Archive | 11 Nisan 2016

VÜCUTTA ASİDİTE GÖSTERGELERİ NELERDİR?


Ne kadar az asitik isek, o kadar sağlıklı kalabiliyoruz…
• Kronik yorgunluk, kuvvet kaybı
• Fazla mukus üretimi
• Sürekli olan burun tıkanıklığı
• Enfeksiyonlara yatkınlık
• Heyecanlı, sinirli ruh hali, asabiyet
• Alınganlık
• Kuru ve güçsüz saçlar
• Baş ağrısı
• Eklemlerde ağrılar
• Kas ağrıları
• Kemiklerde zayıflık
• Sık sık oluşan uçuklar
• Yumurtalık kisti
• İyi huylu göğüs kistleri
• Tekrarlayan soğuk algınlığı, grip
• Böbrek taşları
• Zayıf bağışıklık sistemi
• Dışkılama problemi
• Sindirim bozuklukları

Kaynak: sağlıkla kal

Fatoş Pabuççu Tuncay

Kemik Erimesine Karşı 10 Etkili Yol

 

Vatandaş arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen ve kemik kütlesinde eksilme ile kemik kalitesinin bozulması nedeniyle gelişen osteoporoz, dünyada her 3 kadından birinde ve her 5 erkekten birinde görülen bir rahatsızlıktır.  Aslında osteoporoz çok önlenebilir ve tedavi ile giderilebilir bir rahatsızlıktır.

Acıbadem International Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş, osteoporozdan sakınmak için almanız gereken tedbirleri anlattı.

 

  1.  Her Gün 2 Bardak Süt Veya Yoğurdu UnutmayınKemik büyümesi kesildikten sonra yüksek kalsiyum alınması kemikleri güçlendirmese de, kaybı önlemek adına ömür boyu yüksek kalsiyum almak gerekiyor. En iyi kalsiyumun kaynakları da kesinlikle süt, yoğurt ve peynirdir. Günde ortalama yiyeceğiniz ve içeceğiniz 4 porsiyon süt, yoğurt ve peynir, vücudunuzun ihtiyacı olan 1000 mg kalsiyumu sağlayacaktır. Bunun için ise günde 2 bardak süt veya yoğurt ile 2 kibrit kutusu (Yaklaşık 60 gram) peynir yemeyi ihmal etmeyin.

 

  1.  Haftada 2 Gün Kurubaklagil TüketinKalsiyumun ile beraber fosfor da kemik gelişimimiz için oldukça değerli minerallerdendir. Kurubaklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler fosfor bakımından oldukça zengin kaynakları oluşturuyor. Haftada 2 gün kurubaklagil yemeğini yemek listenizden eksik etmeyin. Yeşil yapraklı sebzeler de fosfor bakımında zengin besinlerdendir. Bu sebeple her gün ana öğünlerinize mutlaka yeşil yapraklı sebzelerden yapılan salataları yemeyi unutmayın.

 

  1.  Çay Veya Kahve Yerine Bitki Çayı İçinKafein idrarla kalsiyum atımını yükselterek kemik kaybına neden oluyor. Kafein barındıran çay ve kahve de kalsiyum barındıran ürünlerle birlikte tüketildiğinde, kalsiyumun emilimini bozarak kemik sağlığını olumsuz olarak etkiliyor. Yediğiniz ve içtiğiniz süt, yoğurt ile peynirdeki kalsiyumun emilimini önlememek için bilhassa kahvaltılarda çay ve kahve yerine ıhlamur tarzı bitki çaylarını kullanın.

 

  1.  Ceviz, Fındık Veya Badem Yiyin Ama Dozunda!Kemik gelişimi için hayati önem arz eden minerallerden birisi de magnezyumdur. En az kalsiyum ve fosfor kadar magnezyum eksikliği de kemik kaybını arttırıyor. Ceviz, fındık ve badem benzeri kuruyemişler magnezyumun fazlaca bulunduğu kaynaklardandır. Fakat içerisinde bulunan yağ sebebiyle tüketim miktarına dikkat etmenizde yarar var. Bundan dolayı bir avuç çiğ fındık, çiğ badem veya 2 tane cevizden fazla tüketmemeye dikkat edin.

 

  1.  İhtiyacınızdan Fazla Protein Tüketmeyin
    Et, tavuk ve balık gibi protein içeriği fazla olan besinlerin aşırı tüketimi kemiklerden kalsiyum atımını arttırıyor. Fakat protein hücrelerimizin birincil yapı taşı ve pek çok mekanizmanın aktivasyonunda rol aldığı için hayati derecede önemli. Bu sebeple protein yönünden fakir beslenmek çok sakıncalı. İhtiyacınız doğrultusun protein almaya özen gösterin. Her insanın; yaşına, cinsiyetine ve günlük aktivitelerine göre protein ihtiyacı kişiden kişiye değişiyor. Ortalama günlük alınması gereken protein miktarı; kilogram başına yaklaşık 0,8 gram’dır.

 

  1.  Tuzu 5 Gramın Altında TüketinTuz’un yapıtaşlarından biri olan sodyum mineralini faza tüketmek çok zararlıdır. Çünkü; ne kadar çok tuz yahi sodyum alırsak, idrarla o kadar çok kalsiyum böbrekler vasıtası ile vücuttan atılıyor. Sodyum miktarını normale çekmek için, günlük tuz tüketimi miktarını 5 gramın altında tutmanız sağlığınız için oldukça önemli. Fazla miktarda alınan tuz ile kalsiyum yanında vücutta potasyum sistemi de zarar görüyor. Salamura halindeki besinlerin, turşuların, cipslerin, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ve et ürünlerinin ve tuz ilave edilmiş sosların sodyum içerikleri yüksek olduğundan bunlardan uzak durmak gerekmektedir.

 

  1. Günde En Az 30 Dakika Egzersiz Yapın
    Sağlıklı kemik sistemi için düzenli egzersiz çok önemlidir. Özellikle; yürüme, hafif koşu, ip atlama, aerobik ve dans kemiklerin yapısını güçlendirmek ve kan dolaşımını düzenleyerek vitamin ve minerallerin kemiklere ulaşması açısından önerilmektedir. Kemik sağlığını korumak ve kemikleri güçlendirmek için her gün en az 30 dakika egzersiz yapılmalıdır.

 

  1.  Güneş Işınlarından Yeterince FaydalanınD vitamini güçlü vesağlıklı kemikler için çok önemlidir. Vücudumuz; D vitamini ihtiyacının yüzde 90 kadarını deri yolu ile güneş ışınları sayesinde elde ediyor. Deride ya da ciltte oluşan D vitamini bu sayede kanımıza geçebiliyor. Geri kalan yüzde 10’luk ise besinlerden sağlanıyor. Yumurta sarısı, karaciğer ve yağlı balıklar D vitamini yönünden zenginler. Ancak güneş ışınları olmaksızın, sadece beslenme yoluyla günlük D vitamini ihtiyacının karşılanması mümkün değil. Bu sebeplerle günde en az 15 dakika süre ile gündüzleri yürümekte fayda var.

 

  1.  Fazla Kilolarınızdan KurtulunKemikler; vücudumuzun ağırlığını taşıyan sistemlerdir. Bu yüzden fazla yağlardan kurtulup ideal kilolarda olmanız, kemiklerinizin taşıdığı yükü azaltacaktır. Ayrıca; Kemik dezenformasyonu ve fıtık gibi sorunların oluşmaması için de fazla kilolardan kurtulmak gerekmektedir.

 

  1.   Sigara Ve Alkolü BırakınSigara ve alkol vücudun kalsiyumu kullanma özelliğini azaltarak kemik yıkımının fazlalaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca vücutta ve özellikle kemik sisteminde toksiklenmeyi artırarak, kemik yapısını bozuyor. Bu sebeple; sigara ve alkolü bırakmanız gerekir.
  2. kaynak: şifa evereni

Yedi Altın Kural

1. Saf Güç Kuralı
Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coşkudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:
A. Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa meditasyon yapın.
B. Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.
C. Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.

2. Verme Kuralı
Evren dinamik alışveriş ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akışının değişik görünüşleridir. Aramakta olduğumuz şeyi istekli olmakla, evrenin bereketinin yaşamımıza yansımasını sağlarız. Coşku istiyorsanız başkalarına coşku verin; sevgi istiyorsanız sevgi vermeyi öğrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi öğrenin; maddi zenginlik istiyorsanız zengin olmaları için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması:
A. Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceğim. Bu hediye hoş bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.
B. Bugün yaşamın bana vereceği bütün hediyeleri şükranla alacağım. Doğanın hediyelerini alacağım; bunlar, güneş ışını ve kuş sesleri… Başkalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua şeklindeki hediyeleri almak için açık olacağım.
C. İnsanlara her rastlayışımda onlara mutluluk ve coşku dileyeceğim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı
Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır…. Ne ekersek onu biçeriz. Başkalarına mutluluk ve başarı getiren hareketlerde bulunduğumuz zaman, “karma”mızın meyvesi da mutluluk ve başarı olacaktır.

“Karma” Kuralının Uygulanması:
A. Bugün yaptığım bütün seçimlerin sahibi olacağım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık yapmanın en iyi yolunun şimdiki anın tam olmak olduğunu bileceğim.
B. Her seçim yapığımda kendime şu iki soruyu soracağım: “Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”
C. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak uygularım. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını içgörümle görürüm. Bu yol gösteriş kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden doğru seçimler yapmamı sağlayacaktır.

4. En Az Çaba Kuralı
Doğanın “zekâsı” işlevlerini en az çabayla yerine getirir… Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle. Otlar büyümeye çalışmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalışmazlar, sadece yüzerler. Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiğinde en az çaba harcanır; çünkü doğa, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:
A. “Kabul etme”yi uygulayacağım. Bugün, insanları, durumu, şartları ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. Bu anın olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektiği gibi.
B. İçinde bulunduğum durumun sorumluluğunu kabul edeceğim. Sorumluluk almanın, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suçlamamak olduğunu biliyorum.
C. Görüşlerimi savunmak alışkanlığından vazgeçeceğim. Başkalarını benim görüşlerimi kabul için ikna etmeye çalışmayacağım. Bütün görüşlere açık olacağım ve hiçbir görüşe kaskatı bağlı olmayacağım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı
Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir, niyet dönüştürür. Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız, onun, yaşamınızda daha önemli bir yeri olacaktır. Diğer ruhsal basarı kurallarına uymak kaydıyla, dikkatinizi üzerinde yoğunlaştırdığınız şeye ilginiz, niyet edilen sonucun alınması için sonsuz uzay-zaman olayları yaratır. Bunun gerçekleşmesi için, niyetiniz insanlığın iyiliğini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralının Uygulanması:
A. Arzularımın listesini yapacağım. Bu listeyi her zaman yanımda taşıyacağım. Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacağım. Gece uyumadan önce bu listeye bakacağım. Sabah uyandığımda bu listeye yine bakacağım.
B. Olayların istediğim gibi gelişmediği zamanlarda, bunun için bir neden bulunduğuna ve kozmik planın düşünebildiğimden çok daha büyük olduğuna inanarak, arzularımın listesini serbest bırakıp onu yaratana teslim edeceğim.
C. Bütün hareketlerimde, şimdiki anın farkında gerekliliğini kendime hatırlatacağım. Engellerin dikkatimi dağıtmalarına izin vermeyeceğim. Şimdiki zamanı olduğu gibi kabul edeceğim ve geleceği, el üstünde tuttuğum niyetlerim ve arzularımla gerçekleştireceğim.

6. “Ayrı Olmak” Kuralı
Belirsizliğin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizliğin hikmeti, geçmişten, geçmişte yaşanan şartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına doğru yönelmekteki istekliliğimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi teslim ederiz. Fiziksel evrende herhangi bir şeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan vazgeçmeniz gerekir. Bu, arzunuzu Gerçekleştirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz. Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz. Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır. Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz. Sorunun çözümünü zorlarsanız sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz. Hâlbuki dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve -kaosun içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici şeyler çıkar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:
A. Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.
B. Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, kaosun ve karışıklığın çözümü kendiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolay, belirsizlik ne kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene kavuşacağım.
C. “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yaşayabileceğim heyecanı öngöreceğim. Tüm olasılıklar alanına girdiğimde yaşamın tüm macera, gizem ve büyüsünü yaşayacağım.

7. “Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralı
Herkesin yaşamda bir amacı ve başkalarına verecek özel bir hediyesi veya yeteneği vardır. Bu özel yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimizde, kendi ruhumuzun coşkusunu ve sevincini yaşarız. Yaşam da bütün amaçların esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralının Uygulanması:
A. Ruhumun derinliklerinde oluşmakta olan Tanrı’yı sevgiyle besleyeceğim. Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.
B. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. Özel yeteneklerimi ifade ettiğimde ve onları insanlığın hizmetinde kullandığımda zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hem kendi hayatımda hem de başkalarının hayatların da bolluk yaratacağım.
C. Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?” diye soracağım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi sağlayacaktır.

Dr. Deepak Chopra

Enginarın Sağlığa İnanılmaz Faydaları

 

indirim Sistemi: Yüksek oranda besin lifi içeren enginar yaprakları bağırsak hareketi sağlayarak tuvalete çıkmayı kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

Kolesterol: Enginarın kolesterol üzerine etkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, bitkinin aşırı yüksek kolesterolü olanlarda olumlu yönde etkisi bulunduğu, ancak normal değerlere yakın olan yüksek kolesterolü pek düşürmediği yönünde sonuçlara sahip. Bu araştırmalarda enginarın yaprağı kullanılmış.

Anemi: Demir bakımından zengin olan enginar, demir eksikliği anemisi için tüketilmesi önerilen sebzeler arasında yer alıyor. 1 orta boy çiğ enginar (yaklaşık 128 gr, bütün, yapraklarıyla birlikte) günlük demir ihtiyacının %9’unu karşılayacak kadar (1.6 mg) demir içerir. Bitki bu özelliği ile, anemi tedavisine yardımcı olması için tavsiye edilen doğal demir takviyelerinde “özüt” formunda kullanılmaktadır.

İrritabl Bağırsak Sendromu (Spastik Kolon): Hazımsızlık, ağrı, şişlik ve tuvalete çıkamama gibi problemlere neden olan “splastik kolon” oldukça yaygın olarak görülen fonksiyonel bir bozukluktur. Bu rahatsızlığın kesin bir tedavisi yoktur ve belirtilerinin şiddeti beslenme ile yakından ilgilidir.

Enginar, bazı besinlerle birlikte (kepekli pirinç, tam tahıllı gıdalar, patates, balık, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, keten tohumu…) spastik kolon belirtilerinin kontrol altında tutulması için önerilen yiyecekler arasındadır.

Karaciğer: Enginar yaprakları kandaki kolesterol düzeyini belirleyen ana enzimin (HMG CoA-redüktaz) üretimini baskılar. Kandaki kolesterol miktarı normal düzeylere çekildiğinde fazla kolesterolü süzmekle görevli karaciğerin yükü hafifler.

Ayrıca enginarın yaprakları safra akışını uyararak karaciğerin toksinlerden temizlenmesine yardımcı olur. Ancak safra taşı olan kişilerde enginar yaprağı (gıda ya da tablet formunda) belirtileri şiddetlendirebilir.

İdrar Söktürücü: Enginar yaprağının idrar söktürücü etkisi vardır ve fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olur. Yaprakların içindeki bileşikler mesaneyi uyarır ve sıvının idrar yoluyla atılmasını sağlar.

Hali hazırda idrar söktürücü ilaç kullanıyorsanız, enginar yaprağı yemeniz vücudun susuz kalmasına neden olacak kadar su kaybetmenize yol açabileceği için önerilmez.

Mide Ekşimesi: Enginar yaprağı, göğüste ağrılı yanma hissine neden olan reflü belirtilerini önemli oranda azaltabilir. Safra akışını arttıran enginar, bağırsak spazmlarını azaltarak mide ekşimesini hafifletir. Ayrıca bulantı, kusma, şişkinlik, ve karın ağrısı gibi sindirime bağlı sorunların pek çoğuna iyi gelir.

kaynak: iyi gelen yiyecekler

Mesneviden Haftanın Hikayesi…

Ormanda bir fare varmış.

Havalı kibirli her an bir hayvana musallat olan kuyruğu dik bir fareymiş
Kuşların yuvasına pislemediği gün maymunun kuyruğunu ısırır, tavşanı korkutmadığı gün tilkinin başını şişirirmiş.

Orman hayvanları illAllah etmişler fare nin elinden. Sonunda hayvanlar aralarında bir heyet kurup aslanı ziyarete gitmişler. Ormanın kralı o olduğu için bir çare bulacağından eminmişler.

Bütün hayvanları toplamış aslan. Yaşlı kaplumbağayı dinlemişler ilk önce
sonra zürafayı ve diğerlerini hatta başka fareleride.

Sözü en son kedi alarak zaten ezeli düşman olduklarını bu işi halledeceğini söylemiş. Göğsünü gererek görev aşkıyla yola koyulmuş

Sonunda fareyi bulmuş. Fare bir ağacın altında planlar kurmakla meşkulmuş. Kovalamaca başlamış. O köşe senin bu köşe benim derken düz bir ovaya gelmişler. Fare uzaktaki ineği farkederek onun yanına koşmaya başlamış. Bir yandanda dur sen bir kurtulayım neler yapacağım sana. Diye söyleniyormuş.

Nihayet ineğin yanına ulaşmış.Yalvarmış beni sakla diye, inek kararlı bir vaziyette senden az çekmedim git başımdan demiş.Fare türlü diller dökerek
ben ettim sen eyleme bak şu kediden kurtulduğumda nasıl akıllı bir fare olucam bir bilsen… Hem bir düşünsene asırlar sonra bizi anlatacak kitaplar
kuyruğu dik fare ile inek diye ısrarlarını sürdürmüş.
Peki peki uzatma demiş inek.

Ve fare nin üstüne ’şey etmiş’ Kedi Ovaya geldiğinde perişan bir haldeymiş ineği görmüş ve ona doğru yürümüş belkide inek fareyi buralarda görmüştür diye düşünmüş. Ama soru sormasına gerek kalmamış.

Manzara şöylemiş;

Dümdüz bir ova, bir inek, ineğin hemen arkasında taze ’şey’ kümesi, onun içinde dik bir kuyruk.
Kedi tuttuğu gibi çekmiş çıkarmış fareyi oracıkta parçalamış.

Hazreti Mevlana bu hikayeden 3 şey anlamak lazım demiş.

1) Sana her ’şey’ atan senin düşmanın değildir.

2) Seni ’şey’den çıkaran herkes dostun değildir.

3) Bu kadar ’şey’in içinde kuyruğu dik gezmenin alemi ne?

* MEVLANA

_________________

Tanrım! Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için

 

Tanrım!
Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için
ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için
ve yalan söylememek için bana yardım et.
Eğer bana para verirsen mutluluğumu alma
ve eğer bana güçler verirsen muhakeme yeteneğimi çıkarma.
Eğer başarı verirsen alçak gönüllüğü çıkarma.
Eğer bana alçak gönüllüğü verirsen saygınlığımı çıkarma.
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et.
Benim düşüncelerime katılmıyor diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak,
onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.
Kendimi sever gibi diğerlerini de sevmeyi
ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi de yargılamayı öğret bana.
Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuma izin verme.
Ne de başarısız olursam olayım, umutsuzluğa düşmeme izin verme.
Daha ziyade, başarısızlığı başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.
Hoşgörünün, güçlerin en büyüğü olduğunu
ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünüşü olduğunu öğret bana.
Eğer paradan yoksun bırakırsan, bana umudu bırak.
Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan,
başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bırak bana .
Eğer beni sağlık bağışından yoksun bırakırsan, inancın lütfunu bana bırak.
Eğer insanlara zarar verirsem, özür dileme gücünü ver bana .
Ve eğer insanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücünü ver bana.
Tanrım! Eğer ben seni unutursam sen beni unutma.”

Mahatma Gandhi

Telapati Yeteneğini Geliştirmenin Yolları

 

Mırıldandığınız şarkı radyoda çalınmaya başlarsa, aklınıza gelen kişiyle yolda karşılaşırsanız veya canınızın çektiği meyveyi arkadaşınız getiriyorsa siz bir telepatsınız demektir.

Telepati, kişiler arasında bir fikir ya da duygunun hiçbir araç kullanılmadan iletilmesi, biçiminde tanımlanabilir. Pratik hayatın içinde farkında olmadan telepati yeteneğimizi sık sık kullanırız. Bazen şaşırtıcı tesadüfler şeklinde dikkatimizi çeker, Fakat, yine de bunun üzerinde fazla durmadan gülüp geçeriz.
Mesela çalmakta olan telefonun kimden geldiğini tahmin etmek, mırıldanmakta olduğumuz şarkının radyoda çalınmaya başlaması, aklınıza gelen kişiyle yolda giderken karşılaşmak, canınızın çektiği meyveyi ya da herhangi bir şeyi arkadaşınızın getirmesi gibi daha pek çok örnek sayılabilir ve bütün
bunların tesadüf olduğunu düşünüp önemsemeyiz. Aslında bütün bu tuhaf tesadüfleri telepati olarak tanımlayabilir ve dikkat ettikçe bu yeteneğimizin gelişmesini sağlayabiliriz. Hepimizde az ya da çok derece derece ortaya çıkan telepatinin düzenli bir çalışma sonucu gelişmesi mümkün.

İyi bir algılayıcı olmak için ilk adım, şuurlu zihnimizi sakinleştirmeyi öğrenmektir Bu çalışmalardan zevk almasını bilmelisiniz çünkü bir oyun gibidir Her hangi bir alıştırma üzerinde çok zaman harcamayın çünkü aynı alıştırmayı tekrar tekrar yapmak yerine, çabucak birinden diğerine geçmek daha iyidir Bu alıştırmaları kesinlikle kendinizi zorlamdan, rahat ve huzurlu bir zihinle yapmalısınız Yorgun yada keyifsiz olduğunuz zamanlarda kesinlikle alıştırma yapmayın Sıkıntı, stres ve her türlü heyecansal halleriniz telepati yeteneğinizin su üstüne çıkmasına engel olur Bu nedenle mümkün olduğunca sakin bir şuur hali içinde çalışmalarınızı sürdürün Parapsikoloji Laboraturlarında yapılan çalışmalarda, telepati alıştırmalarını sakin bir zihinle yapmayan araştırmacıların psişik güçlerini, yanlış cevaplar verecek şekilde kullandıkları tespit edilmiştir Bu durumda insanlar, psişik yeteneklerini çalışmaya katmadan rasgele yaptıkları tahminlerin ötesine geçememişlerdir

Auranızı güçlendirici imajinasyon ve telkin çalışmalarında bulunun Kendinizi pozitif bir enerji alanıyla sarabilirsiniz Bunu yapmak için gözlerinizi kapatın, gevşeyin ve kendinizi parlak bir ışıkla çepeçevre kuşatılmış olarak imajine edin Beyaz ışığın, hem ön hemde arkanızdan genişleyerek başınızın üstünden geçtiğini ve ayaklarınızın altına kadar sizi kuşatmasını isteyin Beyaz ışık olumsuzlukları yok etme gücüne sahiptir Koruyucu bir kalkan görevi yapar

Egzersiz 1

Şimdi şunu deneyebilirsiniz. Telepatik gücünüzü bir ölçün bakalım. Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak;
Bu uygulama için bir verici ve bir alıcı gerekiyor İlk olarak verici ve alıcının birer kağıt kalemi olmalı Verici çizmeyi kararlaştırdığı nesneyi önce zihnide çizmeli sonra kağıda çizmeye başlamalı, çizerken de onu alıcının zihnine yansıttığını düşünmelidir Alıcı ilk zihinsel görüntüyü alınca çizmeye başlamalıdır İlk telepati denemesinde alıcının çizdiği, vericininkinin aynısı olmasına gerek yoktur, sadece mantıksal bir benzerlik olması bile yeterlidir

Egzersiz 2

İnsanlarda telepatik yeteneğin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması ile ilgili, laboratuarlarda yapılan denemelere çok benzer bir testte budur Eğer bu çeşit bir denemeden daha önce geçmediyseniz, telepati çalışmalarınıza başlamadan önce bunu uygulamanız isabetli olacaktır Her şeyden önce zihni tüm düşüncelerden arındırmalısınız Teste başlamadan önce birkaç dakika tam bir sessizlik ve sükunet içinde bedeninizi ve zihninizi dinlendirmelisiniz Test için kağıt, kalem, bir takım Zener kartı (Zener kartınız yoksa kendiniz de yapabilirsiniz Yeter ki ters çevirdiğinizde ön yüzlerinde hangi şeklin bulunduğu belli olmasın Bunlar üzerlerinde beş ayrı şekil ‘artı-daire-kare-yıldız-dalgalı’ taşıyan 25’lik bir deste karttır), sessiz bir oda, iki iskemle, bir küçük masa gereklidir Süjeyi rahat bir iskemleye ve odanın bir ucuna oturtun Test sırasında alıcıyla verici arkaları birbirine dönük olarak oturmalıdırlar
Göndericinin önünde, üzerinde Zener kartları bulunan küçük masa ve her iki süjenin elinde birer kalem bulunmalıdır Verici süje kartları karıştırarak, içlerinden birini zihnine projekte ettiğini hissedince kalemiyle (hazır olduğunu belirtmek için) masaya bir defa vuracak Bunun üzerine alıcı süje,vericinin zihnine hangi şeklin projekte edilmiş olduğunun ‘görmeye’ çalışacaktır Bunu gördüğü zaman, alıcı süje önündeki (yada elindeki) kağıda yazacak ve bunu belirtmek için kalemiyle bir yere vuracak ki, verici zaman geçirmeden ikinci kart konsantre olsun ve deney bu şekilde 25 kart tamamlanıncaya kadar devam etsin Her bir kart üzerinde en az 30 sn konsantre olarak düşünülmelidir ve vericinin konsantrasyonu çok önemlidir Vericinin deney sırasında zihnini meşgul etmemelidir Alıcı şahıs kesinlikle mantık yürütmeden içine doğacak olan düşünceyi beklemelidir Hem alıcının hemde vericinin gözleri açık yada kapalı olabilir ancak, verici için gözlerin açık olarak şekle bakması daha iyidir Böylece konsantrasyonunu daha iyi sağlayacaktır

Egzersiz 3

2-3 adetin doğru olarak bilinmesi tesadüfle açıklanabilir Bir kaç deneme sonunda eğer bu oranın üzerine çıkılamıyorsa çalışmadan gerekli verim alınamıyor demektir Bu alıcıdan yada vericiden kaynaklanabilir Böyle bir durumda eşler birbirine uyum sağlayamamış olabilir, eşlerin değiştirilip tekrar denenmesi yararlı olabilir 5 adet, kritik bir sayıdır Bu yüzden bu sayıya ‘sınır rakamı’ denir İlk çalışmalarda bu sayı yeterli olmasına karşın, bir kaç ay içinde bu sanır aşılamıyorsa yine çalışmalarınızın veriminin yeterli olamadığını düşünebilirsiniz Eşinizi değiştirerek denemelere devam edebilirsiniz
5-10 adet, telepatik algılama yeteneğinizin çalışmaya başladığını gösterir Denemelere devam ettikçe, oranınızın arttığını göreceksiniz Başka eşlerle de denemeler yaparak daha verimli algılamalar yapabilip yapamadığınızı kontrol ediniz Veriminiz artmıyorsa aynı eşle devam ediniz Bu noktada verici olmaya mı yoksa alıcı olmaya mı yatkınsınız, kesin olarak bir ayırım yapmanız gerekiyor Hangisine daha yatkınsanız o yönde çalışmalarınızı sürdürünüz
10-15 adet, telepati yeteneğinizin varlığını gösteren yeterli orandır 15-20 adet, ileri seviyede telepati yeteneklerinin hem alıcıda hemde vericide gelişmiş olduğunu gösterir 20-25 adet, çok ender olarak görülen ve tam başarının yakalandığı en üst seviyedir Eşler arasındaki büyük uyumun da göstergesidir

* alıntıdır..

İnsanları Kazanabilmenin 12 Yolu…

1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur

Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur

2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz

Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz?

Bir şey ispatlayacaksanız, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden yapınız Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz Hatırlamaya çalışıyormuş gibi hatırlatınız

Acaba yanlış mı düşünüyorum?

Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil, şahsiyetimizdir

3-Yanlışınızı Kabul Ediniz

Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir Üstün bir karakterin belirtisidir

Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz

4-İşe Dostça Başlayınız

Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar

Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir

5-Hayır’ın Geri Dönüşü Zordur

Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun

Muhatabınızın ilk sözlerinin ‘Evet’ olmasını sağlayınız Muhatabınıza konuşmanın başında ‘Hayır’ dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır

6-Şikayete Karşı Sigorta

Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları gerektiğini zanneder

Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın Kendi fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin Muhatabınızı düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin Bunu samimimi olarak yapın Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden etkilenmez Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır

New York Herald Tribune gazetesinin ekonomi sayfasındaki ilanda yetenekli bir adam arandığı bildiriliyordu Charles T Cubellis de müracaat etti ve mülakata çağırıldı Cubellis mülakata girmeden önce görüşeceği adam hakkında Wall Street’de epey bilgi topladı Mülakat esnasında şu bilgileri araya sıkıştırdı: ‘28 yıl önce büyük bir odada tek memurla bu işe başladınız ve bu noktaya geldiniz değil mi? Sizinle çalışmak, benim için şereftir’

Hayattaki mücadelesini anlatmaktan hoşlanmayan adam var mıdır? Bu adam da neler çektiğini, engelleri nasıl aştığını, işlerini nasıl büyüttüğünü saatlerce anlattıktan sonra Personel Müdürü’nü çağırmıştı: ‘Aradığınız adam bu Hemen işe başlatın’

Cubelis önce bilgi toplamakla, sonra da bu bilgiler vasıtasıyla karşısındaki adama uzun uzun konuşma, kendinden bahsetme imkanı vermekle bir iş sahibi olmayı başarmıştı

7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi

Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem veririz Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle karşılarız Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit, Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek

Theodore Roosevelt New-York valisi iken siyasi liderlerin sıcak bakmadığı işleri, onların onayını alarak yapıyordu Nasıl mı?

‘Önemli bir makama atama yapacağım zaman, siyasi liderlere haber verir, teklifte bulunmalarını isterdim İlk verdikleri ismin yeterli birisi olmadığını söyler, ikinci bir isim isterdim Bunun da sakıncalı olabilecek taraflarını anlatır başka bir teklifte bulunmalarını rica ederdim Bu, biraz daha iyi bir isim olurdu Onlar benim istediğim adamı teklif ettiklerinde ‘tamam’ derdim, ‘kabul ediyorum’ Böylece onların istediği adamı atamış olurdum Sonra da döner şöyle derdim: ‘Ben size destek oluyorum Şimdi sıra sizde Bu usulle hiç istemedikleri konularda bile yanımda olmalarını sağlıyordum’

Bir fikrimi ona, üzerine giderek kabul ettirmeye çalışmazdım Laf arasında şöyle bir dokunup geçerdim fikrim, onda adeta demlenir, birkaç gün sonra Wilson tarafından kendi fikriymiş gibi açıklanırdı

Beni alacağım sonuç ilgilendirdiğinden, bu fikir benimdi demezdim Böylece demleme olunu devam edebilirdi Wilson da öne sürdüğü fikirlerin bana ait olduğunu anlamazdı bile

Karşınızdaki insana fikrin kendisine ait olduğunu düşündürünüz Başkalarının, fikirlerinizi kendilerine mal etmelerinden kaçınmayınız

8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü

Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok etkileniyorlar Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum

Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul etmeyecektir Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren sebepleri anlamaya çalışmalısınız İnsanların düşüncelerinin sebeplerini keşfederseniz onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz Kapıyı açmak kolaydır artık Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine koymalısınız ‘Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım, nasıl hareket ederdim acaba?’

Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da görmeye çalışınız

9-Sempatinin Gücü

A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir Çocuk, yarasını herkese bunun için gösterir Hatta daha fazla sempati görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur Büyük insanlar da yanı sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler Neler çektiklerini, başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı acınıp durur

Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati gösteriniz

10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi

Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil, kendisine büyük bir saygı duyar Başkalarının da bu saygıyı kendisine göstermesini ister

John D Rockfeller Jr a gazetelerde çocuklarının resimlerinin basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti Onun dediği şuydu: ‘Sizler de çocuk sahibisiniz Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz’

Bir müşteri hakkında kesin bilgileriniz yoksa, ona dürüst, samimi, namuslu borcuna sadık adam olduğuna inandığınızı söyleyin Siz böyle söylerseniz, o da kendisini böyle olmak zorunda hisseder Kendisine bu vasıflar verilen bir insan başka türlü hareket etmek istemez A-Bir adama namussuz olduğunu söylerseniz, o zaman da namuslu davranmak istemez Bu kuralın istisnası çok azdır

11-Fikirlerin Gösterisi

Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar Grafiğin gücü ise rakamı aşar Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur

12-Son Çare

İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir Bu, herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir Daha mükemmeli yakalama arzusunun ateşlenmesidir

İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz Bu cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır

* Dale CARNEGIE

Bu Mesaj gerçekten sana!

”Bu Mesaj Sana” Hiç arkanı dönüp etrafına bakma .
Bu Mesaj gerçekten sana!

Eğer başka bir gelirin yoksa zaten,
Elindeki paranın sana yetmeyeceğini düşünmek anını zehir etmek sana hiç bir şey kazandırmaz.
Kıtlık zihinde başlar ve hayatta karşına çıkar.

Her zaman farklı bir yol daha vardır.
Sana uyan o farklı yolu araştır.

Önce düşüncelerini düzelt ve temizle.
Bu yeni düşünce tarzına göre hayatını yeniden şekillendir.
Artık sana uymayan ve yapmaya zorlandığın o şeyleri hayatından çıkart.

”Sigara içmek hem sana, hem etrafındakilere, hem de bütçene zararlı.

Spor yapmak için ille de spor merkezine gidip para ödemek zorunda değilsin.

Bunu yapmaya gerçekten karar verdiğinde farklı yollar aklına gelecek.
Onları uygula.

Yapmak istediğin her şeyi yapa bileceğini hatırla.
İstemediklerini de zaten yapmak zorunda değilsin!

Hatta mümkünse yapmaktan zevk aldığın işi yap.
Sana mutluluk getiren o iş ilk başlarda düşük bir gelir getiriyormuş gibi görünse de

niyetini temiz tutuğun ve hayat amacında ilerlediğin sürece eskisinden daha mutlu yaşadığını fark edeceksin.

Ve bu farkındalıkla birlikte bazılarının mucize dediği,
belki de hep hayal gibi gözüken o güzelliklerin sana aktığına şahit olacaksın.

Ve unutma!

Niyetini temiz tutmaya devam et ki
o güzellikler katlanarak sana gelmeye devam etsin.

Söylemesi kolay ama uygulaması zor!
Deme hiç
Her şey senin kabulüne ve reddine bağlı.

Bu günden itibaren dene.
Düştüğünde yapamadım deyip bırakma.

Bunu denediğin için kendini kutla ve tekrar dene ki
bir daha kendini kutlaya bilesin.

Bir daha ki seferde başara bileceğine inan!
Sen gerçekten güçlüsün.

Seni yaratan Allah neden diğerlerinden farklı yaratsın?
Sende herkes gibisin.

Şu anki farkını kendin yarattın!

Ne olduysa oldu, başkalarını suçlamayı bırak ve artık anını yaşa.
Geçmişi hatırlayıp hayıflanma.
Ya da geleceği düşünüp korkma.

Bu günün güzel olursa geleceğinde güzel olur.
Sana Sevgiler Gönderiyorum Güzel Arkadaşım.

Evet sana!
Arkadan bakmayı bırak artık..
sevgiyle

* Alıntı

DUYGUSAL UNUTMA” AFFETMENİN DİĞER ADIDIR…

 

Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz

Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı

Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır Affetmek insanı derinleştirir

Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir Çünkü affetmek bir seçimdir

Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir Affetmek bir süreçtir

Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür

Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır Yani koşullu affetme yoktur Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin

Affetmek bir seçimdir Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır O acılar sizin acılarınız

Affetmek kolay değildir Fakat özgürleşmek için gereklidir Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir

Affetmek, o kişiyi sevmek değil

Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil

Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil

Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil

Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil

Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil

Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil

Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır

Affetmek artık acıyı hissetmemektir Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

“Duygusal unutma” affetmenin diğer adıdır.

* Alıntı

____________

En Sevdiğin Meyveyi Seç Kim Olduğunu Bul…

 

Eğer en sevdiğiniz meyve PORTAKAL ise…
Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ELMA ise…
Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve MUZ ise…
Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.

Eğer en sevdiğiniz meyve KİRAZ ise…
Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda… Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ÜZÜM ise…
Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.

Eğer en sevdiğiniz meyve ŞEFTALİ ise…
Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası… Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve AYVA ise…
Mütevazı ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ARMUT ise…
Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve İNCİR ise…
Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı… Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve KAVUN ise…
Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız

Türk Burçlarına Göre …

Türk Astrolojisi” adlı kitaba göre bu 36 burç ve bazı genel özellikleri ise şöyle:
* Toruk (21-31 Mart): İdare sahibi, gururlu, lider, işini hayatı gibi sever, yönetici.
* Hımmıy (1-10 Nisan): İyimser, idealist, romantik, yaratıcı, hayallerinin gerçekleşmesi için ömür boyu çalışır.
* Huttus (11-20 Nisan): Hassas, mantıklı, dürüst, şerefli, adaletli, yönetici, kıskanç, önde olmayı seven.
* Hunta (21-30 Nisan): İnatçı, duygusal, kırgın, yaratıcı. İyimserlik ve karamsarlık aynı anda gözlenir.
* Çolpancı (1-10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezi yeteneği olan, dayanıklı, çocuk ruhlu, sadık, temiz kalpli.
* Kölköl (11-21 Mayıs): Enerji dolu, devamlı bilgi isteyen, aşkta şahane, önder, kahraman.
* Çamay (22-31 Mayıs): Fantezisi zengin, temiz ahlaklı, idealist, söz, yazı ve fikirde önder, çok taraflı, yetenekli.
* Küylü (1-10 Haziran): Düzeni sever, gururlu, kaderci, planlı, ağzı sıkı, yalanı ve ihaneti kabul etmez.
* Kuşmuş (11-21 Haziran): mantıklı, parlak, iyimser, gösterişçi, eleştirel, kaderci, mistik konulara meraklı, sanat ve edebiyata ilgi duyar.
* Sezgek (22-30 Haziran): Mızmız, tatlı dilli, içine kapanık, inatçı, intikamcı, yetenekli, önsezisi kuvvetli, yaratıcı.
* Kuşdüger (1-11 Temmuz): Duygularını mantıktan önde tutan, çocuk ruhlu, dengesiz, tembel, kararsız, karamsar, yetenekli.
* Gondaray (12-22 Temmuz): Hayalci, hafızası kuvvetli, geçmişe özlem duyan, his dünyası zengin, dürüst, müziği ve siyaseti seven.
* Ötgür (23-31 Temmuz): Gururlu, zeki, maddi problemleri büyüten, çekici.
* Küsümmü (1-12 Ağustos): İyi arkadaş, dedikoducu, önder, bir numara olmayı seven, maceracı.
* Künlü (13-23 Ağustos): Duygusal, hassas, gururlu, maceracı.
* Sınçıma (24 Ağustos-1 Eylül): Ekonomi, sanat ve edebiyata yetenekli, dürüst, insancıl, yaratıcı, otoriter.
* Atçak (2-13 Eylül): Fiziği düzgün, iyimser, depresyona yatkın, iradeli, şanslı, gururlu, hassas, gelenekçi.
* Kıllı (14-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, sert, zeki, duygusal, aşk hayatında utangaç, çekingen, yazarlığa yatkın.
* Canakkı (24 Eylül-3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk ve vicdan sahibi, dürüst, kompleksli, gösterişçi, hayalci, dekoratörlüğe ve dikişe meraklı.
* Ban (4-12 Ekim): Duygusal, düzenli, enerji, kaderci, hümanist.
* Cemiş (13-23 Ekim): İyimser, dürüst, ahlaklı, mantıklı, eleştirel, altıncı hissi kuvvetli, şanslı, önder, filozof.
* Batık (24 Ekim-1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, muammalı ruhlu, iki kutuplu, cesur, gaddar, mükemmel arkadaş, çekici, önder.
* Hırtlı (2-12 Kasım): Kararlı, gururlu, savaşçı, spora ve sanata düşkün.
* Tutamış (13-22 Kasım): Muhafazakar, fedakar, idealist, çapkın, çift karakterli, pragmatik.
* Uslu (23 Kasım-2 Aralık): Objektif, ilime meraklı, dengeli, hoşgörülü.
* Kutas (3-12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, düşüncesiz, kararlı, anlaşılmaz, nazik, hassas, gururlu, kıskanç.
* Tusanak (13-21 Aralık): Güçlü karakterli, endişeli, şüpheli, şanslı, emir vermeyi seven, hareketli, tutumlu, gaddar.
* Tutar (22 Aralık-1 Ocak): İradeli, çalışkan, kahraman. Arkadaşı az olur, zaman zaman yersiz küser, hayatının son kısmında rahat eder.
* Beçel (2-12 Ocak): Kırgın, kızgın, ısrarlı, öfkeli, intikamcı, karamsar.
* Pırsıuay (13-20 Ocak): Mantıklı, eleştirel, tartışmayı seven, duygusal, sadık, özgür düşünceli, gururlu. Uzun yaşar.
* Balauz (21 Ocak-1 Şubat): Gaddar, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli.
* Cantay (2-10 Şubat): Titiz, realist, estetiğe meraklı, astronomiye ilgili, yenilikleri sever, kimi zaman hareketli, kimi zaman rahatına düşkündür.
* Ergür (11-18 Şubat): Duygusal, hayalci, önder, ufku açık, mistik konulara meraklı, karamsar, yaratıcı.
* Sönegey (18-28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, dengesiz, çekici, kararsız, aşk hayatı hareketli, kurnaz, nazik, duygusal.
* Cannan (1-9 Mart): İyi yürekli, baskıcı, tatlı dilli, zarif, idealist, otoriter, hüzünlü, hayalci.
* Şatık (10-20 Mart): Huzursuz, gururlu, sanatçı, özgür, depresyona ve sinir hastalıklarına yatkın.
Kaynak: Gazetesiz