İnsan Psikolojisini Merak Edenlere: Mutluluk Üzerine Yapılmış 10 Psikolojik Araştırma

Mutluluk, kimi için reçel kavanozunun içine düştüğü an olabilir, kimi için de kavanozun kapağını açtığı an.. Kim bilir belki de karınca için, kavanozun yere düşüp de, kırıldığı an’dır…

Peki, mutluluğun psikolojisi nasıldır?

1. Mutluluk tüm vücudumuzu kaplıyor.

Mutluluk tüm vücudumuzu kaplıyor.

Finlandiyalı araştırmacılar 701 katılımcıdan kızgınlık, korku, iğrenme, mutluluk, üzgünlük ve sürpriz gibi hisleri vücutlarında nerelerinde hissetiklerini boş vücut çizimlerinde boyamalarını istediler ve sonuçlar aşağıdaki gibi çıktı. Sarı duygularımızı en yoğun hissettiğimiz bölgeyi gösterirken, kırmızı daha azı, siyah hissizlik, mavi ve açık mavi ise çok düşük aktiviteyi gösteriyor.

İlginç olan ise insanlar mutlu hissettiğinde tüm vücutlarında aktivite olduğunu belirtmeleri. Belki de mutluluk bizi hayat için harekete geçiren bir şey!

2. Mutluluk genetik kodumuzu değiştiriyor.

Mutluluk genetik kodumuzu değiştiriyor.

Başkalarına yardım ederek mutlu olan insanların, antikor ve antiviral genleri daha etkin çalışıyor. Bu da başkalarına yardım eden insanların daha etkin çalışan bir bağışıklık sistemleri olduğu anlamına gelebilir!

3. Sosyal yardımlaşma insanları zor zamanlarda da mutlu ediyor.

Sosyal yardımlaşma insanları zor zamanlarda da mutlu ediyor.

Amerika’da 2009 krizinden sonra birçok ailede hem anne hem de baba işsiz kaldı, borçlar arttı ve her haneye daha az para girmeye başladı. Peki aileler bu çöküşle nasıl başa çıktılar? Amerika’da 225 aile ile yapılan bir araştırma gösteriyor ki, zor zamanlarda birbirlerine destekte bulunan mahallelerin mutluluğu (örn. birbirine borç veren, birbirinin çocuklarını kollayan) diğerlerine göre daha yüksek. Yani, sadece finansal kapital değil, sosyal kapital de insanları mutlu ediyor.

4. İçe dönük olsanız da dışa dönük davranın.

İçe dönük olsanız da dışa dönük davranın.

Amerika, Venezuela, Filipinler, Çin ve Japonya’da yapılan bir araştırmada, içe dönük ve dışa dönük kişilik tipindeki insanlardan bulundukları ortamda 10 dakika boyunca dışa dönük davranmalarını ve sonrasında nasıl hissettiklerini tarif etmeleri istendi. Sonuçlar gösterdi ki katılımcılar sadece 10 dakika boyunca dışa dönük davransalar bile sonrasında ruh durumlarını daha pozitif sözcüklerle tanımlıyorlar.

5. Mutluluk internette de bulaşıcı!

Mutluluk internette de bulaşıcı!

Facebook’un milyonlarca kullanıcının duygularını manipüle ettiği için tüm Dünya’da oldukça eleştirilen araştırmasının sonuçları gösteriyor ki, hem mutluluk hem de mutsuzluk online mecrada bulaşıcı. Hatta ve hatta, mutlu etkileşimler mutsuzlardan daha çabuk ve hızlı yayılıyor. Bu, şu anlama geliyor: Facebook sayfanızda mutlu içerikler paylaşan arkadaşlarınız daha çok ise, sizin de mutlu içerik paylaşmanız ve (belki de hissetmeniz) daha olası.

6. Yaşlandıkça sizi mutlu eden şeyler değişiyor.

Yaşlandıkça sizi mutlu eden şeyler değişiyor.

19 ve 79 yaşları arasında 200 kişi ile yapılan bir araştırma gösterdi ki, genç katılımcılar mutluluklarını belirleyici olarak daha çok ‘sıradışı’ aktiviteleri belirtirken, yaşı ilerlemiş katılımcılar günlük aktivitelerden daha mutlu olabildiklerini belirttiler. Bu günlük aktiviteler, başka birinin mutlu yüz ifadesinden mutlu olmak, parkta yürümek ve aileleriyle vakit geçirmek gibi kolayca ulaşılabilecek ve para haramadan yapılabilecek aktivitelerdi.

7. Materyalist insanlar neden mutlu olamıyor?

Materyalist insanlar neden mutlu olamıyor?
Para insanları mutsuz etmiyor, ancak materyalist bir zihin yapısına sahip olmak, paranız olsun olmasın, sizi mutsuz edecektir. Peki neden materyalist olmak insanları mutsuz ediyor?

Çünkü materyalist insanlar sürekli sahip olmadıkları bir şeyin onları mutlu edeceğine inanıyorlar, ve ellerindekinin değerini bilemiyorlar. Ayrıca son zamanlarda yapılan bir araştırma gösterdi ki, materyalist insanlar daha az şükran duyuyorlar, bu da onların genel olarak hayattan aldıkları tatmini düşürüyor.

Belki de hepimiz elimize kredi kartını alıp, bir sonraki harcamamızı yapmadan önce Epikür‘ün şu sözlerini hatırlamalıyız: “Sahip olamadıklarının acısını çekerek, sahip olduklarını mahvetme. Hatırla ki bugün sahip oldukların, bir zamanlar sahip olmak istediklerindi.”

8. İlişkilerin gücü.

İlişkilerin gücü.

Hepimiz lise yıllarımızı yad ederken unutulmaz arkadaşlıklarımızı hatırlarız. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki, çocuk ve ergenler için de okul başarıları değil, okullarında kurdukları sağlam ilişkiler mutluluklarını belirliyor. Çocuğunuzun hem mutlu hem de başarılı olmasını istiyorsanız, akademik yönelim kadar kurduğu sosyal ilişkilere de önem verin.

9. Mutlu olmak için ne tür hedefler koymak gerekir?

Mutlu olmak için ne tür hedefler koymak gerekir?

İnsanlar aslında onları mutlu eden hedefler hakkında yanılıyorlar. Bir psikolojik araştırmada katılımcıların bir kısmından ‘bir başkasını mutlu etmeleri’, diğer bir kısmından ise, ‘bir başkasını güldürmeleri’ istendi. Sonuçlar gösterdi ki, kendilerine daha somut bir hedef atanan grup (bir başkasını güldürme), isteneni yerine getirdikten sonra daha mutluydu.

10. Sıradan anlardan mutluluk duyabilmek

Sıradan anlardan mutluluk duyabilmek

Bir araştırma 135 üniversite öğrencisinden bir zaman kapsülü yaratmalarını istedi. Bu zaman kapsülü, kapalı bir şişenin içine şunları koyarak yaratılıyordu:

  • Birisiyle yakın bir zamanda yaptıkları kısa bir sohbeti bir kağıt parçasına yazmak
  • En son katıldıkları sosyal etkinliği yazmak
  • Yakın zamanda yazdıkları bir ödevin bir parçasının kopyası
  • En sevdikleri 3 şarkının ismini bir kağıt parçasına yazmak

Araştırmacılar katılımcılara 3 ay sonra bu zaman kapsülünü açarken nasıl hissedeceklerini sorduklarında, katılımcıların çoğu bunu çok da önemsemediklerini belirtmişlerdi. Ancak 3 ay sonra kapsülü açmak için çağırıldıklarında, çoğu bir öncekine göre çok daha pozitif sıfatlarla hislerini tarif ettiler.

Bu araştırma gösteriyor ki, günlük olayların bizi ne kadar mutlu edebileceklerini oldukça azımsıyoruz.

Ve neden şimdiden kendi zaman kapsülümüzü yaratmayalım

Yeni Yılın İlk Yeniayında ( (9 Ocak 2016 ) Reiki 2. Seviye Eğitimini Mutlaka Almalısınız…

12401959_864659060313744_396884434191429383_o[1]

Evvttt bu hafta sonu geçmişteki travmalarına şifa göndermek isteyenlerle
Gelecekteki önemli bir ameliyatına, sınavına, toplantısına, iş görüşmesine enerji göndermek isteyenlerle
Uzaktaki yakınlarına şifa göndermek isteyenlerle

Kendisine ve sevdiklerine daha kuvvetli şifa göndermek isteyenlerle

Çocuklarını nazardan korumak isteyenlerle

Kendisine ve sevdiklerine daha kuvvetli şifa göndermek isteyenlerle
Bilmiyoduk, görmedik, duymadık demeyin… Katılın canlar:)))

Şifa enerjisi işinin derinliklerine girmek  isteyenlerle buluşuyoruz…

Eğitim Tarihi 9 Ocak 2016 saat 14.00-.18.00 arası

Eğitim Yeri: Psikocity Nişantaşı

Katılmak isteyenler Facebook sayfamdan bana ulaşabilirler…

Sevgiler…

Anette İnselberg

Ben Neşeli, Özgür Ruhlu, Zekiyim… Peki Ya Sen…

999967_216116422057205_4808728436887921397_n[1]

Koç: Kararlı, eğlenceli, kültürlü

Boğa: Güzel, sadık, hoş sohbet

İkizler: Akıllı,zarif, neşeli

Yengeç: Her zaman hoş, duygulu, güvenilir

Aslan: Çekici, tutkulu, bakımlı

Başak: Zeki, hassas, istikrarlı

Terazi: Bakımlı, sosyal, zarif

Akrep: Tutkulu, bağlı, gururlu

Yay: Eğlenceli, zeki, sürprizlerle dolu

Oğlak: Sadık, tutarlı, ağırbaşlı

Kova: Neşeli, özgür ruhlu, zeki

Balık: Romantik, sevecen, iyi kalpli

Kendime Öğüt…

1914112_10206963841067090_193128136408967089_n[1]

Uslanma hiç hep deli kal

Büyüme sakın çocuk kal

Es deli deli böyle kal

Son harmanında sevdanın

Tüken toz toz savrula kal

Suçüstü bulmalı ölüm

Ölürken de sevdalı kal …

Aziz Nesin

Star Wars : Güç Uyanıyor 7

Star-Wars-Güç-Uyanıyor_Afiş[1]

Başladığı ilk hafta koşa koşa filmi seyretmeye gittim. Ne de olsa Star Wars la büyüyen bir kuşağın çocuğuyum ben. Işın kılıcı denince bütün sular durur valla. Yine aklıma Jedi olma fikri de düştü tabi…Hele o sevimli r2 d2 yok mu eve bir tane alasım geldi…

İyi kötü savaşı beni yeniden içine çekmeyi başardı, kurgular da savaşlar da müthiş ben star wars hayranıyım diyorum tabi ki tüm filme bayıldım. 3 boyutlu gözlükle seyretmeye de bayıldım. Tabi ki gidin diyeceğim başka ne diyebilirim ki…

Sevgi, saygı herkese:)

Anette İnselberg

 

SİZE EN ÇOK ZARAR VERMİŞ, SIKINTI VE ENDİŞE YAŞATMIŞ OLANLAR, BÖYLE YAPMAYI SEVGİYLE KABUL ETMİŞ VARLIKLARDIR…

maxresdefault[1]

 

SİZE EN ÇOK ZARAR VERMİŞ, SIKINTI VE ENDİŞE YAŞATMIŞ OLANLAR, BÖYLE YAPMAYI SEVGİYLE KABUL ETMİŞ VARLIKLARDIR…

Dünyada size en çok zarar vermiş, ilişkilerinizde sıkıntı ve endişe yaşatmış olanlar, enkarne olmadan önce böyle yapmayı sevgiyle kabul etmiş, bu konuda kontrat yapmış varlıklardır. Onlar şimdi bile ruhen sizinle kardeştirler, ama buradayken bunu açığa vuramazlar. Öte aleme geçtiğinizde onları görecek ve seveceksiniz, çünkü oynadıkları rol gerçekten çok ikna ediciydi!

BUNU YAPMALARINI SAĞLAYAN SEVGİNİN GÜCÜNÜ TAKDİR EDİN VE ONLARI ŞİMDİ BURADA SEVİN. Hiç kuşkusuz siz de bir başkasının düşmanısınız, bir başkasının dersi için olumsuzluk ifadesisiniz, böylece siz de aynı rolü bir başkası için oynuyorsunuz.

Peki bu insan sizi tamamen bağışlasaydı ne hissederdiniz?
Bu sizi etkiler miydi?…

Kryon

Her Şeyden Çok Çabuk Sıkılan İnsanların Bildikleri 16 Şey

Off kim yazacak şimdi 16 maddeyi yaa? 😫

1. Monotonluğu sevmezler sürekli farklı arayışlar içindedirler.

Monotonluğu sevmezler sürekli farklı arayışlar içindedirler.

2. Aşk hayatlarında da genellikle başarıya ulaşamazlar. Kimseye kolay kolay bağlanamazlar.

Aşk hayatlarında da genellikle başarıya ulaşamazlar. Kimseye kolay kolay bağlanamazlar.

3. Genellikle masa başı bir işte çalışamazlar. Sürekli hareket halinde olabilecekleri bir işte daha verimli olurlar.

Genellikle masa başı bir işte çalışamazlar. Sürekli hareket halinde olabilecekleri bir işte daha verimli olurlar.

4. Öyle yerlerinde pek duramazlar. Sürekli farklı aktiviteler peşindedirler.

Öyle yerlerinde pek duramazlar. Sürekli farklı aktiviteler peşindedirler.

5. Üniversitede ne kadar topluluk varsa büyük ihtimalle hepsine üye olmuşlardır.

Üniversitede ne kadar topluluk varsa büyük ihtimalle hepsine üye olmuşlardır.

6. Ama tabii ki sıkılıp hepsini bırakmışlardır.

Ama tabii ki sıkılıp hepsini bırakmışlardır.

&7. Başkalarının sıkıntılarını dinlemeyi çok sevmezler. Dinlemek zorunda kalırlarsa da başka şeyler düşünürler.

Başkalarının sıkıntılarını dinlemeyi çok sevmezler. Dinlemek zorunda kalırlarsa da başka şeyler düşünürler.

&8. Pek fazla arkadaşları yoktur, olan arkadaşları da genellikle kendileri gibidir.

Pek fazla arkadaşları yoktur, olan arkadaşları da genellikle kendileri gibidir.

&9. Çok sıkılgan olmalarının nedeni aslında her şeyi başkalarından daha çabuk anlamalarıdır.

Çok sıkılgan olmalarının nedeni aslında her şeyi başkalarından daha çabuk anlamalarıdır.

10. Ama ne kadar zeki olduklarını her ortamda gösterip hava atmayı sevmezler.

Ama ne kadar zeki olduklarını her ortamda gösterip hava atmayı sevmezler.

11. Angarya işlerle vakit kaybetmeyi sevmezler. Bulaşık yıkamak, temizlik yapmak falan onlara göre değildir.

Angarya işlerle vakit kaybetmeyi sevmezler. Bulaşık yıkamak, temizlik yapmak falan onlara göre değildir.

12. Bir işi başkaları istediği için değil sadece kendi istedikleri için yaparlar.

Bir işi başkaları istediği için değil sadece kendi istedikleri için yaparlar.

13. İstediklerinde çok başarılı olabileceklerine rağmen, sıkılgan yapıları nedeniyle bu potansiyeli kullanamazlar.

İstediklerinde çok başarılı olabileceklerine rağmen, sıkılgan yapıları nedeniyle bu potansiyeli kullanamazlar.

 14. Yaşadıkları şehirler onları boğar. Sürekli bir sahil kasabasına yerleşip oranın tadını çıkarmanın hayalini kurarlar.

Yaşadıkları şehirler onları boğar. Sürekli bir sahil kasabasına yerleşip oranın tadını çıkarmanın hayalini kurarlar.

15. Başkaları tarafından memnuniyetsiz olarak görülürler. Ama o hep en iyisini arar durur.

Başkaları tarafından memnuniyetsiz olarak görülürler. Ama o hep en iyisini arar durur.

16. Bazen kendilerinden bile sıkılırlar. Hatta kendilerinden sıkılmaktan bile sıkılırlar…

Bazen kendilerinden bile sıkılırlar. Hatta kendilerinden sıkılmaktan bile sıkılırlar...

Sıkılmak ömür boyuu… 😫😫

“Zihin acımasız bir efendi, fakat sadık bir köledir.”

zihin-temizleme[1]

 

Normal şartlarda zihnimizi kendimiz kontrol ederiz. Düşünür, karar verir ve uygularız… Peki ya anormal şartlarda bu durum nasıl olur? Yoğun duygu karmaşası sırasında zihninizin kontrolü hala sizin elinizde midir yoksa duygularınızın mı? İşte bir zen ustası ile bir okçu arasında geçen ilham verici bir konuşma…:)

“Zihin acımasız bir efendi, fakat sadık bir köledir!”
Ünlü okçu, bölgenin okçuluk yarışmasını kazandıktan sonra, okçulukda çok iyi olduğu konusunda methini duyduğu Zen ustasına gider. “Bu şehrin en iyisi senmişsin, öyle dediler. Ve iyi bir okçu olmak için manastıra girmişsin. Ben bu bölgenin şampiyonuyum ama ne manastıra girdim, ne de eğitim aldım ve yine de bölgedeki en iyi okçusu olmayı başardım. Merak ediyorum; atış yapmayı öğrenmek için rahip olman gerekli miydi?”
“Hayır” diye cevaplar rahip.
Cevaptan tatmin olmayan genç okçu, okunu yaya yerleştirip uzaktaki bir kiraz ağacının üstündeki kirazı hedef alır ve tek atışta oku ile kirazı daldan aşağıya indirir.

Gururla Zen ustasına döner ve gülümseyerek, “kendini yalnızca tekniğe adasaydın zamandan kazanmış olurdun, mesela şu yaptığımı yapabileceğini hiç zannetmiyorum” der, kiraz ağacını göstererek.

Zen rahip sessizce yayını alır ve yakındaki bir dağa doğru yavaş yavaş yürür. Yolda çürümüş ipleri olan eski bir köprüyle geçilebilen bir uçurum vardır. Zen ustası bu eski köprünün ortasına gider, yayını alır ve okunu yerleştirerek uçurumun uzak bölümündeki ağaca nişanlar ve hedefi vurur.

Okçunun yanına geri döner ve “şimdi sıra senin” der.

Ünlü okçu köprünün yanına geldiğinde çürümüş iplerin kopmasından ve uçurumdan aşağıya düşmekten korkar. Uçurumdan aşağı dehşet içerisinde bakar ve o tedirginlikle yayını gerer, okunu atar. Ancak oku değil hedefi vurmayı, hedeften çok uzağına düşer.

“Şimdi sorunu tekrar yanıtlıyorum” der Zen ustası okçuya. “Hayır, manastıra girmem gerekli değildi ama zihne hükmedebilme disiplini çok değerliydi. Sen elindeki ok ile çalışarak büyük bir yetenek sergileyebilirsin, ancak oku kullanan zihnine hükmedemezsen çok da fazla ileri gidemezsin…”

İnsanın geliştirebileceği en büyük beceri ve başarı kendini tanıyarak zihnine hükmedebilmesidir. “Nasıl yani! Ben zaten zihnime hükmediyorum” diyorsanız, haydi gelin bir hatırlayın; Kaç kez bir sınav veya bir konuşma öncesinde heyecandan veya korkularınızdan düşünemez, konuşamaz hale geldiniz? Ya da gün içinde yaşadığınız bir sorun ile günlerce kafanızda mücadele edip durdunuz, ne tatilinizin, ne sevdiklerinizle birlikte olmanın keyfini çıkarabildiniz? Ya peki zihninizin ısrarla size taşıdığı güvensizliklerden kaç kere geçebileceğiniz köprülerden aynen geri döndünüz?

Zihin, dünyamızı şekillendiren, rakamlarla bile ifade edilemeyecek kadar sayısızca düşünce ve fikir üretir an ve an, ancak biz bunların bir kısmının farkındayızdır. Ve zihin, zamanı geldiğinde bu ürettikleri ile oynunu oynamaya başlar, atacağımız adımda kendini gösterebilmek için tüm hünerlerini ortaya koyar. Bu hünerler içinde beceri, doğru düşünme olduğu kadar güvensizlik, korkular, heyecanlar da vardır! Bakın Madam Blavatsky adıyla da tanınan Teosofi Derneği’nin kurucusu Helena Petrovna Blavatsky, zihni nasıl tarif ediyor;

“Zihin acımasız bir efendi, fakat sadık bir köledir.”

* Alıntı

Eklem Sağlığının Temel İlacı Kelle Paça Çorbası Tarifi

Kelle Paça Çorbası Tarifi İçin Malzemeler :

  • 500 gr. kelle,
  • 500 gr. paça,
  • 1 çay bardağı sirke,
  • Yarım limon,
  • Kırmızı pul biber,
  • 1 kepçe un,
  • Tuz.

Kelle Paça Çorbası Yapılışı

Tencereye kelle paçayı koyup haşlıyoruz.
Haşladığımız kelle paçayı küçük küpler şeklinde doğruyoruz.

Kelle Paça Çorbası Tarifi

Kelle paçayı haşladığımız suyu süzgeçten geçiriyoruz. (suyun soğuması gerekiyor)
Süzgeçten geçirdiğimiz suyun içerisine doğradığımız kelle paçayı koyuyoruz.

Sosu için:
Bir kabın içerisine 1 kepçe unumuzu koyuyoruz süzgeçten geçirdiğimiz sudan bir miktar döküp kıvama gelinceye kadar karıştırıyoruz.
Hazırladığımız karışımı kelle paçanın içerine döküyoruz.
Kaynayıncaya kadar karıştırıyoruz.
Daha sonra kelle paçamızın içerisine tuzumuzu, kırmızı bul biberimiz, 1 çay bardağı sirkemizi, yarım limonumuzu koyuyoruz

Kaynak: Yemek Tarifleri Sitesi

Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde

images[2]

Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.

2016 bana elini uzatmış, tutuyorum

10299056_10153441741626799_5524966075668706068_n[1]

 

tak tak
yeni BİR yıl daha çalıyor kapımı
kim’o ?
yeni yıl meleği kapının ardından sesleniyor: ‘2016’
beni almaya gelmiş; ‘hazır mısın?’
hımmm… hazır mıyım?
yeni valizimle eski valizime bakıyorum
eskisinde son yılda yaşadığım kayıplar, acılarım, hüzünlerim
ve gönderdiklerim…
aralarında ihtiyaç duymadığım ‘mış gibi’ maskelerim
korkularım ve canımı yakan insanlar da var
yenisinde ise tüm kazanımlarım…
tecrübeyle aldığım dersler, yeni öğretiler, bilgiler
ürettiklerim ve gerçek dostlarım
sayıca epey çok olan sevdiklerim ve sevenlerim de var
evet… sanırım yeni deneyimlere hazırım
kapıyı yavaşça açıp 2015’ten dışarı çıkıyorum
eski valizim orada kalıyor; yenisi elimde
(çünkü biliyorum; elimde kendimi değiştirmek ve elimde bazı hayallerimi gerçekleştirmek de)
çeşit çeşit sevgiler, dostlar, güzel insanlar ve hoş duygularım
birlikte adım atıyoruz
yan yana yürüdüğüm başka insanlar da var
heyecanlıyım; yeni yılda yapılacak çok şey var yine
çentik atılacak birçok şey
geçmişimde kalanlara ise minnet duyuyorum
sevgiyle uğurladıktan sonra onları, önüme bakıyorum
2016 bana elini uzatmış, tutuyorum
miryam şulam___________

12310480_10153384757926799_242301397403945310_n[1]

Bal ve sarımsak ve antibiyotiksiz boğaz ağrı tedavisi formülüm:

12400951_10156364708515557_2155483774609559622_n[1]
1 kaşık bal ile 4 diş sarımsağı(dövdükten sonra) karıştırarak ılık suda eritin. Günde 3-4 defa 4 gün süresince tüketin.Hepsi bu bağdemcik şişmesi ve boğaz batması sıkıntınıza anne yöntemiyle çözüm smile ifade simgesi
Sevgiler…

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Dikkat Ben Varım…

12036620_10153063146367651_121258432714273941_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ho-o-o-o-o-o-o-o-oo-o-

1934078_1179850098710938_6178570606679238341_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KANSERİ ÖNLEYEN MÜTHİŞ ÜÇLÜ KARIŞIM

 

american-doctor-assures-mix-these-three-ingredients-and-you-will-prevent-cancer-diseases-600x320[1]

Amerikalı doktor, Carolyn Anderson, aşağıda sizler ile paylaşacağımız tarifin kanseri önlediğini iddia ediyor. Bu basit tarif hemen hemen her evde bulunan 3 maddenin karışımı.

Dr. Anderson’a göre bu 3 madde Doğu Hindistan’da 2000 yıldan bu yana kullanılmakta olup, son zamanlarda batılı tıp bilim adamları tarafından da onaylanmıştır. Dr. Anderson, bu 3 besin karıştırılıp her gün tüketildiği takdirde, kanser riskinin hemen hemen tamamen ortadan kalktığını, belirtmektedir.
Bu olağanüstü karışım, zerdeçal, zeytinyağı ve çekilmiş karabiber.
Bu karışımdaki en önemli madde zerdeçal. Zerdaçal faydaları saymakla bitmez.Zerdeçal, vücutta enfeksiyonu ve iltihaplanmayı önleyen çok kuvvetli bir maddedir.
Zerdeçalın, kolon, prostat, beyin ve göğüs kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünü önlediği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Fareler ile yapılan deneylerde, kanserojen maddeler enjekte edilen farelere aynı zamanda zerdeçal verilmesi durumunda birçok kanser hastalığının tamamen  önlendiği ortaya çıkmıştır.
Yapılan araştırmalara göre, karabiber, zerdeçalın etkisini %200 oranında arttırmaktadır.
Kanseri Önleyen Karışımın Tarifi:
Çeyrek çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı zeytin yağı, çeyrek çay kaşığından az taze çekilmiş karabiber.
Bu üç maddeyi bir fincanda karıştırın. Karışımı sade ya da salatalarınıza, çorbalarınıza, yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Eğer, pişmiş yemeğe koyacaksanız, yemeğin sonuna ekleyin.
Bu karışımı günde en az 3 kez tüketmelisiniz. Dr. Anderson, bu karışımın kanseri önlediği gibi,  kötü huylu kanser hücrelerini de yok ettiğini belirtmektedir.
Kaynak:  healthandhomeremedies.com