Magnezyum Klorürün 18 İnanılmaz Faydası

Magnesium-chloride[1]

 

Magnezyum klorür depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla baş etmenize yardımcı olur. Ancak antibiyotik kullanırken ilacın etkisini azaltabilir.

Magnezyum klorür çeşitli enfeksiyonlarla başa çıkmanıza yardımcı olmanın yanı sıra vücudunuzun genç ve enerjik görünmesine ve kalmasına yardımcı olan birçok sağlıklı özelliği içinde bulunduran bir besin takviyesidir. Bu bileşen her türlü yaştan insan için oldukça faydalı ve yararlıdır, ancak tüm aktif maddelerde olduğu gibi magnezyum klorürürün de ihmal edilmemesi gereken birkaç önemli kontraendikasyonu bulunmaktadır.

Magnezyum klorür klorür ve magnezyumdan oluşan bir bileşendir ve sağlık ve güzellik açısından tonlarca faydası bulunmaktadır. Aslında, bileşen endüstriyel olduğu kadar tıbbi amaçlarla da kullanılmaktadır. Siz de Magnezyum klorürün faydaları hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz?

Magnezyum klorür aşağıdaki faydaları sunar:

  • Mükemmel bir kan temizleyicisi işlevi görerek, vücudun pH’ının düzenlenmesine yardımcı olur. Bu faydası sayesinde, magnezyum klorür birçok hastalıkla başa çıkmanıza yardımcı olur.
  • Magnezyum klorür böbreklerde biriken asitten kurtulmanıza yardımcı olarak, böbrek sağlığını teşvik eder.
  • Beyin fonksiyonu ve sinir sinyali iletimini uyararak, genel ruhsal dengeye katkıda bulunur.
  • Kas yaralanmalarını, krampları, yorgunluğu ve/veya kas yorgunluğunun önlenmesine yardımcı olduğu için yoğun fiziksel aktivite yapan atletler için idealdir.
  • Düzgün çalışan kalp damar sistemini teşvik ederken, eş zamanlı olarak kalp rahatsızlıklarının önlenmesine yardımcı olur.
  • İyi kan dolaşımını uyararak ve hastalıklarla savaşarak kötü kolesterolle mücadele eder.
  • Depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla savaşmada da yardımcı olan güçlü bir antistres ilacıdır.
  • Vücut sıcaklığını düzenlemede önemli bir rol oynar.
  • Hemoroid problemlerinin önlenmesine yardımcı olur, bağırsak sağlığına katkı sağlar ve kalınbağırsak yangısı, kabızlık gibi rahatsızlıkların giderilmesinde rol oynar.
  • Prostat problemlerinin önlenmesine ve bu problemlerle baş edilmesine yardımcı olur.
  • Araştırmalar kanserli hücrelerin önlenmesine yardım edebildiğini göstermiştir.
  • Soğuk algınlığı, balgam ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olarak, bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Erken yaşlanmayı önleyerek vücudu daha enerjik yapar ve hücrelerin yeniden büyümesini teşvik eder.
  • Kalsiyumu kemiklere yapıştırdığı için osteoporozu önlemenin anahtarıdır.
  • Magnezyum klorür böbrek taşlarının oluşumunu önleyerek kalsiyum oksalatın böbreklerde birikmesini engeller.
  • Premenstrual sendrom belirtileri azaltarak ve hormon seviyelerini düzenleyerek kadın sağlığına katkıda bulunur.
  • Serbest radikallerle savaşarak tümör ve siğil oluşumunu engeller.
  • Magnezyum klorür temiz arterleri teşvik ederek arteriosklerozu önler.

Magnezyum klorürün kontraendikasyonları

magnezyum-klorür

Magnezyum klorürün sağlık yönünden tonlarca faydası olmasına rağmen, bazı vakalar için önerilmediği ve kullanılmaya başlanmadan önce doktora danışılması gerektiği unutulmamalıdır.

  • Laksatif etkisi sebebiyle ishal vakalarında kullanılmamalıdır.
  • Başta böbrek yetmezliği olmak üzere böbrek rahatsızlıkları olanlar tarafından kullanılmamalıdır.
  • İshali ağırlaştırabileceğinden ülseratif kolit problemi yaşayanlar tarafından alınmamalıdır.
  • Antibiyotik kullanıyorsanız, magnezyum klorür antibiyotiğin etkisini azaltabilir; bu sebeple antibiyotik almadan üç veya dört saat önce kullanılmalıdır.

Magnezyum klorürü nasıl hazırlayabilirim?

Magnezyum klorürü tablet formunda alabileceğiniz gibi, aynı zamanda aşağıdaki malzemeleri kullanarak evde de hazırlayabilirsiniz:

  • 1 litre su
  • 30 gram kristalize magnezyum klorür
  • 1 tahta kaşık

Ne yapmalıyım?

Bir litre suyu kaynatın ve soğutmaya bırakın. Ardından cam bir kavanoza boşaltın ve içinde 30 gr kristalize magnezyum klorür eritin. Sıvıyı tahta bir kaşık ile karıştırın, ağzını sımsıkı kapatın ve kaldırın.

Ne kadar almalıyım?

Almanız gereken magnezyum klorür miktarı mevcut sorununuz ve yaşınıza bağlıdır. İdealde, bu bileşenden ne kadar almanız gerektiğine doktorunuzla beraber karar vermelisiniz. Ancak genelde önerilen doz günde bir ila iki yemek kaşığı arasıdır, ancak 35 yaş üstü olanlar için bu doz yalnızca yarım yemek kaşığıdır.

Dolunayın Enerjisinde Geçmişin Yükleriyle Bağ Kesme Meditasyonu…

12243120_841519982627652_6558039443681040246_n[2]

Nefes çalışmasıyla başlayıp rahatlatıcı bir müzik eşliğinde geçmişte kalmasına rağmen bugünümüze taşıdığımız bir kişiyle ya da durumla bağ kesme meditasyonu yağacağız…

Arkasından görüntüleme tekniğiyle aklımızdaki kişiye içimizdeki her şeyi söyleyip ve ondan cevapları dinleyip kişiden iyice temizleniyoruz.

Ses meditasyonuyla çakralarımızı şifalandırıp dengeye geldikten sonda Deeksha enerjisiyle yeni niyetlerimizi evrene salıvereceğiz…

Bu çalışmayı kaçırmayın ve hemen kayıt olun derim…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Her insan içinde karanlık bir yan vardır.

558834_10151249660912618_92776884_n[1]

 

Her insan içinde karanlık bir yan vardır. Bu bizim kendi içimizde kabullenemediğimiz, kendimizden ve başkalarından gizlediğimiz ve bilinçsizce başkalarına yansıttığımız yanımızdır. Karanlık yan ışığa çıkarılmadığı için karanlıktır. Onu ortaya çıkarıp, sahiplenip, onunla bütünleşmedikçe bu yanımız bizi sürekli engellemeyi, bize her türlü acıyı, korkuyu, mutsuzluğu yaşatmayı ve hayatımıza bu yanımıza aynalık eden insanları çekmeyi sürdürecektir.

Bu karanlık yanımızla bütünleşmemiz, onun engelleyici ve yıkıcı etkisinden kurtulmamızı, kabul edemediğimiz yanlarımızı gizlemek için kullandığımız maskelerde kısılıp kalmış yaşam enerjimizin serbest kalmasını sağlar. Karanlık yanımız bize verecek büyük armağanlara da sahiptir. O bize öğretmek, yol göstermek ve tüm benliğimizi sunmak için mevcuttur.

Aydınlanmaya giden yol sadece tanrısal olanı aramayı değil, karanlık benliğin de tümüyle kanullenilmesini ve böylece muhteşem bütünlüğümüze erişmeyi içerir.”

Debbie Ford “Işığı Arayanların Karanlık Yanı”

Susuzluğun Belirtileri…

12249668_939484636118538_1397680307171231631_n[1]

Kabızlık

Ürperme

Baş

ağrısı

Tatlı isteği

Kas krampları

Kötü nefes kokusu

Sırt ve eklem ağrıları

Ruh halinde dalgalanmalar

Mat, kuru cilt veya kırışıklık

Yorgunluk veya baş dönmesi

Her 25 kilomuz için 1 lt su içmemiz gerektiğini biliyor musunuz?

En basit şekilde yeterli su içip içmediğinizi idrarınızın renginden anlayabilirsiniz?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

UNUTMA YAŞAYABİLECEĞİN TEK BİR HAYATIN VAR

12249682_10206487403961646_3714094880640409078_n[1]

Hayattan zevk alabilir ve bu hayata veda edebilirsiniz. Bu, hayat oyunudur. Fakat siz bunu çok ciddiye alıyorsunuz. Her şeyi bir oyun olarak görmelisiniz; her şeyin gelip geçici olduğunu ve hiçbir şey kalıcı olmadığı için her şeyin bir sonunun olduğunu bilmelisiniz. Düzen düzensizliğe dönüşür, düzensizlik düzene dönüşür. Zayıf olan kişi güçlenir, güçlü olan kişi güçsüzleşir.. Aşk nefrete, nefret aşka dönüşür. Bu, Evrenin kuralıdır. Bunu durduramazsınız. Kabul etmelisiniz. Kabul ederseniz hayattan keyif almaya, onunla birlikte oynamaya başlarsınız. Yaşamak işte böyle bir şeydir.

Sri Bhagavan

Zamazingoya Reklam Vermek İsteyenler El Kaldırsın…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

 

Ayda 800.000 hit alan bloğuma reklam vermek isteyenler facebook sayfamdan bana mesaj atabilirsiniz…

Sevgiler, saygılar efem:)))

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

RUH EŞİNİZİ NASIL BULURSUNUZ?

ruh-ikizi-266x200[1]

 

Pek çok insan orda bir yerde hayatını başka hiç kimsenin yapamacağı kadar zenginleştirecek birinin olduğunu hissediyor. Eğer bu doğruysa o insanı bulma şansını nasıl yükseltirsiniz.ve onunla karşılaştığınızda karşınızdakinin ruheşiniz olup olamdığını nasıl anlarsınız?

Adımlar
1) aşık olmayı istediğiniz kişi olun . Ruh eşinizi ortaya çıkmasını beklemek yerine kendinizi aradığınız kişiye dönüştürün .. kendinize güvenirseniz, kendinizden emin ve mutlu olursanız farkedilme şansınız artar. bireyselliğiniizi ifade edebilmek, ruh eşi potensiyeline sizi daha çok yakınlaştırır. böylelikle benzer hedef ve ilgi alanları olan ruh eşinize, sizi yakınlaştıracak muhtemel şeyleri yapıyor olacaksınız.

2) insanları oldukları gibi kabul etmeye çalışın onlar sizin olmalarını istediğiniz şekilde olmak zorunda değillerdir. Böylelikle karşınızdaki kişinin nsıl biir olduğunu daha net görürsünüz.

3) sabırlı olun ruh eşiniz size 8 de ya da 88. yaşınızda gelebilir. Ve aradınızda yaş farklı olabilir. hatta o evli ve çocuklu olabilir. ama farklılıkla ne olursa olsuun o kişi sizin hayatınızı canlı renklerle donatacaktır.

Özetle

Öncelikle kendiniz olun,
Sonra kendinizi mutlu etmeyi bilin,
Başkasına neler verebileceğinizi ,
ve karşınzıdaki partenerin potensiyelini (değerlerin, inançları, görünümünü) net bir şekilde belirleyin
Ruh eşinizi bulma konusunda takıntılı olmayın, çaresizce aşkı arıyan bir ruh eşi yaa da başka biri için hiçde cazip değildir.
Ruh eşiniz sizi olduğunuz gibi kabul eder ve sizi anlar eğilip bükülmenize gerek yoktur

* Alıntı

sonsuz şifa sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BOĞAZ AĞRISI NASIL GEÇER,TEDAVİ NASIL YAPILIR,NE İYİ GELİR?

11988441_939532666113735_3273249708273877503_n[1]

 

Boğaz ağrılarının tedavisi nedenine bağlı olarak yapılabilir. virüslerin neden olduğu durumlarda genellikle ilaç kullanılmaz ve hastalık bir hafta içinde iyileşir,böyle durumlarda vücudu güçlü tutacak besinler alınması önerilir.

Bakterilerin yol açtığı boğaz ağrılarında doktorunuzun önerdiği bir antibiyotik kullanılabilir.

Durumunuza göre bu antibiyotik basit olabildiği gibi penisilin olabilir, oral alınabildiği gibi enjeksiyon yolu ile verilmesi de gerekebilir.

Antibiyotiklerin yeterli süre kullanılmaması sonucu tedavi edilmeyen Strep boğaz iltihabı romatizmal ateş ve ciddi böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Aşağıdaki tavsiyeleri deneyebilirsiniz:
Dinlenme. Yeterli miktarda uyuyun ve sessiz bir ortamda dinlenin.

Sıvı tüketimi.
Boğazı nemli tutmak ve su kaybını önlemek için bol su içmeniz önerilir.

Rahatlatıcı yiyecek ve içecekler tüketmeyi deneyin. Kafeinsiz sıcak çay, balla birlikte sıcak su gibi içecekler boğaz ağrısının yatışmasına yardımcı olacaktır.

Tuzlu su ile gargara.

Hava nemlendirici cihazlar ve buharlı banyo yapılması kuru havadan olumsuz etkilenen boğazlar için faydalı olacaktır.

Ağrı ve yüksek ateşi tedavi ediniz. “İbuprofen” veya “asetaminofen” etken maddeli ilaçlar boğaz ağrısını en aza indirebilir.
Aspirin alınması “Reye sendromu” ile ilişkili olduğu için çocuk veya gençlere verirken dikkatli olun.
Aspirinin 2 yaşından büyük çocuklarda kullanımı onaylanmış olmasına rağmen, suçiçeği veya grip benzeri belirtileri yok etmek için asla kullanılmamalıdır.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir.
Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir,sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı görülmüştür.
Bal ile limonu,sirkeyi ve tarçını karıştırarak sıcak bir bardak suyun içine katın ve bu şekilde tüketin.
Bal boğazınızı kaplayarak yumuşatır,yardımcı olur.

Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin.

Ayrıca havadaki nemi artırmak da balgam zarlarınızın kurumasını önler.
Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir.

Sesinizi veya ses tellerinizi dinlendirin.
Eğer boğaz ağrısı gırtlağınızı etkilediyse,konuşmanız daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) yol açabilir.

ALTERNATİF TIP
Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle kaşınan, kızaran, şişen ve tahriş olan boğazınız rahatsızlık verir.

Reçeteli ilaçlar ile etkileşime girebilir ve bazı sağlık koşulları olan çocuklar, hamile kadınlar ve insanlar için güvenli olmayabilirler.

Bu nedenle bitkisel ilaçlar gibi alternatif tedavilere geçmeden önce doktorunuza danışınız.

Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan boğaz ağrılarını hafifletmek ve boğazınızı yumuşatmak için bitki çaylarından faydalanabilirsiniz.
Birincisi, tahriş olan boğaz iç zarı üzerinde mukozaya benzer bir tabaka oluşturarak daha fazla tahriş meydana gelmesini engeller.
İkincisi ise bağışıklık sistemine yardımcı olarak boğazda oluşan iltihaplanmayı azaltmak ve ağrılara neden olan hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağlar.

• Papatya Çayı
Genel özellikleri arasında sinirleri yatıştırma ve uyku getirme olan papatya çayının iltihap önleyici özelliği de vardır. Bu nedenle boğaz ağrısı tedavisinde de kullanılabilir.
Gün içerisinde iş başında kullanılması uyku getireceğinden dolayı kaynatılıp hazırlandıktan sonra gargara şeklinde kullanılması daha iyidir.

• Okaliptüs Çayı
Soğuk algınlıkları ve grip belirtilerini hafifletmek için yaygın olarak kullanılan bir bitki olan okaliptüs, boğazdaki tahrişi yatıştırır, bronşit ve sinüzit ağrılarını da hafifletir.
Kaynar suya 2-3 kaşık okaliptüs bitkisi attıktan sonra buharı solunarak burun ve sinüslerin açılması sağlanabilir.
Diğer çaylar gibi okaliptüs çayı da soğumaya bırakıldıktan sonra gargara olarak kullanılabilir.

• Karaağaç Çayı
Latincesi “Ulmus Rubra Muhl” olan madde karaağacın iç kabuklarından elde edilmektedir. Elde edilen kabuk suyla temas ettiğinde jel benzeri bir hale dönüşür ve boğaz iç zarını kaplayarak tahrişi azaltır ve dolayısıyla boğaz ağrısını da hafifletir.
Karaağaç kabuğunun bulunamaması halinde piyasada karaağaç içeren pastil ve şuruplar alınabilir.

• Adaçayı
Soğuk algınlığında ilk akla gelen bitkisel çay adaçayıdır.
Boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde oldukça etkili bir bitkidir.
Mikropları önleme ve anti-enflamatuar özellikleri ile boğazdaki iltihaplanmaları azaltır.
Adaçayına,bir kaç damla limon eklenerek vücuda C vitamini desteği de sağlayabilir ya da doğal bir antiseptik olan balla tatlandırılabilir.
Hazırlamak için 2 çay kaşığı adaçayına 1 bardak kaynar su eklenir ve 5 dakika boyunca demlenmesi beklenir.
Suya çayın çok katılması tadını acılaştırabilir.

• Meyan Kökü Çayı
Latincede “Glycyrrhiza glabra” olarak geçen meyan kökü,boğaz enfeksiyonlarının yanı sıra ağız içinde çıkan yaralar, mide ülseri, alerji ve viral enfeksiyonlar için de etkili bir bitkidir.
Bitkinin çayı sıcak olarak içebildiği gibi soğuduktan sonra günde 3-4 kez gargara şeklinde de kullanılabilir.
Meyan kökü çayının aşırı tüketimi tansiyonu yükseltebilir ve vücuttaki potasyum oranını düşürebilir.

kaynak: sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kestane! Büyük mucize!

12249759_939534682780200_1906668573273325539_n[3]
Acaba bu kadar çok sevdiğimiz kestanenin, sağlımız için ne kadar faydalı olduğunu biliyor muyuz? Şayet cevabınız hayır ise buyrun…

Hücrelerin yaşlanmasına karşı savaşır. Erken yaşlanmayı engelleyici etkisi vardır.

Unutkanlığı ve alzheimer’ı önlemeye yardım eder.

Sakinleştirici özelliği vardır, stresin giderilmesine yardım olur.

Yüksek miktarda selenyum ve B1, B2, E vitaminleri içerir.

Birçok kanser türünün önlenmesine yardım eder. Özellikle akciğer kanserinin önlenmesine yardımcıdır.

Kan basıncını düşürür.

Tok tutucu özelliği sayesinde sık sık yemek yemeyi engeller.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede hastalıklara kolay yakalanmayı önler.

İshali önler.

Kalp hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Kalbi korur.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk durumlarında da enerji verir.

Güçlü bir antioksindandır. Dahası felç geçirme riskini de azaltır.

Kolesterolü düzenler. Ve Mideye karşı da faydalıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızdığınız Kişiyle Zihninizi Meşgul Ederseniz Ne Olur?

12208553_1646903608915792_142993932933875631_n[2]

Kendi kendinize senaryolar üretirsiniz.

O kişiyle takılıp kalmakla, aileniz ve çocuklarınızı incitirsiniz.

Kızdığınız kişi belki mutluyken, siz kendi kendinizi mutsuz etmeye devam edersiniz. Çevrenizdeki dostlarınızı da incitmeye başlarsınız. Sinir hastası olmaya başlar, aşırı öfke, üzüntüye kapılıp sonunda kalp hastalığı, bel fıtığı, ülser ve kanseri tetiklersiniz.

Sizin bu durumunuz, takıntı yaptığınız kişiye asla zarar vermez.

Siz sadece kendinize ve yakın çevrenize zarar verirsiniz.

Tercih sizin: Ya kendi kendinize zarar vererek takıntı yapmaya devam edin, ya da her şeyi zamana bırakın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendine söz ver;

images[3]

Güçlü olacağına ve akıl huzurunu hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyeceğine;
Karşılaştığın insanlarla sağlık, mutluluk ve bolluk konuşacağına;
Arkadaşlarına onlarda özel bir şey olduğunu hissettireceğine;
Her olayın aydınlık yanını göreceğine ve ışığı gören olacağına;
Hep en iyiyi düşüneceğine, en iyi için çalışacağına ve en iyinin geçekleşmesini umacağına;
Başkalarının başarılarına da kendi başarına sevindiğin kadar sevineceğine;
Geçmişte olan hataları unutacağına ve gelecekteki başarıları görmeye odaklanacağına,
Her zaman neşeli bir yüz ifadesi taşımaya çalışacağına ve karşılaştığın her canlıya bir gülümseme sunacağına;
Kendini geliştirmek için çok zaman ayıracağından, başkalarını eleştirmeye zamanın kalmayacağına;
Endişelenmeyecek kadar geniş, kızmayacak kadar asil, korkmayacak kadar cesur ve sorunların varoluşuna izin verebilecek kadar mutlu olacağına söz ver..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi Renk Besin Neye İyi Gelir…

12246727_910043032377510_494422354245996205_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

ÇİN TIBBINA GÖRE SONBAHARIN ENERJİSİ VE HAYATIMIZA ETKİSİ

12107865_10207649866435377_1225307763153510941_n[1]

Sonbahar deyince ilk olarak aklımıza sıcak yaz günlerinin yavaş yavaş kısalması, ağaçların kışa hazırlanırken yapraklarını dökmeden önce bin bir tona girerek harika renkleriyle görsel bir şölen oluşturması geliyor.

Havadaki serinlik kış günlerinin yaklaştığının sinyalini verince biz de yazlık giysilerimizi bir kenara kaldırarak kışlık giysilerimizi çıkarıyoruz. Bu mevsimde ektiğimiz ürünleri hasat ederken aldığımız ürünler de parlak ve renkli: Balkabağı, kabak gibi. Bu mevsimde kışlık hazırlıklarımız için besinleri saklamak da fayda var. Aynı zamanda yazın rahat ve kaygısız havasından sıyrılıp daha ciddi, sonbaharın ruhuna uygun içe dönük aktivitelere yer veriyoruz.

Çin tıbbında sonbahar, akciğerlerle ve metal elementiyle ilişkilendirilir. Bu mevsim; organizasyonlar, sınırlarımızı belirleme ve korumayla ilgili eylemleri destekler. Sonbaharda yazın dışa dönük, coşkulu havasından çıkarak sonbahara uygun içe dönük ve daha kapalı bir havaya gireriz.

Yazın ya da baharda başladığınız projelerinizi bitirmek için uygundur; emeğinizin karşılığı olarak meyveleri toplamaya başlayabilirsiniz. İçe dönük bir enerji gerektirdiğinden bedeninize ve ruhunuza odaklanmak, yeni projelere başlamak için de uygundur.

Akciğerlerin enerjisi “salıvermek” tir. Öyleyse sonbahar uzun zamandır tutunduğumuz her şeyleri salıvermek için iyi bir zamandır. Böylece öğrenmemiz ve olgunlaşmamız için gerekli yeni deneyimler için hayatımızda yer açmış oluruz.

Çin Tıbbında Sonbaharla İlişkilendirilen Unsurlar:

Element: Metal
Yin Organ: Akciğerler
Yang Organ: Kalın bağırsak
Duygu: Acı, üzüntü
İklim: Kuraklık; tekdüzelik
Gelişim aşaması: Hasat; sonuç almak
Tat: Acı, keskin koku
Renk: Beyaz
Duyu organı: Burun
Doku: Deri
Ses: Ağlama
Şifa verici ses: ssssssss

ACI; AKCİĞERLERİN DUYGUSU:
Çin tıbbında, her organ bir duyguyla ilişkilendirilir, akciğerlerle bağlantılı duygu ise üzüntü ve acıdır. Akciğerler aynı zamanda berrak düşünce, iletişim, yeni fikirlere açıklık, pozitif kişilik imajı; esneklik kabiliyeti, salıverme ve neşeyi temsil eder.
Akciğerlerin dengesi bozulduğunda ya da yoğun acıyla baş etmek durumundaysanız, hayatınızdaki kayıplarla ve değişimle yüzleşmede zorlanabilirsiniz ve bir yabancılaşma, bir türlü giderilemeyen uzun soluklu bir üzüntü hali yaşarsınız. Akciğerler aynı zamanda bağlanmayla ilişkilendirilir; eğer hayatınızdaki kişileri, nesneleri, deneyimleri salıvermede sorun yaşıyorsanız ya da geçmişte takılı kalmışsanız, bu akciğerlerinizde bir soruna işaret edebilir. Eğer akciğerlerinizin enerjisi (biyoenerji olarak tabir edilen qi enerjisi) zayıflamışsa, yatıştıramadığınız yoğunlukta sürekli bir acı hali yaşarsınız. Bu bozukluk, eğer devam ederse, depresyona ve diğer vakalara neden olabilir.
Tersine, bütünüyle ifade edilen ve yatıştırabilen acı, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı güçlendirir. Bu yüzden acıdan kaçmamalı; daha çok hayatın her aşamasında dengeyi sağlama ve mutlu olmada anahtar rol oynayan acıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkılmalıdır.

AKCİĞERLER VE ORTAĞI : KALIN BAĞIRSAK
Geleneksel Çin Tıbbında her organın ortağı mevcuttur- biri “yin” diğeri ise “yang” dır. Akciğerler ying, kalınbağırsak yang tır ve vücudu dengede tutmak için beraber çalışırlar. Akciğerler, yeni olanı içeri almakla görevlidir. Bu fiziksel olarak temiz, canlandırıcı, serin sonbahar havasını teneffüs ederek berrak düşünmemiz ve vücudumuzun mükemmel seviyede işlemesi için gerekli olan oksijeni içimize çekmek demektir. Kalın bağırsak ise atıkların salıverilmesinden sorumludur. Sindirimin en son aşaması olduğundan vücudun ihtiyacının olmadığı her şeyi alır ve yalnızca bedenimiz için gerekli ve önemli unsurları alarak geri kalanı serbest bırakır.

Duygusal olarak bu durum, sonbaharın temsil ettiği gibi tutunduğumuz şeyler üzerinde odaklanıp tamamen salıvermemiz için gerekli çalışmaları yapmamız demektir. Genellikle kronik kabızlık gibi elemine problemi olan insanlar, hayatlarında da salıverme ile ilgili sorun yaşarlar. Bir akupunkturcu, bu rahatsızlıkların her birinin duygusal yönlerine de dikkat eder; çünkü akciğerler, acı ve üzüntüyle bağlantılıdır. Bu duygular yoğunsa akciğerler zarar görebilir; ya da tam tersi uzun süren bir akciğer rahatsızlığı üzüntü hissine neden olabilir.
İşte; bu sonbaharda ve gelecek sene için akciğerleri ve kalın bağırsağı uygun formda tutmak için yapabileceğiniz birkaç şeyin listesi:

DERİN NEFES ALIN
Akciğerleri güçlendirmenin en iyi yollarından biri derin nefes almaktır. Bu çok basit gelebilir ama çoğu insan kesinlikle derin nefes almıyor. Bu; hafıza, enerji düzeyi ve bağışıklık sistemi gibi pekçok şeye etki ediyor. Derin ve bilinçli nefes aldığımızda hücrelerimizi ve beynimizi vücut fonksiyonları için çok önem arzeden gerekli miktarda oksijenle yükleriz.
Aynı zamanda havadan canlılık dolu “qi” enerjisini alırız. Bu sayede ciğerlerimiz bizi sağlıklı kılan pekçok vücut fonksiyonunu yerine getirir. Yapılacak en iyi şey, ferah ve temiz sonbahar havasında dışarıda bir yürüyüş yapmak ve ciğerleri şifalı “qi” nin bize sağladığı faydalı unsurlarla doldurmaktır. Başlamanız için basit bir egzersiz:

NEFES EGZERSİZİ – DERİN NEFES
Burnunuzdan nefes alın ve karnınıza kadar nefesinizi hissedin. Alabildiğiniz kadar havayı içinize çekin. Ciğerleriniz tamamiyle dolduğunda, beşe kadar sayarak nefesinizi tutun. Beşe kadar saydığınızda, ciğerlerinizdeki hava tamamen boşalana kadar nefesinizi ağzınızdan dışarı verin. Bunu üç defa yapın. Bu egzersiz günde üç kez tekrarlanmalıdır.
HAYATINIZDAKİ NEGATİFLERİ SALIVERİN:
Tabii ki negatif şeyleri salıvermek her zaman iyi bir fikirdir; fakat özellikle sonbaharda, ciğerlerin enerjisi doruğundayken daha fazla önem taşır. Çoğu zaman hayatımızdaki negatif şeylerin kontrolümüz dışında geliştiğini düşünürüz. Eğer negatif şeylerin farkında olabilirsek mümkün olduğu kadar kaçınmak için ufak değişiklikler yapabiliriz. Negatiflik, hem fiziksel hem de ruhsal olarak son derece yıkıcı bir güçtür. Bu yüzden mümkün olduğunca negatiflikten uzak kalmaya gayret etmek iyi bir amaçtır. Bazen sadece farkındalıkla ufak ve gerekli değişiklikler yaparak hayatımıza daha çok pozitif şeyleri ve ışığı çekebiliriz. Çünkü bu bizi her seviyede besleyen ve sağlıklı, mutlu bireyler olmamızı sağlayan yaşam enerjidir.

DIŞARIDA YÜRÜYÜŞ YAPIN
Yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri de dışarıda yürüyüş yapmaktır: Birbirinden güzel sonbahar renklerini içinize sindirmek ve temiz, ferah havayı içinize çekmek… Bizim için doğayla iç içe olmaktan daha güzel bir şifa olamaz ve bunun için en uygun zamanlardan biri de sonbahardır.

YENİDEN DÜZENLE, TEMİZLE & BAĞIŞLA
Sonbahar, hayatınızdaki şeylerin değerlendirmesini yaparak yeniden organize etmek, eskiden kurtulmak ve yeniye yer açmak için mükemmel bir zamandır. Bu, sonbaharda yapabileceğiniz, fiziksel alanda olduğu kadar duygusal alanda da geçerli, faydalı bir pratiktir: Gardrobunuzu gözden geçirip uzun zamandır giymediğiniz ne kadar eski giysi varsa çıkarın – Onları yerel bir derneğe bağışlarsanız başka insanlar için yeni olacaktır – Bilgisayarınızda da artık ihtiyacınız olmayan ne kadar şey varsa silin. Dolaplarınızı yeniden düzenleyin. Bütün bu aktiviteler inanılmaz derecede özgürleştiricidir; sonbaharın ahengiyle uyumludur ve ciğerlerin salıverme fonksiyonu da pekiştirir.

FULAR KULLANIN
Sonbahar deyince elbette aklımıza rüzgarlı havalar gelir—Çin tıbbında, akciğerler, beden dışıyla yakın ilişkisinden dolayı “hassas organ” olarak nitelendirilir.
Bedenimizin dışıyla doğrudan ilişkisi olan tek “yin” organımız akciğerlerdir. Bu yüzden özellikle sonbaharda onları güçlü kılmak için çok daha özen göstermeliyiz.

SONBAHARDA YARARLI BESİNLER
Sonbaharda havalar serinlemeye başladığından yılın bu zamanında serinletici etkisi olan salata ve çiğ gıdaları daha az tüketmek gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek ve bedeni beslemek için daha uzun sürede pişirilebilen, sıcak yiyecekler kış günlerine yakın bu zamanlarda tercih edilmelidir. Sindirim sistemini desteklemek için çorbalar, biftekler tercih edilmelidir: Uzun sürede pişirilebilir olması ve ısıtıcı özellikleriyle daha kolay sindirilirler. Sonbahar, rüzgarlı ve kuru bir mevsim olduğundan, “snow-ear”(kar kulağı) mantarı gibi nemli yapıda “yin” gıdalar tüketmek önemlidir. Akciğerleri besleyen gıdalar tüketilmelidir. Sonbaharda tüketebileceğiniz faydalı gıdaların bazıları:
Sarımsak
Tatlı patates
Zencefil
Soğan
Lahana
Armut
Ceviz
Karabiber
Turp
Pirinç
Kırmızı biber
Tarçın
Kakule
Pırasa
Kuru fasulye
Soya fasulyesi
Badem
Kuşkonmaz
Brokoli
Salatalık
Kereviz
Hardal otu
Kayısı
Muz
Yumurta
Ekşi mayalı ekmek
Lahana turşusu (Sauerkraut bkz)
Zeytin
Turşu
Sirke
Peynir
Yoğurt
Limon
Misket limonu
Greyfurt
Elma
Erik
Üzüm
Çin tıbbına göre sağlıklı kalmanın en iyi yolu, her bir mevsimin doğasını öğrenmek ve o ruhla uyum içinde yaşamaktır. Etrafımızdaki dünyayla uyum içinde yaşadığımızda, doğanın ritmine ayak uydururuz: Doğa, yavaşlıyor; içine çekiliyor, dinlenmeye hazırlanıyorsa bizim için de aynısını yapmak uygundur. Biraz daha fazla uyumak, ısıtıcı ve besleyici gıdalar yemek, içe dönmek – içsel yaşantımıza çok daha fazla özen göstermek gibi.
İçimizdeki metal elementi, kendine değer verme duygusunu temsil eder. Bu mevsimde dışarıda mevki, para, güç gibi değerlerin peşinde koşmak yerine; kendimize biraz daha dikkat etmek ve kendimizi sevmek önem kazanır; böylece, ihtiyacımız olan her şeye sahip ve daima sahip olduğumuzun bilincinde olarak, tam ve mükemmel varlıklar olduğumuzu bilerek halimizden memnuniyet duyabiliriz.

Original text: Autumn in Traditional Chinese Medicine
Orijinal Metin: Geleneksel Çin Tıbbında Sonbahar
Translator/Çeviren: Gülden Nantu

kaynak: Deniz Avınca Çetin facebook sayfası

Haydi Dahiler İş Başına… Resimde Kaç Kare Var…

12208773_10153708968119573_6803658210472425077_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

DÜNYA’NIN EN BÜYÜK SIRRI…

415242_129567547287768202730_Original[1]

Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve “Sen bu dünyanın en bilge kişisisin. Sen hayata dair herşeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki, bütün kapıları açmamı sağlasın.” der.
Bilge Platon’a döner ve, ” Ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin ?” diye sorar.
“Evet” der Platon, ” Lütfen bana dünyanın en büyük hazinelerine ulaşmamı sağlayacak sırrı ver.”
“Bunu bilmek, sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek” der bilge. ” Bu sırrı öğrendiğinde,artık bunu saklayamazsın. Bunu yapman gerekecek. Eğer sırrı öğrendikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan, sır senin başına bela olur. Bu çok kritik bir karar anıdır senin için, çünkü hem hazineyi hem de zehri tercih edebilirsin. Bunun için hazır mısın ?
“Evet” der Platon. ” Bu sırrı taşımaya hazırım. Sırrı kullanacağıma dair yemin ederim sana. Eğer kullanmazsam, o zaman da başıma gelecekleri kabul ediyorum.”
“O halde yaklaş yanıma” der bilge. ” Kulaklarını dört aç ve beni dinle. Sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum. Ama bunu bildikten sonra, kullanmazsan eğer, başına büyük bir dert alıcaksın.”
Bilge büyük bir dikkatle Platon’un gözlerinin içine baktı ve bütün gücü ile sırrı açıkladı.

“İşte budur dünyanın en büyük sırrı” dedi bilge. “Sana bütün hazineleri verecek olan sır budur. Çok basit ama çok büyük bir sırdır bu.”
Platon şaşkındı. ” Ama bu çok basit” dedi.
Bilge o sözünü bitirmeden yine sırrı haykırdı büyük bir sesle, ” YAP…”
“Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca YAP..” diye haykırdı yeniden.
“Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte!” dedi.”Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan, o zaman git ve YAP… Eğer başarı istiyorsan, zenginlik İSTİYORSAN, GİT ve YAP…”
Platon bir şeyler söylemeye çalıştıkça, şaşkınlığını dile getirmek istedikçe, bilge onu susturdu ve “Yap…” diye haykırdı. Platon sırrı öğrenmişti. Artık dünyanın en büyük hazinesine sahipti herşeyi elde edebilirdi. Sadece gitti ve “yaptı”…

İşte artık dünyanın en büyük sırrına sahipsiniz. Bu sır hayatınızı değiştirebilir. Bu sır sizi hayallerinizin de ötesine götürebilir. Başarılı mı olmak istiyorsunuz,gidin ve yapın. Zenginlik mi istiyorsunuz, gidin ve sadece yapın. Ne istiyorsunuz,sınırlı bir hayat mı yoksa, rüya gibi bir hayat mı?O zaman gidin ve yapın.

Bunu başarabilir misiniz?
Bunu yapabilir misiniz ?

YAPIN O ZAMAN!.

* Alıntıdır_

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »