MAYA ANGELOU’DAN ” KADINLARA 10 ÇARPICI ÖĞÜT!”

Maya-Angelou-dan-kadinlara-10-ogut_5393_1401397256[1]

 

Birini sevmek, her şeyi riske atmaktır ve genelde buna değer.
“Bizi özgür bırakan tek şey aşktır.”

__Kadınların birbirlerini her zaman desteklemesi gerekir.
“Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.”

__Başarının anahtarı çok basit: Keyif almak
“Başarı kendinizi sevmektir, işinizi sevmektir ve işinizi nasıl yaptığınızı sevmektir.”

__Değiştirebileceklerinizi değiştirin ama kontrolünüz dışında olanları da kabul edin.
“Bir şeyi beğenmiyorsanız onu değiştirin. Eğer değiştiremezseniz kendi tutumunuzu değiştirin. Şikâyet etmeyin.”

__İç sesinize ve içgüdülerinize güvenin.
“Kendinizi dinleyin. O sükûnet içinde Tanrı’nın sesini duyacaksınız.”

__Affetmenin değerini bilin.
“Kendinize verebileceğiniz en güzel hediye affetmektir. Herkesi bağışlayın.”

__“Kıçına tekmeyi basmaya” cesaretiniz olsun.
“Hayat tam bir baş belasıdır. Dışarı çıkın ve kıçına tekmeyi basın.”

__Eğer kötü bir hayatınız varsa, ilişki veya iş, hemen ayrılın.
“Yeni bir yola koyulmak zordur ama bir kadını için için kemiren o durumda kalmaktan daha zor değildir.”

__Gülümsemeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin.
“Kadınlar sert ve hassas olmalıdır. Mümkün olduğunca gülmeli ve uzun bir ömür sürmelidir.”

__İnsanları nasıl hissettirdiğiniz, arkanızda bıraktığınız izinizdir.
“Öğrendim ki, insanlar sizin ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutuyor. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi unutmuyor.”

BOĞAZ AĞRISI NASIL GEÇER, TEDAVİSİ NASIL YAPILIR, NELER İYİ GELİR?

12289643_745111298967008_6228437494327537492_n[1]

Boğaz ağrılarının tedavisi nedenine bağlı olarak yapılabilir. virüslerin neden olduğu durumlarda genellikle ilaç kullanılmaz ve hastalık bir hafta içinde iyileşir, böyle durumlarda vücudu güçlü tutacak besinler alınması önerilir.

Bakterilerin yol açtığı boğaz ağrılarında doktorunuzun önerdiği bir antibiyotik kullanılabilir.

Durumunuza göre bu antibiyotik basit olabildiği gibi penisilin olabilir, oral alınabildiği gibi enjeksiyon yolu ile verilmesi de gerekebilir.

Antibiyotiklerin yeterli süre kullanılmaması sonucu tedavi edilmeyen Strep boğaz iltihabı romatizmal ateş ve ciddi böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Aşağıdaki tavsiyeleri deneyebilirsiniz:

Dinlenme: Yeterli miktarda uyuyun ve sessiz bir ortamda dinlenin.

Sıvı tüketimi: Boğazı nemli tutmak ve su kaybını önlemek için bol su içmeniz önerilir.

Rahatlatıcı yiyecek ve içecekler tüketmeyi deneyin: Kafeinsiz sıcak çay, balla birlikte sıcak su gibi içecekler boğaz ağrısının yatışmasına yardımcı olacaktır.

Tuzlu su ile gargara

Hava nemlendirici cihazlar ve buharlı banyo yapılması kuru havadan olumsuz etkilenen boğazlar için faydalı olacaktır.

Ağrı ve yüksek ateşi tedavi ediniz. “İbuprofen” veya “asetaminofen” etken maddeli ilaçlar boğaz ağrısını en aza indirebilir.

Aspirin alınması “Reye sendromu” ile ilişkili olduğu için çocuk veya gençlere verirken dikkatli olun.

Aspirinin 2 yaşından büyük çocuklarda kullanımı onaylanmış olmasına rağmen, suçiçeği veya grip benzeri belirtileri yok etmek için asla kullanılmamalıdır.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir.
Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir, sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı görülmüştür.
Bal ile limonu,sirkeyi ve tarçını karıştırarak sıcak bir bardak suyun içine katın ve bu şekilde tüketin.
Bal boğazınızı kaplayarak yumuşatır,yardımcı olur.

Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin.

Ayrıca havadaki nemi artırmak da balgam zarlarınızın kurumasını önler.
Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir.

Sesinizi veya ses tellerinizi dinlendirin.
Eğer boğaz ağrısı gırtlağınızı etkilediyse,konuşmanız daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) yol açabilir.

ALTERNATİF TIP

Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle kaşınan, kızaran, şişen ve tahriş olan boğazınız rahatsızlık verir.

Reçeteli ilaçlar ile etkileşime girebilir ve bazı sağlık koşulları olan çocuklar, hamile kadınlar ve insanlar için güvenli olmayabilirler.

Bu nedenle bitkisel ilaçlar gibi alternatif tedavilere geçmeden önce doktorunuza danışınız.

Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan boğaz ağrılarını hafifletmek ve boğazınızı yumuşatmak için bitki çaylarından faydalanabilirsiniz.

Birincisi, tahriş olan boğaz iç zarı üzerinde mukozaya benzer bir tabaka oluşturarak daha fazla tahriş meydana gelmesini engeller.
İkincisi ise bağışıklık sistemine yardımcı olarak boğazda oluşan iltihaplanmayı azaltmak ve ağrılara neden olan hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağlar.

• Papatya Çayı

Genel özellikleri arasında sinirleri yatıştırma ve uyku getirme olan papatya çayının iltihap önleyici özelliği de vardır. Bu nedenle boğaz ağrısı tedavisinde de kullanılabilir.
Gün içerisinde iş başında kullanılması uyku getireceğinden dolayı kaynatılıp hazırlandıktan sonra gargara şeklinde kullanılması daha iyidir.

• Okaliptüs Çayı

Soğuk algınlıkları ve grip belirtilerini hafifletmek için yaygın olarak kullanılan bir bitki olan okaliptüs, boğazdaki tahrişi yatıştırır, bronşit ve sinüzit ağrılarını da hafifletir.
Kaynar suya 2-3 kaşık okaliptüs bitkisi attıktan sonra buharı solunarak burun ve sinüslerin açılması sağlanabilir.
Diğer çaylar gibi okaliptüs çayı da soğumaya bırakıldıktan sonra gargara olarak kullanılabilir.

• Karaağaç Çayı

Latincesi “Ulmus Rubra Muhl” olan madde karaağacın iç kabuklarından elde edilmektedir. Elde edilen kabuk suyla temas ettiğinde jel benzeri bir hale dönüşür ve boğaz iç zarını kaplayarak tahrişi azaltır ve dolayısıyla boğaz ağrısını da hafifletir.
Karaağaç kabuğunun bulunamaması halinde piyasada karaağaç içeren pastil ve şuruplar alınabilir.

• Adaçayı

Soğuk algınlığında ilk akla gelen bitkisel çay adaçayıdır.
Boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde oldukça etkili bir bitkidir.
Mikropları önleme ve anti-enflamatuar özellikleri ile boğazdaki iltihaplanmaları azaltır.
Adaçayına,bir kaç damla limon eklenerek vücuda C vitamini desteği de sağlayabilir ya da doğal bir antiseptik olan balla tatlandırılabilir.
Hazırlamak için 2 çay kaşığı adaçayına 1 bardak kaynar su eklenir ve 5 dakika boyunca demlenmesi beklenir.
Suya çayın çok katılması tadını acılaştırabilir.

• Meyan Kökü Çayı

Latincede “Glycyrrhiza glabra” olarak geçen meyan kökü,boğaz enfeksiyonlarının yanı sıra ağız içinde çıkan yaralar, mide ülseri, alerji ve viral enfeksiyonlar için de etkili bir bitkidir.
Bitkinin çayı sıcak olarak içebildiği gibi soğuduktan sonra günde 3-4 kez gargara şeklinde de kullanılabilir.
Meyan kökü çayının aşırı tüketimi tansiyonu yükseltebilir ve vücuttaki potasyum oranını düşürebilir.

2016 da Sizi Neler Bekliyor…

4mevsim1[1]

 

Yukardaki fotoğraftaki şekillerden birini seç karşılık gelen yorumu oku…İşte 2016 yorumun karşında :)))

Şekil 1 Dinginlik:  2015 senin için çok yorucu geçti yeni atılımlar yaptın bazı sonlanmalar yaşadın. İniş çıkışların çok oldu. Ama merak etme yeni sene ektiklerini biçme zamanı. Arkana yaslanıp huzurun ve sükûnetin tadını çıkaracaksın.

Şekil 2 Değişim: 2016 yılında hayatına yeni arkadaşlar, aşklar, hobiler girecek. Tam bir değişim dönüşüm yılı olacak. Yeni kararlar almak zorunda kalacaksın bunları iç sesine  güvenerek alırsan hiçbir mesele kalmaz.

Şekil 3 Mutluluk: Güneşe dönen ayçiçekleri gibi sende bu sene mutlulukla yıkanacaksın. Aşk, bolluk, bereket huzur, sevgi, kapında. 2016 yılının kıymetini bil ve her anının tadını çıkar.

Şekil 4 Arayış: Son yıllarda biraz kaybolmuş gibisin, nereye gideceğini, ne yapacağını bilemiyorsun. Bol bol nefes çalış, yürüyüşlere katıl, zihnini rahatlatacak hobilerle uğraş. Su akar yolunu bulur merak etme.

Şekil 5 Bolluk: Bu sene istediğin iş, ev, araba, seyahat, yazlık senin.Şans yıldızın tepeye vurmuş. Bolluk, bereket paçalarından akacak. Bu geleni ihtiyacı olanlarla paylaşmayı unutma emi…

Şekil 6 Hüzün: Giden aşkın için, biten işin için, kayıpların için, sonlanmalar için yas tutacaksın. Ama unutma her bitiş yeni için evrenin sana sunduğu bir fırsattır. Dayan her şey güzel olacak

Şekil 7 Aşk: Dan dan dan dan. Kalbinde, zihninde bu notalar çalacak. Yeni bir aşk seni bekliyor. Hem de en mutlusundan, hem de en görülmemişinden, hem de en dolu dizgininden… Yaşasın aşk

Şekil 8 Mücadele: Bu sene senin için biraz zorlu geçecek. Çocukların seni biraz yoracak. Ama merak etme arkadaşların tam destekle arkanda olup, bu zor günleri senin için hafifletecekler. Güçlü ol.

Şekil 9 Heyecan: Hayatına biraz renk gelsin, heyecan gelsin istiyorsun. Bunun için eski alışkanlıklarını bırakma cesaretini göstermelisin. İçin rahat olsun heyecan, neşe, güzellikler, yenilikler seni kucaklayacak .

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Osho’nun Ego Analizinden..

Osho1[1]

 

“Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken başına böyle bir şey gelmiş.
Bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş. Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış. Şoka uğramış.
“Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş.
Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş.
Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez.
Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten”
Osho’nun Ego Analizinden

kaynak: Hülya Reis Facebook Sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BU GECE DOLUNAY ALLAH TÜM DUALARINIZI KABUL ETSIN

imagesB91YYHWF

Alahım!!! Sıkıntısı olanların sıkıntısını gider onlara yeni kapılar aç
Allahım !!!  Tüm hastalara şifa ver

Allahım !!! Kimin eli dardaysa  elini ferahlat

Allahım!!! Hepimize akıl fikir ve doğru kararlar verme gücü ver

Allahım !!! Tüm insanlığa huzur ve neşe ver…

Allahım!!! Yüreğimize ferahlık var

Allahım!!! Başkalarını ve kendimizi affedebilme gücü ver

Allahım!!! Bizi kıskançlıklarımızdan ve açgözlülüklerimizden arındır

Allahım!!! Sana layık kullar olmamıza yardım et

(AMİN)

Anette İnselberg

Not: Bunlar benim aklıma gelenler siz istediğiniz kadar duamızı uzatabilirsiniz…

Hayatınızı Dönüştürmek için 6 Önemli Öğreti

nilfer_zizeri[1]

Lotus çiçeği yeniden doğuşu, yenilenmeyi ve ruhani uyanışı temsil eder. Ancak suyun üzerinde hiç çaba sarf etmeden yüzer gibi görünen bu güzel çiçeğin, çiçek açmak için aslında çok çalışması gerekir. Lotus çiçekleri suyun yüzeyine çıkmadan önce bir nehrin ya da göletin dibindeki çamurdan çıkıp büyür.

Kendi hayatımızdaki çamurdan çıkabilmek de bizim çiçek açmamıza yardımcı olur; bu, gerçek benliğimize, özümüze doğru bir çıkıştır. Kalbin sesini duymak ve onu takip etmektir. Ama çiçek açmak için içeriye bakmamız ve bizi geri tutan ne varsa onu aradan çıkarmaya odaklanmamız gerek. Bakmamız, yüzleşmemiz ve geride bırakmamız gereken bir çok duygu olabilir. Bu duygular utanç, bir hastalık ya da bir ilişki kaynaklı olabilir.

Ve bu çamur birikintilerimizde pek çok şey saklı olabilir. Her şeyi bir anda açığa çıkarmamız gerekmiyor. Şifalanma katman katman gerçekleşir. Bir soğanı soyduğunuzu düşünün, bunun gibi. Ama eğer kendi kişisel çamurumuzu biraz karıştırmayı göze alamıyorsak yeni ya da iyi bir şeyi hayatımıza yansıtmamız da mümkün değildir.

İşte kendi çamurunuzdan çıkıp hayatınızı gerçek anlamda dönüştürmeye başlayabilmeniz için birkaç yol:

Öğreti 1: Kendine Dürüst Ol

Gerçeklik manevi uyanmanın temel taşıdır. O olmadan büyüyemeyiz. Davranışlarımıza ne zaman mazeretler bulursak ya da gerçekleri gizlersek sonucunda bunun bedelini öderiz. Bu bedel genellikle hastalık ya da sıkıntı şeklinde olur.

Gerçek her ne kadar acıtsa da sizi özgür kılar.

Öğreti 2: Değişime Direnç Gösterme

Değişiklikle karşı karşıya geldiğimizde birçoğumuz panik yapar, olayları kontrol edip düzeltmek için olayla yüzleşir. Ancak çoğu kez bu kontrol, kökenleri çok derinlere inen sorunlarımızın pekişmesine neden olur. Belirli bir noktada var olan duruma teslim olmalı ve her sonucu kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Aksi halde bedenlerimiz, dokularımız ve sinir sistemimiz, hastalık ve engelliliğin davetçisi olan katı kalıplarda “takılı” kalır.

Öğreti 3: İtiraf Et

Bu biraz ağır bir tabir. Ancak itiraf etmenin basit anlamı şu; “bir şeylerin” arkasına saklanmaktan vazgeç. O “bir şeyler” yiyecek, alkol, üzüntü, alışveriş, dedikodu, ilişki ya da başka herhangi bir bağımlılık olabilir. Ya da hayatındaki biriyle daha anlamlı bir ilişki geliştirebilmek için duygusal anlamda hesaplaşmak anlamına da gelebilir. Bu hiç kolay değil. Hatta “itiraf etmek” en zor şeylerden biridir.

İtiraf edip gerçeği söylediğinizde hayatınızdaki eski bir kalıbın patlayacağından emin olabilirsiniz. Bir ilişkinin bitmesine bile neden olabilir. Ama bir yalanı yaşamak uzun vadede çok daha kötüdür. Bazen itiraf etmek destek gerektirir.

Temizlik sürecinde bedeninde ani bir toksin boşalması hissedersiniz ve bununla birlikte büyümek için özgürleşirsiniz.

Öğreti 4: Bağışla ve Atlat

Bağışlamak kendimizi kıstırdığımız kapandan kendimizi kurtarmaktır.
Ne sıklıkla kendini ya da başka birini yargılıyorsun? Şöyle şeyler diyor musun, “Hiçbir zaman paramı iyi yönetememişimdir; bu işi benim için eşime yaptırıyorum?” O halde bir yatırım yapmaya çalıştığında daha baştan kendini Başarısızlığa mahkum etmişsin demektir. Bir şeyi atlatmadan yola devam etmeye çalıştığımız zaman geçmiş sinsice hayatımıza geri sokulmanın bir yolunu bulur. Ama affedip atlattığımızda kendimize çamurdan çıkma fırsatı yaratırız.

Çoğu zaman en çok bağışlamamız gereken kişi kendimizdir. Yargıladığınız şeyler her neyse bunun için kendinizi affetmek için şöyle diyin: “Kendimi bu konuyla ilgili yargıladığım için kendimi bağışlıyorum: ……….. (boşluğu doldurun)” . Bu kelimeleri sessizce ya da daha iyisi yüksek sesle ayna önünde söyleyebilirsiniz.

Öğreti 5: Suçluluk ve Utanç Duygularına Bak

Suçluluk, yapmamız ya da olmamız gerektiğini düşündüğümüz şey, gerçekte yapmak istediğimiz şeyle ya da olduğumuz kişiyle zıt olduğunda ortaya çıkar. Genellikle de aile baskısından ya da çarpık toplum yapısından kaynaklanır.
Brene Brown bu konuda şöyle diyor; “Suçluluk şunu der, ‘Ben bir hata yaptım’. Utanç ise şöyle der, ‘BEN hatayım.’”

Suçluluk duygusundan şunu kabul ederek kurtulabilirsiniz; her ne sebepten ötürü suçluluk hissediyorsanız onu deneyimlemenizi yüksek benliğiniz istedi. Diğer bir deyişle yüksek benliğiniz o dondurmanın ya da çocuklardan uzakta geçirdiğiniz bir öğleden sonranın tadını çıkarmanızı istedi. Bir kez yüksek benliğinizin varlığını kabul ettiğinizde KENDİNİZ olmanız artık mümkün olur. İnsana en acı veren duygulardan biri olan utanç, mizah ve ışığın olduğu bir ortamda barınamaz.

Utanç duyduğunuz şey her neyse, onun hakkında konuşmaya başlayıp destek almaya yanaştığınızda utanç ortadan kalkar.

Öğreti 6: Filizlenişini Kutla

Kendi kişisel çamurunuzla yüzleşecek cesaretin sizde var olduğunu görmeye çalışın. Kirli işi temizlemeye el attığınızda güzelliğiniz, gücünüz ve dönüşümünüz ışıldamaya başlar. O zaman da yolculuğunuzun meyvelerini toplamaya başlarsınız. Bunu da sadece sizinle birlikte bunu geçekten kutlayabilecek kapasitede olan kişilerle paylaşın. Ellerini çamura sokmak istemeyen kişiler size nasıl destek olacaklarını da bilemeyeceklerdir.

Birbirinden ender güzellikte ahenk yayan Nilüfer çiçekleri gibi olma niyetiyle…

Sevgilerimle,

Gülenay Pema

KONTROLDEN VE YÖNETMEKTEN VAZGEÇ

dreaming[1]

Her şeyi kontrol etmeye ve yönetmeye çalışmaktan vazgeçin…
Sürekli “alarmda”; olmanız gerektiğini söyleyen iç sesinize kulak vermeyin…
Yeni yollar denemesi için ruhunuza izin verin…
Bir şey için elinizden geleni yaptıktan sonrasını dert edinmeyin…
Fırsatların karşınıza kendiliğinden çıkmasına izin verin…
Kendinize günlük hedefler çizin…
Kendinizi huzursuz hissettiğinizde içinizdeki barışın merkezine gidin…
Sinirlenmenin boşa giden enerjiden başka bir şey olmadığını unutmayın…
Tek bir doğru yoktur…
Olayları algılama şeklinizi değiştirin…
Kendinizi başkalarının yerine koyun…
Böylece daha zor incinir ve incitirsiniz…
* Deepak Chopra

SUYUN sihiri ile kilo vermek çok kolay!..

Sıcak su[1]

 

SU İLE KİLO VERME
farkında olarak kendi iç bedeninizle konuşarak içtiğiniz her bir bardak su,hücre düzeyınde moleküler yapınızın değişmesine ortam hazırlıyor…
Su ile kilo vermek istediğinizde; gün içinde içmekde olduğunuz suya (ortalama 6 bardak) zihninizi odaklayın…”mavı ışığın enerjisini akıttığım bu suyla,bedenimde birikmiş olan fazla YAĞ HÜCRELERİMİ parçalayarak idrar yolu ile kolayca dışarı atıyorum ” cümlesini suya yükleyerek içiniz.
Suyu özellikle yemeklerden yarım saat, kırk dakika önce ya da sonra içmeye gayret ediniz. Su içtiğiniz bardağınız bu süre içersinde KIRMIZI renkde olsun.
Su her konuda şifa verebilmek için sevgi ile kodlanmayı bekler… Öylesi, ne gizemli ve sihirli yapısı varki… Her türlü sözü yada duyguyu anında anlayarak kendi moleküler yapısına yerleştirebiliyor… Hafızası var… Ve her şeyi bizim istediğimiz ölçüde kaydedebiliyor…

YERKÜRENIN BİZE sunduğu en önemli DOĞAL İLAÇ…
Bu mucizevi şifa kaynağını zihnimizle birleştirerek hayatımıza aldığımızda her derde deva bir forma dönüşüyor.
Suya yapılan enerjitik yükleme ile su tamamen sanki bir ilaç halini alıyor ya da her türlü etkıye karşı suyun#nötrleme,arındırma gücünü kullanabiliyoruz.
Hayatınız için olmasını istediğiniz her şeyı ”MAVİ IŞIK enerjisi ile (ne istiyorsanız NET biçimde düşünerek) SU gibi akıp hayatıma girmesini onaylıyorum” cümlesiyle isteklerinizi zihninizle birlikde suyla birleştirin. Bu suyu dileklerinizi düşünerek yavaş yavaş için.

Ağrılarınızdan kurtulmak, sakınlik, uyku için de suya kodlamınızı yapınız… Bardağınız MAVİ renkde bir bardak olsun.
İçtiğiniz suyun size enerji vermesini istiyorsanız; üçüncü göz ve kalp
çakrası ile birlikde oluşturduğunuz mavi lazer ışınını bu suyla doldurun. ” MAVİ IŞIK ENRJİSİNİ akıttığım bu suyun içine neşemi, huzurumu, gücümü tüm hücrelerime yüklüyorum ” kodlamasını yapın ve için. Bu işlemi turuncu renkli bir bardakla yapın.

Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Neden hastalanınca iştahımız kesilir hiç düşündünüz mü? Acaba vücudumuz, sindirim sistemini kapatarak hastalıkla tüm gücüyle ilgilenebilmek için bize işaret mi veriyor?
water-fasting-for-weight-loss
Uzun süreli açlık diyetinde su dışında hiçbir besin maddesi alınmaz. Yazar olarak ben şahsen 3 hafta boyunca hiç yemek yememiş birini tanıyorum, kendisi 2 haftadan sonra hayatımda hiç görmediğim kadar sağlıklı bir şekilde karşıma geçmiş ve vücudundaki değişiklikleri anlatmıştı. Söylediğine göre bütün eski yaraları tamamiyle yok olmuş, vücudu kendini onarmak için yaralardaki malzemeyi kullanmıştı. Ayrıca astımı ve gluten intoleransı da kaybolmuştu. Bana kendini yeniden doğmuş gibi hissettiğini söylüyordu.

Aşağıdaki makaleyi The Telegraph gazetesinde bulduk. Sıcağı sıcağına sizin karşınıza getiriyoruz:
Fasting-Diet
3 günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizması yeni akyuvar oluşumunu tetikleyerek vücudun bağışıklık sistemini tamamiyle yeniliyor.

Çığır açan bir araştırmaya göre 3 günlük oruç yaşlılarda bile vücudun bağışıklık mekanizmasını komple yenileyerek vücudun dinçleşmesini sağlıyor.

Diyet uzmanları tarafından oruç diyetleri sıkı bir şekilde eleştirilse de, araştırmaya göre vücudu aç bırakmak kök hücreleri tetikleyerek yeni akyuvar üretilmesine yol açıyor.

Güney Kaliforniya üniversitesindeki bilim adamları bu bulgunun bağışıklık sistemi zarar görmüş hastalarda mesela kemoterapi gören kanser hastalarında çığır açabileceğini belirttiler.

Ayriyeten bağışıklık sistemleri yaşlılık nedeniyle zayıflamış,ve basit hastalıklara karşı bile dirençsiz kalmış yaşlılarda da bu oruç faydalı oluyor.

Açlık vücuttaki kök hücrelerindeki bir düğmeyi aktif hale getirerek vücudun bağışıklık sisteminin kendini yenilemesini gerçekleştiriyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki gerontoloji ve biyolojik bilimler profösörü Walter Longo’ya göre oruç kök hücrelere ‘AKTİF OL’ emri vererek onların bağışıklık sistemini yenilemesine neden oluyor.
shutterstock_139450574

Ve işin güzel tarafı vücut bu bağışıklık sistemini yenilemek için gereksiz ve hasarlı parçaları yokederek bunlardan elde ettiği malzemeyle yeni sistemi oluşturuyor.

Kemoterapi yada yaşlanma nedeniyle aşırı şekilde hasar görmüş bir sistemle başlasanız bile oruç döngüleri kelimenin tam anlamıyla yeni bir bağışıklık sistemi oluşturulmasına neden oluyor.

Uzun süreli açlık, glikoz ve yağ depolarını kullanmak için vücudu zorlar ama aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin de önemli bir bölümünü yokeder. Beyaz kan hücrelerindeki bu azalma kök hücre bazlı rejenerasyonu tetikler ve bu da yeni bağışıklık sistemi hücrelerinin değişimini gerçekleştirir.

Yapılan testlerde insanlardan altı ayı aşan sürelerde 2 ile 4 gün arasında oruç tutmaları istendi.

Uzun süreli oruç sırasında yaşlanma ve kanser riskini ve tümör büyümesini artıran bir hormon olan enzim PKA da azalmış bulundu.

Doktor Longo’ya göre, uzun süreli açlık süresince vücut hücreleri azalan enerjiyi korumaya çalıştıkları için öncelikli olarak hasarlı ve çok verimli olmayan bağışıklık hücrelerini yok etti.

Hem insan hem hayvanlarda ölçümlerimize göre akyuvar sayısı kayda değer miktarda azaldı. Ardından kişi tekrar yemeye başlayınca tüm akyuvarlar tekrar yerine geldi. Biz acaba nereden ortaya çıktı, nereden üredi bu akyuvarlar diye merak ettik. Kök hücrelerinin aktifleşip bunları ürettiğini sonradan bulduk

dedi.

72 saat tutulan oruç aynı zamanda kemoterapi gören kanser hastalarına da faydalı oldu.Araştırmanın yazarlarından olan USC Norris Kanser merkezi asistan profösör Tanya Dorff’a göre

Kemoterapi hayat kurtarmasına rağmen vücudun bağışıklık sistemini önemli miktarda çökertir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre uzun süreli açlık kemoterapinin zararlı etkilerini büyük miktarda azaltıyor.

Daha fazla klinik test yapılmalı. Ve böyle bir diyet kesinlikle doktor gözetiminde yapılmalı.

Profosör Longo ayriyeten belirtti ki, daha fazla klinik deneyler yapmaktalar ve sadece bağışıklık sistemi değil diğer organ ve sistemlerin de olumlu olarak etkilendiği bulunabilir.

Fakat burada belirtmekte fayda var ki bazı İngiliz bilim adamları bu bulgulara kuşkuyla yaklaştılar.

Londra üniversite hastanesi profösörlerinden Doktor Graham Rook’a göre böyle bir şey katiyen mümkün değil.

UCL’de yeniden oluşturma ilaçları Profösörü Chris Mason’a göre: Çok ilginç sonuçlar bulunmuş. Bu araştırmaya göre 72 saatlik bir açlık sırasında vücudun akyuvar ve diğer bağışıklık hücresi sayısı hatırı sayılır miktarda azalıyor, ardından tekrar yemek yenildiğinde bu sefer hücre sayısı eskisinden de yüksek miktarda geri geliyor. Potansiyel olarak faydalı olabilir, çünkü 72 saat çok uzun bir süre değil, kanser hastalarını geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verdirecek kadar bir süre değil. Bence en doğru devam yolu bir şekilde ilaçlarla birlikte oruç tutturmak hastalara. Ayrıca oruç konusunda kesin olarak emin olduğumu söyleyemem insanlar düzenli yemek yiyerek savaşıyorlar hep hastalıklarıyla.

Doktor Longo’ya göre oruç zarar vermiyor, tam tersine bulgulara göre fayda sağlıyor.

Kanser hastalarından yüzlerce e-mail aldım. Onkolojistleri gözetiminde oruç tutuyorlar ve çoğunda ilerleyiş olumlu yönde. Sadece az sayıda yan etki görüldü bayılma ve karaciğer işaretleyici testlerinde kötü sonuç tespit edildi. Bunun dışında herhangi bir yan etkiye rastlanmadı.

kAYNAK: SUPERİLERİ.COM

Yumurta Kaç Günlük…

10583812_758781657515923_8994611680096447822_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar.

12249866_1187120077982697_8086087863299289349_n[1]

 

Çin’de yüz okuma tezinin sahibi M.Ö. 3.asırda yaşadığı sanılan filozof Gui-Gu Tze’nin Xiang Bian Wei Mang isimli kitabı bugün de basılmakta ve fizyonomi öğrencileri tarafından üzerinde çalışılmaktadır.

Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar. Çin yüz okuma sisteminde yüz Yin-Yang’ın Taoist teorilerine göre 108 temel bölgeye ayrılıyor ve bu bölgelerin her biri vücudumuzdaki organların karşılığı oluyor. Yüz bölgelerindeki biçimlenmeler, renk ve doku değişimleri ise karşılık geldikleri organların ne kadar sağlıklı olduklarına dair ipuçları veriyor. Böylece kişilerin mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına göre değerlendirmeler yapılıp tedavi yöntemleri önerilebiliyor.

Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?

Böbrek: Çok fazla çalışıyor, az uyuyor, yüksek miktarda kahve içiyor ve fazla sorumluluk yükleniyorsanız gözlerinizin altındaki yarım ay şeklindeki böbrek/karaciğer bölgesine bakın. Eğer bu bölge şişik ve mora çalan bir renkteyse bu çok çalıştığınız, adrenalinizi tükettiğiniz, yağlı yemekler yediğiniz ve sıvı dengenizin bozulduğu anlamına geliyor. Kulaklarınız deri renginizden daha koyu ve kırmızı renkteyse şayet, bu durum da çok enerji harcadığınız anlamına geliyor. Gözlerinizin iç köşesi çukurlaşmış ve koyu mavimsi bir renk almışsa aynı tanılar yapılabilir.

Karaciğer: Yüzünüzdeki böbrek/karaciğer bölgesi koyu kahverengiyse ve bulanık bir görüntü arz ediyorsa, karaciğerinizin işlevi yavaşlıyor demektir. Bunun sebebi gerginlik, stres, öfke, yağlı yemekler veya alkol olabilir. Eğer bu görüntüye başınızın yan bölgesini kaplayan bir acı, çenede gerilme, kaşlar arasında uzunlamasına iki çizgi de eşlik ediyorsa, yağ ve hormonal dengeniz bozulmuş olabilir. Yağ miktarını azaltmaya bakmalısınız. Kaşlarınızın arasındaki iki çizgi, çengel şeklinde daha küçük iki çizgiyle tamamlanıyorsa, safra kesenizde bazı problemler baş gösterebilir. Aman dikkat! Alnınızdaki benekler veya çizgiler ise yağlı besinler veya aşırı süt ürünü tükettiğiniz anlamına geliyor.

Mide ve Bağırsaklar: Ağız bölgesi, mide ve bağırsakların enerjisini gösterir. Yüzün aşağı bölgesi de karın bölgesine ilişkin işaretler verir. Beyaz noktalar veya deri altında kabarcık hissi ya da deri de oluşan lekeler bir tür mantar hastalığı olan maya enfeksiyonu, fazla şeker veya süt ürünleri kullanımına işaret eder. Çeneniz kırmızı ve şişkinse bu, organlarınızda yapısal bir zayıflık veya karın bölgenizde bir sıkışıklık olduğu anlamına geliyor. Alt dudağınız dışarıya çıkık duruyorsa kalın bağırsağın aşağı kesiminde uyuşukluk ve işlev yavaşlaması var demektir. Üst dudağınız çatlak, kırmızı ve köşede noktalar varsa bu, midenizdeki asitlenme, yanlış diyet nedeniyle de midenizde yanma olduğu anlamına gelir. Gözlerinizin iç tarafından yanaklarınıza doğru inen çizgiler başka bir bağırsak problemine işaret eder. Ağız çevresinde sarı renk çizgi veya dudakların renksiz oluşu sindirim enerjisinin zayıf olduğu, beslenme şeklinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelir. Yeşil renk, karaciğerin ana problem olduğu, çok ince dudaklar ise çalışma delisi bir karakteri gösterir.

Akciğer: Burun delikleri etrafında ve yanakların alt kısmında kırmızılık ve şişkinlik, akciğerlerde rahatsızlık ve balgam oluşumuna işarettir. Eğer bu bölge aniden kızarır ve kurursa, bronşit rahatsızlıkları her an baş gösterebilir demektir.

Enerji ve Canlılık: Çin tedavisinde kaşlar yaratıcılık yeteneğini, zihinsel becerileri ve enerji düzeyini gösterir. Ayrıca diğer insanlarla, ailemizle ve toplumla nasıl iletişime geçtiğimizin de alameti olabilir. Kalınlık ve genişlik arttıkça bu, kişinin daha güçlü, hırslı, iradeli, direşken ve aktif olduğunu gösterir. İnce kaşlar ise hassasiyet, sağlık açısından da kırılganlık göstergesidir. Farklı yönlerde çıkan kaşlar huzursuz ve aceleci, odaklanmak için diğerlerinin yardımına ihtiyaç duyan bir yapıyı işaret eder. İnce ve sivri kaşlılar ise yenilikçi, iradeli, bağımsız, öncü ve üstünlük kaygısı, en iyi olma kaygısı güden insanlardır. Hilal şeklindeki kaşlara sahip olanlar karar verirken sezgilerine dayanan ve diğerleriyle çalışmayı seven kişiliklerdir. Kaşları kenarlara geldikçe dağılan kişiler de tiroit bezlerinde problem olabilir.

KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜREN MUCİZE İÇECEK

13-08-2013-15-05-4511[1]

 

Bay Seto akciğer kanseri. Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başlıyor.  3 ay boyunca düzenli şekilde bu içeceği kullanıyor ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.

Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler ;

1 adet pancar kökü

1 havuç

1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.

Bu mucize sayılabilecek içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:

1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.

2)Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.

3)Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.

5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.

6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.

8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.

9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.

10) Saman nezlesine iyi gelir.

kaynak: galaksi arşivi

Feminen Doğanızı Uyandırmanın 15 Etkili Yolu…

gulenaypema[1]

 

Herkesin kim olduğunu tanımlayan feminen ve maskülen nitelikleri vardır.

Hedef odaklı, ilerleyen, işleri sonuna erdiren ve ileriye götüren bir ifadede, maskülen doğadayızdır. Hayatın akışında kaldığımızda, yaratıcı enerjiyle olduğumuzda, dans ettiğimizde, sevgi dolu olduğumuzda, yaşamdan keyf aldığımızda ve iç hissiyatlarımızla uyumda olduğumuzda da feminen doğayı ifade ediyoruzdur.

İki karşıt enerji gerekiyor ki bütün bir insan olarak hissedebilelim. Varoluşun temeli de budur, dualite, karşı kutupların etkileşimi. Erkekler daha ziyade maskülen enerji ile kendilerini tamınlasalar da onlar da olayları akışına bırakmaktan zevk alırlar, ama aynı zamanda net, yön verici ve ilerleyen ifadede kalmayı severler.

Hepimiz için hem maskülen hem de feminen eğilimleri ifade etmek yaşamda tatmin hissettirir.

Kültürümüzde maskülen değerler ilerleme ve geleceğe yönelik olmayı ifade ettikleri için daha ‘değerli’ görülürler. Bu durum dengenin bozulmasına neden olur, hem bireysel hem küresel boyutta.

Maskülenliğe olması gerektiğinden daha fazla değer verdiğimizde, zamanımızın çoğunu iş peşinde koşarak, hedefleri tutturmaya çalışarak, sürekli geleceği düşünerek geçirir, dinlenmeye, tatil yapmaya ve başkaları ile spontane iletişim kurmaya çok az zaman ayırırız. Maskülenliğe daha çok değer verdiğimizde, insan-üretimi şeylere daha bağımlı olmaya başlarız, akıllı telefonlar, ipadler, bilgisayarlar… ve doğada git gide daha az zaman geçirip, yaratıcı doğamızı ifade etmez hale geliriz.

Daha fazla maskülen olup, feminen değerleri arka plana attığımızda, bu durum bize hep eksik olduğumuz hissiyatı verir ve bir şeylere özlem hissettirir, ne olduğunu bilmesek bile. Bazen kendini tazelemeye, bazen çılgınca yaşamaya, bazen kaynakları bol olan bir yaşama, bazen doğal ve spontane olmaya… ama neyin hasretini çektiğimizi, neden tatminini hissetmediğimizi bilmeyiz… Oysa ne kadar da çok çalışıyoruzdur tatmin olabilmek için.

Hasretini çektiğimiz şey, feminendir. Bilmesek de aradığımız feminen enerjidir.

Eğer stres altındaysak ve tazelenme arayışındaysak, emin olun buna sahip olabilirsiniz. Size bu makalede feminen enerjiyi tekrar canlandırmanın ve hayatınızda ve dünyada yaşatmanın 15 farklı ve efektif yönünü anlatacağım.

  1. İfade

Birçoğumuz o kadar yoğunuz ki, durup, içimizde neler oluyor dinlemeye vakit bile ayırmıyoruz. Eğer hep dışadönük davranıyorsak, bu durum içimizde bir bölünme yaratır, içimizdeki kalbin derin hissiyatlarından koparız.

Bu durumu düzeltebiliriz elbet. Yapmanız gereken, içsel olarak kim olduğumuzla bağlantı kurmaya başlamak. Bunu yapmanın en güzel yolu duygularınızı ifade etmeye başlamaktır. Bir defter alıp duygularınızı yazmak oldukça rahatlatıcı ve oldukça basit bir metotdur. Sadece duyguları değil, düşünceleri, bedensel hissiyatları yazabilirsiniz. Bu şekilde, yavaş yavaş feminenin dünyasına girmeye başlarsınız… Hisler alemine dokunmaya…

  1. İnançlarınızı Gözden Geçirin

İçinizde şu durumu gözden geçirin: Feminen olma konusunda, manevi, zihinsel, fiziksel ve sosyal seviyede bir direnç hissediyor musunuz?

Direnç, negatif enerjinin ardındaki enerjiyi ifade etmek için kullandığımız bir kelimedir.

Reglilerinizle ilgili bir direnç (negatif duygu) hissediyor musunuz? Birisinin eşi olmaya karşı direnç hissediyor musunuz? Göğüslerinize karşı direnç hissediyor musunuz? Makyaj yapıp, yapmamaya karşı direnç hissediyor musunuz? Başkalarınıza kendinizi açma konusunda direnç var mı? Doğal doğum yapabilmenize karşı direnç var mı?

Dirençlerinizin kök inanç mekanizmalarını bulduğunuzda, bu inançları bırakmaya çalışın. Kendinize sürekli söylediğiniz kelimeleri izleyin, tekrar ettikçe bu kelimeler sizin inancınız haline dönüşür. İçinizdeki femineni uyandırmanın en güzel yönlerinden birisi de feminen ile ilişkilendirdiğiniz dirençleri (negatif inanç ve duyguları) serbest bırakmaktır.

  1. Bedeninizi Kucaklayın

Kültürümüz feminen bedeni ile savaş içinde. Sonuç olarak biz de kendi bedenimizle savaş içindeyiz. Feminen kendine has yönlerle ifade bulur. Eğer bedeninizin bazı yönlerini beğenmiyor ve negatif duygular besliyorsanız, yani direnç varsa, feminen doğanıza karşı direnç var demektir.

Sağlıklı ve zinde olmak bu bedene gıda olarak ne aldığımıza, nasıl hareket ettirdiğimize bilinçli olarak karar verebilmek direkt olarak feminene verdiğimiz değerle alakalıdır.

  1. Dans

Dans… Bu konu o kadar net ki, çok fazla kelime ile anlatmama gerek yok, dans etmek feminenin en temel doğasıdır. Bedenle dansın zaman içinde yaşamla dans edebilme yetisine dönüşmesi feminen doğanın mucizevi açılımlar yarattığı alanlardandır.

  1. Doğaya Çıkın

İçimizdeki enerjiler gibi dış dünyada da mekanlar ve ortamlar maskülen ve feminen enerji özellikleri taşırlar. Feminen, yaşam gücü enerjisidir. Ormanlar, parklar, nehirler, rüzgar, deniz, tüm doğa feminen enerjidir. Yeniler, yaratır, döngüseldir, her anı buram buram yaşamdır. Bir tane ağaç bile olsa şehrin içinde, onun altında oturmak bizi tekrar feminen doğaya bağlar.

  1. Yaratıcı Olun

Feminen enerji yaratıcı güçtür. Yaratıcı güç olan feminen enerjinin tezahürü kadın bedenindedir. Bedenlerimiz yaşam yaratmak için tasarlanmıştır.

Feminen EnerjiYaratımın bir çok yönü vardır. Sanatsal ifadeler, yazı, dans, resim, yeni fikirler üretmek gibi. Ne yaratmak istediğinizi düşünün. Akışınıza izin veren her şey feminen manasına gelir.

Rutininizin dışına çıkıp resim yapmaya başlayın, şiir yazın, şarkı sözü yazın ya da nefis bir yemek yapın hem kendiniz hem de dostlarınız için.

Yapılanların ‘iyi’, ‘mükemmel’ olması gerekmiyor… Yalnızca yaratılmış olsunlar. Beklentileri bırakın, yaratım aşkına!

  1. Duygusal İfadenizi Taçlandırın

Maskülen mantık ile tanımanırken, feminen duygular aracılığı ile ifade bulur. Hepimizin duygusal bedeni var, ama birçoğumuza duyguları nasıl anlayacağımız öğretilmedi.

Eğer duygularınız konusunda kafanız sık karışıyorsa, merak etmeyin, kendinizle uyumlanmayı öğrenebilirsiniz. Bunu nasıl hissettiğinizi gün içinde dinleyerek yapabilirsiniz. Hissiyatlarınızı anlamaya başladığınızda, otomatik olarak daha bütün, tam hissetmeye başlarsınız.

  1. Spontaneliğe ve Doğallığa Değer Verin

Gerçekçi olalım, tatile, başkaları ile iletişimde olmaya, her şeyi durdurup es vermeye, keyif yapmaya ve dinlenmeye yeteri kadar önem vermiyoruz. Hep çok çalışıyoruz (aşırı maskülen) ve böyle olduğunda da yaşamın coşkulu spontaneliğini tecrübe edemiyoruz. Hep olması gerektiği gibi olmaya çalışıp, gerçek doğal hallerimizden kopuyoruz. Doğal olmak ne demek unutuyoruz ve şartlanmalar ve beklentiler silsilesi içinde kaybolup kim olduğumuzu unutuyoruz.

Eğlenceli olmak, doğal ve spontane olmak için hep bir sonraki tatili bekliyoruz. Hep bir sonraki doğal anı beklemenize gerek yok! Her gün mini tatiller verebilirsiniz kendinize

İşe öncelik belirlemekle başlayın. Rahatlama zamanını öncelik listesine alın. Kitap okuma, müzik dinleme, yoga, kısaca anı yaşamanıza olanak sağlayan, ‘kendi kendine’ zamanı yaratın. Aşırı çalışan halinizden çıkmaya başladığınızda, yeniden kendiniz olmaya, doğal ve spontane olmaya başlarsınız.

  1. Dönüşüm İçin Ortam Yaratın

Bazılarımız feminenin sessiz sakin ve teslim olan olduğunu düşünüyor ama bu hikayenin ufak bir bölümü. Feminen enerji muazzam dönüşüm kapatisesine sahip. Yaradan 9 ay içimizde başka bir canlıyı taşıyabilmemiz için gerekli her gücü kadınlara vermiş. Neden? O hormonal iniş çıkışlarla, deli eden sancılarla, mide bulantıları ve duygusal gelgitlerle başka kim baş edebilir. Ancak güçlü bir enerjiye sahip kadın! Bu da demek oluyor ki dönüşüm için gerekli tüm duygusal güç, feminen enerjinin doğası. Duygular muazzam bir güce sahiptir, onları anlayıp, dönüştürdüğümüzde hem çocuklarımızı, hem eşimizi, hem çevremizi dönüştürme gücüne sahip oluruz. Üstelik kaba kuvvet kullanarak, kabalıkla, iterek kakarak değil, doğal olarak akışında. Tıpkı doğa gibi. Meltemi de var fırtınası da her şey dengesinde, yerli yerinde. Doğa sürekli dönüşüm döngüsünde. Kadının ay döngüsünde olduğu gibi.

  1. Kız Kardeşlik Sevgisi

Gulenay PemaDiğer kadınlarla vakit geçirmek, ruh birlikleri, içten hissiyatların paylaşıldığı, şefkat ve destek ortamları yaratmak muazzam şifa vericidir. Sevdiğiniz kadın arkadaşlarınızla sık sık biraraya gelmek, ve birbirinize projelerde, çocuklarla ilgili destek olmak, fikir vermek, birlikte yemek yapmak, gülmek, ağlamak, kendinizi arkadaşlarınıza açmak… Tarifi mümkün olmayan bir feminen enerji açığa çıkarır. Kalbiniz şükürle dolar taşar. Daha ne diyelim!

  1. Haz Algısını Arttırmak

Maskülen enerji genellikle düşüncelerde kendini kaybeder, feminen ise his ve haz aleminde.

Feminen enerjinizle yeniden bağ kurabilmek için tat duyunuzu aktive edin, kaliteli bir çikolata, nefis bir yemek, damak zevkine hitap eder ve hazzı arttırır.

Dokunma duyunuzu aktive edin. Alışveriş yaparken dokunduğunuz kumaşlar, yatağınızda, banyoda kullandıklarınız, bedeninize değenler. Doğal aromalar, çiçek kokuları. Göze hitap eden güzelliklerle bezenmek, insan veya doğa yaratımı. Bedensel duyularımızla bağlantıda olmak, hamam, bitkisel rahatlatıcı banyolar, güzel bir aromaterapi masajı. Hazları harekete geçirin.

  1. Anne Sevgisi

Annenizle olan ilişkinizi şifalandırmak, feminen doğanızla olan ilişkinizi tamamen dönüştürür.

Feminenle olan ilk temasınız anneniz aracılığıyla gerçekleşir. Eğer annenize karşı direnç varsa, o zaman içinizdeki feminene karşı da direnç var demektir. Bu da demek oluyor ki feminen doğanızı aktive etme sürecinde en önemli adım annenizle olan ilişkinizi mercek altına almak ve iyileştirmek.

Peki bunu nasıl yapacağız? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Öncelikle, annenizi olduğu gibi, kendi feminen münhasırlığında kabul ederek. Onları size aktarmış olabilecekleri herhangi bir sağlıksız düşünce ve duygudan ötürü affederek. Annelerimiz her zaman ellerinden gelenin en iyisini yaparlar, ve bizim öğrenip, büyümemiz gereken kendi derslerimiz vardır.

İkinci olarak, annenizin nerede bitip, sizin nerede başladığınızı idrak etmek. Annenizden ayrı bir varlık olduğunuz hissiyatına ulaştığınızda, kendi otantik varlığınıza adım atabilir ve feminen doğanızı tezahür ettirebilirsiniz. Yani kendi kendinizin kadını olmaya başlayabilir, kendinizi keşfetmeye, feminenin gizemlerini keşfetme yoluna girebilirsiniz.

  1. Anne Olmak Ne Demek Anlamak

Çocuklarınız olsa da olmasa da, birçoğumuz annelik hakkında sağlıksız fikirlere ve hislere sahibiz. Ya anneliğe karşı sağlıksız bir direncimiz var ya da anne olmak bu dünyada olmamızın yegane sebebiymiş gibi bir inanış… Her iki hal de bizi sağlıksız birey veya sağlıksız anne yapar.

Zaman ayırıp, annelik sizin için ne manaya geliyor bir bakın. Annelik ne hissettiriyor, anne olmak denince ne düşünüyorsunuz, aklınıza ilk gelen kelimeler neler?

  1. Sezilerinizi Dinleyin

Sezilerle bağlantıya geçebilmenin yolu, anda kalabilmek ve hissiyatlarınızın farkında olmaktan geçiyor. Hayatını sürekli mantık ile yürüten bir kadın muazzam anlamda içindeki feminenden kopuktur. Feminenlik, alıcı, hislere ve sezilere açık bir doğa halidir. Yönetmeye, mantıklı açıklamalar getirmeye, mazeret ve tanımlara yer yoktur burada. Alıcı, gözlemci, akışındaki bir nehir gibi bir haldir. Bu hal, etrafımıza ördüğümüz duvarları indirmek manasına gelir. Hakiki bir açıklıkla, fiziksel boyutun ötesindekileri algılamaya açık olacak güven hissiyatına sahip olmaktır. Yaşama kayıtsız şartsız güvenmek demektir. Yaradılışa güvenmek, Yaradan’a güvenmek demektir. Güven, feminen doğaya aittir. Sebepsiz, şartsız, analizsiz. Seziler hiç yanıltmazlar. Duyabilirseniz eğer.

  1. Kendinizi Sevmeyi Öğrenin

Samimi bir kalp açıklığı, sevgi, şefkat ve hem kendinize hem de dünyaya karşı iyi niyet geliştirmeyi öğrenin. Modern yaşam her durumda kendimizi ortaya koyup, rekabetçi düzenekte kendimizi göstermemiz için bize at koşturtur. Ve kalp açıklığı, şefkat, anlayış gibi değerlere yer yoktur böyle hızlı ve hedef odaklı bir dünyada. Ama bunun faturasını kadınlar olarak göğüs kanseri olarak ödüyoruz. Bu yarışın sonucunda ölüyoruz. Hassas bioritmimiz, sürekli ‘yapan’ bir hal ile artık başa çıkamıyor. Artık bunları değiştirme zamanı, önce kendimiz üzerinde. Çünkü değişim herkesin kendi bedeninde, kendinde başlıyor. Dışardan değil, içerden değişim bu dünyanın dönüşmesini sağlıyor. Bunun kanıtları her geçen gün daha da net.

Şimdi, değiştirmek istediğiniz üç şey belirleyin. Günlük yaşamınızda bu üç şeyin geçerliliğine bakın. Örneğin, haftada bir, bir arkadaşınızı arayarak onu hiç bir şekilde eleştirmeden, şefkatle dinleme yetinizi geliştirebilirsiniz. Ya da her gün kendinizi ‘kendini seven’ bir davranışa adayabilirsiniz. Ya da pediküre gitmek, bir projeyi bitirmek, ya da sürekli düşünüp durduğunuz bir kıyafeti almak için harcadığınız zaman yerine uyumayı seçebilirsiniz.

Size iyi gelecek ne var bileceğinize dair kendinize güvenin. Ben size güveniyorum!

kaynak: Gülenay Pemanın bloğu

BEDENİNİZLE SAVAŞMAYI BIRAKIN

12244359_1643160522623875_6825983530459517842_o[1]
Blossom Benedict

Bir doktorun ofisinde, doktor gelmeden önce gözlerimde yaşlarla oturduğumu hatırlıyorum. Geleceğini bildiğimi sözcükleri korkuyla bekliyordum.

“Pekala, bu test negatif çıktı.” Veya “Sende ne olduğunu hala bilmiyoruz.” Ya da “Başka bir test yapmak istiyoruz.”

Sindirim sistemimde garip bir rahatsızlık geliştirdim, hiç kimsenin çözemediği bir rahatsızlık. 18 yaşında teşhis edilen bir tiroit sağlık durumunun yanı sıra geldi. Buna tekrar tekrar yapılan diz ameliyatlarını ekleyin, bedenim ve ben savaştaymışız gibi hissettiriyordu.

Daha iyi olmayacaktı. İstediğim şey olmayacaktı. Hayal kırıklığı yaşatmıştı. Doktorları listeye ekleyebilirim. Bana yardım edemediler. Beni umursamadılar. Beni hayal kırıklığına uğrattılar.

Hayal kırıklığım kızgınlığımı körükledi. Doktorları unutun: Onlara rağmen daha iyi olacaktım! Alternatif şifacılar aramaya başladım. Temizlikler, meditasyon, her tür diyet yaparak başladım, yoga bağımlısı oldum, hatta güneşe bakmaya başladım. Bulduğum her yeni şeyi sağlık incili yaptım. Her yeni insan yanıta sahip olabilirdi.

Yeni bir semptom alevlenene dek yanıtları vardı, yanıtları beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Sonra bir gün, gayretli şekilde yanıtlar ararken, yolum beklenmedik bir yöne girdi. Yanlışlıkla bazı ilgi çekici yeni sorulara tosladım.

– Bedeninizin gereksinimlerini bilen tek kişi ya siz iseniz?
– Ya bedeniniz aslında gereksinim duyduklarını size anlatabiliyorsa?
– Sizde YANLIŞ olan hiç bir şey yoksa ve bedeniniz gerçekte iletişim kurmaya çalışıyorsa?

Bu soruları sinir bozucu buldum. Önce ne yapmam bekleniyordu? Ne yemeliydim? Nasıl oturmalıydım? Bu insan bana hiç bir şey anlatmıyordu!
Yine de sorular içimi kemiriyordu. Bedenim gerçekten benimle konuşuyor muydu? Tüm o yıllar boyunca onu görmezden mi geldim? Bu kadar uzun zamandır bana ihanet eden bedenim dediğim bu şeye güvenebilir miydim? Dinlemek için kendime yeterince güvenebilir miydim?

Alternatifler olarak gördüğüm şeylerden tükenmiş olarak – ve 14 gündür sadece lahana ve salatalık suyu içmekten aç – teslim olmayı seçtim.
Yanıtlar değil, sorular sağlığa yolculuğumu sonlandırdı. Ve bu aynı soruları bugün size getiriyorum.
– Sağlığınızı ve bedeninizi düzeltmeyi başka birilerine vermeye çalışmayı bırakmaya istekli olur muydunuz?
– Bedeninizle iletişim kurmayı öğrenmeye istekli olur muydunuz?
– Bildiğiniz şeyi takip etmeye istekli olur muydunuz?

İşte sağlığımı geri alma ve kendi bedenimi iyileştirme yolunda 10 yeni alet ve soru;

1. Bedeninize Sorular Sormaya Başlayın
Bedeniniz ile başka bir insanmış gibi konuş mu demek istiyorsun? Evet! Bedeniniz sizinkinden farklı olan bir farkındalığa sahiptir. Onu bir dostmuş gibi düşünün. Bir şey yemeden önce, sorun, “Bedenim bunu arzuluyor musun?” Egzersiz programınızdan önce sorun, “Bedenim, bugün nasıl hareket etmek istersin? Tam o anda yanıtlar almayabilirsiniz; ama, bedeninizin kendi bakış açısına sahip olabileceğini düşünme alışkanlığını edinmek ikinizin iletişim kurma sürecini başlatacaktır.

2. Bedeninizin Dilini Öğrenin
Bedeninizden onu anlamanıza yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ayakta durarak “Bedenim, bana eveti göster” ve sonra “Bedenim, bana hayırı göster” diyebilirsiniz. Çoğu insan tutarlı olarak evet için bir yöne, hayır için diğer yöne eğilir. Bedeninizin konuştuğu dili anladığınızda, ona sormaya başlayabilirsiniz, “Bu peyniri yemek ister misin?” veya “Yürüyüşe çıkmak ister misin?” Bununla oynayın!

3. Hafif Olanı İzleyin
Her birimiz için farklı şeyler doğrudur. Sizin için doğru olan şey hafiftir. Ağır olan şey bir yalandır. Bir şey okuyorsanız ve sizi gülümsetiyorsa veya gözleriniz parlıyorsa, o sizin için doğru olabilir. Neden başka bir soru sormuyorsunuz? Bedeniniz büzülüyorsa veya mideniz alt üst oluyorsa, o sizin için doğru olmayan bir şeydir veya arzu ettiğiniz şeyi yaratmaz. Başka nereye bakabilirsiniz?

4. Değişimi Zorlamayı Bırakın
Kesinlikle acınası görünen spor salonlarına koşuşturan insanları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz? Bedeninizin tükürmek istediği kaç tane diyet yaptınız? Bedeninizle aranızdaki iletişimi artıracaksanız, bedeninizin yapmak istemediği şeyleri yapması için onu zorlamayı bırakmak ve aynı ekipte oynamaya başlamak zorunda olacaksınız. Bedeniniz koşmaktan nefret mi ediyor? Bedeniniz koşmayı sürdürürseniz dizlerinizin patlayacağı farkındalığına sahip olabilir. Bedeniniz hangi hareketlerden keyif alırdı?

5. Etiketleri Kesin
Toplumumuz etiketleri ve teşhisleri sever. Ne kadar sıklıkla bir teşhis sorular sormaya son vermek için gerçekten bir izindir? Reflüm var. Sizin var mı? Bedeniniz sıklıkla reflü dediğimiz semptom ile biraz önce yediğiniz şeyi beğenmediği bilgisini veriyor mu? Hiç domates yiyemediğiniz veya bedeninizin domates ile iyi olduğu zamanlar bulunduğu doğru mudur? Eğer son çare olarak başvuracağınız bir teşhisiniz olmasaydı, bedeninizin her an neyi arzuladığının farkında olmak zorunda olur muydunuz?

6. “Sağlık” Oyununu Bırakın
Evet beni duydunuz. Beslenme uzmanları bunun için benden nefret edecekler, ama neyin sağlıklı olduğu neyin sağlıksız olduğu ile ilgili o kadar çok bakış açısı topladık ki, bedenimizin ondan hoşlanıp hoşlanmayacağını görme şansına sahip olmadan yiyecekleri yargılamaya başlıyoruz. Lahana sağlıklı öyle değil mi? Tiroitiniz az çalışıyorsa, sağlıklı değil. Domates sağlıklı öyle değil mi? Reflünüz varsa değil. Şeker sağlıklı değil. Gerçekten mi? Her zaman mı?

Sizin için iyi ve kötü olan tüm yiyeceklerin listesini dikkatle yaratabilirsiniz ya da size yiyecekler ile ilgili anlatılmış olan her şeyi silip bedeninize her an neyi arzuladığını sorabilirsiniz. Bedeninizin ne kadar çok şey bildiğine ve aslında size karşı işlememeye çalıştığına şaşıracaksınız. Bu harika hissettirecek!

7. Geri Bildirimi Değerlendirin
Baş ağrısıyla ne kadar sık hayal kırıklığına uğrarsanız? Ya da beliniz ağrıdığında keyfiniz kaçar? Bedeninizdeki ağrı ya her zaman kötü bir şey değilse? Bu, bedeninizin sizinle iletişim kurmak için son çaresi ise? Bedeninizde ağrı veya yoğunluk olduğu zaman, minnettar olmak için elinizden geleni yapın ve sorun, “Bedenim, burada bana neyi göstermeye çalışıyorsun?” Yediğiniz bir şeyi mi beğenmiyor? Zehirleyici bir sohbete mi isyan ediyor? Size ne anlatmaya çalışıyor?

8. Değişime İzin Verin
Sizin için bir gün doğru olan şey, sonraki gün doğru olmayabilir. İnsanlar tutarlı olmamızı severler, ama gerçek şu ki siz her gün farklısınız. Farklı bir hava durumu vardır, farklı bir ruh halindesinizdir, farklı gereksinimleriniz vardır. Her zaman ne yiyeceğinizi veya tüm yaz boyunca çalışma planınızı düşünmek yerine, sadece bu an ile uğraşın. Bedeniniz bugün neyi arzuluyor? Tutarlı olmak zorunda değilseniz ne olurdu? Bedeniniz tutarlı olmak zorunda değil!

9. Yargılamayı Bırakın
Her gün bedeninize kaç tane yargılama yöneltiyorsunuz? Eğer köpeğinize çoğu insanın bedenlerine davrandığı gibi davransaydınız, o kaçıp giderdi! Bedeninizin sizinle kolaylıkla çalışmaması şaşırtıcı mı? Bedeninizi yargıladığınız her zamanı fark etmeye başlayın ve her seferinde kendinize, “Bu ilginç bir bakış açısı” deyin. Yargılamalarınızın gerçeğiniz olmadığını kavradığınız zaman, sizi kontrol etmeyi bırakacaklardır. Oradan özgürlük yolunda olursunuz!

10. Minnettarlığı Artırın
Değiştirmeyi istediğiniz şeyler üzerinde durmak yerine, işleyen şeyler için minnettar olmaya başlayın. Bedeniniz ile ilgili minnettar olduğunuz her şeyin listesini yapın ve kendinize bunları her gün hatırlatın. Çok fazla minnettar değil misiniz? Görebilmenize ne dersiniz? Derinizdeki esintiyi hissedin. Düşündüğünüzden çok daha fazla minnettar olacağınız şey var!
Minnettarlık yerinden, yargılama yerinden daha fazla şeyleri değiştirmek çok daha kolaydır. Bunu deneyin!

Bedenim ile ilgili seçimler yapmam gerektiğinde, sessizleşirim ve kendime sorarım, “Neyi biliyorum?” Nasıl hissettiğim hakkında artık başkalarını suçlamıyorum. Doktorların verdiği bilgiler için minnettar olabilirim, ama en sonunda harika hissetmekten kendimin dışında kimsenin sorumlu olmadığını biliyorum.

Bedenim ile birliğe girerek, “sindirim rahatsızlığım” yok oldu, tiroit seviyelerim normale döndü (bu mümkün görünmüyordu) ve tekrar bedenimden keyif almaya başladım!

Artık savaşta olmamak ne güzel bir armağan. Bedeniniz ile savaşa son vermenin zamanı mı? Öyleyse, hangi soruları sorabilirsiniz?

(Çeviri: Saffet Güler)

Şş, Şu Salaklara Şirinlik Yapınca Yemek Veriyorlar…

iltem444-201510270122390690-CA9B1_800x800gs[1]