Hangi Renk Besin Neye İyi Gelir…

12246727_910043032377510_494422354245996205_n[1]

ÇİN TIBBINA GÖRE SONBAHARIN ENERJİSİ VE HAYATIMIZA ETKİSİ

12107865_10207649866435377_1225307763153510941_n[1]

Sonbahar deyince ilk olarak aklımıza sıcak yaz günlerinin yavaş yavaş kısalması, ağaçların kışa hazırlanırken yapraklarını dökmeden önce bin bir tona girerek harika renkleriyle görsel bir şölen oluşturması geliyor.

Havadaki serinlik kış günlerinin yaklaştığının sinyalini verince biz de yazlık giysilerimizi bir kenara kaldırarak kışlık giysilerimizi çıkarıyoruz. Bu mevsimde ektiğimiz ürünleri hasat ederken aldığımız ürünler de parlak ve renkli: Balkabağı, kabak gibi. Bu mevsimde kışlık hazırlıklarımız için besinleri saklamak da fayda var. Aynı zamanda yazın rahat ve kaygısız havasından sıyrılıp daha ciddi, sonbaharın ruhuna uygun içe dönük aktivitelere yer veriyoruz.

Çin tıbbında sonbahar, akciğerlerle ve metal elementiyle ilişkilendirilir. Bu mevsim; organizasyonlar, sınırlarımızı belirleme ve korumayla ilgili eylemleri destekler. Sonbaharda yazın dışa dönük, coşkulu havasından çıkarak sonbahara uygun içe dönük ve daha kapalı bir havaya gireriz.

Yazın ya da baharda başladığınız projelerinizi bitirmek için uygundur; emeğinizin karşılığı olarak meyveleri toplamaya başlayabilirsiniz. İçe dönük bir enerji gerektirdiğinden bedeninize ve ruhunuza odaklanmak, yeni projelere başlamak için de uygundur.

Akciğerlerin enerjisi “salıvermek” tir. Öyleyse sonbahar uzun zamandır tutunduğumuz her şeyleri salıvermek için iyi bir zamandır. Böylece öğrenmemiz ve olgunlaşmamız için gerekli yeni deneyimler için hayatımızda yer açmış oluruz.

Çin Tıbbında Sonbaharla İlişkilendirilen Unsurlar:

Element: Metal
Yin Organ: Akciğerler
Yang Organ: Kalın bağırsak
Duygu: Acı, üzüntü
İklim: Kuraklık; tekdüzelik
Gelişim aşaması: Hasat; sonuç almak
Tat: Acı, keskin koku
Renk: Beyaz
Duyu organı: Burun
Doku: Deri
Ses: Ağlama
Şifa verici ses: ssssssss

ACI; AKCİĞERLERİN DUYGUSU:
Çin tıbbında, her organ bir duyguyla ilişkilendirilir, akciğerlerle bağlantılı duygu ise üzüntü ve acıdır. Akciğerler aynı zamanda berrak düşünce, iletişim, yeni fikirlere açıklık, pozitif kişilik imajı; esneklik kabiliyeti, salıverme ve neşeyi temsil eder.
Akciğerlerin dengesi bozulduğunda ya da yoğun acıyla baş etmek durumundaysanız, hayatınızdaki kayıplarla ve değişimle yüzleşmede zorlanabilirsiniz ve bir yabancılaşma, bir türlü giderilemeyen uzun soluklu bir üzüntü hali yaşarsınız. Akciğerler aynı zamanda bağlanmayla ilişkilendirilir; eğer hayatınızdaki kişileri, nesneleri, deneyimleri salıvermede sorun yaşıyorsanız ya da geçmişte takılı kalmışsanız, bu akciğerlerinizde bir soruna işaret edebilir. Eğer akciğerlerinizin enerjisi (biyoenerji olarak tabir edilen qi enerjisi) zayıflamışsa, yatıştıramadığınız yoğunlukta sürekli bir acı hali yaşarsınız. Bu bozukluk, eğer devam ederse, depresyona ve diğer vakalara neden olabilir.
Tersine, bütünüyle ifade edilen ve yatıştırabilen acı, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı güçlendirir. Bu yüzden acıdan kaçmamalı; daha çok hayatın her aşamasında dengeyi sağlama ve mutlu olmada anahtar rol oynayan acıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkılmalıdır.

AKCİĞERLER VE ORTAĞI : KALIN BAĞIRSAK
Geleneksel Çin Tıbbında her organın ortağı mevcuttur- biri “yin” diğeri ise “yang” dır. Akciğerler ying, kalınbağırsak yang tır ve vücudu dengede tutmak için beraber çalışırlar. Akciğerler, yeni olanı içeri almakla görevlidir. Bu fiziksel olarak temiz, canlandırıcı, serin sonbahar havasını teneffüs ederek berrak düşünmemiz ve vücudumuzun mükemmel seviyede işlemesi için gerekli olan oksijeni içimize çekmek demektir. Kalın bağırsak ise atıkların salıverilmesinden sorumludur. Sindirimin en son aşaması olduğundan vücudun ihtiyacının olmadığı her şeyi alır ve yalnızca bedenimiz için gerekli ve önemli unsurları alarak geri kalanı serbest bırakır.

Duygusal olarak bu durum, sonbaharın temsil ettiği gibi tutunduğumuz şeyler üzerinde odaklanıp tamamen salıvermemiz için gerekli çalışmaları yapmamız demektir. Genellikle kronik kabızlık gibi elemine problemi olan insanlar, hayatlarında da salıverme ile ilgili sorun yaşarlar. Bir akupunkturcu, bu rahatsızlıkların her birinin duygusal yönlerine de dikkat eder; çünkü akciğerler, acı ve üzüntüyle bağlantılıdır. Bu duygular yoğunsa akciğerler zarar görebilir; ya da tam tersi uzun süren bir akciğer rahatsızlığı üzüntü hissine neden olabilir.
İşte; bu sonbaharda ve gelecek sene için akciğerleri ve kalın bağırsağı uygun formda tutmak için yapabileceğiniz birkaç şeyin listesi:

DERİN NEFES ALIN
Akciğerleri güçlendirmenin en iyi yollarından biri derin nefes almaktır. Bu çok basit gelebilir ama çoğu insan kesinlikle derin nefes almıyor. Bu; hafıza, enerji düzeyi ve bağışıklık sistemi gibi pekçok şeye etki ediyor. Derin ve bilinçli nefes aldığımızda hücrelerimizi ve beynimizi vücut fonksiyonları için çok önem arzeden gerekli miktarda oksijenle yükleriz.
Aynı zamanda havadan canlılık dolu “qi” enerjisini alırız. Bu sayede ciğerlerimiz bizi sağlıklı kılan pekçok vücut fonksiyonunu yerine getirir. Yapılacak en iyi şey, ferah ve temiz sonbahar havasında dışarıda bir yürüyüş yapmak ve ciğerleri şifalı “qi” nin bize sağladığı faydalı unsurlarla doldurmaktır. Başlamanız için basit bir egzersiz:

NEFES EGZERSİZİ – DERİN NEFES
Burnunuzdan nefes alın ve karnınıza kadar nefesinizi hissedin. Alabildiğiniz kadar havayı içinize çekin. Ciğerleriniz tamamiyle dolduğunda, beşe kadar sayarak nefesinizi tutun. Beşe kadar saydığınızda, ciğerlerinizdeki hava tamamen boşalana kadar nefesinizi ağzınızdan dışarı verin. Bunu üç defa yapın. Bu egzersiz günde üç kez tekrarlanmalıdır.
HAYATINIZDAKİ NEGATİFLERİ SALIVERİN:
Tabii ki negatif şeyleri salıvermek her zaman iyi bir fikirdir; fakat özellikle sonbaharda, ciğerlerin enerjisi doruğundayken daha fazla önem taşır. Çoğu zaman hayatımızdaki negatif şeylerin kontrolümüz dışında geliştiğini düşünürüz. Eğer negatif şeylerin farkında olabilirsek mümkün olduğu kadar kaçınmak için ufak değişiklikler yapabiliriz. Negatiflik, hem fiziksel hem de ruhsal olarak son derece yıkıcı bir güçtür. Bu yüzden mümkün olduğunca negatiflikten uzak kalmaya gayret etmek iyi bir amaçtır. Bazen sadece farkındalıkla ufak ve gerekli değişiklikler yaparak hayatımıza daha çok pozitif şeyleri ve ışığı çekebiliriz. Çünkü bu bizi her seviyede besleyen ve sağlıklı, mutlu bireyler olmamızı sağlayan yaşam enerjidir.

DIŞARIDA YÜRÜYÜŞ YAPIN
Yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri de dışarıda yürüyüş yapmaktır: Birbirinden güzel sonbahar renklerini içinize sindirmek ve temiz, ferah havayı içinize çekmek… Bizim için doğayla iç içe olmaktan daha güzel bir şifa olamaz ve bunun için en uygun zamanlardan biri de sonbahardır.

YENİDEN DÜZENLE, TEMİZLE & BAĞIŞLA
Sonbahar, hayatınızdaki şeylerin değerlendirmesini yaparak yeniden organize etmek, eskiden kurtulmak ve yeniye yer açmak için mükemmel bir zamandır. Bu, sonbaharda yapabileceğiniz, fiziksel alanda olduğu kadar duygusal alanda da geçerli, faydalı bir pratiktir: Gardrobunuzu gözden geçirip uzun zamandır giymediğiniz ne kadar eski giysi varsa çıkarın – Onları yerel bir derneğe bağışlarsanız başka insanlar için yeni olacaktır – Bilgisayarınızda da artık ihtiyacınız olmayan ne kadar şey varsa silin. Dolaplarınızı yeniden düzenleyin. Bütün bu aktiviteler inanılmaz derecede özgürleştiricidir; sonbaharın ahengiyle uyumludur ve ciğerlerin salıverme fonksiyonu da pekiştirir.

FULAR KULLANIN
Sonbahar deyince elbette aklımıza rüzgarlı havalar gelir—Çin tıbbında, akciğerler, beden dışıyla yakın ilişkisinden dolayı “hassas organ” olarak nitelendirilir.
Bedenimizin dışıyla doğrudan ilişkisi olan tek “yin” organımız akciğerlerdir. Bu yüzden özellikle sonbaharda onları güçlü kılmak için çok daha özen göstermeliyiz.

SONBAHARDA YARARLI BESİNLER
Sonbaharda havalar serinlemeye başladığından yılın bu zamanında serinletici etkisi olan salata ve çiğ gıdaları daha az tüketmek gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek ve bedeni beslemek için daha uzun sürede pişirilebilen, sıcak yiyecekler kış günlerine yakın bu zamanlarda tercih edilmelidir. Sindirim sistemini desteklemek için çorbalar, biftekler tercih edilmelidir: Uzun sürede pişirilebilir olması ve ısıtıcı özellikleriyle daha kolay sindirilirler. Sonbahar, rüzgarlı ve kuru bir mevsim olduğundan, “snow-ear”(kar kulağı) mantarı gibi nemli yapıda “yin” gıdalar tüketmek önemlidir. Akciğerleri besleyen gıdalar tüketilmelidir. Sonbaharda tüketebileceğiniz faydalı gıdaların bazıları:
Sarımsak
Tatlı patates
Zencefil
Soğan
Lahana
Armut
Ceviz
Karabiber
Turp
Pirinç
Kırmızı biber
Tarçın
Kakule
Pırasa
Kuru fasulye
Soya fasulyesi
Badem
Kuşkonmaz
Brokoli
Salatalık
Kereviz
Hardal otu
Kayısı
Muz
Yumurta
Ekşi mayalı ekmek
Lahana turşusu (Sauerkraut bkz)
Zeytin
Turşu
Sirke
Peynir
Yoğurt
Limon
Misket limonu
Greyfurt
Elma
Erik
Üzüm
Çin tıbbına göre sağlıklı kalmanın en iyi yolu, her bir mevsimin doğasını öğrenmek ve o ruhla uyum içinde yaşamaktır. Etrafımızdaki dünyayla uyum içinde yaşadığımızda, doğanın ritmine ayak uydururuz: Doğa, yavaşlıyor; içine çekiliyor, dinlenmeye hazırlanıyorsa bizim için de aynısını yapmak uygundur. Biraz daha fazla uyumak, ısıtıcı ve besleyici gıdalar yemek, içe dönmek – içsel yaşantımıza çok daha fazla özen göstermek gibi.
İçimizdeki metal elementi, kendine değer verme duygusunu temsil eder. Bu mevsimde dışarıda mevki, para, güç gibi değerlerin peşinde koşmak yerine; kendimize biraz daha dikkat etmek ve kendimizi sevmek önem kazanır; böylece, ihtiyacımız olan her şeye sahip ve daima sahip olduğumuzun bilincinde olarak, tam ve mükemmel varlıklar olduğumuzu bilerek halimizden memnuniyet duyabiliriz.

Original text: Autumn in Traditional Chinese Medicine
Orijinal Metin: Geleneksel Çin Tıbbında Sonbahar
Translator/Çeviren: Gülden Nantu

kaynak: Deniz Avınca Çetin facebook sayfası

Haydi Dahiler İş Başına… Resimde Kaç Kare Var…

12208773_10153708968119573_6803658210472425077_n[1]

DÜNYA’NIN EN BÜYÜK SIRRI…

415242_129567547287768202730_Original[1]

Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve “Sen bu dünyanın en bilge kişisisin. Sen hayata dair herşeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki, bütün kapıları açmamı sağlasın.” der.
Bilge Platon’a döner ve, ” Ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin ?” diye sorar.
“Evet” der Platon, ” Lütfen bana dünyanın en büyük hazinelerine ulaşmamı sağlayacak sırrı ver.”
“Bunu bilmek, sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek” der bilge. ” Bu sırrı öğrendiğinde,artık bunu saklayamazsın. Bunu yapman gerekecek. Eğer sırrı öğrendikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan, sır senin başına bela olur. Bu çok kritik bir karar anıdır senin için, çünkü hem hazineyi hem de zehri tercih edebilirsin. Bunun için hazır mısın ?
“Evet” der Platon. ” Bu sırrı taşımaya hazırım. Sırrı kullanacağıma dair yemin ederim sana. Eğer kullanmazsam, o zaman da başıma gelecekleri kabul ediyorum.”
“O halde yaklaş yanıma” der bilge. ” Kulaklarını dört aç ve beni dinle. Sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum. Ama bunu bildikten sonra, kullanmazsan eğer, başına büyük bir dert alıcaksın.”
Bilge büyük bir dikkatle Platon’un gözlerinin içine baktı ve bütün gücü ile sırrı açıkladı.

“İşte budur dünyanın en büyük sırrı” dedi bilge. “Sana bütün hazineleri verecek olan sır budur. Çok basit ama çok büyük bir sırdır bu.”
Platon şaşkındı. ” Ama bu çok basit” dedi.
Bilge o sözünü bitirmeden yine sırrı haykırdı büyük bir sesle, ” YAP…”
“Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca YAP..” diye haykırdı yeniden.
“Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte!” dedi.”Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan, o zaman git ve YAP… Eğer başarı istiyorsan, zenginlik İSTİYORSAN, GİT ve YAP…”
Platon bir şeyler söylemeye çalıştıkça, şaşkınlığını dile getirmek istedikçe, bilge onu susturdu ve “Yap…” diye haykırdı. Platon sırrı öğrenmişti. Artık dünyanın en büyük hazinesine sahipti herşeyi elde edebilirdi. Sadece gitti ve “yaptı”…

İşte artık dünyanın en büyük sırrına sahipsiniz. Bu sır hayatınızı değiştirebilir. Bu sır sizi hayallerinizin de ötesine götürebilir. Başarılı mı olmak istiyorsunuz,gidin ve yapın. Zenginlik mi istiyorsunuz, gidin ve sadece yapın. Ne istiyorsunuz,sınırlı bir hayat mı yoksa, rüya gibi bir hayat mı?O zaman gidin ve yapın.

Bunu başarabilir misiniz?
Bunu yapabilir misiniz ?

YAPIN O ZAMAN!.

* Alıntıdır_

Zencefilin Kadınlar için Faydaları

zencefil[1]

Zencefil, geleneksel olarak iyileştirici özellikleri nedeniyle pek çok kültür tarafından kullanılan, pek çok faydası olan bir köktür. Bu özelliklerin pek çoğu kadınların sağlığıyla ilgilidir. Bunlara soğuk ayakları ısıtmak, menopoz esnasında libidoyu arttırmak, hamilelik süresince mide bulantısını önlemek veya metabolizmayı hızlandırmak örnek gösterilebilir.

Aşağıda, zencefilin kadınlar açısından faydalarını açıklayacağız ve ayrıca zencefili tüketebileceğiniz farklı yolları ve lezzetli, orijinal bazı tarifleri sunacağız.

Zencefil

Doğuda asırlardır kullanılan zencefil (Zingiber officinale), çok değişik bir tada sahiptir. Bu bir nevi tatlı, ferahlatıcı ve acıdır. Özellikleri nedeniyle kullanılan kısmı köksapıdır.

zencefil2

Kadınlar için Faydaları

Zencefili düzenli bir şekilde tüketmek aşağıdaki faydaları sağlar:

  • Anti-inflamatuar ve doğal bir ağrı kesici: Zencefil, artrit, artroz, fibromiyalji veya kronik yorgunluk gibi iltihaplı veya ağrılı hastalıkları doğal bir şekilde tedavi etmek için önerilir.
  • Sindirim: Zayıf sindirim, şişkinlik, gastrit, mide ülseri, ishal gibi durumları tedavi etmeye yardımcı olur. Bu aynı zamanda alkol tüketirken veya ilaç kullanırken bir mide koruyucusu görevini de görür.
  • Boğaz enfeksiyonları: Boğaz enfeksiyonlarını tedavi etmenize yardımcı olur ve özellikle ses kısılmaları durumunda ve profesyonel şarkıcılar için önerilir.
  • Bulantı ve kusma: Özellikle annede veya fetüste bir yan etkiye neden olmaması nedeniyle hamileliğin ilk aylarında tüketilmesi önerilir. Bu aynı zamanda kanser tedavisi için kemoterapi süresince mükemmel bir takviyedir. Ayrıca deniz tutmasını önlemeye yardımcı olur.
  • Isı sağlar: Zencefil, tüketmeniz veya onu harici olarak uygulamanız durumunda yüksek ısıtma değerine sahiptir. Bu özellikle kendini soğuk hissedenlere ve genel olarak soğuk dönemlerde önerilir. Senenin sıcak dönemlerinde bunun terlemeyi arttıracağını göz önünde bulundurunuz.
  • Metabolizmayı hızlandırır: Bu ısıtıcı özellik aynı zamanda metabolizmanızı arttırır ve kilo vermek açısından oldukça faydalıdır.
  • Libidoyu arttırır: Doğal bir afrodizyaktır. Zencefil ve toz tarçını balla karıştırmanızı ve bu karışımı günde bir çorba kaşığı tüketmenizi öneririz.
  • Kalp-damar hastalığını önler ve kan dolaşımını arttırır: Ancak, eğer ilaç kullanıyorsanız, zencefilin ilacın faydalarını engelleme durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle doktorunuza danışmanız önerilir.

Nasıl Tüketilmeli?

Bunu pek çok şekilde tüketebilirsiniz:

  • Çiğ kök: Bunu rendeleyebilir ve her türlü tarife katabilirsiniz.
  • Toz haline getirilmiş olarak: Bu tedaviyi gerçekleştirmek için, dozajını kontrol edebilmeniz için onu toz haline getirilmiş biçimde tüketmenizi öneririz. Günde 2 gramı aşmamanızı ve önce hekiminize danışmanızı öneririz.
  • Kristalize edilmiş olarak: Kristalize edilmiş zencefil artık günümüzde bitkisel ürünler satan dükkanlardan kolayca temin edilebilmekte. Bunun yüksek şeker içeriğine sahip olduğunu göz önünde bulundurunuz.
  • Çaylarda: Sıcak bir dem, özellikle soğuğa karşı duyarlı olanlar için idealdir.
  • Sıkma su: Taze zencefil suyu, tüketiminde aşırıya kaçılmadığında elma, ananas, havuç, vs. sularına orjinal ve ek tıbbi bir özellik kazandırır.
  • Uçucu yağ: Zencefili bir uçucu yağ olarak temin edebilirseniz, masajlarda ve soğuk ayaklar için kullanabilirsiniz. Bunu günlük nemlendirici kreminizle karıştırıp ayaklarınıza iyice masaj yapabilirsiniz. Kısa bir sürede onun sağladığı yüksek miktarda ısının farkına varacaksınız.

zencefil-tatlılar

Orjinal Tarifler

Zencefili yukarıda belirtilen herhangi bir şekilde, herhangi bir tarife katabilirsiniz. Bu örneğin pastalara, tatlılara, kurabiyelere veya keklere hoş ve ferahlatıcı bir tat katar.

Zencefili ayrıca tarçın, anason ve zerdeçalla birlikte sütle veya bir sebze içeceğiyle birlikte kaynatabilirsiniz. Böylece vücudunuzu ısıtacak çok lezzetli bir karışım elde edebilirsiniz.

Japon mutfağında, zencefil turşusu suşi ile birlikte sunulur. Belki daha önce fark etmemişsinizdir, ama bu oldukça farklı bir tada sahip turuncumsu bir yaprağa benzer. Japonlar bunu çiğ balık yedikten sonra damaklarını temizlemek için kullanırlar.

Son olarak, kristalize edilmiş zencefil hem tatlı, hem de tuzlu tariflere renk katmak için kullanılabilir. Bunu ayrıca isterseniz sıcak çikolataya katabilirsiniz ve buzdolabında soğumasına izin vererek lezzetli tatlılar hazırlayabilirsiniz.

Bebekler İçin Uğur Getiren Altın İğneli Melekler…

IMG_7978

Sol baştaki 925 ayar gümüş, ortadaki yeni doğanlar için 14 K altın iğnesi dahil, sağ baştaki 18 K altın melek kolye ve aksesuarları için 0536 508 19 73ten Işıl İpekçi’ye ulaşabilirsiniz…

Beyninize Zarar Veren 11 Alışkanlık

beyin[1]

Bazen nelerin ters gittiğini anlayamazsınız: kendinizi yorgun hissedersiniz, konsantre olamazsınız, bir şeyleri unutmaya başlarsınız, ancak bu nedense sadece örneğin erken kalktığınızda veya öğlene kadar bir şey yemediğinizde veya işte fazla stres yaşadığınızda söz konusu olur. Buradaki sorun vücudunuzun en önemli parçalarından birine, yani beyninize gereken şekilde bakmayı unutmanızdır.

Gerçekleştirdiğiniz her şey vücudunuzu mutlaka bir şekilde etkiler. Daha da ötesi, belirli aktiviteler beyninizin normal işleyişini önler ve hatta onun yapısına zarar verir. Bu zararlı faaliyetleri her gün senelerce gerçekleştirdiğinizi hayal edin. Nelerin olacağını tahmin edebiliyor musunuz? Kişisel alışkanlıklarınız beyninizi öldürmekte! Ancak endişelenmeyin, henüz çok geç değil. Yaşam tarzınızı değiştirmek hem beyninizin, hem de vücudunuzun sağlığını garanti edebilir. Bu makalede sizlere beyninize zarar veren bu günlük alışkanlıklar hakkında daha fazla bilgi sağlayacağız.

Ben ve Beynim

Beyniniz oldukça karmaşık ve hassas bir organdır ve tüm vücutsal süreçlerde dolaylı ve dolaysız bir etkiye sahiptir. Bu organ kalp atışı, sıvı dengesi, kan basıncı, hormonal denge ve vücut ısısı gibi homeostatik işlevleri düzenlemektedir. Beyin aynı zamanda hareket etme, kavrama, öğrenme, hafıza, duygular ve böylece tüm sağlıktan sorumludur.

Çok sayıda bilimsel çalışmaya göre, birisinin hayat tarzı beyin hücrelerine kısa veya uzun dönemde zarar verebilir ve böylece dejeneratif hastalıkların ve diğer durumların gelişimine neden olabilir. Diğer yandan, dengeli beslenme veya düzenli olarak egzersiz yapma gibi olumlu alışkanlıklar beyninizi uyarır ve onu tekrar sağlığına kavuşturur. Bu nedenle vakit kaybetmeden beyninize zarar veren bu 11 günlük alışkanlığı öğrenelim.

Beyninize Zarar Veren 11 Alışkanlık

1. Kahvaltı etmemek

iyi-bir-kahvaltı-beyne-yardımcı-olur

Kahvaltı, performansınızı, dayanıklılığınızı ve duygusal durumunuzu gözle görülür bir şekilde etkilediği için günün en önemli öğünüdür. Günün ilk birkaç saati süresince beyin maruz kaldığı uzun süreli açlık sonrasında fizyolojik süreçleri “yönetmeye” devam etmek için besinleri tahsis etmeye devam eder. Eğer ona enerji sağlamazsanız, rezervleri kullanması gerekir ve bunun için doğru işlevleri sürdürebilmek adına fazladan bir çaba göstermesi gerekir. Kahvaltı etmemek genel olarak enerji yetersizliğine, konsantrasyon ve hafıza sorunlarına, kötü ruh haline, zayıf fiziksel ve entellektüel performansa neden olabilmektedir. Yeterli ve sağlıklı bir kahvaltı yapmanız önerilir.

2. Sigara içmek

Korkunç bir alışkanlık olan sigara içme beyin maddesini azaltmanın yanı sıra beyne sağlanan oksijeni de azaltır. Bunun Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklara neden olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca, sigara tüketimi esnasında salınan heterosiklik aminler doğru DNA üremesini etkiler ve kanser hücreleri oluşturan mutasyonların ortaya çıkmasına neden olur.

3. Arttırılmış şeker tüketimi

rafine-şeker-yemenin-beyne-zararları

Rafine şeker, beyaz un, kızarmış yiyecekler ve paketlenmiş gıdaların bir diyetteki baskınlığının yanı sıra diyette yeterince miktarda sebze, meyve ve lif olmaması vücutta zararlı maddelerin birikimine neden olur. Bu tümörlerin gelişimini arttırır, bağışıklık sisteminin işleyişini bozar, beslenme yetersizliğine neden olur ve nörolojik gelişimi etkiler.

4. Sürekli olarak kirli ortamlara maruz kalmak

Beynin sabit bir miktarda oksijene ihtiyacı vardır, ancak diğer toksik maddeler oksijenin taşınmasını ve işlenmesini etkileyebilir ve beynin veriminin azalmasına neden olabilir.

5. Yeterli uyku almamak

Beyninizin dinlenmesi, metabolik süreçlerin gerekli şekilde gerçekleşmesi ve gerekli enerjinin üretilmesi ve ayrıca hücresel yenileme için geceleyin 8 saat uykuya ihtiyacınız var. İnsanın kendisini uykudan mahrum bırakması kısa dönemde beyin hücrelerinin ölümünü hızlandırır ve sizin gün boyunca yorgun olmanıza ve kötü bir ruh haline sahip olmanıza neden olur.

6. Aşırı yeme

Vücudun ihtiyacı olmayan gıdalar yemek yağlar biçiminde kalıntı maddelerin birikimine ve beyin damarlarının sertleşmesine neden olur; bu da onun düzgün bir şekilde işlemesine engel olur.

7. Alkol

alkolizm

Alkol, başta sinir sistemi, karaciğer ve kalp dahil olmak üzere çoğu organa zarar verir. Alkol beyinde gerçekleşen kimyasal reaksiyonları etkiler. Alkolizm ayrıca nöronları öldürür ve sinir dürtülerinin iletim hızını azaltır.

8. Şiddetli reaksiyonlar veya erken stres

Stres sinir sisteminde pek çok reaksiyona neden olur. Bu reaksiyonlardan bazıları zihinsel kapasiteyi azaltır ve aynı zamanda bir inme veya kalp krizi riskini arttırır.

9. Uyurken başınızı örtme

uyku

Başınız örtülü bir şekilde uyumak karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve oksijen miktarını azaltır. Bu da beyin üzerinde zararlı etkilere neden olabilir.

10. Bir hastalık esnasında beyni zorlamak

Hastayken çok çalışmak zarar vericidir, çünkü vücudun enerjisi iyileşmeden saptırılır. Beyni bu gibi durumlarda zorlamak vücudun verimliliğini azaltabilir ve aynı zamanda bağışıklık sistemini daha da zayıflatabilir. Bu da pek çok diğer hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir.

11. Yetersiz zihinsel uyarı ve egzersiz

Beyninizi uyarmak için düşünmek, akıllıca sohbetler gerçekleştirmek, bir kitap okumak veya bulmaca çözmek gibisi yoktur. Bunlar öğrenme kapasitesini ve hafızayı geliştirir ve aynı zamanda uyarıların tepki sürelerini düzenler.

Son birkaç tavsiye

Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek beyninize bakınız:

  • Uygun bir şekilde yiyin, diyetinize beyinsel aktiviteyi uyaran lezzetli meyve ve sebzeleri dahil edin. Omega 3 yağ asitleri açısından zengin balıkları tüketmek de önerilir, çünkü bu yağlar nöronlar arasında iletişimi destekler.
  • Günde 3 veya 4 adet ufak fincan çay veya kahve için. Bu kısa ve uzun dönem hafızayı iyileştirir ve Alzheimer veya Parkinson hastalığı riskini azaltır.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • Uyuşturucu, tütün ve alkolden uzak durun.
  • Gerektiği kadar uyuyun.
  • Pozitif düşüncelere odaklanın.

Yağları Eritmeye Yardımcı Akşam Yemekleri

 

Pancar-Çorbası[1]

Akşam yemeği çok önemlidir. Bir çok beslenme uzmanı kilo almayı önleyici sağlıklı bir diyete uyan akşam yemeklerinin önemini vurgulamaktadır. Akşamları kalori alımını kontrol altında tutmak ve en uygun yiyecekleri seçmek doğal yollarla kilo vermenize yardımcı olacaktır. Daha fazlasını öğrenmek ister misiniz?

Sağlıklı ve dengeli bir akşam yemeği sadece fiziksel olarak daha iyi görünmenizi sağlamakla kalmaz, ayrıca geceleri daha iyi dinlenme ve daha kaliteli bir hayat yaşama imkanı sunar. Bazen gün boyunca çok az yemek yiyip, akşamları “ana yemek” yemek gibi vahim hatalar yaparız. Veya kilo vermek için akşam yemeğini es geçeriz. Besin uzmanları bunun bir hata olduğunu söylemektedir. Gün boyunca her bir öğünü, dengeli olduğundan emin olmak kaydıyla, atlamadan tüketmelisiniz ve tabağınızda hangi yemeğin olacağına karar vermelisiniz. Şimdi buna bir göz atalım.

Kilo vermede için akşam yemeğinin önemi

Kilo-vermek

Neden? Aklımda tutmam gerekenler nelerdir?

  • Akşam yemeği günlük enerji ihtiyacınızın %15-20’sini karşılamalıdır. Bu dengeli kaloriler baz alınarak yapılmalıdır ve gün içerisinde kaloriye en az ihtiyaç duyduğumuz an bu zamandır.
  •  Nüfusun büyük çoğunluğu alışkanlık olarak küçük miktarda kahvaltı ve öğle yemeği tüketmektedir. Bu bir hatadır. Acele içinde olmak, çalışmak ve yapılacak işler bazen eve çok aç olarak gelmemize sebep olur ve bu yüzden kendimizi büyük ve yüksek kalorili bir akşam yemeği hazırlarken buluruz.
  • Kolayca yapabileceğimiz başka bir hata daha var: akşam yemeği yememek. Eğer kan şekeriniz düşerse, hipoglisemi sebebiyle metabolizmanız yavaşlar, bu da kullandığınız kalori miktarında azalmaya sebep olur. Kendinizi çok daha huzursuz hissedersiniz ve gün içerisinde kesinlikle çok daha fazla yemek yersiniz.
  • Akşam yemeği günün son öğünüdür. Eğer düzgün beslenirseniz, günün geri kalanındaki öğünleri dengeleyebilirsiniz. Uygun miktarda protein ve çok az miktarda kullanılan yağ metabolizmanızın düzgün şekilde çalışmasına yardımcı olur.
  • Akşam yemeğini asla “atıştırmalık” ile geçiştirmeyin. Atıştırmak, bir kase kahvaltı gevreği ve hatta bir kaç dilim meyve kilo almanıza sebep olabilir. Kahvaltı gevreği lif içermektedir, fakat aynı zamanda bolca şeker de içerir. Aynen meyveler gibi. Beslenme uzmanları akşamları sadece meyve yemenin sindirim problemlerine yol açtığını ve kilo vermeye yardımcı olmadığını söylemektedirler.

Yağları eritmeye yardımcı akşam yemekleri

1. Gün

Biberiyeli-tavuk

  • Bir ufak pancarın ve bir orta boy elmanın suyu: hem arındırıcı hem de doyurucu etkisi vardır.
  • Limon suyu ile pişirilmiş ızgara tavuk göğsü: tavuk veya hindi gibi yağsız etlerde bulunan proteinler, sindirim sırasında metabolizmayı uyarır, dolayısıyla daha fazla enerji (içerdikleri kalorinin %30’u kadar) tüketmenizi sağlar. Limon suyu gibi antioksidan bir sıvı katarsanız, muhteşem bir kombinasyon oluşur.
  • Tarçınlı süzme yoğurt: Bu sizi şaşırtabilir fakat süzme yoğurt bolca protein içerir ve kalori yakmanıza yardımcı olur. Bu karışıma tarçın eklemek iyi bir fikir olacaktır, çünkü yemeklerle karıştırılarak alınan günde bir çay kaşığı tarçın şekerin metabolik olarak işlenmesini %20 oranında hızlandırır ve kan şekeri seviyesini azaltır. Bunu sakın unutmayın.

2. Gün

esmer-pirinç

  • Ananas suyu
  • Mantarlı, biberli tam tahıllı pilav (acı biberle de yapılabilir): acı kırmızı biber, arnavut biberi veya acı biberler vücuttaki lipit oranını azaltır ve yağ hücrelerinin çoğalmasını engeller. Mantar iyot içerir ve tiroidin çalışması ve yağların eritilmesi için harikadır.

3. Gün

pancar

  • Kırmızı salata (yağları eritmede yardımcı doyurucu, idrar söktürücü besinlerle)
    • 150 gram pancar, küçük küçük doğranmış
    • 100 gram havuç, küp küp
    • 1 kereviz sapı
    • 2 domates, küp küp
    • 50 gram soğan, küp küp
    • Portakal suyu, bir yemek kaşığı zeytin yağı ve karabiberle hazırlanmış salata sosu
  • Tek kişilik ızgara hindi

4. Gün

hindili-ıspanaklı-salata

  •  Kereviz çorbası: kereviz sadece idrar sökücü olmakla kalmaz, aynı zamanda harika bir tonik, potasyum, klorin, bakır, sülfür, kalsiyum ve sodyum açısından oldukça zengin bir besindir. İdrar sökücü olarak ürik asidi etkisiz hale getirir.
  • Ispanak ve hindili salata
    • 50 gram ıspanak
    • 1 adet hindi göğsü, parça parça doğranmış
    • 2 diş sarımsak, ince kıyılmış
    • Bir yemek kaşığı elma sirkesi ve zeytinyağı ile hazırlanmış salata sosu
  • Bir ufak kase dolusu üzüm

5. Gün

pancar2

  • Portakal ve havuç salatası
    • Marul, küçük şeritler halinde kesilmiş
    • 100 gram havuç, rendelenmiş
    • 50 gram soğan, küp küp
    • 1 portakal, dilimlenmiş
    • Bir limon suyu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve karabiber ile hazırlanmış salata sosu
  • Bir tane fileto berlam balığı: metabolizmayı aktif hale getiren omega-3 açısından ve yağ asitleri açısından zengindir.

6. Gün (tercihe bağlı)

  •  Soğuk Borş veya soğuk pancar çorbası 

Malzemeler

  • İstenilen miktarda tuz ve karabiber
  • 2 limon
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 kilo pancar
  • Taze baharatlar

Yapılışı

  • Limonların suyunu sıkın.
  • Pancarları soyun ve dilimleyin. Bol tuzlu suda pişirin. Kaynatın.
  • Kaynamış suyu kenara alın.
  • Pancarların üzerine pişirme suyunu ekleyin.
  • Tuz, karabiber, limon suyu ve şeker ekleyin.

Bir kaç gün içinde, buradaki diyeti kullanarak istediğiniz kombinasyonları yaratabilirsiniz. Tavsiye olarak ise, her zaman çiğ sebze kullanmak daha iyidir (özellikle ıspanak için), çünkü metabolizmayı daha da fazla arttırır ve içerdikleri sindirim enzimleri pişirme sırasında yok olabilir. Ayrıca asitli içeceklerden uzak durmayı ve bunların yerine su kullanmayı unutmayın. Son olarak, yatağa girmeden 2 saat önce yemek yemeniz gerektiğini unutmayın.

kaynak: sağlığa bir adım

 

 

Eklem Ağrılarına Elveda: 5 Denenmiş Çözüm

eklem-ağrısı[1]

 

Eklem ağrısından mı şikayetçisiniz? Size ağrınızı azaltıp dindirebilecek beş önerimiz var.

Daha önce hiç sanki tüm gece hiç uyumamış gibi yorgun uyandığınız oldu mu? Ellerinizi bile oynatmak canınızı yakar, merdivenlerden inerken dizleriniz acır.

Bu dayanılmaz eklem ağrılarını nasıl tedavi edebilirsiniz? Size bu konuda günlük hayatınızda uygulayabileceğiniz bazı önerilerimiz olacak.

Eklem ağrısını geçirmek için öneriler

Pek çok kişi romatizma, artrit ve osteoartrit gibi hastalıkların neden olduğu eklem ağrılarından şikayetçidir. Bu ağrılar her zaman geçirilemeyebilir ancak çeşitli taktikler sayesinde ağrıların şiddeti azaltılıp yaşam kalitesini düşürmesi önlenebilir.

Her zaman doktorunuzun önerilerine uymalı ve anti-enflamatuar alımını abartmamalısınız çünkü onların da zararlı yan etkileri olabilir. Bu yüzden size çeşitli doğal çözümler öneriyoruz!

1: Her gün zencefil

zencefil

Yakın dönemde Miami Üniversitesinde yapılan bir çalışma, günde 2 kapsül zencefil tüketmenin eklem ağrısı ve enflamasyonuna iyi geldiğini ortaya çıkartmıştır. Zencefilin etkisi ibuprofenden hem daha faydalıdır hem de mide yanması ve dolaşım bozukluğu riski taşımaz. İster sağlık ürünü satan yerlerden ister marketlerden zencefil alabilirsiniz. Her gün, günde iki sefer bir yemek kaşığı zencefili bir bardak su ile tüketirseniz günlük önerilen miktarda tüketmiş olursunuz.

2: Çeşitli yiyeceklere dikkat edin

süt

Bu yiyecekleri ya hiç tüketmemelisiniz ya da çok az miktarda tüketmelisiniz:

  • Laktoz: Laktozun içindeki süt proteini eklem enflamasyonuna neden olur. Eğer çok sık süt ve yoğurt tüketiyorsanız, yaşam kalitenizi arttırmak için bu besinleri yavaş yavaş beslenme düzeninizden çıkartmalısınız.
  • Kırmızı et: Kırmızı etleri tamamen hayatınızdan çıkartmaya çalışın, kırmızı et hem sağlıklı değildir hem de damarlarda kolesterol sorunlarına yol açabilir.
  • Buğday: Şaşırdınız mı? Yapılan çalışmalar buğday ve diğer tahılların içerdiği glutenin, artriti olan kişilerde eklem ağrısı ve enflamasyona neden olduğunu göstermektedir. Beslenme düzeninizden gluteni çıkartmak biraz rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Gluten tüketmeyi bıraktıktan sonra bir değişiklik görmediklerini söyleyen bazı kişiler olsa da, pek çok kişi gluteni tamamen hayatlarından çıkarttıktan sonra yaşam kalitelerinde ciddi bir artış olduğunu belirtmektedir.
  • Yumurta: Eklem ağrılarını şiddetlendirecek diğer şeylerin yanısıra sarısında kolesterol barındıran bu hayvansal ürünü tüketirken dikkatli olmalısınız. Yumurta hem sağlıklı bir besin hem de iyi bir protein kaynağı olsa da, istenmeyen yan etkilere neden olabilirler.
  • Patlıcangiller: Bu ismi daha önce duydunuz mu? Patlıcangiller derken domates, biber, patlıcan gibi yiyeceklerden bahsediyoruz. Bu çiğ sebzeler kas-iskelet sisteminde soğukluğa neden olabilirler; ayrıca eklem enflamasyonu ve migrene de neden olabilirler. Bunun nedeni solanin adı verilen bir toksik bir alkaloittir ve bu madde enflamasyona neden olabilir veya zaten bu tarz bir şikayeti olan kişinin durumunu kötüleştirebilir. Bu durumda tüketebileceğiniz en sağlıklı sebze havuçtur.

3: Sabahları yeşil çay

Yeşil çay sever misiniz? Seviyorsanız çok şanslısınız! Yeşil çayın içerdiği antioksidanlar artrit ve eklem ağrısı ile savaşıp oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Her sabah bir bardak içmeyi unutmayın.

4: E vitamini, en büyük yandaşınız

e vitamini

E vitamininin artrite karşı olan faydalarını biliyor musunuz? Günde iki kapsül almanızı öneriyoruz. E vitamini kapsüllerini eczane veya sağlıklı yaşam mağazalarından alabilirsiniz. Ayrıca pek çok yeşil yapraklı sebze de E vitamini içerir ama gerekli miktarda E vitamini alabilmeniz için günde 2 kapsül almanızı öneriyoruz.

5: Ağrınızı azaltıp ruh halinize iyi gelecek besinler

süt

Yaşam kalitenizi arttırmanız çok önemlidir. Bunu düzgün beslenerek başarabilirsiniz. Ağrınızı azaltmaya yardımcı olacak yiyeceklerin yanı sıra kendinizi de daha iyi hissetmenizi sağlayacak şeyler tüketmelisiniz. Peki bunu nasıl mı yapabilirsiniz?

  • Taze ürünler tüketin, özellikle de sebze ve meyve. Dondurulmuş veya önceden hazırlanmış çeşitli kimyasallar içeren yiyecekler eklem ağrılarını arttırır.
  • Kuru meyveler: Badem, antepfıstığı ve benzeri yemişler sağlıklı birer enerji kaynağıdır.
  • Limon suyu: Limon suyu ihtiyacımız olan antioksidanları almamızı sağlar ve daha etkili olması için sabahları içilmelidir.
  • Balıkyağı: Eklem ağrılarının şiddetini azaltmaya yardımcı olduğu kanıtlanmış bir Omega 3 kaynağıdır. Her gün bir çay kaşığı tüketmeyi unutmayın.
  • Organik elma sirkesi: Ağrıyı azaltmaya yardımcı olur ve genel sağlığınız için yararlıdır.
  • Kinoa ve Amarant: Bu iki besini denediniz mi? Süper besin olarak adlandırılan bu tahıllar hem tükettikçe size harika faydalar sağlayacak hem de eklem ağrısını azaltmaya yardımcı olacaktır.

El Falına Göre Kaderin…

1531804_939073136159688_8574415331241265387_n[1]

1. El:
Bu şekilde görüldüğü gibi bir elin varsa,
. İddialısın
. Zekisin
. Bağımsızsız
. Karar alıcıısn
. Bencilliğin var, maddeci bir bakış açısına sahip olmalısın. İyi bir gözlemcisin. İstersen hem kendin hem insanlar için niteliklerini kullanabilirsin.

2. El:
. Naziksin
. Düşüncelisin
. Güvenilirsin
. İnsanlara çabuk inanıyor olmalısın
. Bir işi istiyorsan alabilirsin, nerede duracağını öğrenmelisin.

3. El:
. Ne istediğinizi bilmelisiniz. Kendinizi keşfettiğiniz zaman mutlu olabilirsiniz. İnsanların söylediklerini inceleyip karar veriniz. Zarar görebilebilirsiniz.

4. El:
. Kalbini yumuşatmalısın. Eğer kalbinin sesine kulak verebilmeyi öğrenirsen, Sevcen, sıcak kalpli, sakin iyi niyetlisin.
. Hayırsever bir tip değilsin.
. Şüphecisin, her şeyden de zarar gelmez. İnsanlara güvenmeyi de öğrenmelisin.
. Aşırı tedbirlisin.

kaynak: sağlık olsun sayfası

Tuba Küçükaksuyla 21-22 Kasım’da Gümüşsuyu’nda gerçekleşecek ‘’Birliğe Uyanış’’ atölyesini kaçırmayın…

12140119_832529183526732_6185790072361113285_o1[1]

 

Kişisel arayışlarım doğrultusunda çıktığım yolculukta yolum Tuba Küçükaksu’yla karşılaştı.. Kendisinin insancıl, sevecen, yardım eden, sakinleştiren enerjisine bayıldım ve verdiği tüm eğitimlere katılmaya başladım. Eh bu kadar faydalandığım birini sizlerle paylaşmasam olmaz deyip kendisiyle kısa bir söyleşi yapmaya karar verdim. Buyrun…

Kalbe Hitap Eden Ve Kendini Birlik Bilincine Adayan Sevgili Tuba Küçükaksu’yu Tanıyalım…

Bu işe başlamaya nasıl karar verdin Tuba?

Uzun yıllar Turizm sektöründe çalıştım. Finansal olarak da gayet rahat bir konumdaydım fakat zaman zaman kendimle kaldığımda içimden yükselen ve beni rahatsız eden bir boşluk hissi oluşuyordu. Sanki bir şeyler eksikti. Bunun üzerine “Karşıma bir işaret çıksın” dediğim günlerde “Aydınlanma Fenomeni” adlı bir kitap ile karşılaştım. Bu kitap, Hindistan’daki bir Üniversitedeki 21 günlük ruhsal uyanış yolculuğunu anlatıyordu. Kitabı okuduktan sonra oraya gitmem gerektiğini hissettim fakat bunun için kurulu düzenimden vazgeçmem yani tüm hayatımı etkileyecek önemli bir seçim yapmam gerekiyordu.

O zaman çok radikal bir seçimle yüz yüze mi kaldın?

Evet. İşimden ayrılmam ve aynı anda bu yolculuğun maliyetini karşılayabilecek yüklü bir kredi çekmem gerekiyordu. En başta ebeveynlerim ve yakın çevrem gitmemem yönünde çok ciddi baskı yaptı ve karşı çıktılar. Onları için kurulu düzeninizi bırakıp gitmek, her şeyi çöpe atmak gibiydi. Bu özellikle annem, babam için çok kabul edile bilinir, anlaşılabilir bir şey değildi. Nasıl yaptıysam bir şekilde bu riski aldım ve ilerisini göremediğim bu gizemli yolculuğa başlamaya karar verdim.

Ve uçağa binip gittin yani?

Evet, bu çok çılgınca geliyor olabilir. Sadece bir kitapta okuduğunuz, Hindistan’da bir üniversiteye. Şu an hala böyle bir kararı nasıl verdiğimi kendim bile anlamış değilim. Oluverdi işte J Gittim ve o kitapta okuduğum 21 günlük sürece katıldım.

Ne gibi değişimler yaşadın?

Orada, o yüksek enerjinin içindeyken neler olup bittiğini, nelerin değiştiğini insan pek kavrayamıyor. Değişimi, ülkenize döndüğünüzde, yani bilindik alana geri geldiğinizde yaşamaya başlıyorsunuz. Üstümde çok olumlu etkileri oldu diyebilirim. Artık eskiden sinirlendiğim şeylere sinirlenmiyordum, olaylara bakış açım genişlemişti, bir nevi nötrleşmiştim. Geçmişimle, tüm ilişkilerimle ve kendimle yüzleşmiştim. Anlayacağınız önce her şey darmadağın oldu, gitmesi gerekenler gitti, dönüşmesi gerekenler dönüştü ve yeni bir şeyler geldi ve o boşluklar doldu. Beni tanıyan çok eski dostlarım eski Tuba’nın gittiğini, başka bir Tuba’nın geldiğini sürekli dile getiriyorlardı. Bu sözler yaşadığım sürecin işlediğinin bir göstergesi olarak kabul ettim.

Bu arada krediye ne oldu?

Bu kredi olayı da çok ilginç bir hal aldı. Uçaktan inerken telefonu açtığım an, tanımadığım birileri bana çalışma için teklifler sunmaya başladı. O andan itibaren yoğun bir çalışma temposuna girdim. Sanki ben borçlanmamışım, hiç endişe etme fırsatım oluşmadan ödeme zamanı geldiğinde bir şekilde kredim tıkır tıkır ödeniyordu.

Sonraki süreç nasıl işledi?

Hindistan’a gidip gelmelerim devam ederken aldığım eğitimleri burada paylaşmaya devam ettim. Üniversitenin Türkiye koordinatörlüğüne getirildim ve yıllarca bunu sürdürdüm. Başka alanlarda da eğitimler alarak seyyah misali Türkiye’nin birçok şehrinde seminerler, grup çalışmaları ve bireysel seanslar vermeye başladım. Şu an sevgili kardeşim Tarkan Küçükaksu ile Gümüşsuyu’nda açtığımız atölyemizde bütün bu çalışmaları paylaşmaya devam ediyorum.

Bize biraz “Birliğe Uyanış” eğitiminden bahseder misin?

Hindistan’da Birlik Üniversitesinde verilen 21 günlük eğitimin iki güne dönüştürülmüş hali diyebiliriz. O zaman sene 2005’di şimdi 2015. Hem gezegenin hem de insanların enerjileri değiştiğinden Birliğe Uyanış’ da haliyle değişti. İki tam gün gerçekleştirdiğimiz seminerimizin oldukça yoğun ve derin bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Sekiz adet yaşam dersinden oluşuyor, unuttuklarınızı hatırlatan, hayatta uygulayabileceğiniz basit yöntemler ve formüller ile farkındalığınızı yükseltmeye ve dengeye gelmenizi kolaylaştıran, ‘İlahi Dokunuş’ ile istediğiniz zaman yüksek bilince çapa attığınız eğlenceli bir yolculuk. Ayrılık bilincinden birlik bilincine açılan uyanış kapısı. Süreç herkesin ihtiyacına göre farklı faydalar sağladığı için katılan herkes farklı sonuçlara ulaşıyor. Anlatılması güç, deneyimlenmesi gereken bir şey. Aslında sürece katılmış biri olarak Birliğe Uyanış ‘da neler yaşadığını senden de dinleyebiliriz. J  Web sitemizde “Sizden Gelenler” diye bir bölümümüz var, merak edenler oraya eklediğimiz geri bildirimlerini okuyabilirler.

Başka eğitimler veriyor musun?

Evet veriyorum. Turizm’de görev yaparken ve Birlik Üniversitesi ile ilişkim başlamadan evvel ilk olarak herkesin bildiği, Reiki denilen bir şifa tekniğiyle tanıştım. Şifa ile ilgili yüksek frekanslı çeşitli enerji sistemleri, Feng Shui, nefes, koçluk ve meditasyon gibi konulara yoğunlaştım. Bilgi aktarmaktan çok uygulamayı ve uygulatmayı tercih ediyorum. Bizde büyümesi ve gelişmesi gereken alan orası diye düşünüyorum.  Bence herkes zaten her türlü bilgiye sahip ve istediği zamanda istediği bilgiye ulaşabiliyor. Önemli olan bu bilgileri yaşama geçirebilmek, iş yerinizde, ilişkilerinizde, hayatın her alanında bunları uygulayarak farkındalıkla yaşamak. Bunu yaparsanız daire tamamlanıyor. Bundan dolayı bolca uygulama ağırlıklı eğitimleri tercih ediyorum.

Bu konulara yeni başlayanlar hangi eğitimlere gitmeli? Tavsiyeniz var mı?

Ruhsal dünyaya açılan birçok kapı var. Öncelikle kendinizi tanımanız ne olduğunuzu veya ne olmadığınızı idrak etmeniz gerekiyor. Sonrasında zaten yol kendiliğinden beliriyor. Başlangıç için Reiki aslında bu alana açılan güzel ve yumuşak bir kapı ve bence yediden yetmişe herkesin bunu deneyimlemesinde fayda görüyorum. Kalbinizin sesini dinleyerek ki bu konuda güvenebileceğiniz tek yer orası, seçiminizi yapın. Duygularınıza, hislerinize kulak verin. Eğitim seçerken benim dikkat ettiğim başka bir nokta ise eğitimi verecek olan kişinin kendisidir. Araştırın, hatta eğitim öncesi o kişiyle bir araya gelin ve birlikteyken hislerinize kulak verin. Eğitimlerime katılanlara önerdiğim tek bir şey var; Bir başkasının kalbine dokunmak istiyorsanız bunu ezberlediğiniz bilgilerle başaramazsınız. Önceden de dediğim gibi, bilgiye artık herkes kolaylıkla ulaşabiliyor. Önemli olan siz neler hissediyorsunuz, neler yaşadınız veya neler yaşıyorsunuz, onları anlatın. Deneyimler, bir başkasının kalbine dokunmanın en etkili yoludur diye düşünüyorum.

Eğitmen yetiştiriyor musunuz?

Öğrencilerime ve bende eğitim alanlara her zaman destek veriyorum. Bana ulaşmak isteyen, soruları olan, rehberlik isteyen herkes rahatlıkla ulaşabiliyor. Elimden geldiğince tüm mesaj ve maillerime en kısa sürede kendim cevaplandırmaya gayret gösteriyorum. Kolay ulaşılabilir olmak istiyorum, bana direk telefon da edebilirler.

Sana nasıl ulaşacaklar?

Web sitemiz  www.birlikbilinci.com ‘da tüm çalışmalarım ile ilgili gerekli tüm detay bilgilere ulaşa biliniyor. Ayrıca Facebook ‘ta yıllar önce kurduğumuz ve binlerce üyesi olan Oneness Türkiye adında bir grubumuz var. Bu grubumuz herkese açıktır, tüm duyurularımızı ve 15 günde bir herkesin istediği yerden katılabileceği enerji çalışmaları gerçekleşiyor, ‘İlahi Dokunuş’ tanıtılıyor.

 

Son Söz: Tuba hocanın düzenlediği Birliğe Uyanış gibi birçok çalışmasına katıldığımı ve ayrıca benim ‘Reiki’ hocam olduğunu buradan gururla söyleyebilir, size de tavsiye ederim. Özellikle 21-22 Kasım’da Gümüşsuyu’nda gerçekleşecek ‘’Birliğe Uyanış’’ atölyesini bence kaçırmayın…

Bu yazı vesilesiyle beni desteklediğin ve her konuda yardımcı olduğun için de ayrıca sana teşekkür etmek isterim. Daha başka konularda tekrar birlikte olmak ve sohbetlerimize devam etmek niyetiyle…

Sevgimle,

Anette İnselberg

Uykudan önce su içmek, uyurken kalp krizi geçirme riskini ortadan kaldırır.

12241664_939218959478439_2539217372961436798_n[1]

Yatağa girmeden önce 1 bardak su içmeyi sakın unutmayın…

Yav Havva, Senin Yanında Biraz Şey Kaldım Gibi…

12108853_910958962273362_6021426681473173497_n[2]

Bi Şey Yapar Mı?

12249568_10153760943159650_739853752384882235_n[1]

Kaşınızın Şekline Göre Kişilik Analiziniz…

kavislikas

Her kaş şeklinin ayrı bir anlamı olduğunu biliyor muydunuz? Örneğin, kalın kaşlara sahip olan kadınlar daha maskülen bir yapıya sahipken ince kaşlı kadınlar, nazik ve hassas oluyorlar.

Kavisli kaşlar: Kavisli kaşlar, yaratıcı bir kişiliğinizin olduğunu gösterir.

duzkas

Düz kaşlar: Dümdüz kaş şekli, kendine güvenen ve iddialı biri olduğunuzu gösterir. Düz kaşlar aynı zamanda kadınların maskülen bir yönünün olduğunu da vurgular.

acili kas

Açılı (yukarı doğru kavisli) kaşlar: Bu kaşlara sahip olan kişiler genellikle hassas ve özel bir kişilik yapısına sahiptir. Yukarı doğru daha keskin kavisi olan kaşlara sahip kadınlar, inatçı kişikleriyle öne çıkarlar.

kalinkas

Gür kaşlar: Kalın ve gür kaşlar, maskülenliği simgeler ve erkeklik hormonunun vücudunuzda daha çok olduğunu gösterir. Kaşlarınız hem gür hem de parlaksa, cinsel enerjininizin yüksek olduğu anlamına da gelir.

incekas

İnce kaşlar: İnce yapılı kaşlar, feminenliği temsil eder ve nazik biri olduğunuzu gösterir.

yukarıdakas

Yukarıda duran kaşlar: Kaşlarınızın alnınıza doğru yukarıda olması hayalperest birisi olduğunuzu gösterir.

dusukkas

Düşük kaşlar: Göz kapağına doğru inen düşük yapılı kaşlar, her şeye çok fazla dikkat eden bir yapınız olduğunu gösterir.

sag solkas

Sağ ve sol kaşın farklı olması: İki kaşınızından herhangi birinin yüksek olması ilişkideki kontrolün kimde olduğunu simgeler. Kadınların sağ kaşı havadaysa, kontrol ondadır. Erkeklerin sol kaşı havadaysa, ilişkideki ipler onun elindedir.

kalinkas4

Kaş tellerinin kalın ya da ince yapısı: Eğer kaşlarınız yumuşak ve parlaksa, cinsel enerjiniz çok yüksek demektir. Kaşlarınız donuk ve aşırı kalın yapılıysa, cinsel enerjiniz düşüktür.

kaynak: mynet