Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…

11059426_10152780705271714_904335982341093245_o[1]

 

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdele ile süslenmiş.
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..
Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…
Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye.
Bir tane elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu tadabilmen diye.
… Günbatışını, billur suyun sesini,kırmızı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım ruhlarımız aç kalmasın diye.
Kutuya biraz da sevecenlik koydum güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için…
Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve bir elma da koyamadan edemedim.
Paylaşmayı anımsayalım diye..Sevdiklerimize onlara sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim diye; içtenliği, umudu,neşeyi, bağışlayıcılığı,özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım,”BEN”in dışına çıkıp ”BİZ”e ulaşabilelim diye.

Son olarak bir kart iliştirdim kutuya, bak kartta neler yazıyor;

“Bu kutunun kapağını her kaldırşında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl, yaşamdan yalnızca almak yerine,ona bir şeyler ver.
kısacası ”İNSAN” ol.

Unutma!Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu sadece sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak için ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene, bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturdugunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek…!”

Bana Söylemek İstediğin Bişi Var Mı Cevat?

aciksoz[1]

İçe Atma Dışa At…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

 

Şu hayatta başıma ne geliyorsa içime atma huyum yüzünden geliyor.

Birine kızıyorum, öfkeleniyorum; gerektiği gibi, hak ettiği gibi cevap veremiyorum…

Birinin sözleri kafama takılıyor; bana niye bunları söyledin, bak ben kırılıyorum diyemiyorum…

Canım sıkkın oluyor, paylaşamıyorum…

Haksızlığa uğruyorum, hakkımı savunamıyorum…

Üzülüyorum söyleyemiyorum…

Grup halinde mi buluşuldu, gitmek istediğim yerleri, filmleri, yemekleri söyleyemiyorum. Hep onların istediği şeyleri yapıp onları mutlu etmeye çalışıyorum. Sonuç ne oluyor, sevmediğim şeyleri yaptığım bir hayatım oluyor.

Peki bu kimin suçu dersiniz: Tamamen benim…

Birisine kendimi ortaya koysam, isteklerimi söylesem sen ne garipsin deyip beni dışlayacağını ya da sevmeyeceğini düşünüyorum. Önüne geçemediğim bir sevilme ve onaylanma ihtiyacım var. O yüzden hep susuyorum, susuyorum susuyorum ki insanlar beni hep sevsin…

Sonuç ne oluyor biliyor musunuz: Bana dönen hastalıklar, mutsuzluklar…

Geçen arkadaşlarla oturuyorduk herkes kendinin en sevmediği huyunu söylesin dedik. Sıra bana geldiğini: İçime atma huyum dedim…

Arkadaş da dönüp bana demesin mi: Sen de içe atma dışa at…

Sonra hep beraber gülmeye başladık. Ne kadar doğru. Hadi hepimizin mottosu olsun: İÇE ATMA DIŞA AT… İÇE ATMA DIŞA AT…İÇE ATMA DIŞA AT…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

 

 

Sizi Mutlu Edecek 500 Kalorinin Altında 17 Yemek

Yaz Gelirken Herkesin İhtiyacı Az Kaloriler…

Kalorisi az olsun ama tadı enfes olsun herkesin hayalini kurduğu tek beslenme şekli olabilir. Artık sadece hayal değil, işte size kalorisi 500’den az olan enfes yemekler!

1. Kepekli Pesto Soslu Makarna

Kepekli Pesto Soslu Makarna
Hem doyurucu hem harika! Ve sadece 397 kalori.
19gr protein
20gr yağ
28gr karbonhidrat

2. Tavuklu Karnabahar Yemeği

Tavuklu Karnabahar Yemeği
Hem sebze hem tavuk severlere sıcak  bir akşam yemeği önerisi sadece 432 kalori.
46.6gr protein
18.3gr yağ
22.6gr karbonhidrat

1/2 karnabahar
1 adet soğan
1’er adet kırmızı ve yeşil biber
2 diş sarımsak
800gr domates püresi
2 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
1/2 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
100ml tavuk suyu
6 adet kemiksiz tavuk göğsü

Soğanı sarımsağı zeytin yağında ölene kadar pişirip üzerine karnabahar biber ve tavukları atın biraz soteleyip kalan malzemeleri katıp pişmeye bırakın.

3. Sebzeli Hamburger

Sebzeli Hamburger
Hamburgeri kim sevmez ki bu sefer sadece 367 kalori.
12.6 gr protein
13.9gr yağ
54.4gr karbonhidrat

4. Fesleğen Soslu Hindi Köftesi

Fesleğen Soslu Hindi Köftesi
Köfte her yaşın en sevdiklerinden bu sefer ki bol proteinli az kalorili. Sadece 478 kalori.
31.2gr protein.
23.1gr yağ
25.3gr karbonhidrat

5. Fırında Tavuklu Kabak

Fırında Tavuklu Kabak
Kabak ve tavuğun en hafif ve en lezzetli hali sadece 464 kalori.
48gr protein
14gr yağ
44gr karbonhidrat

6. Yumurtalı Kuşkonmaz Salatası

Yumurtalı Kuşkonmaz Salatası
Hafif lezzetler sevenlere protein ağırlıklı bir seçenek toplamda 395 kalori.
20.2gr protein
26.6gr yağ
20.7gr karbonhidrat

8 adet kuşkonmaz
1 adet taze soğan
1/2 demet roka
1 büyük domates
2 çorba kaşığı beyaz peynir
1 çorba kaşığı maydonoz
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 limonun suyu
1 çay kaşığı tuz/karabiber
2-3 yumurta

Bütün malzemeleri temizleyip karıştırın en son da üzerine yağda kızarttığınız yumurtayı ekleyin.

7. Sebzeli Lazanya

Sebzeli Lazanya
Her şeyin sebzelisi olabilir. Lazanya severler sebzeli lazanyayı denemeliler, yalnızca 377 kalori.
17.6gr protein
9.7gr yağ
44gr karbonhidrat

8. Çorba olmazsa olmaz diyenlere: Mercimek Çorbası

Çorba olmazsa olmaz diyenlere: Mercimek Çorbası
Akşam yemeğini hafif geçirmek isteyenler için mercimek çorbasının bir kasesi 136 kalori.
4.9gr protein
7.2gr yağ
13.2gr karbonhidrat

9. Tam proteinli: Yumurtalı Biftek

Tam proteinli: Yumurtalı Biftek
Yalnızca 404 kalori olan bu yemek tam anlamıyla bir protein bombası.
38.2gr protein
26.7gr yağ
1.4gr karbonhidrat

1 adet dana biftek
1 tatlı kaşığı tuz/karabiber
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 adet taze soğan
1 adet yumurta

Etlerin iki tarafını da tuz ve karabiberle marine ettikten sonra zeytin yağında  pişiriyoruz. Ardından üzerine kızarmış yumurta ve sotelenmiş taze soğan ile tamamlıyoruz.

10. Balık severlere müjde! Patatesli Alabalık

Balık severlere müjde! Patatesli Alabalık
Sadece 473 kalori olan bu yemeğe bayılacaksınız.
48gr protein
11gr yağ
31.2gr karbonhidrat

11. Tatlı severleri tabi ki unutmadım: Fıstık Ezmeli Yulaflı Kurabiyeler

Tatlı severleri tabi ki unutmadım: Fıstık Ezmeli Yulaflı Kurabiyeler
Elbette bir tanesi yeterli olmayacak bir porsiyon 3 adet barındırır bu nedenle 477 kalori.
9.6gr protein
23.6gr yağ
58.9gr karbonhidrat

12. Asya Usulü Portakallı Hindi

Asya Usulü Portakallı Hindi
Yalnızca 402 kalori olan bu yemeğimiz hem tatlı hem ekşi sevenlerin favorisi olacak.
36.4gr protein.
23.7gr yağ
1.6gr karbonhidrat

13. Humus hem besleyici hem renkli.

Humus hem besleyici hem renkli.
Humusa değişik bir tat katan pancarlı humusu denemelisiniz sadece 317 kalori.
11.9gr protein
17.1gr yağ
35.5gr karbonhidrat

14. En besleyici atıştırmalık: Granola Bar

En besleyici atıştırmalık: Granola Bar
Sağlıklı atıştırmalıkların başında gelen granola bar 235 kalori.
9.1gr protein
1.8gr yağ
46.3gr karbonhidrat

15. Hafif atıştırmalıkları sevenlere: Bruschetta

Hafif atıştırmalıkları sevenlere: Bruschetta
2 dilimi sadece 410 kalori olan bu ekmeklere bayılacaksınız.
10.2gr protein
17.5gr yağ
51.2gr karbonhidrat

16. Kuşkonmazlı Tavuk

Kuşkonmazlı Tavuk
Kuşkonmazın tazeliğini tavukla birleştiren bu yemek yalnızca 536 kalori.
82gr protein
14gr yağ
20gr karbonhidrat

17. Taze Fasülyeli ve Mercimekli Somon

Taze Fasülyeli ve Mercimekli Somon
Balık severlere hem tahıllı hem sebzeli bir seçenek 334 kalori.
40.1gr protein
5.1gr yağ
31.9gr karbonhidrat

115gr somon fileto
1 limon
1 tatlı kaşığı tuz/karabiber
400gr taze fasulye
50gr yeşil mercimek

İlk olarak somonu fırın tepsisine alıp üzerine dilimli limon tuz karabiberi koyup 200 derecede orta pişmiş olana kadar pişirin. Aynı zamanda taze fasulyeleri buharda haşlayın. Yeşil mercimekleri de sarımsak ve soğan ile soteleyin.

Plan Yapmayın Plan Tutmaz Her İlişkide: Bir İlişkiye Taktiksel Yaklaşımın Yaratacağı 15 Sıkıntı

Bir ilişkiye en riskli yaklaşımdır taktiksel yaklaşım. İlişkiyi bir strateji oyunu gibi görüp, karşı tarafa yönelik bir takım sinsi planların içine girmek. Her ne kadar kötü amaç taşıdığı düşünülmese de “aşk” sizin oyun alanınız, birbirinize üstünlük sağlayacağınız bir savaş meydanı değil. Ama maalesef günümüzde çiftler hala “dur daha be onu köpeğim yapacağım” diye özetleyebileceğimiz bir taktiksel savaş içerisinde. Peki bunun sıkıntıları yok mu? Olmaz mı?

1. Kafanızda sürekli tilki dolaştığı için aşka yer açmak zordur.

Kafanızda sürekli tilki dolaştığı için aşka yer açmak zordur.

2. “Kişi kendinden bilir işi” diye özetleyebileceğimiz bir paranoya durumu ortaya çıkar.

“Kişi kendinden bilir işi” diye özetleyebileceğimiz bir paranoya durumu ortaya çıkar.

3. Yapılan her jestin, takınılan her tavrın, yaşanılan her anın ardında bir plan aramaktan heba olursunuz.

Yapılan her jestin, takınılan her tavrın, yaşanılan her anın ardında bir plan aramaktan heba olursunuz.

4. Aşk bir dengesizlik halidir, böylesine kararsız bir durumda taktiklerin boşa çıkması çok olasıdır.

Aşk bir dengesizlik halidir, böylesine kararsız bir durumda taktiklerin boşa çıkması çok olasıdır.

5. Aşk akışına bırakılması gereken bir olgudur, yapılan her müdahale onu rayından çıkaracaktır.

Aşk akışına bırakılması gereken bir olgudur, yapılan her müdahale onu rayından çıkaracaktır.

6. Davranışlarınızı bu kadar kontrol altında tutmaya çalışmak bir süre sonra kaçınılmaz olarak sizi yoracaktır.

Davranışlarınızı bu kadar kontrol altında tutmaya çalışmak bir süre sonra kaçınılmaz olarak sizi yoracaktır.

7. Kurduğunuz küçük oyunların deşifre olması kaçınılmaz sona sizi hızla yaklaştırır.

Kurduğunuz küçük oyunların deşifre olması kaçınılmaz sona sizi hızla yaklaştırır.

. Plan kurarak, taktik yaparak başladığınız bir ilişkide partnerinizi ne kadar seviyor olabilirsiniz ki?

Plan kurarak, taktik yaparak başladığınız bir ilişkide partnerinizi ne kadar seviyor olabilirsiniz ki?

9. Aşk doğaldır, müdahale ederek biçimlendirilince ortaya çıkan şey kesinlikle aşk olmayacaktır.

Aşk doğaldır, müdahale ederek biçimlendirilince ortaya çıkan şey kesinlikle aşk olmayacaktır.

10. İlişkilerini bu şekilde yaşamaya alıştığınızda bir süre sonra normali unutacaksınız.

İlişkilerini bu şekilde yaşamaya alıştığınızda bir süre sonra normali unutacaksınız.

11. Haliyle gerçek aşk sizi bulduğunda bir hayli bocalayacaksınız.

Haliyle gerçek aşk sizi bulduğunda bir hayli bocalayacaksınız.

12. “O bana bunu yaptı, ben de ona şunu yapayım” yaklaşımının sürdürülebilirliği yoktur.

“O bana bunu yaptı, ben de ona şunu yapayım” yaklaşımının sürdürülebilirliği yoktur.

13. Diyelim ki yaptığınız planlar, kurduğunuz küçük oyunlar ve taktikleriniz sayesinde partneriniz istediğiniz kıvama geldi, ee? Boşluğa düşeceksiniz.

Diyelim ki yaptığınız planlar, kurduğunuz küçük oyunlar ve taktikleriniz sayesinde partneriniz istediğiniz kıvama geldi, ee? Boşluğa düşeceksiniz.

14. Yani aşkı bir amaç olarak görmeniz halinde, amacınıza ulaşınca aşkınızı da bitirecektir.

Yani aşkı bir amaç olarak görmeniz halinde, amacınıza ulaşınca aşkınızı da bitirecektir.

15. Son olarak, ilişki bir meydan muharebesi değil, bir sığınaktır.

Son olarak, ilişki bir meydan muharebesi değil, bir sığınaktır.
Plan, taktik, oyun, vb. şeylerle temeline dinamit döşerseniz, sığınaktaki kaçacaktır.

Türkiye’deki 30 Şehrin İsmini Nasıl Aldığına Dair İlginç Hikayeleri

 1. Adana
Adana
Bizanslı İstefan, Adana‘yı Tarsus’la harbeden Adanos ve Saros adında iki kardeşin kurduğunu ve bunlardan Adanos’un ismini şehre ve Saros’un da ismini nehre koyduklarını yazmaktadır.

2. Adıyaman

Adıyaman
Adıyaman ilk zamanlarda, Piran Köyü’nün yerine kuruluydu ve Perre adını taşıyordu. Daha sonra Emeviler, buraya bir kale yaptırdı. Kent de Mansur’un Kalesi anlamına gelen ”Hısn Mansur” adıyla anılmaya başlandı. Kent, 1. Selim zamanında alınınca Türkler, buraya Adıyaman demeye başladılar.

3. Afyonkarahisar

Afyonkarahisar
Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. “Hisar” kuşatma anlamına gelir. Acılarla elde edilen yere “Karahisar” dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular. Onaltıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirilmeye başlayınca, Karahisar’ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir “Afyonkarahisar” adını aldı.

4. Aksaray

Aksaray
Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçlararslan bu şehre çok sayıda yapı yaptırmıştır. Şehir ise ismini, şehirde yaptırılmış olan büyük ve beyaz bir saraydan almıştır.

5. Amasya

Amasya
Amasya şehrini tarihçi Strabon’a göre Amazon karalı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen “Amasesia” ismini verdi.

6. Ankara

Ankara
İslam kaynaklarında Ankara’nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça “Üzüm” anlamına gelen Engür’den, ya da Yunanca’da Koruk anlamına gelen “Aguirada”dan türemiştir. Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki “Eğmek” anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; “Kıvrıntı”, anlamına gelen “ankaba”dan veya Latince’den çengel anlamına gelen “uncus”dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank “engebeli, karışık arazi anlamına gelir.” Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır.

7. Antalya

Antalya
Şehir ilk olarak Bergama kralı olan Attalos kralı tarafından kurulmuş ve Attaleia ismiyle anılmıştır. Ardından ise Adalia, Antalia ve son olarak Antalya ismini almıştır.

8. Artvin

Artvin
İskitler tarafından kuruldu. Eski Yunan tarihçisi Heredot’un İskit diye nitelendirdiği bu devlet çağının öncüsüydü. Tekerleği icat eden, atı evcilleştiren, tarihte ilk beyin ameliyatını gerçekleştiren İskitler, Artvin’i ele geçirerek bu alanı askeri üs olarak kullanmaya başlamışlardır. Artvin sözü İskitçe’dir.

9. Balıkesir

Balıkesir
Bu bölgenin Antik Çağdaki adı Mysia’dır. İlin, adını nereden aldığı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayette Paleo Kastro (Eski Hisar), bir başka söylentiye göre Bal-ı Kesr (Balı çok), bir başka rivayette ise Pers Devlet adamı Balı-Kisra’nın adından, ya da Balak-Hisar veya Balık-Hisar’dan geldiği söylenir.

10. Bitlis

Bitlis
Kimi tarihçilere göre, “Bageş” ya da “Pagiş” sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “Badlis” burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş.

11. Bursa

Bursa
Bursa adı, bu şehri kuran Bitinya Kralı Prusias’dan gelmektedir. MÖ 7. yy’da bu bölgeye göç eden Bityn’ler(Bitinler) buraya Bitinya adını verirler. MÖ 185’te, Kartaca’nın yetiştirdiği büyük generallerden Hannibal’ın Kral I. Prusias’a, Prusias ve Olympus kentinin kurulmasını örgütlediği bilinmektedir. Prusias adı zamanla Prusa, sonra da Bursa’ya dönüşmüştür.

12. Çorum

Çorum
Söylentilere göre bu isim Çoğurum kelimesinden gelir. Çoğurum kelimesi ise, bu bölgede zamanında yaşayan Rum’lardan gelmektedir.

13. Diyarbakır

Diyarbakır
Bakır ülkesi anlamına gelmektedir. Bu ismin kaynağı Diyar-ı Bekir’dir. Bekir’in memleketi anlamına gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va’il adlı Arap göçebe boyunun buraya yerleşmiş olmasından kaynaklanır. Diyarbakır‘ın eski adı Amid veya Amed’dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid’e Hamid de denilmiştir.

14. Elazığ

Elazığ
1862 yılında o dönemde padişah olan sultan Abdulaziz’in uğruna Mamuretülaziz ismi verilmiştir. Sonradan isim uzun bulunmuş ve Elaziz diye değişmiştir. 1937 yılında ise Elazığ olarak değiştirilmiştir.

15. Gaziantep

Gaziantep
Şehrin eski adı Ayıntab’dır. Kelime anlamı ise pınarın gözü demektir. Bu kelime halk tarafından Antep olarak değiştirilmiştir. Gazi kelimesi ise Kurtuluş Savaşındaki destek ve başarıdan dolayı verilmiştir.

16. Hatay

Hatay
Bu şehre ismini Atatürk vermiştir. Avrupa, adı Hıtaylar olan yarı göçebe kabilelerin Çin’in kuzeyini işgal ettikleri için Çin’in kuzeyine Hıtay demişlerdir. Atatürk, Hıtaylıların Antakya bölgesine geldiğine inanıyordu ve bu nedenle bu şehre Hatay ismini vermiştir.

17. Iğdır

Iğdır
Kentin ismi Oğuz Han’ın altı oğlundan biri olan Deniz Han’ın en büyük oğlu olan İğdir Bey’den gelir.

18. İstanbul

İstanbul
MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir. Roma imparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla “Antion” olarak anıldı. Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre “Konstantin veya Konstanpolis” adı verildi. Araplar “Kostantiniye, Romalılar Konstantinopolis” demişlerdir. Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan “Stin-polis” deyimi kullanıldı. İşte İstanbul bu “Stin-Polis” şehrinden türetildi. Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında “İslambol” adını verdiler. Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi.

19. İzmir

İzmir
Şehrin asıl adı “Smyrna”dır. İzmir kelimesi smyrna’nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyra’dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli’dir. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar’dır.

20. Kars

Kars
MÖ 130-127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre Kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir.

21. Kırıkkale

Kırıkkale
Bu kentin ismi Osmanlı arşivlerine göre Kırıkkal şeklindedir. Bizansın kale komutanı, akıncıların kaleye doğru hücum ettiğini öğrenir ve eğer mağlup gelinirse barut dolu fıçıların havaya uçurulmasını emreder. Bizans kale komutanı mağlup olur ve barut fıçıları her yeri yerle bir eder. Şehrin ismi şehirdeki kahramanlıkları

22. Kırklareli

Kırklareli
Bu isim, bu bölgeyi Türklere katan 40 savaşçıdan gelir. Bu savaşçılar deliler veya akıncılar olarak bilinirler ve bölgeyi fethederken öleceklerini bildikleri halde kaleyi ele geçirdikten sonra can vermişlerdir.

23. Konya

Konya
Konya şehrinin isminin Kutsal Tasvir anlamındaki “İkon” sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir. Mitolojide bu konuda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu hikâyelerden birinde anlatıldığı üzere, kente dadanan ejderhayı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılır ve üzerine de olayı anlatan bir resim çizilir. Bu anıta verilen isim, İkonion dur. İkonion adı, zamanla İcconium’a dönüşür.Araplar kentin ismini Kuniya olarak değiştirmişlerdir, Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu ad Konya’ya dönüşmüştür. Günümüzde de kent hala Konya adını taşımaktadır.

24. Mersin

Mersin
Mersin‘in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, konar göçer bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapmış ve adını da bu aşiretten almıştır.

25. Nevşehir

Nevşehir
Kent, Orta Çağ ve Yeni Çağ’da, Seandos; Nissa ve Muşkara adıyla anılıyordu. Damat İbrahim Paşa olarak sadrazamlığa getirildiğinde doğduğu kent olan Muşkara’da büyük bayındırlık hareketine girişti. İmaretler, camiler, medreseler, hamam ve çeşmeler yaptırdı. Muşkara adını değiştirerek, kente Yenişehir anlamına gelen Nevşehir adını verdi.

26. Rize

Rize
Antik Çağ yazılı kaynaklarında Rhizus olarak anılan Rize adının Yunanca “riza”dan geldiği sanılmakta olup anlamı “Dağ Eteği”‘dir.

27. Sinop

Sinop
Antik Çağ’da, Paflagonya bölgesi içinde kalan Sinop’un saptanabilen en eski adı, Sinopedir. Bir söylenceye göre kent adının kurucusu olarak kabul edilen aynı bir Amazon’dan almıştır. Bir başka söylenceye göreyse, kenti eski Yunan‘da Irmak Tanrısı Asopos’un su perisi kızlarından Sinope kurmuştur.

28. Sivas

Sivas
Kentin adı Farsçada “üç değirmen” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir; Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir. Sivas ismi bu şekilde oluşmuştur.

29. Şırnak

Şırnak
Şırnak, Nuh’un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı’nın kuzeyinde ‘Şehr-i Nuh’ adıyla kurulmuş, önceleri “Şerneh”, daha sonraki yıllarda ise “Kürdara Şırnak” adını almıştır.

30. Trabzon

Trabzon
Yunan mitolojisinde Lycaon’un oğlu Trapezeus’un Arkadya’daki adaşına ismini verdiği bilindiğinden, Karadenizdeki Trabzon’un da bu mitolojik kahramandan adını aldığı ve kent adının Yunan toponomi geleneğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

kaynak: sabah gazetesi

Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir.

11393214_461289417371009_7042653388301334719_n[1]

“Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır.” Lao Tzu

KİREÇLENMEYE EN İYİ GELEN BİTKİSEL YAĞ

KİREÇLENMEYE EN İYİ GELEN BİTKİSEL YAĞ

Kireçlenmeye bitkisel yağlar, kireçlenmeye bitkisel çözüm maranki, kireçlenmeye bitkisel çözüm ömer çoşkun, kireçlenmeye bitkisel çözüm ibrahim saraçoğlu, kireçlenmeye bitkisel tedavi bu soruların hepsi bu makalede..

Kireçlenme alçıdan sonra yaşanan en büyük sıkıntı. Kireçlenme problemi ile baş başa kalan bunu yaşayan biri olarak sizlere harika önerilerde bulunacağım okumadığım yazı ve denemediğim bitkisel yağ kalmadı sizler için bu web sitesini kurdum ve bu kireçlenme sonrasında yaşadığım sıkıntıları, nasıl üstesinden geldiğimi sizler ile paylaştım.

Eklem kireçlenmeleri alçının vücudumuzun hareketli kısımlarının kısıtladığından dolayı oluşan bir rahatsızlıktır. Kireçlenmeden kurtulma elinizin, kolunuzun, ayağınızın ne kadar çok süre alçıda kaldığına göre değişir. Ama normal bir kırık dan sonra eğer söylediğim yöntemleri uygularsanız 15 gün içerisinde kireçlenmeden kurtulursunuz.

Kireçlenme için Bitkisel Yağ

Alçıdan sonraki kireçlenmeler için kullandığım bitkisel yağlar saf zeytin yağı ve susam yağı dır. Peki nasıl kullanmalıyız. Arkadaşlar bitkisel yağı uygulayacağımız yeri ilk olarak sıcak su ile yumuşatmamız gerekmektedir. Eğer bu yer eliniz ise sıcak su dolu bir kovaya elinizi soka bilirsiniz, eğer diz kapağı omuz vs. sıcak su sokamıyacağınız bir yer ise o zaman sıcak suyu bir kovaya doldurunuz ve havluyu sıcak suya daldırıp sıkıp uygulamayı yapacağımız yere bastırınız. Bu uygulamayı 10 – 15 dakika kadar yaptıktan sonra kireçlenen bölgeye saf zeytin yağı veya susam yağı ile masaj yapınız. Masaj yapan kişinin biraz sizin canınızın yakmasına izin verin. Masaj ovalar gibi değil biraz hastanın canı yanacak şekilde baskı uygulayarak yapılması çok önemlidir. Aşağıdaki masaj resmi benden bir alıntıdır.

Alçıdan sonra diz kapağına masaj
Alçıdan sonra diz kapağına masaj

Masaj uygulamasını yaptıktan sonra kireçlenen bölgeyi mutlak ama mutlaka hareket ettiriniz. Arkadaşlar biraz canınızın yanmasına izin verin yoksa kurtulamazsınız. Hareketlerimizide yaptıktan sonra kireçli bölgeyi buzdolabı streci ile sarıp bir kaç saat tutmanız fayda sağlıyacaktır.

Moralinizi bozmayınız, zamanla daha iyi olacaksınız sadece dediklerimi uygulayınız ve kireçlenmeden kurtulun. Konu hakkında sormak istediklerinizi lütfen makalemin altında yazınız sizler için memnuniyet ile cevaplarım.

Not: Diğer kireçlenme vak’aları için sitemizdeki şifalı bitkiler kategorimize uğrayınız..

kaynak: şifalı bitkisel

Kahve içmek için en iyi saat

Uzmanlara göre hepimizin bir biyolojik saati var. Bu saat vücudun herşeyini etkiliyor. Bunun için de kahve içmenin de bir saati var. Eğer o saatler dışında içerseniz kahve çok da faydalı olmuyor

BBC’nin haberine göre, kortizol adlı hormonun salgılanmasından da bu saat sorumlu. Buna stres hormonu da deniyor. Zira bu hormon, vücudun “savaş ya da kaç” hallerinde bolca salgılanıyor. Kortizol, gün içindeki uyanıklık haliyle de bağlantılı. Sabah 08.00’le 09.00 arasında vücuttaki kortizol seviyesi zirveye çıkıyor. Bu vücudunuzun sizi uyandırmak için doğal bir mekanizma olması anlamına geliyor. Ve kafeinin bu mekanizmayı tamamlayıcı bir işlevi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Zira uzmanlar kortizol üretiminin en üst seviyeye çıktığı zamanlarda kahve ya da enerji içeceği tüketmenin kafeinin etkisini önemli ölçüde azalttığı ve uzun vadede bu maddeye karşı bağışıklık geliştirdiği uyarısında bulunuyor. Yani hem daha az canlanıyorsunuz hem de gelecekte daha fazla kahve içmeniz gerekiyor.

İŞTE O SAATLER
Kahve içmek için en iyi zaman sabah dokuz. Bilim adamlarına göre, kortizol günün değişik saatlerinde zirveye çıkıyor.

Bunlar, 12.00-13.00 ve 17.30-18.30 arası. Bu nedenle kahve içmek için en iyi zamanlar bunların dışındaki saatler.

Peki aşırı derecede erken ya da geç kalkınca ne oluyor? Hemen kahve içilebilir mi? Hayır. Bilim adamlarına göre, kortizol seviyesi uyandıktan hemen sonra yüzde 50 artıyor.

alıntı

Hiç Çalışmadan da Başarılı Olabilen İnsanların 17 Temel Özelliği

Hani vardır ya böyle, lisede en arka sırada oturan, dersi dinleyen ama hiç ilgisini çekmiyormuş gibi görünen insanlar. Sınav olduğunu okula geldiğinde öğrenir, çalışmaya zamanı kalmamışken şöyle defteri bir karıştırır buna rağmen 80-90 almayı başarır.

Sonra iş hayatında; toplantılarda, hemen yanınızda not aldığı kağıda karikatür çizer ama en parlak fikri de yine o sunar. Fikrini anlattıktan ve herkesin taktirini kazandıktan sonra yine çizdiği karikatüre devam eder.

İşte böyle insanlar var. Evet, evet hem de sayıları çok fazla. Varlıklarına ve başarılarına şahit oluyoruz. Ya da onlardan biri en yakın arkadaşınız hatta belki de sizsiniz.

Biz de bu insanlar kimmiş, neymiş tanıyalım dedik. O yüzden “Hiç Çalışmadan da Başarılı Olabilen İnsanların 17 Temel Özelliğini” sizler için derledik.

1. Genellikle diğer insanların çalışmaya harcadığı süreyi onlar hayal kurmaya ya da düşünmeye harcar.

Genellikle diğer insanların çalışmaya harcadığı süreyi onlar hayal kurmaya ya da düşünmeye harcar.

2. Ancak kısa bir sürede verilen işi tamamlarlar ve teslim ederler.

Ancak kısa bir sürede verilen işi tamamlarlar ve teslim ederler.

3. Bu insanlar doğuştan yaratıcı olurlar. Büyük ihtimalle yaptığı işin yanı sıra bir enstrüman çalarlar ya da edebi yönleri oldukça kuvvetlidir. En güzel şiirler onların kaleminden çıkar.

Bu insanlar doğuştan yaratıcı olurlar. Büyük ihtimalle yaptığı işin yanı sıra bir enstrüman çalarlar ya da edebi yönleri oldukça kuvvetlidir. En güzel şiirler onların kaleminden çıkar.

4. Biraz ukala gibi görünürler. Ancak bunu dışarıdaki dünyaya karşı bir korunma mekanizması olarak geliştirmişlerdir.

Biraz ukala gibi görünürler. Ancak bunu dışarıdaki dünyaya karşı bir korunma mekanizması olarak geliştirmişlerdir.

5. Her şeyden çok çabuk sıkılırlar. İnsanların çözmek için üstünde günlerce çalıştığı şeyleri, zaman kaybı olarak görürler.

Her şeyden çok çabuk sıkılırlar. İnsanların çözmek için üstünde günlerce çalıştığı şeyleri, zaman kaybı olarak görürler.

6. Ayrıntılar onun için cezbedicidir. Günlük hayatın koşuşturması arasında durup bir çiçeğin yapraklarına ya da bir kuşun uçuşuna takılabilirler.

Ayrıntılar onun için cezbedicidir. Günlük hayatın koşuşturması arasında durup bir çiçeğin yapraklarına ya da bir kuşun uçuşuna takılabilirler.

7. Arkalarına yaslanıp bu hayatın seyretmekten keyif alırlar. Başkaları televizyon seyrederken o dışarıdaki bir kedinin ya da rüzgarda uçuşan yaprağın hareketini saatlerce izleyebilir.

Arkalarına yaslanıp bu hayatın seyretmekten keyif alırlar. Başkaları televizyon seyrederken o dışarıdaki bir kedinin ya da rüzgarda uçuşan yaprağın hareketini saatlerce izleyebilir.

8. Akıllarında sürekli farklı düşünceler döner, kendini o düşüncelerin akışına bıraktığında hayal gücü onları adeta boyutlar arası seyahate çıkarır.

Akıllarında sürekli farklı düşünceler döner, kendini o düşüncelerin akışına bıraktığında hayal gücü onları adeta boyutlar arası seyahate çıkarır.

9. Göründüklerinden çok daha derin bir dünyaları vardır. Hiçbir zaman onları tam olarak tanıyamazsınız.

Göründüklerinden çok daha derin bir dünyaları vardır. Hiçbir zaman onları tam olarak tanıyamazsınız.

10. Ne zaman neye nasıl bir tepki verecekleri belli değildir. Onun etrafındayken, sürekli sizi şaşırtacak şeylere imza atarlar.

Ne zaman neye nasıl bir tepki verecekleri belli değildir. Onun etrafındayken, sürekli sizi şaşırtacak şeylere imza atarlar.

11. Ortada çözülmesi gereken bir sorun varsa, bu soruna herkesten farklı bir şekilde yaklaşırlar. O sorundan kaçanların aksine onu kucaklarlar.

Ortada çözülmesi gereken bir sorun varsa, bu soruna herkesten farklı bir şekilde yaklaşırlar. O sorundan kaçanların aksine onu kucaklarlar.

12. Dikkatleri çok çabuk dağılır. Sıkıldıkları zaman etrafta onu oyalayabilecek ne varsa onunla uğraşırlar.

Dikkatleri çok çabuk dağılır. Sıkıldıkları zaman etrafta onu oyalayabilecek ne varsa onunla uğraşırlar.

13. Farklı oldukları için toplum tarafından dışlanırlar. Başarıları kıskanılır ancak buna nasıl ulaştığı çözümlenemediğinden başka insanlar tarafından kabul görmezler.

Farklı oldukları için toplum tarafından dışlanırlar. Başarıları kıskanılır ancak buna nasıl ulaştığı çözümlenemediğinden başka insanlar tarafından kabul görmezler.

14. Geçmişinde yaşadıkları pişmanlıklar çoktur. Bu yüzden kendileriyle sürekli bir çatışma halindedirler.

Geçmişinde yaşadıkları pişmanlıklar çoktur. Bu yüzden kendileriyle sürekli bir çatışma halindedirler.

15. Başarılarını diğer insanlar gibi sürekli anlatmaktan hoşlanmazlar. Onlar için bu sıradan bir olaydır. Mütevaziliği hiçbir zaman elden bırakmazlar.

Başarılarını diğer insanlar gibi sürekli anlatmaktan hoşlanmazlar. Onlar için bu sıradan bir olaydır. Mütevaziliği hiçbir zaman elden bırakmazlar.

16. Dağınıklık onların en temel özelliklerinden biridir. Yaşadığı ortam biraz da zihinlerinin bu dünyadaki yansımasıdır.

Dağınıklık onların en temel özelliklerinden biridir. Yaşadığı ortam biraz da zihinlerinin bu dünyadaki yansımasıdır.

17. İçlerinde büyüyememiş bir çocuk yaşar. Bu çocuğu serbest bırakmakta da hiçbir zaman bir sakınca görmezler.

Magnezyum Eksikliğine Bağlı Oluşan 56 Sağlık Problemi

mg-gebe-884x210[1]

“Basit” [fakat en az 300 farklı biyolojik işlemden sorumlu] bir magnezyum eksikliği yüzünden ortaya çıkmış 56 farklı hastalık tablosu ve bu basit gerçeğin farkında olunmadığı için tedavi amaçlı kullanılan farmasötik ilaçlar ve bunların “yan” etkileri…

Gelin birlikte bakalım, magnezyum eksikliğine bağlı oluşan ve mineral takviyesine yanıt veren bu sorunlar neler:

1. Adrenal Yetmezlik — Bir süre devam eden kronik stres, aksiyete ve panik atakları takiben adrenal yetmezlik başgösterir ki günümüzde salgın boyutuna ulaştığı görülüyor. Adrenalin, noradrenalin ve (kronik stres durumunda yükselen) kortizol, bu üçü magnezyum tüketiyor. Stres yüzünden bir yandan idrardan magnezyum atımı da artınca eksiklik daha da vahim hale geliyor. Günümüzde ağızlardan düşmeyen ve bu yüzden anlamını yitirmiş gibi gözüken “stres” kelimesini yabana atmayalım; hepimiz hergün fiziksel, zihinsel ve duygusal stres altındayız ve bunun her bir gıdımı magnezyum çalmakla meşgul bizden.

2. Alzheimer Hastalığı — Magnezyum beyin hücrelerinde birikme yapan uygunsuz kalsiyum ve ağır metaller yüzünden oluşan sinir sistemi iltihabı (nöroinflamasyon)’u bloke eder. Magnezyum daha iltihap belirmeden görev başındadır zaten; hücre iyon kanallarını bekler, ağır metallerin girişini engeller.

3. Anjin — Anjin ağrısı kalp kaslarındaki şiddetli spazmdan kaynaklanır ki bu da aslında magnezyum eksikliğinden kaynaklı bir durumdur. Kalp karıncıkları vücudumuzda en yüksek magnezyum miktarına sahip yerimiz, ki bu da magnezyumun kalbin pompalama fonksiyonu için neden bu denli önemli olduğunu açıklıyor.

4. Anksiyete ve Panik Ataklar – Normal koşullarda adrenal stres hormonlarını kontrol altında tutuyor magnezyum (Mg). Adrenaller gereğinden az magnezyum yüzünden korumasız kaldığında, vücudun “vur ya da kaç” yanıtı vermesini sağlayan hormonlar olan adrenalin ve noradrenalin çok daha kolay tetiklenir oluyor ve gerçekleşen düzensiz ve ani yükselişler yüzünden de nabzımız yükseliyor, tansiyon çıkıyor ve kalp çarpıntıları oluşuyor. Hatta, magnezyumdan ne kadar eksiksek adrenalin salgısı da o denli abartılı oluyor. Adrenalin deyince, vücutta bir düzinenin üstünde ana metabolik işlemde doğrudan payı var bu hormonun ki bunlardan bazıları kalbin atım hızı, tansiyon, damar büzülmesi ve kas kasılması örneğin. Bunların herbirinin işlevi için magnezyum gerekiyor. Strese bağlı olarak bu belirtiler devam ettikçe vücut magnezyum depolarını boşaltıyor. Magnezyum sinir sistemini yatıştırıyor, kasları gevşeterek gerginliği alıyor, anksiyete/kaygı ve panik atakların azalmasına yardımcı oluyor.

5. Artrit — Ağrı ve enflamasyon (iltihap), artritin magnezyuma yanıt veren iki ana belirtisi.

6. Astım – Mg eksikliği durumunda hem histamin üretimi hem de bronşiyal spazmlar artıyor.

7. Ateroskleroz – Kalsiyum birikintisiyle oluşan damar sertliği — Kalsiyumun çözülmesini sağlamak ve kanda çözülebilir halde tutmak için magnezyum gerekli. Birlikte çalışıp kalsiyumu ait olduğu yere, yani kemiklere yönlendirernler Magnezyum ve K2 vitamini.

8. Bağırsak Hastalıkları – Mg eksikliği durumunda bağırsak hareketleri de yavaşlayarak kabızlığa götürebiliyor, ki bu da toksisite, besleyici ögelerin emiliminin yapılamaması gibi sorunların yanısıra kalınbağırsakta kolit, divertikül iltihabı ve Crohn hastalığı belirtilerinin oluşumunu tetikleyebiliyor.

9. Başağrıları — Boyun ve baştaki kaslarda oluşan gerginlik ve spazm gerek lokal uygulama gerekse ağızdan alma yoluyla magnezyum terapisiyle ortadan kaldırılabilir.

10.. Beyinde İşlev Bozukluğu — Magnezyumun beyne faydalı etkilerinin geniş özeti için Magnesium in the Central Nervous System kitabında sayfa xxxii’ye bakınız.

11. Böbrek Hastalığı – Mg eksikliğinin aterosklerotik böbrek yetmezliği oluşumunda payı var. Mg eksikliği lipid (yağ) seviyelerinde anomaliye ve böbrek nakli yapılmış hastalarda kan şekeri kontrolünün bozulmasına sebep oluyor. Böbrek hastalarının doğrudan hücrelere geçecek şekilde pikometrik birim ölçüsüyle magnezyum almaları son derece önemli.

12. Böbrek Taşları — Özellikle de ortağı B6 vitaminiyle beraber alındığında magnezyumun böbrek taşı oluşumunu önleyici ve tedavi edici etkisine kitabının 11. bölümünde geniş yer veriyor Dr. Dean.

13. Depresyon – Ruh halimizin iyileşmesine, kendimizi iyi hissetmemize yarayan serotoninin oluşumu magnezyuma bağlı. Magnezyum açlığı çeken bir beyin alerjenlere, akıl hastalığına benzer belirtilere yol açabilecek yabancı maddelere de açık hale geliyor.

14. Detoksifikasyon – Magnezyum; cıva, alüminyum ve kurşun gibi ağır metal ve toksik maddelerin vücuttan atılımı için elzem. Kendisi glutatyon üretimi ve karaciğerdeki P450 detoksifikasyon sistemlerinin çalışmasında rol alan bir eşfaktör. MgATP, önemli GSH ve tiyol detoks yollarına enerji sağlıyor.

15. Diyabet – Magnezyum, insülin sekresyonunu destekliyor, karbonhidrat metabolizmasını sağlıyor ve insülinin glükozu hücre içine taşımasına olanak sağlıyor. Bu olmadığı takdirde glükoz ve insülin kanda birikme yaparak çeşitli şekillerde doku hasarı oluşturuyor. Tirozin kinaz, insülinin hücreye girişi için gerekli bu enzim magnezyuma bağımlı çalışıyor. Glükoz metabolizması için gerekli on enzimin yedisi yine magnezyuma bağımlı çalışıyor. Magnezyum olmadan ne insülin yapmak ne de sekresyonunu sağlamak mümkün.

16. Diş çürüğü – Mg eksikliği tükrükte sağlıksız bir fosfor-kalsiyum dengesi yaratır ki bu da dişlere zarar verir.

17. Enflamasyon (Yangı, İltihap) — Time dergisinin meşhur 2004 sayısı halkı şöyle uyarıyordu: “Gizli Katil: Enflamasyon ve Kalp Krizi, Kanser, Alzheimer’s ve Diğer Hastalıklar Arasındaki Şaşırtıcı İlişki”. Çoğu ilaç firması artık kolesterol yerine kalp hastalığına yol açan faktör olarak enflamasyonu benimsemiş durumda. Enflamasyona gerçekte neyin yol açtığını bilmedikleri iddiasındalar, ancak tabii bu onları yine de enflamasyonu baskılayıcı ilaçlar üretmekten alıkoymuyor. Açıkça kabul etmeye yanaşmadıkları şey ise şu: Kalsiyum felaket derecede enflamasyon yapıcı, magnezyum ise tam tersi, son derece anti-enflamatuvar, yangı alıcı, iltihap önleyici mineraller.

Dr. Dean’in derin endişesi ise araştırmacıların enflamasyon reseptörlerini bloke etmeye çalışırken bizzat kendileri enflamasyona yol açan ilaçlar kullanıyor olmaları. Yapmaları gereken William Weglicki ve Terry Phillips’in, enflamasyon silsilesinin birbirini takip eden bütün aşamalarının (P maddesi, interlökinler, tümör nekroz faktörü, kemokinler ve sitokinler) magnezyum eksikliği durumunda ağırlaştığını kanıtladıkları araştırmaları dikkate almak.

Bilinmesi gereken nokta şu: Enflamasyonu tetikleyen magnezyum eksiliği ve rölatif kalsiyum fazlalığıdır.  

18. Halsizlik – Mg eksikliği olan hastalarda sıklıkla karşılaşılan bir şikayet halsizlik, çünkü vücutlarındaki düzinelerce enzim sistemi bu eksiklik yüzünden randımanlı çalışamıyor. Vücutta enerji üretimi için en önemli faktör ATP ve bir magnezyum iyonuna bağlı olmadığı takdirde ATP biyoloijk olarak aktif hale geçemiyor.

19. Hazımsızlık — Mideye girenleri asidifiye eden gastrik proton pompası magnezyumsuz çalışamıyor.

20. Hipertansiyon – Vücutta magnezyum eksik kalsiyum da gereğinden fazlaysa, kan damarlarımızdaki kaslar spazm geliştirip kan basıncının artmasına neden olabilir. Bu arada kolesterol de yükselirse, magnezyum yetmezliğine bağlı olarak gidip kan damarlarındaki kalsiyuma bağlanabilir ki bu da tansiyonun daha da yükselmesini sağlar.

21. Hipoglisemi — Magnezyumun dengeleyici etkisi sayesinde kana birden gereğinden fazla insülin salınması ve buna bağlı olarak kan şekeri düşüklüğü ile bağlantılı belirtilerin ortaya çıkması engellenir.

22. İnsomni – Kaslarda rahat bir uyku uyuyamızın önüne geçebilecek gerginliği alıyor magnezyum. Ayrıca, Mg düzeyi yetersizse, uyku regülasyonundan sorumlu melatoninin üretim aşamalarında aksaklıklar meydana geliyor.

23. İritabl Bağırsak Sendromu — Dr. Dean, IBS for Dummies adlı kitabında IBS’de görülen ağrı ve sancıyı almak için neden magnezyuma ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Biraz daha laksatif formları kullanıldığı takdirde magnezyum ayrıca IBS ile ilintili kabızlığı da ortadan kaldırabiliyor.

24. Kadın Hastalıkları ve Doğum Alanındaki Problemler – Magnezyum şu sorunların önlenmesi ve tedavisinde etkilidir:

a. ‘Adet Öncesi Sendromu’

b. Dismonere (adet esnasında kasıklarda şiddetli ağrı/sancı hissedilmesi)

c. Gebelikte erken sancılanma (bu durum magnezyum eksikliğine bağlı kas spazmlarından kaynaklanıyor olabilir)

d. Kadın İnfertilitesi (fallop borusundaki spazmları ortadan kaldırmak yoluyla)

e. Preeklampsi ve eklampsi (derialtı dokularında -ödeme uzanmak üzere- su tutulmasını, yüksek tansiyon ve eklampsi nöbetini geçirir)

f. Serebral Palsi (beyin nöronlarındaki harabiyet nedeniyle ilk yaşlardaki çocuklarda görülen, her iki bacakta spastik sertlik, zaman zaman gelen konvülsiyon nöbetleri, istemli hareketlerde düzensizlik ve zeka geriliği ile belirgin konjenital defekt)

g. Ani Bebek Ölümü Sendromu

h. Erkek İnfertilitesi (sağlıklı meni önemli miktarda magnezyum ve çinko ihtiva eder)

25. Kalp hastalığı – Kalp, özellikle de sol karıncık vücutta magnezyumun en yüksek oranda bulunduğu yer. Kalp hastası olanlarda magnezyum eksikliği sık rastlanılan bir durum ve magnezyum desteği alındığı takdirde kalp hastalığı riski azaltılabiliyor. IV magnezyum, yani damardan magnezyum kalp krizinin başında verildiği takdirde miyokart enfarktüsü hasarını ve kardiyak aritmiyi önlenebiliyor.

Dr. Dean, başından beri sorun magnezyum eksikliği iken çok sayıda insana kalp hastalığı teşhisi konarak çoğu kez en aşağı altı farklı ilaç tedavisine başlatılmadığını ve elbette çok geçmeden bu hastaların kalp yetmezliğine gittiğini, bunun da kendisini son derece endişelendirdiğini söylüyor. Üstelik, kalp hastalarına önerilen ilaçların çoğu da vücuttan magnezyum çalan ilaçlar. Statinler bilhassa hasar oluşturan ilaçlar, zira bunlar çokça magnezyuma bağlanıp vücutça kullanımını engelleyen flor bileşikleri.

26. Kan pıhtıları – Magnezyum kanda pıhtılaşmayı kan inceltici ilaçlardan farklı bir mekanizmayla, kalsiyum fazlasının pıhtı oluşumunu tetiklemesini engellemek suretiyle önlüyor ve gerek olduğunda kandaki pıhtılaştırıcı faktörlerin doğal yoldan dengelenmesini sağlıyor.

27. Kas-iskelet sistemi sorunları – Yetersiz magnezyum diğer yandan kalsiyumda rölatif fazlalıkla birleştiğinde vücudun herhangi bir kasında uzun süreli kasılmaya yol açacaktır. Aşağıda verilen kas-iskelet sistemi sorunlarının hepsi magnezyum terapisine yanıt vermektedir:

a. Kas krampları

b. Fibrozit (bağ dokusunun iltihabı)

c. Fibromiyalji (inatçı adale ağrıları, yorgunluk ve vücutta bazı hassas ağrılı noktalarla karakterize bir hastalık)

d. Gastroentestenal spazmlar, safrakesesi spazmları — bunlar cerrahi müdahale gerektirebilecek durumlardır

e. Ruhsal gerilime bağlı olarak saçlı deri, boyun ve yüz kaslarındaki devamlı kasılma veya gerilme sonucu gelişen baş ağrıları.

f. Kas spazmları, vücudun herhangi bir kasında oluşabilecek çekilmeler.

g. Kronik boyun ve sırt/bel ağrısı.

28. Kolesterol Yükselmesi — Dr. Dean 1970’lerin ortalarında tıp eğitimi alırken normal kolesterol seviyelerinin 245 mg/dL civarında olduğunu söylüyor. Kitabının ilk baskılarında (ilki 2003’te çıkıyor) normal seviye 180-220 mg/dL olarak geçiyor. Şimdi ise tıp kurumları kolesterolün 200 mg/dL’in (5.2 mmol/L) altında olması gerektiğini söylüyor.

Yeterli miktarda kolesterol varken HMG-CoA redüktazının (herhangi bir kimyasal maddenin indirgenmesini kolaylaştıncı enzimin) aktivitesini yavaşlatmaktan sorumlu mineral Magnezyum. Statin ilaçlarının bir yandan magnezyum eksikliği oluştururken diğer yandan hedefe alıp ortadan kaldırmaya çalıştığı enzim de bu.

29. Migren — Serotonin dengesi Mg’ye bağlı. Serotonin eksikliği migren ağrıları ve depresyona yol açabiliyor. Migreni oluşturanın beynin incecik kılcal damarlarını tıkayan kan pıhtıcıkları olduğu söylenir. Magnezyum, kalsiyumun kanı gereğinden fazla pıhtılaştırmasına engel olur. Damardan ve ağızdan alındığı takdirde magnezyum migreni önleyebilir ve geçirebilir.

30. Osteroporoz – İster D vitamini ile birlikte ister D vitaminsiz alınmış olsun, yüksek doz kalsiyum takviyesi yanında dengeleyici miktarda magnezyum alınmadığı takdirde kemik kaybına giden bir dizi biyolojik olay başlatır.

31. Parkinson Hastalığı — Magnezyum, beyinde kalsiyum kalıntılarının yarattığı nöroenflamasyonu (sinir sistemi iltihabını) bloke eder.

32. Raynaud Sendromu – Mg el parmaklarında ağrı ve uyuşmaya yol açan spastik kan damarlarının gevşemesine yardımcı olur.

33. Reflü — Yemek borusunun mideye giriş yerindeki kapakçıkta oluşacak spazm reflüye neden olabilir. Magnezyum yemek borusu spazmlarını ortadan kaldırır.

34. Sinir Sistemi Problemleri —  Magnezyum yetersiz, kalsiyum da göreceli olarak fazla yüksekse vücudun herhangi bir yerindeki sinir hücreleri uzun süreyle aşırı uyarılacak demektir. Magnezyum vücuttaki şu sinir rahatsızlıklarını ortadan kaldırır:

a. Yanma

b. Kas güçsüzlüğü

c. Uyuşma, hissizlik

d. Paralizi ve hassasiyet

e. Karıncalanma, iğnelenme

f. Seğirme

g. Vertigo ve kafa karışıklığı, oryantasyon bozukluğu

35. Sistit — Magnezyum eksikliği varsa enfeksiyon halinde idrar kesesi spazmları oluşur. Spastik mesane sık idrar çıkma durumu oluşturabilir.

36. Spor İncinmeleri — Ağrı, enflamasyon, kas spazmı, kas gerginliği ve yırtık gibi incinmelerin tümü magnezyumla geçirebilir.

37. Spor Sonrası Toparlanma — Magnezyum laktik asit birikimini azaltarak, antrenman sonrası vücutta ağrı-sızıyı engeller.

Bu 56 sağlık sorununun magnezyum eksikliğine bağlı olarak gelişmiş olabileceğini ve takviyeyle düzelebileceğini siz veya doktorunuz fark etmediğiniz takdirde cebinizde ilaçla eve döneceksiniz demektir. Ne yazık ki birçoğu yukarıda verilen tıbbi durumlar için uygunsuz şekilde reçete edilmekte olan ağrıkesiciler, diüretikler, antibiyotikler ve kortizon salt magnezyum değil, diğer mineralleri de vücuttan çaldığından bir süre sonra belirtiler tamamen kontrolden çıkacak demektir. Bugün gelişmiş Batı toplumlarında reçeteli ilaç kullanım istatistiklerine baktığımızda bu tespitin geçerliliğini ve durumun vahametini daha iyi anlayabiliyoruz. Umuyoruz Dr. Dean’in bu müthiş çalışması sağlık sorunlarınızın asıl kaynağının ‘reçeteli ilaç eksikliğine bağlı yaşam’dan ziyade, ‘vitamin ve mineralden yoksun gıda bolluğu’ olduğu yönünde ikna edici açıklamalar sunabilmiştir sizlere.

dean

Bu bilgiler Dr. Carolyn Dean’in 2014 basımı The Magnesium Miracle kitabından alınmıştır.

30 yılı aşkın süredir lisanslı tıp hekimi, naturapat, herbalist, akupunktur uygulayıcısı ve beslenme uzmanı olarak çalışan Dr. Dean’in magnezyum takviyesi için önerdiği ürünleri internet sitesinden görebilirsiniz.

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfasından alınmıştır. Mutlaka sayfaya üye olmalısınız…

Fatoş Pabuccu Tuncay

İSMİNİZDEKİ HARFLERİN BİRARAYA GELEREK SİZDE OLUŞTURDUĞU SİNERJİYİ ÖĞRENİN

 

safe_imageJ0HII30M

A : Algılama ve mantığını iyi kullanabilen
a: atılgan-enerjik

B : Ön sezileri kuvvetli
b: umutlarını yitirmeyen-duygu

C : Güzel sanatlara karşı duygusal kişiliğini ortaya koyabilen
c: konuşma ve yazma yetenekleri olan

Ç : Zevk sefa düşkünü
ç: Yolcuğu seven

D : Üstün güçlere sahip
d: hırslı ve zorluklara direnen

E : üzüntü ve sevinci bir arada yaşayan
e: sıkıntılardan kurtulmak için mücadele eden

F : Sakinliği uysal güvenilir
f : yaratıcı

G: İnatçı kişilik, gerginlik
g: üstün güçlere sahip-

H : Sakin ve durağan
h: sert ders alan

I : Hassas,
I: duygusal

İ: kırılgan
i: özelde duygu hakim

J : Kaprisli ve kıskanç
j: neşe-bolluk-zevk sahibi-

K : Başarılı, unvan sahibi
k: daima yükselen-gizli güç

L : Sanatsal yeteneklere sahip
l: özel ilişki duygusal hakim-güzel şeylere sahip-

M : Ticarete yatkınlık
m- yüksek zeka-bilinçaltı tepki-güçlü-

N : Üstün güçlere sahip,
n: sağduyulu YARATICI-

O: Gizliliği sever
o: duygularını açığa vurmaktan kaçınan

Ö: İçine kapalı,çok işi engellenen
ö : Yapmak istediklerini yapamama

P : Kendinden emin
p: ortamda kendine güvenli-öz ilişki duygu hakkında

R : Tereddütlü ,sert yapıya sahip
r- karar vermede zorlanmalar yaşayan

S : Hayalperest aşırı hayal kuran kişilik
s- sert öğreti-proje üreten

Ş: Çok üretken ve güçlü
s- Gücünü iyi kullanabilen

T : ketum duygularını açmayı zor başarabilen
t- esrarlı,tanımakta zorlanılan

U : Durgun , çok ağır hareket eden,
u- işlerini ağır-neşe ve bolluk

Ü- İşlerini başarmaya çalışıp sürekli engellenen
ü- engeller için mücadele veren çok zorlanan

V : Kendi içine dönük, umursamaz
v- akla geleni yapma özeliğine sahip

Y : Geçmiş üzüntü sürekli yaşarlar
y- geçmiş unutmazlar- güçlü

Z : Bilimsel açıdan, okumayı seven,
z- akademik anlamda başarılı
Nasıl yorumlanıyor?

Her harf bir gezegeni temsil ediyor, o gezegenin astrolojik yorumu da akrofonolojideki anlamı oluşturuyor Örneğin “a” harfi Mars’ı temsil ediyor Mars gezegeni ise algılamanın, mantığın, enerjinin simgesiymiş Ayrıca kaslar, kan, idrar ve üretim organlarının gezegeni de Mars Şu durumda İsminin içinde “a” harfi olan kişilerin karakter özellikleri ve karşılaşabilecekleri sağlık sorunları buna göre belirleniyor Eğer “a” harfi ismin ya da soyadının başındaysa ya da isimde birkaç kere geçiyorsa, saydığımız özellikler daha da güçlü ortaya çıkıyormuş
İsmin ve soyadın içindeki harflerin tek tek taşıdığı anlamın yanısıra bu harflerin biraraya gelerek oluşturduğu sinerji de o kişiye yönelik özgün bir değerlendirme yapılmasını sağlıyor

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

SİHİRLİ FORMÜL: FISTIK EZMESİ

10401513_10155684286315557_7319760356820003991_n[1]
Kalorisi çoktur ama şişmanlatmaz Protein deposu, üstelik home made smile ifade simgesi

Fıstığın Faydaları Yararları
YER fıstığı, içerisindeki protein miktarı ile doping maddelerini aratmıyor. Mevsimlik yetiştirilen yer fıstığı, hem birçok hastalığın tedavisinde ve önlenmesinde etkili oluyor hem de yıllardır kabuğuyla, dalıyla günlük yaşamda yardımcı faktör olarak yerini alıyor. Bu nedenle uzmanlara göre; günde 50 gr yenilen kavrulmuş fıstık, insanları birçok hastalıktan koruyor.

Yer fıstığı, içerdiği zengin sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, fosfor, albümin, B-1, B-2, B-8 ve E vitaminleri ile mide yanması, ekşimesi ve gastriti önler.

Bu bitki 60 yaş üstü kişilerin korkulu rüyası haline gelen el titremesi ve kısmi felce devadır.

Çocukların gelişmesi için iyi bir besindir. Şeker hastaları için mükemmel bir gıdadır. Yer fıstığının zeka üzerindeki olumlu etkileri de kanıtlanmıştır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda, fıstığın izole edilen diğer bir maddesinde ise yorgun kasların yorgunluğu giderdiği ve kapalı dolaşım sistemi içinde kan hücrelerinin birleşerek topaklar oluşturmalarını önlediği ve bu nedenle de damar tıkanmalarını önlemede rol oynadığı belirlendİ

Kalorisi çoktur ama şişmanlatmaz

Belinizi kalınlaştırmayacak tek bir kalori deposu varsa, o da fıstıktır. Fıstık, kalp hastalıklarına yakalanma riskinizi de artırmaz. Yapılan bir çalışmada, bir grup deneğin günlük yediklerine 8 hafta boyunca her gün 100 kalorilik yerfıstığı da eklendi ve çalışmanın sonunda hiçbirinin kilolarında artış görülmedi. Bunun sebebi yerfıstığında bulunan lif, protein ve sağlıklı yağlardı!

İKİ SİHİRLİ NUMARASI DAHA VAR
Bu besinler sizi o kadar tok hissettirir ki farkında olmadan yediğiniz diğer yiyecekleri azaltmaya başlarsınız. Yerfıstıklarının iki tane daha sihirli numarası vardır:
1- İçerdiği yağ ve kaloriler sindirim sisteminiz tarafından tamamen emilemezler.
2- Patates kızartmasından ya da bir dilim pastadan aldığınız yağı yakmak ne kadar zorsa yerfıstığından aldığınız yağı yakmanız da bir o kadar kolaydır. Vücudunuz yerfıstığının içerdiği tekli doymamış yağları çok hızlı şekilde enerjiye çevirebilir. Yerfıstığı yediğinizde başınıza bir güzel şey daha gelir… Diğer yemekleri yerken olduğu gibi hızla dopamin salgılamazsınız. Bu çok iyidir çünkü; dopamin salgılandığında, kendinizi çok keyifli hissetmeye başlarsınız.

Cinsel arzuyu artırır.
* Zihinsel ve bedensel yorgunluğu alır.
* Fazlası hazımsızlık yapabilir ve zararlıdır.
* Yalnız olarak yenmeli, portakal, elma, armut gibi meyve veya sebzelerle tüketilmemelidir.
* Damar sertliği ve kolesterolü olanlar fıstıktan uzak durmalıdır.
* Alergenler listesinde olduğundan bazı bünyeler için sakıncalı olabilir

FISTIK (YERFISTIĞI): Protein, yağ ve E vitamini açısından zengin bir besin olan fıstıkta B grubu vitaminler ile fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum mineralleri de bulunur.

Fıstığın Faydaları: Yerfıstığı vücuda enerji ve kuvvet verir. Kasların ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Cinsel gücü arttırır. Zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir. Öğrenmeyi kolaylaştırır. Kalp sağlığına iyi gelir. Kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır. Başta Meme, prostat ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur. Bağışıklık sistemini destekler. Kandaki şeker oranını ayarladığı için şeker hastalarına faydalıdır. Yerfıstığı yağı kabızlığa iyi gelir. Gastrit, Mide yanması ve ekşimesi şikâyetlerini azaltır.

GELELİM TARİFİMİZE:
Malzemeler:

500 gram tuzsuz yer fıstığı (kabukları soyulmuş olmalı)
2 yemek kaşığı dolusu pekmez (bal da olur)
1 Tatlı kaşığı sıvı yağ zeytinyağı
1 Tatlı kaşığı vanilya özütü (toz vanilyada olur)
1 Tatlı kaşığı kakao(isteğe bağlı)

Tüm malzemeyi rondoda iyice parçalanıp krema haline gelene kadar çekin (ben parçacıklı tercih ediyorum o yüzden daha iri parçalı bırakıyorum)

Cam bir kavanoza alıp bir gece buz dolabında bırakıp sonra affiyetle tüketin smile ifade simgesi

Kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası mutlaka üye olun

Fatoş Pabuccu Tuncay

 

Bir Kez Kırıldın Diye Niye Dünya Durdu Zannediyorsun A Çocuk?

11218229_676681275770978_9059021595799551336_o[1]

 

Aşk acısı çekmemiş olan var mı aramızda? Hiç zannetmiyorum. Hem de bu acı; insanın sokaklarda deliler gibi amaçsızca dolaşmasına, sebepli sebepsiz ağlamasına, ben öldüm bittim artık yaşayamam diye düşünmesine, hatta gözünün ferinin sönmesine bile yol açmıştır.

 

İnanın ki bu işin daha kolay kısmı (yandım-bittim diye dolaşma hali), esas zor kısım ne biliyor musunuz? Tüm bu şok, ve içinden geçmek istemediğiniz- ama geçmek zorunda bırakıldığınız- bu acı geçtikten sonra neler olacağı?

 

Yeni bir ilişki mi? Allah korusun deyişinizi duyar gibiyim ama insanoğlu işte bir noktadan sonra aşksız yaşayamayacağını anlıyor ve mutlaka bir başkası karşısına çıkıveriyor.

İşte esas mesele de burada başlıyor…

 

O kırılma-o acı- geçmesine geçiyor da ne geçmiyor biliyor musunuz? İzi… Ve kendini tekrar o acıdan koruma içgüdüsü doğuyor birden. Ben kendimi tekrar o kadar kaptıramam diyorsunuz ve abuk subuk davranmaya başlıyorsunuz. Kendinizi bırakmakla- bırakmamak arası bir yerde gidip geliyorsunuz.

 

Tam kendinizi bırakacak gibi olurken-Yemezler- deyip kendinizi şöyle bir silkeliyiveriyor ve uzaklaşıyorsunuz.

 

Bu sefer özlüyorsunuz ama ağzınızdaki eskiye ait buruk tadı unutmak ne mümkün. Yine de yandan yandan yaklaşıyorsunuz tekrar o heyecana. Böyle yaklaş-uzaklaş şeklinde son derece dengesiz hareketlerinize dayanamayan karşı taraf gittiğinde ise ‘’çok şükür gitti’’ diyen bir tarafınızla, ‘’aptal, niye kendini bırakmadın’’ diyen öbür tarafınız aranızdaki savaş tekrar başlıyor.

 

Birinin yaptığı hatayı, bir diğerine yüklemek niye? Evet mantık tüm cevapları vermeye hazır ama yalnızlık o kadar emin bir duygu hali ki, yalnız olmayı seçiyorsun son kertede ve iyi halt ediyorsun?

 

Aşkın kollarına kendini bırakmayarak yaşamından çalıyorsun sadece. Bunu bilmiyor musun? Anlamıyor musun? Anlıyorum da hazır değilim mi diyorsun. Valla yalan. Billa yalan. Külliyen de yalan. O cesareti bir daha toplayana kadar karşına kim çıkarsa çıksın kaybedeceğini biliyorsun değil mi? Yazıktır çocuğum yapma, yakma hayatını… Korkuyu yenmenin en iyi yolu, onun içinden geçmektir. Kimse söylemedi bunu sana… Derin derin nefesler al ve gir tekrar aşkın kanatlarına… Gerekirse  tekrar acı çek. Bilmiyor musun aşk da geçecek, aşksızlık da geçecek, korku da geçecek(eğer izin verirsen), koca hayat geçiyor bu mu geçmeyecek?

 

Ama hayatının hakkını ver, duygularını yaşa, bastırma… Ne olursun bastırma… Emin kalende yaşamak çok güzel geliyor sana biliyorum… Çok güvenli geliyor sana biliyorum. Çok acısız geliyor sana biliyorum… Ama hayat nerede o zaman? Damarlarında hızlı hızlı akması gereken kan nerede o zaman? Kendini, canlıyken cansızlığa mahkum etme… Aç tekrar kendini duygularının gerçeğine…

 

Geçenlerde bir arkadaşımın kızı benle aşk hakkında dertleşti… Kendisi henüz 15 yaşında ne dedi biliyor musun? ‘’Bir önceki aşkında çok incinmiş o yüzden kendini bir süre ilişkilere kapamış’’ Ya cancanım sen bunu 15 yaşında dersen biz ne diyelim? Tabi ki biraz köşene çekilicen, yaralarını sarıcan, ne oldu, neden oldu muhasebesine giricen? Ama karşına yeni biri çıktığında, ne olur geçmişin günahını yenisine ödetme olur mu?

 

Ne çektin be aşktan çocuğum… Evde bacağını kırıp otursan olmuyor? Dışarda koşup yeni birisini arasan olmuyor? Ne çektin ve be aşktan çocuğum…Ne çektin?

 

Hepimize aşkı dolu dizgin yaşayacak taze ve cesur bir yürek diliyorum…

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Erkut Bana Hiç Yalan Söylemedi Metresindeyse Metresimdeyim Dedi…

11403434_10153419707362360_1890220756480776980_n[1]