
• Kohlrabi
• Dereotu

CANLI KÜLTÜRLER
• Yoğurt (ev yapımı ya da organic, sade, şekersiz)
• Probiyotikler
• Kefir

SÜT
• Yumurta
• Badem Sütü (tatlandırılmamış)
• Coconut Milk (tatlandırılmamış)
• Hindistan cevizi Krem

YAĞLAR
• Tereyağ
• Zeytinyağ sızma

MEYVE
• Kayısı
• Böğürtlen
• Kızılcık
• Kivi
• Limon
• Yeşil limon
• Kavun
• Şeftali
• Erikler
• Çilek

BAHARATLAR
• Tarçın
• Karanfil
• Kekik
• Toz zencefil
• Çörekotu
• Zerdeçal
• Kimyon
• Tarhun
• Kişniş
• Rezene

ÇAYLAR
• Ekinezya
• Mate
• Isırganotu
• Dereotu
• Rezene

ASLA ALMAYIN YEMEYİN
• Şekerler
• Ayçiçeği ve mısırözü yağları
• Bal / Şurup
• Çikolata
• Meyveler
• İşlenmiş Gıda
• Deniz
• Sirke
• Maya
• Peynir
• Süt
• Krema
• Alkol
• Kafein
• Baklagiller
• Fasulye
• Fıstık
• Kaju
• Soya
• Mantarlar
• Salata sosları
• Ketçap
• Hardal
• Mayonez
• Buğday
• Çavdar
• Arpa
• Yulaf
• Kılçıksız buğday
• Mısır
• Patates
• Havuç
• Pancar
• Bezelye
• Kabak
• Karpuz
• Üzüm
• Kavun
• Kahve, siyah çay (çok içilirse faydalı bakterileri öldürüyor)
• Mayalar
• Mayalı yiyecek ve içecekler
• Mantarlar
• Glutenli yiyecekler

kaynak: Esin Bozdoğangil

42 thoughts on “BU TESTİ YARIN SABAH UYANDIĞINIZDA MUTLAKA YAPIN!

  1. asla yemeyin başlıgı altında kabak ve havuç var..bu nasıl bişey..kabak barsakları en rahatlatan yiyecek diye ögretildi yıllarca..pancar ve bezelye hep önerilen yiyecekler..çok şaşırtıcı

    • Haklısın kardeş, belli ki birşeyler bildiğini düşünen ancak bu konuda ehil olmadığı belli olan bir hokkabazın hezeyanla paylaştığı bu “bilimsel” öneri bir dizi çelişkilerle ve kesinlikle ciddiye alınmaması gereken kulak dolması, hatta uydurmasyon bilgilerle dolu.
      Bir yerde yoğurt olmazsa olmazlardan iken bir sonraki paragrafta süt ve süt ürünlerinden kesinlikle uzak durulması gerektiğine vurgu yapılıyor. Buna benzer bir yığın çelişki örneği vermek mümkün. Kısacası okuduklarınızı unutun ve bu konuyu en az birkaç farklı sitede araştırın.

  2. Havuç ve kavun hakkindaki onerilerinizi tekrar gozden geçirmenizde fayda var sanırım. Zira tüm yazıyı okudum sadece bu ikisi de değil birbirime karıştırılan ve dolayısıyla okurlarinda kafasını karıştıran maddeler. Ayrıca süt ve süt ürünlerini tamamen kesmemiz gerektiğini belirtip tereyağını serbest bırakmanız da enteresan olmuş. Vücudun süt ürünlerine de kararında ölçülerde ihtiyacı vardır. Umarım bu yorumu dikkate alıp yazıyı gözden geçirip gerekli düzeltmeleri yaparsınız. Çünkü bu gibi faydalı bilgileri bende sayfamda paylaşmak isterim.

    • Ayrıca baklagiller de sakıncalı tutulmuş ve aalışveriş listesi saçmalıklarla dolu çok zengin olmak ve bir ayağın avrupada olması gerek.hastalıkla ilgili söylenenler doğru olabilir ama liste neye hizmet ediyo sorgulanmalı…!!!

  3. Bazı yiyecek ve içecekler hem alınması hem alınmaması gerekenler içinde yer almış. Yazının uzun olması nedeniyle gözden kaçırıyor ama dikkat edildiğinde farkediliyor. Bu nedenle tekrar gözden geçirilerek Yayınlanması gerekir dusuncesindeyim

  4. Listeyi detaylı okudum kavundan uzak durun derken önerilen meyveler listesinde de kavun var. ???

  5. Asla almayın yemeyin listesinde meyveler geçiyor ama bir yukarıda yenilecek meyveler var pek tutarlı bir liste gibi görünmüyor

  6. Bilgi vermek istediğiniz konu beni ilgilendirdiği için dikkatlice okudum. Emeğinize sağlık. Ama tüketilmesi gereken gıdaları çok yanlış ifade etmişsiniz adeta çıkmaza sokmuşsunuz. Şöyleki örneğin kuru yemiş tüketimini önermişsiniz ama en alt kısımda fıstığı tüketilmemesi gerekenler listesine yazmışsınız. Daha bunun gibi birçok besini bir yerde yasaklarken bir yerde de tümetilmesi gereken olarak göstermişsiniz. Garip bir yazı oluşmuş.

  7. süt, sirke, peynir, baklagillere asla almayın yemeyin demek nasıl bir kafa yapısının ürünüdür gerçekten merak ediyorum. şu yazıyı okuduğum vakte yazık. çöp.

  8. Yazıda ciddi tutarsızlıklar var. En az 2-3 yerde önceden yiyin dediği şeyi sonradan kesinlikle yemeyin diyor (bazen de tam tersi). Misal başta et ürünleri tüketin diyor, ortalarda etten kesinlikle uzak durun, en son listede et var! Tek katıldığım nokta şeker, rafine yağ, aşırı beyaz un mamulleri tüketilmemesi kısmı.

  9. Açlıktan ölün demenin farklı cesidi yapabilirsen sen yap onu yeme bunu yeme sağlıktan anlamadiginiz kesin

  10. süt almayın ne demek? peynir yemeyin ne demek? bal? Asla almayın yemeyin dediğiniz listenin %90’ı insanoğlu için oldukça yararlı besinler. Yorumları okuyanlar, glutenli yiyeceklerden,şekerden, tuzdan,işlenmiş yiyeceklerden(hazır ketçap yemeyin evde salçadan yapabilrsiniz) uzak durun. gerisi yalan.

  11. Bu hastalığın var olduğunu anladığımız da test pozitif çıktı ve ne tür bir tedavi alabiliriz. Hangi branş ta bir doktora başvurabilirim.

  12. Ben Doktor degilim kimseye sunu yiyin bunu yiyin diyemem .Fakat bazi detaylari arkadaslarimla paylasabilirim,en kucuk gelinim Filipinli onlarin kültüründe ekmek yok bende bir yildir ekmek yemiyorum ,Almanyada bir manav dukkanim var tezgahimda ne varsa cok az bir sekilde hepsinden tadiyorum,bunlara havuc ve kavun dahil dogada bulunan yenebilir bütün hersey faydalidir abartmadan yenebilir diyorum ben 60 yasindayim hicbir ilac kullanmiyorum sükürler olsun.Hosca ve saglikli kalin

    • Korkma ekmekten amca, herşeyin azı karar, çoğu zarar. Sen ecdadımızın yemek kültüründen geçme. Uzakdoğu’luların başlıca besin kaynağı pirinç olduğu için diger tahıl ürünlerini pek tüketmezler. Dolayısıyla beriberi hastalığı ve diğer cilt hastalıkları onlarda çok görülür. Yaşlandıklarında bir deri bir kemik kalmaları ve âdeta hayaletlere benzemeleri de bu sebeptendir. Ayrıca tahıllar,tıpkı soğan ve sığır karaciğerinde olduğu gibi E vitamini açısından çok zengindir. E vitamininin önem ve faydalarını incelersek ecdadımızın neden ekmeksiz yemek yemediğini daha iyi anlamış oluruz 🙂
      Beden sağlığın için üç, ruh sağlığın için ise bir olmak üzere toplam dört beyazdan uzak dur, gerisinden doğal ve ölçülü olması şartıyla korkma! Bu beyazlar: kepeksiz beyaz un, tuz, şeker ve Zekeriya :)))

      Selâmetle…

  13. Kavun hem yenecekler listesinde var hem yenmeyecekler listesinde. Hangisi doğru. İkincisi süt kategorisinde yumurtanın ne işi var anlamadım. Yumurta süt ürünü değil ki.

  14. Saymadığınız hastalık kalmamış. Listede tutarsızlıklar var. Siz bu konuda bilgili olduğunuza emin misiniz. Süt ürünlerinden uzak durun demişsiniz ama tereyağın hammaddesi de süt. Saçma bir yazı olmuş. Bu konuda uzmana başvurmak en iyisi.

    • tereyağın hammadedi sütün kaymağı kendisi değil yazı mükemmel olmuş neden memnuniyetsizlik hakim anlamıyorum

  15. CANDIDA Mantarı; ilk kez duydum ve yarattığı tahribata baktığımda adeta fil hastalığına dönüşen şekilde kilo artışımın bu mantardan kaynaklanabileceğine kanaat getirdim.
    Olayın yiyecek kısmına takılmıyorum; ancak peynir ve tavuk konusunda şunu net söyleyebilirim, kültür peyniri asla yemeyin, çocuklarınıza yedirmeyin. Çoğu kültür peyniri içinde hiç süt olmadan kimyasallarla veya kazain ile imal edilir. Köy tavuğu ( tabii bulursanız) dışında tavuk yemeyin, çocuklarınıza yedirmeyin. Balıkta ise kültür balığından kesinlikle uzak durun derim..

  16. Fermente gidalari tavsiye etmissiniz ama alt tarafta sirkeden uzak durun demissiniz. tursular sirke ile yapilir. Ayrica ben ogluma birkac aydir tursu yediriyorum ve kabizligina bu yolla care bulduk sukur. Su an cok rahatiz o konuda.. Ayrica baska bazi meyveler de her iki tarafta da yer aliyor.

  17. Her olur olmaz olayları sadece kaynak deyip isim paylaşmak Esin Bozdoğangil bu yeteri kadar güvenilir bir kaynak mı böyle bilimsel bir durum için bir prof olması gerekmez mi insanları yanlış yönlendirerek farklı durumların çıkmasına izin verilmemesi gerekir die düşünüyorum…

  18. Ne yapacağımızı kime inanacağımı şaşırdık. Baştan sona okudum, mantıklı açıklamalar ve faydalı bilgiler denilebilir. Fakat diyet kısmı kafamı karıştırdı.

  19. asla almayın listesinde sirke var .sirke nasıl olurda asla olabilir anlamadım .başka bir kaynaktada candida mantarının en büyük düşmanı sirke soğan ve sarımsak olarak geçiyor.bu liste de bazı besin ve içecekler gözden mi kaçtı acaba ?

    • Deniz ürünleri olabilir, ama tavsiye edilen Deniz ürünleri dışındakileri almayın demek istenmiş olabilir.

      BALIK VE DENİZ ÜRÜNLERİ
      • Hamsi
      • Kabuklu deniz ürünleri
      • Sockeye Somon

  20. Yazıda birçok Hastalığın tedavisinde devrim olabilecek iddialar var..
    Diyet listesindeki tutarsızlıkların giderilmesi hiç kolay olmayan aşamalardır., uzun Süreli bilimsel deneyler ve araştırrmalar gerektirir…
    Süt ürünleri kullanmayın deniyor ama kefir %100 sütten üretilir ..

  21. Bunu Gastroentolog doktorumla paylaştım arkadaşlar ;
    bu test sizi yaniltmasin!
    Bu bakteri tüm vücutta olmasi gerektiği kadar var ve test sonucunda pozitif durumla karşılaşabilirsiniz.Yapmaniz gereken, şikayetleriniz doğrultusunda bir hekime başvurmanız en doğru olanı,bu bakteriyi ilaçla yok etmeye kalkmak vücudumuzda başka hasarlara da sebep olabilir👐

  22. tüm yazıları akıl da tutmak mümkün değil bu sahifeyi paylaşmak istiyorum.Ancak paylaşma hanesi yok.yardımcı olurmusunuz.

  23. Tüm yorumlarda doğruluk payı var, bu yazı büyük ihtimalle yabancı dilden Türkçe’ye çevirilmiş, bu yüzden de çeviri hataları olabilir. Kavun hem zararlılar listesinde, hem de yararlılar listesinde yer alıyor olamaz, çeviri hatası olarak, “watermelon” yani karpuz, yanlışlıkla kavun olarak yazılmış olabilir diye düşünüyorum. Ama karpuz zararlı mı yararlı mı onu bilemem. Bal konusuna gelince, tabii ki gerçek bal zararlı değildir, ama piyasada kaç marka var gerçek bal olarak satılan… Üretilen gıdaların ne kadar sağlıklı olduğu da göz önüne alınarak tekrar okunması gereken bir yazı olduğunu düşünüyorum.

  24. Listedeki saçmalıklar çeviri hatasından kaynaklanıyor büyük bir ihtimalle. İngilizce aslına erişme şansımız olabilir mi acaba?
    Ama genel olarak çok faydalı bir yazı, böyle bir hastalık olduğunu hiç bilmiyordum. Emeği geçenlere çok teşekkürler…

  25. Bu yazıyı görünce çok şaşırdım zira 3 yıl önce bana bu teşhis kondu ve bir perhiz listesi verildi, listenin yazılı oldugu maili açtığım sırada tam kahvaltıya oturmuştum kahvaltıda yemeği düşündüğüm şeylerden sadece zeytini yiyebileceğim yazıyordu…. sinirlendim hemen dr un ofisini aradım… peynirdemi yasak dr… keçi peyniri yiyebilirsin ama marketlerdeki olmaz onlar karışım saf olanını bulursan onu yiyebilirsin 3 ay sabret dedi kapattı telefonu. .. Saf keçi peyniri filan aradım durdum…😊 neyse 3 hafta sora inanılmaz bir değişim canlılık filan 4- 5 kg hafifledim…. 4. Hafta çok önceden aldığım 5 yıldızlı tatilin günü geldi çattı açık büfe yiyecekler tatlılar içkiler filan… o tatile lanet edip duruyorum şu an. Bu yazıda bazı tutarsızlıklar var bende gördüm… fakat candida albicans var ve bundan kurtulmanın yolu burada tarif edilen diyete benzer. Hatta daha gaddar. Bana 90 gün bu diyete uy sakın bir dilim eköek yada bir tanecik şeker yeme yoksa başa döneriz diye rica ettiydi dr. ….

  26. Bu testi yaptıktan sonra MORALİM bozuldu….Ama en azından vücudunuzdaki oluşumun nasıl olması gerektiğini öğrenmiş oldum… Bu yazıyı yazan Syn..ESİN BOZDOGANGİL’e ve bu yazıyı bana gonderen sevgili arkadaşım GÜNNUR TURA’a çok teşekkür ediyorum…..
    Saygı ve Sevgileimle.. :)))))

  27. Hocam yazı çok güzel ve bilgilendirici ancak meyveler bölümünde “kavun” yazmışsınız, asla yemeyin dediğiniz bölüme yine “kavun” eklemişsiniz. Hangisini uygulayalım?

  28. Benim rahatsızlıklarım aynen söylendiği gibi,çoğunu uyguluyorum ama bazen kaçıyor.Bilgimi tazelemiş oldum teşekkürler.Daha dikkatli olmaya çalışacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s