Denge Evrenin Kapısını Açan ‘Anahtardır’…

imagesCQW800PT

Bir elma yedik diye cennetten kovulur mu be??

10428052_10152596459544143_4766735892706155589_n[1]

ELMA SİRKESİ DOĞAL BİR YAŞAM İKSİRİDİR…!

12241174_742910789187059_2719482566517006419_n[1]

Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.

İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o.

Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek,
çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.
Kullanım biçimleri:

Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su
*1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi
*1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir.

Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktır:

► Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır.

Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde,
kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir.
Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve
her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

► Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler,
bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için,
bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır.
Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.
-Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

► Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir.
Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

► Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile
3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür.
Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

► Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

► Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

-Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

► Hemoroite karşı, yarım su bardağı elma sirkesi ve bir su bardağı adaçayı katkılı
ılık oturma banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

► Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın.
Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

► Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ılık suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi
ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

-Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

► Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce , içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için.

Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve
2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin,
1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

► Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır.
Banyo süresi 10 dakikadır.
Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir.

Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Uyarı: Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

Not: Ritüellerin vazgeçilmez sirkesidir 🙂

Alıntı

Soğuk Suyla Yıkanmak – Sıcak Suyla Yıkanmak

12246975_923043637790179_1837914434861190792_n[1]

Soğuk Suyla Yıkanmak: Bağışıklık Sistemini Uyarır

Uyanıklığı Arttırır

Soğuk Algınlığını Engeller

Anti-Depresyon hormonlarını uyarır

Metabolizmanızı Hızlandırır

Zihni Özgürleştirir

Cildi Sıkılaştırır

Saç Dökülmesini Önler

Sıcak Suyla Yıkanmak:

Kasları Gevşetir

Beden Gerilimini Düşürür

Şişkinlikleri Azaltır

Migreni Azaltır

Endişeyi Azaltır

Ciltten Toksinleri Atar

Gözenekleri Açar ve Cildi Temizler

İdeal Bir Beden Ve Özgür Bir Zihinle ‘Hayata Merhaba’ Demek İsteyenler Buraya…

Bahar’la tanıştık, sohbet etmeye başladık. Bahar’ın 3 yıl öncesine ait fotoğraflarını gördüğümde onun azmine, cesaretine, kararlılığına ve disiplinine hayran kaldım. Ve bir kez daha anladım ki; konu zayıflamaksa her şey zihinde bitiyor. 7/24 yanınızda olacak bir danışmanla zihninizi özgürleştirerek fazla kilolarınızdan kurtulabilir ve en önemlisi ideal kilonuzu ömür boyu nasıl koruyacağınızı öğrenebilirsiniz. Haydi ne duruyorsunuz! Hemen 0533 743 52 25’ten Bahar’a ulaşın…

Anette İnselberg…

Şimdi de Bahar kendini ifade ediyor:

BU KIŞ MEVSİMİNDE FAZLA KİLOLARI UĞURLUYORUZ!

İDEAL BEDENDE BİR YAZA HAZIRLIK İÇİN EN İDEAL DÖNEM OLAN KIŞ MEVSİMİNİ DEĞERLENDİRMEYE NE DERSİNİZ?

slayt yeni 4  slayt yeni 5 

Size söz; kış bitecek, montunuzla birlikte fazla kilolarınızı da çıkarıp atacak, eski montunuzu bir daha asla kullanmayacaksınız, size artık bol gelecek;

ÇÜNKÜ BU SİSTEMDE ANLIK DEĞİL,

KALICI ZAYIFLAYACAKSINIZ.

slayt yeni7

Kilometrelerce uzağa gitmeden, bir tık kadar uzak, bir “Alo” kadar yakın…

Telefonunuz varsa, internet bağlantınız varsa, en önemlisi hedefiniz varsa kalıcı zayıflamak için başka bir şeye ihtiyacınız yok!

Sizin için hangisi en uygunsa o!

*CEP TELEFONU İLE SINIRSIZ HİZMET

*SKYPE İLE SESLİ-GÖRÜNTÜLÜ DESTEK

*WHATSAPP ÜZERİNDEN SINIRSIZ ANLIK PAYLAŞIM

*E-MAİL İLE DESTEK SEÇENEĞİ

   Diyet listesi yapmak yok, ilaç kullanmak yok, bıçak altına yatmak yok! Kesinlikle ürün satışının olmadığı bu sistemde kış mevsimini en iyi şekilde değerlendirerek ideal bedende özgür bir zihinle  ‘yaza merhaba’ diyeceksiniz.

slayt yeni9

Bugüne kadar kime başvursa kandırılmış, umutları çalınmış, maddi olarak sömürülmüş ve haliyle bize de inanmak istemiyor olabilirsiniz. Farkımızı kanıtlayabilmemiz için bize sadece bir şans verin. İster arayın telefonda, ister gelin yüz yüze konuşalım. İyi bir iletişim başarının anahtarıdır.

KALICI ZAYIFLAMAK İSTEYEN HERKES İÇİN ALTERNATİF SEÇENEKLERİM VAR.  

DETAYLI BİLGİ İÇİN;  

+90 533 743 52 25 baharpancukdeniz@gmail.com http://baharpancukdeniz.com/contact-us/

ZAYIFLAYANA KADAR DEĞİL,

ZAYIF KALANA KADAR!

12272996_1018385034880662_1417877868_n[1]

Çam Kozalağı Mucizesi…Astıma, Öksürüğe, Nezleye Birebir…

11988521_10156228166825557_9642216530614428_n[1]

Astım, öksürük, bronşit, grip, nezle ve balgama karşı 5 adet yeşil çam kozalağı doğranıp üzerine su konur. 24 saat bekletilir, yarım saat kaynatılır. Şeker veya balla tatlandırılır, elde edilen mayiden günde 3 çay kaşığı içilir. Veya 1 bardak suya, 4-6 gr ufalanmış taze kozalak konur, 10 dk kaynatılır, tatlandırılır, günde 1 bardak içilir. Veya taze kozalak suya konulur, 1 gece bekletilip içilir.

Astım ve bronşitte 4 kilo suya, 20 adet kozalak parçalanıp konur, üzerine 1-5kilo limonun suyu sıkılır, 1 kilo kalıncaya kadar kaynatılır, sabahları aç karna 1 çay bardağı içilir ton, benzin gibi eriyiklerde sulandırılarak deriye sürülür.

Sarı Katran (Sedirağ, Katran yağı): Sarı katran elde edilen ağacın dalları kaynatılır, elde edilen su yundan içilirse içteki ve dıştaki yaralan iyi eder. Gül ve zeytinyağı ile kaynatılu, suyu saçlara sürülürse dökülmelerini önler. Meyveleri bal ile Macun yapılıp yenilirse göğüs ağrılarına ve ök sürüğe iyi gelir.

Uyuzda, yaraların temizlenmesinde, saçların kepeklenmesine karşı kullanılır. Diş eti çekilmelerinde dişlere katran sürülürse iyi olur.

Katran özellikle egzamada faydalıdır, egzamanın akut safhasından sonra kullanılmaktadır. Akut devrede % 1 fenol veya diğer bir antiseptik eklenmiş kalarnin sürülür, kaşınmanın giderilmesi için aspirin veya parasetamol kullanılır.

Bazı dermatozlarda sedefte, kepekli egzamada ve siviıcelerde kullanılır. Katranın kanser oluşumuna yol açtığı söylerıirse de insanda yıllar boyu sürülmedikçe kanser yapmaz.

 

Kaynak: Sağlıkla kal Facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Yoga çayı, tüm bedenimize sağlık desteği veren bir içecektir…

yoga-tea-86542329[1]

 

Yoga Çayı

Yoga çayı, tüm bedenimize sağlık desteği veren bir içecek olmasının yanı sıra kuvvet verici bir çeşit tonik görevi de görür. İçerisindeki baharatlar Ayurvedik baharatlardır. Bu baharatlar ısıtıcı etkileri ile özellikle kış aylarında bedeni soğuktan, zihni de durağanlıktan korumaktadır.

ÇUBUK TARÇIN:

Tarçın Ayurveda’da yüzyıllardır kullanılan çok değerli bir bitkidir.
Çok az bulunduğu dönemlerde altından bile daha değerli olduğu söylenir.
Isıtıcıdır.
Sindirime ve besinlerin emilimine yardımcı olur.
Toksin atımında etkilidir.
Kan incelticidir.
Balgam söktürücüdür.
Kan şekerini dengeler.
Kolesterolü düşürür.

KÖK ZENCEFİL:

Zencefil Ayurveda tıbbında başlı başına bir konu başlığı oluşturmaktadır.
Ayurvedik bir Sutra’da her öğünden önce ve sonra taze zencefil yenmesinin sindirimi kolaylaştıracağı yazar.
Ayurvedik bir bilgiye göre, yemeklerden önce zencefil çayı içerseniz yemek sırasında bedeninizin yemek ihtiyaçlarını daha iyi hissedersiniz.
İştah açar.
Ateşi düşürür.
Ağrı kesicidir.
Mde bulantısını geçirir.
Sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelir.

YEŞİL KAKULE:

Ayurveda’da çok kullanılan bir baharattır.
Sinir sistemi için çok faydalıdır.
Dayanma gücünü arttırır, yaşama şevki verir.
Meditatif zihni destekler.
Isıtıcıdır, bu özelliği ile yorgunluğa iyi gelir.
Güçlü bir balgam sökücüdür.

KÖK ZERDEÇAL:

Zerdeçal ile ilgili çok kapsamlı araştırmalar mevcuttur.
Kanser de dahil birçok hastalığın tedavisinde kullanılır.
Ayurveda’da “Altın Tanrıça – Golden Goddess” olarak adlandırılır.
En önemli özelliklerinden biri iltihap giderici olmasıdır.
Hint mutfağında da çok kullanılan bir baharattır.

KARANFİL:

Karanfil de Ayurveda’da yüzyıllardır kullanılan bir baharattır.
Dolaşım sistemi, sindirim ve metabolizmaya iyi gelir.
Astım, öksürük, grip, boğaz ağrısında kullanılabilir.
Kan temizleyicidir.

1 LİTRE ÇAY İÇİN MALZEMELER:

2 adet Çubuk Tarçın (aktardan)
4-5 adet Yeşil Kakule (kurutulmuş – aktardan)
2 adet küçük parça Kök Zerdeçal (kurutulmuş – aktardan)
2 adet küçük parça Kök Zencefil ((kurutulmuş – aktardan) veya 1 cm kalınlığında taze zencefil
6-7 adet Karanfil (aktardan)
İsteğe göre birkaç karabiber tohumu, 1 adet yıldız anason ekleyebilirsiniz.

Bu miktarlar tercihinize göre değişebilir. Deneyerek nasıl bir çaydan daha fazla keyif alacağınızı kendiniz keşfedebilirsiniz..

Tüm baharatları Cam veya porselen demliğe koyun, 1 LT suyu kaynatıp demliğe baharatların üzerine boşaltın. Demliği mum üzerinde demlenmeye bırakın, artık kaynatmayın.
Termosta da demlenmeye bırakabilirsiniz. Termos uzun süre sıcak tutacaktır, burada dikkat edeceğiniz nokta su kaynadıktan iki dakika sonra, yani suyun ısısının biraz düşmesini bekledikten sonra baharatların üzerine eklemektir…
Demlenme süresi size bağlıdır. 10 Dk demleme ile baharatlar aromalarını vermiş olur. Daha etkili aroma için 1-2 saate kadar demleme yapabilir, bu arada içebilir, üzerine su ilave edebilirsiniz. Üzerine su ilave ettikçe baharatlar aromalarını vermeye devam eder…
Tatlandırmaya gerek yoktur, isterseniz içtiğiniz bardağa bir çay kaşığı doğal bir bal ilave edebilirsiniz…

Kaynak: Fatoş Pabuccu Tuncay

Sağlıkla Kal sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİRŞEY ALMAK İSTİYOSAN ÖNCE VERMEYE HAZIR OLACAKSIN. VERMESİNİ BİLMİYORSAN ALAMAZSIN

imagesB91YYHWF

 

Bir gezgin, dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur. Ertesi gün yolda bir adamla karşılaşır. Adam çok açtır. Gezgin torbasındaki yiyeceği karşılaştığı bu kişiyle paylaştırır. Ama erzak çantasını açarken adamın gözü çantadaki değerli taşa ilişir. Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini ister. Gezgin hiç duraksamadan değerli taşı adama uzatır. Adam başına konan talih kuşundan memnun, aceleyle oradan uzaklaşır. Artık kendisine ömür boyu maddi güvence sağlayacak değerli taşın sahibidir.

Bir kaç gün sonra gezgin, arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür. Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır.”Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Ama onu sana geri vermek senden daha değerli bir şey almak istiyorum.

Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum” Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur. Ama burada bile takılı kalan ne çok insan var. Gerçek vermek, kişinin kendinden, özünden vermesidir.

Emerson’un dediği gibi: “Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.” Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir.

Kendinin en iyisini vermeye bugün başla. Sevdiklerine zamanını ver, dikkatini ver, ilgini ver, bilgini ver, pozitif bakış açını ver, onlara değer ver. Yüreğindeki armağanları ver, sevgini, anlayışını, neşeni, şefkatini ver, affediciliğini ver. Zihnindeki armağanları ver, rüyalarını, fikirlerini, yaratıcılığını, yeteneklerini sun dünyaya. Yüreğini sunduğunda kendini iyi hissedersin, kendine olan güvenin artar, en önemlisi kendine verdiğin sevgi ve değer artar. Ne verirsen kendine veriyorsun. Şunu daima hatırla: Kendine sakladığın, kaybetmekten korktuğun her ne ise onu kaybedersin. Verdiklerin ise senindir.

  • NİLGÜN Mutluluk Kitabı

KENDİNİZİ KÖTÜ HİSSETİĞİNİZDE RAHATLAMAK İÇİN KULLANACAĞINIZ 5 TAKTİK

kadin-11-1459[1]

Sabah işe geç kaldınız, gününüz berbat geçti, sıkıntıdan ve stresten patlamak üzeresiniz ve yatağınıza yattığınızda uyuyamıyorsunuz..!

Bu kabusa son verip keyfinizi yerine getirecek 5 taktikle yüzünüz gülecek…

Bir gününüzün diğerine uyması gerektiğini kim söylemiş? Salı günü yüzünüzde çiçekler açarken, çarşamba günü aynaya bile bakmak istemeyebilirsiniz. Unutayın ki, bu gibi durumları lehinize çevirmek elinizde. Gününüzün rezil olmasına izin vermeyin ve tavsiyelerimizi okuyun.

1) SIKINTIDAN PATLAMAK ÜZEREYKEN:

Öyle günler olur ki keşke hiç yaşamasaydım diye düşünürüz. Böyle bir durumda size önereceğimiz tekniğin çok işe yaradığını göreceksiniz. Kalp, vücudunuzun ritmini koruyan bir organdır. O sakin olduğunda vücudunuz ve aklınız sakinleşir. Önereceğimiz bu aktivite sadece bir dakikanızı alacak:

– Elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun ve üç kez yavaş yavaş nefes alın.

– Yorgunluğu ve kızgınlığı üzerinizden atmak için sevdiğiniz birini düşünün.

– Düşüncelerinizi dağıtabilmek için 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu, kalp atış hızınızı yavaşlatacak ve sorunlannızı daha açık bir zihinle düşünebileceksiniz.

2) BİRİ SİZİ ÜZDÜĞÜNDE:

Kendinizi iyi ifade edemediğinizde kötü bir ruh hali içine girersiniz. Biri sizi üzdüğünde bunu ondan saklamayın. Ne hissettiğinizi dile getirin. Buna sandviç tekniği deniyor; önce pozitif bir şey söyleyin, ardından üzüldüğünüzü belirtin ve konuşmanızı pozitif herhangi bir şeyle sonlandırın.

Sizi üzen patronunuz olduğunda bunu uygulayamayabilirsiniz. Böyle bir durumda sinirinizi bozan şeyi bir arkadaşınıza ya da yakınınıza anlatın. Kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinize şaşıracaksınız.

3) GÜN BOYUNCA KÖTÜ BİR RUH HALİ İÇİNDE OLDUĞUNUZDA:

Bir şey ya da biri sinirinize dokunduğunda bütün gününüz rezil olabilir. Sonrasında ise istemeden de olsa çevrenizdeki başka insanlara kötü davranmaya ve onları kırmaya başlayabilirsiniz. İşte böyle durumlarda aşağıdakileri yapmayı deneyin:

– Durumu puanlayın. Ne kadar sinirlendiğinize 1 ile 10 arasında bir puan verin.

– Daha farklı davranabilmeniz mümkün olur muydu diye düşünün.

– Durumu nasıl daha iyi bir hale getirebileceğinizi düşünün. Arkasından da yaşananların bir daha tekrarlanmaması için olayları kafanızda tartın.

– Başka insanların duygularını kontrol edemeyeceğinizi kabullenin.

– Unutmayın ki, problemlere bakışınız sonrasında olacakları ve bütün hayatınızı derinden etkiler.

4) STRESTEN ÇOK BUNALDIĞINIZDA:

Konuşmayın, parmak uçlarınızı kullanın! Parmak uçlarınızla küçük darbeler gerçekleştirmeniz vücudunuzdaki enerji akışını dengeler. Uzmanlar bu tekniğe duygusal akupunktur adını veriyorlar. Gözlerinizin üzerine orta parmağınızın ucuyla hafifçe 5 kez vurun. Sonrasında köprücük kemiği ile kaburganızın birleştiği yerlere aynı vuruşları tekrarlayın. İşlemi göğüs kafesiniz ile tamamlayın. Bu enerji noktalarına parmak uçlarınızla masaj yapmak sizi rahatlatacaktır.

5) KAFANIZDAKİ DÜŞÜNCELER YÜZÜNDEN UYUYAMADIĞINIZDA:

Yatakta dönüp durmak yerine sırt üstü pozisyona gelin, çenenizi gövdenizle aynı hizaya getirip tavana bakın. Bacaklarınızı iyice gerin ve kollarınızı düzgünce vücudunuzun yanına koyun.

Parmak uçlarınızdan başlayarak vücudunuzun her noktasını hissetmeye çalışın. Vücudunuzdaki tüm kasları rahatlatırken düzenli bir şekilde nefes almaya çalışın. Gözlerinizi kapatın, bu arada dişlerinizi sıkmamaya dikkat edin. 10 defa derin nefes alıp verin.

Bu şekilde önce vücudunuza sonra nefesinize odaklanarak zihninizi boşaltmanız mümkündür. Yarım saatte uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz.

*alıntıdır

Kaynak: sonsuz şifa

Sinirlendiğimizde dilimizi biraz kıvırarak damağa yapıştıralım.

11058086_436166469912981_277914987220864443_n[1]

Sinirlendiğimizde;  dilimizi ,biraz kıvırarak damağa yapıştıralım.  Böylece Timus ve Hipofiz bezini uyarıp,  enerjimizi dengeleriz.
(Şifa çalışmalarında dil damakta olmalı.)
Dil damakta iken ,sağ ve sol beynimizin dengeli çalışmasını sağladığımız içinde sakinleşiriz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Gördüğün İlk Kelime 2016 Da Senin Olsun…

12115479_10207739947834334_8662261760160629424_n[1]

Tiroit Hastası Olma Olasılığımız…

12278705_436073563255605_2002495167306230751_n[1]

Ellerimizi yere paralel, bir şeye uzanıyormuş gibi uzatalım. Ellerimiz bu pozisyonda titriyorsa tiroid hastası olma riskimiz vardır.

Kaynak: Luna akademi

HAYATINIZA EKLEMENİZ GEREKEN 7 BAHARAT VE FAYDALARI…!

12247100_1638843143051220_6563320568218722701_n[1]

Uzm. Dyt. Merve Tığlı’nın hazırladığı bu yazıda Kişniş, Zerdeçal, Karabiber, Tarçın, Kakule, Karanfil ve Zencefil baharatlarının faydaları ve nasıl kullanıldıkları ile ilgili faydaları bilgiler bulabilirsiniz.

Mutfak dolaplarının içinde saklanan baharatların iyileştirici güzelliklerinden faydalanarak dolup taşan ecza dolaplarından kurtulabilirsiniz. Her gün daha fazla araştırmacı yüzyıllardır şifacıların bildiği baharatların şaşırtıcı, iyileştirici özelliklerini araştırmaktadır. Birçok ülkede artan sağlık sorunlarından biri olan tip2 diyabet riskini azaltmak için doğal bileşiklerle dolup taşan baharatlar aynı zamanda ekonomik bir yoldur.
Ayrica baharat tüketmenin en iyi kısmı da çok lezzetli olmaları. Buyrun baharatlar ve kullanim sekillleri.Tadını çıkarın!

Kişniş Faydaları ve Kullanımı:
Aromatik olduğu kadar sagliga ciddi faydalari olan bu baharatın ankiseyete yi azalttigi ve uyumaya yardımcı olduğu birçok calisma sonucunda bulunmuştur. Ayrıca tip 2 diyabeti olan insanlar için de önemli bir baharattır.2001’de Biyolojik ve Kimyasal Bilimler Araştırma Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada kişnişin kan şekeri ve kolesterolü düzenleyici etkisi olduğu gorulmustur.
Kullanımı: salata sosları, haslanmis sebezeler ve yumurta ile birlikte kullanılabilir.

Zerdeçal Faydaları ve Kullanımı:
Yapılan laboratuvar çalışmalarında körinin ana maddesi olan ve zerdeçalın içinde de bulunan curcumin adlı maddenin kanserle savaşmada umut verici etkileri olduğu bulunmuştur. Zerdeçal anti-inflamatuar etkisi ile tümörlerin büyümesini, melanom ve diğer kanserlerin ihtiyacı olan biyolojik yolları engeller.2007 de Çinli bilim adamları curcuminin prostat kanseri için gerekli hormonları baskıladığını bulmuştur.

Kullanımı: Etkilerini ciddi şekilde artırmak isterseniz zerdeçalı karabiber ile kullanın. hintli bilim adamları zerdeçaldaki curcumine karabiberdeki piperine eklendiğinde curcuminin biyoyararlılığının arttığını bulmuşlardır.

Karabiber Faydaları ve Kullanımı:
Dünyanın en çok işlenen baharatı tek başına dahi süper bir besindir. ABD Tarım Bakanlığı Tıbbi Bitki Kaynak Merkezi eski başkanına göre karabiber çok güçlü anti-osteoporoz etkiye sahip bir baharattır. Ayrıca içerdiği bakırın kemik sağlığı üzerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde yapılmasında olumlu etkileri vardır. İnsanların bakır ihtiyaçları fazla değildir fakat düşük alımında troid problemleri ve kalp atışlarında düzensizliğe neden olabilir.

Kullanımı: Karabiber istediğiniz gibi kullanabileceğiniz , ülkemizde hemen hemen tum yemeklerde miktari farklılaşarak kullanilan harika bir baharat.

Tarçın Faydaları ve Kullanımı:
Tarcin tip 2 diyabette kan şekerini %10’a kadar düşürebilir. Iceriginde bulunan bileşenler kan şekerini uygun seviyelere düşürmesi için insülin reseptörlerini tetikler.
Kullanımı: bu tatlı baharatı daha iyi bir kan şekeri kontrolü için organik yulaf ezmelerinizin üzerine veya sabah kahvelerinize şeker yerine ekleyebilirsiniz.

Kakule Faydaları ve Kullanımı
Mide krampları ve gaz azaltıcı etkisi vardır. Eski bir sindirim yardımcısı olan kakule aynı zamanda vücudunuzda daha fazla yağ yakımı için safra salınımını tetikler(safra taşı riski olanlar uzmana danışmadan kullanmamalıdır).
Kullanımı: Biraz bal ile tatlandırarak süt ile birlikte kullanabilirsiniz.

Karanfil Faydaları ve Kullanımı
Diş ağrısını evde geçirmenin bir yolu olarak bilinen kararnfil ayrıca içerdiği eugenol ile kan şekerini düzenlemeye yardımcı olan insülin bileşiklerinin salgılanmasını tetikler. Karanfil içerdiği manganez sayesinde doku ve kemik yapımına da yardımcıdır. Düşük manganez düzeyine sahip insanlar artrite daha yatkın olduğundan ozellikle artrit problemi olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.

Kullanımı: kurubaklagil yemeklerinize,çorbalarınıza , suyunuza veya günlük çayınıza ekleyebilirsiniz.

Zencefil Faydaları ve Kullanımı:
Yaygın olarak kemoterapi ve gebelikten kaynaklanan bulantıları önlediği için önerilen zencefil migren ağrıları da dahil olmak üzere her türlü sağlık sorunlarına iyi gelir. Zencefil kan şekerini düzenleyici olduğu gibi magnezyum açısından da zengin bir baharattır. Aynı zamanda doğal bir anti-inflamatuardır, kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklardan korunmada cok etkili olan bu mucizevi besinin bazı laboratuvar testlerinde kanser kök hücrelerini öldürdüğü bile bulunmuştur.

Kullanımı: Taze zencefili rendeleyerek veya toz formunu 1 cay kasigi olcusunde dilediğiniz tum besinlerin içinde veya cayini demleyerek tüketebilirsiniz…

İSTEKLERE ULAŞMAK ve MUTLU OLMAK İÇİN 45 SIR…

Gl_kenarndaki_tahta_yol[1]

 

1) Hepimiz tek bir sınırsız güç …ile çalışırız.
2) Sır, ne istediğini bilmek, doğru şekilde istemek ve umutla beklemektir.
3) Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.
4) Bizler mıknatıs gibiyiz, benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz ve düşündüğünüzü çekersiniz.
5) Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.
6) İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmediklerinin çoğunu çekerler.
7) Düşünce = Yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu, yaratımı hızlandırır.
8) Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.
9) Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar.
10) Güzel düşünce, insanın kendisini ve içine doğduğu hayatı güzelleştirir. Güzel düşünün, güzelleşin.
11) İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.
12) Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.
13) Bütün sanat başyapıtları, mimari eserler önce düşüncede tasarlandı, sonra hayata aktarıldı.
14) İyi dileklerde bulunun, kötü bir şeyle karşılaşsanız bile… Her şerde bir hayır vardır çünkü.
15) Düşünceleriniz, zamanla inançlarınız halini alır.
16) Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinim yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.
17) İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.
18) Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.
19) Hissettiğiniz şeyi tam olarak elde edersiniz.
20) Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.
21) Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) işe başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.
22) Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız , deneyiminize onu çekersiniz.
23) Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey daima birbirine uyar. İstisna yoktur.
24) Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.
25) Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım.”
26) Evren sürati sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın, şüpheye düşmeyin.
27) Fırsat çıktığında eyleme geçin.
28) Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir yol sunulacaktır.
29) Evrene göre kural yoktur. Ona şimdi sahip olduğunuz hisleri sunarsınız, evren de buna yanıt verir.
30) Düşündüğümüz ve teşekkür ettiğimiz şeyi meydana getiririz.
31) Gözünüzde canlandırın. Onu görün, hissedin! Burası eylemin başladığı yerdir.
32) Onaylayıcı bir düşünce, negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.
33) Görsel bir pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimlerinden oluşsun. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.
34) Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.
35) Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın ve o hissi yaşayın.
36) İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.
37) Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.
38) Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.
39) Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.
40) Realitenizi yaratan, sadece sizsiniz.
41) Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece siz…
42) Kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk, sizi sağlıklı tutar.
43) Bedeninizin parçaları her gün, her hafta değişir. Birkaç yıl içinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.
44) Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu, sağlıklı, mutlu, daha mutlu biyokimya…
45) Dingin olmayı öğrenin; dikkatinizi, deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.
* Volkan Arslan’ın “Evrenin Düşüncelerimizi Okuma ve Yansıtma Gücü” adlı yazısından

Hayata Bakış Açımızı Değiştirecek 19 Felsefi Film

1.Man About Town (Şehrin Adamı)

Jack Giamoro son derece zengin ve başarılı bir menajerdir. Los Angeles’da kayda değer bir kariyere sahiptir. Ancak bir gün gelir ve hayat onu sınar. İlk olarak karısının, kendisini bir müşterisi ile aldattığını öğrenir. Ardından bir talihsizlik sonucu kendi özelini yazdığı günlüğü, dişli bir muhabirin eline geçer. Yitirmekte olduğu şeylere sahip çıkmak adına attığı adımlar, ne yazık ki Jack’i hatalar silsilesine sürükler. Aile, sadakat, özgüven ve rekabet gibi konulara odaklanan bu dramatik komedi, özgün bir bakış açısı ile perdeye aktırılmış görünüyor.

IMDb 5,6

2. What The Bleep: Down The Rabbit Hole (Biz Ne Bilebiliriz Ki: Tavşan Deliğinden Aşağı)

Sadece ağızdan ağza tavsiyelerle yayılarak gişe rekorları kıran, kuantum fiziği kuramlarından yola çıkarak gerçek dediğimiz şeyin bambaşka biçimlerde düşünülebileceğini gösteren Biz Ne Bilebiliriz Ki?’nin ardından ikincisi geliyor. Film ilkinde olduğu gibi, depresyonla cebelleşen, hayattan, erkeklerden, işinden bıkmış olan Amanda’nın  yaşadıkları etrafında dönse de, bu kez işin gerçek yıldızları kuantum dünyasını anlatan bilim adamları, araştırmacılar, gazeteciler ve mistikler. Kendi gerçek doğan hakkında ne kadar şey bilmek istiyorsun? İnsan olmak ne demek ve bu noktada kuantum fiziği yeni bir paradigma yaratmak için nasıl kullanılabilir? Dünyayı algılayış biçimimiz günlük hayatımızı nasıl şekillendiriyor? Bu ve benzeri soruları dünyanın önde gelen 16 tane bilim adamı, felsefeci, gazeteci ve mistiği bilinç, fizik, biyoloji, duygular ve bağımlılıklarla da ilişkilendirerek cevaplıyor. İkinci filmde yer verilen önemli yeni bilimsel keşifler ise kuantum fiziği, nörobiyoloji, insan bilinci ve günlük hayat arasındaki bağlantıları farklı bir şekilde düşünmemizi sağlıyor. Tavşan deliğinden aşağı bir girmeyi deneyin deriz, bakarsınız dünyayı bambaşka bir şekilde görmenize sebep olabilir.

3. Seven Years in Tibet (1997) – IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (1997) - IMDb 7,0

Seven Years in Tibet (Tibet’te 7 Yıl)

1939 sonbaharında Heinrich Harrer adlı Avusturyalı ünlü dağcı ve memleketlisi Peter Aufschnaiter, Himalayalar’ın en yüksek tepelerinden biri olan Nagna Parpat’a tırmanmak için yola çıkar. Bu yolculuktan önce tek amacı şan şöhret edinmek olan Harrer, bencil, kendinden başka hiçbir şeyi umursamayan bir adamdır. Himalayalar’da yaptığı bu yolculuk onun hayatını, duygusal yapısını tümüyle değiştirir. Onu önce Himalayalar’ın zirvesinden, İngiliz esir kampının derinliklerine; daha sonra da bir kaçış ve iki yıl süren zorlu Himalaya yolculuğunun ardından Tibet’in gizemli kenti Lhasa’ya sürükleyen bu olağanüstü yolculuk sayesinde duygusal bir uyanış yaşar.Batılıların çok ender ziyaret ettiği yabancı bir ülkede Harrer, küçük Dalai Lama tarafından dostlukla karşılanır ve bu dini lidere İngilizce, coğrafya ve batı dünyası konusunda ders verilmesi istenir. Tibet’te yedi yıl kalan Harrer için bu yıllar Dalai Lama’nın dostluğu ve hayat felsefesi ile zenginleşmiştir. Bu yedi yıl yalnızca Harrer için değil, Tibet için de köklü değişimlerin yaşandığı bir dönem olur. Her ikisi de insanlardan kopuk ve yalnız kişiler olan Harrer ve Lama arasındaki derin ve kopmaz bağ oluştukça, egoist Harrer hayatında ilk kez kendini düşünmemeyi öğrenir, böylece Lhasa yolculuğunun başından itibaren başlayan değişim süreci tamamlanmış olur.

4. Agora (2009) – IMDb 7,2

Agora tarihte bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan İskenderiyeli Hypatia’yı (370-415) Oscar ödüllü oyuncu Rachel Weisz canlandırıyor. Roma İmparatorluğu artık giderek güç kaybetmektedir. Hâkimiyeti altındaki topraklara eskisi gibi iştihamla hükmedememekte, ufak tefek isyanları bile bastırmakta zorlanmaktadır. Yüzlerce yıl Romanın egemenliğinde olan Mısır’da da kontrolünü iyice yitirmeye başlamıştır. Agora’nın konusu da işte bu çalkantılı dönemde Mısır’ın sanat ve bilim merkezi olan, birçok filozof, bilim adamı ve sanatçıyı bünyesinde barındıran İskenderiye kentinde geçmektedir.“Gökyüzünün sırrını çözdüğüm zaman, işte o zaman mutlu bir insan olarak öleceğim.”

“Bizi birleştiren şeyler, ayıranlardan daha fazla.”

5. The Terminal (2004) – IMDb 7,3

“The Terminal”de Doğu Avrupa ülkelerinden birisinden New York´a gelen Viktor Navorski´nin (Tom Hanks) ilginç öyküsü anlatılır. Amerika yolundayken ülkesinde askeri darbe olması üzerine Viktor, New York´un JFK Uluslararası Havaalanında mahsur kalır. Pasaportu artık geçersiz olduğu için Amerika Birleşik Devletlerine´ne girme hakkını yitirmiştir. Ülkesindeki savaş bitinceye kadar havaalanı terminalinin transit yolcular salonunda beklemek zorundadır.Viktor´un havaalanında haftalar süren bekleyişi devam ederken çok değişik insan manzaralarıyla karşılaşır. Terminal binasının içine sıkıştırılmış bu dünyada her türlü mantıksızlık, anlamsızlık, cömertlik, hırs, eğlence, statü mücadelesi, beklenmedik rastlantı vardır. Hatta Amelia isimli güzel bir hostesle (Catherine Zeta-Jones) romantik ilişki bile yaşayacaktır.

Ancak Viktor´un oradaki zoraki varlığına sıcak bakmayanlar da vardır. Bunlardan birisi de havaalanı yetkilisi Frank Dixon´dur.Bu rolde Stanley Tucci var. Viktor´un varlığını bir türlü kontrol edemediği bürokratik bir facia olarak gören Frank Dixon, bu sorundan bir an önce kurtulmanın çaresini bulmaya çalışmaktadır.

6. The Fountain (2006) – IMDb 7,3

Filmin 21. yüzyıldaki diliminde bilim adamı olan Tommy Creo, ölmek üzere olan kanser hastası eşi Izzi’yi kurtarabilmek için umutsuzca hastalığa çare bulmaya çalışmaktadır.Bu sırada Izzi 16. yüzyıl İspanya ‘sında geçen bir hikâye yazmaktadır. Hikâyede Engizisyon tarafından toprakları elinden alınmakla tehdit edilen Kraliçe Isabella, sadık konkistador Tomás’ı İspanya ‘yı kölelikten kurtarabilmenin tek yolu olduğuna inandığı Hayat Ağacını araması için Maya ormanlarına gönderir. Hikâye Ispanya ‘da başlayıp Xibalba denilen Nebula’da bitecektir ancak Izzi’nin hikâyeyi bitirecek kadar zamanı olmadığı için Tommy’den hikâyeyi bitirmesini ister.

26. yüzyılda ise uzay gezgini olan Tom uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikâyesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

7. The Devil’s Advocate (1997) – IMDb 7,5 (Şeytanın Avukatı)

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

8. The Illusionist (2006) – IMDb 7,6 (İllüzyonist)

Film farklı dünyalardan gelen insanların arasında doğan bir aşkın, kolaylıkla onaylanmaması ile başlıyor. Sophia aristokrat bir ailenin kızı olarak, marangoz bir ailenin oğlu olan Eisenheim’a aşık olur. Üstelik aşkı karşılıklıdır. Bu ikili, birbirlerine hissettiklerinden ötürü tepki alırlar. Öyle ki aşkına yasak bile getirilen Eisenheim, ülkeyi terk eder. Dünyayı dolaşacaktır. Aradan on beş yıl geçtikten sonra ülkesine bir illüzyonist olarak geri döner. Bu sırada Sophia, nişanlanmak üzeredir. Onca zaman sonra yeniden karşı karşıya gelen aşıkların hisleri yeniden alevlenir. Bu durumu hisseden Sophia’nın nişanlısı Prens Leopold ile Eisenheim hesapta olmayan bir mücadeleye girmek zorunda kalır.

9. The Truman Show (1998) – IMDb 8,1 (Truman Şov)

The Truman Show’un ilham kaynağı mağara metaforudur. Mağara metaforu, Platon’un en ünlü metaforudur. Mağara mitosunda, toplumdaki insanlar (düşünürler dışındakiler) bir mağarada kollarından birbirine zincirlerle bağlanmış ve sırtı mağara kapısına dönük oturan esirler gibidirler. sadece arkalarındaki ışık kaynağının (doğrunun,gerçeğin) yaydığı ışıkla karşılarındaki duvarda oluşan kendi gölgelerini görebilir, bu gölgelere bakarak eğlenir ve hayatlarını böyle geçirirler. filozoflar ise kendilerini bu zincirlerden kurtararak her ne kadar zor ve acı verici olsa da yüzlerini cesaretle ışığa (gerçeğe) dönerek hayatın gerçek anlamını ve doğruyu görebilen kimselerdir. ancak bu kimselerin mağaraya döndükten sonra gördüklerini diğer insanlara anlatması ve onları inandırması da bir o kadar zor olacaktır, çünkü esaret ve karanlık rahattır, oysa gerçekleri görmek ve ışığa bakmak cesaret ister.Ünlü düşünür Gurdjieff şöyle der: “Sen kendi durumunun farkında değilsin. Hapishanedesin. Bütün dileğin, eğer akıllı bir kimseysen, kaçmak olmalıdır. Hapishanedeki insanın herhangi bir durumda kaçma şansı olduğunda, öce hapishanede olduğunu fark etmesi gerekir.”

10. Before The Rain (1994) – IMDb 8,1 (Yağmurdan Önce)

Konusu Bosna savaşı sırasında geçen film, başta birbiriyle alakasız gibi gözüken üç ayrı öyküden oluşmaktadır. “Kelimeler”, “Yüzler” ve “Fotoğraflar” başlıklarını taşıyan bu öyküler sonunda birbirleriyle kesişirler. Film bu anlamda biçimsel olarak hemenAlejandro González Iñárritu’nun Babel’ini (2006) akıllara getirir. Bir savaş atmosferinde ve politik çalkantıların zemininde talihsiz trajik aşkların anlatıldığı öykülerden ilki Makedonya’da bir Ortodoks Manastırında, ikincisi Londra’da geçerken, üçüncü öyküde tekrar Makedonya’ya dönülür ve bu sonuncu öykü, ilk iki öyküyü birbirine bağlar. Başlıca karakterleri suskunluk yemini etmiş genç bir Ortodoks keşiş, çetelerden kaçan Arnavut kız, Londra’lı bir fotoğraf editörü ve bir savaş fotoğrafçısı olan film, içten öyküsüyle savaşın anlamsızlığını sorgulamakta, güçlü bir savaş karşıtı mesaj vermektedir.

11. Amadeus (1984) – IMDb 8,3 (Amadeus)

Dünya müzikal tarihine yön veren deha Mozart, gündelik yaşamında gerçek bir arıza karakter olarak yaşamdan bir hayli kopuk bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı tutarsız davranışlarda bulunmayı bir alışkanlık edinmiştir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için mantıksız hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Antonio Salieri’yi endişelendirmektedir. Diğerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Antonio, müziğin tanrısı kadar başarılı olamamaktadır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

12. Up (2009) – IMDb 8,3Up (Yukarı Bak)

İlk çocuklukta bir rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır… Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.

13. Black (2005) – IMDb 8,3 (Siyah)

Kör ve sağır bir kızın bir öğretmen sayesinde hayata nasıl tutunduğunu ve nasıl yaşam mücadelesi verip kazandığını, sonunda da öğretmeni aynı duruma düşünce ona nasıl umutsuzca öğretmenlik yaptığını konu almaktadır. Kör ve sağır doğan Michelle ailesi tarafından anlaşılamamaktadır. Annesi ve babası Michelle’i akıl hastanesine göndermeden önce son kez bir öğretmen tutup şanslarını denemek isterler. Başta öğretmenle iyi anlaşamasalarda bu öğretmenin kızı başarılı bir şekilde eğittiğini görünce bu öğretmenle yola devam ederler ve Michelle bu öğretmen sayesinde üniversiteye gider ancak sonra Michelle’in öğretmeni Alzehimer hastası olur ve Michelle’e bakamayacak duruma gelir.bir gün michelle öğretmeninden onu öpmesini isteyip hayatının en büyük hatasını yapar.öğretmenini zorlar ve öğretmeni onu öper.o artık yoktur.michelle her pazar öğretmeninin gelmesi için kilisede duâ eder12 yıl sonra onu ilk kelimeyi öğrendiği çeşmede bulur.Artık öğretmen olma sırası Michelle’dedir kendi öğretmenine ona öğrettiklerini geri öğretmek için umutsuzca çabalar.

14. Amelie (2001) – IMDb 8,4

Amélie Poulain, bir doktor olan babası tarafından diğer çocuklardan, kalp hastalığı olduğu gerekçesiyle, uzak yetiştirilen bir çocuktur. Aslına bakılırsa babasının yanlış bir teşhisidir bu, çünkü Amélie’nin babasıyla kurduğu nadir fiziksel temas babasının sağlık kontrolleriyle gerçekleşmektedir ve bu kontroller sırasında Amélie heyecanlanmakta, kalp atışı hızlanmaktadır. Amélie’nin annesiyse, en az babası kadar nevrotik bir kadındır. Amélie küçük bir çocukken, annesi, Notre Dame Kilisesi’nin tepesinden atlayan bir kadının üzerine düşmesi sonucu vefat etmiştir. Böylece babası daha da sessiz ve silik biri olmuş, kendisini eşi için ilginç bir anıt mezar düzenlemeye adamıştır. Amélie de bu yalnızlığın ortasında kendini eğlendirebilmek için, oldukça ilginç ve derin bir hayalgücü geliştirmiştir.Amélie diğer insanlarla ilgilenirken, kimse kendisiyle ilgilenmemektedir. Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, pasaport için fotoğraf çekilen fotoğraf kulübelerinden, kenara atılmış, yabancılara ait vesikalık fotoğrafları toplayan, tuhaf karakter Nino Quincampoix ile olan bağıntısını görünce daha açık ve rahatsız edici olmaya başlar. Her ne kadar Nino’yu kendi yöntemleriyle pek çok dolambaçlı şekilde cezbetmeye çalışsa da, özünde utangaçtır ve Nino’ya yaklaşamamaktadır. Ancak Raymond’ın öğütleri sonunda, başkalarının mutluluğu için uğraşırken kendi mutluluğunu da elde edebileceğini

15. 3 İdiots (2009) – IMDb 8,5(3 Aptal)

“Mark Twain’in “Okulumun eğitimimi engellemesine asla izin vermedim.” diye bir sözü var. Mark Twain şu an yaşıyor olsaydı 2009 yapımı Hint Filmi 3 Idiots’u çok beğenirdi. Filmin ana konusu M.T’nin bu sözüyle paralel. Tek tip insan yetiştiren, duyguları körelten ve düşünüp anlamayı değil yalnızca ezberi ve yarışı dikte eden eğitim sistemine eleştiri getiriyor film. Ülkenin en iyi mühendislik okulu ICE’de okuyan üç arkadaş, nam-ı diğer 3 aptal var. Biri evini geçindirmeye uğraşan; hasta babasının ilaçları ve ablasının evliliği için bir iş sahibi olması gereken Raju, diğeri babasının dikte ettiği mühendislik uğruna çok sevdiği ve tutkusu olan fotoğrafçılıktan vazgeçen Farhan ve bu ikisiyle birlikte düşünceleri yıkmaya çalışan, sistemi eleştiren ve filmin baş kahramanı olan Rancho. Bir de sistemin somutlaşmış hali olan, okulun müdürü ve onun iyi kalpli kızı.”

16. It’s A Wonderful Life (1946) – IMDb 8,6 (Şahane Hayat)

İflasın eşiğine gelen George Bailey (James Stewart) bir Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir.Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan Bailey kendisini buraya ve insanlarına adamış,hoşgörülü,güvenilir ve yardımsever bir insandır.Büyük bunalım ‘ı hasarsız atlatmış,babasından devraldığı konut ve finans şirketi aracılığı ile kasabalıların neredeyse tamamını konut sahibi yapmıştır.Bu arada para kazanmayı, mimar olma fırsatını,dünyayı gezmeyi, kısaca tüm hayallerini ertelemek zorunda kalmıştır.Kasabaya yaptığı bunca iyilik kötü yürekli banker Henry F. Potter (Lionel Barrymore)’ın çıkarları ile çakışır.Potter,Bailey’in sürekli peşindedir artık.Birgün aradığı fırsat çıkar ve Finans şirketine ait önemli bir miktarda para Bailey’in alkolik ve yaşlı amcası Billy Bailey (Thomas Mitchell) ‘in dalgınlığı sonucunda Potter’ın eline geçer.Banka müfettişlerinin yaptığı bir denetlemeden sonra şirketin açığı ortaya çıkar.Bu iflas ve tutuklanma anlamına gelmektedir.Çareyi intaharda bulan Bailey kendini nehre atmak üzere iken yeryüzüne gönderilen melek Clarence (Henry Travers) onu ölümden kurtarır.Melek,Bailey’in bir arzusunu yerine getirerek ona ‘kendisinin hiç doğmamış ve yaşamamış olduğu’ bir dünyayı gösterir.Bailey kendisine gösterilen bu dünyanın hiç de güzel olmadığını görür ve insanların çevrelerine sayısız katkıları,iyilikleri olduğunu,ama her zaman bunun farkına varamadıklarını anlar.

17. The Matrix (1999) – IMDb 8,7

“Siz olsaydınız hangi hapı seçerdiniz; kırmızı mı, yoksa mavi mi, cahillik mutluluk mudur, yoksa -ne olursa olsun- gerçeği bilmeye değer mi?” Seyircinin devamlı kendine soracağı suallerdir bunlar. Matrix, bütün karşı çıkışlara rağmen amacı için mücadele eden ve sonunda soylu davasını kanıyla ödeyen düşünür Sokrates’in hikayesinin yeniden anlatımıdır. Sokrates ona Tanrı (Apollon) tarafından verilen bir görevdedir. Görevi doğduğu kentin insanlarını, Atinalıları uyarmaktır. Sokrates beynine takılıp, onu deliye çeviren bir soruyla uğraşmaktadır: “İyi bir hayat nedir?” Filmin kahramanı Neo (ki adı One, yani bir’in harf değiştirilmişidir) ise “Matrix nedir?” demektedir. Soru sorma her iki kahramanımıza da bela getirir. Sokrates kendini Tanrıtanımazlık ve gençleri baştan çıkarmakla suçlandığı bir mahkemede bulur. Neo ise ajanlar tarafından “Kanun kitaplarında yazılı bütün internet yasalarını” çiğnemekle suçlanır.

18. Inception (2010) – IMDb 8,8 (Başlangıç)

Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur.Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.

Olay yeri ise zihniniz.

19. The Shawshank Redemption (1994) – IMDb 9,3 (Esaretin Bedeli)

Andy (Tim Robbins) kendisini aldatan eşini ve eşinin sevgilisini öldürmek suçu ile müebbet hapse mahkum olmuştur. Bankacı olan Andy, bu cinayetleri işlemediğine emindir. Ancak bu hakimin fikrini değiştirmemiştir. Shawshank hapishanesinde genç yaşta suç işleyen ve pişmanlık yaşayan Red (Morgan Freeman) ile tanışır.Tüm haksızlıklara ve zor şartlara rağmen kendini bunların dışında tutabilen biridir Andy… İlk iki senesi kabus gibi sıkıntılarla geçer ama Andy, tüm bunlarla mücadele eder, kavga eder, dayak yer ama yıkılmaz.Ta ki bir gün hapishanenin en zorlu gardiyanlarından birinin vergi borçlarına yardım etmeyi teklif eder. Gardiyan onu binadan aşağı atacakken, gardiyanı ikna eder ve karşılığında arkadaşları için kişi başına “üç bira” ister.
Kendisi bira içmemesine rağmen bu olay onun yüzünü gülümsetir.
Andy kendini özgür ve normal hissetmiştir.

Andy kendini iyi hissetmek için sevdiği arkadaşlarına bir şeyler vermeye çalışır.

Andy’nin görüşüne göre ise, umut iyi bir şeydir, belki de en iyi şey ve iyi olan hiçbir şey yok olmaz…

Andy umudunu hiç kaybetmez. Umut ve hayallerimiz bizi ayakta tutar ve hayatımıza anlar katar. Hayallerimiz için elle tutulur çalışmaları yapar ve sabırlı olursa hayallerinin gerçekleşeceğine inanır ve bunu tam yirmi sene sonra bunu inanılmaz bir şekilde başarır!