Zümrüt Müsün/ Elmas Mı? Ametist Misin Yakut Mu? Mücevherini Seç Kendini Bil…

zumrut[1]  elmas[1]

ametist1[1]   94250[1]

Zümrüt’ü Seçtiysen: Sen ne kadar bereketli ve neşeli bir insansın. Bin kere maaşallah. Yanında olan insan ne kadar şanslı. Ona hem hayat aşılıyorsun hem bereket. Bana soracak olursan seni sırtında taşımalı…

Elmas’ı Seçtiysen: Ruhen ve fiziksel olarak çok sağlıklı ve zinde bir insansın. Doğa yürüyüşlerine ve hayvanlara bayılırsın. İçin o kadar masum ki bütün hayvanlar çevrene toplanır senden şefkat bekler. Bütün ışıltının içinde masumiyetini koruyan bir çocuksun.

Ametisti Seçtiysen: Çok huzurlu ve dengeli bir insansın. Olanı olduğu gibi yaşıyorsun ve huzurla yoluna devam ediyorsun. İnsan yaydığın huzurun enerjisinde yıkanmak istiyor. Güç ve zenginlik seni bulacak…

Yakut’u Seçtiysen: Sen tam aşk için tutku yaratılmışsın. O heyecanı ruhunda duymazsan hayattan tat alamıyorsun. İnsanın içini kıpır kıpır yapan hayata bağlayan birisin. Seninle olanın ömrü uzar…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

GÜNE MORALLE BAŞLAMANIN YOLLARI…

beautiful girl lying down of grass. Copy space

Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. o yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir. Bir çok insan homur homur yataktan kalkara ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder..  Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli “sır”lar..

1- Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin..

2- Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”

3- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya ( doğaya  bakarak ) nefes alıp vermeye başlayın. Bu “Nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin..  Bunu birkaç kez tekrarlayın..

Mutluluk, mutlu olmayı istemekle başlar.

4- Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için  bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin : “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!”

5- Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin.  Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin..

6- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün”. Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.

7- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın..

8- Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da  olumsuz duygularla örülü  bir çemberin bedeninizi saracağını….

9- Miş gibi oyununu oynayın ve “Bugün mutluyum” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.

10- Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak  kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın,  işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin “Bugün kendimi harika hissediyorum” deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.

11- O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin “İşe gidiyorum yine, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine” diye düşünmek yerine,  “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim” diye düşünün. (Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.)

12- İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? “Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın,

13- Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz,  bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük  işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!

14- Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, ” Herşeyin güzel,. saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.

* Yonca ÇELİ

BİR İNSANI KABULLENMENİN FAYDASI

strong[1]

Eğer kendinizi bir başkasının davranışına tepki verirken bulursanız, yapacağınız ilk şey bu kişinin yedi yaşında olduğunu düşlemek olsun. Trafikte size yumruğunu sallayan adam, gerçekte onunla ilgilenmek için zamanı olmayan bir babaya sahip küçük bir çocuktan daha fazlası değildir.

Resmi bir iş yerindeki kaba memur, gerçekte kendisine pek çok kereler çirkin ve aptal olduğu söylenmiş utangaç, küçük bir kızdan başkası değildir.

Eğer, incinme ve acıyı görmek için kendinize zaman ayırırsanız, sevecenlik duyumsamak ve gününüze devam etmek sizin için kolaylaşır. Sevecenlik duymadan yaşamak, kişinin için için yanmayı kabullenmesi demektir. Zehir, bedeninizin her bir hücresine sızar ve genellikle de kanser gibi feci bir sonuca neden olur.

Dünyanın önde gelen kanser araştırmacıları, yıllardan bu yana normal bir hücrenin aniden kanserli bir hücre durumuna gelmesine neyin neden olduğunu bulmaya çalışmaktadırlar.

Cevap henüz bulunamamıştır.

Kabullenmemenin, sağlıklı hücrelerin değişime uğramasına neden olduğu düşüncesi öteki açıklamalar kadar olası gözükmektedir.

Eğer bir insanı kabul edebilirseniz, kendinizi de kabul edebilirsiniz ve hayatınızda benzersiz bir hafiflik duyumsarsınız.

Kızgınlıklar, kırgınlıklar ortadan kalkar ve hepimizin birbiriyle ilişkili olduğunun farkına varırsınız.

Kabullenmenin kendi içinizde, hücrelerinizde çınladığını duyumsarsınız.

Alıntıdır…

kaynak: sonsuz şifa

10 Soruya Doğru Cevap Verin… Dışardan Nasıl Göründüğünüzü Anlayın…

images[8]

Bu test birçok profesyonel kuruluş tarafından insanların iç dünyalarını ve insanlarla ilişkilerini değerlendirmek için kullanılmaktadır. Testin sonuç kısmına bakmadan hemen çözmeye başlayınız. Cevapları geçmişinize göre değil, şimdiki durumunuza göre veriniz.

1. Kendinizi ne zaman en iyi hissedersiniz?
(a) Sabahları
(b) Öğlenden sonra ve akşama doğru
(c) Gecenin ilerleyen saatlerinde

2. Nasıl yürürsünüz?
(a) Hızlı ve uzun adımlarla
(b) Hızlı ve kısa adımlarla
(c) Normalden yavaş ve etrafa bakınarak
(d) Yavaş ve başı eğik
(e) Çok yavaş

3. İnsanlarla konuşurken
(a) Kollarımı göğsümde katlamış olarak dururum
(b) Ellerimi sıkarım
(c) Bir veya iki elimi belime koyarım
(d) Konuştuğum insanlara dokunur veya ittiririm
(e) Kulağımla oynar, çeneme dokunur veya saçımı düzeltirim

4. Dinlenirken nasıl oturursunuz?
(a) Dizler katlanmış ve bacaklar birbirine bitişik olarak
(b) Bacaklar çaprazlanmış olarak
(c) Bacaklarımı uzatarak
(d) Bir bacağımı altıma katlayarak

5. Çok hoşunuza giden bir şey olduğunda ne yaparsınız?
(a) Büyük bir kahkaha atarım
(b) Gülerim ama fazla sesli değil
(c) Bir kerelik gülerim
(d) Sessizce gülümserim

6. Bir partiye veya sosyal etkinliğe katıldığınızda
(a) Herkes sizi fark edecek şekilde gürültülü bir giriş mi yaparsınız?
(b) Sessiz bir giriş yapıp etrafınızda tanıdığınız birilerine mi bakınırsınız?
(c) Çok sessizce girip kimsenin sizi fark etmemesine mi gayret edersiniz?

7. Çok zor bir işe dikkatinizi vermişken rahatsız ediliyorsunuz.Ne yaparsınız?
(a) Bölünmeyi memnuniyetle karşılarım
(b) Aşırı derecede rahatsız olurum
(c) Belli olmaz.Bu iki uç arasında değişken davranışlar gösteririm

8. En çok hangi rengi seversiniz?
(a) Kırmızı veya portakal rengi
(b) Siyah
(c) Sarı veya mavi
(d) Yeşil
(e) Koyu mavi veya mor
(f) Beyaz
(g) Kahverengi veya gri

9. Yatakta uyumadan önceki birkaç dakikada
(a) Sırt üstü yatıp uzanırsınız
(b) Karnınızın üstüne yatıp uzanırsınız
(c) Hafif kıvrılmış olarak yan tarafınıza yatarsınız
(d) Başınızı bir kolunuzun üzerine koyarsınız
(e) Başınızı yorganın altına kapatırsınız

10. Rüyanızda genellikle
(a) Düşersiniz
(b) Kavga eder veya tartışırsınız
(c) Birilerini veya bir şeyler ararsınız
(d) Uçar veya yüzersiniz
(e) Genelde rüya görmezsiniz
(f) Rüyalarınız daima hoştur

Puan Hesabı

1.
(a) 2
(b) 4
(c) 6

2.
(a) 6
(b) 4
(c) 7
(d) 2
(e) 1

3.
(a) 4
(b) 2
(c) 5
(d) 7
(e) 6

4.
(a) 4
(b) 6
(c) 2
(d) 1

5.
(a) 6
(b) 4
(c) 3
(d) 5
(e) 2

6.
(a) 6
(b) 4
(c) 2

7.
(a) 6
(b) 2
(c) 4

8.
(a) 6
(b) 7
(c) 5
(d) 4
(e) 3
(f) 2
(g) 1

9.
(a) 7
(b) 6
(c) 4
(d) 2
(e) 1

10.
(a) 4
(b) 2
(c) 3
(d) 5
(e) 6
(f) 1

Şimdi puanlarınızı toplayınız.

60 PUAN VE ÜZERİ:
İnsanlar sana kırılgan bir eşya muamelesi yapıyorlar. Kibirli, bencil ve aşırı baskın birisi olarak görülüyorsun. İnsanlar size hayranlık duyup sizin gibi olmak isteyebilirler ama size her zaman güvenmezler ve sizinle çok yakın ilişkide olmaktan kaçınırlar.

51 – 60 PUAN:
İnsanlar sizi heyecan verici, havai, düşüncesiz yapıda, doğal liderlik özellikleri olan, her zaman doğru olmasa da hızlı karar veren birisi olarak tanırlar. Seni cesur, maceraperest birisi olarak tanırlar; her şeyi bir kez denemek isteyen, macera yaşamak için fırsatları kaçırmayan birisi.. Yaydığınız heyecandan dolayı insanlar sizinle ayni iş yerinde yasamaktan zevk alırlar.

41 – 50 PUAN:
İnsanlar sizi taze, canlı, çekici, eğlendirici, pratik ve daima ilginç birisi olarak görürler; her zaman ilgi odağı olan ama çok aşırıya kaçmayacak kadar da dengeli birisi.. İnsanlar sizi ayrıca iyiliksever, düşünceli, anlayışlı ve kendilerini neşelendiren ve rahatlatan birisi olarak tanırlar.

31 – 40 PUAN:
İnsanlar sizi mantıklı, ihtiyatlı, dikkatli ve pratik birisi olarak görürler. Sizi zeki, yetenekli ve hünerli ama alçak gönüllü olarak tanırlar. Çok hızlı arkadaşlık kurmayan, ama arkadaşlarına karşı çok sadık olan ve onlardan da aynı şeyi bekleyen birisiniz.

kaynak: sağlık olsun

AĞRILARIN DUYGUSAL SEBEPLERİ

10400770_933200586746943_8787245129112106211_n[2]
Psycology Today dergisinde yayınlanan bilimsel bir çalışmaya göre, vücudumuzdaki ağrıların fiziksel sebeplerinin yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Buraya kadar normal, çünkü hepimiz stresin bir takım ağrı ve acıları tetiklediğini biliyoruz. Ancak bu çalışmada hangi duyguların hangi bölgeleri etkilediğini de ortaya koymuş. Özellikle fiziksel sebebi saptanamayan kronik ağrıların sebebinin çözülemeyen travmalar olabileceği iddia edilmiş.
1. Baş Ağrısı – Stres ve Rahatlayamamak
Hepimizin tahmin edebileceği gibi baş ağrısının en önemli sebeplerinden biri gün içerisinde yaşanan stres, bu stresten kaynaklı kasılmalar ve rahatlayamama, düzensiz nefes almak ve beyne giden oksijenin azalması.
2. Boyun Ağrısı – Affedememek ve Kin
Bu çalışmaya göre kronik boyun ağrısının arkasında insanları affedememek ve kin beslemek yatıyor olabilir. Koy verin gitsin, tatlı canınızdan değerli mi?
Herkesi affettim ama ağrım geçmiyor diyorsanız biraz egzersiz işe yarar belki.
3. Omuz Ağrısı – Duygusal Yükler ve Suçluluk
Omuz ağrısı duygusal bir yükü taşımayı ifade edebiliyormuş. Bu yük bir başkasının size yüklediği yük de olabilir, bir suçluluk duygusu da.
4. Sırt Ağrısı – Duygusal Destek ve Sevgi Eksikliği
Sırt ağrısı çevrenizden beklediğiniz destek ve sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilirmiş. Savaşmayalım, sevelim, sevişelim ama biz yine de oturma ve duruş bozukluklarımızı da gözden geçirelim. (buyrun)
5. Bel Ağrısı – Maddi Kaygılar
Bel ağrısının sebebi maddi kaygılar ve gelecekle ilgili dünyevi endişeler (ev, iş, para, geçim derdi) olabiliyormuş. Belini doğrultamamak terimi tesadüf olabilir mi?
6. El Ağrısı – İletişim Eksikliği ve Kendini İfade Edememek
Psikologlar ellerimizin diğer insanlarla olan iletişim araçlarımız olduğunu ifade ediyor, bu sebeple vücut dilimizde en çok ellerimizi kullanıyoruz. Ellerimizde duyduğumuz ağrının kaynağı da iletişim eksikliği, anlatmak isteyip anlatamadıklarımız, kendimizi ifade edemeyişimiz olabilir.
Mouse kullanım alışkanlıklarımızı da gözden geçirmekte fayda var. (Karpal Tünel Sendromu)
7. Kalça Ağrısı ve Dirsek Ağrısı – Değişime Direnmek
Kalçaların ve dirseklerin değişime en çok direnen bölgeler olduğu söyleniyor. Hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımızda, koşa koşa seve seve değiştiğimizi düşündüğümüz zamanlarda bile kalçalarımız ve dirseklerimiz bu değişime direniyor ve düzeni korumak istiyor olabilir, böyle durumlarda ise sinyal veriyorlarmış.
8. Diz Ağrısı – Yüksek Ego

Diz Ağrılarının sebebinin yüksek ego, kibir ve kendini beğenmişlik olduğu düşünülmüş. Biraz tevazu lütfen.
Ayrıca yokuş aşağı koşmamaya da özen gösterelim, 65 yaşında emekli olup da gezmek istediğimizde o dizlere çok ihtiyacımız olacak. (Dikkat: Menisküs)
9. Bacak Ağrısı – Kıskançlık ve Kendine Güvensizlik
Bacak ağrılarının kişinin kendine güvensizliği, yetersizlik duygusu ve kıskançlıkla tetiklendiği düşünülüyor.
10. Ayak Ağrıları – Kötümserlik ve Umutsuzluk
Vücudun bütün yükünün ayaklarımızda birikmesi gibi, kötümserliğimizin olumsuz etkileri de ayakları etkiliyor, umutsuz başın cezasını ayaklar çekiyor.

Çin Tıbbına Göre İç Organlardaki Zehirli Maddeler Nasıl Boşaltılır?

12193338_932383000162035_3697187456257560406_n[1]

İnsan vücudundaki iç organlarda zehirli maddeler var mı? Bedensel sorunlara bu zehirli maddeler mi yol açar?

Çin tıbbına göre, insan vücudundaki beş iç organda zehirli maddeler birikir, bu zehirli maddelerin birikmesi, vücutta belirtiler bırakır. Şimdi zehirli maddelerin saklandığı yerleri bulalım ve bu zehirli maddeleri yok etme yöntemleri öğrenelim.

Eğer dalakta zehirli maddeler birikirse, yüzde benekler görülür. Yüzünde benekler olan bir kadının sindirim sistemi nisbeten zayıflar; beyazımtırak akıntısı fazla olur; yağ birikir.

Çin tıbbına göre, dalaktaki sindirim iyi olmadığı takdirde, zehirli maddeler zamanında dışarı boşaltılmaz. Bu nedenle kilo vermek isteyen bir kişi, öncelikle dalağının ve midesinin işlevini normalleştirmeli; dalağında zehirli maddeler bulunan kişide ağız kokusu olur, ağız ülseri görülür.

Şimdi dalaktaki zehirli maddeleri boşaltma yöntemlerine geçelim.

1. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılmasına ekşi yemekler iyi gelir. Ekşi yemekler, bağırsak ve midenin sindirim işlevini pekiştirir, yemeklerdeki zehirli maddelerin en kısa sürede boşaltılmasını sağlar; ayrıca ekşi yemekler dalağı güçlendirir.

2. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılması için Shangqiu adlı akpunktur noktasına basılabilir. Bu akpuntur noktası, iç topuk kemiğinin altındaki çukurun ortasında bulunur. Bir parmakla bu noktaya, azcık acı hissetecek şekilde basabilirsiniz. Bu basma bir defasında üç dakika sürerse, yeterli olur.

3. Yemekten sonra yürüyüş yapmak. Spor, dalağa ve mideye yardımcı olur. Bu yöntem azimle uygulanmalı.

Yemek sonrası, zehirli maddelerin en kolay oluştuğu zaman dilimidir. Yemeklerin zamanında sindirilmemesi veya emilmemesi halinde zehirli maddeler birikir. Bu nedenle yemekten sonra yürüyüş tavsiye edilir. Ayrıca yemekten bir saat sonra bir meyve yenebilir.

******

Karaciğer, insanın diğer önemli iç organlarından biridir. Karaciğerde zehirli maddeler birikirse, tırnak üzerine çıkıntılı çizgi veya tırnak çökmesi görülür. Çin tıbbına göre, kirişler karaciğere bağlıdır, tırnak ise kirişlerden bir bölümüdür. Bu nedenle karaciğerde zehirli maddeler biriktiği takdirde, tırnak üzerinde belirgin işaret olur.

Karaciğerde zehirli maddeler bulunursa, kadında mastit görülür; deprasyon başgösterir. Çünkü karaciğer insan vücudunda duyguları ayarlayan iç organdır. Eğer içindeki zehirli maddeler zamanında boşaltılmazsa, Qi dolaşımı engellenir, bu da depresyon duygusuna neden olur. Ayrıca yarım baş ağrısı ve aybaşı ağrıları gibi belirtiler görülür. Yüzün iki yanağı ve göbek, karaciğer ve safra kesesinin “etki alanı”dır. Eğer karaciğerde zehirli maddeler varsa, yüzde ve göbekte mutlaka belirti gözükür.

Karaciğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için, yeşile çalan mavi renkli yemekler tüketilmeli. Örneğin portakal veya limon suyu, karaciğere iyi gelir; karaciğerle bağlantılı akpunktur noktasına basmak iyi gelir. Basılacak nokta, birinci ve ikinci ayak parmaklarının buluştuğu noktanın önündeki çukurun ortasında yer alır. Ağlama, zehirli maddelerin boşaltılmasına yardımcı olur. Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının gözyaşlarına bağlı olduğu, hem Batı tıbbınca, hem de Çin tıbınca doğrulandı. Gözyaşları gerçekten insan vücuduna zararlı maddeler içerir. Bu nedenle istediğiniz zaman ağlayabilirsiniz.

******

İnsan kalbinde zehirli maddeler birikirse, dil ülseri olur, alnında kabarcıklar oluşur, uykusuzluk ve kalp rahatsızlığı meydana gelir.

Çin tıbbına göre, kalple en yakın ilişkili organ dildir. Bu nedenle ülser dilde görülür. Alın, kalbin “nüfuz alanı”dır. Eğer kalpte “ateş” varsa, alın “yanar”, kabarcıklar ortaya çıkar.

Kalpteki zehirli maddelerin boşaltılması için, nilüfer tohumları gibi, acı yemekler tavsiye edilir; kalbi simgeleyen Shaofu adlı akpunktur noktasına basılır. Shaofu, insanın yumruğunu sıktığı zaman, avuçta yüzük parmağı ve küçük parmağının tırnaklarının değdiği yerdir. Bu noktaya güçlü bir şekilde basılır. Yeşil fasülye, zehirli maddelerin idrar yoluyla boşaltılmasına yardımcı olur.

Çin’de yaz mevsiminde hemen hemen her ailede yeşil fasülye suyu içilir. Siz de deneyebilirsiniz.

******

Akciğerde zehirli maddeler birikirse, insanın cildi pas renginde olur, kabızlık çekilir, duygusal durumunda hassasiyet meydana gelir.

Çin tıbbına göre, akciğer, tüm cildi yönetir. Cildin iyi olup olmaması, akciğerin sağlıklı olup olmamasına bağlıdır. Akciğerdeki zehirli maddelerin miktarı fazla olursa, bu zehirli maddeler akciğerin çalışmasıyla cilde yansır; ayrıca akciğer ve kalın bağırsak tek bir sistemdir. Yukarıda akciğerde zehirli maddeler varsa, aşağıdaki bağırsak içinde de anormal birikim olur, kabızlık çekilir; akciğerdeki zehirli maddeler de Qi ve kan dolaşımını engeller.

Turp, akciğere en iyi gelen yiyecektir. Çin tıbbına göre, kalın bağırsak ile akciğer arasında yakın ilişki vardır. Akciğerdeki zehirli maddelerin ne kadar boşaltılacağı, kalın bağırsağın iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Turp kalın bağırsağın dışkıyı boşaltmasına yardım eder. Turp çiğ de yenir.

Ayrıca akciğeri temsil eden akpunktur noktasına basmak da yararlıdır. Hegu adlı nokta, el sırtında, parmakların arasında bulunur.

Terlemek, akciğere iyi gelir; çünkü terle vücuttaki zehirli maddeler atılır; sıcak duş ve derin nefes da benzer sonuç verir.

Akdiğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için en uygun zaman dilimi sabah 7:00 ile 9:00 arasıdır. Bu zaman içinde bol oksijen almayı sağlayan spor yapılırsa, çok iyi olur.

******

Böbrek içinde zehirli maddelerin biriktiği zaman, aybaşı miktarı az, süresi kısa ve rengi koyu olur. Aybaşının oluşması ve kaybolması, böbrek işlevinin güçlü olup olmamasına bağlıdır; böbrekteki zehirli maddeler, hidronkusa neden olur, altçenede kabarcıklar oluşur, yorgunluk çekilir.

Böbreği simgeleyen akpunktur noktası Yongquan’dır. Bu nokta, insan vücudundaki en alçak akpunktur noktasıdır. Yongquan, ayak tabanının üçte birinin ilerisinde bulunur. Bu nokta hassas olduğu için fazla güçlü basılmamalıdır. Beş dakika yeterlidir.

Böbrekteki zehirli maddelerin boşaltılması için en iyi zaman dilimi sabah 5:00 ile 7:00 arasıdır. Bu nedenle sabah kalkınca bir bardak su içilmesi çok iyi olur.

KAYNAK:turkish.cri.cn

7 Yerde Su İçilmez Kuralı…

12191703_932970126769989_3338090218858562039_n[1]

7 yerde su içilmez kuralı…

1-Banyodan sonra su içilmez, içilirse organlar yaşlanır

2-Acı yedikten sonra su içilmez, içilirse reflü, gastrit ve bağırsak rahatsızlığı yapar.

3-Uyku arasında içilmez, çünkü beyni etkiler

4-Meyveden sonra içilmez, içilirse asit ortaya çıkar

5-Koşup yorulduktan sonra içilmez, karaciğer ve dalak büyür

6-Tatlı yedikten sonra, şeker yükselmesine sebep olur

7-Kustuktan sonra içilirse ağızda kötü tat kalır

Ne zaman su içilir?

1-Et yedikten sonra su içilir

2-Korkunca su içilir

3-Yağlı yiyince su içilir

4-Yemekten önce su içilir

Atasözümüz:

Ye yağlıyı iç suyu donarsa donsun

Ye tatlıyı içme suyu yanarsa yansın:)

kaynak sağlık olsun

Kışın Turp Gibi Olmak İçin Turp Yiyin…

10357518_933121030088232_9091873669217690009_n[1]

Turpun faydaları…!

Kara turp, kirmizi turp, siyah turp… Turp yüksek oranda potasyum barındırıyor. Liften zengin, sindirimi kolaylaştırıyor. Kabızlığa da iyi geliyor.

Karaciğere çok faydalı bir besin olan turp tam bir karaciğer dostudur. Karaciğeri kuvvetlendirir ve şişliğini indirir. Sarılığa karşı da faydalıdır. Böbrek kumlarını ve safra taşlarını dökmeye yardımcı olur. Romatizma ve siyatikte faydalıdır.
Astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Uyarıcıdır. İştah açar. Mikrop öldürücüdür.
Vücudu ve dişetlerini kuvvetlendirir. Kalp ve damar sağlığına faydalı olmasının yanında kansere karşı da koruyucu etkilere sahiptir. Şeker hastalarına da faydalıdır. Turp cilt bakımı için de yararlıdır. Cilde tazelik, saçlara ise parlaklık verir. Sivilce ve egzamayı geçirmeye yardımcı olur.
Bağışıklığı güçlendiriyor. Anne sütünü de arttırdığı biliniyor. Soğuk algınlığı sırasında vücudu destekleyici bir yapısı var.
Öksürüğe karşı siyah turp bal kürü ise annelerin sıkça tavsiye ettiği bir besin. Turpun ortasından bir delik açıp üzerine biraz bal koyun ve gece boyunca balın kara turp içinden akıp altına koyduğunuz bir tabağa dökülmesini bekleyin. Ertesi gün bunu 1 yaş üstü bebekler için öksürüğe karşı kullanabilirsiniz.
Turpun Diğer Faydaları:

Nefesi tazeler, ağız kokusunu önler, kan dolaşımını hızlandırır, kabızlığa iyi gelir, sivrisinek ısırığına sürüldüğünde kaşıntıyı ve şişliği alır, ateş düşürücüdür, kan dolaşımını artırır, güçlü bir antioksidandır, ciltte görülen yaşlanmanın etkilerini geciktirir, bağışıklık sistemini güçlendirir, oksidatif stresi azaltarak kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar.

Bilinçaltının Gücüni Orataya Çıkarın …

images[7]

Bilinçaltımızda her sorunun cevabı vardır. Uykuya dalmadan önce bilinçaltına ”sabah altıda kalkacağım” emrini verirseniz sizi tam saatinde uyandıracaktır.

Her gece yatarken kendi kendinize söylediğiniz olumlu ifadeler sağlığınızın ve yaşantınızın kusursuz olması yönünde olsun, bilinçaltınız bu ifadeyi buyruk olarak algılayıp buyruğunuzu yerine getirecektir.

Bir kitap yada harika bir tiyatro eseri yazmak, fevkalade bir konuşma yapmak istiyorsanız, bu fikri sevgiyle hissederek bilinçaltınıza iletince o da size istediğiniz karşılığı verecektir.

Asla ”bunu yapamam” ya da ”şunun olması imkansız” gibi sözler söylemeyin. Bilinçaltınız bunu yalın anlamlarıyla alacak ve bu düşüncelerden dolayı yapmak istediğiniz şey için yeteneğiniz olmadığını kabul edecektir.

Size zarar verecek ya da canınızı sıkacak şeyler düşünmeyin. Çünkü neye inanırsanız onunla karşılaşacaksınız.

En doğru şekilde düşünüp hissetmeye başlarsanız huzurlu bir zihne sahip olmanız kaçınılmaz olur. Bilinçaltınız, zihninizden geçirip doğru olduğunu iddia ettiğiniz her şeyi kabul edecek ve size bunu yaşatacaktır.

Bilinciniz kapıda bekçidir. En önemli işlevi bilinçaltını, yanlış izlenimlerden korumaktır. İyi şeylerin olabileceğini ve şu anda olmakta olduğunu düşünmeyi her zaman tercih edin.

Mucize bitki ISKIN 💜 Kanseri İki Günde Bitiriyor…

12193407_933464860053849_2224290127188885605_n[2]
ABD’nin Atlanta Üniversitesi’nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin modifiye edilmiş bir çeşidinin de tümörlerin gelişimini azalttığı belirlendi. Araştırmadan çıkan bu bulgu yeni bir kanser ilacının da habercisi. Uzmanlar ışgından yapılmış kanser ilacının birkaç yıl içinde kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak her ne kadar deney sonuçları olumlu olsa da ışgının ilaca dönüştürülmesi için birçok yeni araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor. Işgın hakkında bulunan keşif bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İngiliz Daily Express gazetesinde “Işgın hayatınızı kurtarabilir ” başlığıyla yayımlanan haber dünya basınında büyük yankı buldu.
ANADOLU’DA SEVİLİYOR
Kuzukulağıgiller familyasından olan ışgının Latince ismi Rheum ribes. Işgın Anadolu’da ışkın, aşgın, aşkın, eşkin, eşgin, ıçgın, ıçkın, uçgun, uçkun, uşgun ve uşkun isimleriyle de biliniyor. Doğu Anadolu bölgesinde ise yayla muzu ve dağ muzu olarak da bilinen bu sebzeye yetiştiği yöreye göre Van muzu ve Hakkâri muzu gibi isimler de veriliyor. Işgın, Güneybatı Asya’nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde yetişiyor. Tozlaşması rüzgârlarla olan ve kendi cinsinin diğer türleriyle melezlenebilen ışgın tıbbi bitkiler sınıfına girdiğinden farmakolojik araştırmalarda çok sık kullanılıyor. Çiğ olarak yenen, zeytinyağlı, yumurtalı yemeği ve reçeli de yapılan ışkın oldukça farklı tariflerde kullanılıyor. Ancak Türk botanik bilimciler bilinçsiz ve uygun olmayan yöntemlerle toplanan ışgının Anadolu’da yok olma tehlikesi altında olduğu uyarısını yapıyor

kaynak: sağlık olsun

İşte elma ve kahvenin inanılmaz gücü…

1430226265094[1]

Her gün bir elma ve kahvenin sağlık açısından o kadar faydaları varmış ki…

Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, elma ve kahvenin sağlık açısından faydalı gıdalar olduğunu belirtti.

Her gün bir elma tüketmenin kötü huylu kolesterolü düşürdüğünü ifade eden Keçeci, “Özellikle LDL kolesterolün düşürülmesinde içerdiği lif ve antioksidanlar nedeniyle büyük etkisi vardır. Zayıflama diyetlerinin vazgeçilmezi elma, hem kilo verilmesi hem de kilo korunması için bire birdir. Her gün bir elma tüketmek gerekli olan lif miktarı ile hem yağlanmanın geciktirilmesini sağlarken kas yapımı içinde fayda sağlayacaktır. Özellikle kilo alma riskleri olan bireyler de kalori yakımın da yardımcı olacak ve vücudumuzu dengede tutmamızı sağlayacak bir koruyucu haline gelecektir. İçerdiği vitamin ve mineraller hem cildin güzel kalmasına hem de bağışıklık sisteminin kuvvetlenerek hastalıklardan arınmamamıza ya da hastalıkların önlenmesine yardımcı olacaktır.

KOLON VE GÖĞÜS KANSERİNİ ÖNLEYİCİ 

Elma içerdiği vitamin mineral ve antioksidanlarla vücuttan fazla suyun ve yağın atılmasına yardımcı olur, tarçın, ısırgan ve mate yaprağıyla birlikte kullanıldığında detox etkisi gösterir ve kilo verme programların da kullanılabilir. Kolon ve göğüs kanserinde önleyici etkisi olduğu pek çok araştırma da vurgulanmaktadır.

DİYABETİ ÖNLÜYOR 

Her gün bir elma ailede diyabet riski olan bireylerin için önleyici etki gösterir, diyabetin ilerlemesini önler ve özellikle kırmızı, mor ve mavi meyvelerle birlikte tüketildiğin de diyabetin ilerlemesi ve komplikasyonlarının görülme riskini önler. Antioksidan etkisi ile pek çok sinir sistemi hastalıkların da ve Alzheimer hastalığının oluşmasının önlenmesi ya da geciktirilmesin de elmadan faydalanılabilir. Özellikle anne adayları, Her gün 1 elma yendiğinde astım ve benzeri solunum sistemi hastalıklarına yakalanacak çocuk doğurma riskleri azalmaktadır.” diye konuştu. Her gün bir fincan kahve tüketmenin, sağlık açısından faydalı olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, şöyle konuştu:

KİLO VERMEYE YARDIMCI

“İçerisinde belirli oranlarda kafein, niasin ve antioksidan içeren doğru miktarda tüketildiğinde hem tokluk hissi hem de pek çok hastalığın önlenmesinde bizlere yardımcı olabilecek bir içecektir. Koyu renkte tüketilen özellikle paketlenmemiş ve aroma içermeyen kahveler ve Türk kahvesi günde bir fincan tüketildiğinde tokluk hissi sağlayarak kilo verme ve kilo koruma programlarında da olumlu etkiler sağlar. Kahvenin tüketim miktarı çok önemlidir, gebe bayanlarda kafein alımı istenmezken, gebelik düşünen bayanlar içinde fazla kafein ve kahve tüketimi sorunlara neden olabilmektedir.

FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR 

Kahve doğru tüketildiğinde inme, kalp hastalıkları, stres gibi pek çok hastalığa iyi gelirken bu hastalığa yakalanmış bireylerde ise günlük dozları belirli miktarları geçmemesi gereken bir içecek halini alır. Son yapılan çalışmalar, günde 1 fincan french press, Türk kahvesi ya da İskandinav kahveleri gibi kaynatılarak hazırlanan kahvelerin göğüs kanseri, baş ve boyun kanserini de önleyebilici etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Günde 1 fincan kahve tüketen bireyler de yapılan araştırmalar da kanser olma risklerinin %10 oranında azaldığı bulunmaktadır.

PARKİNSON HASTALIĞINI ÖNLEYİCİ 

Yapılan pek çok çalışmada, Parkinson hastalığı gibi hastalıkların önlenmesi ya da geciktirilmesinde de kahvenin önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca kahveyle yapılan cilt bakımları yağlanma ve selülit problemlerine de iyi gelecektir. Unutulmaması gereken en önemli nokta bir uzmana danışarak kahve tüketim miktarının ayarlanmasıdır. Fazla kafein alımı uykusuz problemleri, kafein alımına kazanılan bağışıklık kazandırabilir bu da başta duygu durumumuz olmak üzere pek çok durumu etkileyebilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de, kahve ile birlikte su alımının azaltılmamasıdır. Günde en az 2 lt su tüketmek ve 1 fincan kahve tüketmek sağlımız için olumlu sonuçlar doğurur.”

kaynak: sağlık gazetesi

Mucize üçlü Alzheimer’e karşı!

81[1]

Almanya Ulm Üniversitesi’ndan uzmanlar havuç, ıspanak ve kayısının özellikle Alzheimer’a karşı çok etkili olduğunu belirtti.

Bilim adamları iki grup gönüllüyü inceledi.

Birinci grubun sağlık durumu oldukça iyiyken ikinci grup Alzheimer hastalarıydı. Her iki grubun üyelerinden alınan kan örnekleri incelendi. İkinci grubun kanındaki antioksidan, C vitamini ve beta-karoten miktarının çok düşük olduğu kaydedildi. Doktorlar tüm bu maddelerin beyin sağlığını koruduğunu belirtiyor. C vitamini, antioksidan ve beta-karoten açısından zengin meyve ve sebzelerin mutlaka tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu besinler arasında havuç, ıspanak ve kayısı özel yer tutuyor.

Havucun Sağlığa Faydaları
Beta Karoten:

Beta karoten havuca turuncu rengini veren renk pigmentidir. Beta karoten vücut tarafından A vitaminine dönüştürülür. Bu nedenle havuç, hayvansal gıdalar dışında A vitamini bakımından en iyi kaynaklardan biridir. Etkili bir antioksidan olan beta karoten kanserden kalp hastalıklarına kadar pek çok hastalığın oluşma riskini yükselten oksidatif strese karşı vücudu korur.

Kanserden Korunma: Beta karoten ve diğer antioksidanlar bakımından zengin olan havuç kanseri önlemede rol oynayabilir. Yapılan araştırmalarda beta karoten bakımından zengin bir beslenme programının prostat kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri riskini düşürdüğü sonuçları elde edilmiştir. Ancak laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan bu araştırmaların sonuçlarının kesinlik kazanması için insanların katılımıyla yapılacak daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Lösemi:

2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre havuç suyunda bulunan bioaktif kimyasallar, miyeloid ve lenfoid lösemide kansere yol açan hücre büyümesini baskılıyor. San Diego Tıp Merkezi tarafından yapılan bir diğer çalışmada ise havuç mesane kanseri riskini azaltmak için tavsiye edilen gıdalar arasında yer alıyor.

Kalp Sağlığı:

Hollanda kaynaklı ve 10 yıl süren bir çalışmaya göre turuncu ve sarı renkli sebzeler kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini önemli oranda düşürüyor. Araştırma sonuçlarında havuç gibi turuncu ve koyu sarı tonlarda sebzeleri düzenli olarak tüketenlerde kalp ve damar hastalığı görülme oranının tüketmeyenlere göre %32 daha az olduğu belirtilmiş.

Göz Sağlığı:

Aşağı yukarı hepimiz havucun gözler için iyi olduğunu biliriz ancak şaşırtıcı bir şekilde bu konuda yapılan araştırma sayısı oldukça az. Yine de yapılan araştırmalar bu genel olarak kabul görmüş bilgiyi doğrular nitelikte. Bu konuda Kaliforniya Üniversitesi Jules Stein Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre haftada 2 veya daha fazla sayıda havuç yiyen kadınlarda daha az veya hiç havuç yemeyen kadınlara göre glokom hastalığı görülme oranı daha düşük. Göz tansiyonu olarak bilinen glokom göz içinde basıncı sık sık yükselmesi nedeniyle görme sinirinin hasar görmesine ve görüşün yavaş yavaş azalmasına yol açıyor. Ayrıca havuçtan alınan beta karoten A vitaminine dönüştüğünde gözlerin ışığı ayarlama fonksiyonunu koruyor ve gözlerin nemli kalmasını sağlayarak göz kuruluğunu önlüyor.

Sindirim Sistemi:

1 adet orta boy havuç sağlıklı bir sindirim sistemi için son derece önemli günlük besin lifi ihtiyacının yaklaşık %7’sini tek başına karşılıyor. Besin lifi sadece sindirim sistemi için değil aynı zamanda kan şekeri seviyesinin korunması için de önemli. Eğer kilo vermek için diyet yapıyorsanız atıştırmalık olarak havuç yemek tokluk hissini uzaratarak kilo vermenize yardımcı olabilir.

Potasyum:

Havuç potasyum bakımından en zengin sebzelerden biridir. Potasyum, beynin normal fonksiyonlarının devam etmesinden kalp sağlığının korunmasına, kan şekerinin düşürülmesinden kas kramplarının önlenmesine kadar pek çok alanda vücut tarafından kullanılan önemli bir mineral. Potasyum aynı zamanda kortizon ve adrenalin gibi stres hormonlarını dengeleyerek stres ve kaygı seviyesini düşürüyor.

Bağışıklık Sistemi:

Lenf bezleri, damarlar, beyaz kan hücreleri, solunum yolu ve dalak gibi vücudun birden fazla parçasını kapsayan bağışıklık sisteminin güçlü olması için pek çok sebzede bulunmayan protein ve lipidlere ihtiyaç vardır. Ancak aynı zamanda bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için havuç gibi vitamin ve mineral bakımından zengin sebzelere de ihtiyaç duyulur. A, C, E, B vitaminleri ile demir, bakır ve çinko bakımından zengin olan havuç bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırır.

Güneşten Korunma:

Havucun antioksidan etkisi cildi serbest radikallere karşı koruyarak esnek kalmasına yardımcı olur ve yaşlanmanın ciltte görülen etkilerini geciktirir. Ayrıca düzenli olarak havuç yemek güneşin zararlı UV ışınlarına ve güneş yanığına karşı cildi korur. Tabi bu koruma faktörlü güneş kreminizi bir kenara bırakın ve bol bol havuç yiyin anlamına gelmiyor. Ancak daha güçlü bir korunma için özellikle yaz aylarında daha fazla havuç tüketebilirsiniz.

Havucun Diğer Faydaları
  • Kanı temizleyen alkali elementler içerir.
  • Vücuttaki asit alkali dengesinin korunmasına yardımcı olur.
  • Yüksek potasyum içeriğiyle tansiyonu yükselten sodyumu dengeler.
  • Havuçta bulunan besin lifi kötü kolesterolü (LDL) düşürürken iyi kolesterolü (HDL) yükseltir.
  • Güçlü antioksidanlar içeren havuç yaşlanmanın ciltte görünen etkilerini geciktirir.
  • Ağızda bulunan bakterileri temizleyerek diş sağlığını korur.
  • Düzenli olarak havuç yemek mide ülserine karşı koruma sağlar.

Ispanağın Faydaları Nelerdir?
Ispanak özellikle bir demir kaynağı olarak bilinmektedir. Her ne kadar demir mineralini içerisinde barındırsa da aslında vücudumuz tarafından emilimi bir miktar olsa da, çok da fazla değildir.
Ispanağın en önemli özelliklerinden birisi C vitamini yönünden zengin olmasıdır. İçerisindeki C vitamini sayesinde Ispanaktan alınan demirin emilimi artar fakat ıspanak yemeği yaparken bu C vitamininin kaybedilmesine yol açacak yöntemlerden kaçınmak gerekir. Örneğin sıkça yapılan tuz ile ıspanağı ovalama işlemi C vitamini kaybına yol açan sebeplerden bir tanesi.
Ispanağın vücudun direncini ve kuvvetini arttırdığı da bilinmektedir. Zihinsel ve bedensel olarak kuvvet sağlayan ıspanağın içerisinde sadece C vitamini de değil, ayrıca A, E ve B vitaminleri de yer almaktadır.

KAYISI: A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyve olan kayısı aynı zamanda bol miktarda demir içerir. Ayrıca magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir.

Kayısının Faydaları:
  • Kayısı kanseri önleyici ve tansiyonu düşürücü özelliğe sahip.Bağırsakları iyi çalıştırdığından kilo verilmesini kolaylaştırıyor.
  • Kayısı iyi bir betakaroten kaynağı olup,akciğer ve mide kanserlerinden koruyucu özelliğe sahiptir.
  • Yorgunluğu alır.
  • Beslenme problemi olan yaşlıların potasyum eksikliğine bağlı depresyon sorunlarının giderilmesinde de çok faydalıdır.
  • Gırtlak iltihabına ve astıma iyi gelir.Astımda balgam söktürücü özelliğe sahiptir.
  • Kabızlığa önlüyor.
  • Gece körlüğünü önlüyor.
  • Yaşlanmaya karşı vücudu korur.
  • Beyinin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Strese iyi gelir.
  • Ülserin iyileşmesinde rol oynar.
  • Kan yapımını artırarak kansızlığa iyi gelir.
  • Karaciğere iyi gelir.
  • Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasını sağlar.
  • Kansere karşı korur.
  • Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
  • Böbreklerde oluşan taşların azalmasında rol oynar.
  • Kuru kayısılar, potasyum bakımından daha zengindir.
Kayısı besleyici ve iştah açıcıdır. Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Başta akciğer ve cilt kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur. Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara faydalıdır. Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önler. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir. Migrene karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır.
Kaynak: sağlık sitesi

DENİZ YILDIZI

cache_2415832907[1]
Ernest Hemingway Yazı yazmak için bir gün okyanus sahillerine gider, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder.
Genç adama yaklaşır:
– Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun? diye sorar?
Genç adam gülümseyerek cevaplar;
– Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler.
Hemingway aldığı cevap karşısında şaşırarak sorar;
– Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı
daha alır, okyanusa fırlatır.
– “Onun için fark etti ama…”
-Bu cevap bilgeyi şaşırtmış ne söyleyeceğini bilememiştir
Geriye dönüp, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gider.
Ancak gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün önünden hiç gitmez.
-Sabah yaşadıklarını aklından çıkarmaya çalışır, ama bir türlü beceremez. Nihayet akşama doğru fark eder ki, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış.
– Çünkü bu gencin asıl yaptığının; evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni gözlemeyi değil, evrende bir oyuncu olmayı ve fark yaratmayı seçmek olduğunu sonradan anlar ve utanır.
– O gece sıkıntı içinde yatar. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini bilerek uyanıp;
-Yataktan kalkar, giyinip, sahile iner ve o genci bulur. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirir..

HAYATIMDA EN DİBE VURULMUŞ HALLERİM KENDİMİ EN MÜCADELECEİ HİSSETTİĞİM ANLAR OLMUŞTUR

nerminBezmen_B[1]

HAYATIMDA EN DİBE VURULMUŞ HALLERİM KENDİMİ EN MÜCADELECEİ HİSSETTİĞİM ANLAR OLMUŞTUR. ŞİMDİ DE BİR AN EVVEL ÇALIŞMAYA, YAZMAYA VE HIZLA YAZMAYA, ÜRETMEYE DEVAM ETMEK TELAŞINDAYIM. KIZGINLIK, KÜSKÜNLÜK VE ALDANMIŞLIK HİSSİNİN ENERJİMİ ÇALMASINA İZİN VERMEMEYE NİYETLİYİM.

Nermin BEZMEN

Bu Eve Gelen İlk Temizlikçi Kadın Sensin Süreyya Bacı…

1206489[1]