Archive | 13 Nisan 2016

AYAK MANTARINA DOĞAL ÇÖZÜM! MUTLAKA DENEYİN..

Genellikle yaz aylarında terlemeye ile birlikte ayak parmaklarında ve ayakta kaşıntılar oluşur. Bu kaşıntı bazen dayanılmaz olur. Kişinin canını acıtır ve sızlatır. Aynı zamanda pis bir koku da oluşur.

Sizin de ayaklarınız sürekli kaşınıyorsa ve ayaklarınızda mantar varsa, eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa,
markete gidin ve yaş hamur mayası alın.

1 litre ılık suya bir tane yaş mayayı ezin ve ayaklarınızı bu karışımın içinde 30 dakika bekletin. Bu karışım sayesinde ayaklarınızdaki ölü derilerden ve mantardan eser kalmaz ve ayak tırnaklarınız güzelleşir.

1 hafta boyunca günaşırı kullanın sonucu görün..

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

sağlık haberleri

BEDENİNE KULAK VER! HASTALIKLAR TESADÜF DEĞİL

Kadın, Insan, Çifti, Adam, Yüz, Vücut, Dudaklar, Ağız
Bedenimiz bizimle konuşur. Hangi alanlarda ruhsal olarak yanlış yaptığımızı ve enerjimizi doğru kullanmadığımız gösterir.

Hastalık çok normal karşılanır ve hayatın bir parçası olarak görülür. Aslında sağlıklı olmak normal olandır. Beden ruh ve zihin dengesini oturtmuş olan bir kişinin hasta olması mümkün değildir.

Doğal halimiz sağlıklı olmaksa neden bu kadar hastalanıyoruz?

Hastalık varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Bedenimiz hasta ise bir parçamız hasta demektir.

Beden ruhumuza ayna tutar. Düşüncelerimiz, ruh halimiz duygusal iniş çıkışlarımız ve negatif enerji ile sürekli içli dışlı oluşumuz hastalıklara davetiye çıkarır. Sürekli olarak ilaç kullanır ve bedenen yaşımızdan çok ileride görünür olmamıza neden olur. Yıpranırız.

Bedenimizin yüce bir bilgeliği vardır ve bizi korumak üzere muhteşem bir düzende çalışır.
Bedenimiz oldukça dayanıklıdır ve aslında hastalık son aşamadır. Bu ortaya çıkmadan önce pek çok belirti ortaya çıkar ama biz bunları görmezden geliriz ve ruhsal düzeyde ne anlama geldiğine odaklanmayız.

Örneğin öksürük ve içimizi dökme, iletişim kurma ihtiyacı konusunda bağlantı kurmayız. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırırız.

Organlarımıza baktığımız zaman uyum ve dengenin evrenin en önemli yasası olduğunu fark ederiz. Bu uyum ve dengeyi bozan ise negatif enerjilere odaklanan düşüncelerimizdir. Hastalık bu düşüncelerden doğan zehirli duygular ve ruhumuzla olan kopukluğumuzdan kaynaklanır.

Düşünce kalıpları ve organlara etkileri…..

Mide:
Çok duygusal bir organdır. En çok korku duygusuna tepki verir. Midedeki rahatsızlıkların temelinde yaşadıklarını sindirememe yatar. Yeniliklere karşı duyulan korku ve kendini güvende hissedememe durumu en çok mideyi etkiler. Mide bulantısı hayatın hep kötü deneyimler getireceği inancı ile oluşur. Mide ekşimesi ise yaşam sürecine güvenememekten çıkan sıkıştırıcı korkudan kaynaklanmaktadır.

Beyin:
Bedenin komuta merkezi beynimiz en çok öfkeli düşüncelerden ve yaşadıkları için herkesi suçlayan ve affedemeyen inanç kalıplarından etkileniyor. Beyin bilgisayarındaki yanlış inançlar ve eski düşünce kalıplarını yenilemeyi reddetme beynin işleyişini bozuyor. Yeni fikirlere açık olmak ve yenilenmeyi kabul etmek beynin her daim tam kapasite çalışmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra beyin için öfke çok zararlı bir duygudur. Öfkeye kapılıp sürekli şiddet içeren olaylar ve durumlar düşünmek beyni bir sis gibi kapatıyor. Sürekli şiddetle iç içe olan insanları zihinleri bulanıklaşır ve uzun vadede bu bulanıklık beynin işleyişinde bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple huzur veren görüntülerden beslenmek ve sakinlik beynin en sevdiği besinlerdir diyebiliriz.

Böbrekler:
Zamanında halledilmemiş tüm sorunlar böbreklerde bir tortu olarak birikir. Bu nedenle geçmişi şifalandırma ve geçmişimizle barışma en çok böbreklere iyi gelir. Böbrekler su elementi ile yakından bağlantılı organlardır ve geçmişimizde dökemediğimiz göz yaşları içimize attıklarımı bu organda bozulmalara yol açar. Ruhsal olarak bize iyi gelenle gelmeyeni seçen de böbreklerdir. Kendisi için doğru olmayanı bile bile seçen ve bu durumdan dolayı üzüntülü duygularla içli dışlı yaşayan kişilerin böbrek sorunları yaşamaları olasıdır. Ayrıca böbrekler yıkıcı eleştiriden, başarısızlıkların yarattığı korkudan ve düşük öz güvenden en çok etkilenen organımızdır. Atalarımızdan gelen karmik etkiler ise en çok bu organlarda kendini gösterir.

Kalp:
uzun süren duygusal tatminsizliklerin ve sevgiyi yaşayamamanın en çok etkilediği organdır. Kalp rahatsızlıklarının temelinde aşırı duygusal ve zihinsel gerilim altında olduğuna inanç yatmaktadır. En önemlisi ise sevinç duyamamadır. Kalbin katılaşması diye tabir ettiğimiz bu dıurum hayattan keyif alamama ve sevinememedir. Klasik manada hep söylenen sigara ve alkol tüketiminden çok bu durum kalbe zarar verir.

Karın bölgesindeki ikinci beyin:
(bağırsaklar)
Korku, sevinç ve üzüntü gibi duygulardan çok etkilenir. Bilgelik ve farkındalık ile ilgili çalışmalarda hep karın bölgesine odaklanılır. Bunun nedeni sonsuzluğun saf gücü, ikinci beynimiz sayesinde bizimle bağlantıda olmaya devam eder. Karın bölgesinde enerji zayıflığı olan insanlar cansız, moralsiz, depresyonlu, kendini gerçekleştiremeyen, hayatın kendisine verdiklerinden öfke duyan kişilerdir. Tam aksine bu bölgede canlı enerji taşıyan insanlar cesur, atılgan ve akışkandır.

Bir kişi gereğinden fazla kiloluysa ve vücudunda yağ birikimi varsa bu her zaman korkudan kaynaklanır.

Obezite tarzı durumlarda bu korku genellikle hor görülme, beğenilmeme, kabul edilmeme, dışlanma korkusudur.

Kilo problemleri ve ruhsal nedenleri ….

Genellikle yaşamın ilk yıllarında etrafındakilerin yüksek talepleri ve beklentileri ile çevrelenen kişiler büyük sıkıntılar yaşar. Çoğunlukla bu beklentileri karşılayamayan bu kişiler kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissedebilirler. Etrafındaki kişileri tatmin edemediklerini düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılabilirler. İşte vücutta biriken bu yağlar bu kişilerin etraflarına ördükleri koruyucu bir zırhtır. Kendilerini anne ve baba gibi yakın ilişkilerden koruyamayan ve özellikle ebeveynlerinin yüksek beklentilerine maruz kalanlar şişmanlayarak ve yağ biriktirerek kendilerine fiziksel bir bariyer örerler. Kısacası fazla kilo negatif enerjiden kaçma ve korunma isteğinde kaynaklanmaktadır. Ayrıca başkaları tarafından desteklenmeyi bencillik olarak algılayanlar, vericilikleri üst noktada olanlar ve çevresinden enerji alamayan kişiler fazla kilo alarak bu durumlara tepki gösterebilirler.

Kilo probleminin ruhsal anlamdaki çözümü kendini sevme ve her şeyi ile kabul etmede yatıyor.
Bedenimizin çevresinde bizi korumak için zırh görevi gören yağlara artık ihtiyacımız olmadığına inanmak gerekiyor. Bunun için hayata güvenmeyi ve zarar görmeyeceğimizi bilinçaltı düzeyde bilmeye ihtiyacımız var.

HASTALIKLAR

Kanser:
Bu çok yaygın hastalığın kökeninde bizi içten içe yiyip bitiren ve bir türlü çözümleyemediğimiz problemler yatmaktadır. Bu problemleri yaratanlara karşı derin bir öfke ve affedememe söz konusudur. Kanser hastalığına yakalanmış kişilerin bu kronikleşmiş problemleri çözmek yerine her şeyi olduğu gibi bıraktıkları, çünkü değişimin getireceği acıdan kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Uzun süren kızgınlıklar, affedememe, çözümlerden kaçınma bu insanları yer bitirir. Hastalık oluşmadan önce, hatta oluştuktan sonra bile, ruhsal nedenler iyi anlaşılırsa kanser ölümcül olmaktan çıkabilir.
İlk adım affetmektir. Geçmişten gelen öfkeyi salıvermek, acılı da olsa değişim gerekiyorsa değişimi göze almak gerekir. Katı yargılardan uzaklaşarak suç veya suçlu aramamak gerekir. Tüm bunlar başarılırsa böyle bir hastalık da oluşmayacaktır.

Kalp Krizi:
Kalp yaşamın merkezinde durur ve bu çok önemli organ en çok sevgi ile var olur. Kalp krizi ve kalp rahatsızlıklarının temelinde sevgi alışverişindeki aksaklıklar yatar. Sevgi alışverişi dengeli olmalıdır. Bir insan sürekli sevgi veriyor ama karşılığında yeterince sevilmediğini hissediyorsa kalpte rahatsızlıklar baş gösterebilir. Sevgiyi sürekli dış kaynaklarda arayan kişi, kendini sevmeyi beceremiyorsa, kendini iyiye, güzel ve sevgiye layık göremiyorsa kalp krizine açık hale gelir. Ayrıca hayattan keyif alamama, hiç bir şeyin zevk verememesi, kısaca neşenin eksikliği de çok tehlikelidir.
Kalp krizi en fazla daha çok para kazanmayı ve mevki uğruna yaşamın zevklerini unutan ve hayatı tatsızlaşan insanlarda görülür. Kalp için yapılabilecek en iyi şey sevmeyi tek bir kişiye ya da şeye bağlamadan yaşamayı başarabilmek, yaşamdan tat almayı hayatın merkezine koymaktır.

Migren:
Baş ağrılarının temelinde kendini acımasızca eleştirme yatıyor. Çelişkili düşünceler ve seks bazlı korkular da baş ağrısına neden olabilir. Bu arada medyumik yapıdaki insanlarda ve enerjitik olarak çok açık olan kişilerde de baş ağrıları görülebiliyor.
Migren ise sürekli negatif enerjilere maruz kalan ve ve bundan kendini koruyamayan kişilerde görülüyor. Aynı zamanda kendini baskın altında hisseden kişilerde ya da özellikle birisinin psikolojik baskısına maruz kişilerde görülebiliyor.
Baş ağrıları ve migren için yaşamınızda size rahatsızlık veren kişileri hayatınızdan çıkarma ve negatif enerjinin yoğunlaştığı yerlere gitmemek çok işe yarıyor.
Konsantrasyon, meditasyon ve rahatlatıcı çalışmaların iyi geldiğini de unutmamak lazım.

ŞİFA OLUMLAMASI ….

Ben bedenimin farkındayım.
Ruhumun farkındayım…
Zihnimin farkındaayım…
Bu alanları bir bütün olarak algılıyoruç
Dengede oluyorum
Kendim ile birim
Ben kendimin şifacısıyım
Bedenime şifa yansıtıyorum
Ruhuma şifa yansıtıyorum
Zihnime şifa yansıtıyorum
Ben kendimin şifacısyım

BİLGE BEDENİNE SOR …..
Çalışmadan önce birkaç bardak su için lütfen…
Ayakta durarak gözlerinizi kapatın ve bedeninize şunu söyleyin.
Bana “Evet”imi göster; beden sizi öne doğru çekecek
Daha sonra tekrar sor;
Bana “Hayır”ımı göster; beden sizi arkaya doğru çekecek…

Şimdi soru sorabilirsiniz…

Cevabını bildiğiniz bir soru sorun… Örneğin adınız; “Özlem”
Sorun… Benim adım “Zeynep” mi?

Ve gözlerinizi kapatarak bedenden cevabı bekleyin….

Daha sonra özellikle sağlığınız ile ilgili merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.

Bu arada “Evet”te beden arkaya, “hayır”da öne gidiyorsa bedeniniz çok yorgun demektir. Onu dinlendirin….

Kaynak:
Mistikyol

HER SABAH MUTLAKA 1 BARDAK REZENE ÇAYI İÇİN!

Neden mi?

Çünkü rezene hem gaz söktürücü hem de yağ yakıcıdır. Mide ve bağırsak sağlığınız için her sabah rezene için..!

Rezene Çayı ve Faydaları

Bitkinin soğanı, yaprakları ve tohumu genellikle yemeklerde kullanılmakla birlikte özellikle kurutulmuş tohumundan hazırlanan çay hıçkırık gidermekten, aşırı gazın azaltılmasına kadar pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır.

-Mide kasılmalarına iyi gelir
-Safra üretimine yardımcı olur
-Toksinlerin atılmasını sağlar
-Fazla suyun atılmasına yardımcı olur
-Anne sütünü artırır.
-Sindirimi düzenler
-Diş ağrılarını hafifletir
-Libidoyu arttırdığı söylenmektedir
-Göz sağlığını geliştirir
-Yüksek tansiyonu düşürür
-Mide gazının atılmasını sağlar
-Öksürüğe iyi gelir
-Rahim kasılmalarını hafifletir
-İştahı bastırır
-Kolik tedavisinde kullanılır
-Bağırsakları temizler
-Vitamin ve mineral bakımından zengindir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir

Rezene Çayı Nasıl Yapılır?

Rezene çayı demlemek için 1 büyük çay fincanına 1-1.5 çay kaşığı rezene tohumu kullanabilirsiniz. Rezene tohumlarını kaşığın tersiyle ezerek kırın ve fincana atın. Su kaynadıktan sonra fincana dökün ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzerek çayınızı içebilirsiniz. Süzdükten sonra tatlandırmak için limon, taze portakal kabuğu veya bal ekleyebilirsiniz.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın

kaynak: SAĞLIK HABERLERİ

Pankreası Arındırmak İçin Yöntemler

 Pankreası Arındırmak İçin Yöntemler

 

Enzim üretimi ve sindirim için temel bir organ olan pankreasın şekli damlaya benzer ve onikiparmak bağırsağına bağlı bulunur. Eğer zehirlenirse veya iltihaplanırsayiyecekleri düzgünce sindirmek oldukça zor bir hal alacaktır. Bu nedenle ona nasıl bakmanız gerektiğini bilmeniz ve bir süreliğine arındırıcı bir diyet uygulamanız gerekir.

Pankreas için arındırıcı diyet

Pankreas nasıl iltihaplanır veye zehirlenir? Pekala, bir veya daha fazla organınızın çökmesine yol açan bir numaralı sebep beslenme alışkanlığınızdır. Ayrıca çevresel dış etkenler de pankreasın fonksiyonlarını etkileyebilir. Mesela, bu etkenlerin tamamı hormonal dengesizliklere ve diyabet gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Pankreasınızı sağlıklı tutmak için onu arındırmanız gerekir. Aşağıda bunun nasıl yapılacağını bulabilirsiniz.

1. Tıbbi bitkiler sayesinde toksinlere güle güle deyin

limon zencefil içecek 2

Pankreası temizlemeye başlarken ilk yapmanız gerekenler, alkolü ve sigarayı bırakmak ve bütün abur cubur yiyecekleri beslenme düzeninizden çıkarmaktır.Tabii ki, sigarayı bırakmak her zaman zor bir iştir, ancak göstereceğiniz çaba buna değecektir. Hayatınızın kaybettiğiniz yıllarını tekrardan kazanacaksınız. Ayrıca un, şeker ve tatlı tüketimini de azaltın… Bunların tamamı daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Üstelik pankreası arındırmanıza yardımcı olacak birkaç muazzam tıbbi bitkisel çaylar da vardır:

Zencefil çayı: İltihabı azaltır, vücudunuzu arındırır, sakinleştirici etkisi vardır ve iyi bir antioksidandır.

Yeşil çay: Her gün sabah kahvaltıda ya da öğlenden sonra bir fincan yeşil çay içmeye başlayın. Böylece pankreası arındırmak için yüksek miktarda harika antioksidanlar almış olacaksınız.

Meyankökü çayı: Yiyecekleri daha iyi sindirebilmek için safra üretimini tetikleyen ve sindirime yardımcı olan bir köktür. Etkileri harikadır.

2. Su ve harika meyve suları

kivi smoothie 3

Ayın en az 10 günü boyunca arındırıcı bir diyet uygulamak harika olur. Güne bir bardak limon suyu ve ılık suyla, kiviyle ve bir kase yulaf ezmesiyle başlayın.Özellikle arındırma diyeti uyguladığınız zamanlarda, günde en az iki litre su içmeniz, meyve ve sebze yemeniz gerekir. B vitamini açısından zengin yeşil yapraklı sebzelerin ve vitamin ve antioksidan yönünden zengin olan papaya, portakal, çilek gibi meyvelerin tüketimini arttırın. Pankreas sağlığınız için en iyi meyvelerden biri kivi olmasına rağmen ananas ve papaya suyu da harikadır.

3. Sıcak bir duşun faydaları

rahatlatıcı duş 4

Bu sizi şaşırtabilir, fakat her gün sıcak bir duş almak sindirimi hareketlendirir ve pankreas sağlığınıza iyi gelir. Organın fonksiyonlarını canlandırır ve harekete geçirir. Bu nedenle yatağa gitmeden önce sıcak bir duş almak için tereddüt etmeyin. Sizi rahatlatarak daha kolay uykuya dalmanızı sağlar ve pankreas fonksiyonlarını yeniden harekete geçirir.

4. Duygularınıza özen gösterin ve stresi azaltın

Şaka gibi gözükebilir ama öyle değil. Yaşadığınız endişe ve stres dolu dönemlerin, vücudunuz için çok zararlı olan kortizol hormonu seviyesinin yükselmesine neden olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Örneğin, negatif duygular ve endişeler temel fonksiyonlarınızı değiştirir ve sindirimi etkiler. Bu durum da bağırsakların ve kolonun iltihaplanma riskini arttırır. Saydıklarımızın tamamı pankreas sağlığınızın kötüleşmesine ve midenize enzimler salgılamasına neden olur. Bu faktörlerin hepsini aklınızda bulundurmanız gerekir. Rahatlamaya çalışın, kendinize zaman ayırın, yürüyüş yapın ve sağlıklı beslenin… Pankreasınıza iyi bakmak aslında o kadar da zor bir iş değil.

kaynak: sağlığa bir adım

 

Evinizin Enerjisini Yükseltin Bolluğu Bereketi Aşkı Çekin…

Başınıza gelmiştir; bazı mekanlara girdiğinizde sebepsiz bir huzur, içeriden yükselen bir neşe gelir doldurur içinizi… Ve bir gülümseme yayılır yüzünüze “burayı sevdim!” dersiniz… Sebebini gündelik zevklerinizle açıklamak mümkün olmaz bazen, sadece “seversiniz”…

ev Bazı kapılardan içeri adım attığınızda ise bir sıkıntı yükselir içinizde, karanlık bir duygu; sebebini tam çözemediğiniz. “Perdeler kapalı ondan mı acaba…” ya da “duvarların renginden olsa gerek…” gibi mantıklı yanıtlar arar zihniniz amma ve lakin doyurucu bir cevap bulamaz… Birinci durumda sorun yok :)  biz ikinciye bakalım… Aslında ne perdelerin örtülü olmasıdır sorun, ne duvarın rengi ne de kapının gıcırtısı… Bir mekana girdiğimizde bedenimizle birlikte ruhumuz da ortamla iletişim kurmaya başlar. Beden-zihin ikilisinin kavrayamadığı bazı frekansları ruh düzlemimizden algılarız. Bu da kısaca mekanın “enerjisidir”.

Bir alanda yaşanmış tüm olaylar, bir çeşit enerji temizliği yapılmadığı sürece orada asılı kalır. İyi enerjiler kadar negatif enerjiler için de durum böyledir. Feng Shui’yi mimari dekorasyon yönergelerinden ziyade bir yaşam tarzı olarak benimsemiş olan Japonlar, bir evin enerjisini anlamak için içeriye bir kedi ya da küçük bir oğlan çocuğu salarlar. Kedi huysuzlanıyorsa enerjisel bir sıkışma var demektir. Yine kedinin gidip kıvrılmayı seçtiği noktaya Feng Shui uzmanları, evin en rahat koltuğunu ya da yatak odası ise yatağı yerleştirirler. Feng Shui ayrı ve çook keyifli başka bir yazı konusu. İyisi mi biz basitçe yeni bir mekan edindiğimizde (ev-iş yeri vb) ilk etapta nasıl temizleyebileceğimize bakalım:

*Otlardan faydalanmak: En kolay erişilebilir olanı adaçayı olmak üzere üzerlik tohumlarını bir tavada tütsülemek. Adaçayı dalını bir tütsülüğe takarak ve ucundan yine bir tütsü gibi yakarak boş evin her köşesinde dolaştırın. Özellikle kapalı köşeler oluşturan kapı arkaları gibi yerlerde bir kaç saniye duraklayın. Adaçayının mis gibi dumanı birikmiş tüm negatif enerjileri yok edecektir. Kapı girişlerine kuru sarmısak asmak da negatif enerjiyi uzak tutmak için kullanılan çok eski bir yöntemdir (hem böylelikle vampir de giremez :)  )

 

adaçayı *Doğal Taşlardan faydalanmak: Kuvars çeşitleri ve özellikle Ametist bu iş için biçilmiş kaftandır. Dağ Kristali, Pembe Kuvars (Rose-Gül Kuvars) diğer kuvarslar gibi negatif enerji emicidir. Ancak enerjiyi üzerlerinde biriktirdiklerinden zaman içinde temizliklerinin yapılması gerekir (akan su altında tutarak veya toprağa gömüp bekleterek). Yine bir kuvars çeşidi olan Ametist ise negatif enerjiyi pozitife dönüştürme gücüne sahip olduğundan temizliğe ihtiyaç duymaz. Çok ağır negatif olaylara maruz kalmadıkça aylarca hatta yıllarca temizlenmeden bulundurulabilir. Bu yüzden mekanlar için daha çok tavsiye ve tercih edilen bir taştır. Yoğun pozitif enerjisi ile mekana güzellik sağlar, üstelik ortamdaki radyasyonu da emer.

ametist *Sesle arındırmak: Tibet Çanağı denilen tahta çubuklu metal çanaklar doğuda mekanları sesle arındırmak için kullanılır. Bunlardan bir tane edinebilirseniz (internetten bulabilirsiniz, hem de Tibet’li sanatçılara destekte bulunmuş olursunuz) ses tınıları ayarlı bu çanakla bir kez ses çıkararak (çanağı alttan tutarak, çubuğu çanağa orta şiddette bir kez vurarak) mekanın titreşimini düzenlemiş oluyorsunuz. Her oda için yapılmalıdır. Bu tür kullanım için piyasadan başka ürünler de bulabilirsiniz. Bazı klasik eserler ve Relax müzikler çalmak da mekanın titreşim düzeyini arttırır.

tibetbowl *Bitkilerden faydalanmak: Uzun süre yeşil yapraklı kalan canlı bitkiler mekanın titreşim düzeyini arttırır. Kaktüs gibi bitkilerinse yerleştirilmelerine dikkat etmek gerekir. Yapma çiçekler ve ölü (kurutulmuş) bitkilerden yaşam alanlarında uzak durmak gerekir.

janet_craig_hchw *Kendi enerjinizle mekanı temizlemek: Evinizde mümkün olduğunca huzurlu ortamlar yaratarak, eski ve gereksiz eşyaları tasnif ederek ya da elden çıkararak, pozitif enerjili insanları ağırlayarak, neşeli huzurlu vakitler inşa ederek evinizin titreşim düzeyini yüksek tutmanız mümkün, üstelik en keyiflisi de bu ;)

Mia♥

*Yazı ilk kez dekorasyonperisi.com/mekani-temizlemek/ adresinde yayımlanmıştır. Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek kullanılabilir ;)

Mia’nın Bahçesi sayfasından alınmıştır…

Mükemmel kadın olmayın.

Mükemmel kadın olmayın.
İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını,
dost, evlat, sevgili ve
daha birçok şey olan mükemmel kadın,
neden mutsuz olur...
Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar..
Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında,
iyi bir iş yapmış olmaz.
Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan,
düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın,
karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.
İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır
Mükemmel kadın,
her konuda başarılı olduğundan,
karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz.
Armut piş, ağzıma düş..
İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez..
Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar,
dersler ve çaba ile doğru orantılıdır.
Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne,
evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir.
Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir.
Eşinin işlerini üstlenen,
yapması gerekenleri onun yerine yapan,
beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın,
mutsuz olmaya mahkumdur.
İşin garip tarafı,
bu yapıdaki kadınların ilişkileri,
genellikle hayal kırıklığı ile biter.
En çok aldatılan, terk edilen kadınlar,
kusursuz kadınlardır.
Neden aldatıldıklarını anlayamazlar.
Üstelik, eşlerinin seçtikleri kadınlar,
kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır.
“Benim neyim eksikti”
Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır,
hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.
İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur.
Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. ,
Çaba göstermek uğraşmak için ortada sebep bırakmaz.
Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş,
doğal olarak gidip, kendini göstereceği,
yaratacağı başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün.
İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok m…
Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin.
Hazır bir hayat.
İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı,
tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır.
İnsani egonuz zarar görür..
Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir.
Sürekli başkaları için yaşamak,onların ihtiyaçlarını gidermek,
onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak,
hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar.
Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek,
gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek,
karşı taraftan alkış ve takdir almaz.
Düzenli olarak bunlar yapıldığı için,
görevmiş gibi algılanır ve kıymeti bilinmez.
Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir.
Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar.
lişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.
Mükemmel kadın mutlu olamaz.
Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.
İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur.
Mükemmellik, insana ait değildir.
Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın..
Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.

Sevgiyle kalın…

Candan Ünal

Kadim Çiçek Gül’ün Faydaları

 

Gül yağı 320 Mhz frekansıyla  en yüksek titreşime sahip  olan esasntır. O yüzden sabah kalkıp bir damla gül yağını gül suyuna karıştırıp koklamak ve cildi temizlemek inanılmaz faydalıdır. (Alara’ya teşekkürlerimle)

 

Gül Yağının Faydaları

  1. Ciltte biriken kir ve yağdan gül yağı vesilesi ile kurtulabilirsiniz.
  2. Hamilelikte oluşan cilt lekelerinden gül yağı ile kurtulabilirsiniz.
  3. Göz kanlanması ya da göz nezleniz var ise, gül yağı kullanımından sonra şikayetlerinizin birçoğunun geçtiğine şahit olabilirsiniz.
  4. Makyaj temizleyici olarak gül yağı kullanabilirsiniz.
  5. Kabızlık probleminiz var ise, gül yağı kullanabilirsiniz.
  6. Sabah ve akşam cildinize kullandığınız gül yağı, cildinizi canlandırır ve gençleştirir.
  7. Egzama, açık yara ve alerjik ciltlerin tedavisinde gül yağı kullanılır.
  8. Gül yağını su ile karıştırıp ağız gargarası olarak kullanabilirsiniz.
  9. Gül yağının antiseptik ve mikrop kırıcı özelliği vardır.

 

Gül Yağının Cilde Faydaları ve Kullanımı

Gül yağı faydaları konusunda size biraz bilgi verdik. Şimdi de gül yağının kullanım şekli ile ilgili bazı detayları sizlerle paylaşalım:

  • Cildinizin daha parlak ve canlı olmasını sağlamak için; Parmağınıza üç dört damla gül yağı dökerek cildinize masaj yapabilirsiniz.
  • Vazeline yedi sekiz damla gül yağ damlatarak bunu cildinizdeki çatlakları tedavi etmekiçin kullanabilirsiniz.
  • Saçlarınızda kepek problemi var ise, şampuanınızın içine on damla gül yağı damlatabilirsiniz. Böylece hem saçlarınız beslenecek, hem de kepek problemi ortadan kalkacaktır.
  • Banyo suyuna 15 damla gül yağı katarak aromaterapi etkisi yapabilirsiniz.
  • Gül yağı ve zeytinyağını karıştırarak cildinize masaj yapabilirsiniz. Böylece cildinizin ihtiyacı olan nemi almasını sağlarsınız.
  • On damla gül yağını bir bardak suya damlatıp doğal bir ağız gargarası elde edebilirsiniz.
  • Saç fırçasına dört damla gül yağı damlatıp, saçınızı bu tarakla taradığınız zaman saçlarınız canlanır ve beslenir.

 

Gül Yağının İyi Geldiği Hastalıklar

Gül yağı bazı hastalıklara da iyi gelmektedir. Bu hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Tahriş olmuş alerjik ciltler ya da egzamalı ciltler için gül yağı kullanabilirsiniz. Ciltteki kızarıklıkların zamanla azalır.
  2. Tıkanıklık, astım, öksürük, yüksek ateş gibi hastalıklara iyi gelen gül yağı, çok uzun zamandır bu hastalıkların tedavisi olarak tavsiye edilir.
  3. Burkulma, ödem, kramp ağrıları için soğuk ya da sıcak kompres uygulaması yapabilirsiniz. Bu kompreslerde suya dört ya da altı damla gül yağı damlatmanız yeterli olacaktır. Gül yağı ağrı kesici bir özelliğe sahiptir.
  4. Gül yağı kan dolaşımını hızlandırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Muhteviyatında gül yağı olan masaj yağlarını kullanabilirsiniz.
  5. Hafif derecedeki depresyonlar için gül yağı tavsiye edilir. Özellikle banyolarda aromaterapi gibi kullanılan gül yağı, huzurlu ve rahat olmanızı sağlayacaktır.
  6. kaynak: faydalı bilgiler sitesi

 

Gül Yağının Zararları

  1. Gül yağının alerjik sebepler olmadığı sürece bilinen bir zararı yoktur.
  2. Gül yağını gündüzleri cildinize sürmekten kaçınınız. El ve yüz kısmına sürdüğünüzde güneş görürse ciltte leke oluşturabilir.