GIDA MÜHENDİSLERİNİN AĞZINDAN İTİRAFLAR

11033763_10206248901675311_9055618574779239674_n[1]

Okuyacaklarınız pek de iştah açıcı şeyler değil. Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış yemek fabrikası, catering şirketi, restoran gibi yerlerde çalışan gıda mühendislerinin tanık oldukları uygulamalardan bahsedeceğiz.

Gıda Mühendisleri Odası aracılığıyla gönderdikleri maillerle, forumlarda yazdıklarıyla çığlıklarını duyurmaya çalışıyorlar ama işin ucunda işlerini kaybetmek de var. Üstelik mimlenip bir daha asla iş bulamamacasına… Çünkü sistem böyle kurulmuş. Tek istedikleri denetimlerin arttırılması ve rüşvetin önüne geçilmesi ve gıda mühendislerinin, vatandaşlarının sağlığına önem veren ülkelerde olduğu gibi, hak ettikleri konum ve koşullarda mesleklerini yapabilmeleri.

Mesela; ismini vermek istemeyen bir Gıda Mühendisi diyor ki:

“Et ürünleri üreten bir firmada tanık olduğum vahim olay: İade edilen ambalajı bozuk, küflenmiş sucuklar tekrar işlemden geçirilip kılıflandıktan sonra yeni parti ürünlerle piyasaya sürülüyor. Üstelik bu ürünler birçok yerde satılıyor.”

Bir başkası; “Reçel üretimi yapan bir firmada kazana bir su bardağı toz kimyasal karıştırılıyordu. Bir gün bu kimyasalı tedarikçiden ben teslim aldım. Hemen faturaya baktım ve eve gidince araştırdım. Bir çeşit antibiyotik. Patronla tartıştık. Zaten iki hafta sonra işten ayrıldım.” diyor.

Yine bir diğeri; “Tahin ve tahin helvası üretilen işyerinde tarım müdürlüğü tarafından alınan numunelerde ürünün kül miktarı yüksek çıktı. Bunu düşürmenin tek yolu, susamı sertleştirmek için kullanılan sönmüş kirecin Ca (OH)2 uzaklaştırılması. Kabul ettiremedim.” diyor.

Başka biri; “İhale usulü hazır yemek hizmeti veren firmalarda o gün çıkan her yemekten numune alınıyor. Bunu bilen bazı firmalar numune kaplarına kokusuz çamaşırsuyu damlatarak tüm mikropları öldürüyor. Çünkü mikrobiyolojik analiz yapılırken kimyasal analiz yapılmıyor. Birkaç kez neticenin ne çıkacağını merak ederek çamaşır suyu damlattırmadım. Her seferinde salmonella bakterisi çıktı.” diyor.

Bir diğeri; “Çocuk işçilerin çalıştırıldığı bir dondurma fabrikasında şekil veren makineden çıkan hatalı dondurmaları bir varilde biriktirip sonra yeniden üretime katıyorlardı. Bu sebeple çocuk zehirlenmeleri meydana geldi. Tarım’a şikâyetler gitti fakat bir şekilde durumun üstü kapatıldı.” diyor

Bir başkası; “Kuruyemiş firmasında, soğuk hava deposu yeterli olmadığından kuruyemişte kurtlanmaların önüne geçemedik. Depo, kurtlanmış ceviz içi ve kelebek kozalarıyla dolu bademle doldu. Kurtlu cevizler, ceviz tozu; kelebek kozalarıyla dolu badem, kayısı çekirdeğiyle yarı yarıya karıştırılarak badem toz haline getirildi ve piyasaya sürüldü.” diyor

Dikkat çeken bir diğeri; “Bir et işletmesine iş başvurusunda bulundum. Bana, “İyi yalan söyleyebilir misin?” diye soruldu. “Hayır” cevabını verdim. Bu, işi kaybettiren cevap oldu. Denetlemede “herhangi bir usulsüzlük yok” demem gerekiyormuş. Şu anda çaresizlikten diplomamı kiraya verdim.” diyor.

Bitmiyor, bitmiyor; “Yemek fabrikasında sulu tavuk yemeklerinden kalan tavuk etleri akşamları yıkanıp ertesi günkü yemeklerde kullanılıyordu. Karşı çıkınca patronla aramızdaki anlaşmazlık büyüdü. Artık dışarda sulu yemek yemiyorum. Bir catering firmasında işe başladım. Catering firmaları gıdanın çabuk tüketildiği bir sektör. Ne kadar sıkıntılı hammadde varsa catering’lere verilir. Çalıştığım firmada artık bozulmaya ramak kalmış tavuk butları, yarı fiyatına alınıp, soslayıp baharatlanarak, müşteriye fırında tavuk olarak veriliyor. Karşı çıktığınızda, patron üzerinize yürüyebiliyor.” diyor.

Dahası, dahası; “Süt ürünleri üreten firmada yapay koruyucuyla yoğurtların ömrü bir ay kadar uzatılıyordu. Bir ay sonra iade gelen yoğurtların küflü kısmının sıyrılarak kalan kısım lokantalara ucuza satılıyordu. Denetime gelenlerin içinde gıda mühendisi yoktu. Çuval çuval katkı maddesini süt tozu zannediyorlardı.” diyor.

Sonrası, sonrası; “Staj yaptığım yer birçok büyük firmaya meyve suyu konsantresi yapıp gönderen bir firma. Kara havuç suyuna vişne aroması katarak vişne suyu olarak etiketliyorlar. Piyasadaki çoğu vişne suyunun içeriği kara havuç suyu + aroma + boya…” diyor.

kaynak: sağlıkla kal

derya öncel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: