Archive | 03 Ocak 2016

Bal ve sarımsak ve antibiyotiksiz boğaz ağrı tedavisi formülüm:

12400951_10156364708515557_2155483774609559622_n[1]
1 kaşık bal ile 4 diş sarımsağı(dövdükten sonra) karıştırarak ılık suda eritin. Günde 3-4 defa 4 gün süresince tüketin.Hepsi bu bağdemcik şişmesi ve boğaz batması sıkıntınıza anne yöntemiyle çözüm smile ifade simgesi
Sevgiler…

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

KANSERİ ÖNLEYEN MÜTHİŞ ÜÇLÜ KARIŞIM

 

american-doctor-assures-mix-these-three-ingredients-and-you-will-prevent-cancer-diseases-600x320[1]

Amerikalı doktor, Carolyn Anderson, aşağıda sizler ile paylaşacağımız tarifin kanseri önlediğini iddia ediyor. Bu basit tarif hemen hemen her evde bulunan 3 maddenin karışımı.

Dr. Anderson’a göre bu 3 madde Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olup, son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmıştır. Dr. Anderson, bu 3 besin karıştırılıp her gün tüketildiği takdirde, kanser riskinin hemen hemen tamamen ortadan kalktığını, belirtmektedir.
Bu olağanüstü karışım, zerdeçal, zeytinyağı ve çekilmiş karabiber.
Bu karışımdaki en önemli madde zerdeçal. Zerdaçal faydaları saymakla bitmez.Zerdeçal, vücutta enfeksiyonu ve iltihaplanmayı önleyen çok kuvvetli bir maddedir.
Zerdeçalın, kolon, prostat, beyin ve göğüs kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünü önlediği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Fareler ile yapılan deneylerde, kanserojen maddeler enjekte edilen farelere aynı zamanda zerdeçal verilmesi durumunda birçok kanser hastalığının tamamen  önlendiği ortaya çıkmıştır.
Yapılan araştırmalara göre, karabiber, zerdeçalın etkisini %200 oranında arttırmaktadır.
Kanseri Önleyen Karışımın Tarifi:
Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytin yağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber.
Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin.
Bu karışımı günde en az 3 kez tüketmelisiniz. Dr. Anderson, bu karışımın kanseri önlediği gibi,  kötü huylu kanser hücrelerini de yok ettiğini belirtmektedir.
Kaynak:  healthandhomeremedies.com

Lütfen Okumadan Geçmeyin…

480381_453061118090429_447534864_n[1]

1-Diş macununu ıslatmayın !

Türkiye, ağız-diş sağlığı konusunda sınıfta kalan ülkeler arasında ilk sıralarda…

Doğru bilinen yanlışlar ve önemsenmeyen detaylar ağız sağlığının bozulmasına neden oluyor.

Yemeklerden hemen sonra dişleri fırçalamak besinlerdeki asitlerin ağızda dağılmasına neden olduğu için dişleri zayıflatıyor. Dişleri yemeklerden en az bir saat sonra fırçalamanın daha uygun olduğunu söyleyen Memorial
Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Dt. Hacer Esved
Alireisoğlu, Türkiye’de ağız ve diş sağlığına yeterince önem verilmediğini söyledi ve bu konuda sık yapılan hataları şöyle sıraladı:

DİŞ MACUNUNU ISLATMAYIN

Diş macununun bilinenin aksine suyla ıslatılmaması gerekir. Islanan diş macunu etken maddesini kaybeder. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde kullanılmalıdır. Unutmayalım ki diş macunu sadece diş fırçalamayı kolaylaştırıcı bir ajandır.

“NE KADAR UZUN FIRÇALARSAM O KADAR İYİ” DİYE DÜŞÜNMEYİN !

Diş temizliği hakkında bilinen yanlışlardan biri de dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancıdır. Yapılan araştırmalar iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediğini gösteriyor. Dişlerin günde en az bir kez iki dakika süreyle çok sert olmadan fırçalanması ve diş ipi kullanımıyla ideal bir diş temizliği sağlanabilir. Sigara, çay ve kahve tüketimi fazla olanlarda meydana gelen dil pası kokuya neden olabilir. Bu durumda dişler fırçalandıktan sonra
dili de fırçalamak gerekir.

ARITICI GIDALAR TÜKETİN

Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz özellikle yemek aralarında tüketildiğinde mekanik bir temizlik sağlayacaktır.

ELMA SİRKESİYLE GARGARA YAPIN

Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın.
Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve
dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.

AĞIZ KOKUSU İÇİN KAHVE ÇEKİRDEĞİ ÇİĞNEYİN

Ağız kokusu gündelik yaşamda insanı sosyal ve psikolojik olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Kötü ağız kokusu, hem kişiyi etkiler hem de çoğu zaman mahçubiyete sebep olur. Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek bu sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır.

KEYİFLİ BİR KEŞİF “KAKAO”

Kakao çekirdeğindeki antibakteriyal içerik nedeniyle, çikolata dişlere zarar vermiyor. Şekerlemeler ise dişlerin baş düşmanı. Meyve sularındaki asit ise her türlü dişe zararlı. Aynı şekilde laktoz içeren süt de, diş çürüklerine yol açıyor.

YEMEĞİ PEYNİRLE SONLANDIRIN

Meyve suları, tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, muz gibi
yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. Tatlı yedikten sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önler. Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için koruyucu kalkan oluşturur.

2-Kalp krizi ve Aspirin ( ÖNEMLİ )
Neden yatağınızın başucunda aspirin olsun?
Kalp krizleri hakkında…

Sol kol ağrısı dışında başka işaretleri de var kalp krizinin..

Yoğun ense ağrısı, kusma, terleme de daha seyrek ama gözardı edilmemesi gereken belirtilerden.

Not: Kalp krizinde göğüste illa ki ağrı olacak diye bir şey yok!!.
Uykularında kalp krizi geçiren çoğu (yaklaşık 60%) insan, bir daha uyanamadı. Yine de, yoğun göğüs ağrısı ile de uyanabilirsiniz.
Diyelim ki başınıza geldi, derhal ağzınıza iki aspirin atın bir damla su ile yutun Sonra da:
– Yakında oturan bir akraba ya da arkadaşınızı arayın.

– “kalp krizi!” deyin
– 2 aspirin aldığınızı da söyleyin .
– Mutfak ya da holden bir sandalye alıp giriş kapısına yakın bir yere oturun ve, yardımın gelmesini bekleyin.
~Sakın yere uzanmayın!!!~

Bir kalp cerrahına göre, eğer bu mesajın ulaştığı herkes, en az 10 kişiye dağıtırsa, muhtemelen bir kişinin hayatı kurtulabilir.

Ben öyle yaptım!!
Sen de PAYLAŞ, bir hayat kurtar!!!/z
Dr.TUNA DOĞAN

Bedene kırmızı ışın uygulanırsa, yorgunluk ve atalet duygusunu olduğu gibi, kronik soğuk algınlığı veya nezleleri de geçirir

994432_209885652684443_3490621315321338038_n[1]

Renkler İnsanda yedi beden veya yedi şuur seviyesi olmasına benzer şekilde, yedi şakra ve başlıca yedi ışın vardır.
kozmik enerji, ışık ışınları tarzında, şakra veya güç merkezleri tarafından bedene çekilir, omurilik boyunca dağıtılır ve bedene, bir baştan bir başa, canlılık vererek dolaşır. Herhangi bir sebeple, bu enerinin serbestçe dolaşımı engellenirse, beden gücünü yitirir ve hastalık peyda olur.

Renkle tedavi, belirli renklere olan ihtiyacın her bireyde ayrı ayrı olduğu, beden ve zihin sağlığının bedene gereksinimler doğrultusunda, dengeli bir enerji akışının sürüp gitmesine dayandığı fikirlerini temel almıştır. Bu, bedenin sağlığını koruması, hastalanmaması için ona yeniden yapmak, onarmak ve her organa durmadan yeniden hayatiyet kazandırmak kudretini vermeye yeterlidir.
Kırmızı Kozmik Işın

Fiziksel bedenimize enerji ve canlılık sağlayan ışındır. Omurganın ucundaki kök şakrası tarafından emilir. Kuyruk kemiği veya eşeylik organı merkeziyle alâkalıdır. Fiziksel bedenin, özellikle yapıcı, üretici ve onarıcı fonksiyonların hayatiyeti, doğru ve yeterli kırmızı ışın alımına bağlıdır.

Bedene kırmızı ışın uygulanırsa, bu merkez harekete geçer. Bu renk, duygulan ateşlendirip beden ısısını artırır, kan dolaşımını hızlandırır ve adrenalin salgılanmasına yol açar. Yorgunluk ve atalet duygusunu olduğu gibi, kronik soğuk algınlığı veya nezleleri de geçirir; daima genişletici bir etki yapar. Kırmızı ışınların etkisine yardımcı olmak amacıyla düzenlenmiş bir yemek rejimi, pancar, turp, siyah kiraz, mürdüm eriği, erik, ıspanak, tereotu, kuş üzümü vb. yani bileşiminde demir bulunan sebze ve meyveleri içermelidir. Şifacılar sık sık hastaya, kırmızı ışın uygulanmış sudan bardaklar dolusu içmesini önerirler. Bu, kırmızı bir ekran yardı¬mıyla güneş ışınından süzülmüş kırmızı ışını absorbe etmiş sudur. Kırmızı ışının, psikolojik olarak sinir sistemi üzerindeki etkisi her zaman güçlendirici ve yükseltici yöndedir; kişisel güven ve girişimciliği artırır, irade gücünü ve cesareti teşvik ederek, depresyon ve ataletin üstesinden gelinmesine yardımcı olur.

Anemi, inme, kan dolaşımı bozukluğu, canlılığın azaldığı veya depresyon, korku, üzüntü gibi bir halet doğuran kan hastalıklarında kırmızı ışın, teknik bir tabirle endikedir.
Turuncu Kozmik Işın
Turuncu ışın ikinci şakrayı ya da dalak merkezini kontrol eder ve bedenin toplayıcı, dağıtıcı ve dolaşımsal süreçlerine yardımcı olur. Güçlü bir kuvvet verici etkisi vardır; zihinsel ve bedensel fonksiyonları serbestleştirir, fiziksel enerji verir ve mantal yapıyı uyarır. Sıklıkla bilgelik ışını olarak adlandırılır. Fiziksel kırmızı ışın ve mantal sarı ışın arasında bulunması nedeniyle hem fiziksel canlılık, hem de zihin üzerinde etkisi vardır. Turuncu ışınların etkisine yardımcı olmaya yönelik bir rejimde portakal, mandalina, kayısı, mango, (hint kirazı), şeftali, kantulup kavunu, havuç, sarı şalgam gibi turuncu sebze ve meyvelerle turuncu ışın uygulanmış bir veya iki bardak su bulunur.

Portakal ve kırmızı renkli ışınların her ikisi de çok güçlüdür ve asla körü körüne kullanılmamaları gerekir. Her hasta biricik ve kendisine özgüdür ve ona göre muamele görmelidir.

Psikolojik yönden, turuncu ışın zihinsel bastırmaların ve çekingenliklerin giderilmesinde birebirdir, zihinsel genişlik kazanmak ve yeni fikirlere açık olmak için yardımcı olur. Akılcı yaklaşım gerektiren durumlarda, mantal seviyenin yükseltilmesi açısından büyük faydası dokunabilir. Zihinsel genişlik kazandırdığından, anlayışı ve hoşgörüyü artırır. Kırmızı ışın gibi cesaret ve yaşamla başa çıkabilme gücü verir.

Turuncu ışın, dalak merkezi tarafından emildiğinden, dalak rahatsızlık ve enfeksiyonlarının, ayrıca da böbrek hastalılarının tedavisinde kullanılabilir. Bronşit ve diğer göğüs hastalıklarına turuncu ışınla tedavi uygulanabilir. Hissî kökenli inmeler gibi, safra kesesi taşlan da turuncu ışın tedavisine hasta yönünden olumlu cevap verirler.
Sarı Kozmik Işın
Beyazdan sonra en fazla ışık veren bu ışındır. Tüm sinir sistemi için gerçekten çok önemli bir merkez olan, aynı zamanda da sindirim süreçlerini kontrol eden üçüncü şakra veya solar pleksüs tarafından emilir. Karaciğer ve bağırsak üzerinde temizleyici bir etkisi vardır. Bu yüzden, öncelikle güçlü tedavi edici tesirler gösterebildiği deri için olmak üzere tüm sistem için bir antıcı vazifesi görür. Bu, mantal bir ışındır ve zihinsel melekeleri harekete geçirir. San ışının etkisine yardımcı olacak bir yemek rejimi, esas olarak limon, muz greypfrut, ananas ve tatlı mısır gibi sarı derili meyve ve sebzeleri içerir. Renk tedavisi uygulayıcılarının bir çogu gûneşe koydukları suyu sarı bir filtre yardımıyla “yükler” (sarı ışına maruz bırakır) ve hastalarına verirler.

Psikolojik etkilerine gelince, san ışın mantıksal zihni ve muhakeme güçlerini çalıştırır. Yüksek melekeleri harekete geçirerek, kişinin kendini kontrol etmesine yardımcı olur. Sarı ve turuncuya sadece bakmak bile bizi canlandırır ve moralimizi yükseltir, çünki bedenlerimizin şiddetle arzu ettiği sevgili altın renkli güneş ışınlarım en çok andıran renkler bunlardır. San, denge ve iyimserlik sağlayarak, sizi hayata karşı uyumlu bir tavır içine sokan bir renktir.
Sinir zayıflığı (nevrasteni), deri ile ilgili sorunlar, hazımsızlık ve buna bağlı peklik şikayetleri, karaciğer rahatsızlıkları, şeker hastalığı durumlarında sarı ışın kullanımı faydalı olabilir.
Yeşil Kozmik Işın
Yeşil, doğanın, dengenin, barış ve uyumun rengidir. Şehirlerde yaşayan bizler ferahlamak, hoşnutluk duymak istediğimizde, sadece pazar günleri birkaç saat için de olsa kırlara, sayfiye yerlerine gideriz. Kırlardaki yeşilin gücümüzü yerine getireceğini, bizi teskin edeceğini içgüdüsel olarak biliriz. Bu, ısı titreşimleri şuuru ile elektrik titreşimleri şuuru arasında kalan renk tayfının ortasına düşen bölgenin belirtisidir.

..Bu ışın, kalp şakrası tarafından emilir ve kalp merkezini kontrol eder. Yeşil, mavi ve sarının bir karışımıdır ve kalp ile tansiyonun üzerinde önemli etkisi vardır. Bitkilerce üretilen klorofil, günümüzde kimyasal olarak elde edilebilmekte ve kalp faaliyetini destekleyici özelliğinden dolayı imal edilip pazarlanmaktadır. Ayrıca, bu rengin sinirler üzerinde fevkalâde bir sakinleştirici etkisi vardır. Ve modern mimarlar tarafından dizayn edilen yerleşim bölgeleri ve beton ormanlarındaki eksikliği, olasılıkla; yükselen suç ve cürüm dalgasının asıl sorumlusudur. Asit veya alkali reaksiyonu göstermeyen yeşil sebze ve meyveler, yeşil ışının etkisine yardımcı
olur.

Psikolojik bakımdan yeşil ışın, ilkbaharın gelişini hatırlatacak biçimde bir yenilenme, tazelik, zekâ ve uyanıklık, yaşama yeniden başlamışlık duygusu verir. Bu ışın, sadece fiziksel kalbi değil, fakat kalp krizine yol açan hissî problemleri ve zihinsel bastırmaları da kontrol eder. Bunlar sıklıkla verme korkusundan, olaylara karışma ve zarar görme veya incinme korkusundan kaynaklanır. Bu duygusal ve psikolojik sorunlar uzun süre devam ederse, yüksek tansiyon ve kalp krizine sebep olmaları şiddetle muhtemeldir.

Şehrin gürültü patırtısından uzaklaşarak, kırlarda veya en azından bahçenizde haşır neşir olduğunuz yeşil ışın, kalp için ve ayrıca tansiyon ve ülserler için harika bir “yapıcı, yükseltici” ve “onarıcı”dır. Baş ağrısı ve gribi hafifletmek için de kullanılabilir. Kanser, hücrelerdeki bir uyumsuzluk, dengesizlik olduğundan, ahenk ve denge kurucu olması sıfatıyla yeşil, habis hücrelerdeki çok şiddetli düzensizliğe bir karşıt güç oluşturmak, sinir sistemini (yeniden) dengeye kavuşturmak ve bedeni bütünüyle “akort etmek” için kullanılabilir.
Mavi Kozmik Işın

Bir genişletici ve canlandırıcı olan kırmızı ışının aksine mavi ışın, önceki kırmızı, turuncu, san ışınlar grubu ile olan ilişkisi dikkate alındığında, bir daraltıcı ve kısıtlayıcıdır. “Dinginlik kazandırıcı-yükseltici” bir etkisi vardır ve vücut ısısında yükselmeye yol açan enfeksiyonlu hastalıklarla mücadele etmek için vücut olaylarım yavaşlatır. Antiseptik karakteri en önemli özelliğidir. Işığı, sakinleştirici ve damar ve dokuları büzücü bir etki yapar. Mayi, gırtlak merkezinin rengidir. Şu merkez, insanın en gelişkin kendini ifade etme melekesini, kavuşmayı idare eder. Mavi ışının etkisine yardımcı bir yemek rejimi, üzüm^çoğunlukla koyu mavi renkte olan böğürtlen, mavi erik, çay üzümü gibi bütün mavi sebze ve meyvelerden ve günde maviyle “yüklenmiş” birer bardak kadar sudan oluşur.

Psikolojik bakımdan mavi ışın, özellikle sinir bozukluğuna çok yaklaşmış kişilerdeki gibi aşın uyarılma veya heyecanlanma durumlarında, zihne sükûnet ve huzur getirebilir. Dinginleştirici etkisi fazlaya da kaçabilir, öyle ki, melânkolik ya da aşın karamsar bir halet, mavi oranının aşırılığına ve bir parça “gayrete getirici” kırmızı veya turuncuya olan gereksinime işaret edebilir.

Mavi ışın, her türlü boğaz rahatsızlıktan, ateş, kızamık ve kabakulak gibi çocuk hastalıkları, birçok iltihaplanmalar, spazmlar, böcek sokmaları, kaşıntı ve baş ağrıları gibi çok çeşitli rahatsızlıktan yatıştırmak veya hafiflemek için kullanılabilir. Şoklar, uykusuzluk ve dönemsel ağrılar için de yararlıdır.

Çivit Mavisi Kozmik Işın
Çivit mavisi ışın, alnın arkasındaki, sık sık üçüncü göz ismiyle anılan şakra tarafından emilir ve dolaştırılır. Bu ışının epifiz bezini kontrol ettiği söylenir, ayrıca kan akımını mükemmel bir şekilde temizler. Turuncu ışın gibi zihnin genişlik kazanmasına yardımcı olur, onu korkulardan ve çekingenliklerden kurtarır. Çivit mavisi, koyu mavi ve az miktarda matlaştırıcı etki yapan kırmızı karışımı bir renktir.

Epifiz, insanın sinirsel, zihinsel ve psişik gizli güçleriyle ilgilidir; örneğin görme ve duyma organları çivit mavisi ışının etkisi altındadır. Belki de bu nedenle, çivit mavisi ışın güçlü bir anesteziktir (uyuşturucu) ve şuuru uyanık tuttuğu fakat ağrıya karşı tam bir duyumsuzluk sağladığı için, bu ışının kullanımı çok güvenli bir anestezi yoludur. Çivit mavisi ışının etkisine yardımcı bir yemek rejimi, mavi ışın bahsinde sayılan ve mor ışınla ilgili olarak sıralayacağımız yiyecekleri içerebilir.

Bu ışının psikolojik etkilerine gelince, bedendeki psişik akımları temizler ve ortadan kaldırır. Obsesyon ve diğer psikoz çeşitleri gibi ciddî zihinsel şikâyetler üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Çivit mavisi ışın, korku ve zihinsel bastırmaların ciddî mantal şikâyetlere yol açtığı durumlarda, arındırıcı ve delgeleyicidir.

Çivit mavisi ışın, tedavi amacıyla her türlü göz, kulak ve burun rahatsızlığında, akciğer hastalıklarında, astım ve hazımsızlık vakalarında kullanılabilir. Sağırlık, bazen muzdarip kişinin vicdanına, içten gelen aydınlatıcı tesirlere veya sadece yakınlarının sözlerine kulak tıkanmasının bir sonucu olabilir. Bunun yerine, dikkatin yüzeysel bir biçimde kişinin kendisine yöneltilmesi söz konusudur. Elbette ki, her zaman böyle olmayabilir, fakat her halükârda çivit mavisi ışın, bütün kulak, burun, boğaz rahatsızlıklarında büyük faydaları dokunabilecek bir yardımcıdır.
Menekşe Kozmik Işın

Bu, tayfın kozmik enerji ışınları içinde en yüksek titreşime sahip olanıdır. Başın içindeki Taç şakrayı kontrol eder ve sezgisel ve ruhsal anlayışın bir merkezi olan hipofizle alakalıdır. Menekşe ışın bugün pek bol olan yıpranmış sinir sistemleri üzerinde fevkalâde teskin edici, yatıştırıcı bir etki yapar. Fakat, kullanımı tedaviye cevap alması açısından sadece, sinirli ve çok hassas yapıda olan kişilerle sınırlıdır: Sanatçılar, oyuncular ve müzisyenler… Bunlar sık sık kişilik sorunlarından dolayı sıkıntı çekerler ve onlara tekrar huzur ve dinginlik getirecek olan mor ışındır.

Kullanılabilecek yiyecek maddeleri, ışın yüklenmiş suyla, çivit mavisi ışın için önerilenler; patlıcan, mor üzüm, böğürtlen, mor lahana ve pancardır.

Psikolojik bakımdan bu ışın, ışık ışınıdır ve her türlü nevroz ve nevrotik belirtiler üzerinde harika bir tedavi edici etkisi vardır. Ruhsal, sezgisel melekelerin geliştirilmesine yardımcı olarak kullanılabilir. Meditasyona veya konsantrasyon egzersizlerine başlamadan önce, bu rengin tasavvur edilmesi yararlı olabilir veya psişik ve ruhsal melekelerin canlanmasına yardımcı olması için önünüzdeki bir masaya bu renkte küçük bir parça kumaş koyabilirsiniz.
Tedavide menekşe, bütün zihinsel rahatsızlıklarda ve sinir hastalıklarında, romatizma, çarpmadan ileri gelen sarsıntılar, tümörler ile beyin omuru menenjitinde, ayrıca böbrek ve mesane hastalıklarında kullanılabilir.

Kadim Bilgelik bize, renk isimlerinin ve her bir şakra ve ışına ait numaraların, tüm görünümlerin ardındaki En Üstün Güç’ten yayılan büyük kuvvetlerin sembolleri olduğunu öğretmektedir. Yedi ışının her biri, insanlığın geçmesi gereken büyük tekâmül basamaklarından birine tekabül etmektedir. Bütün varlık, merkezî bir noktadan çıkıp yayılan bu kozmik ışımaya tâbidir. Sadece dünyamız değil, fakat kâinatı oluşturan tüm görünebilir esîrî, astral, mantal ve ruhsal plânlar, hepsi bu aynı kozmik ışık gücüne bağımlıdır.

Yedi ışın, tekâmülün aşamalarını simgelemektedir. İlk üç ışın, kırmızı, turuncu ve sarı şimdiden geride bırakılmıştır. İnsanlık şimdi yeşil ışına karşılık gelen tekâmül dönemi içindedir, burası orta bölge ve maddeye batmışlığın en şiddetli hâllerinin yaşandığı bir dönemdir. İleriye dönük olarak, manzara daha parlaktır: İnsanlığı, daha yüksek ve uyumlu mavi ışına doğru ilerleyeceği bir gelişme dönemi beklemektedir; soma da çivit mavisi ve menekşe moru ışınların daha süptil hâllerine doğru yol alacaktır.

Bu ışınlar ve numaraları, günlük yaşantımızda bizi kuşatan büyük kuvvetlerin sembolleri olduğu gibi, her birimizin, maddî ve yaratıcı basan açısından gelişmesini sağlayabilecek potansiyelinin bir parçası olan belli yetenekleri vardır. Bunu, müzik, renk ve sayıların hayatımızdaki yerini incelemeye ayırdığımız ilerdeki bir bölümde göreceğiz.

Dr. Edwin D. Babbitt, Işık Ve Renk Yasaları isimli klasikleşmiş eserinde (1878’de yayınlandı), renkle tedavi ile ilgili yıllarca süren araştırmalarından sonra, çevresinde, ışıltılar içindeki büyük bir ışık okyanusunun ortasında anaforlar yapan renkleri görmesini sağlayan bir iç görüş melekesini nasıl geliştirdiğini anlatıyor ve bu deneyimlerin inanılmayacak lezzette olduğunu ifade ediyor. Her şey, tüm nesnelerin içine doğru, içinden ve dışına doğru anaforlar yaparak akan parlak ışın yığınlarına dönüşmekteydi. Ne türde olursa olsun tüm şifanın kaynaklandığı temel bir ruhsal kuvvet olduğu sonucuna vardı. Değişen, sadece şifa etkisini sağlayabilmek için kullandığımız kanallardır.
( Renklerle Tedavi – Mary Anderson )

2016 yılında, 9 rakamının simgelediği evrensel ve koşulsuz sevgiyi hepimizin kalplerinde bulmasını diliyorum.

disintegration-of-the-era-print-by-franziskus-pfleghart[1]

Her rakam bir pozitif etki taşır. Bu etki, rakamın potansiyelini tam olarak kullandığımızda gerçekleştirdiğimiz durumdur. Oysa bir takım zorlayıcı şartlar olmasa kendimizi değiştirmeye yönelmeyiz. O yüzden “zorlayıcı etkiler” her ne kadar önce olumsuz görünse de bizi yönlendirdiği durumlar olumludur. Yani, “1” deki tıkanmışlık hissi ya da hayal kırıklığı sayesinde yeni yollar, yeni yöntemler bulmaya çalışırız, yeni fikirlerin tohumları atılır, yeni başlangıçlar hayatımıza girer.

  • 2008–1– Pozitif kullanıldığında: Yaratıcılık, tohumların atılması; yeni başlangıçlar, kendine özgü olmak, ham enerji, Zorlayıcı etkileri: Tıkanmışlık, huzursuzluk, güvensizlik, uyuşukluk, hayal kırıklığı
  • 2009–2– Pozitif kullanıldığında: İşbirliği, denge, eşitlik, hizmet, ilahi yaşam amacı, uyum; Zorlayıcı etkileri: Aşırı özveri, ya da tam tersi yardımcı olmamak, direnç, tepkisel davranışlar, uyumsuzluk
  • 2010–3- Pozitif kullanıldığında: Yükselmiş ustaların enerjisi, ifade, duyarlılık, ilham, tutku, iletişim, cesaret, iyimserlik, neşe; Zorlayıcı etkileri: Yakınmak, eleştirmek, kuşku, ruhsal gelgitler, duygusuzluk
  • 2011–4- Pozitif kullanıldığında: Baş Meleklerin enerjisi, İstikrar, süreç, hazırlık, kararlılık, organizasyon, adanmışlık, sağlam temeller, güven; Zorlayıcı etkileri: Sabırsızlık, kafa karışıklığı, maymun iştahlılık, adapte olamamak
  • 2012–5– Pozitif kullanıldığında: Özgürlük, disiplinle gelen bağımsızlık, odaklanmak, hayat dersleri ve seçimleri, çeşitlilik, idealizm; Zorlayıcı etkileri: Bağımlılık ve bağımsızlık arasında gidip gelmek, dağınık ve düzensiz düşünce ve yaklaşımlar, blöfler, güvenilmezlik
  • 2013–6– Pozitif kullanıldığında: Büyük resim, koşulsuz sevgi, başkalarını olduğu gibi kabul etmek, bağışlamak, mükemmeliyetçi olmadan mükemmellik, insancıllık, adalet, şifa, çözüm arayışı ve çözüm getirmek, büyümek; Zorlayıcı etkileri: Aşırı eleştiri, yargı ve önyargı, ayrıntılarda kaybolmak, bencillik
  • 2014–7– Pozitif kullanıldığında: Ruhani uyanış, farkındalık, güven, açıklık, iç sesini dinlemek, iç bilgelik, simya, bilgi arayışı, anlayışın yükselmesi; Zorlayıcı etkileri: Paranoya, endişe ve ihanet beklentisi, güvensizlik, depresyon, kavgacılık
  • 2015–8– Pozitif kullanıldığında: Bolluk, güç, paylaşmak, özgüven, dürüstlük, yeteneklerin kullanılması; Zorlayıcı etkileri: Para, güç, hâkimiyet korkusuna rağmen bu konuları saplantı haline getirmek, kendini baltalamak, açgözlülük, baskı uygulamak

Her adımda hep beraber öğreniyoruz, gelişiyoruz, değişiyoruz. Bu döngünün sonundaki 9 senesine detaylı bir şekilde bakalım şimdi:

Number 99 rakamı Evrensel Sevginin, inancın, insanlığa hizmetin, evrensel yasaların, ruhani aydınlanmanın ve uyanışın rakamıdır. Olumlu örnek olarak yaşadığımız, doğal liderlik yaptığımız, olaylara bakış açısının olabildiğince yüksekten gerçekleştiği, ruhumuzun güvenle serpildiği, sezgilerin güçlü bir karakter eşliğinde kullanıldığı dönemleri simgeler.

9 senesi bütüne ulaşma, tamamlanma senesidir. “Sonun başlangıcını” işaret eder. 9, büyük değişiklikler senesidir ama bunu 9 senesini yaşarken fark etmeyebilirsiniz. Bu sene, son döngüde ektiklerinizin hasadını yaptığınız, bağışlandığınız ya da bağışladığınız, eski hesapların kapandığı bir yıl olabilir. Bütün deneyimleriniz, öğrendikleriniz, geliştirdiğiniz yeni alışkanlıklar, yeni davranış kalıpları ve yetenekleriniz bu yıl işleme girebilir. 9 senesinde çok güçlü bir insancıl anlayış, insanlığın bütününe olan bir sorumluluk duygusu, hoşgörü ortaya çıkabilir.

Küresel bakış açısıyla, 9 senesi değişimi sevmeyenlere oldukça rahatsızlık verici gelebilir. Eskiden popüler olan konular, kişiler, durumlar artık kolektifin ilgisini çekmediğinde, onların yerine yepyeni ilgiler ortaya çıktığında huzursuzluk yaşanabilir. Eğer severek ve isteyerek geçmişi geçmişte bırakmak taraftarı değilseniz, sizi buna iten sıkıcı durumlar ortaya çıkacaktır. Eski düzeni sevenler, muhafazakârlar, eski kalıplara bağlı kalmakta ısrar edenler bu yıl fikirlerini değiştirmek için defalarca zorlanacaklar.

Global platformda, ülkeler, toplumlar, endüstriler, kurumlar eskiyi tamamen bırakıp çok farklı ve yeni yönlere gidebilirler.

Bir başka 9 senesi olan ve 2016’nın Satürn-Neptün Kare açısının tohumlarını bırakan Satürn-Neptün birleşmesinin yaşandığı 1989 senesine bakarsak, belki söylemek istediklerimi daha iyi anlatabilirim.

1989 da Doğu-Batı blokları kutuplaşmasının sonu geldi, Polonya Doğu blokundan kopmayı ve serbest ekonomiye geçişi onayladı, Romanya bir isyanla Çavuşesku diktatörlüğünü sona erdirdi, Çekoslovakya komünist rejimi tanımadığını ilan etti, Macaristan bunu takip etti, Estonya, Litvanya ve Latviya Sovyet işgalini sona erdirmek üzere 600kmlik insan zinciri oluşturdular, Çin Tiannamen meydanı protestoları Çin’in insan hakları konusunda yavaş ama önemli değişikliklere gitmesine yol açtı, Şili ve Brezilya onlarca yıl sonra ilk özgür seçimlerini yaptılar, Berlin duvarı halk tarafından yıkıldı, Sovyetler Afganistan’dan çekildi, dünya çapında internet hizmeti için ilk planlar yapılıp sunuldu, Nintendo ilk Gameboy’u piyasaya sürdü… Arkadaşlar, 1989 Neptün-Satürn etkisiyle de öyle önemli bir seneydi ki buraya yazmaya sığmıyor. İsterseniz, siz de internette bir tarama yapın ve benim sadece birkaç önemli olayına dokunabildiğim bu 9 senesine bir bakın. Özgürlük, demokrasi ve eşit haklar konusunda ne kadar çok ilerleme kaydedildiğini göreceksiniz.

1989 da bitirilen eski döngüler ve bir anlamda bununla başlayan yeni döngüler sayesinde şu anda çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. İnternetin olmadığı, iletişimin kısıtlı olduğu bir hayat düşünemiyoruz bile. Seyahat özgürlüğü sayesinde onlarca yıl ayrı kaldığımız eski Sovyet ve Doğu Bloku ülkelerine gidip geliyoruz, Çince öğrenmeye çalışıyoruz, bütün bu insanlarla ticaret, sanat, kültür ve sevgi alışverişi yaparken aramızda bir fark olmadığını, hepimizin bir bütünün parçası olduğunu görüyoruz ve hissediyoruz. Bu, tam potansiyeli ile yaşanmış bir 9 senesi etkisidir! Aradan geçen yıllar bu etkiyi azaltmamış, aksine güçlendirmiştir.

Şimdiye kadar herhangi bir senenin numerolojisi hakkında çok yazmadım. Ancak sezgilerim bana, 2016’nın 1989 kadar önemli olacağını söylüyor ve o yüzden bu senenin değeri üzerinde özellikle duruyorum. Belki bu sefer değişim yöntemleri farklı olabilir ama etkisinin 1989 kadar geniş ve evrensel olma potansiyeli taşıdığı bir gerçek.

Aradan 26 yıl geçti, ’89 doğumlular birer yetişkin oldular ve kendi “9” yıllarına da girmek üzereler. O dönemin tohumlarını ise genlerinde taşıyorlar. Bu kuşağa özellikle dikkat etmenizi de öneririm. Satürn-Neptün birleşmesinin etkisi altında doğan bu çok özel ruhlar, tam potansiyelleriyle yaşadıklarında, hem tabiatın sırlarını, onun bize ilettiği bilgileri çözümleyecekler, bu bilgileri teknolojiyle sentezleyecekler, hem de bedenlerimizle bilincimizi bağlantıya geçirerek hayatımızı yepyeni prensiplerle yaşamamız konusunda bize öğretmenlik yapacaklar. 2016 da bu kuşağın ışığının hepimizi aydınlatmasını umuyorum. Ama bütün iş, bütün sorumluluk onların değil tabii. Burada sorumluluk hepimizin.

9 senesi bir dönemin bitişini de gösterdiğinden, arınma senesidir. Genel olarak beslenmenizde, yaşadığınız ortamda, sosyal bağlantılarınızda ve ilişkilerinizde bir arınma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Şişkinlik yapan, fazlalık olduğunu hissettiğiniz, ihtiyacınız olmayan her şeyi elemenizi öneririm. Evlerinizdeki okunmayan kitaplardan, kullanmadığınız her türlü alete ve artık size hitap etmeyen geleneklere kadar… Bu konuda size Başak’taki Ayın Kuzey Düğümü ve Jüpiter de yardımcı olacaktır.

Bu sene olgunluğumuzun keyfini çıkaralım. Birliktelik Bilincini gündelik hayatımıza uygulamamız, iç bilgeliğimizle hareket etmemiz, bütün bunların sadece sözde kalmayıp hareketlerinize de yansıması 2016’yı her birimiz ve kolektif için harika bir yıl haline getirebilir.

Evet, son 8 yılınıza bir bakın, bir de bulunduğunuz andaki kendinize bakın. Öğrendiklerimizi sergileme, ektiğimizi biçme zamanı şimdi! 2016’da huzur ve uyumu hayatımızın her köşesinde yaratabiliriz. Bu iki varoluş niteliği bu sene ve ilerideki yıllardaki mutluluğumuz için vazgeçilmez hale geliyor.

2016 yılında, 9 rakamının simgelediği evrensel ve koşulsuz sevgiyi hepimizin kalplerinde bulmasını diliyorum.

©Mor Alev 2015

4 AY İÇERİSİNDE KARACİĞERİ TEMİZLEMEK MÜMKÜN !!!

1488993_236185769892969_1090151972_n[1]

En büyük organlardan biri olan karaciğerin, besinlerle birlikte alınan vitamin ve minerallerin emilmesi, vücuttaki zararlı maddelerin temizlenmesi gibi hayati görevleri bulunmaktadır. Düzenli alkol kullanımı ve aşırı yağlı gıdaların tüketimi karaciğer yağlanması, hepatit ve siroz gibi karaciğer hastalıklarına yol açabilmektedir. Karaciğer sağlığında ilk adım, tüketilen gıdaların dikkatle seçildiği bir dengeli beslenme programı olmalıdır. Doğru yiyecekler antioksidan etkileri ile karaciğeri temizler ve korur.

4 ay boyunca her sabah kahvaltıdan sonra 1 yemek kaşığı sızma zeytin yağ içersine 3 damla limon damlatılıp içilir . Bu sayede karaciğeriniz eski sağlıgına kavusacaktır…