Archive | 02 Ocak 2016

SİRKENİN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR..!

12014_762506990560772_7164014480194308242_n[1]

Sirkeyi sadece salata sosu olarak kullanıyorsanız, çok şey kaybediyorsunuz! Çünkü sirke, soğuk algınlığından, iştahsızlığa, böbrek taşından kansızlığa kadar birçok derde deva olabilir

Belki siz de herkes gibi arada sırada sirkeyi tencerelerinizi ovmak ve kireç tabakalarını yok etmekte kullanıyorsunuz. Hatta büyükanneniz size, saçlarınızı sirkeyle durulamanın en pahalı saç kremlerinden daha iyi parlattığını ya da sivrisinek ısırıklarına iyi geldiğini öğretmiş olabilir.

Fakat, sirkenin faydaları bu kadarla sınırlı değil. Sirke, özellikle de elma sirkesi, sağlığınızın dostu ve en değerli yardımcısıdır. Sayısız faydaları, onu her derde deva yapar ve sirke, bu nitelikleriyle evdeki doğal eczaneniz de hatırı sayılır bir yeri hak eder. Sirke, kil ve magnezyum klorürle beraber sağlığınız için çok etkili bir sinerji yaratır.

ADAÇAYI SİRKESİ

150 gr. adaçayı 1 lt. sirke. Adaçayını sirkenin içine ekleyip bir ay boyunca dinlendirin. Bu sirke diyabete, hormonal sorunlara, yorgunluğa, aşırı terlemeye, mide ağrılarına, depresyona ve sıcak basmasına karşı bire birdir.

ON AROMALI SİRKE

Salatanızı tatlandırmak için kullanılabile-ceğiniz gibi sağlığınıza da çok iyi gelecektir. Bu karışımı üç hafta demlenmeye bırakın. Sonrasında salatanızı çeşnilendirmek için normal sirkeyle beraber ufak miktarlarda kullanabilirsiniz

15 gr. kıyılmış sarımsak
10 gr. kıyılmış soğan
30 gr. Pelin otu
15 gr. biberiye
15 gr. sedef otu
15 gr. adaçayı
10 gr. lavanta
8 gr. tarçın
3 gr. muskat
1 lt. beyaz üzüm veya elma sirkesi

Tamago-Su
Samurayların sihirli içeceği

Bu sihirden siz de faydalanmak ister misiniz? Bundan daha kolay bir şey yok. Tek problem, esmer pirinç sirkesi bulmakta. En kuvvetli doğal reçete olarak kabul edilen Tamago-Su veya yumurtalı sirke, aşağıdaki şekilde hazırlanıyor:

– Taze bir yumurtayı esmer pirinç sirkesi dolu bir bardağın içine tamamen batacak şekilde bir hafta bırakın. Sirke, kabuğu dahil tüm yumurtayı tamamen çözüp eritecektir. Geriye sadece kabuğu iç taraftan saran zar kalacaktır.

GRİBE KARŞI SİRKE

Sirke eski zamanlarda vebadan korunmak amacıyla kullanılırmış. Veba salgını sırasında cepte bulundurulacak bir şişe sedefotu sirkesini ara sıra koklamak vebadan koruduğu gibi hastaları da tedavi edermiş. Aynı zamanda hasta ile tedavi eden kişi arasında bulunan ateşe bir miktar sedef otu sirkesi damlatılırmış.

2 lt. kuvvetli bir beyaz veya kırmızı üzüm sirkesi
1 avuç deniz tuzu
1 avuç ardıç üzümü
1 avuç sedefotu yaprağı
3 baş sarımsak (ufak doğranmış)
30 gr. dövülmüş karanfil
45 gr. doğranmış melekotu kökü

Özellikleri Bu karışımı kalın camlı bir damacananın içine boşaltın. En az 15 gün güneşte dinlenmeye bırakın. Sonra süzün. İstenirse içine, lezzetlendirici ve gazı yok edici olarak ahududu veya mürver çiçeği eklenebilir. Bu sirke, grip vs. salgınında çok etkilidir. Sabahları bir yudum içilmeli, arada sırada ellere sürülmeli ve buruna çekilmelidir.

Hastalık hissedildiği anda çabucak iki yemek kaşığı içilmeli, sonra ılıtılarak ağrıyan yerlere kompres yapılmalıdır. Bu kompresi dört saatte bir değiştirin ve değiştirdiğiniz kompresi ateşte yakın ki içine çektiği zehir yok olsun.

İşte mükemmel bir dezenfektan olan karışım. Sirkeyi aşağıda listesi olan malzemeler ile karıştırıp en az on gün bekletin, sonra da süzün:

-40 gr. acı Pelin otu
– 40 gr. Pelin otu
-40 gr. karabiberli nane
-40 gr. biberiye
– 40 gr. Sedefotu
– 40 gr. adaçayı
– 40 gr. lavanta
– 30 gr. küçük hindistan cevizi,
30 gr. eğir
30 gr. tarçın
30 gr. kane karanfil
30 gr. sarımsak
2.5 lt. beyaz şarap veya elma sirkesi.
Diğer taraftan 10 gr. kafur bitkisini asetik asit içinde eritip, sıvıyı yukarıdaki karışımı süzmeden birkaç saat önce içine ekliyoruz. Oluşan sıvıyı ağzı tamamen kapalı, hava almayacak bir şekilde şişelerde saklıyoruz.

Özellikleri

Boğaz ağrısına, bademcik şişmesine, gribe, nezleye, öksürüğe ve tüm bulaşıcı hastalıklara karşı aç karına bir tatlı kaşığı içilir. Tuzlu sıcak kaynar suya karıştırılıp gargara yapılır veya solunursa, kor haldeki kömürün üzerine dökülürse veya sıcak metal plakanın üzerine serpilirse bulunduğu odanın havası dezenfekte ederek, antiseptik özelliğini gösterir.

BAL SİRKESİ

Hazırlaması keyifli başka bir sirke tarifi: -İki litre kaynar suyu bir kilo balın üzerine dökün. Bal iyice eriyinceye kadar karıştırın. Mayalanmayı hızlandırmak için karışıma bir bardak taze meyve suyu eklerseniz, sonuç çok daha iyi olacaktır.
-Bir çorba kaşığı ılık suyun içinde bir miktar mayayı karıştırın.
-Bu mayayı ballı suyun üzerine koyacağınız bir dilim ekmek içi üzerine yayın.
-Kabın üzerini bir tülbentle örtüp, on beş gün kadar dinlendirin.
-Ardından üzerindeki ekmek dilimini alıp, köpüğü temizleyin ve süzün.
-Elde ettiğiniz sıvıyı üzerine tülbent örtülü olarak açık havada sirkeleşinceye kadar yaklaşık bir ay boyunca dinlenmeye bırakın.

FRAMBUAZ SİRKESİ

Nefis ve hazırlaması çok kolaydır. Tek zorluğu bol miktarda frambuaz gerekmesidir.
– İki litre suyu dört bardak taze frambuazın üzerine döküp bir gece boyunca bekletin. Ardından süzüp posasını atın.
– Aynı işlemi bir önceki adımda elde ettiğiniz sıvı ve yine dört bardak frambuazla tekrarlayın ve bütün bir gece bekletin. Bu işlemi, toplamda beş defa tekrarlamak gerekiyor. -Elde edilen frambuaz suyuna 500 gr. rafine edilmemiş şeker ilave edin. Üzerine tülbent örtüp, sıvıyı yaklaşık 25 derecede iki ay boyunca bekletin. Son olarak süzün.

HER DERDE DEVA ALKOLİZM / SARHOŞLUK

Eski bir tarife göre, her yarım saatte bir, bir tatlı kaşığı sirke bir miktar sıcak suyla seyreltilip içirilir.

MİKROP ÖLDÜRÜCÜ

Tüm sirkeler salmonella, streptokok gibi bakterileri tek bir temasla öldürebilecek kadar güçlüdür. Bu nedenle bazı Amerikan hastaneleri hastane bakterileriyle savaşırken kullandıkları diğer dezenfektan ürünlerin yerine sirke kullanmaya başlamışlardır. Aynı zamanda buğulama, kompres, lavman ve diğer yöntemlerle uygulanan ‘Dört Hırsız Sirkesi’nin dahili ve harici kullanılabileceği belirtilmektedir

İŞTAH AÇICI

Sirke içeceği (su, sirke ve bal karışımı) iştah açıcı ve hazmı düzenleyicidir. İştahsız insanlar, ana öğünlerden yarım saat önce bu içeceği içmelidirler.

BÖBREK TAŞI
Sütlü ürün (süt, peynir) tüketiminizi azaltmanız gereklidir. Bolca az mineralli (yumuşak) su için. ayrıca günde iki-üç defa bir çorba kaşığı elma sirkesini ılık suyla karıştırıp için.

ASTIM ve SOLUNUM HASTALIKLARI

Tüm vakalarda bal (doğal, işlenmemiş ve ısıtılmamış olmalı) ve elma sirkesi karışımı iyi sonuç vermektedir. Buğday balı daha etkili olabilmektedir. -Bir kaşık sirke bir kaşık balla karıştırılıp ılık suya eklenir. Günde 3-4 defa içilir. ABD’de sıklıkla uygulanan yöntemde, bir mendil veya tülbent sirkeye batırılıp, bileklerin iç tarafına yerleştirilir ve bir bantla sabitlenir.

BRONŞİT

En iyi sonucu mürver meyvesi sirkesi veriyor gibi görünse de normal sirke de iyi sonuçlar vermektedir. Ballı sıcak suyun içine bir tatlı kaşığı sirke eklenir, ihtiyaca göre günde üç kez veya daha fazla tüketilir.

BULAŞICI HASTALIKLAR

-Bir tatlı kaşığı saf sirkeyi (sirke özü) aynı miktarda balla karıştırıp gün içinde iki defa çiğnemek sizi salgınlardan koruyacaktır. Eğer hastalığa yakalanırsanız bu karışımı günde 3 veya 4 defa çiğneyiniz.
-3 çorba kaşığı ‘dört hırsız sirkesi’ni, biraz deniz tuzu eklediğiniz bir kap sıcak suyun içine ekleyin. Bu karışımla gargara yapın.
-Bu sirkeyle evinizi havalandırabilirsiniz. Ayrıca sirkeyi bir mendile emdirerek gün içinde belirli zamanlarda koklayabilirsiniz

ARTERİT (İLTAHAP)

Sirke, arterit gelişimini yavaşlatabildiği gibi acılarını da dindirir. İki günde bir geleneksel sirke içeceği (1 tatlı kaşığı sirke, ılık su, 1 tatlı kaşığı bal karışımı) yeterli olacaktır. Sabırlı olun, sonuçlar genellikle birkaç hafta sonra kendisini gösterir.

KANSIZLIK

Sirke, anemiye karşı bire bir olan demir, B12 vitamini ve folik asidi, vücudun kolayca emebileceği bir formda barındırır. Sirke, çoğunlukla çok asitli olduğundan yan etkilerinden kaçınmak ve en iyi sonucu almak için günde bir defa ılık ballı suyun içine bir tatlı kaşığı elma sirkesi koyup içmek yeterlidir.

AŞIRI KANAMA

Sirkenin kan pıhtısına karşı kanı sulandırıcı özelliği ile bilinmesinin yanı sıra bununla tamamen zıt olarak aşırı kanamayı engelleyici özelliği de bulunur.
-Aşırı adet kanaması veya hemoroit kanamalarına karşı yemeklerden önce ılık ballı suya bir tatlı kaşığı sirke ekleyip içilmesi tavsiye edilir.
Burun kanamasında sirkeye batırılmış tampon uygulamak yeterlidir…

Kurban kimliğine bürünüp kurban rolü oynamak

111521-3-4-2b397[1]

 

Kurban rolü, keyifli bir roldür. Bu rolü oynadıkça içinizde, daha çok oynama isteği duyarsınız. Bu rolü oynayarak; hayatınızın, eylemlerinizin ve seçimlerinizin sorumluluğunu üstünüze almazsınız. Bu durumda olmanıza, hep insanlar sebep olur ve böyle kötü şeyler hep sizin başınıza gelir…

Yaşadığımız anda endişesiz, pozitif, hayata karşı meraklı kalırsak yaşadığımız anı yüceltmiş oluruz. İçsel olarak geliştikçe ve kendimizi pozitif yönde değiştirdikçe, dış dünyamız da olumlu şekilde değişecektir.

Bizi gerçekten hataya düşüren şey, yanlış seçimler yapmaktan çok kurban rolünü oynamaktır. Böyle bir bakış açısı, kendimizi merkezimizden uzaklaştırarak, bizi düşük bir enerji frekansına çeker. ‘Kurban’ olduğumuzu düşündükçe, bir süre sonra “Neden ben?” diyeceğimiz daha fazla olumsuz insanı ya da olayı hayatımızda buluruz. Hatalarımızda, üzüntülerimizde ve hayal kırıklıklarımızda kurban rolünü oynamak yerine ilerlememizi engelleyen tüm düşüncelerimize, alışkanlıklarımıza ve inançlarımıza bir son vermeliyiz.

Bizi kurban rolünden uzaklaştırıp mutluluğa yaklaştıracak olan seçim, hayata karşı açık olmaktır. Hayata karşı açık olduğumuzda insanlara, olaylara veya dünyaya direnmek yerine yaşamla “bir” oluruz ve yaşamla uyum içinde, anda akarız. Şikâyet etmek bir anlamda, olana direnmek ve olanı kabul etmemektir. Yakınmak, düşük frekanslı bir düşünce şeklidir. Hayattan ya da yaşadıklarınızdan şikâyet ettikçe, kendimizi kurban rolüne daha çok açarız. Hiçbir eylemde bulunmadan sadece yakınmak, kurban rolünün en tipik davranışıdır. Bir şeylerden sürekli şikâyet ederek, enerjimizi düşürmek yerine ya var olan mevcut durumumuzu değiştirmek için bir şeyler yapmalıyız ya da hiçbir şey yapamıyorsak durumumuzu olduğu gibi kabullenip, olana direnç göstermemeliyiz.

Kurban rolü, keyifli bir roldür. Bu rolü oynadıkça içinizde, daha çok oynama isteği duyarsınız. Bu rolü oynayarak; hayatınızın, eylemlerinizin ve seçimlerinizin sorumluluğunu üstünüze almazsınız. Bu durumda olmanıza, hep insanlar sebep olur ve böyle kötü şeyler hep sizin başınıza gelir…

Bu yolculuğa öğrenmediğimiz şeyleri öğrenmek, derslerimizi almak ve gelişmek için çıktık. Yaşamda yolculuk ederken öğrenmemiz gereken şey bağışlamaksa; kusursuz planların kusursuz tasarımcısı evren, bunun için karşımıza en uygun kişiyi çıkarır. Örneğin bize ihanet edecek birisini… Biz bu kişi tarafından ihanete uğradığımızda, bundan nasıl bir ders almamız gerektiğinin farkına varmayıp; tüm suçun o kişide olduğunu, bu durumun bizimle hiç ilgisi olmadığını düşünürsek -yani kurban rolünü oynarsak- buna benzer kişi ve olayları hayatımıza çekmeye devam ederiz; ta ki o dersi öğrenip, o dersten geçene kadar… Öğrenmemiz gereken dersi öğrenmemeye ne kadar direnirsek, yaşayacağımız olaylar giderek daha zor ve daha acı bir hal almaya başlar. Yaşamımızdaki sonuçları beğenmiyorsak, kendi yaşamımızın sorumluluğunun sadece bizde olduğunu kabul edip, kendimiz için istediğimiz sonuçlara en uygun senaryoyu baştan yazmalıyız. Davranışlarımız ve düşüncelerimiz değiştiği zaman, bir olay hakkında artık eski tepkileri vermediğimiz ve eskisi gibi düşünmediğimiz zaman bir dersi öğrenmiş oluruz. 

Zor Durumlarda Ne Yapmalıyız ve Nasıl Düşünmeliyiz?

Sizin için kötü olan bir durumun içinde bulunduğunuzda ve kendinizi kötü hissettiğinizde kendinizi o an, o olayın dışındaymışsınız gibi düşünmeniz durumunuzla ilgili daha sağlıklı kararlar almanızı sağlayacaktır. Böylelikle, olayları daha objektif olarak değerlendirebilirsiniz.

Daha dengede kalabilmek ve sağlıklı çıkarımlarda bulunabilmek için kendimize şu soruları sorabiliriz;

  • Ben bu olaydan nasıl bir ders çıkarabilirim?
  • Bu durumun bana vermek istediği mesaj nedir?
  • Bu olayı neden yaşamış olabilirim?
  • Yaşadığım bu olayda nasıl davranırsam, benim faydama olacaktır?
  • Eğer bu olay sonucunda öfkelenirsem ve çok üzülürsem bunun bana bir faydası olacak mıdır?
  • Üzülmeye devam etmemin bu sorunu aşmada ve kendimi iyi hissetmemde bana bir yararı dokunacak mıdır?

Burada amaç sorunlarımızı görmezden gelmek değil, olaya doğru bir ruh haliyle yaklaşarak; yaşamımız için faydalı bir çözüm yaratabilecek bir bakış açısı geliştirebilmektir. Kontrol edemedikleri ve sonucu değiştiremeyecekleri negatif duygulara odaklanan insanlar, güçsüzleşirler. Sağlıklı bir ruh hali ve bakış açısı içinde, kendimiz için daha faydalı çözümler üretebiliriz. Gerçek bir çözüm için soruna değil, çözüm yollarına odaklanmalıyız. İçinizde mutsuzluk hissi varsa, o duygunuzu yadsımayın. Onu gönderebilmeniz için önce onun varlığını kabul etmeniz gerekir. Ancak, kendiniz için “mutsuzum” ifadesini de kullanmayın. Böyle yaparsanız, mutsuzluğu kendinizle özdeşleştirmiş ve onu bir anlamda kişiliğinizin bir parçası haline getirmiş olursunuz. ‘Mutsuzum’ demek yerine şöyle söyleyin; “İçimde bir mutsuzluk duygusu var…” Mutsuzluğumuzun asıl nedeni yaşadığımız olay, sözler ya da durumumuz değil; durumumuzla ilgili değerlendirmelerimizdir. Bu yüzden düşüncelerimizin farkında olmak ve düşüncelerimize hakim olmak önemlidir. Kendinizi düşünceleriniz ya da duygularınızla tanımlamak yerine, düşüncelerinizi her zaman gözlemleyin ve onların farkında olun. Düşüncelerinizin size ve yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin. Bilinçsizlik, sizin gelişiminizi engelleyen en önemli sorundur.

Bağışlayıcı olduğunuzda ve bağışladığınızda kurban kimliğiniz yok olur ve gerçek gücünüz ortaya çıkar. Böylece yağmuru, soğuğu, insanları, karanlığı suçlamazsınız. Bütün durumların geçici olduğunu idrak ettiğinizde, kendinizi durumlarla daha az bağlarsınız ve böylelikle dengede kalırsınız. “Her şey gibi bu da değişecek” diye düşünmeniz, sizi olaylardan bağımsız kılacaktır. Bir duruma duygusal tepki vermek yerine ‘olanla’ bir olduğunuzda çözüm kapısı kendiliğinden açılmış olur. Her şeyin ‘olduğu gibi’ olduğunu kabul edin ve hiçbir konuda “olumlu” ya da “olumsuz” diye bir yargıda bulunmayın. Hayatınızın yargıcı olmak yerine, hayata dair yargısız bir gözlemci olun. Bu farkındalık düzeyi, hayatınızı daha güzel yaşamanızı sağlayacaktır. Bazı olaylar dışarıdan çok olumsuz gibi gözükebilir ama bir zaman sonra hayatınızda daha önceden açılmış olan o boşluğa yeni ve güzel bir şeyin geldiğini görürsünüz. Bilinmeyene karşı önyargısız ve yargısız kalabildiğinizde, şimdi ve gelecek için endişelenmeyi bıraktığınızda; istemediğiniz durumlar yerine, hayatınıza güzel olasılıkları çekebilirsiniz.

Figen Karaaslan

kaynak: indigo dergisi

GÜÇLÜ KADIN OLMA BATHSHEBA !

11855858_757827430994813_8234655331219299002_n[1]

 

Batsheba güçlü kadın olma , kadınlardan dinlediğin hikayelerdeki erkeklerden nefret ederken sen , erkek gibi kız olmaya özenme

– Peki kralim , ev temizleyerek, çamaşır yıkayarak, evde oturarak mi kadin olayım

– Hayır Bathsheba !
Bunların karşılığinda eşinin seni çok seveceğine ınanma ! içinde sevgiye muhtac bir kız çocuğu olduğunu unutma

– Peki kralim bu kiz cocugunu unutmazsam babamin oksamadigi kafami oksayacak , gogsune yatip cocuksu hayallerimi anlatacagim bir kocam mi olacak yada filmlerdeki gibi birbirine agaclarin arkasindan ce diyen sevgililer gibi mi olacağız !

– Hayır Bathsheba …

– Ya ne yapacağım kralim .. Kadın olmak uğruna leoparli giysilerle Ahu Tuğba pozları mi vereceğim

– Hayır bathsheba ruhunu kadın yapmadan dışını kadın yapamazsın

– Ya ne yapacağım kralim ! – Sadece güçlü ve sert olma ! “Esine karşı ne kadar sert isen o kadar çok kırılırsın ve ne kadar güçlü isen o kadar çok acı çekersin. Güçlü olmak onun rolü, hırsızlık yaparsan seni sevmez

– Peki kralim o gücünü gösterirken ben zayıf mi olayim ..
– Hayır bathsheba ..

Bilebilirsen eğer,

Sana kimsenin kadın nasıl olunur öğretmediği gibi ona da erkek nasıl olunurun bir kadinla yatmak olarak öğretildigini ..

Fark edebilirsen eğer,

Onun da çocuklugünün zor olduğunu, erkek olmanın ağırlığını taşımaktan yoruldugünü bile soyleyemedigini ..
Onca yarisin icinde seninle yarışmak zorunda kalmaktan ne cok yoruldugunu

Duyabilirsen eğer,

Sende bir kadın bulamamanın erkeksi sessiz çığlıklarını,

Yapabilirsen eğer,

Eleştirmesen, yargılamasan değiştirmeye uğraşmasan, Hükmetmeye çalışarak onu aciz hissettirmesen . Her kirildigindan “Erkeklikte başarısızsın” .. mesajını vermesen..

Hak verebilirsen eğer,

Ona patronluk ya da annelik etmekten ziyade öncelikle bir kadın olmanı istemesine…

Affedebilirsen eğer,

İçinde öfke biriktirmeden , gözlerinden nefret sızmadan , gururunun yerine bağışlamayi koyabilirsen..

İtiraf edebilirsen eğer,

Kadın olmayi nasil becerecegini bilmediğini, onun yardımına ihtiyacın olduğunu…

Bilebilirsen eğer ,
Gerçek gücünün yumuşaklığında oldugunu , Onun senin gülen yüzüne, neşene, çocuksuluğuna ihtiyacı olduğunu… Onun ağırlığının senin nesende hafifleyeceğini…

Seçebilirsen eğer…

Ne özgürlükçü ne de gelenekçi olmaktan öte mutlu bir kadin olmayı .. Ve diyebilirsen eğer ,
Senin kadar gucsuzum bende sensiz ayaklarımın üzerinde durabilirim ama kalbimin ağırlığıni taşıyabilmek için sana ihtiyacım var, tut elimden bırakma beni … işte bunu duyan tüm adamlar kral olur .. _ Ya kral çıplak ise Kralim ! – Olsun Bathshebam sen yine de prenses gibi yaşarsın !!!

Kaynak: Psikocity- Pito Baran

Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır

16815_817329811663713_1764449971988157528_n[1]

MUTLAKA OKUYUN..

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu v.e kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine kararverir.

Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek neolduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silke leyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.

Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.

Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:

1. Kalbinizi nefretten arındır ın – Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın – Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin..

BEYİN SAĞ VE SOL LOB’UMUZUN ÖZELLİKLERİ VE ALGI

o-mandala-900[1]
İki ayrı algı bulunmaktadır .birincisi beyin sol lobunun özelligi olan ve Özgür İradeyi oluşturan EGO merkezli FİZİKSEL ALGI . fiziksel algı hızlı ve düşük BETA frekansta ortaya çıkar .
İkincisi ise beyin sağ lobumuzun özelliği olan , İlahi iradeye geçişi saglayan Birlik bilinci özellikli RUHSAL ALGI’DIR. Ruhsal algı daha yavaş frekans olan ALFA Frekansta ortaya çıkar.
Beyin sağ lobu yeterince aktive edilmedigi zaman Beyin sol lobu ile ruhsallığı algılamak ve bilinç halini yaşamak imkansızlık seviyesinde ,oldukça zordur .

O yüzden 27 şubatta beynin sağ lobunu çalıştıran mandala eğitimime mutlaka katılın. Kayıt için facebook sayfamdan bana ulaşabilirsiniz…

Anette İnselberg

İnsanların ilişkilerinde üç tür varoluş tavrı

33789_10150091615278041_3330486_n[1]

YENİ YIL DİLEĞİ

İnsanların ilişkilerinde üç tür varoluş tavrı görüyorum;

1- Kendini güçsüzleştirerek, değersizleştirerek, yok ederek diğerini güçlü kılan, değerli hale getiren, var eden “SENCİ” ler;

2- Diğerini güçsüzleştirerek, değersizleştirerek, yok ederek kendini güçlü kılan, değerli hale getiren, var eden “BENCİ” ler;

3- Aynı zamanda hem kendini hem diğerini güçlü kılan, değerli hale getiren, var eden “BİZCİ” ler.

Aklı ve gönlü zengin “BİZCİ” lerin bol olduğu bir 2016 dilerim.

kaynak: Doğan Cüceloğlu

Sarılmanın Gücü…

10177357_763094743835330_8445737201900439152_n[1]

Bağışıklık Sistemini Geliştirir

Sabrımızı Arttırır

Stres ve Endişeye Karşı Birebirdir

Özellikle Çocuklarda Özgüveni Geliştirir

Motivasyon ve İyi Hislerin Kaynağı Olan Dopamin Salgılar

Acılı Ve Stresliyken Bize Yardım Eder

Bize Mutluluk Veren Oksitoksin Salgılatır

Bi şey Söylemeden Bir Çok Duyguyu Gösterir

Sinir Sistemini Dengeler

Sevgi Ve Desteğin Dev Bir Göstergesidir

ÇİMENLER YAYILMADAN

10348206_1168919889792645_2289200338766827987_n[1]

İyi düşünün…
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl, hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken, kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah, yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl, yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelene kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok ‘‘küçük şey’’ e bağlı olduğunu,
Hiç düşündünüz mü bu yıl?

Yayılın çimenlerin üzerine…
Acele edin!
Er ya da geç,
Çimenler yayılacak üzerinize…

JACQUES PREVERT

Kaynak: Charlotte Gabay’ın Facebook Sayfası

YAŞAMINIZ İÇİN 9 ŞEYE ZAMAN AYIRIN..!

10393816_763140373830767_1746716192027148668_n[1]

İş hayatında insanlar her zaman iş yoğunluğundan dolayı kendilerine zaman ayıramadıkları ile ilgili şikayetlerde bulunurlar. İnsan oğlunda en büyük sorunda aslına bakarsanız budur. Herşey için bir mazeret ve şikayetimiz ne yazık ki bulunmaktadır. Ancak dikkat edecek olursak bu sorunların hepsini ve özellikle hayatımızı düzenlemek tamamıyla bizim elimizdedir.

Unutmayınki siz istemediğiniz sürece kimse size birşey yaptıramaz. Siz isterseniz herşeyi yapabilirsiniz. Gücünüze inanın ve neler yapabileceğinizin farkında olun. Farkında olmak öncelikle kendinizi planlamaktan geçecektir. Plan yaparken kendinizdeki cevheri ortaya koyup bir kurallar dizini oluşturun.

Eğer hayatınızı düzenlemek ve belli bir sistem içerisinde yaşamınızı sürdürmek istiyorsanız aşağıdaki maddeler sizler için faydalı olacaktır.

1. Çalışmak için zaman ayırın (Başarının bedelidir.);

Çalışmak aslına bakarsanız amaç değil bir araçtır. Birçok insan çalışmak için hayatlarının tamamını ayırırlar. Bu onların hırslarından ve başarma hırslarından kaynaklanır. Ancak çalışmak için ayırdığınız süre sizin yaşamınızda yapmak isteyipte yapamadığınız birçok şeyin olmasına neden olur. Bu nedenle çalışmaya ayırmış olduğunuz süreyi aşmayın ve bu süreç dışında kalan kısmı iş ile geçirmeyin.Bu sizi hem motive eder, hem hayata bağlar ve hemde yapmış olduğunuz işte daha başarılı ve verimli olmanızı sağlar.

2. Düşünmek için zaman ayırın ( Kudret ve Kuvvetin kaynağıdır.);

Hepimizin bildiği gibi insanları diğer varlıklardan en büyük ayıran özelliği düşümesidir. Düşününki farkınız olsun. İş hayatım boyunca dikkat ettiğim en büyük konulardan biri çalışan insanların hep yöneticilerin emrinde “sen şunu yap, sen bunu yap” mantığıyla idare edilmeye çalışılmalarıdır. Aslına bakarsanız toplumumuzda iş sektöründe gelişemeyen ve aynı yerde sayan, hatta gerileyen firmalardaki en büyük eksiklik çalışanlara düşünebilme yetisinden ziyader emir alma yetisini geliştirmeleridir. Eğer düşünemiyorsanız yaşamanızın anlamı yoktur. Düşünmek, üretmek demektir. Düşünmezseniz üretemezsiniz. Üretemezseniz aynı yerde sayarsınız. Ancak unutulmamalıdır ki düşünen ve üreten insanalar sizin aynı yerde kalmanızdan faydalanırlar. Bunu engellemek ve üretkenliği arttırmak için belli bir sürenizi düşünmeye ayırmayı unutmayın. Örneğin yapılan incelemelerde elde edilen bir sonuca baktığınızda; çalışan insanların kahve ve mola saatlerinde birbirleriyle iletişime geçme oranlarının daha fazla olduğu ve bu süreler içerisinde fikir üretme kapasitelerinin çok daha yüksek olduğundan dolayı kurumsal birçok firmanın şirket içerisindeki kahve makinesi sayısını ve sınırlı olan süreleri ortadan kaldırdıklarını göreceksiniz.

3. Eğlenmek için zaman ayırın (Genç kalmanın sırrıdır.)

Eğlenmek gerçekten insanların yaşantıları içerisinde ciddi bir yere sahip olması gereken bir konudur. Çünkü insanlar yaşam şartları dahilinde ciddi oranda stres içerisinde kalırlar. İnsan vücudu eğlenmeye ve gülmeye ayırdığı sürelerde stresten uzaklaşır ve yaşamın yıpratıcı etkilerini minimize ederler. Bunun sebebi, insan vücudu eğlendiği ve güldüğü süre içerisinde beyine endorfin denilen bir salgı salgılar. Endorfin vücuttaki rahatlama ve mutluluk seviyesini yükseltir ve buda insan vücudundaki stres etkilerini minimize eder. Buda vücudunuzun genç ve zinde kalmasını sağlar.

4. Okumak için zaman ayırın (Bilginin kaynağıdır.)

Hayatın en büyük gereklerinden biride okumaktır. Çünkü okumak insalara farklı deneyimlere ve bilgilere sahip insanlar hakkında onların deneyimlerle doğan bilgilerini anlama ve algılama imkanı tanır. Şöyle bir düşünün; örneğin ben Ankara’da yaşıyorum. Ankara’da tanışabileceğiniz sizin işinizle ilgili size bilgilerini aktarabilecek veya buna zamanı olan kaç kişi var? Birde günümüz çağında internet ortamı dahil birçok kaynaktan okuyarak ulaşabileceğiniz kaç ülkeden, kaç şehirden, kaç insan var? Bunları bir düşünün. Size en büyük kaynak okumaktan geçiyor öyle değil mi? Çünkü sınırı olmayan bir kaynak. Kendinizi geliştirme, başkalarının deneyimlerinden faydalanma ve kişisel bilgi seviyenizi arttırmak konusundan size en büyük katkısı olacak kaynaktır. Bilgi ulaşılması ve araştırılması gereken bir olgudur bunu unutmayın.

5. Başkalarına ve Arkadaşlarınıza zaman ayırın (Mutluluğun kaynağıdır.)

Mutlulukkkk!… Sanırım en büyük sorunlarımızdan birinin çözümlerinden biride budur. Bu konuda çok şey söylenebilir. Ancak kanımca bilinmesi gereken en önemli şey paylaşımınızı en üst seviyeye çıkarmak için yapabileceğiniz en kolay şey arkadaşlarınızla ve başkalarıyla geçireceğiniz zamandır. Aslına bakarsanız insanlarla etkileşim için zaman ayırmak bilgi alma ve fikir geliştirmenize katkıda bulunacaktır.

6. Sevmek için zaman ayırın (Hayatın en büyük güzelliklerinden biridir.)

Hepimizin katılacağı gibi sevmek ve sevilmek hayatın temelidir. Sevdiklerinize değer verdiğiniz kadar değer görürsünüz. Sevdiğiniz ve sevildiğiniz sürece hayata bağlanma arzunuz artacaktır. tüm hayatınız boyunca size katkıda bulunacak olan bu duyguyu doya doya yaşamayı ve bunun için zaman ayırmayı bilin.

7. Hayal kurmak için zaman ayırın (Ruhunuz motive olur.)

Hayal kurmak üretken liderlerin en büyük silahıdır. Hayalleri olmayan liderler yapmış oldukları planlarda başarılı olma gücüne sahip olamazlar. Hayalleriniz size hedeflerinize ulaşma gücü verir. Hayal edemediğiniz sürece size ait hedefleriniz olmayacaktır. Hayalleri olmayan liderler geleceği göremezler. Düşünün geçmişte birçok lider hayalleri sayesinde amaçlarına ulaşmışlardır. Çünkü geleceği görmenin ve ileri görüşlülüğün oluşumunu sağlayan en büyük faktör hayal sahibi olmaktır.

8. Gülmek için zaman ayırın (Hayatın Yükünü hafifleten bir sihirdir.)

Psikologların ve doktorların en çok üzerisinde durduğu konulardan biride gülmektir. Gülmek insan kimyasını en büyük etkileyen unsurdur. Hem sizi, hemde birlikte güldüğünüz insanları motive eden faktördür. Gerçek Liderlerin en büyük gücü buradan gelir. Çünkü gülmek insanların üzerisinde pozitif etki yapar. Pozitif bakış açısı çalışanlarınız ve sizin için üretkenlik sağlar ve motivasyon gücünü arttırır. Motive olmuş olan çalışanlar başarıyı getirir. Çünkü çalıştığı ortamda mutlu olan insanlar üretkenlik güçlerini maksimizer ederler ve inançları artar.

9. Plan yapmak için zaman ayırın (İlk 8 şeyi yapabilmek için gereken zamanı size sağlayacak sırdır.)

Plan hayatın bir parçasıdır. Anlatmış konuların hepsinde bir plana sahip olmalısınızki bunları yapabilesiniz. Planı olmayanlar düzensiz bir hayata sahip olurlar. Günü yaşarlar ve yıllar sonra bile bulundukları yer aynı yer olacaktır. Hatta büyük bir çoğunluğu hayatın baskısı içerisinde yok olup giderler.

Unutmayın ki hayatta sizin kadar değerli olan bir unsur yok. Kendinize yaptığınız yatırım en büyük yatırımdır. Yukarıdaki bahsini yaptığım konular gerçek bir liderin yapması gerekenler olduğu gibi her insanın hayatı için zaman ayırması gereken konulardır. Geçen zaman geriye gelmez. Bu yüzden zamanınızı iyi değerlendirin..

Asil Kockavak

Allah sana kötülük yapanın cezasını verirken bazen senin görmeni istemez

10930078_394255210736514_745466845693193554_n[1]

Allah sana kötülük yapanın cezasını verirken bazen senin görmeni istemez. İnsansın sonuçta egona yenilip oh olsun dersin de içine fitne eklenir diye. Uzakta sen görmeden halleder. Bazen de süreci uzatır, sana unutturur; ona ise yıllar sonra toplu bir ceza verir. Kimin, neyi, ne kadar hak ettiğini sen bilemezsin. Bilme ki düşman gibi pusuda bekleme! Sen sadece iyi insan olma mücadeleni arttır…