Danimarka’da yapılan bir araştırma, yemeklerde zeytinyağı kullanmanın kalbi korumaktan b…aşka, kanser hastalığına yakalanma riskini azalttığını da ortaya koydu.
Kopenhag Üniversitesi Hastanesi araştırmacıları, 20 ile 60 yaş arası 182 Avrupalı erkek üzerinde yaptığı deneyde, her gün 25 mililitre zeytinyağı tüketen kişilerde, hücre harabiyetine neden olan kimyasalların seviyesinde azalma tespit ettiler.
Böylece zeytinyağının kansere yol açan hücre harabiyetine karşı koruma sağladığı kanıtlandı. Araştırmada, güney Avrupalı erkeklerin, kuzeylilere oranla daha az kanser hastalığına yakalanmalarının nedeninin de, Akdeniz tipi beslenmede kullanılan zeytinyağı olduğu ortaya çıktı.
Zeytinyağındaki birçok yararlı bileşimden “fenol”ün güçlü bir antioksidan olduğunu belirten Dr. Henrik Poulsen, “Zeytinyağı tüketiminin kuzey ve güney Avrupa’da görülen kanser vakalarının farklılığı konusunda belirleyici unsur olduğunu gözlemledik” dedi.
Zeytinyağının 5 yararı :
Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor. İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
* Kanser riskini azaltır:
İçerdiği ‘polyphenols’, bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
* Kalbi korur:
Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı ve diğer kalp hastalıklarına neden olan sağlık sorunlarını önler.
* Kan basıncını düşürür:
İçerdiği etkili antioksidanlar damarları güçlendirir ve genişletir.
* Kilo vermenizi sağlar:
Kendine has lezzeti ve doymuş yağ oranının düşük olması kilo vermeye yardımcıdır.
* Baş ağrısını azaltır:
Eğildiğinizde başınıza doğru saplanan bir ağrınız varsa; salata ve sebzelere düzenli ekleyeceğiniz zeytinyağı sayesinde hem bu ağrıdan hem de mide sorunlarından kurtulabilirsiniz.
Zeytinyağı göğüs kanserini önlüyor
ABD’Lİ bilim adamları, zeytinyağında bulunan oleik asidin göğüs kanserine karşı koruyucu özellikler taşıdığını tespit etti. Northwestern Üniversitesi’nin laboratuvar ortamında göğüs kanseri hücreleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre oleik asit, göğüs kanserinin tetikleyicilerinden olan “Her – 2/neu” isimli genin seviyesini azaltıyor. Araştırmacılar, göğüs kanseri hastalarının yüzde 30′unda, bu genin aktif olarak rol oynadığını belirtiyor.
Yaşlanmaya karşı da kalkan
Sonuçları Annuals of Oncology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, oleik asit ayrıca, göğüs kanseri hastalarının tedavisinde kullanılan “herceptin” adlı ilacın da etkisini artırıyor. Ekipten Dr. Javier Menendez, zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin kalp hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin olduğunu söyledi. Menendez, “Yine de bu konuda daha araştırma yapmak şart” dedi.
Bakınız zeytinyağının faydaları konusunda National Geographic Web Sayfasında neler yazıyor:
Zeytinyağını aydınlatmada kullanabilirsiniz, zeytinyağıyla yıkanabilir ya da gıcırdayan kapı menteşelerini yağlayabilirsiniz. Zeytinyağı, kozmetiklerin temel maddesidir. Elmaslar zeytinyağıyla parlatılır. Krallar, bebekler ve ölüm döşeğindekiler zeytinyağıyla meshedilir. E vitamini deposudur. Kolesterol içermez. Eşsiz bir koruyucudur; balığın, peynirin hatta şarabın yıllarca bozulmadan kalmasını sağlar. Kızgın zeytinyağı savaşta ve işkencede çok etkili bir silahtır. Ve tabii ki onu yiyebilirsiniz. 4000 yıl boyunca Akdeniz kültürlerinde, paradan ilaca pek çok kullanımıyla yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı. Şimdi bu eşsiz ve her işe yarayan meyve özü Akdeniz’in dışında da keşfediliyor.
zeytinyağı ile yapabileceğiniz yemeklerden bazıları :
Baharatlı Karnabahar
Baharatlı kuru fasulye
Biberli Enginar
İmambayıldı
Kuşkonmazlı Enginar
Mantarlı Domates Dolması
Tortilla
Zeytinyağlı Bakla
Zeytinyağlı Biber Dolması
Zeytinyağlı Enginar
Zeytinyağlı Havuç
Zeytinyağlı Kereviz
Zeytinyağlı Kuru Fasulye
Zeytinyağlı Lahana Sarma
.
Zeytinyağlı Mantar
Zeytinyağlı Patates
.
Zeytinyağlı Taze Fasulye
Zeytinyağlı Yaprak Sarma
kaynak: wordpress
Ruşeym doğanın altın sırrı olarak biliniyor ve faydaları saymakla bitmiyor. Doğanın altın sırrının ismi RUŞEYM… Buğdayın işlener…ek una dönüştürülmesi sürecinde özel ayrıştırma işlemleri sonucunda 1 tonundan sadece 1 kilogram elde ediliyor. E vitamini deposu olan ‘‘ruşeym”, gramlarla satılıyor.
Dünyada wheat germ olarak bilenen ruşeym, buğdayın en tepesindeki embriyosu… Bu madde tohumun üremesini ve çimlenmesini sağlıyor. Yani buğdayın kalbi ve hayat kaynağı. Doğanın altın sırrı olarak sunulan ruşeym, lif değeri yüksek, tokluk hissi veren lezzetli bir besin maddesi. Türkiye’de tüketimi çok az ve fazla bilinmiyor. Avrupa ülkeleri ve ABD’de ise tüketimi oldukça yaygın… Ruşeym her yaş için tüketimi önerilen bir besin.
1 ton buğdaydan 1 kilo ruşeym elde edilebiliyor.
Kelime anlamı olarak, buğdayın özü olarak tanımlayabileceğimiz ruşeymi. Ömer Coşkun ile tanıdık pek çoğumuz. Ömer Coşkun, tam bir sağlık hazinesi olan ruşeymin faydalarını anlattı :
RUŞEYM İLE ZAYIFLama
Zayıflamak isteyenlerin, öncelikle beyaz ekmekten vazgeçmesi gerektiğini, önemle vurgulayan Ömer coşkun,ruşeym ile da zayıflanabileceğini açıkladı. bunun için, beyaz ekmek yeke yerine, yemeklerden önce
1 yemek kaşığpı ruşeym yenilmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca, günde 1 tatlı kaşığı ruşeymetüketmek, hem kabızlığı, hem de saç dökülmesini önlemek açısından çok önemli o9lduğunu belirtti. Çünkü, ruşeymin işçersinde, hem demir, hem de çinko mevcuttur. bu da, saç dökülmelerini, büyük ölçüde önler.
Ayrıca Kilo problemi olan troid hastalarının normal ekmek yerine Buğday özü yani ruşeym olarak adlandırılan gıdayı tüketmesi gerektiğinin altını çizerek,Bu ruşeym midede suyla karıştığında şişerek tokluk hissi verir dedi.
NASIL TÜKETİLİYOR?
Ruşeym, soğuk süt veya yoğurt ile karıştırılabiliyor, taze ya da kuru meyveye ilave edilerek zenginleştirilebiliyor. Çorba, salata gibi yiyeceklerin üzerine serpilerek kullanılabiliyor. Yemek pişirirken baharat yerine vitamin olarak kullanabilecek bu ürün, aynı zamanda dünya mutfağındaki çeşitli yemek tarifleri için tercih ediliyor
RUŞEYMİN FAYDALARI
AFRODİZYAK
Ruşeym Doğal afrodizyak özelliğine sahip. Yakın zamanda ruşeymden vitamin tabletleri üretimi de planlanıyor.
YAŞLILIĞI GECİKTİRİCİ
E vitamininin yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynar. Ruşeym ise E vitami deposu.
KALBE YARAR
Ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
SİNİRE BİREBİR
Ruşeymin sinir sistemi hastalıklarında olumlu etki gösterdiği, gözde katarakt oluşumunu geciktirdiği biliniyor.
GÜZELLİK İÇİN
Doğanın bu altın sırrı güzelliğe de güzellik katıyor. Özellikle de cilt kırışıklıkları için birebir. Hem kırışmayı önlüyor, hem de azaltıyor.
KISIRLIK
Buğdayın embriyosu olarak nitelenen Ruşeym, kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanılıyor.
BOY UZATMA
Ruşeym, çocujlarda kemik gelişimine faydaları bir besin olduğundan dolayı, çocuklarınıza mutlaka bu besini verin.
ŞEKER ve TROİD
ŞEker ve troid hastalarında ekmek yerine ruseym yemeleri öneriliyor.
RUŞEYM EKMEĞİ NASIL YAPILIR?
Ruşeym nedir? Faydaları nelerdir? Nasıl tüketilir?
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sertaç Özer’de beslenme açısından yararlı olan ruşeymin, her yaşta tüketilebileceğini söyledi.
Özellikle genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bağışıklık sistemine bağlı bağırsak problemi olan çölyak hastaları ve lif kullanımında sakınca bulunanlar tarafından tüketilmemesi gerektiğine dikkati çeken Özer, kepeğe ve buğday ununa oranla daha zengin olan bu ürünü, bazı firmaların tablet yapma girişiminde bulunduğunu kaydetti.
Yemek pişirirken baharat yerine vitamin olarak kullanabilecek bu ürün, anı zamanda dünya mutfağındaki çeşitli yemek tarifleri için tercih ediliyor.
E vitamininin yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynadığı, bu açıdan zengin olan ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Ruşeymin sinir sistemi Hastalıklarında olumlu etki gösterdiği, gözde katarakt oluşumunu geciktirdiği, cildi güzelleştirip kırışıklıkları önlediği ve kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanıldığını bilimsel çalışmalarla tespit edildiği kaydedildi.
Şimdi vereceğim tarif diyet yapanlar için tokluk hissi verecektir. Ayrıca içindeki malzemeler küçük çocukları olan annelerin rahatlıkla çocuklarına yapabileceği bir tarif. Böylece çocukların vitamin yönünden zevkle yiyecekleri leziz bir tat olacaktır.
ÇEREZLİ RUŞEYMLİ EKMEK TARİFİ
MALZEMELER
* 1,5 Küp Su (ekmek pisirme makinesinin ölçü kabı)
* 500 gram ruşeymi ilaveli un
* 1 paket maya
* 2 yemek kasigi krema (1 yemek kasigi sıvı yağda olabilir)
* 1 Küp (cay fincani) ceviz içi
* 2 yemek kasiği kuş üzümü
* 1 Küp (çay fincanı) iri doğranmış kayısı kurusu
* 1 Küp (çayfincani) iri doğranmış kuru incir
* 1 Küp (çay fincanı) iri kıyılmış fındık
* 1 cay kaşığı tuz
* 1 yemek kaşığı şeker
YAPILIŞI
1. Önce 320 ml su, tuz, şeker, krema ekmek makinesinin haznesine koyun.
2. Daha sonra 500 gr’ lık ekmek karışımı paketinin tamamını ve üzerine bir poşet mayayı unun üzerine dökünüz. (mayanın su ile temas etmemesi gerekiyor)
3. Temel (basic) ekmek programını seçiniz kabuk renginide seçip makineyi başlatiniz. (sececeğiniz program en az 3 saatlik bir program olmalıdır)
4. Yoğurma mayalanma işlemi bittiğinde, uyarı bipi çaldığında , sırayla kayasa, incir, fındık, ceviz, kuş üzümü ilave edilir.
5. Karıştırma işlemi bittiğinde pişirmeye geçer.
6. Pişirme işlemi bitikten sonra ekmeği hemen çıkarmayın 15-25 dakika sonra çıkarın.
RUŞEYM EKMEĞİ NASIL YAPILIR?
Ruşeym Nedir?
Ruşeym arapça oğulcuk, tohum özü, embriyon anlamlarına gelmektedir. Buğday tanesinin filizlendiği ve çimlenmenn başladığı bölgeye Ruşeym denilmektedir. Ruşeym, buğday başağının alt kısmında bulunur ve buğdayın tüm besin değerleri yoğun olarak ruşeym kısmında bulunur. Ruşeym, buğdayın işlenerek una dönüştürülme sürecinde özel ayrıştırma teknikleriyle ortaya çıkan, altın sarısı renkli, doğanın altın sırrı olarak ifade edilen, doğal E vitamini deposudur. Ruşeym Avrupa Birliği’nde ve ABD’de yoğun olarak kullanılmakta ve tüketilmekteyken ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlamıştır. Ruşeym İngilizce’de wheat germ olarak ifade edilmektedir. İngilizce birçok sitede wheat germ’le ilgili olarak yazılmış yüzlerce makale, yapılan araştırma ve faydalarına ilişkin verilere ulaşmak mümkündür. Halk arasında ruşeyme buğdayın cücüğü ya da özü denilmektedir. Buğdayın en tepesindeki bu küçücük hayat kaynağı bitkinin oluşmasını sağlayan hayat kaynağıdır.
Ruşeym buğdayın en tepesindeki embriyosudur. Ruşeym, tohumun üremesini ve çimlenmesini sağlamaktadır. Ruşeyme buğdayın kalbi ya da hayat kaynağı denilmektedir. Ruşeym buğdayın gıda değeri en yüksek küçük bölümüdür. 1 ton buğdaydan 0,5 Kg. saf taze ruşeym elde edilmektedir.
Ruşeymin İçeriği?
Ruşeymde yüksek miktarda A, E, b1 ve b2 vitamini, folikasit, lesitin, esansiyel yağ asitleri ve minerallerden çinko, manganez ve potasyum içerir. Ruşeymin yapısında 18 aminoasit, 10′dan fazla vitamin, 8 mineral, 913 protein bileşimi, omega 3-6-9 yağ asitleri, prebiyotikler bulunmaktadır. Buğday ruşeymi şekerli ve yağlıdır. Ruşeym, buğday tanesinin %2′lik kısmını oluşturan embriyonik vasıflı bir maddedir. Ruşeym, buğdayın özü, en değerli kısmıdır. Ruşeym içindeki proteinlerin ve iz minerallerin biyolojik değeri çok yüksektir. Fakat asıl değeri bitkisel kökenli E ve B grubu vitaminlerin kaynağı olmasıdır. Alpha-Tocapherol olarak adlandırılan Doğal E Vitamini buğday ruşeyminden elde edilmekte ve yüksek fiyatlara satılmaktadır.
Döllenmeden sonra tohum oluşurken bitki türüne göre nişasta ve protein ile birlikte şeker ve yağ da tohumla birlikte besin olarak depolanır. Nişasta tohum için gerekli olan enerji kaynağını sağlar. Depolanmış proteinler de bitki açısından önemli olan diğer proteinleri inşa etmek için embriyonun ihtiyaç duyacağı aminoasitleri sağlayacaktır. Buğdaydaki toplam proteinin yaklaşık % 8’ini içeren ruşeymin protein miktarı % 30 civarındadır.
E Vitamini nedir? Doğal E vitamini neden önemli?
Şimdilerde bütün dünyada bir E vitamini modası var. İnsanlar yüksek paralar ödeyerek E vitamini hapları satın alıyor. Ne işe yarar bu E vitamini?
