MUTLULUĞUMUZ NEREDE SAKLI? (HADİ BİRLİKTE FARK EDELİM)

1627f0c4f9[1]

Her insanın farklı, her insanın kendine has oluşu, dünyanın çeşitliliğini, aynı zamanda anlama, anlaşılma zorluğunu beraberinde getirir. Kendimize yalın ve tarafsız bakabilirsek neler gözlemleriz? Beğendiğimiz, beğenmediğimiz nice özellik ve çevremizdekiler için de öyle. Kimilerini daha çok yakın görür, kimilerini ise sevebilmemiz, oldukça zorlamadır ya da sevmemeyi seçer, anlamamayı uygun görürüz. Kişisel onca sebebin dışında, genelde takdir gören kişiler ,insancıl dediklerimiz, egolarından olabildiğince arınmış olanlardır.

Yine de bu yaşamı bir yarış ortamı gibi algılama, egomuzun en baş oyunlarındandır. Daha iyisi olayım, göz yaşım içeri, kahkaham dışarı olsun. Çevremizi farklı, tarafsız gözle inceleyebilirsek, ne malzemeler çıkacaktır aslında. Birisi mutlu iken, saf ve gerçek anlamda, onun mutluluğunu paylaşabiliyor muyuz? Birisi mutsuzken, “benden daha kötüleri var” diye düşünmenin, içten içe sevinci dışında, onun aşağılarda, zaten bitmiş olduğu kanısı dışında, gerçekten acısını paylaşabiliyor muyuz? Hadi hepsini bir yana bırakalım, belki de insancıl olmak, o denli umurumuzda değildir. Peki mutlu olmak??

Hadi bu kerelik, tek ego işini, kendi mutluluğumuza adayıp, kalan her şeyi maksimum egodan arındıralım. Kendimizde ya da başkalarında gördüğümüz şükürsüzlük ve ben daha iyiyim kanıları olmadan, aslında gerçek ve kalıcı mutluluğu yakalayabileceğimizi bilsek, yine de vazgeçemez miyiz yılların kalıntı duygularından? Çevrenize bakın, gözlemleyin, 100 üzerinden 90’lık mutlu olması gereken bir neden varken bile, yakınlarınızın 10luk kısım için, şikayeti öne aldığını gözlemlediniz mi hiç? Peki ya siz.? “Evet x x oldu ama şuna canım çok sıkıldı” diye bahsettiğimiz nice konular vardır. Belki biraz vahlanmalar istiyoruz, çevremizde “ahh ne sıkıntılar çekti yine de ayakta durdu” denilsin diye ,belki de gerçekten hep bardağın boş tarafında gözümüz. Peki gerçek anlamda ne zaman mutlu olacağız??

Şunu aklımıza koyalım önce, hep daha iyisi vardır. Dünyanın en güzel kadını olarak esmer birisi seçilir, ama birisi esmerlerden hiç hoşlanmaz, yine kaybeden olur. Paranın en çok olduğu kişi, mutsuzluktan kıvranıyordur, ikinci kişi hemen ardında onu zorluyordur çünkü. Daha iyi olma hırsı, kompleksleri, bizleri sadece mutsuz yaparken, neden hala o ego oyuncağının, küçücük oyun parçası oluyoruz ki ??? Örnekler kitaplar dolusu, ciltler dolusu verilebilir. Peki, mutsuz olmak için sayısız sebep varken, mutluluk için tek bir şey yeterliyse, nedir onu bizim elimizden alan? Gerçekten mutlu olmaksa amaç, üzümse niyet, bağcıyı dövmeye çalışmakla neden bu uğraş?

Ben, mutluluğu hiç olma uğraşında yakaladım. Kamil insanların hiçlik yolu kadar değil elbet, ömür yetmeyecekti büyük ihtimal, o yolu tamamlamaya ama kendi acizliğimizde hiç olmak. Kayıplar yok, iddia yok, hırslar kıskançlıklar yok, bizi hasta insan yapabilecek herşeyden uzakta, “hiç” olmak. Çok şey olmaya çalışmak, kendi beğenimizi kazanmak dışında neye yarar ki ? Başkalarının beğenisini toplamaya!!Düşünelim biraz daha, biz dünyadaki tüm iddialarda başta olalım,her şeyin en iyisi, en güzeli bizde olsun, karşımızdaki yine egosundan, kendi görmek istediği doluluk kadar, bizi dolu sayacaktır, ne kadar beyhude bir uğraş. Hastalanacak kadar azmettik ama o görmek istediği kadarını gördü. Kaldık yine, kendimize verdiğimiz değerle başbaşa.

Şu dünya zamanında, ayakta çarık, üstte aba, yalın gezmek değil elbette bu hiçlik. Elimizden geleni sergilerken, doğamıza uygun adımlar atabilmek. Aslında içinde aktığımız nehirin suyunu, biz ayarlıyoruz. Coştuğunu hayal ettikçe, terse küreklerle başarmak adına, ispatlar adına, kan ter içinde mutsuz ve yorgun bitap düşüyoruz. Kuş ne olduğunu biliyor, açlığını doyuruyor, yuvasını kuruyor, evlatlarını koruyor. Ağaçlar önce köküne, sonra dışarı doğru büyüyor, “ben çam ağacıyım, ama dilersem çınar da olurum” diye kendini mutsuz kılmıyor. Doğa bizden ayrı mutlu, onun saf kabullenişle, şarkılarını duymamak sağırlık olur. Tüm canlılar, tüm maddeler ne ise onun içinde gelişiyor, bütünün parçasını olduğunu bilerek. Hür irademizi, başkalaşmak için kullanıp, düpedüz mutsuz olan sadece bizleriz.

Hiç isek kaybımız nedir? Bize parmağını sallayarak, yağmur gibi eleştri yapan insanlar,” sen de kimsin, şu kadar bu kadar kötü yanın var” dediğinde gülümseyerek hiçim diyebilmek…Denesek ve hafiflemenin verdiği müthiş duyguyu tadabilsek… Gerilim yok, itirazlar yok, kavgaya dönüşemez ki…Boş değil hiçim, içimi dolduracak, benim var oluştan aldığımdan başka şey değil. En tombul su damlası olmaya çalışsam ne ki?? Derya da bir su damlasıyım, birisi gelir bakar der ki az sonra buhar olacak kadar hiçsin, evet hiçim, bir başkası bütünden bakabilir, deryayı görür evet deryayım. Hiçlik, küçülerek büyümek gibi görünür, kimin umurunda.

Telaşlar, korkular, mutsuzluklar, bir bir öldürür kendini. Düşünebiliriz, dünyaya iz bırakmış insanlar, hiçim deseydi, bunca icat, buluş, kurtuluş, kahramanlık yaşanamazdı diye, bence tam tersi. Kuşun, kuş olduğunu bildiği anlamda, kendi doğasındayken çaba ,emek var eder kişiyi. Çağlayan nehire, ters kürekle başa dönebilmiş yoktur. Doğasını bilip, enerjisini olağanca gücüyle ancak kendini kan ter içinde bırakmış insan vardır. Emeği aktığı yönde akıtan, egolarından arınmış, idealleri neyse onun için emek verebilenler başarabileceklerini başarırlar…Çok değerli bir dostumun dediği gibi, nehirin içinde su olup akmasını bilenler, ancak verdiği emeği boşa tüketmeyenlerdir.

Ne olmaksa amaç, evrenin içinizde bıraktığı, sizi yanıltmayan sesle gerçekleşebilir. Mutsuzluk mu, artık imkansızdır. Farkında olan kişinin, mutsuz olabilmesi imkansızdır. Gerekçelere bağlı insanlar, ancak mutsuz olabilir.X olursam çok mutlu olacağım dendiği an, mutsuzluk kapısı sonuna kadar açar kendisini. Başlar yine, arpa boyu yol alamayacak, beyhude kürek çekmeler.Anda kalın derken, doğanızda anda olması gerektiği gibi kaldığınızda, mutluluğu kendinizden uzaklaştırmak imkansızdır.

Ne istiyoruz, gerçek mutluluk mu? Belki aylarca yazılır ama özü şudur ki; Mutluluk değil, mutsuzluk özel çaba gerektirir.Gerçekten farkında olmaya başlayana….

  • Alıntı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: