Hangi sabun neye iyi gelir…!

10929953_431726353660649_5968542267402927381_n[2]

Saç dökülmesi için argan, ayak çatlakları için buğday, kas ağrılarına içinse Hindistan cevizi sabunundan faydalanabilirsiniz. İşte doğal sabunlar ve faydaları…

Hangi sabun neye iyi gelir
Hayatımızdaki birçok bitki, hastalıklara iyi gelecek binlerce vitamin ve minerali içeriğinde barındırır. Bu doğal bitkilerden yapılan vücut sabunları da bazı sorun ve hastalıklara karşı koruyucu özellik taşır.

Çok eski zamanlardan günümüze kadar kullanılan doğal sabunlar yerini katkı maddeli olanlara bıraktığı için pek çoğumuz doğal sabunların faydalarını ne yazık ki bilmiyor. Halbuki cildinizde oluşan yağlanma, sivilcelenme, kırışıklar ve sarkmalara, saç dökülmelerine hatta romatizma ve kas ağrılarına karşı doğal sabunları kullanabilirsiniz.

İşte sabunlar ve iyi geldikleri hastalıklar..

.Argan sabunu: Saç dökülmelerinde etkili çözümdür, Fas sabunu olarak da bilinir.

Avokado sabunu: Cildin nem dengesini düzenler, güçlü bir toniktir. Köpüğü ile masaj yapılarak esnek ve dinç bir görünüm sağlar. Ciltte oluşan lekeleri giderir.

Ballı inci tozu sabunu: Yüz ve vücut sıkılaştırıcı olarak kullanılır, parlatma özelliği de vardır.

Biberiye sabunu: Saçtaki ve vücuttaki yağı alır, ayrıca yağ sökücü özelliği vardır.

Çitlenbik (Bıttım) sabunu: Bakım gerektiren saç ve vücutlar için idealdir. Cilt hastalıklarına da iyi gelir.

Böğürtlen sabunu: Cilt temizliğinde güçlü bir toniktir.

Buğday sabunu: Nasır, topuk, el ve ayak çatlaklarına iyi geldiği görülmüştür.

Çam sabunu: Yağlı ciltler için sedef egzama rahatsızlıklarında dermatolojik bir sabundur.

Civanperçemi sabunu: Yüzdeki çöküntüleri giderir. Güneş yanıklarında da etkilidir. Ayrıca saç bakımı yapar.

Çilek sabunu: Kuru ciltler içindir. Pullanmayı giderir.

Damla sakızı sabunu: Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda yüz sarkmalarına karşı botoks etkisi yapan bir sabundur.

Defne sabunu: Derideki gözenekleri açmak için ve deri hastalıklarında kullanılır. Saç köklerini de canlandırır.Enginar yaprağı sabunu: El ve ayak şişkinliklerine iyi gelir.

Fesleğen sabunu: Kandaki ürik asidi azaltarak gut hastalığına iyi gelir. Sivrisinek ve haşere ısırmalarında iyileşme sağlar.

Fransız lavantası: 17 yaş üzeri akne ve sivilce sabunudur.

Gül yaprağı sabunu: Hassas ciltler için makyaj temizliğinde kullanılır.

Havuç sabunu: Güneş lekeleri ve çiller içindir.

Himalaya tuzu sabunu: Saçı besler. Boyalı saçlarda kullanılır.
Kakao sabunu: Hamilelik sonrası oluşan çatlakların giderilmesinde etkilidir.

Kantaron sabunu: Antiseptik özelliği ile yarada mikrop oluşmasını önler.

Kara üzüm sabunu: Cilt koruyucudur ve varis tedavisinde kullanılır.

Karanfil sabunu: Düzenli kullanıldığında yaşlanmaya bağlı kırışıklıkları en aza indirir.Yalnız 45 yaş üzeri kişiler kullanabilir.

Katran sabunu: Egzama tedavisi ve kaşıntı için kullanılır.

Kayısı sabunu: Kuru ciltler için nemlendirici olarak kullanılır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lahana Turşusu Ye Kolesterolünü Düşür…

945014_360018057433290_1789707819_n[1]

 

Sadece lezzetli değil, ayrıca çok besleyici bir besin olan lahana turşusunu tüketmenizin, damak tadından başka etkileri de var.

Probiyotik bakteri, C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, kalsiyum, potasyum, demir, fosfor, sodyum ve magnezyum gibi minerallerden bol miktarda içermektedir. İşte lahana turşusunun faydaları.

– Lahana turşusu sindirimi geliştirir. Sağlıklı bir bağırsak florasının büyümesini teşvik eder. Kabızlık gidericidir. İrritabl bağırsak sendromu azaltır ve birçok potansiyel hastalıklara karşı sindirim sistemi korur.

– Lahana turşusu C vitamini ve diğer yararlı vitamin ile mineraller ve fermantasyon işlemi sırasında oluşturulan önemli fitokimyasallar ile doludur. Bu cilt bozuklukları, bacaları ve soğuk algınlığı, kilo alımı ve kusurlu kan gibi pek çok sağlık sorunları ile baş etmenizde destek olur.

– Ona keskin, güçlü tadını ve kokusunu veren, güçlü antioksidanlar olarak adlandırılan glukosinolat içerir. Lahana turşusu fermantasyon işlemi sırasında, bu antioksidan phytochemicalas büyük antikanser etkileri bileşikleri içerir.

– C vitamini birçok fiziksel fonksiyonlarda önemli rol oynayan bir antioksidandır. Diğer antioksidanları (örneğin, E vitamini gibi) aktive eder ve bu vücut dokusu hücrelerinin büyümesi ve onarımı için önemli olan kolajen oluşumu için gereklidir. C vitamini sağlıklı diş etleri, kas, kan damarları, kemik ve dişlerin korunmasına yardımcı olur ve iyi bir beyin işleyişini teşvik etmektedir.

– Kandaki kolesterol seviyesini düşürme kapasitesine sahip flavonoidler, fitokimyasalları içerir ve böylece çok kalp hastalığı riskini azaltır.

 

Tarifi
Lahana Turşusu Malzemeleri
Lahana
Biber Çeşitleri
Nohut,
Kereviz Yaprağı,
Domates,
Maydanoz,
Defne Yaprağı
Sarımsak,
Tane Karabiber,
Salamura Tuzu,
Limom
Üzüm Sirkesi

alıntı

En önemli antioksidanlar…

464068_355336327901463_768060531_o[1]
Serbest radikallere karşı kullanılan ürünler doğanın bize sunduğu; ancak harika antiaging etkileri son yıllarda anlaşılan maddelerdir. Bunlar arasında en iyi ve etkin olan 10 süper antioksidan mevcuttur .

1- Vitamin E Antioksidan olarak 400 iü E vitamininin (sadece analfatokoferol değil, mikset tukeferol olan kombine şekli) alınmalıdır. Vitamin E kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır. Vitamin E’nin bunun dışında, aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve immün sistemin yaşlanmasını önler. Tahıl, yumurta, fındık, soya fasulyesi, bitkisel yağlar, ıspanak, yeşil yapraklılar, doğal E vitamini kaynaklarıdır.

2- Vitamin C Vitamin C kan basıncını düşürür. İmmün sistemi güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır. Günde alınması gereken optimum miktar 1000 miligramdır. Isıya dayanıksız olduğundan pişirme sırasında kaybolur. Bu nedenle her gün taze muamele görmemiş sebze ve meyve yemelidir. Spor sırasında serbest radikaller oluştuğundan, 1-2 saat önceden taze meyve yemeli ya da küçük dozda C vitamini almalıdır. Turunçgiller, yeşil sebzeler, patates C vitamininden zengindir.

3- Betakaroten (provitamin A) Aldığımız betakarotenin bir kısmı gerektiğinde A vitaminine çevrilir. Yeni araştırmalar yüksek dozdaki vitamin A alımının zararlı olduğunu göstermektedir. Günde 8000 iü’den fazla almamalıdır. Kanın vitamin A düzeyi düşük olduğu zaman antioksidan etkilidir ve vücut fonksiyonları nı koruyucudur. Ancak vitamin A aşırı miktarda vücutta varsa dokuları okside eder ve yaşlandırıcı etki gösterir. Ağızdan A vitamininin öncü formu olan betakaroten alınması halinde ise vücut gereksinimi olduğu kadar A vitaminine çevrilir.
Betakaroten; A vitamini gibi toksit potansiyeli olmadığından tercih edilmektedir. Araştırmalar betakarotenin kan düzeyleri yüksek olduğunda kanser ve kalp hastalığının azaldığını gösteriyor. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve katarakt oluşumuna karşı koruma sağladığı da saptanmıştır. Betakaroten yağda çözünen, güçlü bir antioksidandı r, serbest radikalleri toplar ve nötralize eder. 3 miligram betakaroten 5000 iü A vitaminine eşittir. Günde 3 ila 5 miligram alınır. Betakaroten kaynakları; kayısı, brokoli, havuç, şeftali, ıspanak, balkabağı, kırmızı biberdir.

4- Alfalipoik asit Serbest radikallere karşı güçlü bir savunucudur. Vücudun doğal olarak ürettiği bir maddedir. Hem yağda, hem suda çözünebildiğinden hücre zarını ve içindeki yapıları serbest radikallerden korur. Hücre içindeki mitokondriler enerji santralleridir. Burada oksijenle enerji üretilir. Bu nedenle mitokondrilerde oksijen stresi (serbest radikaller) en yüksek boyutlardadır.
Mitokondriler antioksidatif korumaya özellikle muhtaçtır. Mitokondriler için en önemli koruyucu madde glutatyondur. Alfalipoik asit glutatyon oluşumu için önemli bir maddedir. Alfalipoik asidi mitokondriler içine girer ve burada serbest radikal oluşumunu engeller. Karnitin alfalipoik asidin etkisini artırır. Böylece alfalipoik asidi ve karnitin sinirlerin iletim hızını, kasların performansını iyileştirir. Alfalipoik asit şeker hastalığının komplikasyonları nı önlemeye yardımcı olur. Cilt kırışıklıklarını önler. Bu amaçla cilt kremlerine eklenir. Beyin fonksiyonları nı iyileştirir. Karaciğeri korur, katarakt oluşumunu ve yaşlanmayı geciktirir. Günde bir ya da iki kez 50 miligramlık tabletlerinden alınır.

5- Üzüm çekirdeği ekstresi Üzüm çekirdeği ve çam kabuğundan oligomerik proantosiyanidin denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir (üzüm çekirdeğinden grape seed extract oil, proanthocyanidin; çam kabuğundan pycnogenol). Vitamin E ve C’den 50 kez daha güçlüdür. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Bu etkisiyle kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak aterosikleroza (damar duvarları sertliği) engel olur. Varis, hemroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Günde 100 miligram alınır. (30 miligramlık kapsüllerden günde 3 kez.)

6. Lutein
Lutein bir karaotenoid’ dir ve etkin antioksidanlardandı r. Özellikle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının oluşturduğu serbest radikalleri temizleyerek, ileri yaşlardaki yaygın körlük nedeni olan makula dejenerasyonunu geciktirdiği kanıtlanmıştır. Lutein yeşil sebzelerde ıspanak vb.) boldur. Bunları bol yemiyorsanız günde 1 kez yemekle birlikte 6 ile 20 miligramlık bir tablet önerilir.

7. N-acetylcystein
Kısaltılmış olarak NAC rumuzu kullanılır. Vücudun glutatyon üretmesini artırır. Glutatyon doğal antioksidandı r; karaciğerde sistein, glutamit asik ve glisin aminoasitlerinden üretilir. Glutatyon bağışıklık sistemini korur; radyasyon, kanser tedavisi ilaçları, sigara, alkolün zararlı etkilerini önleyebilir. Eklem iltihabı ve alerjilerde iltihap önleyici olarak da kullanılır. Glutatyon vücudun kendi yaptığı güçlü antioksidanlardan biridir, tüm organ ve dokularımıza serbest radikallerin vereceği zararı önler. Kanserden korur ve yaşlanmayı geciktirir. Glutatyon yapımını artırmak için günde 600 miligram NAC tabletlerinden alınır. (glutatyon üretimi yapan gıdalar;sovan, sarmısak,elma,üzüm,brokoli, ıspanak ,avokado,kuskonma z)

8. Green tea (Yeşil çay)
Yeşil çayın bol tüketildiği Uzakdoğu ülkelerinde kanser daha seyrek görülür. Bir bitki kimyasalı olan kateşin çok güçlü bir antioksidandı r ve yeşil çayda bol miktarda bulunur. Çin’de yutak kanseri yeşil çay içenlerde yüzde 50 daha düşük oranda görülür. Japonya’da mide kanseri oranı da yeşil çayın çok içildiği bölgelerde daha düşüktür. Kateşin kolesterol düzeylerini düşürür. Aterosiklerozu (damar sertliği), diş çürümesi ve dişeti hastalıklarını önlemede yardımcı olur. Mide ve akciğer kanserinden koruyucu etkisi vardır. DNA’nın zarar görmesini önler. Bir fincan çayda 50 ile 100 miligram kafein bulunduğundan, gebeler ve kalp ritm bozukluğu olanlar günde 2 bardaktan çok yeşil çay içmemelidir Kafeinsiz yeşil çay ekstreleri de vardır.) Günde 2 ile 3 bardak yeşil çay yeterlidir. Kapsülleri de vardır (Green tea concentrate) .

9. Selenyum
Çin’in toprağında selenyum olmayan Keshan yöresinde kanser olgularının sıklığı bu maddenin kanser koruyucu etkisini ortaya çıkarmıştır. Gerçekten de kanser hastalarının kan selenyum düzeyleri genelde düşüktür (10 ile 20 mcg/litre). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ortalama kan selenyum değerini 200 mcg/litre olarak bildiriyor. Selenyum enzimlerin bileşeni olarak ****bolizma işlevlerinde etkin rol oynar. Vücudumuzdaki en önemli doğal antioksidan olan “glutatyon peroksidaz” enzimi üretiminde selenyumun kritik bir önemi vardır. Sadece serbest radikalleri değil, aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır ****lleri de etkisizleştirir. Selenyum; E vitamini ile sinerjik çalışır. Yani birbirinin güçlerini artırırlar. Her ikisi de güçlü birer antioksidandı r. Oksidasyon ile dokuların zarar görmesini ve yaşlanmayı önler ya da en azından yavaşlatır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, dokuların elastik kalmasına, kalp-damar hastalığı ve felç riskinin azalmasına destek verir. Kabuklu buğday ve pirinç, soğan, sarımsak, domates, brokoli, fındık, ceviz, deniz ürünleri selenyumun doğal kaynaklarıdır. Tamamlayıcı olarak günde 50 ile 100 mcg’lık tabletlerinden alınır.

10. Koenzim Q 10
Hücrelerimizin normal fonksiyonları nı gerçekleştirmesi için enerjiye gereksinimleri vardır. Mitokondria hücrenin enerji üreticisidir. Hücrenin enerji ihtiyacı ATP (adenosin trifosfat) tarafından sağlanır. Enzim aktivatörü Q 10, ATP’nin üretimi için temel bir kimyasaldır. Q 10 serbest radikallere karşı savaşan orduda antioksidan olarak savaşır. Koenzim Q 10, E vitaminine de destek olur. E vitamini kötü kolesterol (LDL)’nin etrafında bir kalkan oluşturarak serbest radikallerin LDL’yi oksitlendirmesini önler. Ancak bu görevi bir elektronunu serbest radikallere vererek yapar. Elektronu eksilen E vitamini bir prooksidan yani kendisi de bir serbest radikal olma potansiyeli ile dengesiz gelir. İşte enzim aktivatörü Q 10, antioksidan niteliklerine sahip olmakla birlikte, E vitaminine elektronlar bağışlayarak onu tekrar antioksidan durumuna döndürebilir. Bu bakımdan vitamini ve koenzim Q 10 kombinasyonu daha güçlü antioksidan etkisi gösterir. Kolesterol düşürücü ilaçların (statinler) vücuttaki koenzim Q 10’un düzeyini düşürdüğüne dair deliller vardır. Q 10 kalbi korur, tansiyonu düşürür. Balığın damar tıkanmasını önlemesinde içerdiği Q 10’un payı olduğu düşünülmektedir. Kalp hastalığı riski (yüksek kolesterol vb.) varsa, günde 50 miligram koenzim Q 10 ve 400 vitamininin alınması yararlıdır. Koenzim Q 10 insan vücudunda, gıdalarımızda (soya, ıspanak, brokoli, susam yağı) özellikle balıkta bulunan maddedir. Normal olarak vücudumuz eğer vitamin C ve B kompleks oksitliği yoksa Koenzim Q 10’u kendisi üretir. bakımdan besinlere ek olarak vermeye çoğu zaman gerek yoktur. Ancak yaşlandıkça yaşla ilgili rahatsızlıklar, yeme alışkanlığı, stres ve enfeksiyonlar Koenzim Q 10 üretimini düşürür. besinlerimizdeki Koenzim Q 10’da saklama süresi, işleme ve pişirme yöntemlerine bağlı olarak önemli ölçülerde azalır. Bir tamamlayıcı günde 1-2 kez 30 miligramlık kapsül alınması öneriliyor.

antioksidant yiyecekler:

Taze beyaz üzüm (Ancak kişinin karaciğer yağlanması varsa uzak durmalı)
Portakal
Kayısı
Soğan
Domates
Sarımsak
Brokoli
Pırasa
Kivi
Muz
Havuç
Ispanak
Maydonoz
Bakla
Elma
yesil cay
Nar
Bögürtlen
Karadut
Visne
Kavun

Sevgilerimle… Canan

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çin Feng Sui size gerçekleri söyleyecek.

imagesJ9BPF9OQ

 

Cevaplarınızı bir kâğıda yazın ve burcunuzu aşağıda okuyun. …

1 – Favori renginiz hangisi: Kırmızı – Siyah – Mavi – Yeşil – Sarı

2 – İsminizin ilk harfi?

3 – Doğduğunuz ay?

4 – Hangisini daha çok seversiniz? Siyah mı Beyaz mı

5 – Sizinle ayni cinsiyette birinin adı?

6 – Favori sayınız?

7 – Hangisine gitmek istersiniz? Kaliforniya – Florida?

8 – Göl mü seversiniz Okyanus mu? 9 – Mantıklı bir dilek tutun.
Tüm sorulara cevap verince aşağıya bakın; Ama kopya çekmeyin!
**************************
1 – Eğer seçtiğiniz renk; Kırmızı: Alarm durumundasınız (açık/ uyanık) ve hayatınız sevgiyle dolu Siyah: Kapalı ve agresif birisiniz Yeşil: Ruhunuz huzurlu ve rahatsınız. Mavi : Spontane, aşk öpücükleri ve şefkatli biriniz Sarı : Mutlu bir insansınız.. Kötü modda olanlara iyi tavsiyeler veriyorsunuz.
2 – Eğer baş harfiniz; A-K Hayatınızda bolca sevgi ve dostluk var L-R Hayatınızı maksimumda yaşamaya çalışıyorsunuz, yakında hayatınız yeniden yeşerecek. S-Z Başkalarına yardım etmeyi seviyorsunuz. . Geleceğiniz güzel
3 – Eğer doğduğunuz ay; Ocak – Şubat – Mart: Yıl sizin için güzel geçecek. Hiç ummadığınız birine Âşık olacağınızı keşfedeceksiniz. Nisan – Mayıs – Haziran: Sonsuza kadar devam edecek bir sevgi ilişkisine sahip olacaksınız Temmuz – Ağustos – Eylül: Çok güzel bir yıl yaşayacaksınız ve hayatınızda koklu değişimlere sebep olacak deneyimler yaşayacaksınız. Ekim Kasım – Aralık: Ask hayatiniz muhteşem olacak, ruh eşinizi bulacaksınız.
4 – Eğer seçtiğiniz ; Siyah: Hayatınız bambaşka bir yöne doğru hareket edecek. Sizin için en iyi şey bu olacak ve bu değişimden memnun olacaksınız. Beyaz: Sizi tamamlayan ve sizin için her şeyi yapabilecek dostlara sahipsiniz ama bunun farkına varmayabilirsiniz.
5 -Seçtiğiniz kişi Bu kişi sizin en iyi dostunuz.
6 -Seçtiğiniz sayı Bu sayı hayatınızda sahip olduğunuz en yakın arkadaşlarınızın sayısını gösteriyor.
7 – Eğer seçtiğiniz; Kaliforniya: Macera seviyorsunuz Florida: Yan gel yat bir tipsiniz. (uyuşuk)
8 – Eğer seçtiğiniz; Göl: Sizin arkadaşlarına, sevgilisine tamamen bağlılık gösteren birisiniz. Okyanus: Spontane ve insanları mutlu etmeyi seven birisiniz.
9 – Dilek; 1 saat içinde bunu paylaşırsanız dileğiniz gerçekleşecek ,,,10 kişi beğenirse, dileğiniz doğum gününüzden önce gerçekleşecek

Alıntı…
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Seyret, Sus Ve Dinle…

10929933_862711927125501_7687416650869531308_n[1]

 

Bir gün bir dağ, güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.

Dedi ki, “Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor.”

Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.

Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.

“İiiiiiiiihhhhhh, bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?”

Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.

Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş, hızla yuvarlanmaya başladı. Fare, sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyretmeye…

Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.

Deniz, dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:

“Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?

Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE.”

Dağ denize sordu:

“SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?”

Deniz,

“Bak… Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin…

Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin…

Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

O Adam Buraya Gelecek…

Pucca’yla bloğu aracılığıyla değil kitapları aracılığıyla tanıştım. Ve tanıştığım andan itibaren de geriye dönük ne kadar yazısı varsa döndüm okudum. Ve bayıldım. Yaşadığı travmalar bir yandan içimi acıtırken bunları anlatabilmesini sevdim. Ama en önemlisi özel hayatını bu kadar açık anlatabilmesi beni çok etkiledi. Yani özel ilişkilerini cinsellik dahil yazıyor hatun, bazen düşünüyorum ben yapabilir miyim diye imkanı yok yapamam. Tamam ben de kendimden, ilişkilerimden, etrafımdan alıntılar yapıyorum ama bir esinti gelip geçiyor o kadar. Bu kız dibine kadar yazıyor.
Valla onla arkadaş olmak hele hele erkek arkadaşı olmak büyük cesaret ister. Yani boru değil 70 milyon okuyacak arkasından. Ama böyle izleyici olarak takip etmeye bayılıyorum:) Hala kitaplarını almadıysanız mutlaka alın. Aldıysanız son kitabı ‘O Adam Buraya Gelecek’ e doğru depar atın. Bu kitapta biraz daha kişisel gelişim, olgunluk emareleri, farkındalıkları da var onun dışında  işte bildiğimiz Pucca …
Daha ne diyeyim…
Anette İnselberg

Seni Seviyorum Batman…

10984093_10153139858769437_1872892530370168105_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Nasıl Kızlardan Hoşlanırsın Sen…

11072777_10153126441129437_4760423566775557546_n[1]

EN İYİ İHTİMALE OYNAMAK

11065714_471125689759240_3365811870932966470_n[1]

Pek çoğumuz bu şekilde büyütüldük, “ sen yine de en kötüsünü düşün, ona göre hazırlık yap”. Düşünce ve inançlarımız en kötü ihtimal senaryolarının ışığında şekillendi, büyüdük, pek çok şey değişti, ama bazılarımız için sürekli en kötüyü düşünmek alışkanlığı sürüyor.

Olumlu düşünmek nedir biliyor musunuz? En kötü ihtimal senaryolarının yanına en iyi ihtimal senaryolarını da ilave edebilmektir.

Olumsuz düşünen insanların pek çoğu en kötü ihtimal senaryolarına gereğinden fazla takılıp kalıyorlar. En kötüyü düşünüp en iyisini ummak diye bir şey yoktur, kendi içinde çelişki taşır. Bu bir elinizle mutsuzluğa tutunup diğer elinizle mutluluğu yakalamaya çalışmaya benzer, oysaki mutluluk için çoğu zaman eki elimizi de kullanmamız gerekir.

Bugünden itibaren kendinizi en kötü ihtimal senaryoları içinde kaybolmuş hissettiğinizde durun ve kendinize şunu söyleyin: “tamam, böyle bir şeyin olma ihtimali var ama sadece %10. Peki kalan %90 ihtimalle olaylar nasıl şekillenebilir? En iyi durumda ne olur? Kötü kısmını ele aldığım olay tam benim istediğim gibi güzel bir şekilde sonuçlanacak olsaydı bu nasıl olurdu?”

En iyi ihtimal senaryolarınızı farklı konular itibarıyla oluşturun lütfen. Para durumunuz en iyi ihtimal nasıl olabilir, işiniz en iyi ihtimal nasıl olabilir, ilişkiniz en iyi ihtimal nasıl olur?

En iyi ihtimale de oynayalım bakalım biraz neler değişecek?

Kötü durum senaryoları aklınıza üşüştüğü zaman daha önce yazmış olduğunuz en iyi ihtimal senaryolarını düşünün veya daha iyisi çıkarıp bir kere okuyun. Duygu durumunuz kısa sürede pozitife doğru ilerleyecektir.

İnsanlar baktıkları yöne doğru ilerlerler, siz hangi yöne bakıyorsunuz, en iyi ihtimale mi en kötü ihtimale mi?

Sevgi ile kalın.

P.S.: Kötü senaryolarınız ile tek başınıza mücadele etmekten sıkıldıysanız Mutlulukla Değişim Programına katılın ve farklı bir hayatın kapısını aralamaya başlayın, bilgi için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HAPİSHANE SENSİN!..

74930_390771067682219_1761228855_n[1]
İnsan varlığı çok acayip…
Önce kendi hapishanesini yapıp yaratıyor…
Sonra da o hapishaneden hem şikayet edip duruyor, hem de o hapishaneden çıkmamak için elinden geleni ardına koymuyor…
Bahanesi de hep hazır, dili hep zehirli!..
Şikayetle, ahla vahla, kısır döngülerle, negatif söylemler ve edimlerle dolu, ölü bir hayat…
Peki o halde, soru şu:
“Bu mu istediğin, kendine layık gördüğün bu mu?!. Hediyeni almak ve hediyeni vermek üzere hapishanenden çıkmaya, bire ve bütüne uçmaya ne dersin?!.”
Haydi!..
Herkes kadar hapis ve herkes kadar özgür olduğunu farketmelisin!..
Çünkü seçim sensin!..
Ve öyledir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İncinin azim dolu öyküsü

11070021_904261972969380_4244195884040895459_n[1]

Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden akıp geçsin diye, kabuğunu açmış. Su içinden geçerken, solungaçları yiyecek toplayıp midesine gönderiyormuş. Aniden yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesiyle kum ve çamur fırtınası oluşturmuş. İstiridye de kumdan nefret edermiş. Zira kum öylesine pürüzlüymüş ki kabuğunun içine kaçarsa son derece rahatsız olurmuş. İstiridye derhal kabuğunu kapamış ama çok geç kalmış. Sert ve pürüzlü bir kum taneçiği içeri girip iç derisi ile kabuğun içine yerleşmiş. Kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş. Ama kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış ta ki nefis, parlak ve düzgün bir örtü oluşana kadar….

İstiridye, yıllar yılı minik kum taneciğinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli bir inci oluşmuş.

Karşı karşıya olduğumuz problemler bu kım taneciğine benzer, bizi rahatsız ederler ve niye bize bu derece eziyet çektirip asableştirdiklerine şaşarız. Fakat azmin getirdiği cesaret ve kuvvetle, sorunlarımızın ve zayıflıklarımızın üstesinden geliriz. Daha alçakgönüllü, isteklerimizde daha ısrarlı, çevremizdekilere daha yakın, daha akıllı ve sorunlarımıza karşı daha dayanıklı hale geliriz. Gizli gücümüzle, yaşamımızdaki pürüzlü kum taneciklerini, bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynağı olan değerli incilere dönüştürürüz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çin’de uzun zamandır önemli bir bitkisel ilaç olarak bilinen hünnap meyvesinin faydaları…

Çin’de uzun zamandır önemli bir bitkisel ilaç olarak bilinen hünnap meyvesi, sadece tat tomurcuklarını hoşnut etmekle kalmaz, aynı zamanda doğadaki besin ögelerinin küçücük bir paket haline getirilmiş şekli gibidir. Hünnap meyvesinin sağlık yararları hakkında daha fazla bilgi için okumaya devam edin.

Hünnap meyvesinin Çin kökenli olduğu düşünülmektedir ve Çin hurması da denilmektedir. Bu meyve çeşidine bağlı olarak kiraz veya erik boyutunda olabilir. İnce, yenilebilir kabuk ile kaplı beyaz eti vardır. Çoğu kişi hala ham ve yeşil olduğu zamanlarda yemeyi tercih eder. Meyve olgunlaştığı zaman yeşil rengini bırakır ve bazen kızıl kahverengi noktalar taşıyan, kahverengi veya morumsu bir renk alır. Tamamen olgunlaşmış bir hünnap meyvesi kuru üzüme biraz benzer şekilde tamamen kırmızı ve buruşuk görünüm alır. Makalenin geri kalanında bu Asya meyvesinin sağlık yararlarını açıklayacağız.

5169_bunch-of-jujubes-363x400Hünnap Meyvesinin Faydaları Nelerdir?

-Hünnap meyvesini bu kadar sağlıklı yapan şey, belki de içerdiği C vitaminidir. C vitamini vücuttaki serbest radikal hasarını azaltmaya yardımcı olan ve bağışıklık sistemini güçlendiren güçlü bir antioksidandır.

-Hünnap meyvesi niasin (B3 vitamini) zenginliği sayesinde kan dolaşımını geliştirir.

-Önemli bir sağlık yararı da kan basıncı üzerindeki etkisidir. Meyve aynı zamanda potasyum içerdiğinden yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Meyvenin düşük sodyum içeriği az tuzlu diyet yapması gereken insanlar için sağlıklı bir seçimdir.

– İçindeki kalsiyum kemik gücünü artırmaya yardımcı olur ve magnezyum kas tonusunu arttırır.

-Geleneksel Çin tıbbında hünnap meyvesinin meme kanseri tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.

-Geleneksel Çin ve Kore tıbbı uygulayıcıları bu meyvenin antibakteriyel, antifungal, anti-ülser ve anti-inflamatuar özellikleri olduğunu iddia etmektedir.

-Bazı klinik çalışmalar hünnap meyvesinin kronik kabızlık belirtilerini azaltabileceğini ve aynı zamanda ilk ay içinde bebekleri etkileyen sarılığın tedavisine yardımcı olabileceğini bildirdi.

-Bu meyve ayrıca kuru, kaşıntılı deri, yara ve ülser gibi yaygın cilt hastalıklarının tedavisinde de faydalıdır.

-Hünnap meyvesinin, stres veya anksiyeteyi azaltmaya yardımcı bazı özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir.

5169_hun-Semptomları bu meyve ile tedavi edilebileceği düşünülen diğer durumlar ise;
*iştahsızlık
*ishal
*anemi
*yorgunluk
*histeri
*ateş
*astım
*iltihap
*göz hastalıkları

-Hünnap meyvesinin önemli bir özelliği de sağlıklı karaciğer işleyişi ile bağlantılı olmasıdır. İçerdiği antioksidanlar karaciğere koruma sağlar ve yenilenmesini sağlar. Bu bilgi yaklaşık 40 dakika boyunca kan temininden mahrum bırakılan karaciğerin hünnap meyvesi yardımıyla iyileşme gösterdiği bir hayvan çalışmasında elde edilmiştir.

-Karaciğeri güçlendirici etkileri geleneksel Çin tıbbında, siroz ve hepatit gibi durumların tedavisinde bu meyvenin kullanımı ile bağlantılı olabilir.

Hünnap meyvesinin aşırı tüketiminin bilinen hiç bir yan etkisi olmamasına rağmen, devam eden herhangi bir kronik sağlık sorununuz varsa, doktorunuz ile bu konuyu konuşmanız gerekmektedir. Yine de her şey de olduğu gibi bu meyveyi de aşırı miktarda tüketmek yan etkilere yol açabileceğinden dikkatli olmalısınız.

Kaynakça:

http://www.buzzle.com/articles/jujube-fruit-benefits.html

BURÇLAR SİNİRLENİNCE

images[2]

Koç: Açar ağzını yumar gözünü ağzına geleni söyler

Boğa: Boğayı susturmanın tek yolu Koli bandı

İkizler: Çenesi bi düştümmü kimse kaldıramaz , başınızda et bırakmaz

Yengeç: Suskun duruşuna bakıp aldanmayın içinden konuşur, tehlike yani

Aslan: Camı çerçeveyi indirir karşısındaki pes edene kadar konuşur, yinede pes etmez.

Başak: Kafada saç bırakmaz adamı mezara sokana kadar konuşur.

Terazi: Anlayışlıdır terazi pek dır dır etmez, ama konuşursa ortalık karışır. buda tehlike yani .

Akrep: Buda pek konuşmaz ama konuşursada konuşturduğunuza pişman eder .

Yay: Çok konuşur kafa şişirir neye uğradğınızı şaşırırsnz. bunalım yani

Oglak: Oğlak Konuşursa mahalle dinler, terlikler, vazolar havalarda falan .

Kova: Konuşmaz başka tarz intikam alır, adamı intihara sürükler

Balık: Sesi çıkmaz balığın , ona kıyamaz kendinize zarar verirsiniz .

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Of Nerde Bu Ruhİkizim Esma Abla

16521_425784994259987_8831445696319437384_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEYİN DALGALARINIZI DEĞİŞTİREREK DUYGULARINIZI KONTROL EDEBİLİRSİNİZ!

10533276_693465180762989_2196818340424896433_o[1]

Güne frenkansımızı yükselterek başlamak bugünümüz, yarınımız, geleceğimiz ve hatta “geçmişimiz” için son derece önemli.

Peki nedir bu frekans ? Neden yükseltmemiz gerekir ? Yükseltirsek ne olur? Yükseltmezsek ne olur?

Öncelikle frekans fiziksel bir terim bunu belirteyim.

“Denge noktası etrafındaki salınıma” frekans diyor fizik.

Evrende her ne varsa bir FREKANS halinde ve titreşiyor.

Titreşimler ise bizim yaradılışımızla görebildiğimiz bir düzeyde değil. Ama hissedebileceğimiz bir düzeyde.

Şimdi beynimizin titreşimlerine bir göz atalım :

DELTA :
Uyku anında ortaya çıkıyor saniyede 4 dalgalanma meydana getiriyor. En yavaş titreşen dalgalar olarak biliniyor. 4 herz (uyuyan beyin)

TETA:
Bunlarda uyku evresine girerken 4-7 dalgalanma şeklinde delta dalgasından biraz daha hızlı salınım yapıyor. 5-6 herz (uyurgezer beyin)

ALFA:
Bu dalga saniyede ortalama 10 kez salınım yapan bir dalgadır, insanın rahat olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. 10 herz ( Düzgün beyin dalgası)

BETA:
Bu dalgalar ise STRES (gerilim) durumunda kafamızın dağınık olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. Saniyede 13-40 dalga arası (13-40 herz diyelim) (düzensiz)

GAMA:
Bu dalgalar saniyede 40 kez titreşen dalgalardır. Üzerinde çalışmalar süren bu dalgaların; bilinç,özü düşünme gibi durumlarda oluştuğu düşünülüyor.(40 herz)

Görüldüğü gibi titreşimimizin bizi en rahatlattığı, huzur verdiği frekans aralığı, saniyede 10 Herz salınım yapan Alfa dalgası.

Alfa beyin dalgasına ulaşabilmemiz için bir çok teknik var.

Benim önemsediğim, kullandığım ve danışanlarıma önerdiğim, tekniklerden bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere.

1. Uykudan uyandığınızda ve uykuya dalmadan hemen önce :
Bu alfa frekansının doğal sürecidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uyandığımız andaki frekansımız alfa frekansıdır. Özellikle gerçekleşmesini istediğimiz herhangi bir hayalimiz var bu anlarda hayalimizi üç boyutlu düşünerek, yoğun duygu (neşe, sevinç, heyecan, mutluluk) hissederek evrene gönderirseniz, hayallerinizi gerçeğe getirmek kolaylaşacaktır.

2. Diyafram Nefesi :
Burundan alınıp, yine burundan verilen nefes şeklidir. Uzanarak yapabiliriz bu nefes alıştırmasını. Sağ elimizi karnımızın üzerine koyalım. Burnumuzdan kocaman derin bir nefes alıp karnımızı kocaman şişirelim. Karnımızı şişirirken 8 veya 10’a kadar sayalım. Karnımızın üzerindeki sağ elimizin, şişen karnımızla birlikte yukarıya doğru kalktığını hissedelim. Sonra tekrar yine burnumuzdan vermek suretiyle 8-10’a kadar sayarak karnımızı yavaş yavaş indirelim. Tabi ki bu alıştırmayı yaparken sadece nefesimize odaklanıp, başka hiçbir şey düşünmeyelim. Yaklaşık 15 dakika bu nefes çalışmasını yaparsanız, rahatlıkla alfa seviyesine inmiş olursunuz.

3. Renk ayrıştırma metodu :
Bir yere uzanın, derin derin nefesler alarak kendinizi rahatladın. Hayalinizde gökkuşağının renklerini düşünün. Şimdi kırmızıyla başlayın. Bu uygulamada hayal gücünüzü ve beş duyunuzu mümkün mertebe fazlaca kullanmanız gerekecek. Kırmızı bir meyve düşünün. Mesela bir sepet dolusu kıpkırmızı kirazlar görün. Hayalinizde bu kirazları elinize alın, dokunun, dokusunu hissedin. Kokularını duymaya çalışın bu kıpkırmızı kirazların. Sonra ağzınızda bir tane olgun kıpkırmızı kiraz atın ve ağzınızda dağılan o muhteşem lezzeti hissedin. Sonra tekrar kırmızı bir obje düşünün mesela bir elma bahçesinde olduğunuzu hayal edin. Dalda kıpkırmızı elmalar var ve siz elmaları topluyorsunuz. Sepette bir sürü kırmızı elma birikti. Sonra elmalardan birini alarak kocaman ısırıyorsunuz elmadan. Elmanın tüm lezzetini ağzınızda hissediyorsunuz.

Şimdi turuncuya geçelim. Kendinizi bir deniz kenarında hissedin… Güneş batmak üzere ve güneşin turuncu aydınlığı tüm denizi sarmış. Her taraf turuncu bir renge boyanmış ve siz o turuncu rengin hakim olduğu anlarda denize girdiğinizi hayal edin. Turuncu renklere tekrar tekrar bakın, denizin sularının tamamen turuncuya boyandığını görün….

Şimdi bir portakal hayal edin elinize portakalı alın, dokusunu hissedin, sonra koklayın, mis gibi kokusunu içinize çekin portakalın. Sonra soymaya başlayın portakalın kabuklarını, soyarken sularının aktığını düşünün ve parçalara ayırın portakalı. Şimdi bir dilim sulu ve kokulu portakalı ağzınıza attığınızı hayal edin,
lezzetle yiyin.

Bu alıştırma gökkuşağının tüm renkleri ile devam edecek. Sıradaki renkler sarı, yeşil, turkuaz, mavi ve mor.

Bu alıştırmalar, titreşiminizi saniyede 10 hz salınıma çekecek ve rahatlayıp, huzur bulacaksınız.

Kolay gelsin smile ifade simgesi Sevgilerimle,

A.Nilgün Aktaş

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »