Kuru Sogan Hazinesi…

Prof.Dr. Adnan SARACOGLU

Kuru Sogan

kuru sogan uzerine olan ilk calismalarima seksenli yillarin

ortalarinda baslamistim. Ayni zamanda sarimsak ve pirasayi da

inceliyordum. Cunku, ucu de ayni familyadandir. Topraktan henuz cikmaya

baslamis, bu uc bitkinin taze filizlerini kopartip tadina baktiginizda

damak tatlari birbirinin aynidir. Onlari birbirlerinden ayirt etmek

zordur. Ancak, bir-iki haftadan itibaren morfolojileri, kimyalari ve

tatlari giderek belirgin sekilde farklilasir.

Her ucunde de antibakteriyel (antibiyotik) ve agri kesici (analjezik)

ozelligi olan etkin maddeler bulunmaktadir. Yetiskin donemlerine

gelindiginde dogal antibiyotik guc, sarimsakta en fazladir. Soganda bu

guc orta derecede bulunurken, pirasada bu olcu en minimum duzeyde

kalir. Yetiskin soganin agri kesici gucu ise maksimum duzeye cikar.

Ileri tarihlerde sarimsak ve pirasanin iceriginde sakli olan etkin

ozelliklerini ayri basliklar altinda sizlere tanitmaya calisacagim.

Cunku, ayni aileye (familya) ait bu uc sebze yetiskin evrelerinde kur

olarak uygulandiklarinda birbirlerinden tamamen farkli hastaliklara

karsi potansiyel bir guc olusturabilmektedir ler. Pirasa, bobrekte

olusan litogen yapiya karsi etkili olurken, sarimsak ise vucudun bazi

bolgelerinde olusan plaklara karsi etkin rol oynayabilmektedir. Bu

kisa giristen sonra bugunku, sebzemize tekrar geri donelim.

Onu dograrken goz yaslarini tutmak ne mumkun; Gozlerden yas gelmesine

sebep olan yapisinda kukurt bulunan propanthial- S-oksit maddesidir.

Eger, sogani dograrken goz yasi dokmek istemiyorsaniz, agziniza bir

lokma ekmek alip cigneyerek dograyiniz.

Erkekler icin

Yillar once kuru sogani arastirirken prostatite (prostat ici

iltihaplanma) bagli agri ceken erkeklerin imdadina yetisebilecegini

bulmustum. Prostatite bagli agri ceken bazi hastalar icin uygun bir

agri kesici bulmak da cok zordur. Bilinen hicbir agri kesici onlara

derman olmaz. Almanyada ;Medizin Forum-Prostatitis; sitesine yazi yazan bir prostatit hastasi, prostatite bagli surekli agri cektigini

ve bu durumun kendisini intiharin esigine getirdigini yazmisti. Bu

hastaya sogan kurunu uygulamasini onermistim. Aradan birkac gun

gectikten sonra nasil tesekkur ettigini hal â unutamam.

Kadinlar icin

Zaman zaman gecmiste arastirdigim bir bitkiye tekrar tekrar geri

doner, yeni elde ettigim deneyimlerimin isiginda onu tekrar

arastirmaya baslarim. Kuru soganin rahim ve yumurtaliklar uzerinde

nedenli etkili olabildigini buldum. Onu, 2009 un bitkisi olarak

tanitmayi dusunuyordum ki, yasliliga bagli eklem kireclenmesini

ortadan kaldirici bitkiyi buldum. Bu nedenle 2008 in son aylarinda

kuru soganin bu potansiyel gucunu erken aciklamayi daha uygun buldum.

Kuru sogan, polykistik Over Sendromu (PCOS) yasayan bayanlarin

imdadina yetisen mukemmel bir destekleyici ve yardimci tedavi imkâni

sunmaktadir. Erken menopoza giren bayanlarin da imdadina

yetisebilmektedir. Kucuk ve orta capli miyomu olan bayanlar da kuru

sogan kurunden istifade edebilirler.

Polikistik over sIkâyeti olanlar,

buyuk bir olasilikla kuru uygulamaya basladiktan bir-iki gun sonra

beyaz-sari renkte bolca akinti yasamaya baslayabilirler.

Uzun zamandan beri adet (regl) gormuyorlar ise, adet

gormeye baslayabilmektedirl er. Ayni sekilde menepoza yeni girmis

bayanlar da tekrar duzenli adet gormeye baslayabilmektedirl er. Rahim

duvari incelmesi olan bayanlarin rahim duvarlarinin kalinlasmasinda da

etkilidir. O sanki, kadinlarin rahim ve yumurtaliklari icin yaratilmis

bir sebze;

Endometrioma (cikolata kisti),

rahimin icini doseyen zar tabakasinin (endometrium)

yumurtaliklarda bulunmasi ve her adet doneminde

kanayarak kistik yapi olusturmasina denir. Bu kistin ici, kahverengi

kivamli sivi ile doludur bu nedenle cikolata kisti de denir. Hastalar

hekimlerine kisirlik, sancili veya agrili adet gorme, iliski esnasinda

agri gorme veya fazla miktarda adet gorme sIk âyeti ile basvururlar.

Baslangic evresinde olan endometrioma tedavisinde de oldukca guclu bir

yardimci tedavi imk âni sunar.

KÜR:

Polykistik overe, erken menopoza ve miyomlara karsi

Iki bardak klorsuz suyu (yaklasIk 250-300 ml) kaynatiniz. Orta boy

yemeklik kuru soganin en dis acik kahverenkli ince kabugunu soyduktan

sonra dorde veya altiya bolup kaynamakta olan suyun icerisine atiniz.

Agzi kapali olarak bes dakika kaynattiktan sonra ocaktan indirip

ilimaya birakiniz. Iliyinca, suzulur ve ilik olarak bir su bardagi

ogle yemeginden on dakika once icilir. Ayni sekilde aksam yemeginden

once tekrar taze olarak hazirlanip on dakika once icilir. Bu kure

onbes gun devam edilir ve kur sonlandirilir.

Dikkat:

Kirmizi veya mor sogan amaca uygun degildir. Uygulanacak olan

sogan kurunun taze hazirlanmasi ve ilik olarak icilmesi sarttir. Soguk

olarak veya beklemis haslama suyu icilmemelidir.

Prof.Dr.Adnan SARACOGLU

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Keşke Evliliğimizi Bir Kadın Bitirseydi…

11046596_10153075482316380_2181394760429497941_n[1]

Erkekleri daha yakından tanımak, doğru iletişim kurmak ve hassas noktalarını öğrenmek için

Başak burcu erkeği inatçı, titiz, detaycı ve mantıklı yapısıyla dikkat çeker. Hoş ve sevecen bir mizacı vardır. Daima bakımlı ve hoş görünmeye dikkat eder. Hırslı ve çalışkandır. Para konusunda tutumludur. Başak burcu erkeği çevresindeki olumsuzlukları sözünü sakınmadan tenkit edebilir.

Erkekleri daha yakından tanımak, doğru iletişim kurmak ve hassas noktalarını öğrenmek için burçlarına göre erkekler rehberimizden faydalanabilirsiniz!

Koç Burcu Erkeği

Koç burcu erkeği kendine güvenen, hareketli ve enerjik yapısıyla toplum içinde fark edilir. Otoriterdir ve otorite kurmaktan keyif alır. Dik başlıdır ve hata yaptığında bunu kabul etmek istemez ve bencil davranışlar sergiler.Koç burcu erkeği özgürlüğüne fazlasıyla düşkündür. Dostları ve arkadaşları için yapmayacağı şey yoktur. İnsanlara yardım etmeyi ve onların sorunlarını paylaşmayı sever.
Boğa Burcu Erkeği
Boğa burcu erkeği inatçı, çalışkan, hareketli ve sakin yapısıyla dikkat çeker. Bu sakin görünüşünün altında oldukça hareketli bir insan vardır. Kızdığı zaman oldukça inatçı olur ve hiçbir şekilde düşündüklerinden ödün vermez. Boğa burcu erkeği evine bağlıdır ve uyumlu bir eştir. Aynı zamanda çocuklarıyla arasında sıcak bir bağ vardır ve iyi bir babadır.
İkizler burcu erkeği zeki, nazik, güzel ve etkili konuşan ve cazibeli yapısıyla dikkat çeker. Pratiktir ve sorunlar karşısında kolayca çözüm üretebilen bir yapısı vardır. İkizler burcu erkeği değişkendir ve bazen onu anlamak zor olabilir. Çocuksu tavırlarıyla sürekli ilgi bekleyen bir yapısı vardır. Aklına koyduğunu mutlaka yapmak ister. Diğer taraftan özgürlüğüne düşkün olan ikizler erkeği kısıtlanmaktan ve emir almaktan hoşlanmaz.
Yengeç burcu erkeği nazik, dürüst, ağır başlı ve mağrur yapısıyla dikkat çeker. Duygusal yapısı oldukça hassastır. Sevgi ve saygı onun için vazgeçilmez temel taşlarıdır. Çevresindeki insanlara değer verir ve onlara yardımcı olamaya çalışır. Onların zayıf taraflarından faydalanmaya çalışmak yerine onlara destek olmaya çalışır. Yengeç burcu erkeğinin keskin ve pratik bir zekâsı vardır. Analiz yeteneği fazlasıyla gelişmiştir. Olayları kolaylıkla çözümleyebilir. Suyla ilgili her şeyi çok sever.
Aslan burcu erkeği ılımlı, zeki, sevecen, romantik ve pratik tavrıyla dikkat çeker. İkili ilişkilerde mükemmel bir partnerdir. Gururlu aslan burcu erkeği iltifatlardan ve övgülerden çok keyif alırAteş grubundan olduğu için sinirlendiğinde kızgınlığı patlama şeklinde cereyan eder. Kin tutmaz ve kızgınlığı gelip geçicidir. Hareketli ve neşeli tavırlarıyla dost ortamlarının aranan ve vazgeçilmez kişilerindendir. Rahatına oldukça düşkündür ve lüksü sever. Gezmeyi, eğlenmeyi ve sosyal aktivitelerde bulunmayı çok sever.

Başak Burcu Erkeği

Başak burcu erkeği inatçı, titiz, detaycı ve mantıklı yapısıyla dikkat çeker. Hoş ve sevecen bir mizacı vardır. Daima bakımlı ve hoş görünmeye dikkat eder. Hırslı ve çalışkandır. Para konusunda tutumludur. Başak burcu erkeği çevresindeki olumsuzlukları sözünü sakınmadan tenkit edebilir.Eleştirmeyi sever. Fazlasıyla açık sözlüdür. Düşünceli olmasına rağmen hoşuna gitmeyen şeyleri direkt ve net olarak söyler ve kırıcı olabilir. Temizlik onun için çok önemlidir. Bazen aşırıya kaçacak derecede titiz olabilir.

Terazi Burcu Erkeği

Terazi burcu erkeği kararsız, duygusal, romantik, iyimser ve yumuşak huylu yapısıyla dikkat çeker. Toplum içinde sevilen ve aranan bir dosttur. Karşılıklı güvene önem verir. Dürüsttür ve herkesin öyle olmasını ister. Terazi burcu erkeği meraklı ve öğrenmeye açık bir kişilik sergiler. İyi bir konuşmacıdır ve çevresindeki insanları bu yolla kolaylıkla etkiler.Sakinlik ve huzur onun için çok önemlidir ve ani duygusal çıkışlar onu yorar. Bakımlı olmayı sever ve temizliğe fazlasıyla önem verir. Çevresindeki kişilerin de öyle olmasını ister.

Akrep Burcu Erkeği

Akrep burcu erkeği arzulu, kararlı, duygusal ve duyarlı yapısıyla dikkat çeker. Neşeli ve hareketli gibi görünse de karamsar bir hali vardır. Hayatın zevklerine aşırı düşkündür. Özellikle yemeğe, alkollü içeceklere ve cinselliğe karşı zaafı vardır.Akrep burcu erkeği herkese ve her şeye karşı şüpheci tavırlar içindedir. Kimseye kolay kolay güvenmez. Maddiyata çok fazla önem verir. Çünkü maddi anlamda edinilen gücün güven verdiğini düşünür. Eleştirmeyi seven akrep burcu erkeği tenkit edilmekten hoşlanmaz.

Yay Burcu Erkeği

Yay burcu erkeği entelektüel, duyarlı, meraklı, neşeli ve cana yakın yapısıyla dikkat çeker. İyi niyetli ve konuşkandır. Dostlarına düşkündür ve arkadaş canlısıdır. Hareketsizlik yay burcu erkeğini sıkar. O hep hareketli olmalı ve açık havada bulunmalıdır.Kapalı ortamlarda çok uzun süre kalmaktan hoşlanmaz. Yay burcu erkeği birçok konuda bilgi. Bu da onun meraklı bir yapısı olmasından kaynaklanır. Eleştirmeyi sever ve açık sözlüdür. Bazen bu açık sözlülük pot kırma sınırını da aşabilmektedir.

Oğlak Burcu Erkeği

Oğlak burcu erkeği çalışkan, azimli, hırslı ve sevecen tavırlarıyla dikkati çeker. Maddiyata düşkündür ve çalışmaktan keyif alır. Para kazanmak konusunda üstüne yoktur.Fırsatları değerlendirmeyi iyi bilir. Tutumludur ve tasarrufu sever. Oğlak burcu erkeği güvenilir, kuralcı ve disiplinlidir. Sistemli ve düzenli olan şeyleri sever. Genellikle şüpheci bir tavrı vardır.

Kova Burcu Erkeği

Kova burcu erkeği nazik, iyimser, özgürlüğüne düşkün ve çok yönlü yapısıyla dikkati çeker. Çok yönlü oluşu zor anlaşılan bir kişilik sergilemesine neden olur.Duygularını kolay kolay belli etmez. Hoş ve neşeli kişiliği toplum içinde sevilen bir insan olmasını sağlar. Kova burcu erkeği pratik ve çalışkandır. Kendi işini yapmaktan çok keyif alır.

Balık Burcu Erkeği

alık burcu erkeği nazik, uyumlu, iyimser ve hayalperest yapısıyla dikkati çeker. Umursamaz tavırları olaylardan fazla etkilenmemesine neden olur. Düzenden ve sorumluluk almaktan hoşlanmaz. Başına buyruk yaşamaktan keyif alır.Balık burcu erkeği iş konusunda pratikliği sayesinde başarılı olur. Art niyetli değildir. İnsanlara kolayca güvenir.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ailemin Bütün Kadınları…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Batsın Böyle Hayat…

10995469_673725689419533_765414318663566326_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Allah’ın Hangi İsmi Hangi Derde Deva

 

Bu hususta epey bir yol mesafe kat etmiş olan Dr.İbrahim Kerim bazı hastalıklar için aşağıda tesbit ettiği Esmaları tavsiye ediyor.

Kemik Hastalığı için;El-Kaviyy

Diz hastalığı ve ağrılar için:Er-Rauf

Kalp ve damar tıkanması için:El-Vehhâb

Kalp Hastalıkları için:En-Nur

Sinir Hastalıkları için:El-Muğni

Baş Ağrısı için:El-Ğaniyy

Guatr  Hastalığı için:El-Cebbar

Göz Hastalıkları için:En-Nûr,El-Habir,El-Vehhâb

Göz damar Rahatsızlıkları için:Er-Rauf

Mide Rahatsızlıkları için:Er-Rezzak

Böbrek Hastalığı için:El-Hayy 

Bağırsak Rahatsızlığı için:Es-Sabur

Pankreas için:El-Bâri

Romatizma için:El-Müheymin 

Göz sinirleri için:Ez-Zahir

Tansiyon için:El-Hafız

Kulak hastalığı için:Es-Semi’

Yağ bezeleri,Çıban için:En-Nâfi

Akciğer hastalığı için:El-Cabbar

Omurga Hastalığı:El-Bedi

Saç dökülmesi:El-Kaviyy

Kas hastalığı:Er-Rezzak

Damar Hastalıkları:Celle Celâlühü

Kanser:El-Latif,El-Ğaniyy,Er-Rahim

Sinüzit:Er-Râfi

Rahim Hastalıkları:El-Hâlık

Karaciğer Rahatsızlıkları:Er-Reşid

Bacak Hastalıkları:El-Müteali

Kimsenin ümitlerinizi çalmasına izin vermeyin!…

 

Olumsuz düşünen insanları duymayın, onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar….

Günlerden bir gün;
Kurbağaların yarışı varmış Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış…

Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış…

Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine
çıkabileceğine inanmıyormuş…

Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:

”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar…

İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş…

Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış…

”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar…

Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış…

Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler…

Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;
”Bu işi nasıl başardın?”
O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Olumsuz düşünen insanları duymayın!…

Onlar; Kalbinizdeki ümitleri çalarlar!

Kimsenin ümitlerinizi çalmasına izin vermeyin!…

Kadınlar Günü Başlangıç Olsun…


Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor. Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…

İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…

Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.

Kadınların, bebekliğinden başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.

Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.

Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.

Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki… ‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…

Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz… İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü…

Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın…
Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Kaparinin MS Hastalığında Yüzde 80 Çare Olduğu Saptandı


Türkiye’de yetişmesine rağmen çok fazla bilinmeyen kapari bitkisinin, Multipl Skleroz (MS) hastalarına çare olduğu bildirildi.
Pamukkale Üniversitesi(PAÜ) tarafından yapılan çalışmalarda, konsantre kapari çayı verilen MS hastası farelerin yüzde 80 oranında iyileştirildiği belirlendi. MS hastalığı, beyindeki ve omurilikteki sinirlerin yıpranması ve bozulmasıyla ortaya çıkan, görmede bulanıklık, geçici görme kaybı, kolda veya bacakta güçsüzlük, yürüyüşte dengesizlik, ellerde titreme, konuşmada bozukluk gibi belirtiler gösteren, bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve doğrudan merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık. PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Genel Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şen, MS hastalığının tedavisinde kapari bitkisinden yararlanabilme yönündeki çalışmayı 1,5 yıldır yürüttüklerini söyledi.
Kapari ürünlerini kullanan hastalarla da temasa geçtiklerini anlatan Şen, çalışmanın ilerleyen bölümünde fareler üzerinde deney yaptıklarını söyledi.
‘FARELER MS’DEN KURTULDU’
Geliştiren ve üretilen ürünlerin deney sonuçlarını aylık takip eden Prof. Dr. Şen ve ekibi, MS’li farelerin hastalıktan kurtulduğu sonucuna vardı. Deneylerde elde edilen sonucun MS hastaları için çok olumlu olduğunu vurgulayan Şen, “MS hastalığında kullanılan ilaçlar var ama daha çok hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastaları bir nevi rahatlatmak için. Çünkü MS hastalığının dünyada bilinen bir tedavisi yok. MS tedavisi için çok büyük ümit vadeden bir çalışma yürüttüğümüze inanıyoruz.” dedi.
‘TEDAVİ BEKLEYEN 40 BİN HASTA VAR’
MS hastalığının sebebi ve kesin tedavisi bilinmezken Türkiye’de yaklaşık 40 bin hasta olduğu tahmin ediliyor. Pizzaya tat vermesi amacıyla kullanılan kapari, yapılan araştırmalar sonucu tedavi bekleyen MS hastalarına umut oluyor. Kapari ürünleri üreten Burdurlu Murat Mıhladız, birçok MS hastasının bu bitki sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirtti.
MS hastalığıyla 15 yıl mücadele ettiğini belirten Aysun Tok, kapari kullanarak şifa bulduğunu belirtti.
Hastalığın başlamasıyla ilaç tedavisine başladığını belirten Tok, “İlaç tedavisi fayda vermedi. Sonra kapariyi duyduk. Kapari salamurası, karpuzu ve çayını kullanmaya başladım. Hastalığın yavaş yavaş azaldığını fark ettim. Şuan hiçbir etki kalmadı. MS hastalarına tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı .

kaynak: şifa doğada

Aaaa? Cehennemde de mi huri veriyorlar?

11059194_1465508427042291_2823699793684055208_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TEŞEKKÜRLER HAYAT


Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim.
Gözümü her açtığımda, beyaz ve siyahı
Gökyüzünde ki ta uzaktaki yıldızları
ve de kalabalığın içinden sevdiğim insanı ayırt etmemi sağlayan,
İki göz verdiği için teşekkür ederim.Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim.
Gece ve gündüz demeden,
Ağustos böceklerinin, kanaryaların şarkılarını
Çekiç ve motor seslerini, köpek havlamalarını, fırtınaları
Ve sevdiğimin titrek narin sesini
Ve bütün duyduğum sesleri kayıt etmem için
Kulak verdiğin için teşekkür ederim
Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim.
Haykırıp düşünebildiğim kelimeleri
Anne, arkadaş, kardeş, yanan ışık gibi kelimeleri
Ve sevdiğim insana giden ruhumun rotası gibi kelimeleri
Düşünüp ve açıklayabilmem için bana
Sesi ve alfabedeki kelimeleri verdiği için teşekkür ederim.

Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim
Ayaklarımla şehirleri, göletleri, deniz kıyılarını
Çölleri, dağları ve geniş düzlükleri
Ve senin evini, sokağını ve bahçeni gezdiğim için
Yorgun ayaklarımın yürüyüşünü verdiği için teşekkür ederim

Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim.
Yıkıntılardan ayağa kalkışı ayırabilmeyi
Şarkımla; sizin şarkınızla aynı olan şarkıyı oluşturan,
İki temel maddeyi; kahkahayla gülmeyi
Ve gözyaşını verdiği için teşekkür ederim

Herkesin şarkısı olan benim kendi şarkımı.
Bana çok şey veren hayata teşekkür ederim…

Hayata teşekkür ederim…
Hayata teşekkür ederim…
Hayata teşekkür ederim…

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Herkes onu yiyor: Trileçe!

Kek karışımını tepsiye dökün, 160 derecede önceden ısıtılmış fırında kürdan temiz çıkana kadar (kek kürdanı batırıp çıkardığınızda kürdana hamur bulaşıyorsa henüz pişmemiştir) pişirin,

Balkanlar’dan sadece soğuk hava dalgası değil, damağımızı büyüleyen nefis bir lezzet geldi: Trileçe! Yumuşacık, sütlü şerbetli bir kek üzerine yayılan incecik karamel dokusuyla bu tatlıya herkes bayılıyor. Lezzet avcıları için trileçe hakkında merak edilenleri araştırdık; haberimizin sonunda en iyi trileçe tarifini de bulacaksınız.

Balkanlar’dan sadece soğuk hava dalgası değil, damağımızı büyüleyen nefis bir lezzet geldi: Trileçe!

Toplum olarak biz trileçe tatlısıyla yeni tanışmış olsak da, tatlının tarihi 300 yıl öncesine ve Güney Amerika’ya dayanıyor. Araştırmalara göre Meksika ve Güney Amerika’da keşfedilen trileçe, televizyon dizileri aracılığıyla Balkanlar’a yayılıyor ve oradan da ülkemize geliyor

İspanyolca ismi “Tres Leches” yani “Üç Süt” olan trileçe tatlısında inek sütü, keçi sütü ve manda sütü şerbet olarak kullanılıyor.

Türkiye’de bir çığ gibi hayran kitlesi artan trileçe, tiramisu ve cheesecake’in tahtından etti; artık herkes tatlı olarak onu arıyor, onu soruyor.

Trileçe furyası tatlı tatlı eserken, büyük markalar da buna kayıtsız kalmıyor ve menülerine ekliyor ve çeşitli değişiklikler de yapıyor. Çikolatalı, frambuazlı trileçe tatlılarını da bulmak mümkün ama gözlemlerimize göre karamelli trileçe hep beş adım önde gidiyor.

En iyi trileçe nerede yenir, büyük gazetelerin köşe yazılarına kadar taşındı; neredeyse her restoran en iyisini yaptığını söylüyor.

Deneyimlerimizi sizinle paylaşmak istediğimiz için birkaç yerde trileçe yedik ve aklımızda kalanları size açıklayalım; yolunuz düşerse mutlaka trileçe yiyin ama aldığınız kalorileri yakmak için o gün bol su içip yürüyüş yapın.

En iyi trileçe olarak aklımızda kalanlar: Arnavutköy’deki Atlas Balık, her yudumda tazeliği ve nefisliğiyle birinci sırada.

Ortaköy’ün küçük ama yıllanmış pastanesi Jiji, uygun fiyatı ve tazeliğiyle damağımızda iz bıraktı.

Son olarak, Taksim, Ortaköy ve Cunda Adası’nda şubeleri bulunan Cookpoint, hem trileçe hem şahane tatlılar için bir başka güzel adres…

“Ben trileçeyi evde yaparım, istediğim kadar yerim” diyenler için haberimizin başında verdiğimiz sözümüzü tutuyoruz ve size lezzet garantili trileçe tarifi sunuyoruz.

Kek için; 5 yumurta, 1,5 su bardağı şeker, 1,5 su bardağı un, 2 paket şekerli vanilin, 1 silme çay kaşığı kabartma tozu, 1 çimdik tuz, Fırın kabını yağlamak için 1 çay kaşığı tereyağ.

Şerbeti için; 3 su bardağı süt, 2 paket (400 ml) krema, 1 su bardağı süt tozu.

Karamel için; 5 yemek kaşığı şeker (mümkünse esmer şeker), 1 yemek kaşığı tereyağ, 1 paket (200 ml) krema, 1/2 su bardağı süt.

Hazırlanışı: Yumurtaların aklarını ve sarılarını ayırın (akların içine 1 damla bile sarı karışmamalı), Yumurta aklarını bir çimdik tuz ilavesiyle kar gibi olana kadar çırpın,

Şekeri ekleyip 5 dk. daha çırpın, Sarıları ayrı bir kapta çırpın, Sarıları aklara yavaş yavaş ekleyerek çırpmaya devam edin.

Unu, kabartma tozunu ve vanilinleri yavaş yavaş ekleyerek bir spatula ile pürüzsüz kıvam alana kadar karıştırın (köpüğünü söndürmeden), 22*22 cm çapında 8-9 cm derinliğinde bir fırın kabını yağlayın.

Kek karışımını tepsiye dökün, 160 derecede önceden ısıtılmış fırında kürdan temiz çıkana kadar (kek kürdanı batırıp çıkardığınızda kürdana hamur bulaşıyorsa henüz pişmemiştir) pişirin

Kek soğuduktan sonra derin bir kapta şerbeti için süt ve süt tozunu köpürene kadar çırpın. Kremayı ekleyip 2 dk. daha çırpın. Şerbeti (pişirmiyoruz) kekin üzerine gezdirin,Kek şerbeti tamamen çektikten sonra elinizle üzerindeki köpükleri sıyırıp alın,Karamel için tereyağ ve şekeri geniş bir tavaya alıp ocağın en küçük gözüne koyun,Karıştırmadan şeker eriyip kahverengi bir sıvı haline gelene kadar bekleyin,Kremayı ve sütü yavaş yavaş ekleyip karameli hızlıca çırpın (bu aşamada şeker katılaşabilir, piştikçe eriyecektir),Karıştırarak koyu karamel kıvamı alana kadar pişirin,Karameli şerbetini çeken kekin üzerine gezdirin,Buzdolabında 2 saat dinlendirip servis yapın.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ALOE VERA NEDİR ?

Aloe Vera, anavatanı Afrika olan zambakgiller familyasından bir bitki çeşididir. Ülkemizde halk arasında “sarı sabır” olarak da bilinen bitkinin 300-400 farklı çeşidi vardır fakat en çok kullanılan “Aloe Barbadensis Miller” isimli cinsidir. Aloe Barbadensis Miller cinsi bitkiler insanların medikal ve her türlü bakım ihtiyaçlarını karşılamak için Afrika dışında çeşitli bölgelerde de yetiştirilmektedir.

Aloe Vera Tarihi

Aloe Vera ile ilgili yazılara Yunan, Mısır, Roma gibi birçok farklı kültürde rastlanmıştır. Ayrıca daha eski Hint ve Çin kültürlerinde de bitkiyle ilgili yazılı kaynaklara rastlamak mümkündür. İylleştirici özellikleri ve rahatlatıcı nemli yapısıyla aloe vera yüzyıllar boyu birçok medeniyette kullanılmıştır.
Geçmiş çağlardaki aloe kullanımıyla ilgili ilk bilgiyi 1862 yılında bulunan milattan önce 1500 yılında yaşamış Mısırlılar’a ait bir papirüs yaprağından elde etmişlerdir. Mısır kraliçelerinin aloe verayı fiziksel güzelliklerini korumak için kullandıkları bilinmektedir.

“Dört bitki insan sağlığı için vazgeçilmezdir: Buğday, üzüm, zeytin ve aloe. İlki insanı besler, ikincisi ruhunu yükseltir, üçüncüsü ona ahenk verir, dördüncüsü iyileştirir.” Christopher Columbus (1451-1506)

“Eğer uzun süren açlık zamanlarımın arkasındaki gizli güçleri soracak olursanız, evet, sarsılmaz tanrı inancım, basit ve tutumlu hayat tarzım ve yararlarını 19. yüzyılın sonunda Güney Afrika’ya seyahatim sırasında öğrendiğim aloe bitkisidir.”
Mahatma Gandhi (1869-1948)

Aloe Vera: Nature’s Silent Healer isimli kitapta rastladığım bu sözleri sizlerle paylaşmak istedim. Geçmiş yıllarda Aloe vera’dan yararlanan insanların sayısı hiç de azımsanacak gibi değilmiş anlaşılan.

Aloe Vera’nın Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Aloe bitkisi bir kaktüs çeşidi olmasından dolayı %99 – %99.5 oranında su taşır ve PH değeri ortalama 4.5 civarıdır. Kalan katı kısımda ise birçok farklı vitamin, mineral, enzim, şeker, antrakinon, lignin, saponin, yağ asitleri ve aminoasitler bulunmaktadır.

Vitaminler

Aloe verada vücut için çok önemli olan antioksidan özellik taşıyan A, C ve F vitaminlerini bolca bulabilirsiniz. Bunun yanında B vitamini (thiamine), niacin, B2 (riboflavin), cholin ve folik asit de bulunabilmektedir. Hatta bazı kaynaklar B12 vitamininin de bulunduğunu belirtmektedir.

Mineraller

Sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, manganez, bakır, çinko, krom, demir bunların hepsi aloe vera bitkisinde bulunabilir.Magnezyum laktat aminoasitlerden histamin salınımını engeller. Histamin ise birçok alerjik reaksiyonda salınan ve kaşıntı, acı gibi sonuçları olan bir maddedir.Histamin salınımını engellemesi aloenin antipuritik etkisini açıklar niteliktedir.

Enzimler

Amylase, lipase, catalase, protease, bradkinase, glcose, carboxypeptidase, cellulase, , glcose, dehydrogenase, oxidase ve daha birçok enzim içermektedir.

Şekerler

monosakkarit ve polisakkarit şeklinde çeşitli şekerler aloe verada bulunabilir. Bunlardan en önemlileri glucose ve mannosedan olusan gluko-mannans diye bilinene polisakkaritlerdir. Bu tip sakkaritler sızıntılı bağırsak hastalığının (leaky gut syndrome) önlenmesinde ve iyileştirilmesinde çok büyük öneme sahiptir.

Aminoasitler

Aloe vera, proteinlerin yapıtaşı olan aminoasitler yönünden oldukça zengindir. Vucuda gerekli olan aminoasitlerden 20-22 tanesi Aloe veranın jel kısmında bulunmaktadır. Bunun yanında vücudun üretemediği ve ihtiyacın besinlerden karşılanmak zorunda olduğu 8 aminoasitten 7 tanesi yine aloe veranın jel kısmında bulunmaktadır.

Araştırmalara göre aloe veranın en çok etkili olduğu bölgeler :

1) Epitel Doku Hücreleri : Epitel doku hücreleri vücudun yüzeyini kaplayan veya yüzeyiyle bir şekilde iletişim içinde olan doku hücreleridir. Derimiz epitel sistemin en büyük parçası olmakla birlikte en çok tahriş olan, bozulmalara uğrayan kısmıdır. Aloenin derideki ve diğer iç zarlardaki onarıcı etkisi çok yüksektir.

2) Bağışıklık Sistemi : İmmun sistem üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu bilinen aloe veranın bağışıklığı artırıcı etkisi birçok amansız hastalıkta doktor tedavisine yardımcı bir unsurdur. Şüphesiz bağışıklık sistemini çökerterek insanı ölüme bile götürebilecek AIDS, kanser gibi hastalıklarda da bir tedavi yöntemi kadar etkili olmasa da vücudu zinde tutup, bağışıklık sistemini güçlendirdiği için aloe veralı ürünlerin kullanımının tedaviye faydalı olacağı gerçektir.

Aloe Vera Ne Gibi Durumlarda Kullanılmalıdır?

Aloe vera bitkisi sonuçta vücuda zararı olmayan bir bitkidir ve herhangi bir meyve sebze gibi güvenle tüketilebilir. Buna karşılık aloe veranın bir ilaç olmadığı sadece yararlı bir besin maddesi olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Aloe veranın iyileştirici etkisinin kullanım alanları çok geniştir.

1. Bağışıklık sisteminin güçlü olmasını gerektiren her türlü durumda
2. Cilt hastalıklarında, sivilce, ekzama, alerji, çıban, iltihap gibi cildin iyileştirilmesini gerektiren durumlarda
3. Virütik herpes ve uçuklarda antivirütik olarak
4. Saç dökülmesi, saç kepeklenmesi gibi cilt durumlarında
5. Güneş yanıkları ve diğer yanık durumlarında, kesiklerde, sedef gibi hastalıklarda
6. Baş ağrısı, kas ağrısı, migren gibi durumlarda
7. Diş eti problemlerinde
8. Karaciğeri etkileyen hepatit siroz gibi hastalıklarda
9. Bağırsak ve mide sorunlarında, ülserlerde, ağız yaralarında
10. Kalp bozuklukları, yüksek tansiyon
11. Astım, gut, bronşit, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda
12. Prostatla ilgili problemlerde

Bu durumlarda ücuda yardım etmesinin sebebi bağışıklık sistemi veya epitel doku üzerindeki olumlu etkileridir. Yukarıdaki hastalıkların tedavileri kesinlikle doktor tarafından yapılmalıdır fakat tedaviyle birlikte besin desteği olarak aloe veralı ürünlerin kullanımı mantıklı olacaktır.

Aloe Verayı Nasıl Kullanmalıyım?

Günümüzde aloe vera bitkisini içerik olarak kullanan birçok firma olmakla beraber aloe’nin tam olarak etkisini yitirmeden paketlenmiş ve dağıtılmış olması çok önemlidir. Yani aloe veralı diye aldığınız bazı ürünlerde beklenen etkiyi göremeyebilirsiniz. Bunun için güvenilir, her türlü sağlık ve güvenilirlik onayı olan bir firmayla çalışmak önemlidir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hoş geldin 11 ayın sultanı MART…

11049520_362544910605966_2988091962792115855_n[1]

Şefik Ne Yaptın Ulaşabildin Mi Nirvana’ya…

11041713_805354852888994_274240603110414201_n[1]