BİR KADINDAN DİĞER KADINA MEKTUP :

1937420_1702203096702111_4002371516451669337_n[3]
1) KARİYERİNİ KIZLIK SOYADINLA YAP
Şimdi toz pembe, biliyorum; öyle oluyor başta. Ortalarda da idare ediyor hatta. Ama gün geliyor; “kocanın soyadı ile” tanındığını fark ediyorsun. Boşanma aşamasına geldiğinde, yeni bir SEN inşa etmek zorunda kalıyorsun. İş hayatında o güne kadar yaptığın her şey – eğer kocan, mahkeme kararıyla onun soyadını taşımana izin vermezse – alt üst oluyor. Hem, ne gerek var ki “izne” vs’ye? Adınla soyadınla, şânınla yürü. Kalıcı olan SENsin.. senin emeklerin.
2) ÇALIŞ. SAKIN DURMA
Kocan sana diyecek ki “Yahu ne gerek var, ben para kazanıyorum zaten. Sen tadını çıkar evdeki hayatın. Çocuğuna bak, günlere git, spor yap, mutfakta oyalan, alışverişe falan çık, devril yat, takıl istediğin gibi.” Tatlı gelecek, kolay gelecek, işine gelecek belki. Yapma. Kendini geliştirmeyi, kendine yatırım yapmayı bırakma. Yeteneklerine yönel, hayallerini unutma. Oku, çalış, üret. Seçimlerinin; bir zaman sonra “bir başına ve ayakta isen”, anlamı olacak.
3) KENDİ ÖLÇÜNÜ KENDİN AL
Sana “o kadar güçlü değilsin” diyecekler. “Sen başaramazsın” yaftasını yapıştıracaklar. “Bu da nereden çıktı”, “ulaşabileceğin hayaller kur” falan diye de yumurtlayacaklar. Yavaşlatacaklar seni. Şaşırtacaklar, yanıltacaklar. İşin kötüsü, bazen potansiyelinin olmadığına “inandıracaklar” da, kimbilir.. Aman ha, sakın durma, kanma. Sen, neyi başarmak istersen O’sun. Bilfiil kendisi hem de. Nereye bakarsan, oraya gidersin. Senin ölçünü senden başka kimse alamaz. Kendi kıyafetini kendin dik. Nasıl istiyorsan, öyle ol. Uzlaş ama değişme, dönüşme.
4) KANTARIN NE KADAR TARTIYOR?
Her topa girme. Her sorumluluğu alma. Her yükü taşıma. Sonradan ruhsal çöküntü yaratacak, sana “keşke” dedirtecek hiçbir şeye soyunma. Rol çalma. Unutma; her kantar, belirli bir ağırlığa kadar tartar. Fazlasını almak, kantarı yorar. Her şeyi başarmak zorunda değilsin; her sorunun çözümü sende değil. Sen de diğerlerinden farklı değilsin. Enerjinle, moralinle, zaten taşıdığın yüklerinle, gidecek epey yolun var. Çünkü ne oluyor biliyor musun; bir süre sonra insanlar seni takdir etse de, kıyamadıklarını söyleseler de, bu naif (!) yaklaşımlar bi’ b…ka yaramıyor. Madalyan ve hastalıklarınla başbaşa, hayatı sorgulamaya başlıyorsun. Nerede mi? Hastane koridorlarında, uykunu aradığın akşamlarda, elin kolun kalkmadığında, hayata dair umutlarını sorguladığında. Yapma. Sakın yapma.
5) KENDİ ŞARKINI SÖYLE
Seninle dalga geçecek kimileri. Giydiğin elbiseye, kahkahana, oturuşuna-kalkışına karışacaklar, sözüm ona “doğru”ya çekecekler seni tüm iyi niyetleriyle (!). “Aman dans etme, beceremiyorsun” diyenler çıkacak. Sesinin kötülüğünden dem vuracaklar.. Susma. Kendi şarkını söyle. Canın nerede, ne zaman, nasıl istiyorsa, öyle söyle. Hayatın, “senin şarkın”. Notalar senin, kulak senin, ses senin. Ne istiyorsan, onu söyle. Kendi şarkını yaz. Bağıra çağıra söylemeye başladığında, altında senin imzan olsun. Kendi şarkısını yazamayanlar lâf atacaktır; gülümse.
6) HAFIZANI DİRİ TUT.
Neydin sen? Neredeydin? Nereye gidiyordun? Nasıl olacaktı? Neler yaşayacaktın? Sorularını sakın bırakma. Her sabah, kahveni içerken listene göz at; neresindesin, n’apıyorsun? “Biz” olup bambaşka bir maratona girmişken; “ben” bir yerlerde tıkanmış, arkadan nefes nefese, önündeki kâfileye umutsuzca bakıyor olabilir mi?
Sakın unutma. Başlangıç noktanı, başlangıç sebebini; yürüdüğün yol ile teyit et.
7) KALBİNİ DİNLE
Ne olursa olsun, neye mâl olursa olsun, kalbini dinle. Seni nereye götürürse götürsün, sana ne yaptırırsa yaptırsın, kalbini dinle. Dibine kadar sev, sonuna kadar git, olmadıysa bambaşka bir yola git.. Hattâ istiyorsan dur ama hep kendini, hep kalbini dinle. İnsanların eğilimlerine, tepkilerine, eleştirilerine aldanıp, “onaylanan” yolu seçme. Kendi yolundan git. Kalbinin yolundan.
8) VAZGEÇMEYİ BİL
Israr etme. Bittiyse, diretme. Serbest bırak kendini de, yolundakileri de. Eğer kader diye bir şey varsa, elbet tecelli edecek. Eğer “farklı” olacaksa bir şeyler; elbet o “yeni” de paşa paşa önüne gelecek. Bırakmayı bil. Vazgeçmek=Özgürlük. Vazgeçmek=Yeni seçimlere ilerlemek. Ve hiçbir seçim, geleceği “özünde” değiştirmeyecek: Özendiğin insanlar kadar özgürsün, sürprizlerle dolusun, rengârenksin sen de.
9) HERKES GİTTİĞİNDE, KALAN MANZARA SENİ MUTLU ETSİN
Kocan gidebilir. Çocuğun Allah’ın emri gidecek. Annen, baban.. Eninde sonunda yalnız kalacaksın. Cebinde ne varsa, kaderin o. Hesapladın mı, neler birikmiş çıkınında? Ne kadar erken, o kadar iyi. Henüz harekete geçmediysen, şimdi başla.
10) HER BAŞLANGIÇ İYİDİR
Seçimlerini yaparken, şartlara takılma. O şartlar, bu ânın şartları ve senin bugüne kadarki tecrübelerinle geliştirdiğin inançların. Hepsi bu. İçindeki o BAMBAŞKA SENle tanışmadın, onu keşfetmedin daha. O SEN, seni hep mutlu edecek, yalnız bırakmayacak; emin ol. Kendine tutun. Başlangıçlar insanı diri tutar. Bitişlere tutunursan, düşersin. İÇİNDEKİ SENe şans ver. Seni utandırmayacağını göreceksin.”

(DİP’in yazarı, Didem Deligönül)

Bilmek istiyorum…Sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum….

1154047404514957350[1]

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor;
Neyi istediğini
Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum…
Kaş yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor,
Aşk için,
Hayallerin için
Ve yaşıyor olma serüvenin için
Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum
Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor
Kendine dürüst olmak için
Bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını;
İhanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip edemeyeceğini
Bilmek istiyorum..
Güvenebilir ve güvenilebilir olup olmayacağını bilmek istiyorum…
Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum…
Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor…
Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından,
Yorgun ve bitap da olsan,
Çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum
Kim olduğun buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor…
Çekinmeden, benimle ateşin ortasında durup duramayacağını bilmek istiyorum…
Nerede ve kiminle olduğun, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor…
Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…
Kendinle yalnız kalıp kalamadığını, o boş anlarda
Sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum….

Oriah Mountain Dreamer(Kanadalı Bir Kızılderili)

ÖZGÜRLÜK DUASI

10411348_1188571364503950_2999765213515314797_n[1]
Evrenin Yaratıcısı.
Bugün bizimle sevgiyi paylaşmanı istiyoruz.
Gerçek adının sevgi olduğunu biliyoruz.
Seninle iletişim içinde olmak, aynı vibrasyonu, aynı titreşimi paylaşmak demek.
Çünkü evrende var olan tek şey sensin.
Bugün bize, senin gibi olmamız için, yaşamı sevmemiz için yaşam olmak, sevgi olmak için yardım et.
Bize, senin gibi sevmemiz için yardım et.
Koşulsuz, beklentisiz, yargısız, görevsiz.
Kendimizi yargılamadan sevmemiz ve kabul etmemiz için bize yardım et.
Çünkü kendimizi yargıladığımızda suçlu buluyoruz ve cezalandırıyoruz.
Başkalarını koşulsuz sevmemiz için bize yardım et.
Onları yargılamadan kabul etmemiz için bize yardım et.
Çünkü onları yargıladığımızda suçlu buluyoruz ve cezalandırıyoruz.
Başkalarını reddettiğimizde, seni reddediyoruz.
Yarattığın her şeyi koşulsuz sevmemiz için bize yardım et.
Bugün yüreğimizi ve ruhsal zihnimizi temizle.
Zihnimizi yargılamadan özgürleştir.
Böylece saf huzur ve saf sevgiyle yaşayabilelim.
Bugün çok özel bir gün.
Bugün yüreklerimizi yeniden açıyoruz ve birbirimize ‘seni seviyorum’ diyoruz.
Korkmadan ve sevgiyi hissederek.
Bugün kendimizi sana sunuyoruz.
Bize gel, sesimizi, gözlerimizi, ellerimizi ve yüreklerimizi kullan. Kullan ki sevgiyi herkesle paylaşabilelim.
Yaratıcı bugün tıpkı senin gibi olmamız için bize yardım et.
Bugün bize verilen her şey için şükranlarımızı sunuyoruz.
özellikle kendimiz olabilme özgürlüğümüz için. Amin.

Don Miquel Ruiz


Bağışıklık Sisteminizi Güçlendiren 3 Kahvaltı

kahvaltı-1[1]

Sağlıklı bir kahvaltı, güne yüksek miktarda enerjiyle başlamanıza yardım etmesi için bolca vitamin, mineral ve antioksidan içermelidir.

Vücudun doğal savunma sisteminin normal zamanlardan daha zayıf olduğu dönemler vardır. Kış mevsimi, stresli dönemler, hastalıklar ve ameliyat sonrası toparlanma dönemleri gibi çeşitli durumlar bağışıklık sisteminizi daha zayıf ve kırılgan hale getirir. Hal böyleyken, güne neden bağışıklığınızı güçlendiren bu kahvaltılardan biriyle başlamayasınız ki?

Seçenek 1: Bağışıklık sistemi için sağlıklı bir kahvaltı

omlet 2

  • Bir yemek kaşığı bal ve taze sıkılmış limon suyu
  • Ceviz ve üzüm ile birlikte bir tabak yulaf ezmesi
  • Sarımsaklı omlet

Sağlıklı olmasının sebebi nedir?

İnanın ki bu kahvaltıya bayılacaksınız ve şüphesiz, vücudunuzun doğal savunması için gerekli her şeyi depolayacaksınız. Ama nasıl? Oldukça basit. Güne taze sıkılmış limon suyu ve balla başlayarak vücudunuza vitamin ve mineral hazinesi vermiş oluyorsunuz. Kimse bunun tersini iddia edemez. Öğün, baştan sona vitamin ve antioksidanlarla dolu olduğu için vücudun arınmasına ve hastalıklara karşı direncinin artmasına yardımcı oluyor.

Bal, bağışıklık sistemini güçlendiren doğal tedavi edici etkiye sahiptir. Sağlığınıza dikkat etmek için tüketebileceğiniz temel besinlerden biridir. Balı mümkün olduğunca doğal ve şeker ilave edilmemiş şekilde bulmaya çalışın.

Peki ya yulaf ezmesi? Yulafın zaten süper bir yiyecek olduğunu biliyorsunuz. Aslında virüslerle ve bakterilerle  savaşıp sizi koruyan şey hücrelerinizdir. Yulaf ise, hücre fonksiyonlarının  gelişiminin anahtarı olan B vitamini yönünden oldukça zengindir. Şunu aklınızdan çıkarmayın: yulaf ezmesi kahvaltı için mükemmel bir seçimdir.

Sarımsakla hazırlanmış omlet, lezzetli ve sağlıklı bir diğer seçenektir. Sadece bir yumurta ve iki diş sarımsak kullanın. Yumurtanın güne güçlü başlamanızı sağlayacak enerjiyi veren bol miktarda ham protein içerdiğini unutmayın. Bunu sarımsakla birleştirdiğinizde savunma sisteminizi desteklemiş oluyorsunuz. Sarımsak; enfeksiyon, bakteri ve virüslerle savaşan doğal bir antibiyotiktir. Bu basit kahvaltıyı deneyin ve keyfini çıkartın!

Seçenek 2: Bağışıklık sistemini güçlendirmek için kahvaltı

dondurma 3

  • Okaliptüs çayı ve bal
  • Yulaf, böğürtlen, çilek, fındık, fıstık gibi yiyecekler ve bir kase yoğurt
  • Greyfurt suyu

Sağlıklı olmasının sebebi nedir?

Güne neden okaliptüs çayıyla başlamalısınız? Çünkü, bu ağacın yaprakları grip ya da soğuk algınlığına karşı vücudun doğal direncini güçlendiren birçok madde içerir. Mevsim değişimlerinde veya kendinizi normalden biraz daha güçsüz hissettiğiniz zamanlarda mükemmel bir seçenektir. Balla karıştırdığınızda, sabah erken kalkıp işe gitmek zorunda olduğunuz günler için ideal bir çay elde edersiniz.

Yoğurdun faydalı olduğu diğer konulara daha önceki yazılarımızda değinmiştik. Yoğurt çok düşük laktoz seviyesine sahiptir, ancak bir bardak sütten daha fazla kalsiyum içerir. Mayalı süt ürünleri bağırsaklarınızda gelişen faydalı bakterilerin oluşmasına katkı sağlamalarının yanında ayrıca, bağışıklık sisteminiz için de oldukça faydalıdırlar. Yoğurt, sıradan süt ürünlerinin neden olduğu kabızlığa karşı da korunmanızı sağlar ve sindiriminize katkıda bulunur.

İçine fındık, fıstık, ceviz gibi kabuklu yemişler; böğürtlen ve ahududu gibi meyveler ve yulaf ekleyerek daha fazla vitamin ve antioksidan alabilirsiniz. Ceviz ve badem ise size, bağışıklık sistemi fonksiyonlarınızı geliştirecek olan çinko ve magnezyum verir.

Peki ya greyfurt suyu? Vücudunuzun direncini güçlendiren ve enfeksiyonları önleyen mükemmel bir doğal ilaçtır. Aslında greyfurt suyu çoğu zaman vajinal enfeksiyonları tedavi etmek için ilaç elde etmede kullanılır. Bu meyve ile ilgili bir sır daha öğrenmek ister misiniz? Greyfurt alırken daha koyu renkli olanları seçtiğinizde aslında kansere karşı savaşta önemli yeri olan ve vücudunuzun doğal savunmasını güçlendiren antioksidanı daha fazla almış oluyorsunuz. Bu nedenle öğünlerinizi eklemek için tereddüt etmeyin.

Seçenek 3: Bağışıklık sistemini desteklemek için güçlü bir kahvaltı

pancar suyu 4

  • Yeşil elma ve pancar suyu
  • Ispanaklı omlet

Sağlıklı olmasının  sebebi nedir?

Zaten tahmin ettiğiniz gibi bu kahvaltı yüksek miktarda enerji içeriyor. Peki bu yiyeceklerden beklentimiz ne? Demir, B vitamini ve C vitaminini daha fazla alacaksınız. Buna ek olarak da çok sağlıklı ve lezzetli bir kahvaltı yapacaksınız. Bu besleyici karışım direncinizi ciddi şekilde artıracak ve bağışıklık sisteminizi güçlendiren demir ve proteini bolca verecek.

Eğer meyve ve sebze suyu hazırlamak için güzel bir blendırınız ya da meyve sıkacağınız varsa hazırlaması çok kolay ve hızlıdır. Pektin sağlığa yararlı olduğu için elmayı soymanıza gerek yoktur. İçimini kolaylaştırmak için karışımınıza bir bardak su ekleyin. Böylece içeceğiniz hem sağlıklı hem de lezzetli olacaktır.

Güne yumurta ve ıspanakla başladığınızda ne kadar enerjik olduğunuzu fark edeceksiniz. İdeal miktarda demir; kansızlığa, güçsüzlüğe ve sabah uyandığınızda oluşan klasik baş ağrılarına karşı mücadeleye yardım eder. Bu enfes kahvaltıları hazırlamak için biraz erken kalkmaktan korkmayın. Direncinizin arttığını fark edeceksiniz.

BAKIŞ AÇISI

cicek-resimleri-1[1]

Arjantinli ünlü golf ustası Robert de Vincenzo, yine bir turnuvayı kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı. Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken, yanına bir kadın yaklaştı…

Kadın, başarısını kutladıktan sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı. Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı. Kadının anlattığı öykü, De Vincenzo’yu çok etkilemişti. Hemen cebinden bir çek defteri ve kalem çıkarttı, turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı. Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona…
“Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın.” dedi.

Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken, Profesyonel Golf Derneği’nin bir görevlisi yanına geldi…
“Otoparktaki görevli çocuklar bana, geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanınıza bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunu söylediler…” dedi.

De Vincenzo başını salladı. “Evet” dedi.

Görevli, “Size bir haberim var o zaman. O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta bir çocuğu da yok! Sizi fena halde kandırmış efendim!” dedi alaycı bir tavırla…

De Vincenzo, “Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu?” dedi. “Hayır, yok…” dedi görevli.

“İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber!” dedi De Vincenzo…
Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür!

FREDERICK LANGBRIDGE

Kaynak: Charlotte Gabay Facebook Sayfası

Üzüldüğünüz Zaman Beyninizde Neler Olur?

üzülmek-1[1]

Hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Birey olarak gelişiminizi tamamlayabilmek için hatalarınızdan ders çıkarmanız gerekir.

Fırtına sırasında ağacın kökleri daha derine ilerler” sözü, konuyu gayet güzel açıklıyor. Bir bakıma bu demek oluyor ki, birey olarak gelişebilmek için hatalarımızdan ders çıkarıp, yenilgilerimizden bilgelik kazanarak bazen acı çekmek zorundayız. Gelin bugün duyguların büyüklükleri hakkında daha fazla şey öğrenelim ve üzüldüğünüzde beyninizde neler olduğuna bakalım.

1. Beynin heykeltıraşı, üzüntü

göz yaşları 2

Eminiz ki, bununla ilgili bir fikriniz zaten var. Fakat, hayatınız boyunca çektiğiniz acılar sayesinde, beyniniz kişiliğinizi kaçınılmaz şekilde etkileyen derin değişiklikler geçirir. Örneğin, çocukları düşünün. Bazı çocuklar daha küçük yaşlarda kötü muameleye maruz kalırlar. Bunun gibi acı veren çocukluk dönemi olayları kadar yıkıcı başka bir şey yoktur. Doktor ve psikiyatristlerin söylediğine göre, bu durumda çekilen acılar, bir askerin savaşta hissettiklerine benzer şeylerdir.

Bitmeyen korku, devamlı tetikte olmak ve mutsuzluk beyinde kargaşaya neden olur ve bazı reseptörlerin harekete geçmesini sağlar. Acı ve korku hissiyle ilişkilendirilen beyindeki amigdala ve insular korteks gibi bölgeler harekete geçer. Bu hareketlenme, kişilikte uzun vadeli etkilere neden olabilir: güvensizlik, sinir, depresyona yatkınlık ve hatta şiddete yatkınlık.

Tabii ki tepkiler dünyanın her yerinde aynı değildir. Fakat, değişimler öyle güçlü olurlar ki, beyin bir şekilde etkilenir. Mesela, evlilikte partnerlerden birinin kötü muameleye maruz kaldığı durumu düşünün. En sonunda bu aşırı acı, beyni etkileyen bir seviyeye ulaşır. Kişi kendini depresyon, sinir ve hayal kırıklıklarıyla yan yana, çaresiz bir duruma saplanmış olarak bulur… Bunu aklınızdan çıkarmamanız gerekir.

2. Güçlü bir öğrenme aracı, üzüntü

kapana kısılmış 3

Hayat, mutluluğu garantileyen kolay bir yol ya da üzerinde hiçbir engel olmayan dümdüz bir yol olmamalıdır. Hayatı öğrenmemizi sağlayacak birçok güzel duygu vardır. Fakat, acı çekmek daha iyi bir öğretmendir. En iyi yol bu olabilir; ancak en acımasız yol da budur.

Her kim acı çekmemişse tam anlamıyla yaşamamış demektir, sözündeki gibi. Belki biraz abartılı olabilir, fakat bunu aklımızın bir köşesine yazmaktan zarar gelmez. Hepimiz hatalarımızdan ve yenilgilerimizden bir şeyler öğreniriz. Hatalarından ders çıkarmayı reddeden insan, hayatın ne olduğunu anlamamış demektir: hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Eğer hatalarınızı kabul etmezseniz, daha ileriye gitmek, onları aşmak ve sonunda daha güçlü olmak imkansız hale gelir.

Biliyoruz ki acı çekmek hoş bir şey değil. Fakat, hayatınızın geri kalanı için bir bariyer ya da tüm kapıları kapatmak için bir mazeret olmamalıdır. Acılarınızın üstesinden gelmek için size gereken ateşlemeyi sağlayacak motorlar; iç dünyanız, gücünüz ve iradenizdir. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

3. Üzüntü çıkış yolu arıyor

yalnızlık 4

Üzüntünüzle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeden, dallanıp budaklanmasına izin vermeyin. Bu acıyla birlikte yaşamaya çalışmak beyinde bir çok problem yaratabilir: yüksek kortizol seviyeleri, stres, yeni şeyler öğrenememe, hafıza kaybı… Gitgide fiziksel olarak güçsüzleşirsiniz ve buna, sağlık ve duygusal dengenizdeki zayıflık eklenir.

Eğer kendinizi serbest bırakabiliyorsanız, bunu yapın! Birisi canınızı yakarsa karşılık verin. Bir şey size baskı yapıyorsa, nefes almak ya da kaçmak için boşluk arayın. Gözlerinizin yaşla dolmasına izin verin ve ağlamanız gerekiyorsa ağlayın. Kendinizi bulun ve hak etmediğiniz, size zarar veren duvarları yıkın. Özellikle sonu olmayan acıları çekmeyi kimse hak etmez.

Eğer bunu yapmak sizin elinizdeyse, her zaman sorunlarınıza çözümler bulmaya çalışın. Göstereceğiniz her bir çaba, size ve sağlığınıza değer. Siz bunu hak ediyorsunuz.

kaynak: sağlığa bir adım

Tuba Küçükaksuyla 16-17 Ocak 2016 Gümüşsuyu’nda gerçekleşecek ‘’Birliğe Uyanış’’ atölyesini kaçırmayın…

 

12140119_832529183526732_6185790072361113285_o111[1]

Kişisel arayışlarım doğrultusunda çıktığım yolculukta yolum Tuba Küçükaksu’yla karşılaştı.. Kendisinin insancıl, sevecen, yardım eden, sakinleştiren enerjisine bayıldım ve verdiği tüm eğitimlere katılmaya başladım. Eh bu kadar faydalandığım birini sizlerle paylaşmasam olmaz deyip kendisiyle kısa bir söyleşi yapmaya karar verdim. Buyrun…

Kalbe Hitap Eden Ve Kendini Birlik Bilincine Adayan Sevgili Tuba Küçükaksu’yu Tanıyalım…

Bu işe başlamaya nasıl karar verdin Tuba?

Uzun yıllar Turizm sektöründe çalıştım. Finansal olarak da gayet rahat bir konumdaydım fakat zaman zaman kendimle kaldığımda içimden yükselen ve beni rahatsız eden bir boşluk hissi oluşuyordu. Sanki bir şeyler eksikti. Bunun üzerine “Karşıma bir işaret çıksın” dediğim günlerde “Aydınlanma Fenomeni” adlı bir kitap ile karşılaştım. Bu kitap, Hindistan’daki bir Üniversitedeki 21 günlük ruhsal uyanış yolculuğunu anlatıyordu. Kitabı okuduktan sonra oraya gitmem gerektiğini hissettim fakat bunun için kurulu düzenimden vazgeçmem yani tüm hayatımı etkileyecek önemli bir seçim yapmam gerekiyordu.

O zaman çok radikal bir seçimle yüz yüze mi kaldın?

Evet. İşimden ayrılmam ve aynı anda bu yolculuğun maliyetini karşılayabilecek yüklü bir kredi çekmem gerekiyordu. En başta ebeveynlerim ve yakın çevrem gitmemem yönünde çok ciddi baskı yaptı ve karşı çıktılar. Onları için kurulu düzeninizi bırakıp gitmek, her şeyi çöpe atmak gibiydi. Bu özellikle annem, babam için çok kabul edile bilinir, anlaşılabilir bir şey değildi. Nasıl yaptıysam bir şekilde bu riski aldım ve ilerisini göremediğim bu gizemli yolculuğa başlamaya karar verdim.

Ve uçağa binip gittin yani?

Evet, bu çok çılgınca geliyor olabilir. Sadece bir kitapta okuduğunuz, Hindistan’da bir üniversiteye. Şu an hala böyle bir kararı nasıl verdiğimi kendim bile anlamış değilim. Oluverdi işte J Gittim ve o kitapta okuduğum 21 günlük sürece katıldım.

Ne gibi değişimler yaşadın?

Orada, o yüksek enerjinin içindeyken neler olup bittiğini, nelerin değiştiğini insan pek kavrayamıyor. Değişimi, ülkenize döndüğünüzde, yani bilindik alana geri geldiğinizde yaşamaya başlıyorsunuz. Üstümde çok olumlu etkileri oldu diyebilirim. Artık eskiden sinirlendiğim şeylere sinirlenmiyordum, olaylara bakış açım genişlemişti, bir nevi nötrleşmiştim. Geçmişimle, tüm ilişkilerimle ve kendimle yüzleşmiştim. Anlayacağınız önce her şey darmadağın oldu, gitmesi gerekenler gitti, dönüşmesi gerekenler dönüştü ve yeni bir şeyler geldi ve o boşluklar doldu. Beni tanıyan çok eski dostlarım eski Tuba’nın gittiğini, başka bir Tuba’nın geldiğini sürekli dile getiriyorlardı. Bu sözler yaşadığım sürecin işlediğinin bir göstergesi olarak kabul ettim.

Bu arada krediye ne oldu?

Bu kredi olayı da çok ilginç bir hal aldı. Uçaktan inerken telefonu açtığım an, tanımadığım birileri bana çalışma için teklifler sunmaya başladı. O andan itibaren yoğun bir çalışma temposuna girdim. Sanki ben borçlanmamışım, hiç endişe etme fırsatım oluşmadan ödeme zamanı geldiğinde bir şekilde kredim tıkır tıkır ödeniyordu.

Sonraki süreç nasıl işledi?

Hindistan’a gidip gelmelerim devam ederken aldığım eğitimleri burada paylaşmaya devam ettim. Üniversitenin Türkiye koordinatörlüğüne getirildim ve yıllarca bunu sürdürdüm. Başka alanlarda da eğitimler alarak seyyah misali Türkiye’nin birçok şehrinde seminerler, grup çalışmaları ve bireysel seanslar vermeye başladım. Şu an sevgili kardeşim Tarkan Küçükaksu ile Gümüşsuyu’nda açtığımız atölyemizde bütün bu çalışmaları paylaşmaya devam ediyorum.

Bize biraz “Birliğe Uyanış” eğitiminden bahseder misin?

Hindistan’da Birlik Üniversitesinde verilen 21 günlük eğitimin iki güne dönüştürülmüş hali diyebiliriz. O zaman sene 2005’di şimdi 2015. Hem gezegenin hem de insanların enerjileri değiştiğinden Birliğe Uyanış’ da haliyle değişti. İki tam gün gerçekleştirdiğimiz seminerimizin oldukça yoğun ve derin bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Sekiz adet yaşam dersinden oluşuyor, unuttuklarınızı hatırlatan, hayatta uygulayabileceğiniz basit yöntemler ve formüller ile farkındalığınızı yükseltmeye ve dengeye gelmenizi kolaylaştıran, ‘İlahi Dokunuş’ ile istediğiniz zaman yüksek bilince çapa attığınız eğlenceli bir yolculuk. Ayrılık bilincinden birlik bilincine açılan uyanış kapısı. Süreç herkesin ihtiyacına göre farklı faydalar sağladığı için katılan herkes farklı sonuçlara ulaşıyor. Anlatılması güç, deneyimlenmesi gereken bir şey. Aslında sürece katılmış biri olarak Birliğe Uyanış ‘da neler yaşadığını senden de dinleyebiliriz. J  Web sitemizde “Sizden Gelenler” diye bir bölümümüz var, merak edenler oraya eklediğimiz geri bildirimlerini okuyabilirler.

Başka eğitimler veriyor musun?

Evet veriyorum. Turizm’de görev yaparken ve Birlik Üniversitesi ile ilişkim başlamadan evvel ilk olarak herkesin bildiği, Reiki denilen bir şifa tekniğiyle tanıştım. Şifa ile ilgili yüksek frekanslı çeşitli enerji sistemleri, Feng Shui, nefes, koçluk ve meditasyon gibi konulara yoğunlaştım. Bilgi aktarmaktan çok uygulamayı ve uygulatmayı tercih ediyorum. Bizde büyümesi ve gelişmesi gereken alan orası diye düşünüyorum.  Bence herkes zaten her türlü bilgiye sahip ve istediği zamanda istediği bilgiye ulaşabiliyor. Önemli olan bu bilgileri yaşama geçirebilmek, iş yerinizde, ilişkilerinizde, hayatın her alanında bunları uygulayarak farkındalıkla yaşamak. Bunu yaparsanız daire tamamlanıyor. Bundan dolayı bolca uygulama ağırlıklı eğitimleri tercih ediyorum.

Bu konulara yeni başlayanlar hangi eğitimlere gitmeli? Tavsiyeniz var mı?

Ruhsal dünyaya açılan birçok kapı var. Öncelikle kendinizi tanımanız ne olduğunuzu veya ne olmadığınızı idrak etmeniz gerekiyor. Sonrasında zaten yol kendiliğinden beliriyor. Başlangıç için Reiki aslında bu alana açılan güzel ve yumuşak bir kapı ve bence yediden yetmişe herkesin bunu deneyimlemesinde fayda görüyorum. Kalbinizin sesini dinleyerek ki bu konuda güvenebileceğiniz tek yer orası, seçiminizi yapın. Duygularınıza, hislerinize kulak verin. Eğitim seçerken benim dikkat ettiğim başka bir nokta ise eğitimi verecek olan kişinin kendisidir. Araştırın, hatta eğitim öncesi o kişiyle bir araya gelin ve birlikteyken hislerinize kulak verin. Eğitimlerime katılanlara önerdiğim tek bir şey var; Bir başkasının kalbine dokunmak istiyorsanız bunu ezberlediğiniz bilgilerle başaramazsınız. Önceden de dediğim gibi, bilgiye artık herkes kolaylıkla ulaşabiliyor. Önemli olan siz neler hissediyorsunuz, neler yaşadınız veya neler yaşıyorsunuz, onları anlatın. Deneyimler, bir başkasının kalbine dokunmanın en etkili yoludur diye düşünüyorum.

Eğitmen yetiştiriyor musunuz?

Öğrencilerime ve bende eğitim alanlara her zaman destek veriyorum. Bana ulaşmak isteyen, soruları olan, rehberlik isteyen herkes rahatlıkla ulaşabiliyor. Elimden geldiğince tüm mesaj ve maillerime en kısa sürede kendim cevaplandırmaya gayret gösteriyorum. Kolay ulaşılabilir olmak istiyorum, bana direk telefon da edebilirler.

Sana nasıl ulaşacaklar?

Web sitemiz  www.birlikbilinci.com ‘da tüm çalışmalarım ile ilgili gerekli tüm detay bilgilere ulaşa biliniyor. Ayrıca Facebook ‘ta yıllar önce kurduğumuz ve binlerce üyesi olan Oneness Türkiye adında bir grubumuz var. Bu grubumuz herkese açıktır, tüm duyurularımızı ve 15 günde bir herkesin istediği yerden katılabileceği enerji çalışmaları gerçekleşiyor, ‘İlahi Dokunuş’ tanıtılıyor.

12140119_832529183526732_6185790072361113285_o11[1]

 

Son Söz: Tuba hocanın düzenlediği Birliğe Uyanış gibi birçok çalışmasına katıldığımı ve ayrıca benim ‘Reiki’ hocam olduğunu buradan gururla söyleyebilir, size de tavsiye ederim. Özellikle 19-20 Aralıkta Gümüşsuyu’nda gerçekleşecek ‘’Birliğe Uyanış’’ atölyesini bence kaçırmayın…

Bu yazı vesilesiyle beni desteklediğin ve her konuda yardımcı olduğun için de ayrıca sana teşekkür etmek isterim. Daha başka konularda tekrar birlikte olmak ve sohbetlerimize devam etmek niyetiyle…

Sevgimle,

Anette İnselberg

GİDENLERİN ARDINDAN….

Candle, Candle Light, Tealight, Church

Kelimelerim bitti…
Gözyaşlarım içime aktı…
Ölümün bir son olmadığını söyleyip durdum kendime…
Söyledim de dinletebildim mi?
Bugün zordu…
Çok hem de…
Ölüm bir son değil ama…
Ama’sı var işte…

Angel, Statue, Fig, Wing, Cemetery

Bugün hayatını kaybedenler umarım aydınlığa kavuştular…
Peki ya kalanlar?
Bizler?
İyice karanlığa gömülmeden içimizdeki nefreti temizlesek…
Temizleyebilir miyiz?

Bak işte buna gönülden inanmak istiyorum…
Hayır! İstemiyorum; inanıyorum….

Gidenlerin ardından gözyaşlarımla içimdeki kiri temizlemeye çalışıyorum….

Teşekkürler gidenler…
Giderken bize bıraktıklarınız için…

Size için dualarımı gönderiyorum…
Korkma hemen…
Benim duamdan zarar gelmez sana…
Benim duamın şekli, şemalı, öylesi, böylesi yok…
Benim duam sadece sevgi…

Özlem Çetinkaya
Enerji Terapisti / Yazar 

Hayalhanesi.com adlı harika bir blogtan aldım mutlaka ziyaret edin…

Asit Reflüsünü Azaltmak için İpuçları

asit-reflüsü-1-1[1]

Gastroözofegeal reflü (gerd) ya da asit reflüsü herkesin hayatının bir noktasında mutlaka yaşadığı bir rahatsızlıktır. Bazen belirtiler çok açıktır, bazense sessiz bir rahatsızlık olarak görülebilir.

ABD’de en çok satılan ilaçların asit reflüsü ya da mide yanması için kullanılan ilaçlar olduğunu biliyor muydunuz? İnsanların yemekten sonra bu “ateşli” mide durumundan dert yandığı tek ülke tabii ki ABD değil. Eğer sizde de bu problem varsa, asit reflüsünü azaltmak için bazı ipuçlarını tartışacağımız aşağıdaki makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Asit reflüsü hakkında ufak bir bilgi

Asit reflüsü ve mide yanması, sindirim sisteminde en sık görülen iki rahatsızlıktır. Büyük veya ufak çaplı da olsa mutlaka herkes bu sorunu yaşamıştır. Bu durum, mide asidinin (Yiyecekleri sindirmek için kullanılır) yemek borusundan boğaza doğru ulaşmasıyla oluşur. Asit reflüsünün en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Ekşime (Yemekten sonra göğüste ve boğazda, yanma veya baskı gibi acı bir his)
  • Yiyeceklerin ağza kadar geri gelmesi (Kusma)
  • Ekşi bir tatla beraber mide bulantısı
  • Yiyecekleri yutmada zorluk
  • Reflü

reflü 2

Eğer bir insan haftada en az bir kere asit reflüsü yaşıyorsa, bu durum genellikle gastroözofegeal reflü olarak adlandırılır. ABD’deki insanların yarısı asit reflüsünden, %20’lik kısmı ise gastroözofegeal reflüden dert yanmakta. Amerikalıların beslenme alışkanlıklarının dünyadaki en sağlıklısı olduğunu söyleyemesek de, bu sayıların İspanya gibi diğer gelişmiş ülkelerde de benzer olduğu bir gerçek.

Yiyeceğinizi yuttuğunuzda, yemek borusundan aşağı doğru gider, özofagus sfinkterini geçerek mideye ulaşır. Sfinkter, oradan her yemek geçtiğinde açılıp kapanan bir bariyer ya da kapak görevi görür. 7 cm boyutundadır ve görevi, midenizin içindekilerin geri gelmesini engellerken, midenize ne girdiğini kontrol etmektir. 

Özofagus sfinkteri bir kas olduğundan, kapalı kalmak için göstereceği yetenek ve güç farklılık gösterebilir. Çok hızlı yemek yemekten kaynaklanan birçok asit reflüsü vakası vardır. Belli başlı yiyecekler ve içinde kullandığınız malzemeler, yemekten hemen sonra yatağa gitmek, hatta mide basıncınız ve fiziksel aktiviteler bile bunu tetikleyebilir.

Midenizde, sindirim sırasında yiyecekleri parçalamaya yarayan çok güçlü asitler bulunur. Eğer bu “geçiş” yarı açık halde olursa, asitler yemek borunuza kadar gelerek göğsünüzde oluşan yanma hissine sebep olur. Kustuğunuz zaman olan şeyi düşünün. Boğazınızdaki aynı yanma hissiyle birlikte, ağzınızda ekşi bir tat olduğunu fark edersiniz. Bunun nedeni yediğiniz yiyeceklerin mide asidiyle karışmış olmasıdır.

reflü-3

Asit reflüsü, ülsere ve kronik yemek borusu iltihabına neden olacak kadar sık oluşmaya başladığında gerçekten bir problem haline gelir. Bazı insanlarda bu, yemek borusunun tahrişine ve hatta akciğer hastalıklarına bile neden olabilir! Ağza ulaşan asitler ise, diş minesinde erozyona ve ağız kokusuna neden olur.

Şunu da belirtmekte yarar var, bazı insanlar yukarıda değindiğimiz reflü belirtilerini fark edip doktorlarına başvuracaklar. Fakat bazı insanlar bu belirtilerin farkına hiç varamayacaklar. Bu, “sessiz reflü” olarak bilinir ve sadece pH seviyenizin ölçülmesi ve endoskopik muayene ile teşhis edilebilir.

Hayat boyu reflü

Doğduğunuzdan beri bir çeşit asit reflüsü mutlaka yaşamışsınızdır. Bu, o kadar da kötü bir durum değildir. Zaman zaman çocuğunuzda da olursa endişelenmeyin. Yeni doğan bebeklerin yaklaşık %85’inde reflü veya emdikleri anne sütünün ağza geri gelme durumu yaşanabiliyor. Hayatın ilk yıllarında, bu tamamen normaldir. Ayrıca, hamile kadınlar da karında oluşan fazla baskıdan dolayı zaman zaman asit reflüsü problemi yaşayabilir.

Aslında, işte tam da bu nedenle asit reflüsü genelde obeziteyle ilişkilendirilir. Bel çevresindeki aşırı yağlar karın boşluğunda baskıya neden olur. Aşırı kilolu insanlar da, çoğu zaman bu durumu daha da kötüleştirecek yiyecekleri yerler. Bu, hem çocukluk döneminde hem de ergenlik ve yetişkinlik döneminde yaşanabilir.

Yukarıda söylediğimiz gibi, reflü hayatın bir parçasıdır. Ayrıca, şunu da belirtmeliyiz ki, 60 yaşın üzerindeki insanlarda daha sık görülebilir. Çünkü, yemek borusunun “tepesindeki” kas uzun yıllar çalıştıktan sonra zayıflar.

Reflüden nasıl uzak durabilirsiniz

Sağlıklı beslenin

Bazı insanlar yedikleri yiyecekler ya da içindekiler nedeniyle asit reflüsü yaşarlar. Ancak; kahve, nane, çikolata, alkol, domates sosu, baharat veya baharatlı yiyecekler ve işlenmiş süt ürünleri tükettikten sonra neredeyse herkesin asit reflüsü belirtilerinde artış görülmektedir. Bu nedenle, daha fazla meyve, sebze, tam tahıl, kabuklu kuruyemiş ve su tüketmek en mantıklısı.

Beslenme alışkanlıklarınızı geliştirin

Reflüyü daha kötü hale getirebilecek yiyeceklerin listesini aklınızda bulundurmanızın yanında, özellikle geceleri daha az yemek de iyi bir fikirdir. Akşam yemeğinizi yedikten sonra doğruca yatağa gitmenin, uyumaya çalıştığınız için size hiç bir faydası olmaz.

Akşamları, bolca sebze ve meyveden oluşan hafif yiyecekleri tercih etmek daha iyi bir fikirdir. Ayrıca, çok fazla alkol içmekten ve fast food ya da işlenmiş yiyecekler tüketmek için dışarı çıkmaktan kaçınmalısınız. Yemeğinizin aşırı sıcak veya soğuk olmadığından, yavaş yediğinizden ve yiyecekleri yutmadan önce iyice çiğnediğinizden emin olun.

Yeteri kadar uyuyun

Öğünlerden sonra (öğlen veya akşam fark etmez) kendinizi iyi hissetmeniz için ihtiyacınız olduğu kadar dinlemeye çalışın. Bu, tüm kaslarınızın, özellikle de özofagus sfinkterinin rahatlamasına yardımcı olur. Böylece, daha iyi ve etkili çalışabilir.

Benzer şekilde, stres seviyenizi de mümkün olduğu kadar düşük tutmanız yararınıza olacaktır. Aksi takdirde, reflü her gün karşılaşacağınız bir durum haline gelir. Bu da, ciddi ve geri dönüşü olmayan daha fazla sağlık problemine neden olur.

Uzun Bir Yaşam ve Gençlik İçin Tibet İksiri

çay-1[1]

Bu tedaviyi 1 ay boyunca yılda 2 defa uygulayabilirsiniz. İçinde bulunanlar, hastalıklardan korunmanızı sağlarken, sizi sağlıklı bir cilde kavuşturup, kırışıklıkların görünümünü engelleyecek.

Bu mucize Tibet iksiri 3 sağlıklı malzemenin harmanlanmasıyla yapılır. Vücudunuza iyi gelen sayısız faydalarının yanı sıra derideki hücreleri yenileyerek erken yaşlanma ile savaşır. Vücudunuzu içeriden destekleyerek bu faydaların dışa yansımasını sağlar.

Bu Tibet İksirinin İçindekiler Nelerdir?

Çok bilindik 3 malzeme kullanılır: limon, bal ve zeytin yağı. Bu muhteşem besinler 1 tarifte bir araya gelerek, sayısız hastalıkla ve yaşlanma belirtileri ile savaşan çok güçlü bir doğal tedaviyi oluşturur.

Limonun Faydaları

limon

  • Limon en güçlü meyvelerden birisi sayılır, vücudu iyileştirme ve hastalıklarla savaşma özelliği vardır. Bu zengin meyve, vücudunuzun toksinlerden arınmasını sağlar ve aynı zamanda doğal bir antibiyotik görevi görür.
  • Limon, C vitaminin değerli bir kaynağıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için C vitamini vazgeçilmezdir ve aynı zamanda zatürre, bronşit, kabızlık, nezle, grip ve astım gibi birçok hastalığı iyileştirmekle görevlidir.
  • Ayrıca P vitamini yani kılcal geçirgenlik vitamini içerir, bu da kılcal damar ve kan damarlarının duvarlarını güçlendirir.
  • Limon potasyum, magnezyum, kalsiyum ve fosfor gibi mineraller bakımından zengindir ve güçlü bir B vitamini (B1, B2, B3, B5 ve B6) kaynağıdır.
  • Bu zamana kadar yapılmış araştırmalar gösteriyor ki limon neredeyse 150’den fazla hastalığa deva oluyor. Bu da toksinleri ve vücudu zayıf düşürecek mikroorganizmaları uzaklaştırma yeteneğinden kaynaklanıyor.
  • Zengin bir antioksidan kaynağı olduğu için, limon aynı zamanda cildin erken yaşlanmasını önleyerek, hücrelerin yenilenmesini sağlıyor.

Balın Faydaları

bal

  • Sağlıklı ve çeşitli besin içeriğinden ötürü, bal en sağlıklı doğal tatlandırıcılardan biri olarak kabul edilir.
  • Organik bal; sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, manganez, bakır, fosfor, çinko ve selenyum gibi minerallerin yanı sıra, A ve C vitamini ve kompleks B vitaminlerini barındırır.
  • Doğal bir tedavi olarak bal güçlü bir antibiyotik etkiye sahiptir ve skorbitle, kansızlıkla, bağırsaktaki enflamasyonla, ödemle, kabızlıkla, romatizma ile, baş ağrısı ve baş dönmesi ile savaşabilir.
  • Ayrıca hücresel düzenleyici olarak çalışır ve beyin için hem güçlü hem de etkili bir toniktir.
  • Antiseptik ve antivirüs özellikleri sayesinde bal; enfeksiyon, nezle, grip, boğaz ve kas ağrılarını tedavi etmek için kullanılmada önerilir. 

Zeytinyağının Faydalarıyağ

  • Beslenmenize dahil edebileceğiniz en sağlıklı yağlardan birisidir zeytinyağı. Bu yağ oleik asit bakımından zengindir, bu madde de kolesterol seviyesini düşürerek sizi kalp krizinden korur.
  • Ayrıca diğer mono doymamış yağ asitlerini içerir; bu da yüksek kan basıncına iyi gelir, kan dolaşımını güçlendirir ve diğer faydalarının yanı sıra damar tıkanmalarını önler.
  • Zeytinyağının içinde hidrokarbon, sterol ve E vitamini gibi tokoferoller vardır, bunlar da hastalıkları önlemenin anahtarıdır ve aynı zamanda dokuların yenilenmesine fayda sağlar.
  • Az miktarda polifenol (bu yağa tadını verir), karoten ve klorofil içerir ve diğer değişken organik içerikleri de hastalıklarla savaşmaya yardımcı olurken, zeytinyağına kendine has kokusunu verir.
  • Zeytinyağı sağlıklı bir sindirime fayda sağlar, antioksidan özellik gösterir, anti-enflamatuvardır ve kalsiyum, magnezyum ve çinko emilimini sağlar.

Peki Bu Harika Tibet İksiri Nasıl Yapılır?

Bu malzemeleri karıştırarak, bağışıklık sisteminizi güçlendiren, kanınızı temizleyen, karaciğer sağlığınızı iyileştiren ve bir çok hastalıkla savaşan çok güçlü bir iksir elde edeceksiniz. Bu iksir bütün bu faydalarının yanında, ayrıca erken yaşlanma belirtilerini önleyerek, sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmanıza yardımcı olacak.

Malzemeler

  • 100 ml taze sıkılmış limon suyu
  • 200 gram bal
  • 50 ml zeytin yağı (ne kadar kaliteli olursa o kadar sağlıklı)

Hazırlanışı

Bütün malzemeleri cam bir kasede karıştırıp kapağını kapatın daha sonra buzdolabına koyun. Bu iksirden her sabah aç karnına 1 çay kaşığı tüketmelisiniz. 1 ay boyunca her gün, yılda 2 kez olmak üzere uygulayın.

kaynak: sağlığa bir adım

Ling Gu Noktası: Anlık Siyatik Ağrı Kesici

Akupunktur[1]

Bu tekniği evde kendi kendinize, adet kaynaklı veya baş ile sırt ağrısı gibi durumları anlık rahatlatmak amaçlı, belirli bir bölgeye parmaklarınızla baskı yapmak sureti ile uygulayabilirsiniz.

Akupunktur alanı dahilinde kullanılan, sizi iyi hissettirecek ve ağrı veya hastalıklardan kurtulmanıza yardımcı olacak çeşitli hayati noktalar bulunmaktadır. Bütün bir akupunktur seansı, birçok farklı noktaya odaklansa da, bu noktalar belirli tip ağrılardan kurtulmak için en önemli olanlarıdır.

Bu makalede, size Ling Gu noktasından bahsedeceğiz. Bu da siyatik ve sırt ağrısı konusunda size ani rahatlama sağlayacak olan noktadır. Daha fazlasını, takip eden makaleyi okuyarak öğrenebilirsiniz.

Ling Gu: Dikkat Edilmesi Gereken Bir Nokta

Ling Gu noktası, günlük hayatta, sırt ağrısı ile ilgili birçok problemi iyileştirebilir. Bu yüzden, özellikle bu nokta, gün boyu masa başında çalışmak zorunda olan insanlar arasında, oldukça popülerdir.

Bu akupunktur noktası, hastalarına uyguladığı tedaviler sayesinde, hastalarının teşekkürlerini alan ve ülkesinin tamamında adını duyurmuş, Çinli bir doktor olan, Üstad Tung tarafından keşfedilmiştir. O, diğer tüm akupunkturculardan farklı olarak, daha az sayıda iğne kullanarak daha büyük etkiler yaratabilmiştir.

Akupunktur2

Üstad Tung tarafından keşfedilen bu noktalar, nesiller boyu, bir aile sırrı olarak saklanmıştır. Sonra üstad bunları bir grup öğrenciye öğretmeye karar vermiştir. Bugün, bizler de bu şekilde bu faydalı bilgilere sahip olabiliyoruz.

Ling Gu noktası, elin üst kısmında yer almaktadır. Daha kesin tarif ile, birinci ve ikinci tarak kemiğinin, yani baş parmağı ve işaret parmağının ortasında ve baş parmağın, diğer parmaklardan daha bağımsız olmasını sağlayan yumuşak bölgenin biraz üst kısmında bulabilirsiniz. Eğer diğer elinizden bir parmağınız ile bu noktaya dokunursanız, boş bir alan bulursunuz.

Eğer bu nokta üzerinde, doğru olarak çalışabilirseniz, siyatik ağrısı ve sırt ağrısı problemlerinizde, hızlıca bir rahatlama sağlayabilirsiniz. Sırtınızın alt kısmından, bacaklarınıza ulaşan bu korkunç ağrı, insanları genellikle günlük aktivitelerini yapmaktan alıkoyacak derecelere ulaşabilir.

İstenilen etkiyi yaratabilmek için, iğne Ling Gu noktasının ters olanına yerleştirilmelidir. Diğer bir deyişle, eğer sağ bacağınızda ağrı hissediyorsanız, sol elinizdeki nokta ile çalışmalısınız. Vakaların %75’inde, tedavi uygulanan insanlarda rahatlama hissi, sadece birkaç dakikada oluşmaktadır.

Bu nokta, çeşitli sırt ağrılarında olduğu gibi; baş ağrısı, ayak ağrısı, adet sancısı ve bel felci gibi ağrılara karşı da uygulanabilmektedir. Hamile kadınlarda, bu noktaya dokunulmamalıdır bile, çünkü bu, doğumu tetikleyebilir.

Akupunktur4

Sadece Elinizi Sıkarak Ağrıyı Rahatlatabilirsiniz

Ling Gu uzmanlarına göre (Hegu olarak da bilinirler), baş parmağınız ile işaret parmağınız arasındaki bu noktaya baskı uygulamak, kaygı durumunu sakinleştirebilir ve sırt ağrısını rahatlatabilir. Baş ağrısı ve diş ağrısı gibi, siyatik ağrısı için de oldukça etkilidir. Akupunkturcular, bu bölge ile çalışmak için iğne kullanırlar; ancak siz bir miktar baskı uygulayarak da bu bölgede çalışabilirsiniz.

Çin akupunkturunca tanınmış, vücut genelinde Ling Gu’nun da içinde bulunduğu, 300′ den fazla nokta bulunmaktadır; ancak bu nokta özellikle omurga ve sırt ağrısı söz konusu olduğunda, rahatlatıcı anlamda en etkili ve önemli olanıdır. Kanıtlanması açısından yapılan bir çalışma bulunmamasına rağmen, geleneksel Asya tıbbına göre, yüzyıllardır en ”favori” tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Ling Gu noktasının nasıl çalıştığı konusunda kimse kesin bilgiye sahip değildir. Yakın zamanlarda yapılmış bir araştırmaya göre, akupunktur iğneleri ile el üzerinde yapılan tedaviler, kan dolaşımını hızlandırarak ağrıyı hafifletme konusunda etkilidirler. Diğer araştırmalar da bu tedavinin doğal analjezik olarak da bilinen endorfin hormonu üretimini arttırdığını göstermektedir.

Akupunktur3

Akupunkturcular, kişisel tedavi planlarının bir parçası olarak Ling Gu noktasını kullanarak ağrıları iyileştirme eğilimindedirler. Bu plan, vücudun tamamında bulunan daha birçok noktayı kapsamaktadır. Örneğin, Ling Gu noktası, her iki durumda da kullanılabilecek ortak payda olsa da; kaygı sorunu yaşayan insanlar için çalışılan noktalar, adet krampları için çalışılanlardan farklıdırlar.

Eğer kendi Ling Gu noktanız ile çalışmaya karar verirseniz, akupunkturcular diğer elinizin bir parmağı ile bu elinizin baş parmağı ile işaret parmağı arasındaki derili bölgeye bastırmanızı önermektedirler. İşaret parmağınızı, bu noktaya yerleştirin ve sertçe bastırın. Eğer bu hareketi doğru yapıyorsanız, acıtacaktır.

Rahatlama için bir veya iki dakika yeterli olacaktır ancak asıl tedaviyi, 20 ile 40 dakika arası sürekli uygulama sonrası tecrübe edebilirsiniz. Bir müddet boyunca bir elinizin parmağı ile diğer elinize baskı uygulamak, herhangi bir rahatlama sağlamadıysa, diğer elinizle deneyin.

Bu tedavideki fikir, kendi kendinize, evde, ofiste veya otobüste işe giderken uygulayabilecek olmanızdır. Bir uzman gözetiminde olmadan veya gerekli bilgiyi edinmeden, iğne kullanmanızı önermiyoruz. Ling Gu noktasına baskı uygulayarak; sırt ve siyatik ağrısını olacağı gibi baş ağrısı ve adet kramplarını da minimuma indirebilmeniz mümkündür. Otuz dakika boyunca baskı uygulamayı deneyerek işe başlayın ve uygulamak için ağrının artarak kımıldamanıza dahi engel oluşturmasını beklemeyin.

kaynak: sağlığa bir adım