KARACİĞER KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT

12122526_10153685125609169_1777723586113120839_n[1]

Usta oyuncu Levent Kırca’nın karaciğer kanserinden hayatını kaybetmesi üzerine gözler bir kez daha hastalığa çevrildi. Karaciğerin vücudun en büyük organı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, bir fabrika gibi çok yoğun çalışan karaciğerin kendi kendini yenileme yeteneği yüksek bir organ olduğunu belirtti.

Karaciğer sağlığını korumak için yapılması gereken püf noktalara değinen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek karaciğerin görevlerini, “Bir yandan ağızdan alınan tüm yiyecek ve içeceklerin, diğer yandan hemen hemen tüm ilaç ve besin takviyelerinin sindirilmesi, vücuda yararlı hale getirilmesi, kullanılmayan ve vücuda zarar verebilecek şekle dönüşen kısımlarının zararsız hale getirilerek vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar” şeklinde özetledi.

Hepatit B ve C gibi tedavi edilmez ise karaciğer yetersizliğine yol açabilecek virüslere karşı korunmanın önemine değinin Şimşek, hepatitten korunma konusunda yapılması gerekenleri şöyle aktardı:

“Özellikle hepatit B ve C virüslerine bağlı kronik hepatit veya sirozu olan hastalarda karaciğer kanseri gelişme riski artmaktadır. Karaciğer kanserinin Batı ülkelerinde en sık nedenlerinden biri hepatit C virüsüne bağlı siroz iken, Asya ülkelerinde karaciğer kanserinin en sık nedeni hepatit B virüsüne bağlı karaciğer hastalığıdır. Hepatit B aşılaması bu nedenle çok önemli bir adımdır. Hepatit C virüsü için henüz bir koruyucu aşısı bulunmaması nedeniyle aşılama ile korunmak mümkün olmamaktadır. Bulaşmayı önlemek için kişisel hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir. Hepatit B ve C virüslerinin bulaşmasına yol açabilecek korunmasız cinsel temastan kaçınılmalıdır. Steril olmayan malzeme kullanılarak yapılan tıbbi girişimler (diş tedavileri, anjiyografi, jinekolojik muayeneler vb.) dövme-tatoo, manikür-pedikür gibi uygulamalarda tek kullanımlık malzeme kullanılmasına özen gösterilmelidir.”

KARACİĞER KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN…

Doç. Dr. Binnur Şimşek karaciğeri kanserden korumada etkili olabilecek bazı noktaları ise şöyle sıraladı:

• Obezite ve kontrolsüz diyabet hastalığı önemli etken: Karaciğer yağlanmasına yol açmaktadır. Bu yağlanma öncelikle basit yağlanma şeklinde başlayıp, sonrasında yağlı hepatit denilen karaciğer iltihabına yol açabilmektedir. Yıllar sonrasında da yağlı hepatit siroza dönüşebilir. Hepatit virüslerine bağlı karaciğer sirozuna benzer biçimde yağlı karaciğer hastalığına bağlı siroz zemininde de karaciğer kanseri gelişebilmektedir. Sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü ile karaciğer yağlanması önlenebilir. Bu nedenle yağlı ve karbonhidratlı gıdaların tüketimi sınırlanmalı, sebze-meyve tüketimi arttırılmalı, hazır gıda tüketimi en aza indirilmelidir.

• Düzenli egzersiz yapın: Kas gücünün korunması ve arttırılması, eklem ve kas esnekliğinin kazanılması, denge ve koordinasyonun güçlendirilmesi için mutlaka düzenli egzersiz yapılmalıdır. Bireysel sağlığı koruyan en önemli aktivitelerden biri egzersiz yapmaktır. Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu, stresin azalmasını ve kendinizi mutlu hissetmenizi sağlar. Bu nedenle haftada 3-4 gün, en az 30 dakika egzersiz yapın.

• Alkol kullanımı sınırlanmalı: Eşlik eden karaciğer hastalığı olan bireyler hiç alkol almamalıdır. Alkol hem yağlı karaciğer hastalığına, hem alkolik hepatit ve siroza yol açabilmektedir.

• Doktor önerisi olmadan ’gelişigüzel’ ilaç kullanılmamalı: Pek çok ilaç veya bitkisel ürünün karaciğer için zararlı etkileri olabilmektedir. Hangi ilaç veya ürünün karaciğer hasarına sebep olabileceğini önceden mutlak biçimde tahmin etmek her zaman mümkün olmamaktadır. Özellikle bazı grup antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar, aktarlarda satılan bitkisel ürünler ve mantar zehirlenmesi; karaciğerde hasara yol açabilmekte ve karaciğer yetersizliği tablosuna sebep olarak acilen karaciğer nakli yapılamazsa, ölüme yol açabilmektedirler.

kaynak: Birgül Filiz Aytar- Bilim Dünyası

Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek ve zayıfların alkışını almak amacıyla yalan söylemekten sakınmak için bana yardım et.

1rengarenk_sekiller_15[1]

Tanrım !

Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek ve zayıfların alkışını almak amacıyla yalan söylemekten sakınmak için bana yardım et.

Eğer bana para verirsen mutluluğumu alma ve eğer bana güçler verirsen muhakeme yeteneğimi çıkarma.

Eğer başarı verirsen alçak gönüllüğü çıkarma.

Eğer bana alçak gönüllüğü verirsen saygınlığımı çıkarma.

Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et.

Benim düşüncelerime katılmıyor diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak, onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.

Kendimi sever gibi diğerlerini de sevmeyi ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi de yargılamayı öğret bana.

Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuma izin verme.

Nede başarısız olursam olayım, umutsuzluğa düşmeme izin verme.

Daha ziyade, başarısızlığı başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.

Hoşgörünün, güçlerin en büyüğü olduğunu ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünüşü olduğunu öğret bana.

Eğer paradan yoksun bırakırsan, bana umudu bırak.

Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan, başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bırak bana .

Eğer beni sağlık bağışından yoksun bırakırsan, inancın lütfunu bana bırak.

Eğer insanlara zarar verirsem, özür dileme gücünü ver bana .

Ve eğer insanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücünü ver bana.

Tanrım ! Eğer ben seni unutursam sen beni unutma.”

GANDİ

Sol Tarafınızda Uyumanın Yararları

 uyku01[1]

Sol tarafınızda uyuduğunuz zaman organlarınızın işlevini kolaytırdığınız için çok sağlıklı bir şey yapıyorsunuz. Bu işlevlerin yanısıra kan dolaşımını ve sindirimi de geliştirir.

Genelde vücudunuzun hangi tarafında uyuyorsunuz? Ya da sırtınızda yatarak mı uyuyorsunuz? Uzmanlar en iyi uyuma şeklinin sol tarafınıza yatarak uyumak olduğunu söylüyor. Şimdi açıklayacağız. 

Sol tarafınızda uyumanın 5 Yararı

Bu makalenin başlığı sizi şaşırtabilir. Bugüne kadar herhangi bir pozisyonda uyumanın vücuda yararları olabileceğini hiç düşünmemiş olabilirsiniz. Ama durum şu ki, evet, yararları var.

Doğu tıbbı bize zaten sol tarafımızda uyumanın sağlıklı olduğunu söylüyor. Yakın zamanlarda Klinik Gastroenteroloji Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre Dr. John Doulliard bunu anlamamız için bize yardımcı oluyor. Şimdi sizlere bu öğüdü uygulamak üzerine kısa bir yazı sunacağız. Bunu okuduktan sonra ikna olacağınıza eminiz.

1. Düzenli Lenfatik Süzülme için

Dr. Doulliard bizlere sol tarafımızda uyumanın en doğal uyuma şekli olduğunu söylüyor. Bu taraf lenfatik sistemin baskın olduğu taraf. Burada lenfatik süzülme gerçekleşiyor ve lenfatik sistem protein, glukoz ve metabolit gibi öğelerin taşınmasını sağlayarak bunların lenf bezelerinde filtrelenmesini sağlıyor, ve doğal olarak bunların sol tarafta süzülmesi gerekiyor. Dolayısıyla unutmayın, ilk nedeni lenf sistemimiz.

2. Anatomi için

Şu an hatırlamayabilirsiniz ama mide ve pankreas vücudun sol tarafında yer alıyor. Eğer bu tarafa doğru uyursak sindirim sistemi daha iyi çalışıyor. Bu şekilde gastrik sıvılar daha kolay yönlendiriliyor ve pankreatik enzimlerin salgılanması kolaylaşıyor. Bu da sindirimin sağ tarafınızda uyuduğunuzda bir anda gerçekleşmesi yerine yavaş yavaş daha işlemesine yarıyor.

3. Kalp Sağlığı için

uyku02

Şaşırtıcı mı? Kesinlikle. Bu çalışma bizlere kalbin %80’inin vücudun sol tarafında olduğunu söylüyor ve sadece vücudun sol tarafında uyuyarak, kalbin bundan doğal ve basit bir biçimde yararlanacağını belirtiyor –bunu sağlayan da lenf sisteminin daha iyi süzülmesi. Düşünülmesi gereken bir diğer öğe de şahdamarının kalpten ayrılarak bir kıvrım ile karın bölgesine ulaşması. Eğer sol tarafımızda uyursak kalbimiz daha rahat ve kolayca kan pompalıyor. Not aldınız mı?

4. Şekerleme yapan birisi misiniz?

Eğer her zaman şekerleme yapan birisiyseniz veya çok yemek yedikten sonra şekerleme ihtiyacı duyuyorsanız sol tarafınızda uyumayı unutmayın. Bu hem sindirimize iyi gelecek hem de daha atik ve az yorgun biçimde karın ağrısı olmadan uyanacaksınız. Bir deneyin ve sol tarafınızda uyuyarak şekerlemenizden sonra ne kadar iyi hissettiğinizi gözlemleyin.

5. Dalağın Sağlığı için

uyku03

Dalak vücudun sağ tarafında yer alır. Bu organ aynı zamanda lenf sisteminin bir parçasıdır ve kanın temizlenmesi ve lenf fonksiyonlarının düzenli işlemesi için gereklidir. Sol tarafımızda uyuduğumuz zaman sıvılar dalağa daha kolay iletilir ve bu da vücudun yer çekimini doğallaştırır. Lenf sisteminin çoğunlukla işlevi sol tarafta gerçekleşir.

Şimdi, sağlığınız için sol tarafta uyumanın neden önerildiğini biliyorsunuz. Bu akşam deneyecek misiniz?

kaynak: sağlığa bir adım

Pozitif Enerji Çeken 10 Bitki

bitkipozitif[1]

Aloe vera büyürken iyi şans getirir. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır.

Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak -diğerlerine göre- iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken 10 bitki hakkındaki makalemizi okuyun. 

Kaktüs

Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler.

Kıvırcık nane

nane

Bir çok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar.

Bambu

Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. 

Yasemin

yasemin

Yasemin çiftlerin bitkisi olarak da bilinir, çünkü ilişkiye ruhsal anlamda yarar sağlar. Ayrıca bu bitkiyi yatak odasında veya eşiniz/partnerinizle en çok vakit geçirdiğiniz yerde bulundurun, çünkü ilişkinizi güçlendirecek ve romantikliği arttıracak pozitif enerjiyi arttırıyor.

Biberiye

Biberiye antik çağlardan beri tıbbi ve şifalı özellikleri sayesinde kullanılmaktadır. Ruhani derecede bu bitki ciddi anlamda sevgi ve mutluluk getirmesiyle bilinmektedir. Evde taze biberiye bulundurmanın yanı sıra, giysileriniz arasında veya evin diğer yerlerinde bir kaç dal biberiye bulundurabilirsiniz.

Nane

naneler

Nane bir çok tıbbi özellik taşır ve bundan her zaman yararlanabiliriz. Bu bitkiyi evde bulundurmak sağlığınız için çok iyidir, ama aynı zamanda her yerde pozitif titreşimler oluşturmasıyla bilinir. Nanenin negatif titreşimleri uzaklaştırdığı ve uykusuzluğa iyi geldiği söylenir. Ayrıca bu bitki evde iletişimin artmasına yardımcı olur.

Dağ kekiği

Dağ kekiği antik çağlardan beri havadaki olumsuz titreşimleri kovmak için kullanılır. Bu bitki temizleyicidir ve negatif enerji ile savaşır, kabuslara karşı koruma sağlar ve özgüveni geliştirir. Evinizde dağ kekiği bulundurmanız eviniz ve evde yaşayanlar için koruma sağlar.

Kasımpatı

Kasımpatı güzelliği ve evlere refah getirmesiyle bilinmektedir. Bu bitki mutluluk ve iyi hissetmeyi destekler, bu yüzden sürekli gerginlik veya tartışmanın olduğu yerlerde bulundurmayı öneriyoruz. Kasımpatılar rahatlık dolu bir yaşam getirir.

Okaliptüs

okaliptus

Bu bitki genelde kıskanç ve kötü niyetli insanlarla gelen kötü titreşimlerle savaşma ve onları kovma özelliğine sahiptir. Bu yüzden iş yerlerinde ve ofislerde bulundurulması önerilir, çünkü bu bitki bolluk ve refah sağlar. Ayrıca ideal bir uyku için birebirdir ve baskılı enerji taşıyan yerleri özgürleştirir.

Aloe Vera

Bu bitki kötü şansa ve kıskançlığa karşı işe yarar ve kötü titreşimlere karşı savaşmak için en güçlü bitkilerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda evin neresinde olursa olsun refahlık ve pozitif enerji sağlar. Bir çok insan aloe vera bitkisinin iyi şans getirdiği için hayati önemi olduğuna inanır. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

kaynak: Sağlığa bir adım

İSTEKLERİNİ TEZAHÜR ETTİRMEK İÇİN 8 KURALI KULLAN

rose[1]

Pozitif düşünce, Çekim yasası, Olumlama, Kuantum düşünce tekniği… İsteklerimizi tezahür ettirmek için kullanabileceğimiz birçok başlık var. Ben de tüm bu konularla ilgili 8 ki hepsi aynı konudur kısa bir kullanım kılavuzu hazırlayayım dedim. Sonuç olarak ortaya şu çıktı:

1 ) Öncelikle küçük isteklerle başla. Böylece zihnini isteklerinin gerçekleşeceğine ikna edersin. Hiç bir şey başarının kendisinden daha başarılı bir etki bırakmaz zihninin üzerinde. Başarı ise hayatına yeni başarıları çeker. Böylece başlangıç adımın kolay netice verir ve daha da büyük isteklerinin gerçekleşeceğine inanır.

2 ) İsteklerini doğru formüller halinde evrene sunmalısın. Şimdiki zamanda istemek tek doğru kuraldır. “Ben sağlıklıyım”, “Ben zenginim”, Benim mükemmel bir ilişkim var”, Ben sevdiğim bir ortamda, sevdiğim işi yapıyorum” gibi cümleler olmalı. “…olacak”, “…sevecek” gibi cak/cek ‘le biten cümlelerden uzak dur. Aksi takdirde sadece isteme durumunu istemiş olursun ki, bu da sana sürekli isteme halinden başka bir şey getirmez.
Olmuş gibi davranmalısın. İstediğin her neyse, ona sahipmiş gibi yaşamalısın. İsteğinin gerçekleşeceğine dair olumlu bir ruh hali içinde olman önemli. Böyle davranırsan motivasyonun artar. Hayatına doğru olayları da beraberinde çekmiş olursun.
Olumsuz ekler içeren cümlelerden kendini arındır. Engel olmaya çalıştığın şeyleri andıkça onları da hayatına çekiverirsin. Enerjini sahip olmak istemediklerine değil, sahip olmak istediklerine yönlendir. Unutma korkular, korktuklarını hayatına çeker. “ hasta olmak istemiyorum” dediğin an hastalığı çekersin. Ağzından dökülen kelimelerin bilincinde ol. “Ben sağlıklıyım!” de.
Bir şeyi var etmemeyi değil, bir şeyi var etmeyi becerebiliyorsun. Bu yüzden sadece var etmek istediklerine odaklan, var etmek istemediklerine odaklandıkça içini korkuyla doldurursun.
Sakın ola, bir şeyi önlemek adına kurulmuş cümleler kullanma. Bunu yapamazsın. Tam tersini ise uygulayabiliyorsun. Demek ki yalnızca olumlu cümleler kuracaksın. Hiçbir cümlen yok etmeye yönelik olmayacak.
“Ben sağlıklıyım!” cümlesi kısa ve öz bir emirdir. Böyle bir emirle evrene hastalığına ilgilendiğini değil, sağlığınla ilgilendiğini gösterirsin.

3 ) İsteklerini yaz. Yazdıkça onları beyan etmiş olursun. Yazdığın andan itibaren isteğin maddeye dönüşmüştür. O senin sabit ve kesin isteğin haline gelmiştir. Yazınca isteğin sarsılmaz ve kesim bir forma bürünmüştür.
Yazılmış isteğin gerçekleştiğinde onu kolayca takip de edebilirsin. Gerçekten istediğini mi elde ettin? Yoksa onu tekrar formüle mi etmelisin? Bunu sadece yazdıysan görebilirsin. Yazarak tüm bunları uygulaman daha kolay olacaktır. Bunun için ister bir ajanda, ister bir defter kullanabilirsin.
Formüllerin kısa, öz, net ve kesin olsun. İsteklerini ne kadar doğru iletirsen, karşılığını o kadar doğru alırsın. Kısa ve öz formüller üretirken, isteğin üzerinde düşünmek zorunda kalırsın ve bu sayede onun özüne inebilirsin. İsteğinin özüne inmek onun gerçekleşme süresini hızlandırır.

4 ) Muhakkak teşekkür etmelisin. Teşekkür ederek iyi olan her şeyi çoğaltırsın, hayatına bolluk bereket gelir. Teşekkür ederek hayatını gözden geçirirsin ve hayatındaki güzel gelişmelerin farkına varabilirsin. Bu sayede elde ettiklerine ve sahip olduklarına hak ettikleri dikkati ve değeri vermiş olursun. Dikkatini neye verirsen, enerjin peşinden gider. Hayatındaki tüm iyiliklere ve güzelliklere teşekkür ettikçe dikkatin enerjin o yöne akar. Şükredeceğin, teşekkür edeceğin şeyler artar.
Teşekkür ettikçe isteğini şimdiki zamanda tutarsın. Nasıl ki duanın sonundaki “amin” duayı doğrulayan ve kesinleştiren bir şeyse, isteklerinde de teşekkür ve şükretmek aynı etkiyi yaratır. Dua etmek ya da bir istekte bulunmak birbirinden çok farklı konular değildir. Her iki koşulda da dünya üzerinde beş duyunla tanıdığın “sen”den daha yüce bir mertebeye sesleniyorsun.
Ayrıca unutma teşekkür etmek endişeleri ve korkuları ortadan kaldırır. Kendine güvenin artar. Unutma arkadaşlarından bir istekte bulunduğunda bile, daha isterken yapacağından emin bir şekilde teşekkür ediyorsun. Teşekkür ederek siparişini teyit etmiş olursun. İsteğini mühürlersin, imzalarsın.

5 ) Endişe etmeyi bırak ve yüreğini güven duygusu ile doldur. Endişe her zaman kesin bir istektir. Bir istekte bulunduktan sonra endişe duyarsan, evren o isteğini istemediğini düşünecek. Yani birinci siparişin isteğin iken, ikinci siparişin isteğini iptal etmen olacaktır. Her zaman başarılısın, sadece hangi isteklerinin daha baskın olduğunun farkına var. İstediğin her hangi bir şey mi, yoksa endişen mi daha baskın bir istek?
Başarıya inanmazsan başarılı olamazsın. Başarısızlığa değil, başarıya odaklan. Başarısızlığa odaklandığında da başarılı olacaksın tabii ki. Fakat bu durumda ödülün başarısızlık olacak!

6 ) Sessiz olmayı öğren. Bir istekte bulunduysan bunu kendine sakla, onun enerjisini kimsenin ağzına sakız etme. Sırrını saklayabilirsen onu başkalarının olumsuzluklarından, şüphelerinden, hatta kıskançlıklarında uzak tutmuş olursun. Bırak başkaları gerçekleşene kadar isteğinden haberdar olmasın.

7 ) İsteğini unut! Böyle yaparsan siparişini iptal edebilecek endişelerinden de kurtulmuş olursun. Ayrıca unutursan o yüce mertebeye güvendiğini de göstermiş olursun. Geçenlerde “Var mısın? Yok musun?” programına 50 Cent konuk olmuştu. Acun ona “artık çok paran var, paraya karşı yaklaşımın nasıl?” gibilerinden bir soru sormuştu. 50 Cent ise, fakir olduğu zamanlarda en çok parayı düşündüğünü, fakat insan çok paraya sahip olunca parayı değil, hayatta neler yapmak istediğini düşündüğünü söylemişti. Bu söz sana örnek olsun. Eğer zengin olmak istiyorsan zenginmiş gibi davran, paraya sahip insan (eğer bankacı değilse) zamanını parayı düşünerek geçirmez.

8 ) Tesadüflere gözün açık olsun. Evrenin isteklerini hangi yollarla gerçekleştireceğini bilemezsin. Hatta çoğunlukla senin aklına bile gelmeyen bir yolu kullanacaktır. Gözünü, kulağını dört aç ve uyanık ol. Böyle yaparsan seni isteğine götürecek tüm bilgilere kavuşursun. Sezgilerinin seni yönlendirdiği tarafa doğru git. Sana mantıklı gelmese bile, evren sana senin tanımadığın bir yol ile ulaşmaya çalışıyor olabilir.

9 ) Gerçekten ne istediğini, yani büyük isteğinin ne olduğunu bulmak için çaba sarf et. Sana, senin doğana hiç uymayan bir istekte bulunmanın hiçbir mantığı yoktur. Sadece başkaları sahip diye istekte bulunma! İsteğin sana uygun olsun. Senin GERÇEKTEN istediğin bir şey olsun. Seni daha mutlu, daha sevgi dolu kılacak bir şey olsun. Her gerçekleşmiş istek senin hayatını değiştirecektir. Bu yüzden isteklerinde dikkatli ol! Onlar seni gerçekten gitmek istediğin yolda ilerleten ve yardımcı olan istekler olsun.

10 ) Birlikten kuvvet doğar. Kendine bir arkadaş grubu edin. Bu grupla birlikte her hafta bir gün ve saat tayin et. Bir arada olmasanız bile, isteklerinizi aynı anda evrene yollayın. Bir birinizin isteklerini merak etmeyin. Sadece birlikte istemenin gücünü hissedin. İşe yaradığını göreceksin.

*Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

Lao Tzu, öyküsünü su nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

at_60[1]
Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun zamanInda geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta..
 
Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
 
“Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı” dermiş hep..
 
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
 
Köylü ihtiyarın başına toplanmış..
 
“Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın” demişler..
 
İhtiyar “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.. Sadece ‘At kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiginiz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir baslangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..”
 
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
 
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
 
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanip özür dilemişler..
 
“Babalık” demişler.. “Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. şimdi bir at sürün var..”
 
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha baslangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..”
 
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden saf” diye geçirmişler..
 
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
 
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
 
“Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler..
 
İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermis. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez..”
 
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
 
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
 
“Gene haklı oldugun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şanşmış meğer..”
 
“Siz erken karar vermeye devam edin” demis, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlik olduğunu sadece Allah biliyor.”
 
Lao Tzu, öyküsünü su nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:
 
“Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”
 
——————————————————————
Kendin İçin Birşey Yapmayacaksan ; Kim Yapacak ?
Başkası için bir şey yapmayacaksan ;Varolma’nın Anlamı Ne?
Şimdi Yapmayacaksan ; Ne Zaman ?
kaynak : sonsuz şifa

SÖZ BÜYÜDÜR / SÖZCÜKLERİN ETKİSİ

kavga6V859[1]

Binlerce yıl önce Meksika’nın güneyinde bilginin kadınları ve erkekleri olarak anılan ve kendilerine “Toltek”adını veren kızılderililer yaşardı. Onlar yaşam sanatını uyguluyorlardı. Bilgelik kitaplarında ise; insanın, dünyada cennet gibi bir ortam yaratabilmesi için kendisiyle yapması gereken dört anlaşmadan söz ediyorlardı. Bu anlaşmanın ilki ve en önemlisi “Sözcüklerinizi Özenle Seçin” başlığı taşıyordu.

Çünkü Toltek Kızılderilileri olumsuz sözcüklerin insan yaşamı üzerinde “kara büyü” etkisi yaratabileceğine inanıyorlardı. “Dört Anlaşma” isimli kitabın yazarı Don Miguel Ruiz bu konuyla ilgili olarak şöyle bir anısını anlatıyor:

“Küçük kız annesinin ruh halinden habersiz, kendi dünyasında, kendi rüyasında mutlu ve enerjikti. Kendisini çok iyi hissediyor, neşeyle avazı çıktığı kadar bağırarak şarkı söylüyor ve koltukların üzerinde hoplayıp duruyordu. Küçük kızın gittikçe yükselen tonda söylediği şarkı ve hareketliliği annesinin baş ağrısını iyice artırmıştı. Bir an geldi ve anne kontrolünü kaybetti.

Kızgınlıkla küçük kızına bağırdı.
O çirkin sesini kes. Sus ve otur”.

Gerçekte annesinin o anda herhangi bir sese karşı toleransı sıfırdı. Gerçek, küçük kızın sesinin çirkin olması değildi. Ama küçük kız annesinin sözüne inandı. Ve o anda kendisiyle bir anlaşma yaptı. Küçük kız o andan itibaren bir daha şarkı söylemedi. Çünkü sesinin çirkin olduğuna inanmıştı. Sesiyle insanlara rahatsızlık vermemeliydi. Okulda da içine kapanık, utangaç bir çocuk haline geldi. Derslerinde bile şarkılara katılmıyordu. Hatta başkalarıyla konuşmakta bile zorlanıyordu. Yaptığı bir anlaşma ile küçük kız için her şey değişmişti.

O artık sevgi ve kabul görmek için duygularını bastırması gerektiğine inanıyordu. Tek bir söz onun hayatını derinden etkiledi. Bu etki onu çok seven biri yani annesi tarafından yapıldı. Farkında bile olmadan. Ruiz “söz” konusunda şöyle bir açıklamada yapıyor:

Söz büyüdür. İnsan sözü kullanma yetisine sahip bir büyücüdür. Sözün gücünü yanlış şekilde kullanarak sürekli kara büyü yaptığımız söylenebilir. Sözün büyü olduğunun farkında bile olmaksızın…”

Dört Anlaşma / Don Miguel Ruiz

Çin Tıbbında k ullanılan Ağrı Kesme Noktaları…

Günlük yaşantımız da, gerek stres kaynaklı olsun, gerekse hastalık kaynaklı olsun vücudumuzun çeşitli yerlerinde, farklı şiddetlerde ağrı hissedebiliriz. Mutlaka doktor tavsiyesi en önemli olan şeydir, fakat vücudumuz da bazı ağrıların kesilebileceği noktalar olduğunu biliyor muydunuz?. Cevabınız “hayır” ise, bu yazımız işinize yarayacaktır. Hepsinin Çin Tıbbında kullanılan yöntemler olduğunu belirtelim. Bilinçsiz ilaç kullanmak yerine, parmaklarınızın sihrine güvenebilirsiniz.

1) Baş Ağrısı için “Yindang” Noktasına Baskı

Yindang Noktası, tam olarak iki kaşımızın arasındaki boşluktur. Baş ağrısı hepimizin gerek stresten gerekse bazı hastalıklardan kaynaklı yaşadığımız bir durumdur. Gereksiz ilaç kullanmak yerine “ yindang” noktasına baskı uygulamayı denemelisiniz.

yintang[1]

2) Sırt Ağrısı için Belinizi Ovun

Yorucu bir günün ardından sırt ağrısı çekmeniz neredeyse kaçınılmaz. Eğer sırtınız ağrıyorsa günde iki defa böbrek hizanızdan kuyruk sokumuna kadar olan bölgeyi, belinizi ovmanız ağrınızı dindirecektir. Bunu her seferinde 50-100 defa yapmalısınız.

3) Diş Ağrısı için “Hegu” ve “Xiaguan” Noktalarına Baskı

Hegu Noktası, işaret ve Baş parmaklarımızın birleştiği noktadır. Xiaguan Noktası ise kulağınızın girişindeki kıkırdağın çukur kısımdır. Diş ağrısı çektiğiniz zaman bu iki noktaya baskı uygularsanız derdinize çare bulabilirsiniz.

xiaguan[1] 1212191840172518220[1]

4) Omuz Ağrısı için “Jianjing” Noktasına Masaj

Jianjing noktası, göğüs ucumuzdan yukarı doğru çıktığımızda omuz hizamızı kesen bölümdür. Bu noktaya yapacağınız baskılı masaj omuz ağrısı ve göz yorgunluğunun atlatılmasına yardımcı oluyor. Yüksek tansiyon, kalp ve beyin hastalıkları yaşayanlar bu noktaya uzun süreli baskı uygulamamalılardır.

thermi2[1]

5) Kalp Ağrısı için “Neiguan” Noktasına Baskı

Neiguan noktası, kolumuzun iç kısmında ve el bileğimizden 3-4 parmak yukarısıdır. Bu noktaya yapacağınız 5 dakikalık baskı kan akışınızı hızlandırıp kalp sıkışmasını azaltacağı için kalp ağrınıza iyi gelecektir. Bu uygulamanın sadece yardımcı ve ilk yardım uygulaması olduğu ve kalp ağrılarında mutlaka bir doktora başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.

G20078219362210[1]

6) Mide Bulantısı için “Neiguan” Noktasına Baskı

Neiguan noktasının vücudumuzun neresine denk geldiğinden bir önceki maddede bahsetmiştik. Bu bölgeye bir süre bastırmak mide bulantınızı kesecektir.

G20078219362210[1]

7) Adet Sancısı için “Taichong” Noktasına Baskı

Taichong noktası, ayağımızın üst kısmında baş ve ikinci parmaklarımızın V şeklinde birleştiği noktadır. Sağ elinizle sol ayağınızdaki Taichong noktasına ve sonra sol elinizle sağ ayağınızdaki TAichong noktasına yapacağınız 1 dakikalık baskı sancınıza iyi gelecektir.

Taichong[2]
* Alıntı

BAZI AĞRILARI TETİKLEYEN 10 OLUMSUZ DUYGU…

kürek-kemiği-ve-sırt-ağrısı1[1]
Psycology Today dergisinde yayınlanan bilimsel bir çalışmaya göre, vücudumuzdaki ağrıların fiziksel sebeplerinin yanı sıra duygusal sebepleri de olabilir. Buraya kadar normal, çünkü hepimiz stresin bir takım ağrı ve acıları tetiklediğini biliyoruz. Ancak bu çalışmada hangi duyguların hangi bölgeleri etkilediğini de ortaya koymuş. Özellikle fiziksel sebebi saptanamayan kronik ağrıların sebebinin çözülemeyen travmalar olabileceği iddia edilmiş.
 
1. Baş Ağrısı – Stres ve Rahatlayamamak
 
Hepimizin tahmin edebileceği gibi baş ağrısının en önemli sebeplerinden biri gün içerisinde yaşanan stres, bu stresten kaynaklı kasılmalar ve rahatlayamama, düzensiz nefes almak ve beyne giden oksijenin azalması.
 
2. Boyun Ağrısı – Affedememek ve Kin
 
Bu çalışmaya göre kronik boyun ağrısının arkasında insanları affedememek ve kin beslemek yatıyor olabilir. Koy verin gitsin, tatlı canınızdan değerli mi?
 
Herkesi affettim ama ağrım geçmiyor diyorsanız biraz egzersiz işe yarar belki.
 
3. Omuz Ağrısı – Duygusal Yükler ve Suçluluk
 
Omuz ağrısı duygusal bir yükü taşımayı ifade edebiliyormuş. Bu yük bir başkasının size yüklediği yük de olabilir, bir suçluluk duygusu da.
 
4. Sırt Ağrısı – Duygusal Destek ve Sevgi Eksikliği
 
Sırt ağrısı çevrenizden beklediğiniz destek ve sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilirmiş. Savaşmayalım, sevelim, sevişelim ama biz yine de oturma ve duruş bozukluklarımızı da gözden geçirelim. (buyrun)
 
5. Bel Ağrısı – Maddi Kaygılar
 
Bel ağrısının sebebi maddi kaygılar ve gelecekle ilgili dünyevi endişeler (ev, iş, para, geçim derdi) olabiliyormuş. Belini doğrultamamak terimi tesadüf olabilir mi?
 
6. El Ağrısı – İletişim Eksikliği ve Kendini İfade Edememek
 
Psikologlar ellerimizin diğer insanlarla olan iletişim araçlarımız olduğunu ifade ediyor, bu sebeple vücut dilimizde en çok ellerimizi kullanıyoruz. Ellerimizde duyduğumuz ağrının kaynağı da iletişim eksikliği, anlatmak isteyip anlatamadıklarımız, kendimizi ifade edemeyişimiz olabilir.
 
Mouse kullanım alışkanlıklarımızı da gözden geçirmekte fayda var. (Karpal Tünel Sendromu)
 
7. Kalça Ağrısı ve Dirsek Ağrısı – Değişime Direnmek
 
Kalçaların ve dirseklerin değişime en çok direnen bölgeler olduğu söyleniyor. Hayatımızda büyük değişiklikler yaşadığımızda, koşa koşa seve seve değiştiğimizi düşündüğümüz zamanlarda bile kalçalarımız ve dirseklerimiz bu değişime direniyor ve düzeni korumak istiyor olabilir, böyle durumlarda ise sinyal veriyorlarmış.
 
8. Diz Ağrısı – Yüksek Ego
 
 
Diz Ağrılarının sebebinin yüksek ego, kibir ve kendini beğenmişlik olduğu düşünülmüş. Biraz tevazu lütfen.
 
Ayrıca yokuş aşağı koşmamaya da özen gösterelim, 65 yaşında emekli olup da gezmek istediğimizde o dizlere çok ihtiyacımız olacak. (Dikkat: Menisküs)
 
9. Bacak Ağrısı – Kıskançlık ve Kendine Güvensizlik
 
Bacak ağrılarının kişinin kendine güvensizliği, yetersizlik duygusu ve kıskançlıkla tetiklendiği düşünülüyor.
 
10. Ayak Ağrıları – Kötümserlik ve Umutsuzluk
 
Vücudun bütün yükünün ayaklarımızda birikmesi gibi, kötümserliğimizin olumsuz etkileri de ayakları etkiliyor, umutsuz başın cezasını ayaklar çekiyor.
* Alıntı

İLİŞKİLERİNİZİ İYİLEŞTİRMEK İÇİN ATILMASI GEREKEN 3 ADIM…

552601_detay[1]

Herhangi bir ilişkiyi iyileştirmek adına geliştirdiğim bir yöntemi paylaşmak istiyorum. Bu üç aşamalık sürecin en iyi yanı kendi kendinize yapıyor olmanız. Başka bir insanın aktif bir şekilde olaya dahil olması gerekmiyor. Yani olay tamamen sizde.

Bir ilişkiyi iyileştirmek için en önemli şey, ilişkilerin ardında yatan dinamikleri anlamaktır. İlişkilerdeki kopukluklar, iki kişinin farklı olması veya anlaşamaması gibi sorunlar yüzünden oluşmaz. İnsanların anlaşabilmesi için, sürekli olarak aynı fikirde olmaları veya benzer olmaları gerekmez. Sorunlar bir tarafın yada iki tarafın da yargılaması sonucu oluşur. İlişkilerin sorunlarının esas sebebi “yargılamaktır”. Yargı olmadan, ilişkiler gelişir ve büyür. Yargılamayı bıraktığınızda ise ilişkiler iyileşir.

Yargılamak ilişkilere neden zarar verir? Yargılandığımızı hissetmek, bizde bir reddedilme duygusu uyandırır. Bu yüzden ya kendimizi kaparız yada kendimizi korumak adına karşımızdakini geri yargılarız. Ama bu iki reaksiyon da araya mesafe ve uyuşmazlık sokar.

Yargılayan taraf biz olduğumuzda ise, diğer tarafı sırf kendi yargımızı haklı çıkarmak adına uzaklaştırırız. Yargınızda haklı olmanız veya gerçekten daha iyisini bilmeniz, aslında hiç önemli değil. Yargılamak bir arkadaşı, sevgiliyi, partnerinizi, ailenizi, çalışanınızı veya çocuğunuzu “yabancılaştırmanın” en iyi yoludur.

Yargılamamızı sevgi adına veya birini önemseme adına bile yapıyor olsak, bu hala yargılamaktır, ve her zaman niyetlendiğimizin zıddını bize verecektir. Eğer birini kaybetmek istiyorsanız, onları yargılayın.

Birini hem sevip, hemde yargılayamazsınız.

Birilerini yargılamayı bırakmanız ilişkinin iyileşmesine katkı sağlayacaktır, ama tüm hikaye bu değil. Bu iyileştirme sürecinde ufak birşey daha var. Eğer aşşağıdaki üç adımı takip ederseniz, herhangi bir ilişkiyi iyileştirecek güce erişebilirsiniz.

Birinci adım. Kendini -yargılama için bir tedavi

Bütün dünya senin bilincinin ve bilinçaltı inanışlarının bir yansıması, Bu sebepten, biri seni yargılıyorsa, onun bu yargısı, senin aslında kendi kendine yaptığın bir yargılamanın yansımasıdır. Kendi kendini yargılarken, bir başkasından seni yargılamayı bırakmasını isteyemezsin. Buradaki esas nokta, karşı tarafın seni nasıl yargıladığını tespit etmen, ve kendi içine dönüp kendini nasıl bir benzerlikle yargıladığını bulman olacaktır. Karşılığı direk olarak aynısı olmayabilir, ama bağlantıya odaklanmaya çalışın. Doğru tespiti yaptığınız anda, kendi kendini yargılama döngüsünden bilinçli bir şekilde çıkarsınız.

Bunu kimseyle paylaşmanıza gerek yok, tamamen iç dünyanızda yaptığınız bir hesaplaşma. Kendi kendizini yargılamayı bıraktığınız an farkı anlayacaksınız, çünkü karşı taraf da sizi daha fazla kabullenerek sizi yansıtacaktır. Eğer karşı taraf, yine sizi yargılamaya devam ediyorsa, tekrar içinize dönün ve kalan yargı parçacıklarını da temizleyin.

İkinci adım. Karşı taraf hakkındaki yargılarınızı iyileştirin.

Arkadaşınızı, eşinizi, ailenizi veya çocuğunuzu nasıl yargılıyorsunuz? Şunu unutmayın, yargılamayı birini önemsemeyle karıştırmayın. Umursamak yargılamak değildir. Karşı tarafın hayatında ne oluyorsa olsun, yargılamaya hakkınız yok. Bu kişiyi nelerle yargıladığınız hakkında tek tek maddelerden oluşan bir liste yapabilirsiniz, ve yargılarınızdan vazgeçebilirsiniz. Aynı şekilde, kendinizi nasıl yargıladığınıza da bir bakın, ve o yargıları da bırakın.

İşin aslı, ne kadar bilge olursanız olun, veya karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanırsanız tanıyın, onun için neyin daha iyi olduğunu bilemezsiniz.

Eğer birini umursuyorsanız ve yardım etmek istiyorsanız, yapacağınız en iyi şey onu desteklemek olacaktır, gerçekten dinlemek, kendisine doğru soruları sormasını sağlamak olacaktır. Bu şekilde daha güçlü kararlar verecektir. Eğer algısı güçlü biriyseniz, onun kendi yolunu açacak soruları ona önerebilirsiniz.

Size sorulmadıysa, tavsiye vermeyin hatta sorulduysa bile, cevabınızda yargı unsurları olmaması konusunda çok dikkatli olun. Eğer yargılarsanız, kendinizi yabancılaştırırısınız, ve yabancılaştığınızda fark yaratma şansınızı kaybedersiniz.

Eğer pozitif bir etkiniz olsun istiyorsanız, büyük bir örnek oluştun. Kendi inançlarınızla bir bütün oluşturun ve bu hareketinizle bir model olun ama vaaz çekmeyin veya başkalarının işine karışmayın. Çünkü diğer taraf bunu yargı olarak deneyimleyecektir ve mesajınız hedeflediğiniz etkiye uğrama yolunda başarısız olacaktır.

Bu yazı ilişkiler ve iyileşmek üzerine, ufak çocuklar bile yargıya negatif, cesaretlendirmeye ise pozitif bir yanıt verecektir.

Yargısız daha güçlü bir aile olabilirsiniz, çocuğunuzu aktif bir şekilde yönlendirebilirsiniz.

Üçüncü adım: Karşı tarafı Kusursuz ve bütün olarak görün

Onun hakkında sevdiğiniz şeylerin listesini yapın. Gün içinde sadece bunlara odaklanın. Dikkatinizi sevmediğiniz yanlarına yada sorunlara vermeyin. Sadece sevdiğiniz şeylere odaklanın. Bu biraz zor olabilir, özellikle de aranızda sorunlar varken, ama devamlı bir şekilde pozitife odaklanıp, negatifi bıraktığınız sürece, bir şeyler değişmeye başlayacaktır- tamamen size kalmış.

Karşı taraf değişecektir çünkü onu görme şekliniz değişecektir. İşin güzel yanı ona hiçbirşey söylemek zorunda olmamanız. Tek yapmanız gereken sessiz sakin pozitife odaklanmak. Siz karşınızdakinin ve ilişkinin değişiminin farkında olurken, onun için herşey çok net olacaktır. Zihinsel ve duygusal açıdan partnerinizin, ailenizin, arkadaşınızın veya çocuğunuzun pozitif yanlarına uyumlanırken, aslında bu kişinin ve bu ilişkinin daha iyi bir versiyonunu çağırıyorsunuz.

Yargıları, mantık değerlendirmelerini ve haklı çıkarma çabalarını bir yana bırakabilirseniz, ilişkinizin bütün sorumluluğunu ve karşı taraf üzerindeki etkinizi üzerinize alabilirsiniz. Böylece, sadece ilişkiyi iyileştircek güce sahip olmazsınız, ilişkinizi hayal edebildiğiniz en iyi haline getirebilirsiniz.

Birini değiştirmek istiyorsanız, onlarda görmek istediğiniz değişim olmalısınız.

Yargılamak çok yanıltıcı olabilir, çünkü çoğu zaman bunu nasıl yaptığımızı bilmeyiz, ama bize yapıldığı her anda hissederiz. Eğer biri size negatif bir tepki veriyorsa, durun ve kendinize bakın, nerede yargılıyor olabilirsiniz? Fiile dökemiyorsanız bile, enerjiniz her zaman düşüncelerinizi ve hislerinizi yansıtacaktır.

İyileşme Süreci Zaman ve Sabır Gerektirir

Şunu unutmayın, yargının sizden (içinizden) çıkmasıyla, dış dünyada bir yansıma olarak gerçekleşmesi arasında her zaman bir vakit aralığı vardır. Yani süreçte sabırlı olmak iyi bir fikir olabilir.

Bu da karşı tarafın hala daha size karşı eleştirel ve uyumsuz olduğu anlamına gelebilir- ona deneyiminde izin verin, ve akışınıza devam edin. Ne kadar vakte mi ihtiyacınız var? Ne kadar gerekiyorsa. Buna bir sınır koymaya çalışmak, sadece işleri uzatır veya sizi hedefinizden alıkoyar. Eğer kendinizi ve karşı tarafı sevdiğiniz akışta kalmaya kararlıysanız, er yada geç büyük bir değişim gerçekleşecektir.

İlk başlarda aranızda daha az gerginlik ve daha önce ortada olmayan bir saydamlık hissedeceksiniz.

Başarınızın ilk adımlarına direk atlamayın, sevmeye, sorumlu kalmaya ve onu cesaretlendirmeye devam edin. Bazen yolda iniş çıkışlar olacaktır, bu sebeple işler tam gelişirken ufak sorunlar çıktığında tepki vermeyin, sadece bu üç adıma odaklanın, ve herşeyin yeniden kusursuzlaşmasını sağlayın.

Eğer akışta kalırsanız, başarı kaçınılmazdır, ama eğer yargılamanızın eski yönlerine dönerseniz, ilişki yine bozulacak, ve başladığınız yere döneceksiniz. Eğer bu olmaya başlarsa yeniden başlayın.

İyileşme adına bu üç adım, sınır koymayacağınız anlamına gelmez. Eğer biri sizi yargılıyorsa, saygılı bir şekilde ona ” pardon ama beni yargılama hakkına sahip değilsin” diyebilirsiniz ve eğer yargılamaya devam ederse ” beni yargıladığını duyabiliyorum” da diyebilirsiniz. Bu sizin tarafınıza bir sınır koyacaktır ve karşı taraf size nasıl davranacağıyla ilgili bir bilgi almış olacaktır. Hareketlerinizin, isteklerinizle uyum içinde olmasına özen gösterin.

İlişkilerdeki bu iyileşme süreci, büyük bir spirituel olgunluk gerektirir. Bunun çalışması için, kendinizi “gurur” dan cehaletten ve kendini üstün görmekten kurtarmanız gerekli. Dış dünyayı suçlamayı bırakıp, her ilişkiniz için gereken sorumluluğu almanız gerekli. Diğerlerinin uyanmasına, sorumluluk almasına, özür dilemesine veya birşeyleri farklı yapmasına gerek yok. Sadece senin bu geçişe ihtiyacın var. Sevdiklerinde görmek istediğin değişim sen olmalısın.

Dünya üzerindeki herhangi iki kişi, yargılamayı bir yana bırakıp, saf şükran duygusuyla bile birbirlerine sarılsalar muhteşem bir ilişkileri olur.

Kaynak: Wakeup-World

kaynak: sonsuz şifa

Boyutlar Arası Kapı Açtım Bırak Geçeyim…

12144740_10153672015724568_1146228473004456436_n[1]

Babaannem derdi ki: Unutma, tohum bildiği toprakta çatlar…

254367504_bb3aad043b[1]

Babaannem derdi ki:

“Varı varlık eden de sensin,
yoku yokluk eden de…
Kamburu dağ, topalı bağ
sîneyi sağ selamet eden de…
Senden gayrı her şey, herkes bir rüya…

Ayağındaki taşa, omzundaki başa
etrafındaki telaşa
sen ne kadar anlam yüklersen
o kadar vardır
bağıra bağıra “varım” dese de güya…

Sev kızım…
Gözlerinin altındaki halkaları,
umuduna sallanan baltaları da sev…
Yüzünün solan rengini
saçının kırılan telini de sev…
“Bugün ben de doğdum” diyen alnındaki çizgiyi
diline yarım yamalak mandallanan ezgiyi de sev…

Mânâ denizinde madde yüzedursun…
Sen nasıl olsa layık olana gülüşünle
kimi zaman bir üfürük
kimi zaman bir tükürük savurursun…
Sevgiyi, bilmeyen topraklarla tanıştır n’olursun…”MERAL DEMİR

S/ÖĞÜT-Babaannem Derdi ki 2 isimli kitabından

İkinci Adam Yayınları

Nasıl Bir Kişiliğiniz Var Öğrenmek İsteyenler Buraya…

image[1]

Mahkeme salonunda geçen bir filmde aktörsünüz. Aşağıdakilerden hangisini oynardınız?

  1. Avukat
  2. Dedektif
  3. Suçlu
  4. Şahit

Yanıt:

Aktör, sizin sosyal kişiliğinizi ve dış dünyayı karşılayan yüzünüzü simgeler. Oynadığınız rol, bir kriz durumunda ne tepki verdiğinizi anlatır.

  1. Ateş altında daima soğukkanlısınız ve sizi terlerken görmek zor. Fakat çok gergin durumlarda ortaya çıkan bir başka yüzünüz daha var. Kısıtlamaları unutacak kadar ateşli ve gerekirse patlamaya hazır bir savaşçı. Bu soğukkanlılık ve ateşlilik sizi en umutsuz durumlarda bile düzlüğe çıkarıyor.
  2. Karmaşa ve karışıklık sizi etkilemiyor. Başkaları kendilerini kaybettiğinde bile siz sakin kafayla düşünebiliyorsunuz. Çevrenizdekiler bu özelliğinize saygı duyuyor ve zorda kaldıkları zaman sizden yardım istiyorlar.
  3. İlk bakışta güçlü ve umursamaz görünüyorsunuz ama aslında savaşları sonuna kadar götürmek için gerekli olan şey sizde yok. İşler zorlaşınca, kaygılanmakla vakit kaybediyor, sorunları çözmek yerine kendinizi yargılamaya başlıyorsunuz. Sizin için yapılacak en iyi şey olayları daha pratik yoldan çözümleyebilen birisiyle ortaklık kurmaktır.
  4. Her durumda uyumlu ve yardımsever olarak görünseniz de başkalarını memnun etmek için gösterdiğiniz fazla çaba sizi de bir dert kaynağı haline getiriyor. Herkesle her zaman geçinmek uğruna tutarsız ve hatta güvenilmeyecek birisi haline geliyorsunuz. Yaptıklarınızın başkalarını mutlu ya da mutsuz edip etmediğinden sürekli endişe duymayı bırakmalısınız. Kendinizi ispatlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz

Kişiliğinin Karanlık Yanıyla Yüzleşmek İstiyorsan Bu Testi Yap…

Ülkede bir canavar ortalığı kasıp kavuruyor, korku saçıyor ve durdurulamıyor. Üstelik size doğru geliyor. Canavar öfkeyle dolu ve onunla konuşmanın ya da ikna etmenin imkanı yok. Ama neden bu kadar öfkeli?

  1. Karnı aç ve yemek bulmak için avlanıyor.
  2. Kaybettiği sevgilisini arıyor.
  3. Çok çirkin olduğu için çok mutsuz.
  4. Tüm dünyaya öfkeli.

Yanıt:

Bu canavar, kişiliğinizin karanlık yanını temsil etmektedir.

  1. Öfkeli canavar kendi iştahınıza açtığınız savaşa tepki vermektedir. Son zamanlarda bir diyetli mi güreşiyorsunuz? Karnınız boşken kafanızı çalıştırmak zordur. Ama ölçülü olmakta da fayda vardır.
  2. Belki de romantik anlamda sorunlar yaşıyorsunuz şu sıralar. Ama unutmayın her aşkta inişli çıkışlı dönemler olacaktır.
  3. Kendi görüntünüzden bir şekilde memnun olmayabilirsiniz. Ama bu dünyanın bizi algılama şeklini de negatif olarak etkileyebilir. Sevilmek için ilk adım aynaya baktığınızda gördüğünüzü sevmekle başlar.
  4. Bu cevabı seçenler karamsarlardır. Sizin için bardağın yarısı hep boş, üstelik suyun tadı kötü. Düzeltilebilecek yanlışlar bulmak iyidir ama hep şikayet ederek dünyayı değiştiremezsiniz. Bu enerjiyi olumluya doğru kullanmak için bir yol bulmaya çalışmalısınız.

Ölüme Mahkum Edilen Filozof Sokrates’tan 32 Özlü Söz

İdam edilmeden önce karısı Xanthippe Sokrates’e şöyle der: “Ama sen suçsuzsun; suçsuz yere idam ediliyorsun.”

Sokrates de buna karşılık şöyle bir cevap verir: “Be kadın, suçlu olarak idam edilmemi mi yeğlerdin?”

1. Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan, işe önce kendisinden başlamalıdır.

Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan, işe önce kendisinden başlamalıdır.

2. Kendin pahasına olduktan sonra tüm dünyayı kazansan eline ne geçer?

3. Kendini bulmak istiyorsan, kendin için düşün.

4. Hayret etmek bir filozofun hissidir ve felsefe hayret etmekle başlar.

5. Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.

6. En faziletli insan, rûhen yükselmeye çalışan, en mutlu insan da yükseldiğini duyandır.

7. Cahil insan kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir.

8. İnsanlar her zaman her yerde acıkmışlardır ama her zaman her yerde erdemli olmamışlardır.

9. Yalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur.

10. Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.

11. Bir insanın onsuz yapabileceği ne kadar çok şey vardır.

12. En derin arzular genellikle en ölümcül nefretlere sebep olur.

13. Endişelerinizden kurtulmak istiyorsanız , yaşamaktan en çok korktuğunuz şeyin bir gün başınıza geleceğini kabul edin.

14. Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir.

15. Sadece bir iyi vardır, bilgi; ve sadece bir kötü vardır, cehalet.

16. Öğrenmek, eskiden bilinmiş bir şeyi yeniden hatırlamaktan başka bir şey değildir.

17. Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.

18. Eğer istediğin olmazsa acı çekersin, eğer istemediğin bir şey olursa yine acı çekersin, hatta istediğin şey tam olarak olsa da yine acı çekersin çünkü onu kaybetme riskin vardır. Zihin böyle belalı bir şeydir. Değişimden özgür olmak ister. Hayatın koşullarından ve ölümden özgür. Fakat değişim hayatın kanunudur ne kadar direnden de bu gerçeği değiştiremezsin.

19. Eğitim, kıvılcımla ateş yakmaktır, boş bir kabı doldurmak değildir.

20. Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir.

21. Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.

22. Ölüm insanlara verilmiş nimetlerin en büyüğü olabilir.

23. Değersiz insanlar sadece yemek ve içmek için yaşarlar, değerli insanlar ise sadece yaşamak için yer ve içerler.

24. Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı, kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir. Onların denetimi dışarıdan gelmektedir.

25. Ne kadar az şey istiyorsan, o kadar Tanrı’ya yakınsın!

26. Bilgelik hayret etmekle başlar.

27. Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.

28. Kainatta tesadüfe, tesadüf edilmez.

29. Hayattan uzaklaştığımız ölçüde gerçeğe yaklaşırız.

30. Kendini bil.

31. İnsan bildiğini öğrenir.

32. Umut her daim vardır.

kaynak: onedio