“Sonunda Hayatta Aradığım Doğru İnsanı Buldum” Demenize Yardımcı Olacak 12 İpucu

Çağın getirdiği bir olgu mudur, bilinmez ama çoğumuz zamanın olması gerektiğinden daha hızlı akıp gittiğini hissetmişizdir. Hal böyleyken insanın aklına, bu zamana kadar yaptıklarından çok, elde edemediği şeylerin gelmesi pek tabii doğaldır. Zaten hepsi bir liste gibi gözümüzün önünden sürekli akıp geçer. Herkesin listesinde farklı şeylerin olabileceği gerçeğini gözardı etmeden, biz iyisi mi çoğu listede var olduğuna inandığımız “doğru insan” maddemize geçelim.

Belki hayatınıza yeni biri girdi. Ya da girmedi ama hemen kapınızın eşiğinde duruyor. Sorun değil, sizi anlıyoruz. Çünkü tereddütleriniz var ve emin olamıyorsunuz.  Bu galeriyi hazırlama sebebimiz, işte tam da bu sebeptendi. Şimdi arkanıza yaslanın ve “doğru insanı buldum” demenize sebep olabilecek 12 maddeyle ilgili yazdıklarımızın; doğru çıkması için yüksek sesle dua edin:)

1. Sebepsiz Yere Arar

Sebepsiz Yere Arar
Evet biliyoruz, telefonla konuşmak o kadar da büyütülecek bir belirti değil. Ancak siz telefonu açar açmaz, karşı tarafta beliren bir telaş, ne yapacağını bilememe hali; anlayana çok şey ifade edecektir. Özellikle de sohbet, gününüzün nasıl geçtiği gibi sıradan bir konu üzerinden gelişip, bir şekilde sürekli sizinle ilgili hale geliyorsa…

2. Planları İki Kişiliktir

Planları İki Kişiliktir
“Bu haftasonu ne yapıyorsun?” sorusunu takiben, “Birlikte şunu/bunu yapalım mı?” şeklinde bir teklif geliyorsa; içiniz rahat olsun. Demek ki karşınızda, yapabileceği onca farklı şey varken, sizinle zaman geçirmeyi, başka her şeyden daha fazla isteyen biri var… Yetmez mi…

3. Sizi Arkadaşlarıyla Tanıştırmak İster

Sizi Arkadaşlarıyla Tanıştırmak İster
Birlikte olduğunuz kişi,  sizi mümkün olan en kısa sürede kendi çevresiyle tanıştırmak isteyecektir. Çünkü bu sizinle olan bağını kuvvetlendirmek istemesinin, doğal bir neticesidir. Bu anlar sıklıklı önceden titizlikle planlanır ve siz mutlaka en son duyan kişi olursunuz. Bundan sonraki adımı ise sizin yakın arkadaşlarınızla tanışmak istemesi olacaktır…

4. Zor Zamanlarınızda Koşulsuz Yanınızdadır

Zor Zamanlarınızda Koşulsuz Yanınızdadır
Kötü bir gün mü geçirdiniz? İş yerinizde bir problem mi var? Yoksa arabanız mı bozuldu; fark etmez! Çünkü doğru kişi bu anların tümünde yanı başınızda olacaktır. Üstelik seve seve. Kıymetini bilin…

5. Dikkati, İlgisi Hep Üzerinizde Olur

Dikkati, İlgisi Hep Üzerinizde Olur
Çoğu insan yalnızlığın zamanla bir labirente dönüştüğünden habersizdir. Öyle bir gün gelir ki, siz isteseniz bile çıkış yolunu bir türlü bulamazsınız. O yüzden biri sizi önemsiyor diye hemen havalara girmeyin. Birinin gözlerinde kendi yansımanızı fark etmeniz, aslında ne mucizevi bir şeydir… Bir farkına varsanız….

6. Öyle Açık, Öyle Dürüsttür ki; Kimi Zaman Onun Bir Melek mi, Yoksa Bir Psikopat mı Olduğu Konusunda Çelişkiye Düşersiniz

Öyle Açık, Öyle Dürüsttür ki; Kimi Zaman Onun Bir Melek mi, Yoksa Bir Psikopat mı Olduğu Konusunda Çelişkiye Düşersiniz
Onunla konuşmak her zaman kolaydır. Çünkü dolaylı bir dil kullanmaz. Size karşı dürüsttür ve kendini net bir biçimde ortaya koyar. Psikopatlık işin latifesi. Başlığa bakıp takılmayın. Bu zaman da, ne istediğini bilen, net ve dürüst bir insan bulmanın zorluğunu, bilmiyoruz hatırlatmaya gerek var mı…

7. Geleceğini İlgilendiren Hayati Kararları Alırken Sizi Gözardı Etmez

Geleceğini İlgilendiren Hayati Kararları Alırken Sizi Gözardı Etmez
Doğru insan böyledir işte. Geleceği sizinle birlikte inşa etmek ister. Bu sebeple kendi karar süreçlerine bile sizi dahil eder. Bazen öyle olduğunu bilirsiniz. Bazen de haberiniz bile olmaz. Konuşmalarını dikkatle dinlerseniz, bu tür şeyleri nasıl da başınıza kakmadan, gayet kibar ve sevecen bir üslup ile size aktardığını kolaylıkla fark edersiniz…
Ne güzel şeydir bir kalbe iki can sığdırmak. Şayet yerim yar diyorsa; geçiniz efenim…

8. Sizi Koşulsuz Destekler

Sizi Koşulsuz Destekler
Doğru kişi sizi her zaman destekler ve hedeflerinize ulaşmanızda size yardımcı olur. Bir nevi süper kahramandırlar. Çünkü böylesine zorlu bir misyonu ancak bir süper kahraman karşılık beklemeden üstlenirler. E tabii kıymetini bilene…

9. En Zayıf Yönlerini Görmenize İzin Verir

En Zayıf Yönlerini Görmenize İzin Verir
Çoğu insan bir ilişkiye girdiğinde savunma mekanizmalarını da otomatik olarak aktif hale getirir. Bu anlaşılabilir bir durumdur çünkü insanlar birbirlerinin zaaflarını bulmak ve kullanmak konusunda oldukça istekli ve acımasızdır. Ancak doğru kişi size böyle yaklaşmaz. İçinde ona zarar vermeyeceğiniz konusunda kuvvetli bir his vardır ve o bu hisse tutunur. O yüzden size karşı zayıf noktalarını göstermekte bir beis görmez.

10. Birbirinizin Çekimine Kapılırsınız

Birbirinizin Çekimine Kapılırsınız
Birbirleri için yaratılmış iki insanın arasında gelişen kimyanın kusursuz gücüne ve yarattığı çekime karşı konulamaz… Bu tıpkı açık gökyüzünde rüzgarla karşılaşan bir bulutun umarsızca oradan buraya savrulması gibi; tamamen doğal ve mucizevi bir şeydir…

11. Sizi Daha İyi Bir İnsana Dönüştürdüğünü Hissedersiniz

Sizi Daha İyi Bir İnsana Dönüştürdüğünü Hissedersiniz
Evet, doğru kişinin böyle bir gücü vardır. Çünkü o çoğu insanın sizde katlanamadığı birçok şeyi gördüğü halde, yine de yanınızda olmayı seçmiştir. Ancak bu sizi bulduğu gibi bırakacağı anlamına gelmez. Lafı uzatmayalım ama bir zaman sonra, içten içe sizi bile rahatsız eden ancak bu durumu kendinize bile itiraf edemediğiniz çoğu beter huyunuzun yok olduğunu, hayretle kendiniz gözlemlersiniz.

12. Onu İlk Gördüğünüzde Tamam Dediyseniz…

Onu İlk Gördüğünüzde Tamam Dediyseniz...
Buraya kadar yazdıklarımız, mantığını duygularından ön planda tutan insanlar için daha rahat kabul edilebilir şeylerdi. Çünkü maddeler doğru kişinin varlığını, duygulardan ziyade elle tutulur kanıtlar aracılığıyla aktarıyordu. Ancak herkes hayatını böyle yaşayacak diye bir kaide yok. Bazen ilk görüş, çoğu şeyi anlamak için fazlasıyla yeterlidir.  “Ama ya gerisi mi” mi dediniz? Onu da zamana bırakın. Çünkü hayatın her anı yaşamaya değerdir. Ve anı yaşamadan, geleceğin getireceği olası şeyleri düşünmenin kimseye bir faydası yoktur..

Grup Terapisisini Kapattım…

11393242_727624537348436_3659390394867393453_n[1]

Kaynak: psiko city

Bu Günde Bugünün İşlerini Yarına Bıraktım Çok Şükür…

11412199_727619260682297_176178961439005754_n[1]

Eğer istediğin olmazsa acı çekersin, eğer istemediğin bir şey olursa yine acı çekersin…

22482_853371451392882_1226911141295317059_n[1]

Dikkatliyim Diyenler Tek Bakışta Otobüs Hangi Yöne Gidiyor Söyleyebilir Misiniz?

11219384_727648954012661_1123603667910034428_n[1]

KAYNAK: PSİKOCİTY

Birer Kadeh Daha Alırmıyız Tostos…

960293_10153312331001380_8349826107304191488_n[1]

SELÜLETLERİNİZDEN BİR AYDA KURTULUN

10409082_870806746290354_1254940606047605910_n[1]
Cilt soyma ölü hücreleri ortadan kaldırır kan dolaşımını sağlar hücrelerin yeniden yapılanmasını sağlar ve pürüzsüz bir cilde kavuşursunuz..
ev yapımı bu peelıng ile bır ayda selületlerden ve çatlaklardan çok ucız bir şekilde kurtulursunuz ..
Malzemeleri
– Tuz 250 gram,
– Şeker 250 gram ve
– Palmiye yağı 100-150 ml.
Eğer palm yağı yoksa, bunun yerine zeytinyağı veya başka bir bitkisel yağ kullanabilirsiniz. sağlıklı ve iyot ile zenginleştirilmiş olduğu için deniz tuzu kullanmak cildin yenilenmesinde daha etkilidir ..
yoğurt kıvamına gelinceye kadar bu üç malzemeyi karıştırın ..sonra bir kaba koyup bir kaç defalık kullanabilirsiniz..
sorunlu bölgede her akşam dairesel hareketlerle masaj yaparak ovun sonra yıkayın ..Nemlendirici crem veya lasyon sürün ..Neredeyse bir ay gibi sonra farkı göreceksiniz ..
Gül bayrak

Sevgi çizi çağırınca, onu takip edin,

halilcibran[1]

 

Sevgi çizi çağırınca, onu takip edin,
Yolları sarp ve dik olsa da…
Ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi,
Telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da…
Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın,
Kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de…
Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer.
Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de…
En yükseklere uzanıp, Güneş’le
titresen en hassas dallarınızı okşasa da,
Köklerinize de inecek, ve onları sarsacaktır,
Toprağa tutunmaya çalıştıklarında…
Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker;
Çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
Kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler…
Bembeyaz olana kadar öğütür sizi;
Esnekleşene kadar yoğurur;
Ve Tanrı’nın İlahi sofrasına ekmek olasınız diye,
Sizi kendi kutsal ateşine savurur…
Sevgi bütün bunları,
Kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar,
Ve bu biliş, Hayat’ın kalbinin bir cüzünü yaratır…
Ancak korkunun kıskacında,
Salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsanız,
O zaman örtün çıplaklığınızı,
Ve sevginin harman yerine adim atin…
Adim atin, kahkahaların tümünün olmadığı,
Sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,
Ve ağlayın, ama tüm gözyaşlarınızla değil…
Sevgi hiçbir şey sunmaz, sadece kendisini,
Hiçbir şey kabul etmez, kendinde olandan gayri…
Sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de;
Çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir, tümüyle…
Sevdiğinizde, ‘Tanrı benim kalbimde, ‘ yerine,
Söyle deyin, ‘Ben kalbindeyim Tanrı’nın…’
Ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
Çünkü sevgi, yolunu kendi çizer,
sizi değer bulduğunda…
Sevgi bir şey istemez, tamamlanmaktan başka…
Fakat seviyorsanız ve ihtiyaçların arzuları varsa,
Bırakın bunlar sizin de arzularınız olsun…
Erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere misali,
Şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip,
Kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,
Ve kanamak, yine de istekle ve coşkuyla…
Şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
Ve bir sevgi gününe daha, teşekkürle uzanmak…
Sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,
Akşamın çöküşüyle de, eve huzurla dönmek…
Ve uyumak, kalbinde sevgiliye bir dua,
Ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla…’
Halil Cibran

AŞK KANSERDEN KORUR

247787_875332832504412_8611615706055566059_n[1]

heart ifade simgesi
Aşk nelere kadir’ lafı romantik bir inanış değil bilimsel bir gerçek! Zira aşkın gücü kansere bile deva olabiliyor! Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Teoman Yanmaz, “Aşık olunca salgılanan melatonin, serotonin, adrenalin ve oksitosin hormonları vücut direncini artırarak kanserden koruyor, tedavide başarı oranını artırıyor” diyor.

‘Çağın hastalığı’ haline gelen kanserden korunmada beslenmenin, rutin sağlık kontrollerinin, radyasyondan, katkı maddelerinden ve çevre kirliliğinden korunmanın önemini artık neredeyse bilmeyen kalmadı. Oysa kanserden korunmada belki de en önemli etkenlerden biri; sevgi ve aşk! Aşık olunca gözlerimizin hatta cildimizin parlaması, aslında aşkla birlikte salgıladığımız hormonlardan kaynaklanıyor. İşte aşık olunca salgılanan bu hormonların, aynı zamanda kanserden koruyucu etkiye de sahip olduğunu belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Teoman Yanmaz; “Yalnızca aşk değil, sevginin her hali aslında kanserden korur” diyor ve kanser-aşk arasındaki ilişkiyi şöyle anlatıyor:

Çağın hastalığı kanser gerçeğiyle aşk arasında bir ilişki var mı?
Kanser maalesef günümüzde ‘çağın hastalığı’ haline geldi. Kendiniz, eşiniz, dostunuz, yakın arkadaşlarınız ya da onların yakınları… Mutlaka tanıdık birilerinde bu hastalık var. Bugüne kadar bu hastalıkla ilgili yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, dokunduğumuz, konuştuğumuz, hatta bulunduğumuz ortamın tetikleyici bir faktör olduğu çok anlatıldı. Ama aşkın etkisi pek de dile getirilmedi. Oysa ‘aşkın kanser üzerinde etkisi var mı’ sorusunun yanıtı kesinlikle evet!

Aşk ve sevgi kanser üzerinde nasıl bir etkiye sahip?
Nicedir aşk denince modern insan altındaki kimyasallara odaklanıyor. Yani aşktan değil de aşık olduğumuzda salgıladığımız hormonlardan adrenalinden, serotoninden, oksitosinden ve melatoninden bahsediyoruz aslında. Bunların tamamı aşkı teşkil eder mi, aşk mı bunlara neden olur, bunlar mı aşka; bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şey, aşk dediğimiz durumlarda bunların da vücutta arttığının tespit edildiği. İşte aşk sırasında salgıladığımız bu hormonlar kansere de etki ediyor.

Nasıl bir etki göstererek kanserden koruyor bu hormonlar?
Bunların bazıları yaşam tarzımızı, bazıları biyoritmimizi dengeleyerek kanserden korunmada yardımcı olurken; bazıları da kanser tedavisi sırasında tedaviyi olumlu yönde etkileyecek ek faydalar sağlıyorlar.

Aşık olan insanın salgıladığı bu hormonlar faydalı mı?
Çoğunlukla evet . Her ne kadar fazlası zarar dense de adrenalin vücudun zinde kalmasını sağlıyor. Ani deşarjlarda kalp hızınız artıyor, çarpıntınız oluyor ve göz bebekleriniz büyüyor. Esas olarak her şeye karşı tetikte oluyorsunuz. Kanserle ilişkili olarak yaptığı en önemli metabolik aktivite birden fazla organı etkileyerek kan şekerini ve yağ asitlerini arttırmak. Yani en zor durumlarda (örneğin kemoterapi alan hastalarda ya da yeterli besin alamayan ileri evre kanser hastalarında) vücudun ihtiyacı olan enerjiyi temin ediyor.

Kanserden korunmada da bu hormonların olumlu etkileri var mı?
Tabii. Melatonin ve serotonin örneğin; özellikle de melatonin! Çok salgılandığında vücudun direnci artıyor. Enfeksiyonlara karşı koruyucu oluyor. Hem immün sistem üzerine olumlu etkisi ar hem de antioksidan etkisi yüksek. Bu nedenlerle kanser riskini azaltıyor. Ama sadece kanser riskini azaltmakla kalmıyor; bir çalışmada melatonin hormonunun kanserden ölümü de azalttığı gösterilmiş. Yani kanser hastasının ölümünü de önlüyor. Melatonin seviyesi az olan insanlar üzerine yapılan çalışmalarda; özellikle yatak odası ışıklandırılmış olanlar ve gece vardiyası yapılan işlerde çalışanlarda, kanserin daha sık görüldüğü saptanmış.

Melatonin hormonunun özellikle salgılandığı durumlar var mı?
Melatonin, karanlık ortamı seviyor. Gece 23.00 – 05:00 arası salınımı artıyor. Uyku da miktarını arttırıyor; ancak karanlık bir odada ve ışıksız ortamda bulunulacak. Zaten bu nedenle ‘çocuklarınızı bu saatlerde karanlık ortamda uyutun’ deniyor. Ne de olsa önlerinde çok uzun yıllar var, biraz büyüyünce aşık olmalarını öğütleyebiliriz!

Serotonin “mutluluk hormonu”nun nasıl bir etkisi oluyor kanserden korunmada?
Serotoninin düzeyini direkt ölçemiyoruz ama metabolitlerini ölçerek düzeyi hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Kendisinin direkt kanserle ilişkisi hakkında çelişkili sonuçlar var. Ama yokluğunun ya da eksikliğinin kanserin en önemli zemin hazırlayıcı faktörü obeziteye neden olduğunu biliyoruz.

Başka hormonlar da var mı kansere iyi gelen?
Oksitosini de bu gruba sokabiliriz. Buna ‘şefkat hormonu’ da deniyor. Doğumun başlamasını sağlar, orgazm onsuz olmaz, bebek anneyi emdikçe annede oksitosin artar. Aslında bu bahsedilenlerin hepsi aşkın değişik halleri zaten… Sevgilinin varlığı, onunla geçirilen ya da geçirilecek zaman, bunların yarattığı gerçek üstü dünya.

Oksitosinin kanserle ilşikisi nasıl?
Oksitosin esas olarak kişinin bilişsel ve emosyonel fonksiyonlarını düzeltiyor. Yani insanın korku duygusunu azaltıyor, güven duygusunu arttırıyor, empati yeteneğini geliştiriyor. Tabii bunların hepsi kişinin hastalıklara ve özellikle de kansere yakalanmasını önlüyor ve oluştuğunda da onlarla başa çıkma gücünü arttırıyor.

Aşkın hormon salgılamak dışında bir etkisi yok mu?
Hormonlar dışında da açıklanamayan bazı şeyler var aşkla ilgili. Mesela İsrailli araştırıcılar kadın gözyaşının erkeğin testosteron düzeyini düşürdüğünü ve prostat kanserine bu nedenle iyi geldiğini saptadılar. Bu da aşkın bir etkisi işte!

Karşılıksız aşk ya da aşk acısı da aynı etkiyi yapar mı?
Aşka sadece kimyasal bir gözle bakarsak olayın tamamı neredeyse bundan ibarettir. Ama neredeyse diyorum; çünkü bu konuların içinde aşk acısı yok, aşkını kaybetme korkusu yok ya da karşılıksız aşk durumu yok. Yani biz aşkın iyi yönünü ele alınca kanserden önleyici rolü bayağı belirgin görünüyor. Aşkın negatif yönü ise çok araştırılmış değil. Kimse görmek istemiyor herhalde!

Karşılıksız aşkı engellemek mümkün olmadığına göre ne yapmak gerekir?
Aşka sadece bu gözle bakmamak gerekir. Hayatta her şey fizik, kimya ve matematikle sınırlı değildir. Özellikle aşıklar açısından bakınca! Kanserden korumasa hatta kansere neden olsa da ne sevdiğimizden ne aşkımızdan vazgeçecek değiliz!

HORMONLARIN DANSI SAĞLIĞIN ANAHTARI
ADRENALİN: Vücudun zinde kalmasını sağlıyor. Organizmayı acil harekete hazırlıyor, acil enerji kaynağı sağlıyor.

MELATONİN: Vücudun direncini artıyor. Enfeksiyonlara karşı koruyucu oluyor. Kanser riskini azaltıyor. Hücre yenileyici ve bağışıklık sistemi düzenleyici. Vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlıyor. Özellikle gece karanlıkta salgılanıyor.

SEROTONİN: Diğer adı ‘mutluluk hormonu’dur. Serotonin yükseldiğinde moral düzelir, rahat uyku uyunur, iştah azalır, ruh sağlığı düzelir ve enerji artar. Serotonin düşüklüğü ise sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olur, obezite, anoreksiya ve bulimia nevroza gibi yeme ve iştah bozukluklarına neden olur.

OKSİTOSİN: Kanserden koruyucu bir hormon. ‘Şefkat hormonu’ da deniyor. Doğumun başlamasını, orgazmı sağlar. Döllenmeyi kolaylaştırır, doğum olayına katkıda bulunur ve emzirmeye yardımcıdır. Güven duygusunu arttırıp, korkuyu azaltır. Empati yeteneğini arttırır.

kaynak: reiki berlin

ÇOK ÖNEMLİ VE YARARLI BIR BİLGİ-Ailenizde veya etrafınızda felç,romatizma,kırık sonrası cansız kalan uzuv gibi hastalıklara sahip insanlar varsa size bir tarif vereceğim.

11390549_875352975835731_857296403457005144_n[2]
Ailenizde veya etrafınızda felç,romatizma,kırık sonrası cansız kalan uzuv gibi hastalıklara sahip insanlar varsa size bir tarif vereceğim. Bu tarif Almanya’da bir prof. tarafından 20 yıl kadar önce yapıldı ve felç geçirmiş ayak üzerinde uygulandı. Felç sebebi ile kasılan ve o şekilde kalan parmaklar tam olarak açıldı.
Saf zeytin yağı ve turşu tuzu ile yapılan basit bir karışım.
BİR LİTRE ZEYTİN YAĞI
YARIM KİLO TURŞU TUZU
Hepsi bu kadar.Tuzu ve zeytin yağını bir şişede karıştırın.2,5 lt kola şişesinde karışımı hazırlamanız daha kolay olur.Bu şişeyi güneş alan bir yere koyuyosunuz elinizin altında bir yer olursa içi olur.Gün içinde fırsat buldukça çalkalayıp tekrar güneşe koyun.O tuz çalkalamanın etkisi ve güneşin ısısı ile yağın içinde eriyor ve dipte tortu haline geliyor. Mesela 25-30 derece arası ısıda 10 gün güneşlense yetişir.
Tuz eridikten sonra rahatsızlığı olan kişi güneşe uzanır ve güneş kremi gibi bu yağ şikayet olan bölgeye sürülür.Yağı sürmeden önce şişeyi mutlaka çalkalayın.Kişi ile birlikte diğer kişilerde görebilir zaten o macun sürüldüğü andan itibaren damarların açılmasını.Ciddi anlamda elektrik çarpıyormuş gibi garip hareketlere şahit olabilirsiniz.Yarım saat kadar güneşlenip ılık suyla masaj yaparak yıkayın.Bunu haftada 3 gün yapsanız dahi yeterli. Çok zor değil uygulayın derim.Heleki felç geçirmiş bir uzvun asla dönüşü olmayan bir tıbbı yanıltması benim çok hoşuma gitti
Şöhret Olgaç

Peynir Altı Suyunu Kolon Kanserinin tedavisinde kullandıklarını biliyor muydunuz ?

fft68_mf111651[1]

Peynir suyu, peynir mayalandıktan sonra elde pıhtı telemesini süzdükten sonra arta kalan, laktoalbumin ve laktogul obülin gibi serum proteinleri ile farklı seviyelerde laktoz, yağ, mineral madde ve vitaminleri bulunduran önemli bir süt endüstrisi yan mamulüdür.

Birçok sektörde kullanım alanı bulan peynir altı suyu aynı zamanda eşsiz bir şifa kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peynir altı suyu proteinler geniş yelpazeli özelliklere sahip zengin bir protein bileşiminden oluşmaktadır. Peynir altı suyu orta çağdan beri çeşitli hastalıkların tedavisinde ve korunmasında kullanılmaktadır. Hatta orta çağda kurulan tedavi ve sağlık merkezlerinde böbrek rahatsızlıkları, sindirim bozuklulukları, karaciğer zehirlenmesi, bağırsak tıkanması ,obezite, bağışıklık artırılmasında, yararlanıldığı gibi çağımızda da anti bakteriyel etkinliğin geliştirilmesinde ve bazı zehirlenmelerin sağaltılmasında istifade edilmektedir.

Günümüzde peynir altı suyunun aşağıdaki hastalıkların tedavisinde etkili olduğu bildirilmektedir.

1 Peynir altı suyu kolon kanserine karşı koruyucu ve tedavi edici işlemlerde destekleyici olarak kullanılmaktadır.

Farelerde yapılan bilimsel araştırmaların ışığında peynir altı suyunda bulunan proteinlerin kolon kanserine neden olan “dimetil hidrazinin ” oluşumunu durdurduğu anlaşılmıştır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirdiği saptanan peynir suyunun kolon kanserine iyi geldiği bildirilmektedir.

2 – Peynir altı suyu Baş ve boyun bölgesinde tümör bulunan hastaların diyetlerine katılmaktadır

Özellikle uzun süre alkol alan kişilerde görülen baş ve boyun tümörleri ameliyatla sağaltılmaya çalışılmaktadır. Ancak ameliyat sonrası hastanın bakımı ve
beslenmesi çok önem taşımaktadır. Hatanın bağışıklık sisteminin güçlü olması ve yaraların enfeksiyon kapmaması mühimdir. Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması aynı zamanda kanserin yayılmaması için de etkilidir. Bu durumda olan hastaların diyetine peynir suyu proteinleri katıldığında bağışıklığı n güçlendiği gözlenmiştir.

3- Peynir suyu proteinlerinin Deri Yangısını iyileştirmede kullanıldığı bildirilmiştir.

Ciltte şişkinlik , kızarıklık, lekeler ve ağrılarla ortaya çıkan Atopik dermatitis hastalığında hastaların diyetlerine peynir suyu prote­inleri ilave edilerek bir haftada iyileştirici sonuçlar alındığı görülmüştür. Ancak hastalığın tedavisine geç başlandığında bu bir haftalık süre bir yıla kadar uzamaktadır. Bu hastalığın tedavisinde günümüz tıbbının kullandığı hormon ve ilaçların ağır yan etkileri göz önüne alındığında peynir altı suyu ekstraktlarının ne kadar önemli bir doğal şifa kaynağı olduğu daha iyi görülebilir.Alternatif tedavilerde kullanılan peynir suyu hidrolizatlarının hiçbir yan etkisinin olmadığı bildirilmiştir.

4-Peynir suyu proteinlerinin Glukoma (Karasu) hastalığını iyileştirmektedir.

Bilindiği üzere Karasu hastalığı göz küresi içindeki basıncın artmasına bağlı olarak şekillenen kötü bir bozukluktur. Tedavisinde kullanılan Sympathomistik ve parasy­mpathomistik ilaçlar olumsuz yan etkiler ortaya çıkarmaktadır. Yapılan çalışmalar peynir suyu hidrolizatı ile aktif fraksiyonlarının bu hastalığa da iyi geldiğini kanıtlamıştır

5-Peynir suyu proteinleri bağırsak hastalıkları ve yaralarının iyileştirilmesinde de etkilidir.

Peynir suyu ekstraktlarında bulunan IGF-1, IGF-2, bazik ve asidik FGF, TGF-beta 1, TGF-beta 2 gibi bileşiklerin yıpranmış dokuların onarılmasını sağladığı deneylerle ortaya konulmuştur.

Bu yönüyle yanlış ve düzensiz beslenmeye bağlı olarak ince bağırsaklarda meydana gelen dejenerasyon, yara ve iltihaplarda bu bileşiklerin oral yolla verilmesi sayesinde iyileştirici sonuçlar elde edilebilmiştir.

Sonuç olarak denilebilir ki, her geçen gün artan ilaç sayısı beraberinde büyük yan etkiler ve ekonomik harcamalar getirmektedir. İlaç sektöründeki önlenemez ilaç enflasyonu ve basında çıkan olumsuz spekülasyonlar dikkate alındığında alternatif daha doğal tedaviler çok önem taşımaktadır. Bu noktada peynir altı suyundan elde edilen ekstraktların tedavide kullanılması sevindiricidir.

kaynak: milliyet sizden size