Böbreklerinizi Bir Haftada Doğal Bir Şekilde Temizleyin

 böbrekler[1]

Böbreklerinizin görevlerinin arasında, kanınızı potansiyel olarak tehlikeli olan maddelerden idrar yoluyla temizlemek ve vücutsal sıvıları düzenlemek de vardır. Bunlar hayati organlar olduğu için onlara iyi bakmanız ve dengelerini korumanız gerekir.

Yılda bir veya iki kere uygulayabileceğiniz haftalık bir detoks ile böbreklerinizi kolayca ve doğal bir şekilde nasıl temizleyebileceğinizi açıklayacağız.

Ön Öneriler

Böbreklerinizi temizleyeceğiniz hafta süresince aşağıdaki gıdaları tüketmemeye özen gösterin:

  • Süt ve süt ürünleri
  • Başta kırmızı et ve söğüş olmak üzere etler
  • Deniz ürünleri
  • Beyaz şeker
  • Rafine veya sofra tuzu
  • Alkollü içecekler
  • Kahve
  • Tütün

Eğer ilaç kullanıyorsanız öncesinde doktora görünmenizi öneririz. En iyisi temizliği ilaç kullanmadığınızda uygulamaktır.

Ulak Otu ve Ananas Kabuğu Çayı

Her gün bir litre ulak otu ve ananas kabuğu çayı hazırlayın. Ananas kabuğunu yıkayın ve pişirin. Ulak otunu 10 dakika kaynatın ve 5 dakika da demlenmesine izin verin. Ananas kabuğunu ise 20 dakika kaynatın ve 10 dakika demlenmesine izin verin. Bunları ayrı ayrı olarak veya aynı anda hazırlayabilirsiniz.

ananas-kabuğu

Bu çay ılık bir hal aldığında buna bir miktar şeker otu katarak tatlandırabilirsiniz.

Bunu gün içerisinde mutlaka öğünlerin haricinde için. Öğleden sonra bu içeceği içmemenizi öneririz, çünkü geceleyin tuvalete gitmenize neden olacaktır.

Bu çay silikon gibi mineraller açısından zengindir ve vücudunuzdan fazla sıvıların elimine edilmesine ve böbrek iltihaplanmasını durdurmaya yardımcı olur.

Eğer idrar yolu enfeksiyonlarından muzdaripseniz, çaya ayrıca papaya da katabilirsiniz.

Arındırıcı Diyet

Arzu ettiğiniz sonuçları elde edebilmek için yediğiniz gıdalara dikkat etmelisiniz ve buradaki kurallara sıkı bir şekilde uymalısınız. Ayrıca vücudunuzun ani bir değişiklik deneyimlememesi için hem arındırıcı temizliğin öncesinde, hem de sonrasında diyetinize dikkat etmelisiniz.

Kahvaltı

Kahvaltıda bir meyve veya sebze içeceğinin yanı sıra yulaf ezmesi veya birkaç adet kepek ekmeğiyle tahin, avokado, yumurta veya sarımsak ve tereyağı tüketebilirsiniz.

Öğle Yemeği

Öğle yemeğine her gün soğan çorbasıyla başlayın. Bunu hazırlamak için her bir litre su için bir adet soğan haşlayın. Buna bir miktar maydanoz, limon ve bir tutam deniz tuzu ve acı biber katabilirsiniz.

İkinci bir tabak olarak aşağıdaki seçeneklere sahipsiniz ve her gün bunların arasından istediğiniz bir tanesini yiyebilirsiniz:

  • Kahverengi pilav ve baklagiller
  • Beyaz et ve salata
  • Balık ve ızgara sebzeler
  • Pesto soslu (taze fesleğen, çam fıstığı veya ceviz, sarımsak, yağ ve bir miktar deniz tuzu, hepsi iyice kıyılmalıdır) tahıllar (darı, quinoa, yulaf ezmesi).
  • Yumurta ve guacamole ile pirinç veya mısır kekleri
  • Mantar ve bezelyeli makarna
  • Domates, roka, avokado, salatalık, kuru meyveler, mısır, zeytin ve bir adet haşlanmış yumurtayla kepekli tost.

soğan-çorbası

Akşam yemeği

Akşam yemeği her gün bir sebze çorbasından oluşacaktır (lahana, kabak, balkabağı, soğan, vs.). Bunu bir çay kaşığı toz zerdeçal ve bir çorba kaşığı yulaf ezmesiyle birlikte kaynatın.

Tatlı olarak pişirilmiş elma ve fındık yiyebilirsiniz.

Öğünlerin Arasında

Eğer gün başlarında veya ortasında kendinizi aç hissederseniz meyve veya kuru meyve (hurma, erik, kayısı) yiyebilirsiniz.

Su İçmeniz Şart

Gün boyunca öğünler dışında vücudunuzun ihtiyacına göre su içmeniz gerekir. Bunu aşırıyı kaçmadan vücudunuzun gereksinimlerini karşılayacak şekilde yerine getirin. Eğer böbreklerinizde iltihaplanma söz konusuysa ve normal bir şekilde idrar çıkamıyorsanız, o zaman bu durum iyileşene kadar sıvıları abartmamakta yarar var.

Vücudunuzun güne iyi bir şekilde başlamasını ve işlevlerini yerine getirmesini sağlamak için aç karna ılık su içmek oldukça önemlidir.

Böbreklerinizi Isıtın

Böbrekleriniz, karaciğerinizle birlikte ısı uygulamasından doğrudan yararlanabilmektedir çünkü bu organların soğuma eğilimi vardır. Böbrekler aynı zamanda enerji seviyelerinizle yakından ilişkilidir ve bunlara ısı uygulamak onların sağlığını iyileştirecektir ve onları canlandıracaktır.

Bunu günde yarım saat süresince elektrikli bir ısıtıcı veya bir su torbası gibi bir alet aracılığıyla, masajla veya tüm alanı doğal yünle sararak uygulayabilirsiniz. Bu özellikle hava soğuk olduğunda akılda bulundurulmasında yarar olan bir tavsiye.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Damarlarınızı Temizlemek İçin Doğal Çözümler

Damarlarınızı Temizlemek İçin Doğal Çözümler

Damar tıkanıklığı kalp krizine neden olabilir. Bu yüzden, yaşam kalitenizi arttırmak için damarlarınızı “temiz” ve “açık” tutmanız çok önemlidir.

Her gün yediğiniz yiyecekler sağlığınıza zarar veriyor olabilir ve damarlarınızı tıkayarak kalbinize olan kan akışını engelleyebilir. Damarlarınızı temizleyecek yiyecek ve tedavileri öğrenmek için okumaya devam edin.

Damarlarınızı temizlemek için en iyi yiyecekler

  • Sarımsak: Sarımsağın ne kadar faydalı olduğunu biliyor musunuz? Sağlığa olan yararlarından dolayı sarımsak, evde hazırlanan tedavilerin çoğunda kullanılır. Çünkü sarımsağın içerdiği antioksidanlar bedendeki hasarla savaşır. Damarlardaki yağın (düşük yoğunluklu lipoproteinler, LDL veya “kötü kolesterol”) azaltılmasını sağlar. Tansiyonu düşürür. Sarımsağı isterseniz çiğ isterseniz pişirilmiş olarak tüketebileceğiniz sayısız tarif vardır.

Artery

  • Yulaf: Yulaf kendisinin yedi katı sıvı tutabilir ve düşük karbonhidrat içerir. Genelde endüstriyel atıştırmalıklar, pastane ürünleri, kekler ve etlerde kullanılır. Yulaf çok basit bir yiyecektir, kolesterolün damar duvarlarına “yapışmasını” ve damar sertliği oluşmasını önler, kalp hastalığı riskini azaltır.
  • Nar suyu: Kaliforniya, Los Angeles, İtalya ve Nepal’de yapılan araştırmalar, nar suyunun diğer tüm meyve ve malzemelerden hatta yabanmersini, portakal ve böğürtlenden daha fazla miktarda antioksidan içerdiğini göstermektedir.
  • Elma: Bu lezzetli meyve yüksek oranda, kolesterole bağlanan ve kolesterol seviyelerini düşüren bir lif olan pektin içerir. Ayrıca düzenli tüketildiğinde kalp krizi riskini %50 azaltan flavanoidler de içermektedir.

Artery2

  • Yağlı balık: Bedenin düzgün çalışmak için ihtiyaç duyduğu, son dönemde çok popülerleşen Omega-3 yap asitlerini içerir. Ayrıca damar tıkanıklıklarını açar. Bu tür balıkların arasında; sardalya, ringa, alabalık, ton balığı, uskumru ve somon bulunmaktadır.
  • Ceviz: Yüksek miktarda mono doymamış yağ ve Omega-3 yağ asidi içerir. Badem, fındık, yer fıstığı ve pekan cevizi gibi diğer yemişler de önerilmektedir. İster ara öğün olarak ister atıştırmalık veya meze olarak tüketebilirsiniz.
  • Zeytinyağı: Bir başka süper besin. Tüm özelliklerinden faydalanabilmek için soğuk preslenmiş natürel sızma zeytinyağı tüketmelisiniz. Bu yağ hem yemeklerinize lezzet katacak hem de kalp hastalığı riskini azaltacaktır çünkü zeytinyağı mono doymamış bir yağdır. Damarların duvarlarına yapışan tabaka “oksidize” olmuş kolesterolür.
  • Avokado: Bu meyve bol miktarda, vücut içerisinde oksidize olmayan mono doymamış yağ içerir. Bu sayede damar sertleşmesi veya damarlarda tabaka oluşması riskini yükseltmez.

Artery3

 
  • Domates: Yüksek miktarda likopen içerir. Bu oksitleyici, kötü veya LDL kolesterolün oksitleşip damar duvarlarına yapışmasını önler. Her gün öğünlerinizde domates tüketmek sizin için çok faydalı olacaktır.
  • Ispanak: Temel Reis’in o kadar güçlü olmasının nedeni ıspanak yemesiydi. Ispanağın yüksek oranda, kolesterolün oksitlenmesini önleyip damar sertleşmesi riskini önlediği bilinen C ve A vitamini içerdiği kanıtlanmıştır. Ispanak, marul veya pazı gibi pek çok sağlıklı özelliği olan, yeşil yapraklı bir bitkidir.
  • Tam tahıllar: Öğütülmemiş pirinç, esmer veya çavdar ekmeği, yulaf unu; tüm bunlar kalp sağlığı için çok faydalıdır. İçerdikleri çözülebilir lifler, kötü kolesterolün azaltılmasına ve damarlarda plak oluşmasının önlenmesine yardımcı olur.
  • Kuşkonmaz: Kuşkonmaz bulunabilecek en başarılı kan ve damar arındırıcısıdır. Damarlardaki kan basıncını azaltır, zararlı hatta ölümcül pıhtıların oluşmasını önler.

Artery4

Damarlarınızı temizlemeniz için üç tarif

Kendinizi yorgun hissediyor ama nedenini bilmiyorsanız veya kan testleriniz kolesterolünüzün yüksek olduğunu gösteriyor ama siz ilaç kullanmak istemiyor veya ilaç tedavisine doğal yollarla destek olmak istiyorsanız, sizinle paylaşacağımız bu 3 doğal damar temizleme tarifini bir kenara not edin.

  • Yarım bardak elma sirkesi ve bir diş kıyılmış sarımsağı iyicene karıştırın. Sabahları kahvaltıdan önce için ardından da bir bardak su için. Bir hafta boyunca tekrarlayın.
  • 3 havuç ve iki elmanın suyunu sıkın. Buzdolabına koyup daha sonra içebilirsiniz. Sabahları kahvaltıdan önce bir bardak için. Yedi gün boyunca tekrarlayın.
  • 3 yemek kaşığı bal ve yarım limon suyu ile bir karışım hazırlayın. İki yemek kaşığı ılık su ekleyin. İyicene karıştırın ve bir hafta boyunca her gün için.

Artery5

Fotoğraflar Patrick J Lynch, Colin Davis, lowjumpingfrog, Dan Foy, Jaanus Silla ve Alan Levine’in izniyle kullanılmıştır.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.

11986915_1181132375233879_7443601413258773913_n[1]  1898010_1181132348567215_5076275826304156839_n[1]

TROİD TEDAVİSİ
Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.
Troid bezinin çok çalışması ve ya az çalışmasının tedavisinin yanısıra HAŞİMATO TROİDİ adı verilen troid bezi iltihaplanmasının da tek tedavi (ilaçsız) şekli taze sıkılmış ZENCEFİL SUYU’dur.
Kullanım:
Sabah: 1 çorba kaşığı ( sabah ezanı aç iken )
Akşam: 1 çorba kaşığı ( akşam ezanı aç iken)
Hazırlanışı: Aktardan, büyük marketlerden ( AVM lerde de bulabilirsiniz) tedarik edeceğiniz taze zencefili yıkadıktan sonra katı meyve sıkacağında ve ya rende yardımıyla suyunu elde edebilirsiniz.
Her defasında taze olarak suyunu elde edebileceğiniz gibi bir küçük kavanozda bir kaç günlük olarak da hazırlayıp kullanabilirsiniz.
Zencefilin her zerresi çok değerlidir. suyu çıktıktan sonra geriye kalan tüm kısımları çay olarak hazırlayıp ailenize limon ve bal eşliğinde bir akşam çayı keyfi yaşatabilirsiniz. (Bu sayede hem bu rahatsızlıkları hem B12 vitamin eksikliği yaşamazlar)
Not: Taze zencefil suyu oldukça acıdır. İlk defa zencefil suyu ile tanışacak kardeşlerimiz başlangıç itibari ile tadından dolayı sıkıntı yaşayabilirler. Fakat zaman içinde sıhhatinize kavuştuğunuzu gördükçe bundan bile keyif aldığınızı göreceksiniz.
HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR…!
Sadece kan sulandırma özelliği olduğundan kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil aldıkları sürece bu ilaçları almaması gerekiyor. O ilacın görevini de zencefil suyu zaten gerçekleştirir.
Troidi az çalışan da çok çalışan da Haşimato troidi olan da mutlaka sonuca ulaşıyor.
TROİDLERİNDE NODÜL MEVCUT OLAN KARDEŞLERİMİZ DE DIŞARDAN NODÜLLERİN ÜZERİNE ZENCEFİL SUYU

kaynak: şifa damlacıkları

şifa evreni facebook sayfası

SÜREREK NODÜLLERİNDEN KURTULABİLİRLER.
BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN BİR KERE PAYLAŞINIZ TEŞEKKÜRLER

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

Metrodaki Kemancı

11990387_10207568710441073_953399809450175927_n[2]

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro
istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur.
Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir.
Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.

Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OSMANLI HEKİMLERİNİN İLACI GÜL

osmanli-hekimlerinin-ilaci-gul[1]

Uzmanlar, gülün sağlıkta sihirli bir güç olarak kabul ettiklerini belirttiler.”

Bir tutam gülün, baş, göz ve kulak ağrılarını giderdiği, bayılanı ayılttığı, cilde, beyne kuvvet, kalbe ferahlık verdiği, mide ve karaciğere şifa dağıttığı ifade edilen kitapta sağlıklı yaşam için de önemli ipuçları veriliyor.  Kokusu, rengi ve görüntüsüyle insanların duygularını ifade ederken iyi ve güzel olan her seyle özdeşleştirdiği gülün “ilaçların da en güzeli olduğu” bir kitapla anlatıldı.

Her Birinde Şifa Saklı

Göz hastalıkları, gözler, göz altları, göz kapağı ve çevresindeki sislikler için kuru gülle hazırlanan ilaçları öneren gül kurusunun sivilce, çıban ve cilt hastalıklarına iyi geldiğini bildirdiler. Gülün şarap veya sirke içinde pişirilmesiyle elde edilen gül lapasının da bas, göz ve kulak ağrılarını giderdiğini ifade den gülün C vitamini içerdiği ve bu nedenle soğuk algınlıklarında, enfeksiyonlarda bedenin savunma sistemini güçlendirdiğini vurguladılar.

Gülün kokusunun uzun süre kalmasını sağlamak amacıyla damıtma yöntemiyle yapılan gülsuyunun da birden fazla derde deva olduğuna değinen serinletici, ferahlatıcı özelliğinden dolayı ateşlenmeler ve ateşli hastalıklara tavsiye edilen gülsuyunun, sinirlilik, öfke ve heyecanlanmalarda yüze ve basa sürülebileceği önerisinde bulundular. Osmanlı döneminde bayılanlara gülsuyu kullanıldığını anlatarak, baş ağrılarında basa sürülen gülsuyunun, baştaki ateşi aldığını, ağrılara iyi geldiğini ve beyne kuvvet verdiğini ifade ettiler.

Gülsuyunun ağız ve boğaz ağrılarında, ferahlatıcı etkide bulunduğunu kaydeden uzmanlar “Osmanlı hekimlerinin ilacı, saraylı kadınların güzellik sırrı olan gülden daha fazla yararlanmayı bilmeliyiz” dan yararlanarak elde ettikleri bilgilere de yer verdiler. 13’üncü Yüzyılın önemli hekimi İbni Baytar’ın, gülsuyunu kaynatarak, buharına bası tutmanın, göz kızarıklıklarında, göz ağrılarında faydalı olduğunu ve yeni başlayan göz hastalıklarını tedavi ettiğini, hastalığın ilerlemesini önlediğini bildirdiğini aktardılar. Gülden elde edilen macunun da birçok alanda ilaç olarak kullanıldığını anlatan bu macunun sindirimi kolaylaştırdığı, karaciğere kuvvet verdiği ve midedeki salyayı, balgamı temizlediğini söylediler.

Gül macununun hazırlanışı hakkında da bilgi veren uzmanlar şöyle konuştular: “Yaklaşık 400 gram gül yaprağı alınır ve temizlenir, 800 gram şekerle güzelce ovulur, ardından kabın içinde güneşe bırakılır. Arada karıştırılarak 20 veya 30 gün güneşte bekletilir, sonra sırlı çömleğe konur. Hazırlanan gül macunun en önemli tıbbi etkisi, balgam salgılanmasını düzeltmesi, mideyi ve karaciğeri kuvvetlendirip rahatlatmasıdır.”

Gülsuyu ile hazırlanan ve Osmanlı’da “Cüllab” ismi verilen macunun da ateşi düşürdüğü ve harareti yok ettiğini kaydeden birçok hastalığın tedavisinde gül şurubu ile gül şerbetininin kullanıldığını söylediler. Gülden elde edilen gül sirkesinin de mide ve karaciğer için adeta şifa kaynağı olduğunu dile getirdi. Kokusundan esans yapılan gülyağının da bir tür ilaç olduğunun altını çizen gülün kokusunun dahi şifa kaynağı olduğunu savundular.

kaynak: tarım pusulası

Güzellik İksiri Gül

Gülün gençleştirici, kırışıkları giderici ve onarıcı etkisinin ispat edildiğini bildiren gül maskesini, tonik olarak gülsuyu ve gülyağı kullanılmasını tavsiye ettiler.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Belki de bir savaşa son vermek, ancak; savaştığınla şefkatle sarıldığında mümkün!

11986534_10203854504723325_983810725473790450_n[1]

Sevgili Dalia Maya’dan ne zamandır  bir yazı paylaşmak istiyordum. Bu yazı denk geldi iyi ki de geldi. Her sözüne, her kelimesine KATILIYORUM. Bu yazıyı aten okuyun ama bunun dışında kendisinin hem facebook hem twittwer hesabını takip etmenizi öneririm. Hayata bakış açısı ve sizi besleyen fikirleryle önünüze ışıl ışıl yollar açacaktır.

İyi ki varsın Dalia’cım seni çok seviyorum.

Anette

Pazar akşamı bayram! Bu ortamda bayram nasıl kutlanır? Kinin, insan -demeye dilim varmıyor- güruhlarının içinden bir volkan gibi patladığı, öfkenin kan kustuğu, gözü dönmüş kalabalıkların gencecik bedenlere döner bıçaklarıyla saldırdığı, vurduğu, kırdığı, kardeşin kardeşi yaktığı, iç savaş çığlıklarının atıldığı; kimin terörist, kimin yargıç, kimin katil, kimin cellat olduğunun bellli olmadığı, memleketin ölüm koktuğu bu ortamda nasıl kutlanır bayram? Hem de öyle bir bayram ki, Yıl Başı! Yahudilerin yılbaşı. Yılbaşı olması itibarıyla da Yaşam Başı! Bilmeyerek de olsa geçmiş yıl içinde yapılmış hatalardan, günahlardan af dilenerek, kendini tamir etmeye (tikkun olam diyoruz biz buna), daha iyi bir insan olarak yaşamaya açılan bir kapı gibi.. Ölümün değil, yaşamın kutsanmasıdır bu.

Nasıl kutlanır bu bayram böyle bir ortamda?

Belki de en çok şimdi kutlanır!!!
(İkinci Dünya Savaşında kamplarda ne olursa olsun, bir parça fazla kuru ekmek ile bile olsa kutlanmaya çalışıldığı gibi…) Vatanımızın üstüne kapanmış karanlık bulutlara rağmen, belki de en çok şimdi gerekiyor yaşamın kutsanması.
Belki de en çok şimdi, ölüm değil yaşam konuşulmalı.
Belki de en çok şimdi yükselmeli bir dua yüreklerden.
Belki de en çok dua ederken hatırlıyor insan insanlığını, arınıyor düşmanlıklardan, belki de en çok bayram günleri anlıyor insan neşenin içinde, kimsenin kimseden bir farkı olmadığını, aynı kaseden kaşıkladığımız gibi elma reçelimizi, Türk’ü, Kürdü, Alevisi, Ermenisi, Lazı, Rumu, eşcinseli ve daha niceleri…. aynı topraklardan beslendiğimizi, aynı sudan giderdiğimizi susuzluğumuzu, aynı hava ile nefes aldığımızı ve er ya da geç aynı topraklara karışacağımızı….
Belki de şimdi… her şeye rağmen, ya da tüm bu yaşanmakta olanlara en doğru cevap -yürekler dağlanırken alev alev acılarda- hep birlikte bir bayram kutlamasına dönüştürmek, kardeş kardeşe kavuşmak ve sarılmak gerek en çok.
Belki de bir savaşa son vermek, ancak; yemeğini savaştığınla aynı kaseden kaşıkladığında mümkün!
Belki de bir savaşa son vermek, ancak; savaştığınla şefkatle sarıldığında mümkün!

Dalia MAYA

Sonbaharın Gelmesiyle 21 Günlük Değişim Programı Başlıyor… Duyduk Duymadık Demeyin…

Slide111924960_979962195399233_2262772948252417140_n[1]

Karşımda sağlıklı, fit, içten, sıcak, insanlara yardım etmeyi hayatının amacı haline getirmiş bir insan yani ‘’Şevval Nüket Saraç’’ duruyor. Gözlerindeki ışıltıyı takip etmekten ilk başta anlattıklarına odaklanamıyorum , 39 yaşına kadar sağlıksız beslenme kaynaklı bir çok problemle boğuşmuş sonra bir gün (15 sene evvel oluyor o gün :)) artık bu böyle devam etmez demiş, ve önce kendi değişim programını uygulamaya başlamış.

11904700_981004791961640_7452140271210177442_n[1]  4
Sağlıklı beslenmeye, su içmeye, yürümeye ve Herbalife ürünlerine kullanmaya başlamış. Arkasından sonuç inanılmaz olmuş, enerjisi yükselmiş, güzelleşmiş, forma girmiş, dostluklar kurmaya başlamış ve ben bunu insanlarla büyütmeyelim demiş. Sağlıklı yaşam koçu olmuş, her gün danışanlarıyla birebir çalışmaya başlamış, beraber yürümüş, cesaret vermiş, yaşam enerjisi aşılamış, her telefonlarına cevap vermiş, Herbalife shakelerini beraber hazırlayıp içmiş, onlara nefes koçluğu yapmış. Anlayacağınız dokunduğu her hayatta mucizeler yaratmış…

10897119_858969454165175_4116552114565905897_n[2]  3
Ve sonbaharın gelmesiyle 21 günlük değişim programını başlatmaya karar vermiş. Aman kaçırmayın. Beylerbeyindeki kulübüne katılın, kendisini arayın, gülün, eğlenin, shakelerinizi için, doğru nefes alın ve yaşamınızı yenileyin derim…
Kendisinin Facebook Sayfası: Aroma Sağlıklı Yaşam Kulübü (Sayfa harika bilgilerle donatılmış mutlaka göz atın)
İnstagram Adresi: Herbalifeaktifkoc

8 6
Bir iki paragrafta da Nüket Hanım size kendisini ve programı anlatacak… Buyrun…
Yaşam bize hediye. Nasıl yaşıyacağımızı biz belirliyoruz. Gün, çabuk geçsin de diyebiliriz. Gün, ne çabuk bitti de diyebiliriz. İkisiniz arasındaki tek fark amacımızın olması ve onun için ne yaptığımız. Benim amacım her gün bir gün öncesinden daha iyi bir insan olabilmek, ruhumu beslemek, insanlara ve hayvanlara yardım edebilmek. Ben seçimimi 15.5 yıl önce yaptım. Daha sağlıklı, daha fit, daha aktif, daha özgür yaşamayı, daha çok insana yardım etmeyi seçtim. Sizin seçimleriniz ne?
Benim koçluğum ve Herbalife ile 21 günlük değişim programına var mısınız?

11986953_982622408466545_4531530661357052393_n[1] 11880680_975731419155644_2713761104787217348_n[2]
-Sağlıklı beslenerek, aç kalmadan kilolarınızı kolayca kontrol edin -Günlük takip ve ücretsiz koçluk
-Beslenme alışkanlığınızı değiştirin -Yağlara meydan okuyoruz 🍏
-Kilolarımı aşağı ya da yukarı kontrol etmek istiyorum, -Kas dokumu artırmak istiyorum,
-Daha fazla enerjiye sahip olmak istiyorum, -Daha sağlıklı beslenmek, daha fit ve aktif olmak istiyorum,
-Sporcu beslenmesine ihtiyacım var Diyorsan… Çözümümüz var Bu senin yaşamının değerini artıracak lezzetli bir çözüm.

2 7

Sizi hedeflerinize ulaştırmak için müthiş bir programımız var.
Şevval Nüket Saraç Sağlıklı Yaşam Koçu (Whatsapp 0533 620 50 07)

Herbalife Bağımsız Distribütörü

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ ŞAŞIRTICI EKTİLERİ…KAÇIRMAYIN…

images[1]

Zeytin yaprağı çayı

Zeytin yaprağı, doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olması nedeniyle hastalıklardan
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
“oleuropein” ve “eleonik” asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır

Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.

Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein’ in içeriğinde bulu-nan “elenolik asit” ve oleuropein türevi olan “kalsiyum elenolat” çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ

ANTİMİKROBİYAL ETKİ

Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.

KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ

İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein’ in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.

HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )

Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI

Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran “oleuropein” adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.

40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan “oleuropein” maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100′e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR

Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
Antioksidan Etki
Bronşit
Soğuk Algınlığı
Kulak Enfeksiyonları
Fibromalarya
Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü
Salmonella sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Hepatit A,B,C
Zatürre
Cilt Rahatsızlıkları
Zona
Romatizmal Hastalıklar

ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ

Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çekirdekten Limon Ağacı Yetiştirin

Çekirdekten Limon Ağacı Yetiştirin

Özellikle iklimin güneşli ve ılıman olduğu yerlerde limon ağaçları yıl boyunca bulunur. Ancak, pek çoğumuzun bilmediği ev içerisinde limon ağacı yetiştirmenin de mümkün olduğudur. Böylece, hem çok lezzetli hem de çok sağlıklı olan limonlardan yıl boyunca yararlanabiliriz.

Eğer bir limon ağacından dal çekiği alma şansınız varsa ağacınızı yetiştirmeye başlamanız daha kolay olur ve çok daha kısa sürede meyve almaya başlayabilirsiniz. Ancak dal çeliğinden ağaç yetiştirmek çok da kolay değildir ve iyi sonuç almak için oldukça fazla bakım gerektirir. Öte yandan, limon ağıcınızı yetiştirmeye çekirdekten başlamak çok tatmin edici bir deneyim olabilir, meyve almaya başlamanız 3 ila 6 yıl arası sürecek olsa da.

Limonun da içinde bulunduğu narenciyeler sağlığımız için çok yararlıdır, özellikle evinizde yetiştirmek gibi bir kolaylık olduğunda meyveleriniz hem daha taze hem de daha kaliteli olacaktır. Üstelik hiç bir kimyasala maruz kalmadıklarından emin olabilirsiniz. Evde tohumdan kendi limon ağacınızı nasıl yetiştirebileceğinizi öğrenmek mi istiyorsunuz? O zaman okumaya devam edin!

Kendi Limon Ağacınızı Yetiştirmek İçin İhtiyacınız Olanlar

Bir Limonlimon

Burada önemli olan organik bir limonla başlamak çünkü organik olmayan limonların tohumları steril olabilir. Herhangi bir limon tohumu yani çekirdeği işinizi görecektir ancak yer sorununuz varsa ya da ilkim dışarıda tutmanıza uygun değilse Meyer denilen bir tür limonla başlamanızı öneririz. Bu daha küçük bir limon türüdür ve süs bitkisi olarak da kullanıldığından saksıda yetişmesi daha kolaydır.

Saksı Toprağı

Herhangi bir saksı toprağı işinizi görecektir ancak biz turba yosunu, perlit (incitaşı), vermikülit ve organik gübreden oluşan bir karışım kullanmanızı öneriyoruz.

Saksılimon-agaci1

Filizlenme dönemi için, altında delikleri olan 12-15 cm derinliğinde ve 7-8 cm çapında kaplar yeterli olacaktır. Filizlendikten sonra ağacınızı başka bir saksıya geçirmeniz gerekeceğini unutmayın. Limon ağacınız derin bir kaptan çok geniş bir kabı tercih edecektir.

Güneş Işığı

Limon ağaçları oldukça fazla güneş ışığına ihtiyaç duyar, özellikle de filizlenme dönemlerinde. En iyisi onları güneş alan bir pencerenin kenarına ya da bahçede güneş görecekleri bir köşeye yerleştirmektir. Eğer yeteri kadar güneş alan bir iklimde yaşamıyorsanız bitki yetiştirmek için kullanılan ışıklardan yararlanabilirsiniz.

Limon Çekirdeğini Nasıl Filizlendireceğim?

  • Önce toprağı ıslatın. Bir kovanın içerisine biraz toprak koyun ve iyice ıslak hale gelene kadar su ekleyin.
  • Limonu ikiye bölün ve size en iyi görünen çekirdeği seçin. Ardından, çekirdeği ağzınıza atın ve limon tadı gidene kadar emin. Unutmayın, çekirdeğin çimlenmeye başlayabilmesi için nemli kalması gerekir bu nedenle toprağa koyacağınız ana kadar ağzınızda tutun.
  • Çekirdeği toprağın 1-2 cm altına gömün ve üstünü kapatın. Bir sprey şişesiyle nazikçe sulayın.
  • Çekirdeği sıcak ve nemli tutmak için saksının üzerini plastikle sarın. Üzerine bir kaç delik açtığınız plastik bir torba ya da streç film kullanabilirsiniz.
  • Saksınızı sıcak ve güneş alan bir yere koyun. Sık sık kontrol edin ve toprağın tamamen kurumasına izin vermeyin. Ayrıca aşırı sıcağın ya da nemin tohumun çürümesine neden olacağını da aklınızda bulundurun.
  • İki üç hafta sonra limon ağacınızın ilk filizlerini göreceksiniz. Üzerindeki plastiği çıkarın ve küçük ağacınızı doğrudan güneş alan bir yere koyun.
  • Ağacınıza her gün bakmayı unutmayın, ona bol bol su, güneş ışığı ve organik gübre verin.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Sevdiklerinize Barış, Huzur, Bereket Ve Sağlık İçin Melek Kolye Ve Ayraçları Hediye Edin…

Teşvikiye’de cici mi cici bir sanat galerisi. İçinde Işıl Hanım ve melekleri… İyi niyetini, sıcacık enerjisini, samimiyetini hemen hissediyorsunuz. Sonra başlıyor melek tasarımlı kolyelerini anlatmaya. Hepsi elinin emeği, gözünün nuru. Hiç birini birbirinden ayıramıyor. Her meleğin verdiği mesaj farklı, açtığı kapı farklı, sizi koruduğu alan farklı. Konuşmamızın ortasında içeri gidiyor, bu size gerekli olan melek deyip geri geliyor.

Bakıyorum benim ihtiyacım olan melek neymiş:temmuz ist  2015 076

Baş Melek Mikail (Güven) Mesajı aynen şöyle: En ufak bir korku parçası bile seni Bir’den ayırıyor. Tüm korkularını serbest bırak… Bana havale et ve özgür olduğunu bil…

Vallahi doğru, billahi doğru. Her zaman güvenle ilgili sıkıntım olmuştur. Şimdi ne yapacağımı biliyorum. Baş Melek Mikail’i yardıma çağıracağım. Kitap ayracımı da her gördüğümde içime rahatlık yayılacak…

Siz de kendi meleğinizi, kolyenizi, mesajınızı alın, hatta en güzeli sevdiklerinize de hediye edin. Daha sevgi dolu, daha güvenli, daha mutlu, daha bereketli bir dünyaya adım atalım. Sizin de bunda payınız olsun… (Siparişleriniz için 0536 508 19 73’ten kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.)

FullSizeRender IMG_5457

IMG_5458 m9

11948097_10153277199208439_1804772925_n[1]

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Bir kaç cümleyle Işıl Hanım bu işe nasıl başladığını anlatıyor. Buyrun okuyun…

Hiç meleklerin mucizelerine tanık oldunuz mu? Ben oldum. En çok ihtiyacım olduğunda önden bir mesaj yollayarak her zaman yanımda olduklarını hissettirdiler, kimi zaman bir tüy, çoğu zaman çift rakamlarla tüm tüylerimin dikilmesiyle ve içimi kaplayan sıcaklıkla enerjilerini hissettim. Güvendeydim. Korunuyordum. Seviliyordum. Böylelikle onlarla başlayan bir serüvene çıktım. Meleklerin mesajları ve mucizelerini deneyimliyorum. Haydi! Sizler de bu deneyimi benimle paylaşın.

Sevgiler…

Işıl İpekçi

melek 1

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocuğunuza Söyleyebileceğiniz 60 Olumlu Cesaret Verici İfade…

11046383_328699867339560_649467391416315954_n[1]

Seni özledim.
İyi ki varsın.
Benimle güvendesin.
Sana inanıyorum.
Beni gülümsetiyorsun.
Baş edebileceğini biliyorum.
Bakış açın güzel
İç sesine güven.
Fikirlerin çok değerli.
Güçlüsün.
Hayır diyebilirsin.
Seçimlerin önemli.
Bir değişim başlatabilirsin.
Kelimelerinin gücü büyük.
Başkalarının da duygularını ve düşüncelerini önemsiyor olman hoşuma gidiyor.
Duyguların kuvvetli olmasına rağme uygun seçimler yapabilirsin.
İyi bir arkadaşsın.
İyi kalplisin.
Birine saygı duymak için sadece hoşlandığın şeyleri duyman gerekmez.
Mükemmel olmak zorunda değilsin, ben de mükemmel değilim.
Birinin uygun olmayan davranışı senin için bahane olamaz.
Fikirlerin, duyguların değişebilir.
Hatalar çok doğal, hatalarından öğrenebilirsin.
İhtiyacın olduğunda başkalarından yardım isteyebilirsin.
Üstesinden gelebileceğini biliyorum, sana inancım tam.
Değerlisin.
İlginçsin.
Önemlisin.
Hak ediyorsun.
Düşüncelerin önemli.
Bedenin sana ait.
Bedenin ile ilgili kararlar almak senin hakkın.
Öğreniyor , büyüyorsun ve büyükmek bazen zor.
Önemlisin.
Beceriklisin.
Elinden gelenin en iyisini yapıyor olman önemli.
İstediğin şeyi başarmak için çok çalışacağını biliyorum.
Ailemiz de olduğun için şanslıyız.
Hata yapman sana olan sevgimi değiştirmiyor.
Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
Her gün çalıştığını ve yeni şeyler öğrendiğini görüyorum.
Düşündüğün şeyi merak ettim.
Fikirlerin ilgimi çekiyor.
Bunu nasıl başardın?
Bunu yaptığını görmek beni heyecanlandırdı.
Bana yardımıcı olduğun için teşekkür ederim.
Seninle vakit geçirmek hoşuma gidiyor.
Seninle bunu yapmak çok eğlenceli.
Seninle konuşmak beni mutlu ediyor.
Seni dinliyorum.
Seni dinlemek benim için önemli.
Senin için hep zamanım var.
Seni dinlemeye hazırım.
Her şey bir deneyim.
Neye ihtiyacın olursa hep yanındayım, arkandayım.
Sözcüklerinin güçlü etkileri var.
Davranışlarının güçlü etkileri var.
Seninle gurur duyuyorum.
İyi ki senin annen/baban olmuşum.
Seni seviyorum.

kaynak: çocuk ve aile psikoloji merkezi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baş, boyun ve sırt ağrılarında renk terapi

Önceliği ruh üzerinde çalışmaya verir Renk Terapi. Birikmiş enerjilerden kurtulmanın en iyi yolu asana çalışmaları ile meditasyona uzanmak, renk analizleri ve çiçek kokularının algılarımızdaki yüksek değişimleri ile topraklanmaktır. Sık sık birçoğumuzu kronikleşmiş ağrılarından söz ederken duyuyorum. Öncelikle ağrı bölgesi demek, o noktada ciddi bir enerji daralması ya da blokaj var, demektir. Ağrılara ve sızılara önce bu noktadan bakmalıyız. Ağrıyan nokta hafta içinde bir ya da iki kez nüksediyorsa acilen egzersizlere başlamanızı salık veririm.

En sık duyulan baş, boyun ve sırt ağrılarından kurtulmanın en iyi ilacı, Yoga’nın eşsiz asanalarından bilinçli bir şekilde faydalanmaktan geçer. Zihninizi dinlendiremiyorsanız, baş ve boyun ağrılarını sıklıkla yaşarsınız. Hayır demesini bilmiyor ve kimseler kırılmasın diye biriktiriyorsanız geri plandaki enerjiler durağan halde bekleşmeye, birikmeye başlarlar.  Boyun ve baş bölgesi 5. Çakra alanımızın merkez enerji alanıdır. Enerji rengi mavidir. Açık maviden başlayarak İndigoya doğru yükselen bir koyuluk hali vardır. Tepe çakramıza kadar temas halindedir. Ayrıca 4. ve 3. Çakra üzerinde gelişim duygularını besler. İfade biçimimizin sözcüklerle buluştuğu uzun ifade kanalımız.  Boyun, sırt, baş ve omuzların huzura kavuşması için Mavinin açıktan başlayarak fazla koyu tonlarına girmeden boynunuza bir fular bağlamakla başlayın. Nefes çalışmak bu alandaki enerji akışını güçlendirecektir ama önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum, nefesle birlikte sesler de çıkartmak mühimdir. Mümkün olduğu kadar nefesinizi sesle dışarı vermeye çalışın, bunun avaz avaz olmadığını da dip not düşmeliyim. Sesin titreşimleri sizin kanallarınızı açacak ve kendinizi duymanızı sağlayacaktır. Renk

“Nefes alır ve nefesinizi yedi kez tutarsanız, oksijen tüm kan dolaşımınızda dolaşacaktır .” Ateş solunumu dediğimiz çalışma Kırmızı renk kullanılarak yapılır, her nefes alışta kırmızı rengi imaj etmek ve verirken yine kırmızı ile tekrar etmek gerekir. Bu çalışmayı günde üç kere beş dakikalığına yaparsanız değişimi bir hafta sonra anlarsınız. Ayrıca 5. Çakra renk asana dediğimiz farklı bir çalışma ile de bu çakramızı güçlendirerek enerji blokajlarını önce temizlemiş, sonra güçlendirmiş oluruz. O gün Mavi renk giymekle başlayın ve bunu 21 gün boyunca devam ettirin. Lavanta yağı kullanarak, kulak arkası meridyen noktalarınıza yağdan ikişer damla yedirin. Ense kökünde lavanta yağından alacağınız 3 damla ile sağdan sola dairesel hareketler yaparak bedeninizin emmesine, titreşimin dağılmasına izin verin. Ellerinizde biriken Lavanta kokusunu tıpkı bir çiçek koklar gibi içinize derince çekin, birkaç saniye tutup bırakın. Bu ritmi yaklaşık 3 dakika yapın. Rahat bir oturuş sağlayın kendinize ve gözlerinizi kapatın. Lavanta kokusunu hissetmeye ve nefesle birlikte çalışmaya devam edin. Lavantanın rengini anımsayın ve her nefes alışınızda bu rengin içinizde dolaştığını hissedin. Artık ŞİMDİ’desiniz. Uyku ve uyanıklık arasındaki bu halde bir süreliğine kalıp keyfini çıkartın.

Başka bir titreşim gücü de, Mavi çarkıfelek (Pasiflora Coerulea) çiçeğidir. Bu çiçek şifa sürecini hızlandırır. Özel olarak hazırlanmış bu çiçeğin özünü sadece birkaç damla sıcak su ile içmek (homeopati) ya da yağı ile yatmadan önce Nefes çalışmak (21 gün boyunca) ve bir gün sonraya zinde varmak için mükemmeldir. Yalnız önemli bir uyarı daha, bu çiçeğin özünü fazlaca kullanırsanız uyku halinden kurtulamazsınız ama yok benim deliksiz bir uykuya ihtiyacım var, diyorsanız o zaman yine de ayarında olmak kaydıyla kullanabilirsiniz, derim. Hiçbir yan etkisi yoktur. Bu çiçek özlerine ulaşmak ülkemizde biraz zor ve pahalı değerlerle temin edilebiliyor, bu yüzden bu yıl Nepal dönüşü çantama attığım bir başucu çiçeğimdir kendileri. Renk Terapi ile çalışırken uzman bir Renk Terapisti ile çalışmak, doğru yol için kılavuz bulmak gibidir.

Mavi rengin 21 günlük kullanma periyodunda sabah, öğlen ve akşamları ayıracağınız beş dakikalık çalışma, renk meditasyonu, çiçek özleri ile Meditasyon ve elbette ki Mavi giyim ağırlıklı kendinize zaman ayırırsanız sonucun nasıl da mükemmel olduğunu göreceksiniz.Renk Terapi

Bugün birçok terapist, Bach Çiçek Terapisi, Aura soma-Bioenerji-Reiki, Çigong, Yoga gibi nature terapilerle ruh, beden ve akıl üzerinde olumlu sonuçlar, gelişmeler kaydediyorlar. Dünya yeniden doğuş için Doğa’dan destekleniyor, yaşam gücümüzün topraklarda, havada, suda, ateşte olduğunu artık daha iyi kavrıyoruz. Rahatsızlığı nedeniyle fizik tedavi aşamasında iken bir taraftan da Yoga ve Meditasyona başlayarak, şifalananların sayısı gün geçtikçe artıyor. Hepimiz doğru yolları buluyoruz, farkındalıkla bakabiliyoruz yaşadığımız evrene, hayata.  Kendimize kurduğumuz Renk alanlarımıza daha farkındalıklı bakabilmemiz dileklerimle

kaynak: yuvaya yolculuk dergisi

Ayşegül Savaş

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aman Dikkat Dedikodu Yapanı Dinleyince Enerjin Emiliyor…

11215157_1029693873729655_5357609710247525655_n[1]

Bakın neler oluyor. vampir olmayin ve oldurmayin …
Birinin dedikodusunu yaptığınızda o kişinin tüm tıkanmış enerjisini kendi üstünüze cektiginizi unutmayın. Daha da ötesi onun bereketsizligini de.

kaynak:Aslıhan Uysal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

sanatçının heykeli yontması gibi,kişi de sevdiğinin beyninde yontma yapar. Kişi, farkında olmayarak, kendini karşı tarafa “sevgiyle” kopyalatır

533184_229656457156970_1508390144_n[1]

SEVGİ BEYNİ YONTUYOR!

Birbirini seven iki kişinin birbirlerinin beyninde yontma yaptığını biliyor muydunuz?

MİKELANJ FENOMENİ:

Birbirini seven ve birbirine yakın olan insanların zevkleri,
gülüşleri, yaşam tarzl…arı, yürüyüşleri, hayata bakış açıları ve hatta yüz
hatları zamanla benzer hatta aynı hale gelebilmektedir.

Ya da daha beteri bu benzerlik filmlerdeki “Durun siz kardeşsiniz” durumu :))

Yapılan araştırmalar,aynı evde yaşayan ve birbirlerini seven insanların birbirine benzediklerini göstermektedir. Özellikle yüz hatlarının benzerliği dikkat çekicidir.
Bu duruma “Mikelanj Fenomeni” denmektedir.

Bu fenomene göre, sanatçının heykeli yontması gibi,kişi de sevdiğinin beyninde yontma yapar. Kişi, farkında olmayarak, kendini karşı tarafa “sevgiyle” kopyalatır.

Kopyalanan bu özellikler veya yontulmuşluklar beyindeki “networklar” aracılığı ile kalıcı hale gelir. Yüz hatlarına, çizgilerine, jest ve mimikleri de etkileyen bu durum, uzun sürede oluşur ve kalıcı hale gelir. Öyle kolayca değiştirilemez. Böylece birbirini seven insanların veya eşlerin neden birbirlerine benzediklerini bu olay açıklamaktadır.
Bu romantizmden daha yüksek bir durumdur. Bu kalıcı durum beyinde nöroplastisiteyle ilgilidir.

Belki de evli çiftlerin birbirine benzemesinin altında yatan sır, son yıllarda keşfedilmiş “ayna nöronları” sayesinde kolayca anlaşılabilir. nedir efendim bu nöronlar, ne yaparlar kısaca anlatalım:

Ayna nöronları sıcakkanlı hayvanların birçoğunda (insan, primat, kuş) bulunan, sosyalleşmede, taklit etmede, dil öğrenmede büyük payı bulunan bir sinir hücresidir. bu nadide hücrenin diğer sinir hücrelerinden farkı kendisinin, hem sorumlu olduğu eylemi gerçekleştirirken hem de aynı eylemi aynı türden başka bir canlı yaparken izlediğinde ateşlenmesidir.

örnekleyelim: diyelim ki muhabbet ettiğiniz kişi birden size doğru yaklaşıp kaşlarını çattı. siz de istemsiz olarak kaşlarınızı çatarsınız. bu bir refleks sayılır, eğer otistik değilse büyük oranda bu tür sosyal refleksler tüm insanlar için geçerlidir.

bir evlilik süresince çiftlerin birbirlerine benzemesi de bu nöronlar sayesinde gerçekleşmektedir. iki taraf da istemsiz olarak birbirlerinin mimiklerini bir ömür boyunca taklit ettikleri için yüz kasları benzer şekilde gelişmektedir ve sonuçta iki tarafın da yüzü birbirine benzemektedir

kaynak: Hülya Reis

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyi Karbonhidratlar-Kötü Karbonhidratlar

Kaynak: Aroma Sağlıklı Yaşam Kulübü

Daha sağlıklı ve bilinçli beslenmek için

Sağlıklı Yaşam Koçu Şevval Nüketi Arayınız…

0533 620 50 07

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »