Beyoğlu’nda Eşsiz Bir Lezzet: Münhasır Kebap

Merhabalar,
Bundan sonra lokantalar, butik oteller, kahvaltı yerleri, çiftlikler gibi mekanların tanıtımını ”Jolly Tours’un Bloğu” (Türkiye’nin ilk 500 bloğu arasında) aracılığıyla yapmaya başladım. Beyoğlundaki ”Münhasır Kebap” ilk yazım…
Tanıtımını yapılmasını istediğiniz yerlere beni davet edin. Herkese duyuralım…
Anette İnselberg

Vedat Milor’u son bir iki senedir takip ederim. Önerdiği ve kafama yatan bazı yerlere gittim. Kimisini sevdim, kimisini sevmedim. Ama Münhasır Kebap’a bayıldım…

Münhasır Kebap, Beyoğlu’nda Ferhan Şensoy Tiyatrosu‘nun olduğu Halep Pasajı’nın içinde. Yeri ayak altı değil o yüzden bu şahane lezzetin tanıtıma ihtiyacı var. Eskiden Cafe Krepen vardı, büyükçe teraslı ama yemekleri vasat bir yer, bildiniz mi? İşte oraya gideceksiniz.

münhasır - 1

Yer kocaman, büyükçe bir teras, masalara iskemlelere özenilmiş. Çalışanlar samimi ve içten. Biz ilk gidişimizde önden tulum peyniri ve lavaş, ara sıcak olarak ise minik lahmacun ve çöp şiş söyledik. Bu arada acılı ezme ve sezon yeşillikleri müessesenin ikramı olarak geliyor. Ana yemek olarak da kaburga ve adana kebap istedik. Acılı ezme vasat, tulum peyniri ve lavaşlar ise güzeldi. Çöp şiş ortayı geçerdi. Minik lahmacun ise süperdi. Adana kebap anlaşılacağı üzere acılı olduğu için ben uzak durdum ama iyiydi. Ama en iyisi kaburgaydı. Allah’ım o ne lezzet. Kıvamı, pişmesi, kaburganın üstündeki eti, lokum gibiydi lokum…

084 085

Münhasır Kebap’ın bir artısı da diğer kebapçılara göre inanılmaz ferah bir ortama sahip olması. Özellikle yaz aylarında tentelerin açılmasıyla da şahane bir restoran halini alıyor.

Bir hafta sonra tekrar gitmeye karar verdik. Bu sefer şalgam suyu, bir büyük boy klasik lahmacun, bir büyük boy antep lahmacunu (sarımsaklı), müesseseye özel münhasır kebap (üzerine bonfile dilimleri sarılmış adana kebap), tabii ki yine kaburga ve künefe aldık. Ben klasik lahmacunu sarımsaklıya tercih ettim ama inanın onun dışında her şey süperdi. Özellikle münhasır kebap mutlaka tadılması gereken bir lezzet. Bol fıstıklı ve kaymaklı künefe de İstanbul’da yediklerim arasında en iyilerinden birisiydi. Etler nasıl lezzetli anlatamam (anlayacağınız burada mezelere takılma, etlere koş durumu var). Hatta bu yazıyı yazarken kaburganın lezzeti aklıma geldi de yeniden gideyim diye plan yapmaya başladım…

münhasır - 2    Şalgam Suyu

Ambians: 3

Servis: 4

Yemekler: 4,5

Et severler için kaçırılmayacak bir mekan…

Sağlıcakla…

Anette İnselberg

Burcuna Göre Hangi Ülkede Parlama Şansına Sahipsin?

Merhabalar sevgili Jolly Tur Blog takipçileri,

Seyahat Astrolojisi kategorisindeki yazılarımızda bu ay seyahat ve kariyer hedeflerinizi gerçekleştirmenize katkı sağlamak adına ilginç bir konuya değinmek istiyoruz.

Ülkelerin burçları ve sizin burcunuzla olan uyumlarını değerlendirerek hangi ülkenin hangi burca sahip olduğunu ekleyeceğiz.

Astrolojik açıdan değerlendirdiğimizde herkesin doğduğu saat, gün, ay, yıl ve yer verilerine dayanarak çıkardığımız bir doğum haritası vardır. Bunun bir başka anlamı siz doğduğunuz esnada Güneş hangi burçta konumlanmışsa buna göre sizin Güneş burcunuz Koç, Boğa, İkizler, Yengeç vb. olarak belirlenir.

Güneş, astrolojide yaşam enerjimiz, hayatta ulaşabileceğimiz maksimum değerler, irade gücümüz, büyümemizi besleyecek deneyimlerimizi anlatır.

Peki her birimizin belli burçlara sahip olduğu gibi ülkelerin hatta şehirlerin de belli burçlarla ifade edildiğini biliyor musunuz?

Ülkelerin doğum haritalarını ve burcunu nasıl belirlediğimiz sorusunun yanıtı ise şudur;

O ülkenin kuruluş tarihi ya da ulusal bağımsızlığını ilan ettiği tarih esas alarak ülkenin astrolojik haritasını çıkarmaktayız.

Örneğin ülkemizin doğum günü olarak referans aldığımız tarih 29 Ekim 1923 ‘tür ve bu tarihe göre Türkiye Cumhuriyeti‘nin Güneş burcu Akrep‘tir.

Çok genel anlamıyla Astrolojik bilgileri kullanarak yaşam hedeflerinizi gerçekleştirmek, başarı ve kariyer planlarınızı hayata geçirmek ve parlamak için hangi ülkenin sizinle uyumlu olduğunu öğrenebilirsiniz? Nasıl mı?

Sizin burcunuzla aynı burca sahip olan bir başka ifadeyle aynı Güneş’lere sahip olduğunuz ülkede kişisel hedeflerinizi gerçekleştirebileceğiniz kişilerle etkileşime geçmek, parlamanızı sağlamak adına o ülkede bulunmak ve seyahat etmek size artı sağlayabilir. Mesela Koç burcuna sahip olan biri yine bir Koç  ülkesi olan Lüksemburg‘da kariyer hedeflerini gerçekleştirmekte hırslı, öne çıkan kimliğini göstermekte daha başarılı olacaktır.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta aynı burca sahip olduğumuz ülkenin Güneş’in çok olumsuz açılarının olmaması olacak.

Peki hangi ülke hangi burca sahip?

KOÇ:

Dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan son yıllarda bankacılık sektöründe önemli başarılara imza atan, Orta çağ kaleler altındaki ormanlık tepelerde bol sürprizlerle karşılaşacağınız Lüksemburg‘un sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Koç güneşi olan diğer ülkeler ise; Şili, Gürcistan, Yunanistan, Namibia ve Zimbaba‘dır.

Lüksenburg

BOĞA:

Arnavut kaldırımlı sokakları, tütün yaprakları, puro fabrikaları, rumba, çaça gibi dansların yer aldığı kulüpleri ve Eski Havana mimarisiyle şairlerin ilham kaynağı ve devrimin başkenti olan Küba‘nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Boğa güneşi olan diğer ülkeler ise İsrail, Monako, Portekiz, Güney Afrika, Tanzanya ve Yugoslavya‘dır.

Küba

İKİZLER:

Capitoline Tepesi, Forum, Kollezyum, Müzeleri, Aşk Çeşmesi, Pincio ve Gianicolo Tepelerinden şehir manzarasını izleyebileceğiniz aşkın, pizzanın ve makarnanın başkenti İtalya’nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

İkizler güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Arjantin, Danimarka, Mısır, İzlanda, Ürdün, Tunus, Özbekistan

Roma

YENGEÇ:

Gelişmiş metropolleri, devasa parklara ev sahipliği yapan Orlando‘su, kilometrelerce uzunluktaki plajlara sahip olan Miami‘si, altın renkli kumsallarıyla bilinen Santa Barbara‘sı ile dünyanın en büyük gücü Amerika Birleşik Devletleri‘nin sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Yengeç güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Cezayir, Bahamalar, Kanada, Hırvatistan, Irak, Kuveyt, Tayland, Vietnam ve Zaire‘dir

Miami

ASLAN:

Girne Kalesi, Venedik Sarayı, Bellapais Manastırı, Buffavento Kalesi, St. Barnabas Manastırı, Soli Harabeleri zeytin ağaçları, yemyeşil ormanları ve masmavi suları ile Doğu Akdeniz’in alımlı güzel prensesi Kıbrıs’ın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Aslan güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Kongo, Estonya, Hindistan, Fildişi Sahilleri, Letonya, Güney Kore.

Kıbrıs

BAŞAK:

Başkent Pekin Çin Seddi, Yasak Şehir‘i, Cennet Tapınağı, parklarıyla ünlü Suzhou şehri ve daha birçok güzelliğe ev sahipliği yapan dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi Çin‘in sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Başak güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Ukrayna, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Salvador, Etiyopya, Malezya ve Malta…

Çin

TERAZİ:

Dünyanın en lezzetli şarapları, aşıklar şehri Paris‘i, Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Şanzelize Caddesi, Disneyland‘ı , birçok sanat eserine konu olan Notre Dame Katedrali ve büyüleyici tarihi dokusu ile Fransa’nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Terazi güneşine sahip diğer ülkeler ise Belçika, Kosova, Uganda‘dır.

Fransa Paris

AKREP:

Barselona, Valencıa, Sevilla, Cordoba, Granada, Malaga gibi efsanevi şehirleri, Costa Brava, Costa Del Sol gibi sahillerindeki muhteşem plajları geleneksel yemekleri ile mutluluk keyif ve eğlence ülkesi İspanya’nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Akrep güneşine sahip diğer ülkeler ise İspanya, Avusturya, Macaristan,Türkmenistan.

Barselona

YAY:

Yaban hayatı ve renkli kültürüyle dünyanın en gizemli kabilelerinden Messai geleneklerini yaşatan macera turizminin gözde ülkelerinden bir olan Kenya‘nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Yay güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Finlandiya, Kazakistan, Peru, Rusya, İsveç‘tir.

Kenya

OĞLAK:

Unesco Kültür Mirası tarafından korumaya alınan Stonhange‘i, görkemli mirasıyla Londra‘sı, Roma hamamlarıyla ünlü Bath‘ı, kaleler ve harabeler şehri olan Canterbury‘i, filmlere konu olmuş dünyaca ünlü Saat Kulesi ve daha birçok değeri içinde barındıran İngiltere’nin sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Oğlak güneşine sahip olan diğer ülkeler ise Almanya, Arnavutluk, Avusturalya, Burma, Çek Cumhuriyeti, Gine, Haiti, Endonezya, Yeni Zelenda, Sudan‘dır.

Canterbury

KOVA:

Dünya doğal miraslarından biri olan Shirakami Dağları, dünyanın kültür miraslarından Shirakawa-Go ve Gokayama Tarihi Köyleri, Eski Kyoto‘nun Tarihi Anıtları, Kyoto, Uji ve Otsu şehirleri kendine has kültürü ile adalar ülkesi olan Japonya‘nın sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Kova güneşine sahip olan diğer ülkeler ise İran, Makedonya ve Meksika‘dır.

Japonya

BALIK:

Mistik inanç ve ritüelleri, oldukça hoş aromatik çayları, devasa tapınakları ile dünyanın en geniş ve 4 bin metreyi geçen ortalama yüksekliğiyle en yüksek platosu olan Tibet‘in sizinle aynı burca sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Balık güneşine sahip olan diğer ülkeler Gana, Litvanya‘dır.

Tibet

Not: Ülkelerin doğum bilgileri ve haritaları için yararlandığım kaynaklar; Dominantstar ve Astrodients’tir.

kaynak: jolly tour blog

emine gücek

Yıldızların Düşlerinizi Gerçek Kılması Dileğiyle..

EMİNE GÜCEK

Burçlar Alemi…

1897902_10153399452887878_6066777991650940591_n[1]

Titreşim Frekanslar ve Hayatımıza Etkileri

Bundan yirmi yıl önce size evrenin aslında kocaman bir titreşim olduğu söylenseydi, küçük evren insanın da etrafındaki her şeyle birlikte her an titreşmekte olduğunu ve hayatın sırrının titreşimlerde saklı olduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?

Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü

Muhtemelen bu söylenilenlere çok fazla anlam veremez ve üzerinde de fazla durmazdınız. Çünkü o zamanlar titreşimlerin bu derece önemli olduğu insanlık tarafından bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Hâlbuki bundan 100 yıl önce Nikola Tesla kendi icadı olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasıydık. Ya da başka bir deyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzyıllardır bu şarkıyı anlamlandırmaya çalışıyorlar ve sonunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.

Saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Dünya işleriyle fazlaca ilgili olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan kişilerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim seviyesine gelindiğindeyse medyumik güçler ortaya çıkar. 1000 titreşimin üzerinde telepati kanalı gayet akıcı şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insan astral seyahat yapabilir konuma gelir. Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda önce hızla titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz. Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz kişiler onlarla temasa geçebiliyor. Bazen kanal olarak da onlardan gelen bilgileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu kişilerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim seviyesini saniyede 10 binin çok üzerine çıkartıp zaman mekân mefhumunu aşan insanların da var olduğu biliniyor. Çok büyük kâhinler bu frekans seviyesinde oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasarlı olan organına en uygun frekansı vererek onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz kişilerin yaptıkları şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.

Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları iyileştirmek mümkün!

Her organın kendine özgü titreşimi vardır. Bedenin titreşiminin dışında organlar da kendi aralarında farklı hızlarda titreşirler. Örneğin kalbin titreşim hızıyla böbreğinki aynı değildir. Böbrek arıza yaptığında bu aynı zamanda onun titreşiminde bir sorun olduğu anlamına gelir. Bir insanı kalbine iyi gelmeyecek titreşimlere maruz bırakırsanız o kişi kalp krizi geçirip ölebilir. Bu şekilde uzaktan suikastların yapılması bile teoride mümkündür. Doğru titreşim hayat kurtardığı gibi yanlış titreşim de can alır.  Dozer kullanıcıları, asfalt delici vibrasyon cihazlarını kullanan kişilerin kalp krizi geçirip ölmeleri ya da uzun vadede çeşitli hastalıklara yakalanmaları olasıdır. Çünkü bu cihazlar çok güçlü titreşimlere sahip oldukları için vücudun titreşimini bozmaktadır. Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları da iyileştirmek mümkündür.
Her titreşimin ölçüsü bir frekans değeriyle hesaplanır. Farklı titreşimlerin farklı frekansları vardır. Bir titreşimin ne tür bir titreşim olduğunu frekans değerleriyle ölçeriz.  Frekans teknolojisi günümüzde kısmen de olsa tıpta kullanılıyor ancak gün gelecek pek çok hastalığın tedavisi frekanslarla yapılabilecek. Her hastalığa uygun frekans bulunacak ve hasta kişi o frekans ortamına sokularak tedavi edilecek. O gün geldiğinde modern tıp ile alternatif tıp birleşmiş olacak. Aslında bu bilinen bir şey ama hala hastalıkların çaresini ilaçlarda arayıp duruyoruz ve bu durum ilaç sektörünün çok işine yarıyor. Plasebo etkisi bile aslında frekansların değişmesiyle alakalı. İnanmak denilen şey, hastanın hastalığa karşı tutumu değişince frekansının da değişmesi ve hastalığın artık o frekansta kendine yer bulamamasından başka bir şey değil. Birinin elini tuttuğunuzda bedeniniz otomatik olarak onun frekansına ayarlanıyor. O halde kimin elinden tuttuğunuza dikkat edin çünkü eğer onun manyetik alanı sizinkinden daha kuvvetliyse sizi kendi frekansına çekebilir ve o frekans gerçekte size yaramayan bir frekans olabilir.

İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte…

Frekans teknolojisi hızla gelişmeye devam ediyor. İleride öyle günler gelecek ki, kişiler eş seçimini yaparken sadece kan uyuşmazlığına değil frekans uyuşmazlığına da bakacaklar. Bu şekilde kimin kiminle anlaşamayacağı net bir şekilde bilinebilecek. İyi başlayıp kötü giden ilişkilerin de sebebi frekansların değişmesi aslında. On yıldır birlikte olduğunuz kişiyle artık anlaşamıyorsunuz çünkü ikiniz de on yıl önceki frekanslarınızda değilsiniz artık ve bugün apayrı iki frekansta yaşıyorsunuz hayatı. Kısmet dediğimiz şey de frekanslarla son derece ilintilidir. Dünyanın iki ayrı ucunda da olsa en doğru frekanslar her zaman birbirlerini buluyor. Tıpkı göçmen kuşların yollarını bulması gibi dünyanın manyetik haritasında hepimizin ayarlı olduğu bir frekans var ve kendimize en uygun frekansı bir göçmen kuş edasıyla buluyoruz. Bazen de bulamıyoruz. İşte o zaman hayatımızda problemler ortaya çıkıyor. Bizimkinden daha güçlü bir frekansın etkisine girdiğimizde kendi manyetik alanımızdan kopuyoruz ve kendimizi kötü giden bir evliliğin içinde ya da istemediğimiz bir işi yaparken bulabiliyoruz. İşte bütün bunların sebebi yanlış frekanslar… İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte.
Herkesin kendisine en uygun titreşimi bulma potansiyeli vardır. Kendimizi dinlemek diye ifade ettiğimiz kişinin bir karar vermeden önce içe dönme hadisesi de budur aslında. Kendimizi dinlediğimizde titreşimlerimizi de fark ediyoruz ve titreşimler iç ses olarak bizim için neyin iyi ve doğru olacağını bize söylüyor. Bir miktar derin düşünme ve yalnız kalmak kendimizi yani titreşimlerimizi anlamak için yeterlidir. Yeter ki kendimize bu fırsatı verelim…
yazar : Cem Özüak

ASTIM’IN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ VE NEFESİN FAYDALARI?

astım[1]

Astım hastaların nefesi alamadığı için değil, veremediği için tıkanır. Nefesi bırakamadıkları, dışarı tam veremedikleri için, yeni nefese yer kalmaz. Bu yüzden nefes alamaz tıkanırlar.

Astım hastaların çoğunda yaşananları geride bırakamama, yaşama aşırı tutunma alışkanlığı vardır. Geleceğe dair güvensizlik hâkimdir.  Gelecek korkusu ile yaşarlar. Sahip oldukları ellerinden gidebilir diye tutunurlar. Nefeslerini tuttukları gibi ellerindeki her şeyi tutmaya çalışırlar. Alışkanlıklarından vazgeçemezler. Eşyalarını kolay kolay atamazlar, arkadaşlarını bırakamazlar.

Astım hastalarında “ yeteri kadar yok ” düşüncesi hâkimdir. “ Elimdekini bırakırsam yenisi gelmezse, nefesimi bırakırsam, ya bir sonraki nefeste yeterince hava olmazsa”

Nefes seanslarında astım hastalarına söylediğimiz olumlamalar ;

Geçmişi bırakıyorum. Her şey her zaman yeteri kadar var. İhtiyacım olmayan duyguları, düşünceleri, olayları, geçmişi ve nefesi bırakıyorum. Nefes vermek kolay ve güvenli.

kaynak: gülin sarıyiğit

nefes terapisti

TİROİD PROBLEMLERİN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ? NEFESİN FAYDALARI?

tiroid[1]

Tiroid hastalarını dinlediğimizde hayatlarında şu cümlenin çok hâkim olduğunu gözlemleriz;

“ Bana ne zaman sıra gelecek? Duygusu hâkimdir. Kendi ihtiyaçlarından çok başkalarının ihtiyaçlarına odaklı yaşarlar. Yapmak istediklerini hiçbir zaman yapamayacak duygusuna kapılırlar.

Kendini küçük görme ve başkaları ile kıyas eğilimi çok fazla olabilir. Ben neden öyle değilim, ben onu yapamam gibi kısıtlayıcı inanç kalıpları çok mevcuttur.

Tiroid bezinin az çalışması, kendini aşağılamanın sık olduğu durumlarda meydana geliyor. Sürekli bu şekilde düşünen kişi, sonunda büyük bir umutsuzluğa kapılıyor ve kendini bastırıyor.

Doğru dürüst nefes almadığı limitli nefes alışkanlığına sahip olduğu için, kişinin kendi düşüncelerini bastırıyor olması da tiroidin yavaş çalışmasına neden oluyor. “Yanlış söyleyecekmiyim acaba? ” “Bunu yaparsam hatalımı olur ?” gibi düşüncelerle bastırıyorlar.

Nefes çalışmaları ile o bölgedeki negatif enerji temizlenir.

Nefes seansında söylediğimiz olumlamalar ;

“ Yaşam beni her zaman beni destekliyor, kendi gerçeğimi ifade etmek güvenli, kendimi özgürce ifade ediyorum “”

Tiroid bezinin çok çalışması da, aşağılık kompleksinden dolayı etrafa karşı savunmaya geçip, daha bir savaşçı şekilde davranıldığında ortaya çıkıyor. Kendini ispat mekanizmasına girildiğinde tiroid hızlı çalışıyor.

Tiroid bezi hızla çalışan kişiler bir yandan “ ben zavallıyım, istediklerim asla olmayacak, bana hiçbir zaman sıra gelmeyecek “ diye düşünürken diğer yandan bu duruma isyan ediyorlar. Ve hayır bu durum böyle olmayacak, bu düzen değişecek, değiştireceğim, istediklerimi yapacağım “ diye savaş pozisyonuna geçiyorlar. Bu da DIŞLANMIŞLIK hissi yaratarak aşırı öfkeye neden oluyor.

Nefes seanslarında söylediğimiz olumlamalar ;

“Ben gücümü alıyorum. Yaşamımı istediğim şekle sokabilecek güce sahibim. İstediğim her şeye sahibim. Yaşamımı olduğum gibi kabul ediyorum. “

Tiroid kanseri de kişinin özünü ifade etme konusunda kendisini aşırı derecede bastırması, özü yerine yapay ifade kalıplarını kullanması ile ilgili olabilir.

Nefes seanslarında söylediğimiz olumlamalar ;

“Eski kalıpları limitleri bir kenara bırakıyorum, Kendimi ifade etmek güvenli, Özümü özgürce ifade edebilirim, yaratıcılığımı ifade etmek güvenli”

Kaynak: nefesterapisi.net

       Gülin Sarıyiğit   

  Tel : 0 532 665 41 15         

Başkalarını etkilemek ihtiyacından VAZGEÇİN..

11059426_10152780705271714_904335982341093245_o[1]

Başkalarını etkilemek ihtiyacından VAZGEÇİN..
Daima haklı olma ihtiyacından VAZGEÇİN..
Sizi sınırlayan inançlardan VAZGEÇİN..
Kontrol etme ihtiyacından VAZGEÇİN..
Başkalarını suçlamaktan VAZGEÇİN..
Değişime direnmekten VAZGEÇİN…..
Kendinizi suçlamaktan VAZGEÇİN..
Mazeretlerinizden VAZGEÇİN..
Şikayet etmekten VAZGEÇİN..
Korkularınızdan VAZGEÇİN..
Başkalarını etkilemek ihtiyacından VAZGEÇİN..
Daima haklı olma ihtiyacından VAZGEÇİN..
Sizi sınırlayan inançlardan VAZGEÇİN..
Kontrol etme ihtiyacından VAZGEÇİN..
Başkalarını suçlamaktan VAZGEÇİN..
Değişime direnmekten VAZGEÇİN…..
Kendinizi suçlamaktan VAZGEÇİN..
Mazeretlerinizden VAZGEÇİN..
Şikayet etmekten VAZGEÇİN..
Korkularınızdan VAZGEÇİN..
Bağımlılıktan VAZGEÇİN..
Etiketlerden VAZGEÇİN..
SEVMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYİN

kaynak: Banu Gökçil
Etiketlerden VAZGEÇİN..
SEVMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYİN

Geçmişinde Çok Pis Kazık Yemiş Kadınların Yeni Bir İlişkiye Başlarken Yaşadığı 19 Şey

Hayatın, çocukluğumuzdan beri izlediğimiz romantik komedi filmleri gibi olmadığını kalbimizi paramparça eden korku&gerilim&aksiyon tadındaki ilişkilerle öğrendik. Bu durum etrafımızdakiler tarafından söylenen ”Her ilişki bir tecrübe cınım yha, üzülme!” minvalindeki boş teselli cümleleriyle devam etse de aslında bir yerde haklılardı. Tecrübe etmiştik ve akıllanmıştık. Artık ne biz ne de ilişkilerimiz ASLA aynı değildi ve olmayacaktı da. Ne gibi mi? İşte böyle…

1. Tam toparlandığını, tüm yaralarının iyileştiğini düşündüğün anda bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin.

Tam toparlandığını, tüm yaralarının  iyileştiğini düşündüğün anda bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin.
Tecrübe ettiğin  onca şey seni daha güçlü değil, aksine daha korkak yapmıştır ve sen bunu yeni yeni fark ediyorsundur.

2. Mesela seninle muhabbet etmeye çalışan şu tatlı çocuk var ya, her şeyi bu kadar doğru yapması mümkün mü gerçekten?

Mesela seninle muhabbet etmeye çalışan şu tatlı çocuk var ya, her şeyi bu kadar doğru yapması mümkün mü gerçekten?
”Bu işte bir iş var!” gibi düşüncelerle ondan uzaklaşırsın. Bir kez daha üzülmek istemiyorsundur.

3. Yine de emin olmak için, araştırma ve soruşturma sürecini başlatırsın.

Yine de emin olmak için, araştırma ve soruşturma sürecini başlatırsın.
Ortak arkadaşınız varsa geçmişine dair bilgileri alır, sosyal medya hesaplarında ilk attığı postlara kadar gidersin.

4. Diyelim ki bu aşamayı atlattı, bu defa da her cümlesinin ve her hareketinin ardındaki alt metni okumaya çalışırsın.

Diyelim ki bu aşamayı atlattı, bu defa da her cümlesinin ve her hareketinin ardındaki alt metni okumaya çalışırsın.

Bunu söylerken ne demek istedi acaba?

5. Sohbet arasındaki o uzun sessizlikten rahatsız olduğun için saçmalarsın.

Sohbet arasındaki o uzun sessizlikten rahatsız olduğun için saçmalarsın.
Sonra da: ”Keşke çenemi kapalı tutsaydım,” diye pişman olursun.

6. Bütün bunlara bir de gereksiz yere heyecanlanıp yaptığın esprileri de eklemesek olmaz elbette.

Bütün bunlara bir de gereksiz yere heyecanlanıp yaptığın esprileri de eklemesek olmaz elbette.

7. Senden hoşlandığını gösteren apaçık bir sinyali bile göremezsin. Görsen de emin olamazsın işte…

Senden hoşlandığını gösteren apaçık bir sinyali bile göremezsin. Görsen de emin olamazsın işte...

Arkadaşların, hatta tüm dünya bir araya gelse “Evet bu bir sinyaldi, senden hoşlanıyor!” deseler yine de inanmazsın, inanamazsın işte.

8. Konuşma sırasında dayanamayıp ”BENDEN HOŞLANIYOR MUSUN?” diye çığlık atmak istersin.

Konuşma sırasında dayanamayıp ''BENDEN HOŞLANIYOR MUSUN?'' diye çığlık atmak istersin.

 Ancak susarsın, kendine saklarsın.

9. Duyguların yoğunlaştıkça korkun ve gerginliğin de artmaya başlar.

Duyguların yoğunlaştıkça korkun ve gerginliğin de artmaya başlar.

Eskiden hiç böyle değildi oysaki. Belli ki o tatlı heyecanlar yerini korkulara bırakmış.

10. Ama yine de yavaş yavaş ona alışırsın.

Ama yine de yavaş yavaş ona alışırsın.

İlk başlarda hiç geçmeyen zaman, artık onunla birlikteyken ışık hızını sollamaya başlamıştır bile.

11. Ancak ilk temas her zaman en zorudur.

Ancak ilk temas her zaman en zorudur.

12. Hoşlanmak,sahiplenmek daha tehlikeli bir duyguyu uyandırmaya başlar: KISKANÇLIK

Hoşlanmak,sahiplenmek daha tehlikeli bir duyguyu uyandırmaya başlar: KISKANÇLIK

13. Kontrol edemediğin bu duygu, seni en az bir FBI elemanı kadar profesyonel bir iz sürücü yapar.

Kontrol edemediğin bu duygu, seni en az bir FBI elemanı kadar profesyonel bir iz sürücü yapar.

Aslında tüm o kötü tecrübelerin, en derinlerinde bir canavar yarattığını fark edersin. Tuvalete giden sevgilinin telefonunu karıştırma, Facebook şifresini isteme, Instagram arkadaş listesini her gün kontrol etme…

14. Bir süre sonra kıskançlığın dozajı hafifler ancak yön değiştirir.

Bir süre sonra kıskançlığın dozajı hafifler ancak yön değiştirir.

Geçmişteki tecrübelerine göre kıskançlığını yönlendirirsin. Mesela geçmişindeki o kabus, seni yakın bir arkadaşıyla aldattıysa, onun arkadaşlarına cephe alırsın.

15. Ettiğiniz kavgalarda ise hastalıklı bir şekilde eski başarısız ilişkini görürsün.

Ettiğiniz kavgalarda ise hastalıklı bir şekilde eski başarısız ilişkini görürsün.

 O anda her kızın lugatındaki o sihirli sözcükler süzülür dudaklarından: ”Hepiniz aynısınız…”

16. Bütün bunlara rağmen sabırla, anlayışla hala yanında kaldıysa yavaş yavaş ona güvenmeye başlarsın.

Bütün bunlara rağmen sabırla, anlayışla hala yanında kaldıysa yavaş yavaş ona güvenmeye başlarsın.

17. Ancak bir türlü tam anlamıyla kendini bırakamazsın. Kaybetme korkusu hep oradadır.

Ancak bir türlü tam anlamıyla kendini bırakamazsın. Kaybetme korkusu hep oradadır.

”Seni seviyorum” derken bile için ezilir. Ya sevdiğimden emin olur da giderse diye…

18. Bunun ilacı da zamandır…

Bunun ilacı da zamandır...

19. Onun sevgisi ve zaman sayesinde toparlanırsın. Hiç beklemediğin bir andaysa o sihirli kelimeler korkmadan çıkıverir dudaklarından

Onun sevgisi ve zaman sayesinde toparlanırsın. Hiç beklemediğin bir andaysa o sihirli kelimeler korkmadan çıkıverir dudaklarından

 ”Seni seviyorum.”

Bonus: Olur da, karşınızdaki kişinin gücü, sabrı veya sevgisi bu ağır süreci sizinle yaşamaya yetmezse…

Bonus: Olur da, karşınızdaki kişinin gücü, sabrı veya sevgisi bu ağır süreci sizinle yaşamaya yetmezse...

 19 maddelik bu Hüzün Döngüsü‘nü yeniden yaşamaya hazır olun ve hiç vazgeçmeyin.

Her Başarılı Erkeğin Arkasında Bir Kadın Varsa; Daha Fazla Kadın Dha Fazla Başarı Demek?

11537806_10153373791436308_5368627978845051464_n[2]

DİLİ DAMAĞA DOKUNDURARAK ENERJİ SEVİYENİZİ ARTIRABİLİRSİNİZ

diltelefon-970[1]

Sadece dilin ucunu damağa getirerek (dili damağa dokundurarak) enerji seviyesi geçici olarak ve kolaylıkla artırılabilir. Bunun arka enerji kanalları ve ön enerji kanalları arasındaki bağlantıyı geliştirme ve böylece enerji dolaşımını geliştirme ve artırma etkisi vardır. Dilin temas etmesi iç auranın genişlemesine neden olur. Örneğin, ışık düğmesi açık iken, ışık yanmaktadır. Bir bağlantı vardır. Eğer düğme kapalı ise, ışık yoktur. Aynı şekilde, dil damağa dokundurulduğunda enerji akışında artış olur. Dil damağa temas etmediğinde, enerji dolaşımı azalır.

Dili damağa dokundurmak şifacının daha fazla enerjiye sahip olmasını ve daha etkili şifa yapmasını sağlar. Bu nedenle, hassaslaştırma yaparken, tarama yaparken, temizlik yaparken ve enerji verirken, dil damağa dokundurulmalıdır. Bu teknik ayrıca önemli miktarda enerji gerektiren okuma, çalışma, meditasyon ve diğer aktiviteler için de kullanılabilir.

Dilin durması gereken yer, dişin damakla birleşme noktası değil, tam üst noktası yani dil içeri doğru biraz kıvrılıyor. Diğer türlü hemen hemen herkesin dili, diş ve damak birleşme noktasındadır.

Ayrıca dili bu şekilde damağa değdirmek çakraları birleştiren meridyeni tamamlıyor. Enerji akışı bu şekilde sağlanıyor.

Dili arkaya doğru kıvrırarak üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirmek ayrıca Hipofiz bezini (Glandula Pituitaria) uyarmanın yollarından biridir.

Dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağlanıyor. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

Sizde Enerji alırken dilinizi damağınıza yapıştırın ve enerjinizin bedeninizde özgürce akmasına izin verin

kaynak: bioenerji ayçan berker

EVİNİZ RUHUNUZUN AYNASIDIR

Ev-Dekorasyon-Önerileri[1]

Evimiz ruhumuzun aynasıdır Ruh sağlığı ve yaşanılan mekan arasındaki sıkı ilişki, ruh sağlığı alanında çalışanlar tarafından iyi bilinir Şizofrenler hiç bir şeyi atmazlar, ta ki evleri çöp ev olana ve polis kapıyı kırana dek Obsesif kişilerin evleri çamaşır suyu kokar ya da eşyalar simetrik şekilde dururlar, doğal olan ve akan hiçbirşey yoktur Depresyondaki insanların ruh hali de evlerine yansır, hiç bir şeyin yeri değişmez, bakımsız ve kasvetlidir

“Evin, bedenindir” der Osho “Evine nasıl baktığından, kendine nasıl davrandığını görmen mümkündür” Düzensizliğin her türü, hayatımıza kaosu çeker

Feng Shui: Feng “Rüzgar”; Shui “Su” demektir ve Çinlilerin sağlıklı yaşam için yerleşim sanatıdır Yeni bir ev alırken, bozuk enerjili bir evi düzenlerken, yeni bir eşya alırken, sağlıklı ve huzurlu yaşam için kullanılır

Bu sanatta önemli olanlar:

Temizlik, düzen, sadelik, 5 temel elementin ve renklerin bizim enerjimizle ve birbirleriyle uyumu, son olarak da eşyaların bize enerji olarak uyumdur

Feng Shui’ de 5 Element:

Evimizde 5 element uyum içinde olmaldır Toprak, metal, su, ağaç, ateş Eğer bu elementlerden biri fazlaysa ya da azsa o evde sorun vardır Elementler için her odanızı kontrol edebilir ve sonrasında gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz

Toprak elementi:

Seramik eşyalar, kare ve dikdörtgen formlar, sarının tonları, manzara resimleri Sadakat, sorumluluk, sabır ve dengeyi temsil eder

Metal Elementi:

Paslanmaz çelik, bakır, gümüş, aliminyum, mermer granit eşyalar, doğal kristaller, beyaz ve metalik gri, daire ve oval şekiller Maddi başarıyı ve düşünce netliğini ifade eder

Su Elementi:

Su ile ilgili her türlü dekor (resim dahil), akvaryumlar, cam, ayna vb eşyalar, asimetrik şekiller, siyah, koyu mavi, gri Bilgelik ve duyguları ifade eder
Ağaç Elementi: Ahşap olan herşey (masa, sandalye), yeşilin her tonu, bitkiler ve bitki resimleri (perde, örtü de dahil) Aile bağlarını, yeni fikirleri ve yeni başlangıçları temsil eder

Ateş elementi:

Lambalar, mum, şömine, tütsü, yün, kürk, tüylü halılar, üçgen, piramit, koni, kırmızının her tonu Ün, şöhret, başarıyı temsil eder

Günümüz insanının bir hatası, evinde “metal” elementini fazla kullanmasıdır Metal; soğukluk, kavga, ağız bozukluğu ve duygusuzluk getirir Bilgisayar, televizyon, cep telefonu, elektromanyetik alan saçan herşey metal elementidir
Ateş, metali eritir Bu nedenle ateş enerjisi içeren kırmızı renk, mum, tütsü, üçgen ya da koni şekiller, insan ve hayvan resmi içeren sanat eserleri, kürk, yumuşak halı vb eşyalar, metal enerjisini yumuşatır İşiniz bittiğinde, elektromanyetik alan yaratan metalleri mutlaka kapatın ya da üzerlerine bir örtü örtün (annelerimiz boşuna TV örtüsü koymazlardı)

Ya da eğer bir evde kıskançlık, öfke, tutku ve tutarsızlık varsa bu “ateş” elementinin fazla kullanıldığı anlamına gelir Ateşi ise, su yumuşatır Bu şekilde enerjileri dengelemek mümkündür

Feng Shui Materyalleri:

Bambu ya da metal çanlar, kristaller (kesinlikle temiz olmalılar), akvaryum ya da su içeren cam materyaller (su ve balık, para demektir, ama temiz tutulmazlarsa para gider) Bagua aynası (Sekizgen ayna), bambu flütler, mumlar, tütsüler, doğru renk ve açıda aydınlatma gereçleri

Bunun dışında sizin ruhunuza huzur verecek tablolar (asla Dali ya da Van Gogh değil, kesinlikle canlı bitkiler (Feng Shuide ölü enerji olduğu için kurutulmuş bitki kullanılmaz), temiz tutulan biblolar

Ama bunlar belirli şekillerde yerleştirilmelidir Ve her eşyayı elinize alarak şöyle sormalısınız: BU ASLINDA NEYİ SEMBOLİZE EDİYOR? HAYATIMA ENERJİ OLARAK KATKISI YA DA GÖTÜRÜSÜ NEDİR?

Feng Shui Önerileri:

1 Gereksiz tüm eşyaları atın Asla kırık, çatlak, bozuk eşya bulundurmayın Ya tamir edin ya da atın gitsin

2 Sizde olumsuz anısı olan ya da size hüzün, kızgınlık vb negatif duygular veren tüm eşyalarınızı atın (giysiler dahil)

3 Ocak ve mutfak bereket sembolüdür Burası düzensiz ve pisse, asla iki yakanız bir araya gelmez Ocağın tüm gözlerini kullanın

4 Kristal, çan, gümüş, cam eşya ve aynalar, pencereler negatif enerji tutarlar Bu nedenle temiz olmalı ya da sık sık yıkanmalıdırlar

5 Mutfakta, bereket sembolü yiyecek resimleri, bakliyattan cam şişeler kullanın Buzdolabı üzerine asla kendi fotonuzu koymayın Hele ki mutfak pisse hiç Bu sizin duygularınızın donmasıyla eş anlamlıdır

6 Klozet kapağınızı, banyo kapılarınızı kapalı tutun Su elemeti para demektir ve paranın akıp gitmesini istemeyiz Banyo ve tuvaletiniz pisse, evde akan enerji “ölüdür” Ruhsal rahatlık ve huzur beklemeyin Akan ve bozuk musluklar da paranın akması ya da gelişinin tıkanması demektir

7 Evinizin eşyaları keskin değil, yumuşak olsunlar Keskin dikdörtgen bir yemek masası yerine, yuvarlak ya da oval seçin Yatağınız ise hiç metal içermesin

Bazı Hatalar:
Aşksızlıktan şikayet ediyorsunuz Ama evinizde hala eski eşinizin fotoları baş köşede duruyorsa, ya da eşyaları hala bir yerlerde saklıysa, bu yeni bir aşka izin yok anlamındadır

Ya da kapınızın girişine koskoca aslan kafası koyduysanız, aslında gayet tehditkar bir hava yaratıyorsunuz ve evinize misafir gelmemesinin sebebi bu olabilir mi? Buna karşın bir köpek biblosu, sizi hırsızlardan koruyacaktır

Çin’de, sevilmeyen komşularla Feng Shui savaşları yapıldığı söylenir Onlar savaş materyalleri olan kılıç, silah vb keskin madeleri ya da metalleri, karşı evin göreceği şekilde koyarlar Bunlara “zehirli ok” derler Zehirli ok hissettiğiniz insanlarla aranıza “ağaç elementi” koyun Bu okları işyerinizde de hissedebilirsiniz, bir canlı salon bitkisi (iyi bakılmak şartıyla) idealdir

Son Söz: Mekanınızı temizlediğinizde, gereksiz olanları attığınızda ve eşyaları sade ve basit şekilde yerleştirdiğinizde, aşk, iş ve maddi yaşamınız yoluna girecek ve hem ruhsal hem fiziksel olarak kesinlikle daha uyumlu olacaksınız Bunun için pahalı eşyalara gerek yok
T Roosvelt’in dediği gibi: “ELİNDE OLANLARLA, BULUNDUĞUN YERDE, ELİNDEN GELENİ YAP”

Alıntı

Deniz suyu bu hastalıklara iyi geliyor…!

11111606_467005563466061_8786017677700679530_n[1]

Deniz suyu bu hastalıklara iyi geliyor Çocuklarda en sık görülen astım, alerjik rinit ve atopik dermatite deniz tatilinin iyi geldiğini ifade edildi.

Yapılan araştırılmalarda deniz suyunun insan kanında bulunan içeriklere en yakın sıvı olduğunun ve osmiyum, altın, vanadyum, çinko, iyot ve potasyum klorüre dahil olmak üzere, 80 den fazla faydalı maddeyi bol miktarda içerdiğinin ve kanıtlandığını anlatan Doç. Dr. Akgul Akpinarli Antony şöyle konuştu: “Deniz suyu içerdiği mineral tuzları, amino asitler ve eser elementler ile insan vücudu için vitamin deposu özelliği taşımakta olup alerjik hastalıkların tedavisinde en önemli doğal tedavi yöntemlerinden biridir.

Özellikle de çocuklar deniz suyundan bolca faydalanmalıdır. Deniz suyunda bulunan kalsiyum karbonat, sülfat, potasyum klorür ve sülfat, magnezyum klorür, magnezyum sülfat özellikleri çocuklarda şifa niteliği taşımaktadır”.

Deniz suyu, güneşle birleştiğinde atopic dermatit, ya da çocukluk cağı egzaması dediğimiz deri hastalığına çok iyi gelir.

Doç. Dr. Akgul Akpinarli Antony, ”Deniz suyu tüm sinüs yollarını temizler. Dolaylısıyla alerjik rinit ve kronik sinüzitin temizlenmesinde çok etkilidir. Burun ve sinüslerin temiz olmasında alt solunum yollarını ve bronşların alerjik hastalığı ASTIMI in tedavisinde oldukça olumlu etkilere sahiptir. Yine yüzme akciğerlerin kapasitesini artıran en etkili fizik tedavidir ve Astımlı her bireyin yapmasını önerdiğimiz en önemli sporlardan biridir. Tabii deniz tatilinin en önemli faydalarından biride yaz boyunca güneşten gelen UV ışınları ile derimizde yaptığımız ve vücudumuzda depoladığımıza ve kışın bizi hastalıklardan koruyan, savunma sistemimizi güçlendiren ve alerjik hastalıkların oluşumu önleyen D vitaminidir” dedi.

HÜCRE YENİLEYİCİ KANTORON YAĞI…!

11535796_1593473364254865_5123604084586082405_n[1]

Antiseptik, kanama durdurucu, yara ve yanık iyileştirici, iltihap önleyici bu mucizevi yağ, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor. Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ:

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadı r. Açık yaralar, taze yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar. Kantaron yağı;
*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller,
* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur,
*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur,
*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar
*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.
Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz . Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.
Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz .

Kantaron yağı bebeklerin pişiklerinde de çok etkilidir.Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.
Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadı r. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.
Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.
Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.
Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı.

Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.

Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder.
———————————
LÜTFEN 👍 BEĞEN PAYLAŞ