Lan Senin Nasıl Bir Hayatın Vardı…

11070898_10154087584795190_4638736158392666810_n[1]

HUZURLU YAŞAMANIN 10 Altın Anahtarı:

11146597_941486192580291_5221074733791700118_n[1]

1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.

2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.

3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.

4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.

5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.

6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.

7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.

8- Ben akşamdan ertesi sabah 6’da uyanmayı kendime vaat edersem, bu olur. Peki, sözleriniz ile siz her gün, her an ne vaat ediyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize, öldün diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşerek kehanetler yaratmayın. Güçlüsünüz, insansınız, Başarırsınız.

9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğiniz derinliklerin bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.

10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka
gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.

kaynak: şifacı

Zaman Benim Arkadaşım…

10381983_10205115639562802_1977244138937253643_n[1]

Hiç kolunuzda saat olmadan bir gün geçirdiniz mi? Bir yere yetişme telaşınız olmadan, koşuşturmaca ve panik içinde arka arkaya küçük aksilikler yaşamadan, akışa güvenerek teslimiyet içinde bir gün?… Kulağa hoş geliyor değil mi?

Neden hep bir telaş içindesiniz? Nerye yetişiyorsunuz? Sonunda madalya mı takacaklar? Bu koşuşturmaca içinde kendinizi hiç duyma şansınız oluyor mu? Neden zamanla yarışmaya çalışıyorsunuz? Şimdiye kadar zamanın önüne geçebilmeyi başarabilmiş kaç kişi var?

Ünlü atletlerin, rekortmen yüzücülerin, milli güreşçilerin, hızlı yarış pilotlarının, şampiyon jokeylerin hayatlarında keyif alarak yaptıkları şeyi, en iyi şekide yaparken kollarında hiç saat gördünüz mü? Peki, Formula 1 arabasının içinde saat var mıdır? Saliselerle yarışan Formula 1 pilotunun zamanını bile pit alanındaki kişiler tutmaktadır. Pilotun tüm işi en iyi yaptığı işe konsantre olmaktır arabası ile gittiği yolda bütünleşmektir. Zamanı akışa teslim edip tamamen yaptığı ne ise onunla bütünleşen kişi başarıya çok yaklaşmış demektir.

Hayatta herşey başarı mıdır? Kendini değerli kılmak tüm başarılardan daha kıymetli değil midir? Kendi kendinize, “vay be bunu da nasıl başardım” derken kendinizin o güzel değerini hissetmek herşeye değer değil mi?

Hızla sahil yolunda ilerlerken bir an durup aracınızdan dışarı çıkıp, zamanı kendine dost yapmış olan kuşları seyretme şansını, neden kendinize vermiyorsunuz? Kendinize sadece beş dakika zaman tanıyarak, denizin o mis gibi iyot kokusunu neden içinize çekmiyorsunuz? Bir daha ki sefere, iki adım ötenizdeki o harika piknik alanına gidip, mis gibi oksijen kokusu içinde derin nefesler alın, hemen ruh haliniz değişecektir. Kalbinizin içindeki o ilahi güç, koşulsuz karşılıksız sevgi enerjisi, her an ortak bilinç akışı içerisindedir. Önemli olan bu saf ve temiz mutluluk enerjisine , huzur ortamına ulaşabilmeyi başarabilmektir. Bu akış içinde iken, etrafınızda, devamlı size hızla geçen saniyeleri hatırlatacak bir saate ihtiyacınız hiç olmayacaktır. Hissetmiş olduğumuz akış, hayrınıza olacak tüm güzellikleri, harika zamanı, mucizevi haberleri size tek tek sunacaktır. Akışa nasıl girebilirimin sorusu aslında çok basittir. Şu benim hakkımda bunu konuşmuş, o terfi almış, onun çoçuğu daha çalışkan derslerinde çok başarılı, neden bana geç geliyor, neden bir çiçek bile almadı, beni sıklıkla aramıyor, sorularını arkada bırakarak, sadece durup etrafınıza dikkatlice bakıp, Yaradanın, evrenin, doğanın size sunduğu o harika güzellikleri tek tek keşfedin. Sonra da bütün bu muhteşem düzenin size sunulduğunu ve ne kadar değerli olduğunuzu hissedin. Gün içinde takmış olduğunuz endişe gözlüğünü çıkarın, bana herşey ne kadar değerli olduğumu hatırlatıyor gözlüğünü takın.

Sağlığınıza, zekanıza, güzelliğinize, bedeninize, ruhunuza şükredin ve kıymetini bilin. Bunların kıymetlerini anlayabilmek için elinizden gitmesini beklemeyin. Evet hemen şimdi gözlerinizi kapatın burnunuzdan diyaframınızı şişirerek nefes alın 3 saniye sonra bu nefesi ağzınızdan verin. Zamansızlık kavramını hissedin.

“Yücelerin Yücesi Tanrım

Bir yerden bir yere gitmemi sağlayan sağlıklı bir çift ayağım olduğu için,

Sevdiklerime sımsıkı sarılabildiğim güçlü iki kolum ve elim olduğu için,

Yediklerimden tad alabildiğim ve kendimi ifade edebildiğim sağlıklı bir ağzım ve dilim olduğu için,

Mis gibi kokuları içime çekebildiğim, nefes alabildiğim harika bir burnum olduğu için,

Dünyanın tüm güzelliklerini görebildiğim iki adet gözüm olduğu için,

Ve ‘İyi ki varsın’ denildiğinde onları duyabildiğim sağlıklı bir çift kulağım olduğu için…

Şükürler Olsun, Hamd Olsun …. İyi ki varım ve Ben Değerliyim. Akıştayım ve bu akışa güvenmeyi seçiyorum. Zaman benim dostum…. Sevgiyle Serkan Sorguç — ŞifaChi

Boğaz ağrısını geçirmenin en doğal yolları

tuz_ve_su_th[1]
Tuz ve su: 1 bardak ılık suyun içinde çeyrek çay kaşığı tuzu eritin. Eğer evde varsa dişlerinizi fırçaladıktan sonra kullandığınız ağız gargarasından da 1 yemek kaşığı eklerseniz boğazınızdaki mikroplar da ölecektir. Her kullanım için bu gargarayı taze olarak hazırlayın. Asla bu suyu yutmayın.
Limon ve su: Bir bardak suyun içine 1 çay kaşığı limon suyunu karıştırın, ağzınızı buran bu su şişmiş boğaz dokularınızın büzülmesine yardım edecek ve virüsler ile bakteriler için asitli bir ortam oluşturacaktır.
Suyun içine bal, limon ve zencefil katın: Yarım bardak sıcak suyun içine 1 çay kaşığı toz zencefil ile bal ve yarım limon suyu ekleyin. Hepsini karıştırdıktan sonra gargara yapın. Bal boğazınızı kaplayacak ve antibakteriyal bir ortam sağlayacaktır.
Acı sos ve su: Acı biberin içindeki “capsicum” isimli madde ağrıyı hafifletmeye ve iltihapla savaşmaya yardım ediyor. Boğaz ağrınızı hafifletmek için bir bardak sıcak suyun içine 5 parça acı kırmızı biber ya da biber sosu ekleyin. Boğazınız yanacaktır, ancak her 15 dakikada bir deneyin, faydasını göreceksiniz.
Adaçayı ve su: Adaçayı da boğaz ağrısını hafifletir ve burun yollarının ağrısını ya da şişkinliğini de azaltır. 1 çay kaşığı adaçayı, yarım çay kaşığı şap, çeyrek fincan kahverengi şeker ile biraz sirke ve suyu karıştırıp gargara hazırlayın.
Safran ve su: Bu sarı baharat mükemmel bir antioksidandır, bilimadamları safranın birçok ciddi hastalıkla savaşmada güçlü etkileri olduğunu düşünüyor. Boğaz ağrınız için yarım çay kaşığı safranı ve yarım çay kaşığı tuzu bir bardak sıcak suyun içine karıştırıp gargara yapabilirsiniz.
Buğday çimi suyu: Klorofille dolu olan buğday çimi suyu bakteri gelişimini engeller ve boğaz ağrınızı hafifletir. 5 dakika bu suyu ağzınızda tutarsanız, zayıflamış dişetlerinizin yeniden canlanmasına ve diş ağrınızın durmasına yardım eder.
Karanfil çayı: Suyun içine 1-3 çay kaşığı toz karanfil ya da karanfil tohumu ilave edip karıştırın, bununla gargara yapın. Karanfilin boğaz ağrınızı hafifleten ve iyileştiren antibakteriyal ve anti-inflamatuar özellikleri vardır.
Domates suyu: Boğaz ağrınızın geçici olarak iyileşmesi için sıcak suyun içine ekleyeceğiniz yarım bardak domates suyu ve 10 damla acı biber sosu karışımıyla gargara yapın. Likopenin antioksidan özellikleri boğaz ağrınızın daha hızlı iyileşmesine yardım edebilir.
Yeşil çay: Doğal olarak enfeksiyonlarla savaştığı bilinen yeşil çay boğaz ağrısında da etkilidir. Boğazınıza yerleşen herhangi bir bakteriyi öldürmek için yeşil çay demleyin, bir yudum ağzınıza alın ve gargara yapın.
Elma sirkesi ve tuz: Kötü bir öksürüğünüz varsa ve boğazınız bundan dolayı ağrıyorsa elma sirkesini deneyin. Çünkü mikroplar asitli ortamlarda hayatta kalamaz. Bir bardak ılık suyun içinde 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu çözün. Boğazınız ağrıdıkça günde 3-5 kez bununla gargara yapın. Daha yumuşak bir tedavi için, çeyrek bardak elma sirkesiyle çeyrek bardak balı karıştırın ve 4 saatte bir 1 yemek kaşığı yiyin.
Altınmühür ve su: Bitkisel mikrop öldürücü altın mühürden 1,5 çay kaşığını bir bardak suyun içine karıştırıp bununla gargara yapın. Bu karışım ltihaplanmış boğaz dokularınızı yumuşatmasının yanı sıra virüsleri ve bakterileri de öldürecektir.
Ekinezya ve su: Bitkisel bir virüs katili olan eriyik halindeki ekinezyadan 2 çay kaşığını bir bardak suyun içine ekleyin günde 3 kez bu ev yapımı karışımla gargara yapın. Ekinezya karışı boğaz ağrısını hafifletmenin yanı sıra enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olmak için bağışıklık sisteminizi de destekler.
Meyan kökü ve su: Meyan kökleri boğaz ağrısını hafifletir ve öksürüğü tetikleyen balgamı da önler. Bir bardak suyun içine bir çay kaşığı meyan kökü şurubu ya da tozunu ekleyip gargara yapın.
Frambuaz çayı: Frambuaz çayı eskiden gripten açık yaralara kadar birçok şeyi tedavi ettiğine inanılan bir ev tedavisidir. Bir bardak kaynamış suyun içine 2 çay kaşığı kurutulmuş çay yaprağı ekleyin. 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin ve biraz soğuduktan sonra ılık olarak gargara yapın

alıntı

Göbek eriten limonlu yoğurt kürü

11209464_852933794773623_3234427997910480744_n[1]

Sağlıklı ve hızlı bir şekilde zayıflamanıza yardımcı olan limonlu yoğurt kürü, aynı zamanda daha genç bir görünüme kavuşmanızı da sağlar.

Limonlu yoğurt kürü ile zayıflama uygulaması en az iki 2 hafta kesintisiz olarak sürecek. Uygulama sürecinde etkisini ilk bir haftadan sonra görmeye başlayacaksınız.

Uzmanlar tarafından da belirtilen önemli nokta şudur: “Zayıflamak demek vücutta biriken fazla yağların yakılması anlamına gelmektedir. Yani su kaybederek ve kas eriterek de kilo vermek mümkün ancak bu sağlıklı bir zayıflama değildir. Bu sebeple yağ yakımını kolaylaştıracak besinler tüketmeniz dahi kilo vermeniz için güzel bir başlangıçtır.”

İşte limonlu yoğurt kürü, yağ yakarak zayıflama sürecini hızlandırarak 3-4 haftada 6-7 kilo vermenizi ve göbeğinizdeki yağlardan kutulmanızı sağlayacaktır.

Limonlu yoğurt kürü nasıl yapılır
Malzemeler:

Yarım limon
3 yemek kaşığı az yağlı yoğurt
Yarım çay kaşığı kadar zerdeçal

Zerdeçal, özellikle karaciğerde birikmiş olan yağların yakılmasında ve karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesinde çok etkili bir baharattır. Zerdeçal bulamadıysanız kürü 1 çay kaşığı hakiki pulbiber ile de yapabilirsiniz.

Hazırlanışı ve uygulanışı: Yoğurt kürünü yaparken, yarım limon suyunu, yoğurdu ve pul biberi (veya zerdeçalı) temiz bir kapta karıştırın. Gece yatağa yatmadan yarım saat kadar önce bu karışımı tüketin. Bu karışımı tükettikten sonra kesinlikle bir şey yemeyin.

Yoğurt kürünü uygularken dikkat etmeniz gerekenler
– Hareket miktarınızı artırın: Öncelikle hareketsiz bir yaşam alışkanlığı içinde insanın kilo vermesi matematiksel olarak imkansızdır. Kilo verdirmeye yardımcı besinler tüketseniz dahi; aldığınız kaloriler enerjiye yani harekete çevrilmiyorsa kilo vermeniz mantık dışıdır. En iyi ihtimalle kilo alış hızınız azalır. Dolayısıyla, yoğurt limon kürü uygulamasını denediğinizde lütfen günlük hareket miktarınızı artırın. Günlük 30 dakika yürüyüş yapın, evden dışarı çıkmıyorsanız günlük ev temizliği gibi efor sarfedeciğiniz uğraşlar edinin.

– Bağırsaklarınızı harekete geçirin: Egzersiz en iyi bağırsak çalıştırıcısıdır denebilir. Ama eğer bağırsak hareketleriniz zayıfsa, size önerimiz sabahları aç karına bir tane kuru kayısı tüketmeniz. Ayrıca günde bir ya da iki tane keçiboynuzu tüketmeniz bağırsak ve sindirim sisteminize müthiş etki edecektir. Bağırsak sisteminiz tıkalıysa, sırf bağırsakları temizleyerek dahi bir miktar kilo vermeniz mümkündür. Ayrıca yoğurt limon karışımı bağırsak hareketlerinizi de düzenlemeye yardımcı olacaktır.

– Yeterli su almayı da ihmal etmeyin: Günde ortalama 1,5 litre su için.

– Beslenmenize dikkat edin: Yoğurt kürü ile zayıflama sürecinde sizlerden bir ricamız da tuzu, beyaz şekeri, beyaz ekmek ve rafine un ürünlerini (makarna dahil), hamur işi tatlıları, kızartma ürünlerini ve hazır gıdalarla işlenmiş et ürünlerini büyük oranda kesmeniz. Bu ürünler yerine bol yeşillikler, sebze ve temiz et ürünleri, balık, kuru meyveler, tuzsuz her tür çerez yiyebilirsiniz.

Bu önerilerimizi dikkate aldığınız taktirde, bir ay gibi kısa bir sürede başta iç organlarınızda yaşanan değişim cildinize yansıyacak, bir yandan zayıflarken bir yandan ışıl ışıl bir cilde sahip olacaksınız.

alıntı

Her seferinde bir küçük değişiklik…

a-7-300x224[1]

O kadar çok kişisel gelişim kurslarına gittim ki kafamda artık hep şu cümle yankılanıyor: Her seferinde bir küçük değişiklik… Her seferinde bir küçük değişiklik… Her seferinde…

Tabi bu değişiklik faslına varmak için önce kendini araştırmayı, kendinin farkına varmayı, kendinle yüzleşmeyi istemelisin. Sonra aa oram da bir arıza, buram da eksiklik, şuram olmamış derken her şey gözünüzde büyüdüğünde şu motta çok yardımcı oluyor: Her seferinde bir küçük değişiklik…

Kendi üstümde yaptığım çalışmalara dayanarak da şunu söyleyebilirim: Kendinizle gerçekleştirdiğiniz bir küçük değişiklik uzaya gitmekten daha büyük bir iş, o zaman yılmak yook yola devam…

Mottomuz  ne: Her seferinde bir küçük değişiklik 🙂

Anette İnselberg

 

YOLUNUZA HER NE CIKARSA ONU IYILESTIREBILIRSINİZ..

11139783_478088975729578_911018216963900255_n[1]

 

1. NELER OLDUGUNA DAIR HICBIR FIKRINIZ YOK.
Icinizde ve etrafinizda olan herseyin bilincli ya da bilincsiz, farkinda olmaniza imkan yoktur. Bedeniniz ve akliniz su anda calismaktadir ve bunun farkinda degildir. Ve, havada radyo dalgalarindan dusunce formlarina kadar gorunmeyen sayisiz sinyal bulunmaktadir ve sizler bunlarin hicbirini bilincli olarak algilamazsiniz. Gercegi soylemek gerekirse, tam su anda kendi gerceginizi yaratmaktasiniz ama bu olay bilincli bilginiz ya da kontrolunuz disinda, bilincsizce olmaktadir. Bu nedenle istediginiz kadar olumlu dusunun gene de yaralanirsiniz. Yaratici olan bilincli zihniniz degildir.
2. HERSEYI KONTROL ALTINDA TUTAMAZSINIZ .
Elbette ki, olan herseyden haberiniz olmadigi icin, onlari kontrol de edemezsiniz. Dunyaya emredebileceginizi dusunmek egosal bir hatadir. Su anda dunyada neler oldugunun cogunu egonuz goremedigine gore, sizin icin en iyisinine egonuzun karar vermesine izin vermek hic te bilgece olmaz. Secim sizin elinizde ama kontrol degil. Ne deneyimlemeyi tercih edeceginize karar vermek icin bilincli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasil ve ne zaman yapacağinizi kendi haline birakmalisiniz. Teslimiyet anahtardir.
3. YOLUNUZA HER NE CIKARSA ONU IYILESTIREBILIRSINIZ.
Yasaminizda onunuze cikan her sey, oraya nasil geldigine bakmaksizin, iyilestirmek icindir, cunku su anda sizin radarinizdadir. Buradaki varsayim, eger onu hissedebiliyorsaniz , onu iyilestirebilirsiniz de. Eger onu bir baskasinda gorebiliyorsaniz ve bu sizi rahatsiz ediyorsa, o zaman iyilestirmek icin oradadir demektir. Ya da Oprah’in bir keresinde soylemis oldugu gibi, “Eger onu farkedebiliyorsaniz , ona sahipsinizdir. ” Onun neden hayatinizda olduguna ya da oraya nasil geldigine dair hicbir fikriniz olmayabilir, ama artik farkinda oldugunuza gore, onu serbest birakabilirsiniz. Karsilastiginiz seyleri ne kadar iyilestirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz zira baska seyler kullanmak icin gereken enerjiyi serbest birakmis olursunuz.
4. TUM DENEYIMLERINIZDEN %100 SORUMLUSUNUZ.
Hayatinizda basiniza gelenler sizin sucunuz degildir, ama sizin sorumlulugunuzdur. Kisisel sorumluluk kavrami soylediginiz, yaptigniz ya da dusundugunuzun otesindedir. Hayatinizda yer alan diger herkesin dediklerini, yaptiklarini ve dusunduklerini de icerir. Yasaminizda meydana gelen herseyin sorumlulugunu tamamen alirsaniz, o zaman herhangi bir kisi bir sorunu su yuzeyine cikardiginda o sizin de sorununuz olur. Bu ucuncu ilkeye baglanir, yani yolunuza cikan herseyi iyilestirebilirsiniz. Kisacasi, su an ki gerceginiz icin hic kimseyi ya da hicbirseyi suclayamazsiniz. Tum yapabileceginiz onun sorumlulugunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip cikmak ve onu sevmektir. Karsilastigniz seyleri ne kadar cok iyilestirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz.
5. SIFIR LIMITE BILETINIZ “SENI SEVIYORUM” CUMLESINI SOYLEMEKTIR.
Sizi herseyin otesindeki huzura, iyilestirerek ifade etmeye goturecek bilet sadece “Seni Seviyorum” cumlesidir. Bu cumleyi Tanri’ya soylemek icinizdeki herseyi temizler ve boylece su anin mucizesini yasayabilirisiniz: sifir limiti. Amac, her seyi sevmek. Fazla kiloyu, bagimliligi, sorunlu cocugu ya da komsuyu, esi sevin: hepsini sevin. Sevgi sıkışıp kalmis olan enerjiyi degistirir ve serbest birakir. “Seni Seviyorum” demek Tanri’yi deneyimleme dileginizin gerceklesmesidir.
6. IILHAM NIYETTEN DAHA ONEMLIDIR.
Niyet zihnin oyuncagidir; esinlenme Tanri’dan bir bildirimdir. bir an gelir, yalvarmak ve beklemek yerine teslim eder ve dinlemeye baslarsiniz. Niyet egonun sinirli gorusunu temel alarak hayati kontrol etmeye calismaktir; esinlenme ise Tanri’dan gelen mesaji almak ve buna gore hareket etmektir. Niyetler ise yarar ve sonuc verir; esinlenme ise yarar ve mucizeler getirir. Hangisini tercih edersiniz?
JOE VITALE ve Dr. IHALEAKALA HEW LEN
ZERO LIMIT

AHUDUDU

11393058_458802617619689_8284190792830552276_n[1]

Doğada kendiliğinden yetişen ahududu meyvesi; duta benzer. Kırmızı renkli, sulu ve güzel kokuludur. Meyveleri toplanıp, kurutulup Reçel, şurup ve likör yapımında kullanılır.

Bilinen Bileşimi : Protein, karbonhidrat, selüloz, provitamin A, vitamin C, elma ve limon asidi, sepi maddeler, eterik yağ, vitamin P, kalsiyum, mağnezyum, fosfor, demir, mangan ve bakır bileşimi asidler, pürinli maddeler, reletin.

FAYDALARI:
Tansiyonu düşürür.

Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar.

Yapraklarının usaresi (özü) terletir ve idrar söktürür.

Bağırsakların çalışmasını düzene sokar. Kabızlığı giderir.

Ateşi düşürür. Vücuda dinçlik verir.

Suyu: Böbrek ve safra kesesi taşlarına, nikriz hastalığına çok faydalıdır.

Boğaz, Bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır.

Göz iltihaplanmalarında suyuyla pansuman yapıldığında şifa verir.
(alıntıdır

KENDİMİ VE İLİŞKİLERİMİ ŞİFALANDIRIYORUM..

10420192_10152514613623404_3296585862540366195_n[1]

İlişkilerimde Dengeyi bulmak için kendimi , enerjimi, davranışlarımı, düşüncelerimi sevgiyle şifalandırmaya niyet ediyorum.

 

Aklıma, Ruhuma takıntı yaparak beni huzursuz ve mutsuz eden tüm unsurları tek tek tespit ediyor ve öncelikle bu duyguları sevgiyle kabul ediyor ve sonrasında ise her duygunun anlamsızlığını ve bende yaşattığı olumsuz duygulardan dolayı artık üzerimde olmaması ve benimle kalmamasına karar vererek kendimden serbest bırakıyor ve gitmesine izin veriyorum.  En yüksek farkındalıkla bu duyguları takip ederek yerini beni mutlu eden düşüncelerle dolduruyorum.

 

Hayatın içinde kendi Tekamül Yolumda Sevgiyle, Neşeyle, Farkındalıkla, Güç ile, Kontrol ile, Yaratıcılığım ve Bereketimle ilerlemeyi AŞK Olmayı ve hayata dair tüm AŞK’ları yaşamaya niyet ediyorum.

 

Kendimi daima güvende hissediyor, başarılı olmaya niyet ediyor ve kendimi, enerjimi, yapabileceklerimi, Gücümü  Hatırlamayı seçiyor ve Yaşadığım her AN’dan keyif almaya niyet ediyor ve onaylıyorum.

 

Bugün ve Hergün bana gelen ve geliyor Olan tüm pozitif Enerjiye ve Değişime sevgiyle kucak açıyor ve yaşadığım her şeyin benim ve bütünün en yüksek hayrına Olduğunu biliyor ve sevgiyle niyet ederek her daim şükrediyorum.

 

Yüksek Enerjimle Ruhumu ve Bedenimi Her şekilde şifalandırmaya hazırım ve bunu her zaman uygulamaya niyet ediyor ve benim, bütünün en yüksek hayrına uyguluyorum.

 

Ben var Olan her şeyin en iyisine layığım ve fazlasıyla hak ediyorum.  Kendimi hak ettiğim gibi şifalandırdıktan sonra Dengeli ve Şifalı Işığımı ilişkide ve iletişimde bulunduğum insanlara yansıtıyor ve onlarla birlikte Denge’de ve IŞIK Olmaya niyet ediyorum.

 

Benim Değerimin farkında olan, Benim de onun farkında Olduğum, Bende var olan tüm pozitif duygu ve düşüncelerime denk gelen aynı titreşimde bir ilişki yaşamaya niyet ediyor ve bu kişiyi de hayatıma sevgiyle davet ediyorum.  Biliyorum ki ben ne yansıtırsam ya da hayatımda öğrenmem gereken ne varsa onu seçer ve onu yaşarım. Bunu da her zaman sevgiyle kabul ediyor ve bana kendimi şifalandırma gücü veren farkındalığımın farkına varmamı sağlayan tüm özellikleri bana sunan Yüce Yaradanıma Şükrediyorum.

 

Ve de öyle Oldu Çok Şükür..

 

Alev Cedimağar

Şifa ve Yaşam Terapisti.

 

BOZCAADA’NIN RÜZGARI

Bozcaada’ya ilk olarak yelken yarışı sırasında uğramış, üzümlerinden bol bol yemiş ve harika bir kahvaltı sonrası adadan ayrılmak zorunda kalmıştım. Daha sonra adanın yerlisi ressam Cemil Onay eşiyle beni davet etmiş, ben de bu fırsatın üstüne “hoooppp” diye atlamış, birkaç gün adanın tadını çıkarmış ve gezme noktalarını öğrenmiştim. Ama benim için en iz bırakıcı olan arkadaşlarımla beraber gittiğim üçüncü seferim oldu. Bir de adayı biliyorum beni takip eden diyen lider havam çok da hoşuma gitti.

a-7

Feribottan iner inmez köşede birkaç yüzyıllık çınar ağacının altında kurulmuş olan Çınaraltı Cafe’de soluklandık. Ben adaçayı arkadaşlar da çınar yaprağının üstüne konmuş sakızlı türk kahvelerini yudumlarken ben gidilecek plajları ve gün batımı programını ilan ediyordum bile.

a-10

Kahveler bitince Adabacchus hotele doğru yollandık. Şunu söylemeliyim ki otele bayıldım. Her odanın yanındaki küçük balkonu, yeşiller içindeki bahçesi, köpekleri ve güler yüzlü çalışanlarıyla benden tam puan aldılar. Otelde üstümüzü değiştirip plaj keşfimize başladık. Öncelikle çok turistik olan Ayazma plajına gittik. Allah’ım o kum, o denizin rengi ne güzel. Suyun soğuk olması beni sadece seyirci yapacak olsa da kahraman arkadaşlarım denize girmeyi başardılar. Onları bir kez daha gönülden tebrik ediyorum. Suya girip acıkanlarla beraber Faik’in Yeri’ne doğru yollandık. Deniz ürünleri yeme canavarı olan ben masamıza gelen kalamar, karides, midye ve benzeri her şeyi dakikasına süpürüp masanın oburu ilan edildim.

a-8

Denizin ve yemeğin tadını çıkardıktan sonra hemen yandaki Habbale plajına geçtik. Burası daha sakin ve kafa dinlemeye elverişli olduğundan ben günlük tai-chi ve meditasyon egzersizlerimi tamamlarken, arkadaşlar da getirdikleri kitaplarını keyifle okumaya başladılar. Tabi biz yerimizde durur muyuz, sakinlik bizim neyimize. Yanında şnorkellerini getirenler “hadi akvaryum plajına” diye tutturunca yeniden yola koyuluverdik. Benim bu suya girmem imkansız olduğundan (soğuk olmasından dolayı) giren arkadaşlara bir kez daha hayranlıkla baktım. Denizin altındaki zenginlikten bir hayli keyif alan arkadaşlarsa sudan çıkmak bilmediler. Neyse sonunda yorulup acıktılar da akşam için otelimize döndük.

a-6

Akşam methini duyduğumuz Battı Balık meyhanesine gittik. Ahtapot beğendi, levrek marin, asma yaprağına sarılmış sardalye derken ben girit ezmesine bayıldım. Tarifi aldım ama daha yapmak kısmet olmadı. Sakızlı kahvelerimizi içip otelin yolunu tutuk. Sabah Adabacchus otelin meşhur kahvaltısıyla güne başladık, arkasından merkeze inip Çiçek pastanesinde karadut ve sakızlı dondurma yedik. İsteyen ise sakızlı muhallebi yedi (güneye inince sakızlı şey yemeyeni dövüyorlar gibi bir durum oluyor). Sonra da daracık sokaklarda gezinmeye başladık. Sanat galerileri, takıcılar, incik boncukçular, çiçeklerle bezenmiş evler, kapı eşiklerindeki teyzelerle sohbet derken günü yarıladık. Çınaraltı Cake’nin solunda Ada Cafe’de ahtapot mücver yiyip, yanında da adaya özgü eşsiz bir lezzet olan gelincik şurubunu yudumladıktan sonra yan yana dizili sokak tezgahlarına yollandık. Bir üzüm canavarı olarak sandıktan taşan üzümlerden bayağı bir aldım.

a-11

Arkadaşlar adaya özgü domates reçeli, kekik ve kekik balı aldılar. El yapımı ürünler, buzdolabı süsleri, doğal taşlar, çantalar satan tezgahlarda keyifle gezindik. Sonra da adanın simgesi haline gelmiş kaleyi gezmeye gittik. Kale dışardan inanılmaz heybetli ve her açıdan fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama içi bomboş. Çabucak dışarı çıkıp o heybete kavuşmayı tercih ettik. Sırada adanın manastırına gitme vakti geldiğinden arabalara atlayıp yola düştük. Aslında adada bisiklet de kiralanıyor ama hem bacak kaslarımıza güvenemediğimizden, hem ada çok inişli çıkışlı olduğundan arabayı tercih ettik.

a-3

Ayazma Manastırı 8 yaşlı çınar ağacıyla süslenmiş büyük bir bahçenin içinde ve de alt kısmında küçük bir dilek mağarası var. Ben hemen küçük mağaraya koştum. Mağarada taşlardan yapılmış ev ve araba dilekleri bayağı fazlaydı. Ben de dileklerimi dileyip, püfür püfür eden bahçeye çıktım.

a-4

Ada boğaz çıkışında olduğundan her daim ve her yerde estiğinden insana başta bir fenalık gelse de bir süre sonra alışıyor. Buradan da gün batımını izlemek için rüzgar güllerinin oraya gidiyoruz. Minibüslerle akın akın turistlerin geldiği tepede kendimize dizilecek bir yer bulup yerleşiyoruz. Biraz erken geldiğimizden bekliyoruz ama kalabalık bizi eğlendiriyor. Köpekleriyle gelen, şarabını içen, çikolatasını kemiren bi sürü insanla beraberiz. Güneş yavaş yavaş denize doğru alçalmaya başlıyor ve gök kırmızı, turuncu, sarı, laciver, mor bir renk cümbüşüne dönüşüyor. Hepimiz hayranlıkla seyrediyoruz.

a-2

Güneş iyice batıp biz gölge gibi gözükmeye başlayınca, bir sürü eğlenceli fotoğraf çekiyoruz. Arkasından yemek için marinaya iniyoruz ve rastgele seçtiğimiz bir balıkçıda hayatımda ilk defa yediğim dülger tava siparişi veriyoruz. Ben bu balığa bayıldım size de mutlaka tavsiye ederim. Lezzeti kalkanı andırıyor ama değil, derim ki yiyin yorumunuzu siz yapın. Ertesi gün oteldeki teyzenin güzel kahvaltısının ardından adadan ayrılmak üzere feribota doğru yollanıyoruz. Geldiğimizde oturduğumuz Çınaraltı’nda bir güle güle çayı içip, rüzgardan sersemlemiş ama adaya hayran kalmış bir şekilde ayrılıyoruz. Bakalım bu güzel adaya dördüncü gelişim ne zaman olacak diye düşünerek feribotta adanın kalesini seyre dalıyorum. Sağlıcakla..

anette profil

ANETTE INSELBERG

2 Haziran 2015, YAY Burcu’nda DOLUNAY; Eski Anlaşmalara Yeni Bakış Açıları…

gesso-yashimoto[1]

 

BU KEZ BUNU YAPMASAK İYİ OLUR!

Zira, bu kez yapacağımız düzenlemelerin, hayatarımıza uzun vadeli yansımaları olacaktır. Dar kapıdan bir kez geçmek, bazen bizi geniş görünen ama zorlu ve sıkıntılı yollardan koruyabilir…

BURÇ ve YÜKSELEN BURCA GÖRE yorumlara gelince;

KOÇ veya YÜKSELEN KOÇ: İnandıklarınızı hayata geçirebilmek için, davranışlarınıza çeki düzen verin! Eğer yaptıklarınız ile savunduklarınız arasında boşluklar ve tutarsızlıklar varsa, kimse sizi ciddiye almayacaktır. Lider olmak isteyen, önce örnek olmalıdır!  Kendine bir yol çizmek isteyen ise, kimsenin dediğiyle yaptığıyla uğraşmadan, niyetini ve tavrını açıkça ortaya koymalı ve uygulamalıdır. Özgüveni olmayan güven oluşturmaz ama eğer siz güvenilmez biriyseniz boşa atıp tutmanız kimseyi doyurmaz 😉

BOĞA veya YÜKSELEN BOĞA: Bu aralar yeni kaynak arayışı içindesiniz. Bunun öncelikle elinizdeki kaynakları nasıl kullanmanız ya da değerlendirmeniz gerektiğini düşünmenizde yarar var. Borçlanmaya niyetliyseniz, sakın ödeyemeyeceğiniz miktarlara el uzatmayın. Eğer eski borçlarınız varsa, mutlaka önce onları kapatın. İyi kullanmadığınız kaynaklar varsa mutlaka bunları değerlendirin. İhmal ettiğiniz işleri de mutlaka tamamlayın. Yoksa para, prestij ve değer kaybedebilirsiniz.

İKİZLER veya YÜKSELEN İKİZLER: Bu aralar beraberlikleriniz, yol arkadaşlıklarınız ve anlaşmalarınıza dair sıkıntılarınız, gündeminizin tam orta yerinde oturmakta… Siz yeni ilişkiler, yeni fırsatlar, yeni kontratlar peşindesiniz. Ama yenilere girmeden elinizdekilerin sorunlarını çözmekle yükümlüsünüz. Şayet cepte kalan kayda değer bir şey yoksa, o zaman geçmişte yaptığınız seçimler ya da benimsediğiniz tutumların neye yol açtığını gözden geçirmeli, ”Ben Nerde Yanlış Yaptım?” diye kaçamağa yatmadan kendinize sormalısınız 😉

YENGEÇ veya YÜKSELEN YENGEÇ: Bu aralar, bir kefede yeni başlamanız gereken işler ve el atmanız gereken sorumluluklar, ya da bir gayret gösterip başlatmanız gereken arayışlar var… Öbür kefede ise bitirilmesi gerekenler, ya da bitmiş gitmiş ve sizi belirsizlikte bırakmış olanlar hakkındaki kaygılarınız! Yapılacak çok şey var da, yapacak adam yok :))) ”İsteksizim, keyifsizim, umutsuzum, mızmızım, vızvızım, çaresizim korkuyorum, kaçıyorum, erteliyorum…” İyi de anacım nereye kadar?  Sizi bitiren hep bu ayak sürümeler değil mi?

ASLAN veya YÜKSELEN ASLAN: Aslan’ların yeni heyecanlar, yeni aşklar, hoş proceler, taze başlangıçlar konusunda bir coşkusu var bu aralar. Ama önünüze çıkan fırsatlardaki ”geçmişi çağrıştıran” unsurlara biraz dikkat etseniz çok iyi olur. Aynı çevrelere ve insanlara takılıp kalmak, ya da yeni başlangıçlarda aynı davranış biçimlerinin tekrarlamak, sizi pek de ileri götürmeyebilir… Çocuklarınızla ilgili kaygılarınızı da gözden geçirin. Kendi korkularınızı onlara aktarmayın ve sizinle ilgili yapılmış hataları onlarda devam ettirmeyin 😉

BAŞAK ve/veya YÜKSELEN BAŞAK: Bu aralar yerine getirmeniz gereken sorumluluklar var… Ama bu sorumluluklar için paslaşmanız veya yanyana yürümeniz gereken kişilere, ya da size akıl vermesini beklediğiniz insanlara tam olarak güvenemiyorsunuz. Bu durum sizi üzerinize bastığınız zemin hakkında da kuşkulu hale getiriyor. Zemininiz sağlam olsun istiyorsanız, inisiyatif almaktan çekinmeyin. Ama inisiyatif alırken de sınırları koruyun. Net olun, beklentilerinizi tanımlayın ve netlik talep edin. Yoksa yine altına girdiğiniz sorumluluklardan bunalan, yine kimseye yaranamayan ve kendinden de hoşnut olmayan siz olacaksınız 😉

TERAZİ veya YÜKSELEN TERAZİ: Bu aralar yeni çevrelere girmeyi, yeni iletişimler kurmayı, yeni adımlar atmayı çok arzu ediyorsunuz. Ama sizi geriye çeken eski planlar, eski inanışlar, eski düşünce kalıpları, eski güvenlik limanları var… Önce buralarla bağlarınızı çözün, sonra yeni bağlar kurun! Zira varmak istediği limanı olmayanın gidecek yolu da olmaz…  Atacağınız adımlarda amacınızın ne olduğunu kendinize tekrar tekrar sorun. Boşluk ve belirsizlik yaşamak istemiyorsanız, amacınıza hizmet eden ve kendi içinde bütünlük oluşturan adımlar atın.

AKREP ve/veya YÜKSELEN AKREP: Yeni kazanç kapıları, yeni iş başlangıçları, değerinizi ve saygınlığınızı pekiştirecek kazanımlar var aklınızda… Ama biliyorsunuz ki, sağlam alışverişler, sürdürülebilir olmalıdır… Kendinize ve karşınızdakilere devam edebilmek konusunda güveniyorsanız, buyrun tükkan sizin 🙂 Ama sırf kendinizi iyi hissetmek için karşılığını veremeyeceğiniz şeyleri almayın. Ya da ödeme biçimine güvenmediğiniz kişilerle iş yaparken dikkatli olun. Zira bitirmeyi bilmeyenle, başlangıç mümkün değildir.

YAY veya YÜKSELEN YAY: Kendinize vakit ayırmayı, kendiniz için bir şey yapmayı, ya da size kendinizi İYİ hissettirecek birileriyle birlikte olmayı istiyorsunuz. Ama ya sorumluluklarınız, yürüyen ilişkileriniz ve var olan anlaşmalarınız buna uygun değil… Ya da ilişkiler ve anlaşmalara bakış açınızda sizi mutsuz eden bir şey var! Çok beklentili olmak da, çok beklenti yaratmak da insanı bir yere çıkartmaz. İnsanların gözünde büyük görünmek bizi büyütmez. Göze büyük görünen birilerinin desteğini ya da onayını almak da öyle… İnsanlar gider, zeminler kayar… Bize güven veren tek zemin, özümüze yakışanı yapmaktır.

OĞLAK ve/veya YÜKSELEN OĞLAK: Ertelenmiş, sarkmış, unutulmuş, bozulmuş, aykırı gitmiş filan ne varsa, bu ara sizde :))) Bitirilecekleri bitirmek, unutulmuşları hatırlamak, dağılmışları toplamakla yükümlüsünüz. Oğlak için ot yolma zamanı! Aslına bakarsanız kendinizi geri çekesiniz var, var da.. Geri çekmeyle çözümlenecek bir durum yok. Sağlık, iş, hayat düzeni gibi konularda ihmal ettiğiniz herşeyi önünüze koyun ve çözüm getirin. Yoksa hayatınızdaki karmaşa daha da büyüyecek ve siz kiminle, hangi yöne, ne kadar daha gideceğiniz konusunda maddi/manevi sıkıntıya gireceksiniz.

KOVA veya YÜKSELEN KOVA: Yetenekler torbanızı karıştırıp bakma zamanı! Ne yapsanız değerli olacağınızı, para kazanmak ya da kendinizi iyi ve yararlı hissetmek ne yapacağınızı bilemediğiniz bir dönemde misiniz? İşte size fırsat! Aklınızda ampuller yakan gelişmeler olacak :))) Ama  bu gelişmeler, fırsatlar, teklifler konusunda adım atabilmek için, sizin paslanmış kaslarınızı harekete geçirmeniz, cesaretinizi toplamanız, ve en önemlisi yeni girişimlere eski bakış açılarıyla girmemeniz lazım. İnsanlar sizi keşfetsin istiyorsanız önce siz kendinizi keşfetmeye cesaret edin 😉

BALIK veya YÜKSELEN BALIK: Ev alıp satmak ya da taşımak, aile kurmak ya da aile yapınız ve özel hayatınızdaki değişime uğraması gereken konuları ele almak, bu ara gündeminizin ana maddesi. Ama bunun için inisiyatif almanız lazım ve kendi içinizdeki belirsizlikten kurtulmanız şart. Yeni sorumluluklarınız, görevleriniz, atanacağınız yeni konumlar olabilir. Ama bunlara açık olmak için siz geri çeken bağları, alışkanlıklarınızı, aidiyet hissettiğiniz yer ve insanlara ilişkin tavrınızı elden geçirmeniz gerekecek. Sallanmayın anacım 🙂

kaynak: juno yıldız gözlemcisi

juno astroloji

Yok Remzi, Ben Seni Yine Arkadaş Gibi Görüyorum…

10441148_10153352148542486_7503659066736224540_n[1]

GÜLMEKTEN ÖLDÜM OKUYUN KESİN…Kadınlar ve Burçları…

kova-burcu-kadini-11[1]

 

Sevgili kadınlar hayatınız boyunca iki kelime etmek istemediğiniz bazı hem cinslerinizle mucizevi bir soru sayesinde saatlerce konuşabilirsiniz. “Burcun Ne???” Kadınlar birbirine bu sihirli kelimeyi söylediği anda o sohbet akmaz, adeta çağlar…

Bugün sizlere (özellikle erkeklere) kadınların burçları hakkında bazı hayati bilgiler vericem. Sonra da çıkarın kalem, kağıtlarınızı sözlü yapıcam.

Koç: Çok bilirler, yok yok tam olmadı, herşeyi onlar bilirler.”Yardımcı olur musun”cümlesi koçun yazılımında yoktur. Koç kadını Survivor Taner gibi her maceraya tek başına dalar. Baskın karakterlidir, erkeğe sözünü geçirmek ister ama sözünü geçirdiği erkeğe de saygı duymaz. Uzaklara gitmek ister, gitti mi de fazla açılmışız diye dönmek ister. İnsanın; -Ablacım ne istiyosun Allahınsen, diyesi gelir koça. Dedikodu yapamaz, kopya çekemez, hız limiti 75 se 60 la gider, kurallara bağlıdır, yalana ve disiplinsizliğe toleransı sıfırdır, bir de söz verip yapmadınız mı terlikle kovalar vallahi. Spiritüel aleme meraklıdır, gönül rahatlığıyla yanlarında ruh çağırıbilirsiniz, içlerinde bir tavernacı yaşar, sabaha kadar birlikte eğlenebilirsiniz.

Boğa: Vee karşınızda aforizma tanrıçası, dolaylı anlatım kraliçesi boğa. Ya arkadaş bir kere de doğrudan seni seviyorum, sana çok bozuğum filan desene, varsa yoksa alıntı. Boğa kadınına; “Hayatım nereye gidiyosun?” diye sorsanız. -Nereye gideceğini bilen için tüm dünya kenara çekilir. diye cevap verir. Yahu eltime gidiyorum desene, net olsana gözünü sevdiğim. Duygusal anlamda kendini net ifade edemese de, iş hayatında ne istediğini bilen ender burçlardandır boğa. Kafasına koyduğu herşeyi yapar, yeter ki istesin ama aşık oldu mu bütün planları şaşar, hemen ev terliklerini, alt aşortmanını giyip dolma sarmaya başlar. Fakaaat, verdiği değeri sizden göremiyorsa Uçan Adam Sabri gibi Alllaaaah diye kaçın, çünkü tersi boktur caarrt diye bırakır sizi.

İkizler: İki değil 10 kadın yaşar içinde, en tekinsiz burçtur, gülüp eğlenirken Medyum Memiş gibi zumzuğu ağzınıza çakabilir. Gönlünü hoş tutan erkekleri bünyesi reddeder, onu kanırtan, sinir hastası eden adamlara aşık olur. Konuşkan ve eğlencelidir, seyahate bayılır. İkizler kadınıyla yemeğe giderseniz 3 saatten önce yemeğinizin gelmemesi garantidir. -Tavuk var mı var, -makarna var mı var -ben lüfer aliym o zaman, diye sipariş verir. Bir mekanda bir yemek geri gönderiliyorsa arkasındaki kadın muhakkak ikizler burcudur. Yaşını göstermeyen narin ve zarif bir yapıları vardır, en geç yaşlanan burç ikizlerdir. Herkese şarladıkları, içlerinde bişey tutmadıkları için yaşlanmamaları doğaldır. Ohh iyi yapıyolar valla biz tuttuk da noolduu ayynen devam.

Yengeç: Güçlü görünmeye çalışıp bunu başaramayan tek burçtur. Bir yengeçle sohbet ederken bir şeylerin ılık ılık aktığını hissedersiniz, evet evet akan beyninizdir. İlişkiler hakkında hiç durmadan 72 saat konuşabilirler. Sizi asla dinlemeyip, en iyi dinliyo taklidi yapan burçtur. Siz ne anlatırsanız anlatın kafasında tavşanlar zıplar. Kazara arayıp, yarın dünyanın sonu geliyomuş deseniz, demek o yüzden benden ayrıldı yoksa bana hayatta kıyamaz olur yorumu. Yengeç için kainattaki herşey kendisi ve sevgilisi ile ilgilidir. Tam bir sabah insanıdır yengeç, sabah 5 de bile kalksa mutlu ve neşeli uyanır. Samimi ve komiktir, insan 1 gün bile görmezse özler yengeci, duygusallığını zekası ve fırlamalığıyla kapatır. Çok eleştiriye ve ihmal edilmeye gelemez aman.

Aslan: Mor dağların prensesi gibi salınır etrafta. Göz süze süze ağzını büze büze konuşur. Lükse şaşaaya düşkündür, mümkün olsa totosunu dolarla avroyla siler. Arkadaşlarını aşırı sahiplenir, mazallah arkadaşının sevgilisini bir kızla görse, yemez içmez; “hayırdırrr canımm!” mesajıyla yetiştirir hemen. Pozitif bilimlerden hazzetmez, hangi bölümü bitirirse bitirsin, hep yanlış bölümde okuduğunu düşünür. Bıraksalar, bütün aslanlar ressam, müzisyen, reklamcı olur. Çok duyarlı ve akıllıdır ama sıkıntıya gelemez. Güvenilirdir, kesseler sırrınızı söylemez. Kendiyle o kadar meşguldür ki, dünya yanıyo deseniz koşarken hangi parfümü sıksam diye düşünür. Nerde olmaz bir adam var, git ara bul getir saçlarını yol getir psikozuyla sevgili seçer, sonra da sabırla adam olmasını bekler. En hızlı laf sokan burçtur, mermi manyağı yapar sizi dikkaat.

Başak: Gözünde hep bir melankoli vardır, tıpkı acıların kadını Bergen gibi. Huzursuzdur, rahatın en çabuk battığı burçtur. Çok belli etmese de dedikoduyu sever. Arkadaş canlısıdır. Sabırlıdır, taşı ortadan yaran bi sabrı vardır. Duygularını çok belli etmez, osuruğu kokmaz. Her zaman bir tarzı vardır, en olmadık kıyafetler başağa yakışır. Üniversitede ideal ev arakadaşıdır, titiz ve düzenlidir, tuvaleti cifler, banyoyu ovar, hayatta işten kaçmaz. Ön planda olmayı sevmeyen ender burçlardandır. Şeytan ayrıntıda değil başakta gizlidir. Detaycıdır, kurduğunuz cümleden cımbızla bir kelimeyi seçer, ondan alınacak bir anlam çıkarır, hiç zaman kaybetmeden küser, siz daha noolduğunu anlamadan arkasını dönüp gider. Küstürmeyin, huyuna gidin, düşünerek konuşun, nefesinizi tutarak cevap verin, hadi canım başınız ağrımasın.

Terazi: Rahibe Teressa ile Lady Gaga arasında bi yerdedir. Çok pis aşık olur, çok çabuk unutur. Ruh hali değişkendir, evlenip çocuk mu yapsa, albüm yapıp stadyum konserlerine mi çıksa karar veremez. Stratejiktir, insani ilişkileri kuvvetlidir. Bir günlük seyahate bile 4 bavulla gider. Terazi kadınının ruhunda fırtınalar bile kopsa suratındaki ifade hep Mona Lisa’dır. İsterse güzel yemek yapar ama isterse. Ev işine, yemeğe, ortodontiye eli yatkındır. Üşengeçtir, sevgililerini hep yakın çevresinden seçer, aşık oldu mu da kendinden geçer. Bir yerde belirsizlik varsa terazinin tansiyonu düşer. Tez canlıdır terazi, onun için herşey net olmalıdır. Aşık mısın, diil misin? Efendi misin, p*ç misin? Arkadaş mısın, sevgili misin? net ol net der. Bu burcun kadınına yapılacak en büyük iyilik onu oyalamamaktır. Çünkü oyalanırsa sizi kabak gibi oyar.

Akrep: Ne okursa okusun, sonunda hep bildiğini okur. Havalıdır, antin kuntine bayılır. Artizdir, herkesle samimi olmaz, Etme çocukla sohbet küstürürsün, silme götünü camla kestirirsin’dir hayat mottosu. Evin Ana gibi anaçtır. Hastaya şifa, dertliye deva, açlara çorba dağıtır. Bi kendine hayrı yoktur. Habire kendini eleştirir. Haset değildir ama kıskançtır. Favori içeceği diet coladır. Bazen siyah, bazen beyaz ister ama herşeyi tutkuyla ister. Uçlarda yaşar, bazen o kadar uçlarda yaşar ki telefonu çekmez. Kafası attı mı atarlanır, o anaç toprak ana birden alayına isyan inadına Bayhan’a dönüşür. O yüzden kızdırmamaya gayret edin. Bir de psişiktir ki owww, daha fikir senin aklına düşmeden, anlar hinliğini cinliğini gözünden. Parasının hesabını bilir, genellikle tek başına gezer, yalanınızı yakalarsa kafanızı tombi gibi ezer.

Yay: Allah’ın sopası yoktur, yay burcu kadını vardır. Güvenini kıranı, hevesini kaçıranı affetmez, yıl sonu elinde koçan biriken trafik polisi gibi yapıştırır cezayı. Mağrurdur burnu düşse acaba ne düştü diye eğilip bakmaz. Herşeyi analiz eder, “sen aslında öyle dedin ama başka birşey demek istedin” diye cümleye başladı mı kaçın. Sevdiği adamı mutluluktan havalara uçurur ama adam dengesizlik yaparsa tutmayı unutur. Hiçbir zaman çok zengin olamaz, ayda 1 trilyon da kazansa ay sonuna kadar saça saça bitirir. Ruh hali değişkendir, Walt Disney’den Murat Kekilli’ye dönüşebilir bir anda. Öğrenmeyi sever. Hep bir şeylere başlar; spora, latin dansına, diyete, güreşe ama sonunu getiremez. En başarılı olduğu alan işidir, kahkaha attığı zaman da baya dişidir. Yay burcu kadını vefalıdır kolay kolay kimseyi harcamaz, aptal yerine kondumu da adamın götünü keser acımaz.

Oğlak: İçinde bir Güngör Bayrak yaşar, york düşesi, buckingham kontesidir adeta. Temkinli ve kuşkucudur, siz birşey anlatırken gözlerini kısarak bakmasının sebebi budur. Oğlak kadını asildir ölçülüdür, senin benim gibi ağzından salya saçarak gülmez, insan gibi güler ve hemen toparlanır. İş hayatında dikkatlidir, kolay kolay yanlış yapmaz. Herkesle samimi olmaz, çabuk ısınıp, soğumaz ama hayatına aldığı insanları da yarı yolda bırakmaz. Bu burcun insanı genç yaşlarda kimlik bunalımına girer, sonra çıkar. Bazen insana cinnet geçirtecek kadar gerçekçidir. 10 yıl sonra seninle Toskanada ki bağımızda şarap yudumlıycaz deseniz, önce Beylikdüzündeki evin taksidini bitir de sonra içeriz şarabı diyip, tokadı çarpar. VII. Henry’nin torunu olduğu için, sinirlenince salon kadını çizgisini bozmaz, sümüğünü çeke çeke bi kenarda ağlar. Cahille sohbeti en hızlı kesen burçtur, ağlatmayın, gebertirim.

Kova: Dedikoduya bayılır gıybeti içine sokup mıncırır. İçinde hep bir dahi yaşadığını düşünür ama tarihte bir icadına rastlanmamıştır. Zekasına aşıktır, egosu yüksektir. Bu tatlı egosunun yanında bir de mütevazı olsaymış tam süper olurmuş ama olamamış kısmet. Arkadaşlarını çok sever, ne sevmesi delirir, aklını çıldırır arkadaş diye. Bağlılık sever, bağımlılıktan tiksinir. İlişkilerde erkek gibidir, yönetir, kontrol eder, müdahele eder, az daha sıksa p..pisi çıkacaktır. Düğün dansını bile erkeğin yönetmesine izin vermez, illa domine edecek. Kültürlüdür ama fazla bilgi kalbe zarar diye; müzeden çıkıp kermese, Verdi’nin operasından, Ferdi Tayfur konserine gidebilir. Magazine aşinadır, bıraksalar, 2. Sayfa programını rahatlıkla sunabilir. İnanılmaz komik ve pratiktir. Üşenmese dünyayı ele geçirir ama yatarken makyajını silmeye üşenen insan dünyayı mı ele geçirecek Allahınsen:)

Balık: İbrahim Tatlıses gibi çabuk ağlar, neye ağladığını asla bilemezsiniz. Pencere buğulansa duygulanıp ağlayabilir. Dünyada sadece kendisinin anlayabileceği esprileri vardır. Her ilişkisine, son ilişkisiymiş gibi başlar, kendini inandırır, ayrılınca da aman boşver ya zaten şizofrendi der geçer. Hayalperesttir, ama romantik salya aşık değildir, sevgilisi şiir okurken dayanamayıp adamın ağzına gülebilir. Küçük şeylerden mutlu olsa da, ota boka morali bozulabilir. Bu kadar duygusal olmasına rağmen, zorluklar karşısında inanılmaz güçlüdür. İdeal mesleği kadılıktır, asla hak yemez, estetiğe düşkündür üzerinde tarçın yoksa sahlep bile içmez. Sonda söylenecek şeyi başta söylediği için her kavgada haksız duruma düşer, sonra da bütün dünya bana karşı diye ağlaya ağlaya gözleri şişer. Geneli iyi yemek yapar, ideal eş ve anne adayıdır. Bünyeleri görücü usulü ile evlenmeye yatkındır.

Bu yazı ve “Erkekler ve Burçları” yazıları  ayseninbavulu.blogspot.com a aittir…