Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Neden hastalanınca iştahımız kesilir hiç düşündünüz mü? Acaba vücudumuz, sindirim sistemini kapatarak hastalıkla tüm gücüyle ilgilenebilmek için bize işaret mi veriyor?
water-fasting-for-weight-loss
Uzun süreli açlık diyetinde su dışında hiçbir besin maddesi alınmaz. Yazar olarak ben şahsen 3 hafta boyunca hiç yemek yememiş birini tanıyorum, kendisi 2 haftadan sonra hayatımda hiç görmediğim kadar sağlıklı bir şekilde karşıma geçmiş ve vücudundaki değişiklikleri anlatmıştı. Söylediğine göre bütün eski yaraları tamamiyle yok olmuş, vücudu kendini onarmak için yaralardaki malzemeyi kullanmıştı. Ayrıca astımı ve gluten intoleransı da kaybolmuştu. Bana kendini yeniden doğmuş gibi hissettiğini söylüyordu.

Aşağıdaki makaleyi The Telegraph gazetesinde bulduk. Sıcağı sıcağına sizin karşınıza getiriyoruz:
Fasting-Diet
3 günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizması yeni akyuvar oluşumunu tetikleyerek vücudun bağışıklık sistemini tamamiyle yeniliyor.

Çığır açan bir araştırmaya göre 3 günlük oruç yaşlılarda bile vücudun bağışıklık mekanizmasını komple yenileyerek vücudun dinçleşmesini sağlıyor.

Diyet uzmanları tarafından oruç diyetleri sıkı bir şekilde eleştirilse de, araştırmaya göre vücudu aç bırakmak kök hücreleri tetikleyerek yeni akyuvar üretilmesine yol açıyor.

Güney Kaliforniya üniversitesindeki bilim adamları bu bulgunun bağışıklık sistemi zarar görmüş hastalarda mesela kemoterapi gören kanser hastalarında çığır açabileceğini belirttiler.

Ayriyeten bağışıklık sistemleri yaşlılık nedeniyle zayıflamış,ve basit hastalıklara karşı bile dirençsiz kalmış yaşlılarda da bu oruç faydalı oluyor.

Açlık vücuttaki kök hücrelerindeki bir düğmeyi aktif hale getirerek vücudun bağışıklık sisteminin kendini yenilemesini gerçekleştiriyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki gerontoloji ve biyolojik bilimler profösörü Walter Longo’ya göre oruç kök hücrelere ‘AKTİF OL’ emri vererek onların bağışıklık sistemini yenilemesine neden oluyor.
shutterstock_139450574

Ve işin güzel tarafı vücut bu bağışıklık sistemini yenilemek için gereksiz ve hasarlı parçaları yokederek bunlardan elde ettiği malzemeyle yeni sistemi oluşturuyor.

Kemoterapi yada yaşlanma nedeniyle aşırı şekilde hasar görmüş bir sistemle başlasanız bile oruç döngüleri kelimenin tam anlamıyla yeni bir bağışıklık sistemi oluşturulmasına neden oluyor.

Uzun süreli açlık, glikoz ve yağ depolarını kullanmak için vücudu zorlar ama aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin de önemli bir bölümünü yokeder. Beyaz kan hücrelerindeki bu azalma kök hücre bazlı rejenerasyonu tetikler ve bu da yeni bağışıklık sistemi hücrelerinin değişimini gerçekleştirir.

Yapılan testlerde insanlardan altı ayı aşan sürelerde 2 ile 4 gün arasında oruç tutmaları istendi.

Uzun süreli oruç sırasında yaşlanma ve kanser riskini ve tümör büyümesini artıran bir hormon olan enzim PKA da azalmış bulundu.

Doktor Longo’ya göre, uzun süreli açlık süresince vücut hücreleri azalan enerjiyi korumaya çalıştıkları için öncelikli olarak hasarlı ve çok verimli olmayan bağışıklık hücrelerini yok etti.

Hem insan hem hayvanlarda ölçümlerimize göre akyuvar sayısı kayda değer miktarda azaldı. Ardından kişi tekrar yemeye başlayınca tüm akyuvarlar tekrar yerine geldi. Biz acaba nereden ortaya çıktı, nereden üredi bu akyuvarlar diye merak ettik. Kök hücrelerinin aktifleşip bunları ürettiğini sonradan bulduk

dedi.

72 saat tutulan oruç aynı zamanda kemoterapi gören kanser hastalarına da faydalı oldu.Araştırmanın yazarlarından olan USC Norris Kanser merkezi asistan profösör Tanya Dorff’a göre

Kemoterapi hayat kurtarmasına rağmen vücudun bağışıklık sistemini önemli miktarda çökertir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre uzun süreli açlık kemoterapinin zararlı etkilerini büyük miktarda azaltıyor.

Daha fazla klinik test yapılmalı. Ve böyle bir diyet kesinlikle doktor gözetiminde yapılmalı.

Profosör Longo ayriyeten belirtti ki, daha fazla klinik deneyler yapmaktalar ve sadece bağışıklık sistemi değil diğer organ ve sistemlerin de olumlu olarak etkilendiği bulunabilir.

Fakat burada belirtmekte fayda var ki bazı İngiliz bilim adamları bu bulgulara kuşkuyla yaklaştılar.

Londra üniversite hastanesi profösörlerinden Doktor Graham Rook’a göre böyle bir şey katiyen mümkün değil.

UCL’de yeniden oluşturma ilaçları Profösörü Chris Mason’a göre: Çok ilginç sonuçlar bulunmuş. Bu araştırmaya göre 72 saatlik bir açlık sırasında vücudun akyuvar ve diğer bağışıklık hücresi sayısı hatırı sayılır miktarda azalıyor, ardından tekrar yemek yenildiğinde bu sefer hücre sayısı eskisinden de yüksek miktarda geri geliyor. Potansiyel olarak faydalı olabilir, çünkü 72 saat çok uzun bir süre değil, kanser hastalarını geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verdirecek kadar bir süre değil. Bence en doğru devam yolu bir şekilde ilaçlarla birlikte oruç tutturmak hastalara. Ayrıca oruç konusunda kesin olarak emin olduğumu söyleyemem insanlar düzenli yemek yiyerek savaşıyorlar hep hastalıklarıyla.

Doktor Longo’ya göre oruç zarar vermiyor, tam tersine bulgulara göre fayda sağlıyor.

Kanser hastalarından yüzlerce e-mail aldım. Onkolojistleri gözetiminde oruç tutuyorlar ve çoğunda ilerleyiş olumlu yönde. Sadece az sayıda yan etki görüldü bayılma ve karaciğer işaretleyici testlerinde kötü sonuç tespit edildi. Bunun dışında herhangi bir yan etkiye rastlanmadı.

kAYNAK: SUPERİLERİ.COM

Yumurta Kaç Günlük…

10583812_758781657515923_8994611680096447822_n[1]

Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar.

12249866_1187120077982697_8086087863299289349_n[1]

 

Çin’de yüz okuma tezinin sahibi M.Ö. 3.asırda yaşadığı sanılan filozof Gui-Gu Tze’nin Xiang Bian Wei Mang isimli kitabı bugün de basılmakta ve fizyonomi öğrencileri tarafından üzerinde çalışılmaktadır.

Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar. Çin yüz okuma sisteminde yüz Yin-Yang’ın Taoist teorilerine göre 108 temel bölgeye ayrılıyor ve bu bölgelerin her biri vücudumuzdaki organların karşılığı oluyor. Yüz bölgelerindeki biçimlenmeler, renk ve doku değişimleri ise karşılık geldikleri organların ne kadar sağlıklı olduklarına dair ipuçları veriyor. Böylece kişilerin mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına göre değerlendirmeler yapılıp tedavi yöntemleri önerilebiliyor.

Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?

Böbrek: Çok fazla çalışıyor, az uyuyor, yüksek miktarda kahve içiyor ve fazla sorumluluk yükleniyorsanız gözlerinizin altındaki yarım ay şeklindeki böbrek/karaciğer bölgesine bakın. Eğer bu bölge şişik ve mora çalan bir renkteyse bu çok çalıştığınız, adrenalinizi tükettiğiniz, yağlı yemekler yediğiniz ve sıvı dengenizin bozulduğu anlamına geliyor. Kulaklarınız deri renginizden daha koyu ve kırmızı renkteyse şayet, bu durum da çok enerji harcadığınız anlamına geliyor. Gözlerinizin iç köşesi çukurlaşmış ve koyu mavimsi bir renk almışsa aynı tanılar yapılabilir.

Karaciğer: Yüzünüzdeki böbrek/karaciğer bölgesi koyu kahverengiyse ve bulanık bir görüntü arz ediyorsa, karaciğerinizin işlevi yavaşlıyor demektir. Bunun sebebi gerginlik, stres, öfke, yağlı yemekler veya alkol olabilir. Eğer bu görüntüye başınızın yan bölgesini kaplayan bir acı, çenede gerilme, kaşlar arasında uzunlamasına iki çizgi de eşlik ediyorsa, yağ ve hormonal dengeniz bozulmuş olabilir. Yağ miktarını azaltmaya bakmalısınız. Kaşlarınızın arasındaki iki çizgi, çengel şeklinde daha küçük iki çizgiyle tamamlanıyorsa, safra kesenizde bazı problemler baş gösterebilir. Aman dikkat! Alnınızdaki benekler veya çizgiler ise yağlı besinler veya aşırı süt ürünü tükettiğiniz anlamına geliyor.

Mide ve Bağırsaklar: Ağız bölgesi, mide ve bağırsakların enerjisini gösterir. Yüzün aşağı bölgesi de karın bölgesine ilişkin işaretler verir. Beyaz noktalar veya deri altında kabarcık hissi ya da deri de oluşan lekeler bir tür mantar hastalığı olan maya enfeksiyonu, fazla şeker veya süt ürünleri kullanımına işaret eder. Çeneniz kırmızı ve şişkinse bu, organlarınızda yapısal bir zayıflık veya karın bölgenizde bir sıkışıklık olduğu anlamına geliyor. Alt dudağınız dışarıya çıkık duruyorsa kalın bağırsağın aşağı kesiminde uyuşukluk ve işlev yavaşlaması var demektir. Üst dudağınız çatlak, kırmızı ve köşede noktalar varsa bu, midenizdeki asitlenme, yanlış diyet nedeniyle de midenizde yanma olduğu anlamına gelir. Gözlerinizin iç tarafından yanaklarınıza doğru inen çizgiler başka bir bağırsak problemine işaret eder. Ağız çevresinde sarı renk çizgi veya dudakların renksiz oluşu sindirim enerjisinin zayıf olduğu, beslenme şeklinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelir. Yeşil renk, karaciğerin ana problem olduğu, çok ince dudaklar ise çalışma delisi bir karakteri gösterir.

Akciğer: Burun delikleri etrafında ve yanakların alt kısmında kırmızılık ve şişkinlik, akciğerlerde rahatsızlık ve balgam oluşumuna işarettir. Eğer bu bölge aniden kızarır ve kurursa, bronşit rahatsızlıkları her an baş gösterebilir demektir.

Enerji ve Canlılık: Çin tedavisinde kaşlar yaratıcılık yeteneğini, zihinsel becerileri ve enerji düzeyini gösterir. Ayrıca diğer insanlarla, ailemizle ve toplumla nasıl iletişime geçtiğimizin de alameti olabilir. Kalınlık ve genişlik arttıkça bu, kişinin daha güçlü, hırslı, iradeli, direşken ve aktif olduğunu gösterir. İnce kaşlar ise hassasiyet, sağlık açısından da kırılganlık göstergesidir. Farklı yönlerde çıkan kaşlar huzursuz ve aceleci, odaklanmak için diğerlerinin yardımına ihtiyaç duyan bir yapıyı işaret eder. İnce ve sivri kaşlılar ise yenilikçi, iradeli, bağımsız, öncü ve üstünlük kaygısı, en iyi olma kaygısı güden insanlardır. Hilal şeklindeki kaşlara sahip olanlar karar verirken sezgilerine dayanan ve diğerleriyle çalışmayı seven kişiliklerdir. Kaşları kenarlara geldikçe dağılan kişiler de tiroit bezlerinde problem olabilir.

KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜREN MUCİZE İÇECEK

13-08-2013-15-05-4511[1]

 

Bay Seto akciğer kanseri. Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başlıyor.  3 ay boyunca düzenli şekilde bu içeceği kullanıyor ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.

Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler ;

1 adet pancar kökü

1 havuç

1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.

Bu mucize sayılabilecek içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:

1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.

2)Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.

3)Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.

5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.

6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.

8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.

9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.

10) Saman nezlesine iyi gelir.

kaynak: galaksi arşivi

Feminen Doğanızı Uyandırmanın 15 Etkili Yolu…

gulenaypema[1]

 

Herkesin kim olduğunu tanımlayan feminen ve maskülen nitelikleri vardır.

Hedef odaklı, ilerleyen, işleri sonuna erdiren ve ileriye götüren bir ifadede, maskülen doğadayızdır. Hayatın akışında kaldığımızda, yaratıcı enerjiyle olduğumuzda, dans ettiğimizde, sevgi dolu olduğumuzda, yaşamdan keyf aldığımızda ve iç hissiyatlarımızla uyumda olduğumuzda da feminen doğayı ifade ediyoruzdur.

İki karşıt enerji gerekiyor ki bütün bir insan olarak hissedebilelim. Varoluşun temeli de budur, dualite, karşı kutupların etkileşimi. Erkekler daha ziyade maskülen enerji ile kendilerini tamınlasalar da onlar da olayları akışına bırakmaktan zevk alırlar, ama aynı zamanda net, yön verici ve ilerleyen ifadede kalmayı severler.

Hepimiz için hem maskülen hem de feminen eğilimleri ifade etmek yaşamda tatmin hissettirir.

Kültürümüzde maskülen değerler ilerleme ve geleceğe yönelik olmayı ifade ettikleri için daha ‘değerli’ görülürler. Bu durum dengenin bozulmasına neden olur, hem bireysel hem küresel boyutta.

Maskülenliğe olması gerektiğinden daha fazla değer verdiğimizde, zamanımızın çoğunu iş peşinde koşarak, hedefleri tutturmaya çalışarak, sürekli geleceği düşünerek geçirir, dinlenmeye, tatil yapmaya ve başkaları ile spontane iletişim kurmaya çok az zaman ayırırız. Maskülenliğe daha çok değer verdiğimizde, insan-üretimi şeylere daha bağımlı olmaya başlarız, akıllı telefonlar, ipadler, bilgisayarlar… ve doğada git gide daha az zaman geçirip, yaratıcı doğamızı ifade etmez hale geliriz.

Daha fazla maskülen olup, feminen değerleri arka plana attığımızda, bu durum bize hep eksik olduğumuz hissiyatı verir ve bir şeylere özlem hissettirir, ne olduğunu bilmesek bile. Bazen kendini tazelemeye, bazen çılgınca yaşamaya, bazen kaynakları bol olan bir yaşama, bazen doğal ve spontane olmaya… ama neyin hasretini çektiğimizi, neden tatminini hissetmediğimizi bilmeyiz… Oysa ne kadar da çok çalışıyoruzdur tatmin olabilmek için.

Hasretini çektiğimiz şey, feminendir. Bilmesek de aradığımız feminen enerjidir.

Eğer stres altındaysak ve tazelenme arayışındaysak, emin olun buna sahip olabilirsiniz. Size bu makalede feminen enerjiyi tekrar canlandırmanın ve hayatınızda ve dünyada yaşatmanın 15 farklı ve efektif yönünü anlatacağım.

  1. İfade

Birçoğumuz o kadar yoğunuz ki, durup, içimizde neler oluyor dinlemeye vakit bile ayırmıyoruz. Eğer hep dışadönük davranıyorsak, bu durum içimizde bir bölünme yaratır, içimizdeki kalbin derin hissiyatlarından koparız.

Bu durumu düzeltebiliriz elbet. Yapmanız gereken, içsel olarak kim olduğumuzla bağlantı kurmaya başlamak. Bunu yapmanın en güzel yolu duygularınızı ifade etmeye başlamaktır. Bir defter alıp duygularınızı yazmak oldukça rahatlatıcı ve oldukça basit bir metotdur. Sadece duyguları değil, düşünceleri, bedensel hissiyatları yazabilirsiniz. Bu şekilde, yavaş yavaş feminenin dünyasına girmeye başlarsınız… Hisler alemine dokunmaya…

  1. İnançlarınızı Gözden Geçirin

İçinizde şu durumu gözden geçirin: Feminen olma konusunda, manevi, zihinsel, fiziksel ve sosyal seviyede bir direnç hissediyor musunuz?

Direnç, negatif enerjinin ardındaki enerjiyi ifade etmek için kullandığımız bir kelimedir.

Reglilerinizle ilgili bir direnç (negatif duygu) hissediyor musunuz? Birisinin eşi olmaya karşı direnç hissediyor musunuz? Göğüslerinize karşı direnç hissediyor musunuz? Makyaj yapıp, yapmamaya karşı direnç hissediyor musunuz? Başkalarınıza kendinizi açma konusunda direnç var mı? Doğal doğum yapabilmenize karşı direnç var mı?

Dirençlerinizin kök inanç mekanizmalarını bulduğunuzda, bu inançları bırakmaya çalışın. Kendinize sürekli söylediğiniz kelimeleri izleyin, tekrar ettikçe bu kelimeler sizin inancınız haline dönüşür. İçinizdeki femineni uyandırmanın en güzel yönlerinden birisi de feminen ile ilişkilendirdiğiniz dirençleri (negatif inanç ve duyguları) serbest bırakmaktır.

  1. Bedeninizi Kucaklayın

Kültürümüz feminen bedeni ile savaş içinde. Sonuç olarak biz de kendi bedenimizle savaş içindeyiz. Feminen kendine has yönlerle ifade bulur. Eğer bedeninizin bazı yönlerini beğenmiyor ve negatif duygular besliyorsanız, yani direnç varsa, feminen doğanıza karşı direnç var demektir.

Sağlıklı ve zinde olmak bu bedene gıda olarak ne aldığımıza, nasıl hareket ettirdiğimize bilinçli olarak karar verebilmek direkt olarak feminene verdiğimiz değerle alakalıdır.

  1. Dans

Dans… Bu konu o kadar net ki, çok fazla kelime ile anlatmama gerek yok, dans etmek feminenin en temel doğasıdır. Bedenle dansın zaman içinde yaşamla dans edebilme yetisine dönüşmesi feminen doğanın mucizevi açılımlar yarattığı alanlardandır.

  1. Doğaya Çıkın

İçimizdeki enerjiler gibi dış dünyada da mekanlar ve ortamlar maskülen ve feminen enerji özellikleri taşırlar. Feminen, yaşam gücü enerjisidir. Ormanlar, parklar, nehirler, rüzgar, deniz, tüm doğa feminen enerjidir. Yeniler, yaratır, döngüseldir, her anı buram buram yaşamdır. Bir tane ağaç bile olsa şehrin içinde, onun altında oturmak bizi tekrar feminen doğaya bağlar.

  1. Yaratıcı Olun

Feminen enerji yaratıcı güçtür. Yaratıcı güç olan feminen enerjinin tezahürü kadın bedenindedir. Bedenlerimiz yaşam yaratmak için tasarlanmıştır.

Feminen EnerjiYaratımın bir çok yönü vardır. Sanatsal ifadeler, yazı, dans, resim, yeni fikirler üretmek gibi. Ne yaratmak istediğinizi düşünün. Akışınıza izin veren her şey feminen manasına gelir.

Rutininizin dışına çıkıp resim yapmaya başlayın, şiir yazın, şarkı sözü yazın ya da nefis bir yemek yapın hem kendiniz hem de dostlarınız için.

Yapılanların ‘iyi’, ‘mükemmel’ olması gerekmiyor… Yalnızca yaratılmış olsunlar. Beklentileri bırakın, yaratım aşkına!

  1. Duygusal İfadenizi Taçlandırın

Maskülen mantık ile tanımanırken, feminen duygular aracılığı ile ifade bulur. Hepimizin duygusal bedeni var, ama birçoğumuza duyguları nasıl anlayacağımız öğretilmedi.

Eğer duygularınız konusunda kafanız sık karışıyorsa, merak etmeyin, kendinizle uyumlanmayı öğrenebilirsiniz. Bunu nasıl hissettiğinizi gün içinde dinleyerek yapabilirsiniz. Hissiyatlarınızı anlamaya başladığınızda, otomatik olarak daha bütün, tam hissetmeye başlarsınız.

  1. Spontaneliğe ve Doğallığa Değer Verin

Gerçekçi olalım, tatile, başkaları ile iletişimde olmaya, her şeyi durdurup es vermeye, keyif yapmaya ve dinlenmeye yeteri kadar önem vermiyoruz. Hep çok çalışıyoruz (aşırı maskülen) ve böyle olduğunda da yaşamın coşkulu spontaneliğini tecrübe edemiyoruz. Hep olması gerektiği gibi olmaya çalışıp, gerçek doğal hallerimizden kopuyoruz. Doğal olmak ne demek unutuyoruz ve şartlanmalar ve beklentiler silsilesi içinde kaybolup kim olduğumuzu unutuyoruz.

Eğlenceli olmak, doğal ve spontane olmak için hep bir sonraki tatili bekliyoruz. Hep bir sonraki doğal anı beklemenize gerek yok! Her gün mini tatiller verebilirsiniz kendinize

İşe öncelik belirlemekle başlayın. Rahatlama zamanını öncelik listesine alın. Kitap okuma, müzik dinleme, yoga, kısaca anı yaşamanıza olanak sağlayan, ‘kendi kendine’ zamanı yaratın. Aşırı çalışan halinizden çıkmaya başladığınızda, yeniden kendiniz olmaya, doğal ve spontane olmaya başlarsınız.

  1. Dönüşüm İçin Ortam Yaratın

Bazılarımız feminenin sessiz sakin ve teslim olan olduğunu düşünüyor ama bu hikayenin ufak bir bölümü. Feminen enerji muazzam dönüşüm kapatisesine sahip. Yaradan 9 ay içimizde başka bir canlıyı taşıyabilmemiz için gerekli her gücü kadınlara vermiş. Neden? O hormonal iniş çıkışlarla, deli eden sancılarla, mide bulantıları ve duygusal gelgitlerle başka kim baş edebilir. Ancak güçlü bir enerjiye sahip kadın! Bu da demek oluyor ki dönüşüm için gerekli tüm duygusal güç, feminen enerjinin doğası. Duygular muazzam bir güce sahiptir, onları anlayıp, dönüştürdüğümüzde hem çocuklarımızı, hem eşimizi, hem çevremizi dönüştürme gücüne sahip oluruz. Üstelik kaba kuvvet kullanarak, kabalıkla, iterek kakarak değil, doğal olarak akışında. Tıpkı doğa gibi. Meltemi de var fırtınası da her şey dengesinde, yerli yerinde. Doğa sürekli dönüşüm döngüsünde. Kadının ay döngüsünde olduğu gibi.

  1. Kız Kardeşlik Sevgisi

Gulenay PemaDiğer kadınlarla vakit geçirmek, ruh birlikleri, içten hissiyatların paylaşıldığı, şefkat ve destek ortamları yaratmak muazzam şifa vericidir. Sevdiğiniz kadın arkadaşlarınızla sık sık biraraya gelmek, ve birbirinize projelerde, çocuklarla ilgili destek olmak, fikir vermek, birlikte yemek yapmak, gülmek, ağlamak, kendinizi arkadaşlarınıza açmak… Tarifi mümkün olmayan bir feminen enerji açığa çıkarır. Kalbiniz şükürle dolar taşar. Daha ne diyelim!

  1. Haz Algısını Arttırmak

Maskülen enerji genellikle düşüncelerde kendini kaybeder, feminen ise his ve haz aleminde.

Feminen enerjinizle yeniden bağ kurabilmek için tat duyunuzu aktive edin, kaliteli bir çikolata, nefis bir yemek, damak zevkine hitap eder ve hazzı arttırır.

Dokunma duyunuzu aktive edin. Alışveriş yaparken dokunduğunuz kumaşlar, yatağınızda, banyoda kullandıklarınız, bedeninize değenler. Doğal aromalar, çiçek kokuları. Göze hitap eden güzelliklerle bezenmek, insan veya doğa yaratımı. Bedensel duyularımızla bağlantıda olmak, hamam, bitkisel rahatlatıcı banyolar, güzel bir aromaterapi masajı. Hazları harekete geçirin.

  1. Anne Sevgisi

Annenizle olan ilişkinizi şifalandırmak, feminen doğanızla olan ilişkinizi tamamen dönüştürür.

Feminenle olan ilk temasınız anneniz aracılığıyla gerçekleşir. Eğer annenize karşı direnç varsa, o zaman içinizdeki feminene karşı da direnç var demektir. Bu da demek oluyor ki feminen doğanızı aktive etme sürecinde en önemli adım annenizle olan ilişkinizi mercek altına almak ve iyileştirmek.

Peki bunu nasıl yapacağız? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Öncelikle, annenizi olduğu gibi, kendi feminen münhasırlığında kabul ederek. Onları size aktarmış olabilecekleri herhangi bir sağlıksız düşünce ve duygudan ötürü affederek. Annelerimiz her zaman ellerinden gelenin en iyisini yaparlar, ve bizim öğrenip, büyümemiz gereken kendi derslerimiz vardır.

İkinci olarak, annenizin nerede bitip, sizin nerede başladığınızı idrak etmek. Annenizden ayrı bir varlık olduğunuz hissiyatına ulaştığınızda, kendi otantik varlığınıza adım atabilir ve feminen doğanızı tezahür ettirebilirsiniz. Yani kendi kendinizin kadını olmaya başlayabilir, kendinizi keşfetmeye, feminenin gizemlerini keşfetme yoluna girebilirsiniz.

  1. Anne Olmak Ne Demek Anlamak

Çocuklarınız olsa da olmasa da, birçoğumuz annelik hakkında sağlıksız fikirlere ve hislere sahibiz. Ya anneliğe karşı sağlıksız bir direncimiz var ya da anne olmak bu dünyada olmamızın yegane sebebiymiş gibi bir inanış… Her iki hal de bizi sağlıksız birey veya sağlıksız anne yapar.

Zaman ayırıp, annelik sizin için ne manaya geliyor bir bakın. Annelik ne hissettiriyor, anne olmak denince ne düşünüyorsunuz, aklınıza ilk gelen kelimeler neler?

  1. Sezilerinizi Dinleyin

Sezilerle bağlantıya geçebilmenin yolu, anda kalabilmek ve hissiyatlarınızın farkında olmaktan geçiyor. Hayatını sürekli mantık ile yürüten bir kadın muazzam anlamda içindeki feminenden kopuktur. Feminenlik, alıcı, hislere ve sezilere açık bir doğa halidir. Yönetmeye, mantıklı açıklamalar getirmeye, mazeret ve tanımlara yer yoktur burada. Alıcı, gözlemci, akışındaki bir nehir gibi bir haldir. Bu hal, etrafımıza ördüğümüz duvarları indirmek manasına gelir. Hakiki bir açıklıkla, fiziksel boyutun ötesindekileri algılamaya açık olacak güven hissiyatına sahip olmaktır. Yaşama kayıtsız şartsız güvenmek demektir. Yaradılışa güvenmek, Yaradan’a güvenmek demektir. Güven, feminen doğaya aittir. Sebepsiz, şartsız, analizsiz. Seziler hiç yanıltmazlar. Duyabilirseniz eğer.

  1. Kendinizi Sevmeyi Öğrenin

Samimi bir kalp açıklığı, sevgi, şefkat ve hem kendinize hem de dünyaya karşı iyi niyet geliştirmeyi öğrenin. Modern yaşam her durumda kendimizi ortaya koyup, rekabetçi düzenekte kendimizi göstermemiz için bize at koşturtur. Ve kalp açıklığı, şefkat, anlayış gibi değerlere yer yoktur böyle hızlı ve hedef odaklı bir dünyada. Ama bunun faturasını kadınlar olarak göğüs kanseri olarak ödüyoruz. Bu yarışın sonucunda ölüyoruz. Hassas bioritmimiz, sürekli ‘yapan’ bir hal ile artık başa çıkamıyor. Artık bunları değiştirme zamanı, önce kendimiz üzerinde. Çünkü değişim herkesin kendi bedeninde, kendinde başlıyor. Dışardan değil, içerden değişim bu dünyanın dönüşmesini sağlıyor. Bunun kanıtları her geçen gün daha da net.

Şimdi, değiştirmek istediğiniz üç şey belirleyin. Günlük yaşamınızda bu üç şeyin geçerliliğine bakın. Örneğin, haftada bir, bir arkadaşınızı arayarak onu hiç bir şekilde eleştirmeden, şefkatle dinleme yetinizi geliştirebilirsiniz. Ya da her gün kendinizi ‘kendini seven’ bir davranışa adayabilirsiniz. Ya da pediküre gitmek, bir projeyi bitirmek, ya da sürekli düşünüp durduğunuz bir kıyafeti almak için harcadığınız zaman yerine uyumayı seçebilirsiniz.

Size iyi gelecek ne var bileceğinize dair kendinize güvenin. Ben size güveniyorum!

kaynak: Gülenay Pemanın bloğu

BEDENİNİZLE SAVAŞMAYI BIRAKIN

12244359_1643160522623875_6825983530459517842_o[1]
Blossom Benedict

Bir doktorun ofisinde, doktor gelmeden önce gözlerimde yaşlarla oturduğumu hatırlıyorum. Geleceğini bildiğimi sözcükleri korkuyla bekliyordum.

“Pekala, bu test negatif çıktı.” Veya “Sende ne olduğunu hala bilmiyoruz.” Ya da “Başka bir test yapmak istiyoruz.”

Sindirim sistemimde garip bir rahatsızlık geliştirdim, hiç kimsenin çözemediği bir rahatsızlık. 18 yaşında teşhis edilen bir tiroit sağlık durumunun yanı sıra geldi. Buna tekrar tekrar yapılan diz ameliyatlarını ekleyin, bedenim ve ben savaştaymışız gibi hissettiriyordu.

Daha iyi olmayacaktı. İstediğim şey olmayacaktı. Hayal kırıklığı yaşatmıştı. Doktorları listeye ekleyebilirim. Bana yardım edemediler. Beni umursamadılar. Beni hayal kırıklığına uğrattılar.

Hayal kırıklığım kızgınlığımı körükledi. Doktorları unutun: Onlara rağmen daha iyi olacaktım! Alternatif şifacılar aramaya başladım. Temizlikler, meditasyon, her tür diyet yaparak başladım, yoga bağımlısı oldum, hatta güneşe bakmaya başladım. Bulduğum her yeni şeyi sağlık incili yaptım. Her yeni insan yanıta sahip olabilirdi.

Yeni bir semptom alevlenene dek yanıtları vardı, yanıtları beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Sonra bir gün, gayretli şekilde yanıtlar ararken, yolum beklenmedik bir yöne girdi. Yanlışlıkla bazı ilgi çekici yeni sorulara tosladım.

– Bedeninizin gereksinimlerini bilen tek kişi ya siz iseniz?
– Ya bedeniniz aslında gereksinim duyduklarını size anlatabiliyorsa?
– Sizde YANLIŞ olan hiç bir şey yoksa ve bedeniniz gerçekte iletişim kurmaya çalışıyorsa?

Bu soruları sinir bozucu buldum. Önce ne yapmam bekleniyordu? Ne yemeliydim? Nasıl oturmalıydım? Bu insan bana hiç bir şey anlatmıyordu!
Yine de sorular içimi kemiriyordu. Bedenim gerçekten benimle konuşuyor muydu? Tüm o yıllar boyunca onu görmezden mi geldim? Bu kadar uzun zamandır bana ihanet eden bedenim dediğim bu şeye güvenebilir miydim? Dinlemek için kendime yeterince güvenebilir miydim?

Alternatifler olarak gördüğüm şeylerden tükenmiş olarak – ve 14 gündür sadece lahana ve salatalık suyu içmekten aç – teslim olmayı seçtim.
Yanıtlar değil, sorular sağlığa yolculuğumu sonlandırdı. Ve bu aynı soruları bugün size getiriyorum.
– Sağlığınızı ve bedeninizi düzeltmeyi başka birilerine vermeye çalışmayı bırakmaya istekli olur muydunuz?
– Bedeninizle iletişim kurmayı öğrenmeye istekli olur muydunuz?
– Bildiğiniz şeyi takip etmeye istekli olur muydunuz?

İşte sağlığımı geri alma ve kendi bedenimi iyileştirme yolunda 10 yeni alet ve soru;

1. Bedeninize Sorular Sormaya Başlayın
Bedeniniz ile başka bir insanmış gibi konuş mu demek istiyorsun? Evet! Bedeniniz sizinkinden farklı olan bir farkındalığa sahiptir. Onu bir dostmuş gibi düşünün. Bir şey yemeden önce, sorun, “Bedenim bunu arzuluyor musun?” Egzersiz programınızdan önce sorun, “Bedenim, bugün nasıl hareket etmek istersin? Tam o anda yanıtlar almayabilirsiniz; ama, bedeninizin kendi bakış açısına sahip olabileceğini düşünme alışkanlığını edinmek ikinizin iletişim kurma sürecini başlatacaktır.

2. Bedeninizin Dilini Öğrenin
Bedeninizden onu anlamanıza yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ayakta durarak “Bedenim, bana eveti göster” ve sonra “Bedenim, bana hayırı göster” diyebilirsiniz. Çoğu insan tutarlı olarak evet için bir yöne, hayır için diğer yöne eğilir. Bedeninizin konuştuğu dili anladığınızda, ona sormaya başlayabilirsiniz, “Bu peyniri yemek ister misin?” veya “Yürüyüşe çıkmak ister misin?” Bununla oynayın!

3. Hafif Olanı İzleyin
Her birimiz için farklı şeyler doğrudur. Sizin için doğru olan şey hafiftir. Ağır olan şey bir yalandır. Bir şey okuyorsanız ve sizi gülümsetiyorsa veya gözleriniz parlıyorsa, o sizin için doğru olabilir. Neden başka bir soru sormuyorsunuz? Bedeniniz büzülüyorsa veya mideniz alt üst oluyorsa, o sizin için doğru olmayan bir şeydir veya arzu ettiğiniz şeyi yaratmaz. Başka nereye bakabilirsiniz?

4. Değişimi Zorlamayı Bırakın
Kesinlikle acınası görünen spor salonlarına koşuşturan insanları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz? Bedeninizin tükürmek istediği kaç tane diyet yaptınız? Bedeninizle aranızdaki iletişimi artıracaksanız, bedeninizin yapmak istemediği şeyleri yapması için onu zorlamayı bırakmak ve aynı ekipte oynamaya başlamak zorunda olacaksınız. Bedeniniz koşmaktan nefret mi ediyor? Bedeniniz koşmayı sürdürürseniz dizlerinizin patlayacağı farkındalığına sahip olabilir. Bedeniniz hangi hareketlerden keyif alırdı?

5. Etiketleri Kesin
Toplumumuz etiketleri ve teşhisleri sever. Ne kadar sıklıkla bir teşhis sorular sormaya son vermek için gerçekten bir izindir? Reflüm var. Sizin var mı? Bedeniniz sıklıkla reflü dediğimiz semptom ile biraz önce yediğiniz şeyi beğenmediği bilgisini veriyor mu? Hiç domates yiyemediğiniz veya bedeninizin domates ile iyi olduğu zamanlar bulunduğu doğru mudur? Eğer son çare olarak başvuracağınız bir teşhisiniz olmasaydı, bedeninizin her an neyi arzuladığının farkında olmak zorunda olur muydunuz?

6. “Sağlık” Oyununu Bırakın
Evet beni duydunuz. Beslenme uzmanları bunun için benden nefret edecekler, ama neyin sağlıklı olduğu neyin sağlıksız olduğu ile ilgili o kadar çok bakış açısı topladık ki, bedenimizin ondan hoşlanıp hoşlanmayacağını görme şansına sahip olmadan yiyecekleri yargılamaya başlıyoruz. Lahana sağlıklı öyle değil mi? Tiroitiniz az çalışıyorsa, sağlıklı değil. Domates sağlıklı öyle değil mi? Reflünüz varsa değil. Şeker sağlıklı değil. Gerçekten mi? Her zaman mı?

Sizin için iyi ve kötü olan tüm yiyeceklerin listesini dikkatle yaratabilirsiniz ya da size yiyecekler ile ilgili anlatılmış olan her şeyi silip bedeninize her an neyi arzuladığını sorabilirsiniz. Bedeninizin ne kadar çok şey bildiğine ve aslında size karşı işlememeye çalıştığına şaşıracaksınız. Bu harika hissettirecek!

7. Geri Bildirimi Değerlendirin
Baş ağrısıyla ne kadar sık hayal kırıklığına uğrarsanız? Ya da beliniz ağrıdığında keyfiniz kaçar? Bedeninizdeki ağrı ya her zaman kötü bir şey değilse? Bu, bedeninizin sizinle iletişim kurmak için son çaresi ise? Bedeninizde ağrı veya yoğunluk olduğu zaman, minnettar olmak için elinizden geleni yapın ve sorun, “Bedenim, burada bana neyi göstermeye çalışıyorsun?” Yediğiniz bir şeyi mi beğenmiyor? Zehirleyici bir sohbete mi isyan ediyor? Size ne anlatmaya çalışıyor?

8. Değişime İzin Verin
Sizin için bir gün doğru olan şey, sonraki gün doğru olmayabilir. İnsanlar tutarlı olmamızı severler, ama gerçek şu ki siz her gün farklısınız. Farklı bir hava durumu vardır, farklı bir ruh halindesinizdir, farklı gereksinimleriniz vardır. Her zaman ne yiyeceğinizi veya tüm yaz boyunca çalışma planınızı düşünmek yerine, sadece bu an ile uğraşın. Bedeniniz bugün neyi arzuluyor? Tutarlı olmak zorunda değilseniz ne olurdu? Bedeniniz tutarlı olmak zorunda değil!

9. Yargılamayı Bırakın
Her gün bedeninize kaç tane yargılama yöneltiyorsunuz? Eğer köpeğinize çoğu insanın bedenlerine davrandığı gibi davransaydınız, o kaçıp giderdi! Bedeninizin sizinle kolaylıkla çalışmaması şaşırtıcı mı? Bedeninizi yargıladığınız her zamanı fark etmeye başlayın ve her seferinde kendinize, “Bu ilginç bir bakış açısı” deyin. Yargılamalarınızın gerçeğiniz olmadığını kavradığınız zaman, sizi kontrol etmeyi bırakacaklardır. Oradan özgürlük yolunda olursunuz!

10. Minnettarlığı Artırın
Değiştirmeyi istediğiniz şeyler üzerinde durmak yerine, işleyen şeyler için minnettar olmaya başlayın. Bedeniniz ile ilgili minnettar olduğunuz her şeyin listesini yapın ve kendinize bunları her gün hatırlatın. Çok fazla minnettar değil misiniz? Görebilmenize ne dersiniz? Derinizdeki esintiyi hissedin. Düşündüğünüzden çok daha fazla minnettar olacağınız şey var!
Minnettarlık yerinden, yargılama yerinden daha fazla şeyleri değiştirmek çok daha kolaydır. Bunu deneyin!

Bedenim ile ilgili seçimler yapmam gerektiğinde, sessizleşirim ve kendime sorarım, “Neyi biliyorum?” Nasıl hissettiğim hakkında artık başkalarını suçlamıyorum. Doktorların verdiği bilgiler için minnettar olabilirim, ama en sonunda harika hissetmekten kendimin dışında kimsenin sorumlu olmadığını biliyorum.

Bedenim ile birliğe girerek, “sindirim rahatsızlığım” yok oldu, tiroit seviyelerim normale döndü (bu mümkün görünmüyordu) ve tekrar bedenimden keyif almaya başladım!

Artık savaşta olmamak ne güzel bir armağan. Bedeniniz ile savaşa son vermenin zamanı mı? Öyleyse, hangi soruları sorabilirsiniz?

(Çeviri: Saffet Güler)

Şş, Şu Salaklara Şirinlik Yapınca Yemek Veriyorlar…

iltem444-201510270122390690-CA9B1_800x800gs[1]

İşte, İstanbul’daki muhteşem 10 kitap kafe!

Hem kitap okumak hem de bir şeyler atıştırmak için sessiz bir mekân arıyorsanız, İstanbul’da huzur bulacağınız kitap kafelere gidebilirsiniz.

1. Fil Books

Bu mekanda sanat kitapları, bağımsız yayınlar, fotoğraflar kitapları ve çocuk kitapları yer alıyor. Burası ne bir kafe nede bir kitapçı… Burada aynı zamanda söyleşiler, kitap tanıtımları, ünlü sanatçıların konuşmalarını gerçekleştirdiği bir yer. Kemankeş Karamustafa Paşa Mah. Ali Paşa Değirmeni Sk. 1/1, Beyoğlu, İstanbul – (0212) 243 1994

2. Cafe Lumiere

Çukurcuma’da yaklaşık 200 yıllık bir binada bulunan kafe, büyük bir kütüphaneye sahip değil fakat içinde önemli eserleri bulunduruyor. Yemyeşil bahçesi ve renkli sandalyeleri ile Cihangir’in en gözde kafelerinden biri. Kuloğlu Kh. Altıpatlar Sk. No:7 Çukurcuma – Cihangir – İstanbul – (0212) 244 1267

3. Sancho Panza

İki katlı ve geniş bir kütüphanesi olan bu mekanın ikinci katı tamamen bir kütüphane gibi tasarlanmış. Sıcacık kahvenizi yudumlarken ikinci kata çıkıp kitabınızı rahatça okuyabilirsiniz. Duatepe sk. 29-31 /A Yeldeğirmeni Kadıköy – (0216) 450 3388

4. M.O.C

Mekanda bir duvar boydan boya kütüphane gibi derlenmiş. Eğer sessiz bir ortamda kahvenizi içip dergilere şöyle bir göz atmak isterseniz üst kat sizin için ideal. Teşvikiye Mahallesi, Şakayık Sokak, No 4, Şişli, İstanbul – (0212) 234 4465

5. Page Cafe Gallery

Oldukça büyük ve geniş bir kütüphaneye sahip olan, Kadıköy’deki bu mekan kültür-sanata ilgisi olanları en güzel şekilde ağırlıyor. Pazar kahvaltınızı dışarda yapmayı düşünürseniz burayı da seçenekeleriinzin arasında bulundurun. Caferağa Mah. Moda Cad. No 121, Kadıköy, İstanbul – (0216) 550 1124

6. Akademi 1971

Akademi 1971, dikkat çekici çeşitli etkinlikleri ile ön plana çıkıyor. İmza günleri ve film gösterimleri de bunların arasında. Bilgisayarınız ile saatler geçiren biri iseniz burası sizin için en uğrak mekana dönüşebilir. Caferağa Mahallesi, Sakız Sokak, No 12, Kadıköy, İstanbul – (0216) 700 1971

7. Cherry Bean Coffees

“Şehirde taze kahve var’’ sloganı ile ün yapmak isteyen bir mekan. Kahvelerinin kalitesi ve iç dizayn insanı okumaya teşvik ediyor. Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, No 122, Kadıköy, İstanbul – (0212) 252 80 83

8. Tasarım Bookshop & Cafe

Türkçe kaynakların yanı sıra yeterince yabancı kaynağı da bünyesinde barındıran bir kitap kafe. Tasarım,sanat ve mimari kitaplarıyla her kesim insanın beklentisini karşılıyor. Osmanağa Mah. Bahariye Cad. Nevzemin Sok. No:6/A Kadıköy, İstanbul – (0216) 418 3938

9. Fahriye Cafe

Bu kafe adını Müjde Ar’ın Fahriye Abla filminden almıştır. Rahat koltukları ile sizi evinizde gibi hissettirir. Mekanda kullanılan aksesuar ve eşyalarda sizi nostaljik yolculuğa çıkarır. Caferağa Mah. Moda Cad. Leylek Sokak, No 3/A, Kadıköy, İstanbul – 0505 881 1348

10. Minoa Cafe

Özellikle çizgi romanları bol olan mekan, kafenin yanı sıra bir kitapçıya benziyor. Fakat burasıda tabii ki bir kitap kafe. Çizgi roman severlerin gözdesi olacak bir mekan. Süleyman Seba Caddesi, Park Apartmanı, No 52/A, Akaretler, Beşiktaş, İstanbul

kaynak: liste kitap

BİTKİLERİN DİLİ VE MİSTİK İNANÇLARI..

6281_360846767350419_1576017247_n[1]

ADAÇAYI “Sage”
Genelde şans bitkisidir. Ardarda sekiz sabah yenilirse, sıtmaya iyi geldiğine, astımı tedavi ettiğine inanılırdı. Kurutulmuş adaçayı, pipoya konulur içilirdi, taze yaprakları diş temizliğinde kullanılırdı. Adaçayının çeşitli renkleri vardır, baharatlı hoş kokulu mor çiçekler açar. Bitkinin adı Latin kökenli “kurtarıcı” anlamına gelir. Adaçayı, boğaz hastalıklarına, dişeti hastalıklarına, tifoya, yüksek ateşe ve kızamığa iyi gelir, ayrıca sayısız rahatsızlığa karşı da etkin olduğu kabullenilmektedir.

ADAMOTU “Mandrake”
Kıskançlığın ama yanısıra da kısırlığın bitkisidir. Çok eskiden afrodizyak olarak kullanıldı; ayrıca anestezik etkileri bulunmaktadır. Eğer bir tarlada ikiz olarak bulunursa, şeytani bir etkiden korkulur, söküldüğünde çığlıklar attığına inanılırdı. Bu ses bitkinin ölümü demekti. Ayrıca çevredeki et yiyen aç hayvanların yakalanması için özellikle ekilirdi.

BAHAR ÇİÇEKLERİ “Blossoms”
Tüm zamanlarda zamansız açan çiçeklerin kötü şans getireceği kabul edilmiştir. Özellikle çok sert geçen kışlarda çiçekler açarsa hastalıkların ve ölümün geleceğine inanılırdı. Geç açan Noel çiçekleri kısa zaman içinde hastalık ve ölüm demekti.

BAHÇE NANESİ “Spearmint”
El çatlaklarına iyi gelir, sivri uçlu lila renkli çiçeklerini yaz aylarında açar. Antik Yunan Mitolojisi’nde yeri vardır; “Mentha” bitkiye dönüştürülmüş ve “Mint” adını almış bir su perisidir (Nymph).

BİBERİYE “Rosemary”
Biberiye bolluğun simgesidir; ev kadınları mutfakta iyi bir tadlandırıcıdır, aynı zamanda biberiye eski çağlarda ölüleri anmak için kullanılıyordu, yaprakları cenazelerde serpilirdi. Biberiye, Akdeniz ve Avrupa’da yetişen aromatik, iğne yapraklı (mavi-yeşil, gümüş ve altın renkli olabilir), mavi, beyaz ve pembe çiçekli bir bitkidir. Biberiye, ılımlı kışların, uzayan baharın da simgesiydi.
BÖĞÜRTLEN “Blackberrie”
Böğürtlenin romatizma, ateş, öksürük gibi hastalıkları yatıştırdığına hep inanılmıştır ama buna karşın eski Fransa ve İngiltere’de böğürtlen, şeytanla ilişkilendirilirdi. Fransızlar’a göre bu meyve, şeytanın ağzından çıkmıştı. İngiltere’de uğursuzluğa karşı böğürtlen, özellikle Başmelek Cebrail’in günü kabul edilen 11 Ekim’de toplanırdı, o günde şeytanın böğürtlen çalılıklarının içine düşeceğine, dikenlerden yaralanarak lanetinden vazgeçmek zorunda kalacağına inanılırdı.
CİVANPERÇEMİ “Yarrow”
Orta Çağ’da büyücülerin “Şeytanın Oyuncağı-ısırganı” adını verdikleri bitki. Doğaüstü güçleri sağladığına inanılıyordu. İsveç kökenlidir ve bira üretiminde kullanılır. Uzun ömürlü, koyu yeşil tüylü yapraklı, yaz aylarında açan salkım halinde soluk lila ve beyaz renkli çiçekleri vardır, ezildiği zaman hoş bir aroma yayar. Troya Savaşı’nda Achilles tarafından yaraları sağıltmak için kullanılmıştır. Günümüzde yara izlerini yok etmek ve dokuları gençleştirmek için kullanılmaktadır.

ÇUHA ÇİÇEĞİ “Primrose”
Bir kış çiçeğidir ve evlere alınması hoş karşılanmıyor, ölüm anlamına geliyordu. Tarlalardan en az 13 demet çuha çiçeği toplanmalıydı, aksi halde tavuklar zarar görebilirdi. Gal folklöründe Haziran’dan evvel çuha çiçeğinin açması iyi değildir, bunlara karşın kötü ruhlar bu çiçeği sevmezler uzaklaşırlardı, bir dönem uykusuzluğa karşı ilaç olarak kullanılmıştı.
DEFNE “Bay”
Defne yaprakları, Eski Roma’da kahramanların veya zafer kazanan kumandanların başlarına çelenk yapılarak konulurdu. Defne eğer gölgede yavaş yavaş kurutulur ve kapalı bir yerde iyi saklanırsa tüm pişirimlerde kullanılabilir. Defne parlak ve düz yapraklarını dökmeyen bir bitkidir, küçük krem-beyaz rengi çiçekleri yaz aylarının ortalarında açar.
DEREOTU “Dill”
Orta Çağlar’da büyücülükte ve büyü ilaçlarının yapımında kullanılırdı, buna karşın yatmadan önce çay olarak kaynatılırsa iyi bir uyku uyumak için yararlıdır. Tüylü yeşil yaprakları ve ince sarı çiçekleri vardır ve solunum kolaylaştırıcıdır.
DİKENLİ ÇALI “Bramble Bushe”
Eski dünyada, çalılardan yapılan kemerlerin altından geçildiğinde, hastalıkların uzaklaşacağına inanılırdı. Çalılarda oluşan yaban böğürtlenleri yenirse çıbanlara, romatizmaya, deri lekelerine, öksürüğe iyi geldiği kabul edilirdi.
DÜĞÜN ÇİÇEĞİ “Buttercup”
Geleneklere göre çenesinin altında düğün çiçeği tutan çocuğun, gelecekte yıldızı parlayacaktır. Düğün çiçeği aynı zamanda da tereyağ sevmeyen çocukların yanına konurdu.

EŞEK MARULU “Sow Thistle”
Büyülere karşı güçlü bir koruyucudur, yakaya takılırsa dayanıklılık verir ve yorgunluğu engeller. Suda kaynatılırsa, göz banyosu yapılabilir.
FASULYE “Bean”
Özellikle Uzak Doğu’da uzak geçmişte, birçok ülkede şeytanların kızgınlığını yatıştırmak için yerlere fasulye serpilirdi, aynı inanç ölüm ve ölülerin ruhları için de geçerliydi. Eski İngiltere’de eğer bir avuç fasulye, yeşil yerine beyazlaşırsa ölümle bağlantı kurulurdu. Güneydoğu Asya’da ise, böbrek biçimli fasulyelerin iyi bir ürün için kesinlikle 3 Mayıs tarihinde toplanmasına özen gösterilmektedir.
FESLEĞEN “Basil”
2000 yıldan beri kullanılmaktadır. Fesleğen aşkın simgesidir. Geçmişte genç kızlar, pencerelerinin dışına fesleğen yaprakları koyduklarında, bir talip aradıklarını duyurmuş olurlardı. İngiltere’de Tudor’lar döneminde, çiftçilerin eşleri evlerine gelen ziyaretçilerine küçük kaplar içinde fesleğen hediye ederlerdi. Aynı şeyi bir kadını seven erkek, aşkını ilan etmek için yapardı. Fesleğenin büyük yeşil yaprakları ve küçük beyaz çiçekleri vardır; başağrılarında derin derin koklanması önerilirmektedir.
FRENK MAYDANOZU “Chervil”
Kutsal Salı gününde ve Paskalya’dan önceki 40 günlük “Büyük Perhiz” döneminde yeni yaşamın ve yeniden doğmanın simgesi olduğuna inanılırdı. Kanın ve derinin temizlenmesinde etkindir. Soluk yeşil yaprakları, küçük beyaz çiçekleri vardır.
GÜL “Rose”
Çok çeşitli inançların konusu olan gülün yaprakları, yere rasgele dökülürse iyiye işaret değildir, eğer yerdeki yapraklar toplanmazsa bir ölüm olacak demektir. Eğer sonbaharda güller açarsa gelecek yıl şanssız olunacaktır, yanısıra gülün tüm kötü ruhları kovduğuna inanılıyordu. Gül elbette ki, aşkın simgesidir ve kehanette de kullanılıyordu. Güllerin beyaz kağıtlara sarılması eski bir gelenektir, bu buketler yılbaşına kadar saklanır, bozulmayan gülleri bekar genç kızlar yakalarına iliştirirlerdi, beğenen erkek hayranlığını belirtirse kızın gelecekteki kocası olacaktı.
HANIMELİ “Honeysuckle”
Yakın bir zamanda gerçekleşecek olan bir evliliğin simgesidir, bir başka inanca göre bir dişinin yatak odasına konacak olan olan hanımelleri erotik rüyalar gördürecektir.
HATMİ ÇİÇEĞİ “Marshmallow”
Genelde bir karışım bitkisidir; yüksek ateşe karşı yararlıdır. Kilise tarafından önerilmiştir. Özsuyu, ellerdeki lekelere iyi gelir.
KARDELEN “Snowdrop”
Güzelliğine karşın ölümü simgeler. Öte yandan saflığı da simgeler, eve getirilirse birisi hastalanacak ve ölecektir.

KEKİK “Thyme”
Genelde mezarlıklarda da yetişen bir bitki olduğu için ölümle ilişkisi olduğu sanılırdı. Akdeniz kökenli bu bitki çok güçlü kokusuyla tanınır, yaz aylarında leylak rengi küçük çiçekler açar. Kekik yağı değerlidir, hem tıbbi amaçlarla hem de mutfakta kullanılır. Yağ, romatizmaya, cüzzama ve öksürüğe iyi gelir, çaya katılırsa ateş düşürür. Romalılar kekik yağını depresyonlarda kullanırlardı, 16. Yüzyıl’da kekik yağı siyatik ve baş ağrılarına karşı kullanıldı. Kekik aynı zamanda da dezenfektandır.

SARIMSAK “Garlic”
Tüm kötü güçleri, ruhları ve kötü şansı evlerden kovma bitkisi; bu nedenle hala pencerelere ve kapılara sarımsak demetleri asılır. Fransa’da bugün dahi korunmak amcıyla yaz ayları başında sarımsak kavrulur. Uzak Doğu’da, sarımsağın kayıp ruhları geri getirdiğine inanılır ve tüm dinsel ayinlerde kullanılır. Sarımsak etkin bir afrodizyaktır, 17. Yüzyıl’daki salgınlardan beri enfeksiyonlara karşı antiseptik olarak sarımsak suyu kullanılmaktadır ve I. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda yaraların temizlenmesinde özellikle kullanılmıştı. Sarımsak, pırasa ve soğanla aynı ailedendir.

ALINTI

kaynak: şifacı ve şifa evreni

AKCİĞERLERİ TEMİZLEMEK İÇİN BİTKİSEL KARIŞIM

217426_355310564570706_2005770282_n[1]

Gerekli malzemeler:

– 1/2 lt su

– 4–5 gr (bir tutam) ebegümeci

– 4–5 gr (bir tutam ısırgan otu )

Hazırlanışı:

Suyun içine, ebegümeci ve ısırgan otunu atıp, hafif ateşte, ağzı kapalı olarak, 4 dakika kaynatın.

Ilıdıktan sonra süzün, ama içerisindeki kalan bitkileri mutlaka ayıklayın.

Aç karnına, sabah ve akşam önleyici olarak, birer çay bardağı, kanser hastaları için ise, birer su bardağı için.

Bitki suyunu içtikten en az 20 dakika sonra yemek yiyin.

Bu küre, önleyici olarak 1 ay, kanser hastaları için ise; 3 ay, hiç ara verilmeden, devam edilmesi faydalıdır.

Yılda en az iki defa uygulanır.

Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilip, tekrar 3 ay boyunca iki günde bir, bir su bardağı içilir.

Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.

Kullanım şekli:

– Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Üçüncü hafta üç (bilgi yelpazesi.net) gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

Uyarı:

Kullanılan her iki bitkinin, kullanım sırasında ya ikisi birden kuru, ya da ikisi birden, taze olarak kullanılması gerekir.

Bitkilerden birisi taze, birisi kuru olursa hiç bir faydası olmaz.

Doktor Ömer COŞKUN

ALZHEIMER HASTALIGINA KARSI COK BASIT BIR SAGLIK UYARISI –

12243087_938983029502032_1492105957741256914_n[1]

*ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI…*
*Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir
zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.’de 100’e kadar, tek ayak üzerinden “sesli” sayarak DENGE’de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız. *
*İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra,
100’e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZHAIMER konusunda sorun yaşamazsınız. *
*Kaynak: Amerika’da yaşayan Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet ÖZ*
*Huzurlu ve Kaliteli yaşamanız, “en az 100 yaşınıza kadar, her konuda birlikte sağlıklı yaşlanabilmemiz dileğiyle…”*

*ÖZEL NOT: Lütfen, olabildiğince fazla, özel dostlarınızla bu çok
basit bilgiyi paylaşıp, kendilerini bilgilendiriniz… *

*Şu an olmasa bile, yıllar sonra özel dostlarınızın dualarını sürekli alırsınız… TEŞEKKÜRLER…*

Reiki 1. Seviye Eğitiminde 28 Kasım Cumartesi Sınıfında Bir Kişilik Yer Açılmıştır…

Reiki - YingYang

İlgilenenler Facebooktan mesaj atabilirler

Dalai Lama’dan hayatınızı değiştirecek sözler…

Dalai Lama denince akla bağışlayıcılık, nefsine hakim olma, hoşgörü, merhamet, gönül ferahlığı ve daha nice pozitif duygu geliyor. O, mutluluğu ve dünya barışını yaşamın her anına yaymayı amaçlayan bir lider.

Bu önemli ismin sözleri, dilden dile yayılarak tüm dünyayı ve erişebildiği tüm ruhları etkilemeye devam ediyor.

dalai[1]

1. En sevdiklerinize bile bir gün gidebilme özgürlüğünü verin ki geri dönmek ve kalmak için bir sebepleri olsun.

2. Zamanın önünde durmak mümkün değil. Bir hata yaptığımızda, zamanı geri alıp yeniden baştan başlayamayız. Yapabileceğimiz tek şey, şimdiki zamanı iyi kullanmak.

3. Açık bir yürek, açık bir zihindir.

 

4. Kendi içimizde barış yapmadan dışarıyla barışı sağlayamayız.

5. Asıl hedef diğerlerinden daha iyi olmak değil, eski halinizden daha iyi olmaktır.

6. Bir göz, diğer göz içindir. Bu da demek oluyor ki, aslında hepimiz körlerdeniz.

7. Bir kaşık, içindeki yiyeceğin tadını alamaz. Aynı şekilde, budala bir kişi bilgelikle yaklaşmadığı sürece bilge bir kişiyi anlayamaz.

8. Tibet dilinde bir söz vardır; ‘Acılar, güç almak için kullanılmalıdır’ denilir. Hangi zorluk olursa olsun, tecrübe ne kadar acı verici olursa olsun, asıl felaket umudu kaybetmektir.

9. Hayatta en hakiki ilişki; karşındakine duyduğun sevginin, ona duyduğun ihtiyacın ötesine geçtiği sevgidir.

10. Her sabah uyandığında kendine şunları söylemeyi unutma: Bugün de uyandığım için şanslıyım, kıymetli bir hayatım var ve bunu boşa harcamayacağım, tüm enerjimi kendimi geliştirmek, kalbimle başkalarına da ulaşmak, herkesin iyiliğini sağlayacak şekilde aydınlanmak için kullanacağım. Başkalarına karşı iyi niyetli olacağım, başkalarına sinirlenmeyeceğim veya onlar hakkında kötü düşünmeyeceğim.

11. Tüm iyiliklerin kökleri, şükretmenin topraklarındadır.

12. Sessiz kalmak bazen verilecek en iyi yanıttır.

13. Gerçek kahraman, kendi öfkesinin ve nefretinin üstesinden gelebilendir.

14. Özgürlük mücadelemizde tek silahımız dürüstlüktür.

15. Kuralları iyi öğren, böylece onları işe yarar bir şekilde yıkabilirsin.

16. Sevgi ve merhamet lüks değil ihtiyaçtır. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.

17. İyimser olmaya çalışın, daha iyi hissedersiniz.

18. Karşılaştığımız zorluklara karşı kayıtsız kalmak, kabul edilemez bir şey. Yapmamız gereken şey sonuna kadar direnmek ve asla vazgeçmemek.

19. Bu hayattaki birinci amacımız, başkalarına yardım etmek. Eğer yardım edemiyorsanız, en azından canlarını yakmayın.

20. Eğer bir problemin çözümü varsa, yapılabilecek şeyler hala bitmediyse, o zaman endişelenmeye gerek yok. Eğer çözüm yoksa, endişelenmenin de bir faydası yok. Yani, endişenin hiçbir koşulda hiçbir faydası yok.

21. Mutluluğun kaynağı ne para, ne de güç. Mutluluğun kaynanığı sıcak kalplilik.

22. Benim dinim bu. Tapınaklara, karmaşık bir felsefeye gerek yok. Kendi zihnin, kendi kalbin senin tapınağındır. Felsefen, kendi sevecenliğindir.

23. Başarılarınızı, onları kazanmak için nelerden vazgeçtiğinizle ölçün.

24. Bir şeyin her açıdan olumsuz olması imkansız veya çok nadirdir.

25. Her nefes aldığınızda kendinizi, her nefes verdiğinizde de başkalarını sevin.

26. İnsanlar, hayatta tatmin ve mutlu olmak için farklı yollar seçer. Onların sizinle aynı yolda olmamaları, yollarını kaybettikleri anlamına gelmez.

27. Dinin tek amacı sevgi ve merhameti, sabrı, hoşgörüyü, tevazuyu ve bağışlayıcılığı kolaylaştırmaktır.

28. Doğru davranışları sergileyebilirsen, düşmanların senin en büyük manevi öğretmenlerin olur çünkü onların varlığı senin hoşgörü, sabır ve bilgeliğini geliştirmeni sağlar.

29. Biz farkında olsak da olmasak da her şeyin altında tek bir soru yatar: Hayatın amacı ne? Her insan doğduğu andan itibaren mutluluğu ister, acı çekmekten kaçar. Bunu ne sosyal şartlar, ne eğitim seviyesi ne de ideolojik şartlar değiştirebilir. Varlığımızın en temelinde hepimiz sadece mutlu olmak istiyoruz. Asıl önemli olan, mutluluğu neyin getireceğini keşfetmek.

30. Aradığımız sükunet ve mutluluğu sağlayacak tek şey, merhamet ve anlayıştır.

31. Büyük sevgilerin ve büyük kazançların büyük riskler sayesinde elde edilebildiğini hesaba katmayı unutmayın.

32. Çocuklara bakın. Tabii ki hepsi kavga ediyordur ancak genellikle yetişkin olana kadar kötü düşüncelerini içlerinde beslemek yerine konuşarak dışarı atarlar. Birçok yetişkin, çocuklara göre daha eğitimli olma avantajına sahiptir. Ancak gülümseyen bir yüzün arkasında derin negatif duygular barındırırken eğitimin ne önemi var ki? Çocuklar böyle yapmaz. Onlar birine kızdıklarında, bunu ifade ederler ve geçip gider. Ertesi gün aynı kişiyle yeniden oyun oynayabilir.

33. İnsanın kendi mantığında ve eleştirel yaklaşımında her zaman nihai bir otorite olmalıdır.

34. Evreni düşündüğünüzde, bir insanın yaşamı zayıf bir bip sesinden farksız. Bu dünyada her birimiz geçici misafirleriz ve bir süreliğine kalacağız. Bu kısacık zamanı yalnız, mutsuz veya rakipleriyle çatışma içinde geçirmek ne kadar büyük bir budalalık.

35. Bildiklerinizi paylaşın. Bu, daha ahlaklı olmanın bir yoludur.

36. Bir hata yaptığınızı fark ettiğinizde, hemen düzeltmek için adım atın.

37. Gelin, her bir günün ne kadar değerli olduğunu anlayalım.

38. Dünya barışı, içsel barışla başlamalıdır. Barış, sadece şiddetin olmaması anlamına gelmez. Barış, bana göre, insan merhametinin ortaya çıkmasıdır.

39. Tüm acılar bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanlar kendi kişisel tatminleri veya mutluluklarının peşinden giderken, başkalarına acı verir.

40. Merhamet dini bir şey değildir, insani bir şeydir. Lüks değildir, kendi barışımızı ve zihinsel istikrarımız, insanlığın var olması için hayati öneme sahiptir.

41. Tüm temel dini geleneklerin amacı dışarıya büyük ibadethaneler inşa etmek değil, insanların içine iyilik ve merhamet inşa etmektir.

42. Mevcut toplumumuzun sorunlarından biri de eğtimin bizleri daha zeki, daha becerikli yapacağını sanmamız. Günümüzde toplumumuz bunun altını çizmese de eğitim ve bilginin en önemli yönü, bizleri daha faziletli şeylere ve zihinsel disipline yönlendirmesidir. Zekamızı ve bilgimizi en iyi şekilde kullanmak için iyi kalpli değişiklikler sağlayabiliriz.

43. İster insan, ister hayvan olsun, bu dünyadaki tüm canlılar hem kendi izlediği hem de dünyanın peşinden gittiği yola ve güzelliklere katkı yapmalıdır.

44. Mutluluk hazır bir şey değildir, sizin eylemlerinizle oluşur.

45. Gerçekten merhametli olmak, karşınızdaki size nagtif yaklaşsa veya sizi kırsa bile aynı şekilde davranarak sağlanır.

46. Sayısız galaksileri, yıldızları ve gezegenleriyle tüm bu evrenin derin bir anlamı olup olmadığını bilmiyorum. Ancak en azından bu yeryüzünde yaşayan insanlar olarak görevimizin, kendimizi daha mutlu etmek olduğunu biliyorum.

47. Siz ne kadar çok sevgiden beslenirseniz, eylemleriniz de o kadar korkusuz ve özgür olacaktır.

48. İnsan potansiyeli herkes için aynıdır. Eğer “Ben çok değersizim” diye düşünüyorsanız, bu yanlıştır. Kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Hepimizin belli bir düşünce gücü var, peki o zaman sizde eksik olan ne? Eğer irade gücüne sahipseniz, değiştiremeyeceğiniz hiçbir şey yok. Kendi kendinizin efendisi sizsiniz.

49. Bir günde ne uzay istasyonu ne de aydınlanmış bir zihin ortaya çıkabilir.

50. Eski dostlar geçer, yenileri ortaya çıkar. Aynı değişen günler gibi. Eski bir gün geçer, yeni bir gün doğar. Önemli olan, bunu anlamlı hale getirebilmektir. Hem anlamlı bir arkadaşlık hem de anlamlı bir gün…

Kaynak:
Addicted 2 Success

kaynak: uplifers