![10479395_10153815653168912_5141277720191182655_n[1]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2015/06/10479395_10153815653168912_5141277720191182655_n1.jpg?w=300&h=300)
Bizi alarm noktasına getiren vibrasyonu oldukça yüksek renkler vardır…
Işığın muhteşem kırılmalarında ilk hızda bize ulaşan, auramızdan içeriye sızan yüksek titreşimli renkleri tanıyor muyuz? Ne kadar güçlü bir frekansla bizlere ulaştıklarını, aralarında ki ton farklılıkları ile ne kadar da vibrasyonlarının değişkenlik gösterebileceğini anlattı mı size birileri? Kimi zaman koyu renkleri tercih ederek kendi titreşim frekansımızı belirlemiş oluruz. Renklere biraz bakalım o halde.
Renk bakımından her rengin bir zıt bir de uyumlayıcı rengi (tamamlayıcı renk) vardır.
Kırmızı- Yeşil, Turuncu-Mavi, Sarı-mor. Kırmızı rengin zıt rengi yeşildir.
Ne kadar çok Kırmızı renk kullanırsak karşılığında Yeşilin bir tonu ile Kırmızının yüksek titreşimlerini kırarak, matlaşmasına, sakinleşmemize neden olur. Kırmızı rengin yüksek hareketliliği tam zıttı olan Yeşil renkle sakinlik ve huzurun ritmi olarak karşımıza çıkar. Tüm sıcak renklerin vibrasyonları ve üzerimizde ki tesirleri bir o kadar etkili ve yüksektir. Kırmızı, Turuncu ve Sarı bizi alarm noktasına getiren renklerdir. Sürekli bu renklere maruz kalmak ya da bilinçsizce sürekli bu renklerin dünyalarında dolaşmak bizi farklı bir alarma götürecektir. Pozitif manada olur diyemiyorum maalesef, çünkü yüksek vibrasyona maruz kalmak bir zaman sonra yorucu ve ruhun taşıyamayacağı bir gölge duyguya dönüşür. Gölge duygularımız hep vardır. Bilinçaltımızda, rüyalarımızda, bazen günlük yaşantımızda bile baş gösterebilir. İçten içe her şeye öfkelenmek, Kırmızı rengin gölge duygusudur. Soğuk renklerin yani Mavi-Yeşil ve Morun titreşimleri sıcak renklere göre daha düşük düzeydedir. İşte bu yüzden sakinlik, huzur ve nefes renkleridir. Meditasyon yaparken ya da dinlenirken soğuk renklerin uyarıcı olmayan, dingin süratlerini bu yüzden kullanırız. Renkleri yaşamımızda farkındalıkla kullanabilmek için önce buralardan başlamak, yola çıkmak gerekir.
Bir birine zıt renkleri yan yana getirirken, o gün, gün boyunca bize gelecek olan titreşimlerinin gücüne de hazırlıklı olmalıyız. Karşımıza çıkan zıt enerjilere şaşmamalıyız. Bir dostumuzun derin acısına tanık olurken iki saat sonra gülme krizine girmiş bir halde farklı bir ortamda bulabilirsiniz kendinizi. Zıtların vibrasyonu taşınması bir o kadar zor, bir o kadar da duyguları sağaltıcıdır. Dengeleyici olarak kullanıldığı da sıklıkla görülür.
Renk tercihleri duygusal dünyamızın karakteristik özellikleriyle ilişkilidir. Duygu transferleri ise görme duygusu aracılığıyla oluşur. İlk renk etkileri oluşur, ardından şekil iletilir.Renk geçişi ne kadar güçlü olursa,netlik o kadar kaliteli olur.Ancak geçiş ne kadar hassas,ince olursa netlik o kadar duyarlı olur.Bunun anlamı güçlü ya da alışılmışın dışındaki renkler direk ilgiyi çeker.Yani mavi ve kırmızı gibi renkler ,açık yeşil veya açık mordan daha çabuk dikkat çeker.
Renklerin kendilerine has titreşimleri, Harmoni değerleri, sesliyle sessizi, ağırla hafifi, açıkla koyuyu dengeleme sanatı ve hassasiyeti ile gelecek birkaç hayatımızda, renk planlarını belirleyecek 90 ların değersiz renk dünyası, 10 yıl sonunda daha yumuşak, hafif değişik amaçlı, mükemmel bir mod için yol gösterecektir.
Şifa Olsun…
kaynak: kromaterapik maji









Yorum bırakın