Eeee Bu Bana Hiç Benzememiş…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Türkiye’de keşfedilmeyi bekleyen 9 yer

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine dört bir yanı ayrı güzel ülkemizde, tarihi, doğası ve kültürüyle öne çıkan o kadar çok yer var ki, bazı güzellikler gözden kaçabiliyor. Sizin için, bu hazine değerindeki yerler arasından mutlaka gitmeniz gereken dokuz tanesini listeledik:

1. Kuyucak Köyü, Isparta

Kuyucak

Görsel bir şölen sunan mor lavanta tarlalarını görmek için ille de Fransa’nın meşhur Provence bölgesine gitmeniz şart değil! Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyü de, her yıl Haziran sonundan Ağustos başına kadar, lavanta tarlalarıyla görenlerin yüzünde gülücükler açmasına sebep oluyor. Turizmin henüz hiç uğramadığı bu köyde konaklama tesisi bulunmasa da, köy halkı gelen konuklara lavanta tarlalarını gezdiriyor ve köy kahvesinde mutlaka çay ikram ediyor.

2. Selimiye, Muğla

Selimiye

Marmaris’in saklı cenneti Bozburun Yarımadası’nda yer alan Selimiye, gerçek anlamda tipik bir Ege köyü. Marmaris’ten sonra bol dönemeçli yollardan geçerek ulaşılan köyde, çarşaf gibi bir denizin tadını çıkarabilir, sahildeki lokantalarda lezzetli deniz ürünlerini tadabilir, denk gelirseniz bir köy düğününe katılabilir ya da yakın mesafedeki Bozburun ve Söğüt köylerini gezebilirsiniz.

3. Kars

Kars

Türkiye’nin en doğusunda yer alan Kars’ı herkes bilse de, turizm potansiyelinin farkında olan çok az kişi var. Kars’ın kent merkezinde Kars Kalesi, Kümbet Camii ve Kars Arkeoloji Müzesi’nin yanı sıra, Rus işgalinden kalan etkileyici mimariye sahip çok sayıda tarihi bina yer alıyor. Kars’a gitmek için en iyi zaman olan kış aylarında ise yakın mesafedeki donmuş Çıldır Gölü ile Ermenistan sınırındaki Ani Harabeleri mutlaka ziyaret edilmeli, kayak yapmak için Sarıkamış’a çıkılmalı.

4. Taraklı, Sakarya

Taraklı

Yemyeşil tepelerin arasında bir vadide yer alan Taraklı ilçesi, hem İstanbul hem de Ankara’ya 200 km mesafede yer alıyor. İlçenin en önemli özelliği, kimi üç asırdan daha da eski olan, geleneksel Osmanlı mimarisini yansıtan üç katlı tarihi evleri. Taraklı’nın taş kaplı dar sokaklarında gezindikten sonra Yunus Paşa Camii ve Tarihi Han’a uğramayı, Tarihi Hamam’da yıkanmayı ve yörenin meşhur keşkek ile nohutlu et yemekleriyle kendinize ziyafet çekmeyi ihmal etmeyin.

5. Maçahel Yaylası, Artvin

Artvin’in Borçka ilçesinde yer alan Maçahel Yaylası, hem Türkiye, hem de Gürcistan sınırları boyunca uzanıyor. Türkiye’de kalan kısmına ise Yukarı Maçahel deniyor. Oldukça zorlu yollardan ulaşılan vadiye vardığınızda karşınıza nefes kesecek güzellikte, yeşilin her tonuna sahip, enfes bir manzara çıkıyor. Doğal çeşitliliğiyle görenleri büyüleyen Maçahel’de yerel halk tarafından pansiyon olarak işletilen ahşap evlerde konaklayabilirsiniz. Böylelikle güler yüzleri ve samimiyetleriyle sizi en az bölgesinin doğası kadar etkileyecek olan yerel halkla kaynaşabilirsiniz!

 

6. Karaburun, İzmir

Karaburun

Fotoğraf: Orçun Dalarslan

Ege Denizi boyunca uzanan, virajlı yolları sayesinde bakir kalan ve yakın çevresindeki Çeşme, Urla, Seferihisar ve Foça gibi turistik yerlerin aksine kitle turizminin etkilerinden korunmuş olan İzmir’in Karaburun ilçesi, zeytin ağaçları, turkuaz renkli sakin koyları, taş evlerle bezenmiş tipik Ege köyleri ve sıcakkanlı halkıyla ziyaretçilerine huzurlu ve keyifli bir tatil vaadediyor.

Karaburun, Türkiye’nin en gizli, en güzel 8 saklı plaj ve koyundan iki tanesine evsahipliği yapıyor!

7. Han, Eskişehir

Nüfusu sadece 2040 kişi olan Han ilçesinin ismini, muhtemelen birçok Eskişehirli bile duymamıştır. Halbuki Eskişehir’den başlayarak, seyrine doyum olmayan küçük tepelerle dolu bir yoldan 1 saatlik bir araba yolculuğuyla ulaşılan Han ilçesi, Frig Vadisi’nin tam kalbinde yer alıyor. Han’a varınca önce ilçenin sokaklarında taş evleri aramaya koyulabilir, ardından meydandaki kahvede çay içip yerli halkla keyifli bir sohbet edebilirsiniz. Sonra da tepelerdeki Frig, Roma ve Bizans dönemine ait sayısız kabartma taşı keşfe çıkabilir ve rotayı M.Ö. 600’lerde yapılmış olan 17 metre yüksekliğindeki Midas Anıtı’nı görmek üzere Yazılıkaya Köyü’ne çevirebilirsiniz.

8. Birgi Köyü, İzmir

Birgi

Türkiye’de Osmanlı mimarisinin en iyi korunduğu yerlerden olan İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi Köyü, buna rağmen sadece Türkiye’de değil, bulunduğu bölgede bile çok az kişi tarafından biliniyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Birgi Köyü’nün Arnavut kaldırımlı sokaklarında gezinirken, Çakıroğlu Mehmet Bey tarafından 18. yüzyılda yaptırılan ihtişamlı Çakırağa Konağı’na uğramayı sakın unutmayın.

9. Hatay

Hatay da, tıpkı Kars gibi, gezilip görülecek yerler ve tadılacak yerel lezzetler açısından çok zengin olsa da, turizmden hak ettiği payı alamayan şehirlerimizden. Hatay’ın merkezindeki tarihi Kurtuluş Mahallesi’nin dar sokaklarında geçmişe tanıklık eden eski binaların arasında yürüyün, birbirlerine çok yakın olan Sarımiye Camii, Türk Katolik Kilisesi ve Havra’yı görün. Ardından Anadolu’nun ilk camisi olan Habibi Neccar Camii’ni ziyaret ettikten sonra, Uzun Çarşı’da alışveriş yapın ve mutlaka dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Antakya Arkeoloji Müzesi’ni gezin. Eğer yeterli vaktiniz olursa, Samandağ’da yer alan ve Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı’ya da mutlaka gidin.

kaynak: skycanners

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aşağıda beş şekil verilmiştir. Diğerlerinden farklı olan şekil sizce hangisi?

Aşağıda beş şekil verilmiştir. Diğerlerinden farklı olan şekil sizce hangisi? Lütfen aşağıdaki cevabı okumadan önce hangi şeklin neden farklı olduğunu düşünün.

“B seçeneğini şeçtiyseniz tebrikler! Dorğu cevabı buldunuz.
Düz kenarı olan tek şekil B seçeneği.

Bazılarınız C seçeneğini seçmiş olabilir.
Çünkü diğerleri arasında asimetrik olan bir tek o.
C de doğru cevap.

Benzer bir durum A seçeneği için de geçerli:
Köşesi olmayan bir tek o var. Bu yüzden A da doğru.

D peki? hem düz bir kenara hem de eğimli bir kenara sahip sadece D seçeneği var. Öyleyse D seçeneği de doğru.

Peki ya E?
Diğerleri arasında öklidçi olmayan bir üçgenin öklid bir alandaki izdüşümü olan şekil E seçeneği.
O da doğru cevap bu durumda.

Bu tür bir alıştırmayı okulda göremezsiniz.
Eğitim sistemimiz insanlara neyin doğru cevap olduğunu öğretmek üzere kurulmuştur.
Bir tek doğru cevap olduğu yaklaşımı, düşüncelerimizin en derinlerine kadar nüfuz etmiştir.
Sorun hayatın büyük bir bölümünün böyle olmadığı gerçeğidir.
Hayatımız belirsizliklerle dolu ve aradığımıza bağlı olarak birden fazla doğru cevap var.
Ancak sadece tek bir dorğu cevap olduğunu düşünürseniz bir tane bulduğunuz anda aramayı bırakırsınız.”

-Roger von Oech (Beyninizi Kamçılayın kitabından)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biraz Daha Buz?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat seni zorluklarla geri çekiyorsa, seni daha büyük bir şeye…

Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız.

Kendimizi yarım hissetmeye çok kaptırdık. Kendimizi sürekli yetersiz hissetmemiz de bu yüzden. İyi bir iş, iyi bir aile kurmak, düzenli bir hayat, hepimizin tam olabilmek için kafamızda kurduğumuz illüzyonel kalıptan öte değil. Çünkü  herkes çalışırken mutlu olamaz, herkes evliyken huzuru bulamaz, heleki düzenli hayat bazılarımızı çileden bile çıkarabilir. Herkes birbirinden farklı olabilir. Farklı deneyimlerle hayata farklı bakış açılarıyla bakıyoruz. Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız. Hayatımız boyunca “ne olmamız gerekirdi ne olduk?”mantalitesi ile yaşamamız kadar büyük bir zaman kaybı yoktur. Olan şey o anda her ne ise zaten olmakta. Bunun geçmişe dair kaygısı veya geleceğe dair vesvesesini yanımızda yük gibi taşımak bizleri sadece yaşamdan uzaklaştırır. Şimdi bir kaç öneri:
1-Karar almayı öğrenin
Alacağınız karar her ne olursa olsun başkalarına danışmadan yapın.Başkalarınnı sizin hayatınız hakkında karar vermesi kadar saçma bir şey olamaz.Eğer kendi kararlarınızı kendiniz almazsanız onları sizin adınıza başkalarının alacağına tanık olacaksınız hayatınız hepten sarpa saracak.
2-Mutlu olmak sadece sizin elinizde:
Başkalarından mutluluk beklemeyin. Siz mutlu olmak istemiyorsanız sizi kimse mutlu edemez zaten. İnsan isterse güzel bir sözden de mutlu olur, isterse tonla kahkahanın içinde de kedere boğulur. Başkaları sadece mutlulukları paylaşmak içindir.Kendi duygularınızı başkaları yaratmış gibi davranmayın.
3-Onay Beklemeyin:
Başkalarının kararlarının kendi hayatımızda yeri olmadığı gibi onaylarının da bir değeri yoktur.Bizler kendi dünyalarımızın yaratıcılarıyız.O dünyayı bilmeyen birinden onay beklemek veya onay vermediğinde buna üzülmekten vazgeçmeliyiz.
4-Hata yapmaktan korkmayın:
Unutmayın hatalarımız başarılarımızdan daha değerlidir.Hatalarımız bizleri geliştirir, olgunlaştırır ve hayata bakış açımızı belirler.Hata yapmamak için kendimizi yormayalım.Hatalar keçınılmazdır ve onlarsız bir yere varamayız.
5-Cesaretli olun:
Risk alın. Kendinizi 5. kattan aşağı atmayın ama size deli demelerinden korkmayın. Hayattaki en büyük başarılar her zaman delilerin olmuştur.Kalıplarınızdan çizgilerinizden, monotonluklarınızdan kurtulmanın tek yolucesaretli olmak.Hayatınızı değiştirmekten korkmayın bırakın başkaları sizden korksun.
6-Hayır demekten kaçınmayın:
Şu vicdanımıza sıkı sıkıya sarılmayalım.Başkaları mutlu olacak diye kendimize eziyet etmeyelim.Herkes herşeyi unuturUnutmayınki siz “evet” dediklerinizle yaşamak zorunda kalırsınız.
7-Zayıflıklarınızı paylaşmayın:
insanlar zayıf bölgelere yumruk atmaya bayılırlar ve sizin dertlerinizi ağızlarında salya akarak dinlerler.Zayıf yönlerinizi ailenizle paylaşın ve başkalarına karşı ketum olun

Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın. …

Vücudumu Bırakıp Astral Seyahata Çıkmıştım…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYAT NEDİR?

12920308_920428034736846_6020676525385741955_n[1]

 

HAYAT ; Hisseden bir yürekle yaşamaktır

HAYAT ;Önüne çıkan dersleri alıp yola devam etmektir

HAYAT ; Ne olduysa en iyisi oldu diyebilmektir

HAYAT ; Ruhunun derinliklerine gidebilmektir

HAYAT ; Yaşamında kimse için KURBAN olmadan, kimseyi KURBAN etmeden yaşamaktır

HAYAT; Affetmeyi öğrenebilmektir

HAYAT;Kendine güvenmeyi öğrenmektir

HAYAT;Nefes alabildiğin için şükretmektir.

HAYAT; Bir başkasının ruhunda çiçek açtırabilmektir

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYAT ÜÇ BUÇUKLA DÖRT ARASINDADIR…

 

 

Yaşam üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama, biraz duraksa, neler olup
bittiğine anlam verme. Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile
dileklerin aynı orantıda değildi ve varlığın ile buluşamadı. Sorun yok,
sadece bekle.

Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır, rüzgar esecektir
ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden
olur!

İzlemene devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde,
o bir dengedir, o anlamlıdır, şahit ol, tanık ol , olan ile bütünleş, güzellik
olanların içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olması gereken
kendiliğinden olur!..
Hayat üç buçukla dört arasındadır…
Ya üç buçuk atarsın, ya da dört dörtlük yaşarsın…

  • NEYZEN TEVFİK

Sebzeleri Doğru Pişirme

C_çorba[1]

 

Sağlığınız için sebze yemek kadar bu sebzeleri doğru şekilde pişirmenin de oldukça önemli olduğunu biliyor muydunuz? Kullandığınız tencere, yöntem, yağ ve baharatlarla lezzetli fakat besleyici olmayan veya vitamin, mineral ve lezzet açısından mükemmel bir yemek elde edebilirsiniz.

Bu yazıda, birkaç basit adımla pişirdiğiniz sebzelerden mümkün olan en yüksek oranda faydalanabileceğiniz püf noktalar hakkında bilgi edineceksiniz.

Hangi yağı kullanmalıyım?

İzlemeniz gereken ilk adım, birçok yağ yüksek ısıda besin değerlerini kaybettiği veya toksik hal aldığı için yüksek ısılarda etkin kaliteli bir bitkisel yağ kullanmaktan geçer. Kullanılabilecek en iyi yağ, Hindistan cevizi yağıdır; bunu zeytin yağı takip eder.

Her iki yağ da soğuk pres olmalıdır ve organik yağların tüketimi her zaman tavsiye edilmektedir.

Ayçiçek yağı ve susam yağı gibi yağlar lezzet ve tat katmak için tercih edilebilir. Her ne kadar bu yağlar sağlıklı olsalar da pişirme sırasında kullanımları pek iyi bir sonuç vermemektedir.

Hangi tencereyi kullanmalıyım?

Yapılan bilimsel çalışmalar, zaman içerisinde kullanılan birçok mutfak aletinin toksik bir hal alabildiğini göstermektedir, mutfak aletlerinin içerdikleri kimyasal bileşenlerin açığa çıkmasıyla vücut sistemimizde biriken toksinlerden arınmak oldukça zordur ve ciddi rahatsızlıklara sebep olabilmektedirler.

Size tercihen paslanmaz çelik tencere ve tavalara ilave olarak, dökme demir, cam, seramik veya titanyum mutfak aletlerini kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Alüminyumdan kaçınmalı ve muhakkak ama muhakkak birçok çalışmanın gösterdiği üzere uzun vadede içerdiği kanserojen maddeler sebebiyle oldukça zararlı olabilecek teflon kullanımından uzak durmalısınız.

Buharda pişirme

Sebzelerinizi buharda pişirdiğiniz zaman, sebze içerisindeki tüm besleyici özellikler korunmuş olur ve ayrıca sebzenin daha iyi bir dokuya ve renge sahip olmasını sağlarsınız.

Herhangi bir yağ kullanımı olmadığı için daha hafif bir yemek elde etmiş olursunuz.

Wok ile soteleme

Sebzeleri hızlı ve sağlıklı şekilde pişirme yöntemlerinden biri de wok denilen özel tavada çok az yağ kullanarak hafif soteleme yöntemini kullanmaktır. Eğer Çin tipi özel wok tavanız varsa daha çıtır çıtır ve lezzetli sebzeler pişirmiş olursunuz.

Izgarada veya fırında pişirme

Bu iki yöntem de sebzelerin lezzetini ve besleyici özelliklerini korumak adına kullanabileceğiniz oldukça sağlıklı seçeneklerdir. Ayrıca, ilave olarak ızgara veya fırında pişirme ile yemekleriniz kendilerine has bir lezzete sahip olacaklardır.

Terbiyeleme

Bazı sebzeleri çiğ olarak da tüketebilirsiniz, fakat brokoli ve karnabahar gibi sebzelerin sert dokuları sebebiyle çiğ tüketilmesi oldukça zordur. Sağlıklı yağlar, sirke, deniz tuzu, esmer şeker, misket limonu ve baharatlarla hazırlayacağınız bir terbiye ile bu sorunun üstesinden gelmeniz mümkündür. Sebzelerinizi yumuşatmak için yaklaşık olarak iki saat terbiyeleyin ve sebzelerin yenmesini ve sindirilmesini daha kolay hale getirin.

Demleme

Sindirim fonksiyonlarınızı arttırmak için sağlıklı demleme sebzeler de hazırlayabilirsiniz, bunun için havuç ve pancar gibi sebzeleri mineral veya tuzlu (her bir litre su için bir çay kaşığı deniz tuzu kullanılması önerilmektedir) filtre su ile karıştırın. Bu karışımı en az iki hafta ağzı sıkıca kapatılmış hava almayan bir kapta demlemeye bırakın. Kabı açtığınız zaman, arta kalan içeceği buzdolabında saklayabilirsiniz.

Tohumlama

Brokoli ve pırasa gibi bitkilerin tohumlarını ekerek büyümeye bırakabilirsiniz. Bu tohumları salata, çorba, gözleme veya diğer yemeklerinizde süsleme ve tat katma amacıyla kullanabilirsiniz. Tohumları büyütmek oldukça kolaydır, tohumları su yerine kök salabilecekleri nemli ve oda sıcaklığında bir ortama bırakın ve tohumların büyüyerek fide vermesini bekleyin.

Tüm tohumlar vitamin ve mineral açısından zengin besleyici elementleri bünyelerinde barındırırlar. Tüketildikleri zaman ise vücuda sağlıklı bir enerji kaynağı oluşturmuş olurlar. Ek olarak, yemeklerinize de kendine has özgün ve orijinal bir tat katmış olurlar.

C_soğukmeze

Baharatlar

Yemek pişirdiğiniz zaman, her zaman deniz tuzu kullanın ve önemli mineralleri barındırma açısından yetersiz olan rafine tuzlar veya sofra tuzu kullanımından kaçının. Ayrıca, yemeklerinize tat katmak için çeşitli baharatları da kullanabilirsiniz; zencefil, kimyon, kurutulmuş biber, kekik, taze fesleğen, kurutulmuş domates veya biberler sindirime yardımcı olan harika ve leziz seçeneklerdir.

Baklagillerin kullanımı

Eğer sebze yemeklerinizde baklagilleri de kullanacaksanız, size her zaman az miktarda kombu deniz yosunu ve kimyon kullanarak baklagilleri daha yumuşak hale getirmenizi ve sindirimini daha kolay hale getirmenizi tavsiye ediyoruz.

Resimler David Robert Wright, epicure ve daily recipes’den alınmıştır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Limon ve Zencefil ile Kilo Vermenin 5 Yolu

1-limon-çayı[1]

 

Sabahları bir bardak limonlu sıcak su içmek, vücudun yağları yakmasını sağlayan termojenezi aktif hale getirir. Zencefil kökü diğer bir etkili yağ yakıcıdır ve özellikle göbek çevresindeki yağları yakarak daha düz bir karna sahip olmayı sağlar.

 

Eğer kilo vermeyi düşünüyorsanız, size her şeyden önce günlük alışkanlıklarınızı değiştirmenizi tavsiye ediyoruz: diyetinizi daha iyi hale getirin, daha aktif bir yaşam tarzına sahip olun ve günlük besin alımınızı kilo vermeyi sağlayan gıdalarla destekleyin: çaylar, smoothieler, yağ yakıcı meyveler ve şifalı bitkiler. Bugün size limon ve zencefille kilo vermenin beş yolunu anlatacağız.

Limon ve zencefil ile kilo vermek mümkündür

Muhtemelen limon ve zencefilin hem beraber hem de ayrı ayrı olarak fiziğimizi korumamıza yardımcı olduğunu daha önce birçok kez duymuşsunuzdur. Bu gerçekten doğru mudur, yoksa sadece bir şehir efsanesi midir? Tabii ki, sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, mucize diyet diye bir şey yoktur. Tüm diyetler bizim de çaba göstermemizi gerektirir. Örnek vermek gerekirse, limon ve zencefil diyetini haftalarca uygularken aynı zamanda yağ, şeker ve fast food tüketmeye devam edersek, hiçbir şekilde kilo vermemiz mümkün değildir. Bir şekilde denge kurmamız gerekmektedir ve burada bahsedilen limon ve zencefil birbirlerini tamamlayan özellikleri sayesinde doğru kullanılmaları halinde bize yardımcı olacaklardır. Bunu nasıl yapacağınızın cevabı ise buradadır:

Limon ile kilo vermek
•Limon kilo vermemize yardımcı olduğu gibi aynı zamanda genel sağlığımız için de çok faydalıdır. C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir ve içerdiği asidite ile iyi bir sindirim sağlar ve karaciğeri korur. Fakat daha fazlası da var: limon idrar söktürücü özellikleri sayesinde detoks imkanı sunar ve dolayısıyla yağ yakımını da arttırır. Bazı kişiler beş gün boyunca meyve, sebze ve limon suyundan oluşan çok sıkı bir diyet uygularlar. Daha önce bahsettiğimiz üzere, bu diyet oldukça katıdır. Fakat hedeflerimize ulaşmak için bu tür aşırı önlemler almak bir gerekliliktir. Limonu farklı şekillerde tüketmek ve her gün dengeli bir şekilde beslenmek, ulaşmak istediğimiz noktaya varmamıza yardımcı olacaktır.

Zencefil kökü ile kilo vermek
•Zencefil, tedavi sanatında çok uzun zamandır geleneksel olarak kullanılan muhteşem bir şifalı köktür. İltihabı azaltma, sindirimi iyileştirme, kolesterolü azaltma, genel rahatlama ve yağ yakma için idealdir. Bazıları zencefili özellikle karın yağlarını yakmak ve daha düz bir karna sahip olmak için kullanır. Zencefil kolayca her yerde bulunur ve faydalarından yararlanmak için birçok farklı yol vardır. Aşağıda bunu nasıl yapacağınızı açıklayacağız.

Limon ve zencefil ile kilo vermenin 5 yolu

1. Sabahları limonlu ılık su

Sabahları limonlu ılık su içmek sağlığınız için çok faydalıdır. Vücut detoksu, yağ yakma, C vitamini ve antioksidanları alma açısından idealdir. Bu içeceği ılık olarak tüketmek vücut ısısını geçici olarak yükseltir ve yağ yakma işlemi için doğru termojenezi aktif hale getirir.

Bu tonik aynı zamanda iltihabı azaltır, karın ağrısına iyi gelir ve kabızlığı önler – oldukça sağlıklı ve kullanışlıdır.

2. Limon suyu, arnavut biberi ve akçaağaç şurubu ile arınma

Daha önce bu kolay ve etkili yağ yakma yöntemini duymuş muydunuz? Gerçekten mükemmeldir. Hafif baharatlı bir içeceği kullanarak metabolizmamızı hızlandıran ve yağ yakımını arttıran arındırıcı bir diyettir. En iyi sonucu almak için bu arındırıcı diyeti yaklaşık on gün boyunca uygulamalısınız. Günde bu içecekten üç bardak tüketmelisiniz: kahvaltıda, öğle yemeğinden önce ve akşam yemeğinden önce birer bardak tüketin. İlk olarak bir limonun suyunu sıktıktan sonra kaynatın, kaynamaya başlayınca bir tutam öğütülmüş arnavut biberi ekleyin ve için bir yemek kaşığı akçaağacı şurubu ekleyin. Son olarak, karışımı üç bardak suya ekleyin ve karıştırın. Günde üç kez tüketmeniz gereken içecek budur. Bu içecek size kendinizi çok daha iyi hissettirecektir ve ayrıca kilo verme üzerinde oldukça etkilidir.

3. Limon, nane ve greyfurt çayı

Bu çay çok etkilidir ve yapımı da oldukça kolaydır. Bu çayı günde iki kez içebilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey yarım limonun suyu ve bir greyfurtun suyudur. Bu iki meyvenin suyunu bir bardak suyla karıştırın ve çaydanlığa koyun. İçine iki yaprak taze nane ve limon kabuğu rendesi ekleyin ve kaynatın. Kaynamaya başlayınca altını kısarak demlemeye bırakın. İçerken damak zevkinize göre içine bir yemek kaşığı bal ekleyebilirsiniz – afiyet olsun.

4. Zencefilli limonata

Eminiz ki bu klasik diyet içeceğini daha önce duymuşsunuzdur. Yağ yakmada, sindirimi iyileştirmede, sıvı birikimi ve iltihap oluşumunu önlemede bize oldukça fazla şekilde yardımcı olan bir içecektir. Bu içecek tariflerinden biri şöyledir; iki limonun suyunu sıkın, içine doğradığınız taze zencefil kökü ile kaynatın. Kaynamaya başlayınca altını kısın ve içine bir litre su ile beraber iki parça limon kabuğu ekleyin. Eğer bu karışımı bir su şişesinde muhafaza ederseniz, gün boyunca yemeklerden önce içebilirsiniz. Kilo vermek için birebirdir fakat sağlıklı bir diyete sahip olmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

5. Zencefilli yeşil çay

Bu antioksidan açısından zengin içecek öğleden sonra tüketmek için birebirdir. Yeşil çayın kilo vermeyi nasıl arttırdığını zaten biliyoruz. Yeşil çay “1001 özellikli çay” olarak bilinir ve yağları hedef alarak yağ birikimini önler, ayrıca kolesterolü düşürür ve sindirimi iyileştirir. Zencefil kökü ile kombine edilerek sağlığımız için çok faydalı ve fiziğimizi korumaya yardımcı bir içecek halini alır. Afiyet olsun.

10 ADIMDA BOLLUK BEREKET EGZERSİZİ

ceyrek-altin-kac-lira-20-mayis-ceyrek-altin-fiyatlari-75554-20052015173720[1]

LİSTE YAPIN Sizin için önemli olan şeylerin listesini yapın, hayatınızın nasıl olmasını istediğinizi anlatan bir yazı yazın.

HAYATINIZA İYİCE BAKIN … Yaydığınız enerjiye, etkileşim içinde olduğunuz insanlara, oturduğunuz yerin, yediklerinizin, duygularınızın durumuna, sürdürdüğünüz yaşamın sizin değerlerinize uyup uymadığına bakın. Eğer uymuyorsa, istediğinizi yapmaktan sizi alıkoyan ne, bunu düşünün.

OLUMLAMALAR Eğer kendinizi, huzursuz hissediyorsanız ve istediğiniz hayatı yaşayamıyorsanız, düşüncelerinizi, inançlarınızı, duygularınızı ve bilincinizi ifade etme tarzınızı değiştirin. Kendinizi ve kimseyi yargılamadan olumlu cümlelerle isteklerinizi dile getirin.

POZİTİFİ VURGULAYIN Yaptığınız seçimlerden pozitif ya da negatif bir sonuç bekleyebilirsiniz. Negatif bir sonuç bekliyorsanız, pozitif bir gelecekten çok negatif bir geleceğiniz olur. Siz yardımınızı esirgemedikçe hayatın da yardım ettiğine ve huzurlu, doyurucu bir yaşam sürebileceğinize inanın. Pozitif bir açıdan bakmayı öğrenirseniz, şükran duymayı öğrenirsiniz. Bir şeylere yeterince sahip olmadığınızı düşünecek yerde sahip olduklarınızı takdir etmeye başlarsınız.

KENDİNİZE SEVDİĞİNİZ BİRİ GİBİ DAVRANIN Size, mevcut halinizle mükemmel olmadığınızı söyleyerek eleştirileri kafanızdan atın. Kendinize sevgi dolu bir şefkatle davranın ve günde en az bir kez “Seni, olduğun gibi seviyorum ve kabul ediyorum” demeyi unutmayın. Sevdiklerinize yapmadığınız şeyleri kendinize de yapmayın.

İLİŞKİLER KURUN Hayatınızı başkalarıyla paylaşmanız size kendinizi iyi hissettirir ve bolluğu hissetmenize katkıda bulunur. Onları takdir ettiğinizi göstermek için zamanınızı ya da kaynaklarınızı özgürce verin. Eğer yoksunluk hissediyorsanız, daha çok insanla daha anlamlı ilişkiler kurmak için çaba gösterin. Toplantılara, ilginizi çeken çağrılara, spiritüel toplantılara..vb katılın.

GEÇMİŞİ BIRAKIN Bağışlamak ve geçmişin acılarını bırakmak zaman alır ama pozitif enerjinin hayatınıza gireceği kapıyı açar. Geçmişi bırakma sürecine, artık işinize yaramayan ya da hayatınızdaki huzursuzluk zamanlarını size hatırlatan şeyleri temizleyerek başlayabilirsiniz.

KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN Kim olduğunuzu öğrenmek için bir süre yalnız kalın. Meditasyon yapın, hoşlandığınız şeyleri yapmak için zaman ayırın. Doğayla mümkün olduğu kadar çok bağlantı kurun. Bir ot yığınının üzerinde oturup altınızdaki toprağı hissetmenizin bile size yardımı olur. Kuşların, ağaçların ve çiçeklerin farkına varın. Çıplak ayakla toprakta yürüyün. Yalnız olduğunuz zamanlar düşüncelerinize dikkat edin. Şayet düşünceleriniz negatifse, yerlerine pozitif düşünceler koyun. İsteğinizi sanki olmuş gibi zihninizde canlandırın.

HAYATINIZIN SORUMLULUĞUNU ALIN Bugüne kadar yaşadıklarınız için başkalarını suçladıkça ya da kurban rolünüzü sürdürdükçe istediğinizi yaratma gücünüzü harekete geçiremezsiniz. Başarılı insanlar, gösterdikleri tepkilerin hayatlarının seyrini belirlediğini anlatırlar. Bugün sahip oldukları şeylerde kendi oynadıkları rolün önemini vurgularlar. Kendilerine değer verirler. Buradaki fikir, hayatı kendinize rağmen değil, kendinizle beraber oluşturmaktır.

HER GÜN SİZİ AMAÇLARINIZA YAKLAŞTIRAN YENİ BİR ŞEY YAPIN Hayatınızı bilinçli değiştirin. Bu çaba ve girişim ister. Başarıyı, görünmez bir güç getirmez. Düşüncelerinizi gözden geçirin. Para, sağlıklı beslenme, geçmişte kaşlarımızı çatıp baktığınız birine gülümseme ya da armağan verme gibi konularda neler hissettiğinize bakın. Her gün küçük bir adım atın, değişim sürecinin farkına vararak tadını çıkartın.
alıntı

KADINLARI SABOTE EDEN 12 CÜMLE

images[1]

Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz iç konuşmalar nedeniyle özgüveninin düşmesi ve kendini gerçekleştirmesinin engellenmesi olarak tanımlanan “Self Sabotaj” daha çok çocukluk döneminde öğrenilen hatalı düşüncelerden kaynaklanıyor

International Hospital’dan Psikolog Dr Ferahim Yeşilyurt klinik psikolojide/ psikiyatride bir hastalık olarak tanımlanmasa da olumsuz iç konuşmaların bazı psikolojik sorunlara neden olarak rahatsızlığın şiddetini artırabildiğini söylüyor

Psikolog Dr Ferahim Yeşilyurt kadınların en çok kurdukları 12 cümle ile kendi kendilerini sabote ettiklerini belirtiyor:

-Diğerlerinden farklıyım onlar daha akıllı
-Ben zaten her zaman geriden giderim
-Keşke daha güzel olsaydım (güzel değilim)
-En iyisi olmalıyım
-Keşke daha zeki bir kadın olsaydım
-Herkes benden daha çok çalışıyor
-Ben beceriksizin tekiyim
-Hafızam pek iyi değildir
-İsimleri aklımda tutamam
-Benden bir şey olmaz
-Çok sinirliyim dengesizim dağınığım
-Korkağın tekiyim

İÇ SESİMİZİN TONUNU ANNEMİZİN TAVRI BELİRLİYOR

Çocuklar konuşmaya ilk başladıklarında yapacaklarını tek tek ifade ederler ‘Kamyonu alıyoruz oyuncağı üzerine koyuyoruz’ gibi Bir süre sonra bu konuşmalar yok olur Yaşamımızdaki ilk konuşmalar anne ve yakın çevrenin etkisiyle oluşuyor Dr Ferahim Yeşilyurt’a göre eğer endişeleri nedeniyle korumacı bir anne yanında büyüyorsanız çevresel konuşmalar bu doğrultuda oluşuyor Karamsar bir anneniz varsa siz de olaylarla ilgili karamsar konuşmalar yapmaya başlarsınız Bir süre sonra ise bu iç konuşmalarınızı başkaları duyamaz Ama kendi içinizde devam eder gider

Çocukken anneniz izin vermemesine rağmen bardaktan su içmeyi istediniz Suyu içerken bardak elinizden kaydı ve yere düştü Yerlere su ve cam parçaları dağıldı Eğer anneniz “Aptal çocuk seni Sana söyledim değil mi içemezsin diye ortalığı berbat ettin” biçiminde konuşursa siz de bu konuşma tarzından etkilenirsiniz

Anneniz olaya daha sakin de yaklaşabilir “Şimdi içemiyorsun ama biraz büyüdüğünde tek başına bardaktan su içebilirsin” biçiminde konuşursa daha umutlu bir konuşmayı öğrenmiş olursunuz

40 KERE SÖYLEYİNCE OLUYOR!

İç konuşmaların öğrenilmesi zamanla olur Birkaç kerelik yapılan konuşmalardan çok zaman içinde sürekli tekrarlanan konuşmalar daha fazla yerleşir Çünkü öğrenmede tekrarın yeri büyüktür Burada da yapılan tekrarlayıcı konuşmalar olumsuz düşüncelerin yerleşmesine neden olur Kendi kendini sabote eden kişiler kendileriyle olumsuz iç konuşmalar yapmaktadır Yapılan bu konuşmalar ise yaşadıkları kaygı ve üzüntüleri artırmaya yarıyor

Psikolog Yeşilyurt kendi içimizde gerçekleşen bu olumsuz iç konuşmaları değiştirmenin mümkün olduğunu dünyadaki pek çok uzmanın bu görüşü paylaştığını söylüyor Çocukluktan itibaren kendi kendimize yaptığımız olumsuz iç konuşmalar zaman içinde otomatikleşir Ve kolaylıkla olumlu biçime dönüştürülemez Bu nedenle arkadaşlar ve aileler tarafından “Yanlış düşünüyorsun öyle düşünme abartma” gibi o anki olumsuz iç konuşmalarınızı değiştirmeye yönelik çabalar işe yaramaz Hatta bazen sizi daha fazla kızdırabilir Bu nedenle eğer kendi başınıza bu sorunların üstesinden gelmekte zorlandığınızda bir uzmandan yardım almanız faydalı olacaktır

Kendi kendinizi sabote etmekten kurtulmak için şu soruların yanıtlarını arayabilirsiniz:

-Bu düşünce için ne gibi kanıtlarım var?
-Bu durum için başka bir bakış açısı olabilir mi?
-Bu düşünce için ne gibi kanıtlarım var?
-Kendinize gerçekçi olmayan standartlar mı belirliyorsunuz?
-Sorunlarla baş edebilme yeteneğinizi mi küçümsüyorsunuz?
* Alıntı

GEÇMİŞİNLE YÜZLEŞEREK… GELECEĞİNİ YARATMA EGZERSİZİ

maxresdefault[1]
Geçmişe takılı kalan duygu ve düşünceleriniz yaşama gücünüzü azaltabiliyor. Ama hemen karamsarlığa kapılmayın. Bu durumu değiştirmek için sadece 10 güne ihtiyacınızvar.
İşte iyi anıları parlatmak ve kötü hatıralardan kurtulmak için psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından Psychologies dergisi için hazırlanan 10 günlük anı egzersizi!

Geçmişini bilmeyen geleceğe bakamaz derler. Sayfalarımızda yer verdiğimiz egzersizde bu mantıktan yola çıkıyor. O nedenle 10 gün boyunca, çocukluktan beri sizi etkileyen ve bugünkü sizi oluşturan her olayı ve kişiyi ele almanız gerekiyor.
Çünkü eğer kendimizi bu eski metinlerde çözebilirsek yeni hissetme, düşünme ve var olma yolları geliştirebiliriz.

10 adımlı bu egzersiz, geçmişin size hükmeden yönlerinden kurtulup iyi bir gelecek kurmanıza yardımcı olacak. Nasıl mı? Zihninizi değişik yollardan düşünmeye cesaretlendirerek.
Psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından hazırlanan anı egzersizinin her adımını sırasıyla uygulamanız şart.

Geçmiş üzerinde düşünmek ıstırap verici olabilir. Eğer bu çalışmadan dolayı
kendinizi çok mutsuz hissederseniz, özellikle de çocukluğunuzda bir travma
yaşadıysanız, profesyonel yardım almanızı öneririz ama pek çok insanın da bu
egzersizden fayda gördüğünün belirtildiğini not etmek isteriz. Kolay gelsin.

BİRİNCİ GÜN

Yüzleşin

Öncelikle şu an kafanızda dolanan sorunlarınızı alt alta yazarak bir tablo
oluşturun. Patlamamak için kendinizi zor susturduğunuz olayları ya da pek önemliolmadığını düşündüğünüz hatta komik bulduklarınızı bile yazın.
Bunlar günlük veyagenel problemler olabilir. Sonra hemen yanına bunların kritiğini yapın. Aşağıda sizeyardımcı olması için nasıl bir tablo oluşturmanız gerektiğini göreceksiniz.

Örnek: Önemli bir telefon numarasını kaybettim / Ben salağım
Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum
Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim

İKİNCİ GÜN

İçinizdeki dostu uyandırın

Muhtemelen şu an bir gün önce hazırladığınız uzun listeye bakıyorsunuz. Şimdi size bir iyi, bir de kötü haberimiz var. Kötü haber, kafanızdaki olumsuz düşünceler beyninizin kıvrımlarındaki yollarda devamlı olarak izler bırakıyor.

İyi haber, bu düşünceleri iz bırakamadan durdurabilir hatta daha da iyisi yerlerine destekleyici, cesaretlendirici ve bereketli yeni alternatif düşünceler koyabilirsiniz. Bu ilk etapta kolay olmayabilir ama zamanla neredeyse içgüdüsel hale gelecektir. Yabancı dil öğrenmek ya da “egzersiz” binmek gibi.
Yani nasıl yapılacağını biliyorsunuz ama sadece pratiğe ihtiyacınız var. Şimdi elinizdeki listenizin sağ yanına bir blok açın. Burası sizin için iyimser bir arkadaş sesi olacak.

Bu üçüncü bloğa sorunlarınızla ilgili olarak iyi bir arkadaşınızın size söyleyecek olduğu şeyleri yazın. Ya da böyle bir durumda siz arkadaşınıza ne söylerdiniz onu yazın.

Örnek: Önemli bir numarasını kaybettim / Ben salağım / Ama bu her zamanolmuyor ki! Bir telefon defteri alıp numaralarımı ona kaydetmeliyim.
Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum
/ Benden her zaman şikâyetçi değil ki. Hatta dün bir proje için bana
övgüde bile bulundu. Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim / Yarın zaman yaratacağım, ayrıca bu o kadar da önemli değil

ÜÇÜNCÜ GÜN

Yetiştirilme tarzınızı çözümleyin

Bazı aileler duygusal olarak içe kapanık ve büyümekte olan çocuklarının
ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabiliyor. Kimileri ihmalkâr oluyor, kimileri de bir mayın gibi devamlı ateş saçarak çocuğun kendini hırçın ve karmakarışık hissetmesine neden olabiliyor. Bu geçmiş deneyimlerinizdeki olaylarla bir bağ kurmanıza yardımcı olacak.

İyi ya da kötü. Nazikçe, acele etmeden ilerleyin. Bu aşamada, anılarınızın acı verici olabileceğini unutmayın. Geçmiş türbülansında kendinizi üzgün, karışık ya da kızgın hissederseniz bu hislerin doğal olduğunu hatırlayın. Ve şu soruları yanıtlayın;

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Yetiştirilme tarzınızdan memnun musunuz?

Çocukken sevildiğinizi düşünüyor muydunuz?

Eğer yanıtınız “evet” ise size bunu düşündürten nedir?

Anne-baba, ve eğer olduysa bakıcınızın, sevgisini ifade ediş tarzından dolayı mutlu muydunuz, mutsuz mu?

Eğer sevilmediğinizi düşünüyorsanız, neden?

Bir süre aileniz -ve bakıcınız- üzerinde yoğunlaşın. Belki sevgileri koşullu,
sınırlayıcı, hükmedici veya katıydı. Duygusuz, soğuk, sebepsiz beklentiler ve
isteklerle doluydu belki de… Tüm duygu ve düşüncelerinizi yazın. Üzüntü, acı ya da her neyse.Ama kendinizi yargılamayın. Bu aşama, inkâr ettiğiniz, kaçtığınız ya da reddettiğiniz duyguları açığa çıkarmak içindir.

Eğer kendinizi bunalmış hissederseniz çalışmayı durdurun ve sizi mutlu edecek bir şeyler yapın. Yürüyüşe çıkın, bir arkadaşınızı arayın ya da sevdiğiniz biriyle kucaklaşın. Neler hissettiğinize de dikkat edin. Hazır hissettiğinizde egzersize devam edin.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Geçmişteki sizle buluşun

egzersiz tamamıyla hayal gücünüze dayanıyor. Daha genç halinizle hatta
çocukluğunuzla buluşup konuşma imkânı sunuyor size. Yani şu an aramakta olduğunuz halinizle. Bunlar kulağa garip gelebilir, ama çok faydalı bir egzersiz.

Ne zaman sakinleşmeye veya kafanızı dinlendirmeye ihtiyacınız olursa kullanabilirsiniz. Kimse tarafından rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir yer bulun öncelikle kendinize.

Rahatça oturun ve gözlerinizi kapayın. Elleriniz kucağınıza düşsün. Derin nefes alın. Her nefesle bedeninizin bir kısmı gevşesin. Başınız, omuzlarınız, kollar, göğüs, mide, bacaklar ve ayaklar. Aklınıza amaç dışı düşünceler gelirse onlardan kurtulun. Gevşemeyi başardıktan sonra ilk gün yazdığınız uzun listeye gözatın.

Ve ilk kez ne zaman böyle şeyler hissetmeye başladığınızı hatırlayın. Şimdi zaman makinesine binin ve geçmişe yol alın. Belki 10 yaşındaki halinizdesiniz; belki bluğ dönemindesiniz ya da okula ilk başladığınız gündesiniz. Eğer başarabilirseniz o yaştaki yüzünüzü de görmeye çalışın.

Yüzünüzdeki ifadede ne var? Mutluluk mu? Korku
mu? Heyecan mı?

Şimdi aklınıza ne geliyorsa sorun ona. “Merhaba orada mısın? Nasıl hissediyorsun?

Nasıl gidiyor” gibi. Size ne yanıt veriyor? Belki utangaçtır ya da içekapanık ve güvensiz. “Ne hissettiğini biliyorum” deyin ona. “Ben de öyle hissediyorum, kendimizle ilgili çok eleştiri duyuyoruz, artık neredeyse bunlara inanmaya başladık” deyin. “Ama şimdi ben bunu değiştireceğim.”

Bu aşamada izlemeniz gereken bir senaryo yok. Önemli olan nokta kendi çocukluğunuzla yetişkinliğiniz arasında bir bağ kurabilmek ve ikisini birbiriyle konuşturabilmek. Bunun için yazıyı da kullanabilirsiniz. Mektup yazmak duygu ve düşünceleri en iyi ortaya çıkaran eylemlerden biridir.

Çocukluğunuzdan yetişkinliğinize ya da önceki halinizin nasıl hissettiğiyle ilgili olarak o zamanki ailenize bir mektup yazabilirsiniz. Bunun tersini yapıp yetişkin halinizden çocukluğunuza da bir mektup gönderebilirsiniz.

BEŞİNCİ GÜN

Kızgınlığınızı tanımlayın

Bu egzersiz ailenize karşı duyduğunuz herhangi bir öfkeyi açığa çıkarma noktasında sağlıklı ve yapıcı bir yöntemdir. Bir kalem kâğıt alın. Anne – babanıza, veya bakıcınıza, ne tür bir öfke duyduğunuzu tanımlayın.

Çocukken onlara kızdığınız belli olaylar ya da zamanlar var mıydı?
Bunları onların yüzüne karşı söyleyebiliyor muydunuz? Eğer söyleseydiniz ne olurdu?

Eğer kendinizi terk edilmiş hissetseydiniz bunu nasıl gösterirdiniz?
Çocukken kızgınlığınızı engelliyor muydunuz?

Kızgınlığınızı dillendirirken nasıl bir his meydana geldiğini tanımlayın. Donuk mu, keskin mi, korku ya da acı veriyor mu? Tüm hissettiklerinizi hem çocuk hem de yetişkin halinizle ayrı ayrı yazın.

ALTINCI GÜN

Ailenizi anlayın

Şimdi ailenizin duygusal dünyasını anlamaya çalışacaksınız. Bu kolay olmayacak çünkü ailemiz hakkında düşünürken genellikle bir şeyleri tam olarak anlayamadığımız çocukluk penceresinden bakarız. Bu da onları objektif bir açıdan görmemize engel olur.

Eğer onlara sağlıklı ve pozitif bir açıdan bakabilseydik gerçek dünyalarını anlayabilirdik. Bu egzersiz anne-babanızın birbirleriyle ve sizinle nasıl bir duygusal iletişim içerisinde olduğunu gösterecek. Kendinize şunları sorun;

Anne-babam duygusal olarak kendilerini nasıl ifade ederdi?
Sadece negatif mi yoksa pozitif duygular mı açıklanırdı?
Duygularını bastırıyorlar mıydı?
Ben duygularımı belli etmemeyi mi öğrendim?
Neden böyle davrandılar?

Şimdi onlarla ilgili nasıl hissettiğinizi düşünün. Kızgınlık egzersizine bir
gözatın. Duygu ve düşüncelerinizi en küçük ayrıntısına kadar yazın.

YEDİNCİ GÜN

Kendinizi yetiştirin

Bu egzersiz çocukken yüz yüze kaldığınız hüsranları, artık bir yetişkin olduğunuzu bilerek aşmanıza yardımcı olacak. Dr. Alice Domar “Kendini yetiştirmek” isimli kitabında ailenize ithafen kendi kendinize şu sözleri söylemenizi öneriyor:

Bana hayat verdin ama sana hayatımı borçlu değilim.
İlgiyi hak ediyorum.
Senin koşulsuz saygı ve ilgini hak ediyorum.
Kendimi sana ispatlamak için yaşamayacağım.
Senin yerine getirilmemiş rüyalarını yaşamak zorunda değilim.
Kısıtlamalarına rağmen senin sevginle beslendim.

SEKİZİNCİ GÜN

Şefkatle hatırlayın

Yaşadığımız gerçekleri tamamen tanıyıp kabul etmedikçe kendimizi genellikle geçmiş acı anılar arasında sıkışıp kalmış buluruz. Bu durum kendimizi boşlukta, üzgün, ağlamaklı ve bunalmış hissetmemize neden olur. Geçmişle ilgili duygularımızı örtbas etmek yerine yazma yoluna gidersek bir süre sonra bunları benimsemeye başlayabiliriz.
Eğer duygularımızı tanırsak beraberinde onları gözetebilme şansına da sahip oluruz. Sabit bir geçmiş içerisinde tıkılıp kalmak duygusal olarak gelişmemize yardım etmez. Geçmiş anılarımızı tanıyıp izleyerek bize pozitif bir gelecek kurmamız yolunda yardımcı olmasına izni vermeliyiz.

Geçmişte yaşadığımız acı olaylara baktığımızda, kendimize bunların biz henüz güçsüz ve gençken olduğunu hatırlatmalıyız. Ama artık güçsüz değiliz. Şimdi daha önceden keşfettiğiniz içsel arkadaşınızın sevecen ve şefkatli olmasına izin verin.
Olayları farklı görmenize yardımcı olsun. Hatırlamanın acı veren yolunda sıkışıp kalmak istemeyen şefkatli içsel arkadaşınızın sesini dinleyin ve düşüncelerinizi yazın

DOKUZUNCU GÜN

Geçmişi kabullenin

Duygusal anlamda yaşadıklarımızın farkında olduk, bize nasıl hissettirdiklerini
gördük ve artık bunlara şefkatle bakabilir, bağışlayıcı olabiliriz. Ailenizi, veya
bakıcınızı, affetmek zor olabilir ama ancak bağışlarsanız kabullenebilirsiniz.
Geçmişimizi kabullenmek pasif bir teslimiyetçilik değildir. Kabullenişle birlikte
özgürlük de gelir. Geçmişimizden ve acılarımızdan özgürleşmek! Şimdiyi ve
geleceğimizi duygusallardan bağımsız kılmak! Şimdi kendinize şu soruları sorun;

Geçmişimle ilgili şu an inandığım şey nedir?
Geçmişimle ilgili inandıklarımı kabullenebilir miyim?
Geçmişimdeki kötü anıların çıkıp gitmesine izin verebilir miyim?

Bu egzersizlerden sonra hâlâ kendinizi geçmişinizden özgür kılamıyorsanız kendinizi yargılamayın. Bu, egzersizleri daha çok yapmanız gerektiği ve daha fazla zamana ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor. Duygularınız üzerine daha çok çalışmalısınız.

Belki size nerede ve neden sıkışmış hissettiğiniz konusunda alternatif bir
perspektiften bakmanızı sağlayacak bir arkadaşınızdan veya bir aile üyesinden yardım isteyebilirsiniz. Unutmayın ki bu duyguları hayatınız boyunca taşıdınız. Aniden değişmeyebilirler, sonuca varana kadar üzerinde defalarca çalışmanız gerekebilir.

Kendinize karşı daima nazik ve yaşadıklarınızla, hissettiklerinizle ilgili olarak
şefkatli olun; bunun hayati olduğunu unutmayın. Şimdi finale geçebiliriz.

ONUNCU GÜN

Kötü anıların gitmesine izin verin

Ritüel ve seremoniler tarihin başlangıcından beri hep çok önemli olmuşlardır.
İnsanoğlu hedeflerini gerçekleştirmede sembollerin ve kutlamaların etkili olduğuna inanır. Kendi seremoninizi düzenleyin. Bir mum yakın, dua edin, bir balon salın gökyüzüne ve geçmişinizdeki negatif mesajları bırakın gitsinler. Bu, geçmişte ve bugünde rahatlamanızı sağlayıp geleceğe bakabilmenizi sağlayacaktır.
(ALINTI)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »