Tiroit Hastası Olma Olasılığımız…

12278705_436073563255605_2002495167306230751_n[1]

Ellerimizi yere paralel, bir şeye uzanıyormuş gibi uzatalım. Ellerimiz bu pozisyonda titriyorsa tiroid hastası olma riskimiz vardır.

Kaynak: Luna akademi

HAYATINIZA EKLEMENİZ GEREKEN 7 BAHARAT VE FAYDALARI…!

12247100_1638843143051220_6563320568218722701_n[1]

Uzm. Dyt. Merve Tığlı’nın hazırladığı bu yazıda Kişniş, Zerdeçal, Karabiber, Tarçın, Kakule, Karanfil ve Zencefil baharatlarının faydaları ve nasıl kullanıldıkları ile ilgili faydaları bilgiler bulabilirsiniz.

Mutfak dolaplarının içinde saklanan baharatların iyileştirici güzelliklerinden faydalanarak dolup taşan ecza dolaplarından kurtulabilirsiniz. Her gün daha fazla araştırmacı yüzyıllardır şifacıların bildiği baharatların şaşırtıcı, iyileştirici özelliklerini araştırmaktadır. Birçok ülkede artan sağlık sorunlarından biri olan tip2 diyabet riskini azaltmak için doğal bileşiklerle dolup taşan baharatlar aynı zamanda ekonomik bir yoldur.
Ayrica baharat tüketmenin en iyi kısmı da çok lezzetli olmaları. Buyrun baharatlar ve kullanim sekillleri.Tadını çıkarın!

Kişniş Faydaları ve Kullanımı:
Aromatik olduğu kadar sagliga ciddi faydalari olan bu baharatın ankiseyete yi azalttigi ve uyumaya yardımcı olduğu birçok calisma sonucunda bulunmuştur. Ayrıca tip 2 diyabeti olan insanlar için de önemli bir baharattır.2001’de Biyolojik ve Kimyasal Bilimler Araştırma Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada kişnişin kan şekeri ve kolesterolü düzenleyici etkisi olduğu gorulmustur.
Kullanımı: salata sosları, haslanmis sebezeler ve yumurta ile birlikte kullanılabilir.

Zerdeçal Faydaları ve Kullanımı:
Yapılan laboratuvar çalışmalarında körinin ana maddesi olan ve zerdeçalın içinde de bulunan curcumin adlı maddenin kanserle savaşmada umut verici etkileri olduğu bulunmuştur. Zerdeçal anti-inflamatuar etkisi ile tümörlerin büyümesini, melanom ve diğer kanserlerin ihtiyacı olan biyolojik yolları engeller.2007 de Çinli bilim adamları curcuminin prostat kanseri için gerekli hormonları baskıladığını bulmuştur.

Kullanımı: Etkilerini ciddi şekilde artırmak isterseniz zerdeçalı karabiber ile kullanın. hintli bilim adamları zerdeçaldaki curcumine karabiberdeki piperine eklendiğinde curcuminin biyoyararlılığının arttığını bulmuşlardır.

Karabiber Faydaları ve Kullanımı:
Dünyanın en çok işlenen baharatı tek başına dahi süper bir besindir. ABD Tarım Bakanlığı Tıbbi Bitki Kaynak Merkezi eski başkanına göre karabiber çok güçlü anti-osteoporoz etkiye sahip bir baharattır. Ayrıca içerdiği bakırın kemik sağlığı üzerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde yapılmasında olumlu etkileri vardır. İnsanların bakır ihtiyaçları fazla değildir fakat düşük alımında troid problemleri ve kalp atışlarında düzensizliğe neden olabilir.

Kullanımı: Karabiber istediğiniz gibi kullanabileceğiniz , ülkemizde hemen hemen tum yemeklerde miktari farklılaşarak kullanilan harika bir baharat.

Tarçın Faydaları ve Kullanımı:
Tarcin tip 2 diyabette kan şekerini %10’a kadar düşürebilir. Iceriginde bulunan bileşenler kan şekerini uygun seviyelere düşürmesi için insülin reseptörlerini tetikler.
Kullanımı: bu tatlı baharatı daha iyi bir kan şekeri kontrolü için organik yulaf ezmelerinizin üzerine veya sabah kahvelerinize şeker yerine ekleyebilirsiniz.

Kakule Faydaları ve Kullanımı
Mide krampları ve gaz azaltıcı etkisi vardır. Eski bir sindirim yardımcısı olan kakule aynı zamanda vücudunuzda daha fazla yağ yakımı için safra salınımını tetikler(safra taşı riski olanlar uzmana danışmadan kullanmamalıdır).
Kullanımı: Biraz bal ile tatlandırarak süt ile birlikte kullanabilirsiniz.

Karanfil Faydaları ve Kullanımı
Diş ağrısını evde geçirmenin bir yolu olarak bilinen kararnfil ayrıca içerdiği eugenol ile kan şekerini düzenlemeye yardımcı olan insülin bileşiklerinin salgılanmasını tetikler. Karanfil içerdiği manganez sayesinde doku ve kemik yapımına da yardımcıdır. Düşük manganez düzeyine sahip insanlar artrite daha yatkın olduğundan ozellikle artrit problemi olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.

Kullanımı: kurubaklagil yemeklerinize,çorbalarınıza , suyunuza veya günlük çayınıza ekleyebilirsiniz.

Zencefil Faydaları ve Kullanımı:
Yaygın olarak kemoterapi ve gebelikten kaynaklanan bulantıları önlediği için önerilen zencefil migren ağrıları da dahil olmak üzere her türlü sağlık sorunlarına iyi gelir. Zencefil kan şekerini düzenleyici olduğu gibi magnezyum açısından da zengin bir baharattır. Aynı zamanda doğal bir anti-inflamatuardır, kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklardan korunmada cok etkili olan bu mucizevi besinin bazı laboratuvar testlerinde kanser kök hücrelerini öldürdüğü bile bulunmuştur.

Kullanımı: Taze zencefili rendeleyerek veya toz formunu 1 cay kasigi olcusunde dilediğiniz tum besinlerin içinde veya cayini demleyerek tüketebilirsiniz…

İSTEKLERE ULAŞMAK ve MUTLU OLMAK İÇİN 45 SIR…

Gl_kenarndaki_tahta_yol[1]

 

1) Hepimiz tek bir sınırsız güç …ile çalışırız.
2) Sır, ne istediğini bilmek, doğru şekilde istemek ve umutla beklemektir.
3) Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.
4) Bizler mıknatıs gibiyiz, benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz ve düşündüğünüzü çekersiniz.
5) Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.
6) İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmediklerinin çoğunu çekerler.
7) Düşünce = Yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu, yaratımı hızlandırır.
8) Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.
9) Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar.
10) Güzel düşünce, insanın kendisini ve içine doğduğu hayatı güzelleştirir. Güzel düşünün, güzelleşin.
11) İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.
12) Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.
13) Bütün sanat başyapıtları, mimari eserler önce düşüncede tasarlandı, sonra hayata aktarıldı.
14) İyi dileklerde bulunun, kötü bir şeyle karşılaşsanız bile… Her şerde bir hayır vardır çünkü.
15) Düşünceleriniz, zamanla inançlarınız halini alır.
16) Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinim yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.
17) İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.
18) Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.
19) Hissettiğiniz şeyi tam olarak elde edersiniz.
20) Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.
21) Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) işe başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.
22) Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız , deneyiminize onu çekersiniz.
23) Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey daima birbirine uyar. İstisna yoktur.
24) Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.
25) Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım.”
26) Evren sürati sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın, şüpheye düşmeyin.
27) Fırsat çıktığında eyleme geçin.
28) Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir yol sunulacaktır.
29) Evrene göre kural yoktur. Ona şimdi sahip olduğunuz hisleri sunarsınız, evren de buna yanıt verir.
30) Düşündüğümüz ve teşekkür ettiğimiz şeyi meydana getiririz.
31) Gözünüzde canlandırın. Onu görün, hissedin! Burası eylemin başladığı yerdir.
32) Onaylayıcı bir düşünce, negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.
33) Görsel bir pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimlerinden oluşsun. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.
34) Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.
35) Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın ve o hissi yaşayın.
36) İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.
37) Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.
38) Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.
39) Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.
40) Realitenizi yaratan, sadece sizsiniz.
41) Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece siz…
42) Kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk, sizi sağlıklı tutar.
43) Bedeninizin parçaları her gün, her hafta değişir. Birkaç yıl içinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.
44) Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu, sağlıklı, mutlu, daha mutlu biyokimya…
45) Dingin olmayı öğrenin; dikkatinizi, deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.
* Volkan Arslan’ın “Evrenin Düşüncelerimizi Okuma ve Yansıtma Gücü” adlı yazısından

Hayata Bakış Açımızı Değiştirecek 19 Felsefi Film

1.Man About Town (Şehrin Adamı)

Jack Giamoro son derece zengin ve başarılı bir menajerdir. Los Angeles’da kayda değer bir kariyere sahiptir. Ancak bir gün gelir ve hayat onu sınar. İlk olarak karısının, kendisini bir müşterisi ile aldattığını öğrenir. Ardından bir talihsizlik sonucu kendi özelini yazdığı günlüğü, dişli bir muhabirin eline geçer. Yitirmekte olduğu şeylere sahip çıkmak adına attığı adımlar, ne yazık ki Jack’i hatalar silsilesine sürükler. Aile, sadakat, özgüven ve rekabet gibi konulara odaklanan bu dramatik komedi, özgün bir bakış açısı ile perdeye aktırılmış görünüyor.

IMDb 5,6

2. What The Bleep: Down The Rabbit Hole (Biz Ne Bilebiliriz Ki: Tavşan Deliğinden Aşağı)

Sadece ağızdan ağza tavsiyelerle yayılarak gişe rekorları kıran, kuantum fiziği kuramlarından yola çıkarak gerçek dediğimiz şeyin bambaşka biçimlerde düşünülebileceğini gösteren Biz Ne Bilebiliriz Ki?’nin ardından ikincisi geliyor. Film ilkinde olduğu gibi, depresyonla cebelleşen, hayattan, erkeklerden, işinden bıkmış olan Amanda’nın  yaşadıkları etrafında dönse de, bu kez işin gerçek yıldızları kuantum dünyasını anlatan bilim adamları, araştırmacılar, gazeteciler ve mistikler. Kendi gerçek doğan hakkında ne kadar şey bilmek istiyorsun? İnsan olmak ne demek ve bu noktada kuantum fiziği yeni bir paradigma yaratmak için nasıl kullanılabilir? Dünyayı algılayış biçimimiz günlük hayatımızı nasıl şekillendiriyor? Bu ve benzeri soruları dünyanın önde gelen 16 tane bilim adamı, felsefeci, gazeteci ve mistiği bilinç, fizik, biyoloji, duygular ve bağımlılıklarla da ilişkilendirerek cevaplıyor. İkinci filmde yer verilen önemli yeni bilimsel keşifler ise kuantum fiziği, nörobiyoloji, insan bilinci ve günlük hayat arasındaki bağlantıları farklı bir şekilde düşünmemizi sağlıyor. Tavşan deliğinden aşağı bir girmeyi deneyin deriz, bakarsınız dünyayı bambaşka bir şekilde görmenize sebep olabilir.

3. Seven Years in Tibet (1997) – IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (1997) - IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (Tibet’te 7 Yıl)

1939 sonbaharında Heinrich Harrer adlı Avusturyalı ünlü dağcı ve memleketlisi Peter Aufschnaiter, Himalayalar’ın en yüksek tepelerinden biri olan Nagna Parpat’a tırmanmak için yola çıkar. Bu yolculuktan önce tek amacı şan şöhret edinmek olan Harrer, bencil, kendinden başka hiçbir şeyi umursamayan bir adamdır. Himalayalar’da yaptığı bu yolculuk onun hayatını, duygusal yapısını tümüyle değiştirir. Onu önce Himalayalar’ın zirvesinden, İngiliz esir kampının derinliklerine; daha sonra da bir kaçış ve iki yıl süren zorlu Himalaya yolculuğunun ardından Tibet’in gizemli kenti Lhasa’ya sürükleyen bu olağanüstü yolculuk sayesinde duygusal bir uyanış yaşar.Batılıların çok ender ziyaret ettiği yabancı bir ülkede Harrer, küçük Dalai Lama tarafından dostlukla karşılanır ve bu dini lidere İngilizce, coğrafya ve batı dünyası konusunda ders verilmesi istenir. Tibet’te yedi yıl kalan Harrer için bu yıllar Dalai Lama’nın dostluğu ve hayat felsefesi ile zenginleşmiştir. Bu yedi yıl yalnızca Harrer için değil, Tibet için de köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem olur. Her ikisi de insanlardan kopuk ve yalnız kişiler olan Harrer ve Lama arasındaki derin ve kopmaz bağ oluştukça, egoist Harrer hayatında ilk kez kendini düşünmemeyi öğrenir, böylece Lhasa yolculuğunun başından itibaren başlayan değişim süreci tamamlanmış olur.

4. Agora (2009) – IMDb 7,2

Agora tarihte bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan İskenderiyeli Hypatia’yı (370-415) Oscar ödüllü oyuncu Rachel Weisz canlandırıyor. Roma İmparatorluğu artık giderek güç kaybetmektedir. Hâkimiyeti altındaki topraklara eskisi gibi iştihamla hükmedememekte, ufak tefek isyanları bile bastırmakta zorlanmaktadır. Yüzlerce yıl Romanın egemenliğinde olan Mısır’da da kontrolünü iyice yitirmeye başlamıştır. Agora’nın konusu da işte bu çalkantılı dönemde Mısır’ın sanat ve bilim merkezi olan, birçok filozof, bilim adamı ve sanatçıyı bünyesinde barındıran İskenderiye kentinde geçmektedir.“Gökyüzünün sırrını çözdüğüm zaman, işte o zaman mutlu bir insan olarak öleceğim.”

“Bizi birleştiren şeyler, ayıranlardan daha fazla.”

5. The Terminal (2004) – IMDb 7,3

“The Terminal”de Doğu Avrupa ülkelerinden birisinden New York´a gelen Viktor Navorski´nin (Tom Hanks) ilginç öyküsü anlatılır. Amerika yolundayken ülkesinde askeri darbe olması üzerine Viktor, New York´un JFK Uluslararası Havaalanında mahsur kalır. Pasaportu artık geçersiz olduğu için Amerika Birleşik Devletlerine´ne girme hakkını yitirmiştir. Ülkesindeki savaş bitinceye kadar havaalanı terminalinin transit yolcular salonunda beklemek zorundadır.Viktor´un havaalanında haftalar süren bekleyişi devam ederken çok değişik insan manzaralarıyla karşılaşır. Terminal binasının içine sıkıştırılmış bu dünyada her türlü mantıksızlık, anlamsızlık, cömertlik, hırs, eğlence, statü mücadelesi, beklenmedik rastlantı vardır. Hatta Amelia isimli güzel bir hostesle (Catherine Zeta-Jones) romantik ilişki bile yaşayacaktır.

Ancak Viktor´un oradaki zoraki varlığına sıcak bakmayanlar da vardır. Bunlardan birisi de havaalanı yetkilisi Frank Dixon´dur.Bu rolde Stanley Tucci var. Viktor´un varlığını bir türlü kontrol edemediği bürokratik bir facia olarak gören Frank Dixon, bu sorundan bir an önce kurtulmanın çaresini bulmaya çalışmaktadır.

6. The Fountain (2006) – IMDb 7,3

Filmin 21. yüzyıldaki diliminde bilim adamı olan Tommy Creo, ölmek üzere olan kanser hastası eşi Izzi’yi kurtarabilmek için umutsuzca hastalığa çare bulmaya çalışmaktadır.Bu sırada Izzi 16. yüzyıl İspanya ‘sında geçen bir hikâye yazmaktadır. Hikâyede Engizisyon tarafından toprakları elinden alınmakla tehdit edilen Kraliçe Isabella, sadık konkistador Tomás’ı İspanya ‘yı kölelikten kurtarabilmenin tek yolu olduğuna inandığı Hayat Ağacını araması için Maya ormanlarına gönderir. Hikâye Ispanya ‘da başlayıp Xibalba denilen Nebula’da bitecektir ancak Izzi’nin hikâyeyi bitirecek kadar zamanı olmadığı için Tommy’den hikâyeyi bitirmesini ister.

26. yüzyılda ise uzay gezgini olan Tom uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikâyesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

7. The Devil’s Advocate (1997) – IMDb 7,5 (Şeytanın Avukatı)

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

8. The Illusionist (2006) – IMDb 7,6 (İllüzyonist)

Film farklı dünyalardan gelen insanların arasında doğan bir aşkın, kolaylıkla onaylanmaması ile başlıyor. Sophia aristokrat bir ailenin kızı olarak, marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim’a aşık olur. Üstelik aşkı karşılıklıdır. Bu ikili, birbirlerine hissettiklerinden ötürü tepki alırlar. Öyle ki aşkına yasak bile getirilen Eisenheim, ülkeyi terk eder. Dünyayı dolaşacaktır. Aradan on beş yıl geçtikten sonra ülkesine bir illüzyonist olarak geri döner. Bu sırada Sophia, nişanlanmak üzeredir. Onca zaman sonra yeniden karşı karşıya gelen aşıkların hisleri yeniden alevlenir. Bu durumu hisseden Sophia’nın nişanlısı Prens Leopold ile Eisenheim hesapta olmayan bir mücadeleye girmek zorunda kalır.

9. The Truman Show (1998) – IMDb 8,1 (Truman Şov)

The Truman Show’un ilham kaynağı mağara metaforudur. Mağara metaforu, Platon’un en ünlü metaforudur. Mağara mitosunda, toplumdaki insanlar (düşünürler dışındakiler) bir mağarada kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidirler. sadece arkalarındaki ışık kaynağının (doğrunun,gerçeğin) yaydığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan kendi gölgelerini görebilir, bu gölgelere bakarak eğlenir ve hayatlarını böyle geçirirler. filozoflar ise kendilerini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzlerini cesaretle ışığa (gerçeğe) dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimselerdir. ancak bu kimselerin mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanlara anlatması ve onları inandırması da bir o kadar zor olacaktır, çünkü esaret ve karanlık rahattır, oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister.Ünlü düşünür Gurdjieff şöyle der: “Sen kendi durumunun farkında değilsin. Hapishanedesin. Bütün dileğin, eğer akıllı bir kimseysen, kaçmak olmalıdır. Hapishanedeki insanın herhangi bir durumda kaçma şansı olduğunda, öce hapishanede olduğunu fark etmesi gerekir.”

10. Before The Rain (1994) – IMDb 8,1 (Yağmurdan Önce)

Konusu Bosna savaşı sırasında geçen film, başta birbiriyle alakasız gibi gözüken üç ayrı öyküden oluşmaktadır. “Kelimeler”, “Yüzler” ve “Fotoğraflar” başlıklarını taşıyan bu öyküler sonunda birbirleriyle kesişirler. Film bu anlamda biçimsel olarak hemenAlejandro González Iñárritu’nun Babel’ini (2006) akıllara getirir. Bir savaş atmosferinde ve politik çalkantıların zemininde talihsiz trajik aşkların anlatıldığı öykülerden ilki Makedonya’da bir Ortodoks Manastırında, ikincisi Londra’da geçerken, üçüncü öyküde tekrar Makedonya’ya dönülür ve bu sonuncu öykü, ilk iki öyküyü birbirine bağlar. Başlıca karakterleri suskunluk yemini etmiş genç bir Ortodoks keşiş, çetelerden kaçan Arnavut kız, Londra’lı bir fotoğraf editörü ve bir savaş fotoğrafçısı olan film, içten öyküsüyle savaşın anlamsızlığını sorgulamakta, güçlü bir savaş karşıtı mesaj vermektedir.

11. Amadeus (1984) – IMDb 8,3 (Amadeus)

Dünya müzikal tarihine yön veren deha Mozart, gündelik yaşamında gerçek bir arıza karakter olarak yaşamdan bir hayli kopuk bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı tutarsız davranışlarda bulunmayı bir alışkanlık edinmiştir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için mantıksız hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Antonio Salieri’yi endişelendirmektedir. Diğerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Antonio, müziğin tanrısı kadar başarılı olamamaktadır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

12. Up (2009) – IMDb 8,3Up (Yukarı Bak)

İlk çocuklukta bir rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır… Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.

13. Black (2005) – IMDb 8,3 (Siyah)

Kör ve sağır bir kızın bir öğretmen sayesinde hayata nasıl tutunduğunu ve nasıl yaşam mücadelesi verip kazandığını, sonunda da öğretmeni aynı duruma düşünce ona nasıl umutsuzca öğretmenlik yaptığını konu almaktadır. Kör ve sağır doğan Michelle ailesi tarafından anlaşılamamaktadır. Annesi ve babası Michelle’i akıl hastanesine göndermeden önce son kez bir öğretmen tutup şanslarını denemek isterler. Başta öğretmenle iyi anlaşamasalarda bu öğretmenin kızı başarılı bir şekilde eğittiğini görünce bu öğretmenle yola devam ederler ve Michelle bu öğretmen sayesinde üniversiteye gider ancak sonra Michelle’in öğretmeni Alzehimer hastası olur ve Michelle’e bakamayacak duruma gelir.bir gün michelle öğretmeninden onu öpmesini isteyip hayatının en büyük hatasını yapar.öğretmenini zorlar ve öğretmeni onu öper.o artık yoktur.michelle her pazar öğretmeninin gelmesi için kilisede duâ eder12 yıl sonra onu ilk kelimeyi öğrendiği çeşmede bulur.Artık öğretmen olma sırası Michelle’dedir kendi öğretmenine ona öğrettiklerini geri öğretmek için umutsuzca çabalar.

14. Amelie (2001) – IMDb 8,4

Amélie Poulain, bir doktor olan babası tarafından diğer çocuklardan, kalp hastalığı olduğu gerekçesiyle, uzak yetiştirilen bir çocuktur. Aslına bakılırsa babasının yanlış bir teşhisidir bu, çünkü Amélie’nin babasıyla kurduğu nadir fiziksel temas babasının sağlık kontrolleriyle gerçekleşmektedir ve bu kontroller sırasında Amélie heyecanlanmakta, kalp atışı hızlanmaktadır. Amélie’nin annesiyse, en az babası kadar nevrotik bir kadındır. Amélie küçük bir çocukken, annesi, Notre Dame Kilisesi’nin tepesinden atlayan bir kadının üzerine düşmesi sonucu vefat etmiştir. Böylece babası daha da sessiz ve silik biri olmuş, kendisini eşi için ilginç bir anıt mezar düzenlemeye adamıştır. Amélie de bu yalnızlığın ortasında kendini eğlendirebilmek için, oldukça ilginç ve derin bir hayalgücü geliştirmiştir.Amélie diğer insanlarla ilgilenirken, kimse kendisiyle ilgilenmemektedir. Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, pasaport için fotoğraf çekilen fotoğraf kulübelerinden, kenara atılmış, yabancılara ait vesikalık fotoğrafları toplayan, tuhaf karakter Nino Quincampoix ile olan bağıntısını görünce daha açık ve rahatsız edici olmaya başlar. Her ne kadar Nino’yu kendi yöntemleriyle pek çok dolambaçlı şekilde cezbetmeye çalışsa da, özünde utangaçtır ve Nino’ya yaklaşamamaktadır. Ancak Raymond’ın öğütleri sonunda, başkalarının mutluluğu için uğraşırken kendi mutluluğunu da elde edebileceğini

15. 3 İdiots (2009) – IMDb 8,5(3 Aptal)

“Mark Twain’in “Okulumun eğitimimi engellemesine asla izin vermedim.” diye bir sözü var. Mark Twain şu an yaşıyor olsaydı 2009 yapımı Hint Filmi 3 Idiots’u çok beğenirdi. Filmin ana konusu M.T’nin bu sözüyle paralel. Tek tip insan yetiştiren, duyguları körelten ve düşünüp anlamayı değil yalnızca ezberi ve yarışı dikte eden eğitim sistemine eleştiri getiriyor film. Ülkenin en iyi mühendislik okulu ICE’de okuyan üç arkadaş, nam-ı diğer 3 aptal var. Biri evini geçindirmeye uğraşan; hasta babasının ilaçları ve ablasının evliliği için bir iş sahibi olması gereken Raju, diğeri babasının dikte ettiği mühendislik uğruna çok sevdiği ve tutkusu olan fotoğrafçılıktan vazgeçen Farhan ve bu ikisiyle birlikte düşünceleri yıkmaya çalışan, sistemi eleştiren ve filmin baş kahramanı olan Rancho. Bir de sistemin somutlaşmış hali olan, okulun müdürü ve onun iyi kalpli kızı.”

16. It’s A Wonderful Life (1946) – IMDb 8,6 (Şahane Hayat)

İflasın eşiğine gelen George Bailey (James Stewart) bir Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir.Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan Bailey kendisini buraya ve insanlarına adamış,hoşgörülü,güvenilir ve yardımsever bir insandır.Büyük bunalım ‘ı hasarsız atlatmış,babasından devraldığı konut ve finans şirketi aracılığı ile kasabalıların neredeyse tamamını konut sahibi yapmıştır.Bu arada para kazanmayı, mimar olma fırsatını,dünyayı gezmeyi, kısaca tüm hayallerini ertelemek zorunda kalmıştır.Kasabaya yaptığı bunca iyilik kötü yürekli banker Henry F. Potter (Lionel Barrymore)’ın çıkarları ile çakışır.Potter,Bailey’in sürekli peşindedir artık.Birgün aradığı fırsat çıkar ve Finans şirketine ait önemli bir miktarda para Bailey’in alkolik ve yaşlı amcası Billy Bailey (Thomas Mitchell) ‘in dalgınlığı sonucunda Potter’ın eline geçer.Banka müfettişlerinin yaptığı bir denetlemeden sonra şirketin açığı ortaya çıkar.Bu iflas ve tutuklanma anlamına gelmektedir.Çareyi intaharda bulan Bailey kendini nehre atmak üzere iken yeryüzüne gönderilen melek Clarence (Henry Travers) onu ölümden kurtarır.Melek,Bailey’in bir arzusunu yerine getirerek ona ‘kendisinin hiç doğmamış ve yaşamamış olduğu’ bir dünyayı gösterir.Bailey kendisine gösterilen bu dünyanın hiç de güzel olmadığını görür ve insanların çevrelerine sayısız katkıları,iyilikleri olduğunu,ama her zaman bunun farkına varamadıklarını anlar.

17. The Matrix (1999) – IMDb 8,7

“Siz olsaydınız hangi hapı seçerdiniz; kırmızı mı, yoksa mavi mi, cahillik mutluluk mudur, yoksa -ne olursa olsun- gerçeği bilmeye değer mi?” Seyircinin devamlı kendine soracağı suallerdir bunlar. Matrix, bütün karşı çıkışlara rağmen amacı için mücadele eden ve sonunda soylu davasını kanıyla ödeyen düşünür Sokrates’in hikayesinin yeniden anlatımıdır. Sokrates ona Tanrı (Apollon) tarafından verilen bir görevdedir. Görevi doğduğu kentin insanlarını, Atinalıları uyarmaktır. Sokrates beynine takılıp, onu deliye çeviren bir soruyla uğraşmaktadır: “İyi bir hayat nedir?” Filmin kahramanı Neo (ki adı One, yani bir’in harf değiştirilmişidir) ise “Matrix nedir?” demektedir. Soru sorma her iki kahramanımıza da bela getirir. Sokrates kendini Tanrıtanımazlık ve gençleri baştan çıkarmakla suçlandığı bir mahkemede bulur. Neo ise ajanlar tarafından “Kanun kitaplarında yazılı bütün internet yasalarını” çiğnemekle suçlanır.

18. Inception (2010) – IMDb 8,8 (Başlangıç)

Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur.Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.

Olay yeri ise zihniniz.

19. The Shawshank Redemption (1994) – IMDb 9,3 (Esaretin Bedeli)

Andy (Tim Robbins) kendisini aldatan eşini ve eşinin sevgilisini öldürmek suçu ile müebbet hapse mahkum olmuştur. Bankacı olan Andy, bu cinayetleri işlemediğine emindir. Ancak bu hakimin fikrini değiştirmemiştir. Shawshank hapishanesinde genç yaşta suç işleyen ve pişmanlık yaşayan Red (Morgan Freeman) ile tanışır.Tüm haksızlıklara ve zor şartlara rağmen kendini bunların dışında tutabilen biridir Andy… İlk iki senesi kabus gibi sıkıntılarla geçer ama Andy, tüm bunlarla mücadele eder, kavga eder, dayak yer ama yıkılmaz.Ta ki bir gün hapishanenin en zorlu gardiyanlarından birinin vergi borçlarına yardım etmeyi teklif eder. Gardiyan onu binadan aşağı atacakken, gardiyanı ikna eder ve karşılığında arkadaşları için kişi başına “üç bira” ister.
Kendisi bira içmemesine rağmen bu olay onun yüzünü gülümsetir.
Andy kendini özgür ve normal hissetmiştir.

Andy kendini iyi hissetmek için sevdiği arkadaşlarına bir şeyler vermeye çalışır.

Andy’nin görüşüne göre ise, umut iyi bir şeydir, belki de en iyi şey ve iyi olan hiçbir şey yok olmaz…

Andy umudunu hiç kaybetmez. Umut ve hayallerimiz bizi ayakta tutar ve hayatımıza anlar katar. Hayallerimiz için elle tutulur çalışmaları yapar ve sabırlı olursa hayallerinin gerçekleşeceğine inanır ve bunu tam yirmi sene sonra bunu inanılmaz bir şekilde başarır!

Sürüden Ayrılanı Kurt Kapar…

12227003_797296017047954_3973804443993087531_n[1]

KAYA TUZU LAMBASI

12249877_10156224710475557_302813591000829508_n[1]

Kullanım Şekli

Tuzlamba, içerisinde bulunan ampül’ün yanması ile ısınır. Isınan tuz, havaya (-) eksi iyon dağıtır. Eksi iyon, havanın vitaminleri olan moleküllerdir. 2-3 kilogramlık bir tuzlamba, yeterli ısıya ulaştığında 10m² lik bir mekanın havasını %300 oranında daha temiz hale getirir.

Faydaları

Tuzlambanın yaydığı negatif (-) iyonlar, havadaki tozları, polenleri ve bakterileri temizler. Bunun yanı sıra alerjik rahatsızlıklara, astım hastalarına, bağışıklık sistemi zayıf olanlara, soğuk algınlığına, migren sorununa, saman nezlesine, mevsimsel rahatsızlıklara ve horlama problemlerine de bire bir faydaları bulunmaktadır. Havadaki koku ve nemi azaltır, rahat bir uyku ortamı sağlar, sigaranın etkilerini azaltır ve ayrıca yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.

NEGATİF İYON

Negatif iyonlar bizim soluduğumuz, kokusu ve tadı olmayan moleküllerdir. Yüksek konsantrasyonlarda doğada dağ, şelale, deniz kenarı ve ormanlarda bulunur. İnsanların kendilerini yenilenmiş hissetmelerine, daha enerjik olmalarına yol açar ve bu da stresi, depresyonu azaltır.

Bugün içinde yaşadığımız evler ve ofisler negatif iyonları içeriye alamıyor. Bilgisayarlar, florasan ışıklar havalandırma sistemlerinden gelen suni hava ve modern bina yapımında kullanılan malzemeler yoğun bir pozitif iyon üretimine yol açıyor. Pozitif iyonlar bizim kendimizi yorgun, depresif ve sinirli hissetmemize sebep olabilir.

Bilimsel araştırmalara göre negatif iyon içeren ortamlar saman nezlesi, astım, mevsimsel depresyon, yorgunluk ve baş ağrısı belirtilerini hafifletiyor. Ayrıca negatif iyon içeren ortamlarda hareket kabiliyeti artıyor, iş performansı yükseliyor, zihinsel fonksiyonlar düzeliyor ve hata oranları düşüyor.

Columbia Üniversitesi ve New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda yüksek yoğunlukta negatif iyon içeren ortamlar mevsimsel depresyon SAD, hastalığında antidepresan etkisi yapıyor.

Mevsimsel Depresyon yaşayan 25 kişi bir ay boyunca her sabah havaya negatif iyon yayan bir aletin önünde yarım saat oturmuş. Deneklerin yarısı alçak dozda negatif iyonlu bir ortamda, diğer yarısı ise yüksek dozda negatif iyonlu bir ortamda oturmuşlar. Yüksek düzeyde negatif iyon tedavisi görmek Prozac ve Zolof gibi ağır antidepresan almak kadar etkili oluyor ve ilaçların doğurduğu hiçbir yan etki olmuyor.

Negatif iyonlar solunum yollarına bağlı hastalıkları önlemede etkili.

İsviçre de bir tekstil üretim tesisinde yapılan araştırmada iki 60m² lik odaya negatif iyon makineleri yerleştirilmiş. Her odada 22 çalışan bulunuyormuş. Bir odada çalışma süresince negatif iyon makinesi açık konumda çalışır haldeyken diğer odadaki makine çalıştırılmamış. Ancak ikinci odadaki çalışanlar kendilerinin negatif iyonu arttırılmış bir odada olduklarına inanıyorlarmış. Altı ay süren bu araştırma sonunda negatif iyon makinesinin çalıştırıldığı odadaki çalışanlarda toplam 22 iş günü kaybı olmuş. Diğer odada ise toplamda 64 iş günü kaybı yaşanmış. Bir ay süren grip salgınında birinci grupta toplam 3 gün iş kaybı olurken, ikinci grupta toplam 40 gün iş kaybı yaşanmş. ( Stark, 1971).

Sigaranın etkileri negatif iyonla azalıyor.

Boğazımızda bulunan ve toksinlerin solunum yollarındaki hassas organlara geçmesine engel olan tüylerde sigara dumanının bıraktığı etkiyi yüksek dozda negatif iyon ile nötrilize edebiliyoruz. Bu tüyler ne kadar hızlı hareket ederlerse o kadar etkili oluyorlar. Ancak sigara dumanı bunları yavaşlatıyor ve bedenin kansere yol açan kirlerden korunmasına engel oluyor. Yapılan testlerin sonucunda yüksek düzeyde negatif iyon içeren hava bu tüylerin hareketini tekrardan normale dönüştürüyor. ( Soyka, 1991 )

Negatif iyonla pozitif bir enerji ve olumlu bir yaklaşım.

Ev içi ortamlarda yoğun bir şekilde bulunan pozitif iyonlar aşırı serotonin salgılanmasına yol açar. Seratonin bedenin zihinsel, duygusal ve fiziksel stres ile baş edebilmesini sağlayan bir nöroiletkendir. Aşırı üretildiğinde öncelikle hiperaktivite yaratır ki bu da anksiyeteye yol açar ve bazen depresyona da sebep olabilir. Negatif iyon tedavisinin aşırı seratonin salgılanmasını önlediği ve bazı vakalarda depresyonu hafiflettiği görülmüştür. ( Krueger, 1957 )

Negatif iyonlar bizim daha iyi bir uyku uyumamıza yardımcı olur.

1969 yılında Fransız bir araştırmacı seratoninin aşırı üretilmesinin uykusuzluğa ve kabuslara yol açtığını göstermiş. Uyku bozukluğu yaşayan bir grup insanda negatif iyon yaratan bir hava temizleme cihazını kullandırmanın daha rahat uyumalarını sağladığını görmüştür. ( Soyka, 1991 ).

Bilim adamları ve doktorların görüşleri;

Dr. Krueger : Günün birinde, bugün kapalı alanlardaki sıcaklık ve nemliği düzenlediğimiz gibi iyon seviyesinde düzenleme ihtiyacında olacağız
Dr.E.R. Holiday : Eksi iyonlar havanın vitaminleridir.
Dr. Komblueh : Eksi iyonlar çok acı çeken hastaları sakinleştirdi.
Dr. Roberth Me Gowan : Eksi iyonlar yanıkları daha çabuk kurutup, daha az yara iziyle kısa sürede iyileştirir.

kaynak: facebook sağlık olsun sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

KOZALAK İLE YOĞURT MAYALAMA


ÇAM KOZALAĞI İLE YOĞURT MAYALAMA

MALZEME:

  • 2 lt süt
  • 2 tane orta boy yeşil çam kozalağı (kopardıktan sonra  sirkeli suda bekletip iyice yıkanmalı)
  • YAPILIŞI
  • Doğal  köy sütü alıp süzdüm ve  kaynattım.Ilınmaya  bıraktım   ,mayalamaya  uygun  ısıya  geldiğinde   çam  ağacından kopardığım çam  kozalağını  sirkeli  suda  bekletip  yıkadım , çalkaladım ,kurulayıp  yoğurt  mayalayacağım    ılık  sütün için  bırakıp   sarıp  sarmaladım  mayalanmaya bıraktım.5-6 saat  gibi bir  zamanda  mayalandıktan  sonra   4-5  saat  kozalak  içinde  dolapta  bekletip   sonrasında  içinden kozalağı  çıkarttım   ve  mis  gibi  çam  aromalı kokulu  yoğurdum  hazırdı  ..Bence  bu yoğurttan  yapılan  ayranın  bol  köpüklü hafif  rayihalı  olması    yoğurda   göre  daha  çok  tercih  edilme   sebebi  oldu..Merakınızı  giderme  açısından  bir kere  denemenizi  tavsiye  ederim.
  • Bu arada  mayalanmış  yoğurttan  çıkardığınız  yeşil  çam  kozalağını  kavanozda süzülmüş yoğurt  suyu içinde  koruyup  bir kaç  gün  muhafaza  edip  birkaç  kez  kullanabilirsiniz..
  • AFİYET OLSUN
  • SAĞLIKLI  YAŞIYORUZ                  HANDAN  GÖÇENGİL GÜVEN
  • kaynak: Facebook sağlıkla kal sayfası
  • Fatoş Pabuccu Tuncay

Teog’a sayılı günler kalmışken, bu çılgınlığın içinden geçmek için acil durum planı;

26715238-kızı-annesini-sarılma-ve-ona-çiçek-bahar,-8-mart-uluslararası-kadınlar,-anneler-günü,-aile-[1]
1. Kızına sarıl, hem de sımsıkı sarıl heart ifade simgesi o senin canının parçası, ilk doğduğu günkü gibi saf masumiyet içinde bir melek
2. Teog vb. tüm sistemlere ve sınavlara küfret, benim bu canavara kaptıracak çocuğum yok de, sonra ne dediğinin farkına var, gülümse smile ifade simgesi
3. Kızınla birlikte acilen ‘Peaceful Warrior’ izle, birlikte esas olanın yolculuk olduğunu, sonucun ne olacağının çok önemi olmadığını ve nasıl olsa kontrol edilemeyeceğini hatırla
4. Hatasız olunması gerektiğini söyleyen bu sınava, ‘hatasız kul olmaz’ şarkısı ile cevap ver
5. Kızına nefes almasını hatırlatmaya çalış, işime karışma anne, bıktım senin bu garip yöntemlerinden cevabını alıp yerine otur
6. Üstbenliğinden izin almaya kalk, oradan da sen kim oluyorsun da benim deneyimime karışıyorsun cevabını al, bir daha otur
7. Sonunda yolculuğuna eşlik etsen de onun senin değil hayatın çocuğu olduğunu bir daha hatırla (ne kolay unutuvermek :))
8. Mükemmel anne olma çabasının beyhudeliğini bir daha farket, olduğun gibi ne kadar da çok sevdiğini ve de sevildiğini hatırla ve tekrar sımsıkı sarıl ona

Kaynak: Özlem Yürekli

İÇİNİZDEKİ ÖFKEYLE KIRGINLIKLA NEFRETLE YAŞAMAYIN

12107865_10207649866435377_1225307763153510941_n[1]
Size duygusal olarak ya da maddi yönden çok zararı dokunan insanlar yüzünden duygularımız bozulabilir..Bu insanlara karşı saf temiz duygularımız, öfke, kızgınlık ya da nefrete dönüşebilir.Bir müddet sonra kendimizi korumak için bu insanları hayatımızdan çıkarıp onlardan uzaklaşırız..
Sizi kıran yaralayan insanlardan uzak kalmanız elbette iyi bir şey..Ama bu insanlar yoğun duygular beslediğiniz eş, sevgili, yakın dost bildiğiniz kişiler, veya anne, baba, kardeş olunca kırgınlıklarımızı bilinç altına atıp uykuya geçiririz..Yani bir nevi kendimizi kandırırız.. O yüzden böyle insanları sadece hayatınızdan çıkarmakla bu duygularınızdan kurtulamazsınız. Duygularınızı içinizde saklayıp biriktirmek yerine, evinizde yalız bir odaya geçin ve içinizdeki öfkeyi kızgınlığı onlar karşınızdaymış gibi haykırarak söyleyin..bunun çok faydasını göreceksiniz..Daha sonra da ŞİMDİ ŞU ANDA ………………………… TAMAMEN AF EDİYORUM RUHUMU ÖFKEDEN NEFRETTEN KIZGINLIKTAN KIRGINLIKTAN ARINDIRIYORUM …ŞİMDİ TAMAMEN ÖZGÜRÜM ..YÜREĞİMDE SEVGİN AŞKIN ŞEFKATİN HAFİFLETİCİ DUYGULARI YEŞERİYOR deyin..Noktalı yere af etmek istediğiniz insanın ismini koyarak söyleyin.. Birilerini af etmek onları tekrar göreceğiniz anlamına gelmiyor..Siz yine onları görmeyin ama içinizdeki kızgınlıkla kırgınlıkla yaşamayın.. Bu yok edici duyguları özgür bırakın..Zira böyle duygular vücudumuzda özellikle de kalbimizde ve karaciğerimizde hastalık yaratır..
Işığınız Sevgiyle Parlasın..

kaynak: Serap Özger