HO ‘ OPONOPONO TEKNİĞİ

10308242_433593903503571_8446104692758544360_n[1]
Dr. Hew Len bu yöntemi, Hawai Hastanesi ‘nde içerisi akıl sağlığı yerinde olmayan, suçlularla dolu akıl hastalıkları koğuşunda uyguluyor. Dr. Len 4 yıl boyunca, o hastanede terapist olarak görev yapıyor. Ve hastaların hiç birini dahi görmeden tedavi ediyor!

Daha öncesinde, ilaçla sakinleştirilen hastaların, ilaç dozları azaltılıyor, gözetim altında tutulan hastalar gözetimden çıkartılıyor…Ve bir süre geçtikten sonra da o koğuş kapatılıyor!

Bütün bunların hepsi, sadece odasında oturup bu yöntemi uygulayan Dr. Len sayesinde ve kendisi hiç bir hastanın yüzünü dahi görmüyor. Tek yaptığı şey, odasında oturup seni seviyorum-beni affet-özür dilerim-teşekkür ederim mantrasını tekrarlamak.

Etrafımızda gelişen bütün olayların bizim zihnimiz dolayısıyla gerçekleştiğini söylüyor Dr. Len . Yani çevremizden birisi hırsızlık yapıyorsa, bunun sorumluluğu bize ait. Etrafımızda gerçekleşen kötü ve iyi olayların hepsi bizim sorumluluğumuzda! Bundan dolayı, bu problemi yine kendi zihnimizde çözümlüyoruz bu yöntemle.Beni affet diyoruz, af diliyoruz kendimizden. Zihnimizle barışıyoruz… Seni seviyorum dediğimizde kendimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim derken sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Kendimizle barışmak gibi düşünebilirsiniz? Ve teşekkür ederim derken, zihnimizin bize yaşattığı kötü şeyler için bile teşekkür ediyoruz. Bunu yaptığımızda, otomatik olarak etrafımızda kötü olan şeyler, iyileşmeye başlıyor.

Diyelim ki, A kişisinin bize karşı olan davranışları hoşumuza gitmiyor ve bunu düzeltmek istiyoruz. Burada içimizden sürekli tekrarlayacağımız şey; ”A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. ”

Diyelim ki, maddi durumumuz çok da iyi değil ve biz bunu düzeltmek istiyoruz. Bunun için içimizden sürekli diyoruz ki; ” Maddi durumumun iyi olmasına engel olan şey, içimde her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim.

Magnezyum Klorürün 18 İnanılmaz Faydası

Magnesium-chloride[1]

 

Magnezyum klorür depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla baş etmenize yardımcı olur. Ancak antibiyotik kullanırken ilacın etkisini azaltabilir.

Magnezyum klorür çeşitli enfeksiyonlarla başa çıkmanıza yardımcı olmanın yanı sıra vücudunuzun genç ve enerjik görünmesine ve kalmasına yardımcı olan birçok sağlıklı özelliği içinde bulunduran bir besin takviyesidir. Bu bileşen her türlü yaştan insan için oldukça faydalı ve yararlıdır, ancak tüm aktif maddelerde olduğu gibi magnezyum klorürürün de ihmal edilmemesi gereken birkaç önemli kontraendikasyonu bulunmaktadır.

Magnezyum klorür klorür ve magnezyumdan oluşan bir bileşendir ve sağlık ve güzellik açısından tonlarca faydası bulunmaktadır. Aslında, bileşen endüstriyel olduğu kadar tıbbi amaçlarla da kullanılmaktadır. Siz de Magnezyum klorürün faydaları hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz?

Magnezyum klorür aşağıdaki faydaları sunar:

  • Mükemmel bir kan temizleyicisi işlevi görerek, vücudun pH’ının düzenlenmesine yardımcı olur. Bu faydası sayesinde, magnezyum klorür birçok hastalıkla başa çıkmanıza yardımcı olur.
  • Magnezyum klorür böbreklerde biriken asitten kurtulmanıza yardımcı olarak, böbrek sağlığını teşvik eder.
  • Beyin fonksiyonu ve sinir sinyali iletimini uyararak, genel ruhsal dengeye katkıda bulunur.
  • Kas yaralanmalarını, krampları, yorgunluğu ve/veya kas yorgunluğunun önlenmesine yardımcı olduğu için yoğun fiziksel aktivite yapan atletler için idealdir.
  • Düzgün çalışan kalp damar sistemini teşvik ederken, eş zamanlı olarak kalp rahatsızlıklarının önlenmesine yardımcı olur.
  • İyi kan dolaşımını uyararak ve hastalıklarla savaşarak kötü kolesterolle mücadele eder.
  • Depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla savaşmada da yardımcı olan güçlü bir antistres ilacıdır.
  • Vücut sıcaklığını düzenlemede önemli bir rol oynar.
  • Hemoroid problemlerinin önlenmesine yardımcı olur, bağırsak sağlığına katkı sağlar ve kalınbağırsak yangısı, kabızlık gibi rahatsızlıkların giderilmesinde rol oynar.
  • Prostat problemlerinin önlenmesine ve bu problemlerle baş edilmesine yardımcı olur.
  • Araştırmalar kanserli hücrelerin önlenmesine yardım edebildiğini göstermiştir.
  • Soğuk algınlığı, balgam ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olarak, bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Erken yaşlanmayı önleyerek vücudu daha enerjik yapar ve hücrelerin yeniden büyümesini teşvik eder.
  • Kalsiyumu kemiklere yapıştırdığı için osteoporozu önlemenin anahtarıdır.
  • Magnezyum klorür böbrek taşlarının oluşumunu önleyerek kalsiyum oksalatın böbreklerde birikmesini engeller.
  • Premenstrual sendrom belirtileri azaltarak ve hormon seviyelerini düzenleyerek kadın sağlığına katkıda bulunur.
  • Serbest radikallerle savaşarak tümör ve siğil oluşumunu engeller.
  • Magnezyum klorür temiz arterleri teşvik ederek arteriosklerozu önler.

Magnezyum klorürün kontraendikasyonları

magnezyum-klorür

Magnezyum klorürün sağlık yönünden tonlarca faydası olmasına rağmen, bazı vakalar için önerilmediği ve kullanılmaya başlanmadan önce doktora danışılması gerektiği unutulmamalıdır.

  • Laksatif etkisi sebebiyle ishal vakalarında kullanılmamalıdır.
  • Başta böbrek yetmezliği olmak üzere böbrek rahatsızlıkları olanlar tarafından kullanılmamalıdır.
  • İshali ağırlaştırabileceğinden ülseratif kolit problemi yaşayanlar tarafından alınmamalıdır.
  • Antibiyotik kullanıyorsanız, magnezyum klorür antibiyotiğin etkisini azaltabilir; bu sebeple antibiyotik almadan üç veya dört saat önce kullanılmalıdır.

Magnezyum klorürü nasıl hazırlayabilirim?

Magnezyum klorürü tablet formunda alabileceğiniz gibi, aynı zamanda aşağıdaki malzemeleri kullanarak evde de hazırlayabilirsiniz:

  • 1 litre su
  • 30 gram kristalize magnezyum klorür
  • 1 tahta kaşık

Ne yapmalıyım?

Bir litre suyu kaynatın ve soğutmaya bırakın. Ardından cam bir kavanoza boşaltın ve içinde 30 gr kristalize magnezyum klorür eritin. Sıvıyı tahta bir kaşık ile karıştırın, ağzını sımsıkı kapatın ve kaldırın.

Ne kadar almalıyım?

Almanız gereken magnezyum klorür miktarı mevcut sorununuz ve yaşınıza bağlıdır. İdealde, bu bileşenden ne kadar almanız gerektiğine doktorunuzla beraber karar vermelisiniz. Ancak genelde önerilen doz günde bir ila iki yemek kaşığı arasıdır, ancak 35 yaş üstü olanlar için bu doz yalnızca yarım yemek kaşığıdır.

Dolunayın Enerjisinde Geçmişin Yükleriyle Bağ Kesme Meditasyonu…

12243120_841519982627652_6558039443681040246_n[2]

Nefes çalışmasıyla başlayıp rahatlatıcı bir müzik eşliğinde geçmişte kalmasına rağmen bugünümüze taşıdığımız bir kişiyle ya da durumla bağ kesme meditasyonu yağacağız…

Arkasından görüntüleme tekniğiyle aklımızdaki kişiye içimizdeki her şeyi söyleyip ve ondan cevapları dinleyip kişiden iyice temizleniyoruz.

Ses meditasyonuyla çakralarımızı şifalandırıp dengeye geldikten sonda Deeksha enerjisiyle yeni niyetlerimizi evrene salıvereceğiz…

Bu çalışmayı kaçırmayın ve hemen kayıt olun derim…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Her insan içinde karanlık bir yan vardır.

558834_10151249660912618_92776884_n[1]

 

Her insan içinde karanlık bir yan vardır. Bu bizim kendi içimizde kabullenemediğimiz, kendimizden ve başkalarından gizlediğimiz ve bilinçsizce başkalarına yansıttığımız yanımızdır. Karanlık yan ışığa çıkarılmadığı için karanlıktır. Onu ortaya çıkarıp, sahiplenip, onunla bütünleşmedikçe bu yanımız bizi sürekli engellemeyi, bize her türlü acıyı, korkuyu, mutsuzluğu yaşatmayı ve hayatımıza bu yanımıza aynalık eden insanları çekmeyi sürdürecektir.

Bu karanlık yanımızla bütünleşmemiz, onun engelleyici ve yıkıcı etkisinden kurtulmamızı, kabul edemediğimiz yanlarımızı gizlemek için kullandığımız maskelerde kısılıp kalmış yaşam enerjimizin serbest kalmasını sağlar. Karanlık yanımız bize verecek büyük armağanlara da sahiptir. O bize öğretmek, yol göstermek ve tüm benliğimizi sunmak için mevcuttur.

Aydınlanmaya giden yol sadece tanrısal olanı aramayı değil, karanlık benliğin de tümüyle kanullenilmesini ve böylece muhteşem bütünlüğümüze erişmeyi içerir.”

Debbie Ford “Işığı Arayanların Karanlık Yanı”

Susuzluğun Belirtileri…

12249668_939484636118538_1397680307171231631_n[1]

Kabızlık

Ürperme

Baş

ağrısı

Tatlı isteği

Kas krampları

Kötü nefes kokusu

Sırt ve eklem ağrıları

Ruh halinde dalgalanmalar

Mat, kuru cilt veya kırışıklık

Yorgunluk veya baş dönmesi

Her 25 kilomuz için 1 lt su içmemiz gerektiğini biliyor musunuz?

En basit şekilde yeterli su içip içmediğinizi idrarınızın renginden anlayabilirsiniz?

UNUTMA YAŞAYABİLECEĞİN TEK BİR HAYATIN VAR

12249682_10206487403961646_3714094880640409078_n[1]

Hayattan zevk alabilir ve bu hayata veda edebilirsiniz. Bu, hayat oyunudur. Fakat siz bunu çok ciddiye alıyorsunuz. Her şeyi bir oyun olarak görmelisiniz; her şeyin gelip geçici olduğunu ve hiçbir şey kalıcı olmadığı için her şeyin bir sonunun olduğunu bilmelisiniz. Düzen düzensizliğe dönüşür, düzensizlik düzene dönüşür. Zayıf olan kişi güçlenir, güçlü olan kişi güçsüzleşir.. Aşk nefrete, nefret aşka dönüşür. Bu, Evrenin kuralıdır. Bunu durduramazsınız. Kabul etmelisiniz. Kabul ederseniz hayattan keyif almaya, onunla birlikte oynamaya başlarsınız. Yaşamak işte böyle bir şeydir.

Sri Bhagavan

Zamazingoya Reklam Vermek İsteyenler El Kaldırsın…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

 

Ayda 800.000 hit alan bloğuma reklam vermek isteyenler facebook sayfamdan bana mesaj atabilirsiniz…

Sevgiler, saygılar efem:)))

RUH EŞİNİZİ NASIL BULURSUNUZ?

ruh-ikizi-266x200[1]

 

Pek çok insan orda bir yerde hayatını başka hiç kimsenin yapamacağı kadar zenginleştirecek birinin olduğunu hissediyor. Eğer bu doğruysa o insanı bulma şansını nasıl yükseltirsiniz.ve onunla karşılaştığınızda karşınızdakinin ruheşiniz olup olamdığını nasıl anlarsınız?

Adımlar
1) aşık olmayı istediğiniz kişi olun . Ruh eşinizi ortaya çıkmasını beklemek yerine kendinizi aradığınız kişiye dönüştürün .. kendinize güvenirseniz, kendinizden emin ve mutlu olursanız farkedilme şansınız artar. bireyselliğiniizi ifade edebilmek, ruh eşi potensiyeline sizi daha çok yakınlaştırır. böylelikle benzer hedef ve ilgi alanları olan ruh eşinize, sizi yakınlaştıracak muhtemel şeyleri yapıyor olacaksınız.

2) insanları oldukları gibi kabul etmeye çalışın onlar sizin olmalarını istediğiniz şekilde olmak zorunda değillerdir. Böylelikle karşınızdaki kişinin nsıl biir olduğunu daha net görürsünüz.

3) sabırlı olun ruh eşiniz size 8 de ya da 88. yaşınızda gelebilir. Ve aradınızda yaş farklı olabilir. hatta o evli ve çocuklu olabilir. ama farklılıkla ne olursa olsuun o kişi sizin hayatınızı canlı renklerle donatacaktır.

Özetle

Öncelikle kendiniz olun,
Sonra kendinizi mutlu etmeyi bilin,
Başkasına neler verebileceğinizi ,
ve karşınzıdaki partenerin potensiyelini (değerlerin, inançları, görünümünü) net bir şekilde belirleyin
Ruh eşinizi bulma konusunda takıntılı olmayın, çaresizce aşkı arıyan bir ruh eşi yaa da başka biri için hiçde cazip değildir.
Ruh eşiniz sizi olduğunuz gibi kabul eder ve sizi anlar eğilip bükülmenize gerek yoktur

* Alıntı

sonsuz şifa sayfasından alınmıştır

BOĞAZ AĞRISI NASIL GEÇER,TEDAVİ NASIL YAPILIR,NE İYİ GELİR?

11988441_939532666113735_3273249708273877503_n[1]

 

Boğaz ağrılarının tedavisi nedenine bağlı olarak yapılabilir. virüslerin neden olduğu durumlarda genellikle ilaç kullanılmaz ve hastalık bir hafta içinde iyileşir,böyle durumlarda vücudu güçlü tutacak besinler alınması önerilir.

Bakterilerin yol açtığı boğaz ağrılarında doktorunuzun önerdiği bir antibiyotik kullanılabilir.

Durumunuza göre bu antibiyotik basit olabildiği gibi penisilin olabilir, oral alınabildiği gibi enjeksiyon yolu ile verilmesi de gerekebilir.

Antibiyotiklerin yeterli süre kullanılmaması sonucu tedavi edilmeyen Strep boğaz iltihabı romatizmal ateş ve ciddi böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Aşağıdaki tavsiyeleri deneyebilirsiniz:
Dinlenme. Yeterli miktarda uyuyun ve sessiz bir ortamda dinlenin.

Sıvı tüketimi.
Boğazı nemli tutmak ve su kaybını önlemek için bol su içmeniz önerilir.

Rahatlatıcı yiyecek ve içecekler tüketmeyi deneyin. Kafeinsiz sıcak çay, balla birlikte sıcak su gibi içecekler boğaz ağrısının yatışmasına yardımcı olacaktır.

Tuzlu su ile gargara.

Hava nemlendirici cihazlar ve buharlı banyo yapılması kuru havadan olumsuz etkilenen boğazlar için faydalı olacaktır.

Ağrı ve yüksek ateşi tedavi ediniz. “İbuprofen” veya “asetaminofen” etken maddeli ilaçlar boğaz ağrısını en aza indirebilir.
Aspirin alınması “Reye sendromu” ile ilişkili olduğu için çocuk veya gençlere verirken dikkatli olun.
Aspirinin 2 yaşından büyük çocuklarda kullanımı onaylanmış olmasına rağmen, suçiçeği veya grip benzeri belirtileri yok etmek için asla kullanılmamalıdır.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir.
Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir,sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı görülmüştür.
Bal ile limonu,sirkeyi ve tarçını karıştırarak sıcak bir bardak suyun içine katın ve bu şekilde tüketin.
Bal boğazınızı kaplayarak yumuşatır,yardımcı olur.

Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin.

Ayrıca havadaki nemi artırmak da balgam zarlarınızın kurumasını önler.
Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir.

Sesinizi veya ses tellerinizi dinlendirin.
Eğer boğaz ağrısı gırtlağınızı etkilediyse,konuşmanız daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) yol açabilir.

ALTERNATİF TIP
Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle kaşınan, kızaran, şişen ve tahriş olan boğazınız rahatsızlık verir.

Reçeteli ilaçlar ile etkileşime girebilir ve bazı sağlık koşulları olan çocuklar, hamile kadınlar ve insanlar için güvenli olmayabilirler.

Bu nedenle bitkisel ilaçlar gibi alternatif tedavilere geçmeden önce doktorunuza danışınız.

Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan boğaz ağrılarını hafifletmek ve boğazınızı yumuşatmak için bitki çaylarından faydalanabilirsiniz.
Birincisi, tahriş olan boğaz iç zarı üzerinde mukozaya benzer bir tabaka oluşturarak daha fazla tahriş meydana gelmesini engeller.
İkincisi ise bağışıklık sistemine yardımcı olarak boğazda oluşan iltihaplanmayı azaltmak ve ağrılara neden olan hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağlar.

• Papatya Çayı
Genel özellikleri arasında sinirleri yatıştırma ve uyku getirme olan papatya çayının iltihap önleyici özelliği de vardır. Bu nedenle boğaz ağrısı tedavisinde de kullanılabilir.
Gün içerisinde iş başında kullanılması uyku getireceğinden dolayı kaynatılıp hazırlandıktan sonra gargara şeklinde kullanılması daha iyidir.

• Okaliptüs Çayı
Soğuk algınlıkları ve grip belirtilerini hafifletmek için yaygın olarak kullanılan bir bitki olan okaliptüs, boğazdaki tahrişi yatıştırır, bronşit ve sinüzit ağrılarını da hafifletir.
Kaynar suya 2-3 kaşık okaliptüs bitkisi attıktan sonra buharı solunarak burun ve sinüslerin açılması sağlanabilir.
Diğer çaylar gibi okaliptüs çayı da soğumaya bırakıldıktan sonra gargara olarak kullanılabilir.

• Karaağaç Çayı
Latincesi “Ulmus Rubra Muhl” olan madde karaağacın iç kabuklarından elde edilmektedir. Elde edilen kabuk suyla temas ettiğinde jel benzeri bir hale dönüşür ve boğaz iç zarını kaplayarak tahrişi azaltır ve dolayısıyla boğaz ağrısını da hafifletir.
Karaağaç kabuğunun bulunamaması halinde piyasada karaağaç içeren pastil ve şuruplar alınabilir.

• Adaçayı
Soğuk algınlığında ilk akla gelen bitkisel çay adaçayıdır.
Boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde oldukça etkili bir bitkidir.
Mikropları önleme ve anti-enflamatuar özellikleri ile boğazdaki iltihaplanmaları azaltır.
Adaçayına,bir kaç damla limon eklenerek vücuda C vitamini desteği de sağlayabilir ya da doğal bir antiseptik olan balla tatlandırılabilir.
Hazırlamak için 2 çay kaşığı adaçayına 1 bardak kaynar su eklenir ve 5 dakika boyunca demlenmesi beklenir.
Suya çayın çok katılması tadını acılaştırabilir.

• Meyan Kökü Çayı
Latincede “Glycyrrhiza glabra” olarak geçen meyan kökü,boğaz enfeksiyonlarının yanı sıra ağız içinde çıkan yaralar, mide ülseri, alerji ve viral enfeksiyonlar için de etkili bir bitkidir.
Bitkinin çayı sıcak olarak içebildiği gibi soğuduktan sonra günde 3-4 kez gargara şeklinde de kullanılabilir.
Meyan kökü çayının aşırı tüketimi tansiyonu yükseltebilir ve vücuttaki potasyum oranını düşürebilir.

kaynak: sağlık olsun

Kestane! Büyük mucize!

12249759_939534682780200_1906668573273325539_n[3]
Acaba bu kadar çok sevdiğimiz kestanenin, sağlımız için ne kadar faydalı olduğunu biliyor muyuz? Şayet cevabınız hayır ise buyrun…

Hücrelerin yaşlanmasına karşı savaşır. Erken yaşlanmayı engelleyici etkisi vardır.

Unutkanlığı ve alzheimer’ı önlemeye yardım eder.

Sakinleştirici özelliği vardır, stresin giderilmesine yardım olur.

Yüksek miktarda selenyum ve B1, B2, E vitaminleri içerir.

Birçok kanser türünün önlenmesine yardım eder. Özellikle akciğer kanserinin önlenmesine yardımcıdır.

Kan basıncını düşürür.

Tok tutucu özelliği sayesinde sık sık yemek yemeyi engeller.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede hastalıklara kolay yakalanmayı önler.

İshali önler.

Kalp hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Kalbi korur.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk durumlarında da enerji verir.

Güçlü bir antioksindandır. Dahası felç geçirme riskini de azaltır.

Kolesterolü düzenler. Ve Mideye karşı da faydalıdır.

Kızdığınız Kişiyle Zihninizi Meşgul Ederseniz Ne Olur?

12208553_1646903608915792_142993932933875631_n[2]

Kendi kendinize senaryolar üretirsiniz.

O kişiyle takılıp kalmakla, aileniz ve çocuklarınızı incitirsiniz.

Kızdığınız kişi belki mutluyken, siz kendi kendinizi mutsuz etmeye devam edersiniz. Çevrenizdeki dostlarınızı da incitmeye başlarsınız. Sinir hastası olmaya başlar, aşırı öfke, üzüntüye kapılıp sonunda kalp hastalığı, bel fıtığı, ülser ve kanseri tetiklersiniz.

Sizin bu durumunuz, takıntı yaptığınız kişiye asla zarar vermez.

Siz sadece kendinize ve yakın çevrenize zarar verirsiniz.

Tercih sizin: Ya kendi kendinize zarar vererek takıntı yapmaya devam edin, ya da her şeyi zamana bırakın…

Kendine söz ver;

images[3]

Güçlü olacağına ve akıl huzurunu hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyeceğine;
Karşılaştığın insanlarla sağlık, mutluluk ve bolluk konuşacağına;
Arkadaşlarına onlarda özel bir şey olduğunu hissettireceğine;
Her olayın aydınlık yanını göreceğine ve ışığı gören olacağına;
Hep en iyiyi düşüneceğine, en iyi için çalışacağına ve en iyinin geçekleşmesini umacağına;
Başkalarının başarılarına da kendi başarına sevindiğin kadar sevineceğine;
Geçmişte olan hataları unutacağına ve gelecekteki başarıları görmeye odaklanacağına,
Her zaman neşeli bir yüz ifadesi taşımaya çalışacağına ve karşılaştığın her canlıya bir gülümseme sunacağına;
Kendini geliştirmek için çok zaman ayıracağından, başkalarını eleştirmeye zamanın kalmayacağına;
Endişelenmeyecek kadar geniş, kızmayacak kadar asil, korkmayacak kadar cesur ve sorunların varoluşuna izin verebilecek kadar mutlu olacağına söz ver..