Gökyüzündeki Ağır-Abiler’in ‘’en asık suratlısı’’ Satürn 18 Eylül itibariyle Yay’a dönüp, 20 Aralık 2017’ye kadar bu burçta yolculuğunu sürdürecek…

kahve[1]

KOÇ ve Yükselen KOÇ: Akrep burcundan geçerken Koçları alışmakta zorluk çektikleri değişimler, kaynak kısıtlamaları ve (sevdiklerini/sağlıklarını/güçlerini) kaybetme korkuları sınayan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken hayata bakışlarını ve ileri dönük planlarını güncellemelerine neden olacak. Bu süreçte, düşünce sisteminizde kalıcı değişiklikler olduğunu farkedeceksiniz. Ya hayallerinizi ya da onları gerçekleştirmek için kullandığınız yöntemleri elden geçireceksiniz. En fazla zorlanacağınız konu ise ”gizli güvensizlik” faktörünü aşmak olacaktır. Koç zora düşmüş, yitirmiş, güçsüz kalmış olmayı en zor sindirebilen burçlardan biridir. Son birkaç yılın deneyimlerini derse çevirememiş olan Koç’ların, kendilerine ve hayata karşı çocukça bir güvensizlik geliştirmiş ve adım atmaktan ürkmeye başlamaları mümkündür. Ama tutarlı ve sabırlı davranmanız halinde, güven duygunuz yeniden pekişecektir. Unutmayın; Hayatın adaletini ve güvenirliğini, genelde akışın beklentimize uyması ile ölçeriz. Oysa ”büyümemizin” ölçüsü hayatın akışına saygı duymak ve uyum göstermek ile paraleldir.

BOĞA ve Yükselen BOĞA: Akrep burcundan geçerken Boğaları gönül ve iş ortaklıkları sınayan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken kontrolleri dışındaki değişimlere ayak uydurmalarına neden olacak. Kontrol takıntısı ve kalıcılık arayışı ile bilinen Boğa Burcu için sağlam bir sınav olacağına şüphe yok 😉 Bu dönemde bazı mal ve kaynakları elden çıkartıp elde ettiklerini yeni bir düzen kurmak ya da borçlarını kapatmak için kullanabilirler. Ama bol keseden harcamak yerine, kontrollü ve tok gözlü olmaları, beklentilerini makul tutmaları gereken bir dönemdir. Aile yapılarında, yaşam standardı anlayışlarında bazı değişimler olabilir. Sağlık önlemleri almaları veya erteledikleri tedavileri görmeleri de gerekebilir. Bu devrede beklentilerini doyurmak için risk alma arzuları ile kaybetme korkuları arasında kalmaları mümkündür. Unutmayın; Hayatın yaşamaya değer ve doyurucu olması, bize sonsuz kaynaklara sahip olmak ve onları sınırsızca kullanmak gibi gelir. Oysa ”hoşnutluk” kaynaklarımızı verimli kullanarak ve şükretmeyi bilerek varılan bir doygunluk halidir.

İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: Akrep burcundan geçerken İkizleri hayat standartlarını korumak için her zamankinden fazla uğraşmaya ya da çok rahat etmedikleri koşullarda çalışmaya mecbur eden ve fiziksel kondisyonlarını / yeme içme biçimlerini elden geçirmeye yönlendiren Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken iş ve hayat arkadaşlıklarına yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Kişisel hareket alanlarına verdikleri önem kadar güçlü ilişki ağları ile de bilinen İkizler Burcunu, ilişkilerdeki tavırlarını ve beklentilerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, maddi ya da manevi ortaklıklar kurduğunuz kişilerle karşılıklı güveninizi, ilişkilerin size katkılarını ve getirdiği yaptırımları sorgulayacaksınız. Evlilik ya da boşanma kararı alabilirsiniz. İkili ilişkilere bakış açınız ya da ilişkide olduğunuz insanların tutumları ve beklentileri tamamen değişebilir.  Ticari işbirliklerinizi elden geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Unutmayın; Özgürlük size ”istediğinizi yapmak” gibi gelebilir. Oysa sadık kalmak da bir açıdan bakınca zaaflarından özgürleşmektir. Ve bazen sizi hayatta tutan, çevrenizdeki insanların sadakatidir.

YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Akrep burcundan geçerken Yengeçleri ”mutluluk anlayışları, üretken olma ve hayat enerjilerini kullanma şekilleri”  konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken hayat standartlarına ve çalışma biçimlerine yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Konfor alanlarına verdikleri önem ile bilinen Yengeç Burcunu, ”kaliteli bir yaşam”, ”iyi bir iş” ve ”huzurlu ve sağlıklı bir hayat” kavramlarını değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, hayattan beklediklerinizi elde etmek için ne yaptığınızı sorgulayacaksınız. Kaygılı ve güvensiz hissettiğiniz için hem kendinizi hem de yaşadığınız ortamı fazlasıyla eleştirmeniz ve yargılamanız mümkündür. Bu süreçte iş ortamınızı ya da çalışma biçiminizi değiştirme kararı alabilirsiniz. Günlük alışkanlıklarınızı yeni oluşan koşullara göre değiştirmeniz, yeme/içme alışkanlıklarınızı ise sağlık gereksinimlerinize göre düzenlemeniz gerekebilir. Bedensel olarak da, davranış modeli olarak da daha kontrollü ve disiplinli olacaksınız. Unutmayın; Huzur size ”zorluk çekmemek” gibi gelebilir. Oysa zor gibi görünen koşullarla baş edebildiğinizi görmek size dirayet ve içten gelen bir güven hissi kazandıracaktır.

ASLAN ve Yükselen ASLAN: Akrep burcundan geçerken Aslanları ”sabır, güvenlik ve aidiyet anlayışları”  konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”mutluluk anlayışlarına ve üretkenlik şekillerine” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Coşkulu bir hayat sürmeye, popüler bir insan olmaya verdikleri önem ile bilinen Aslan Burcunu, ”varolmanın anlamına ve üretken olmaya dair” düşüncelerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. 2.5 yıllık devre içinde, genel olarak hayatınızın hızını biraz kesmeye karar verebilir, enerjinizi boşa harcamak yerine somut bir üretime odaklamak isteyebilirsiniz. Aşk ilişkilerinde yaklaşımınız daha mesafeli ya da tutarlı olabilir. Çocuk sahibi olmayan Aslanlar bu devrede karar alabilir ya da bir başkasının sorumluluğunu üstlenmek yoluyla çocukluktan çıkmayı kabullenebilirler. Bu süreçte enerjinizi odakladığınız alanlar ve kullanma biçiminiz dönüşecektir. Unutmayın; Hayatın anlamı ”anlık güdülerine göre yaşamak ve kendi mutluluğunu her şeyin önüne almak” gibi görünebilir. Oysa bir amaca kendini adamak kadar hayata değer katan ve kendimizi anlamlı hissettiren bir şey yoktur.

BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: Akrep burcundan geçerken Başakları ”iletişim biçimleri ve yakınlık kurma anlayışları” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”güvenlik, aidiyet ve düzen” anlayışlarına yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Aile ilişkilerinde ve özel hayatlarında hakimiyeti ellerinde tutmaya ve kuralları koyan kişi olmaya verdikleri önem ile bilinen Başak Burcunu, ”hayatı çekip çevirmeye dair” düşüncelerini değiştirecekleri bir süreç bekliyor. Bu dönemde üzerinize yeni sorumluluklar alabilir ve bu sorumlulukların size kişisel hakimiyet ya da güven duygusu kadar ”yük” de getirdiğini idrak edebilirsiniz. Ailenizin yapısında farklılıklar olabilir. Aile büyüklerinizle ilgilenmeniz gerekebilir. Evlenmek ya da boşanmak gibi, kişisel statünüzde değişiklik getiren adımlar atabilirsiniz. Bu dönemde, ait ve sahip olmak kadar sınır koymayı ve son vermeyi de öğreneceksiniz. Unutmayın; Alan değil veren olmak daima güç sağlar. Ama onay ya da saygı görmek için veren kişi de, en az alan kadar bağımlıdır. Eğer başkalarını hoşnut etmek için değil vicdanınızı hoşnut etmek için verirseniz, hem özgür, hem duruma hakim hem de yararlı biri olursunuz.

TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Akrep burcundan geçerken Terazileri ”değer anlayışları ve öncelikleri” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”yakınlık kurma biçimlerine ve iletişim anlayışlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Teraziler, sözleri ve davranışları ile insanlara ayar vermeyi önemserler 🙂 İlişki yönetimi onların hayatlarının merkezindedir. Ama vaatkar olmanın da, beklentili olmanın da bir sınırını koymak gereken zamanlar vardır! Bazen insan başkalarını işine karıştırmadan başının çaresine bakmayı, bazen de başkalarının taleplerine göre değil kendi tercihlerine göre davranmayı öğrenmelidir. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde çevrenizi ihtiyaçlarınıza göre daraltacak, sözlerinizi seçerek kullanacak, gerektiği kadar yapıp, gerektiği kadar vereceksiniz. Gücünüzü ilişkileriniz kadar kendinizi de yönetmekten alacaksınız. Bu süreçte, konfor alanınızı korumak için ne kadar fedakarlık yapabileceğinizi kendinize sık sık soracaksınız. Unutmayın; İnsan insana muhtaçtır. Ama kendine yetmeyi bilmeyen insan başkasına da yararlı olamaz ve kendine sınır çizemeyen insan, ”ben” derken ne kastettiğini bilmez.

AKREP ve Yükselen AKREP: Üzerlerinden geçerken Akrepleri ”kendilerini baştan yaratmak” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”değer anlayışlarına ve maddi / manevi önceliklerine” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Akrepler daralmayı sevmezler! İhtiyaç duyabileceklerini düşündükleri her şeyi ellerini altında bulabilmek ve canlarının çektiğini yapabilmek isterler. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde ihtiyaçlarınızı kaynaklarınıza göre daraltacak, paranızı, vaktinizi, yeteneklerinizi ”önceliklerinizi dikkate alarak” kullanacaksınız. Yeni bir işe başlamanız, çalışma ya da para kazanma biçiminizde meydana gelecek değişimlere uyum sağlamak için uğraşmanız mümkündür. Konumunuzu korumak için eski yöntemlerin yeterli olmadığını fark edeceksiniz. Bu süreçte ”sevilmeme/önemsenmeme kaygınız” tavan yapsa da kendinizi suni dramalara kaptırmayın 😉 Talep ve sunum biçiminizi elden geçirin. Kendinizi, ”risk alarak ve tehdit oluşturarak” değil, ”güven duyup güven vererek” önemli hissedin. Unutmayın; Değeri zaman içinde değişmeyen hiç bir şey yoktur… Ama öz-değerlerini zaman içinde koruyan insanlar vardır.

YAY ve Yükselen YAY: Akrep’ten geçerken, Yayları ”iç dünyalarını keşfetmek” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”benlik tanımlarına ve sınırlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Yaylar sınırlanmayı sevmezler… Ama sınır yoksa tanım da yoktur! Ve tanımlanamayan hiç bir şeyin elle tutulur bir anlam ya da değer sahibi olması mümkün değildir. Dolasıyla, Yaylar önümüzdeki 2.5 yıl içerisinde ne olmak istiyorlar öyle davranmayı, ne bulmak istiyorlarsa öyle olmayı öğrenecekler. Yalnız manen değil, vücut olarak da güçlenmeye ve fazlalıklarınızdan kurtulmaya yöneleceğinizi müjdelemem lazım 🙂 Satürn’ün en iyi yanı insanı her türlü FİT yapmasıdır. Davranış modelinizin yeni sınırlarını çizerken, bir yandan da güvenlik sınırlarınızı aştığınızı ve güçlü hissetmek için ‘normalde” davrandığınız gibi davranamayacağınızı da göreceksiniz. İş ve özel hayatınızda gelişme sağlamak için, önce kendi tavrınızı elden geçireceksiniz. Unutmayın; Özgürlük, sınırlara saygı ile mümkündür… Ve kendini kontrol altına almayı bilen birini hiç kimse kontrol edemez 😉

OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Akrep’ten geçerken, Oğlakları ”insanlar ve olaylara uygun mesafede durmak” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”manevi dünyaya, hayatın elle tutulamayan boyutuna, aynada gördükleri yüzün arka planına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Oğlaklar belirsiz sularda yüzmeyi sevmezler… Ama davranış modellerimiz ve seçimlerimiz, kendimize dahi itiraf etmediğimiz birçok eğilim ve bastırıldığı için farklı  yollardan kendini ortaya koyan gizli motivasyonlar ile şekillenir! İçimizde sakladığımız ”zayıf, suçlanmaktan korkan, hayata endişeyle bakan” çocuğu tanımadan, kendimizi tanımamız mümkün değildir. Oğlaklar için, kendilerine itiraf etmedikleri zaaflar ile baş etme zamanıdır. Bu süreçte, ne yapmaları gerektiğine ”alıştıkları yöntemlerle” karar veremedikleri durumlar olabilir. Yön bulmak için, hayatın görülen ve dokunulan dünyadan daha derin bir anlamı olduğuna dair güvenlerini ve bu boyuta teslim olma/direnme eğilimlerini elden geçirmeleri gerekecektir. Unutmayın; Bir insanın kendisi için yapacağı en iyi ilk şey, gölgesi ile yüzleşmek, ikincisi de hayat yolu ile barışmaktır. Varoluş amacına uygun yaşamayı bütün kalbiyle isteyip bu yola teslim olan kişi bir kurban değil, bir görevlidir.

KOVA ve Yükselen KOVA: Akrep’ten geçerken, Kovaları ”sorumluluk anlayışı ve statü kaygısı” konusunda eğiten Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”hayatın akışı içinde karşılarına çıkan insanlar, olaylar ve olasılıklara” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Kovalar meraklı kişiliklerdir. Zira ”aslında risk sevmezler.” Kendi seçtikleri risklerin üzerine gidip, kendi istedikleri alanlarda hayata ve insanlara meydan okumaya kalkışmalarının nedeni, seçmedikleri ve kontrol edemedikleri bir müdahaleye, habersizce yakalanmama arzularıdır 🙂 Ama hayatın ve insanların üzerine bu kadar gitmeye gerek var mıdır? Ya da, insanın diğer insanlarla ve hayatla ilişkisi hep ”baş etmek” kıvamında mı şekillenmelidir? Önümüzdeki 2.5 yıl boyunca, çaresizliği ya da etkisizliği değersizlik ile eş anlamlı görmemeyi öğrenmeniz gerekir. Bu süreç insanları ve olayları manipüle etmeyi seven Kovaları, hayata müdahale etmek yerine gözlemek, dengeyi bozmak yerine dengede kalmak, kendi tercihlerini dayatmak yerine olaylara ve insanlara uygun mesafede durmak konularında eğitecektir. Unutmayın; en büyük risk, hayat değil insanın kendisidir 😉

BALIK ve Yükselen BALIK: Akrep’ten geçerken, Balıkları ”hayat planlarını” elden geçirmek zorunda bırakan Satürn, Yay Burcu’nda ilerlerken ”sorumluluk ve statü anlayışlarına” yeni bir gözle bakmalarına neden olacak. Balıklar olaylara hakim olmaya değil, akıştan etkilenmeden bildiklerini okumaya odaklıdırlar 😉 Her Balık, belirsiz suların özgürlükle eş anlamlı olduğunu ve sınırı çizilip adı konulmuş her durumun, başta insanın kendisini sıkıntıya sokacağını bilir. Ama bazen inisiyatif kullanmak, yön çizmek, kendimize ve bize yönelik beklentilere bir isim ve sınır koymak, eh tabi sonra da bunun gereğini yapmak gerekir :))) Önümüzdeki 2.5 yıl boyunca Balıklar kendilerine ”Ben Kimim?” sorusunu soracak ve yaptıkları tanımın hakkını vermek konusunda çaba göstereceklerdir. Kendinizi bir eleman, bir yönetici, bir eş ya da bir ebeveyn olarak ispat etmeniz beklenecek, beklentilere uygun olmadığınız durumlarda onay almanız da, kendinizden hoşnut olmanız da zorlaşacak, ve bir noktada kendinize ”neden böyle bir duruşu tercih ettiğinizi” sormanız gerekecektir. Unutmayın; kendimize saygı duyabilmek için bazen rahatımızdan bazen de başkalarının gözündeki yerimizden fedakarlık etmemiz ve her iki durumda da sorumluluğu üstümüze almamız gerekir.

kaynak:  junoastrology.com sayfasıdır

Kürk Mantolu Madonna’dan: Bir Vazgeçiş Öyküsünün Başkahramanı Raif Efendi’den 17 Alıntı

Raif Efendi.. 

Bazılarına göre korkak. Hatta o kadar ki Maria’nın bahtsızlığı böyle bir adamı sevmek, Raif’in şansı Maria gibi bir kadın tarafından sevilmek derler..

Bazılarına göre ise yaşadığı doyumsuz saadeti bozmak istemeyen bir aşık.. Korkar çünkü, hadiselere, sevgiye, aşka, hatıralarında bile dokunmaya ürkecek kadar kıymet verir..

Raif Efendi..

1. Esas olan yalnızlıktır..

Esas olan yalnızlıktır..

”Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.”

2. Ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için..

Ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için..

”Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ancak birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gidecekti. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu..”

3. Körler gibi.. Rastgele..

Körler gibi.. Rastgele..

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

4. İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı..

İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı..

Hızlı hızlı otele döndüm. Kahvenin gramofonu ve Suriyeli kadının şarkısı kesilmişti. Arkadaşım yatağına uzanmış kitap okuyordu. Bana yandan bir göz attı:

“Ne o, çapkınlıktan mı geliyorsun?” dedi.

İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı… Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanin kafasının içini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?

5. Boğulacak kadar yalnızım..

Boğulacak kadar yalnızım..

”Berlin’de yalnızsınız değil mi?” dedi.

”Ne gibi?”

”Yani… Yalnız işte… Kimsesiz… Ruhen yalnız… Nasıl söyleyeyim… Öyle bir haliniz var ki…”

”Anlıyorum, anlıyorum… Tamamen yalnızım… Ama Berlin’de değil… Bütün dünyada yalnızım… Küçükten beri…”

”Ben de yalnızım…” dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: ”Boğulacak kadar yalnızım…” diye devam etti, ”Hasta bir köpek kadar yalnız…”

6. İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir..

İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir..

“Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?” diye sordum.

“Hayır” dedi, “senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil: Çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması… İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar tek bir yoldan ibarettir ve bunu üzerinde yapılan her taksimat sunidir…”

7. ‘Aşk’ daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

'Aşk' daha güzel nasıl anlatılabilir ki?

“Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum.” dedi. “Bu eksiklik sana değil, bana ait…bende inanmak noksanmış… Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar…. Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın. Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum… Seni istiyorum…İçimde müthiş bir arzu var… Bir iyi olsam!”

8. Çoçukluğumdan beri ilk defa..

Çoçukluğumdan beri ilk defa..

“…Çocukluğumdan beri belki ilk defa olarak, hayatımın sebepsizliğini ve boşluğunu düşünerek içim ezilmeden, “bugün de geçti işte… ve bütün günlerim hep böyle geçecek, sonra da ne olacak sanki, demeden uykuya daldım..”

9. Aşk, mukavemet edilemez bir istektir!

Aşk, mukavemet edilemez bir istektir!

”Benim beklediğim aşk başka!’ dedi. ‘O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!”

10. Unutamamak..

Unutamamak..

“Bir akşam eve dönerken mahallenin bakkalına uğramış, öteberi almıştım. Tam kapıdan çıkacağım sırada, karşı evin bir odasında kira ile oturan bekarın radyosu Weber’in Oberon operası uvertürünü çalmaya başladı. Az daha elimdeki paketleri yere düşürecektim. Maria ile beraber gittiğimiz birkaç operadan biri de buydu ve onun Weber’e hususi bir muhabbeti olduğunu biliyordum; yolda hep onun uvertürünü ıslıkla çalardı. Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde “bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”

11. Her zaman bir şeyler noksandır..

Her zaman bir şeyler noksandır..

“Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.”

12. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor..

Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor..

”Bir kadın, tren penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Göz mü mühim, kömür parçası mı? Asıl hayat teferruattan ibarettir. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyor.”

13. Merhamet nedir?

Merhamet nedir?

“…Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur…”

14. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.

Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.
”İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”

15. ”Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.”

''Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.''

“Ona hakikaten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece müteessirdim. ‘Bunun böyle olması lazımdı’ diyordum. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.”

16. Bazen birileri sizin için herkes olur..

Bazen birileri sizin için herkes olur..

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

17. Hayat..

Hayat..

”Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim.”

kaynak: onedio

Bayramda İstanbul’da Kalanlar Üzülmeyin: İstanbul’da Az Bilinen Cennet Gibi 14 Yer

1. Atatürk Arboretumu

Atatürk Arboretumu
Atatürk Arboretumu, Sarıyer’de, Belgrad Ormanı’nın güneydoğusunda, 345 hektarlık alana kurulmuştur. Arboretumda 1500’ü aşkın bitki türü vardır. Arboretum’un doğa güzelliği, farklı bitki türleri ve gölü sizi mest edecektir.

2. Aydos Tepesi

Aydos Tepesi
Kartal, Pendik, Sultanbeyli ve Sancaktepe ilçelerinde bulunan Aydos Tepesi 537 metrelik tepe yüksekliği ile İstanbul‘un en yüksek tepesidir. Ayrıca, İstanbul’un en güzel ormanlarındandır. Böylesi güzel bir atmosferde piknik yapabilir, kuş cıvıltılarıyla birlikte kafanızı dinleyebilirsiniz.

3. Aynalıkavak Kasrı

Aynalıkavak Kasrı
Aynalıkavak kasrı, İstanbul‘un Hasköy, Beyoğlu kıyısında bulunur. Bahçesi özellikle ilkbaharda muhteşemdir. Alt katında, klasik türk müziği aletlerinin sergisi yapılır. Doğayı, tarihi ve yeşillikler içinde kahvaltı yapmayı sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında gelir.

4. Ayvat Bendi

Ayvat Bendi

Göktürk – Kemerburgaz – Bahçeköy yolu üzerinde bulunmaktadır. İstanbul‘un içinde fakat tüm karmaşadan uzak bu yeşil alan, sizi saatlerce dinlendirecek. Bisiklet parkurunda bisiklet sürebilir, piknik yapabilirsiniz.

5. Beykoz Riva

Beykoz Riva

Riva Beykoz ilçesine bağlı bir mahalledir. Yaz aylarında İstanbul’da denize girilecek yerlerdendir. Tüm mevsimlerde gidilip görülmesi gereken yerlerden biridir. İçinde birçok plaj, mesire ve kamp alanı vardır.

6. Baltalimanı Japon Bahçesi

Baltalimanı Japon Bahçesi
Japon bahçesi, adından da anlaşılacağı gibi Baltalimanı, Sarıyer’dedir. Türk ve Japon halklarının kardeşlik duygularını pekiştirmesi, her iki ulusun kültürel iletişimi gerçekleştirmesi ve birbirlerini daha iyi tanıyabilmeleri adına planlanmıştır.

7. Çilingöz

Çilingöz

Çatalca’nın içinde, yaklaşık 1 – 1,5 saatlik uzaklıkta olan, mükemmel bir denizin bulunduğu ve havasının çok temiz olduğu bir kamp alanıdır. Denize girip, doğayla haşır neşir olabilirsiniz.

8. Durusu Gölü

Durusu Gölü

İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıktadır. Sazlıklarda yuva yapan karabataklara, yaban ördeklerine ve pelikanlara rastlayabilirsiniz. Durusu Gölü’ne gitmişken, yine aynı isimli Durusu Köyü’nü de gezmenizi tavsiye ederiz.

9. Dönüşüm Manastırı

Dönüşüm Manastırı

Dönüşüm Manastırı, Kınalıada’nın Manastır Tepesinde’dir. Bizans’a ait bir manastır kalıntısının üstüne yapıldığı biliniyor. Manzarası muhteşem, tarihi kalıntıları görülmeye değerdir. Dönüşüm Manastırı’nda oksijene de doyacaksınız.

10. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
Botanik ressamlığı, bahçevanlık gibi kursların bulunduğu muazzam güzelliklerin olduğu bir bahçedir. Zamanla kendi ekosistemini yaratmış, birçok hayvan türüne ev sahipliği yapıyordur. Mutlaka gidilmesi gereken yerlerdendir.

11. Polonezköy

Polonezköy

Polonezköy, İstanbul‘un Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı “Adampol” olan Polonyalı köyüdür. Doğası çok güzeldir. Yemyeşildir bir alana sahiptir. Piknik yapmak, hamak keyfi yapmak için idealdir.

12. Sardala Koyu

Sardala Koyu

Sardala Koyu, bir doğa harikası denebilecek güzellikte, kayalarla çevrili, denizi ılık ve güzel, görülmesi gereken yerlerdendir. Ağva’ya 15 km uzaklıktadır.

13. Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı, Fatih ilçesi sınırları içerisinde kalan Edirnekapı semtinde; kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiş, konum olarak Edirnekapı ve Eğrikapı arasında kalan kalın duvarlı bir saraydır. Tarih severlerin mutlaka gezip görmesi gereken yerlerden.

14. Madam Martha Koyu

Madam Martha Koyu
Burgazada’nın en güzel koylarındandır Madam Martha Koyu. Yeşille mavinin birbirine karıştığı, hem doğanın hem de denizin çok güzel olduğu bir koydur. Günbatımı izlemek için idealdir.
kaynak: onedio

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ekmek Mayasıyla 2 Ayda Değişime Hazır Olun…!!!

12009693_499757693524181_9207478215033935706_n[1]

Son yıllarda, bitki kökenli doğal malzemelerin kullanımı arttı. Bunun nedeni doğal kozmetiğin gücünün farkına varılması. Bu kez bir doğal güzellik mazemesinden söz edeceğim ki, denediğinizde çok yönlü değişime tanık olacaksınız.

Ekmek mayası cildi pürüzsüz hale getirmek için çok elverişli bir madde. Kırışıklıkların oluşumunu önlemek için maskesini kullanın. Çünkü B1, B2, B6 ve B12, amino asitler ve fosfor, potasyum, çinko, demir, manganez, kalsiyum, magnezyum olmak üzere birçok mineral içeren ekmek mayası cildi yeniler, korur.

Maya, kuru, yıpranmış cilt ve saçlar için de mükemmeldir. Aynı zamanda zayıf ve kırılgan tırnakları güclendirir. Eğer hasarlı, çizgili cilde ve yıpranmış tene sahipseniz, maya maskeleri 2 ay içinde bu sorunları giderir. Ana malzemesi maya olan çeşitli maskelerin nasıl hazırlanacağının tarifini verdim. Haftada 2 kez uygulayın. Yalnız kullanmadan önce cildinizin iyice temizlenmesi gerekir.

Maya ve süt 3 yemek kaşığı sütü biraz ılıtın ve 1 paket mayayı ekleyin ve kremsi karışım elde edince yüz ve boyuna uygulayın 15-20 dakika bekletin. Daha sonra ılık su ile durulayın,

Maya, bal ve zeytinyağı 1 şeker kaşığı zeytinyağını ılıtın. Maya ve 1 çorba kaığı balı karışırın. Zeytinyağını ilave edin. Elde edilen bulamacı yüzünüze sürün. Maske sertleşince, parmaklarınız yardımıyla çıkarın ve ılık suyla yüzünüzü yıkayın.

Maya, süt, keten tohumu ve badem yağı 1 paket mayaya bir tutam ezilmiş keten tohumu ve 3-4 damla badem yağı, biraz da süt ekleyin, karıştırın. Hemen, katılaşmadan yüzünüze sürün. 15-20 dakika sonra yıkayın.

Maya ve şeker Mayaya şeker ilave edince hergün kullandığınız yüz kremleri gibi bir krem elde edeceksiniz. Bir küp mayayla bir çorba kaşığı şekeri karıştırın, iyice çırpın. Yaklaşık 15 dakika yüzünüzde bekletin.

Maya ve buğday tohumu yağı 2 çay kaşığı buğday tohumu yağı ve 1 yumurta sarısını, 1 paket maya ile karıştırın. Maskeden sonra ılık su ile durulayın.

El kremine maya takviyesi El kreminize 1 taze maya katın iyice karıştırın. Ellerinize sürün ve yarım saat bekletin.

Mayanın gençlik mucizesine düzeni kullanımının ardından 2 ay sonra tanık olacaksınız.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.

opera-on-Shams-Tabrizi[1]

Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın…
Bildiklerini unut.
Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla.
Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…

Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.
Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.
Kainatın matematiğidir.
Bir koyar, bir alır insan.
Bilmeden kendi hesabını dürer
Hiçbir konuda emin olma Kendini ayrıcalıklı sayma.
Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme.
Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.
Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol.
En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma.
Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy.
Açık bir kapı bırak daima.
Ne kadar bilsen de hiç bir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma.
Ancak o zaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden.
“Bildiklerini Unut” diyor Dost!

Şemsi Tebrizi

ATALARIMDAN GENETİK OLARAK GETİRDİĞİM: BÜTÜN KONTRATLARIMI İPTAL EDİYORUM.

 butterflies_and_hurricanes[1]
Bu bedende iken ettiğim, ve genetik soyumdaki herhangi birine ait olan bütün yeminleri ve bütün  kontratları iptal ediyorum :
Şimdi bu yeminlerin ve kontratların geçmiş, şimdi ve gelecekte tüm zamanlarda, tüm boyutlarda ve tüm mekanlarda  tüm paralel realitelerde, paralel evrenlerde, alternatif realitelerde, alternatif evrenlerde, tüm gezegen sistemlerinde, tüm kaynak sistemlerde, tüm boyutlarda ve Boşlukta geçersiz ve hükümsüz olduğunu ilan ediyorum.
Ruh, lütfen bu yeminler & kontratlar ile ilişkili olan tüm yapıları, araçları, varlıkları, alışkanlıkları veya etkileri salıver. Bunu yaparken ulu ve ilahi varlıklar, melekler, yedinci boyut ve yukarısındaki yükselmiş üstatlar buna eşilk ediyor ve şifalanıyorum.
Kaynak: sonsuz şifa
Cavit Çağ

Wahe Guru: Karanlıktan Aydınlığa Çıkma Meditasyonu…

meditasyon-kisisel-crop[1]

2. Enerji Merkezimiz (Svadisthana)  ilgili bir meditasyon… 

Svadisthana’nın gölge duygularından biri de suçluluk duygusudur. Bu meditasyonla suçluluk duygunuzdan kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda korku ve nevrozları da iyileştirir. Kendinizi zor durumda hissettiğinizde sizi bu durumdan alıp çıkarır ve bütün zorlukları sonsuzluğa teslim eder.

İçsel barışınızı sağlamak için Üstat Yogi Bhajan tarafından öğretilen ve 12 adımda yapılan bir meditasyondur.

Evet her zaman ki gibi sırtımız dik olacak şekilde bir yere oturalım: Eğer yerde rahat oturabiliyorsak bağdaş kurabiliriz / dizlerimizin üzerine oturabiliriz veya sandalyede oturabiliriz. Önemli olan rahat oturmanız ve sırtınız dik olmasıdır. Çok hafif çenemizi içe doğru çekiyoruz. Buna “Boyun Kilidi” veya “Çene Kilidi” denir.

Bütün dünyada Kundalini Yoga ve Meditasyon’a başlarken özel bir mantra söylenir:

ONG NAMO GUROO DAYV NAMO (Selam olsun içimdeki sonsuz ve kutsal bilgeliğe) (Okunuşu: “Ong namo guru deyv namo)

Mantramızı 3 kere monoton bir sesle söyledikten sonra meditasyonumuza başlayabiliriz.

  1. Göz kapaklarınız onda bir oranında açık kalsın. Kirpiklerinizin arasından burnunuzun ucuna odaklanın. Bütün meditasyon boyunca burnunuzdan derin nefesler alıp-verin.
  2. Sessizce “Wahe Guru” mantrasını söyleyeceğiz. Bu bir tür Tanrı’ya sesleniş. “Guru bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran her şey. “Wa” derken zihninizi sağ gözünüze yönlendirin. “He” derken zihninizi sol gözünüze yönlendirin ve “Guru” derken de zihninizi burnunuzun ucuna yönlendirin.
  3. Başınıza gelen kendinizi kötü hissettiğiniz bir olayı düşünün
  4. İkinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  5. Bu olayda hissettiklerinizi düşünün ve kişiselleştirin
  6. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  7. Aklınıza gelen olayda rolleri tersine çevirin.
  8. Diğer insan olup onun açısından da olaya bakın
  9. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  10. Diğer insanı ve kendinizi affedin.
  11. Tekrar ikinci adımda anlatıldığı gibi “Wahe Guru” deyin.
  12. Olayı serbest bırakın ve evrene yollayın.

Bu meditasyonu akşam yaparsanız günün bütün suçluluk duygusunu da evrene yollarsınız.

Meditasyonu bitirirken de monoton bir sesle uzun bir SAT NAM (Ben Gerçeğim, Ben o gerçek olanım) deriz.

SAAAAAAAAAAAT   NAAAAM………..

Kaynak: Özlem  Ataman

ŞÜKÜR OLUMLAMASI

tumblr_nkwnorX9Z01tt9npso1_1280[1]
Şimdi şükrediyorum.Yaşadığım her şey için.Özellikle de başlangıçta kötü sandığım her şey için.Gözyaşlarım , korkularım için. Onların benim tarafımdan yaratıldığını kabul ediyorum. Onları kucaklıyorum. Onlar benim gelişmem… ve kendimi farketmem için kullandığım araçlardı. Yanlışlarımı ve doğrularımı kucaklıyorum. Yaptıklarımı ve yapmadıklarımı.. Onlardan gerekli dersi çıkardım. Şimdi ancak beni gerçekten iyi hissettiricek duygu ve düşünceleri seçiyorum. Bütün yaşadıklarım arasından deneyimin özünü ve anlamını alıyor, bilgeliğini alıyor ve ağırlıklarını bırakıyorum..

Yaşadığım her anı kutsuyorum.Bunlar için kendimi kutluyorum. O , beni her zaman en iyi yerde barındırdı ve en iyi şekilde korudu. Şimdi ben özümdeki o olağanüstü parlaklığı fark ediyorum.Gücümü fark ediyorum ve kullanıyorum. Onlar sayesinde , geçmişde yaptığım yanlışlıklar ve deneyimler sayesinde bu anlayışa erdim. Allah’a teşekkür ediyorum bana bu imkanı verdiği için. Seçtiğim özgürce ve seçimlerin sonuçlarını yaşadım kahramanca. İnsan olmanın onurunu yaşadım.Hayatı yanlız başıma, doğru ve yanlışın açık ve net olarak orada olmadığı bir yerde denedim.

Düşe kalka öğrendim.Ağlaya güle. Kah korktum yerimde çakılı kaldı , kah birilerinden medet umdum ,kah başkalarının dümen suyunda yaşadım. Olsun ! Onlar benim hayattımdı.. Bütün bunları denemeye hakkım vardı ben de denedim.. Hiçbir bahanenin ve mazeretin arkasına saklanmadan ortaya çıkıp sorumluluğumu kabul ediyorum. Kimseyi kınamıyor, suçlamıyorum ve kızmıyorum. Kucaklıyorum bütün deneyimlerimi.. “Keşke” demiyorum , “ama! ” demiyorum. Sadece “evet !” diyorum.

MELYA BOZAN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşasın Koruyucu Meleklerimiz Artık Rengarenk: Altını, Rose Altını ve Gümüşü Bizlerle…

IMG_7648

IMG_7647

IMG_7649

Bizleri koruyup kollayacak melek kolye ve ayraçları artık rengarenk. Altını, Rose Altını ve Gümüşü Bizlerle…Eline, ruhuna emeğine sağlık Işıl İpekçi…

Bu güzel kolyeleri takmak istiyorsanız hemen 0536 508 19 73’ü arayıp Işıl Hanım’a sipariş verebilirsiniz…

Sağlıcakla,

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan biraz da kendi emeğidir!”

12033562_1648099572140345_1305120838_n[1]

“‘Kendini yontmayı unutma’ der Zeus…
Kendi kabuğunu kendin soyabilirsin,
kendi özgürlüğünü kendin dışarı çıkartabilirsin…
insan biraz da kendi emeğidir!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DUYGUSAL ÇÖPLERİNİZİ BOŞALTMA ÇALIŞMASI

images[2]

İşinize yarayan ne varsa bilgisayarınızda saklar; işe yaramayan, güncelliğini yitirmiş ne varsa bu kutuya atarsınız. Olmazsa, geri dönüşüm kutusunu da boşaltır, tüm işe yaramaz şeyleri bir defada uzay boşluğuna gönderiverir, bir daha yüzünü bile görmezsiniz.

Peki, yaşanmış, bitmiş, güncelliğini kaybetmiş, artık üzerinizde hiçbir etkisi kalmamış ya da sadece olumsuz tortularını taşıdığınız duygularınızdan ne haber?

Yaşadığınız anda bile hoşlanmadığınıza karar verdiğiniz anılar… Eski aşklarınızı ne yaptınız mesela? Yoksa yaşanıp bittikten, üzülüp bunalıp stresini çektikten sonra onları ahde vefa olsun diye kaldırıp beyninizin en kıymetli yerindeki duygusal çöplüğünüze mi attınız? Attınız, buraya kadar güzel. Acaba onlar şimdi o çöplükte, canınız ne zaman sıkılmak ve kendinize bunalım yaratmak isterse çıkarıp çıkarıp kullanılmak üzere emre amade mi bekliyor?

Sizi Üzen Duyguları Artık Yanınızda Taşımayın!

Bazen şöyle bir cümle söylendiğini duyarım da, kanım mı donsun, kahkahalarla güleyim mi şaşırır kalırım. Mesela kimi arkadaşlar der ki; “Ben eski aşklarımın hiçbirini unutmadım, yaşadığım ne varsa anılarımda, aklımda.”

Aferin. Bu kadar vefalı olduğunuz için kendinizi tebrik edebilirsiniz; bir de tenekeden madalya takın bari! Zihninizde kaç tane yaşanıp bitmiş aşk, yaşanmış ama kötü bitmiş ilişki, ne bileyim kazık atmış, sizi üzmüş arkadaşlarınızla ilgili anılar, kısaca canınızı sıkıp sizi üzebilecek ne varsa sakın bir yere göndermeyin. Ömrünüzün sonuna dek beraber yaşayın!

İnkar edemem; aşk güzel bir duygudur. Bizi mutluluktan bebekler gibi zıplatır, kış ortasında bahar yaşatır, mutlu olmamızı sağlar. Vefa da güzeldir. Yaşanılmış olayları, insanları, ilişkileri, aşkları unutmamak gerekir. Peki ama biz? Kendimize olan vefa borcumuz? Kendimize karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sorumluluklarımız?

İçimizdeki duygu çöplüğü bana göre gerçek bir bomba gibidir. Nasıl ki bir çöp bidonu, içine tehlikeli maddeler atıldıkça sessiz sakin şişer, dolduğunda da patlar; içimizde taşıdığımız ve hoşlanmadığımız ne varsa doldurduğumuz ‘Duygu Çöplüğü’ de işte böyle tehlikeli bir bölgedir.

Aşk güzeldir elbet. Doğar, büyür, yaşar. Ama unutmamak lazımdır ki bir gün mutlaka biter. Doğası gereği bitmek zorundadır. Tarihe mal olmuş ünlü aşklara baktığınızda göreceksiniz ki, ya kadın ölmüştür, ya erkek… Aşkları da araya ölüm engeli girip bitmeye fırsat bulamadığından, tarihe mal olmuştur. Son aşama hep bitiştir; bu kaçınılmaz. Bitişlerden sonra da zavallı ruhumuzda iyiler yanında kötü olayları da mı tutacağız? Bize kendimizi kötü hissettiren olayları zihnimizde, duygu çöplüğümüzde neden barındıralım?

Zihnimizi Çöplerinden Kurtarma Aşamaları

Gelin isterseniz bugün beynimizin “Duygu Çöplüğü” bölümünde bir tarama çalışması yapalım. Bizi üzen, bunaltan, mutsuz eden, süründüren ne varsa onları aklımızdan çıkarıp uzayın boşluklarına bir daha buluşmamak üzere gönderelim. Bunu başarmak için de şu sıralamayı takip edelim:

Öncelikle evimizin içinde kendimize sakin bir yer bulalım. Mekan seçimi size ait olup ses ve gürültüden etkilenmeyeceğiniz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer olması gerekmektedir.

Terapimizi yapacağımız mekanın renkleri ise rahatlatıcı, pastel renklerden seçilmiş olmalı. Renk seçim imkanımız yok ise, hiç olmazsa oturduğumuz yere yeşil, mavi, pembe, sarı gibi renklerin pastel tonlarından oluşmuş veya bu da bulunamıyorsa beyaz bir örtü örtmek yeterli olacaktır.

Mekan seçimini yaptıktan sonra yanımıza bir adet kalem ve bol miktarda küçük kağıt (hatırlatma kağıtları boyutunda olması yeterli), bir adet kutu, bir de kulaklıkla hareketli bir müzik dinlememize imkan verecek herhangi bir alet alarak, yalnız kalabileceğimiz ve rahatsız edilmeyeceğimizden emin olduğumuz anda mekanımıza çekilelim.

Rahatça oturabileceğimiz bir pozisyonda yerimize yerleşip kendi içimize dönerek duygu çöplüğümüzde tarama yapmaya başlayalım. Bu taramayı yaptıkça aklımıza gelen her olay bir diğerini çağıracak, birbiri ardına kötü anılarımız yavaş yavaş sıraya dizilmeye başlayacak.

Her bir kağıdın üzerine ayrı ayrı canımızı sıkan, bizi üzen, bunaltan hangi anımız varsa onları kısa notlar halinde yazalım.

İçimizde varolanları bitirdiğimize ve hepsini kağıda döktüğümüzü düşündüğümüz anda yazma işlemine son verelim.

Kağıtlarımızı sıraya koyalım. Mekanımıza çekilirken yanımıza almış olduğumuz kutuyu yakınımızda bir yerlere koyalım. Müziğimizi dinlemek üzere kulaklıklarımızı takalım. Dinlemek üzere seçtiğimiz parçaların hareketli bir tempoda olmasına özen gösterelim; çünkü ağır ritimli parçalar bizim dağılıp anılarımıza dalmamıza neden olur.
Sıraya koyduğumuz kağıtları teker teker alıp okuyalım (tercihen sesli), okuyup bitirdikten sonra da buruşturup çöp sepetine atalım. Bu işlemi yaparken gözlerimizi kapatalım. Bu arada bu olayın beynimizin içinden dertop olup kağıdımızı attığımız kutuya düştüğünü hayal edelim.

Yazdığımız kaç adet kağıt varsa hepsi için aynı işlemi uygulayalım. Tüm kağıtlarımız bittiğinde, bunları doldurduğumuz kutuyu da alıp hepsini akan bir suya keyifle boşaltalım. Akar su hiçbir zaman kir barındırmaz, kötü anılarımıza da layık oldukları finali yaşatacaktır.
Bu terapiyi, olumsuz hisler bizi ne zaman rahatsız ederse tekrar uygulayabiliriz. Lütfen unutmayın, bunu vefasız olduğumuzdan veya insanlara değer vermediğimizden değil, sadece karmakarışık hislerle baş başa kalmak yerine, biraz olsun ferahlamak ve ruhumuzu rahatlatmak için yapıyoruz. Önce de söylediğim gibi aşk güzeldir; yaşanılanlardan ise sadece güzel olanlar muhafaza edilmeye layıktır.

Bizi rahatsız eden ne varsa uzaya yollayıp hem rahatımızı kaçırmayalım, hem de yeni ve güzel duygulara gerekli yeri açabilelim

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇAKRALAR VE SES TONLAMALARI

12020029_1068699279831365_4716861045853332668_n[1]

1.ÇAKRA- Kök veya temel denilen omurga tabanında bulunan ilk çakra. Bu çakra boşaltım sistemi ve bu fonksiyonla ilgili organları kapsar. Hayatta kalma enerjisiyle bağlantılıdır. Ses tonlaması UH’tur
2.ÇAKRA- Göbeğin 5-8cm altında “kuyruk sokumu çakrası” ve bu çakra seks enerjisi, üreme organları, arzu ve yaratıcılık ile bağlantılıdır. Ses tonlaması OU’dur.
3.ÇAKRA- Karın boşluğu çakrasıdır, bu enerji, güç ve kendine hakimiyetin yanı sıra Sindirim ve Sindirim Sistemi organlarıyla bağlantılıdır. Ses tonlaması OO’dur.
4.ÇAKRA- Göğüs bölgesinde bulunur ve “kalp” çakrası diye bilinir. Ciğerler ve Kalp ile çalışır, Duygusal ve Ruhsal olarak tutku ve aşk enerjisi ile bağlantılıdır. Ses tonlaması AĞ’dır.
5.ÇAKRA- Boğaz ve gırtlak bölgesinde yer alır. Kulaklar ve ses araçları gibi konuşma, işitme ve iletişim ile bağlantılı bir enerji merkezidir. Ses tonlaması AY’dır.
6.ÇAKRA- Üçüncü göz diye adlandırılan, iki gözün arasında biraz yüksekte yer alır. Hayal gücüne, psişik kabiliyetlere ve ruhsal farkındalığın açılmasına tekabül eder. Zihinsel aktivite ce beyin fonksiyonları ile de ilintilidir. Ses tonlaması EY’dir.
7.ÇAKRA- Taç çakrası olarak başın üstünde yer alır. Tamamen ruhsal enerji ile ilintilidir. Vücudu ve aklı her yönden kontrol eder, birçok insanda bu çakra kapalıdır. Ses tonlaması İİİ’dir.

Ses tonlamaları her gün 7 şer kez yaparsanız tüm çakralarınızı dengelemiş olursunuz

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu: Nermin Doğruoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aloe Veranın 10 Muhteşem Faydası

Aloe-vera[1]

Aloe Vera  günümüzde çeşitli ev yapımı ilaçların hazırlanmasında kullanılan çok önemli bir maddedir, hem ağızdan, hem de cilde sürerek kullanılabilir. Aşağıda sizlere aloe verayı nasıl kullanabileceğinizi anlatacağız.

1. Cildi tedavi eder

Bu doğal maddenin en özel kullanım alanlarından birisi cilt bakımıdır. Yara etrafındaki kan dolaşımını arttırdığı ve iyileşme süreçlerini belirgin olarak hızlandırdığı için yanık ve yaralarda kullanılır.

Bunun yanısıra, cildi UV ışınlarından korumada büyük rol oynar. Kendinizi korumak için güneşe çıkmadan birkaç dakika önce aloe vera kremi uygulayın.

2. Kabızlığı giderir

kabızlık1

Aloe Vera özsuyu ishal oluşturarak bağırsakları temizlemek ve vücudu arındırmak için önerilir. Ancak bunu sık kullanmamak gerekir çünkü sık kullanım sonucu bağırsaklardaki etkinliğini kaybeder.

3. Ağızdaki sorunları giderir

Aloe vera posası ülser, dişeti iltihabı ve stomatit denen ağız içi iltihaplarını birkaç basit adımda giderir: aloe verayı ezip ağzınıza sürmeniz yeterlidir. Yarayla temas ettiğinden emin olun. 

4. Bağırsaktaki problemlerle savaşır

bagirsak

Eğer bağırsak rahatsızlığından muzdaripseniz, mide yanmasını ve hazımsızlığı önleyecek bir tarifimiz var: bal, portakal suyu, bir çorba kaşığı aloe vera ve bir bardak suyu karıştırın. En iyi sonucu almak için her gün kahvaltıdan önce için.

5. Akne oluşumunu önler

İçerdiği iltihap sökücü özellikleri sayesinde aloe vera akneye karşı olağanüstü bir ilaçtır.  Aloe vera içeren bir sabun, krem ve losyonu sabah akşam kullanın. Bu sadece sivilcelere iyi gelmekle kalmaz, yüzünüzde biriken yağ miktarını da kontrol eder. Aynı şekilde sivilceleriniz üzerine süreceğiniz aloe vera jeli şişliği azaltacaktır.

Akneli bölgelere cildi yumuşatmak ve yenilemek için de aloe vera jeli uygulayabilirsiniz. 

6. Selüliti azaltır

selülit

Aloe veranın dermatolojik olarak çok büyük faydaları olduğundan selülite karşı yaygın olarak kullanılır. Tek başına pek güçlü bir tedavi olmadığını belirtelim, elbette ki beraberinde spor yapmalı, düzenli olarak bacak masajı yaptırmalı ve dengeli beslenmelisiniz.

7. Saça faydalıdır

Aloe vera, cildi güneşten koruduğu gibi saçı güneşten ve kafa derisini UV ışınlardan korur.  Saç kurutma makinesi, saç düzleştirici gibi günlük saç yıpratıcı etkenlerden, yağmurdan, kuruluktan saçı korur ve daha parlak ve daha ipeksi olmalarını sağlar.

8. Kepeği yok eder

kepek

Saçınızı aloe vera ile yıkamak derideki kepeği uzaklaştırır, yani tek yapmanız gereken, kepeği tamamen uzaklaştırmak için saçınızı taramaktır. Birkaç uygulama sonrası farkı göreceksiniz.

9. Mükemmel bir rahatlatıcıdır

Aloe Vera kafa kaslarını gevşeten anestetik özelliklere sahiptir. Saçınızı her yıkadığınızda kafa derinize iyice masaj yapın. Stresinizi alacaktır.

10. Zayıflamada etkilidir

zayıflama-rehberi

Bu bitkinin temizleyici özellikleri sayesinde aloe vera zayıflamada harika etkiler gösterir. Limon ile karıştırırsanız detoks edici özelliklerinin yanında arındırıcı özelliklerini de elde edeceksiniz. Bu nedenle aşağııdaki malzemelerle bir meyve suyu hazırlamanızı tavsiye ederiz:

  • 1 orta boy aloe yaprağı, dikenleri alınıp parçalara ayrılmış şekilde
  • 1 çorba kaşığı bal
  • 1 limonun suyu

Tüm malzemeyi karıştırıp süzün. Sabah kalkar kalkmaz için. böylece kahvaltıya başlayana dek sindirmiş olursunuz. Daha etkili sonuçlar için sağlıklı beslenin ve haftada en az 3 kez spor yapın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderili Şef’in Amerikan Başkanına Mektubu

putperestler_1328604487125[1]
1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve “bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır.

İnsan ve doğa diyalektiğini en güzel dile getiren metinlerden biri olarak günümüzde değeri daha çok anlaşılmaktadır.

Yale, Sorbon, Oxford ya da bir başka okuldan mezun olan ünlü bir düşünürün sözleri değil bunlar. Nobel ödülü kazanan bir edebiyatçının da değil. Beyaz adamın “kafa derisi avcıları”, “vahşi”, “barbar” ilan ettiği Kızılderililerin şefi Seattle’nin “uygar” beyaz başkan’a mektubu:

ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

Şef Seattle her ne söylerse Washington’daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne
inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte
bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.

Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.

Büyük Beyaz Reis bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz kızılderililerin ise onun çocuktan olacağımızı söylüyor. Toprağımızı alma teklifini düşüneceğiz, ama bu kolay olmayacak. Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.

Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O’nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur. Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?

Bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğduktan gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı gösterecek. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. “Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan
ölmez mi?

Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur.

Ve kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef’in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarının yenilgiyle aşağılandığını gördüler. Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar. Birkaç saat, birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak; bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez. Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son kızılderili yok olup kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen ıssız bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır.

Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir.

Ölü mü dedim?… Ölüm diye bir şey yoktur ki sadece dünya değiştirir insan.

Şef Seattle, 1854

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinizi Sevmeyi Öğrenip Mutlu Bir Yaşam Sürebilmenin 30 Yolu

Pek çok insan konuşur kendini sevmek hakkında: Kendinizi iyice tanıyın, önce kendinizi sevmeyi öğrenin ondan sonra karşınızdakini şeklinde liste uzar da uzar. İşin gerçeği şudur ki kendinizi sevmek için şefkat duygusuna ihtiyacınız var öncelikle. Ancak bu şekilde başkalarını da düşünebilir ve takdir edebilirsiniz.

Kendi içinize yapacağınız bu yolculuk sırasında keşfetmeniz gereken, size destek sağlayacak bazı gerçekler var. Karşınızda size destek olacak, kendinizi düşünmenizi sağlayacak, her daim aklınızda tutmanız gereken 30 şey:

1. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin. Her insanın başarısı ve başarısızlığı farklıdır.

2. Düşündüğünüz kadar şişman değilsiniz. Ayrıca vücudunuzdaki yağ oranı sizin iyi ya da kötü bir insan olup olmadığınızı belirlemiyor.

3. Egzersiz yapın; çünkü egzersiz yapmak sadece görünüşünüze değil ruhunuza da iyi gelecek. Yapabildikleri için vücudunuzu takdir edin; eleştirmekten vazgeçin. Çünkü hiç kimse mükemmel değil.

4. Gerçekten iyi olduğunuz ve ilerleyebileceğiniz bir alan bulun. Belki de çocuklarla çok iyi anlaşıyorsunuz ve mükemmel bir öğretmen olacaksınız; ama henüz bunu bilmiyorsunuz.

5. Arkadaşlarınızla daha çok zaman geçirin. İlişkiler bazen gelip geçici olabilirken arkadaşlıklar her zaman kalıcıdır.

6. Tek başınıza zaman geçirmeyi de ihmal etmeyin. Cumartesi akşamı evde kalmak istiyorsanız, güzel bir filmle ödüllendirin kendinizi mesela.

7. Okumaya niyetlenip de bıraktığınız kitabı elinize alın ve okuyun. Hatta mümkün olduğunca çok kitap okuyun; okumak hayal gücünüzü genişletip zihninizi açacaktır.

8. Dışarıya çıkın; yeni yerler keşfedin ya da yürüyüş yapın. Hiç olmadı güneşin tadını çıkarın.

9. Bol bol fotoğraf çekin. Sadece hafıza kartınızdan bırakmayıp bastırın fotoğraflarınızı.

10. Geçmişi arkanızda bırakın. Sizi üzen insanları affedin ve yolunuza devam edin. Çünkü öfkeniz sadece size zarar verir.

11. Liseden, üniversiteden ya da daha da geçmişinizden arkadaşlarınızla bir araya gelin. İnsanlar büyür ve farklı yollara giderler; fakat bu görüşmeyeceğiniz anlamına gelmez.

12. Arkadaşlarınızı ve ailenizi daha sık arayın; sadece sosyal medyadan takip etmeyin.

13. Ailenizle olan problemlerinizi çözün. Onları sevdiğinizi belli edin ve ailenizle bir araya gelmeye özen gösterin.

14. Vitamin alarak sağlığınıza dikkat edin. Gün içinde huysuz ve uyuşuk olmaktan kaçınmak için yeterli miktarda demir alın.

15. Kendinize gerçekten istediğiniz fakat ihtiyacınızın olmadığı bir şey gibi davranın. Bu uzun zamandır istediğiniz bir çanta da olabilir, hayalinizdeki yere gitmek için bir uçak bileti de. Tasarruf ve yaşam arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu unutmayın.

16. Görünüşünüze özen gösterin; iyi görünmeniz iyi hissetmenizi sağlar.

17. Görmek için can attığınız film ya da dizileri mutlaka izleyin.

18. Aktif olun; düzenli olarak egzersiz yapın. Böylelikle vücudunuz endorfin salgılar, daha iyi hissedersiniz ve mutluluk seviyeniz yükselir

19. Yaratıcı yönünüzü genişletecek bir hobi edinin.

20. Paralarınızı biriktirin ve daha önce görmediğiniz yeni yerlere seyahat etmek için kullanın.

21. Kendi kendinize gülün. Ayağınız kaydı düştünüz ya da kıyafetinizi ters giydiğinizi fark ettiniz; sakın canınızı sıkmayın, bir espri yapıp geçin, kendiniz gülmeyi öğrenin.

22. Karaoke yapın; hatta sarhoşken yapmayı deneyin.

23. İşlenmiş gıdaları az tüketmeye çalışın. ”Food Inc” belgeselini izleyin. Canınız çok çektiyse eğer kendinizi durdurmayın; arada sırada ödüllendirin kendinizi.

24. Çocukmuşçasına, içinizden geldiği gibi dans edin, çekinmeyin. Eğlenmenize bakın, nasıl göründüğünüzü düşünmeyin.

25. Daha çok gülün. Emin olun, gülmek sizi olduğu kadar çevrenizi de mutlu edecek.

26. İçinizden gelerek iyilik yapın ve karşılık beklemeyin.

27. Açık olun; fakat kalbinizin kırılmasına, insanların sizden faydalanmasına izin vermeyin

28. İnsanları tanımadan yargılamayın. Her zaman kibar olun.

29. Gökyüzünü, güneşi ve yıldızları izleyin.

30. Herkesi memnun edemezsiniz. Ayrıca kimse sizi sevmek zorunda da değil; siz de öyle. Bu gayet doğal. Kendinizi sevin ve size verilen bu hayatın tadını sonuna kadar çıkarın. Her yeni güne mutlulukla kucak açın

kaynak: onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »