Evde Yapabileceğiniz Sağlıklı Atıştırmalıklar…

12234849_10156221565410557_8023174031706351980_n[3]

 

Çekirdekli ve çörek otlu kraker

Malzemeler:

250 gram tam buğday unu
7 yemek kaşığı ayıklanmış kabak ya da ay çekirdeği
3 yemek kaşığı çörek otu
1 yemek kaşığı keten tohumu (taze öğütülmüş)
1 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı bal /pekmez
3 yemek kaşığı zeytinyağı /fındık yağı
135 ml su

Hazırlanışı:

Çörek otu, çekirdek ve keten tohumunu havanda ya da baharat öğütücüsünde iri taneli olarak öğütün. Keten tohumu toz olarak satılsa da kullanırken tane halinde alıp öğütmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Bütün malzemeyi bir kasede karıştırıp hamur haline getirin. 15-20 dakika dinlendirin. Un serptiğiniz tezgahta yaklaşık 2 milimetre (açabildiğiniz kadar ince) kalınlığında açın, yuvarlak kalıpla (ya da bıçakla kareler halinde) kesin.

Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin ve fırın ısınıza göre 180 ya da 200 derecede kenarları hafifçe kahverengileşene kadar pişirin. Yaklaşık 10-15 dakika kadar. Fırından aldığınız krakerleri tel ızgara üzerinde soğutun ve hava geçirmez bir kap içinde saklayın.

Kaynak:
Nero Berdan’ın paylaşımı ve tarifidir

Kaynak: Sağlıkla Kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Evde Yapabileceğiniz Sağlıklı Atıştırmalıklar…

12234849_10156221565410557_8023174031706351980_n[3]

Çekirdekli ve çörek otlu kraker

Malzemeler:

250 gram tam buğday unu
7 yemek kaşığı ayıklanmış kabak ya da ay çekirdeği
3 yemek kaşığı çörek otu
1 yemek kaşığı keten tohumu (taze öğütülmüş)
1 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı bal /pekmez
3 yemek kaşığı zeytinyağı /fındık yağı
135 ml su

Hazırlanışı:

Çörek otu, çekirdek ve keten tohumunu havanda ya da baharat öğütücüsünde iri taneli olarak öğütün. Keten tohumu toz olarak satılsa da kullanırken tane halinde alıp öğütmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Bütün malzemeyi bir kasede karıştırıp hamur haline getirin. 15-20 dakika dinlendirin. Un serptiğiniz tezgahta yaklaşık 2 milimetre (açabildiğiniz kadar ince) kalınlığında açın, yuvarlak kalıpla (ya da bıçakla kareler halinde) kesin.

Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin ve fırın ısınıza göre 180 ya da 200 derecede kenarları hafifçe kahverengileşene kadar pişirin. Yaklaşık 10-15 dakika kadar. Fırından aldığınız krakerleri tel ızgara üzerinde soğutun ve hava geçirmez bir kap içinde saklayın.

Kaynak:
Nero Berdan’ın paylaşımı ve tarifidir

Kaynak: Sağlıkla Kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KAYA TUZU İNSAN ÖMRÜNÜ UZATIYOR

12247194_10156222261550557_6294250351430010341_n[2]

Prof. Dr. Canan Karatay: Kaya tuzu ömrü uzatıyor

Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay konferans için Çankırı’ya geldi. 100. Yıl Kültür Merkezinde sağlıklı beslenme ve Çankırı’nın kaya tuzu ile ilgili açıklamalarda bulunan Karatay, kaya tuzunun insan ömrünü uzattığını ifade etti.

Prof. Dr. Canan Karatay, yaptığı açıklamada kaya tuzunun insan vücudundaki etkilerinden de bahsetti. Karatay, şu ifadeleri kullandı: “Kaya tuzu sağlıklıdır. Kaya tuzu en önemli bir mineraldir. Saftır, rafine olmamıştır. Rafine edilmemiştir. Hiçbir ek kimyasal ve çevresel kirlenme içermez. İnsan vücudunun ihtiyacı olan 92 elementten 84’ünü doğal olarak dengeli bir şekilde içermektedir. Doğal ve dengeli ömrü uzatır. Ömrü uzattığını zeytin ağacından biliyoruz. Zeytin ağaçları 13 asır, 20 asır yaşıyorlar ve zeytin ağaçları kayalardan besleniyorlar. Zeytin ağacının kökü kayalardadır. Kayalardan beslendiği için ölmüyorlar. Zeytinde öyle, zeytin yağı da öyle, zeytin ağacının yaprağı da öyle kayalardan aldığı kaya tuzunun onlara sağladığı minerallerden ayakta duruyorlar. En önemli 84 element var ama en önemlileri bizim insan vücudumuzda makro dediğimiz, kalsiyum, demir, çinko, potasyum, magnezyum, bakır bunların hepsi kaya tuzunda var.”

Karatay, kaya tuzunun faydalarını ise şu şekilde sıraladı: “Hazmı kolaylaştırır. Gaz gidericidir. Mide yanmasını önler. Gastriti önler. Vücuda giren minerallerin, hücrelerin içerisine girmesini hızlandırır. Vücudumuzdaki elektrolitlerin tuz dengesini sağlar. Kan dolaşımımızı uyarır, düzenler ve vücuttaki bütün hücreler mineralle çalışır. Böbreklerimiz, kalbimiz, akciğerlerimiz tuzla çalışır. Dengeli olması lazım. Vücudumuzda biriken toksiK mineralleri redakte edilmiş diğer tuzların atılmasını sağlar. Kan basıncını düzeltir. Kan basıncını yükselten rafine tuzdur. Çünkü o sülfür florürdür. Rafine tuz mineral değildir ve o tehlikelidir. Acıkmayı önler ve tok tutar. Hastalandığımız zaman kaya tuzu ile yapılmış suyla eritilmiş bir gargara boğaz ağrılarını giderir. Nefes açıcıdır. Kaya tuzu mağaralarında astım tedavisi yapılıyor. Tuzlu su buharı ile astımlı, alerjik çocuklara, bronşite ve burunu ve nefesi açar. Kulak tıkanıklığı şikayetlerini azaltır. Banyonuza tuzlu su koyup içerisine girdiğiniz zaman evde yapılmış kaynak suyu gibidir. Eklem ve kas ağrılarını hemen giderir. Vücuttaki birikmiş ödemleri çözer. Özelikle adet öncesi ödemleri çözer. Adalelere ve eklemlere güç sağlar. En önemlisi bağışıklık sistemini güçlendirir. Solunum, dolaşım sistemlerini güçlendirir. Kemik ve bağ dokusunu güçlendirir. Ostiyoporozu önler. Metabolizmayı hızlandırır. Tuz lambaları ise oda havasını temizler.”

Konferansa, Vali Vahdettin Özcan, daire amirleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Vali Özcan, Karatay’a tuz lamba ve kaya tuzu hediye etti.

kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi sebze, neye iyi geliyor?

541568_352516984850064_296148207_n[1]

Sebze ve meyveler ne kadar çiğ ve taze yenirse faydaları da o kadar çok oluyor.

– Demir yönünden zengin olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Biberde bulunan bol beta karoten ve C, P, K vitaminleri mideyi kuvvetlendiriyor. A vitamini ve fosfor kaynağı patlıcan sinirlere iyi geliyor, kalp çarpıntısını gideriyor. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor. Fosfat ve potasyum ihtiva eden karnabaharın içeriğinde aynı zamanda kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunuyor. İçeriğinde bolca, güçlü bir kanser savaşçısı olan beta karoten bulunduğundan brokoli, yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden biri…

ISPANAK
ABD’de, tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.
Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.
Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

FASULYE
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.

BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.

SİVRİ BİBER
Uzmanlar, biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor.

PATLICAN
Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.

LAHANA
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.

KARNABAHAR
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar.

BROKOLİ
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.

ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.

KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.

PATATES
Avrupa ve ABD’de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.

DOMATES
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.

SOĞAN
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.

SARIMSAK
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.
Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, “Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur” diyorlar.
Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

HAVUÇ
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.

SALATALIK
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.
Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.

TURP
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

MAYDANOZ
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.

MARUL
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.

ROKA
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.

TERE
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.
Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

ŞALGAM
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

ÇOĞALTINIZ-AZALTINIZ-BIRAKINIZ;

11057845_1430467697247584_3745554589566593221_n1[1]

 

ÇOĞALTINIZ;

Sevgiyi
İyi hissettiren müzikler dinlemeyi
İçtiğiniz su miktarını,
Çocuklarla geçirdiğiniz vakti,
Teşekkür etmeyi,
Selam vermeyi,
Özür dilemeyi,
Mazur görmeyi,
Sabırlı olmayı
Gülümsemeyi
Kahkaha atmayı
Komik filmler izlemeyi
Çevrenizi yeşillendirmeyi
Hayvanlara dokunmayı
Şükretmeyi
Hayal kurmayı
Doğayla daha çok iç içe olmayı
Kitap okumayı
Paylaşmayı

AZALTINIZ;
Yediğiniz yemeği,
Yemeğin tuzunu,
Çayın şekerini,
Kullandığınız eşyaları,
Boş yere geçen vaktinizi,
Gözyaşlarını,
Kıyafetlerinizi,
Kuruntularınızı,
Bilgisayar başında harcadığınız vakti,
Telefonla uğraştığınız süreyi,
Televizyon izlemeyi
BIRAKINIZ;
Sigarayı,
Asitli içecekleri
Şikayet etmeyi
Huzurunuzu kaçıran insanları
Korkularınızı
Endişelerinizi
Geçmiş pişmanlıklarınızı
İnsanları yargılamayı….

VE…
VAZGEÇMEYİNİZ….
Daima ANI yaşamaktan UMUT etmekten ve SEVmekten..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gördüğün İlk Üç Kelime 2016’da Senin Olsun…

Kelime Falı[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gerçek dost, Senin şarkını duyan, İhtiyacın olduğunda sana tekrarlayandır…

imagesGGBY91G4

 

Bir Afrika kabilesinde, hamile kalan kadınlar, arkadaşlarını toplayıp
doğaya gider ve doğacak çocuğun şarkısını duyana dek meditasyon yapıp dua ederler…

Bu kabileye göre, her ruhun kendine has ses vibrasyonları vardır. Kadınlar bu seslere kulak verdiklerinde, hep birlikte yüksek sesle seslendirirler. Sonra da kabileye dönüp şarkıyı herkese öğretirler…

Çocuk doğduğunda, tüm kabile toplanarak ona şarkısını söyler. Çocuğun sonraki önemli dönemlerinde de aynı şarkı okunur. Ölüm döşeğinde de aynı şarkı söylenir…

Aslında hepimizin içinde bir şarkı olduğunu biliriz ve sevdiklerimizin zor zamanlarımızda bunu farketmelerini ve bize söylemeye yardımcı olmalarını arzu ederiz.

Bu şarkı, Afrika kabilesinde farklı bir zamanda da söylenir…
Bir insan kabul edilmez bir cürüm işlediğinde, kabile toplanır ve ona şarkısını söyler. Çünkü bu kabileye göre, antisosyal davranışlar ceza ile düzeltilemez! Sevgiyle ve kimliğin hatırlanmasıyla çözülebilir. Kendi şarkını duyduğun zaman, bir başkasına zarar verecek davranışlarda bulunma isteğine ihtiyaç kalmaz…

Gerçek dost,
Senin şarkını duyan,
İhtiyacın olduğunda sana tekrarlayandır…

ALAN COHEN
“Living from the Heart”tan alıntı

Kaynak: Charlotte Gabay’ın sayfasından alınmıştır

Hayvanları İnsanlardan Daha Çok Seven Kişilerin Çok İyi Bildiği 20 Gerçek

almankurtkpeiresmi2[1]

Eğer hayvanları insanlardan daha çok seven biri değilseniz, hayvanları insanlardan daha çok sevmeyi anlayamazsınız. Bunu anlayabilmek için hem insanlarla hem de hayvanlarla vakit geçirmelisiniz… Ardından göreceksiniz ki siz de hayvanları daha çok seviyorsunuz.

1. Her şeyden önce, hayvan bir insan değildir, insanın sahip olduğu kötü, rahatsız edici, iğrenç, fena, vs. özelliklerin hiçbirine sahip değildir.

2. Hayvanlar masumdur, saftır ve iyi niyetlidir.

3. Asla sizin arkanızdan konuşmaz, iş çevirmez, planlar yapmaz.

4. Kesinlikle yapmacık değildir bir hayvan, ne hissediyorsa onu gösterir, sizi kandırmaya çalışmaz.

5. Takip ettiğiniz sosyal medya hesaplarına bir bakın, çoğunun hayvanlara ait, hayvan resimleri, videoları, vs. paylaşan hesaplar olduğunu görürsünüz

6. İzlediğiniz filmde başrol oyuncusunun ölmesi üzücüdür, ama bir hayvanın ölmesi yıkıcıdır!!

7. Gittiğiniz partilerde, toplantılarda, buluşmalarda kıyıda köşede kalmış köpeği, kediyi, kuşu, vs. bulup, onu seven daima siz olursunuz.

8. Hayvanın size olan ve dahi sizin hayvana karşı sevginiz koşulsuzdur, çıkarlardan, beklentilerden muaftır.

9. İnsanların arasında olmaktansa, bir grup köpek yavrusunun arasında olmayı her zaman tercih edersiniz.

10. Hayvanlar gereksiz yere sorun çıkarmazlar, tartışma yaratmazlar, daima size kendilerini sevdirecek bir yol bulurlar.

11. “Boğuluyorum”, “nefes alamıyorum”, “biraz ara vermeliyiz”, “sen çok iyisin ama…” diyerek ayrılıp giden bir kedi, köpek, kuş, balık, tavşan, vs. bulamazsınız.

12. İçinde insanların bulunduğu bir fotoğrafa bakmaktansa, hayvanların bulunduğu bir resme bakmak her zaman daha rahatlatıcıdır.

13. Yorucu geçen, zor bir günün ardından gerçek bir arkadaşa sarılmanın verdiği rahatlamayı hiçbir şey veremez!

14. Bir hayvan asla sizi aldatmaz, aldatıyorsa da sorun %100 sizdedir… Öyle değil mi?

15. Çektirdiğiniz öz çekimlere baktığınızda en güzellerinin hep hayvanlarla birlikte olanlar olduğunu fark edersiniz.

16. Bir insanın kardeşi, sevgilisi, arkadaşı, dostu, kızı, babası, annesi, dayısı, vs. olabilirsiniz ama bir hayvanın her şeyi sizsinizdir.

17. Hayvanlarla arası iyi olan, onları seven, evcil hayvanı olan bir insanın sizinle arasının kötü olması mümkün değil.

18. Çoğu zaman arkadaşlarınızla dışarı çıkmaktansa evde hayvanınızla kalıp, beraber dizi izlemeyi, oynamayı, sarılıp uyumayı, vs. tercih ediyorsunuz.

19. Hayvanlar konuşamasa da onlarla harika bir iletişim kurabiliyorsunuz, çoğu insanla aynı dili konuşmanıza rağmen anlaşamıyorsunuz.

20. Hiç kimseye söyleyemeyeceğiniz sırlarınızı anlatabileceğiniz biri var!

Bonus – Hiç kimseye güvenemediğinizde, kendinizi yapayalnız hissettiğinizde tek bakışıyla sizi keyiflendirecek, varlığını hissettirecek biri hep var.

kaynak: onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tavuk Etinde Arsenik Bulundu…

12227792_10153748657579169_5733213816918874793_n[1]

Marketlerde satılan tavuk eti analizleri sır gibi saklansa da, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin bir açıklama yaptığını söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Ümit Aktaş, “Test edilen tavukların % 50’sinin karaciğerinde inorganik arsenik bulunmaktadır ve bu madde kanserojen kimyasallar arasında en zehirli olanıdır” dedi.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada tavuk etiyle ilgili tartışmalar bitip tükenmek bilmiyor, bazı otoritelere göre tavuk eti zararlı ve kesinlikle uzak durulmalı, bazılarına göre ise zararsız ve gönül rahatlığı ile yenebilir. Tüketicinin kafası ise uzun zamandır karışık. Vatandaş, önemli beyaz et kaynaklarından biri olan tavuk etini tüketip tüketmeme konusundaki soru işaretlerinden bir türlü kurtulamıyor. Konuyla ilgili son açıklama ise Bahçeşehir Üniversitesi Fitoterapi Eğitim Koordinatörü Dr. Ümit Aktaş’tan geldi. Aktaş, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin nisan ayında yaptığı açıklamaya dikkat çekti.

“FDA TAVUKLARDA ARSENİK BULUNDUĞUNU DUYURDU”

Marketlerde satılan tavuk eti analizlerinin genellikle bir sır gibi saklandığını söyleyen Dr. Aktaş, “Ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi sonunda bir açıklama yaptı. FDA’nın bulgularına göre, test edilen tavukların % 50’sinin karaciğerinde inorganik arsenik bulunmaktadır ve bu madde kanserojen kimyasallar arasındaki en zehirli olanıdır” dedi.

Arsenik içeren ürünleri çok miktarda tüketenlerde kanser gelişimine neden olan hücre değişikliklerinin görüldüğünü vurgulayan Dr. Aktaş, arseniğe maruz kalmanın yaratacağı sonuçları, “Cilt kanserlerine ve son raporlara göre akciğer, böbrek, mesane ve karaciğer gibi iç organlarda da görülebilen kanser çeşitlerine yol açabilmektedir. Arseniğin tıpkı civa ve kurşun gibi, ceninde ve çocuklarda son derece zehirli etkileri bulunmaktadır” şeklinde özetledi.

“AMAÇ DAHA FAZLA PARA KAZANMAK”

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a göre, buradaki en büyük problem, arseniğin tavuk yemlerine kasten karıştırılmış olması. Peki arsenik tavuk yemlerine neden karıştırılıyor? Dr. Aktaş’ın yanıtı: “Tabii ki daha fazla para kazanmak için. IATP’nin (Institute for Agriculture and Trade Policy) 2006 raporunda, daha az gıdayla daha hızlı büyüyebilmesi ve etinin daha sağlıklı görünen bir rengi olması için tavuk ve hindilerin % 70’inden fazlasının arsenikli ilaç karıştırılmış yemlerle beslendiği belirlenmiştir. Arsenik içeren ve yemlere karıştırılan bu ilaç (3-Nitro), antiparaziter etkiye sahip ve arsenik içeriyor. Tavuk etinin daha dolgun, güzel ve pembe bir renkte görünmesi için tavukların yemine katılıyor. Yapılan analizlerde, bu ilacın karıştırıldığı yemlerle beslenen tavukların karaciğerinde yüksek seviyelerde inorganik arsenik tespit edildi. İnorganik arsenik, arseniğin en zehirli formudur.”

Aktaş’ın verdiği bilgiye göre, tüm bu gelişmeler üzerine üretici firma, söz konusu ilacın üretimini gönüllü olarak durduracağını açıkladı.

“ARSENİK HER HALÜKARDA ZEHİRDİR VE ZARARLIDIR”

“Bu ürünün Amerika’daki tüm satış noktalarından toplatılması gerçeğine ragmen, FDA tavukların hala güvenli miktarda arsenik içerdiğini ve bunu yemenin güvenli olduğunu iddia etmektedir. Yani her zamanki ilkeli (!) FDA tutumu…” şeklinde konuşan Dr. Aktaş, Türkiye’deki durum hakkında ise şunları söyledi: “Arsenik, her halükarda zararlı ve zehirdir. Türkiye’deki ilgili mevzuatlara ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre, sadece bulaşkanlık kabul edilip tahammül edilebilir limit konuluyor. Yani kullanımına izin vermek diye bir durum yok.”

TÜRKİYE’DE TAVUK ETİ GÜVENİLİR Mİ?

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ceylan, FDA açıklamasını ve Türkiye’deki durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“FDA’nın 2015 yılında askıya aldığı ve şu anda kullanmadığı ilaç, tavuk karaciğerinde arseniğe rastlanmasına neden olmuştur. Amerika’da bir dönem, bu ilaç kullanıldı, ancak arseniğin tavuk etinde bulunması üzerine kullanımdan kaldırıldı.

AB ülkelerinde ve bizim ülkemizde bu bileşiklerin kullanılması yasaktır. Yani büyümeyi destekleyici ürünlerin kullanımı yasak olduğu için ülkemizdeki piliç ve tavuk etlerinde böyle bir riskin olmadığını kabul etmek gerekir.”

“GDO’LU YEMİN 1 GRAMINA BİLE İZİN VERİLMEMELİ”

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Biyogüvenlik Kurulu’nun, GDO içeren 6 çeşit mısır ve 2 çeşit soyanın tavuk yemlerinde kullanılmasına onay verdiğini hatırlatmamız üzerine, “GDO’lu yem kesinlikle kabul edilemez” ifadesini kullanan Dr. Aktaş’ın bu konudaki yorumu ise şöyle:

“GDO’lu yemin 1 gramına bile izin verilmemelidir. Üstelik, bu yemlerin hayvanların etine ve sütüne geçmediğine dair bir açıklama da yaptılar, böyle bir şey mümkün olabilir mi? Zaten bu yemler hayvan daha hızlı büyüsün diye veriliyor, hayvanın etine geçmiyor da, hayvanın et ağırlığı nasıl artıyor? Aldığı nefes sayesinde mi büyüyor bu hayvan? GDO’lu yem, hayvanın etine, sütüne, yumurtasına tabii ki geçiyor ve onları yiyen insanlar da GDO’lu ürünleri vücutlarına dolaylı yoldan almış oluyor. Bu, son derece büyük bir tehlike.

“PATRON FAZLA KAZANSIN DİYE TOPLUM SAĞLIĞI TEHDİT EDİLİYOR”

AB’de GDO’lu yeme izin verildiği savına gelince: Eğer söz konusu olan Bulgaristan veya Hırvatistan ise, evet, GDO’lu yeme izin var ama Almanya, Fransa gibi büyük ülkeler, asla GDO’lu yeme izin vermedikleri gibi, ithal ettikleri üründe kullanılmış olmasına da izin vermiyor, gümrükten içeri almıyorlar. Bizim ülkemizde de asla GDO’lu yeme izin verilmemelidir. Nihayetinde, GDO’lu yemler bir tek amaç için kullanılıyor: Para! Patronun daha fazla kazanması için tüm bir toplumun sağlığı ve geleceği tehdit altında tutuluyor. Başka bir amaç ya da fayda yoktur bu uygulamada.”

“AB ÜLKELERİNDE 58 ADET GDO’LU ÜRÜN YASAL OLARAK İZİNLİDİR”

Prof. Dr. Necmettin Ceylan ise Avrupa Birliği’nde GDO’lu yeme izin verilmediği görüşünün gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, “AB’de 58 adet GDO’lu ürün yasal olarak izinlidir ve ülkemizde hayvan yemi olarak ithal edilen GDO’lu yemlerin çok daha fazlası (40 milyon tonun üzerinde) AB ülkelerinde hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu yemleri tüketen hayvanların etine, sütüne ve yumurtasına herhangi bir şekilde gen aktarımı olduğuna dair bilimsel bir çalışma yoktur” dedi.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ÖFKELİ OLDUĞUNUZ İNSANLARA KARŞI ”PALYAÇO TEKNİĞİNİ” KULLANIN.

125236[1]

Bazı insanlarla yaşadığımız istenmeyen olaylar sonucunda o kişilere karşı bir kızgınlık duyarız Daha sonra o kişilerle tekrar bir araya gelmek veya birlikte bir şeyler yapmak zorundaysak, aklımıza onunla aramızda geçen istenmeyen olaylar gelir ve onunla iletişim kurmakta güçlük çekeriz
Beynimizde o kişiyle ilgili görüntülerden ve onun söylediklerinden oluşan görsel ve işitsel negatif bir program derhal devreye girer ve kendimizi kötü hissederizBunun önüne geçmek, kendimizi rahatlatmak ve o kişiyle daha doğal bir iletişim kurmak için beynimizdeki mevcut programı değiştirmemiz gerekmektedir

Tekniğin Uygulanması

Gözlerinizi kapatın ve kızgın olduğunuz kişinin yüzünü zihninizde canlandırın
Bu kişinin kocaman kulakları olduğunu ve bir palyaço gibi burnunda kırmızı renkte bir lastik takılı olduğunu hayal edin

Burnundaki bu lastiği çekin ve bırakınKocaman kulaklarını da çekerek biraz daha uzatın

Bu tekniği uyguladıktan sonra artık o kişiyle aynı ortamda bulunmak sizi rahatsız etmeyecektirHatta onu gördüğünüzde yüzünüzde hafif bir gülümseme belirirse sakın şaşırmayın
İleride onunla barışmak isterseniz , bunu gerçekleştirmeniz daha kolay olacaktır

* Alıntıdır

kaynak sonsuz şifa

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bardağı Yere Bırakın…

Man in white shirt hodling a glass of water

Man in white shirt hodling a glass of water

 

Şifa için illaki bir şeyler yiyip içmek gerekmiyor, ara sıra da  bardağı yere bırakıverin derim nacizane..
Aklınızda Bulunsun…
Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.
Öğrenciler, ’50gr!’ …. ’100gr!’ …. ’125gr’ cevabını verdiler.
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“
Ama, benim sorum şu:
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
– Hiçbir şey
– Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?
– Kolunuz ağrımaya başlardı.
– Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?
– Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de
çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.
Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:
– Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?
Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:
“Hayır.”
– Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?
Profesör ikinci bir soru daha sordu:
– Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?
– Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.
Profesör beklediği cevabı almıştı.
Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,
‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lavanta yağının faydaları nelerdir?

12239671_940011866065815_7544841737835186436_n[1]

LAVANTA

Lavanta yağı, bitkisel ve aromatik yağlar dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden birisidir. Sakinleştirici, ferahlatıcı hoş kokusu ile kurutulmuş lavantadan hazırlanan ufak kesecikler yastığımızın altında, dolaplarımızın içinde yerini alır. Huzurlu uyku uyumamıza, kendimizi ve yaşadığımız ortamı daha ferah bir hale getirebilmemize yardımcı olur.

Peki Lavantadan elde edilen yağın faydaları nelerdir?

Lavanta (lavanta yağı) tüm esansiyel yağların arasında en çok yerde kullanılan yağdır. En iyi bilinen özelliği vücut üzerindeki rahatlatıcı etkisidir. Aynı zamanda, cildi iyileştirici etkisiyle tedavi edici özelliğe sahiptir. Lavanta yağı kesikleri temizlemek, çürükleri ve cilt tahrişlerini iyileştirmek için kullanılabilir. Güzel ve hoş kokusu, fiziksel ve duygusal yönden sakinleştirici, rahatlatıcı ve dengeleyicidir. Çantanızda bir şişe lavanta yağı taşımak ilk yardım çantanızın önemli gerecinin ve en güzel parfümünüzün yanınızda olması demek.

Aşağıda lavantayı hayatınızın bir parçası haline getirmenizi sağlayacak 13 nedeni şöyle sıralayabiliriz:

Yatıştırıcı:

Avuçlarınızı 2-3 damla lavanta yağı ile ovuşturun, ellerinizden derin bir nefes çekin. Lavanta kokusunun beyindeki amigdal bölgesine yapacağı bu yolculuk (duygusal depo) zihninizi sakinleştirecektir. Vücudunuzu hızlı bir şekilde rahatlatmak istiyorsanız ayaklarınızı, bileklerinizi lavanta yağı ile ovabilirsiniz. Lavanta yağı kalabalık yerlerde de (uçaklar, metro, tren vs.) rahatlamanıza yardımcı olacaktır.

Uyku yardımcısı:

Yastığınızın üzerine damlatabileceğiniz bir kaç damla lavanta yağı, inhalasyon ile ( soluma yolu) daha rahat ve huzurlu bir uykuda size yardımcı olacaktır.

Arı sokması / Böcek ısırması

Arı sokmasından kaynaklanabilecek şişliklerin azaltılmasında yada böcek ısırması sonucu kaşıntının durdurulmasında lavanta yağı oldukça etkilidir. Isırıldığınız bölgeye bir kaç samla lavanta yağı dökebilirsiniz.

Küçük yanıklar

Eğer küçük bir yanığınız varsa ve bu yüzden acı çekiyorsanız, yanığın üstüne 2-3 damla lavanta yağı dökebilirsiniz.

Kesikler

Kesiğin üstüne dökülen bir kaç damla lavanta yağı, kanamayı durdurur, bakterileri öldürür ve yarayı temizler.

Egzama/Dermatit

Bir kaç damla lavanta yağı ile karıştırabileceğiniz fındık yağı yada bitkisel yağı (hindistan yağı, susam yağı vs.) karıştırarak egzama veya dermatitli bölgenize uygulayın.

Yol Tutması/ Mide Bulantısı

Yol tutmasından kaynaklanan ya da normal bir zamanda kaynaklanan mide bulantılarınızı azaltmak için kulaklarınızın arkasına, gebek deliğinizin etrafına ya da dilinizin altına bir kaç damla lavanta yağı damlatabilirsiniz.

Burun kanaması

Burun kanamasını durdurmak için, bir mendilin üzerine bir kaç damla lavanta yağı damlatın ve küçük bir buz parçası ile birlikte mendili burnun etrafına sarın. Üst dudağınızın üstüne buruna doğru mendili ittiriin. Kişinin kanaması duruncaya kadar mendili burunda tutun.

Kuru veya çatlak ciltler

Kurumuş veya çatlamış ciltlerin üzerine lavanta yağı sürün.

Çatlamış ya da güneş yanığı dudaklar

Çatlamış ya da güneş yanığı dudaklara lavanta yağı damlatın.

Saman nezlesi

Avuç içinize lavanta yağını damlatın ve ellerinizden derin nefelser alın. Lavanta yağı saman nezlesi belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur.

Kepek

Kepeği ortadan kaldırmak için kafa derisine birkaç damla lavanta yağı sürün.

Uçuk

Uçuk üzerine bir damla lavanta yağı damlatın.

Lezzet güçlendirici!

Tadını lezzetleştirmek istediğiniz herhangi bir tarifin içine birkaç damla lavanta ekleyin. Favoriler: Su ya da çayın içine, kek, barlar, kurabiye, tatlı tarifleri, ham çikolata

Aşağıda Gösterilen Dişler Ağrıdığında Baktırmanız Gereken Organlar…

12243404_770722679722733_6723771396243118868_n[1]

Ağız ve diş sağlığında ihmal ettiğiniz bakım aşağıda gösterilen organlarınızdan en az birini yada birkaçını etkiler. Bu yüzden ağız ve diş sağlığınızı asla ihmal etmeyiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her duygu belli seviyedeki enerji frekansına ve güce SAHİPTİR…

12243428_660165870753031_7855140281586619667_n[1]

Ünlü bilinç araştırmacısı, Dr. David Hawkins, uygulamalı kinesiyoloji yardımıyla insan duygularını Ölçtü ve her duygunun belli seviyedeki enerji frekansına ve gücüne sahip olduğunu ortaya koydu.

Bu tablo Dünyaca kabul edildi. Şimdi onu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öne sunulan teorisi ise:

Her bireyin belli bilinç düzeyi vardır. O düzeydeki değer yargıları, inançlar, düşünceler, kurallar, sınırlar toplumun her bireyinde rezonans yaratır. Toplumdaki rezonans eden duygular hangileri daha çoğunluksa – bireyler ona göre tepki, düşüncelerini, duygularını, davranışlarını sergiler. Kısacası, insanın duyguları belli enerji dalgaları oluşturur, hangi duygular daha baskın hissediliyorsa, onlar rezonans ediyor ve daha fazla yayılıyor etrafa. Her duygu belli düşünce ve hayata bakışı ile bağlıdır.
Örneğin:

Utanç duygusu – duygu derecesi + 20. Duygu ölçümü çok düşür, enerjisi çok düşük. Ölümün bir adım öncesi diyebiliriz. Bu düzeyde kişi intihar tasarısı içindedir. Ya da bir seri katil adayıdır. Kişinin tüm nefretinin kendisine yöneldiğini hayal edin. İşte bu yüzden insanın devamli utanç duygu içinde yaşaması – en ölümcül olanıdır. Yok edici utanç, öfke, nefret, içe kapanık, hiç hissetme, paranoyak, psihoz, tehlikeli kişilik, sahte gurur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HO ‘ OPONOPONO TEKNİĞİ

10308242_433593903503571_8446104692758544360_n[1]
Dr. Hew Len bu yöntemi, Hawai Hastanesi ‘nde içerisi akıl sağlığı yerinde olmayan, suçlularla dolu akıl hastalıkları koğuşunda uyguluyor. Dr. Len 4 yıl boyunca, o hastanede terapist olarak görev yapıyor. Ve hastaların hiç birini dahi görmeden tedavi ediyor!

Daha öncesinde, ilaçla sakinleştirilen hastaların, ilaç dozları azaltılıyor, gözetim altında tutulan hastalar gözetimden çıkartılıyor…Ve bir süre geçtikten sonra da o koğuş kapatılıyor!

Bütün bunların hepsi, sadece odasında oturup bu yöntemi uygulayan Dr. Len sayesinde ve kendisi hiç bir hastanın yüzünü dahi görmüyor. Tek yaptığı şey, odasında oturup seni seviyorum-beni affet-özür dilerim-teşekkür ederim mantrasını tekrarlamak.

Etrafımızda gelişen bütün olayların bizim zihnimiz dolayısıyla gerçekleştiğini söylüyor Dr. Len . Yani çevremizden birisi hırsızlık yapıyorsa, bunun sorumluluğu bize ait. Etrafımızda gerçekleşen kötü ve iyi olayların hepsi bizim sorumluluğumuzda! Bundan dolayı, bu problemi yine kendi zihnimizde çözümlüyoruz bu yöntemle.Beni affet diyoruz, af diliyoruz kendimizden. Zihnimizle barışıyoruz… Seni seviyorum dediğimizde kendimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim derken sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Kendimizle barışmak gibi düşünebilirsiniz? Ve teşekkür ederim derken, zihnimizin bize yaşattığı kötü şeyler için bile teşekkür ediyoruz. Bunu yaptığımızda, otomatik olarak etrafımızda kötü olan şeyler, iyileşmeye başlıyor.

Diyelim ki, A kişisinin bize karşı olan davranışları hoşumuza gitmiyor ve bunu düzeltmek istiyoruz. Burada içimizden sürekli tekrarlayacağımız şey; ”A kişisinin bana böyle davranmasına sebep olan şey her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim. ”

Diyelim ki, maddi durumumuz çok da iyi değil ve biz bunu düzeltmek istiyoruz. Bunun için içimizden sürekli diyoruz ki; ” Maddi durumumun iyi olmasına engel olan şey, içimde her neyse, seni seviyorum, beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »