Ya çözüme odaklan ve ilerle!!!

Ya çözüme odaklan ve ilerle

Ya da çamura saplan ve debelen

Seçim Senin

Anette

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

%100 Doğru Hangi Yönünüzü Geliştirmelisiniz… Resimdeki Üç Şekilden Birini Seçin…

2_460x340scale[1]

 

Resimde gözüken oturan kadın, arkadaki adam ve cübbeli adamdan birini seçin ve bu haytta neyi geliştirmeniz gerektiğini bulun…

Arkadaki Adamı Görenler: Hayatınızı başkalarına adayarak geçiriyorsunuz, çok fedakarsınız ama artık uyanma zamanınız geldi. Kendiniz için de bir şeyler yapmalısınız. Başlangıç olarak kendinize bir hobi bulun ve iki haftada bir ona gidin…

Oturan Kadın: Her şeyi içinize ata ata yaşamışsınız ve artık patlama zamanınız gelmiş. Kendi potansiyelinizi ortaya çıkarmalısınız. Kendinizi ifade etmeyi öğrenmelisiniz. Bunun için yazı, resim, müzik gibi sanatsal alanlardan destek alabilirsiniz…

Fısıldayan Siyah Cübbeli Adam Görenler: Siz bu dünyaya hizmet için gelmiş seçilmiş kişilerdensiniz. Ne iş yaparsanız yapın yanında mutlaka şifacılık yeteneklerinizi geliştirin ve dünyaya şifayı dağıtmanın elçileri olun…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

16 Nisan C.tesi (14.00-18.00) Reiki 2. Seviye SON BİR KİŞİ

944314_920429661403350_4437319030190561048_n[1]

Geçmişteki travmalara, gelecekteki endişelere, dileklere, uzaktaki birine şifa göndermek isteyenlerşifacılığını güçlendirmek isteyenleri Reiki 2. seviyeye bekliyorum…

Reiki 2. Aşama Eğitimi Neleri İçerir
Reiki 2. Aşamaya Ait 3 Sembolün Detaylı Anlatımı Ve Uygulaması Yapılır
Reiki Enerjisinin Şifa Gücü Ve Odaklanması Arttırılır
Geçmişte Kırgınlık Yaşanan Olaylara Reiki Gönderilir
Gelecekte Yapılacak Ameliyat, Randevu Ve Toplantılara Reiki Gönderilir
Reikiy’le Öğrenme Gücünü Arttırma Alıştırması Yapılır
Evi, Arabayı, İşi Negatif Enerji ve Duygusal Yüklerden Arındırma Çalışması Yapılır
Tartışma Yaşadığımız İnsanlardan Kendimizi Reikiyle Nasıl Korunur
İki kişi Arasındaki İlişkiye Tarafların En Yüksek Hayrına Olacak Şekilde Şifa Verilir
Dileklerimize Enerji Gönderme Uygulaması
Uzakta Yaşayan Sevdiklerimize Şifa Enerjisi Gönderme Çalışması
Bu Seviyede Şifacı Olmanın Sorumlulukları Ve Gizlilik İlkesi Anlatılır
Toplu Şifa Gönderme Çalışması Yapılır
Ödev
Sertifika Verilmektedir.
Reiki 3. Asama Eğitimi Neler İçerir
Reiki 1 ve Reiki 2 Konuları Gözden Geçirilir
Kişiye Bu Aşamaya Ait Olan Sorumluluk Anlatılır
Anahtar Sembol Kendisine Öğretilir
Eğitmen Olmakla İlgili Koşullar Kendisine Aktarılır
Başkası Nasıl İnisie Edilir Bilgisi Ve Uygulaması Yaptırılır
Sertifika verilmektedir.
Eğitim Saatleri:
Hafta içi: 11.00-15.00 arası
Hafta sonu: 14.00-18.00 arası
Psikocity 0212 234 15 44-45

Başvuru: Anette İnselberg 0536 798 68 68

Valikonağı Cad. Şair Nigar Sok. N: 4/6 Nişantaşı/İST
eğitim 6 kişiliktir

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ödeme Karşı Nasıl Mücadele Verilir

Ödeme Karşı Nasıl Mücadele Verilir

 

Ödem, kilo almanın ana sebeplerinden birisidir ve birçok sebep sonucu meydana gelebilmektedir, bunlardan bazıları; hareketsiz yaşam tarzı, hamilelik, menopoz, siroz, kalp krizi, yetersiz beslenme ve benzeridir. Genel olarak, vücudun farklı noktalarında ortaya çıkar, özellikle el ve ayak bilekleri, kollar ve bacaklarda görülür.Ödeme karşı nasıl mücadele edebileceğinizi görmek için okumaya devam edin.

