Lütfen henüz sağlıklıyken kendinizin ve ailenizin sağlığı ve mutluluğunuz için şekerden ve karbonhidratlı gıdalardan uzak durun

11540944_846954372051062_7094234949776966198_n[1]

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir.
1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.
Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır.
Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır.
Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır.
Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır.
Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.
Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.
Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır.
Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir.
Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar.
Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..
Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.
Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir.
Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.
Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size?
Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?
Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.
Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez.
Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir.
Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir?
Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir.
Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır.
Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !!
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir.
Kaşeksialı hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.
Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır.
Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.
İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar.
Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır.
Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.
Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever.
Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir.
Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın.
Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.
Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine “Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkiileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory
Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır.
1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.
Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir.
Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır.
Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;
* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
* Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin
ya da D vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin.
Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabucccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bayramlık Kelime Oyunun… Gördüğün İlk Kelime Senin Hayat Amacın…

images814NWYEU

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dilimizi üstündeki renk değişimleri hangi organımızda bir sorun yaşandığını anlatır.

10626703_421415604721401_8451510382615314130_n[2]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ciğerlerdeki Balgamdan Kurtulun

akcigerlerdeki-balgam[1]

Hasta olduğumuzda ve hastalığımızı düzgün şekilde iyileştiremediğimizde, genellikle akciğerlerimizde balgam oluşumu başlar ve bu da tıkanıklığa, öksürüğe, solunum problemlerine, acıya ve daha bir çok istenmeyen duruma sebep olur. Bu makalede, akciğerde oluşan balgam probleminden, evde uygulayabileceğiniz doğal tedavi yöntemleri ile nasıl kaçınacağınızı ve varolan balgamdan nasıl kurtulacağınızı anlatacağız.

Balgamı Yumuşatın

Akciğerledeki balgamdan kurtulmanın ilk adımı onları yumuşatmaktır. Çünkü balgam ne kadar sert olursa, vücudunuzdan atmanız bir o kadar zor olacaktır. Bunu başarmanın en iyi yolu, kaynatacağınız şifalı bitkilerin buharını solumak olacaktır.

Bunu Nasıl Yapabilirim?

İki litre kaynayan suya, birkaç şifalı bitki ekleyin. Bitki olarak size tavsiyemiz; çam, kekik, biberiye, okaliptüs ve papatyadır. Bazı aktarlarda, bu tedavi için kullanılabilecek bitkisel karışımlardan bulmanız mümkündür.

Karışım beş on dakika kadar kaynadıktan sonra, su üzerinden aromatik bir buharın yükseldiğini göreceksiniz. Kaynattığınız kabı ocaktan alın ve önünüze yerleştirin. Başınızı bir havlu ile sarın ve yüzünüzü bu buhar üzerinde gezdirin. Bunu yaparken fazla buhar ile kendinizi yakmadığınıza emin olun.

Burnunuzdan derince nefes alın, bir burun deliğinizi tıkayarak diğeri ile nefes alın, sonra işlemi tersine çevirin ve bu şekilde tekrarlayın. Ayrıca ağzınızdan da nefes alın.

Bu tedaviyi gün içinde birkaç defa uygulayabilirsiniz.

Balgamı Sıvılaştırmak

Balgamın incelmesi ve su gibi bir kıvama gelmesi çok önemlidir. Bu sayede vücudunuz balgamı daha kolay atabilir. Bunu başarabilmek için birçok doğal yöntem mevcuttur.

  • Sebzelerin suyunu içmek: Soğan, pırasa, lahana, sarımsak, havuç, şalgam ve kereviz kullanılabilir.
  • Öğünler arasında kekik ve okaliptüs çayı içmek.
  • Un ve süt ürünleri gibi balgam oluşumunu arttırıcı yiyeceklerden kaçının. Akciğerlerinizdeki balgamdan şikayetçi olduğunuz süre boyunca; bitkisel içecekleri ve dekstrin ekmekleri tercih etmeniz daha sağlıklı olacaktır.
  • Yemekler arasıında, günde en az iki litre su için.

cay1

Balgamı Sökün

Balgamı yumuşattıktan ve sıvı kıvama getirdikten sonra da, vücudunuzun bu sıvıyı doğal yollarla atabilmesine yardımcı olmanız gerekmektedir. Bunun en kolay yolu, birinin sırtınıza hafifçe vurmasıdır.

Bunu yapacak kişi, elini düzleştirerek, sırtınızın üst kısmına sürekli olarak vurmalıdır. Bu hareket, balgamın akciğerlerinizden ve bronşlarınızdan ayrılmasına yardımcı olacaktır. Bu masaj, özellikle çocuklar için çok etkilidir. Zayıflamış kemiklerden yakınan daha yaşlı insanlar için, masajı uygularken çok fazla baskı uygulanmamasına dikkat edilmelidir.

Bağırsaklarınıza İyi Bakın

Bağırsaklarınız, akciğerlerinizde olup bitenlerle yakından alakalıdır. Dolayısı ile, akciğerlerinizle ilgili bu problemi çözmeye ve tekrar oluşmasını engellemeye çalışıyorsanız, bu ilişkiyi aklınızda bulundurmalısınız. Akciğerlerdeki balgam, tüketilen bazı yiyeceklerin iyi sindirilememesi ile ilgili de olabilir. Çocuklar henüz sindiremeyecekleri yiyecekleri -işlenmiş un gibi- tükettiklerinde, akciğerlerinde oluşan balgamdan dolayı acı çekerler.

Yatağınızın Başına Bir Soğan Koyarak Uyuyun

Bu doğal tedavi yöntemini, balgam oluşumunun başında iken uygulayabilirsiniz. Tüm yapmanız gereken, bir adet soğanı ortadan ikiye kesmek ve bunu başucunuzdaki komodinin üzerine koyarak tüm gece bekletmektir. Uyuduğunuzda, soğan içinde bulunan yararlı içerikleri soluyarak solunum sisteminizin temizlenmesine yardımcı olmuş olacaksınız.

Soğanı her gece değiştirmelisiniz. Eğer balgamınız çok yoğunsa, bu tedavi işe yaramayabilir.

sogan1

Vantuz

Bizim kullandığımız adı ile “bardak çekme”. Oldukça eski bir tedavi yöntemi olan bardak çekme, artık profesyonel olarak uygulanmaktadır. Bu terapinin kökeni Geleneksel Çin Tıp bilimine dayanmaktadır. Bunun için küçük cam bardakları, vücuda vantuz yapmakta kullanabilirsiniz. Bardaklar yardımıyla deriyi ve kasların bir kısmını çekerek, gözenekler açar ve kan ve lenfatik dolaşımın etraflarından dolaşmalarını sağlarsınız.

Bu tedavi, iltihap söktürücü etki ile organların tıkanıklıklarının açılmasına yardımcı olur. Bizim burada bahsedeceğimiz organ akciğer. Bunun için, akciğerlerinizin iki kısmına da birer bardağı, omuzlarınız arasında bir yere yerleştirin. On dakika kadar bekletin. Sonrasında bu bölgelerde kırmızı bir halkanın oluştuğunu görebilirsiniz; ancak endişe etmeyin, bu geçecektir. Bunun için bardak çekme seti alabilir ve evde kendiniz uygulayabilirsiniz veya gidip profesyonel birinden yardım isteyebilirsiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Sağlık Durumunuzu Ayaklarınızdan Anlayın

feet1[1]

Ayaklarımız, organlarımızın sağlığı hakkında bize ipuçları verir, böylece, ayaklarımızın durumuna bakarak hastalıkları önleyebiliriz. Bu yazıda, ayakların sıcaklığına, rengine, şişliklere, ayak parmaklarının durumuna bakarak; sağlığımız hakkında yakalayabileceğimiz ipuçlarından bahsedeceğiz.

Genel olarak söylenebilir ki, ayak parmaklarından topuklara doğru ayağı, vücudun bir yansıması olarak düşünebiliriz. Ayak parmakları başa, topuklar da ayaklara denk gelebilir.

Ayağın sertleşen bir bölgesi, vücutta sertleşen organlara denk gelebilir. Sertleşen bölgeler, fiziksel ve zihinsel sertleşmeyi temsil ediyor olabilir.

feet2

Omurga

Boyundan kalçaya kadar uzanan omurga, ayaklarda parmaklarının altından, topuğa kadar inen iç kısıma karşı gelir. Örneğin, ayak parmaklarının arkasında bulunan şişkin bölgelerdeki nasırlar, sırtın üst kısmını temsil eder ve bu, muhtemel boyun omuru rahatsızlıklarının habercisi olabilir.

Bu bilgiden yola çıkarak, ayaklarımızın, özellikle ağrıyan bölgelerine yapacağımız masajın, omurgamızdaki sorunlu bölgelere de iyi geleceğini söyleyebiliriz.

Bağırsak Harketliliği

Bağırsakların ayaklardaki karşılığı topuklardır. Topuklardaki çatlak ve nasılar, bağırsaklardaki sıkıntıların habercisi olabilir. Bu durumda, topuklara yapılan masaj, bağırsaklara iyi gelecektir. Eğer topuklarınız çok sert ise, küçük bir topun üzerine basarak masaj yapabilirsiniz.

Ayağın Merkezi

Ayağın orta kısmı, böbrekler, mide, pankreas ve dalak gibi organları içinde barındıran, sindirim sistemine denk gelir. Ayağın ortasındaki sertlikler, böbrek ve safra kesesi taşlarının habercisi olabilir.

Ayağın Rengi

Ayaklarınızın rengi sarı ise bu, safra kesesi veya böbreklerdeki sorunu işaret ediyor olabilir. Ayaklardaki yeşilimsi renk ise dalak veya lenf sistemi ile ilgilidir. Bu işaretler, sıkıntıları önlemede önemlidir. Eğer ayak rengine çok önem vermezseniz, vücudunuzdaki toksinler birikip, kist oluşturabilirler ve size zarar verecek hale gelebilirler.

Ayak Parmakları ile Kafanın İlişkisi

Ayak parmakları, vücudun üst kısımlarını işaret eder.

Dördüncü ayak parmağının ucunda veya dibinde bulunan nasırlar, safra kesesinin iyi çalışmadığının habercisidir. Dördüncü ayak parmağının çok sert, biraz bükük ve ağrılı olması safra kesesindeki taşların işaretçisidir.

Böbrek taşlarını işaret eden başka bir durum ise, ayak baş parmağının, ikinci parmağa doğru bükük olmasıdır.

Böyle durumlarda, yediklerinize dikkat ederek vücudu arındırmak, toksinleri atmaya çalışıp; sağlıklı olmaya yardımcı olan doğal haplar alabilirsiniz.

feet3

Soğuk Ayaklar

Elleriniz gibi ayaklarınız da genelde soğuk ise, vücudunuzun ısısı dengeli olmayabilir. Bu durum, sindirim sistemine çok yüklenildiğinin ve bağırsaklarda sorun olduğunun habercisidir. Bu durumda, yediklerinize dikkat etmeli ve bağırsakların çalışmasını düzenlemeye özen göstermelisiniz. Ayaklarınızı sıcak suda bekletebilir veya zencefil yağıyla ayaklarınızı ısıtmak için masaj yapabilirsiniz.

Gut Atakları

Ayak baş parmağının dibi ve ayak bilekleri kızarmış, şişmiş ve sancılı ise, bu durum guy atağının göstergesi olabilir. Gut atağı, vücuttaki ürik asidin çok fazla olmas durumudur. Böyle bir durumda vücut, dengesini sağlayabilmek için bu toksinlerden (bu durumda ürik asitten) kurtulmaya çalışır. Bu nedenle, gut ataklarında el ve ayaklarda bazı rahatsızlıklar görülür.

Son Olarak

Çıplak ayakla kumlarda, taze çimenlerin üstünde, nemli toptakta ve suda yürümek, vücuda çok iyi gelmektedir. Bu alışkanlık, organların fonksiyonunu arttırır, vücudu aktifleştirir ve stresten arınmaya yardımcı olur.

feet4

Ayrıca ayaklara düzenli olarak masaj yapmak ve ağrılı ve nasırlı bölgeleri kontrol etmek de sağlık için önemlidir.

Son olarak, ayak refleksologlarına danışmak, ayaktan başlayan hastalıklardan kurtulmaya yardımcı olacaktır. Bu gibi durumlarda refleksolog tedavisi, iyi sonuçlar alabilmek için, birkaç ay devam etmelidir.

Fotoğraflar, M Robinson, HeyDanielle, ve Rogiro izinleriyle kullanılmıştır.

kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TANRININ BURÇLARA VERDİĞİ GÖREVLER:

12027682_10153388150584843_3201424901493338273_n[1]

Tanrı, bir sabah oniki cocugun onunde durdu ve her birine yasamın
tohumlarını ekti. Cocuklar kendilerine verilen armagani almak icin birer
birer one ciktilar.

“KOÇ! Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektigin her bir tohuma
karsılık elinde bir milyon tohum bulacaksin, fakat onlarin buyumelerini
gorecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına BEN’i yerlestirecek ilk kisi
sen olacaksın, fakat bu dusunceyi gelistirme ya da hakkinda soru sormak
senin gorevin olmayacak. Yasaminin sebebi eylemdir ve bu eylem insanlara
BENİM YARATICILIGIMI haber verecektir. Iyi calisabilmen icin sana KENDINI
BEGENME ozelligini veriyorum.” Ve Koç sessizce yerine cekildi.

“BOĞA! Sana tohumu madde haline getirme gucunu veriyorum. Baslanmıs olan
butun isleri senin bitirmen gerektigi icin gorevin cok sabir istemektedir,
aksi halde tohumlar ruzgarda savrulup kaybolacaktir. Yapmani istedigim bu
gorev icin soru sormayacak, isin ortasında dusunceni degistirmeyecek ve
baskalarindan destek beklemeyeceksin. Bunun icin sana GUCLULUGU veriyorum.
Onu akillica kullan.” Ve Boğa yerine cekildi.

“İKİZLER! Sana insanlarin cevrelerinde gordukleri seyi anlamalarini
saglayabilmen icin cevapsiz sorular veriyorum. Insanlarin neden konusup,
neden dinlediklerini hiç bir zaman bilmeyeceksin, fakat cevap bulmak icin
yapacagın arastirmalarda sana armagan olan BILGI’yi bulacaksin.” Ve
İkizler yerine cekildi.

“YENGEÇ! Sana insanlara duyguyu ogretme gorevini veriyorum. butun duyguyu
yasayarak ogrenmeleri ve olgunluga ulasmalari icin onlari hem aglatip hem
guldureceksin. Sana olgunlugu hizla arttiracak olan AILE armaganini
veriyorum.” Ve Yengeç yerine cekildi.

“ASLAN! Sana YARATICILIGIMIN tum gorkemini dunyaya gosterme gorevini
veriyorum. Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaraticiligin senin
degil, BENIM oldugunu daima hatırlamalisin. Eger bunu unutursan insanlar
seni kucuk goreceklerdir. Bu gorevi iyi bir sekilde yerine getirirsen
buyuk haz duyacaksin. Bunun icin sana armaganim ONUR’dur.”. Ve Aslan
yerine cekildi.

“BAŞAK! Sende insanlarin BENIM YARATTIKLARIMLA neler yaptiklarini sinamani
istiyorum. Onlarin ne yaptiklarini dikkatlice inceleyip kusurlarini
hatirlatacaksin ve boylece BENIM YARATTIKLARIMI iyice ogrenmelerini
saglayacaksin. Sana bunu yapabilmen icin SAF DUSUNCE’yi armagan ediyorum.”
Ve Basak yerine cekildi.

“TERAZİ! Sana insanlarin birbirlerine karsi olan gorevlerini
hatirlayabilmeleri icin hizmet erdemini veriyorum. Boylece insanlar
isbirligini ogrenecek ve kendi davranislarinin diger yonlerini de yansitma
yetenegini edineceklerdir. Ve uyumsuzluk olan ger yere seni
yerlestirecegim ve bu gayretlerin icin sana armaganim SEVGİ’dir.”

“AKREP! Sana cok guc bir gorev veriyorum. Insanlara dusunduklerini anlama
yetenegi verdigim halde, anladiklarini soylemene izin vermeyecegim. Bircok
kez gorduklerinle acı cekecek ve bu aci ile BENden uzaklasacaksin. Bu
acinin BENden degil benim yanlis anlasilmis olmamdan dogdugunu
unutacaksin. Bircak insani hayvan gibi gorecek ve onlarin hayvansal
içguduleriyle oylesine ugrasacaksin ki yolunu sasiracaksin, fakat sonunda
gene BANA doneceksin. Akrep sana en ustun armaganım olan AMAC’i
veriyorum.”

“YAY! Senden BENI yanlis anlayip caresizlige dustuklerinde insanlari
guldurmeni istiyorum. Guldurme insanlara umut verecek ve bu umutla
insanlarin gozlerini BANA cevirmelerini saglayacaksin. Bircok kisinin
yasamina yalniz bir an icin girecek ve girdigin her yasantidaki
huzursuzlugu taniyacaksin. Sana Yay, karanliktaki her koseye erisip
aydinlatabilmen icin SONSUZ BEREKET veriyorum.”

“OĞLAK! Senden insanlara calismayi ogretmen için alınterini
istiyorum. Tüm insanların yükünü omuzlarında tasıyacagın için bu görev hiç
de kolay değildir. Ama bu boyundurugun yükü için senin ellerine insanlığın
SORUMLULUĞUnu koyuyorum.”

“KOVA! Sana insanların tüm olanakları gorebilmeleriçin gelecek
kavramını veriyorum. BENİM SEVGİMİ kişileştirmen için yalnızlık acısını
cok duyacaksın. İnsanların gozlerini yeni olanaklara cevirebilmeleri icin
sana OZGURLUGU armagan ediyorum.”

“BALIK! Sana hepsinden daha guc bir gorev veriyorum. Senden
insanların uzuntulerini toplayip BANA geri getirmeni istiyorum. Senin
gozyaslarin sonunda benim gozyaslarım olacak. Senin topladıgın uzuntuler
insanlarin BENİ yanlis anlamalarindan dogmus uzuntulerdir, fakat senin
onlara verecegin sefkatle onlar yeniden BENI anlamaya calisacaklardir. Bu
guc gorev icin sana en buyuk armaganimi veriyorum. Sen oniki cocugum
arasında BENI tek anlayan olacaksin, fakat bu ANLAYIS yalnız senin
icindir, sen onu insanlara anlatmak istediginde onlar seni
dinlemeyeceklerdir.” Ve Balık yerine cekildi…

Hakan Akcaoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 8 Comments »

Bu bayramdan itibaren;

12033174_10153311442646725_6368169190324727501_n[1]

Bu bayramdan itibaren;

Eşlerin, sevgililerin, aşıkların; birbirini kontrol etmeyi bırakmasını, değiştirmeye çalışmadan sevmesini, ezilen, şikayet eden, eleştiren olmak yerine, farkındalığı yüksek, ne istediğini bilen, sorumluluk sahibi, sevecen, sevgi dolu, hoşgörülü kendilerine özel vakit ayıran, birbirini seven, sayan, çiftler olmalarını.

Dargınların barışmasını, küskünlüklerin bitmesini. Egosal savaşların sonlanmasını.

Bağımlılıkları olanların; ilişki, içki, sigara, maç vb. dengede yaşamalarını. İstemedikleri; iş, okul, ilişki, kilo, mekan, değişiklerini , cesaretle gerçekleştirmelerini, hayalini kurdukları; iş, ev, meslek, ilişki ve bedende olmalarını.

Çok sevdiği şeyleri yapmalarını, dinlenmelerini, yavaşlamalarını, özgür olmalarını.

Ülkemizin; sevgi, kardeşlik, birlik, beraberlik, dostluk, umut içinde yaşamasını.

Sevdiklerimizin gözlerinin içine, doya doya bakmayı, sevdiklerimizle hoşsohbetler içerisinde vakit geçirmeyi, sağlık, sevgi, keyif, bolluk, bereketle dopdolu nice nice bayramlar yaşamayı diliyorum. OL’DU🙏 OL’DU 🙏OL’DU🙏Sevgi ve Işıkla

Şeray Şengel Akgün

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Büyüklerin Küçük Prens’ten Öğrendiği 11 Hayat Dersi

Şanslı olanların çocukken tanıştığı, bu yazıyı yazan gibi çok geç tanışanların hayran olduğu, asla çocuk kitabı olmayan çocuk kitabı: Küçük Prens. Barındırdığı felsefelerle her yıl, her yaş tekrar okunması gereken, her okunduğunda kişiye yeni bir yol açan, farklı bir algı yaratan Saint-Exupéry’nin şaheseri.

“Hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam 6 yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra…” Saint-Exupéry

Dünya çapında 140 milyon kopya satan “Küçük Prens” okuyanı yetişkinliğe hazırlayan derslerle dolu. Kitap sadece çocuklara nasıl ‘yetişkin’ olunuru öğretmiyor, yetişkinlere de nasıl “iyi” yetişkin olunuru hatırlatıyor.

“Le Petit Prince”in bizi nasıl yetişkinliğe hazırladığını hatırlayalım istedik sadece. Huzurlarınızda Küçük Prens’in büyüklere verdiği 11 hayat dersi…

Bakmaya değil, görmeye çalış

fil-yutan-boa
Çöldeki pilot fil yutmuş bir boa yılanı çizdiğinde, etrafındaki büyükler bir şapka gördü. Büyüklerin yorumları cansız ve donuk, hayalgüçleri ise çoktan onları terk etmişti. Yetişkinler görmeyi ve hissetmeyi terk ettiği için pilot bu muhteşem kariyerinden vazgeçti.

Gerçek duygularını saklamak daha önemli şeylere bedel olabilir

gezegendeki-gul
Küçük prens beslediği ve baktığı gülüne yeni gezegenler keşfetmek istediğini ima ettiğinde, gülü ona ihtiyacı olmadığını ve kendi başına idare edebileceğini iddia etti. Küçük Prens, gülün saçma davranışlarının sebebinin incinmesi olduğunu farketmesine rağmen onu terk etti.

Başkalarını değil kendini yargıla

kendini-begenmis-kral
İlk uğradığı gezegende, tüm gezegen nüfusunu kaplayan ve kendini her şeyin hükümdarı sanan kralla tanıştı. Küçük Prens ne yaptığını tam olarak kavrayamasa da kral ona kendini yargılamanın başkalarını yargılamaktan çok daha zor ve çok daha önemli olduğunu öğretti.

Birey olmak kendini yargılamaktan geçiyor.

Kibirli olma

palyaco-kucuk-prens
İkinci gezegende Küçük Prens’i kendini beğenmiş, zamanını başkalarının hayranlığını arayarak geçiren kibirli bir adam karşıladı.

Başkalarının hayranlığını kazanmak için yaşıyorsan kendin için asla yaşamayazsın. Ve sadece kendin için yaşıyorsan, kimse seni sevmez ve seninle ilgilenmez.

Unutmak için içmek berbat ve zayıf bir çabadır

unutmak-icin-icmek
Unutmak için içen ayyaş adam utandı. Ayyaş utandı çünkü içiyordu. Küçük Prens, çiçek ekmek gibi çok daha heyecan verici şeyler yapmak varken gününü içerek geçiren adamı garipsedi.

Bizim için büyümek sonsuz bir kısır döngüdür ve büyümek her zaman kederlidir.

Kendini asla fazla ciddiye alma

kendini-ciddiye-almak
Küçük Prens, kendini galaksideki tüm yıldızların sahibi olduğunu düşünen bir işadamı ile tanıştı. “Ben onları yönetiyorum. Onları tekrar tekrar sayıyorum. Bu zor bir iş, ve ben ciddi biriyim.” Ama bu ciddiyet onun monoton bir yaşamı olmasına sebep verdi, yalnız bir hayat, sahip olduğu yıldızların güzelliğini göremediği bir hayat.

Eğlenceyi unutma

eglenceyi-unutma
Gün boyunca fenerin ışıklarını açıp kapatması için gelen emirleri görev bilinciyle uygulayan fenerci, Küçük Prens’in saygısını kazanmıştı. Gezegeninde her gün bir dakikaya denk geldiği için, o dinlenecek bir dakika bile bulamıyordu.

Kısacası ömür su gibi akıp geçiyor.

Keşfetmek için içgüdülerini takip et

cografyaci
Küçük Prens, uzak diyarları araştırmakla çok meşgul olduğu için kendi dünyasını keşfetmeyi reddeden bir coğrafyacıyla karşılaştığında öğreniyoruz ki keşfetmek istediğimiz yerleri araştırırken aslında hiçbir yere gitmemiş olma tuzağına düşmek çok çok kolay.

Yabancılardan öğreneceğin çok şey olabilir

yabancilara-guven
Tilkiler genellikle hilebaz ve kötü olarak tasvir edilirdi oysa ki bu tilkinin ihtiyacı olan tek şey dostluk ve arkadaşlıktı. Küçük Prens tilki arkadaşından 3 önemli hayat dersi öğrendi.
“Bir tek kalp ile açıkça görürsün, önemli şeyler göze görünmez.”
“Gülünü önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”
“Aldığın terbiye kadar sorumlu biri olursun.”

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz

benim-gulum
Küçük Prens, güzel güllerin bulunduğu bahçenin ortasında bile kendi gülünü düşünmekten vazgeçemiyor. Hiç biri kendi gülünün yerini tutmuyordu.

“..Güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o…”

Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir

Pilot Küçük Prensi tanıması ve sevmesine rağmen, onu Dünya’da tutmanın arkadaşını inciteceğini bilmekteydi. Küçük Prens ayrılmadan önce pilota şöyle dedi: “Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım… Ben gülüyor olacağım bir tanesinde.. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında, bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak…”

Bazen insanların gitmelerine izin vermeliyiz, çünkü onları tutmak, onları kapana, kafese koymak, tutsak etmek gibidir. Ve bu noktada onları salıvermek gerçek aşkın en doğru ispatı olacaktır…

kaynak: liste liste

Çisem Dağdelen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hipertansiyonla Savaşta En İyi Yöntemler…

complications-of-hypertension[1]

Yüksek kan basıncı olarak da bilinen arteriyel hipertansiyon; kişinin sistolik basınç değerlerinin 140 mm Hg veya daha yüksek ve diastolik basınç değerlerinin 90 mm Hg veya daha yüksek olmasıdır. Hipertansiyon hastalarının, kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha fazla olur.

Kalp hastalıkları dünyadaki hastalık ve ölümlerin başlıca sebebi olduğu için, mümkün olduğunca kısa sürede tedavi edilmeleri çok önemlidir. Şimdi sizlere üç ana nokta ile riski nasıl azaltacağınızı göstereceğiz ve bazı ilaçlar ve ipuçlarından bahsedeceğiz.

Olası Sebepleri

Hipertansiyonun bütün potansiyel sebepleri henüz bilinmese de, genetik durumlardan dolayı oluşabileceği ve yaşam tarzından büyük ölçüde etkilendiği kanıtlanmıştır:

  • Aşırı tuz ve tuzlu gıda tüketimi
  • Obezite
  • Stres ve duygusal yükler
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Amin içeren gıdaların (tuzlanmış peynir, bira ve şarküteri ürünleri) aşırı tüketimi

Birçok durumda, özellikle de yalnızca diastolik basınç yüksek olduğunda, bu durum karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Böyle bir durumda; böbreklerimize iyi bakmalı, sebze ve meyve yönünden zengin bir beslenme programı uygulamalı ve ayrıca uygun miktarda C vitamini içeren besinler tüketmeliyiz.

Semptomlar

Yüksek kan basıncı ile ilgili asıl sorun, birçok durumda hiçbir semptom görülmemesidir, bu da çok büyük bir risk oluşturabilir. Görülebilecek bazı semptomlar şunlardır:

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Nefes alıp vermede güçlük
  • Göğüs ağrısı
  • Kulak çınlaması ve uğultusu
  • Burun kanaması
  • Bulanık görme
  • Aşırı terleme

Bu semptomlardan birine sahipseniz veya yüksek kan basıncınızın olduğundan şüpheleniyorsanız, en yakın hastaneye veya eczaneye giderek kan basıncınızı ölçtürebilirsiniz ve/veya en yakın zamanda doktora gitmelisiniz.

Sarımsak

Sarımsak, kanı zararlı maddelerden arındırma ve bağırsakları temizleme gibi pek çok tedavide kullanılabilen mükemmel, şifalı bir besindir. Yüksek kan basıncında ise sarımsak, kan damarlarını ve arterleri genişletici görev görür.

Pek çok kişi sarımsağın faydalarını bilir ve her sabah çiğ sarımsak tüketir. Daha lezzetli olması için tost ekmeğine sürebilir, üzerine biraz zeytinyağı ekleyebilirsiniz.

Diğer bir seçenek olarak da, Tibet sarımsak kürünü deneyebilirsiniz.

Sarımsağın kokusuna ve tadına karşı hassas olanlar ise, sarımsak yağı veya sarımsak kapsülü alabilir.

garlic

Limon

Limondan kesinlikle bahsetmemiz gerekir. Asidik bir meyve olmasına rağmen, diğer narenciye meyvelerinden farklı olarak, mideye indiğinde asitleri etkisiz hale getirme özelliği vardır. Ayrıca C vitamini bakımından zengin, harika bir kan temizleyicidir. Yüksek kan basıncına olan faydası ise, sertleşmiş kan damarlarının yumuşamasına ve daha esnek olmasına yardımcı olmasıdır. Üstelik limon, kalp yetmezliğini önlemeye yardımcı olabilen B vitamininden bol miktarda içerir.

Enginar

Enginarın idrar sökücü özelliği vardır. Fazla sıvıyı vücuttan atarak arteriyel tansiyonu düşürür. Yüksek kan basıncı için doğal bir ilaç olarak kabul edilir. Bu bitki ayrıca, arteriyel hipertansiyonu düşüren potasyumdan yüksek miktarda içerir. Sindirime yardımcı olur ve böbrekleri korur.

Enginar bulduğunuzda, soteleyerek veya fırında pişirerek düzenli olarak tüketmenizi tavsiye ediyoruz. Sezonu olmadığında enginar konservesini veya doğal enginar özünü tercih edebilirsiniz.

artichoke-foodiesathome

Diğer Tavsiyeler

  • Kollarınızı sıcak suda, ayaklarınızı ılık-serin suda yıkayın.
  • İdrar sökücü ilaç kullanıyorsanız, hassasiyet ve gerginliğin artmaması için ayrıca potasyum takviyesi almanız veya potasyum içeren yiyecekler (domates, et/balık suyu, muz, smoothieler vb.) tüketmeniz faydalı olacaktır.
  • Egzersiz yapmak önemlidir. Haftada en az üç kez, günde 30-45 dakika enerjik bir şekilde yürümenizi, koşmanızı, bisiklet sürmenizi veya yüzmenizi öneriyoruz.
  • Size yardımcı olabilecek bazı takviyeler var: Koenzim Q10, B5 Vitamini, C Vitamini ve E Vitamini.
  • Kahve, zencefil, çay, mate çayı, meyan kökü ve tütün ürünlerinden uzak durmanızı öneriyoruz. Düzenli olarak tüketildiğinde bu maddeler kan basıncını yükseltir.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

On Kapıdan Birini Seçin Kişiliğini Keşfedin…

numaralandirilmis-kapilar[1]

Daha önce “On Kapı Kişilik Testi”ni duydunuz mu? Bu test on kapı arasından birini seçerek kişilik çeşidinizi keşfetmenize yardımcı oluyor. İşe, yukarıdaki alternatiflerden bir kapı seçerek başlayın ve takip eden makalede kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

Niçin Kapılar?

Bu testin ardındaki sembolizm gerçekten şaşırtıcı. Belki henüz farkında değilsiniz ancak, hayatlarımızdaki her adımda bir kapıdan geçmek zorundayız. Bugüne kadar kaç kapıdan geçtiğinizi, kaçını çaldığınızı ve geleceğinize giden yolda kaç kapı açtığınızı hiç düşündünüz mü?

Kapılar heryerdeler; evimizde iken kapılar bizler için güvenlik sembolleridirler, bir ziyarete gittiğimizdeyse kapılar bizi karşılamak için yine oradadırlar. İşlevleri her zaman aynı olsa da (içeriye girmenize izin vermek, veya vermemek), kapılar değişik ölçü, şekil, materyal, model ve tasarımdadırlar.

Bir ev inşa edilirken, dış kapı, evi tamamlayıcı son bir dokunuş olarak düşünülür. Ahşap olsun, cam veya alüminyum olsun kapılar; önümüzde açılırlar ve bizleri farklı bir dünyanın içerisine alırlar.

İstenilen şeye ulaşma imkanı verilmemek anlamına gelen “kapılar yüzüne kapanmak” deyimini mutlaka duymuşsunuzdur. Veya herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak anlamına gelen “kapıları açık tutmak” deyimini…

Kişiliğinizi ortaya çıkaracak olan şey, bir kapıdan daha iyi ne olabilir ki? Yukarıdaki resimde numaralandırılmış kapılardan birini seçin. Seçiminizi, sevdiğiniz renge veya sayıya göre yapmayın, sadece bütünüyle gözünüze ilk takılan kapıyı seçin. Sonra aşağıdaki analizleri okuyun ve seçtiğiniz kapıya ait kişilik özellikleri ile kendinizi kıyaslayın.

On Kapı, On Farklı Kişilik

Bir Numaralı Kapı

Bu kapı, turkuaz renkte, çift kanatlı, hem içeriyi, hem de dışarıyı görebilmenize olanak tanıyan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, her şeyin açıkta, görünülebilir olmasından hoşlanan, tam bir eğlence insanısınız demektir. Siz, duygularını gizlemeyen, ve hayat ile ilgili problemleri basit bir yaklaşımla ele alan bir kişiliksiniz. Hayatın sunduğu küçük hazları minnettarlıkla karşılayan, seyahat etmekten ve yeni kültürler tanımaktan hoşlanan bir yapınız var. Her zaman diğerleri için en iyisini istersiniz ve konuklarınız için rahat bir atmosfer oluşturmaktan sizi hiçbir şey alıkoyamaz.

İki Numaralı Kapı

Koyu görünümüyle siyah bir kapı. Kolu kenarında yer alan ve gözetleme deliği bulunmayan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bunun sebebi; sizin sade, lükse düşkün olmayan, her zaman veren ve yaptıkları ile gurur duyan ancak daha ileri gitmekle ilgili sorun yaşayan bir yapıda olmanızdır. Unutmamalısınız ki; hayatta, bir kere bile olsa, biraz renkli olmaktan ve hayatın size sunacağı aksiyonlar ile -pozitif olmasa dahi- deneyimlerden zarar gelmez.

Üç Numaralı Kapı

Eğer bu çarpıcı, turuncu renkte, stil sahibi tokmağı ve mandalı olan kapıyı seçtiyseniz, gittiği her yerde ilgiyi üzerinde toplayan, orijinal ve ilginç bir kişiliğiniz var demektir. Tanıştığınız herkes üzerinde unutulamaz bir etki bırakan, ve birçok şeyi yapmakta oldukça başarılı olan bir insansınız. Sanattan hoşlanırsınız ve hemen hemen hiçbir şeyden bir şeyler üretebilirsiniz. Bu kişilikteki insanlar, dünya ile her zaman bağı bulunmayan fanteziler içinde yaşamaya eğilimlidirler ve bir baloncuğun içinde yaşıyor olduklarını çoğu zaman farkedemezler.

Dört Numaralı Kapı

Koyu yeşil renkte, antika dizaynlı, üzerinde birçok kilidi bulunan bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar; müzik, edebiyat, resim veya heykel gibi sanat dallarına yatkın kişiliklerdir. Bazen açık ve arkadaş canlısı biri olabilirken, bazense kapalı ve kendine has bir yaşam tarzı güdebilirler. Bu kapıyı seçenlerdenseniz, kendi düşüncelerinizi ve problemlerinizi kendinize saklama eğilimindesinizdir. Diğerlerinin sizi bir kaya gibi sağlam görmesini istersiniz çünkü.

Beş Numaralı Kapı

Dikkat çekici, mor renkli, üstünde küçük bir penceresi bulunan bir kapı. Bu kapıyı mı seçtiniz? Eğer öyleyse, kendinizi bir yere, bir gruba dahil hissetmeyi önemsiyorsunuz demektir. Ortaya birçok şey koyuyor, yaratıcı olabilmenize olanak tanıyacak şeyler yapıyorsunuz, ancak çoğu zaman bunlarla öylesine meşgulsünüz ki, çevrenizde olup bitenlerin farkında olamayabiliyorsunuz. Bazen biraz rahat olmakta, rutinden sıyrılmakta fayda var. Aktivitelerle doldurulmamış bir gün, boşa geçirilmiş bir gün demek değildir.

Altı Numaralı Kapı

Kırmızı renkte, altın detaylı; gözetleme deliği, tokmağı ve posta yuvası bulunan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, kendinizden oldukça eminsiniz. Detaylar konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli bir bakış açısına sahipsiniz. Nasıl göründüğünüzü ve diğerlerinin sizi nasıl gördüklerini önemsiyorsunuz, ancak işin özünde tam bir facia gibi hissediyorsunuz. Dikkatli olun çünkü kendinize zarar verebilecek bir eğiliminiz olabilir. Diğerleri size nasıl bakarlarsa baksınlar, hakkınızda ne düşünürlerse düşünsünler; kendiniz için yaşamanız gerektiğini hatırlayın, başkaları için değil.

Yedi Numaralı Kapı

Beyaz, sade, ahşaptan yapılmış, detaysız ve biraz da yıpranmış bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar, sade, minimalist ve her zaman yapacak önemli işleri olan kişiliklerdir. Kendilerini diğerlerine adamışlardır. Oldukça duygusaldırlar ve etraflarını duygulara hitap eden objelerle doldurmuşlardır. Aile ve arkadaşları, olmazsa olmazlarıdır. Hallerinden memnun ve sağlam kişiliktedirler. Onlara tavsiye; hayatlarındaki formaliteleri biraz değiştirme fırsatından faydalanmaları.

Sekiz Numaralı Kapı

Kapı kolu ve tokmağı ihtiyatla renklendirilmiş, modern, mavi bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, eğlenceli ve şakacı, yüreği sonsuza dek genç kalacak birisiniz demektir. Kendinize karşı güven problemleri yaşıyor ve hayatınızın belirli alanlarına dair kaygılar besliyorsunuz. Biraz dağınık, gururlu ve kendisini daha fazla sevmesi gereken bir yapıdasınız. Yanıtı, kendinizi özgürce ifade etmekte bulabilirsiniz.

Dokuz Numaralı Kapı

Açık yeşil renkte, oldukça ağırbaşlı bir kapı. Biraz yıpranmış; en göze çarpan özelliği, ekipmanlarının, kendi ölçülerine göre biraz büyük olması olan bir kapı. Bu kapıyı seçenlerin kişiliklerinin ardında yatan; her zaman nesnelerin nasıl işlediklerine dikkat eden ve muazzam bir problem çözme yeteneğine sahip kişiliklerde olmalarıdır. Bunlar, oldukça pratik insanlardır. Temel olana bağlı, karmaşadan uzak, sade yaşamlar sürerler. Kolayca memnun olurlar ve başkalarına yardım etmekten, onlar için bir şeyler yapmaktan memnuniyet duyarlar. Bu tarz insanların, hayatlarında, kendi hayret ve merak sezgilerine daha fazla yer açmaları gerekir.

On Numaralı Kapı

Ahşaptan yapılmış, doğal dokunuşlarla tamamlanmış geniş bir kapı. Üst kısmında dört küçük penceresi bulunmakta. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bütünlük ve istikrara önem veriyor olmalısınız. Ayrıca, en küçük detaylardaki kaliteden dahi keyif alıyorsunuz. Her zaman ne istediğini bilen ve hayatı güvenli yaşamaktan hoşlanan birisiniz. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız, yaratıcılığınızı arka plana itebilirsiniz. Şunu hatırlamakta fayda var; hayatınızdaki problemler sizin ve kimse onları çözmekle yükümlü değil.

kaynak: sağlığa bir adım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bugün hepimiz için dua ettim

10408799_10152905303927014_686361189421216421_n[2]

DUA

Bugün hepimiz için dua ettim İki elimi açtım gökyüzüne Tüm sevgileri diledim Olmayacak şeylere Âmin dedim Değil mi ki iste dedi yukarıdaki Ben herşeyi gönülden diledim

Bugün hepimiz için dua ettim Yeni doğmuş bebek kadar masum Henüz kirlenmemiş yürek kadar saf Yeniden başlamayı diledim Herşey baştan olsun istedim.

Bugün hepimiz için dua ettim İnandığımız yüreklerden yalan görmek istemedim Madem ki sevmişiz yürekten Karşılık diledim beklemeden Sevse de olur sevmese de Ben onu sevmişsem derinden

Bugün hepimiz için dua ettim Açlık nedir bilmeden Yaşasın istedim insanlar Elde avuçta ne varsa Paylaşsın tüm canlılar Bolluk artsın soframızda Bozulmasın hiç ağzımızdaki tatlar

Bugün hepimiz için dua ettim Savaşları olmayan bir dünyada Barış içinde yaşamak için İnsanlığa merhamet diledim Yüreğimdekini kaybetmeden Bu güzel hayatı yaşayabilmek için

Bugün şükrettim ben Tanrı’ya Verdiği tüm nimetler için Vermediği içinde Kabul olsun ettiğimiz dualar Söyleyelim hep birlikte bir âmin Ancak çalışmaktır herşeye zemin

09/09/2014 Betül Zavaro

Cebinde iki not taşıyacaksın… Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

gokkusagi[1]

Cebinde iki not taşıyacaksın.. .

Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmaya başladığında ikincisini, Yaşadığın hayattan Zevk almamaya başladığında ise birinci notu okuyacaksın…

HAYAT SEVİNCE GÜZEL… ÖNCE KENDİNİ.. SONRA HERKESİ.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocukların Hayata Önyargıyla Bakmasına Sebep Olan Masallardan 17 Mesaj

Masallar küçük yaşlarda kafamızda bir sürü yargı oluşutuyor. Ailemiz ve bize anlattıklarından hareketle davranışlarımız şekillenmeye başlıyor. Peki, çocukken sürekli dinlediğimiz masallardaki önyargılar ne olacak? Hayata böyle bakınca daha pembe bir dünya olduğuna emin miyiz?

1. Tüm prensesler güzeldir!

Tüm prensesler güzeldir!
Kendini çirkin bulan kız çocukları, büyük bir bunalıma girebilir. Tehlikenin farkında mısınız?

2. Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Beyaz atlı prens olma hayalini her çocuk kurabilir mi?

3. Üvey anneler her zaman kötüdür!

Üvey anneler her zaman kötüdür!

Anne-babaların boşanma oranın böyle yükseldiği bir devirde, çocuğa masallarla bunu aşılamak da ne doğru bir şey…

4. Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Buyrun yeni bir travmaya… Babam ölecek mi? Beni korumayacak mı?

5. Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Bu nasıl katı bir kuraldır? Yedi cüclerden biri neden prensesi öpemiyor da, illa uzun boylu yakışıklı prens geliyor?

6. Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Şimdi çocuklar çirkin buldukları herkesi cadı mı sansınlar? Güzel kadının içinde bir cadı yatamaz mı?

7. Güzel kadınların saçı uzun olur.

Güzel kadınların saçı uzun olur.

Bütün güzel masal kahramanları neden uzun saçlı? Kısa saçlı kadınlar prenses olamaz mı mesela?

8. Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Gece 12’de bal kabağına dönme sendromunu kim yaşamadı ki?

9. Her zaman iyiler kazanır!

Her zaman iyiler kazanır!
Çocuk kendini kötü göremez. O zaman her zaman kazanmayı bekler. Başına da hiç kötülük gelmeyeceğini düşünür. E, bu çocuk kötülükle karşılaşınca ne olacak peki?

10. Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Olursun da, onun böyle süper bir gücü, inanılmaz bir cesareti, dağları delmesi falan gerekir…

11. Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insandan bir şey alırsan, başına kesinlikle kötü bir şey gelir. Ne yani, elmayı veren cadı değil de, tatlı yaşlı bir nine olamayacak mı şimdi?

12. Fakirsen, ölürsün.

Fakirsen, ölürsün.

Kibritçi Kız’ı çocuklarımıza anlatmak isteriz elbette. Peki ya bu travma ne olacak?

13. Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.

Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.
Sonu nasıl biterse bitsin, o çocuk farklı olanı dışlayanları öğrenerek büyüyecek. Peki, kendini farklı gördüğü an hissettiği korku?

14. Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.

Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.
Prens ve Dilenci masalını anlatıp, fakir olan çocukların zihnini neden kirletelim?

15. Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Kırmızı Başlıklı Kız’da çok iyi ögeler var kabul. Ama masal dünyasında yaşayan çocukların, yeni şeyler denemesini engellemek doğru mu?

16. Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Cezasız kalan kötülerle yüzleşmeyecek mi bu çocuklar? Dünya o kadar adil değil…

17. Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.

Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.
Kral Çıplak’la büyüyen çocuk, nasıl etrafındakilere güvenecek?
onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burda Üçkağıtçı Ziya Yatıyor…

12043224_10153050185152014_6967274099151525389_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Git Beni Babamdan İste

12046922_10153050299122014_1640816432689795442_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »