BOŞUNA KURTARICI BEKLEMEYİN… HAYATLARINIZIN KURTARICILARI SİZLERSİNİZ !!!

0002

Arkadaşlar sıze kısa ve net bir bilgi vereyim ister misiniz?..

Hayatlarınızın Kurtarıcıları Sizlersiniz… Mutsuzluğunuzdan, yalnızlığınızdan, huzursuzluğunuzdan, işsizliğinizden, sağlığınız bozuk oluşundan sizi kurtaracak sizden başka kimse yok. Hiç boşuna kurtarıcı falan beklemeyin. Kurtarıcı falan yok…

Nerden mi biliyorum. Kendimden biliyorum tabi ki. O kadar çok damdan düştüm ki… Her düşüşümde de çevreye bakındım, hatta bir süre yerde bekledim gelip beni birisi kurtarsın diye. Kimse gelmedi. Yavaş yavaş oflaya puflaya kalkmaya çalışıp beceremeyip tekrar düşüp, tekrar kalkıp, tekrar düşüp, tekrar kalkmak zorunda kaldım…

Size hemen örnekleyeyim çok çok uzun yıllar finans dünyasında çalıştım, ilk yıllar hayatımdan memnundum, ödüller kazandım, terfi ettim ama sonra sonra bu iş bana ruhani olarak uymamaya başladı. Odağımın sadece para ve para ve para olmasından bıktım, insanların sadece bundan bahsetmesinden bıktım ve giderek performansım düşmeye başladı. Yani çark aşağı çevrildi ve ben bunu geri döndürecek hiçbir şey yapmadım. Çünkü bu işi artık istemiyordum ama ne oradan gidebiliyordum ne de kendime alternatif yaratıyordum. Sürekli boynum tutuluyordu hastanelerden çıkmıyordum ama ne alternatif bakıyordum ne de performansımı düzeltiyordum. Sadece bir mucize bekliyordum. O mucize olmadı arkadaşlar. Ben öğlenleri mutsuzluktan ağlaya ağlaya dolaşırken de bir mucize olmadı. Çünkü hiçbir kapıyı çalmıyordum. Hiçbir alternatif düşünmüyordum.

Sonunda o işten ayrıldım ve ruhum o kadar çok yara almıştı ki dört beş sene sadece gezdim ve yazdım gezdim ve yazdım. Çiftlikte yaşadım, gezdim ve yazdım ve tai-chi’yle yani kişisel gelişimle tanıştım. Ama o kadar boşluktayım ki anlatamam bir şeylere tutunabilmek için doktoraya yazıldım. Doktora yaparken hala arayıştayım, hala mutsuzum.

Farkındaysanız ortada hala bir iş yok, okul var ama o da yetmiyor. Böylece kişisel gelişimde kendimi bir seminerden diğer seminere atmaya başladım. Hatta mutlu olmak için sevgili bile yaptım. Tabi ki sevgilime de beni kurtarma görevi verdim. Çünkü kendimi kurtarmak istemiyordum. Herhangi bir çaba göstermek istemiyordum. Gittiğim kurslar da da tavrım şu ya biri beni kurtarsın. Canım ne verilen dersleri yapmak istiyor, ne nefes çalışmak istiyor, ne yürümek istiyor. Sadece bir sihirli değnek ve hayatım süper olsun.

Ve olmadı arkadaşlar… ”Sevgilim ben senin kurtarıcın değilim ”dedi beni bıraktı.” Ben daha kendimi kurtaramamışım seni nasıl kurtarayım” dedi. Böylelikle problemlerime bir de sevgiliden ayrılma eklendi.

Bunları abarttığımı falan düşünüyorsunuz değil mi, ama hepsi doğru. Hatta inanın bir sürü şeyi atlayarak anlatıyorum… O kadar uzun süre nehirde aktım ki anlatamam…

Sonra bir gün nasıl oldu bilmiyorum kurtarıcı beklemekten vazgeçtim. Ve Allah’tan yardım istedim. Bana kapılar açsın, kendi yolumu bulayım diye… ‘’Hangi eğitim, hangi iş, hangi insanlar ne olur artık çıkar karşıma dedim. Ben bu hayatı yönetemedim ne olur yönetmeme yardım et dedim. Bu sefer söz dinleyeceğim. İşaretleri takip edeceğim. Başkası ne der diye kendi yolumdan vazgeçmeyeceğim. Ne olur bana güç ver, cesaret ver dedim. Bana kendimi sevme, affetme, kendimi değerli görmem konusunda yardım et ‘’dedim. Ve bu konuşma İlahi düzene kendimi bırakmamın ilk günü oldu…

Ve arkasından yavaş yavaş bende kıpırtalar başladı. Düşünce yapımı değiştirmeye başladım, çözüme odaklanmaya başladım, kurtarıcı değil destek olarak bakmaya başladım eğitimlere ve hayatıma soktuğum insanlara…

Yazdığım yazılardan, okuduklarımdan, öğrenme açlığımdan, değişme arzumdan yavaş yavaş bir blog doğdu.

O kadar eğitimin üstüne,bakış açımdaki değişikliğin üstüne seminer verme fikri kafamda belirmeye başladı. Aslında eğitim ver fikrinin bana fısıldandığına bile yemin edebilirim… Ve baktım ki evren beni destekliyor yola çıktım seminerler vermeye başladım ve şimdi mutluyum arkadaşlar. Uzun sürdü, çok düştüm ama mutluyum. Ne zaman ki kendimi kurtarmaya karar verdim ve ilahi düzene kendimi teslim ettim yol açıldı…

O bizi bizim mutlu olacağımız yere götürmek için o kadar işaret yolluyor ki. Çok kolay anlayabilirsiniz, yolunuzda sürekli engel varsa o sizin hayrınıza değil. Bu Allah’ın sizinle konuşma yolu. Ama bir şey rüzgar gibi oluyorsa herşey sizi destekliyorsa bilin ki o sizin için doğru yoldur. Gözünüzü açın bunu anlayın ve potansiyelinizi o yöne kanalize edin…

Son soz: Kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı sizsiniz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

One Response to “BOŞUNA KURTARICI BEKLEMEYİN… HAYATLARINIZIN KURTARICILARI SİZLERSİNİZ !!!”

  1. Suzan Says:

    “O bizi bizim mutlu olacağımız yere götürmek için o kadar işaret yolluyor ki. Çok kolay anlayabilirsiniz, yolunuzda sürekli engel varsa o sizin hayrınıza değil. Bu Allah’ın sizinle konuşma yolu. Ama bir şey rüzgar gibi oluyorsa herşey sizi destekliyorsa bilin ki o sizin için doğru yoldur. Gözünüzü açın bunu anlayın ve potansiyelinizi o yöne kanalize edin…”

    Teşekkürler yazı için…Katılıyorum yazdıklarınıza.

    Bir nokta var…. Genelde karşılaştığım, firmalarda yetki sahibi olmuş, maddi durumu yerinde arkadaşların yazmaları. Para olmayınca seçenekler de oldukça azalıyor.

    Yaşadıklarınızı küçümsediğimi sanmayın.

    Ülkenin şartları malum…Sermayesi olmayan, ayın sonunu zor getirenler ne yapsın? Hergün sufi nefesi, hergün aynaya gülümsemeler, hergün hergün motive olmaya çalışmalar. Hergün ışığı çağrıp “Hayatını değiştirmek” istediğin mesajını evrene yollamalar…herşeyin daha iyi olacağını telkin etmeler…değişen birşey yok.

    Bu yazıda yazdıklarınızın hepsini yaşıyorum şu anda. Mutsuz ötesi mutsuzum. 10 senedir bana hiçbir şey vermeyen bir işte çalışıyorum. Ruhum hergün ölüyor. İşi bırakmak mı? Kira, faturalar ellerimden öper. Her günüm kendime saldırmakla, nerede yanlış yaptığımı düşünmekle geçiyor. Boynum ağrıyor, dizim ağrıyor. Hiçbir şey için vaktim yok. 4- 5 saatik uykularla yaşıyorum. Ama geçiş sürecinden ve sermayesizlikten dolayı yapamadım. Üzgünüm, 2 ağır işi yapacak güce sahip değilim. Tamam iki iş yapacak birşey yok yeni bir işe giriştim. Hergün çalıştım bir ara, zombi gibi oldum. Sevgili memleketimizin ticari ahlakı -ahlaksızlığı demek daha doğru olur- bizi gene burnumuzun üstüne düşürdü. Ne yazık ki çakal, yalaka bir kişilik değilim. Belki bu yol bizim yolumuz değilimiş her hafta engel çıkıyor…dedim kendi kendime….

    7 senedir cebelleşiyorum. İstanbul’da hapis gibi, ayağımda prangayla yaşıyorum. Geçen zamanla ilgili panik haldeyim, ağlayıp duruyorum…10 senedir çalıştığım işi bırakamıyorum. Çok denedim kendi sektörümde bir iş bulmak için ama yok… Zaten maaşlar yarı yarıya düştü….Ayrıca gelişen programlar yüzünden benim sektör öldü.

    Benim gibi o kadar çok var ki, bizler ne yapalım? Katlanmaktan başka birşey yapamıyoruz….

    Yaşamıyoruz, sadece varız…

    Hayatınızı küçültün, harcamalarınızı kısın diyorlar. Ben 5 senedir tatile gidemedim. Tiyatro, sinema, konser bitti. Kursa gideyim istiyorum çalıştığım için saatler uymuyor. Kalkıp da anlaşamayacağım, mutsuz olacağım kırsala da gidemem ki?

    Bizi mevcut şartlar altında motive edecek birşeyler lazım. Ama yok biliyorum….


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: