Karaciğer Yağlanması Nasıl Tedavi Edilir?

Karaciğer Yağlanması Nasıl Tedavi Edilir?

Karaciğer yağlanması ile ilgili bilgiler

Yağlı karaciğer aynı zamanda hepatik steatoz olarak bilinir ve obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet ile ilişkilendirilen bir problemdir.Bu hastalıklara sahip olanların neredeyse %80’i yağlı karaciğere sahiptir.

Karaciğer yağlanmasının 2 çeşidi

Bu hastalıktan muzdarip olanlar 2 gruba ayrılabilir:

Alkole bağlı karaciğer yağlanması

Organ yağları parçalamak konusunda sıkıntı yaşar ve yağlar da bu durumda birikmeye başlar.

İyi haber ise, eğer alkol kullanımı bırakılırsa, 6 hafta içerisinde hastalığın durumunun hafifleyebileceği ya da tamamen ortadan kalkabileceğidir. Eğer, kişi alkol almaya devam ederse ya da alkol tüketimini artırırsa, hastalık daha da kötüye gider ve siroza bile yol açabilir.

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması

Daha önce de belirttiğimiz gibi, sebepler; tip 2 diyabet, yüksek kolesterol, belirli bazı ilaçların kullanımı ve hızlı kilo verdiren diyetler olabilir.

Karaciğer yağlanmasının uyarıcı işaretleri nelerdir?

Bir çok durumda hastalar kendilerinde pek bir semptom gözlemezler. Fakat yine de, yağlı karaciğere sahip olma riskinin daha fazla olduğu durumlar vardır:

  • Orta yaşlı bir kadın olmak veya aşırı kiloya sahip olmak.
  • Diyabet veya yüksek kolesterolden muzdarip olmak.
  • Ailenizde karaciğer problemleri geçmişinin bulunması.
  • Sağlıksız bir beslenme alışkanlığı sürdürüyor olmak.
  • Kronik yorgunluktan veya üst abdominallerde rahatsızlıktan muzdarip olmak.
  • Beslenme şeklinizde değişiklikler yapsanız bile, trigliserit düzeyini aşağı çekmeyi başaramamak.

Karaciğer yağlanmasından nasıl uzak dururum?

Aşağıdaki ipuçları hepatik steatozdan kaçınmanıza ya da semptomları azaltmanıza yardımcı olacaktır:

  • İşlenmiş şeker ve un, hayvansal yağ ve alkol tüketiminizi azaltın.
  • Daha fazla sebze, meyve ve kurutulmuş meyve tüketin.
  • En sağlıklı diyetlerden birisi olan Akdeniz diyetini uygulayın.
  • Haftada 2-3 kez egzersiz yapın.
  • Anti-enflamatuvar, ağrı kesici, östrojen ya da mantar önleyici ilaçlar almaktan kaçının.
  • Vücut ağırlığınızı yavaş yavaş azaltın.
  • Antioksidan tüketiminizi artırın.
  • Hepatit A ve hepatit B’ye karşı aşı olun.

yağlı-karaciğer1

Karaciğer yağlanması ile savaşmak için doğal reçeteler

Üstteki ipuçlarına ek olarak, aşağıdaki ev yapımı tedaviler de hepatik steatoza karşı yararlı olacaktır:

Deve dikeni

Bu bitkinin bir çok faydası vardır, son dönemlerde yapılan araştırmalara göre karaciğerdeki yağı azalttığı gözlenmiştir. Aynı zamanda karaciğer fonksiyonlarını iyileştirir, hepatik (karaciğere ait) yenilenmeyi arttırır ve birikmiş yağların parçalanmasına yardımcı olur.

Deve dikenini destekleyici (sağlık marketlerinde bulabilirsiniz) olarak veya çay olarak tüketebilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 avuç deve dikeni yaprağı ve çiçeği
  • 1 bardak su

Nasıl Yapılır?

Suyu deve dikeni ile kaynatın ve ardından 5 dakika kısık ateşte demlenmeye bırakın. Daha sonra ocaktan alın ve 5 dakika soğumasını bekleyin. Süzün ve için.

Eğer çayın tadını çok acı bulursanız veya beğenmezseniz, bir miktar bal ile tatlandırabilirsiniz.

Zencefil

zencefil

İçinde bulunan antioksidanlar ve trigliserit seviyesini düşürme özelliğinden ötürü, zencefil karaciğer yağlanmasını tedavi etmek için harika bir seçenektir.

Marketten zencefil kökünü alın, bir kağıda sarıp buzdolabında saklayın. Bazıları zencefili salataların, çorbaların ve keklerin üzerine rendelemektedir. Aynı zamandaçayı da demlenebilir.

Malzemeler

  • 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil
  • 1 bardak sıcak su
  • 1 çay poşeti

Nasıl Yapılır?

Çay poşeti ile normal bir çay yapın daha sonra içine zencefil ilave edin. Süzün ve sıcakken tüketin.

Greyfurt

Bu meyve de yağlı karaciğerden muzdarip insanlar için mükemmel bir seçenektir, aynı zamanda prediyabete de iyi gelmektedir.

Greyfurtta bulunan en önemli maddelerden birisi naringindir (greyfurttaki acı tadı veren başlıca flavonoid). Bu da yağ asitlerini oksitlemeden sorumlu maddeleri aktifleştirme yeteneğine sahiptir.

Ayrıca, vücuttaki yağı azaltır ve metabolik sendromu tedavi eder (bu ikisi de hepatik steatozla ilişkili durumlardır).

Her sabah aç karnına 1 greyfurt yiyin.

Enginar

Haftalık beslenme düzeninize bu sebzeyi eklemekten çekinmeyin, karaciğerinizin sağlığına çok iyi gelecektir. Kalori bakımından düşüktür, harika bir diüretiktir, eğer size bunlar da yetmiyorsa, kan şekerini ve kolesterol seviyesini düzenlemeye yardımcı olur.

Enginarı soslarda, salatalarda veya çorbada kullanarak tüketebilirsiniz. Pişmemiş enginarı yemek daha faydalı olacaktır.

Şu yazımızı da okumayı sakın unutmayın: Enginarın Şifalı Kullanımları

Karahindiba

karahindiba

Bir çok konuda iyileştirici özelliği olan bu vahşi bitkiyi neredeyse her yerde görebilirsiniz. En güçlü doğal temizleyicilerden biridir, karaciğeri temizler ve hepatik sağlığı iyileştirir.

Sağlık marketlerinde destekleyici olarak bulabilirsiniz.

Eğer karahindiba yetiştirme şansınız varsa, bir kapta bile olsa, yetiştirmekten çekinmeyin. Bunu da şifalı çaylar yapmak için kullanın.

Malzemeler

  • 1 avuç karahindiba yaprağı ve çiçeği
  • 1 bardak su

Nasıl Yapılır?

Karahindibayı suya koyup 10 dakika boyunca kaynatın. Daha sonra 5 dakika için soğumaya bırakın. Süzün, tatlandırın ve için. Karahindiba çayını günde 3 keze kadar tüketebilirsiniz.kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Önemli Olan Dünkü Halinden Üstün Olmandır…

Öğretmen, sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye…

“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu.

Öğrenci, bir süre düşündükten sonra…

“Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum!” dedi.
“En iyi ben olmalıyım!”

Öğretmen, masasından kalktı. Eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti. Kıskanç öğrenciye bakarak…

“Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.

Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip, içinde çizgiyi bir çok parçaya bölmekte olan birkaç yanıt verdi.Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti…

“Şimdi, birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.

Öğrenci utana sıkıla…

“Daha kısa.” diyerek başını öne eğdi.

Öğretmen; bu yanıt üzerine öğrencisine, unutmaması gereken şu öğüdü verdi…

“Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir…”

Yazarı Bilinmiyor kaynak: Charlotte Gabayın sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günün tamamında size rahatsızlık veren bir düşünceye saplanıp kaldığınızda…

 

Bir psikolog stres yönetimi konulu seminer düzenler ve katılımcıların bulunduğu salona yarısı dolu bir su bardağı ile gelir.
Herkesin aklında “yarısı dolu mu, yoksa yarısı boş mu” klişesi vardır. Ama psikolog bu soruyu yöneltmez, onun yerine gülümseyerek” elimde tuttuğum yarısı su dolu bu bardağın ağırlığı sizce ne kadar olabilir” der.
Gelen cevapları dinler ve “elimde ne kadar süre tuttuğuma göre değişir” diye herkesi şaşırtan bir yanıt verir.
“ Bardağı elimde sadece bir dakika boyunca tutarsam ağırlığı düşük olur ve hiç zorlanmam, eğer bardağı elimde 1 saat tutarsam onu çok ağır olarak hisseder ve tanımlarım, diğer yandan bardağı elimde daha da uzun tutmaya kalkarsam muhtemelen artık kolumu hissetmem, bardak çok ağırlaşmış olur.”
“Her durumda bardağın ağırlığı aslında değişmez, ama onun ağırlığını esas belirleyen faktör benim onu ne kadar süre elimde tutacağım olacaktır” diye devam eder.
Hayatımızdaki stres ve kaygıyı da bu şekilde düşünebilirsiniz. Size stres veya kaygı veren bir konu hakkında sadece bir dakika düşünmeniz herhangi bir önemli olumsuzluk yaratmayacaktır. Ama süre biraz uzadığında kendinizi kötü hissetmeye başlamanız neredeyse kaçınılmazdır. Hele ki günün tamamında size rahatsızlık veren bir düşünceye saplanıp kaldığınızda aynı elindeki bardağı hiç bırakmayan bir insan gibi bütün hislerinizi ve hareket etme yetinizi kaybedebilirsiniz.
Özellikle geceleri yatmadan önce o güne dair olumsuz tüm düşüncelerinizi bırakın ve yatağa elinizde “bardakla” girmeyin. Bardağı komodinin üzerine bırakmış olduğunuzdan emin olunJ.
Hikaye beni gerçekten çok etkiledi.Bu hikayeden çok basit bir egzersiz yaratıp uygulayabiliriz. Bunu 3 yada 4 haftalık bir süre için yapabilirsek benzer durumlarda daha farklı düşünüp hareket etmek konusunda önemli bir avantaj elde ederiz.
Egzersiz iki şekilde yapılabilir. Birincisi diğer insanların sürekli olarak su bardağı ile ne yaptığınızı merak edebilecekleri bir ortamdaysanız bu egzersizi zihinsel olarak uygulamanızdır. Aklınıza sizde kaygı, endişe ve korku oluşturan bir düşünce geldiğinde elinizde içi dolu büyükçe bir su bardağı tuttuğunuzu hayal edin ve siz o düşünceyi bırakana kadarda bardağın elinizde kalmaya devam edeceğini hayal edin. Bu şekilde oluşturacağınız farkındalıkla daha farklı düşünceler seçerek kendinizi daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz.
Eğer ev ortamındaysanız egzersizi fiziken uygulamanızı öneririm. Elinizin altında gerçekten içi suyla doldurulmuş olan büyük bir su bardağı olsun. Aklınıza sizi rahatsız eden bir düşünce geldiğinde su bardağını gerçekten elinize alın ve yerine daha iyi bir düşünce yerleştirene kadar bardağı elinizden bırakmayın. Bunu örneğin günde yarım saat uygulamanız bile önemli bir farkındalık yaratabilir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Mutlu bir beyne sahip olmak için neler yapmalıyız

 

İnsan beyni eğer bir bilgisayara benzetilirse, nasıl ki bilgisayarda komutlar işlemlere yol açıyorsa, beynimizde de bir, fikir, bir şema, bir resim. insan duygu, düşünce ve davranışlarını belirler. İnsan beynini en çok etkileyen şey ise endişe ve öfkedir. İnsanın endişe ve öfkesini sık yaşaması daha gergin ve stresli bir hayat demektir. Stresli ve gergin bir hayat beyinde geri dönüşümsüz hücre göçüne yol açmaktadır.

· Asla bir eleştiri, öneri ya da teklif karşısında yetersizlik duygusuna kapılmayınız.

· Asla kusursuz bir insan olmaya çalışmayınız.

· Başkalarına hoş görünmek için şirinlik ve fedakârlık yapmayınız yapmak zorunda olduğunuzu düşünmeyiniz.

· Duygusal anlam taşıyan hiçbir şeyin başarı veya başarısızlık şeklinde performansını ölçmeye çalışmayın. ( Evlilik, seks.)

· 24 saati 3’e bölün. 8 saat uyuyun, 8 saat çalışın ve kalan 8 saatte lütfen sizi mutlu edecek bir şeyi yapın. Hobiler edinin, spor yapın, sanatsal faaliyetleri izleyin, sergileri gezin.

· Size yapılan eleştirileri reddedilmişlik olarak algılamayın.

· Mükemmeli değil elinizden geleni yapın.

· Dünyada hiçbir zaman yalnız olduğunuzu ve yalnız kaldığınızı düşünmeyin, önünüzdeki taşlara taşlar eklemeyin, başkalarının önündeki taşları da kaldırın.

· Kimse için önyargı taşımayın ve herkese karşı içinizden geldiği gibi davranın.

· Başkalarınca beğenilmek ve takdir edilmek beklentisi taşımayın, hiç kimsenin sevgisine muhtaç olmayacak kadar kendinizi sevin.

· Sizin doğrularınızın başkalarının doğruları olmayabileceğini bilin.

· Çevrenizdeki insanların hareket ve davranışlarını denetlemeyin, hiç kimsenin beyninden geçenleri okumaya ve yorumlamaya kalkışmayın, kimsenin de dillendirmediğiniz müddetçe sizin beyninizi okumasını beklemeyin.

· Çok okuyun. Okumayı ertelemeyin, okumaya yaşınız ilerlese bile devam edin. Çünkü okumak zihinsel faaliyetleri çalıştırır.

· Çok gergin ve kaygılı olduğunuz zaman şu nefes egzersizini yapın;

iyi bir nefes almak iyi bir nefes vermekle başlar. Ağır derin ve sessiz olun. Nefes egzersizine başlamadan önce, sağ elinizi göbeğinizin hemen altına koyun, sol elinizi göğsünüzün üzerine koyun ve gözlerinizi kapatın. Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. Yeni bir nefes almak için birkaç saniye bekleyin. Ard arda iki derin nefes aldıktan sonra kesinlikle 4-5 kez de normal nefes alın. Tüm bu işlemleri günde 40 kez yapın ve bunu alışkanlık haline getirin.

· Akraba, aile ve kök bağlarınızı koparmayın. En azından özel günlerde mutlaka onlarla olun.

· Sizi aşan konularda mutlaka danışmanlık alın. Her şeyi siz bilemezsiniz ve siz çözemezsiniz. Danışmanlık almak bir eksiklik değildir.

 

*Psikiyatrist Prof. Dr. Arif VERİMLİ

Düşüncelerimizin, Korkularımızın ve Yaydığımız Enerjilerin, Hastalıklarla olan bağı:

Düşüncelerimizin, Korkularımızın ve Yaydığımız Enerjilerin, Hastalıklarla olan bağı:

Üç sebeple hastalanıyoruz;

1- İlgi ve alaka görmek için (NEDEN İNSANLAR İLGİ VE SEVGİ İÇİN HASTA OLURLAR ?)

2- Yaşadığımız hayatın kıymetini anlamak için bize ders vermeye gelirler

3- Korkularımızla hayatımıza kendimiz çağırıyoruz ( Bizi hasta edebilecek durumlarla çekim gücünü kullanarak farkına varmadan eşleşiyoruz.)

Sen ilgi ve sevgiyi dışarıdan bekliyorsan ve bunun için kendini hasta ediyorsan; bunu koz olarak kullanıyorsan; isteklerini yaptırmak için hastalanıyorsan; kendi bedenine zarar vermek evrensel hak yasasına göre en büyük haksızlıktır.

EMES VE ALZHEİMER:

Aşırı düşünce, aşırı kontrolcülük, aşırı ben bilirim, ben doğruyum düşüncesi, esnek olmayan bakış açısı, katı kurallar çok ağır iş disiplini, aşırı bastırılmış ve gizli kalmış aileye, akrabalara ve çevreye olan kendini ispatlama çabası neden olur.

Örnek:

Alzheimer olan bir danışanımla görüşürken; hastalığın kaynağının geçmişte olduğunu tespit ettik. Küçük bir çocukken, babası onu su testisi ile su almaya göndermiş. Oyuna dalıp eve geç kalınca da, onu köy meydanında herkesin içinde dövmüş ve “senden adam olmaz” demiş.

Bu danışan 8 yaşında yaşadığı bu olaydan sonra 60 yaşına kadar sürekli çalışmış ve zengin olmuş.

Yanında yüzlerce kişi çalışmış, birçok fakire yardım eli uzatmış. Bilinç altında yer eden babasının sözleri nedeni ile 60 yaşına kadar sürekli çalışmış ve kendini ispat etmeye çalışmış. Bu olay çözülünce, adam çok ağladı. En son olayın yaşandığı zaman ağlamış ve bir daha ağlamayacağım demiş. Bu söz de tüm duygularının içinde birikmesine neden olmuş.

“Erkekler ağlamaz.” sözü ile erkeklerin duygularının içlerinde birikmesine ve sonra da kötü bir şekilde patlamasına neden olunur.

Birçok hastalığın nedeni de geçmişte veya çocuklukta yaşanılan ve bilinçaltına yerleşen olaylardır. Nedeni bulunup, temizlendiği zaman rahatsızlıklar ortadan kalkar.

BOĞAZ BÖLGESİ (FARANJİT,BADEMCİK,TROİD)

Bu bölgede oluşan problemlere; “İnsanlar ne diyecek?” düşüncesi ve korkusu. İnsanları üzmemek için konuşmamak, duyguları ve düşünceleri içine atmak neden olur.

NODÜL:

Bu daha ileri bir safhadır. “İnsanlar neden böyle, neden doğruyu göremiyorlar, neden beni anlamıyorlar?” diye isyan etmektir.

Çocuğu tehdit yolu ile korkutmak “Seni babana söyleyeceğim” veya “Seni annene şikayet edeceğim” gibi söylemler, çocuğun o anda boşaltması gereken enerjiyi içine bastırıp sağlık problemleri yaşamasına neden olur.

Vücudumuz bize konuşur, başımız ağrır. Biz ilaç alırız geçsin diye. Oramız ağrır, buramız ağrır ama biz neden ağrıdığını hiç sormayız.

Bir gün bir beyefendi geldi karşıma ve bana dedi ki; “Pazartesi günü bir böbreğimi aldırmak zorundayım ve ameliyata gireceğim.”

“Kaç yıldır böbrek hastasısın?” diye sordum.

25 yıldır böbrek hastası olduğunu söyledi. “Diğer böbreğimi de her an kaybedebilirim” dedi. Peki dedim bu beyefendiye, “25 sene evvel sen nasıl bir olay yaşadın ki bunu hazmedemedin bir düşün.”

Kapattı gözlerini, düşündü. Bir an şaşırdı, “İnanmıyorum” dedi.

“25 yıl önce Hayatımda hiç affedemeyeceğim ve kabullenemeyeceğim bir olay yaşadım” dedi.

“Böbreklerinle olan sorunun, o olaydan sonramı başladı” dedim. “Bir hatırlamaya çalış?”

“ Evet” dedi “ondan sonra başladı.”

Ağrınıza giden ve sindiremediğiniz bir olay, haksızlık yaşamışsanız bu böbreklere etki edebilir.

TOPLUMSAL TRAVMA

Televizyon programımda bir dinleyicim bana şu soruyu yöneltti;

“Bu ülkede toplumsal bir travma geçiriyor herkes. Bu toplumsal travmadan dolayı herkesin psikolojik ve ruhsal dengeleri alt üst olmuş durumda. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre stresle kanser arasında bağlantı olduğu ortaya çıktı. Bizim ülkemizde de herkes stresli bir hayat yaşıyor, yaşam koşulları böyle. Dolayısı ile bu toplumsal travma denilen olay herkesi olumsuz yönde etkiliyor. İnsan ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor; insan davranışlarını etkiliyor; komşu ilişkilerini etkiliyor. İnsanlar arasındaki etkileşimi zayıflatıyor. Siz ne diyeceksiniz bu konuda, bunu öğrenmek istiyorum.”

Bir hücreye, bir organa düzenli olarak stres uygularsanız, öyle bir anlık stresin artması değil; her gün sinirliysen; her gün stresliysen her gün kafaya takıyorsan organları bozmaya başlıyorsun moleküler olarak.

Çünkü stresli insanlar ağızdan nefes alır, kısa nefes alır ve vücutlarına eksik oksijen gönderirler. Eksik oksijen alan organımız moleküler olarak, oksijeni alamadığından dolayı farklı bir solunum şekline geçiyor, yani vücuttaki kanser hücresi kötü hücreye dönüşmeye başlıyor ve oksijensiz ortamda bu hücreler kendi kendilerini yemeye başlıyorlar. İyi hücreleri yemeye başlıyorlar.

EL BOMBASININ PİMİNİ ÇEKİP YUTMAYA BENZER

Yani biz stresi düzenli olarak vücudumuza uygularsak, yaşlanıyoruz, hastalanıyoruz ve bir sürü aksilik ve sıkıntıyı hayatımıza çekiyoruz. Bu ülkede stres şu an çok ciddi anlamda var ve insanlarla konuşurken kimle karşılaşsam herkes birbirini suçluyor.

“Onun yüzünden öyle oldu; kocam yüzünden öyle oldu; karım yüzünden öyle oldu; çocuğumun yüzünden öyle oldu; patronumun yüzünden öyle oldu, annem yüzünden öyle oldu, zaten babam yüzünden öyle oldu, kardeşim yüzünden öyle oldu!”

Herkes birbirini suçluyor. Eğer birini suçluyorsanız, bir yerde bir hata arıyorsanız, bu el bombasının pimini çekip yutmaya benzer. Kendi bedeninizin içini stresle doldurursunuz.

Bir organa düzenli olarak stres uygularsanız, o organı veya hücreyi kaybetmeye başlarsınız. Bu her türlü hastalığa sebep olur.

Hastalıkların en büyük sebepleri geçmişi affedememe, endişe, kuruntu, korkular, kaygılar, stres, düzensiz yaşam.

ADET SANCISI:

Fiziksel olarak kendini beğenmeyen, kadın olmaktan mutlu olmayan; “Ben neden erkek olmadım?” diye isyan eden bir bayan adet sancısı yaşar.

Bu şikayetler ileri boyutta olursa; rahim veya cinsel organda sorunlar oluşabiliyor. Vücut rahimi dışlamaya başlıyor.

AKCİĞER, ASTIM, BRONŞİT , NEFES ALMADA ZORLANMA:

Sevgiyi içine alamama, veya sevgiyi hissedememe durumlarında ortaya çıkan rahatsızlıklardır.

ALERJİ:

İçine atılmış, bastırılmış derin duygular. Söylenemeyen sözler alerjiye neden olur. Alerjinin başladığı dönemden kısa bir süre önce içine bir olay atmıştır.

Çocuk doğar doğmaz alerjisi varsa anneye aynalık yapıyor demektir. Anne kendinin farkına varır, sorgular, cevaplarını bulur ve düşünceleriyle alerjik durumu düzeltirse, çocukta otomatik olarak iyileşme görülür.

Anne atalarla bağını kestiği zaman olumsuzluklar kendi çocuğu ile yeni kuşaklara aktarılmamış olur.

AYAKLARDA SIZI:

Yaptığın işten bıktın artık, ya da sevmiyorsun ve zorla gidiyorsun gideceğin yere.

BAĞIRSAK SORUNLARI:

Israrla bırakamama duygusu neden olur. Kabızlık varsa kişinin parasızlık korkusu vardır ve tutumludur. İshalde ise hayatın akışına güvenmeme duygusu vardır.

BEL AĞRISI:

Fıtık gibi ağrı omuzda ise hayatın bütün yükünü vurdun.

“Ben bırakırsam her şey çökecek. Eğer ben taşımazsam bu sistem yıkılacak.”

Esnek değilsin yani katı kuralların var. “Ben buyum ve değişmem” diyorsun.

BEL FITIĞI:

İnatçılık biraz; çok dik kafalı bir şekilde bir iş yapmak. Yani inatla o işten zarar da görse yapmaya devam etmek.

BOYUN AĞRISI:

Özellikle de gerilme ve kasılma gibi ağrılar. Duygusal gerginlikler yaşadığınız zaman bu tür ağrıları yaşarsınız.

BÖBREK HASTALIKLARI:

Hayatta hazmedemediği bir olay yaşamışsa, bunu sindirememişse böbrek hastalıkları oluşur.

Bir olay yaşadın ve bunu kabullenemiyorsun, affedemiyorsun, hazmedemiyorsun. Bu olaydan dolayı böbrek ağrısı yaşarsın, sindiremiyorsun çünkü bu yaşadığını.

“Niçin ben, bu kadar iyilik yapmama rağmen neden ben?” diyorsun.

CİNSEL SOĞUKLUK:

Cinselliğin kötü bir şey, kirli bir şey ya da günah olduğuna inanmak. Baba korkusu ve kulaktan duyma olumsuz tecrübeler ve korkular, yanlış inanç kalıpları neden olur.

ÇARPINTI, PANİK ATAK:

Doğru nefes alıp verdiğinizden emin olun. Genellikle çarpıntısı olan insanlar ağızdan ve kısa nefes alırlar.

Dikkat edin!

Burnunuzdan derin nefesler almaya özen gösterin; burnunuzdan derin nefes alın diyaframınıza kadar, sonra burnunuzdan derin nefes verin. Nefes alırken göğüs kafesinizi oynatmadan sadece göbeğinizi şişirmeye çaba gösterin. Burundan derin nefes alıp verin ve diyaframınızı kullanın.

DİLDEKİ YARA :

Bir şekilde hayatının içinde ikilemde kaldın ve mutlu olmadığın bir hayat yaşıyorsun ve bunu dile getiremiyorsun.

Patlıyor dilinde. Tabii bu evin içinde de olabilir işyerinde de.

DİŞ RAHATSIZLIKLARI:

Bir karar verdiğinde, aldığı kararı devam ettirememe ve aldığı kararı sürdürememe durumunda ortaya çıkar.

Hayatı ile ilgili kararsızlıklar yüzünden diş ağrıları meydana gelir. Kararsızlıklar hayatın her noktasında sıkıntı yaratır

DİZLERMİZDE AĞRI:

Hayata esnek davranmıyorsunuz ve değişmeye direniyorsunuz.

DÜŞÜK TANSİYON:

“Beni kimse sevmez zaten işe yaramayacak” düşüncesiyle tansiyon düşer.

ELLERDE UYUŞMA:

Hayatı hissedemiyorsun, yani algılayamıyorsun hayatı, tadını alamıyorsun.

FELÇ:

Bir kişi felç olduğu zaman; bilinç altında ailesini bir araya getirmek için kendini bu duruma getirmiştir.

Ailesinde ne kadar kavga olursa olsun, bütün aile koşulsuz olarak kavgasını bırakır ve kenetlenir.

GAZ SORUNU:

Düşünceleri içine atma ve hazmedememe durumu gaz sancılarına neden olur.

GÖĞÜSTE KİST:

Aşırı derecede vericilik, aşırı derecede endişe ve kendini feda etmedir. Göğüs bölgesinde sıkıntı yaşatır, koltukaltı lenf bezlerine kadar sıkıntı yaşatır.

O yüzden artık fedakar olma modundan çıkın. Çünkü çocuklarımızın hayat derslerini engelliyoruz. Biz nasıl büyüyüp bu güne geldiysek onlar da bir şekilde büyüyecek.

GÖRME PROBLEMLERİ:

Gözler yakın mesafeyi görmüyorsa; kişi kendini beğenmiyor, kendini görmek istemiyordur.

Uzağı görmüyorsa; geleceği ile ilgili endişeleri vardır ve geleceğini göremiyordur.

Kişinin geçmişi ile ilgili affedemediği,temizlemesi gereken olaylar ve kişiler vardır.

GÖZDE ARPACIK:

Bu insanlar hayata öfkeyle bakarlar. Hayatlarında, affedemedikleri, kabullenemedikleri bireyler olabilir veya kendi cinsiyet/bedenlerini kabullenememiş de olabilirler. Kendi kendileriyle de çatışma yaşıyor olabilirler.

HORLAMA:

Fiziksel problemler dışında, eski düşünce kalıplarını bırakamadığımız için yaşadığımız bir durumdur. Hayatın akışına güvendiğimizde ve yeniliklere kendimizi açtığımızda her şey normale döner.

İLTİHAP VE SİVİLCE:

İçe bastırılmış çok fazla öfke anlamına gelir. İçimize attığımız öfke ve gerginlikler, vücutta iltihaplanmaya veya sivilceye neden olur.

KAS AĞRILARI:

Hayatın içindeki yükleri çok fazla yükleniyorsun demektir.

Baş ağrısı özellikle migreni size açıklayayım; çok fazla etken var.

Enerji yükselmesi olduğu için Kıbrıs”ta; insanların hisleri çok güçlü olduğu için, özellikle üçüncü gözü açık olan insanlar, ya da hisleri güçlü olan insanlar ciddi baş ağrısı yaşar ve bunun da sebebi “Neden kocam şimdi bunu yaptı? diye soru soruyorsun; ya da “Bu çocuğun hali ne olacak?” diye soru soruyorsun. Sana cevabı geliyor ama gelen cevabı reddediyorsun. Beğenmiyorsun gelen cevabı içine bir his doğuyor, “Hayır, olmaz yahu. Adam beni aldatmış olamaz” diyorsun. “Kesin aldatmıştır.” Çünkü sana gelen mesajı reddediyorsun ve kendi yorumuna dönüyorsun. Ama soruyu tekrar soruyorsun ve tekrar kendi yorumuna dönüyorsun. Soruyu tekrar sorduğun zaman otomatikman migren ve baş ağrısı başlar, bilgi gelir almayı reddedersin ve başın şişer. Sorguladıkça akışı değiştiriyorsun.

KALP KRİZİ VE KALP RAHATSIZLIKLARI:

Hayatın içinde çok fazla çabalama, yaşam tarzı, para ya da mevki uğruna hayatın sevincini bırakma.

KISIRLIK:

Geleceği güvende görememe ve kaynaklarını yeterli bulamamaktan dolayı ortaya çıkar. Kendi anne ve babasını yetersiz bulma düşüncesi; vücudu bebek sürecini engellemek ister.

KİLO PROBLEMİ:

Kişi kendini güvende hissetmiyor demektir. Kendini güvende hissetmediği için vücuda almış olduğu her gıda zor günler için depolanır. Bu bir anlamda kıtlık bilincidir. Böyle düşünen kişiler parayı zor kazanırlar veya kazandıkları zaman kısa sürede harcarlar. Kişi kendini güvende hissetmeye başladığı zaman, hücreleri de güvende hissetmeye başlayacaktır.

Aşırı kilo problemi bazı durumlarda,karşı cinse mesafe ve koruma koymak içindir.Aşırı kilo alan biri karşı cinsin kendine yaklaşmasını engellemeye çalışır.Özellikle kadınlarda,erkeğe karşı duyulan öfke veya babaya karşı duyulan öfke kız çocuğun kilo almasına ve erkekleri kendinden uzaklaştırmasına neden olur.

Kişi eğer kollarına kilo alıyorsa; kendini beğenmiyor ve onaylamıyor demektir.

Bacaklarda kilo varsa kendini güvende hissetmiyorsun. Kollarda kilo varsa “İnsanlar beni sevmiyor” diyorsun içinden. Popolar biraz büyüdüyse ve can yeleği bölgesinde genel bir kilo varsa cinselliğe karşı bir tepki var demektir. Yani “Benden uzak dursun erkek.”

Kendini koruma içgüdüsüdür bu. Ya da kendini kesinlikle güvende hissetmiyorsun ve vücut kendini sürekli kilo tutmak zorunda kalır. Bu insanların erzak dolapları da doludur.

KİST:

Geçmişte bir olay yaşadın ve o olayı sürekli düşünüyorsun. Fıtık; bütün hayatı yüklendin. Özellikle duygusal yönden yüklendin ve taşımaya çalışıyorsun. Üstünde çok fazla sorumluluk var.

KOLESTROL:

Hayatın içinde sevgiyi hissedemeyen ve sevgiyi algılamayan insanlarda oluşur.

Sana akan sevgiyi kabullenememe; yani biri gelip sana seni sevdiğini söyler ve sen içinden “Acaba seviyor mu?” diye şüphe edersin.

KULAKLAR (İŞİTME KAYBI)

Kişi duymak istemediği bir şeyler olduğu için işitme kaybı yaşar. Bu problem doğuştan geliyorsa; atalarından biri sözlü tacize uğramıştır ve bunu affedemediği için sınav genlerle aktarılmıştır.

MİDE HASTALIKLARI:

Hayatı ve insanları dert eden, herkesin derdini dinleyen kişilerde mide sıkışması, ülser, gastrit, reflü gibi hastalıklar oluşur.

MİGREN:

Hayatı çok fazla sorgulamaktan kaynaklanır. Üçüncü göz dediğimiz çakramızla bağlantılıdır. Bazı insanlar sürekli sorgularlar. “Neden oldu? Niçin bu şekilde? Kim nerde, ne yapar?” vb. Bu sorular migren ağrılarını ortaya çıkarır.

OMUZ AĞRILARI:

Omuz Ağrıları yaşayanlar hayatı çok ciddiye alanlar, çok fazla sorumluluk taşıyan kişilerdir. Yani sizin anlaşılamadığınızı hissettiniz; değersiz olduğunuzu hissettiniz; sevilmediğinizi hissettiniz bir dönem; ya da genel olarak.

Omuzlarında ağrın varsa eğer; Hayatı çok fazla yüklendin, çok fazla sorumluluk aldın, taşıyabileceğinin üzerinde yük aldın herkesi kurtarmaya çalışıyorsun.

Hayatı bu kadar yüklenmeyin. Lütfen hayatı paylaşın. Başkalarıyla sorumluluklarınızı paylaşın.

ÖKSÜRME:

Ben buradayım, lütfen benimle ilgilenin mesajıdır.

ÖPÜŞEMEME:

Kişinin güven eksikliğinden kaynaklanır. Dişlerinde sorun olduğunu düşünebilir, karşı cinsle temastan hoşlanmayabilir. Ağız kokusundan şikayet edebilir.

SAÇ DÖKÜLMESİ :

En az üç yüzden fazla kel erkekte veya saç kaybı yaşayan bayanlarda ortak olarak şunu fark ettim.

Kim geleceğe güvenmiyorsa “Acabalar” var aklında, her şeyi bilmek ister. Hayatı koltuğunun altında tutmak ister. Dizginlemek ister. O zaman saçları dökülmeye veya vücudunda da kıllanmalar başlıyor.

SEDEF VE VİRTİGO :

Derin bir suçluluk duygusu ya da bir sır. Bir sırrı içinde tutmak, ama bir suçluluk duygusuyla keşke yapmasaydım diyorsun.

SELÜLİT:

Birikmiş öfkeden kaynaklanır.

ŞEKER HASTALIĞI:

Bu hayatta yaşayacağım, zevk alacağım bir şey kalmadı ki,ne yapabilirim düşüncesi nedeniyle oluşur.

ŞİZOFREN:

Şizofrenlerin şizofren olduğuna inanmıyorum. Her şizofren; şizofren değildir. Bazı şizofrenler beyindeki arıza nedeniyle olmayan nesneler ve görüntüler görürler.

Bazı şizofrenler güçlü hisleri ve psişik yetenekleriyle başka boyutlardaki varlıkları ve olayları görürüler. Bu tıpta açıklanamadığı için şizofren teşhisi konur. Şizofrenlerle medyumlar birlikte meditasyon yaparlarsa bu açıklanabilir.

TÜMÖR:

Kişi eski acılar, eski hatıraları, eski dramları sürekli düşünüp yaşattığı için vücut kist yapar.

UÇUKLAR:

İçimize attığımız öfkeyi söylememek ve içimizde kalması durumunda oluşur.

VÜCUDUN SAĞ YANINDA OLUŞAN AĞRILAR:

Kişinin geleceği ile ilgili kaygıları vardır; geleceği ile ilgili adım atamıyor, madden ve manen kendini güvende hissedemiyordur.

YAĞ BEZESİ :

İçinde bir öfke var. İçinden birine kızgınsın, söyleniyorsun. Ama dışarıya güler yüz gösteriyorsun, içine atıyorsun.

YÜKSEK TANSİYON:

Çok fedakar, çok yardımsever olduğunu insanların bunu anlamadığı ve emeklerinin karşılığını göremediği düşüncesiyle oluşur.

Düşünce yapımızı değiştirdiğimiz zaman bedenimize verdiğimiz hasarlarda düzelmeye başlayacaktır. Doktorunuzla tedavinizi devam ettirirken düşünce yapınızı da şifalayarak iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz

Bu yazı teşhis ve tedavi yerine geçmez. Tanı için kullanılamaz. Teşhis tedavi ve tanı doktorun işidir. Biz yapmış olduğumuz yolculuklarda hastalık deneyimi yaşayan kişilerin hastalıkları ve düşünce yapıları ile ilgili gözlemlediğimiz bağlantıları paylaşmaya çalıştık. Doktorunuzla tedavi sürecinizde olumlu düşünmek iyileşme sürecinizi hayırlı birşekilde şifalandıracağına inanıyoruz.

Not: BİZ ELİMİZDEN GELDİĞİNCE BİLGİLERİMİZİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ, SİZDEN RİCAMIZ SİZDE SEVDİKLERİNİZLE PAYLAŞIN, ETRAFIMIZDA NE KADAR ÇOK KİŞİYİ HEP BİRLİKTE ŞİFALANDIRABİLİRSEK, GELECEK NESİLLERE HEPBİRLİKTE BİRŞEYLER BIRAKABİLİRİZ. YARDIM EDENDEN DE ETMİYENDEN DE ALLAH ŞİMDİDEN RAZI OLSUN

kaynak: nefes21 Bülent Gardiyanoğlu

28 Nisan Perşembe (11.00-15.00) Reiki 1. Seviye SON İKİ KİŞİ

r3
SON İKİ KİŞİ :)))
DÜNYAYA SEVGİYİ, HUZURU, BARIŞI, HOŞGÖRÜYÜ YAYMANIN ELÇİLERİ OLUN ÜZERİNİZE DÜŞENİ YAPIN… SON İKİ KİŞİ…
REIKI ŞİFA ENERJİSİNİ HERKES ÖĞRENMELİ…
Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez.
Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. O yüzden reiki enerjisini öğrenmek ve kendine düzenli uygulayarak enerjiyi yükseltmek hastalıklardan korunmak için çok önemlidir.
Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.
Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar.
Şefkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir.
Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.
Reiki 1 Aşama Eğitimi Neleri İçerir?
Reiki Nedir?
Reiki İlkeleri Nelerdir?
Reiki Nasıl Şifa Verir?
Hastalıkların Bize Anlatmak İstedikleri Nelerdir?
Çakraların Anlatımı
Temel El Pozisyonlarının Gösterimi
Reiki 1 Uyumlama
Kendimize Reiki Uygulaması
Başkalarına Reiki Uygulaması
Reiki Bizi Negatif Enerjiden Nasıl Korur
Evi, İşi, Arabayı Negatif Enerjiden Arındırma
Ödev
Seminer çıkışı reiki müzikleri cd’si dökümantasyon ve sertifika verilmektedir.
Başvuru: Anette İnselberg 0536 798 68 68
Psikocity 0212 234 15 44-45
Valikonağı Cad. Şair Nigar Sok. N: 4/6 Nişantaşı/İST
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Parmaklarınıza Göre Kişilik Analizi…

Elinizi uzatınız ve A, B veya C figürlerinden hangisine uyduğunu belirleyiniz.

A Resmindeki gibiyse parmaklarınız; insanlar tarafından büyüleyici, sosyal, aktif dışa açık, onlar çok çetindirler ve mükemmel sorun çözen insanlardır. Şefkatlidirler ama farkettirmeyebilirler. Bu tür ellere sahip insanlar çoğunlukla bilim adamı, mühendis, asker, stratejik, analizcidirler.

B Resmindeki Gibiyse Parmaklarınız; kendinize öz güveni fazladır. Hatta öz güven patlaması yaşar. Bu kişiler hayatta tek başına başarılı olmak isterler. Bu kişiler hedef odaklıdır, planlıdır, kendilerine hep bir hedef koyar ve onu başarmak için özveriyle çalışır. Rahatsız edilmek istemezler ama takdir edilmekten hoşlanırlar.

C Resmimdeki gibiyse parmaklarınız; barışsever, kavgadan uzak, iyi bir organizatör, denge unsuru, karşılık beklemeyen özverili, ilişkilerinde sadıktırlar. Bu tür ellere sahip olan kişilerle kavga etmeyiniz. Sizin yaptıklarınızı biriktirirler (olumlu, olumsuz) eğer bir gün sizden tüm rövanşı alırsa sakin olun ve düşünün; “ben bu kişiye ne yaptım” acaba diye zihninizi yoklayınız. Eskilerin dediği gibi; “Yavaş atın tekmesi sert olur.” ( Alıntıdır ) Sevgiyle Serkan Sorguç ŞifaChi –

Ağaçların ve Bitkilerin Titreşimleri Sağlığımıza İyi Geliyor

Bir ağaç gibi dimdik durarak, tek başına ve kıpırdamadan İçinde olan biten her şeyin iç organların ve kaslarındaki tüm içsel değişimlerin anlayışına erişirsin. Sürekli uygulama yaparak, doğan tepkileri duyumsarsın. Hep duyumsarsın; bu sürüp gider. İşte sana yol: Ne kadar ilerlersen ilerle, Keşfedilecek harikaların sonu hiç gelmeyecek.”
Lao-Tzu  İsme Tıklayınız
Matthew Silverstone bilimsel olarak ağaçların ve bitkilerin vibrasyon yani titreşimlerinin insan sağlık kalitesini yükselttiğini kanıtladı.
Araştırmalar sadece bir ağaca dokunmanın değil, onun çevresinde bulunmanın bile iyileştirici olduğunu söylüyorlar.
Örnek olarak;
– Selvi ve sedir ısı azaltmak ve yin enerjisini beslemek için
– Söğüt ,yüksek kan basıncı azaltmak için ,idrar yolu ve mesaneyi güçlendirmek için
– Karaağaç zihni yatıştırmak ve mideyi güçlendirmek için
– Akçaağaç,ağrıyı azaltmaya yardımcı
– Keçiboynuzu ağaçları iç ısı dengesine yardımcı olur.
– Hint inciri ağaçları,kalp temizlemek ve vücuttan nemi uzaklaştırmaya yardımcı olur.
– Köknar şişmeyi azaltmak ve kırık kemiklerin daha hızlı iyileşmesi için
– Dikenler, sindirime yardımcı ,bağırsakları kuvvetlendirir ve kan basıncını azaltır.
Ginkgo Biloba, mesane güçlendirmeye yardımcı ve kadınların idrar sorunlarını giderici
Onlarla çalışmak için uygun bir ağaç bulmak amacıyla ormanlara kadar gitmek şart değildir . Etrafınızdaki erişilebilir ağaçlar yeterli olabilecektir.
Ağaç ile olan bu uygulama için günün en iyi zamanı sabahtan öğleye kadar olan süredir.
Ağaç ve bitkilerin bizim bizim psikolojimizi nasıl etkilediği sorusuna verilecek yanıt da bir hayli basit aslında. Her şeyin bir titreşimi olduğunu biliyor ve kabul ediyorsak farklı titreşimlerin bizim biyolojik davranışlarını etkilediğini de kabul etmek zorundayız.
Son zamanlarda yapılan bir araştırma 10HZ titreşimli bir bardak su içmenin kan dolaşım seviyesinin düzelttiğini gösteriyor. Aynı şey ağaçlar için de geçerli, bir ağaca dokunmak onun farklı titreşimiyle temas etmek bizim bedenimiz içindeki biyolojik davranışlarımızı etkiliyor.
Bütün bu araştırmalar gösteriyor ki bir ağaca sarılmak hiç de çılgın bir fikir filan değil.
Bir rapora göre ‘yeşil, açık alanlar zihinsel hastalıkların iyileştirilmesinde anti-depresan ilaçlar kadar etkili olabilirler’.
Örneğin, Tao ustası Mantak Chia’nın ‘Cosmic Tree Healing Qigong’ yani Çikong’un Kozmik Ağaç Terapisi adlı kitabında, ağacın aurası yani enerji alanı ile nasıl bütünleşilebileceğini yazıyor.
Chia ağacın yaşamsal gücünün bedenin hastalığını ya da negatif enerjisini nasıl pozitife çevirebileceğini anlatıyor.
Ağaçla bağlantı kurduğunuzda kendi fiziksel ve duygusal şifanızı kolaylaştırıyorsunuz.
Taocu teoriye göre ağaçlar Yeryüzü enerjisini en iyi alabilen ve onu Kadiri Mutlak enerjiyle birleştirebilen yaratımlar Ağaçlar ve bütün bitkiler ışık frekanslarını alma ve bunu fiziksel dünyaya yiyecek olarak dönüştürme kapasitesine sahipler. Aynı şeyi enerjetik besinler için de yapabiliyorlar.
Taocu görüşe göre ağaçlar sürekli meditasyondalar ve bu onların doğal durumu.
Bir başka ilgi çekici labaratuar çalışması ise İtalya’da Damanhur’da yapılmış. Bu barışçı ekoköy de ağaçların şarkı söylediği tespit edilmiş. Evet yanlış duymadınız ağaçlar şarkı söylüyorlar.
1976 yılından beri Damanhur’da bazı aletlerle yaprakların ve köklerin elektromanyetik değişimleri kaydediliyor ve sonra bunlar seslere çevriliyor.
İlginç olan yan ise bu ağaçların bir tür geri dönüşüm mekanizmasıyla kendi elektirsel tepkilerini kontrol etmeleri ve bir tür farkındalık geliştirerek müzik türlerini seçmeleri.
Damanhur’daki şarkı söyleyen ağaçlar o denli insanları büyülemiş ki insanlar ‘Ağaç Konserleri’ düzenlemeye başlamışlar ve müzisyenler ağaçlar tarafından yaratılan müziği çalmaya başlamışlar. Bu 15 dakikalık video tam da bunu anlatıyor.
Can Cuang (Dikili Kazık Duruşları, Ağaç Duruşları) (İngilizce Yazılışı: Zhan Zhuang) : Ağaç duruşları, Kök salma ve Demir Gömlek duruşlarıdır.
Enerjiyi dönüştürüp topraklayarak yer küreye kök salma anlayışı ile yapılan çalışmaları kapsar
Sözcük anlamı ‘bir ağaç gibi ayakta durmak’tır.
Ağaç duruşları, ruhu ve bedeni eş ölçüde eğiten az sayıdaki çigong sisteminden birisidir.
Ağaç duruşlarının kökeni Çin’de antik çağlara kadar geri gitmektedir. Diğer çigong sistemlerinde olduğu gibi ağaç duruşları da farklı aile ve gruplar içinde gizlice çalışılmaktaydı.
Ön hazırlık çalışmalarından ve aslen statik duruş çalışmalarından meydana gelir. Dahili çigong veya Neigong denilen gruba giren bir alıştırmadır. Savaş sanatları ve sağlık geliştirme amaçlı kullanılır.
Cigong veya Çikung, belirli fiziksel duruşlar ve beden hareketleri ve/veya hayalle birleştirilen nefes tekniklerini kullanarak bedenin enerji dengesini düzenleyen Çin tıbbının ve savaş sanatlarının bir parçası olan Çin kaynaklı biyoenerjetik/enerjetik egzersizlerin genel başlığıdır.
Cigong bedendeki çeşitli sistemleri optimum fonksiyon halinde tutarak vücudun doğal sağlık durumunu yeniden oluşturmasıyla Alternatif tıp uygulamalarının arasında yer almaktadır.
Kelime, yaşam enerjisi anlamına gelen Çi ile çalışma ve inceleme anlamına gelen etkinlik yani gong (ya da Kung /Kung Fu/ kelimesindeki kung ile aynı) kelimesinin biraraya gelmesinden türetilmiştir.
Cigong, vücudun enerji akışını güçlendirip düzenleyen bir enerji çalışmasıdır.
Yaşam enerjisini arttırıp meridyenlerdeki tıkanıklıkları açmak, rahatsızlıkları iyileştirmek, bağışıklık sistemi ve iç organların güçlendirilmesi, fiziksel güç ve dayanıklılığın artırılması için çalışılır.
Her yaş ve sağlık durumuna uyarlanabilen Çigong´un ilk aşaması “Ağaç Duruşları”dır.
Ağaç Duruşları sırasında enerji toplayıp vücudun enerji merkezleri güçlendirilirken meridyenler açılır, metabolizma hızlanır ve solunum derinleşir. Bu duruşlar sayesinde beden güçlenir ve daha verimli çalışır, doğal beceriler gelişir, farkındalık artar.
Hareketli Çigong çalışmalarıyla da Ağaç Duruşları sırasında toplanan enerji çeşitli amaçlar için kullanılır.
Cigong nefes kapasitesini, kan dolaşımını, kalp-damar sistemini ve eklemleri güçlendirir, kemik erimesinden korur, alyuvarlar ve akyuvarlar sayısını arttırır, eklem iltihabı, anjin ve kardiyovasküler rahatsızlıkların tedavisini destekler, uykusuzluk, migren, konsantrasyon bozukluğu ve irritabilite semptomlarını, baş ağrısı, sersemlik ve yorgunluk şikayetlerini azaltır, rahatlık ve sağlık hissi verir.
Ağaç duruşlarının Batı’da tanınmasını sağlayan kişi ise Yu Yong Nian’ın öğrencisi olan Lam Kam Chuen olmuştur.
Lam Kam Chuen ağaç duruşlarının anlatıldığı “The Way of Energy” kitabının da yazarıdır.
Ağaç duruşları adından da anlaşılacağı gibi hareketsiz, belirli bir duruş pozisyonunda bekleyerek gerçekleştirilir.
Herhangi bir hareketin olmayışı sebebiyle yeni başlayanlar için fiziksel ve zihinsel olarak zorlayıcısı olabilen ağaç duruşlarının çok sayıda biçimi olmasına karşın ‘sarkıtma’ ve ‘top tutma’ duruşu adlarıyla geçen iki biçimi en temel eğitimidir.
Duruşlar durdurucu kasları eğitip merkezî denge hali yaratır. Hiç kıpırdamadan büyük bir iç güçle durmak ve özellikle bacakların toprağa çakılı birer kazık gibi güçlenmesi duruşların yarattığı olağan hallerdendir.
Ruhu ve bedeni eş ölçüde geliştiren nadir çigong alıştırma sistemlerindendir.
Yaşam gücünü arttırıp dağılım ve dolaşımını iyileştirerek uygulayıcıyı özel güç yetenekleriyle donatır. İyileştirme alanında insanın yaşam gücünü hastaların ve gereksinim duyanların hizmetine sunmasına olanak verir.
Avuçlardan çıkan güçlü yaşam enerjisi hasarlı alanlarda onarım işlevi görür.
Savaş sanatlarında ise duruşların özel biçimleri de çalışılır. Savunma ve saldırı için büyük güçler geliştirilir. Ağaç duruşları özellikle yi çüen ya da şeng çüen adlı savaş sanatının temel eğitimini meydana getirir. Çok uzun süreli ayakta duruş çalışması yapılır.
  1. Tıp alanında yüksek tansiyon, baş ağrıları ve dönmeleri, şizofreni, beden farkındalığı yitimi, kireçlenme, bronşit, sarılık, karaciğer sertleşmesi, dışkı atımını kontrol edememe ve şeker hastalığı tedavilerinde başarıyla kullanılır.
    Hazırlayan : H.T.Reis
    kaynak: doğala özdeş sanal alem

Yorgunluk ve Baş Ağrısına 30 Demirli Gıda

Yorgunluk ve Baş Ağrısına 30 Demirli Gıda

 

Size kansızlık tanısı konulmuşsa, demir eksikliğinin genel belirtilerini ve bu mineral eksikliğinin günlük hayatınızı nasıl etkileyebileceğini biliyorsunuz: yorgunluk, zayıflık,baş ağrısı, asabiyet, saç dökülmesi…

Demirin kanın organlara oksijen taşımasını ve böylece organların düzgün çalışmasını sağlayan mineral olduğunu unutmak kolaydır. Ancak vücudunuzda yeterince demir olmadığında, öncelikle önemsemeyeceğiniz türden bir yorgunluk yaşarsanız, ardında yavaş yavaş kendinizi bitkin ve halsiz hissetmeye başlarsınız.

Kalbiniz yeterli oksijen almadığında, daha çok çalışmaya zorlanır ve bu sebeple yorgunluk hissi daha belirgin hale gelir. Beslemenize demir açısından zengin gıdalar ilave ederseniz, biz kadınlar için tipik bir sorun olan kansızlıktan kurtulabilirsiniz.

Bugünkü yazımızda sizlere konu hakkında daha çok bilgi vereceğiz. Sağlığınız için son derece faydalı!

Demir açısından zengin gıdaların nasıl bir araya getirileceğini bilmenin önemi

kuru-meyve-yemişİspanyol Beslenme Topluluğuna göre, demir açısından zengin birçok gıda bulunur, ancak önemli olan bunları dengeli ve çeşitli bir şekilde beslenmenize dahil etmeyi bilmektir; böylece vücudunuz ihtiyacı olan mineralleri almış olur. Kadınlarda, aynı zamanda adet dönemlerinde de demir kaybı olduğunu unutmayın.

Enteresan bir şekilde, vücudunuz demiri ince bağırsak yoluyla alır ve bu, aç karna her zaman daha kolaydır. Ancak, demirin düzgün şekilde alınmasını önleyen belli gıdalar da vardır, işte bu yüzden bu gıdaları bir arada tüketirken çok dikkatli olmalısınız:

Aşağıdaki besinler demir açısından zengin gıda alımınızdan ayrı tutulmalıdır:

  • Çay
  • Kepek
  • Yulaf
  • Soya sütü
  • İnek sütü

Bu besinleri beslenmenizden tamamıyla çıkarmak zorunda değilsiniz. Yalnızca vücudunuza diğer gıdalardan demir alması için zaman vermelisiniz. Mesela, kahvaltıda çay içebilir ve bir kase yulaf ezmesi yiyebilir, öğle yemeğinde ise kendinize ceviz ve kuşkonmazlı leziz bir ıspanak salatası hazırlayabilirsiniz.

Kalsiyum, polifenol ve fitik aside dikkat edin

Fitik asit içeren gıdalar demir alımını önler. Bu gıdalara örnek olarak demirin %75’inin alınmasını önleyen buğday unu verilebilir. Çayda bulunan polifenol dedemir alımını en çok engelleyen maddelerden biridir.

Kalsiyumun vücudunuzda çalışma şekli de son derece karmaşıktır. Kemik sağlığı için bu minerale en çok kadınlar ihtiyaç duyarken, kalsiyum tüketimi ince bağırsağınızı çevreleyen hücreler tarafından demir alımını engeller. Buradaki gerçek püf nokta bu gıdaları nasıl bir arada tüketebileceğinizi öğrenmektir.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi lif ve kalsiyum yönünden zengin bir kahvaltı hazırlayabilir ve daha sonra öğle ya da akşam yemeğine C vitamini ve demir alımınızı arttırabilirsiniz. Bazılarınızın bildiği gibi, narenciyeler vücudunuzun bu minerali daha hızlı bir şekilde absorbe etmesini sağlarlar.

Haydi beslenmenize ilave etmeniz gereken en fazla demir içeren gıdaların neler olduğuna bir bakalım.

Demir yönünden zengin olan ve kansızlıkla savaşan gıdalar

ıspanak-salatasıMuhtemelen demir yönünden zengin olan gıdalardan konuşurken aklımıza ilk mercimek gelir. Bu küçük baklagil kansızlıkla çok iyi şekilde savaşırken, farklı tariflerde kullanmayı öğrenerek faydalarını daha da arttırabilirsiniz.

Demir alımınızı daha da arttırmanıza yardımcı olan belli baharat, meyve ve sebzeler de vardır ve ince bağırsağınız tarafından bu mineral alımını hızlandırmanız için C vitaminini de buna ekleyeceğiz.

Bu sayede bazı yemekler “sıkıcı” olmaktan çıkacak: örneğin, brokoli veyaıspanağı karides ve kuru üzüm, ananas ve çam fıstığı ile deneyin. Ya da hindi göğsünü hardallı sandviç ile beraber… Hem sağlıklı hem lezzetli yemekler yemenin yüzlerce farklı yolu bulunur.

Demir açısından zengin bu uzun gıda listesine dikkat edin: 

  • İstiridye
  • Brokoli
  • Karides
  • Biber
  • Kekik
  • Defne yaprağı
  • Maydanoz
  • Ispanak
  • Nohut
  • Hindiba
  • Roka
  • Hardal
  • Kimyon
  • Dereotu
  • Kırmızı et
  • Fesleğen
  • Tarçın
  • Kurutulmuş yabani mercanköşk
  • Pulbiber
  • Köri
  • Rozmarin
  • Karabiber
  • Konserve sardalya
  • Mercimek
  • Paprika
  • Mısır
  • Fırında hindi
  • Sosis
  • Beyaz biber
  • Deniz tarağı
  • Yumurta akı
  • İncir
  • Erik
  • Bitter çikolata
  • Portakal

portakal-suyuHer öğünden sonra, tatlı olarak zengin bir meyve salatası yemenizi ve bu sayede portakal, kivi, papaya ya da mangolarla ihtiyacınız olan C vitaminini almanızıöneririz. Ayrıca bu öğünleri bir araya getirebilir veya smoothie haline de dönüştürebilirsiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sana çok hoş davranan dostun-arkadaşın, bi bakarsın buz gibi oluverir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Işıl İPEKÇİ’nin (0536 508 19 73)Yenilenmiş Tasarımıyla Melekler Sizi Korumak İçin Bekliyor…

 

Işıl İpekçi dünya tatlısı şeker mi şeker bir insan.  Kendisini meleklere adamış ve bu muhteşem tasarımlar ortaya çıkmış. Bu muhteşem tasarımlardan  ben kendime Baş Melek Rafael ve Baş Melek Mikael’in olduğu kolye ve ayraçlardan aldım.

Peki sizin ihtiyacınız ne?

Hangi melek sizin şansınızı, yaratıcılığınız, güveninizi, bolluk ve bereketinizi arttıracak.

İşte tüm bunları öğrenmek için Işıl İpekçi’yi 0536 508 19 73’ten arayabilir ve sizi koruyup kollayacak meleklerinizi  sipariş edebilirsiniz. Ayrıca şimdi kaşkollara da takacak şekilde yeni melek tasarımları da geldi. Kaçırmayın…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cildinizi Güzelleştirmek için 5 Öneri

Sağlıklı cilt güzelliği ve sağlığı yansıtır. Zamanın geçmesi, güneşin etkileri, zayıf beslenme ve hatta stres cildin en büyük düşmanlarıdır. Peki, görünümünüzü geliştirmek için ne yapmalısınız?

Bazen güzellik malzemelerine, kremlere, makyaj ürünlerine çok para harcarız, amaemin olun ki evde yapabileceğiniz ve size çok yardımı dokunacak bir çok ev yapımı tarif vardır. Güzel bir cilt için gelin bunları beraber keşfedelim. Bunlara bayılacaksınız!

1. Cildiniz çok hassastır. Ne tür bir tedavi uyguladığınıza dikkat edin.

sağlıklı-cilt

Bazen bize yardım etmekten çok uzak olan kremlere ve jellere çok fazla para harcıyoruz. Bunlar hem işe yaramıyor hem de cildimizin dengesini bozabiliyor.Uyguladığınız ürünün içeriğini her zaman dikkatlice okuyun ve her şeyden önce içinde çok fazla asit olan, cildi kurutan malzemelerden uzak durun.

İçeriğinde en fazla doğal malzemenin ve en az kimyasal maddenin olduğu ürünleri tercih edin.

2. Cildi Ölü Deriden Arındırmanın Önemi

ölü-deri-keseleme

Cildi ölü deriden arındırmak bir rutin olmalı. Ölü deriyi almalısınız ki cilt kendini yenileyebilsin. Çünkü üst derinin temizlenmesi de böbreklerin veya karaciğerin temizlenmesi gibi önemlidir.

  • Cildi ölü derilerden arındırmanın bir yolu da yulaf kullanmaktır. Sadece bir yemek kaşığı yulafı banyo sırasında bir keseye koyun. Cildiniz hala nemliyken, iyice kese yapın ve ölü derileri alın.
  • Kahve de çok güzel bir cilt temizleyicidir. Bunun özelliklerinden yararlanmak için, sabah içtiğiniz kahvenin tortusunu kullanın. Bir kaba alın, içine 200 ml badem yağı ekleyin. İyice karıştırın ve banyo sırasında cildinize uygulayın. Bir duş eldiveni yardımıyla, cildinize dairesel olarak masaj yapın. Eğer bunu her gün yaparsanız cildinizin daha yumuşak ve parlak olduğunu fark etmeye başlayacaksınız.
  • Bal temelli bir karışım hazırlayabilirsiniz. Bir yemek kaşığı bal, iki öğütülmüş badem, bir kaç damla limon suyunu karıştırın. Parmaklarınızla cildinize uygulayın, dairesel olarak masaj yapın. Sonra soğuk su ile durulayın. Harika sonuçlar elde edeceğinizi garanti ediyoruz!

3. Daha iyi bir diyet

çilek-suyu

Daha sağlıklı, genç ve parlak bir cilt için çok lezzetli doğal meyve suları yapabilirsiniz. Her gün yapabileceğiniz meyve suları var. Bunlar hem cildinize iyi gelir hem de vücudunuza bir çok mineral ve vitamin sağlar. En iyi meyve sularını bir kenara not edin:

  • Havuç ve elma suyu:  Güne başlamak için muhteşem. Sadece iki havuç ve bir yeşil elmaya ihtiyacınız var. Hepsini iyice yıkayıp temizleyin ve kabuklarını soymayın çünkü kabukları sizin için çok faydalı besleyici ögeler içerir. Her şeyi meyve suyu sıkacağına veya miksere koyun ve üstüne bir bardak su ekleyin. Bayılacaksınız!
  • Çilek, salatalık ve limon suyu: Çok lezzetli bir antioksidandır, cildinizi nemlendirir, her gün ihtiyacı olan besleyici ögeleri kazandırır. 10 çilek ve küçük bir salatalık alın. İyice yıkayıp hepsini bir bardak suyla miksere koyun. Biraz limon suyu da ekleyin. Doğal limon kullanmanız önemlidir. Bir kaç buz küpü de ekleyebilirsiniz. Böylece öğlen arasında içebileceğiniz ferahlatıcı bir meyve suyu elde edeceksiniz!

4. Cildinizi nemlendirmek için en iyi yöntem nedir?

sıkı-surat

Aloe veranın faydalarından sayfamızda sık sık bahsediyoruz. Düzenli olarak kullanıldığında, cildinize elastik, sağlıklı ve nemli bir hal kazandırır, bu da güneşin ve erken yaşlanmanın olumsuz etkileriyle savaşmada çok iyidir.

  • Sabahları cildinize bir yemek kaşığı aloe vera jeli uygulayın. Yüzünüze koyun ve sıvısıyla cildinizin üzerine sert bir tabaka oluşana kadar bekleyin. 15 dakika bekletin ve sonra demleyip soğuttuğunuz papatya çayına bir pamuk bandırarak bununla yüzünüzü temizleyin. Harikalar yaratacak!
  • Geceleri daha basit olan kuşburnu yağı temelli tedaviyi uygulayın. Sonuç olarak, cildiniz yenilenir, nemlenir, sıkılaşır. Muhteşemdir.

5. Güzel bir cilt için temel bir sır… Günde 8 saat uyuyun!

 

Şaka gibi gelecek ama çok güzel bir cildin sırrı aynı zamanda günde 8 saat uyumaya dayanıyor. En az 8 saat! Bilmelisiniz ki az uyumak ve uykusuzluk erken yaşlanmaya sebep olan serbest radikallerin oluşumunu tetikler.

Cilt parlaklığını kaybeder, üst derinizdeki kılcal damarlar şişer, toksinlerle dolarsınız ve klasik sıvı tutulumu yaşarsınız. Korkunç göz çevresi halkaları oluşmaya başlar. Sadece bu da değil: Yeterince uyumamak vücutta kortizol ve glükoz seviyelerini arttırır, bu da hipertansiyon ve hatta obeziteye yol açar. Şaşırtıcı ama doğru.

Uyumak sizi rahatlatır, vücudunuzun temizleme ve oksijenlenme işlevlerini yerine getirmesini sağlar ve sonuç olarak cildinizin daha az şişkin ve daha sağlıklı olmasını sağlar. Kendinizi daha iyi hissedersiniz ve bu içten gelen iyilik hali yüzünüze ve güzelliğinize yansır. Bunu hatırlayın ve hiç bir zaman günde en az 8 saat uyumaktan vazgeçmeyin: Böylece mümkün olduğunca genç ve güzel bir cilde sahip olacaksınız. Sadece yukarıda verdiğimiz önerileri uygulayın!

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OYSA BEN HİÇ İNSAN KAYBETMEDİM…

 

Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim… Ne hissettiysem onu söyledim , onu yaşadım… Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım…

Asla keşkelerim olmadı… Hiçbir zaman kendimle vicdan muhakemesi yapmak zorunda kalmadım… Karşıma bazen gerçek yüzler, bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım..

Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim… Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim…

Sevdiysem sonuna kadar gittim,bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim… Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım… Ama hata insana mahsustur dedim..

Affettim , af diledim..
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim..Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.Belki de içten içe sinsice güldüler… Ama asıl unuttukları şuydu… Ben aldanmadım…

Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar… Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için… Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için… Oysa ben hiç insan kaybetmedim… Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar…

Can Yücel

Varınca Çaldır, Konum At, Ekle, Laykla :)

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Varınca Çaldır, Konum At, Ekle, Laykla :)

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »