Archive | 22 Nisan 2016

Antakya’da “Neşeli ol hayatını yaşa” yazılı mozaik bulundu

AA’nın bugün geçtiği haber şaşkına çevirdi. Antakya’da yürütülen kazı çalışmalarında üzerinde Grekçe “Neşeli ol hayatını yaşa” yazılı mozaik bulundu. Hatay Arkeoloji Müzesi Arkeoloğu Demet Kara bulunan mozaikle ilgili olarak, “Türkiye’de eşi olmayan bir mozaik. İtalya’da buna benzer bir mozaik var. Ama bu daha geniş kapsamlı. Milattan önce 3. yüzyıla ait olması açısından önemli” dedi.

Kentte 2012 yılında teleferik projesinin yapımı sırasında tarihi kalıntıların bulunması üzerine İplik Pazarı mevkisinde başlatılan kurtarma kazısında, yeni kalıntılar tespit edildi.  Hatay Arkeoloji Müzesi Arkeoloğu Demet Kara, bölgede 2012 yılında çalışma yapmaya başladıklarını, 2013’te devam ettiklerini, bu yıl da Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle çalışmaları yürüttüklerini söyledi.  Şu an kazı yapılan alanın Roma döneminde Antiocheia olarak adlandırılan antik kentin bir mahallesinde bulunduğunu ifade eden Kara, bölgenin Orta Çağ’dan Roma Helenistik döneme kadar inen bir katmana sahip olduğunu kaydetti.

Antiocheia’nın Roma döneminde dünyanın üçüncü büyük şehri olduğuna dikkati çeken Kara, şöyle konuştu:
“Antiocheia, çok önemli zengin bir şehirdir. O dönemde kentte mozaik okulları ve Antiocheia’ya özgü darphaneler var. Gaziantep‘teki Zeugma, burada yetişen ustaların yetiştirdiği kişiler tarafından yapılmış bile olabilir. Antiocheia mozaikleri dünyaçapında önemli mozaikler. Kazı alanındaki taş döşeli cadde, Kurtuluş Caddesi’nden gelen Antik Roma yoluna paralel olarak uzanmakta. Bu konuda bilimsel danışmanımız olan Mustafa Kemal Üniversitesinden Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. HaticePamir’in Antiocheia Kenti üzerine bilimsel çalışmaları var.”

Dünyada eşi olmayan mozaiklerden birinin Hatay’da bulunduğunu ve üzerinde Grekçe, ‘neşeli ol hayatını yaşa’ yazdığını ifade eden Kara, şu bilgileri verdi:
“Doç. Dr. Pamir, onu ‘iskelet mozaik’ olarak adlandırdı ve mozaik üzerinde yaptığı bilimsel çalışma sonucunda, milattan önce 3. yüzyılda bir evin yemek salonuna ait mozaik olduğunu tespit etti. Mozaik üzerinde üç sahne var. Siyah tessara üzerine yapılmış cam mozaikler. Roma döneminde elit sınıfın arasında sosyal etkinlik olarak iki şey çok önemli. Biri hamam olayı ikincisi ise akşam yemeği. Birinci sahnede bir zenci, kürekle ateş atıyor. Bu hamamı simgeliyor. Orta sahnede ise güneş saati ve ona koşan giysili bir genç ve arkasında çıplak kafalı bir uşağı var. Güneş saati 9 ile 10 arasında. Saat 9.00 Romalılarda hamam saati. Saat 10.00’da ise akşam yemeğine yetişmek zorunda. Eğer yetişmezse çok ayıp karşılanıyor. Orta sahnede böyle bir anlatım var. Sahne üzerinde yemeğe geç kaldığını belirten bir yazı var. Diğerinde dezaman kavramını anlatan bir yazı yer alıyor. Son sahnede ise ehli keyif bir iskelet. Elinde içki kasesi yanında bir ekmek ve şarap testisi. Onun üzerindeki yazıda da Grekçe ‘Neşeli ol hayatını yaşa’ yazıyor. Türkiye‘de eşi olmayan bir mozaik. İtalya’da buna benzer bir mozaik var. Ama bu daha geniş kapsamlı. Bu sahne üzerinde tek olması açısından ve milattan önce 3. yüzyıla ait olması açısından önemli.”

Kara, şu an Hatay Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle bölgede çalışmalara devam ettiklerini kaydetti.

BUGÜN DOLUNAY, YÜZLEŞMEYE HAZIR MISIN?

akrepppp
Dolunay zamanları gökyüzünde yoğun enerjiler barındırır. Ay gökyüzünde tüm parlaklığı ile görünür haldedir. Şu an gökyüzünde Güneş Boğa Burcunda, Ay ise Akrep burcunda ve birbirlerine tam karşı karşıya konumlanmış durumdalar. Bu karşıtlığın getirdiği gerilimi de çoğumuz hem iç dünyamızda hem de dışımızda olan biten olayların yansımalarında hissediyoruz zaten. Yaklaşık 10 gün kadar da hissetmeye devam edeceğiz.

Akrep Burcundaki Dolunaylar duygularımızın en çalkantılı olduğu dönemlerdir. Denge arayışımız öyle bir noktaya ulaşır ki; kendimizi bir dizi krizin hem yaratıcısı hem de muhatabı haline getirebiliriz. Astrolojik olarak Ay Akrep Burcunda rahat değildir. Çünkü Akrep burcunun “su” elementi olması onu hassas kılar, “sabit” niteliği ise değişime dirençli bir yapı verir. Hissedecek, arzu ve tutku duyacak ama öte yandan da değişmek için de direnç gösterecek. Ayın duygularımızın ifadesi olmasından yola çıkacak olursak bu durum bizlerin duygu dünyasında ne derece karmaşalar yaratacak, anlamak zor değil.

Boğa burcundaki Güneş “benim değerlerim, benim sahip olduklarım, benim param” diyor. Tam karşısındaki Akrep burcundaki Ay ise bunlara bakarak “paylaş benimle” diye bekliyor. Her iki burç da sabit nitelikte oldukları, kolay kolay esneklik göstermedikleri için aralarında bir gerilim yaşanması da doğal. Boğa Burcu bütün maddi vurguları ile yeryüzündeki cenneti temsil ediyorsa tam karşısındaki Akrep Burcu cehennemin kapılarını aralamakta. Bilinçli istek, plan ve hedeflerimizle, bilinçaltımızda kendine uygun sığınaklar bulan duygularımız, bir anda çatışma içinde kalacak çünkü duygular o güvenli sığınaktan dışarı çıkıp görünür hale gelecek dolunayın etkisiyle. Üstelik de uzun zamandır çoook derinlerde oldukları için nasıl ifade bulacaklarını da bilemeyecek, güvensiz ve depresif olacaklar, ürkek, alıngan, kırılgan hatta bir parça da kıskanç olma ihtimalleri de çok yüksek.

Bundandır ki Akrep burcunun bir Zümrütü Anka kuşu ile özdeşleşmesi. Krizlerle, sorunlarla, yoklukla, ölümle, problemlerle uğraşıp ama sonuçta değişime direnmeyi bıraktığı anda küllerinden yeniden doğup bambaşka bir boyutta cenneti yaşamaya başlaması.

akrep

İşte bu dolunay bizlere sahip olduğumuz değerleri değiştirme, dönüştürme enerjisini yansıtacak. Gizli olan açığa çıkacak, sırlar birer birer dökülecek. En derinlerde yatan belki bizim bile bilmediğimiz duygular yüzeye çıkacak ve bizi hangi hayat evimizden etkiliyorsa haritalarımızda, o konularda değişim ve dönüşüme zorlayacak. Kendimize güven duygumuzu sorgulatacak. Sahip olduklarımıza dört elle yapışıp kaldığımız sürece ya da sahip olduklarımıza şükretmeyi bilmeyip, kendi kendimizi “yokluk” bilinci içinde tuttuğumuz sürece de krizler, kıskançlıklar, güvensizlikler, duygusal olarak hırpalanmalar maalesef bizleri zorlayacak bu dolunayda. Korkularımızla yüzleşmeden cesaret kazanamayacağımız da bir gerçek.

Bu dönem içinde sorunları büyütmek yerine çözüme odaklanmalı, olabildiğince kendimizi rahatlatacak çalışmalar içinde kalmaya, meditasyon, dua, zikir, yoga, enerji çalışmalarına zaman ayırmaya özen gösterelim. Dolunaylarda göksel enerjinin yeryüzüne en yoğun aktığı zamanlar olduğu için bizler de yeryüzünden gökyüzüne en içten dualarımızı, en yürekten istediğimiz niyetlerimizi gönderebiliriz. Dolunayda derinlerde yatan yönlerimiz yüzeye çıkacak demiştik kim bilir belki de hiç bilmediğimiz bir yeteneğimizi de keşfedebiliriz bu dolunayda. Pozitif anlamda Dolunay konsantrasyon yeteneğimizi arttıracağı için elimizdeki mevcut işleri tamamlayıp ortaya bir ürün ya da çalışma koyabiliriz. Hırsımızı ve tutkumuzu kontrol etmeyi başarabilirsek bu dönem belki de en verimli çalışmalarımızın ortaya çıktığı bir dönem bile olabilir. Dolunayın etkisinin devam edeceği 4-5 günlük süreçte rüyalarınıza dikkat edin kim bilir aylardır beklediğiniz bir haber sizlere rüyalarınız aracılığı ile ulaşabilir.

Hepimize en derin korkularımızla yüzleşip en az bir tanesini geride bıraktığımız, en başarılı ve verimli çalışmalarımızın görünür hale geleceği bir dolunay diliyorum.

Sevgi ve mutluluk dolu günlere, gökyüzü rehberimiz olsun….

Hülya DEĞER dip.ASA 2016

astrorehber.wordpress.com

22 Nisan Dolunayında Bilinçaltının Yüklerini Bırakma (Bağ Kesme Çalışması)

 

BU DOLUNAYDA YÜKLERİNİZİ BIRAKMAK İÇİN MUTLAKA YAPMANIZ GEREKEN BİR ÇALIŞMA…
Bilinçaltının Yüklerini Bırakma (Bağ Kesme Çalışması)

Geçmişinden, çevrendeki insanlardan, annenden, babandan, sevdiklerinden, çatışma yaşadığın kişılerden yaşadığın alandaki herkesten ve her olay ve durumdan aldığın bilinçaltı kalıpların varlığında ve dış dünyanda çatışmaya sebep oluyor. Varlığının sonsuzluğu bu sınırlı kalıplarınla çatışıyor doğal olarak. Bu çatışma dış dünyanda da çatışma ile problemlerle karşılaşmana neden oluyor. Bu uygulamada bu yüklerin her birini tek tek bırakacak özgürleşeceğiz.

Rahat olacağın bir yerde rahat bir pozisyonda otur. Gözlerini yavaşça kapat. Ağır ağır ve derin nefesler al. Üç derin nefes alışverişinden sonra hayatında en fazla çatışma yaşadığın kişiyi gözünün önüne getir. Bu kişi bir arkadaşın olabilir, tanıdığın olabilir, bir akraban olabilir. Şu an hayatında olabilir, ya da geçmişte hayatında olmuş bir kişi olabilir. Hatta şu anda hayatta olmayan biri de olabilir. En fazla çatışma yaşadığın kişiden başla. Her seferinde bir kişi ile çalışacaksın.

Gözlerin kapalı, derin ve ağır nefesler alıyorsun. İlk önce çalışma yapacağın kişinin karşında olduğunu gör. Şu anda o kişi karşında. İmgesel olarak göremesen de yalnızca karşında olduğunu hisset. Şu anda o karşında duruyor. Ne hissediyorsun. Daha önce yaşadıgınız o çatışmadan dolayı ona kızgın olabilirsin, ya da sen bir şey yaptın, bunun suçluluğunu taşıyor da olabilirsin. O kişiden korkuyor olabilirsin hatta nefret ediyor olabilirsin. Ama bil ki bunu sen hissediyorsun. O sadece içindeki kızgınlığın, korkunun açığa çıkması, dışarıdaki yansıması. O sensin. Kendi içindeki, bilincindeki çatışan yönlerini görüyorsun. O sana onu gösterdi. Seni sana gösteren bir aynan, yüzün o. Senin iç dünyanın ayna görüntüsü. İçindeki bu çatışmayı durdurmazsan, hayatında farklı farklı görünüşlerle ayni sorunu yaşayacaksın. İsimler değişecek belki, sahneler degişecek. Ama aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacaksın eğer içinde o çatışan yönünü bırakmazsan.

Şimdi, ona hissettiğin şeyler ne olursa olsun onun gözlerinin içine bak. Ama yalnızca sevgiyle. Çünkü o sensin, senin yüzün. Sevgiyle gözlerinin içine baktıktan sonra ona söyleyeceğin iki cümle çok önemli. Bu seni onun varlığıyla ve evrenle birleştiren iki cümle. Evrenden, her şeyden kendini ayırdığın, büyük resmi göremediğin için yaşadın bunları. İki cümle.

TEŞEKKÜR EDİYORUM.

SENİ SEVİYORUM.

Bu iki cümle, seninle onu, çatışma ile çözümü biraraya getirecek. Teşekkür ediyorsun, çünkü o sana senin bir yüzünü gösterdi. Senin olmak istemediğin bir yüz olabilir bu. Ama en mükemmel yüzünü ortaya çıkarman için, önce sen olmayan yüzlerini kendine gösteriyorsun. Kendin olmayan yüzlerini görerek, en mükemmel oluş halini ortaya çıkaracaksın. Kendini hatırlıyor, her an yükseliyor, varlığın muhteşemliğini açığa çıkarıyorsun. Bunun için hayatında mutlaka çatışma yaratman gerekmiyor.Bir şeyleri öğrenmek için hayatında mutlaka zorluk yaşaman, düşmen, kafanı duvara çarpman gerekmiyor. Kafanı duvara çarpmadan da öğrenebilirsin. Acı çekmek burada öğrenmek ya da hatırlamak için kullandığın bir yöntemdi. Ama bu şekilde öğrenmek yerine her şeyi kolaylıkla, acı yaratmadan, sevgiyle, mutlulukla, bollukla hatırlayabilirsin. Acıyı kullanarak öğrenmek senin seçimin. Seçimin ne ise de onu yaşarsın.

Evrene bakarsan her şeyin kolaylıkla olduğunu görürsün. Evrende milyonlarca galaksi trilyonlarca trilyon yıldız var. Devasa boyutları ile doğal halleri ile dönüyorlar. Bir güç sarfetmelerine gerek yok. Bir tohum toprağa düştüğünde doğal hali ile çıkıyor. Bunu içinn ek bir güce, cabaya ihtiyacı yok her şey doğal haliyle ve kolaylıkla oluyor. Işığın müziğiyle birleştiğinde hayatında her şeyin kolaylıkla olduğunu goreceksin.

Gözlerin kapalı, o kişi karşında. Gözlerinin içine sevgiyle baktın. O muhteşem iki sözcüğü söyledin. Seni seviyorum, teşekkür ederim. Sonra ona SARIL. Bunu fizikselleştirebilir kendine sarılıyormuş gibi bir sarılma hareketi yapabilirsin. Bu sıcaklığı hissetmeni sağlayacaktır. Kendine sarılıyormuş gibi sarıl ona. Hisset sıcaklığını. Varlığını içine al. O senin varlığının içinde kabul etmediğin bir yüzün. O yüzünle bir arada olmak durumunda değilsin. Ama o yüzünü de kabul et. O da senin bir yüzün. Bir şeyi bırakman için önce kabul etmen gerekir. Kabul etmediğin, reddettiğin her ne varsa onları çoğaltırsın. Kabul, ruhunun, bedeninin şifasıdır.

Sarıldıktan sonra şunları söyle ona:

“Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”

Valığımızda karşılaştığımız insanların yüklerini taşyoruz. Bu sevdiğimiz insanlar için de geçerli. Sevdiğimiz biri bizimle biraraya geldiğinde yaşadığı bir sorunu anlattığında fark etmeden onun yükünü alıyoruz. Aynı zamanda onun hayata bakışını, kalıparını da bilinçaltımıza ekliyoruz. Çatıştığımız insanlar keza onların yüklerini de hala üzerimizde aşıyoruz. Geçmiş denilen zaman diliminde bir olay yaşanmış. Hala hayatımızda bu olayın yükünü taşıyoruz. Bu cümleyi söyleyin ona. Bu cümle ondan ayrılmanız anlamına gelmiyor. Varlığınızın bir parçasından ayrılamazsınız. Her biri bir çünkü. Yalnızca aldığınız, üzerinize yapıştırdıgınız yükünüzü bırakıyorsunuz. Çünkü artık yürümek, mutlulukla koşmak, ışığın muhteşem müziğini yazmak istiyoruz. Her şey birbiri ile bağlı ve bir olduğundan siz bu çalışmayı yaptıgınızda, karşınızda gördüğünüz kişi de yüklerini bırakabilir eğer arzu ederse tabi.

Ona sarıl ve bunu söyle “ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.”. Sonra bir adım kadar geriye çık. Göbekleriniz arasında bir kordon ya da ip olduğunu düşün. Bu kordon, varlığına aldığın bu yükü taşıyan kordon. Kordonu gör, bu kordonla bilinçaltı kalıplarını, varlığını aşağı çekecek kabukları aldın. Şimdi eline altın renkli bir makas al. Bu altın renkli makasla o kordonu kes. Kordonun kesildiğini ve ayrıldıgını mutlaka gör. Ya da hisset. Ayrılmaz, kesilmezse tekrar dene. Daha çok sevgini ver. Bazen ip büyüyebilir, dallanıp budaklanabilir. Bu sefer makası büyüt o ip kesilsin ve ayrılsın. İp ayrıldıktan sonra tekrar gözlerinin içine bak, teşekkür ediyorum de ve uzaklaştığını gör. Yavaş yavaş gözlerini aç.

Bu çalışmayı yaparken çözülmeler yaşayabilirsin. Sarıldığında bazen birden bir duygu boşalması yaşayabilir, ağlayabilirsin. Bırak hislerin olduğu gibi aksın sen süreci yönetmeye çalışma bırak kontrolü. Varlığının çatışmaları çözülsün.

Çalışmanın aşamalarını kısaca tekrarlıyorum.

Gözlerini kapa, birkaç derin nefes al,

Çalışma yapacağın kişiyi karşına al,

Gözlerinin içine sevgiyle bakarak, teşekkür ediyorum ve seni seviyorum de,

Sonra ona sevgiyle sarıl ve şöyle söyle “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum.” Bir adım geriye çık.

Aranızda bir kordon olduğunu gör ya da düşün. Yükü taşıyan bu kordonu altın bir makası eline alarak kes. İpin ayrıldıgını mutlaka gör. Ayrılmazsa makası büyüt. Eğer zorlama ya da direnç hissediyorsan o an o kişiyi bırakıp başka birine geçebilir, başka bir zaman yine aynı kişi için yapabilirsin.

Gözlerinin içine tekrar sevgiyle bakarak, teşekkur ediyorum de, senden uzaklaştığını gör ve gözlerini yavaş yavaş aç.

Bu çalışmayı her seferinde bir kişi için yap. Bir kişi için 2-3 dak. yeterlidir bunun için. Öncelikle en çok çatışma yaşadığın kişilere, daha sonra çevrendeki insanlara, geçmişte yaşamış ya da şu an yaşamayan hayatındaki kişilere, en son sevdiklerine de bu çalışmayı yap. Bir kişi için eğer kordon ayrıldı ise bir kez yapman yeterli. Tekrar tekrar yapman inancının zayıflığını, şüphe duymuş olduğunu gösterir. Bir kez yap ve olduğunu bil. Sevdiklerinle daha güçlü bağlar kurduğunu, daha mutlu ilişkiler deneyimlediğini göreceksin. Çalışma iki taraflı çalıştığından, çatışma yaşadığün bir kişi ile birden daha güzel bir diyalog içine girdiğini görebilirsin. O kişi seni hiç beklemediğin halde hemen ve kısa bir süre sonra arayabilir. Birden çatışmanın çözümlendiğini görebilirsin.

Daha açık, sevgi dolu dostluklar, ilişkiler kuracaksın. Çünkü ilişkilerin yüklerden özgürleşecek. Hayatına artık hizmet etmeyen kişilerin de hayatından birden kendiliğinden çıktığını göreceksin. Çünkü o senin bir yanındı, ve sana yalnızca bir şey anlatmak için yine senin tarafından kendi yüzlerinden birini görmen için geldi. Artık hayatındaki görevi bittiğinden, birden uzaklaştıgını görebilirsin. Hayatına yeni birileri girebilir. Hayatına yeni girenler de senin şu andaki sevgi dolu titreşimine uygun kişiler olacak. Hatırla, içerisi nasılsa dışarısı da öyledir. İç çatışma durduğuda dışarıdaki çatışma da duracak.

Çalışmayı kendinde çatıştığı yanların için de yapabilirsin. Mesela bir konuda endişeleniyorsun, ya da içinde bir yanın seni aşağı çekiyor, korkuya sevkediyor. Bu sefer, kendini karşına al ve bu çalışmayı yap. Karşındaki kendin olsun. Bak gözlerinin içine. Karşındakini tanımla, o sensin, benim …..dan endişe duyan yanım. Teşekkür ediyorum, seni seviyorum. Sarıl, “Çok güzel anlar yaşadık, bir yüzümü gördüm ve çok güzel deneyimler kazandım. Ama artık varlığımda bu yükü taşımayı tercih etmiyorum” dedikten sonra kendi nin o yüzü ile arandaki bağı kes. Bunu aynı şekilde, bağımlı olduğun şeylere yapabilirsin. Herhangi bir hastalığını karşına alıp onunla bağini kesebilirsin. Bu yöntemle birden hastaığın çözülmeye iyileşmeye başladığını görebilir, mucizeler yaşayabilirsin. Hatta calışmayan bir cihazla arandaki baği kestiğinde onun çalışmaya başladığını bile görebilirsin.

Bizim cansız dediğimiz cihazlarımız da enerji ile calıştıklarından bazen bizdeki enerji dalgalanmaları manyetik alan yaratıp onların bozulmasına sebep olabilir. Bazen tuttuğunuz bir şeyin bozulduğunu, ya da elinizde kırıldığını görebilirsin. Uygula bunu, aklına gelen her şeyle yapabilirsin, bitkilerin, hayvanlarınla, bununla oyna ve yaratıcılığınla bu yöntemi kullan. Çok etkili ve hızlı çalışan bu yöntem, ayağındaki taşları, prangaları atmanı, kanatlanmanı sağlayacaktır.

Yüklerini bırak ve KANATLAN.

KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN EVDE KOLAYCA YAPABİLECEĞİNİZ BİR TARİF İSTER MİSİNİZ?


Malzemeler:
-4 Golden elma
-4 limon
-1 demet maydanoz
-1-1.5 cm yüksekliğinde kesilmiş zencefil
-İçme suyu
-1-2 çubuk tarçın
-2-3 adet karanfil
Elmaları ve limonları iyice yıkadıktan sonra, soymadan dörde bölüp bir tencereye yerleştirin. Üzerine yıkanmış 1 demet maydanozu olduğu gibi koyun. 1-1,5 cm de taze zencefili de soyup tencereye atın ve tüm malzemenin üzerine 3-4 cm çıkacak kadar içme suyu ekleyin. Ve sonra her şeyi tel süzgeçten süzülebilecek kadar yumuşayana kadar kaynatın. Biraz soğuduktan sonra, ılıkken, tamamını bir tel süzgeçten süzüp bir cam kavanoza veya şişeye aktarın. Şişeye bir-iki çubuk tarçın ve 2-3 karanfil ekleyin, tamamen soğuduktan sonra da buzdolabında saklayın.
Her sabah aç karnına bir bardak su içildikten sonra, bu karışımdan 1 çay bardağı içilebilir. Üzerine 15-20 dakika bir şey yenmemelidir. Hazırlanan karışım bittiğinde tekrarlanması istenirse 2 hafta ara verildikten sonra tekrarlamak önerilir.
Önemli Not:
Bu tarifi SADECE şeker hastası olmayanlar ve içindeki malzemelerle ilgili kısıtlama getiren bir tedavi sürecinde bulunmayanlar kullanabilir.
Fotoğraftaki malzeme sadece temsilidir, lütfen tarifte belirtilen malzeme ölçülerini kullanınız.
———————————————–
SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..

Eşyalarınızı ve kitaplarınızı bıraktığınızda , ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtıyorlar

 

Burası Balat’da üç katın toplamı 28 metrekare olan küçük bir ev, Eşyalarınızı ve kitaplarınızı bıraktığınızda , ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine dağıtıyorlar, Mahallenin hayvanlarına bakıp, yoldan geçenlere ücretsiz su veriyorlar .

Seviyorum böyle duyarlı insanları ..

Adres : Balat mah.Yıldırım cad. no: 119 Balat / Fener

Mucize Bitki Kekik ve Faydaları…!

Günümüzde kilo vermek adına denediğimiz bir çok yöntem var bunlardan biri de yeşil çaylar.

Şimdi size mucize bir bitkiden yani kekik ten bahsetmek istiyorum. Kekik yağ yakımını ve metabolizmayı hızlandırma özelliği ile bilinir. Bu sayede etkili bir zayıflama bitkisi olarak tercih edilir.

Kekik tam bir mide dostudur. Mide ağrısını dindirir, bağırsaklarımızın düzenli çalışmasını sağlar. Kekik vücudumuzda kanda dolaşan fazla yağı tutar ve bunları boşaltım sistemi yoluyla vücuttan atarak yağ yakıcı etki yapar.

Kekik suyu aynı zamanda çok sıklıkla yaşadığımız kabızlık sorununa da çare olmaktadır.

Kekik suyu kabızlık giderici bir içecektir. Özellikle yara iyileştirici etkisi de vardır. Kekik ayrıca çok iyi bir sakinleştirici ve ağrı kesicidir.

Kekik hazmı kolaylaştırdığı gibi ödem atmamızı sağlar, bunun yanı sıra bayanlarda adet sökücü etkisi de mevcuttur. Boğaz enfeksiyonu, öksürük gibi rahatsızlıklarda kekik çayı içildiğinde iyileştirici etkisi görülür.

Şimdi gelelim bu mucizevi bitkimizin nasıl kullanılması gerektiğine;

Kekik asla kaynatılarak hazırlanmamalıdır, kaynatmış olduğumuz 1 bardak suyun içerisine 2 tatlı kaşığı kekik dökülür ve en az 5 dakika demlenmeye bırakılır.

Demlendikten sonra elde edilen çaydan afiyetle içilir. Kekik çayının zayıflatma etkisinin dışında şeker hastalarına da şifa kaynağı olduğunu unutmamak lazım.

Kekik çayının özelliklerini saymakla bitiremeyiz içmenin dışında, Cilt temizliğinde ve antiseptik olarak kullanılır. Pamuk yardımıyla cildimize uyguladığımız zaman tertemiz ışıl ışıl bir cilde sahip olduğunuzu sizlerde göreceksiniz.

kaynak: her şeyden önce sağlık

Sebastiao Salgado- Belgesel Fotoğrafın Dahisi

Yaşayan en ünlü belgesel nitelikli insan fotoğrafçılarından birisi. Ülkemizde fotoğrafla özellikle uğraşanların mutlaka duyduğu bir isim.

“Onu bu denli ünlü kılan nedir?” dediğinizde, elbette ilk olarak çekim teknikleri olağanüstü güzel. Bu güzellik fotoğrafta özel hiç bir ayarlama olmadığı duygusundan kaynaklanıyor. Tıpkı mükemmel makyajın, var mı yok mu anlaşılmaması gibi. (Tabi bu benim fikrim 🙂

Fotoğraflardaki öyküye kapılıp gidiyorsunuz. İnsanların gözlerinde derince gördüğünüz duygular, arkadaki yoksulluğun dilsiz haykırışı, göçmenlik, etnik savaşlar, maden işçileri, her çeşit şiddet ortamında en çok hırpalanan çocuklar.

Şimdi biraz çalışmalarından bahsedip sizi harika fotoğraflarıyla başbaşa bırakayım. Salgado 1944 yılında sekiz çocuklu ve sığır çiftliği sahibi bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Doktora düzeyinde İktisat eğitimi almış. Daha sonra Afrikada’yken eşinin bir fotoğraf makinesi hediye etmesiyle hayatı değişmiş. Bir fotoğrafçı olarak lüksü değil, zorluğu tercih etmiş. Çekim yaptığı bölgelerde insanlarla aynı koşullarda çalışmış. Dünyayı gezişinde çektiği fotoğrafların başarısı ile Magnum ajansının yeniden toparlanmasını sağlamış. Fotoğraf üzerine düsturu “Bir fotoğrafın daha iyi ya da kötü olmasından bahsediliyorsa bu fotoğrafçının çektiği insanla ne kadar yakın ilişkide olduğuna bağlıdır” / “the picture is more good or less good in function of the relationship that you have with the people you photograph.”

Ve aşağıda onun çalışmalarından bir kaç tane seçtim… Buyrun efem 🙂