Ödem, hamile kadınlarda hormonal değişiklikler sebebiyle ayak ve ayak bileklerinde şişlik oluşmasıyla görülebilir. Her ne kadar kötü bir sağlık sorunu olmasa da, eğer ciddi bir hal alırsa, doktorunuzla konuşmak sizin için en iyi yoldur.

Ödem ile nasıl mücadele edilir?

Ödemi engellemenin en önemli adımlarından biri sodyum alımını azaltmaktır, çünkü tuz vücudun ihtiyacı olmadığı halde sıvı tutmasına sebep olmaktadır. İlave olarak, bol miktarda su içmek kritik öneme sahiptir, çünkü bu şekilde vücut kendini zararlı maddelerden arındırır ve bu maddeleri kolay bir şekilde elemine eder.

Ödemi tedavi etme ve önlemeye yardımcı tüyolar

İdrar söktürücü besinler

İdrar söktürücü besinleri tüketmek, vücuda detoks uygulamaları ve kilo vermenize yardımcı olmaları sebebiyle oldukça önemlidir. Bazen, aldığımız birkaç fazla kilo ödem sebebiyle oluşan iltihaplanmadan başka bir şey değildir.

  • İçerdiği yüksek su oranı sebebiyle karpuz tüketimi tavsiye edilmektedir.
  • Elma sirkesi ödem sebebiyle azalan potasyum seviyelerini dengelemeye yardımcı olur.
  • Yeşil çay muhteşem bir idrar söktürücü ve antioksidandır.
  • Portakal içerdiği yüksek miktardaki C vitamini sayesinde, böbreklerin işlevini arttırır ve vücuttan toksinlerin atılmasını hızlandırır.
  • Enginar kullanılarak yapılan çaylar sahip oldukları idrar söktürücü etki sayesinde kilo vermeyi kolaylaştırır.
  • Çay üzümü idrar hastalıklarını önlemeye yardımcı olur ve bilinen en iyi antioksidanlardan biridir; toksinlerin atılımına katkıda bulunur.
  • Karahindiba vücutta biriken fazla suyun atılmasında en etkili bitkilerden biridir.
  • Maydanoz da sıvıların elemine edilmesine katkıda bulunur; obezite ve kalp hastalıklarının önlenmesinde çay yapılarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir.
  • Soğan romatizma, böbrek yetmezliği veya gut gibi durumlarda kullanılabilmektedir.

Egzersiz yapın

2-egzersiz

Yeterli egzersiz yapmak çok önemlidir, bunların arasında yürümek, koşmak, bisiklete binmek, yüzmek ve daha nicesi sayılabilir. Yapmaktan en çok hoşlandığınız egzersizi yapın, ödem oluşumuna sebep olan nedenlerden birinin hareketsiz yaşam tarzı olduğunu ve egzersiz yapmanın genel sağlığınıza olumlu katkıda bulunduğunu unutmayın. Egzersiz yapmak aynı zamanda zihne de faydalıdır ve ilave olarak tüm organlarınızın sorunsuz şekilde çalışmasına yardımcı olur.

Sodyum içeren gıdalardan uzak durun

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, sodyum ödem oluşumunu arttırır, bu sebeple sodyum içeren gıdaların tüketimini mümkün olduğunca azaltmanızı tavsiye ediyoruz. Her gün tükettiğiniz birçok gıdanın çok yüksek oranda sodyum içerdiğini not edin; bu gıdalardan bazıları: sucuk, koruyucu maddeler, alkol ve benzerleridir.

İlave olarak, düşük miktarda sodyum tüketimi böbrek taşı, mide kanseri ve hatta tat kaybı gibi durumların önüne geçmek için tavsiye edilmektedir.

Potasyum açısından zengin gıdalar tüketin

3-kalp-salata

Potasyum sağlıklı ve dengeli bir vücut için gerekli olan bir elementtir. Kan basıncının kontrolü ve fazla sıvıların atılmasından sorumlu olan bir elektrolittir.

Potasyum özellikle kivi, kavun, portakal ve muz gibi meyvelerde bulunur. Ayrıcaenginar, lahana, pancar, patates ve avokado gibi sebzelerde de yüksek miktarda bulunur.

Magnezyum içeren gıdalar tüketin

Magnezyum da vücuttan ödem atılmasında etkilidir, ayrıca insülin seviyelerini düzenler ve kalp sorunlarına yardımcı olur. Magnezyum kemik sağlığı için kalsiyum sağlar, migreni azaltır ve tip-II diyabete karşı etkilidir.

Önerilen gıdalar

  • Kepek, ister tahıl formunda isterse de buğday formunda olsun, magnezyum açısından zengindir.
  • Kurutulmuş baharatlar; özellikle kişniş, nane ve maydanoza yönelin. Unutmayın ki magnezyum sağlamalarına ilave olarak, bu baharatları her gün pişirdiğiniz yemeklere lezzet katmak için de gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
  • Keten tohumu antioksidan özelliklere sahiptir, kalp rahatsızlıklarını önlemesinin yanı sıra iyi de bir magnezyum kaynağıdır.
  • Ayçiçek çekirdeği magnezyum ve E vitamini içerir.
  • İster toz halde olsun, ister pastörize, isterse de tam veya şekerli konsantre halde olsun, süt her zaman yüksek miktarda magnezyum içerir, bunun yanı sıra bünyesinde A, D ve E vitaminlerini de bulundurur.

Son olarak…

Ödemi önlemek için iyice dinlenmek çok önemli bir yere sahiptir: Eğer ayaklarınız şişmişse, yeterli alana sahip olduğunuz her anda ayaklarınızı yukarı doğru kaldırın. Eğer yemek yeme alışkanlıklarınızda ve günlük rutininizde değişiklik yaptıysanız, fakat hala bu sorunu çözemediyseniz, herhangi ciddi bir sağlık sorununuzun olmadığından emin olmak için doktorunuzla görüşmeyi ihmal etmeyin.

Umuyoruz ki ödeme karşı mücadele hakkında verdiğimiz tavsiyeler size faydalı olmuştur ve bahsettiğimiz gıdaları uyguladığınız günlük diyete eklemişsinizdir – söz yemeklerden açılmışken, vücudunuza faydalı olmayan gıdalardan kaçınmayı unutmayın.

Hepinize iyi günler dileriz!

sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KEMİK ERİMESİNİ DURDURAN BİTKİLER NELER OLDUGUNU BİLİYORMUSUNUZ

Çemen Otu ( Şeker hastalığı kaynaklı kemik
erimelerinde kullanılır)

*Tere Tohumu (Hipotiroid kaynaklı kemik
erimelerinde kullanılır )

*Sahlep Otu (Çocuklarda görülen kemik
erimelerinde kullanılır)

*Keçiboynuzu ( Gebelik döneminde anne karnında
ki çocuğun gelişimi için kullanılır)

*Kuşburnu ( B ve C vitamini eksikliğinden
kaynaklanan kemik erimeleri için kullanılır)

*Civanperçemi bitkisi ( Kansızlık ve Trombosit
düşüklüğünden kaynaklanan kemik erimelerinde kullanılır )

*Isırgan otu ( Folik asit eksiğliği kaynaklı kemik
erimelerinde kullanılır )

* Sütü çemen otu ve muz ile karıştırarak içerseniz
kemikleriniz güçlenir.

SEVDİKLERİNİZDE OKUYABİLSİN DİYE PAYLAŞMAYI
UNUTMA..

kaynak: tıbbi bilgiler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cilt Lekeleri İçin Portakal Kabuğu Maskesi

Cilt Lekeleri İçin Portakal Kabuğu Maskesi

 

Cilt lekeleri hava kirliliği, güneş ve yanlış kozmetik ürünlerin kullanılmasıyla ortaya çıkan ve neredeyse tüm hanımların yaşadığı bir problemdir. Bu tür sorunlardan kurtulmak için yüksek ücretli kozmetik ürünlere para vermek zorunda değilsiniz. Evde kendinizin hazırlayıp uygulayacağı “cilt maskesi” ile istediğiniz sonuçları alabilirsiniz. Bu maske ile hem cildinizi pürüzsüz hale getirebilir hamda cildinizi beyazlamasını sağlayabilirsiniz. Bu maske cildinizin nemlenmesini de sağlayacaktır.

Portakal Kabuğu Maskesi Hazırlama:

Malzemeler:

Portakal kabuğu rendesi

Süt veya kaymak

Tükettiğiniz portakalın kabuklarını ilk önce rendeleyin ve daha sonra kurutun. Süt veya kaymak içerisine rendeleyip kuruttuğunuz portakal kabuklarını ekleyerek, macun kıvamına gelene kadar karıştırınız. Maske yüzünüzde ortalama 15 – 20 dakika beklesin. Daha sonra maskeyi ılık su ile yüzünüzden temizleyiniz.

Portakal Kabuğunun Faydaları

1-Portakal kabuğu iştahsızlığa karşıda faydalıdır.

2-Portakal kabuğu özü, şifa deposu olan biberiye özü ile karışım yapıldığında cilt sorunları için etkili bir karışım ortaya çıkmaktadır.

3-Portakal kabuğu içeriğinde organik asitler, yüzde 5-8 oranında flavonoidler, yüzde 5 oranında minarel tuzlar, ve yüzde 1-2 esansiyel yağlar barındarmaktadır. Portakalın kabuğunda mevcut lan citrus aurantium un kanser ve damar tıkanıklıkları pekçok rahatsızlıkta kullanılmaktadır.

4-İçeriği sayesinde, kanı temizler ve cilt için birçok faydası bulunmaktadır.

5-Portakal kabuğu yağının en önemli faydalarından biride selülite karşı oldukça etkili olmasıdır. İçeriğinde bulunan mineral tuzlar, organik asitler sayesinde vücut yağların eriten maddeler üretmektedir.

6-Yapılan araştırmalar portakal suyunun böbrek taşlarının tekrar oluşmasını engellemektedir. Böbrek taşı bulunanların portakal suyu içmeleri önerilmektedir.

7-Portakal kabuğu yağı deri problemleri için, biberiyenin yapraklarının özü, yaralar ve kesikler için, Portakal ve limonun kabuklarındaki özler cilt bakımı için oldukça etkili maddelerdir. Limon özleri, portakal ve biberiye yağı ile buluşturulduğunda ortaya şifa kaynağı bir karışım çıkmaktadır. Ve bu karışım cilt için oldukça faydalıdır.

 

KADIN NE DER

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rahatlamak İçin Kullandığım Bir Yöntem… Umarım Size De Faydası Olur…

IMG_0418

Merhaba Can Canlar,

Hepimizin hayatında moral bozucu, üzücü, can sıkıcı, bazen de öfkelendiren, kızdıran bir dolu şey oluyor. Ben böyle durumlarda kalbime Reiki veriyorum ya da Access’le bu duygulara sebep olan düşünce kalıbımı temizliyorum. Ek olarak da şimdi anlatacağım çalışmayı yapıyorum.

Elim de ne kadar alternatif varsa kullanıyorum ki bu duyguları bir an önce dönüştürüp neşeli, huzurlu, dingin halime dönüvereyim. (Tabi ki aldığım dersler cepte)

Şimdi anlatmaya başlıyorum, bana olduğu kadar size de şifa olsun inşallah.

Yazıyı okuduktan sonra hemen yapın emi…

Oturarak ya da yatarak çalışmaya başlıyoruz. Gözlerimizi kapatıp, burundan nefes alıp vermeye başlıyoruz.

Nefes alıyoruz, veriyoruz, nefes alıyoruz veriyoruz.

Ve gözlerimiz kapalı kendimizi yolda yürürken hayal ediyoruz . Yürürken yavaş yavaş şehrin gürültüsünden uzaklaşıyoruz, uzaklaşıyor, uzaklaşıyoruz ve hoş ağaçlı bir patikada yürümeye başlıyoruz. Bu patikada çeşit çeşit çiçekler var. Kelebekler uçuşuyor. Çiçek kokuları burnumuza doluyor. Ve patikada yürümeye devam ediyoruz, yol kıvrılıyor ve burada herkes kendini güvende hissedeceği bir manzara hayal ediyor.

Ben bir dere kenarına doğru yürüdüğümü ve suyun kenarında oturduğumu hayal ediyorum. Siz de kendinizi rahatlatan bir yer hayal edin.

Şimdi oraya sizin dertlerini anlatacağınız, her zaman seveceğiniz, güveneceğinizi bir hayvanı getirin. Ben beyaz bir at getiriyorum yanıma. Ayağa kalkıyorum onla konuşuyorum, okşuyorum besliyorum, üstüne biniyorum, onla vakit geçiriyorum. Seçtiğiniz hayvan sizin yol gösterici şaman hayvanınız.

Son olarak da sevdiğiniz bir objenin yanında olduğunu düşünün, ben sevdiğim mavi bir tişörtün yanımda olduğunu ve onu üzerime giydiğimi düşünüyorum.

Ve dere kenarında üstümde mavi tişort beyaz atıma binerek vakit geçiriyorum.Ve bu bana inanılmaz iyi geliyor…

Sonra hazır olduğumda gözlerimi açıyorum ve yenilenmiş olarak çalışmamı bitiriyorum.

Ve her canım sıkkın olduğunda atımın dere kenarında beni beklediğini biliyorum ve çok rahatlıyorum.

Haydi siz de kendi güvenli alanınızı yaratın ,ve rahatlayın. İsteyen de yarattığı bu güzelliği paylaşşsın olur mu 🙂

Ruhlarımızın huzur kavuşmasını diliyorum.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rahatlamak İçin Kullandığım Bir Yöntem… Umarım Side De Faydası Olur…

IMG_0418

Merhaba Can Canlar,

Hepimizin hayatında moral bozucu, üzücü, can sıkıcı, bazen de öfkelendiren, kızdıran bir dolu şey oluyor. Ben böyle durumlarda kalbime Reiki veriyorum ya da Access’le bu duygulara sebep olan düşünce kalıbımı temizliyorum. Ek olarak da şimdi anlatacağım çalışmayı yapıyorum.

Elim de ne kadar alternatif varsa kullanıyorum ki bu duyguları bir an önce dönüştürüp neşeli, huzurlu, dingin halime dönüvereyim. (Tabi ki aldığım dersler cepte)

Şimdi anlatmaya başlıyorum, bana olduğu kadar size de şifa olsun inşallah.

Yazıyı okuduktan sonra hemen yapın emi…

Oturarak ya da yatarak çalışmaya başlıyoruz. Gözlerimizi kapatıp, burundan nefes alıp vermeye başlıyoruz.

Nefes alıyoruz, veriyoruz, nefes alıyoruz veriyoruz.

Ve gözlerimiz kapalı kendimizi yolda yürürken hayal ediyoruz . Yürürken yavaş yavaş şehrin gürültüsünden uzaklaşıyoruz, uzaklaşıyor, uzaklaşıyoruz ve hoş ağaçlı bir patikada yürümeye başlıyoruz. Bu patikada çeşit çeşit çiçekler var. Kelebekler uçuşuyor. Çiçek kokuları burnumuza doluyor. Ve patikada yürümeye devam ediyoruz, yol kıvrılıyor ve burada herkes kendini güvende hissedeceği bir manzara hayal ediyor.

Ben bir dere kenarına doğru yürüdüğümü ve suyun kenarında oturduğumu hayal ediyorum. Siz de kendinizi rahatlatan bir yer hayal edin.

Şimdi oraya sizin dertlerini anlatacağınız, her zaman seveceğiniz, güveneceğinizi bir hayvanı getirin. Ben beyaz bir at getiriyorum yanıma. Ayağa kalkıyorum onla konuşuyorum, okşuyorum besliyorum, üstüne biniyorum, onla vakit geçiriyorum. Seçtiğiniz hayvan sizin yol gösterici şaman hayvanınız.

Son olarak da sevdiğiniz bir objenin yanında olduğunu düşünün, ben sevdiğim mavi bir tişörtün yanımda olduğunu ve onu üzerime giydiğimi düşünüyorum.

Ve dere kenarında üstümde mavi tişort beyaz atıma binerek vakit geçiriyorum.Ve bu bana inanılmaz iyi geliyor…

Sonra hazır olduğumda gözlerimi açıyorum ve yenilenmiş olarak çalışmamı bitiriyorum.

Ve her canım sıkkın olduğunda atımın dere kenarında beni beklediğini biliyorum ve çok rahatlıyorum.

Haydi siz de kendi güvenli alanınızı yaratın ,ve rahatlayın. İsteyen de yarattığı bu güzelliği paylaşşsın olur mu 🙂

Ruhlarımızın huzur kavuşmasını diliyorum.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

 

 

 

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yolculuğum beni çok değiştirdi…

 

Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.

Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:

“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.

Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…”

Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur.
Kısaca şöyle yazmaktadır:
“Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.” …/z

-May Benatar, Kafka & the Doll: The Pervasiveness of Loss-

Kova’nın Arkadaşlığı…

Koç’un Cesareti

Boğa’nın Kararlılığı

İkizler’in Yaratıcılığı

Yengeç’in Şefkati

Aslan’ın Cömertliği

Başak’ın Güvenilirliği

Terazi’nin Düşünceliliği

Akrep’in Tutkusu

Yay’ın İyimserliği

Oğlak’ın Azmi

Balığın Merhameti

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BENİ İNCİTEN HER ŞEYİ BAĞIŞLIYORUM…


Döktüğüm yaşları bağışlıyorum…
Acıları ve aldatmaları bağışlıyorum…
İhanetleri ve yalanları bağışlıyorum…
İftiraları ve ahlâksızları bağışlıyorum…
Nefreti ve zulmü bağışlıyorum…
Yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum…
Yıkılan hayalleri bağışlıyorum…
Ölen umutları bağışlıyorum…
Sevgisizliği ve kıskançlığı bağışlıyorum…
Umursamazlığı ve kötü zihniyeti bağışlıyorum…
Haklılık uğruna haksızlık edenleri bağışlıyorum…
Öfkeyi ve şiddeti bağışlıyorum,..
İhmalkârlığı ve unutkanlığı bağışlıyorum…
Bütün kötülükleriyle dünyayı bağışliyorum.Bağışlamanın yaradan tanımını,perspektifini,yaradan gerçeğini biliyorum ve anlıyorum…
Bağışlamaya izinli olduğumu ve izin verildiğini biliyorum…
Bu hislerin size yüklenmesini isterseniz EVET yazmanız yeterlidir.

iki Yetişkin Birbirleriyle Kavga Etse Bile İçlerindeki Çocuklar İletişim Halinde…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AYAK MANTARINA DOĞAL ÇÖZÜM! MUTLAKA DENEYİN..

Genellikle yaz aylarında terlemeye ile birlikte ayak parmaklarında ve ayakta kaşıntılar oluşur. Bu kaşıntı bazen dayanılmaz olur. Kişinin canını acıtır ve sızlatır. Aynı zamanda pis bir koku da oluşur.

Sizin de ayaklarınız sürekli kaşınıyorsa ve ayaklarınızda mantar varsa, eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa,
markete gidin ve yaş hamur mayası alın.

1 litre ılık suya bir tane yaş mayayı ezin ve ayaklarınızı bu karışımın içinde 30 dakika bekletin. Bu karışım sayesinde ayaklarınızdaki ölü derilerden ve mantardan eser kalmaz ve ayak tırnaklarınız güzelleşir.

1 hafta boyunca günaşırı kullanın sonucu görün..

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEDENİNE KULAK VER! HASTALIKLAR TESADÜF DEĞİL

Kadın, Insan, Çifti, Adam, Yüz, Vücut, Dudaklar, Ağız
Bedenimiz bizimle konuşur. Hangi alanlarda ruhsal olarak yanlış yaptığımızı ve enerjimizi doğru kullanmadığımız gösterir.

Hastalık çok normal karşılanır ve hayatın bir parçası olarak görülür. Aslında sağlıklı olmak normal olandır. Beden ruh ve zihin dengesini oturtmuş olan bir kişinin hasta olması mümkün değildir.

Doğal halimiz sağlıklı olmaksa neden bu kadar hastalanıyoruz?

Hastalık varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Bedenimiz hasta ise bir parçamız hasta demektir.

Beden ruhumuza ayna tutar. Düşüncelerimiz, ruh halimiz duygusal iniş çıkışlarımız ve negatif enerji ile sürekli içli dışlı oluşumuz hastalıklara davetiye çıkarır. Sürekli olarak ilaç kullanır ve bedenen yaşımızdan çok ileride görünür olmamıza neden olur. Yıpranırız.

Bedenimizin yüce bir bilgeliği vardır ve bizi korumak üzere muhteşem bir düzende çalışır.
Bedenimiz oldukça dayanıklıdır ve aslında hastalık son aşamadır. Bu ortaya çıkmadan önce pek çok belirti ortaya çıkar ama biz bunları görmezden geliriz ve ruhsal düzeyde ne anlama geldiğine odaklanmayız.

Örneğin öksürük ve içimizi dökme, iletişim kurma ihtiyacı konusunda bağlantı kurmayız. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırırız.

Organlarımıza baktığımız zaman uyum ve dengenin evrenin en önemli yasası olduğunu fark ederiz. Bu uyum ve dengeyi bozan ise negatif enerjilere odaklanan düşüncelerimizdir. Hastalık bu düşüncelerden doğan zehirli duygular ve ruhumuzla olan kopukluğumuzdan kaynaklanır.

Düşünce kalıpları ve organlara etkileri…..

Mide:
Çok duygusal bir organdır. En çok korku duygusuna tepki verir. Midedeki rahatsızlıkların temelinde yaşadıklarını sindirememe yatar. Yeniliklere karşı duyulan korku ve kendini güvende hissedememe durumu en çok mideyi etkiler. Mide bulantısı hayatın hep kötü deneyimler getireceği inancı ile oluşur. Mide ekşimesi ise yaşam sürecine güvenememekten çıkan sıkıştırıcı korkudan kaynaklanmaktadır.

Beyin:
Bedenin komuta merkezi beynimiz en çok öfkeli düşüncelerden ve yaşadıkları için herkesi suçlayan ve affedemeyen inanç kalıplarından etkileniyor. Beyin bilgisayarındaki yanlış inançlar ve eski düşünce kalıplarını yenilemeyi reddetme beynin işleyişini bozuyor. Yeni fikirlere açık olmak ve yenilenmeyi kabul etmek beynin her daim tam kapasite çalışmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra beyin için öfke çok zararlı bir duygudur. Öfkeye kapılıp sürekli şiddet içeren olaylar ve durumlar düşünmek beyni bir sis gibi kapatıyor. Sürekli şiddetle iç içe olan insanları zihinleri bulanıklaşır ve uzun vadede bu bulanıklık beynin işleyişinde bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple huzur veren görüntülerden beslenmek ve sakinlik beynin en sevdiği besinlerdir diyebiliriz.

Böbrekler:
Zamanında halledilmemiş tüm sorunlar böbreklerde bir tortu olarak birikir. Bu nedenle geçmişi şifalandırma ve geçmişimizle barışma en çok böbreklere iyi gelir. Böbrekler su elementi ile yakından bağlantılı organlardır ve geçmişimizde dökemediğimiz göz yaşları içimize attıklarımı bu organda bozulmalara yol açar. Ruhsal olarak bize iyi gelenle gelmeyeni seçen de böbreklerdir. Kendisi için doğru olmayanı bile bile seçen ve bu durumdan dolayı üzüntülü duygularla içli dışlı yaşayan kişilerin böbrek sorunları yaşamaları olasıdır. Ayrıca böbrekler yıkıcı eleştiriden, başarısızlıkların yarattığı korkudan ve düşük öz güvenden en çok etkilenen organımızdır. Atalarımızdan gelen karmik etkiler ise en çok bu organlarda kendini gösterir.

Kalp:
uzun süren duygusal tatminsizliklerin ve sevgiyi yaşayamamanın en çok etkilediği organdır. Kalp rahatsızlıklarının temelinde aşırı duygusal ve zihinsel gerilim altında olduğuna inanç yatmaktadır. En önemlisi ise sevinç duyamamadır. Kalbin katılaşması diye tabir ettiğimiz bu dıurum hayattan keyif alamama ve sevinememedir. Klasik manada hep söylenen sigara ve alkol tüketiminden çok bu durum kalbe zarar verir.

Karın bölgesindeki ikinci beyin:
(bağırsaklar)
Korku, sevinç ve üzüntü gibi duygulardan çok etkilenir. Bilgelik ve farkındalık ile ilgili çalışmalarda hep karın bölgesine odaklanılır. Bunun nedeni sonsuzluğun saf gücü, ikinci beynimiz sayesinde bizimle bağlantıda olmaya devam eder. Karın bölgesinde enerji zayıflığı olan insanlar cansız, moralsiz, depresyonlu, kendini gerçekleştiremeyen, hayatın kendisine verdiklerinden öfke duyan kişilerdir. Tam aksine bu bölgede canlı enerji taşıyan insanlar cesur, atılgan ve akışkandır.

Bir kişi gereğinden fazla kiloluysa ve vücudunda yağ birikimi varsa bu her zaman korkudan kaynaklanır.

Obezite tarzı durumlarda bu korku genellikle hor görülme, beğenilmeme, kabul edilmeme, dışlanma korkusudur.

Kilo problemleri ve ruhsal nedenleri ….

Genellikle yaşamın ilk yıllarında etrafındakilerin yüksek talepleri ve beklentileri ile çevrelenen kişiler büyük sıkıntılar yaşar. Çoğunlukla bu beklentileri karşılayamayan bu kişiler kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissedebilirler. Etrafındaki kişileri tatmin edemediklerini düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılabilirler. İşte vücutta biriken bu yağlar bu kişilerin etraflarına ördükleri koruyucu bir zırhtır. Kendilerini anne ve baba gibi yakın ilişkilerden koruyamayan ve özellikle ebeveynlerinin yüksek beklentilerine maruz kalanlar şişmanlayarak ve yağ biriktirerek kendilerine fiziksel bir bariyer örerler. Kısacası fazla kilo negatif enerjiden kaçma ve korunma isteğinde kaynaklanmaktadır. Ayrıca başkaları tarafından desteklenmeyi bencillik olarak algılayanlar, vericilikleri üst noktada olanlar ve çevresinden enerji alamayan kişiler fazla kilo alarak bu durumlara tepki gösterebilirler.

Kilo probleminin ruhsal anlamdaki çözümü kendini sevme ve her şeyi ile kabul etmede yatıyor.
Bedenimizin çevresinde bizi korumak için zırh görevi gören yağlara artık ihtiyacımız olmadığına inanmak gerekiyor. Bunun için hayata güvenmeyi ve zarar görmeyeceğimizi bilinçaltı düzeyde bilmeye ihtiyacımız var.

HASTALIKLAR

Kanser:
Bu çok yaygın hastalığın kökeninde bizi içten içe yiyip bitiren ve bir türlü çözümleyemediğimiz problemler yatmaktadır. Bu problemleri yaratanlara karşı derin bir öfke ve affedememe söz konusudur. Kanser hastalığına yakalanmış kişilerin bu kronikleşmiş problemleri çözmek yerine her şeyi olduğu gibi bıraktıkları, çünkü değişimin getireceği acıdan kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Uzun süren kızgınlıklar, affedememe, çözümlerden kaçınma bu insanları yer bitirir. Hastalık oluşmadan önce, hatta oluştuktan sonra bile, ruhsal nedenler iyi anlaşılırsa kanser ölümcül olmaktan çıkabilir.
İlk adım affetmektir. Geçmişten gelen öfkeyi salıvermek, acılı da olsa değişim gerekiyorsa değişimi göze almak gerekir. Katı yargılardan uzaklaşarak suç veya suçlu aramamak gerekir. Tüm bunlar başarılırsa böyle bir hastalık da oluşmayacaktır.

Kalp Krizi:
Kalp yaşamın merkezinde durur ve bu çok önemli organ en çok sevgi ile var olur. Kalp krizi ve kalp rahatsızlıklarının temelinde sevgi alışverişindeki aksaklıklar yatar. Sevgi alışverişi dengeli olmalıdır. Bir insan sürekli sevgi veriyor ama karşılığında yeterince sevilmediğini hissediyorsa kalpte rahatsızlıklar baş gösterebilir. Sevgiyi sürekli dış kaynaklarda arayan kişi, kendini sevmeyi beceremiyorsa, kendini iyiye, güzel ve sevgiye layık göremiyorsa kalp krizine açık hale gelir. Ayrıca hayattan keyif alamama, hiç bir şeyin zevk verememesi, kısaca neşenin eksikliği de çok tehlikelidir.
Kalp krizi en fazla daha çok para kazanmayı ve mevki uğruna yaşamın zevklerini unutan ve hayatı tatsızlaşan insanlarda görülür. Kalp için yapılabilecek en iyi şey sevmeyi tek bir kişiye ya da şeye bağlamadan yaşamayı başarabilmek, yaşamdan tat almayı hayatın merkezine koymaktır.

Migren:
Baş ağrılarının temelinde kendini acımasızca eleştirme yatıyor. Çelişkili düşünceler ve seks bazlı korkular da baş ağrısına neden olabilir. Bu arada medyumik yapıdaki insanlarda ve enerjitik olarak çok açık olan kişilerde de baş ağrıları görülebiliyor.
Migren ise sürekli negatif enerjilere maruz kalan ve ve bundan kendini koruyamayan kişilerde görülüyor. Aynı zamanda kendini baskın altında hisseden kişilerde ya da özellikle birisinin psikolojik baskısına maruz kişilerde görülebiliyor.
Baş ağrıları ve migren için yaşamınızda size rahatsızlık veren kişileri hayatınızdan çıkarma ve negatif enerjinin yoğunlaştığı yerlere gitmemek çok işe yarıyor.
Konsantrasyon, meditasyon ve rahatlatıcı çalışmaların iyi geldiğini de unutmamak lazım.

ŞİFA OLUMLAMASI ….

Ben bedenimin farkındayım.
Ruhumun farkındayım…
Zihnimin farkındaayım…
Bu alanları bir bütün olarak algılıyoruç
Dengede oluyorum
Kendim ile birim
Ben kendimin şifacısıyım
Bedenime şifa yansıtıyorum
Ruhuma şifa yansıtıyorum
Zihnime şifa yansıtıyorum
Ben kendimin şifacısyım

BİLGE BEDENİNE SOR …..
Çalışmadan önce birkaç bardak su için lütfen…
Ayakta durarak gözlerinizi kapatın ve bedeninize şunu söyleyin.
Bana “Evet”imi göster; beden sizi öne doğru çekecek
Daha sonra tekrar sor;
Bana “Hayır”ımı göster; beden sizi arkaya doğru çekecek…

Şimdi soru sorabilirsiniz…

Cevabını bildiğiniz bir soru sorun… Örneğin adınız; “Özlem”
Sorun… Benim adım “Zeynep” mi?

Ve gözlerinizi kapatarak bedenden cevabı bekleyin….

Daha sonra özellikle sağlığınız ile ilgili merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.

Bu arada “Evet”te beden arkaya, “hayır”da öne gidiyorsa bedeniniz çok yorgun demektir. Onu dinlendirin….

Kaynak:
Mistikyol

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER SABAH MUTLAKA 1 BARDAK REZENE ÇAYI İÇİN!

Neden mi?

Çünkü rezene hem gaz söktürücü hem de yağ yakıcıdır. Mide ve bağırsak sağlığınız için her sabah rezene için..!

Rezene Çayı ve Faydaları

Bitkinin soğanı, yaprakları ve tohumu genellikle yemeklerde kullanılmakla birlikte özellikle kurutulmuş tohumundan hazırlanan çay hıçkırık gidermekten, aşırı gazın azaltılmasına kadar pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır.

-Mide kasılmalarına iyi gelir
-Safra üretimine yardımcı olur
-Toksinlerin atılmasını sağlar
-Fazla suyun atılmasına yardımcı olur
-Anne sütünü artırır.
-Sindirimi düzenler
-Diş ağrılarını hafifletir
-Libidoyu arttırdığı söylenmektedir
-Göz sağlığını geliştirir
-Yüksek tansiyonu düşürür
-Mide gazının atılmasını sağlar
-Öksürüğe iyi gelir
-Rahim kasılmalarını hafifletir
-İştahı bastırır
-Kolik tedavisinde kullanılır
-Bağırsakları temizler
-Vitamin ve mineral bakımından zengindir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir

Rezene Çayı Nasıl Yapılır?

Rezene çayı demlemek için 1 büyük çay fincanına 1-1.5 çay kaşığı rezene tohumu kullanabilirsiniz. Rezene tohumlarını kaşığın tersiyle ezerek kırın ve fincana atın. Su kaynadıktan sonra fincana dökün ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzerek çayınızı içebilirsiniz. Süzdükten sonra tatlandırmak için limon, taze portakal kabuğu veya bal ekleyebilirsiniz.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın

kaynak: SAĞLIK HABERLERİ

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »