Maaşım Yetmiyor Müdür Bey…

11012804_10153436330199570_6990180541157476675_n[1]

 

 

ÇOK ÖNEMLİ 1 MESAJINIZ VAR ……Hem de Kendi evinizden…

11403037_476322945857895_3519556012515653795_n[1]

Sevgili ev sahiplerimiz…………
Biliyoruz ki bizi istemiyorsunuz. Bizimle yaşamak sizin yaşam şeklinize biraz zor geliyor. Bizler sizleri anlıyoruz fakat sizler bizleri anlamıyorsunuz. Bizler sizlerin evine davet edildiğimiz için geliyoruz. Davet etmezseniz asla gelmeyiz. Peki bizleri nasıl davet ettiğinizi düşündünüz mü hiç?

Evimizde açıkta çok fazla gıda bırakıyoruz. Ekmek kırıntıları, akşamdan kalan yemek artıkları bunlar bizim için ziyafet yerine geçiyor. ve bizde davete icap edip geliyoruz. Bizler evinizde dolaşırken kendimiz için hazırlandığını zannettiğimiz, köşelerde ki toz yığınları, köşelerde ve kenarlardaki çatlaklar, bunlar bizim için çok ideal yerlerdir. Evinizde bulunan nemli ortamlar yaz sıcaklarında bizim için çok rahat olacağından buraları çok severiz. Damlayan musluklarınız bizim için açık bırakıldığını zannederiz. Nemli zeminler bizim için çok harika yerlerdir.

Eğer ki bizleri gerçekten evinizde istemiyorsanız lütfen bizleri ÖLDÜRMEYİN. Konuşamadığımız dan dolayı LÜTFEN bize anlayacağımız mesajlar bırakın. Kesinlikle sizleri rahatsız etmeden evinizden sessizce uzaklaşır sizleri asla rahatsız etmeyiz. Vermiş olduğumuz rahatsızlıktan sizlerden çooooook özür dileriz. Şimdi arkadaşlarıma vereceğiniz mesajları kendileri söyleyecek ben yazacağım.

KARINCA : Ben salatalık kabuğundan nefret ederlm. Girdiğim yerleri takip ederek oralara salatalık kabuğu koyarsanız ben anlarım ki beni istemiyorsunuz ve ben evinize girmem. Kireç veya Sıradan bir okul tebeşirle yeri çizseniz ben o çizgiyi asla geçmem. Eğer Limonu küçük küçük keser ve gireceğimiz yerlere koyarsanız bir anlarız ve girmeyiz. Ayrıca rahatsız olmaz iseniz cam kenarlarına Sarımsak sürebilirsiniz. Biz bunun kokusunu duyduğumuz yere girmeyiz.
Ama lütfen Bebek pudrası dökmeyiniz. ONLAR BİZİ ÖLDÜRÜR. Pudra nefes yollarımızı tıkar ve ölürüz..

KARAFATMALAR : Bizlerde Karbonat, Sirke, Boraks, Limon sevmeyiz. Ayrıca bizim için istenmeyen toplar işaretini koyabilirsiniz. Bunun için patatesleri haşlayın. İçine yumurta sarısı ve boraks ekleyin. Karıştırıp küçük toplar hazırlayın. Bizim dolaştığımız yerlere koyarsanız biz bird aha gelmeyiz.

SİVRİ SİNEKLER : Biz Sivrisinekler olarak ta sarımsak sevmeyiz. Eğer sarımsağı gıda olarak tüketirseniz bizler sizden uzak dururuz, çünkü kanınızda ki sarımsağın kokusunu alırız.

FARELER: Sizi çok korkuttuğumuz için ÇOK ÖZÜR DİLERİZ. Ama bizde sizden korkuyoruz. Hem öyle bağırmasanız , ne yapacağımızı nereye koşacağımızı şaşırıp geldiğimiz yeri tekrar bulup kaçamıyoruz. İyisimi siz bağırmayın. Bizi istemiyorsanız evinizdeki kücücük delikler, çatlaklar dahi her yeri kapattığınızdan emin olun. Kapı altı boşluklarını biz hep bizim için ayrıldığını düşünüyoruz. Pencerelerinizden gireriz. Sineklik taktırın.

Eğer bunları yaparsanız bizler sizleri hiç rahatsız etmeyiz. Ama unutmayın içeri almasanızda eğer KAPINIZIN ÖNÜNE bir kap içerisinde SU BIRAKIRSANIZ , Tüm küçük dostlarım adına size minnettar olurum.

Saygılarımızla
Tashi Nyima Lama, Karınca, Kedi, Köpek, (ve isimlerini yazamadığımız dostlarım adına )

Kaynak: karbonat facebook sayfası

İnsan Hayatlarıyla Bezenmiş Bir Kitap: Konstantiniyye Oteli

AA850-500x500[1]

İstanbul’da çok büyük bir otelin açılışına davetli 30 masa yani 300 kişi var. Bu kişilere ait anlatılan hayatlar bizlere yeni bakış açıları kazandırıyor. Gezi parkından kadın cinayetlerine, çocukluğunu hapishanede geçiren çocuklardan, karısını aldatan beylere, mutsuz kadınlardan, İstanbul tarihini anlatan yazarlara  kadar bizi büyüleyen yaşamlar okumak çok etkileyici.Kitabın kahramanı Zehra’nın yaşadığı aşkı ve işine olan bağlılığını okumak keyifli. Ayrıca zaman ve boyut kavramını irdelediği bazı yerler var ki  çok beğendim.Bu kitabı mutlaka tavsiye ederim.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Sevimli Ve Romantik Bir Film Arayanlara Önerim: Karışık Kaset

195234.jpg-r_160_240-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx[1]

İrem’le Ulaş çocukluk aşkıdır ama aralarında bir şey olmaz. 10 sene sonra karşılaştıklarında (yani kariyer mücadelesi verildiği, aileyle hesaplaşmaların en yoğun olduğu) olay pek hayırlı bitmez. Sonra bir karşılaşma daha yaşanır. Bu sefer de geçmiş ilişkilerin sorgulandığı, karşılıklı hesaplaşmanın yapıldığı bir buluşma olur. Yine bir sonuç çıkmaz.  Bir sonraki karşılaşmalarıysa çok tatlıdır. Tüm düğümler çözülür bizim de yüzümüzde tatlı bir tebessüm kalır.Benim gibi sinemalarda oynarken kaçırmış olabilirsiniz ama bu sevimli filmin dvdsini mutlaka alın.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Rahat Rahat Göğüslerime Bakabil Diye…

11665391_10153553682293287_2236212224298000491_n[1]

İLK TÜRK KADIN AVUKAT LOKANTAYA GİDİNCE…

10941427_10206445441275212_4541927478925592429_n[2]

 

Ülkemizde avukatlık mesleğini seçen ve yapan ilk Kadın Avukat Süreyya Ağaoğlu, kadınların yemek yiyemediği lokantada yemek yiyince…

Süreyya Ağaoğlu, Türkiye’nin ilk kadın avukatıdır. 1924-25 ders yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Ankara’ya ailesinin yanına döner.
Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı’nda staja başlar.. İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir ? Evlerine gidemezler, evleri bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler.. Aslında o zamanlar Ankara’da yemek yenebilecek bir lokanta, İstanbul Lokantası vardır. Ama, hep milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir..

Türkiye’nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar..

Zamanın Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu’na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası’nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, peki, der..

İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu’nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikayetler yükselir.

Şikayetler aynı gün, zamanın başbakanı ‘Rauf Bey’e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu’nu arayıp durumu anlatır.

Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, “Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı.. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin,” der..

Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur..

Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu’na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk’e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa, onu dinleyen Atatürk, “Babanın da, Rauf Bey’in de hakkı var,” demesin mi ?..

Büyük bir hayal kırıklığına Süreyya, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : “Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş !..”

Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, “Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor,” der.

Süreyya hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası’nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, “Bugün Süreyya’yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek..” der.

Süreyya’nın şaşkınlığı daha da artar.

Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, “Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi,” deyince durumu anlar..

Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası’na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez..
Bu bir ilk olur… Atatürk ve Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir…

BOYUN PROBLEMLERİN DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ?NEFES BOYUN PROBLEMLERİNE NASIL İYİ GELİR ?

boyun nefes[1]

Boyun bölgesi esnekliği temsil eder. Ayrıca ruhun bedene girdiği bölgedir.

Boyun tutulması, esne-yememekten, kararından ve doğrularından dönmemekten kaynaklanır. Yaşadığı olayları kabullenememekten kaynaklanır.
 Nefes seansları, boyun problemlerin çözülmesinde cok etkili olmaktadır. Nefes açıldıkça ve özellikle bu bölgelerde dokunarak çalıştıkça, boyun bölgesindeki problemler giderilmektedir. Nefes yüksek titreşimi sayesinde bedenimizdeki sertleşmiş bölgeleri birkaç dakikada açabiliyor.
Nefes seanslarımızda söylediğimiz olumlamalar “ Güvendeyim, Bu hayatta esnek olmak güvenli, Olanı olduğu gibi kabul etmek güvenli, Rahatlamak ve Teslim Olmak Güvenli ”
Bol nefesli günler dilerim.

MİDE SORUNLARININ DUYGUSAL VE ZİHİNSEL NEDENLERİ ?NEFES MİDE SORUNLARINA NASIL IYI GELİR ?

mide[1]

Mide Sorunları genelde, yaşadığımız bir olayı, bir düşünceyi hazmedemediğimizde, yaşamda yeni deneyimleri kabul edemediğimizde, kendimizi bir olayın içinde sıkışmış hissettiğimizde ortaya çıkar.

Kendi özümüzün ihtiyaçlarını farkına varmadan, bir koşuşturmanın içine girdiğimizde de midemiz bulanır.
Mide bulantısı genelde değişime karşı koyduğumuzda, direnç gösterdiğimizde mide bulantısı olur. 
Nefes, Akışta bir nefes almamızı sağlar. Mide ye dokunarak Mide Sorunlarına genelde söylediğimiz olumlamalar
 “ Kontrolu bırakmak güvenli , Olanı olduğu gibi kabul etmek güvenli, teslim etmek güvenli, Kendim ile yaşam ile barış içindeyim ” olabilir.

                                               nefesterapisi.net/
                                                                 Gülin Sarıyiğit
                                                            Tel : 0 532 665 41 15

DESTEKLENMEDİĞİNİ HİSSETTİĞİNDE; HATIRLA!..

11011092_836377213076961_4363543156961457651_n[1]
İnsan, bazen hayatın kendisini (yeterince) desteklemediğini hisseder!..
Oysa, hayat-evren-yüksek zeka daima destektedir!..
O halde, desteklenmediğini her hissettiğinde işareti-hediyeyi-dersi-gözünün önündekini görmüyor; özünün seni yönlendirişini duymuyor; ve/veya görmemezlikten-duymamazlıktan geliyor olabileceğin ihtimaline yoğunlaşmalısın!..
Ve şimdi lütfen; kendinden başlayarak hediyeyi-işareti-dersi; görmeye-duymaya ve demeyimlemeye niyet et-izin ver!..
Haydi!.. 💖

Koza Noya

Herşeye Kader Diyemezsin Bazıları Senin Bok Yemen…

11059770_1613816142204332_6501685581742667446_n[1]

Leyla’ya Böyle Anlatma…

11201898_10153411677219800_6139553814729645247_n[1]