KİREÇLENMEYE KARŞI ÇINAR KÜRÜ

10579995_764760320335439_3078109837137839965_n[1]

Çınar yaprağı kürü, vücudun her bölgesinde oluşan kireçlenmelerin azalmasına yardımcı oluyor. Bitkisel ürünlerin birçok hastalığın tedavisinde destek olduğuna dikkat çeken uzmanlar, çınar yaprağının kireçlenmeye iyi geldiğini belirtti. Çınar yaprağı kürünün vücudun her bölgesinde oluşan kireçlenmelerin azalmasında büyük fayda sağladığını belirten uzmanlar, eklem ağrılarının günümüzde oldukça yaygın bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

Çınar yaprağı kürü ile Eklem ağrılarına destek

Her insan vücudunda romatizma kireçlenme gibi eklem rahatsızlıklarının mevcut olduğunu dile getiren uzmanlar, kireçlenme ve romatizma hastalığından dolayı bacakları bükülmeyen, yürümekte zorlanan, merdiven çıkamayan ve ağrı çeken insanlar, normal tedavileri dışında bitkisel çözümleri de kullanabileceklerini belirtiyor.

Çınar yaprağı kürü ne işe yarıyor?

Çınar yaprağı kürü, vücudun her bölgesinde oluşan kireçlenmelerin azalmasında büyük fayda sağlıyor. Hareketsiz bir yaşam süren ve oturarak çalışan günün artı kalan kısımlarında da hareketsiz ve sporsuz geçiren kişilerin bu rahatsızlıklara yakalanma olanağının ise çok yüksek olduğu belirtiliyor. Bu rahatsızlıktan mustarip kişilerin sürekli ağrılardan yakındıkları belirtilirken, doğal ve bitkisel olan yöntemlerle romatizma ve kireçlenme gibi hastalıklarla başa çıkılabileceğini ifade ediliyor.

Çınar yaprağı şifa için nasıl kullanılır?

Çınar yaprağı kürünün düzenli bir şekilde kullanıldığı zaman şikayetlerde azalma sağlayacağını belirten uzmanlar, bitkinin kullanımını şu şekilde olması gerektiğini belirtiyor:

“2 adet büyük boy taze ya da kurutulmuş çınar yaprağını soğuk suda yıkayın ve parçalara ayırın. Bir su bardağı klorsuz suyu kaynattıktan sonra yaprakları ilave edin ve kısık ateşte ağzı kapalı olarak 1 dakika kaynatın. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra sıcakken süzün. Ilıyınca akşam yemeklerinden önce ve gece yatarken için. 2 içim arasında en az 3 saat fark olmalıdır. 15 gün kullanıp 3 gün ara verin ve tekrardan bir 15 gün daha kullanarak 30 güne tamamlanabilir. Her defasında taze olarak hazırlanmalıdır. Hastalıkları nedeniyle çok fazla ilaç alanların ise bitkisel bir ürün kullanmadan önce mutlaka hekimlerine danışmaları gerekiyor.”

Çınar yaprağının sağlığa diğer yararları

Çınar yaprağının eklem ağrıları dışında insan sağlığa daha birçok faydası da bulunuyor. Çınar yaprağı kemik ve eklem sağlığını korumanın yanı sıra özellikle kireçlenme sıkıntılarından kaynaklı ağrıları rahatlatıyor. Diş ve diş eti sağlığını koruyan çınar yaprağı aynı zamanda yanık ve yanık yaralarının iyileştirilmesinde de kullanılıyor. Vücuttaki ödem ve şişliklerin giderilmesine de yardımcı olan çınar yaprağı, mide bulantısına da iyi geliyor.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Fazla kilolarından şikâyetçi misin? HAYATINI BİR SANİYEDE DEĞİŞTİREBİLİRSİN! ŞİMDİ KARAR VER!BU FIRSAT SENİN!

1599_222346801433034_648005547316788630_n[1]

UYAN VE HAFİFLE…

Farkında değilsin; sen aslında yoluna döşenmiş duvarları yıkabilecek kadar güçlüsün. Buna inan ve KENDİNE BİR ŞANS VER.

Fazla kilolarından şikâyetçi misin? Kendini olduğundan daha yaşlı, daha güçsüz ve hasta mı hissediyorsun? ‘Çaresizim’ diyorsan eğer…
HAYATINI BİR SANİYEDE DEĞİŞTİREBİLİRSİN!
ŞİMDİ KARAR VER!

BU FIRSAT SENİN!

Hayatın en mutlu mevsimleri seni bekliyor. En iyi günlerini bundan sonra yaşayacaksın.

GÖZÜNÜZE AŞILMASI İMKANSIZ BİR DAĞ GİBİ GÖRÜNEN, BİZİMSE YAŞAYARAK ÇÖZDÜĞÜMÜZ KİLO PROBLEMİNİ ORTADAN KALDIRMAK ADINA, DENEYİMLEDİĞİMİZ NE VARSA HEPSİNİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ.

KISA SÜREDE FAZLA KİLOLARINDAN KURTULMAK İSTEYENLERE ÖZEL BİR BAŞLANGIÇ!

01-14 Şubat 2016 tarihleri arasında dilerseniz 1 hafta, dilerseniz iki haftalık İdeal Kilo Zayıflama Eğitim Kampı’mıza katılmaya ne dersiniz?

UNUTMAYIN; DEĞİŞİP DÖNÜŞMEDEN SON NOKTAYI KOYAMAZSINIZ. ZAYIFLAMADA KALICILIĞIN TEK YOLU BUDUR. GELİN DEĞİŞİME BAŞLAYALIM VE DÖNÜŞÜM YOLUNDA İLK ADIMLARIMIZI BİRLİKTE ATALIM.

TEKRAR EDİYORUM!
HAYATINI BİR SANİYEDE DEĞİŞTİREBİLİRSİN!
KALICI ZAYIFLAMAK İSTİYORSAN ŞİMDİ KARAR VER!

Bilgi ve Başvuru İçin;

0 850 360 22 73
0 530 890 63 29

baharpancukdeniz@gmail.com
http://baharpancukdeniz.com/contact-us/

Not: Katılımcılar için Kilyos’ta bir toplanma yeri belirlenerek kamp alanına ulaşım sağlanacaktır.

Bahar Pançuk Deniz / Beden Mühendisi

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bağırsaklarınızı Toksinlerden Arındırın…!

944658_534779283355355_1726934257850453103_n[1]

Bağırsaklarınızı Toksinlerden Arındırın: Bağırsaklarımız, vücudumuzu temizleyici organlardandır. Görevleri çok önemlidir, çünkü yediğimiz besinleri ayrıştırmakla sorumludurlar; böylelikle de kan, faydalı olacak besleyicileri tükettiğimiz bu besinlerden emebilmektedir. Bu göreve ilaveten, bağırsaklar, vücudumuzu fazla atıklardan arındırırlar. Takip eden makaleyi okuyarak bağırsakları temizleyebilmenin, onları doğal tedaviler ve sağlıklı alışkanlıklar sayesinde toksik içeriklerden arındırabilmenin yollarını öğrenebilirsiniz.

Vücudu temizlemek ve vücuda alınan maddeleri filtrelemekle sorumlu diğer tüm organlarda, örneğin karaciğer ve böbreklerde olduğu gibi, yaşam tarzınız, kirliliğe maruz kalma oranınız ve sağlıksız beslenme koşulları bağırsaklarınızın fazla çalışmalarına ve fonksiyonlarını doğru şekilde gerçekleştirememelerine sebep olabilir. Bu durum da, bağırsaklarınızın yüksek miktarlarda toksik madde biriktirmesine sebep olur. Eğer bu olursa, zaman içinde sağlığınızı tehdit eder aşamaya ulaşabilir ve kötü nefes, mide ekşimesi, karın ve bağırsaklarda ağırlık hissi, zayıf sindirim, ishal, gaz ve bazı durumlarda ise baş ağrısı ve uykusuzluk gibi semptomlarla kendisini hissettirmeye başlayabilir.

Ananas-suyu

Evde Bağırsaklarınızı Temizlemenin Beş Basit Yolu

Eğer, bağırsaklarınızı ev tedavileri ile temizlemek istiyorsanız, bunu sağlıklı ve etkili yollarla yapmak için, aşağıda tavsiye edeceğimiz yöntemleri dikkate almalısınız.

Daha fazla su için: Bağırsak temizleme işlemi susuz kalmanıza yol açabilir; dolayısı ile her gün tükettiğiniz su miktarını arttırmalısınız. Bol su içmek, hem vücudunuzu nemlendirir hem de vücudunuzun toksinleri ve bağırsaklarınızda birikmiş olan dışkıyı atmasına yardımcı olur. Daha güçlü bir etki için, oda sıcaklığındaki suyu, bir miktar limon ile birlikte tüketin.
Diyet: Bağırsak temizliği yapıyorken, bol taze sebze ve meyve içerikli, sindirimi kolay ve hafif besinlerden oluşan bir beslenme diyetini tercih etmelisiniz. Büyük öğünler tüketmekten kaçının, çünkü bu bağırsaklarınız için fazla mesai anlamına gelmektedir ve temizleme sürecini olumsuz etkiler. Bol bol sıvı, sebze çorbasıgibi besinler tüketmenizi tavsiye ederiz. Bu sayede vücudun doğal elektrolitlerini de geri kazandırmış olursunuz.
Vitaminler ve takviyeler: Bağırsaklarınızı temizleme işlemi, geçici süreli de olsa önemli besleyiciler ve tamamlayıcıların kaybına neden olur. Eğer mümkünse, kaybettiklerinizi doğal vitamin ve besin kaynakları tüketerek geri kazanmalısınız. C vitamini tüketiminizi arttırın çünkü bu bağışıklık sisteminizin güçlenmesine yardımcı olur.
Daha fazla probiyotik tüketin: Bağırsak temizliği esnasında daha fazla probiyotik tüketiyor olmak çok önemlidir, çünkü temizlik sürecinde iyi bakteriler de kötüleri ile birlikte vücuttan atılabilir. Probiyotik tüketerek bu kaybı giderebilir ve vücudunuzu faydalı bakterilerle doldurabilirsiniz.
Detoks banyosu: Bağırsaklarınızı arındırabilmek için size verebileceğimiz son tavsiye, şifalı bitkilerle zenginleştirilmiş bir banyodur. Bu sayede, toksinlerin cildinizden atılmasına yardımcı olursunuz. İdeal olanı, bitkileri suda kaynatmak; sonrasında da, vücudunuzu bir havlu veya battaniye ile sararak, buharın deriniz yolu ile emilmesini sağlamaktır.

Bağırsakları Temizleyici Meyve Suyu

Bu güçlü meyve suyu, bağırsaklarınızı temizleyici ve vücudunuzu gereksiz tüm toksinlerden arındırmaya teşvik edici özelliktedir. Çilek, ananas ve maydanoz kullanılarak yapılır ve sindirim ile arındırıcı organlara olan yararları ile bilinir.Kabızlık ile savaşmanıza, bağırsak iltihaplarının azaltılmasına, gaz probleminin giderilmesine ve sindirim sisteminizin temizlenmesine yardımcıdır.

Malzemeler

Yarım fincan doğranmış çilek,
İki dilim doğanmış ananas,
Bir dal doğranmış maydanoz,
Bir fincan su veya maden suyu.

Nasıl Hazırlanır?

Tüm malzemeleri karıştırıcıya ekleyin ve güzelce karıştırarak servis edin. Bu meyve suyunu tüketmek için en ideal vakit kahvaltı veya herhangi bir ağır öğün öncesidir.

Kırmızı-biber-çayı

Çaylar

Eğer bağırsaklarınızı çay tüketerek temizlemeyi tercih ediyorsanız, size enginar çayını ve devedikeni sütü çayını tavsiye edebiliriz. Her iki bitki de, vücudun atıklardan arındırıcı sistemlerini temizlemesini ve toksinlerden arındırmasını teşvik edici özellikleri ile bilinmektedirler.

Arnavut Biberi

Arnavut biberi, arındırıcı özellikleri sayesinde, bağırsakları temizleme dendiğinde akla ilk gelen besinlerdendir. Bu baharatı, doğal smoothie yapımında kullanabilir veya bir miktar limon ekleyerek çay yapabilirsiniz. Bu içecekleri günde birkaç kez tüketebilirsiniz.

Yosun

Plantago psyllium olarak bilinen bitki ve su yosunu, bağırsaklarımızda bulunan toksinlerin emilimi ve sonrasında vücuttan atılması konusunda yardımcıdır. Bu iki bitki de jel formundadır ve dışkının yağlanmasına yardımcıdır, dolayısı ile kabızlık gibi problemlerle savaşta ve tahriş olabilir bağırsak sendromuna karşı kullanımda mükemmeldirler.

Fatoş Pabuccu Tuncay- Sağlıkla Kal sayfası

PET ŞİŞEDEKİ TURŞUYU ATIN

pet-sisede-tursu-yap-1a237c962cab1a636072[1]

Asit ve tuz karışımının pet şişenin içindeki kimyasalı turşuya karıştırdığını vurgulayan Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Oğuz Özyaral, pet şişelere kurulmuş turşuların kullanılmadan atılması gerektiğini söyledi.

Pet şişelere kurulmuş turşular konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Oğuz Özyaral, pet şişelerin tek kullanımlık ürünler olduğunu belirtti ve geri kullanıma uygun olmadığına vurgu yaptı.

İçerisindeki su tüketildikten sonra pet şişelerin hiçbir şekilde gıda amaçlı saklama kabı olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Özyaral, “Eğer bu kapların içine turşu kurduysanız, bunları tüketmeden hemen atın” dedi.

Asit ve tuz karışımının pet şişenin içindeki kimyasalı turşuya karıştırdığını dile getiren Özyaral, “Lezzetli görünen turşu, kimyasal ve kanserojen deposuna döner.
Kışın sofralarımızın önemli bir yiyeceği olan turşuları ister kendiniz yapın, ister çarşıdan ya da köy pazarlarından alın, dikkat edilmesi gereken iki önemli unsur vardır. İlki nasıl bir kabın içinde olduğu ve hangi malzemeden yapıldığı, ikincisi ise kullanılan malzemenin tazeliğidir. Turşuların içinde bulunduğu kaplar asla daha önce kullanılmış pet şişeler olmamalıdır” şeklinde konuştu.

SOKAK SATICILARINDAN PET ŞİŞE İÇİNDEKİ ÜRÜNLERİ ALMAYIN

Pet şişenin saklama kabı olarak kullanılmasının iki ayrı sağlık sorununa yol açtığını aktaran Doç. Özyaral, “Birincisi hijyenik açıdan tamamen sağlıksızdır. Daha önce kimin, ne şekilde kullandığını bilmediğiniz, birilerinin ağzını değdirdiği bir şişenin kullanılması söz konusudur. Ayrıca bu şişelerin nereden toplandığı, nasıl mikropsuzlaştırılıp dezentefekte edildiği bilinmemektedir. Bu durum karşısında hijyen standardı düşük bu kaplar hastalıklara kapı açabilir. Gelelim diğer büyük soruna: İçerisinde limon, sirke, tuz, sarımsak vb. ürünler ihtiva eden karışım, pet şişenin kendi içeriğini en kısa zamanda çözündürerek turşuya karıştıracaktır. Bilindiği üzere pet şişelerin içerisindeki Bis-fenolA (BFA) maddesi gelişim çağındaki gençlerde jinekomasti (özellikle erkek çocuklarında göğüslerin büyümesi) , mestural bozuklar ve hormonal dengesizliklerin tetikleyicisi olabilmektedir. Sağlıklı bir yaşam için turşularınızı pet şişelere koymayın, sokak satıcılarından pet şişe içerisindeki ürünleri almayın” dedi.

TURŞUYU CAM KAPLARDA YAPIN

Turşunun cam kaplarda ve taze malzemelerle yapılması gerektiğini söyleyen Özyaral, “Eğer turşu yapacağımız sebze küflü ya da çürük olursa zamanla içerisindeki mikroorganizmalar ortama toksin salgılar. Biz bunlara mikotoksin deriz. Böyle bir ürünün tüketilmesi başta kusma, zehirlenme gibi belirtiler gösterebildiği gibi sindirim sisteminde kanser tetikleyicisine de dönüşebilir. Gerek sebzelerin küflü ve çürük olması, gerekse de pet şişelerin içine kurulması ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Turşu kış mevsiminde, içinde barındığı bağışıklık sistemini destekleyen bakteriler açısından sağlıklıdır. Turşunuzu, taze sebzelerle, az tuzlu olarak, cam kaplarda hazırlayın” diye konuştu.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

kaynak: sağlıkla kal- Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İnsan bişeye ilişmeden yaşayabilir mi ?

12510434_817141468396742_5872533619695856597_n[1]

İnsan bişeye ilişmeden yaşayabilir mi ?

Uzmanlar eşliğinde İlişkiler sunumu 13 ocak çarşamba Nişantaşı Psikocityde 0212 234 15 44-45  rezervasyon yapabilirsiniz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karanlıkta ve çamurda köklenip, her daim ışığa doğru yönelip, sonunda güneşe ve ”aydınlığa” erişendir o

10636605_810823089029682_3811341552896586330_o[1]

 

Spiritüel alemin gözdesidir lotus çiçeği. Bir yoga pozuna adını vermiş, Hindistan’ın milli çiçeği ilan edilmiş, Asya’da birçok kültürde ve mitolojide resmedilmiştir. Öyle özel bir bitkidir ki birçok açıdan bizlere örnek teşkil eder aslında.
Her şeye rağmen ayakta kalır.
Lotus çiçeği tatlı su göllerinin ve nehirlerin ta dibinde, kirli ve çamurlu ortamda yetişir. O uzun ve güçlü kökü uzanıp suyun yüzeyine eriştiğinde çiçeğin mucizesi başlar. Yaprakları teker teker gelişirken bir gün koca bir çiçek oluşuverir. Ne zaman ki bu çiçeğin yaprakları güneş ışığıyla buluşur, o zaman tüm ihtişamıyla açar, serpilir. Çamurdan çıktığına “bin şahit ister” o gün, çünkü hem tertemizdir hem de mis gibi kokar. Her şeye rağmen güzeldir o. Kimilerini şaşırtır, kimilerini mahcup eder,kimilerine ilham verir, örnek olur.
Ne olursa olsun, saflığından ve temizliğinden hiçbir şey kaybetmez.

Suyun yüzeyine erişirken tek bir yaprağı bile ıslanmaz ve kirlenmez onun. Bunun da ötesinde enteresan bir özelliği vardır lotusun, bu çiçek kendi kendini temizler. Bir toz zerresi konmaya görsün üstüne, yapraklarını sallayarak ondan kurtuluverir. Yağmur damlalarını yönlendirerek kirli bölgelerini arındırır. Kökleri çamuru ve karanlığı çok iyi tanısa da çiçeği bambaşka bir alemdedir anlayacağınız. O artık suyun üstünde yükselmiştir bir kere, güneşe kavuşmuş, açmış, herkesi kendine hayran bırakmış alımlı bir prensestir. Ortam onu şekillendirmez. Ruhu her zaman saf ve temizdir.

Son nefesini verdi sanıldığında bile yaşamaya devam eder.
Dayanma gücü yüksektir onun. Hatta bir insan gibi “ vücut ısısını” koruyabilme özelliği vardır. Hava sıcaklığı 10 dereceye düştüğünde bile onun çiçeğinin ısısı 30-35 derecede kalabilir. Belki bu özelliğinden olsa gerek, ateş düşürmek amacıyla şifa için kullanılır. Hem bu amaçla hem de vücudu toksinlerden arındırmak için kökü yenir ve ilaçlarda kullanılır. Çiçeklerinden yapılan çay da bin bir derde devadır ama kökünün bünyeyi güçlendirdiği bilinir.
Araştırmacıları da şaşırtır o.
1300 yıllık bir tohum, 1994 yılında yeşertilebildiğinde botanikçileri iyice hayran bırakır kendine. Savaşçı ruhu kolay kolay ölmez onun. İşte bu yüzden olsa gerek mitolojideki bir çok anlamından birisi de “yeniden doğuş”tur.

Tekamül sürecini sembolize eder.
Bir bitki bu kadar erdemli olunca, tekamülle özdeşleştirilmesi kaçınılmazdır tabii. Karanlıkta ve çamurda köklenip, her daim ışığa doğru yönelip, sonunda güneşe ve ”aydınlığa” erişendir o. Gelişimi dillere destandır. Arınmışlığın sembolüdür. O yüzden de birçok Asya kültüründe lotus çiçeğine yüklenen anlam bedenin, dilin ve zihnin arınmışlığıdır.

Kalbinizin her şeye ver herkese rağmen bir lotus kadar saf ve temiz kalması, inancınızın ve azminizin de onunki kadar mucizevi bir güçte olması dileğiyle…

Mısır kültüründe “Seshen” olarak bilinen lotus çiçeği güneşi ve yeniden doğuşu temsil eder. Bu nilüfer çiçeğinin gün ışığıyla birlikte yapraklarını açmasından ileri gelmektedir. Isis adlı tanrıçanın lotus çiçeğinden doğduğuna inanılmaktadır. Eski Mısırlılar lotus çiçeğini aynı zamanda ölümle ilişkilendirmişlerdir. Ölen insanların yapılacak bir büyüyle lotusa dönüşebileceklerine ve yeniden doğabileceklerine inanmışlardır. Eski Mısır’da papirüs avam tabakayı temsil ederken lotus elit kesimi temsil ediyormuş.

ENDİŞE BİTTİĞİNDE SAĞLIK BİR ANDA DÜZELİR

Neale_Donald_Walsch_15502[1]
Eğer sürekli hastalık yada nefret, kızgınlık ve olumsuzluk düşünceleri taşırsanız, bedeniniz bu düşünceleri fiziksel boyuta dönüştürecektir. Endişe, nefretten sonra insanın kendisine ölümcül zarar verdiği en kötü zihin aktivitesidir…
Endişe, nefret, korku, anksiyete, acı çekme, sabırsızlık, hırs, tamah, anlayışsızlık, yargılama ve suçlama gibi ürünleriyle birlikte bedene, hücresel boyutta saldırır. Bu koşullarda sağlıklı bedene sahip olmak imkansızdır.
Endişenin hiçbir anlamı, amacı yoktur. Ziyan edilmiş mental enerjidir. Endişe aynı zamanda bedene müthiş zarar veren biyokimyasal reaksiyon yaratır. Hazımsızlıktan, kalp krizine kadar her türlü hastalığa neden olur.
ENDİŞE BİTTİĞİNDE SAĞLIK BİR ANDA DÜZELİR…
Neale Donald Walsch

Daha erdemli bir birey olmak için yapılması gereken 10 şey

 
Sorgulamaktan vazgeçmeyin

Akıl en değerli hazinenizdir. Size dayatılan şeyleri sorgusuz sualsiz kabul etmek yerine, aklınızın ve mantığınızın süzgecinden geçirin.

Cesur olun

Hayata sadece bir defa gelme hakkınızın olduğunu daima aklınızın bir köşesinde tutarak, ve elbette akıl ve deneyimlerinizin ışığında vereceğiniz kararlarda cesur olun. Akıl ve bilgi ile bir araya gelmiş cesaret güç demektir.

Daima cesur olun<img class=”size-full wp-image-64500″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2016/01/Daima-cesur-olun.jpg?baf524″ alt=”Daima cesur olun” width=”630″ height=”400″ />
Daima cesur olun
Adaletli davranın

Her konuda adaletli davranın ve insanları davranışlarıyla yargılarken objektif olmaya çalışın. Çünkü adalet bir gün herkese lazım olabilir.

Herkese karşı dürüst ve şeffaf olun

Tüm etik ve dini felsefelerin ilk maddelerinden biridir doğruluk. Dürüst olmak son derece önemlidir çünkü söylediğiniz küçük bir yalan ya da sakladığınız bir gerçek, bir başka insanın yaşamını tümden değiştirebilir. Bu gerçeği asla aklınızdan çıkarmayın.

Kazandığınız paranın hakkını verin

Yaptığınız iş, icra ettiğiniz meslek ne olursa olsun; yapabileceğinizin en iyisini yapmak için çabalayın. İşinizden kazandığınız parayı son kuruşuna kadar hak etmek size verdiğiniz emeğin kutsallığını hatırlatacaktır.

Bir karınca kadar çalışkan olun<img class=”size-full wp-image-64503″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2016/01/Bir-karınca-kadar-çalışkan-olun.jpg?baf524″ alt=”Bir karınca kadar çalışkan olun” width=”630″ height=”400″ />
Bir karınca kadar çalışkan olun
Yardıma ihtiyaç duyanlara yardım etmeye çalışın

Elinizden geldiği ölçüde, yardıma ihtiyacı olanlara yardımcı olmaya çalışın. Bunu bir sivil toplum kuruluşunda çalışarak da, evinizin önüne bir kap mama ve su koyarak da yapabilirsiniz. Önemli olan zor durumda olan birinin hayatına dokunabilmek.

Doğaya ve diğer canlılara karşı duyarlı olun

Ağaçlara, ormanlara, denize, toprağa, ırmaklara, göllere ve tüm hayvanlara şefkatle yaklaşın ve doğanın iyileştirici gücünü hafife almayın. Böyle davranmak, iç huzura giden yolda önemli bir adım olacaktır.

Doğanın bir parçası olduğunuzu asla unutmayın<img class=”size-full wp-image-64502″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2016/01/Doğanın-bir-parçası-olduğunuzu-asla-unutmayın.jpg?baf524″ alt=”Doğanın bir parçası olduğunuzu asla unutmayın” width=”630″ height=”400″ />
Doğanın bir parçası olduğunuzu asla unutmayın
Hiçbir şeyi israf etmeyin

Elinizdeki her şeyin kıymetini bilin ve sakın israf etmeyin. Bunun yerine tüketebileceğiniz kadar satın almak ya da elinizde fazla olan şeyleri başkalarıyla paylaşmak ruhen aydınlanmanıza yardımcı olacaktır.

Hırsınızı ve öfkenizi kontrol etmeyi öğrenin

Hırs ve öfke aklın en büyük düşmanlarıdır. Bu yüzden canınızı sıkan durumlarda öfkenize sarılmak yerine durun ve bir nefes alın. Makul tepkiler vereceğinize inandığınız ana kadar sessiz kalın. Bu tavrınız en zor insanları bile etkileyecektir.

Tüm canlılara sevgi ve güvenle yaklaşın

Tüm canlılar dünyaya saf ve günahsız olarak gelirler. Ancak toplumsal kötülükler bu insanları karanlık tarafa doğru çeker. Siz, insanların özünde iyi olduklarını hiç unutmadan onlara sevgi ve iyilikle yaklaşın. Karşılığını almanız son derece olası.

All you need is love / İhtiyacımız olan tek şey sevgi<img class=”size-full wp-image-64501″ src=”http://cdn.uplifers.com/wp-content/uploads/2016/01/All-you-need-is-love-ihtiyacımız-olan-tek-şey-sevgi.jpg?baf524″ alt=”All you need is love / İhtiyacımız olan tek şey sevgi” width=”630″ height=”400″ />
All you need is love / İhtiyacımız olan tek şey sevgi

 

Kaynaklar:

plato.stanford.edu
kaynak: uplifrs

Aynalar Yalan Söylemez!.. Ders Alınacak Bir Hikaye…

kadinlar-arasinda-yeni-trend-ayna-orucu,KfQ3HZ7qJkK-b9UdJGcleQ[1]

Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir dükkana girerek; – Hatıra eşya almak istiyorum, demiş.Ne tavsiye edersiniz? Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp: …

– Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya güç ister. Adam, hiç düşünmeden:
– Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için para önemli değil. İhtiyar, dudak büküp: – İnşaallah gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları. Adam, ses tonunu iyice yükselterek: – Benim elde edemeyeceğim şey yoktur!..diye direnmiş. Fiyatları ne kadar? İhtiyar adam: – Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır.
Hele hele antikalara gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek beğenmezsin. Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna girip,dükkanın arka bölümüne geçmiş. Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek: – Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş.Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır. Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra: – Bunun bir özelliğini görmedim, demiş. Evimde de bundan üç dört tane var. Yaşlı adam, seke seke ilerleyerek: – O halde bu aynaya bak!.. demiş. Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır.
Fiyatı ise yüz kese altındır. Adam: – Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş.Böyle basit bir ayna,on altın bile etmez. İhtiyar adam: – Ben sana söylemiştim!.. diye kızmış. İsterseniz vazgeçin. Adam, iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamakiçin kendini zor zaptetmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun yirmibeş yıl önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran beyaz saçlar varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin çizgiler. Adamın aynaya takılan gözleri, biraz sonra fal tşı gibi açılmış. Çünkü aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından,sevdikleri geçiyormuş birer birer. Büyük bir dehşet içinde: – Aman Allah’ım!.. diye bağırmış.Bu geçen,kız kardeşim değil miydi? Hem de henüz kanser olmadan önce. Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrekasır önceki halleriyle. Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan.
İhtiyar, ona sokulup: – Bu işten vazgeç!. demiş.Zaten bir çok insan da öyle yaptı. – Hayır!. diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de. – Peki!. demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder. Adam,oraya doğru ilerlerken,korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını yenemeyip aynaya baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış. Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü, incecik, dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk. – Aman Allah’ım!.. diye bağırmış. Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan bile duruyor. Adam, biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu sefer, 30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden. Daha sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca yaptığı gibi, öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, er zamanki şakacılığıyla, ensesine bir şaplak atmış yavrusunun. Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış ağlayarak.
Yaşlı adam: – Gerçek aynalar böyledir evladım!.. demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz onlara. Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkandan atmak istemiş kendini. Fakat tam çıkacakken: – Bedava aynalardan söz etmiştiniz, demiş. Onu da merak ettim. İhtiyar adam: – Ona hiçbakma evlat!. diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin dayanmaz. – Mutlaka bakmalıyım!. diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık alıştım. Yaşlı adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı olarak, dükkanın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip: – İşte bu da geleceğin aynası!. demiş. Çerçevesi altından olup bedavadır. Ama onu hiç kimse almadı. Adam: – Geleceğin aynası ha!.demiş.Üstelik de altından ve bedava… İhtiyar, hiç sesini çıkartmamış.
Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğindei oracığa yığılıp kalıvermiş. Yaşlı adam: Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı olman gerekirdi evladım, demiş. Senin de gücün yetmedi demek ki… İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun ayndaki görüntüsüne bakmış. Kuru bir iskelet görünüyormuş…
(HİÇ DURMAYIN, HEMEN AYNAYA BAKIN. NE GÖRÜYORSUNUZ ? HİÇ Bİ ŞEY Mİ ?…. O HALDE…… GEÇMİŞTE YAPTIKLARINIZI, ŞU ANDA YAPMAKTA OLDUKLARINIZI, KİMLERİ KIRDIĞINIZI, ÜZDÜĞÜNÜZÜ,”KIRMADIKLARINIZ ZATEN DUA EDECEKTİR ONLARI ES GEÇİN” DAHA NE KADAR ÖMRÜNÜZÜN KALDIĞINI, İNSAN OLARAK HAYATA İMZA ATIP ATMADIĞINIZI, GERÇEKTEN BİR ŞEYLER YAPABİLMİŞ MİSİNİZ ? YAPMAYI DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ? AYNAYA BAKIN GÖREBİLİYOR MUSUNUZ İNSAN OLMANIN ERDEMLİĞİNİ, GERÇEK KİMLİĞİNİZİ… SIK SIK AYNAYA BAKIN, YUKARIDAKİLERE EKLEYECEK DAHA O KADAR ÇOK ŞEY VARKİ.. EKLEYECEĞİNİZ ARTILARI KAYDEDİN BİR KENARA. SİZ KAYDETMESENİZ DE ZATEN BİRİLERİNİN KAYDETTİĞİNİ UNUTMAYINIZ…BU DÜNYA BOŞ DEĞİL..)—
Alıntı

W.Alleni çok kafa bakın ne demiş: Hayatı tersten yaşamalıydık…

994713_1639257562992566_7647914373092835005_n[1]

Hayatı tersten yaşamalıyız.

Ölümle başlayıp ilk iş o meseleyi hayatımızdan çıkarmış oluruz. Bir yaşlılar yurdunda uyanıp her gün kendimizi daha iyi hisseder ve sonunda artık fazla sağlıklı olduğumuz için kapı dışarı edilirdik.

Bir yandan emekli maaşımızı alırken, etrafımızda bizi seven torunlar ve çocuklarımızla hayatı tattıktan sonra, iş hayatına atıldığımız birinci gün, adımıza verilen partide çeşitli hediyeler ve teşekkür paketi ile karşılanırdık.

40 yıl çalıştıktan sonra, emekliliğin tadını çıkarabilecek kadar gençleşmiş olurduk. Bir süre kafayı çeker, partiler ve önümüze gelenle yatar, sonra da okula başlardık.

Çocuk olur, hiçbir sorumluluğumuz olmadan oynar ve doğuma kadar da el üstünde tutulan, meme ile beslenen bir bebek olarak yaşardık.

Ve son 9 ayımızı da lüks spa koşullarını andıran, ılık ve yumuşak bir ortamda geçirip hayatı bir orgazmla noktalardık.

Eğer hasta olmak istemiyorsan duygularını anlat…*-*

12346524_1656307021311127_8654615569978307016_n[1]

 

Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Karar vermelisin…*-*

Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur.
Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Olduğundan Farklı Yaşama…*-*

Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Kabullen…*-*

Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Çözümler bul… *-*

Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı.
Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Güven…*-*

Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

Hayatı Üzgün Yaşama…*-*

Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
Mutluluk sağlık ve terapidir. **

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HASTALIKLARIMIZI RENKLERİ KULLANARAK TEDAVİ EDELİM.

renkli-saksılar[1]
Hangi hastalıklarda, hangi renk kullanabiliriz,bu renkleri ne şekilde hayatımıza katıp sağlığımıza kavuşabiliriz.

Omurga, kemikler, bacaklar, kalın bağırsak, kan ve hücre üretimi rahatsızlıkları olanlar kırmızı rengi çok kullansınlar

Cinsel organlar, böbrekler, kan ve sindirim sorunları yaşayanlar turuncu rengi kullansın.

Sırtın alt kısmı, sindirim,karaciğer, dalak sorunları olanlar sarı rengi kullansın

Sırtın üst kısmı, kalp, göğüs, akciğer sorunları olanlar yeşil renk kullansınlar

Ciğerler, boğaz, ses telleri, ense, çene ve dişlerinde sorun olanlar mavi rengi kullansınlar

Beyincik, kulaklar, burun,gözler, sinir sistemi sorunları yaşayanlar mavi ile mor arası tüm renkleri kullanabilirler

Beyinle ilgili rahatsızlıkları bulunanlar beyaz rengi kullansınlar.

Hastalıklı bölge uygunsa rengimizi o bölgeye sarabiliriz.

Rengimize uygun saksıları evimizde kullanabiliriz.

Önerilen rengi üzerimizde taşıyabiliriz. Bu renk giysi ya da iç çamaşırı giyerek.

Meditasyon yaparken o rengi alıp verdiğimizi imgeleyebiliriz.

Bulunduğumuz ortamda bu renk dekoratif nesneler bulundurabiliriz.

Sorunumuz için önerilen renk yatak çarşafı seçebiliriz.

Nefesin Kanseri Yenmesi

531955_494284190610346_608513726_n[1]

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir.
1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini,
yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.

Bu, o kadar önemli bir buluştur ki,
Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır.
Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır.

Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun,
oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.

Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?

Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır.
Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır.
Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.

Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon)
süreciyle metabolize olduğudur.

Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.
Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:

Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır.
Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir.
Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar.
Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..

Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.

Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan
değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir.
Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.
Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size?
Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi
mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.

Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez.
Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir.

Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir?
Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir.
Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır.
Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.

Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle
bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !!

Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle
ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir.

Kaşeksialı hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran
hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.

Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır.
Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.

İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar.
Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.

Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır.
Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.
Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever.
Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir.
Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın.
Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.
Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.

Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine
“Sağlığa zararlıdır.Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin
konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri
nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.

(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına
yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır.
1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda
100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir.
Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır.
Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.

* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.

* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.

* Bol taze sebze ve meyve yiyin.

* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)

* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.

* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.

* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.

* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.

* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.

* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).

* Stresten uzak durun.

* İyi uyuyun.

* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.

* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.

* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!

* Alkol kullanmayın.

* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.

* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.

* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!

* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin.
Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.

* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cesaretin Var Mı Aşka…

12400674_1181083915254223_6523916324730874843_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Doğum tarihinize göre hangi bitki olduğunuzu bulun

10348375_303369456490854_8345724017174342879_n[1]

Siz hangi bitkisiniz ?

Doğum tarihinize göre hangi bitki olduğunuzu bulun
Ocak 1 – 9 — Isırgan otu
Ocak 10 – 24 — Ebegümeci
Ocak 25 – 31 —Dereotu
Şubat 1 – 5 — Bildiğimiz ot
Şubat 6 – 14 —Çimen
Şubat 5 – 21 — Maydanoz
Şubat 22 – 28 — Kıvırcık
Mart 1 – 12 — Sarmaşık
Mart 13 – 15 —Dereotu
Mart 16 – 23 —Ebegümeci
Mart 24 – 31 — Bildiğimiz ot
Nisan 1 – 3 — Isırgan otu
Nisan 4 – 14 —Kıvırcık
Nisan 15 – 26 —Ebegümeci
Nisan 27 – 30 — Maydanoz
Mayıs 1 – 13 — Sarmaşık
Mayıs 14 – 21 —Çimen
Mayıs 22 – 31 —Dereotu
Haziran 1 – 3 — Ebegümeci
Haziran 4 – 14 —Maydanoz
Haziran 15 – 20 — Isırgan otu
Haziran 21 -24 —Sarmaşık
Haziran 25 – 30 — Bildiğimiz ot
Temmuz 1 – 9 —Ebegümeci
Temmuz 10 – 15 — Isırgan otu
Temmuz 16 – 26 —Çimen
Temmuz 27 – 31 — Bildiğimiz ot
Ağustos 1 – 15 — Sarmaşık
Ağustos 16 – 25 —Ebegümeci
Ağustos 26 – 31 — Maydanoz
Eylül 1 – 14 —Çimen
Eylül 15 – 27— Bildiğimiz ot
Eylül 28 – 30— Isırgan otu
Ekim 1 – 15 —Sarmaşık
Ekim 16 – 27 — Maydanoz
Ekim 28 – 31 —Kıvırcık
Kasım 1 – 16 — Dereotu
Kasım 17 -30 —Bildiğimiz ot
Aralık 1 – 16 —Isırgan otu
Aralık 17 – 25 — Sarmaşık
Aralık 26 – 31 —Çimen

Özellikleri :))

Isırgan otu

Çekici ve populersiniz.. Kolayca arkadaş edinebiliyorsunuz.. Kendinden emin tavirlarinizla grup  icinde liderlige yakışıyorsunuz. Eğer sizin liderliğinizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul ettiriyosunuz, yine olmazsa ısırıyosunuz…

Bildiğimiz ot

Utangaç ve sevimlisiniz. Tanımadığınız insanlarla  konuşmayı sevmez ama arkadaşlarınızla herşeyi  paylaşabilirsiniz. Arkadaş seçiminde oldukça  dikkatlisiniz. Sevilen birisiniz. Doğayı çok seversiniz öylesine bir otsunuz.

Sarmaşık

Yerinde duramayan birisiniz. Durmadan kıpır kıpırsınz Cok arkadaşınız var ve  sosyal yaşamınız cok renkli. Sizi taniyan sizin gibi biri daha
olmadığını düşünüyor. Dikkat çekmeyi çok seviyorsunuz…

Kıvırcık

Esrarengiz birisiniz. Ne zaman nasıl  davranacağınız pek belli olmuyor. Bazen herşeye salata oluyosunuz. Çoğu şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yüzden cok ilgi  görüyorsunuz.

Ebegümeci

Sessiz sakin ama cok zekisiniz. Dost canlısı, sevilmeyi bekleyen tavırlarınuz ilgi çekiyor. Her yerde olmayan insan sağlığına yararlı bir kişiliğe sahipsiniz Kucuk  bir arkadaş grubu size yetiyor. Fazla popüler  olmasanız da yakınlarının el üstünde tuttuğu birisiniz

Dereotu

Siz lider olmak icin doğmuşsunuz. Ama yapacak birşey yok bazı organizasyonlarda sadece değişik tad bırakıyorsunuz o kadar. Sözünü dinleten,
dediğini yaptıran birisiniz. Kararlı tavırlarınız  çevrenizdekileri etkiliyor. İnsanlarIn arkadaş olmak  isteyebiliceği birisiniz.

Maydanoz

Uyumlu, herşeye maydanoz olmak burdan gelir sıcakkanlı birisiniz. Size nasıl  davranılmasını istiyorsanız siz de herkese öyle
davranıyorsunuz. Sadık ve dürüstsünüz, yapmacık  insanlara ve dedikoduya karşısınız.

Çimen

Cok hassas ve narinsiniz. (çimlere basmayın ) Kolay aşık oluyorsunuz. Ne çok utangac ne çok girişkensiniz. Arkadaş
grubunuzda kırılmaması için kollanan birisiniz..

Siz hangi bitkisiniz ?