Aspirin karbonat maskesi…

karbonat-aspirin-maskesi-640x320[1]

Saçınıza canlılık, parlaklık kazandırmak ve saç dökülmesini azaltmak için aspirin karbonat ile bakım maskesi yapın..

Bayanların en fazla önem verdiği şey kuşkusuz ki saçlardır. Karbonat aspirin maskesini yaparak saç diplerinizde ve saç derisindeki gözeneklerin açılmasını sağlayabilir, bu şekilde saçınızın daha fazla oksijen almasına yardımcı olursunuz.

Erkekler ve bayanlar olarak hiç fark gözetmeksizin saçlarımıza haftada 1 kere (en kötü hallerde ayda 1 kez) mutlaka bakım yapmalıyız. Bunun için kuaförlere gitmeye de gerek yok. Evimizde doğal malzemeler ile hazırlayacağımız karışımlar ile saçımızın canlılık kazanmasını, parlamasını ve daha sağlıklı olmasını sağlayabiliriz. 

Bu yazımızda sizlere evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz aspirin karbonat maskesinin hazırlanışını ve uygulanışını anlatacağız. 

Aspirin karbonat maskesiyle saç derisindeki gözeneklerin açılmasını ve saçın daha fazla oksijen alarak; parlamasını, canlanmasını ve daha az dökülmesini sağlayacağız. 

Malzemeler:

  • 1 Bardak Sıcak Su
  • 30 Adet Aspirin
  • 1 Yemek kaşığı karbonat

Aspirin Karbonat Maskesinin Hazırlanışı:

1 bardak sıcak suyun içerisine 30 adet aspirini ekleyerek erimesini sağlayalım. Aspirinler eridikten sonra 1 yemek kaşığı karbonatı ilave ederek ılık olana kadar bekleyelim.

Uygulanışı:

Saçlarınızı yıkadıktan sonra (ıslak haldeki saçınıza) saç diplerinize bu karışımı masaj yaparak uygulayalım. Uyguladıktan sonra 10 – 15 dakika kadar bekleyelim. Daha sonra ılık suyla saçımızı durulayarak temizleyelim.

Bu karışımı düzenli olarak kullandığınızda, saç diplerinde, saç derisinde bulunan şampuan – sabun kalıntılarından ve varsa kepeklerden arınmış olacaksınız. Ayrıca daha parlak ve canlı saçlara sahip olmanın yanı sıra, bu bakım maskesi saç dökülmelerini de azaltacaktır.

kaynak: bilgi doktoru

Dünya büyük bir bal damlasıdır..

12191491_772139389562610_2836450741643390150_n[1]

Bir gün yere bir damla bal düştü..
Küçük bir karınca geldi, balın tadına baktı ve gitti…
Bal hoşuna gitmişti..
Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi…
Gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti..
Bir türlü bırakamadı..
Kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi..
Ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi..
Debelendikçe daha da battı ve balın içinde can verdi..
Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti…
Hikmet ehli der ki:
” Dünya büyük bir bal damlasıdır..
Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse kurtulur…
Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar ve helak olur…”..

Bi Sonraki Hayatımızda Kral Olucaz Diyordum İnanmıyordun…

1111[1]

Buraya Çok Erkek Takılıyo Lan…

222577_520681871290500_1878710949_n[1]

Sizin için en önemli anın, içinde bulunduğunuz an olduğunu hiçbir zaman unutmayın…

Kral-Sohbet[1]

En Önemli An, En Önemli Kişi, En Önemli İş…

Bir zamanlar, bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi… “Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı, kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, giriştiğim her işi başarırdım.”

Krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun anı, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse, ona büyük bir ödül vereceğini duyurdu. Bilgeler, kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri yanıtlar birbirinden tümüyle farklı oldu.

Kral, hala doğru yanıtları aradığı için, yakınlardaki bir bilgeye danışmaya karar verdi. Bilge kişi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşıyor, yanına halk dışında kimseyi kabul etmiyordu. Bu nedenle Kral, halktan biri gibi giyindi ve yola düştü.

Bilge kişinin yaşadığı kovuğa yaklaştıklarında, Kral atından indi ve korumalarını orada bırakıp yola tek başına koyuldu. Bilgenin olduğu yere vardığında onu, yaşadığı kovuğun önüne çiçek tarhları kazarken gördü…

“Ey bilge kişi, size birkaç önemli konuda danışmaya geldim…” dedi.

“Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla gereksinim duyduğum, dolayısıyla ötekilerden daha fazla ilgi göstermem gereken kişiler kimdir? En önemli ve her şeyden önce gelen sorum ise şu… Kendimi vermem gereken işler nelerdir?”

Bilge, büyük bir dikkatle Kralı dinledi, fakat bir yanıt vermedi. Döndü, yapmakta olduğu işini sürdürdü…

“Yoruldunuz” dedi Kral…. “Küreği bana verin de siz biraz dinlenin.”

Bilge kişi, “Sağ olun” dedi ve küreği Krala Verdi, yere oturup dinlenmeye başladı. Kral, iki tarh kazdıktan sonra sorularını yineledi. Bilge kişi, ona yanıt vermek yerine ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve “Siz biraz dinlenin, bir parça da ben çalışayım…” dedi.

Fakat Kral, küreği ona vermedi ve tarh kazmayı sürdürdü. Saatler birbirini kovalıyor, güneş yavaş yavaş ağaçların ardından batmaya başlıyordu. Sonunda, kazmayı toprağa saplayıp bilgeye döndü… “Ey Bilge kişi, senin yanına, sorularıma bir yanıt bulmak için geldim!” dedi. “Eğer yanıt vermeyeceksen, söyle de evime döneyim…”

Bilge kişi, gözlerini uzaklara dikti… “Bak, bir adam koşarak buraya geliyor” dedi. “Bakalım kimmiş, ne istiyormuş…”

Kral, arkasına döndüğünde, bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve Bilge kişi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral, yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve Bilge kişinin havlusuyla sardı, kanı durdurdu. Adam, bir süre sonra kendisine gelince, içecek birşey istedi. Kral, dereden taze su getirdi, verdi. Bu arada akşam olmuş, hava soğumuştu. Kral, Bilge kişinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam, gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral, koşuşturmaktan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki, eşiğin dibine çöktü ve orada uyuyakaldı. Kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti…

Sabah uyanınca, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu anımsamaya çalıştı. Kralın uyandığını gören adam, zayıf bir sesle “Beni affedin!” dedi Krala.

Kral, “Sizi tanımıyorum. Üstelik, affedilecek bir şey yapmadınız ki…” dedi ama adam konuşmasını kesmedi…

“Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum” dedi.

“Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza Bilge kişiyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de pusuya yattığım yerden çıkıp sizi aramaya koyulduğumda, korumalarınıza yakalandım. Onlar beni tanıdılar ve öldürmek istediler. Ellerinden kurtuldum ama yaralıydım, yaramdan kan akıyordu. Siz dün akşam yaramı sarmasaydınız, kan kaybından ölürdüm! Ben sizi öldürmek istedim, fakat siz benim yaşamımı kurtardınız. Eğer yaşarsam, şimdiden sonra en sadık köleniz olarak size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi yapmalarını emredeceğim. Affedin beni…”

Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu. Onu yalnızca affetmekle kalmadı, uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını da söyledi. Ayrıca, el koyulan tüm mallarının geri verileceğini de bildirdi.

Yaralı adamla vedalaşan Kral, kapının önüne çıktı ve orada yine çiçek tarhı kazan Bilgeden, sorularına yanıt vermesini bir kez daha istedi…

“Siz, beklediğiniz yanıtınızı çoktan aldınız!” dedi Bilge ve şöyle sürdürdü sözlerini… “Dün eğer benim güçsüzlüğüme acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, buradan ayrılacaktınız ve geri dönerken şu adamın saldırısına uğrayacaktınız. Yani dün sizin için en önemli an, tarhları kazdığınız andı. Sizin için en önemli kişi bendim ve sizin için en önemli iş, bana iyilik yapmaktı. Daha sonra yaralı adam koşarak geldi yanımıza. Sizin için en önemli an, onunla ilgilendiğiniz andı. Çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, o adam sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla, o zaman sizin için en önemli kişi oydu. Ve yine o zaman en önemli işiniz de onun için yaptıklarınızdı…”

Bilge, bunları söyledikten sonra Krala bir de öğüt verdi…

“Sizin için en önemli anın, içinde bulunduğunuz an olduğunu hiçbir zaman unutmayın… Çünkü yalnızca o an, elimizden bir şey gelebilir! Sizin için en önemli kişi ise, o an birlikte olduğunuz kişidir… Çünkü hiç kimse, bir başka kişiyle bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez! Ve sizin için en önemli iş, iyilik yapmaktır… Çünkü, kişinin bu dünyaya gelmesinin tek nedeni budur.

LEO TOLSTOY

İnsan Ne İle Yaşar Kitabından

KAYNAK: Charlotte Gabay facebook sayfası

Değersizlik bir duygu değil bir inançtır.

timthumb[1]

Bilinçaltına en derinlere yerleşmiş köklü bir inançtır.
“Bu ayrıntının ne önemi var” diyebilirsiniz. Ha duygu, ha inanç.

Çok önemi var.

Duygular geçicidir. Üretilirler ve kullanılırlar. Ancak kullanılmayan ve ifade edilmeyen duygular birikir ve zamanla soruna yol açarlar. Ama birikmiş duyguları bile boşaltma ve bedenden akıtma olanağı vardır.

Duygular bedende bir eylem karşılığı olarak üretilirler. Genellikle de riskli olarak algılanan olaylar karşısında üretilirler.
Bilinçaltının bir olayı riskli kabul edebilmesi için bu olayın bilinçaltında yerleşmiş bir inancı tehdit etmesi gerekir. Yani değersizlik bir duygu olsa, bu duygunun üretilmesi için bir inancı tehdit edecek bir durumla karşılaşılmış olması gerekir.
Hâlbuki esas olan tehdit altında olan durumun değersizlik inancı olması ve bu tehdidin farklı duygular üretmesidir.
İnanç bilinçaltına artık kesin doğru olarak kabul edilen bir düşüncenin yerleşmesidir. Bilinçaltı yerleşmiş inancı sorgulamaz, sorgulayamaz. Peşinen doğru kabul eder ve bu inancı koruyacak şekilde program işletir.

Mevcut bir inancı zorlayan her türlü durumda duygu üretir.
Çocuk doğduğu andan itibaren karşılaştığı değişik deneyimlerin toplamı bilinçaltında değersizlik inancının yerleşmesine neden olur. Bu inanç yeni bir inanç üretir. Bu ikincil inanç “değersiz olduğumun anlaşılmaması gerekir” inancıdır. Çünkü anlaşılırsa risk vardır. Daha güçlü olanlar tarafından yok edilme riski vardır.
Bilinçaltı bu nedenle savunma mekanizmaları üretir. İnancın sınırlarının zorlandığı her durumda da duygu üretir.

Değersiz olduğunun fark edildiği şeklindeki her algı korku ve öfke üretir. Örneğin en sık karşılaşılan durum eleştirilmek ya da eleştirildiğini zannetmektir. Bilinçaltı için eleştiri değersizliğin fark edilmesi ile eşdeğerdir. Bu nedenle eleştiriden kaçar ya da tepki gösterir.

O halde değersizlik bir inançtır ve bununla mücadele edilmezse kolay kolay yerinden söküp atılamaz.

Çoğu insan ( ve de meslekten kişiler) yanlış olarak değersizliği bir duygu olarak nitelemektedir. Bu nedenle de halkın dilinde yanlış olarak “değersiz hissediyorum” gibi bir söz yerleşmiştir.
Bu büyük bir yanılsamadır. Eğer değersiz hissedersen karşılığı değerli hissetmektir.

O zamanda birileri sana değer verirse değersizliğin değerliliğe döner gibi bir hipnotik durum oluşur. Kişi buna inanır. Ve insanlardan değer verici davranışlar talep etmeye ve bunu alacağına inandığı davranışlar içine girmeye başlar.
Bazı insanlardan takdir alınca kendini “değerli hisseder”. Bu bir hipnozdur. Aslında içerdeki değersizlik inancında değişen bir şey yoktur. Öyle olsa bunun bir doyumu olması gerekir. Yani belli bir miktar “değer” satın alındığında artık kişi sürekli değerli hissetmesi gerekir. Hâlbuki ne kadar çok “değer” satın alınsa da yine de değer verilme arayışında değişen bir şey olmaz. Çünkü içerdeki inanç değişmez.

Peki, neden “değer verildiği” hipnozuna kapıldığında kişi kendini iyi hisseder? Bir savunma mekanizması işe yaramıştır da ondan. Zaten bilinçaltının derdi de budur. Takdir aramak bir savunma mekanizmasıdır. Sizi takdir eden insandan zarar gelmez. Sizi takdir ettiğine göre “değersiz olduğunuzu” fark etmemiş demektir. Yani onu “kandırmış” olursunuz sadece. Ama kendinizi kandırmazsınız. Oradaki inanç sapasağlam yerinde durmaktadır.
Değersizlik inancını yerinden sökmek için “değer satın almak”tan çok daha farklı mücadele yöntemlerine gerek vardır.
Bilinçaltı değersiz olduğuna, yani güçsüz ve yetersiz olduğuna inandıkça bu bilgiyi diğerlerinden gizleme çabası içine girer.

Nasıl gizleyecektir? Gizlemek için hangi araçları nasıl kullanacaktır?

Yine çevreden öğrendikleriyle, yaşadıklarıyla ve gözlemledikleriyle.
Hangi davranış bir zayıflık, bir güçsüzlük, bir yetersizlik belirtisi olarak niteleniyorsa o davranışlardan uzak duracaktır. Aksine hangi davranış ya da durum güçlülük belirtisi olarak niteleniyorsa o davranışları benimsemeye başlayacaktır.

Örneğin duygularını göstermek zayıflık olarak nitelendirilirse duygularını gizlemeye başlayacaktır. Başkalarını eleştirmeyi bir güçlülük özelliği olarak nitelerse kendisi de aynı davranışı benimseyecektir.

Güçlü olması gerektiğine, güçlü görünmesi gerektiğine inanacaktır. Güçlü görünmek için toplum tarafından hangi kriterler benimseniyorsa o da o kriterlerin peşinden koşacaktır.

Hatasız olmaya çalışacaktır.
Saygın bir yer elde etmeye çalışacaktır.
Fiziksel olarak kabul edilebilir olmaya çalışacaktır.
Maddi olarak zengin olmaya çalışacaktır.
Toplumun benimsediği rolleri oynamaya başlayacaktır.
Kibar ve nazik görünmeye çalışacaktır.
İyi bilinmeye çalışacaktır.
Başkalarına yüksekten bakmaya başlayacaktır.

Çevrenize bakın. Bir kişi ne kadar eleştirelse, ne kadar kibirliyse, ne kadar gururluysa, ne kadar başkalarını aşağılamaya çalışıyorsa, ne kadar benim bildiğim en doğrudur havasındaysa o kadar güçlü bir şekilde içindeki değersizlik inancını gizlemeye çalışıyordur.

Ne kadar mükemmeliyetçiyse, ne kadar yaptıklarını savunup hatasız olduğuna sizi ikna etmeye çalışıyorsa o kadar içindeki değersizlik inancını gizlemeye çalışıyordur.
Ne kadar başkalarından takdir almaya çalışıyorsa o kadar içinde değersizlik inancı olmadığına sizi ikna etmeye çalışıyordur.
Değersizlik inancından kurtulmanın ilk adımı savunma mekanizmalarımızı fark etmektir.

İlk adım farkında olmaktır. Farkında olmayı istemektir. Kendimizden utanmadan kendi bilinçaltımızın ürettiği savunma mekanizmalarını fark etmek ve kendi bilinçaltımızın hangi mekanizmalarla bizi korumaya çalıştığını anlamaktır.

* Dr. Bülent Uran

KÜÇÜK LİMON AĞACININ HİKAYESİ (KISSADAN HİSSE)

Saksıda-Limon-Ağacı[1]

Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi.
Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük boylu limon ağacından ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi.

Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı. Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi.
Büyük ağaç, iyice kasılarak:
—Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz.
Aslında büyük ağacın çekindiği başka bir şey daha vardı. Çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti. Oysa ki ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu.
Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti. Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk.
Tohumların teklifini kabul ederken:
—Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz.
Büyük ağaç bu işten hoşlanmamıştı. Fakat küçük olanı:
—Güzel yaratılanlardan kimseye zarar gelmez, diye tekrarlıyordu. Güzellerden güzellikler doğar sadece.
Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi. Bu arada ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu.
Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı. Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında, davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü. Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için sabahları artık daha erken kalkıyor ve onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu. Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu.
Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük ağacı haline geldi ve birbirinden güzel kelebeklerin ziyaret yeri oldu. Daha sonra da kendi çiçeklerini açarak bahçenin güzelliğine güzellik kattı.
Şimdi küçük ve yalnız kalmış olan limon ağacı ise, komşusuna duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu

SORULARI CEVAPLA AYURVEDA’YA GÖRE BEDEN TİPİNİ ÖĞREN

vatakapha[1]

Aşağıdaki sorular, beden tipinizi öğrenmek için yüzde yüz kesinlikte olmasa bile, büyük ölçüde fikir verir. Bu soruları dikkatle okuyup, hangi maddenin size ne kadar uyduğunu doğru bir şekilde cevaplamaya çalışın. Bütün soruların sonucunda çıkan toplam puanı, her bir dosha tipi için ayrı ayrı yazın. Sorgulama bölümü sonunda, bunların nasıl olduğu detaylı olarak anlatılacaktır. Ayurveda “dosha” olarak adlandırılan üç yaşam enerjisi tipi bulunur; Vata-Dosha Pitta-Dosha Kapha-Dosha Her insanda egemen olan bir, bazen iki, hatta ender olarak üç dosha vardır. Bu doshalar kişiye bütün önemli özelliklerini verirler, böylece hiç kimse bir diğerinin aynı olmaz. Eğer bu doshalar dengeden çıkarsa, artarsa azalırsa hastalıkların yolu açılmış olur. Mükemmel bir sağlık için kişinin kendi beden tipini, yani dosha tipini bilmesi çok önemlidir.

Doshaların Özellikleri:

1. VATA Dosha: Değişken, kuru, hafif, soğuk ince, hareketli, hızlı ve serttir. Diğer dosha’lara liderlik edici ve genel olarak hastalıklara en çok yol açıcıdır. Vücutta enerji ve hareketi sağlar. Sinir sistemini yönlendirir. Vücuttaki bütün hareketleri kontrol eder. Nefes alıp verme, bağırsakların boşaltımı ve idrar yolarının faaliyetleri hep Vata Dosha tarafından yönetilir. Anormal çalıştığında veya arttığında; sinirlilik, gerginlik, dinlenememe, yorgunluk, kuruluk, kabızlık, ağrı, gaz, üşüme, endişe ve kasların seyirmesi gibi durumlar ortaya çıkar.

2. PİTTA Dosha: Sıcaklık, keskinlik, hafif yağlılık, sıvılık, ekşiliktir. Sindirimi kontrol eder, metabolizmayı yönetir. İştah, susuzluk, ısı dengesi, görme, cildin yapısı ve rengi, entelekt dengesi, hayattan aldığınız keyif, neşe eğlence Pitta Dosha tarafından yönetilir. Dengede olmazsa, aşırı sıcak hissi, yanma hissi,cilt problemleri, ülser, kötü koku, direnç kaybı, görme problemleri, aşırı acıkma-susama, yüzde kızarıklık, kolay kızma hali, asabiyet, kızgınlık ve öfke oluşur.

3. KAPHA Dosha: Yağlılık, ağırlık, yavaşlık, yumuşaklık, parlaklık, sağlamlık, ve tatlılıktır. Vücutta dayanıklığı ve yapıyı oluşturur. Sağlamlık, ağırlık, direnme gücü ve canlılık verir. Nemlenmeyi ve yağlanmayı; tüm fizyolojinin ve eklemlerin bütünlüğünü sağlar. İyileşme gücü, bağışlama duygusu, cesaret, asalet, şefkat verir. Anormal çalıştığında, ağırlığa, şişmanlığa, aşırı yavaşlamaya, durağanlığa, depresyona, aşırı mukus salgılamaya, bütün alerjik durumlara, kaşınma ve aşırı uyku haline yol açar. Bu testi yaparken belirsizlik hissettiyseniz, kendinizi hiçbir kategoriye oturtamıyorsanız, sizde, Vata özellikleri ön plandadır.

Bu Testi Nasıl Değerlendireceksiniz? Puanlamanın sonucunda tek dosha tipli olanların (Vata, Pitta, Kapha) puanlarının diğer dosha tipi puanlarına göre oldukça yüksek olması söz konusudur. Çift dosha tipli olanlar, iki dosha puanının birbirine yakın veya eşit olduğu durumlardır. Biraz daha diğerine hakim olan dosha önde söylenir.

Vata – Pitta’da, Vata özellikleri daha fazladır, ancak Pitta da belirgindir. Pitta – Vata’da ise Pitta özellikleri daha fazla ancak Vata da belirgindir. Örneğin, bu testi yapan iki kişinin birinde Vata: 85, Pitta: 65, Kapha: 55 bulunmuş olsun. Bu kişinin beden tipi; Vata olarak nitelendirilir. İkinci bir kişide ise Vata: 45, Pitta: 60, Kapha: 45 bulunmuşsa, bu kişide Pitta özellikleri ön plandadır. Birinci örnekteki kişinin dosha özellikleri Vata olmasına rağmen Pitta’sının kuvveti, ön özelliği Pitta olan, ikinci örneğe göre daha fazladır.

Birinci örnekteki kişinin dosha özellikleri genelde çok kuvvetli demektir. İkinci örnekteki kişideyse her üç dosha daha zayıf düzeyde demektir. Bir Ayurveda hekimi için, dosha’ların keskinlik düzeyi ve kuvveti tedavide büyük önem taşımaktadır. Bir dosha özelliği artarken otomatik olarak diğer dosha özellikleri azalır. Bir kişi, saf olarak tek bir dosha tipi olabileceği gibi, daha önce bahsettiğimiz gibi, çift dosha karakteri de gösterebilir.

Böylelikle çift özellikli insan, değişken karakter dediğimiz pek çok kişiyi hatırlatır. Nasıl puanlandıracağız? Bu madde bana çok uyuyor: 5 puan Bu madde bana uyuyor: 4 puan Bu madde bana bazen uyuyor: 3 puan Bu madde bana nadiren uyar: 2 puan Bu madde bana uymaz: 1 puan Bu maddenin benimle hiçbir ilgisi yoktur: 0 puan Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

VATA BEDEN TİPİ 1. Yeni şeyleri her zaman çabuk öğrenirim. 2. İyi ezberliyemem, ezberlesem bile hafızam kuvvetli değildir, kolay unuturum. 3. Karar vermekte zorlanırım. 4. İşimi ve faaliyetlerimi genelde büyük bir hevesle yaparım. 5. Kolay endişelenir ve sıkıntıya düşerim. 6. Doğal yapım çok kuvvetli ve hayat doludur. 7. Hızlı konuşurum ve arkadaşlarım benim konuşkan olduğumu söylerler. 8. Ruh halim çok kolay değişir ve biraz duygusalımdır. 9. Zihnim çok aktiftir, hatta bazen hiç durmaz. Aynı zamanda çok yaratıcıyımdır. 10. Kolay öğrenir ve kolay unuturum. 11. Soğuk havaya dayanıksızım, sevmem. 12. Cildim özellikle kışın kuruma eğilimindedir. 13. Genelde ince bir vücut yapım vardır. 14. Kolay kilo almam. 15. Yürüdüğüm zamanki karakteristik özelliğim hızlı ve çabuktur. 16. Gaza eğilimim vardır ve kolay kabız olurum. 17. Genelde uykuya zor dalarım, gece uykum hafiftir. 18. Kendi kendime bırakıldığım zaman, yemek ve uyku alışkanlıklarım düzensizdir. 19. Hareketlerim hızlı ve aktiftir, enerji birdenbire patlak verir. 20. Kolay heyecanlanırım. 21. Genelde ellerim ve ayaklarım soğuktur. Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

PİTTA BEDEN TİPİ 1. İradem çok kuvvetlidir, bir dereceye kadar güçlüyümdür. 2. Birçok insana göre sıcak hava beni daha çok rahatsız eder veya yorgun düşerim. 3. Her zaman belli etmesem bile kolay kızar, öfkelenirim. 4. Faaliyetlerimde aşırı derecede titiz ve düzenliyimdir. 5. Kolay sabırsızlanırım. 6. Çok iştahlıyımdır, kendimi engellemezsem çok miktarda yiyebilirim. 7. Kendimi çok etkili ve yeterli bulurum. 8. Başkalarının soğuk bulduğu mekanlar bana sıcak gelir. 9. Kolay öfkelenir ama sonra çabuk sakinleşirim. 10. Ayrıntılarda çok titizimdir. 11. Bunlardan biri veya birkaçı benim saç yapıma uyar. Erken beyazlayan veya dökülen, ince, düz, zarif saç. Sarışın, kızıl, kumral saç rengi. 12. Pek çok insan beni inatçı olarak kabul eder. 13. Eğer bir öğünü kaçırırsam veya yemek saatini geciktirirsem rahatsız olurum. 14. Dondurma gibi soğuk yiyecek ve içecekleri çok severim. 15. Meydan okumak hoşuma gider ve bir şey istediğim zaman onu elde etmek için çok azimliyimdir. 16. Acılı ve baharatlı yiyecekler bana dokunur. 17. Anlaşmazlıklarda olmam gerektiği kadar hoşgörülü değilimdir. 18. Hem başkalarını, hem de kendimi eleştiririm. 19. Bağırsaklarım çok düzenli bir şekilde boşalır, kabızlıktansa yumuşak dışkılama eğilimim vardır. 20. Kolay terlerim. Aşağıdaki her bir soruya 0’dan 5’e kadar puan verin.

KAPHA BEDEN TİPİ 1. Önemli bir rahatsızlık olmadan çok rahat öğün atlayabilirim. 2. Çok derin uyurum. 3. Soğuk ve nemli hava beni rahatsız eder. 4. Diğer insanlar kadar hızlı öğrenmem, fakat çok iyi aklımda tutarım ve güçlü bir hafızam vardır. 5. Saçım kalın, koyu ve dalgaladır. 6. Pek çok insana göre daha kolay kilo alırım ve daha zor veririm. 7. Ertesi gün kendimi iyi hissetmem için en az sekiz saat uyumam gerekir. 8. Genelde sakinimdir, kolay öfkelenmem. 9. İri, sağlam bir vücut yapım vardır. 10. Fazla uyumaya eğilimim vardır, sabah kalkınca hemen ayılamam, kendimi sersemlemiş hissederim, sabahları tutuk ve yavaşımdır. 11. İş yaparken doğal halim daha relaks ve daha sakindir. 12. Tombullaşmaya eğilimim vardır, kolay yağlanırım. 13. Şu sözler beni iyi tanımlar: sakin, tatlı huylu, sevgi dolu, muhabbetli ve bağışlayıcı. 14. Fiziksel olarak çok güçlü ve dayanıklıyımdır. Sabit bir enerji düzeyim vardır. 15. Uysal ve sakin huyluyumdur. Kolay sinirlenmem. 16. Sindirimim yavaş olduğundan yemeklerden sonra kendimi ağır hissederim. 17. Aşırı mukus, balgam, şişme, astım ödem veya sinüs problemlerine eğilimim vardır. 18. Hafif soluk olan yumuşak, pürüzsüz bir cildim vardır. 19. Yemeklerimi yavaş yerim, faaliyetlerimde yavaş ve düzenliyimdir. 20. Yavaş ve ölçülü yürürüm.

KAYNAK: ENDER SARAÇ

HÜRRÜYET AİLE

SAKIN KAÇIRMA! KAN GRUBUNA GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ…

images[7]
Yapılan bir araştırmada kişin kan grubu kişiliğini öne çıkarıyor. Bu bağlamda Kan grubunuza göre kişilik analizi yapabilirsiniz. Sizi keyifli bir yazı bekliyor.
İşte ilk Kan gurubumuz:
“0” GURUBU “SICAK”
Kan grubunuza göre kişilik analizi
OLUMLU YÖNLERİ:
Öz güven sahibi, güçlü karar mekanizmasına sahip, sadık, kendi kararını kendi veren, eleştirici.

OLUMSUZ YÖNLERİ:
İşkolik, duygusal, inatçı, soğuk, bencil, geçimsiz, endişeli
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %38’ı 0 negatif, %6’sı ise 0 pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Sosyal, enerji dolu, çok hareketli, gerçekçi, arkadaş canlısı, gösterişli, uçuk. Önüne çıkan şansları anında kullanır. Yeni bir projeye hemen atılabilir, yeni fikirler üretmeye yatkındır. Dikkati çabuk dağılır, kuvvetli duygulara sahiptir ve kendini iyi ifade edebilir.
Her an muhalefet olabilir ama bu duruşundan hemen vazgeçebilir. Diğer kan gruplarından olan kişilere çabuk kapılabilir. Hırslı ve detaycı olan bu kişilik ortama kolay adapte olabilir. Hissettiklerini kolayca ortaya çıkartabilir, doğuştan zariftir.
ÖZET:
Olumlu, aktif, bağımsız, risk almayı seven, dramatik bir yaşama sahip, zaman zaman bencil, romantik, arkadaşlarından etkilenen, organizasyon yeteneği gelişmiş, gururlu, birilerine dokunmayı ve birilerinin ona dokunmasını seven, hedefe kitlenen, boyun eğmeyi sevmeyen, açık sözlü.
Kan grubunuza göre kişilik analizi“A” GURUBU “SERİN..”OLUMLU YÖNLERİ:
Dikkatli, sempatik, özverili, kibar, dürüst, sadık, uyumlu, empati kurabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ:
Çok kuruntulu, duygusal, sinirli, kararsız, içine kapalı, sulu.
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %34’ü A negatif, %6’sı ise A pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Sinirlense bile sakin kalmayı başarır. İçe dönük, kamuoyuna duyarlı, sorumluluk sahibi. Sinirliyken bile güvenilir ve etrafındakilerin kafası karıştığında her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilir. Utangaç olduğu zamanlar vardır. İnsanların yanında bazen sinirli olabilir. Etrafına karşı duyarlı olmasına rağmen başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir.
Bir doğa düşkünüdür ve kalabalık ortamları pek sevmez. Değişime çok açık değildir, kendine ait bir dünyaya ihtiyaç duyar hatta karamsar bile sayılabilir. Değişikliğe açık olmadığı için duygusal tarafından dolayı bu kan grubundan olan kişiler genelde yaratıcı güce sahip sanatçılardır.
ÖZET:
Temkinlidir, yardımseverdir, sorumluluk sahibi, iç huzura ve güçlü bir hafızaya sahiptir, grup çalışmasında başarılıdır, resmiyeti sever, sakindir, kurallara uyar, insanlarla olan ilişkilerine değer verir, çok hassastır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.
Kan grubunuza göre kişilik analizi
”B” GURUBU “AKTİF”OLUMLU YÖNLERİ
Neşeli, dışarı çıkmayı seven, olumlu, maceracı, aktif, duygusal, kibar.
OLUMSUZ YÖNLERİ
Unutkan, kararsız, dağınık, gürültücü, abartmaya yatkın, spontane.
GERÇEKLER:
Dünyadaki insanların %9’u “B” negatif %2’si ise “B” pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ:
Mantıklı, organizasyon yeteneği gelişmiş, akla duygudan çok önem veren, yaratıcı. Her şeyin yolunda gittiğini gördüğünde kendini harika hisseder. Yaptığı işe konsantre olarak başka şeyleri görmezden gelebilir. Enerjik ve amaca yönelik hareket eder, herhangi bir konunun fanatiği olabilir ve o konuda sonuna kadar uğraşır.
Girişimciliğe açık olmasına rağmen takım oyunlarında ise pek başarılı değildir, çünkü o takım yapısına karşıt bağımsız bir kişiliktir. Olumsuz şeyleri dışa vurmak yerine içe atar, sorunları çözmek için gerçekleri göz önünde bulundurur, çok fazla soğuk ya da resmi olarak görülebilir, arkadaşlarına kendini pek açmaz.
ÖZET:
Neşeli, bencil, kaprisli, gelenek ve göreneklere karşıdır, sosyal, eğlenceli, duygusal, özünde yalnız, kolay neşelenebilen, kibar, bağımsızlığına çok düşkün, güçlü bir kişiliğe sahip, işlerini kendi yöntemine göre yapan, geçinmesi kolay, maceracı, dokunmayı ve birinin ona dokunmasından hoşlanır.Kan grubunuza göre kişilik analizi
“AB” GURUBU “RAHAT”OLUMLU YÖNLERİ
Hassas, gururlu, diplomatik, sempatik, çabuk öğrenen, zevk sahibi, herkesle kolay anlaşabilen.

OLUMSUZ YÖNLERİ
Devamlı şikayet eder, farklı ve değişken ruha haline sahiptir, çok düşünür.
GERÇEKLER
Dünyadaki insanların %4’ü AB negatif, %1’i AB pozitiftir.
ÖZELLİKLERİ
Zıtlıkların bir arada olduğu bir karakterdir: Örneğin sosyaldir aynı zamanda utangaçtır. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Arkadaşlarına bağımlıdır fakat eğer çok üzerine gelinirse isyan edebilir, sosyal ortamlarda zaman zaman utangaç zaman zamansa cesurdur.
Yaratıcı/sanatçı bir yönü vardır. Zorlayıcıdır. Psikoloji, astroloji ve falla ilgilenir, iyi bir politikacı ya da diplomat olabilir. Çok geniş tavırlar sergileyebilir, problemleri sezmek ve engellemek konusunda çok başarılıdır.
Şehir atmosferini sever ama bazen kapalı alanlarda kalmaktan hoşlanmaz. Yaşadığı ev onu düşünmeye ve hareket etmeye motive etmeli, yaptığı her şeyde başarıya ulaşır.
ÖZET
Gizemlidir, mantıklıdır, ekonomiktir, etkilidir, genelde eleştiricidir, analitik bir düşünce yapısına sahiptir, duygusuzdur, orijinaldir, yalnız kalmayı sever, çabuk sıkılır, çevresine kolay uyum sağlar, içgüdüsel duygulardan nefret eder, insanlara faydalı olmaya çalışır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.
 kaynak: sonsuz şifa

Daha Önce Hiçbir Kadını Buraya Getirmemiştim…

1_134[1]