Yaşlılığı geciktirici vitamin olarak E vitamini, vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlar. Vücudun bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynar. Aterosklorozun oluşumunu engelleyici etki gösterir. Koroner kalp hastalığı riskini azaltır. Pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar komplikasyonlarının önlenmesine yardımcı olur. Sinir sistemi hastalıklarında olumlu etkiler gösterir. Gözde katarakt oluşumunu geciktirir. E vitamini yaşlılığa bağlı hücre hasarlarında azalmaya neden olur. Etkin bir antioksidandır. Bu özelliğinden dolayı kolay oksitlenebilen bileşiklerin oksidasyonunu önler. Özellikle A vitamininin oksidasyonunu önleyerek bu vitaminin organizmada etkisini artırır, karaciğerde depo edilmesine yardımcı olur. Üreme sisteminde etkilidir. Kansızlığı önler.
E vitamini makbulü doğal olanıdır. Doğal, E vitamini şişelerinin üzerinde wheat germ yazar. Bu wheat germ denilen şey bizim bildiğimiz buğday taneciğinin en tepesindeki cücüktür. Buna bizde buğdayın ruşeymi derler. Buğdayın kalbi hayat kaynağıdır. Buğday üç bölümden oluşur. Tepedeki o küçücük hayat kaynağı, bitki oluşmasını sağlayan ruşeym. Üzerindeki kabuk (kepek). Ve ruşeymin altında bulunan, tohum çimlenirken ruşeyme hayat veren gövde kısmı.
Buğdayın içinde (1) Karbonhidratlar, (2) Protein, (3) Yağlar, (4) Mineral tuzları, (5) Vitaminler, emzimler ve diğer bileşenler vardır.
Buğday olduğu gibi öğütüldüğünde bunlar da bütünü ile un olur.
Geliniz görünüz ki, şimdi buğday olduğu gibi öğütülerek un olamıyor. Çünkü Türk halkının da bir beyaz ekmek merakı oluştu. Halkımız beyazın da beyazını aradığından fırıncılarımız da unun beyazının da beyazını satın alıyor.
Bu talep karşısında değirmencilerimiz unu katlediyor!.. Unun beyaz olmasını önleyen, buğdayın kepeğini ve de daha önemlisi ruşeymi (embriyoyu kökçük kalkancıkı) ayırarak buğdayın sadece dolgu kısmı olan gövdesini öğütüyor.
Böylece buğdayın E vitamini başta olmak üzere, diğer vitaminleri karbonhidrat ve protein değerleri, mineralleri kalsiyumu, fosforu, magnezyumu, demiri, çinkosu ruşeym ve kepek olarak değirmende kalıyor. Halkımızın beyazın da beyazı ekmeğine, içinde hiçbir vitamin, mineral, protein değeri olmayan un giriyor.
Ruşeym Nasıl Çıkar?
Buğday rüşeymle birlikte klasik yöntemlerle öğütülmesi durumunda ruşeymin içindeki besleyici yağlar 2-3 gün içerisinde bozulur ve unu acılaştırır. Bundan dolayı Türkiye’deki un fabrikaları ruşeymi kepekle birlikte undan ayırır. 1 ton buğdaydan 1 kilodan daha az kepekten arındırılmış saf ruşeym elde edilir. Teknolojik fabrikalarda supercritical CO2 teknolojisi kullanmasıyla birlikte Türkiye’de de ruşeym buğday kepeğinden ayrılarak saf olarak üretilmeye başlanmıştır. Buğday ruşeyminin değirmencilik prosesinde ayrıştırılması kolay bir süreç değildir. Bu sistem Türkiye’de birçok değirmende bulunmamaktadır. Buğday kepeğinin içindeki ruşeymi almak kolay değildir. Ruşeym ayıklama işlemi sonrasında kepeğin bir değeri kalmaz. Geleneksel değirmen sistemlerinde ruşeym kepek pasajı denilen bölümden elde edilmektedir.
kaynak. donanım haber
1. TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR. Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın, bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamina gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır.
2. NEDEN YAŞADIĞINI CEVAPLA… İkinci bilgi, gerçeklerin ve kendinin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun?
3. EVRENDE TEK VE SAF BİR ENERJİ VARDIR. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Modern fizik, evreni, tek ve nötr bir enerji olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir. Yani, insanoğlunun yalvarmasına gerek olmaksızın, eğer gerekli istenci gösterirse ona yanıt veren bir enerji…
4. TÜM EVREN ENERJİDEN İBARETTİR VE ENERJİ GÖRÜLEBİLİR. Ne var ki, hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu, senin uyumuna baglidir. Önce enerji alanlarini görmeye başla. Bunun için dikkatini çevreye yönelt. Nesnelerin ve insanların güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince, enerji alıyorsun; hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir.
Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu durumdan sıyrılır ve tekrar eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için, hissettiklerimizi yeniden, yeniden tekrar etmeliyiz. Çünkü rastlantıları sağlayan bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.
5. İNSANLARIN, DİĞERLERİNİN DÜŞÜNCELERİNE HÜKMEDEREK ENERJİLERİNİ ÇALMA EĞİLİMLERİ VARDIR. Enerjimizin kesildigini hissettiğimiz zaman, hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumlari kontrol ederek enerjinin bize doğru akışını sağlamak için dramalar yaratırız. Şayet kendimize dikkatle bakıp, enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.
MESAFELİ DRAMA: Esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanır, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söyler ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, kendisine ilgi göstermesini ümit eder. Birisini bu dramanın içine çekince de, açık davranmaz ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorlar. Onlar bu kişinin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasiyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini ona yollarlar. NE DENLİ ESRARENGİZ DAVRANIP, NE DENLİ İLGİLERİNİ ÇEKERSE, O KADAR ENERJİ ÇALAR.
SORGULAYICI DRAMA: Sorularıyla insanları eşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirir. Eger istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirse, diğerleri, sorgucunun karsisinda kendilerini suçlu hisseder ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, onun düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu, bu saygı sayesinde gereksinim duydugu enerjiyi sağlar.
KORKUTUCU DRAMA: Şayet biri sözle, fizik gücüyle ya da statüsüyle başkaları üzerinde tehdit yaratıyorsa, diğerleri başlarına kötü bir iş geleceği korkusuna kapilir, ona ilgi gösterip enerjilerini verirler.
ACINDIRICI DRAMA: Birisi, başına gelenlerden diğerlerinin sorumlu olduğunu açıkça olmasa da vurgular ve ona yardım edilmediği takdirde kötülüklerin başına gelmeye devam edecegini söylerse, sağladığı ilgiyle enerji çeker.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, dramaların, karşı dramaları yarattığıdır. Örneğin mesafeli drama uygulayan bir kişi, karşısında sorgucu drama oynayan kişiyi yaratır.
6. GEÇMİŞİ BERRAKLAŞTIR, ÇOCUKLUĞUNUN DRAMALARINI TEKRAR ETME!
Geçmişi berraklaştırmak, çocukluğumuzda öğrendiğimiz bu dramaları kontrol etmekle başlar. Dramaların farkıda ol. Bunlardan bir kez kurtulduğnda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Doğru enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı eydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir.
7. AKLINA ANİDEN GELEN DÜŞÜNCELERE DİKKAT ET! Ani düşünceler, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelirler. O zaman, NEDEN? diye sormalıyız. Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince, her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelirse, 7. bilgi, “korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz” der. Eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, yine de bunları ciddiye almak gereklidir. Örneğin, aklına aniden araba kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni arabayla bir yere götürmeyi teklif ederse, reddetmelisin.
8. DİĞERLERİYLE KURDUĞUN İLİŞKİLERDE ENERJİNİ DOĞRU KULLAN! Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanin yolunu gösteriyor. Özellikle çocukların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğunu ve bu durumun onlarda kontrol dramaları yarattığını söylüyor.
AŞK İLİŞKİLERİ ENERJİ EMİCİLERE DÖNÜŞMESİN!: Aşık oldugunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanilmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler.
Oysa, iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışır ve çocukluk dramalarının içine düşerler. Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüsür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir. Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. KARŞIT CİNSTEN BİRİNE BAĞIMLI OLMAMIZIN NEDENİ, KARŞIT CİNSİN ENERJİSİNİ ELDE ETMEK İSTEMEMİZDİR.
ÖNCE TEK BAŞINA OLMAYI ÖĞREN! İçimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin, hem erkek hem de dişi yönü vardir. Ama bu bütünleşme zaman alir. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimizin artması için, bir başka insan ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz. Bu zaman alır ve ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişackiler kurabiliriz. Böylece, bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda, bu tür bir ilişki bizim bireysel gelişimimizi engellemez. Bu tür ilişkilerde bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü bu insanlarin ikisi de gelecek mesajlari beklemektedirler. Bir aşk deneyime ilk başlarken, ilişkinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalı, onu içine almalısın. Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana kendiliğinden bir şekilde ulaşır.
9. ENERJİ DÜZEYİNİ ARTTIR! Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısacası, ruhumuzu arındırıp hafifleriz. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiç kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı, aynı oranda enerjiyi senin içine çeker.
Ja
Yorum yaz…
Çoğumuz, elimize bir kalem geçirince küçük şekiller çizmeye başlarız. Şimdilerde psikologlar, kişilerin ruh dünyalarına ayna tutmak amacıyla bu küçük şekillerden yararlanmaya başladılar…
ELİNİZİN altında bulunan kağıt parçalarına farkında bile olmadan çizdiğiniz şekiller, sizin ruh halinizi ele vermeye yetiyor. Bu konudaki ilk araştırmalar ve bulgular, psikanalizin babası sayılan Sigmund Freud’un sayesinde saptanmıştı. Psikiyatristler, ellerinin altındaki örnekler sayesinde hastalarının sorunlarını daha kolay günışığına çıkarmaya başlamışlardı. Öyle ki, çeşitli karalamaların anlamlarını kapsayan kitaplar elden ele dolaşmaya bile başlamıştı.
Bilinçaltında gizli kalan duygu ve düşünceleri, bir kağıt parçası üzerindeki şekillerin açıklaması, gerçekten şaşırtıcı bir keşifti. Sakın, ‘‘Ben hiç öyle şekiller çizmem’’ diye bir iddiada bulunmayın. Mutlaka zaman zaman ve farkına varmadan bir yerlere şekiller çiziyorsunuzdur. Ne düşündüğünüzü bilmeden ve herhangi bir cismin resmini yapmayı düşünmeden çizdiğiniz şekiller aslında sizi ele veriyor. Psikiyatristlere rehber olan şekillerden bazıları hakkında size de bilgi vermek istiyoruz. Böylece belki kendinizi daha iyi tanıma fırsatını bulursunuz. Kendi kendinizin psikoloğu olup iç dünyanızda kopan fırtınalar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Kuşkusuz şekillere verilen anlamların birer matematik formülü gibi kesin olduğunu söyleyemeyiz. Sadece yıllar boyunca ruhbilimcilerin yaptıkları çalışmalardan sonra vardıkları sonuçları sizlere aktaracağız. Kendinizi daha iyi tanımak için aynaya değil, defter köşelerine, kağıt parçalarına rasgele çizdiğiniz şekillere bakın…
Şekiller anlatıyor
Resim yapmak amacıyla kalemi elinize aldığınız zaman çizgilerinize büyük özen gösterirsiniz. Ama duygularınızın, düşüncelerinizin dışa vurumu sayılan o küçük şekillerin çizilmesinde aynı özeni göstermezsiniz. Psikiyatristler, kişilerin belli bazı şekilleri çizmeye meraklı olduklarını saptadılar…
ÜÇGEN: Öğrenmeye susamış, araştırıcı, tehlikelere atılmayı göze alan ve güçlü bir iradeye sahip biri sürekli üçgen çizer. Bu kişi zor karar verir ama hiç kimse onu kararından döndüremez.
KÜP: İşte size pratik, gerçekçi biri. Güven altında olmaya büyük önem verir, mesleğinde ve ilişkilerinde sağlam temeller kurabilmek için canla başla çalışır. Küp çizen kişilerin hayal güçleri kuvvetlidir aynı zamanda prensip sahibi olurlar.
YILDIZ: Altı köşeli yıldız çizen kişilerin insan doğasının erkek ve dişi yanları arasında bir denge kurabildikleri anlaşılır. Meraklı, öğrenmeye açık, konuları derinlemesine inceleyen kişilerdir.
KALP: Aşırı derecede duygusal kişiler, akıllarına estikçe kalp çizerler. Aşkta sadakat onlar için çok önemlidir. Her daim hislerinin sesini dinleyerek hareket ederler.
ÇİÇEK: Daha çok kadınların çiçek resmi çizdiklerini söylenebilir. Hayatlarının en romantik dönemini yaşayanlar çiçek çizmeye meraklı oluyorlar. Bu kişiler duyarlı ve dost canlısı olurlar.
KUŞ: Uçan bir kuş çizen kişilerin hayal güçleri çok kuvvetlidir. Her zaman büyük hayaller peşinde koşmaya bayılırlar. Ayrıca seyahat etmeyi, macera yaşamayı da severler.
DAİRE: Daire şekli sonsuzluğu, bütünlüğü, birliği ve korumayı simgeler. Kalbi sevgi dolu olan esprili kişiler, daire çizmekten hoşlanırlar. Genelde kendilerini ikinci planda tutarlar.
PARALEL ÇİZGİLER: Soğukkanlı ve acil durumlarda hemen harekete geçmeyi başaran kişilerdir. Ne istediklerini çok iyi bilirler. Eğer çizgiler diagonal çizilmişse, o kişinin lider olma eğiliminde olduğu söylenebilir.
KARE: Ciddiyeti, kararlılığı simgeler. Pratik amaçlara yönelen ve özü sözü doğru kişiler kare çizerler. Hayatlarını güvence içinde sürdürmeye çalışırlar.
kaynak: hürriyet aile
Kendi kişisel gelişim yolculuğum da nerelere vardıysam hatun da aynı yerlere varmış. Farklı hikayelerimiz var ama sonuç aynı: ”Seni çok seviyorum Anette ve bundan sonra sana ben bakacağım…”
Ayrıca başucu kitaplarımdan biri olan ”dört anlaşma” yine filmin ana konularından…
Filmde sevdiğim çok fazla söz vardı ama bana göre en önemlisi: ”Cesaret hiç korkmamak demek değildir, korktuğun halde yola devam etme gücünü göstermektir”di.
Bu kadar övmeden sonra gitmemezlik etmezsiniz herhalde diye umuyorum. İşinizi gücünüzü bırakın ve gidin.
Bu arada hatunun düşünceleri okuma ve rüyayla sezme yeteneklerine hayran kaldım. Duvar olayını anlayan varsa bi zahmet anlatsın:)
Anette
3000 yıl önce Çinliler kısa sürede pişirilmiş sebzenin, az miktardaki etin ve en aza indirilmiş yağın sağlıklı… beslenmenin temel kuralları olduğunu biliyorlardı
Batılı bilim adamlarının aksine Çinliler için yiyeceklerdeki vitamin ve proteinler ikinci derecede rol oynuyor
Onlar için önemli olan bir öğünün duyumsal etkisi ve her bir yiyeceğin yaptığı ortak etki Bir Çinli’nin sofrasında dikkat çeken ilk şey yiyeceklerin tatlılar, tuzlular, acılar, ekşiler ve baharatlılar olarak tadlarına göre sıralanmasıdır Bu sofradaki bir diğer özellik yeşil, sarı, kırmızı, mavi ve beyaz gibi bütün renklerin bir arada bulunmasıdır Onlara göre dengeli beslenme ancak bu şekilde olur
YEŞİL KARACİĞERİ DESTEKLER
Çinliler’in beslenme kuralında yeşil ekşi tadı ve organlardan da safra ile karaciğeri sembolize eder Örneğin salatalık, kivi gibi yeşil yiyecekler ve enginar, tavuk, yoğurt gibi ekşimsi tatlar karaciğerin ve safranın zehrini almada iyi bir görev görürler
SARI GÜÇ VE ENERJİ VERİR
Sarı rengi temsil eden tatlı yiyecekler mide, dalak ve pankreası simgeler Çinlilere göre tatlı “sinir besini” olduğundan stres içinde olan birçok insan tatlıya sarılır Çünkü hububat, mısır, bal ve muzdaki doğal tatlılar enerji verir
KIRMIZI VÜCUDU TEMİZLER
Kırmızı, acımsı tadın karşılığıdır Kalp ve ince bağırsak bu renge bağlıdır Pancar, kırmızı turp veya kırmızı çarliston biber vücudun zehrini dışarı atar Kırmızı yiyeceklerin kalpteki etkisi dolaylı olarak safrada kendini gösterir: safranın fonksiyonu bozulduğunda salgı kana girer ve kalp atışı frekansını değiştirir
MAVİ VÜCUTTAKİ SUYU AYARLAR
Çinliler mavi renk ile tadı tuzlu olan yiyecekler ve organlardan da böbreklerle mesaneyi bir araya getirirler Bu nedenle midye, alabalık, patlıcan idrar yolu enfeksiyonlarında yararlıdır Bu mavi yiyecekler böbrekleri ve mesaneyi çok iyi yıkarlar ve idrar söktürücüdürler
BEYAZ CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR
Çinliler beyaz renk ile keskin tadı ve aynı zamanda solunum yollarını, kalın bağırsağı doğrudan doğruya bağlantılı tutarlar Beyaz turp, pirinç, kuşkonmaz hatta saf alkol terlemeyi sağlayarak gözeneklerin açılmasını, vücudun fazla suyunun alınmasını sağlar
alinti
Bir zamanlar bir kral’a Arabistan’dan iki tane doğan hediye edilir. Bunlar kralın şimdiye dek gördüğü en güzel kuş türü olan aladoğanlardır. Kral, bu değerli kuşları eğitmesi için onları doğancıbaşı’na verir. Aylar ayl…

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale:
– Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der.
‘Kadınlar hayatta en çok ne ister?’ budur bilmek istediğim.
…
Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni der.
General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kaf dağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir.
Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:
-Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil.
-Evlen benimle!
O zaman öğrenirsin ancak istediğini…
Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit’e ve:
– Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!
Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar ancak cadıya da evlenmek için söz vermiştir.
Neyse evlenirler. İlk gece General bir bakar ki , o korkunç cadı dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada.
Konuşur cadı:
– Benim kaderim böyle.
Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der.
Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım , yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?…..
General düşünür ve:
Sen bilirsin kararı kendin ver der.
İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olarak kalır….
Peki, bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir?
1.Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2.Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,
Bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,
Zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve
bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara,
Gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

Kavanoz ve Kahve
Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,…
Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,
O zaman; mayonez kavanozu ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…
İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi şöyle;
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir.
Ders başladığında;
Hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır.
Sonda DA kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur.
Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine;
profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını,
kavanoza döker.
Çakıl taşları kayarak,
tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar.
Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte;
‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa DA, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar DA çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Profesör yine aynı soruyu sorar.
Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır.
Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye.
Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur.
Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar…
Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye baslar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları;
Hayatınızdaki önemli şeylerdir.
Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter..
Çakıl taşları ise;
Sizin için daha AZ önemli olan diğer şeylerdir.
Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi..
Kum ise;
diğer ufak tefek şeylerdir.
şayet kavanoza önce kum doldurursanız;
Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir.
Vaktinizi ve enerjinizi;
Ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz;
Bu defa DA önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’
Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar;
‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’
Profesör gülerek cevaplan;
‘Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız NE kadar dolu olursa olsun;
Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır
Son dönemlerde ülkemizde fotoğraf çekmeye karşı olan ilgi giderek artıyor. Tabi fotoğraf derken çekilen selfie’lerden bahsetmiyorum Profesyonel fotoğraf makinaları ile görülmeyeni görebilme arayışında bir kitle var ve giderek bu kitle büyüyor. İşte giderek artan fotoğraf sevdalıları turizm şirketlerinin de ilgisinden kaçmıyor. Birçok turizm şirketi özel fotoğraf turları düzenliyor. İşte siz de bir fotoğraf sevdalısıysanız, ya da olmaya aday iseniz sizin için 4 tatil önerisi.
1) Bosna Hersek-Karadağ Turu
Bu tur Komunist dönemin ve “büyük ağabey” Yugoslavya’nın yıkılması sonucu paramparça olmuş bir ülkenin küllerinden doğan küçük kardeşlerini, Bosna Hersek ve Karadağ’ı kapsıyor. Yugoslavya İç Savaşı’nın derin izlerini hala taşıyan Bosna Hersek ve doğal güzellikleri ile gezginleri büyüleyen Karadağ, bu turda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Mostar, Budva ve Kotor’u da yanına alarak gezginler için özel bir eğitmen eşliğinde unutulmayacak fotoğraf kareleri oluşturuyor. Karadağ’ın bağımsızlık sembolü olan Locven Dağı’nın sunduğu muazzam manzaralar, isimleri tanıdık yapıtlar ve tadları tanıdık yemekler gezginleri bekliyor. Türk insanına çok benzeyen yerel halk için misafir oluyoruz.
2) Fas
Kuzey Afrika’nın gizemli ülkesi Fas, kumul tepelerinden Afrika güneşini selamlamak ve Atlas Dağları’nın arasından geçerek büyülü başkent Marakeş’in daracık sokaklarını ve rengarenk pazarlarını objektife yansıtmak isteyenleri bekliyor. Dünyanın en çok izlenen filmlerinden birine adını veren Atlantik kıyısındaki Casablanca, ülkenin en otantik şehirlerinden biri olan Fez ve “Çağrı”, “Mumya”, “Gladyatör” gibi pek çok gişe filmine set olmuş olağanüstü kasır Ait Ben Haddou turun en çarpıcı noktalarından bazıları. Bedeviler eşliğinde deve turu esnasında Sahra Çölü’nde güneşi karşılayan fotoğrafçılar, tüm bu görsel zenginlik arasında geleneksel bir çöl evinde yerel müzik dinletisine misafir olma şansını ve baharat kokulu “Kırmızı Şehir” Marakeş’in geniş meydanlarında eskiyle yeniyi buluşturan bir zaman tüneline girme fırsatını yakalıyor. Fas turu, özellikle The Sheltering Sky romanından beyazperdeye uyarlanan Bernardo Bertolucci imzalı Çölde Çay filmini hafızalarından silemeyenler ve çöl fotoğraflarında ışık kullanımının en ince ayrıntılarına hakim olmak isteyenler için birebir. Aynı zamanda çok sayıda portre, silüet ve etnik kültür fotoğrafları yakalamayı hayal edenlerin öncelikli tercihi.
3) İzlanda
Ateş ve buz ülkesi İzlanda, kayaların kenarında ve buz dağlarının çevresinde fotoğraf çekmenin tadına varmak isteyen gezginleri bekliyor. İzlanda turu, fotoğrafçılara gayzerlerin oluştuğu bölgede, görkemli doğa harikalarının eşliğinde nefes kesici bir foto-safari vaat ediyor. Buz gölleriyle sarmalanan İzlanda, fotoğrafçıların rotasını yerden gökyüzüne fışkıran gayzerlerin, heybetiyle büyüleyen şeffaf buzulların ve alabildiğine güçlü akan yüksek şelalelerin arasından geçiriyor. 1360 metre yükseklikteki Langjokoll Buzulu, yağmur sularının turkuaz göl yüzeyiyle buluştuğu Viti Krateri ve 118 metre yükseklikten akan Hengifoss Şelalesi, aynı zamanda doğa sporlarına düşkün fotoğrafçılar için Foto-Safari haritasına eklendi. Doğa fotoğrafçılığı için eşsiz bir dokuya sahip olan İzlanda, uzun pozlama ve manzara fotoğrafları çekmek isteyen gezginler için bulunmaz bir fırsat.
4) Ürdün
Romalılardan Araplara, Haçlılardan Müslümanlara kadar pek çok medeniyetin izlerini taşıyan ve birbirinden kutsal mekanlara ev sahipliği yapan Orta Doğu’nun kıyısındaki Ürdün, 6 günlük bir turla fotoğraf tutkunlarını tarihin derinliklerine doğru yolculuğa çıkarıyor. Binlerce yıldır eşsiz varlığını ve kültürel yapısını koruyabilen bu ülke, 2 bin yıldan fazla zamandır ayakta olan ve bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Petra Antik Kenti’yle ünlü. Bir zamanlar çöl insanlarının geçici konaklama mekanı olan Petra, büyülü renklerini fotoğrafçıların vizörlerine yansıtırken, Hz. Musa’nın kutsal toprakları ilk gördüğü yer olduğu düşünülen Nebo Dağı da mistik dokusuyla efsanevi fotoğraflara ev sahipliği yapacak. Kızıldeniz kıyılarından başlayarak türlü renklere bürünen Rum Vadisi ise, eşsiz bir panoramada katılımcılara 4×4 araçlarla safari keyfi sunacak.
Gündoğumunda masalsı Lut Gölü’nde, dalgalardan arınmış yapısıyla ziyaretçileri sükunete davet eden Ölü Deniz’de ve Antik Roma’dan beri ayakta olan bir başkentte hafızalardan silinmeyecek kareler yakalamak garanti. Ayrıca Akabe Körfezi’nde bulunan rengarenk mercanlara dalarak sualtı fotoğrafları çekmek, turun ayrıcalıkları arasında. Muazzam ışık detayları arasında portre, silüet ve etnik kültür fotoğrafları çekmek isteyenler, çöl ortamında, bedeviler ve develer eşliğinde, hem gezgin hem de fotoğrafçı olmanın keyfine varacaklar.
kaynak: çok gezen adam