BEYNİ YASLANMAK TAN KORUMANİN ALTI YOLU …

sag-sol-lob[1]
Yaşlanma vücudu olduğu kadar hafıza ve beyin gücünü de olumsuz etkiler.

İyi çalışmaya devam edebilmesi için beynin de tıpkı makineler gibi yaşı ilerledikçe biraz bakıma ihtiyacı vardır. Ama makinelerin bakım kılavuzu gibi herhangi bir rehber bulunmuyor beyin için. Mevcut veriler ise birbiriyle çelişen ve kafa karıştıran nitelikte. Bu konudaki verileri tarayarak beyin gücünü korumanın en iyi altı yöntemini belirledik.

YETENEKLERİNİZE GÜVENİN

Bir odaya doğru yürüyüp içeri girerken oraya niye gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu? Yaş ilerledikçe hafızanın da zayıflamaya başladığını varsayarız hemen. Oysa bu sadece yaşlıların değil gençlerin de başına gelebilir.

Uzmanlar, gerçekte bir sorun olmasa da yaş ilerledikçe beyinsel becerilerimiz konusunda güven yitirdiğimizi belirtiyor. Bunun sonucu olarak dış desteklere ihtiyaç duyar, arabamızın navigasyonuna, cep telefonumuzun uyarıcısına başvurur hale geliyoruz. Oysa kendi kapasitemizi zorlamadığımız sürece zihinsel beverilerimizin düşüşünü hızlandırmış oluruz. Yani eğer kapıda durup oraya niye gittiğimizi hatırlamaya çalışıyorsak bundan hafızamızı biraz daha zorlamamız gerektiği sonucunu çıkarmalıyız.

KULAKLARINIZI KORUYUN

Duyularımızdan izole olmak beyni olumsuz etkiler. Örneğin işitme kaybı beyni gerekli bir uyarıcıdan mahrum bıraktığı ve dikkat konusunda ekstra yük oluşturduğu için beyindeki gri doku kaybına neden olur. Bir araştırmada, işitme kaybının altı yıllık bir dönemde algı azalması riskini yüzde 24 oranında artırdığı görüldü.

Yaş ne olursa olsun işitme yeteneğini olumsuz etkileyebilecek faktörlere dikkat etmek gerekir. Günde sadece 15 saniye yüksek sesli rock müziği dinlemek işitme duyusunu hasara uğratmak için yeterlidir. Aynı şekilde günde 15 dakika saç kurutma makinesi kullanmak da sesleri algılayan hücrelere zarar verir. İşitme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız daha fazla ilerlemeden doktora başvurmak en doğrusudur.

DİL YA DA ENSTRÜMAN ÖĞRENİN

Zihni güçlendirmek için başvurulan beyin jimnastiği programları ve bulmacaların yararları sınırlıdır. Oysa yabancı bir dil ya da yeni bir enstrüman öğrenmek beyni daha fazla çalıştıracaktır. Her iki etkinlik de birçok becerinin bir arada kullanılmasını gerektirir. Yeni notaları ve kelimeleri öğrenirken hafıza egzersizi, dikkat, duyumsal algı ve motor kontrol gibi birçok beceri devreye girer.

Bu tür etkinlikler hafızayı çevikleştirecek ve yararları ileri yaşlarda da görülecektir. Geçen yıl yapılan bir araştırmada, müzisyenlerde bunama (demans) ihtimalinin herhangi bir enstrüman çalmayan insanlara kıyasla yüzde 60 daha az olduğu görüldü. Başka bir araştırma ise yabancı bir dil konuşmanın Alzheimer hastalığını beş yıl geciktirdiğini gösteriyordu.

Kendinizi bu şekilde zorlamak en azından mevcut yeteneklerinizi daha iyi görmenizi sağlayacaktır. Eğer yaptığınız iş bu tür etkinliklere başlamanıza izin vermeyecek kadar yoğunsa yine de şanslı sayılırsınız; çünkü uyarıcı ve dikkat gerektiren işler beyin gücünü korumaya yardımcı olur.

ABUR CUBURDAN KAÇININ

Obezite beyne birçok yönden zarar verebilir. Damarlarda kolesterol birikmesi beyne giden kan akışını sınırlar ve iyi çalışması için gereken besin ve oksijenden mahrum bırakır. Ayrıca sinir hücreleri (nöronlar) insülin hormonu seviyesine karşı aşırı duyarlıdır. Düzenli bir şekilde şekerli ve yüksek kalorili gıdalarla beslenme halinde insülin sinyalleri kesintiye uğrar ve zincirleme tepkimelere ve beyinde zararlı plakların birikmesine neden olur.
Image copyrightthinkstock

Omega 3 gibi yağ asitleri, D ve B12 vitaminlerinin yaş ilerlemesiyle ilgili beyin hasarlarını azaltıcı etkisi vardır. Akdeniz diyetiyle beslenen yaşlıların kendilerinden 7,5 yaş daha genç insanlarla aynı algısal becerilere sahip olmasının nedeni budur.

SPOR YAPIN

Aslında beyin ile beden arasında ayrım yapmak doğru değildir. Beyni korumanın en etkili yollarından biri de fiziksel aktiviteyle bedeni güçlendirmektir. Böylece beyne kan akışı artacağı gibi, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları sağlayan proteinler de harekete geçecektir.

Yürümek ve aerobik gibi hafif egzersizlerden ağırlık kaldırma ve vücut geliştirmeye kadar her türlü fiziksel aktivitenin her yaşta yararı olduğu kanıtlanmıştır.

SOSYALLEŞİN

Beyni korumanın en iyi yollarından biri de sosyalleşmek, kalabalığa karışmaktır. İnsanlar sosyal varlıklardır ve arkadaşlarımız ve akrabalarımızın beyni uyarıcı etkisi vardır; yeni tecrübeler denememizi, stresten ve üzüntüden kurtulmamızı sağlarlar. 70 yaşındakiler üzerinde 12 yıl boyunca yapılan bir araştırmada, sosyal olarak daha aktif olan insanlarda algı azalması ihtimalinin yüzde 70 oranında düştüğü görülmüştür. Başka insanlarla düzenli irtibat halinde olmak hafızayı ve dikkati koruduğu gibi zihinsel işlemlerin de genel olarak daha hızlı yapılmasını sağlıyor.

Kısacası sağlıklı beslenme, uyarıcı fiziksel aktiviteler ve iyi bir arkadaş çevresi

KAYNAK: PSİKOCİTY

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bugün avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır

Her sabah hesabınıza 86400 Dolar yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz.

Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez ve akşam hesabınızdan geri çekilir. Ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeble olursa olsun saklayamazsını z. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86,400 dolar bulacaksınız. Nasıl ? keyifli değil mi ?

Farkında olsanız da olmasanız da aslında, hepimizin böyle bir bankası var.
Adı ZAMAN.

Her sabah 86.400 sn. hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor.. Hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor. Her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir.
Geriye dönüş yok, Yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız. Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün. Zaman akıp gidiyor gününüzü gün etmeye bakın!

BİR SENE’nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.
BİR AY’ın değerini anlayabilmek için, prematüre bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun.
BİR HAFTA’nın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.
BİR DAKİKA’nın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.
BİR SANİYE’nin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kılpayı atlatmış bir kişiye sorun.
BİR MİLİSANİYE’nin değerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan kişiye sorun.

Şunu unutmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez.

Dün artık mazi oldu.
Yarın ise muamma.
Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır

  • Alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜRÜYEREK NEFES‬ MEDİTASYONU

yuruyus2[1]
Meditasyon yapmak istemesine rağmen hareketsiz kalmayı sevmeyen ve bu yüzdende meditasyonun getireceği ‎bedensel‬ ve ‎zihinsel sakinleşmeyi‬ kaçıran kişiler yürüyerek nefes meditasyonu yapabilirler. Meditasyon sadece gözler kapatılarak ve oturarak yapılmaz. Profesyonel dans sahnelerinde dönen dansçılar veya sahnede müzik yapan kişiler bile meditasyonun konsantrasyonundan ve ‎bilinçli‬ farkındalığından yararlanabilirler..
Yürüyerek meditasyon yapmak, basit ama yoğun bir egzersizdir ve oturarak meditasyon yapmaktan daha etkileyicidir. Çünkü yürüme belli bir ritim içersinde gerçekleştirilir. Ritim hipnozdur‬ ve kişinin hızla içe dönmesine destek verir. Normal olarak yürümeye başlayan kişiler bile bir süre sonra zaman ve mekân kavramlarından özgürleşebilirler. Bunu yapmanın pek çok değişik yolu vardır ama ben şimdi kendi yaratımım olan birini size önereceğim.
 
Hadi Yürüyelim!
 
Ortalama 20 adım yürüyebileceğiniz bir yol veya düz bir alan seçerek yavaşça bir uçtan bir uca yürümeli sonra dönmeli ve tekrar yürümelisiniz.
 
Yürürken bakışlarınızı 45 derecelik bir açıyla önünüze çevirin ve adımlarınızı sizi yerle birleştirdiği hissine odaklanarak atmalısınız.
Normal meditasyonunda müzik sesini nasıl destek olarak kullandıysanız, burada da ayaklarınız ve vücudunuzda hissettiğiniz duyumsamaları destek amaçlı olarak kullanın.
 
Yürürken ortaya çıkan her türlü duyguya dikkat edin. Her adımınızın içine girin. Siz yürüdükçe ayağınız kalkıyor, boşluktan geçiyor ve tekrar yerle temas ediyor gibi düşünmelisiniz.
Başlarken, bir adımda burnunuzdan nefes alın ve diğer adımda yine burnunuzdan geri verin. 20 adımda gidip yirmi adımda geleceğiniz turunuzdaki döngüyü‬ birkaç kez tekrarlayın.
 
Daha sonraki turlarda iki adımda nefes alın, iki adımda verin. En son olarak dört adımda nefes alıp, dört adımda verecek şekilde devam edin.
 
Kendinizi hafif sarhoş gibi hissettiğiniz anı yakaladıktan sonra artık bir adımda burnunuzdan alıp bir adımda burnunuzdan vermeye dönerek yürümeye devam edin.
 
Tüm çalışma boyunca mutluluk duygusuna ‎odaklanın‬. Aldığınız nefeslerden sonra oluşan doyumu ve hazzı hissetmeye çalışın.
Yürüme meditasyonunu sonlandırdıktan sonra bedensel rahatlamanın, iç huzurun ve düşüncede sessizleşmenizin farkına vararak size özel ortaya çıkabilecek duygularınız üzerinde çalışabilirsiniz.
 
* Mustafa Kartal
kaynak: sonsuz şifa

____________________________________________________________________________

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir…

NAZIM%20HİKMET'İN%20KADIN%20ŞİİR[1]

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet Ran

Kadınlar Günü Başlangıç Olsun…

ççççç[1]

Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor.  Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…

İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…

Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.

Bebeklikten başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.

Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.

Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.

Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki…

‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…

Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz…

İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü… Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şu Kadınlardan Çektiğimi…

IMG_2734

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dejavu Oldum Ben…

IMG_2735

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dr. Chopra yaşlanma üzerindeki algının değişmesiyle yaşlanmanın da değişebileceğini anlattı.

timthumb[1]

Birinin Yaşlanma Üzerindeki Algılamasını Değiştirerek, Yaşlanmamızı Değiştirebiliriz. Nasıl?

Dr. Chopra: Pekâlâ, pek çok insan yaşlanmanın kaçınılmaz olduğunu düşünür ve bilimsel veri bunun doğru olmadığını göstermektedir. İnsanlar yaşlılıktan ölmezler; yaşlılık beraberinde gelen hastalıklardan ölürler ve onlar da önlenebilir.

Pek çok insan, yaşlanmanın değiştirilemez olduğunu düşünür ve biz; insan makinasında bile beslenme düzeninin düzeltilmesi, antioksidanlar, vücuttan toksinlerin atılması, egzersiz, yoga, nefes alma teknikleri ve meditasyon aracılığıyla yaşlanmanın tersine çevrilebilir olmasına izin veren mekanizmaların olduğunu biliyoruz.
Birçokları yaşlanmanın normal olduğuna inanıyor, fakat normal yaşlanmanın ne olduğunu kimse tanımlamıyor. Normal olarak adlandırdığımız, averajın psikopatolojisi olabilir. Pek çok insan yaşlanmanın genetik olduğunu düşünüyor, ama anne-babanız 80+ yaşa kadar yaşadıysalar; bu sizin hayatınıza üç yıl katabilir.
Düşünme biçiminiz, davranma biçiminiz, yeme biçiminiz hayatınızı 30 ila
50 yaş etkileyebilir. Çoğu kişi, yaşlanmanın evrensel olduğuna inanır, fakat asla yaşlanmayan biyolojik organizmalar vardır.
Pek çokları yaşlanmanın ağrı verici olduğuna inanır ve biz biliyoruz ki; ağrı hastalıklardandır ve önlenebilir, yaşlanmaktan değildir.
İnsanlar yaşlanma kavramlarını değiştirmeliler, onları gerçek dışı bir düşünceye dayanarak değil; bilimsel-olgusal gerçeğe dayanarak böyle yapmaya davet ediyorum. Onu değiştirdikleri zaman; çok geçmeden yaşlanma algıları değişecek ve onlara; yaşlanmak, daha bilgili hale gelmek, daha yaratıcı hale gelmek, yaratıcılık için sıçrama tahtası haline gelmek ve varlık daha anlaşılır bir hale gelecek. Tüm fenomendeki algılamanız bir kez değiştikten sonra; realiteniz değişecek, çünkü realiteniz sizin onu algılamanızdan başka bir şey değildir.

Veronica: Yaşlanmama niyetini eğer etkili olarak tetiklersek; bedenin bunu otomatik olarak gerçeğe dönüştüreceğini belirttiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?

Dr. Chopra: Evet, çünkü niyetler bedendeki dönüştürülme için olan tetiklerdir. Eğer ayak parmaklarınızı hareket ettirmek isterseniz; onu niyet aracılığıyla yaparsınız.
Bedeninizdeki biyolojik bilgiye iki öğe vardır: Birisi niyet, diğeri de dikkattir. Öyleyse size verdiğim örneğe, ayak parmaklarını hareket ettirmeye geri dönün. İlk olan şey, dikkatinizin oraya gitmesi ve ikinci olan şey de, orada niyetin olmasıdır; böylece bu dikkatle ve niyetle olan biyolojik bilgi, hangi biyolojik bilginin verildiğidir. Biyolojik bilgi gibi davranan farkındalık; öğelere, daha sonra bilgilendirme amaçlı olan öğeye gider ve daha sonra lokalize olmuş bir öğe vardır ve bu da bedenin nasıl davrandığıdır.
Eğer ayak parmaklarınızı niyetin önemsiz bir titreşimiyle kımıldatabiliyorsanız; biyolojik saatinizi neden yeniden ayarlayamazsınız?
Pek çok insanın onu yapamamasının nedeni, ilk olarak onu asla düşünmemeleri ve ikinci olarak da belirli şeylerin diğer şeyleri yapmaktan daha kolay olduğunu düşünmeleridir. Örneğin ayak parmaklarını kımıldatmak, biyolojik saati yeniden ayarlamaktan daha kolaydır; fakat o, batıl inançtan kaynaklanan bir inançtır. Eğer insan bedeninin bir bilgi ve enerjinin iletişim ağı olduğunu anlayabilirsek; o zaman aynı prensiplerin bedenin her yerinde uygulandığını görürüz.

Veronica: O söylemek üzere olduğum şeydi. Meselelerin özünü kavrayacak kadar yaşlanma sürecini durduran veya aslında yaşlanma sürecini tersine çeviren, birinin çalışması için derin seviyede yerleştirileceğini düşündüğü şeydir.

Dr. Chopra: Hayır, o aynı mekanizmadır. Sadece bazı şeylerin daha kolay, bazı şeylerin daha zor olduğuna inanmamız bize aşılanmış. Neticelere her zaman beklentiler karar verir!

Veronica: Siz bedenlerimizin de fiziksel ifadeye dönüştürülmüş deneyimler olduklarını, bir başka deyişle; bedenlerimizin düşünce sistemimizin içini dökmesi olduğunu söylediniz?

Dr. Chopra: Ve deneyimler. Bundan dolayı eğer endişeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz adrenalin ve kortizon yapmakta, eğer sakinliği deneyimliyorsanız; vücudunuz diyezepam yapmaya başlar, eğer canlılık ve neşeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz kanser karşıtı güçlü ilaçlar olan interlökinleri ve interferonları yapar. Bundan dolayı bedeniniz, deneyimlerinizi sürekli olarak moleküllere dönüştürmektedir.

Veronica: Ve dünya yorumumuzu veya deneyimimizi her an değiştirebiliriz.

Dr. Chopra: Bu doğru. Bir kişinin düşmanı, bir diğer kişinin en iyi arkadaşıdır. Benim en favori yiyeceğim sizin cildinize kaşıntı yapabilir, vesaire. Her deneyimimiz bize mahsustur, çünkü onun yorumunu derin düzeyde yapıyoruz.

Veronica: Siz hatta daha da ileri gidiyorsunuz ve kendinizi zamansız, ölümsüz bir varlık açısından gördüğünüzde; her hücrenin yeni bir varoluşun farkına vardığını ileri sürüyorsunuz.

Dr. Chopra: Çünkü, beden zekânın son ürünüdür ve zekânızın sizin realitenizi nasıl şekillendirdiği ise, vücudunuzun realitesini şekillendirecektir. Beden; düşüncelerin alanıdır, yorumlamalar alanıdır ve siz kendi kimliğinizin deneyimini ilahi bir varlığa dönüştürdüğünüzde beden, o ilahi realitenin fiziksel dışavurumunu ifade eder.

Veronica: Gerçek ölümsüzlüğün burada ve şu anda, bu yaşayan bedende deneyimlenebileceğini söyleyecek kadar ileri gidiyorsunuz. O, varlığın aşılamasını her düşündüğünüz ve yaptığınızın içerisine çizdiğinizde meydana gelir. Bu, zamansız zihin ve yaşsız bedenin deneyimidir.

Dr. Chopra: Evet.

Veronica: Coşkuyla yaşamak, bir rüyaya sahip olmak, bir yaşama nedeni ondan mı önemli, eğer o rüya sadece kendi neşeniz için olsa bile?

Dr. Chopra: Benim düşünceme göre; bir arzuya sahip olmak, bir rüyaya sahip olmak, hayatta bir amacının olması, çok önemli bir tamamlayıcıdır. Ve, o amaca üç tane tamamlayıcı vardır: Bir tanesi sizin gerçekten ne olduğunuzu bulmanız, Tanrıyı keşfetmek, ikincisi diğer insanlara hizmet etmek, çünkü biz onu yapmak için buradayız ve üçüncüsü de kendinize özgü yeteneklerinizi ifade etmenizdir. Kendinize özgü yeteneklerinizi ifade ederken zamanın izini kaybedersiniz.

http://www.intouchmag.com/chopra.html ’den çevrilmiştir.)
Röportaj: Veronica M.Hay (‘Rüyada Herşeyi Yapabilirsiniz’ E-Kitabının Yazarı)

Çeviren: Esin Tezer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatınızı kolaylaştıracak, 15 psikolojik yöntem

20120305__369684101[1]

Hayatınızı kolaylaştıracak, güçlü hissetmenizi sağlayacak 15 psikolojik yöntem
Zor durumlarla başa çıkmak için psikoloji biliminin enteresan tespitlerine kulak verin.

1. Bir grup insan aynı anda güldüğünde, içgüdüsel olarak hemen, o grup içinde en yakın hissettiğiniz (ya da yakın olmak istediğiniz) kişiye bakarsınız.

2. Stresli ya da gergin olmanıza sebep olan bir şey yaparken sakız çiğneyin veya yemek yiyin. İlkel beyin, yemek yediğiniz için tehlikede olamayacağınıza karar verir ve gerginliğiniz otomatik olarak azalır.
bama Hayatınızı kolaylaştıracak Hayatınızı kolaylaştıracak, 15 psikolojik hile obama

3. Birisi size kızarken sakin kalırsanız, karşınızdaki muhtemelen daha çok sinirlenir ama daha sonra muhakkak kendini suçlar.

4. Stresin ve gerginliğin neden olduğu nefes darlığı, kalbin hızlanması gibi fiziksel etkiler, neşe ve heyecanın sebep olduğu belirtilerle aynıdır. Eğer stresli durumu yeniden tanımlamayı denerseniz, stresinizi neşeli bir heyecana çevirmeniz mümkün.

5. Duygusal tepkiler, duyguları tetikler. Mesela, mutlu hissetmek istediğinizde, hiç gülümseyecekmiş gibi hissetmeseniz bile, gülümseyin. Bir süre gülümsediğinizde, gülmenize neden olacak bir şey varmışcasına neşelenebilirsiniz!

6. Bir şey söyleyeceğiniz zaman söze “bence” ya da “ inanıyorum ki” diyerek başlamayın. Söylediğiniz şeyin sizin fikriniz olduğu zaten ortadadır, “bence” dediğiniz zaman özgüven eksikliği ifadesi yaratmış olursunuz.

7. Bir görüşme yapacağınız zaman, görüştüğünüz kişileri eski dostlarınızla birlikte hayal edin. Bulunduğunuz durumu nasıl algılayacağınız sizin elinizde ve unutmayın; rahatlığınız bulaşıcı olacak!

8. Eğer birini gördüğünüzde gerçekten mutlu ya da heyecanlı görünüyorsanız, onlar da sizi gördüklerinde mutlu ve heyecanlı olacaklardır. Köpekler bu hileyi her zaman yaparlar!

9. Büyük bir iyiliği reddetmiş olan insanlar, daha sonra daha küçük bir iyiliği onaylamak durumunda hissederler. %50 indirime hayır demiş birisini daha sonra %30 indirime ikna etmeniz daha olası!

10. Diyelim ki birine bir soru sordunuz ve eksik, kaçamak bir cevap aldınız. Göz kontağını sürdürün ve sessiz kalın. Karşınızdaki verdiği cevabın yetersiz olduğunu varsayıp konuşmaya devam edecektir.

11. Birçok insan zeka ve özgüven arasındaki farkı anlayamaz. Eğer ne yaptığınızı bildiğinizden gayet emin görünürseniz insanlar zeki olduğunuzu düşünecek ve etrafınızda toplanacaklardır!

12. Müşteri hizmetlerinde çalışıyorsanız, oturduğunuz yerin arkasına bir ayna koyun. Sizinle konuşmaya gelen insanlar aynada kendilerini gördükleri için size daha nazik davranacaklardır. Kimse kendini aptalca konuşurken görmek istemez.

13. Eğer bir grup toplantısındaysanız ve ortamda sizi azarlayacağını düşündüğünüz biri varsa, onun yanına oturun. İçgüdüsel olarak size saldırmak için güvenli bir mesafede olmadığını hissedeceğinden tavırları biraz yumuşayacaktır.

14. Biriyle ilk kez dışarı çıktığınızda, onu heyecan verici bir yere götürün. Mekanın heyecanıyla sizi aynı yere koyacaktır, ilk izlenim için güzel bir katkı!

15. Biriyle konuşurken onun göz rengini fark etmeye çalışın. Göz kontağını sağladığınızda insanlar sizden daha çok hoşlanacaktır. Kaynak: HT Hayat

ayçan berkerin sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sofranızda sevgi var mı, ondan haber verin ..

 

1900031_10152291160717718_1980442454_n[1]Varsın çorbanın tuzu az gelmiş olsun.

Varsın pilav birazcık lapa olmuş olsun.

Varsın en sevmediğiniz yemek, kereviz olsun masada.

Sofranızda sevgi var mı, ondan haber verin ..
Tadına var akşamının…
Gece evinde, dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun…
Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

Can Yücel

Küçükken Şifa Enerjisi Kazanına Düştüm…

IMG_0418

Çok uzun bir aradan sonra yeğenlerimle dün bir araya geldik. Sarıldık, koklaştık, arayı kapattık. Sonra onlara reiki yaptım, reiki yaparken bol bol öptüm sarıldım. Doyamadan da ayrılık vakti geldi…

Ama düne dair beni hatırladıkça hala güldüren büyük yeğenim Jef’in yaptığı espri oldu…

Sen küçükken şifa enerjisi kazanına mı düştü dedi? (asteriks okuyanlar buna daha çok gülecek)

Ben gül gül dur eeee sizle paylaşmadan edemedim tabi…

Duyduk duymadık demeyin ben küçükken şifa enerjisi kazanına düştüm :))) O yüzden şifacılık yapmayacağım da ne yapacağım… Di mi ama ???

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Damarlarda Biriken Kolesterolü Temizleyin

sarımsak-limon[1]

Limon temizleyici görevi görür ve kan dolaşımındaki toksik maddeler ile yağların uzaklaştırılmasını kolaylaştırır.

Kolesterol kendini arter duvarlarına yapıştıran bir tür yağ olup insanların sağlığını büyük riske sokmaktadır. Vücut düzgün çalışmak için belli bir miktar kolesterole ihtiyaç duyar; ancak kötü kolesterolün fazlası kişinin başta kalp hastalığı ve felç olmak üzere kalp damar sistemi rahatsızlıklarına yakalanma riskini arttırır.

Kolesterol seviyelerinin kontrolü ağırlıklı olarak ne tür besinler tükettiğimize bağlıdır. Sebze, meyve, tahıl ve su yönünden zengin bir beslenme kötü kolesterol kalıntılarının azalmasına yardımcı olur ve daha şiddetli sağlık sorunlarına yakalanma riskini azaltır. Bu sebeple yüksek kolesterollü ve arterlerde yağ birikmesine sebep olan yiyecekleri beslenmeden çıkarmak gerekmektedir.

İyi beslenme alışkanlıkları edinmenin yanı sıra, kolesterol kalıntılarının temizlenmesini ve kan dolaşımında bulunan yağ ve toksik maddelerin atılmasını kolaylaştıran birtakım doğal tedaviler de mevcuttur. Aşağıda sizlerle arterleri temizlemeye yardımcı olan ve dolaşıma iyi gelen harika bir sarımsak ve limon tedavisi paylaşacağız.

Kolesterol kalıntısına yönelik bu doğal tedavi neleri içeriyor?

sarımsak

Günümüzde yüksek kolesterol seviyelerini aşağı çeken ve kontrol altına alan birçok farklı ilaç çeşidi bulunmasına rağmen, birçok uzman bu problemi kontrol altına almak üzere doğal tedavilerin kullanılmasından yana. İlaçların birçok yan etkisi bulunurken doğal tedaviler yan etkisiz ve pek çok fayda sağlıyor.

Bu yazımızdaki arterleri temizlemek ve kolesterol seviyelerini aşağı çekmek için doğal tedavi sarımsak ve limondan yapılmış bir kür. Bu kürün içinde sağlığınızı etkileyebilecek tüm atık ürünlerin uzaklaştırılmasını teşvik eden önemli besin maddeleri bulunuyor.

Sarımsağın faydaları

Sarımsak kullanabileceğimiz en iyi doğal antibiyotiktir. Bu gıda yiyeceklerimize tat katmanın yanı sıra sağlığımız için faydalı birçok önemli besin maddesi içermesiyle eski zamanlardan beri beslenmemizin bir parçası haline gelmiştir.

Hindistan ve dünyanın diğer ülkelerinde yapılan çalışmalarda, sarımsak tüketiminin damar sertliği ve hipertansiyona yakalanma riskini azalttığı tespit edilmiş ve sarımsağın kalp sağlığı için diğer birçok faydası olduğu bulunmuştur:

  • Doğal bir iltihap sökücüdür.
  • Damar açıcı, pıhtı önleyici ve arındırıcı işlevi görür.
  • Antiseptik ve antibiyotik özellikleri vardır.
  • Arterleri genişleterek kolesterolün atılmasını ve dolaşımı teşvik eder.
  • Kalbi korur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • İnsülin seviyesini arttırarak kan şekeri seviyesini aşağı çeker.

Limonun faydaları

Limon içeriğindeki besin maddeleri sayesinde birçok hastalığı önleyen ve tedavi eden son derece şifalı bir gıdadır. Limon yüksek C vitamini içeriğinin yanı sıra B-kompleks vitaminleri, E vitamini ve potasyum, magnezyum, kalsiyum, fosfor, bakır, çinko ve manganez gibi birçok mineral ve antioksidan içerir.

Kolesterol ve arter sağlığı konusunda, limon detoks işlevi görerek kan dolaşımında bulunan yağ ve toksik maddelerin atılmasını teşvik eder. Sitrik asit damarlarda bulunan yağları oksitleyip ortamdan uzaklaştırarak arter duvarlarına yapışıp bir tıkanıklık yaratmalarını önler.

Kan damarlarını ve kolesterol kalıntılarını temizlemenin yöntemi

sarımsak-bos-mide

Bu sarımsak ve limon kürü geçtiğimiz yıllarda dünyada oldukça popüler hale gelmiş ve kolesterol seviyesini düşürüp bağışıklığı güçlendirmenin etkili bir yolu olduğu kanıtlanmıştır.

Malzemeler

  • 4 diş sarımsak
  • 4 küçük limon
  • 3 litre kaynatılmış ve damıtılmış su

Hazırlanışı

Önce sarımsağı temizleyip ince ince doğramalısınız. Ardından limonu dilim dilim kesip sarımsakla birlikte bir kasenin içinde karıştırın. Ilık suyu sarımsak ve limon karışımının üstüne dökün ve tüm malzemeler sıvılaşana kadar iyice blenderden geçirin. Hazır olduğunda karışımı cam kavanozların içine dökün ve buzdolabının içinde 3 gün kadar bekletin. Üç günün sonunda, süzüp kullanmaya başlayabilirsiniz.

Miktar

Bu kürden günde üç defa, her öğünden önce 50 ml kadar içmek idealdir. Ancak, her öğünden önce yalnızca 1 veya 2 kaşık içerek yavaş yavaş başlamanız önerilir.

Bu kürü arka arkaya 40 gün tüketerek detoksu yılda bir defa yapın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Siz, Topal Tilkiyi mi, Yiğit Aslanı mı Oynuyorsunuz?

kahve-falında-aslan-görmek[1]

Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış.

Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.

Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış.

Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş

“Allahım beni görmüyor musun?”

Gökten bir ses gelmiş: “Görüyorum da şaşırıyorum, neden sakat tilkiyi taklit ettin de, o yiğit aslanı taklit etmedin?”

Sık sık kendinize bakın. Kimi oynuyorsunuz, tilkiyi mi, aslanı mı?

Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz. Bırakın bu rolü, siz yiğit aslan olun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

C’yi 30 Saniyede Bulursan Paylaş…

1557272_10152522479408125_1099999756_o[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ON DAKİKADA NEFESLE RAHATLAYIN

dogru-nefes-alma[1]

 

 

Çok çalıştınız, az uyudunuz ve üzerinizde bir baskı mı hissediyorsunuz? Herhangi bir masajına gitmeden rahatlayabileceğiniz bir çok yol var. Tek ihtiyacınız olan bir çift ciğer, nefesiniz ve 10 dakika gibi bir süre.

Kontrollü nefes alıp vermek vücudunuzun bakımını sağlayıp en iyi halinde çalışmasını etkilediği gibi aynı zamanda tansiyonunuzu düzene sokar ve rahatlamanızı sağlar. Böylelikle stresinizin de azalmasına yardımcı olur.
Huzursuzluk sırasında nefes tekniklerinin etkileri tam anlamıyla araştırılmamış olsa da (en azından kontrollü bir klinik düzeyinde) bir çok uzman kontrollü nefes alıp vermeyi, farkındalığı ve bilinçliliği içimizdeki yogi’yi, ulaşılması zor Zen evresini, bulabilmemiz amacıyla tavsiye ediyor.
Olumsuzluk bizi her gün uyuduğumuz yatağımızda, oturduğumuz masa veya herhangi bir yerde bulabilir. Nefes uzmanı Dr. Alison McConnell, yoga hocası Rebecca Pacheco ve psikolog Dr. Ellen Langer ile kontrollü nefes konusunun derinine indik. Sıradaki altı nefes tekniği size rahatlamanız ve devam etmeniz için yardımcı olacak. Bu teknikleri dikkatli bir şekilde uygulamanızı tavsiye ediyoruz çünkü, basitçe nefes alıp vermek duyulduğu kadar kolay değil.

1. Sama Vritti veya “Eşit Nefes Alıp Vermek”

Nasıl yapılır: Nefes ile başlayarak denge, vücudunuz için oldukça yararlı şeyler yapabilir. Başlangıç olarak nefes alırken dörde kadar sayın, sonrasında nefesinizi verirken dörde kadar sayın – sadece burnunuzdan soluyun, bu şekilde nefesinize doğal bir direnç eklenir. Daha ileri seviyedeki yogacılar bu egzersizi yaparken aynı amaç ile nefeslerini altı ya da sekiz saniyeye kadar tutabilirler. Pacheco’ya göre, bu şekilde sinir sisteminiz rahatlar, odaklanmanız artar ve stresiniz azalır.
En iyi ne zaman işe yarar: Her yerde, her zaman.. ancak bu teknik, özellikle yatağınıza girmeden hemen önce oldukça etkili. Pacheco bu teknik için “Koyun saymak ile benzer, eğer uyumakta sorun yaşıyorsanız bu egzersiz sizi aklınızdaki düşüncelerden veya sizi uykunuzdan alıkoyan düşüncelerden kurtarmaya yardımcı olabilir” ifadesini kullanıyor.

2. Karından Nefes Teknikleri

Nasıl yapılır: Bir eliniz göğsünüzdeyken diğer elinizi karnınızın üzerine koyun. Burnunuzdan, diyaframınızı şişerecek (göğsünüzü değil) ve ciğerlerinizi gerecek kadar derin bir nefes alın. Hedef: McConnell, kalp atış hızınızı ve tansiyonunuzu azaltmak için her gün toplam 10 dakika, dakikada altı ile on arası derin, yavaş nefes alıp verin diyor. Altı-sekiz hafta bu egzersizi yapmaya devam edin. Yararını gören insanlar sonrasında da yapmaya devam edebilirler.
En iyi ne zaman işe yarar: Sınav veya herhangi stresli bir etkinlik öncesi. Fakat unutmayın ki, Pacheco bu durum için; “Stresli bir yaşam tarzına sahip olan insanlar nefes kontrolünün ne kadar zor olabileceğini gördüklerinde şaşırabilirler” ifadelerini kullanıyor. Nefes kontrolünüze yardımcı olabilmek için, kendi kendinize görebilmek amacıyla McConnell’ın Güçlü Nefes uygulamasını kullanabilirsiniz. Bu şekilde nerede olursanız olun, nefes ritminizi görerek kendinize yardımcı olabilirsiniz.
alternate-nostril-breathing

3. Nadi Shodhana veya “Dönüşümlü Nefes Alma”

Nasıl yapılır: Bu egzersiz bir yogacının en yakın arkadaşıdır. Bu şekilde nefes almanın kişiye huzur ve denge getirdiği, ayrıca da beynin sağ ve sol taraflarını da birleştirdiği söylenir. Rahat, medite halde başlanır, sağ baş parmağınız ile sağ burun deliğinizi kapayıp sol burun deliğinizden derin bir nefes alın. Nefesinizin en son noktasında sol baş parmağınız ile sol burun deliğinizi kapayıp sağ burun deliğinizden nefesinizi verin. Sağ burundan nefes alıp, sağ baş parmağınız ile kapadıktan sonra sol burnunuzdan nefes vererek bu sıradan devam edin.
En iyi ne zaman işe yarar: Karar anları gibi odaklanmanız ve dinamik olmanız gereken zamanlarda. Yalnız bunu uyumadan önce denemeyin. Nadi Shodhana, bu nefes alımının “kanalları temizlediğini” ve insanları çok daha uyanık hissettirdiğini söyledi. Pacheco ise: “Neredeyse bir bardak kahve gibi” dedi.

 4. Kapalabhati veya “Kafatası Parlatan Nefes”

Nasıl yapılır: İçten dışa gününüzü aydınlatmaya hazır mısınız? Bu teknik uzun, yavaş bir nefes ile başlıyor, sonrasında ise alt karnınızı kullanarak güçlü bir nefes verme ile bitiyor. Kasılma ile rahat olduğunuz zaman nefes alıp verme hızınızı (hepsi burundan) bir iki saniye, toplamda 10 nefese çıkarabilirsiniz.
En iyi ne zaman işe yarar: Uyanacağınız, ısınacağınız veya bardağın dolu tarafından bakmaya başlayacağınız zamanlarda. Pacheco’ya göre “Karın bölgesi için oldukça yoğun bir çalışma. Ancak vücudunuzu ısındırır, yorgun enerjilerden arındırır ve beynin uyanmasına yardımcı olur. Eğer dönüşümlü nefes almak bir kahve gibiyse, bu egzersiz espresso atışı olarak düşünebilirsiniz.”

5. İlerleyici Kas Gevşemesi

Nasıl Yapılır: Tüm vücuttaki gerginliğe engel olabilmek için gözlerinizi kapayın ve tüm kas gruplarını germek ve rahatlatmak için her birine iki üç saniye odaklanın. Önce ayak ve parmaklarınızdan başlayın daha sonra ise diz, kalça, arka, göğüs, kollar, eller, boyun, çene ve gözlerinize çıkın – her birine derin, yavaş nefes alımını koruyarak çıkın. Takip etmekte problem mi yaşıyorsunuz? Kaygı ve panik uzmanı Dr. Patricia Farrell burnumuzdan nefes alıp kaslarımız gerilirken beşe kadar saymamızı, daha sonra ise nefesi ağzımızdan vermemizi tavsiye ediyor.
En iyi ne zaman işe yarar: Evde, bir masada otururken veya yolda bile. Dikkat amaçlı bir uyarı: Baş dönmesi asla hedefimiz değil. Eğer nefesinizi tutmak rahatsızlık veriyor ise kendinize göre ayarlayın

6. Rehberli Görselleştirme

Nasıl yapılır: Hiç bir şey düşünmeden doğruca “mutlu yerinize” yönelin. Terapist veya yardımcı bir ses kaydı gibi bir eğitmen ile derin nefes alarak herhangi bir olumsuz düşünce yerine güzel ve olumlu görüntüler koyun. Psikolog Dr. Ellen Langer, bir kişinin farkındalığa ulaşabilmesini şu şekilde açıklıyor; “Rehberli görselleştirme, sizin kendi kafanız içerisinde tartışmanız ve strese girmeniz yerine sizi gerçekten olmak istediğiniz yere götürür.”
En iyi ne zaman işe yarar: Güvenle gözünüzü kapayıp kendinizi bırakabileceğiniz hemen hemen her yer (örneğin: Direksiyon başında değilken).
Stres, sıkkınlık ve diğer günlük sorunlar her zaman hayatımızda olacak. Ancak güzel haber, nefesimizin de her zaman hayatımızda olacak olması.
Kaynak: filminds
Özlem Soylu Çetinkaya /Hayalhanesi.com
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »