Pozitif Enerji Çeken 10 Bitki

bitkipozitif[1]

Aloe vera büyürken iyi şans getirir. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır.

Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak -diğerlerine göre- iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken 10 bitki hakkındaki makalemizi okuyun. 

 

Kaktüs

Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler.

Kıvırcık nane

nane

Bir çok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar.

Bambu

Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. 

Yasemin

yasemin

Yasemin çiftlerin bitkisi olarak da bilinir, çünkü ilişkiye ruhsal anlamda yarar sağlar. Ayrıca bu bitkiyi yatak odasında veya eşiniz/partnerinizle en çok vakit geçirdiğiniz yerde bulundurun, çünkü ilişkinizi güçlendirecek ve romantikliği arttıracak pozitif enerjiyi arttırıyor.

Biberiye

Biberiye antik çağlardan beri tıbbi ve şifalı özellikleri sayesinde kullanılmaktadır. Ruhani derecede bu bitki ciddi anlamda sevgi ve mutluluk getirmesiyle bilinmektedir. Evde taze biberiye bulundurmanın yanı sıra, giysileriniz arasında veya evin diğer yerlerinde bir kaç dal biberiye bulundurabilirsiniz.

Nane

naneler

Nane bir çok tıbbi özellik taşır ve bundan her zaman yararlanabiliriz. Bu bitkiyi evde bulundurmak sağlığınız için çok iyidir, ama aynı zamanda her yerde pozitif titreşimler oluşturmasıyla bilinir. Nanenin negatif titreşimleri uzaklaştırdığı ve uykusuzluğa iyi geldiği söylenir. Ayrıca bu bitki evde iletişimin artmasına yardımcı olur.

Dağ kekiği

Dağ kekiği antik çağlardan beri havadaki olumsuz titreşimleri kovmak için kullanılır. Bu bitki temizleyicidir ve negatif enerji ile savaşır, kabuslara karşı koruma sağlar ve özgüveni geliştirir. Evinizde dağ kekiği bulundurmanız eviniz ve evde yaşayanlar için koruma sağlar.

Kasımpatı

Kasımpatı güzelliği ve evlere refah getirmesiyle bilinmektedir. Bu bitki mutluluk ve iyi hissetmeyi destekler, bu yüzden sürekli gerginlik veya tartışmanın olduğu yerlerde bulundurmayı öneriyoruz. Kasımpatılar rahatlık dolu bir yaşam getirir.

Okaliptüs

okaliptus

Bu bitki genelde kıskanç ve kötü niyetli insanlarla gelen kötü titreşimlerle savaşma ve onları kovma özelliğine sahiptir. Bu yüzden iş yerlerinde ve ofislerde bulundurulması önerilir, çünkü bu bitki bolluk ve refah sağlar. Ayrıca ideal bir uyku için birebirdir ve baskılı enerji taşıyan yerleri özgürleştirir.

Aloe Vera

Bu bitki kötü şansa ve kıskançlığa karşı işe yarar ve kötü titreşimlere karşı savaşmak için en güçlü bitkilerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda evin neresinde olursa olsun refahlık ve pozitif enerji sağlar. Bir çok insan aloe vera bitkisinin iyi şans getirdiği için hayati önemi olduğuna inanır. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

Sarımsak, Elma Sirkesi ve Bal ile Bünyenizi Güçlendirin…

Sağlıklı bir beslenme diyetini yaşam tarzında değişiklik yapmak isteyen herkesin uygulaması gerekir, çünkü bu değişiklik hem sağlığınızı hem de yaşam kalitenizi arttırır. Bugünlerde insanlar, başlangıçta bu şekilde algılanmasa da, kötü beslenme ve sağlıksız yaşam koşullarından kaynaklanan çeşitli hastalıklara yakalanmaktadırlar.

Eğer bir an önce dengeli beslenmeye ve sağlıklı alışkanlıklar edinmeye başlamazsanız, sınırsız sayıda rahatsızlık gelip sizi bulabilir. Dolayısı ile, vücudunuzun ne denli önemli olduğunun ayrımına varmalı ve ona, fonksiyonlarını düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi ve hastalıklara karşı bir bariyer oluşturabilmesi için, ihtiyaç duyduğu besinleri temin etmelisiniz.

Vücudunuza ekstra direnç kazandırmanın bir yolu; sarımsak, elma sirkesi ve bal tüketmekten geçer. Evet. Doğru okudunuz. Muhtemelen şu anda mutfağınızda bulunan, günlük olarak tüketilmesi gerekli bu üç besin, sağlığınıza gerçek anlamda katkıda bulunabilir ve kanser gibi birçok hastalığı önleyebilir.

Sarımsak

sarımsak-yeyin

Sarımsak, dünya çapında, özellikle çiğ olarak tüketildiğinde, sağlık üzerindeki olumlu etkileri ile bilinmektedir. Sarımsak, tansiyonu dengeleyici, kolesterolü düşürücü ve dolaşımı teşvik edici özelliklere sahiptir.

Ayrıca; hücre hasarını önleyici ve durumu tersine çevirici, ayrıca serbest radikallerle savaşmakta etkili selenyum isimli elementi içermektedir. Araştırmacılar, bu içerikler ve kanserle savaş arasında güçlü bir bağlantı olduğunu bulmuşlardır.

Sarımsak ayrıca antiseptik özelliktedir. Bu sayede de, mantar, virüsler ve bakterilerle savaşır ve sizi enfeksiyonlar ve soğuk algınlığı ile grip gibi problemden korur.

Elma Sirkesi

sirke

Elma sirkesi, oldukça uzun zamandır mutfaklarda kullanılagelmiştir. Ancak, yemeklerde kullanımının yanı sıra, tıbbi özelliklerinin olduğu da bilinmektedir. Alerji, akne, sinüs enfeksiyonları, grip, yüksek kolesterol, kronik yorgunluk, kontakt dermatit, boğaz ağrısı, gut, artrit ve asidik reflü gibi yüksek sayıda hastalığa karşı etkilidir.

Elma sirkesinden faydalanmak için, damıtılmış veya sentetik olanlar yerine, kesinlikle organik olanları tercih etmelisiniz.

Bal

balın-gücü

Dünya üzerindeki en iyi doğal antibiyotik olarak tanımlanan bal, bağışıklık sistemimizi güçlendirici güce sahiptir, özellikle enfeksiyon, grip ve soğuk algınlığı ile savaşta en önemli yardımcımız olan beyaz kan hücrelerini de güçlendiricidir. Bu yiyecek, aynı zamanda, yaraları iyileştirmek, öksürüğü yatıştırmak, ve iyileşme sürecini kısaltmak için de oldukça yardımcıdır.

Bu İçerikleri, Hastalıklara Karşı Bir Tedavi Olarak Kullanmak İçin Nasıl Karıştırabilirsiniz?

Unutmayın ki, bu üç içerik de, sağlığınız açısından çok çeşitli faydalar sağlamaktadırlar ve de hastalıklarla savaşta, her biri de çok güçlüdürler. Bu besinleri tüketmenin en iyi yolu, onları karıştırarak tüketmektir, ki bu sayede etkilerini de arttırmış olursunuz. Sarımsak, elma sirkesi ve balı karıştırdığınız zaman; tansiyonu düşürücü, soğuk algınlığı ve enfeksiyonları iyileştirici, kanser, astım, artrit, kısırlık ve iktidarsızlık gibi kronik problemleri giderici, olağanüstü bir tedavi elde etmiş olursunuz.

Çeşitli araştırmalar göstermektedir ki, bu üç süper besin, kanserli hücrelerle savaşabilmek açısından, inanılmaz güçlü bir tedavi ortaya çıkarmaktadırlar. Bu karışım ile tedavi gören hastalarda, oldukça olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir.

Bu tarifi hazırlayabilmek için, özel bir yol izlemenize gerek yoktur. Malzemelerin ucuz ve ulaşılabilir olması avantajlarına ilaveten, tarifi hazırlamak da oldukça kolaydır.

Malzemeler

  • Bir fincan elma sirkesi (250 ml),
  • Bir fincan organik, pastörize edilmemiş bal (400 gr),
  • On diş sarımsak.

Nasıl Hazırlanır?

Cam bir kavanozda tüm malzemeleri karıştırın ve yaklaşık doksan saniye kadar çalkalayın. En ideali, bu karışımı beş gün içerisinde tüketmenizdir; çünkü zaman geçtikçe, faydalı içeriklerini kaybetmeye başlayacaktır. Buzdolabında muhafaza edebilirsiniz ancak her zaman kapağını kapalı tutmanız gerektiğini unutmayın.

Her sabah uyandığınızda iki yemek kaşığı tüketerek tedaviye başlayın. Eğer tadından rahatsızlık duyarsanız, bir bardak su veya taze sıkılmış meyve suyu ile karışımı seyrelterek de tüketebileceğinizi aklınızda bulundurun. Tedaviye başladıktan iki hafta kadar sonra, olumlu sonuçları gözlemlemeye başlayacaksınız.

kaynak: onedio

Gelecekten Mektubunuz Var! 5 Yıl Sonra Pişman Olmamanız İçin Şimdi Yapmanız Gereken 18 Şey

Solutionbank.org sitesinin kurucusu David Cannon, bir internet sitesinde “5 yıl sonrasında iyi bir yerde olmak için şu anda ne yapmalıyız” sorusuna verdiği 18 maddelik yanıtla bize belki de daha mutlu bir yaşamın kapılarını aralıyor. 

İşte başarılı girişimcinin; kendi geçmişine yazdığı mektuptan, 5 yıl önceki halinin yapmasını istediği 18 şey.

1. Çok değil verimli çalışmayı öğrenin ve bir alanda kendinizi sürekli geliştirin. Her bir maddeyi uygulamak istemiyorsanız sadece bu yetenek bile hayatınızda büyük değişiklik yaratabilir.

Çok değil verimli çalışmayı öğrenin ve bir alanda kendinizi sürekli geliştirin. Her bir maddeyi uygulamak istemiyorsanız sadece bu yetenek bile hayatınızda büyük değişiklik yaratabilir.

2. Facebook’u kapatmasını ve sosyal medyadan uzak durmayı öğrenin. Sadece bu değişikliği yaparak bile yaşıtlarınızın önüne geçebilirsiniz.

Facebook’u kapatmasını ve sosyal medyadan uzak durmayı öğrenin. Sadece bu değişikliği yaparak bile yaşıtlarınızın önüne geçebilirsiniz.

3. Bilgisayar oyunları tam bir zaman öğütücüdür! Dozunda oynamayı bilmiyorsanız uzak durun.

Bilgisayar oyunları tam bir zaman öğütücüdür! Dozunda oynamayı bilmiyorsanız uzak durun.

4. Uzun yıllar boyunca sürdürebileceğiniz bir fiziksel hobi edinin.

Uzun yıllar boyunca sürdürebileceğiniz bir fiziksel hobi edinin.

Bu özellikle masa başı bir işiniz varsa onun bedeninize olan zararlarını azaltacaktır.

5. İnsan ilişkilerinde uzmanlaşın, insanların sevgisini kazanın.

İnsan ilişkilerinde uzmanlaşın, insanların sevgisini kazanın.
unutmayın, insanlarla çatışmanın size hiçbir faydası olmayacak. Çatışmayı değil uzlaşmayı öğrenin.
6. Dijital çağa ayak uydurun, en az bir programlama diline hakim olun. Emin olun bir gün işinize yarayacaktır.
Dijital çağa ayak uydurun, en az bir programlama diline hakim olun. Emin olun bir gün işinize yarayacaktır.
7. Tanımadığınız insanlarla telefonda konuşma konusunda deneyim kazanın.
Tanımadığınız insanlarla telefonda konuşma konusunda deneyim kazanın.

Gerekirse bir çağrı merkezine gidip bir haftalığına çalışın, bu yeteneği de hayatınızın sonuna kadar kullanabilirsiniz.

8. Minik girişimcilik denemelerinde bulunun. Kendi işinizi kurmanın nasıl bir his olduğunun farkına varın.

Minik girişimcilik denemelerinde bulunun. Kendi işinizi kurmanın nasıl bir his olduğunun farkına varın.

Tabi bunun için şirketleşmenize gerek yok, bir şeyler alıp satmayı ya da yeteneklerinize uygun minik hizmetler vermeyi deneyin.

9. İstatistik öğrenin!

İstatistik öğrenin!

Bu bilgiyle televizyonda duyduğunuz “istatistiklere göre” ile başlayan tüm cümlelerin doğruluğu ve yanlışlığı hakkında çok daha kolay bilgi sahibi olabilirsiniz.

10. Kendinizle başbaşa kalıp tanrıyla konuşabileceğiniz bir yeriniz olsun.

Kendinizle başbaşa kalıp tanrıyla konuşabileceğiniz bir yeriniz olsun.

Bunun için Allah’a, kutsal güçlere, Buda’ya ya da herhangi bir şeye inanıyor olmanız gerekmez. Hiçbir şeye inanmıyorsanız evrenle konuşun. Düşüncelerinizi kelimelere ya da kağıda dökün. Dinleniyor olma hissiyatı bile başlı başına iyi gelecektir.

11. Harcamalarınızı takip edin. Bir bütçe planı yapıp ona sadık kalın.

Harcamalarınızı takip edin. Bir bütçe planı yapıp ona sadık kalın.

Tasarruf yapmak zorunda kalmadan tasarruf yapmayı öğrenin ve mümkün olduğunda birikim yapın.

12. Bir yabancı dil öğrenin!

Bir yabancı dil öğrenin!

Tabi bu dili kullanmak gibi bir planınız varsa bu daha kolay olacaktır. Sizi yeni bir dile başlamaya motive edecek başka faktörler de olabilir ama hiçbiri o ülkenin insanlarıyla o dili konuşma hedefi kadar motive edici değildir.

13. Çevrenizi genişletin. “Asla Yalnız Yeme” kitabını okuyun.

Çevrenizi genişletin. “Asla Yalnız Yeme” kitabını okuyun.
 İpucu: Kitap başkalarının yararına bir şeyler yapmakla alakalı.
14. Lezzetli ve ucuz yemekler yapma konusunda kendinizi geliştirin.
Lezzetli ve ucuz yemekler yapma konusunda kendinizi geliştirin.

Bu hem tasarruf için, hem arkadaşlarınızla daha yakın olabilmek için, hem de sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şey.

15. Size ilham verip canlı hissettirecek bir müzik zevki geliştirin.

Size ilham verip canlı hissettirecek bir müzik zevki geliştirin.

Her sabah sevdiğiniz şarkıları dinleyin. Aslında sevdiğiniz müzik türü arkadaşlarınızın hoşuna gitmeyecekse onlarla paylaşmak zorunda değilsiniz.

16. Her hafta bir kitap okuyun. Aşırı zengin olduğunuzdaysa her gün bir kitap bile bitirebilirsiniz. Okuduğunuz kitap konusunda seçici olmayın. Hepsinin size katacağı bir şeyler olacaktır.

Her hafta bir kitap okuyun. Aşırı zengin olduğunuzdaysa her gün bir kitap bile bitirebilirsiniz. Okuduğunuz kitap konusunda seçici olmayın. Hepsinin size katacağı bir şeyler olacaktır.

17. Biri size “kolay yoldan para kazanma” tüyoları vermeye başlıyorsa saniyesinde oradan kaçın.

Biri size “kolay yoldan para kazanma” tüyoları vermeye başlıyorsa saniyesinde oradan kaçın.
Güvenin bize, öyle bir şey yok ve büyük ihtimalle bahsedilen şey dolandırıcılıktan ibaret.
18. Paranızı biriktirin, kafa dengi birkaç arkadaş bulun ve bir tura çıkın.
Paranızı biriktirin, kafa dengi birkaç arkadaş bulun ve bir tura çıkın.

Avrupa olur, Afrika olur hatta İç Anadolu Turu bile olabilir. Hostellerde yaşayın, başka hayatları deneyimleyin. Bu deneyim hayatınızı değiştirecek ve hayatınız boyunca bahsedebileceğiniz anılar edineceksiniz.

kaynak: onedio

SEVGİYİ DAVET EDİN

285[1]

Bir kadın evinden çıktı, evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan üç yaşlı adam gördü. Onlara “Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız. Lütfen buyurun ve bir şeyler yiyin.” dedi.
“Kocanız evde mi?” diye sordular.
“Hayır.” dedi kadın “Dışarıda.”
“O zaman girmeyiz” dediler.
Akşam kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı. Kocası “Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et” dedi. Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti.
“Biz bir eve hep beraber girmeyiz” dediler.
Kadın, “Neden?” dedi. Yaşlı adamlardan biri cevap verdi.

“Onun adı ZENGİNLİKTİR” dedi arkadaşlarından birini göstererek.
Sonra bir diğerini gösterdi. Onun adın da “BAŞARIDIR” ve ben de “SEVGİYİM” dedi ve ekledi:
“Şimdi eşinle konuş ve hangimizi evine davet edeceğinize karar verin.” dedi.

Kadın eve girdi ve olanları kocasına anlattı. Kocası çok sevindi.
“Ne kadar güzel” dedi. “Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle doldursun.”
Kadın; “Neden başarıyı davet etmiyoruz?” dedi.
O sırada onları dinleyen kızları; “Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mı?” diye sordu. “O zaman evimiz sevgiyle dolar.”

Adam; “Bence kızımın tavsiyesine uyalım” dedi. “Dışarı çık ve sevgiyi davet et, sevgi bizim misafirimiz olsun.”

Kadın dışarı çıktı ve sevgiyi seçtiklerini söyledi ve sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı eve doğru yürümeye başladı ve diğer iki arkadaşı da kalktı ve onu takip ettiler.

Kadın şaşkınlıkla; “Ben sadece sevgiyi davet ettim. Siz neden geliyorsunuz?” diye sordu.

Yaşlı adam cevap verdi:
“Eğer siz zenginlik ve başarıyı davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık ama siz beni (SEVGİYİ) davet ettiğiniz için, ben nereye gidersem BAŞARI ve ZENGİNLİK de benimle gelir. HER NEREDE SEVGİ VARSA, ORADA BAŞARI VE ZENGİNLİK DE VARDIR.”

Bu hikayeyi sevdiğiniz herkesle paylaşarak siz de sevgiyi davet edin.

Anonim

Derleyen :  Özlem Çetinkaya  Enerji Terapisti / Yazar

Hayalhanesi.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Tiroidi Düzenlemeye Yardımcı Yiyecekler

tiroid-grafiği-1[1]

Tiroid fonksiyonlarınızı ve ortalama hayat kalitenizi iyileştirmek için uygulayacağınız bir diyet anahtar role sahiptir.

Tiroidi ve onunla ilişkilendirilebilecek, özellikle kadınların yaşadığı sağlık problemlerini yüksek ihtimalle şimdiye kadar duymuşsunuzdur. Ne tür bir konudan bahsettiğimizi tam olarak bilmiyorsanız şunu söyleyebiliriz ki, tiroid birçok vücut fonksiyonumuzu düzenleyen, boyunda bulunan bir tür bezedir.

Bu beze vücudun metabolizmasını düzenleyen ve diğer organların fonksiyonlarını etkileyen tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarının üretiminde yer alır.

Tiroidiniz normal şekilde fonksiyonlarını yerine getirdiğinde, hiçbir özel diyet kısıtlaması olmadan ne isterseniz yiyebilirsiniz. Ancak, tiroidinizde, hipertiroid (bu bezenin gerektiğinden daha fazla hormon üretmesi) ya da hipotiroid (gerektiğinden az hormon üretmesi) gibi bir çeşit anormallik varsa özel bir diyet uygulamanız gerekecektir. Çünkü yiyecekler tiroid fonksiyonlarının iyileştirilmesinde ve ortalama hayat kalitenizin yükseltilmesinde büyük rol oynar. Aşağıda sayacağımız yiyecekler tiroidi doğal yollardan düzenlemede size yardımcı olabilir.

Hipertiroidi Kontrol Etmeye Yardımcı Yiyecekler

Tiroidler-2

Tiroidin aşırı çalıştığı ve normal çalıştığında üretmesi gerekenden daha fazla hormon ürettiği durum söz konusu olduğunda kişinin hipertiroid sorunu yaşadığını söyleyebiliriz.

Hormonların aşırı üretimi vücut metabolizmasının gereğinden hızlı çalışmasına ve bu da kilo kaybına ve kas yapısında erimeye neden olur. Bu durumu yaşayan insanlar enerji yönünden zengin yiyecekler tüketmeli, fakat dengeli beslenmeyi de unutmamalılar.

Süt ürünleri: Süt, yoğurt ve peynir

  • Mümkün olduğunca düzenli olarak çokça süt ve yoğurt tüketmelisiniz ya da süt ürünlerinden yapılmış smoothieler hazırlamalısınız.
  • Yoğurt, süt veya süt tozu temelli içecekler hazırlayabilir ve bunları smoothielere, tatlılara, granolalara ve tahıllara ekleyebilirsiniz.
  • Smoothielerinize enerji eklemek ve kalorilerinden yararlanmak için süt ve yoğurt eklemeyi unutmayın.
  • Çorba, salata, makarna ve sandviçlerinize peynir ekleyebilirsiniz.

Proteinli yiyecekler: Yumurta, et, balık

  • İyi kaynatılmış bir yumurtayı salata, makarna, çorba ve sebzeli yemeklerinize ekleyebilirsiniz. Aynı şey küçük porsiyonlar şeklinde et ve balıkla da yapılabilir.
  • Çiğ bir yumurtayı çırpıp püre, çorba, sos ve hatta smoothielerinize ekleyebilirsiniz. Ne kadar iyi hissettireceğine inanamayacaksınız.
  • Çeşitli et, balık ve sebze kombinasyonlarını deneyin ya da bunlarla omlet, sandviç gibi şeyler hazırlayın.

Yağlar

  • Kaymak, tereyağı, mayonez, zeytinyağı ve diğer yağları deneyin.

Kabuklu kuruyemişler

  • Çeşitli kabuklu kuruyemişleri salatalara, çorbalara, smoothielere ekleyebilir ya da onları çiğ şekilde yiyebilirsiniz.

Şeker, bal, ekmek, kraker

  • Şekeri ya da tercihen balı smoothie, meyve suyu, süt veya tatlılara az miktarda ekleyebilirsiniz.
  • Ekmek ya da krakerler (tam tahıllı olanlar) kahvaltı sırasında veya atıştırmalık olarak yenilebilir.
  • Eğer hoşunuza gidiyorsa çorbaların yanında tost hazırlayabilirsiniz.

Hipotiroidi Kontrol Etmeye Yardımcı Yiyecekler

hipotiroid-3

Hipotiroid, T3 ve T4 hormonları üretiminin yavaşlamasıyla ortaya çıkan bir diğer tiroid bezi anormalliğidir. Bu duruma yorgunluk, bitkinlik, saç dökülmesi, uykulu olma hali, kilo alma ve hatta obezite semptomları eşlik eder.

Böyle bir durumda endokrinoloji uzmanına başvurmanız gerekir. Çünkü sadece onlar tiroid hormonunun takibini yapıp ilaç yazarak uygun bir diyet önerebilir. Eğer hipotiroid sorununuz varsa, süt ürünü, sebze, meyve, protein, tahıl ve yağlardan oluşan ve bütün temel besin maddelerini içeren sıkı ve dengeli bir diyete ihtiyacınız vardır.

Lif yönünden zengin, yağsız yiyecekler

  • Tavuk, dana, hindi ve tavşan gibi yağsız etler yemeye çalışın. Alabalık ve lüfer gibi yumurta da oldukça uygundur. Bu ürünler haftada 3 – 4 defa küçük porsiyonlar şeklinde yenmelidir.
  • Eğer diyetinize süt ürünleri de eklemek istiyorsanız yoğurdun kaymaksız, peynirin yağsız olmasına dikkat edin.
  • Şeker yerine şeker otu veya bal kullanın.
  • Özellikle çiğ yenebilecek sebze ve meyvelerin tüketimini arttırın.
  • Tahıl ve ekmek, patates, pirinç, makarna gibi nişasta içeren gıdaları az tüketin.
  • Yemekleri zeytinyağı ile pişirin fakat aşırı kullanmaktan kaçının.
  • Çeşitli çaylar ve doğal meyve suları içerek vücuda daha fazla su girmesine yardımcı olun.
  • Daha doymuş bir şekilde sofradan kalkmak için yemeklerinize limon suyu ve baharat ekleyin.

Bazı Son İpuçları

  • Hipotiroid başa çıkması daha zor bir durum olduğundan bu durumdaki insanlar yemeklerini pişirirken daha hassas olmalıdırlar. Fırın, buhar, kaynatma ve mikrodolga en uygun yöntemlerdir. Mümkünse kızartılmış ve hazır yiyeceklerden uzak durun.
  • Ayrıca fiziksel aktivitelerinizi de arttırmanız gerekecektir. Yürüyüş, koşu, merdiven çıkma, bisiklet, kas geliştirme gibi çeşitli aktiviteler yapılabilir.
  • Öğünlerinizi gün içerisinde 4 – 5 parçaya bölmeye çalışın ve bunlar arasında atıştırma yapmayın.
  • Metabolizmanızın çalışmasını en uygun seviyede tutmak için asla hiçbir öğünü atlamamalısınız.
  • KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vücudunuzu 3 Günde Doğal Olarak Arındırın

Tıpkı duş almamız, kıyafetlerimizi yıkamamız ve her gün dişlerimizi fırçalamamız gibi, vücudumuz da belirli aralıklarla arınmaya ihtiyaç duymaktadır. Bunu yapmanın basit bir yolu, sabah uyandığınızda ve geceleri yatağa girmeden hemen önce, birer bardak soğuk su içmektir.

Yediğimiz besinlere göre, gün boyunca vücudumuza sayısız miktarda toksin alırız. Bu duruma bir de stres, çevre kirliliği ve çevremizdeki diğer çeşitli problemleri de eklediğimiz zaman; vücudumuzun belirli zamanlarda arındırılma ihtiyacı duyacak şekilde negatif maddelerle dolduğundan emin olabiliriz. Takip eden makalede, doğal yollarla vücudunuzu üç gün içerisinde nasıl arındırabileceğinizi anlatacağız.

mide2

Vücudumuzu Neden Arındırmalıyız?

Tıpkı duş almamız, kıyafetlerimizi yıkamamız ve her gün dişlerimizi fırçalamamız gibi, vücudumuz da belirli aralıklarla arınmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda; her gün tükettiğimiz işlenmiş un ve şekerlerden, kızarmış gıdalardan ve et ile süt ürünleri gibi hayvansal gıdalardan aldığımız zararlı toksin ve kimyasallardan kurtulmak amaçlı, detoks uygulamalıyız.

Ayrıca, vücudumuzu arındırmak oldukça gerekli bir işlemdir, çünkü birçoğumuz hareketsiz yaşam tarzına sahip ve günlük bazda çevre kirliliğine maruz kalan, stres, değişmiş duygular ve kaygılarla boğuşan insanlarız.

Bu durum, yıllarca bu şekilde devam ettikçe, zamanla organlarımızı ve genel anlamda vücudumuzu zayıflatır. Bu sebeple de, bazı hastalıkları yaşamaya daha meyilli hale geliriz. Örneğin yorgun hissetmek, mide ağrıları, ayda bir yaşanan soğuk algınlığı veya aynaya baktığımızda solgun ve bitkin bir yansıma görmek gibi… Eğer, bu sinyallerin, organizmanızın gönderdiği sinyaller olduğunu anlayabiliyorsanız, vücudunuza biraz daha fazla özen göstermenizin zamanı gelmiş demektir.

Böyle bir durumda, yapabileceğiniz en iyi şey çiğ bir vejetaryen diyet uygulamak olsa da, herkes böylesi büyük bir değişikliği başaramayabilir. Çok sevdiğiniz yiyeceklerden kendinizi yoksun bırakmak zorunda değilsiniz, ancak daha sağlıklı yemekler yemeye özen göstermeli ve fast food yiyecekleri, sadece nadiren, deyimi yerindeyse kaçamak olarak tüketmelisiniz. Böylelikle vücudunuz içerisinde oluşmuş toksinlerden doğal şekilde kurtulmaya başlayacaktır. Siz de bu sayede, daha sağlıklı olmuş olacaksınız.

Vücudunuzu Nasıl Temizler veya Arındırırsınız?

Organik Besinler Tüketin

Muhtemelen yakınlarınızda, organik meyve, sebze ve diğer besinleri satan bir pazar var. Bu besinler, diğerlerinden bir miktar daha pahalı olsalar da, kalite olarak da onlardan daha iyiler çünkü organik besinlerde diğerlerinde kullanılan gübre, böcek zehri ve büyüme hormonu kullanılmaz. Eğer arka bahçenizde, küçük de olsa bir alan varsa, kendi doğal besinlerinizi yetiştirebileceğiniz küçük bir bahçe oluşturabilirsiniz.

demir-açısından-zengin-besinler

Bol Su İçin

Su, organlarınızı nemlendirir ve ayrıca idrar ile birçok atığın vücuttan atılması da gerçekleşmiş olur. Günde en az iki litre (sekiz bardak) su içmeniz önerilmektedir. Eğer hava sıcaksa, spor yapmaktaysanız veya oldukça telaşlı bir gün geçirmekte iseniz, içtiğiniz su miktarını arttırın. Sabah yataktan kalktığınızda ve gece yatağa girmeden önce birer bardak soğuk su içmenizi tavsiye ediyoruz. Ayrıca, yüksek oranda su içeren elma, karpuz, domates ve salatalık gibi meyve ve sebzeleri; veya şekersiz, doğal meyve suyu ve çayları, özellikle de yeşil çay tüketerek de su ihtiyacınızın bir kısmını karşılayabilirsiniz.

Daha Fazla Lif Tüketin

Lifin temel faydası, su ile benzer özelliktedir: Toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Bunun da dışkı aracılığı ile gerçekleşmesini sağlar. Lif sindirim fonksiyonlarını arttırıcıdır, kabızlığı önler, vücutta ve sindirim yolunda biriken koruyucu ile atıkların atılmasını sağlar. Yulaf ezmesi, esmer pirinç, tam buğday makarna, tohumlar, kuruyemişler ve meyveler, size bol miktarda lif sağlayacaklardır.

Kahve veya Alkol Tüketmeyin

Bu iki içecek oldukça popüler olmalarına rağmen, organizmanız için hiç de sağlıklı değillerdir. Bu içecekler karaciğer ve böbreklerinizi daha fazla çalışmaya zorlayarak onlara zarar verir ve obezite ve diyabet gibi hastalıklara sebep olurlar. Akşam yemeği ile birlikte tüketilen bir kadeh şarap size sorun çıkartmayacak olsa da, alkol tüketiminizi bununla sınırlandırmanızı tavsiye ederiz. Kahve ile ilgili ise, endüstriyel kahvelerdense, doğal olanları tercih etmenizi öneririz.

Arındırıcı Besinler Tüketin

Organizmanızı arındırabilecek besinlerden en çok tavsiye edilenleri; limon (limon suyunu su ile karıştırın), pancar (bol miktarda lif içerir), sarımsak (hastalıklara sebep olan patojenlerden arındırır), karahindiba (çay olarak tüketmeyi deneyin veya birkaç çiğ yaprağını salatanıza eklemeyi deneyin).

arındırıcı-karahindiba

Vücudunuzu Arındırmak İçin Üç Günlük Diyet

İlk Gün

  • Kahvaltı için; 250 gram doğranmış meyve, bir fincan kaymaksız yoğurt, iki yemek kaşığı buğday kepeği veya yulaf ezmesi, beş yemek kaşığı buğday gevreği ve bir fincan şekersiz yeşil çay.
  • Öğleden önce; 200 gram taze meyve  veya 30 gram kuruyemiş ile birlikte iki bardak su.
  • Öğle yemeği için; çiğ veya pişmiş sebze salatası, 200 gram balık, tavuk veya hindi (kızarmamış olmalı), bir fincan esmer pirinç ve iki bardak su.
  • Öğleden sonra; 200 gram taze meyve ve iki bardak su.
  • Akşam yemeği için; bir kase sebze çorbası, bir fincan yoğurt ve iki yemek kaşığı buğday kepeği.

İkinci Gün

Japon-diyeti

  • Kahvaltı için; bir bardak ananas suyu ve bir yemek kaşığı keten tohumu, bir dilim tam buğday ekmeği ve az yağlı peynir, bir fincan papatya çayı.
  • Öğle öncesi; yarım yer elması ve bir fincan yeşil çay.
  • Öğle yemeği için; bir fincan esmer pirinç, ızgara balık fileto ve yanında marul, domates, kereviz ve turp ile hazırlanmış bir salata.
  • Öğleden sonra; bir miktar meyve tüketin
  • Akşam yemeği için bir kase kremalı sebze çorbası ve bir fincan jelatin.

Üçüncü Gün

Balık2

  • Kahvaltı için; bir fincan ananas suyu, bir kase kaymaksız yoğurt ve bir dilim tam buğday ekmeği ile biraz hindi.
  • Öğleden önce; bir avuç kuruyemiş.
  • Öğle yemeği için; tam buğday makarna, brokoli, havuç ve bezelye ile hazırlanacak bir makarna salatası, yanında 200 gram tavuk veya hindi (kızarmamış olmalı).
  • Öğleden sonra; bir adet meyve.
  • Akşam yemeği için; limon suyu ile birlikte bir parça balık hazırlayın
  • kaynak: sağlığa bir adım

Gül veren elde gül kokusu kalır.

10689825_728774407197383_6600423103476025153_n[1]

Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar.
Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile birlikte geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar.
Bu, Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Bir kaç ay sonra bitmek tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, eşi ve annesi arasında kalan erkek için cehennem haline gelmiştir.
Artık birşeyler yapmak zorunda olduğunu anlayan genç kız doğruca babasının arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır.
Yaşlı adam ona bitkilerden hazırladığı bir ekstre verir. Bunu 3 ay boyunca hergün kaynananın yemeklerine azar azar kat der. Fakat az koy ki belli olmasın. 3 ay sonra ölsün.
Yaşlı adam genç kıza kimsenin şüphelenmemesi için bu süre zarfında kaynanasına çok iyi davranmasını da öğütler. Çok iyi yemekler yap ona der. Genç kız artık çok iyi davranmaya başlar kaynanasına. Bir süre sonra kız böyle davranınca kayınvalidesi de değişir ve ona kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgarları esmeye başlamıştır. Bu kez genç kız kendini ağır bir yük altında hissetmeye başlar ve yaptıklarından pişman, baharatçıya yeniden gelir.
– Lütfen, der. Artık ölmesini istemiyorum. Şu ana kadar verdiklerimi onun kanından temizleyecek bir şey ver bana.
Yaşlı adam karşısında oturan Li-Li ye bakar ve gülümser.
– Sevgili kızım, der. Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni daha da güçlendirdin hepsi bu. Gerçek zehirse senin beynindeydi. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve gitti beyninden. Dargınlık sevgiye dönüştü. Böylece gerçek bir ana-kız oldunuz.

 Gül veren elde gül kokusu kalır. Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson’dan Yaşamı Anlamlı Hale Getirecek 11 Soru/Cevap

Vücudumuzu meydana getiren moleküllerin, bu molekülleri oluşturan atomların izlerinin sürülebildiğinin farkına varın. Bir zamanlar patlayarak, zengin kimyasal içeriklerini galaksiye saçan ve böylece bakir gaz bulutlarını, yaşamın yapı taşı olan kimyasallarla zenginleştirmiş olan yüksek kütleli yıldızların merkezi çekirdeklerine kadar izleri sürülmektedir. Dolayısıyla hepimiz bağlantılıyız; biyolojik olarak birbirimizle, kimyasal olarak dünyayla ve atomsal olarak da evrenin geri kalanıyla. Bu harika bir şey. Bu beni gülümsetiyor ve aslında sonunda kendimi oldukça büyük hissetmeme sebep oluyor. Evrenden daha iyi olduğumuz için değil, onun bir parçası olduğumuz için. Biz evrenin içerisindeyiz ve o da bizim içimizde.

Ne de güzel demiş Neil deGrasse Tyson.

Ünlü sosyal paylaşım sitesi Reddit’de katıldığı bir söyleşide kendisine sorular soruldu ve o da birebir cevapladı.

İşte bunlardan en ilgi çeken 11 tanesi…

#1

#1

 

Epohs: Zaman, ışık hızı ile göreceli bir şekilde yavaşlıyorsa; bu kabul, zamanın fotonlar için hiç geçmediği anlamına mı geliyor?
Neil Tyson: Evet. Aynen öyle. Fotonlar için ‘işleyen zaman’ diye bir kavram yok. Yani, onların açısından fotonlar ortaya çıktıkları ana hapsolmuş durumdalar, tüm evreni baştan sona kat etmiş olsalar dahi.#2

#2

Guitard00d123: Konu fizik olduğunda her seferinde seni şaşırtmayı başaran bir şey var mı?

Neil Tyson: İlk olarak, elektronun bilinen bir büyüklüğünün olmadığı gerçeği beni her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Elektron, şu ana kadar herhangi bir şey kullanarak icat ettiğimiz en küçük ölçüm birimlerinden bile daha küçük.

İkinci olarak, quark’ların sadece çiftler haline geliyor olması; eğer bir çifti ayırmaya çalışırsan, bunu gerçekleştirmek için sisteme sağlaman gereken enerji, tam olarak spontane bir şekilde iki tane daha quark ortaya çıkarmak ve bu yeni quarkların, birbirinden ayırdığın quarklar ile çift oluşturması için gereken enerjiye eşit.

Son olarak ise dönen bir kara delik içindeki uzay-zaman yapısı, tamamen farklı bir evrenin varlığını olanaksız kılmıyor.

#3

#3

 

h3h: Uzay ile ilgili bilim ve araştırma yapma konusunda çocukları nasıl teşvik edebiliriz? Herhangi bir öneriniz var mı?
Neil Tyson: Konu bilimse eğer çocuklar problem değil. Onlar zaten bilim insanı olarak doğuyor. Problem her zaman büyükler. Çocukların içindeki merakı öldürüyorlar. Sayıca çocuklardan üstünler. Oy verme hakkına sahipler. Kaynaklar onların ellerinde. Bu yüzden benim asıl hedef kitlem yaşça büyük olanlar.

#4

#4

 

Climberslacker: Sence bilimsel anlamdaki en büyük keşfin hangisi? Tüm yaşamın boyunca?
Neil Tyson: Yıllar önce bilim insanlarının evrene dair verileri nasıl elde ettiklerinin dikkatli bir incelemesinin ardından evrende şu ana kadar kayda geçirilmiş galaksilerin on katı galaksi olduğuna dair bir tahmin ortaya atmıştım. Gerçek sayı on değil beş kat daha fazla galaksi olduğu ortaya çıktı. ortaya attığım rakam yanlış olsa da, bu tahmin bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına vesile olmaya yetmişti.

#5

#5

Redwater: İnsanlara söylendiğinde onları düşünmeye iten bilimsel gerçeklerden hangisi favorin?

Neil Tyson: Vücutlarımızı meydana getiren atomların, kimyasal zenginliklerini evrenin her yanına saçan süper novalara kadar takip edildiği ve bu süper novaların (içlerinden en az birisinde hayat olan), gezegenlere sahip yıldız sistemlerini ortaya çıkarıyor olmaları.6

#6

Lordatlas: Sence insan aklı, en sonunda evrenin sonsuzluğunu tam anlamı ile kavrayabilecek mi?

Neil Tyson: Bu endişe uykularımı kaçırıyor fakat, bir tür olarak, evreni tam olarak anlayacak kadar akıllı değiliz. Diğer bir deyişle, nörobiyolojik limitlerimize dair olmamız gerektiği kadar samimi ya da bilgi sahibi değiliz.7

#7

 

Pneumo: 3 tane favori bilim kurgu filmini sayabilir misin?
Neil Tyson: Üçü birbirine denk: The Matrix ilki elbette. İkinci olarak Contact. Ve bir klasik: 2001 A Space Odyssey.

#8

#8

 

Antaresiv: Yirminci yüzyılın az bilinen fakat insanların tanıması gereken bilim insanlarını sorsam?
Neil Tyson: M. Burbidge, G. Burbidge, W. Fowler ve F. Hoyle. Bu kişiler hakkında mutlaka bir şeyler bilin. Google‘i aktif kullanın.9

#9

#9

 

Aggleastronaut: Bilim Senfonisi videoları ile ilgili düşüncen nedir?
Neil Tyson: Yalnızca yaratıcı insanlar kozmik buluşları sahiplendiğinde toplum bilimi olduğu kültürel aktivite olarak kabul edecek. Bu yüzden sanatçıların bu tür girişimlerini alkışlıyorum.

#10

#10

 

Masterofwomen: Müfredata bir ders ekleyecek olsan bu ne olurdu?
Neil Tyson: Her üniversitenin vermesi gereken bir ders: “Birisinin tamamen saçmaladığını nasıl anlarsınız”.

#11

#11

 

İzibo: Genç nesle bir tek şey aşılayabilecek olsa idin, bu ne olurdu? ,
Neil Tyson: Yetişkinlerin göklere çıkarıldığı kadar matah olmadığı ve birçoğunun birçok durumda yanılıyor olduğu olurdu. Çocukları ebeveynler ile yapılan ‘Soru&Cevap’ seansları yerine sık sık kendi keşif yolculuklarına çıkmaya teşvik etmek onlar için son derece ilham verici olabilir.

kaynak: onedio

Büyüklerin De Okuyup Ders Çıkarması Gereken 12 Harika Çocuk Kitabı

Bazı çocuk kitaplarına sadece çocuk kitabı demeye dilimiz varmıyor. Kitabevlerinde çocuk kitapları raflarında dursalar da aslında yetişkinlerin de başucundan ayırmaması, dönüp dönüp tekrar okuması gereken kitaplar bunlar.

Çünkü çocuk kitabı okumak, çocukluğun o saf dünyasına geri dönüş biletidir. İçine bakmanı sağlar, eksiklerini fark etmene, yeniden yeniden dersler çıkarmana yardımcı olur. Kısa bir tatil kaçamağıdır, kafanı boşaltır, ruhunu temizler ve dünyaya farklı gözlerle bakmanı sağlar.

Biz de buradan yola çıkarak büyüklerin de dersler çıkarabileceği ve tekrar okuması gerektiği “çocuk kitaplarının” en önemlilerini derledik.

Haydi zaman makinemize atlayıp çocukluğumuza geri dönüyoruz.

1. Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry

kucuk-prens
Barındırdığı felsefelerle her yıl, her yaş tekrar okunması gereken, her okunduğunda kişiye yeni bir yol açan, yaşınız kaç olursa olsun yeni dersler çıkarabilmenizi sağlayan bir kitap Küçük Prens.

2. Küçük Kara Balık – Samed Behrengi

kucuk-kara-balik
Gölden çıkıp büyük denizlere ulaşmak isteyen küçük bir kara balığın gözünden kendimizi ve dünyayı sorgulamamızı sağlar Samed Behrengi bu kitabıyla. Hayatı yalnızca yemek, uyumak, küçücük dünya sandığı gölde yaşamak olarak görmeyen küçük kara balık insanlığa hala büyük dersler vermeye devam ediyor.

3. Vahşi Şeyler Ülkesinde – Maurice Sendak

vahsi-seyler-ulkesinde
Vahşi Şeylet Ülkesinde aslında anti-otoriter çocuk edebiyatının ilk örneklerinden biri. Hatta kitap zamanında yasaklanmış bile. Sonrasında ise değeri anlaşılmış ve bugün sadece çocukların değil dünya edebiyatının en önemli kitaplarından biri olmuş durumda. Max’ın maceralarında sadece çocuklar değil yetişkinler de kendilerinden bir şeyler bulacak.

4. Momo – Michael Ende

momo
Momo bizi zaman kavramı üzerinde düşündürürken bir yandan da bir çocuk saflığıyla kaybettiğimiz değerleri hatırlatmasıyla aslında her yaşın kitabı. Daha hızlı çalışmak ve daha çok para kazanmak amacıyla zamanın kıymetini bilmeyen insanlar size de tanıdık gelmiyor mu?

5. Cadılar – Roald Dahl

cadilar
Cadılar bir çocuğun cadılarla olan karşılaşmasını ve onların kötü planlarını suya düşürmesini anlatıyor. Ama kitabın alt metnini okuduğumuzda aslında Roald Dahl’ın cadıların varlığı üzerinden son derece zekice bir kapitalist dünya eleştirisi yaptığını fark ediyoruz. Böylelikle Dahl böylelikle yetişkinlere de büyük dersler vermiş oluyor.

6. Gökyüzünden Gelen Pasta – Gianni Rodari

gokyuzunden-gelen-pasta
Gökyüzünden koskocaman bir pasta inse ne olur? Kitapta çocuklar pastayı yemek isterken büyükler pastanın Marslılar tarafından gönderildiğini düşünerek onu yok etme planları yapıyorlar. Kitabın içindeki atom bombasına yapılan göndermeler de boşuna değil yani.

7. Alev Saçlı Çocuk – Christine Nöstlinger

kirmizi-sacli-kiz
Kırmızı saçları yüzünden alay konusu olan küçük kahramanımız saçlarının süper güçlerini keşfeder ve olaylar gelişir. Tabii bu hikayeyi anti-otoriter yazarlardan biri olarak kabul edilen ve sıradan kabul ettiğimiz durumlara keskin bir yaklaşım getirmesiyle bilinen Nöstlinger’den okuyunca aslında çocuk hikayeleri üzerinden biz büyüklere dersler verdiğini de hemen anlayabiliyoruz.

8. Şeker Portakalı -José Mauro De Vasconcelos

seker-portakali
Çoğumuzun ortaokul sıralarında okuduğu Şeker Portakalı’na çocuk kitabı demeye dilimiz varmıyor. Kafası bizden çok farklı çalışan büyüklerimiz de öyle düşünmüş olacak ki kitap Türkiye’de “Türk örf ve geleneklerine aykırı” olduğu ve “müstehcen kelimeler” bulundurduğu gerekçesiyle yasaklanma noktasına geldi bile. Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü olan Şeker Portakalı’nda Zeze’den öğrenecek çok şeyimiz olduğu gerçeğini değiştiremediler ama.

9. Cömert Ağaç – Shel Silverstein

comert-agac
Çevremizdeki ağaçlar ve yeşil alanlar birer birer kesilip gudubet AVM’ler yapılmaya çalışıldığı şu dönemde yetişkin kafamızı açacak bir kitap Cömert Ağaç. Bir çocuk ile ağacın bir ömür süren dostluğunu anlatan kitap bir yandan da çok hüzünlü ve hepimizin çıkarması bir sürü ders barındırıyor.

10. Koyunların Masalı – Gülsüm Cengiz

koyunlarin-masali
Hikayemiz kara koyunlarla ak koyunların sadece renkleri sebebiyle birbirlerinden ayrılmasını anlatıyor. Ama aslında yazar buradan yola çıkarak hem çocuklara hem de yetişkinlere ayrımcılığın ve ırkçılığın ortaya nasıl çıktığını, ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve ne kadar yanlış olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış oluyor.

11. Renkler Küsünce – Neşe Türkeş

renkler-kusunce
Bu aslında bir insan hakları masalı. Kitabın içinden alıntılayalım: “Dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkmıştı. İnsanlar savaşıyor, hastalanıyor, haksızlıklar artıyordu. Dünya’nın bu halini gören renkler küstüler ona. İnsanlara bir ders vermek için tek tek yok olmaya başladılar. Önce maviler kayboldu, sonra sarılar, kırmızılar… Altı kıtadan altı bilge, altı renk kutusunu aramaya koyuldu. Dünya’nın renklerine yeniden kavuşması için kutuları bulup renk perilerinin şifrelerini çözmeleri gerekiyordu. Bilgelerin önünde zorlu bir yolculuk vardı. Kutuları bulup şifreleri çözemezlerse Dünya sonsuza dek siyah beyaz kalacaktı. İnsanlar renklerine kavuşabilecekler mi? Dünya tekrar yaşanacak güzel bir yer olacak mı?”

12. Vapurları Seven Çocuk – Behiç Ak

vapurlari-seven-cocuk
Aslında Behiç Ak’ın hikaye kitaplarının neredeyse tümünü bu listeye dahil edebiliriz. Ama örneğimizi çok sevdiğimiz Vapurları Seven Çocuk’tan vermek istedik. Çünkü metropolleşme, betona dönüşen İstanbul, çevre duyarsızlığı ancak bu kadar naif ve gerçekçi anlatılabilirdi.

Bonus: Lulu Güneşi Arıyor – Kalben Sağdıç

lulu-gunesi-ariyor
Son zamanlarda çıkan ve bizi çok etkileyen bir çocuk kitabından bahsetmezsek olmazdı. Prenses Lulu, annesi Kraliçe Umut’u kaybedince Tek Gezegen’inde güneş doğmaz, kral başta olmak üzere herkes mutsuzdur. Lulu da herkes yeniden mutlu olsun diye annesini aramak için bir maceraya atılır. İçinde bolca metafor barındıran ve umudun, sevginin, dostluğun ne kadar güzel bir şey olduğunu yeniden öğreten bu kitabın her yetişkine bir şeyler katacağından eminiz. Ayrıca Dilem Serbest’in elinden çıkan çizimlerin de en az hikaye kadar etkileyici olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Tüm yetişkinlere iyi okumalar…

kaynak: listelist.com

Duygu Arslan

Salatalık, Zencefil ve Naneli Limonata

salatalık-limonata-1[1]

Ev yapımı limonata ve aromalı su sade suya iyi birer alternatiftir ve içmeniz tavsiye edilen günlük su miktarını daha kolay şekilde almanıza yardımcı olurlar.

Oturup her bir malzemenin özelliklerini ayrı ayrı düşündüğünüzde, bu tarifin sizin için kötü hiçbir şey içermediğini fark edeceksiniz. Salatalık, zencefil ve naneden yapılmış bu hafif limonatayı içtiğinizde sadece göbek çevrenizdeki sinir bozucu yağlardan kurtulmakla kalmayıp ayrıca suya doyacak ve tazeleneceksiniz. Daha da iyisi, lezzetli içeceğinizin faydaları bunlarla da sınırlı değil. Geri kalanlara gelin makalemizde birlikte bakalım.

Salatalık, zencefil ve naneli limonata nasıl yapılır?

Yaz ayları için ideal olan bu lezzetli limonatanın malzemeleri şöyle:

  • 2 litre su
  • 1 orta boy salatalık
  • 1 limon
  • 1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil
  • 10 tane nane yaprağı

2 litre suya eklemeden önce salatalığı soyun ve ince ince dilimleyin. Ardından ince dilimlenmiş limonu, rendelenmiş zencefili ve nane yapraklarını ekleyin. Karışımı tercihen bir gece boyunca en az 6 saat buzdolabında bekletin. İçmeye hazır olduğunuzda eğer gerçekten çok sıcak bir günse içine birkaç buz ekleyip içebilirsiniz. Tavsiye edilen günlük su miktarınızı alabilmek için bu limonatayı gün boyunca tüketin! Eğer yeteri kadar su içmek için çabalayan insanlardansanız bu tarif tam size göre. Uygun bir şişeye doldurup her yere yanınızda götürebilirsiniz.

zencefil limonata 2

Salatalığın faydaları

Yüksek miktarda su barındırdığı için (%96) salatalık kilo vermek için idealdir. Her 100 gramlık porsiyonda sadece 20 kalori vardır. Salatalık obeziteyle mücadelede çok etkilidir ve ayrıca vücudun arınmasına ve ödemin atılmasına yardımcı olur.

Salatalık içeren arındırıcı diyetler sıvı kaybının önüne geçmeye ve aşırı ürik asit üretimini engellemeye yardımcı olur. Salatalık ayrıca bağırsakları temizleyen yumuşatıcı etkiye sahiptir. Böylece bağırsak duvarlarındaki mukusu temizlemeye yardımcı olur. Sık sık ishal sorunu yaşayan, zayıf bir midesi ve aşırı gaz problemi olan insanlara salatalık önerilmez. Fakat bu sebze mide duvarının korunmasına ve sindirim için sağlıklı bakterilerin oluşmasına fayda sağlar.

salatalık 3

Zencefilin özellikleri

Zencefil geleneksel Çin tıbbında yaygın olarak kullanılan olağanüstü iltihap sökücü özelliğe sahiptir. Eklem iltihabı, sindirim ve solunum problemleri gibi çeşitli hastalıklarla mücadeleye yardımcı olur. Keskin baharatlı bir tadı olduğu için zencefili ölçülü ve diğer yiyecekler ve malzemelerle karıştırarak tüketmek iyi bir fikirdir.

Zencefil; vitamin, mineral, temel yağlar, aminoasit ve antioksidan yönünden zengindir. Vücuda sayısız faydası vardır. Örneğin, regl dönemlerindeki ağrıyı azaltır, romatizmayı hafifletir, soğuk algınlığı ve griple mücadele eder, balgam sökücüdür, kan dolaşımını hızlandırır ve kalp rahatsızlıklarını önler.

zencefil 4

Zencefil ayrıca baş dönmesi ve denge bozukluğunu da hafifletmeye yardımcı olur. Libidoyu harekete geçiren doğal bir afrodizyak olmasının yanında, doğal ve etkili bir antidepresandır. Erken yaşlanmaya karşı mücadeleye, stresi azaltmaya, migreni hafifletmeye (Prostaglandin’in etkisini engelleyerek), bazı kanser tiplerini önlemeye (özellikle yumurtalık ve kolon kanserini) ve sindirime yardımcı olur.

Nanenin özellikleri

Bu hayret verici aromatik bitkinin birçok medikal özelliği vardır. Nane sindirim sisteminde kasılmaları giderici bir ajan gibi hareket eder. Ağrı kesici gibi etki ederek ağrıların dinmesine yardımcı olur, ciltteki ve mukuslu bölgelerdeki iltihabı azaltır ve solunum sistemini temizler.

Ayrıca çayların ve smoothielerin içine katıldığında oldukça ferahlatıcı bir etki yaratır. Bu etki uyku kalitenizi ve sakinlik hissinizi artırır. Stresi engeller, midedeki gazı alır, kasları gevşetir ve mide duvarının korunmasına yardımcı olur. Örneğin, sindirim problemi yaşayanlar için nane mükemmel bir bitkidir.

nane 5

Nanenin içinde bulunan askorbik asit balgam sökümünü tetikler. Bu nedenle nane güçlü bir nefes açıcıdır. Eğer ateşiniz varsa bunu düşürmek için nane terlemeyi arttırır. Crohn hastalığının yanında (çünkü bağırsaklardaki rahatsızlığa iyi gelir) ayrıca astımı olan, ufak bir soğuk algınlığı geçiren, ishal ve gaz problemi olan hastalarda da kullanılır. Nane, kusma ve mide kramplarına iyi gelir, dolaşım sistemini hızlandırır ve ağız kokusunu (ya da kötü nefesi) engeller.

Limonun özellikleri

Limon yüksek oranda C vitamini içeren meyvelerden biridir. Bu durum onu soğuk algınlığı veya grip olan insanlar için ya da bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden sadece hasta olmayı engellemek için bile en temel bileşen yapar. Birçok vitamin barındırmasının yanında, limon ayrıca vücuttan toksinlerin atılmasına yardım eden kuvvetli bir antiseptiktir.

Sesiniz kısıldığında, zatürre, bronşit, grip hatta astım olduğunuzda bir limon emmek iyi bir fikirdir. Rahatsızlıklarınızdan sorumlu kılcal damar ve kan damarlarının rahatlamasına yardımcı olur ve böylece yaralarınızın içten iyileşmesini sağlar. Ayrıca yüksek tansiyonun da tedavisine yardımcı olur.

limon 6

Bu turunçgil meyvesi potasyum, magnezyum, kalsiyum, fosfor, demir, sodyum gibi mineraller yönünden zengindir ve hatta florür bile içerir. Ayrıca iltihap, kalp yetmezliği ve beyin felcine karşı B vitamini, özellikle de B1 vitaminini barındırır.

Limon yüksek ateşe karşı mücadeleye yardım eder, şeker hastalarına iyi gelir ve herhangi bir hastalıktan sonra karaciğer, mide, idrar fonksiyonlarının normale dönmesini sağlar. Böbrek taşı oluşumunu önleyebilir ve böbreklerle mesanede zaten var olan taşların parçalanmasına yardımcı olabilir.

Ancak limon bazı insanlar için tavsiye edilmez. Kansızlık, raşitizm, diş eti iltihabı, dişlerde çürüme, ağız ve boğazda yara, uykusuzluk, asidoz, kronik kabızlık ve sinir sistemi problemi yaşayan insanların bu meyveden uzak durmaları gerekir.

Artık salatalık, zencefil ve naneli limonatanın sağlığınıza ne kadar faydalı olduğunu biliyorsunuz. Sıcak yaz günleri için lezzetli ve ferahlatıcı bir içecek olmasının yanında, gün içerisine sade su içmeyi sevmeyen insanların su ihtiyacını karşılayan sağlıklı bir alternatif de olabilir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AZ ve YETERSİZ UYKU NELERE YOL AÇIYOR?

12507535_770645139746957_9163919130140022977_n[1]

Sağlıklı bir hayat sürmek ve sağlığımızı korumak için ihtiyacımız olan şeyleri yeterli ve kararında yapmaktır. Örnek vermek gerekirse az yemek de zararlıdır çok yemek de. Yine aynı şekilde çok uyumak da az uyumak da sağlık için zararlıdır. Yapılan araştırmalar da bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Uzmanlar her insanın günde ortalama 6-8 saat arası uyuması gerektiğini belirtiyor. New York Times’ta yayımlanan makaleye göre yetersiz uyumak sağlığı direk etkileyen faktörlerden birisi olduğu ortaya çıktı. Yetersiz yani az uyumak kalp sorunları, diyabet ve obezite gibi çağımızın en tehlikeli sağlık sorunlarına neden olduğu ortaya çıktı.

Şimdi gelin bu sağlık için zararlı etkilere göz atalım;

👉 Az uyumanın sağlığa zararları:

-Zihinsel süreçleri etkileyerek beyindeki öğrenme, hafıza, yargı, problem çözme gibi işlevleri yerine getiren bölgelerin yenilenmesini önlüyor. Çünkü bu bölgeler uykuda yenilenir.

-Pittsburgh Üniversitesi uzmanlarına göre kalp, akciğer, böbrek rahatsızlıklarına yetersiz uyku direk etki ediyor.

-Az uyumanın neredeyse bütün dokuları etkilediğini belirten ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü kronik hastalıkları da yetersiz uykunun tetiklediğini söylüyor.

-Yetersiz uyku metabolizmanın yavaşlamasına neden olur.

-Az uyku nedeniyle Tip 2 diyabet ortaya çıkar. Bunun neni ise yetersiz uyku uyuyanlarda vücudun glikoz işleme yeteneğini olumsuz etkileniyor.

-Yetersiz uyku hipertansiyonu olan kişilerin kan basıncında günlük yükselmelere yol açıyor.

-Koroner artek ve kalp hastalığı ile bağlantılı olan faktörleri yükseltir. Kalp kireçlenmesine neden olabilir.

-Cleveland Case Western Reserve Üniversitesi araştırmacıları ise ‘Gece 6 saatten az uyurum’ diyenlerde potansiyel olarak kanserli kolorektal polip riskinin arttığını saptadı. (Kalın bağırsak polipleri)

-Çocuklarda yetersiz uyku hormonal kesintilere neden oluyor. Derin uyku sırasında harekete geçen ve büyümeyi etkileyen hormonlar çocukların kas kütlesini ve bağışıklığını etkiliyor.

-Uyku sırasında vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı hücresel hormonları üreten stokinler yavaşlıyor. Kısa uyuyanlar soğuk algınlığı ve grip gibi günlük enfeksiyonlara daha duyarlı oluyor.

-Beyindeki leptin hormonu vücuda yeterli yiyeceği tükettiği sinyalini verir. Ancak uykusuz beyindeki Ghrelin hormonu iştahı uyandırır. Buna göre, az uyuyanlar daha çok abur cubur tüketip daha çok yemek yiyor ve kilo alıyor

Dünyadaki Şefkati Büyütmek İçin 11 Yöntem…

12418099_887642948000742_8201229481748260961_n[1]

1- Gülümseyin: Gülmek sizi ve çevrenizdekileri pozitif bir moda sokar. Kötü hissediyor bile olsanız 30 saniyeliğine de olsa gülümsemeyi deneyin ve yaratacağı farkı görün.
2- İltifatlarınız samimi olsun: İltifat ve komplimanlarınızda içten olun, abartıya kaçmayın. Kişinin görünümü ya da herkesçe bilinen özellikleri yerine pek bilinmeyen yönlerini öğrenin. Mesela soul müziğe olan ilgisini… Ve iltifat edecekseniz bunun hakkında güzel şeyler söyleyerek takdirinizi sunun.
3- Sarılın: Sarılmak da gülmek gibi basit ama etkisi büyük sihirli davranışlardandır. Yakınlık ve samimiyet derecesine göre sarılmaktan, kucaklaşmaktan çekinmeyin.
4- Cesaretlendirin: Dünyada cesaret kırıcı yeterince şey var zaten. Haberler, gazeteler, konu-komşu, eş-dost kötü haberler verip durmuyorlar mı? Yüksek potansiyeli olan çok kişi, sırf cesaret kırıcı şeylerden dolayı başarısızlığa uğramakta. Bu nedenle çevrenizdeki kişilere destek olun, cesaretlerini kırmayın, hayallerine saygı duyun.
5- Pozitif duygular geliştirin: Duygular bulaşıcıdır. Pozitif düşünceyi bulaştırmak için de pozitif ve iyimser yaklaşım geliştirin. Gülümsemek yanında yaşama değer verin, olumlu hatıralarınızı hatırlayın, gündeminizde onlar olsun. Böylece pozitif duygu ve düşünceye doğru sıçrayış gerçekleştirirsiniz.
6- Hızlı ve pratik çözümler getirin: Bazen karşınızdaki kişinin cesarete değil de pratik çözüm yollarına ihtiyacı vardır. Bir kağıt mendil, bir bardak su ya da serinlemek için bir yelpaze olabilir ihtiyacı… Belki de arabadan inerken dengesini yitirmemek için elinizi tutmak istiyor. Bu tür pratik yardımlarda uyanık ve istekli olun.
7- Dinleyin: Bazen yardım falan değildir karşınızdaki kişinin istediği… Sadece konuşmaya ve birilerinin kendisini dinlemesine ihtiyacı vardır. Bu tür durumlarda yargılamadan ve sorgulamadan sadece dinleyin.
8- Perspektifinizi paylaşın: Bazen pireyi deve yaparız. Bazen de ciddi konuları hafife alırız. Karşınızdaki kişinin bu hataya düştüğünü görürseniz kendi görüşünüzü paylaşın. Böylece muhatabınızın kendisini çok üzen durumun aslında gülüp geçilecek bir şey olduğunu görmesini sağlarsınız.
9- Bunalım şarkılar dinlemeyin: Dinlediğimiz müzik ruhsal durumumuz üzerinde son derece etkilidir. Sizi depresifleştiren, bol acılı, bunalım şarkılar yerine canlandıran, mutlu eden şarkılar tercih edin. Bu şarkıları çevrenizle de paylaşın.
10- Küçük nezaket kurallarını es geçmeyin: Kapıdan içeri girerken önceliği yanınızdaki kişiye verin, çerez, bisküvi gibi şeyler yiyorsanız ikram edin, otobüste yaşlı ya da ihtiyaç halinde olanlara yer verin, kapıdan geçtikten sonra hemen ardınızda birinin olduğunu fark ederseniz kapıyı tutun (hızla içeri dalıp kapının yüzüne kapanmasını önleyin). Bunlar küçük ama ince şeylerdir; dikkat ettiğiniz takdirde nezaketinizle muhatabınızı memnun etmekle kalmaz, büyülersiniz.
11- Pozitifi başkalarına bulaştırın: Bir arkadaşınız size pozitif bir şey söyledi ya da böyle bir eylemde bulunduysa size geçen bu pozitif ruh halini siz de başkalarına bulaştırın. Güzel bir şey söyleyin, bir jest yapın ki pozitif zincir hızla büyüsün çevrenizde.
ALINTI

Kas ve Eklem Ağrılarında Masaj Etkisine Sahip 10 Bitki ve Çayı

Düşündüğümüz zaman en az grip kadar yaygın ve zor bir hastalık durumudur eklem ağrıları. Hasta olunca ayrı ağrır, spordan sonra ayrı. Gece ters bir pozisyonda uyuruz ayrı tutuluruz, ağır bir eşya kaldırdığımızda ise apayrı.

Bu yazımızda kas ve eklem ağrılarına iyi gelen bitki ve bitki çaylarına değineceğiz. Bazı bitkileri yağ olarak uygulayacağız bazılarını ise direkt demleyerek tüketeceğiz.Sonunda ise ağrılardan kurtulmuş bir şekilde yaşantımıza devam edeceğiz.

En sevilenlerden birisi: Kuşburnu

Kuşburnunun çekirdeğinde ve kabuğunda yer alan bir madde eklem ve kas grubundaki ağrıları azaltmaktadır. Ayrıca uzun vadede kullanıldığında eklemlerde oluşan kireçlenmeyi azaltarak kireçlenmeye bağlı yaşanan ağrıların hafiflemesine de yardımcı olmaktadır.

Acısına aldırış etmeyin: Zerdeçal

zerdecal-cayı

Zerdeçalı özellikle çay olarak tüketmek eklemleri iltihaptan koruyarak ağrıları dindirmeye yardımcı olacaktır. Gün içerisinde oluşan ağrılarınız olduğunda sabah ve akşam olmak üzere iki kere zerdeçal çayı tüketebilirsiniz.

Kokusu da güzeldir: Anason çayı

anason-cayi

Her türlü ağrının yanı sıra, özellikle baş ağrıları için çok güçlü etkilere sahip olan bu bitki, kan dolaşımını hızlandırıcı ve kalbi güçlendirici niteliktedir.

Bir bitki çatı değil ama: Ballı sıcak su

ballı-krem

Ağrı kesici özelliği bulunan balı sıcak su ile karıştırıp çay gibi tüketebilirsiniz. Tüm vücudu rahatlatacak ve özellikle geceleri rahat bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.

Hafif bir masajla: Çörek otu yağı

corek otu yagi

Çörek otu yağı, A, B ve C vitaminleri içermektedir. Ayrıca bünyesinde potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko gibi bileşenleri barındırır. Çörek otu yağı, omega 3 yağ asitleri bakımından da oldukça zengindir. Ağrılı bölgelere masaj yaparak uygulayabilirsiniz.

Tohumdan gelen mucize: Hardal yağı

hardal-yagi

Esansiyel hardal yağı ise yine hardal tohumlarının su ile damıtılması yoluyla elde edilir. İçeriğinde bulunan farklı yapılardaki yağ asitleri, mineral ve vitaminler nedeniyle ağrılı bölgelerde bitkisel destek olarak kullanılabilir. Ayrıca kozmetik alanında da kullanılmaktadır.

Rengi yeter: Hatmi çiçeği çayı

Gulhatmi

Halk arasında hatmi çiçeği olarak bilinse de asıl adı gülhatmidir. Ağrı ve sızıları azaltmasının yanı sıra saymakla bitiremeyeceğimiz faydaları için sizi şöyle alalım. (:

Anneler haklıymış: Ihlamur

ihlamur cayi

Ihlamur çayı da eklem ve kaslara etki ederek ağrı kesici bir özelliği vardır. Ancak bir uyarı yapmamız gerek: Ihlamur çayından istenilen faydayı elde edebilmek için, piyasada satılan ıhlamurlardan yalnızca çiçeklerin bulunduğu paketlerin alınması gerekmektedir. Yeşil yapraklardan oluşan diğer paket alınmamalıdır. Çünkü, yeşil yapraklar, ıhlamur çayının vereceği faydayı büyük ölçüde engeller.

Hep kurabiye olmaz ki: Zencefil çayı

Zencefil Cayi

Zencefil çayı burada da karşımıza çıktı evet. Vücut ısısını yükselterek ağrıların iyileşmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır.

Bonus: Brokoli çorbası

brokoli-corbasi-tarifi

Brokoli, lahana ailesi içinde yer alan brokoli oldukça güçlü sülfür barındıran ve antioksidan özelliği olan bir sebzedir. İçeriği nedeni ile eklemlerde oluşan iltihabı azaltarak ağrıların hafiflemesine yardımcı olur.

kaynak: yemek.com

Bir ben vardır, benden içeri…

12512825_10154477318009240_6933829894175451800_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Sen dersin, ‘Ben onsuz yaşayamam’

10411348_1188571364503950_2999765213515314797_n[1]

Sen dersin, ‘Ben onsuz yaşayamam’
Zen der, ‘Bağlanmadan sevmeyi öğrenmelisin’

Sen dersin, ‘her şeyim olsun isterim hayatta’
Zen der, ‘Yoklukta dahi bolluğu hissetmelisin’

Sen dersin, ‘Güzel şeyler hiç mi hiç değişmesin’
Zen der, ‘Tomurcuk çiçek olur, açar, solar..göreceksin’

Sen dersin, ‘Yaptıklarını ona ödeteceğim’
Zen der, ‘Şevkatle, yargılamadan bakmayı bileceksin’

Sen dersin, ‘Konuşalım, halledelim bu meseleyi’
Zen der, ‘Sessizlikte saklı tüm çözümlerin’

Sen dersin, ‘Hayat geçiyor, yapacak çok şey var daha’
Zen der, ‘Bu ne telaş? Sen bir ruhsun,sonsuza kadar vaktin…ॐ…alıntı

Yeşim Kamala Kızılkartalın sayfasından alınmıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »