En Büyüleyici Burç: Terazi…

11129904_10153401227742878_680498589532710540_n[2]

EV YAPIMI ŞAMPUANLA SAĞLIKLI SAÇLAR İÇİN (DENENEMİŞTİR)

11112211_10155710459045557_196165893045489159_n[1]

Günümüzde saçlarımızı yıkamak için kullandığımız ürünlerin çoğu sentetiktir ve cildimizdeki gözeneklerin içerisinden kan dolaşımımıza karışarak sağlığımıza zarar verebilen maddeler içerir. Eğer saçınızı bunlardan korumak istiyorsanız, o zaman evde hazırlaması kolay, tamamen doğal olan şampuan tarifimize göz gezdirin!
Şampuan üreticileri ürünlerinin güzel kokmasını ve bolca köpürmesini isterler. Ama farkına varmadığımız bir şey bu ürünlerin çok kuvvetli olduğu ve zamanla sağlığımıza zarar verdikleridir. Örneğin, bu ürünlerin birçoğu endüstriyel bir deterjan ve yağ çözücü olarak kullanılan bir aktif madde olan loril sülfat içerir. Bunu kafa derimize uyguladığımızda bu derimizdeki doğal yağları uzaklaştırıp cildimizi tahriş eder ve kurutur. Bu madde aynı zamanda toksiktir.

Doğal ve sağlıklı bir alternatif doğal ve bitkisel bazlı maddelerden ve kokulu esans yağlarından oluşan organik şampuanlar kullanmaktır. Ancak bunlar konvansiyonel ürünlere göre daha pahalı olabilirler.

Bu sorunun üstesinden gelmek için bir çözüm doğal ve az maliyetli olan ve evde hazırlanabilen geleneksel bir formül kullanmaktır. Buna bir örnek sodyum bikarbonat ve elma sirkesinden oluşan aşağıdaki tariftir.

Nelere ihtiyacınız olacak?
Sodyum bikarbonat
Elma sirkesi
İki adet plastik şişe
Şampuanı ve saç kremini nasıl hazırlayacaksınız?
Normal saçlar için, bir çorba kaşığı bikarbonatı eriyene kadar ılık bir bardak su içinde karıştırın ve şişelerden birini yarısına kadar onunla doldurun. Bu birinci karışım şampuandır. Yağlı saçlar için daha fazla bikarbonat ekleyebilir ve aynı şekilde kuru saçlar için kullandığınız bikarbonat miktarını azaltabilirsiniz.

İkinci şişede bir bardağın dörtte biri kadar elma sirkesini bir bardak suyla karıştırın. Bu ikinci karışım seç kremi görevini görecek. Saçınız ne kadar kuruysa kullanacağınız elma sirkesi miktarı o kadar fazla olmalıdır.

Doğal şampuanı ve saç kremini nasıl uygulayacaksınız?
1. İlk olarak bikarbonat karışımını ıslak saça uygulayın. Bununla kafa derinize hafifçe masaj yapın.
2. İyice durulayın. Saçınızın biraz kabalaştığını hissedeceksiniz. Sirkeyi uygulayarak onun pH’ını nötralize edin.
3. Sirkeyi saça ve kafa derisine uyguladıktan sonra saçlarınızı durulayın.
İsteğe bağlı diğer malzemeler
Saça güzel bir koku kazandırmak için ve onların şifa sağlayıcı etkilerinden faydalanabilmek için bu doğal saç ürünlerine esans yağlar ekleyebiliriz. Örneğin, çay ağacı yağı kepeğe karşı yardımcı olur ve biberiye yağı saç dökülmesini önler. Lavanta kafa derisini rahatlatır ve geride güzel bir koku bırakır. Merak etmeyin, sirke kokusu saçınız kuruduktan sonra ortadan kalkar.

lavanta-yağı
Biberiye esansı yağı doğal şampuanınıza katmak için mükemmel bir yağdır.

Eğer saçınız çok kuruysa, o zaman onu yıkadıktan sonra bir miktar jojoba yağı veya susam yağı uygulayabilir ve ardından da eğer saçınızın buna ihtiyacı olduğunu düşünürseniz nemlendirici bir saç maskesi de uygulayabilirsiniz.

Saçınızın ve saçınızı ve kafa derinizi sağlıklı tutan doğal tabakanın bu doğal ürünlerin kullanımına alışması biraz süre alabilir. Kimyasal ürünleri kullanmayı kestiğinizde saçlarınızda daha fazla yağlanma veya kepeklenme gibi bazı gözle görülür değişiklikler deneyimleyebilirsiniz. Böyle bir durumda sabırlı olmanız gerekir çünkü bunların olumlu etkileri kendilerini birkaç hafta kullanım sonunda gösterecektir. Bir diğer seçenek de bu geçişi daha yavaş gerçekleştirmektir. Yani saçlarınızı her yıkadığınızda daha az miktarda kimyasal ürün kullanabilirsiniz ve aşamalı olarak doğal şampuanı ve saç kremini daha fazla kullanabilirsiniz. En sonunda da artık kimyasal ürünlerin kullanımını tamamen kesebilirsiniz!

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası…Şiddetle öneririm

Fatoş Pabuccu Tuncay

15 – 21 Ağustos tarihlerinde Gümüşlük Akademi, Bodrum’da Kadınca Yaşam, Edebiyat Sohbet ve Yazı Atölyesi

KADINCA YAZ(I) KAMPI – Yaşam, Edebiyat Sohbet ve Yazı Atölyesi

Yasemin Sungur ile Kadınca Yaz(ı) Kampı
Kadınca Yaşam, Edebiyat  Sohbet ve Yazı Atölyesi

Kamp Tarihi: 15 – 21 Ağustos, 7 gün, 6 gece, Toplam 36 saat

Bu NASIL Yaz(ı) Kampı?
Yaşamlarımızı, duygularımızı, dertlerimizi, deneyimlerimizi hem anlatalım hem yazalım. Okuyalım, ilham alalım, daha iyi nasıl yazarız, yazmak bizi nasıl iyileştirir, yazmak bize hangi yeni yolları açar farkına varalım. Sevgiyle bir araya gelip, hissedelim ve yazalım…

Bu kamp sonunda yazılan yazılar, denemeler, öyküler ile ortak kitap yayınlanacaktır.

gümüşlük yazı kampı foto 2

Kadınca Yaşam, Edebiyat Sohbet ve Yazı Atölyesi
15 – 21 Ağustos tarihlerinde Gümüşlük Akademi, Bodrum’da 7 gün, 6 gece, 36 saat sürecek. Programda deniz, güneş, Bodrum ve çevresi keşfi de yer alacaktır.

gümüşlük latife tekin ve yasemin sungurNe yazacağız ki?
Kendi hikâyelerimizi yazacağız. Hissettiğimiz, anladığımız ve yaşadığımız gibi… İçimizden geldiği gibi anlatacağız.
Kendimizi, kendiliklerimizi yazacağız. Onları, olumlu ve bütünleyici bakış açısı ile birleştireceğiz ki, umut olup kadınlara uçmak için kitap olsunlar… Evet, kitaplaştırmak arzusundayız yazdıklarımızı. Bu çalışmanın sonunda yazdıklarımız kitap olacak #KadıncaYazdık diyeceğiz. Kampımız Latife Tekin ev sahipliğinde gerçekleşecek. Yanı sıra, sürpriz söyleşi konuklarımız,yazarlar/şairler de olacak. Kamp süresince her gün bir kitap ve bir film ile sohbet edeceğiz.

gümüşlük lt

Katılım Nasıl Sağlanacak?

Bu özel çalışmada yer almak isterseniz, neden katılmak istediğinizi anlatan bir e-posta yazmanızı rica ediyoruz. Konu kısmına #KadıncaYazmak yazdıktan sonra, dilediğiniz kadar sözcükle kendinizi ifade edin ve şu adrese iletin lütfen: ben@yaseminsungur.com

Bu atölye/kampa 12 kadın katılımcı kabul edilecektir.

Program Ücreti: 1.150 TL + KDV
Atölye değerine eğitim, söyleşi, editör, kitap çalışması ve vakfa destek bedeli dahildir.
(Yol + Konaklama + Yemek dahil değildir)

Katılım İçin Son Kayıt Tarihi: 10 Temmuz 2015’dir.Erken Kayıt İçin Son Kayıt Tarihi: 22 Haziran 2015’dir. 

22 Haziran tarihine dek kayıt yaptıranlar için Program Ücreti: 1.000 TL + KDV

Kamp Yeri: Gümüşlük Akademisi, Doğanın içinde, sevgili Latife Tekin’in hayalleri ile var olmuş, ilham almak, yazmak konusunda güç veren bir yer. Her saat özel yaşanıyor.

Konaklama Gümüşlük Akademisi Vakfı’nda
Çift kişilik oda + kahvaltı 120 TL, Öğle yemeği 20 TL, Akşam yemeği 20 TL (Konaklama ve yemek tahminen 660 TL tutmaktadır, yol seçiminize bağlı, uçak biletleri hemen alınırsa gidiş-dönüş yaklaşık 200 TL)

gümüşlük oda

Katılım İçin Son Kayıt Tarihi: 10 Temmuz 2015’dir.
Erken Kayıt İçin Son Kayıt Tarihi: 22 Haziran 2015’dir.

Başvurunuza 2 gün içinde yanıt alacaksınız. Kabul edildiğinizde atölye ücretinin yarısını ödemenizi rica ediyoruz. Kalan yarısını Ağustos başında ödemeniz mümkün. Konaklama ve yemek bedelini atölye/kampa katıldığınızda doğrudan Gümüşlük Akademisi Vakfı’na ödeyeceksiniz.

Bu atölye/kampa 12 kadın katılımcı kabul edilecektir. Katılımınız kesinleştiğinde detaylı program ve eğitime hazırlık bilgilerini göndereceğiz.

Gümüşlük Akademisi hakkında bilgi sahibi olmak için;
Gümüşlük Akademisi
Yasemin Sungur kimdir, neler yapar öğrenmek için;
Yasemin Sungur ve Martı Dergisi

Her türlü sorunuz için yazın  ben@yaseminsungur.com

yaseminsungur.com net adresimdir

veya arayın

Telefon : 0216 449 65 94 – 0532 275 79 46

Yasemin Sungur

Heyecanlı, Paylaşımcı, Hep Öğrenci ve Sevgili

Sohbetçi, Gezgin, Fotoğrafçı

Eğitmen, Koç, Yazar

KİLO PROBLEMLERİN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ?KİLO SORUNLARINA NEFES NASIL İYİ GELİR?

kiloÅŸismandietnefes[1]

Kilo sorunlarımızın altında genelde korunma içgüdüsü vardır.

Kendimizi ifade etmekten korunma, eleştiriden korunma, cinsellikten korunma, duygulardan korunma, incinmekten korunma, kendi kendinden korunma gibi sebepleri olabilir.

Kilo problemleri olanların çoğunda bastırılmış öfke problemleri mevcuttur. Sanki öfkesini yemekten çıkartır gibi yemek yiyebilirler. Kendilerini ifade etme sorunları da vardır.

Kendine güvensizlik, kendi gerçeğini ortaya koyamama, potansiyellerini ortaya çıkarmaktan korktuğu için kilolarla kendini korumaya alma vardır.

Kilolu insanların çoğunda sahte bir neşeli olma hali, sürekli gülen bir yüz, hiç bir şey takmıyor havası, sürekli espri yapma ihtiyacı duyabilirler. Hâlbuki içinde fırtınalar esiyor olabilir. Duygularını bastırmakta üstlerine yoktur. İçinde öfke, kızgınlık, üzgünlük korku gibi duygular vardır.

Kilolu insanların onaylanmak ihtiyaçlarını karşılamak için, kendi isteklerinden vazgeçip, başkalarına uyum sağlama davranış modelleri olabilir. İstediklerini yapamadıkları ve sürekli kendinden ödün verdikleri için öfke birikmesine neden olur.

Nefes seanslarında kilolu insanların bastırılmış duygularını sağaltmak için tonlama ve olumlumalar çok ise yarar.

Kilolu insanlarda kullandığımız olumlumalar

“ Kendimi seviyor ve onaylıyorum, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum, kendimi ve duygularımı ifade etmek güvenli, bu yaşamda güvendeyim, Ben olmak güvenli ”

Bol nefesli günler

kaynak: gülin sarıyiğit

AFFEDEREK ÖZGÜRLEŞİRİZ

AFFETMEKNEFES[1]

 

Affetmek, başkalarının yarattığı koşullardan ve yanlışlardan dolayı kendimize acı vermeye, ya da başkasının bize acı vermesine izin vermemize son vermek demektir.

Affetmek, bir kesiftir… Bir yanlışı silmek değil, affettiğimiz kişiyle aramızdaki benzerliği keşfetmektir.
Affetmek unutmak değildir.. Geçmiş unutulmaz.. Unutmamalıyız da.. Ama geçmişte yapılanların yıkıcı etkisini ortadan kaldırmaktır. Artık acıyı hissetmemektir.
Affetme süreci, yas tutma sürecidir.. Kişi affetse de kaybetme duygusunun ve yaralanma duygusunun acısını hissedebilir. Onarım zaman gerektirir.
Affetmek yapılanları onaylamak, hoş görmek değildir.. Yapılanları önemsiz farz etmek, örtbas etmek, yapılanların kötü olduğunu geçersiz farz etmek ya da o kişinin hakli olduğunu zannetmek de değildir.. Tam tersi “yapılanlar kotuydu.. İncitti ” diyerek ve yüzleşerek yola çıkılır.
Affetmek o kişiye kendimizi daha büyük hissettirerek onu bize karşı borçlu kılmak ta değildir.. Bu bir ego oyunu olabilir ancak.
Affetmeyi seçtiğimizde kimse bize borçlanmayacaktır. Diğer insanin da affetmesini, özür dilemesini, değişmesini ve
Bizim istediğimiz gibi olmasını beklemeyeceğiz. . Çünkü biz ancak kendimizi kontrol etmeye muktediriz..
Bir başkasının seçimlerini kontrol edemeyiz. Böyle bir gücümüz yok..
Affetmek fedakarlık değildir.. Katlanmak hiç değildir.. ” iyilik perisini” oynamak ta değildir.
Affetmemiz için illa o kişiyi anlamamız gerekmez.. Olayları illa hatırlamamız da gerekmez.
Affetmek o ana mahsus bir durum değildir.. Bir süreçtir.. Zaman içersinde sabırla yavaş yavaş olur.
Affetmek bir secimdir.. Amaç bizim öz mutluluğumuz, rahatlamamız, özgürleşmemiz, hastalanmamamız ve hayatimizi sağlıklı ve mutlu yaşamamızdır.
Affetmek, o kişiyi sevmek değil, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil,
O kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil,
O kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil,
O kişiyi suçsuz ya da hakli bulmak değildir.
Affetmeyi gerektiren her yara ve travma, içinde önemli bir dersi de barındırır.
Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşmemiz, yüzleşmemiz gerekebilir. .
Cesurca bunu yapmalıyız.. Zira affetmenin gerçek yolu buradan gecer.
Affetmek öfke ve intikama yatırım yapmaktan vazgeçmektir.
Affetmek kendimize verdiğimiz en büyük armağandır..
ACI, öfke ve çaresizlik hislerinden özgürleşmektir. .. Geçmişe değil, şimdiye ve geleceğe yatırım yapmaktır.
Affetmek kendini yiyip bitirmek ya da kişiye bedel ödetmek yerine, var olan enerjimizi kendimizi geliştirmek için kullanmamızı sağlar.
Gerçek affediş, mazeret uydurmak ta değildir.. ” annem babam yapabileceklerinin en iyisini yaptılar.. Naapsinlar.. Ah canim benim” demek te değildir.
Öfke ve affetmek birbirinin zıttı degıldır. Üzerinde birlikte çalışılması gereken olgular ve duygulardır.
Affetme süreci nasıl başlar?? Nasıl affedebiliriz? ?
1) Önce acıyı, travmayı kabul etmek ve yüzleşmeye kendimizi hazır hissetmek
2) Kendimizi tanımak, bu süreç içersinde bir yandan kendimizi affetmeye de başlamak
3. Basamak: sınırlarımızı çizmek.. Kendimize güvende hissettiğimiz bir alan yaratmak…
Yanı ” tamam.. Bugüne kadar yaptığın yanlıştı.. Kotuydu.. Bana acı verdi..
Ama artık dur.. Bundan sonra buna izin vermiyorum.” diyebilmek ve bu sınırı koymaya karar vermek.
4) Kendi duygusal tepkilerimizle yüzleşmek.. Değişecek olan diğer insan değil, biziz..
Yanı beklenti ondan değil, kendimizden.
5) Öfkemizi kullanacağız. .. Önce kendi öfke ve çaresizlik hislerimizi fark edeceğiz. .
Öfke enerjimizle sınırlarımızı yeniden belirleyeceğiz.
6) Affetmenin kısa yolu, sihirli tarifeleri yoktur.. Bir süreçtir,, sabır gerekir.. Herkes için farklı yaşanır. Nefes teknikleri ile daha kolay affetme surecınden gecebılırsınız.
7) Objektif olarak bize acı veren durumla yüzleştiğimiz zaman, derin bir mutsuzluk ve yoğun bir öfke,
Korku hislerinden sonra gerçek uyanış başlar ve yeniden sevme gücünü kazanma sansını elde ederiz.
8) Bütün bunları yapmadan affetmeye çalışmak sağlıklı ve yararlı olamaz.
Eğer biz bır cesaret yüzleşmezsek,
Travma kendini değişik kılıflarda, obje değiştirerek yine karşımıza çıkarak tekrarlayacaktır. .
bazen de ” marazı ask” kılıfı altında çıkacaktır karsımıza..
Marazı ask, çocuklukta yarım kalmış öfke ve obsesyonun erişkinlikte yeniden yaratılmış halidir.
9) Duygularımız bilinç altımızın tercumanıdır. .
Duygularımızı dinlemeyi anlamayı öğrenmeliyiz ve duygularımızın rehberliğine izin vermeliyiz..
Acılarımızı dolu dolu yasamadan yapılan affedişler gerçek affediş değildir,
Affettiğimizi söyleriz ama acı bilinçaltına gömülür,
Hiç olmadık yerde hiç olmadık şekillerde farklı objelere yansımalarla patlamalar yasarız..
Bu da bize zarar verir.
10) Affettikçe bir zamanlar gözümüze canavar gibi görünen insanın gittikçe boyutu gözümüzde küçülür…
Bizi bilinçli kırmaya çalışan ya da kotu niyetli davranan, zarar veren kişi
Zaten kendi yarattığı cehennemi yaşamaktadır.
Zaten yaşamında mutlu olsa, kendiyle barışık olsa hiç bunları yaparmı?
Başkalarına zarar verme güçsüzlerin, sevecenlik, affedicilik güçlülerin işidir.
11) Çocukluk döneminin travmalarıyla yüzleşmek çok önemlidir..
Yoksa eşimizle olan yaşantımızda, patronumuzla ilişkilerimizde hemen aynı sorunlar karsımıza çıkıverir..
Örn: çocuğunu sevgiyle boğan kontrolcü ebeveyn,
Kendi doğrularını empoze etmeye çalışan mukemmeliyetçi ebeveyn,
Babaların yonettiği yaşamlar sevgi nefret ilişkisi yaratabilir. .
Bunları bastırmaya çalışırsak ruhsal gelişimin yolunu tıkarız…
Derken önce ruh hastalanır.. Sonra beden.
12) Gerçek affediş, zarar veren kişi için ” sen kendi öfkeni kusuyordun ama bu bana zarar veriyordu..
Artık bana zarar veremezsin.. İzin vermiyorum.. Bitti..
Artık benim üzerimde hiçbir gücün yok. Ben özgürüm.” diyebilmek, hissedebilmek ve karar vermektir.
13) Öfke enerjisinin görevi bize yeniden sınırlarımızı belirlemek gücünü vermektir..
Onun için ikisi aynı süreç içerisinde yaşanır..
14) Acıyı ilaçlarla uyutmaya ve gömmeye çalışmak bir tedavi yolu değildir..
Kendimize yönelik işlediğimiz bir suçtur..
İlaç tedavi etmez sadece semptomları geçici olarak bastırır..
Kökten iyileşme ancak farkındalıkla ve kendini derinden tanıma sureciyle olur..
Bedensel hastalıklar da duyguların hastalığıdır. .
Tedavisi yine duyguların açığa çıkmış enerjisi ile sağlanır.
15) Duyguları ifade etmek bastırmaktan daha sağlıklıdır. .
Ama ideal yol, duygularımızı rehber alarak, onları kanalize edebilmektir. .
Duygularımızı bastırırsak kendimize zarar veririz..
İfade edersek karşı taraf incinebilir. .
Ama kanalize eder yani yüzleşerek sınırlarımızı net bir şekilde çizersek, bu zarara izin vermemiş oluruz.
16) Affettiğimizi nerden anlarız ?
Artık o insandan korkmuyorsak, özellikle de onun da iyileşmesi için duacı isek,
Başına kötü birşey gelsin ya da mutsuz olsun beklentisinde değilsek,
Ve o kişiyi kendisiyle başbaşa bırakabiliyorsak,
O kişinin adı geçtiğinde artık yüreğimizde acı hissetmiyorsak, bilelim ki affetmişiz..
Lütfen bunu farkettiğimiz gün kendimizi kutlayalım..
Ama unutmayalım ki bu bir süreçtir.. Yas sürecidir.. Zaman ve sabır gerekir.. Zoru başarmaktır.
17) Affetmek kimseye yaptığımız bir iyilik ya da yücelik hali değildir…
Sadece kendi ruhumuzu tedavi etme ve iyileştirme sürecidir..
Peki affetmezsek ne olur??
Sürekli bir güçsüzlük, acizlik duygusu içinde oluruz.. Kendimizi sık sık kurban ilan edebiliriz..
Çaresizlik yakınmalarımız hep değişik objeler aracılığıyla gündeme gelir.
Zira tüm onları yapan “kötü kişi ” olacağı için biz otomatik olarak “iyi kişi” konumunda oluruz.
Affetmediğimiz surece içimizde derinlerde devamlı bir haddini bildirme arzusu, intikam duygusu,
Gurur, kıskançlık, pişmanlık, kendimizi hep hakli gösterme çabası, zannedilen bir reddedilmişliğin incinmişliği,
Sevgisizlik, affedemeyeceğine inanma, obur kişinin mutluluğunu istememe gibi negatif duygular içersinde olunur.
Veeee tüm bunların sonucunda:
Hayır deme zorluğu, yani kendi bireysel sınırlarını koyamama,
Farkında olmadan kendini cezalandırma ( çünkü bu duygular, arzular ve hırslar bilincin derinliklerinde “suçluluk hisleri” yaratacaktır ve bilinçaltı ” suçlular cezalandırılmalıdır ” komutu verecektir.)
Güzelliklerden mahrumiyet ve utanç
Zarar verici ilişkiler
Dürtüsel, zarar verici davranışlar
Bağımlılıklar
Kazalar
Hastalıklar
Depresyon
Yabancılaşma, yalnızlık
Büyüyememe
Risk alamama
Mutlu aile kuramama
Başkalarının hayatlarını yaşama vs. vs. olacaktır
Hiçbirşey için geç değildir!
Hepimize affetme gücü diliyorum..
* Dr. Şule Tokmakcıoğlu

KADIN HASTALIKLARIN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ? NEFESİ KADIN HASTALIKLARINA NASIL İYİ GELİR

images[1]

Akıntı, iltihap, kaşıntı, yara vajinal kuruluk ve benzeri tüm hastalıklar kadının karşı cinse karşı duyduğu öfke veya yetersiz, güçsüz hissetmesi ile alakaladır.

Özellikle geçmişte yasadıkları ilişkilerinde sevgili koca hatta babaya duyulan öfke bu hastalıkları tetikliyor.

Rahatsızlıklar mikrobik ve biyolojik gibi gözükse de genetik özellikler de taşıyabilir.

Bu tip hastalıklar yaşayan kadınların nefesine baktığımızda alt karın bölgesine nefes almadığını görürürüz. Nefes seanslarımızda alt karın bölgesindeki nefesimizi artırmaya çalışırız.

Karın bölgesi cinsellliğimizi ve kadınlığımızı kabul ettiğimiz bölgedir.

Bızde bu rahatsızlıklar varsa bilinçaltımızda derinlerde bir yerde kadınlığımız ile dişiliğimiz ile barışık değilizdir.

Kadın Hastalıklarımızı iyileştirmek için seanslarımızda su olumlamaları kullanırız

“ Kadınlığımla, dişiliğim ile barışığım , Cinselliğimi ifade etmek güvenli, Cinselliğimi yaşamaktan zevk alıyorum, Kadın olmak güvenli, kadın olmaktan onur duyuyorum “”

Nefes terapisti

Gülin Sarıyiğit Seans almak için Arayacağınız Numara

Tel : 0 532 665 41 15